Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 8181Soru

Divan şiiri, İslam medeniyeti dairesinde şekillenmiş zengin bir kültürel birikimin ve somut hayatın izlerini taşır. Aşağıda verilen divan edebiyatının beslendiği temel kaynaklar ile bu kaynakların şiirdeki yansımalarını gösteren açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Dini ve Tasavvufi Kaynaklar
İran Mitolojisi ve Şehname
Tarihî ve Efsanevi Aşk Anlatıları
Mahalli Hayat ve Sosyal Unsurlar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dini ve Tasavvufi Kaynaklar - Fuzuli'nin peygamber sevgisi ve Nabi'nin ahlaki öğütlerindeki dini ögelerle; İran Mitolojisi ve Şehname - Cemşid, Keyhüsrev, Rüstem gibi kahramanlarla yapılan övgülerle; Tarihî ve Efsanevi Aşk Anlatıları - Behistun Dağı'nı delme ve çölde aklını yitirme gibi klasik aşk mesnevileriyle; Mahalli Hayat ve Sosyal Unsurlar - Sadabad eğlenceleri, mesire yerleri ve somut yaşam ögeleriyle eşleşir.
Sol taraftaki kaynaklar, sağ taraftaki açıklamalarla edebiyattaki yansımaları ve şairlerin şiirlerindeki kullanım amaçları doğrultusunda bire bir eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dini ve tasavvufi kaynakları eşleştirme
Dini ve Tasavvufi Kaynaklar ifadesi, ayetler, hadisler ve peygamber sevgisi ile ilgili açıklamayla eşleşir.
Kutsal metinler ve tasavvuf öğretisi dini kaynakların temelidir.
2
Mitolojik unsurları eşleştirme
İran Mitolojisi ve Şehname ifadesi, Şehname kahramanlarını içeren açıklamayla eşleşir.
Şehname'den alınan karakterler devlet büyüklerinin övgüsünde sıklıkla kullanılır.
3
Aşk mesnevilerini eşleştirme
Tarihî ve Efsanevi Aşk Anlatıları ifadesi, dağ delme ve çöl motiflerinin yer aldığı açıklamayla eşleşir.
Leyla ile Mecnun, Ferhad ile Şirin aşk ıstırabının divan edebiyatındaki temel yansımalarıdır.
4
Sosyal çevre unsurlarını eşleştirme
Mahalli Hayat ve Sosyal Unsurlar ifadesi, saray hayatı, düğünler, mesire yerleri gibi ögelerin yer aldığı açıklamayla eşleşir.
İstanbul'un günlük yaşamı ve yerel unsurlar mahallileşme akımının yansımalarıdır.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatının genel kaynakları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8182Soru

Aşağıdaki sol sütunda Tanzimat I. Dönem Türk edebiyatına ait metin parçaları, sağ sütunda ise bu parçaların temsil ettiği sanatçı ve edebî özellikler verilmiştir. Bu metin parçalarını ilgili sanatçı ve edebî özelliklerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

"Ne efsunkâr imişsin ey dîdâr-ı hürriyet / Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten"
"Vahdet-i zâtına aklımca şehâdet lâzım / Candan u dilden inan��p heman îmân ederim"
"İdrâk-i maâlî bu küçük akla gerekmez / Zîrâ bu terazi o kadar sıkleti çekmez"
"Ey kariler! Görüyorsunuz ya, alafrangalık hevesiyle kendi öz değerlerini unutanların düştüğü bu gülünç durum, cehaletin ta kendisidir."

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci metin parçası Namık Kemal'in romantik ve vatanperver şiir anlayışıyla; ikinci metin parçası Şinasi'nin akılcı ve klasik münacatıyla; üçüncü metin parçası Ziya Paşa'nın hikemî ve geleneksel terkib-i bendiyle; dördüncü metin parçası ise Ahmet Mithat Efendi'nin okura doğrudan seslenen popüler roman tekniğiyle eşleşmektedir.
Eşleştirmede her metin parçası kendi sanatçısının sanat anlayışını yansıtmaktadır: Hürriyet Kasidesi Namık Kemal'in romantizmini ve vatan-hürriyet temasını; Münacat Şinasi'nin rasyonalizmini; Terkib-i Bend Ziya Paşa'nın hikemî divan geleneğine bağlılığını; 'ey kariler' hitabı ise Ahmet Mithat Efendi'nin halkı eğitme amacını yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci metindeki anahtar kavramları analiz etme
Metinde geçen 'hürriyet' kavramı ve coşkun lirik eda tespit edilir.
Tanzimat I. Dönem'de hürriyet ve vatan kavramlarını kaside biçiminde ilk işleyen sanatçı Namık Kemal'dir.
2
İkinci metindeki felsefi ve edebi yaklaşımı belirleme
Metinde geçen 'vahdet-i zat', 'akıl' ve 'şehadet' kavramları klasisizmin rasyonalizmi ile bağdaştırılır.
Münacatta Tanrı'nın varlığını akılla kavramaya çalışan ve edebiyatımızda klasisizmden etkilenen ilk isim Şinasi'dir.
3
Üçüncü metindeki biçimsel ve düşünsel çizgiyi inceleme
Metnin aklın sınırlarını sorgulayan hakimane (hikemî) söylemi ve beyit yapısı belirlenir.
Tanzimat Dönemi'nde geleneksel divan şiiri çizgisine bağlı kalarak bu tarz hikemî beyitler yazan sanatçı Ziya Paşa'dır.
4
Dördüncü metindeki anlatım tekniğini ve hitap tarzını değerlendirme
Okuyucuya doğrudan seslenilmesi ve araya girilerek ahlaki/eğitici ders verilmesi belirlenir.
Tanzimat romanında meddah tekniğini kullanarak halkı eğitmeyi amaçlayan popüler romancı Ahmet Mithat Efendi'dir.

Anahtar Kavram

Tanzimat I. Dönem sanatçılarının edebi anlayışları, benimsedikleri akımlar ve eserlerindeki üslup özellikleri
Soru 8183Soru

Divan edebiyatında nazım şekilleri bent sayılarına ve yapılarına göre farklılık gösterir. Bu edebiyatta Türklerin kendi yaratıcılığıyla oluşturup kazandırdığı, tek dörtlükten ibaret olan, halk şiirindeki maninin yapısal ve tematik izlerini taşıyan ve aruzun yalnızca belirli bir kalıbıyla yazılan bir nazım şekli vardır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu parçada sözü edilen nazım şeklinin bir örneğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özünü bilenlere bir yâr gerek
Gönlünde ne var ise bî-karâr gerek
Aşkı hırka eyleyip giyen kişiye
Dünyada ne nâm u ne de ar gerek

Cevap

Özünü bilenlere bir yâr gerek... ile başlayan dörtlük (Tuyuğ)
Doğru cevap olan 'Özünü bilenlere bir yâr gerek...' dörtlüğü, Türk şairler tarafından divan edebiyatına kazandırılan ve halk şiirindeki mani gibi tek dörtlükten oluşup 'aaba' şeklinde kafiyelenen 'tuyuğ' nazım şeklinin örneğidir. Şiirin aruz vezni incelendiğinde 'fâilâtün fâilâtün fâilün' kalıbına uygun olduğu ve tuyuğ türünün kurucusu kabul edilen Kadı Burhaneddin'e ait olduğu görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada özellikleri verilen nazım şeklini tespit etmek.
Türklerin divan edebiyatına kazandırdığı, tek dörtlükten oluşan ve halk edebiyatındaki mani nazım ��eklinden etkilenen türün 'tuyuğ' olduğu belirlenir.
Soruda verilen ipuçları (Türklerin kazandırması, tek dörtlük, mani etkisi, tek aruz kalıbı) doğrudan tuyuğ nazım şeklini işaret etmektedir.
2
Seçeneklerdeki dörtlüklerin yapısal ve biçimsel özelliklerini incelemek.
Doğru seçenekte yer alan 'Özünü bilenlere bir yâr gerek...' dörtlüğünün tek dörtlükten oluştuğu, 'aaba' şeklinde kafiyelendiği ve aruzun 'fâilâtün fâilâtün fâilün' kalıbıyla yazıldığı görülür. Ayrıca Kadı Burhaneddin'e ait olan bu şiir tuyuğun en belirgin örneğidir.
Tuyuğ nazım şeklini diğer tek dörtlüklerden (özellikle rubaiden) ayırt etmek için şair, vezin ve köken analizi yapılması gerekir.
3
Diğer seçeneklerdeki şiirlerin nazım şekillerini belirleyerek eleme yapmak.
Diğer şiirlerin rubai, şarkı, mersiye (terkibibent bendi) ve murabba olduğu saptanır.
Yanlış seçeneklerin elenmesiyle doğru seçeneğin netleştirilmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatı Nazım Şekilleri - Dörtlük ve Bentlerle Kurulanlar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8184Soru

Gönül gurbet ele varma
Ya döner olur ya dönmez
Her dilbere meyil verme
Ya sever olur ya sevmez

Âşık edebiyatı geleneğine ait bu dörtlünün nazım biçimi ve naz��m türü aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Semai - Güzelleme

Cevap

Semai - Güzelleme
Verilen dörtlük hecelendiğinde bütün dizelerin 8'li hece ölçüsüne sahip olduğu görülür. Âşık edebiyatında 8'li hece ölçüsüyle yazılan nazım biçimi semaidir. Şiirin içeriği incelendiğinde ise sevgiliye duyulan aşk, gurbet ve gönül işleri gibi lirik konuların işlendiği görülür; bu da şiirin nazım türünün güzelleme olduğunu kanıtlar. Dolayısıyla doğru yanıt semai ve güzelleme eşleşmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Dörtlüğün hece ölçüsünü belirlemek için dizelerdeki heceler sayılır.
Dizelerin tamamının 8 heceli olduğu görülür (Gö-nül gur-bet e-le var-ma = 8 hece). Bu durum şiirin nazım biçiminin koşma (11'li hece) olamayacağını, semai veya varsağı (8'li hece) olabileceğini gösterir.
Âşık edebiyatında hece sayısı nazım biçimlerini ayırt etmede en temel yap��sal unsurdur.
2
Dörtlüğün üslup ve edasını inceleyerek varsağı olasılığı değerlendirilir.
Şiirde varsağılara özgü olan 'bre, hey, behey' gibi yiğitçe ünlemler ve meydan okuyan bir üslup bulunmamaktadır. Dolayısıyla nazım biçimi semaidir.
Varsağı ve semai hece sayısı bakımından aynı olsa da üslup ve ezgi yönüyle birbirinden ayrılır.
3
Şiirin teması analiz edilerek nazım türü belirlenir.
Dörtlükte aşk, sevgili ('dilber') ve gönül ilişkileri gibi lirik konular işlenmektedir. Bu temalar halk edebiyatında güzelleme türünün kapsamına girer.
Nazım türleri şiirin işlediği konuya göre belirlenir.

Anahtar Kavram

Âşık edebiyatı nazım biçimlerini hece ölçüsü ve üsluba göre ayırt etme; nazım türlerini ise konuya göre belirleme.
Soru 8185Soru

Edebiyat tarihi araştırmalarında, şairlerin şiirlerinde kullandıkları dil, mazmunlar ve tema tercihleri onların yaşadığı yüzyıl ve dâhil oldukları edebî ekol hakkında önemli ipuçları verir. Örneğin; tasavvufi derinlikten uzak, dünyevi aşkı, yaşamın zevklerini ve İstanbul Türkçesinin kıvraklığını şiire yansıtan, tasvirlerinde tabiatı canlı bir şekilde kullanan bir şairin rindane tarzı hemen dikkati çeker.

Bu parçada sözü edilen edebî anlayış ve üslup özellikleri dikkate alındığ��nda, aşağıdaki beyitlerden hangisinin 16. yüzyılın bu anlayıştaki temsilcisine ait olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bâkî çemende hayli perîşân imiş varak / Benzer ki bir şikâyeti var rûzgârdan

Cevap

Bâkî çemende hayli perîşân imiş varak / Benzer ki bir şikâyeti var rûzgârdan
Doğru cevap, Bâkî'nin mahlasının geçtiği ve sonbaharda dökülen yapraklar üzerinden canlı bir tabiat tasviri sunan beyittir. Parçada belirtilen dünyevi aşk, yaşamın zevkleri (rindane tarz), tasavvufi derinlikten uzaklık, canlı tabiat tasvirleri ve İstanbul Türkçesi özellikleri 16. yüzyıl Divan şairi Bâkî'nin edebî şahsiyetiyle birebir örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen ipuçlarını analiz etmek.
İpuçları: tasavvuf dışı dünyevi aşk, rindane üslup, İstanbul Türkçesi, canlı tabiat tasvirleri ve 16. yüzyıl şairi olması.
Parçadaki özelliklerin 16. yüzyıl Divan şairi Bâkî'yi işaret ettiğini belirlemek için.
2
Seçeneklerdeki beyitleri şair, yüzyıl ve üslup yönünden karşılaştırmak.
Doğru şıkta yer alan beyitte Bâkî'nin mahlasının geçtiğini, tabiat unsurlarının (çemen, varak, rüzgâr) rindane üslupla betimlendiğini ve 16. yüzyıl dil özelliklerini taşıdığını saptamak.
Şair mahlası, dönemi ve üslubu arasındaki doğru eşleşmeyi onaylamak için.

Anahtar Kavram

16. Yüzyıl Divan Şairi Bâkî'nin Rindane Üslubu ve Edebî Kişiliği
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8186Soru

İslam düşüncesinde akılcı tavrıyla bilinen ve inanç konularını rasyonel bir çerçevede temellendirmeye çalışan bu ekol; adaleti Allah'ın en temel niteliklerinden biri olarak kabul eder. İnsanın kendi eylemlerini hür iradesiyle gerçekleştirdiğini, dolayısıyla eylemlerinden tamamen kendisinin sorumlu olduğunu savunur. İnanç-amel ilişkisi bağlamında ise büyük günah işleyen bir kimsenin ne tam anlamıyla mümin ne de kâfir olduğunu, bu iki durum arasında bir yerde bulunduğunu ileri sürer.

Bu paragrafta görüşleri ve temel kabulleri açıklanan itikadi-siyasi mezhep aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mu'tezile

Cevap

Mu'tezile
Paragrafta geçen 'insanın kendi eylemlerini hür iradesiyle gerçekleştirmesi' ve 'büyük günah işleyen bir kimsenin iman ile küfür arasında bir yerde bulunması' görüşleri, Mu'tezile mezhebinin temel beş esası arasında yer alan adalet ve el-menziletü beyne'l-menzileteyn ilkelerini tanımlamaktadır. Dolayısıyla doğru cevap Mu'tezile'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki anahtar kavramları belirlemek.
Anahtar kavramlar: Akılcı yaklaşım, insanın kendi eylemlerini yaratması (özgür irade) ve büyük günah işleyenin ne mümin ne kâfir olup bu ikisi arasında bir yerde (el-menziletü beyne'l-menzileteyn) yer alması.
Soruda hangi itikadi ekolün anlatıldığını bulmak için ayırt edici mezhebi ilkeleri tespit etmek gerekir.
2
Elde edilen ilkeleri İslam düşüncesindeki itikadi-siyasi ekollerin görüşleriyle karşılaştırmak.
Büyük günah işleyen için 'iki konum arasında bir yer' kabulü ve adaletin gereği olarak insanın kendi fiillerini yaratması düşüncesi doğrudan Mu'tezile'nin 'adalet' ve 'el-menziletü beyne'l-menzileteyn' esaslarına aittir.
Ekollerin temel inanç ilkelerini bilmek, metinde tasvir edilen ekolü doğru tespit etmeyi sağlar.
3
Çelişen mezhep görüşlerini eleyerek doğru sonuca ulaşmak.
Maturidilik, Eş'arilik, Haricilik ve Şia'nın bu konulardaki farklı yaklaşımları göz önüne alındığında metnin sadece Mu'tezile'yi tanımladığı kesinleşir.
Diğer seçeneklerin neden elendiğini teyit etmek hata yapma ihtimalini ortadan kaldırır.

Anahtar Kavram

Mu'tezile mezhebinin adalet ve el-menziletü beyne'l-menzileteyn ilkeleri
Soru 8187Soru

Klasik mantıkta doğru düşünmenin temelini oluşturan akıl ilkeleri, düşüncenin tutarlılığın�� ve geçerliliğini sağlayan en genel kurallardır.

Buna göre, sol sütunda verilen açıklamaları sağ sütundaki uygun akıl ilkeleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mantıksal olarak bir kavramın kendi kendisiyle aynı olma durumunu ifade eder. A=AA = A veya 'A, A'dır' şeklinde formüle edilir.
Bir nesnenin aynı zaman ve şartlar altında çelişik iki yükleme birden sahip olamayacağını belirtir. AA, aynı anda hem BB hem de BB-olmayan olamaz.
Çelişik iki önermeden birinin doğru, diğerinin yanlış olduğunu; bu iki durum dışında üçüncü bir seçeneğin bulunamayacağını belirtir. AA, ya BB ya da BB-olmayandır.
Bir şeyin var olabilmesi veya bir önermenin doğru kabul edilebilmesi için kendisi dışında mantıksal bir dayanağının bulunması gerektiğini savunur.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci açıklama Özdeşlik İlkesi ile, ikinci açıklama Çelişmezlik İlkesi ile, üçüncü açıklama Üçüncü Halin İmkânsızlığı İlkesi ile ve dördüncü açıklama Yeter-Sebep İlkesi ile eşleşir.
Verilen tanımlar ve mantıksal formüller sırasıyla klasik mantığın dört temel ilkesiyle (Özdeşlik, Çelişmezlik, Üçüncü Halin İmkânsızlığı ve Yeter-Sebep) birebir örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Özdeşlik ilkesinin tanımı ve sembolik gösterimi incelenir.
Bir kavramın veya nesnenin kendisiyle aynı olmasını ifade eden, 'A=AA = A' formülüne sahip açıklama Özdeşlik İlkesi ile eşleştirilir.
Özdeşlik ilkesi her şeyin kendisi olmasını ve kavramların kararlılığını gerektirir.
2
Çelişmezlik ilkesinin tanımı ve yüklem ilişkisi çözümlenir.
Aynı anda hem BB hem de BB-olmayan olunamayacağını belirten açıklama Çelişmezlik İlkesi ile eşleştirilir.
Çelişmezlik ilkesi bir varlığa aynı anda zıt iki özelliğin yüklenemeyeceğini öngörür.
3
Üçüncü halin imkânsızlığı ilkesinin iki seçenekli yapısı değerlendirilir.
İki çelişik durum dışında üçüncü bir seçeneğin bulunmadığını belirten 'A, ya B ya da B-olmayandır' ifadesi Üçüncü Halin İmkânsızlığı İlkesi ile eşleştirilir.
Bu ilke mantıkta gri alanları dışlayarak iki kesin değerden birinin seçilmesini zorunlu kılar.
4
Yeter-sebep ilkesinin varlık veya bilgi düzeyindeki gerekçe arayışı analiz edilir.
Her önermenin veya olayın mantıklı bir dayanağı olması gerektiğini savunan açıklama Yeter-Sebep İlkesi ile eşleştirilir.
Yeter-sebep ilkesi, hiçbir şeyin sebepsiz yere var olamayacağını veya doğru kabul edilemeyeceğini belirtir.

Anahtar Kavram

Akıl İlkeleri
Soru 8188Soru

Naim Efendi bu koca konakta yapayalnızdı. Damadı Servet Bey’in alafranga özentileri, torunu Seniha’nın sınır tanımaz davranışları ve konağa girip çıkan davetlilerin gürültüsü arasında o, adeta geçmiş bir zamanın hayaleti gibi dolaşıyordu. Bu büyük konak, içindekilerle birlikte yavaş yavaş çöküyor; eski değerler yerini yeni ve yozlaşmış bir yaşam tarzına bırakıyordu.

Bu parçada sözü edilen aile içi çatışmalar ve değer kaybı etrafında şekillenen Millî Edebiyat Dönemi romanı a��ağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kiralık Konak

Cevap

Kiralık Konak
Parçada tasvir edilen Naim Efendi, Servet Bey ve Seniha karakterleri Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Kiralık Konak adlı romanına aittir. Roman, Tanzimat'tan I. Dünya Savaşı'na kadar olan dönemde Türk toplumundaki üç kuşağın değer çatışmasını konu alır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen şahıs kadrosunu (Naim Efendi, Servet Bey, Seniha) ve temel çatışma unsurlarını (eski-yeni çatışması, alafrangalık, konağın çöküşü) inceleyin.
Bu karakterlerin ve temaların Millî Edebiyat Dönemi yazarı Yakup Kadri Karaosmanoğlu'na ait Kiralık Konak romanında yer aldığı belirlenir.
Eserin konusunu ve kahramanlarını doğru eşleştirmek sorunun doğrudan çözülmesini sağlar.
2
Seçeneklerde yer alan diğer eserlerin ait olduğu dönemleri ve konularını kontrol edin.
Diğer eserlerin Tanzimat ve Servet-i Fünun dönemlerine ait olduğu ve farklı konuları işlediği tespit edilir.
Dönem ve yazar-eser sınırlarını netleştirerek doğru yanıttan emin olunur.

Anahtar Kavram

Millî Edebiyat Dönemi Romanlarının Temaları ve Karakterleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8189Soru

İslam medeniyetinde ortaya çıkan eğitim, bilim ve sağlık kurumları, tarihsel süreçte üstlendikleri işlevlere göre çeşitlilik göstermiştir. Aşağıda verilen kurumları, yanlarında yer alan temel faaliyet alanlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Darülkurra
Darülhadis
Şifahane
Rasathane

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Darülkurra, Kur'an ve kıraat ilminin öğretildiği uzmanlık kurumları ile; Darülhadis, hadis ilminin öğretildiği ve uzmanların yetiştirildiği merkezler ile; Şifahane, hastaların tedavi edildiği ve hekimlerin yetiştirildiği sağlık kuruluşları ile; Rasathane ise gök cisimlerinin gözlemlendiği araştırma merkezleri ile eşleşmektedir.
Eşleştirmede her kurum kendi ihtisas alanına uygun faaliyetle eşleşmiştir: Darülkurra kıraat eğitimiyle, Darülhadis hadis eğitimiyle, Şifahane tıp eğitimi ve tedaviyle, Rasathane ise astronomik gözlemlerle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların sözcük kökenlerini ve temel işlevlerini analiz edin.
Darülkurra terimindeki 'kurra' kelimesinin kıraat ve Kur'an okuyucuları ile; Darülhadis teriminin Peygamberimizin sözleri olan hadis ilmiyle; Şifahane teriminin şifa (sağlık) ve tedaviyle; Rasathane teriminin ise rasat (gözlem) faaliyetiyle ilişkili olduğu belirlenir.
Kelimelerin etimolojik kökenleri ve kurumsal amaçları, doğru eşleştirmeyi yapmanın en temel adımıdır.
2
Tanımları kurumlarla eşleştirerek doğruluğunu kontrol edin.
Darülkurra kıraat eğitimiyle (right_2), Darülhadis hadis eğitimiyle (right_1), Şifahane hekimlik ve tedaviyle (right_4), Rasathane ise astronomik gözlemlerle (right_3) eşleşir.
Her kurumun kendine has ihtisas alanı bulunduğundan, tanımlar net bir şekilde birbirini tamamlar.

Anahtar Kavram

İslam medeniyetindeki eğitim, bilim ve sağlık kurumlarının işlevleri ve ihtisas alanları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8190Soru

Bir Müslümanın, karşılaştığı haksızlıklar ve kışkırtmalar karşısında soğukkanlılığını koruması, intikam alma gücüne sahip olduğu hâlde nefsine hâkim olup bağışlayıcı ve yapıcı bir tavır takınması İslam ahlakında övgüyle karşılanmıştır. Kur’an-ı Kerim’de bu tavrı gösterenler, "Onlar öfkelerini yutarlar ve insanları affederler..." (Âl-i İmrân, 134) ayetiyle övülmüştür.

Buna göre, sözü edilen ahlaki tutumu ve olgunluğu ifade eden temel erdem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hilm

Cevap

Hilm
Doğru cevap olan kavram, kişinin öfke anında soğukkanlılığını koruyabilmesi, gücü yettiği hâlde affedici ve hoşgörülü olabilmesini ifade eden hilm erdemidir. Ayette geçen öfkeyi yutma ve insanları bağışlama nitelikleri doğrudan bu kavramın karşılığıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafta verilen ahlaki durumu ve ayet-i kerimeyi analiz etmek.
Paragrafta haksızlıklara karşı soğukkanlılığı koruma, nefsine hâkim olma, öfkeyi yutma ve bağışlayıcı davranma gibi özellikler vurgulanmaktadır.
Soru kökündeki ipuçlarını doğru değerlendirip hangi ahlaki kavramın hedeflendiğini belirlemek için bu analiz gereklidir.
2
Seçeneklerde yer alan temel erdemlerin tanımlarını gözden geçirmek.
Şecaat cesareti, iffet arzu kontrolünü, tevazu alçakgönüllülüğü, adalet dengeyi ifade ederken; hilm ise öfkeyi yutmayı, yumuşak huyluluğu ve bağışlayıcılığı temsil eder.
Hedeflenen kavramı diğer erdemlerden ayırt edebilmek amacıyla tanımlar karşılaştırılır.
3
Analiz edilen durum ile en uygun erdemi eşleştirmek.
Öfkeyi yutmak ve bağışlayıcı olmak doğrudan 'Hilm' erdemiyle örtüşmektedir.
En doğru tanımı içeren kavramı seçerek sonuca ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

İslam Ahlakında Başlıca Erdemler: Hilm
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8191Soru

I. Öncül: Bütün kuşlar kanatlıdır.
II. Öncül: Bazı hayvanlar kuş değildir.
Sonuç: O halde bazı hayvanlar kanatlıdır.

Yukarıda verilen kıyasın geçersiz olmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Öncüllerden biri olumsuz olduğu hâlde sonucun olumlu olması

Cevap

Öncüllerden biri olumsuz olduğu hâlde sonucun olumlu olması
Klasik mantık kuralları uyarınca bir kıyasta öncüllerden biri olumsuz ise sonuç da olumsuz olmalıdır. Verilen kıyasta ikinci öncül olumsuz bir önerme olmasına karşın sonuç önermesi olumlu bir yargı bildirmektedir. Bu durum kıyasın nitelik kuralını doğrudan ihlal ettiği için çıkarımı geçersiz kılmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kıyası oluşturan öncüllerin ve sonucun niteliğini (olumlu veya olumsuz olma durumlarını) analiz etmek.
Birinci öncül olumlu, ikinci öncül olumsuz ('de��ildir' ifadesinden dolayı) ve sonuç önermesi ise olumludur.
Kıyasın geçerlilik kurallarına uygunluğunu denetleyebilmek için öncelikle önermelerin nitelik özelliklerini belirlemek gerekir.
2
Nitelikle ilgili klasik kıyas kurallarını hatırlamak ve kıyasa uygulamak.
Klasik mantık kurallarına göre, öncüllerden biri olumsuz ise sonuç önermesi de mutlaka olumsuz olmak zorundadır.
Öncüllerin taşıdığı olumsuzluk niteliğinin sonuç önermesinin niteliğini nasıl belirlediğini denetlemek.
3
Kıyastaki kural ihlalini tespit edip geçersizlik nedenini netleştirmek.
İkinci öncül olumsuz olmasına rağmen sonuç önermesi olumlu kurulduğu için kıyas geçersizdir.
Hatalı çıkarımın hangi mantık kuralına aykırı olduğunu kesin olarak saptamak.

Anahtar Kavram

Klasik mantıkta kıyas kuralları ve nitelik yönünden geçerlilik koşulları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8192Soru

Tanzimat Dönemi romanlarında yer alan aşağıdaki kahramanları, bu kahramanların temsil ettiği toplumsal/tematik rollerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Dilber
Bihruz Bey
Râkım Efendi
Mahpeyker

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dilber karakteri esaret ve cariyelik temasını işleyen açıklamayla; Bihruz Bey alafranga züppe tipiyle; Râkım Efendi idealize edilmiş çalışkan kahramanla; Mahpeyker ise genç bir adamı felakete sürükleyen olumsuz kadın karakterle eşleşmektedir.
Dilber esaret ve cariyelik trajedisiyle; Bihruz Bey alafranga züppe tipiyle; Râkım Efendi Doğu-Batı sentezi yapmış ideal karakterle; Mahpeyker ise edebiyatımızdaki ilk olumsuz kadın tiplerinden biri olarak kurgulanmıştır. Bu tanımlamalar karakterlerin romanlardaki anahtar işlevleriyle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak Dilber karakteri incelenir.
Dilber, Sergüzeşt romanında cariyelik ve esaret temasını temsil eder. Dolayısıyla esaret konusunun anlatıldığı açıklama ile eşleşir.
Romanda Dilber'in küçük yaşta Kafkasya'dan getirilip cariye olarak satılması ve dramı ele alınır.
2
İkinci olarak Bihruz Bey karakteri incelenir.
Bihruz Bey, Araba Sevdası romanında yanlış Batılılaşmanın, şıklık merakının ve yüzeysel alafrangalığın temsilcisidir. Dolayısıyla alafranga züppe tipini anlatan açıklama ile eşleşir.
Bihruz Bey karakteri edebiyatımızda alafranga züppe tipinin ilk yetkin örneğidir.
3
Üçüncü olarak Râkım Efendi karakteri incelenir.
Râkım Efendi, Felâtun Bey ile Râkım Efendi romanında çalışkan, kendi ayakları üzerinde duran ve Doğu ile Batı değerlerini sentezleyen ideal karakterdir. Dolayısıyla yazarın idealize ettiği tipi tanımlayan açıklama ile eşleşir.
Ahmet Mithat Efendi, Felâtun Bey'in karşısına Râkım'ı çıkararak dönemin gençliğine doğru yolu göstermeyi amaçlamıştır.
4
Dördüncü olarak Mahpeyker karakteri incelenir.
Mahpeyker, İntibah romanında Ali Bey'i baştan çıkaran ve onun felaketini hazırlayan olumsuz kadın figürüdür. Dolayısıyla ilk olumsuz kadın karakter tasvirini içeren açıklama ile eşleşir.
Mahpeyker, Ali Bey'e duyduğu öfke ve intikam arzusu yüzünden olayların trajik bir hal almasına neden olur.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi Roman Kahramanları ve Temaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8193Soru

Klasik Türk edebiyatı (Divan edebiyatı), kendine özgü estetik kuralları, dil yapısı ve zengin kaynak havuzuyla yüzyıllar boyunca varlığını sürdürmüş köklü bir gelenektir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi divan edebiyatının genel özellikleri veya beslendiği kaynaklar arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanatın halkı eğitmede bir araç olarak görülmesiyle birlikte, dilde ve üslupta halkın günlük konuşma diline yakın, sade ve yalın bir anlatım biçimi benimsenmiştir.

Cevap

Sanatın halkı eğitmede bir araç olarak görülmesiyle dilde sadeleşmenin savunulması ve yalın bir anlatım biçiminin benimsenmesi divan edebiyatının değil, Tanzimat I. Dönem ve Halk edebiyatının bir özelliğidir.
Sanatın halkı eğitmede bir araç olarak görülmesiyle dilde sadeleşmenin savunulması ve yalın bir anlatım biçiminin benimsenmesi divan edebiyatının değil, Tanzimat I. Dönem ve Halk edebiyatının bir özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Divan edebiyatının temel estetik anlayışını, dil özelliklerini ve hedeflenen kitleyi analiz etmek.
Divan edebiyatının bireysel konuları işleyen, aruz ölçüsü kullanan, Arapça-Farsça yüklü ağır bir dile sahip ve yüksek zümreye hitap eden bir sanat anlayışı olduğu belirlenir.
Divan şiirinin genel üslup ve sosyo-kültürel bağlamını anlamak için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki ifadelerin divan edebiyatının özellikleriyle uyuşup uyuşmadığını ve diğer edebi dönemlerin özelliklerini taşıyıp taşımadığını incelemek.
Sanatın halkı eğitmek için bir araç olarak görülmesi ve dilde sadeleşmenin savunulması özelliklerinin Tanzimat edebiyatı ve Halk edebiyatı geleneklerine ait olduğu tespit edilir.
Doğru seçeneği bulmak ve bilgi yanlışını ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatının Genel Özellikleri ve Kaynakları
Soru 8194Soru

Aşağıda verilen âşık edebiyatı dörtlüklerini; hece ölçüsü, üslup ve konu özelliklerini dikkate alarak sağdaki uygun nazım biçimi ve türü açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Adalet kalmadı hep zulüm doldu
Geçti şu baharın gülleri soldu
Dünyanın gidişi acayip oldu
Koyun belli değil kurt belli değil
İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif deyi
Deli gönül abdal olmuş
Gezer Elif Elif deyi
Bre ağalar bre beyler
Ölmeden bir dem sürelim
Gözümüze kara toprak
Dolmadan bir dem sürelim
Köroğlu der durun durak bilinsin
Kıratımın nalları hep silinsin
Mert olanın adı mertçe anılsın
Kılıçlar kınından çıktığı zaman

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

I. dörtlük toplumsal eleştiri içeren taşlama (koşma) ile, II. dörtlük a��k temalı güzelleme (semai) ile, III. dörtlük 'bre' ünlemli varsağı ile, IV. dörtlük ise yiğitlik temalı koçaklama (koşma) ile eşleşmelidir.
Eşleştirmelerin doğru yapılabilmesi için her dörtlüğün hece sayısı, içerdiği anahtar ünlemler (bre, hey vb.) ve teması incelenmelidir. I. dörtlük 11'li hece ölçüsüyle yazılmış ve toplumsal bozulmayı yerdiği için taşlamadır. II. dörtlük 8'li hece ölçüsüyle yazılmış ve sevgiliyi (Elif) konu edindiği için semai (güzelleme) örneğidir. III. dörtlük 'bre' ünlemiyle başladığı ve 8'li heceyle söylendiği için varsağıdır. IV. dörtlük ise 11'li hece ölçüsüyle söylenip yiğitlik teması işlediği için koçaklamadır.

Adım Adım Çözüm

1
Dörtlüklerin hece ölçülerini sayarak yapısal sınıflandırma için ilk veriyi toplama.
I. dörtlük 11'li, II. dörtlük 8'li, III. dörtlük 8'li, IV. dörtlük 11'li hece ölçüsündedir.
Âşık edebiyatında koşma (ve türleri olan güzelleme, koçaklama, taşlama) 11'li hece ölçüsüyle yazılırken semai ve varsağı 8'li hece ölçüsüyle yazılır.
2
Dörtlüklerin dil, üslup ve içerdiği özel ünlemleri kontrol etme.
III. dörtlükte 'Bre' ünlemi bulunmaktadır. Diğer dörtlüklerde belirgin bir ünlem yoktur ancak yiğitlik, lirik sevgi ve yergi temaları öne çıkmaktadır.
Varsağı nazım biçimini semaiden ayıran en önemli üslup özelliği 'bre, hey, behey' gibi yiğitçe ünlemlerin kullanılmasıdır.
3
Dörtlüklerin temalarını (nazım türlerini) analiz ederek son eşleştirmeyi gerçekleştirme.
I. dörtlük toplumsal aksaklıkları yeren bir taşlama; II. dörtlük aşk temalı bir güzelleme; IV. dörtlük yiğitlik temalı bir koçaklamadır.
Nazım biçimleri hece ve yapıya dayanırken, nazım türleri konuya göre belirlenir. Bu sayede doğru eşleştirmeler tamamlanır.

Anahtar Kavram

Âşık Edebiyatı Nazım Biçimleri ve Türleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8195Soru

Tanzimat I. Dönem edebiyatının genel özellikleri ve sanatçıların edebi çizgileri dikkate alındığında, Namık Kemal'e ait;

*Vücûdun kim hamîr-i mâyesi hâk-i vatandandır*
*Ne gam râh-ı vatanda çekse dil sad-gûne mihnetler*

*Ne efsunkâr imişsin ey dîdâr-ı hürriyet*
*Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten*

dizeleriyle ilgili olarak:

I. Klasik Türk şiiri estetiğinin nazım biçimi (kaside) ve ölçü (aruz) gibi biçimsel unsurları korunmuştur.
II. Tanzimat II. Dönem şairlerinden Recaizade Mahmut Ekrem'in öncülük ettiği "sanat sanat içindir" ilkesine bağlı kalınarak tamamen soyut ve bireysel bir aşk teması işlenmiştir.
III. Vatan sevgisi ve hürriyet gibi Divan şiirinde yer almayan, toplumsal bilinci ve farkındalığı artırmayı amaçlayan yeni kavramlar şiire taşınmıştır.
IV. Servet-i Fünun şiirinde görülen, anlamı karmaşık mecazlar ve imgelerle gizleyen sembolist bir üslubun özellikleri yansıtılmıştır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

I ve III yargılarının yer aldığı seçenek doğrudur.
Doğru cevap I ve III numaralı yargıların birlikte yer aldığı seçenektir. Namık Kemal'e ait olan bu dizeler biçimsel yönden kaside nazım şekli ve aruz ölçüsü gibi klasik unsurları barındırırken (I. yargı), içerik olarak ise edebiyatımıza o dönemde giren vatan ve hürriyet gibi toplumsal temaları işlemiştir (III. yargı). Bu ikili yapı Tanzimat I. Dönem şiirinin en belirgin özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerin biçimsel (şekilsel) özelliklerini incelemek.
Dizelerin beyit nazım birimiyle yazılması, kafiye düzeni ve aruz ölçüsünün tercih edilmesi klasik şiir estetiğine (kaside biçimine) sadık kalındığını gösterir. Bu durum birinci yargının doğru olduğunu doğrular.
Tanzimat I. Dönem şiirinde biçimsel gelenekselliğin devam edip etmediğini belirlemek.
2
Dizelerin tematik (içerik) özelliklerini analiz etmek.
Dizelerde geçen 'vatan' ve 'hürriyet' kavramları, klasik Divan edebiyatında bu anlamlarıyla yer almayan, toplumu eğitmeyi ve bilinçlendirmeyi hedefleyen yeni temalardır. Bu durum üçüncü yargının doğru olduğunu doğrular.
Şiirde işlenen kavramların yeniliğini ve toplumsal amacını saptamak.
3
Seçeneklerdeki Tanzimat II. Dönem ve Servet-i Fünun iddialarını elemek.
İkinci yargıdaki 'sanat sanat içindir' ilkesi Tanzimat II. Dönem'e özgüdür; oysa bu dizeler toplumsal fayda amacı taşır. Dördüncü yargıdaki sembolist kapalılık ise Servet-i Fünun şiirine aittir; oysa bu dizeler romantizm akımı etkisiyle açık ve coşkulu bir hitabet diliyle yazılmıştır. Dolayısıyla ikinci ve dördüncü yargılar yanlıştır.
Diğer edebi dönemlere ait özelliklerin dizelerle uyuşmazlığını kanıtlamak.
4
Doğru yargıların birleştiği seçeneğe ulaşmak.
Doğru olan I ve III numaralı yargılar bir araya getirilerek doğru cevaba ulaşılır.
Analiz edilen bilgileri birleştirerek nihai sonuca varmak.

Anahtar Kavram

Tanzimat I. Dönem şiirindeki eski biçim (kaside, aruz) ve yeni içerik (vatan, hürriyet) ikiliği (hibrit yapı)
Soru 8196Soru

Aşağıda sol sütunda 15. ve 16. yüzyıl Divan edebiyatının temsilcisi olan şairler, sağ sütunda ise bu şairlerin belirleyici edebî özellikleri ile sanat anlayışlarını yansıtan beyitleri verilmiştir. Buna göre sol sütundaki şairleri sağ sütundaki uygun açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şeyhî
Necâtî Bey
Fuzûlî
Bâkî

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şeyhî şairi Harnâme beyitiyle; Necâtî Bey şairi atasözü/deyim içeren beyitiyle; Fuzûlî şairi aşk ızdırabı temalı lirik beyitiyle; Bâkî şairi ise hoş sadâ ve dünyevi rindlik içeren beyitiyle eşleşmektedir.
Şairler, yaşadıkları yüzyıl, edebî unvanları (Sultânü'ş-Şuarâ, hekim şair vb.), üslup yönelimleri (hiciv, mahallîleşme, lirik aşk acısı, dünyevi rindlik) ve mahlaslarının geçtiği imzalı beyitleriyle tutarlı ve doğru bir biçimde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki şairlerin yaşadığı yüzyılı ve genel üslup özelliklerini belirleyin.
Şeyhî ve Necâtî Bey 15. yüzyıl; Fuzûlî ve Bâkî ise 16. yüzyıl şairleridir.
Şairlerin dönemlerini ve edebî yönelimlerini bilmek, doğru eser ve beyit eşleştirmesi yapmanın temelini oluşturur.
2
Sağ sütundaki beyitlerin içerdiği mahlasları ve üslup ipuçlarını inceleyin.
Birinci açıklama Harnâme'nin meşhur giriş beyitini içerir; ikinci açıklamada Necâtî mahlası ve deyim yer alır; üçüncü açıklamada Fuzûlî mahlası ve aşk acısı vurgulanır; dördüncü açıklamada ise Bâkî mahlası ve hoş sadâ ifadesiyle dünyevi duruş belirtilir.
Divan şiirinde mahlas beyitleri ve belirgin tema/tür tercihleri (hiciv, lirik aşk, rindlik, mahallîleşme) şair tespiti için kesin kanıttır.
3
Şairlerin edebî karakterleri ile beyitlerdeki temaları eşleştirerek tabloyu tamamlayın.
Şeyhî tıp eğitimi ve hiciv yönüyle; Necâtî Bey atasözü/deyim zenginliğiyle; Fuzûlî aşk acısının yüceliğiyle; Bâkî ise pürüzsüz dil işçiliği ve rindane tavrıyla doğru şekilde eşleşir.
Sanatçıların kişisel yaşamları, unvanları ve poetik tercihleri şiirlerinin biçimsel ve anlamsal yapısını doğrudan belirler.

Anahtar Kavram

15. ve 16. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairlerinin Sanat Anlayışı ve Beyit Analizi
Soru 8197Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen dizeleri, sağ sütunda yer alan ve bu dizelerde öne çıkan edebî sanatlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı / Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı
Yârânı buldum ammâ bî-vefâ gördüm cihânda / Ağlanacak hâlimize güler durur ahbâbımız
Söndürün lambaları, uzansın karanlık / Bu gece tüm mahalle sessizliğe gömüldü
Güzel şeyler düşünelim diye / Yemyeşil oluvermiş ağaçlar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci dize İstifham sanatıyla, ikinci dize Tezat sanatıyla, üçüncü dize Mecazımürsel sanatıyla, dördüncü dize ise Hüsnütalil sanatıyla eşleşmektedir.
Dizeler sırasıyla incelendiğinde; 'usanmaz mı / yanmaz mı' soruları istifham, 'ağlanacak / güler' karşıtlığı tezat, 'mahalle' kelimesiyle insan kastedilmesi mecazımürsel, ağaçların yeşermesinin güzel düşüncelere bağlanması ise hüsnütalil sanatlarıyla örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci beyitteki soru eklerini ve soru bildiren ifadeleri incelemek.
Dizede geçen 'usanmaz mı' ve 'yanmaz mı' ifadelerinin soru sorma amacıyla (istifham) kullanıldığı tespit edilmiştir.
Dizelerdeki edebi sanatları belirlemede dil bilgisi ve anlamsal ipuçlarını değerlendirmek gerekir.
2
İkinci beyitteki karşıt anlamlı ya da karşıtlık bildiren kavramları bulmak.
'Ağlanacak' ve 'güler' kelimelerinin zıt durumları betimlemesiyle tezat sanatı saptanmıştır.
Anlamsal karşıtlıkların bir arada kullanılması tezat sanatının temel belirleyicisidir.
3
Üçüncü dizedeki 'mahalle' sözcüğünün kullanım amacını çözümlemek.
Mahalle kelimesinin yer-insan ilişkisiyle ad aktarması (mecazımürsel) yoluyla mahalle sakinlerini kastettiği belirlenmiştir.
Benzetme amacı gütmeden bir sözün başka bir söz yerine kullanılması ad aktarmasını gösterir.
4
Dördüncü dizedeki doğa olayının bağlanma nedenini irdelemek.
Ağaçların yeşermesinin biyolojik sebebi yerine 'güzel şeyler düşünmek' gibi şairane bir sebebe bağlandığı (hüsnütalil) görülmüştür.
Doğal olayları estetik ve dışsal bir nedene bağlama sanatı hüsnütalildir.

Anahtar Kavram

Edebi sanatların dizelerdeki anlamsal ve yapısal ipuçlarından yola çıkılarak tespit edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8198Soru

Milli Edebiyat Dönemi'nde Türkçülük, İslamcılık ve Anadoluculuk gibi fikir akımları ile bu akımların yayılmasında ve edebi anlayışın olgunlaşmasında rol oynayan yayın organları arasında yakın bir ilişki vardır. Aşağıda verilen yayın organlarını, bu organların edebi-fikri yönelimleri ve temsilcileriyle ilgili açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Genç Kalemler
Türk Yurdu
Sebilürreşad
Dergâh

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Genç Kalemler dergisi Yeni Lisan makalesi ve edebi Türkçülük ile; Türk Yurdu dergisi Yusuf Akçura ve kültürel-siyasi Türkçülük ile; Sebilürreşad dergisi Mehmet Akif Ersoy ve İslamcılık ile; Dergâh dergisi ise Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Anadolu merkezli mistik milliyetçilik ile eşleşmektedir.
Genç Kalemler dergisi edebi Türkçülük (Yeni Lisan) ile, Türk Yurdu dergisi sosyo-siyasi Türkçülük (Yusuf Akçura) ile, Sebilürreşad İslamcılık (Mehmet Akif Ersoy) ile, Dergâh ise mistik Anadoluculuk (Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar) ile eşleşmektedir. Bu eşleştirmeler dönemlerin fikir akımları ile yayın organları arasındaki bağı doğru kurmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Genç Kalemler dergisinin içeriği analiz edilir.
Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem ve Yeni Lisan bildirisiyle edebi dilde sadeleşmeyi ve Türkçülüğü savunduğu belirlenir.
Derginin edebi dilde millileşme hareketinin öncüsü olduğunu saptamak için.
2
Türk Yurdu dergisinin niteliği incelenir.
Yusuf Akçura'nın Üç Tarz-ı Siyaset fikriyle paralel olarak Türkçülük akımını kuramsallaştıran ana organ olduğu belirlenir.
Kültürel ve siyasi Türkçülüğün merkezini saptamak için.
3
Sebilürreşad dergisinin odak noktası belirlenir.
Mehmet Akif Ersoy'un yazılarıyla İslam birliği (İslamcılık) ideolojisini savunduğu sonucuna varılır.
Milli Mücadele ve öncesinde İslamcılık fikrinin yayın organını eşleştirmek için.
4
Dergâh dergisinin nitelikleri değerlendirilir.
Yahya Kemal Beyatlı'nın başını çektiği, Anadolu'nun kültürel mirasını ve mistik derinliğini önemseyen hareketle ilişkisi kurulur.
Edebi ve felsefi olarak Anadoluculuk yönelimini gösteren dergiyi belirlemek için.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi yayın organlarının savundukları fikir akımları ve bu yayın organlarının arkasındaki edebi-düşünsel kadrolar.
Soru 8199Soru

I. Dünya Savaşı sürecinde Osmanlı Devleti'nin taarruz cepheleri olan Kafkas ve Kanal cephelerinde askeri, siyasi ve sosyal alanda pek çok önemli gelişme yaşanmıştır.

Buna göre, aşağıda verilen tarihî gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıd��r?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama; Sarıkamış Harekâtı'nın başlatılması (Aralık 1914), I. Kanal Harekâtı'nın düzenlenmesi (Ocak 1915), Sevk ve İskân Kanunu'nun çıkarılması (Mayıs 1915) ve Muş ile Bitlis'in geri alınması (Ağustos 1916) şeklinde olmalıdır.
Doğru kronolojik sıralama geçmişten günümüze sırasıyla şu şekildedir: 22 Aralık 1914'te başlatılan Sarıkamış Harekâtı, 28 Ocak 1915'te başlatılan I. Kanal Harekâtı, 27 Mayıs 1915'te yürürlüğe giren Sevk ve İskân Kanunu ve son olarak Ağustos 1916'da Mustafa Kemal Paşa'nın Muş ve Bitlis'i geri alması.

Adım Adım Çözüm

1
Kafkas Cephesi'nde Osmanlı Devleti'nin savaşa girmesinden hemen sonra Rus ilerleyişini engellemek amacıyla planlanan Sarıkamış Harekâtı'nın başlangıç tarihi belirlenir.
Harekâtın 22 Aralık 1914'te başladığı tespit edilir.
Sıralamadaki en erken tarihi belirlemek.
2
Kanal Cephesi'ndeki ilk büyük taarruz girişimi olan Birinci Kanal Harekâtı'nın başlangıç tarihi tespit edilir.
Harekâtın 28 Ocak 1915'te gerçekleştirildiği saptanır.
Sarıkamış Harekâtı'ndan sonraki kronolojik gelişmeyi bulmak.
3
Kafkas Cephesi gerisinde Ermeni komitacıların çıkardığı isyanlar ve cephe gerisindeki güvenlik sorunları üzerine çıkarılan Sevk ve İskân Kanunu'nun tarihi belirlenir.
Bu kanunun 27 Mayıs 1915'te kabul edildiği saptanır.
1915 yılının ortalarında gerçekleşen idari/askeri gelişmeyi konumlandırmak.
4
Mustafa Kemal Paşa'nın Kafkas Cephesi'ndeki askeri faaliyetleri incelenir.
16. Kolordu Komutanı olarak Muş ve Bitlis'i Ruslardan kurtardığı taarruzun Ağustos 1916'da gerçekleştiği saptanır.
Sıralamadaki en geç tarihi tespit ederek kronolojiyi tamamlamak.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki taarruz cephelerinde meydana gelen gelişmelerin kronolojik analizi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8200Soru

Bir mahkemede sanık avukatı müvekkilini savunurken şöyle der: "Müvekkilim olay anında ya suç mahallindeydi ya da suç mahallinde değildi. Yasalar gereği bu iki ihtimalden biri mutlaka doğrudur. Dolayısıyla müvekkilimin orada olduğunu iddia eden savcılık makamı, onun orada bulunmasının nedenlerini ve somut kanıtlarını sunmakla yükümlüdür."

Buna göre, avukatın savunmasında başvurduğu akıl ilkeleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üçüncü halin imkânsızlığı - Yeter-sebep

Cevap

Üçüncü halin imkânsızlığı - Yeter-sebep
Avukatın müvekkilinin olay anında ya suç mahallinde olduğunu ya da olmadığını ve bu iki durumdan birinin mutlaka doğru olduğunu belirtmesi, üçüncü bir olasılığın bulunmadığını ifade eden üçüncü halin imkânsızlığı ilkesine dayanır. Savcılık makamının iddiayı ispatlamak için somut nedenler ve kanıtlar sunması gerektiğini belirtmesi ise her doğruluk iddiasının bir gerekçeye dayanmasını öngören yeter-sebep ilkesinin bir gereğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Avukatın müvekkilinin olay anında "ya suç mahallinde olduğunu ya da olmadığını" belirttiği ilk yargısını analiz etmek.
Bu önerme mantıksal olarak p veya p-değil (p V ~p) yapısındadır. Bir şeyin ya kendisi ya da değili olduğunu, ortasında üçüncü bir şıkkın bulunamayacağını söyleyen ilke Üçüncü Halin İmkânsızlığı ilkesidir.
Metindeki ilk akıl ilkesini doğru tespit etmek amacıyla bu adım gerçekleştirilmiştir.
2
Avukatın ikinci yargısı olan savcılığın iddiasını ispatlamak için "nedenleri ve somut kanıtları sunmakla yükümlü olması" ifadesini analiz etmek.
Bir iddianın veya yargının doğru kabul edilebilmesi için mantıksal bir kanıta, gerekçeye dayanması gerektiğini savunan ilke Yeter-Sebep ilkesidir.
Metindeki ikinci akıl ilkesini doğru tespit etmek amacıyla bu adım gerçekleştirilmiştir.
3
Elde edilen akıl ilkelerini metindeki sıraya göre bir araya getirmek.
Doğru sıralama Üçüncü halin imkânsızlığı ve Yeter-sebep şeklindedir.
Seçenekler arasından doğru eşleştirmeyi bulmak için sıralama birleştirilmiştir.

Anahtar Kavram

Akıl İlkeleri (Üçüncü Halin İmkânsızlığı ve Yeter-Sebep)
ÖncekiSayfa 410 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin