Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 8241Soru

Aşağıda verilen itikadi ve siyasi mezhepler ile bu mezheplerin temel görüşlerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Maturidilik
Eş'arilik
Şia
Mu'tezile

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Maturidilik - İnsanın cüzi iradesinin bağımsız bir tercih gücü olduğunu ve aklın tek başına iyi ve kötüyü kavrayabileceğini savunması; Eş'arilik - Dini bildirim ulaşmamış kişilerin akıllarıyla Allah'ın varlığını kavrasalar bile dini açıdan mükellef sayılmayacakları görüşü; Şia - İmamet makamının inanç esaslarından biri kabul edilerek Hz. Ali ve soyunun bu makama nas ve tayin ile getirilmesi gerektiği tezi; Mu'tezile - Büyük günah işleyen kişinin iman ile inançsızlık arasında bir konumda bulunduğunun kabul edilmesi
Doğru eşleştirmede; Maturidilik, aklın bağımsızlığı ve cüzi irade; Eş'arilik, fetret ehlinin sorumluluğu; Şia, imametin nas/tayinle belirlenmesi; Mu'tezile ise büyük günah işleyenin durumu ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Mezheplerin temel öğretilerini ve görüşlerini analiz edin.
Maturidilik'in akıl ve cüzi irade, Eş'arilik'in vahiy önceliği ve fetret, Şia'nın imamet anlayışı, Mu'tezile'nin büyük günah teorisi belirlenir.
Her mezhebi ayırt edici özelliği ile eşleştirmek için kavramsal analiz gereklidir.
2
Eşleştirmeleri gerçekleştirin.
Maturidilik ile cüzi irade ve aklın hüsün-kubuh tespiti; Eş'arilik ile vahiy olmaksızın fetret ehlinin mükellefiyeti; Şia ile nas/tayin esasına dayalı imamet; Mu'tezile ile el-Menzile beyne'l-menzileteyn ilkesi eşleşir.
Doğru eşleştirmeleri tamamlamak için görüşlerin tanımlarla doğrudan eşleşmesini sağlamak gerekir.

Anahtar Kavram

İslam Düşüncesinde İtikadi ve Siyasi Yorumlar
Soru 8242Soru

Küresel iklim değişimi; atmosfer, hidrosfer, litosfer ve biyosfer gibi doğal sistemlerde çeşitli değişimlere ve bu sistemler arasında zincirleme reaksiyonlara neden olmaktadır.

Buna göre, küresel iklim değişimi sürecinde meydana gelen olaylarla ilgili;

I. Atmosferdeki karbondioksit miktarının artması, bitkilerin fotosentez hızını sınırsız bir şekilde artırarak atmosferdeki fazla karbonun tamamının yutak alanlarda depolanmasını sağlar.
II. Küresel sıcaklık artışına bağlı olarak karasal biyomların yayılış alanları, enlemin etkisine bağlı olarak kutuplara doğru kayma gösterir.
III. Sıcaklık artışı nedeniyle permafrost (donmuş toprak) tabakasının erimesi, zemin çökmeleri ve toprak kayması gibi jeomorfolojik süreçleri tetikler.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

Karasal biyom sınırlarının kutuplara doğru kayması ve permafrost tabakasının erimesinin jeomorfolojik süreçleri tetiklemesi yönündeki ifadeler doğrudur.
Karasal biyom sınırlarının enlemin etkisine bağlı olarak kutuplara doğru kayması ve permafrost tabakasının erimesinin zemin çökmeleri ile toprak kayması gibi jeomorfolojik süreçleri tetiklemesi yönündeki ifadeler bilimsel olarak doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Atmosferdeki karbondioksit artışının ve yutak alanların ilişkisinin analiz edilmesi.
Birinci ifadenin yanlış olduğu belirlenir. Çünkü karbon yutaklarının (ormanlar, okyanuslar vb.) karbon depolama kapasitesi sınırsız değildir ve fotosentez hızı sadece karbondioksit miktarına bağlı olmayıp su, sıcaklık, ışık ve mineral miktarı gibi etmenlerle de sınırlanır.
Karbon döngüsündeki kaynak ve yutak mekanizmalarının sınırlarını ve işleyişini doğru değerlendirmek amacıyla bu analiz yapılır.
2
Küresel sıcaklık artışının karasal biyomların sınırlarına etkisinin incelenmesi.
İkinci ifadenin doğru olduğu belirlenir. Küresel sıcaklık artışıyla birlikte sıcaklığa uyumlu türlerin yaşam alanları kutup bölgelerine (yüksek enlemlere) ve dağların yüksek kesimlerine doğru kayma eğilimi gösterir.
Sıcaklık ve iklim kuşaklarındaki değişimin biyosfer üzerindeki coğrafi etkisini tespit etmek için bu inceleme yapılır.
3
Sıcaklık artışının donmuş topraklar (permafrost) ve jeomorfoloji üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi.
Üçüncü ifadenin doğru olduğu belirlenir. Kutuplara yakın bölgelerde yer alan permafrost tabakasının erimesi zemin stabilitesini bozarak zemin çökmelerine (termokarst) ve toprak kaymalarına yol açar.
İklim değişiminin litosfer ve yer şekilleri üzerindeki fiziksel sonuçlarını anlamak için bu değerlendirme yapılır.

Anahtar Kavram

Küresel iklim değişiminin atmosfer, biyosfer ve litosfer gibi doğal sistemlerdeki zincirleme fiziki etkileri ve bu süreçlerdeki değişimlerin coğrafi sonuçları.
Soru 8243Soru

Dinî ilimlerin sistemleşme sürecinde, her bir ilim dalı kendi metodolojisini ve uzmanlık alanını belirlemiştir. Bu çerçevede;

* Vahyin lafız ve mana yönünden açıklanarak murad-ı ilahinin ortaya konulması,
* Hz. Peygamber'in sünnetinin derlenip tasnif edilmesi ve sahih olanın zayıf olandan ayırt edilmesi,
* Müslümanın bireysel ve toplumsal hayatındaki amelî hükümlerin delillerden çıkarılarak sistemleştirilmesi

amaçlanmıştır.

Bu amaçlar ile ilgili oldukları dinî ilimler aşağıdakilerin hangisinde sıras��yla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tefsir - Hadis - Fıkıh

Cevap

Tefsir - Hadis - Fıkıh sırasını içeren seçenek doğrudur.
Tefsir - Hadis - Fıkıh sıralaması doğrudur çünkü Kur'an'ın açıklanması tefsirin, sünnetin derlenip sıhhatinin tespiti hadisin, amelî hükümlerin belirlenmesi ise fıkhın alanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk öncüldeki çalışma alanını analiz etmek
Tefsir ilmi belirlenir.
Vahyin (Kur'an-ı Kerim'in) lafız ve anlam bakımından açıklanması ve yorumlanması tefsir ilminin konusudur.
2
İkinci öncüldeki çalışma alanını analiz etmek
Hadis ilmi belirlenir.
Hz. Peygamber'in söz, fiil ve takrirlerini (sünnetini) derleyen, inceleyen ve sahihlik derecesini araştıran ilim dalı hadistir.
3
Üçüncü öncüldeki çalışma alanını analiz etmek
Fıkıh ilmi belirlenir.
İslam dininin amelî, hukuki ve ibadetlerle ilgili hükümlerini ana kaynaklardan çıkarıp kurallara bağlayan ilim dalı fıkıhtır.

Anahtar Kavram

İslam Medeniyetinde Dini İlimler ve Konuları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8244Soru

I. Tanzimat I. Dönemi'nde Şinasi'nin *Şair Evlenmesi* adlı töre komedisiyle başlayan batılı anlamdaki tiyatro, Ahmet Vefik Paşa'nın Bursa'da Molière'den yaptığı adapte ve tercümelerle halkın tiyatro kültürünü benimsemesinde önemli rol oynamıştır.

II. Tiyatroyu "faydalı bir eğlence" olarak gören Namık Kemal, *Celalettin Harzemşah* adlı oyununun mukaddimesinde tiyatro sanatının işlevine ve Batı tiyatrosuna dair kuramsal görüşlerini dile getirmiştir.

III. İkinci Dönem'in üretken yazarı Abdülhak Hâmit Tarhan; *Eşber*, *Finten* gibi dram türündeki oyunlarını tamamen sahne tekniğine uygun, yalın bir dille yazmış ve eserlerin halk tarafından kolayca anlaşılmasını hedeflemiştir.

Tanzimat Dönemi Türk tiyatrosunun gelişim süreci ve yazar-eser özellikleri dikkate alındığında, yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bilgi yanlışı yapılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız III

Cevap

Yalnızca üçüncü cümlede bilgi yanlışı yapılmıştır.
Doğru cevap, yalnızca üçüncü cümlenin yanlış bilgi içerdiğini belirten seçenektir. Tanzimat II. Dönem tiyatro yazarı olan Abdülhak Hâmit Tarhan, oyunlarını sahnelenmek amacıyla değil, okunmak amacıyla kaleme almıştır. Bu eserlerin dili oldukça ağır, süslü ve sanatlıdır; ayrıca sahne tekniği bakımından oynanmaya elverişli değildir. Bu durum, üçüncü cümledeki yalın dil ve sahne tekniğine uygunluk ifadeleriyle çelişmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci cümledeki Şinasi ve Ahmet Vefik Paşa'ya ait tiyatro gelişmeleri incelenir.
Şair Evlenmesi'nin ilk töre komedisi olması ve Molière adaptasyonlarının tiyatronun sevilmesindeki rolü doğrulanır.
Tanzimat I. Dönemi'ndeki tiyatro faaliyetlerinin temel taşlarını belirlemek için.
2
İkinci cümledeki Namık Kemal'in tiyatro görüşleri ve eseri sorgulanır.
Celalettin Harzemşah mukaddimesinin Türk edebiyatındaki kuramsal önemi ve 'faydalı eğlence' tanımı teyit edilir.
Yazarın tiyatro teorisine katkılarını doğrulamak için.
3
Üçüncü cümledeki Abdülhak Hâmit Tarhan'ın oyun yazma tarzı değerlendirilir.
Sanatçının tiyatrolarını sahne tekniğinden uzak, ağır bir dille ve okunmak üzere kaleme aldığı saptanır, dolayısıyla cümlenin yanlış olduğu anlaşılır.
Tanzimat II. Dönem tiyatro yazarlığı anlayışındaki temel farkı ortaya koymak için.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi Tiyatrosunun Gelişimi ve Temsilcileri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8245Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen 15. ve 16. yüzyıl Divan edebiyatı şairleri ile sağ sütunda verilen belirleyici edebî özellikleri ve eserlerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şeyhî
Necâtî Bey
Bâkî
Bağdatlı Rûhî

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleştirme şu şekildedir: Şeyhî - Harnâme yazarı olan 15. yüzyıl şairi; Necâtî Bey - Deyim/atasözü kullanan, 'döne döne' gazelinin sahibi 15. yüzyıl ��airi; Bâkî - Sultânü'ş-Şuarâ unvanlı 16. yüzyıl şairi; Bağdatlı Rûhî - Terkibibend yazarı olan 16. yüzyıl şairi.
Doğru eşleştirmede şairlerin yüzyılları ve en karakteristik eser/edebî yönelimleri tam olarak örtüşmektedir. Şeyhî'nin Harnâme eseriyle, Necâtî'nin atasözü/deyim kullanımı ve döne döne gazeliyle, Bâkî'nin din dışı rindane tarzı ve Şairler Sultanı unvanıyla, Bağdatlı Rûhî'nin ise toplumsal yergileri içeren Terkibibend'iyle tanınması bu eşleştirmeyi doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Şeyhî'nin edebî özelliklerini inceleyin.
Şeyhî, 15. yüzyıl şairidir ve hiciv/fabl türündeki eseri Harnâme ile tanınır. Bu bilgiyle Harnâme'nin yazarı olan 15. yüzyıl şairi ifadesiyle eşleşir.
Şeyhî'nin en belirgin eseri olan Harnâme ve yüzyıl bilgisi doğrudan doğru eşe yönlendirir.
2
Necâtî Bey'in özelliklerine odaklanın.
Şiirlerinde atasözlerini ve Türkçe deyimleri kullanan, 'döne döne' redifli gazeliyle tanınan 15. yüzyıl sanatçısının Necâtî Bey olduğu belirlenir.
Necâtî Bey'in mahallîleşme yolundaki dil özellikleri ve ünlü gazeli ayırt edici niteliktedir.
3
Bâkî'nin özelliklerini değerlendirin.
16. yüzyılda yaşayan, tasavvufa şiirlerinde yer vermeyen (din dışı konuları işleyen) ve 'Sultânü'ş-Şuarâ' (Şairler Sultanı) olarak tanınan sanatçı Bâkî'dir.
Bâkî'nin rintlik anlayışı ve edebî gücüyle aldığı Şairler Sultanı unvanı eşleşmeyi kesinleştirir.
4
Bağdatlı Rûhî'yi analiz edin.
16. yüzyılda yaşayan, toplumsal eleştirileri ve insan tiplerini ele alan ünlü Terkibibend şairi Bağdatlı Rûhî'dir.
Rûhî'nin sosyal eleştiri yönü ve Terkibibend'i onun en bilinen edebî kimliğidir.

Anahtar Kavram

15. ve 16. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairlerinin Edebî Özellikleri ve Eserleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8246Soru

Klasik mantıkta kıyaslar, yapısal özelliklerine ve öncüllerinin sıralanış şekillerine göre çeşitli gruplara ayrılır. Buna göre, sol sütunda verilen argüman örneklerini sağ sütundaki kıyas türleri ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sokrates bir filozoftur; o hâlde sorgulayıcı bir zihne sahiptir.
Her canlı ölümlüdür, çünkü hücreleri zamanla yaşlanır. İnsan da bir canlıdır. O hâlde insan da ölümlüdür.
Planlı çalışan kişi zamanı iyi yönetir. Zamanı iyi yöneten kişi stresten uzak kalır. Stresten uzak kalan kişi mutlu olur. O hâlde planlı çalışan kişi mutlu olur.
Sınava çok çalışırsan sosyal hayatından geri kalırsın, çalışmazsan sınavda başarısız olursun. Sınava ya çok çalışacaksın ya da çalışmayacaksın. O hâlde ya sosyal hayatından geri kalacaksın ya da sınavda başarısız olursun.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sokrates ile ilgili argüman Entimem ile, canlıların ölümlülüğü ile ilgili kanıt içeren argüman Epikerem ile, planlı çalışmakla başlayan zincirleme argüman Sorit ile, sınava çalışmak veya çalışmamak arasındaki seçim içeren argüman ise Dilemna ile eşleşir.
Argümanlar incelendiğinde; eksik öncülü olan argüman entimemle, gerekçe/kanıt içeren argüman epikeremle, ara sonuçları atlanmış zincirleme argüman soritle ve iki seçenekli çıkmaz sunan argüman dilemnayla tam olarak eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk argümanın yapısını incelemek
Sokrates'in filozof olması ve sorgulayıcı zihne sahip olması arasında doğrudan bir çıkarım yapılmıştır. Ancak 'Tüm filozoflar sorgulayıcıdır' gibi tümel bir büyük öncül dille ifade edilmeyip eksik bırakılmıştır. Bu durum entimem tanımına uyar.
Eksik öncüllü kıyasları tespit etmek için dilde ifade edilmeyen ancak zihnen kabul edilen önermeleri belirlemek gerekir.
2
İkinci argümanın yapısını incelemek
Büyük öncülün hemen yanında 'çünkü' bağlacıyla başlayan bir açıklama ve kanıt yer almaktadır. Bu yapı epikerem tanımına uyar.
Kanıtlı kıyasların ayırt edici özelliği olan öncüllerin gerekçelendirilmesini tespit etmek gerekir.
3
Üçüncü argümanın yapısını incelemek
Öncüller zincirleme bir şekilde birbirine bağlanmış ve aradaki sonuçlar yazılmadan ilk özne ile son yüklem birleştirilmiştir. Bu yapı sorit tanımına uyar.
Zincirleme kıyasların kısaltılmış bir formu olan sorit yapısını tanımak gerekir.
4
Dördüncü argümanın yapısını incelemek
İki koşullu önerme ve bir ayrıklı önermeden hareketle iki farklı seçenek sunulmuş ve her iki seçeneğin de bir sonuca bağlandığı görülmüştür. Bu yapı dilemna tanımına uyar.
Koşullu-seçmeli yapıdaki ikilemleri ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Klasik mantıkta kıyas çeşitleri (basit, bileşik ve düzensiz kıyaslar) ve bunların yapısal formları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8247Soru

Aşağıda sol sütunda verilen âşık edebiyatı dörtlüklerini, hece ölçüsü, ��slup ve konu özelliklerini dikkate alarak sağ sütundaki doğru nazım biçimi ve türüyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Behey elâ gözlü dilber
Vaktin geçer demedim mi
Harami olmuş gözlerin
Yollar keser demedim mi
Sabahtan uğradım ben bir güzele
Gözleri benziyor taze gazele
Meyil vermem senden gayrı güzele
Aklımı başımdan aldı gidiyor
Bir tımar verene bin yalan söyler
Eşek sırtındaki beylere bakın
Fakir halkın hakkın elinden eyler
Haram lokma yiyen beylere bakın
Kömür gözlüm kömür gözlüm
Yoldan haber soran var mı
Hicranıyla yanan özüm
Benim gibi duran var mı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci dörtlük Varsağı ile, ikinci dörtlük Koşma - Güzelleme ile, üçüncü dörtlük Koşma - Taşlama ile, dördüncü dörtlük ise Semai - Güzelleme ile eşleşir.
Verilen dörtlükler hece sayıları, ana temaları ve dil özellikleri yönünden incelendiğinde; 'Behey' ünlemiyle başlayan 8'li dörtlük varsağıyla; 11'li hece ölçüsündeki aşk konulu dörtlük koşma-güzellemeyle; 11'li hece ölçüsündeki toplumsal yergili dörtlük koşma-taşlamayla ve 8'li hece ölçüsündeki aşk konulu dörtlük ise semai-güzellemeyle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dörtlüklerin hece sayılarını belirlemek amacıyla ünlü harfleri sayarak hece ölçülerini bulma
Birinci ve dördüncü dörtlüklerin 8'li hece ölçüsüyle; ikinci ve üçüncü dörtlüklerin ise 11'li hece ölçüsüyle yazıldığı tespit edilir.
Âşık edebiyatında koşma 11'li, semai ve varsağı ise 8'li hece ölçüsüyle yazıldığı için bu adım nazım biçimlerini ayırt etmemizi sağlar.
2
8'li hece ölçüsüne sahip birinci ve dördüncü dörtlüklerin üslup ve ünlem özelliklerini inceleme
Birinci dörtlükteki 'Behey' ünlemi ve meydan okuyan eda onun varsağı olduğunu, dördüncü dörtlükteki lirik aşk teması ise semai olduğunu gösterir.
Semai ile varsağı hece ölçüsü bakımından aynı olsa da varsağılar kendine has 'bre, hey, behey' gibi ünlemler barındırır.
3
11'li hece ölçüsüne sahip ikinci ve üçüncü dörtlüklerin temalarını analiz ederek nazım türlerini belirleme
İkinci dörtlükte sevgili ve aşk (güzelleme) işlenirken, üçüncü dörtlükte rüşvetçi ve yalancı yöneticiler yerilmektedir (taşlama).
Koşma nazım biçimi, işlediği konuya göre güzelleme, koçaklama, taşlama ve ağıt gibi farklı nazım türlerine ayrılır.

Anahtar Kavram

Âşık Edebiyatı Nazım Biçimleri ve Türlerinin Hece Ölçüsü, Üslup ve Konu Özelliklerine Göre Sınıflandırılması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8248Soru

Türkiye'de hayvancılık, ormancılık ve su ürünleri faaliyetlerinin coğrafi dağılışı ile gelişim özellikleri hakkında hazırlanan bir raporda şu ifadeler yer almaktadır:

I. Erzurum-Kars Platosu'nda yaz yağışlarına bağlı oluşan gür çayırlar üzerinde besi ve ahır hayvancılığı birinci ekonomik faaliyet olarak yürütülür.
II. Ege Bölgesi kıyılarındaki enine kıyı tipine bağlı oluşan korunaklı koy ve körfezler, deniz kültür balıkçılığı tesislerinin bu alanda yoğunlaşmasını sağlamıştır.
III. İç Anadolu Bölgesi'nde bozkır bitki örtüsünün geniş yer kaplaması, kıl keçisi yetiştiriciliğinin bu bölgede koyun yetiştiriciliğinden daha fazla gelişmesini sağlamıştır.
IV. Türkiye genelinde orman alt sınırının coğrafi dağılışını yağ��ş ve nemlilik belirlerken; orman üst sınırını sıcaklık (enlem ve yükselti) koşulları belirlemektedir.

Yukarıda verilen ifadelerden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve IV

Cevap

İkinci ve dördüncü öncülleri içeren seçenek doğrudur.
İkinci öncülde belirtilen Ege kıyılarındaki koy ve körfezlerin kültür balıkçılığına katkısı ile dördüncü öncülde belirtilen orman sınırlarının belirleyicileri coğrafi açıdan tamamen doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülün doğruluğunu analiz etme
Birinci öncül yanlıştır.
Erzurum-Kars Platosu'ndaki gür çayırlar mera (ekstansif) hayvancılığı için uygundur. Besi ve ahır hayvancılığı ise modern, kapalı alanlarda yapılan ve doğal bitki örtüsüne doğrudan bağımlı olmayan entansif bir yöntemdir.
2
İkinci öncülün doğruluğunu analiz etme
İkinci öncül doğrudur.
Ege Bölgesi kıyılarındaki enine kıyı tipi çok sayıda korunaklı koy ve körfez oluşturur. Bu korunaklı sular, kültür balıkçılığı (deniz kafes yetiştiriciliği) tesislerinin kurulması için en elverişli alanlardır.
3
Üçüncü öncülün doğruluğunu analiz etme
Üçüncü öncül yanlıştır.
Bozkır (step) bitki örtüsü küçükbaş hayvanlardan koyun yetiştiriciliği için uygundur. Kıl keçisi ise daha çok Akdeniz iklim bölgesindeki maki ve çalı topluluklarının bulunduğu engebeli arazilerde yaygındır.
4
Dördüncü öncülün doğruluğunu analiz etme
Dördüncü öncül doğrudur.
Türkiye'de ormanların başlayabileceği en alt sınırı (orman alt sınırı) nemlilik ve yağış belirler; bu nedenle Karadeniz'de deniz seviyesinden başlar. Ormanların yetişebileceği en yüksek sınırı (orman üst sınırı) ise sıcaklık yetersizliği belirler.

Anahtar Kavram

Türkiye'de hayvancılık türleri ile bitki örtüsü ilişkisi, kültür balıkçılığının dağılışı ve orman sınırlarını belirleyen coğrafi faktörler.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8249Soru

Divan edebiyatında şairler, yüzyıllar boyunca dil, üslup ve içerik yönünden farklı estetik anlayışları benimseyerek çeşitli edebî akım ve eğilimlerin temsilcisi olmuşlardır.

Aşağıda solda verilen edebî akım ve eğilimleri, sağda verilen belirleyici özellikleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mahallileşme Akımı
Sebk-i Hindi
Hikemi Tarz
Türk-i Basit Akımı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mahallileşme Akımı günlük hayatı ve İstanbul'u yansıtan özelliklerle; Sebk-i Hindi kapalı ve soyut imgeli anlatımla; Hikemi Tarz didaktik ve ahlaki yaklaşımla; Türk-i Basit ise yalın Türkçe ve 16. yüzyıl temsilcileriyle eşleşmelidir.
Mahallileşme Akımı yerel unsurlar ve Nedim ile; Sebk-i Hindi soyut/kapalı anlatım ve Şeyh Galip ile; Hikemi Tarz didaktik şiir ve Nabi ile; Türk-i Basit ise yalın Türkçe ve Aydınlı Visali ile doğru şekilde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Mahallileşme Akımı'nın özelliklerini tespit etme
İstanbul'un somut güzelliklerini ve günlük konuşma dilini şiire taşıyan Nedim ve Enderunlu Vasıf'ın temsil ettiği özellik belirlenir.
Mahallileşme Akımı, şiirde yerelleşmeyi ve halk kültürünü esas alır.
2
Sebk-i Hindi Akımı'nın özelliklerini tespit etme
Şeyh Galip ve Naili'nin temsil ettiği, hayal gücünü zorlayan soyut ve kapalı anlatım özelliği belirlenir.
Sebk-i Hindi, Hint tarzı kapalı, derin ve felsefi mecazlara dayalı bir estetiği savunur.
3
Hikemi Tarz'ın özelliklerini tespit etme
Nabi'nin temsil ettiği, ahlaki ve felsefi didaktik şiir özelliği belirlenir.
Hikemi tarz, toplumsal aksaklıkları gidermek ve okura öğüt vermek amacı taşır.
4
Türk-i Basit Akımı'nın özelliklerini tespit etme
Aydınlı Visali ve Tatavlalı Mahremi'nin temsil ettiği, Arapça ve Farsça kelimelerden kaçınan sade Türkçe özelliği belirlenir.
Türk-i Basit, dilde Türkçeleşme hareketinin Divan şiirindeki ilk adımlarındandır.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatı akımlarının (Mahallileşme, Sebk-i Hindi, Hikemi Tarz, Türk-i Basit) estetik, dil ve temsilci düzeyindeki karakteristik nitelikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8250Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde Doğu ve Güney cephelerinde kazanılan askeri başarılar, diplomatik alanda önemli antlaşmaların imzalanmasını sağlamış ve Türkiye'nin sınırlarını şekillendirmiştir.

Aşağıdaki sol sütunda verilen antlaşmaları, sağ sütundaki en belirgin diplomatik sonuçlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gümrü Antlaşması
1921 Ankara Antlaşması
Kars Antlaşması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gümrü Antlaşması, Ermenistan ile imzalanan ve Doğu Cephesi'ni kapatan antlaşma ile eşleşir. 1921 Ankara Antlaşması, Fransa ile yapılan ve Güney Cephesi'ni kapatıp Hatay'ı sınır dışı bırakan antlaşma ile eşleşir. Kars Antlaşması ise Kafkas Cumhuriyetleri ile imzalanıp doğu sınırına kesin şeklini veren antlaşma ile eşleşir.
Doğru eşleştirmede Gümrü Antlaşması Ermenistan ile yapılan ve Doğu Cephesi'ni kapatan antlaşma ile, 1921 Ankara Antlaşması Fransa ile imzalanıp Güney Cephesi'ni kapatan antlaşma ile, Kars Antlaşması ise Kafkas Cumhuriyetleri ile yapılıp doğu sınırını kesinleştiren antlaşma ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki birinci madde olan Gümrü Antlaşması incelenir.
Gümrü Antlaşması'nın Ermenistan ile imzalandığı ve Doğu Cephesi'ni kapatarak TBMM'nin ilk siyasi başarısı olduğu belirlenir. Bu bilgi sağ sütundaki Ermenistan ile yapılan antlaşma ifadesiyle örtüşür.
Eşleştirmenin ilk aşamasını doğru gerçekleştirmek için.
2
Sol sütundaki ikinci madde olan 1921 Ankara Antlaşması incelenir.
1921 Ankara Antlaşması'nın Sakarya Savaşı sonrasında Fransa ile imzalandığı, Güney Cephesi'ni kapattığı ve Hatay'ın Misak-ı Milli dışında kalmasına yol açtığı belirlenir. Bu bilgi sağ sütundaki Fransa ile imzalanan antlaşma ifadesiyle eşleşir.
Güney Cephesi'nin kapatma koşullarını ve diplomatik sonucunu saptamak için.
3
Sol sütundaki üçüncü madde olan Kars Antlaşması incelenir.
Kars Antlaşması'nın Sovyetler Birliği'ne bağlı Kafkas Cumhuriyetleri ile imzalandığı ve doğu sınırımıza nihai şeklini verdiği belirlenir. Bu bilgi sağ sütundaki Kafkas Cumhuriyetleri ile imzalanan antlaşma ifadesiyle eşleşir.
Doğu sınırının kesinleşme sürecini tamamlamak için.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi Doğu ve Güney Cepheleri antlaşmaları ve diplomatik sonuçları
Soru 8251Soru

Güller kızarır şevk ile handânını görse
Bülbül şakır ikbal-i gülistânını görse

Bu beyitte öne çıkan edebî sanatlar aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hüsnütalil - Teşhis

Cevap

Hüsnütalil ve teşhis sanatlarının bir arada kullanıldığı seçenek doğrudur.
Doğal bir fiziki durum olan güllerin açıp kızarması ve bülbüllerin ötmesi, sevgilinin gülüşünü görme neşesine bağlanarak hüsnütalil yapılmıştır. Ayrıca güllere şevk duyma ve gülme (handan olma) gibi insani özellikler verilerek teşhis sanatına başvurulmuştur. Bu iki sanatı bir arada içeren seçenek doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitteki ilk dizeyi anlamca çözümlemek ve doğa olaylarının nedenlerini belirlemek.
Güllerin kızarmasının sevgilinin gülüşünü görme sevincine bağlandığı tespit edilir.
Hüsnütalil sanatının varlığını belirlemek için doğa olayının bağlandığı estetik nedeni bulmak gerekir.
2
Beyitteki varlıklara yüklenen insani özellikleri araştırmak.
Güllerin sevinçle gülmesi (handan olması) ifadesiyle insan dışı bir varlığa insani nitelikler yüklendiği tespit edilir.
İnsan dışındaki varlıklara insani özellikler verilmesi teşhis (kişileştirme) sanatını oluşturur.

Anahtar Kavram

Edebi sanatlar içinde hüsnütalil (güzel nedene bağlama) ve teşhis (kişileştirme) kavramlarının analizi.
Soru 8252Soru

"Tiyatro bir eğlencedir; fakat eğlencelerin en faydalısıdır. Tasvir-i ahlak hususunda tarihten de romandan da daha etkilidir. Klasiklerin tiyatroya koyduğu o dar sınırlar, hayatın genişliğini tasvir etmeye yetmez. Hayatta komik olanla trajik olan yan yanadır; bu yüzden sahnede de ikisi bir arada bulunmalıdır. Üç birlik kuralı gibi suni bağlar, yazarın elini kolunu bağlamaktan başka bir işe yaramaz. Biz sahneyi, milletin ahlakını yükseltecek ve onlara hakikatleri gösterecek bir mektep olarak görmeliyiz."

Bu parçada tiyatroya dair görüşleri verilen yazardan hareketle Tanzimat Dönemi tiyatrosu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu görüşlerin sahibi olan sanatçının tiyatro eserleri sahne tekniği bakımından oldukça güçlü olup sanatçı, tüm oyunlarını halka doğrudan ulaşabilmek adına sahnelenmek amacıyla kaleme almıştır.

Cevap

Sanatçının tiyatro eserlerinin sahne tekniği bakımından oldukça güçlü olduğunu ve tüm oyunlarını sahnelenmek amacıyla kaleme aldığını savunan yargı söylenemez.
Metinde belirtilen 'tiyatro eğlencelerin en faydalısıdır' görüşü Namık Kemal'e aittir. Namık Kemal'in tiyatro yapıtları sahne tekniği yönünden zayıftır ve tüm oyunları (örneğin Celalettin Harzemşah) sahnelenmek için yazılmamıştır. Bu nedenle, yazarın tiyatro eserlerinin sahne tekniği bakımından güçlü olduğunu ve tüm oyunlarını sahnelenmek amacıyla kaleme aldığını belirten ifade söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki görüşlerin kime ait olduğunu ve hangi dönemi yansıttığını belirleme.
Parçadaki 'tiyatro eğlencelerin en faydalısıdır' ifadesi, üç birlik kuralına karşı çıkan romantik tiyatro anlayışı ve tiyatroyu ahlaki bir mektep olarak görme fikri, Tanzimat I. Dönem sanatçısı Namık Kemal'e (Celal Mukaddimesi) aittir.
Soruyu doğru analiz edebilmek için öncelikle metnin yazarını ve temsil ettiği edebi ekolü saptamak gerekir.
2
Seçeneklerde verilen Tanzimat tiyatrosuna dair bilgileri metnin yazarı ve dönemin özellikleri ile karşılaştırma.
Tanzimat I. Dönem sanatçılarının tiyatro eserlerinde teknik kusurlar bulunduğu ve Namık Kemal'in Celalettin Harzemşah oyununu sahnelenmek için değil okunmak için yazdığı bilinmektedir. Dolayısıyla, yazarın tüm eserlerinin teknik açıdan güçlü olduğu ve hepsini sahnelenmek amacıyla yazdığı ifadesi yanlıştır.
Sanatçının tiyatro anlayışı ve eserlerinin yapısal özelliklerini karşılaştırarak hatalı olan yargıyı saptamak gerekir.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi tiyatrosunun dönemlere göre yapısal, tematik ve teknik özellikleri ile yazarların tiyatro anlayışları.
Soru 8253Soru

I. Dünya Savaşı'nda bir kolunu kaybeden yedek subay Ahmet Celal’in, Anadolu'daki bir köyde köylülerle yaşadığı yabancılaşmayı ve aydın-halk çatışmasını konu edinen Yakup Kadri Karaosmanoğlu romanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yaban

Cevap

Yaban (Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun aydın-halk çatışmasını Ahmet Celal üzerinden anlattığı tezli romanı)
Yaban romanı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu tarafından kaleme alınmış olup başkahramanı Ahmet Celal üzerinden Kurtuluş Savaşı döneminde Anadolu köylüsü ile Türk aydını arasındaki derin uçurumu ve kopukluğu anlatan tezli bir romandır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar ipuçlarını (Ahmet Celal, yedek subay, aydın-halk çatışması, Yakup Kadri Karaosmanoğlu) tespit etmek.
Tüm bu unsurların Milli Edebiyat Dönemi'ne ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu'na işaret ettiği görülür.
Soruda tanıtılan romanın kime ait olduğunu ve olay örgüsünü belirlemek için kahraman ve tema analizine ihtiyaç vardır.
2
Seçeneklerdeki eserleri yazar ve dönem yönünden elemek.
Yakup Kadri'nin köylü-aydın çatışmasını ele alan tezli romanının Yaban olduğu belirlenir.
Yaban, aydın kesim ile Anadolu halkı arasındaki kopukluğu doğrudan ele alan en belirgin yapıttır.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi romanlarının yazar-eser-karakter eşleştirmesi ve tematik yönelimi
Soru 8254Soru

Türkiye'de sürdürülebilir arazi planlaması yapılırken arazilerin eğim, toprak derinliği, drenaj ve ekolojik hassasiyet gibi özellikleri dikkate alınarak arazi yetenek sınıfları belirlenir. Buna göre, aşağıda verilen arazi özelliklerini sürdürülebilir planlama ilkeleri doğrultusunda en uygun arazi kullanım amaçlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. Sınıf taban araziler (Örn. Çukurova ve Gediz Ovası tabanları)
VI. ve VII. sınıf eğimli yamaç arazileri (Örn. Doğu Karadeniz dağ yamaçları)
VIII. sınıf aşırı engebeli ve kayalık alanlar (Örn. Toroslar'ın yüksek ve sarp kesimleri)
Ekolojik hassasiyete sahip delta sulak alanları (Örn. Göksu Deltası ve Kızılırmak Deltası sulak kesimleri)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

I. Sınıf taban araziler yüksek verimli entansif tarım ile; VI. ve VII. sınıf eğimli yamaçlar koruyucu ormancılık ve ağaçlandırma ile; VIII. sınıf sarp kayalık alanlar yaban hayatı koruma ile; ekolojik hassasiyete sahip delta sulak alanları ise Ramsar Sözleşmesi koruması ve ekoturizm ile eşleşmelidir.
Sürdürülebilir arazi kullanımı planlamasında, her arazinin taşıma kapasitesine ve ekolojik duyarlılığına en uygun şekilde değerlendirilmesi esastır. Bu bağlamda, I. sınıf verimli ovalar entansif tarıma; eğimli yamaçlar erozyon kontrolü için ormancılık ve ağaçlandırmaya; sarp kayalıklar yaban hayatı korumaya; sulak alanlar ise Ramsar koruması ve ekoturizme ayrılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
I. sınıf taban arazilerin niteliğini belirlemek.
Bu araziler tarımsal verimliliği en yüksek alanlar olup entansif tarımla eşleştirilir.
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu gereği bu arazilerin tarım dışı amaçlarla kullanımı engellenmeli ve tarımsal üretim potansiyeli korunmalıdır.
2
VI. ve VII. sınıf yamaç arazilerinin özelliklerini analiz etmek.
Eğim ve sığ toprak yapısı nedeniyle bu araziler koruyucu ormancılık ve ağaçlandırmaya yönlendirilmelidir.
Yanlış kullanım erozyonu tetikler, bu nedenle bitki örtüsünün korunması ve ağaçlandırma yapılması şarttır.
3
VIII. sınıf arazilerin kullanım sınırlarını tespit etmek.
Tarıma, yerleşime veya hayvancılığa uygun olmayan bu dik kayalık alanlar yaban hayatı koruma sahası olarak planlanır.
Ekstrem topoğrafya nedeniyle insan müdahalesinden uzak tutulması ekolojik dengenin devamı için zorunludur.
4
Sulak alanların ekolojik önemini değerlendirmek.
Biyolojik çeşitlilik ve su kuşları için hayati olan bu alanlar Ramsar Sözleşmesi kapsamında korunmalı ve sadece ekoturizme açılmalıdır.
Sulak alanların kurutulması veya sanayileşmeye açılması ekolojik yıkımlara yol açacağı için koruma statüleri planlamada öncelikli olmalıdır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de sürdürülebilir arazi planlaması, arazi yetenek sınıfları ve doğru arazi kullanımı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8255Soru

TBMM'nin açılmasından itibaren millî egemenliğe dayalı, tam bağımsız ve çağdaş bir devlet kurma amacıyla idari ve hukuki yapıda köklü dönüşümler yaşanmıştır. Bu dönüş��mlerin aşamalı olarak hayata geçirilmesi hem kamuoyu tepkisini azaltmış hem de inkılapların kalıcı olmasını sağlamıştır.

Buna göre, yeni kurulan Türk devletinde rejim, egemenlik ve laiklik alanlarında gerçekleştirilen aşağıdaki siyasi dönüşümleri kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Siyasi alanda yapılan inkılapların kronolojik sıralaması: Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922), Ankara'nın başkent ilan edilmesi (13 Ekim 1923), Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924) ve Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi (5 Aralık 1934) şeklindedir.
Kronolojik sıralama geçmişten günümüze doğru sırasıyla: Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922), Ankara'nın başkent olması (13 Ekim 1923), Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924) ve Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi (5 Aralık 1934) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak Saltanatın kaldırılması tarihini tespit etmek.
Saltanat, 1 Kasım 1922'de kaldırılarak Osmanlı hanedanının egemenliğine son verilmiştir.
Bu adım, Lozan görüşmelerine İstanbul Hükümeti'nin de çağrılmasıyla oluşacak çift başlılığı engellemek için öncelikle atılmıştır.
2
Ardından gelen başkent tartışmalarının çözülme tarihini bulmak.
Ankara, 13 Ekim 1923'te yasal bir düzenlemeyle yeni kurulan devletin başkenti yapılmıştır.
Cumhuriyet rejimine geçilmeden hemen önce devletin merkezi resmileştirilmiştir.
3
Laiklik yolundaki en önemli siyasi adımın tarihini belirlemek.
3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen kanunla Halifelik lağvedilmiştir.
Eski rejim yanlılarının halifelik etrafında toplanmasını önlemek ve laik devlet yapısına geçişi hızlandırmak amaçlanmıştır.
4
Demokratikleşme sürecinde halkın tamamının yönetime katılmasını sağlayan son aşamayı tespit etmek.
Kadınlara 5 Aralık 1934'te milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.
Milli egemenlik ilkesinin cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin tam anlamıyla uygulanabilmesi hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Yeni Türk Devleti'nde siyasi inkılapların aşamalı olarak gerçekleştirilmesi ve kronolojisi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8256Soru

İslam tarihinde yaşanan Cemel ve Sıffin savaşları ile Hakem Olayı gibi siyasi gelişmeler, Müslümanlar arasında derin görüş ayrılıklarına yol açmıştır. Bu süreçte ortaya çıkan siyasi ve itikadi yorumlardan biri, imamet (liderlik) meselesini dinin asıllarından biri olarak kabul etmiş; devlet başkanlığının ümmetin seçimine bırakılamayacak kadar önemli bir inanç esası olduğunu, Hz. Ali ve soyunun bu makama nass ve tayinle getirildiğini savunmuştur.

Bu parçada temel görüşleri ve ortaya çıkış arka planı verilen siyasi-itikadi mezhep aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şia

Cevap

Şia
Paragrafta belirtilen imamet (liderlik) konusunun inanç esaslarından biri kabul edilmesi, devlet başkanının seçilmek yerine nass ve tayinle (ilahî belirlemeyle) başa geçmesi gerektiği yönündeki iddia ve Hz. Ali'nin meşru lider olarak görülmesi, Şia ekolünün en belirgin ve kurucu görüşüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki anahtar ipuçlarını analiz etme
Paragrafta imamet (liderlik) meselesinin 'dinin asıllarından biri' sayılması, liderin 'nass ve tayinle' belirlendiğinin savunulması ve Hz. Ali ile soyuna vurgu yapılması anahtar ifadelerdir.
Soruda tanımlanan mezhebi doğru teşhis edebilmek için o mezhebe özgü temel ayırt edici görüşleri belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki mezheplerin imamet görüşlerini karşılaştırma
Haricilik, Mu'tezile, Maturidilik ve Eş'arilik ekolleri imameti inanç esası (dinin asıllarından biri) olarak görmezler. İmametin inanç esası olduğunu, Hz. Ali ve soyunun tayinle başa gelmesi gerektiğini savunan tek ekol Şia'dır.
Diğer mezheplerin görüşlerini eleyerek doğru sonuca ulaşmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Şia mezhebinin imamet anlayışı ve dinin asıllarından sayılması
Soru 8257Soru

Edebiyat-ı Cedide romancılığının yapı taşlarından olan bu iki eser, dönem aydınının iç dünyasını ve melankolisini yansıtma biçimiyle ayrışır. İlk eserde; yazar olmaya çalışan Ahmet Cemil’in hülyaları ve bu hülyaların karamsar bir gerçeklikle son bulması, Servet-i Fünun kuşağının edebi ve toplumsal portresini çizer. İkinci eserde ise olay örgüsü geri plana itilerek Suat, Süreyya ve Necip arasındaki psikolojik gerilimler, Boğaziçi ve melankolik bir melodi eşliğinde içsel tahlillerle aktarılır.

Bu parçada içerik ve yapı özellikleri çözümlenen romanlar ve bu romanların yazarları aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mai ve Siyah (Halit Ziya Uşaklıgil) - Eylül (Mehmet Rauf)

Cevap

Mai ve Siyah (Halit Ziya Uşaklıgil) - Eylül (Mehmet Rauf)
Parçada tanıtılan ve Ahmet Cemil'in hayal kırıklıklarını konu alan ilk roman, Halit Ziya Uşaklıgil'in 'Mai ve Siyah' adlı eseridir. Suat, Süreyya ve Necip arasındaki psikolojik tahlilleri konu edinen ikinci roman ise Mehmet Rauf'un 'Eylül' adlı eseridir. Bu nedenle doğru eşleştirme 'Mai ve Siyah (Halit Ziya Uşaklıgil) - Eylül (Mehmet Rauf)' şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen ilk romanın özelliklerini ve kahramanını belirleme
İlk romanda yazar olmak isteyen Ahmet Cemil’in hülyaları ve hayal kırıklıkları işlendiğinden bu eserin Halit Ziya Uşaklıgil'e ait 'Mai ve Siyah' olduğu tespit edilir.
Soruda tasvir edilen edebi kimlik ve olay örgüsünden hareketle ilk eserin adını ve yazarını bulmak gerekir.
2
Parçada geçen ikinci romanın özelliklerini ve kahramanlarını belirleme
İkinci romanda olay örgüsünden ziyade psikolojik derinliğin ön planda olduğu, Suat, Süreyya ve Necip karakterlerinin yer aldığı belirtilmiştir. Bu eser edebiyatımızın ilk psikolojik romanı kabul edilen Mehmet Rauf'a ait 'Eylül'dür.
Karakter kadrosu ve psikolojik derinlik vurgusuyla ikinci eserin adını ve yazarını belirlemek gerekir.
3
Elde edilen sonuçları birleştirerek doğru seçeneği bulma
Sırasıyla 'Mai ve Siyah (Halit Ziya Uşaklıgil) - Eylül (Mehmet Rauf)' ikilisi doğru cevaba ulaştırır.
İki adımda elde edilen doğru verileri birleştirerek seçenekleri elemek gerekir.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun Romanı ve Temsilcileri
Soru 8258Soru

Küresel iklim değişimi; atmosfer, hidrosfer, litosfer ve biyosfer gibi doğal sistemlerin tümünü etkileyen ve bu sistemler arasında zincirleme reaksiyonlara yol açan küresel bir süreçtir. Aşağıda verilen küresel iklim değişimi süreçlerini, etkiledikleri birincil do��al sistemler (coğrafi küreler) ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Atmosferdeki karbondioksit (CO2CO_2) ve metan (CH4CH_4) gibi sera gazlarının birikmesiyle küresel sıcaklık ortalamalarının artması
Buzulların erimesi ve okyanus sularının termal genleşmesiyle deniz seviyelerinin yükselip kıyı çizgilerinin değişmesi
Yüksek enlemlerdeki donmuş toprakların (permafrost) erimesiyle zemin stabilitesinin bozulması ve heyelanların tetiklenmesi
Sıcaklık ve yağış rejimlerinin değişmesi sonucu karasal biyom sınırlarının kutuplara ve yüksek yamaçlara doğru kayması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Atmosferdeki sera gazı birikimi Atmosfer (Hava Küre) ile; deniz seviyesinin yükselmesi Hidrosfer (Su Küre) ile; permafrost tabakasının erimesi Litosfer (Taş Küre) ile; biyomların kayması ise Biyosfer (Canlılar Küresi) ile eşleşmektedir.
Eşleştirmede her olay kendi gerçekleştiği birincil coğrafi küreye atanmıştır: Gaz birikimi ve küresel ısınma hava kürede (atmosfer) gerçekleştiğinden atmosfer ile; buzul erimesi ve okyanus yükselmesi su kürede (hidrosfer) gerçekleştiğinden hidrosfer ile; donmuş toprakların çözülmesi yer kabuğunda (litosfer) gerçekleştiğinden litosfer ile; türlerin yayılış alanlarının değişmesi canlılar dünyasında (biyosfer) gerçekleştiğinden biyosfer ile eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Atmosferdeki gaz birikimi ve küresel sıcaklık artışının hangi küreyle ilişkili olduğunu belirleme
Sera gazları (CO2CO_2, CH4CH_4) ve sıcaklık artışı doğrudan klimatolojik süreçler olup Atmosfer (Hava Küre) ile eşleşir.
Klimatolojik süreçlerin tamamı atmosfer katmanında gerçekleşir.
2
Buzul erimeleri ve deniz seviyesi değişimlerinin hangi küreyle ilişkili olduğunu belirleme
Okyanuslar, denizler ve buzullar su kaynakları olduğundan Hidrosfer (Su Küre) ile eşleşir.
Deniz seviyesinin yükselmesi hidrosferin su bütçesindeki değişimlerle doğrudan ilgilidir.
3
Permafrost erimesinin ve zemin çökmelerinin hangi küreyle ilişkili olduğunu belirleme
Toprak ve kayaç tabakaları yer kabuğunu oluşturduğundan Litosfer (Taş Küre) ile eşleşir.
Permafrostun çözülmesi jeomorfolojik ve litolojik bir süreçtir.
4
Biyom sınırlarının kayması ve tür yayılışlarının hangi küreyle ilişkili olduğunu belirleme
Canlıların dağılışı ve ekolojik adaptasyonlar Biyosfer (Canlılar Küresi) ile eşleşir.
Biyomlar ve canlı popülasyonları biyosferin temel unsurlarıdır.

Anahtar Kavram

Küresel İklim Değişimi ve Doğal Sistemlere Etkileri
Soru 8259Soru

Türkiye'de üretici ve tüketici merkezlerinin coğrafi dağılışı, ulaşım a��larının gelişmişlik derecesi ve serbest bölgelerin varlığı iç ve dış ticaretin yapısını doğrudan etkilemektedir.

Buna göre, Türkiye'de iç ve dış ticaret ile ticaret merkezlerinin genel özellikleri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye sınırları içerisindeki serbest bölgelere ülkenin diğer yerlerinden satılan mallar ihracat, bu bölgelerden Türkiye pazarına giren mallar ise ithalat işlemi görür.

Cevap

Türkiye sınırları içerisindeki serbest bölgelere ülkenin diğer yerlerinden satılan mallar ihracat, bu bölgelerden Türkiye pazarına giren mallar ise ithalat işlemi görür.
Serbest bölgeler, ülkenin siyasi sınırları içinde yer almasına rağmen gümrük hattı dışında kabul edilen özel alanlardır. Bu nedenle, Türkiye'nin diğer bölgelerinden serbest bölgelere satılan mallar ihracat (dış satım), serbest bölgelerden Türkiye pazarına satılan mallar ise ithalat (dış alım) rejimi kurallarına tabi tutulur.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'deki serbest bölgelerin yasal statüsünün ve gümrük sınırları açısından konumunun değerlendirilmesi.
Serbest bölgelerin gümrük bölgesi dışında kabul edildiği ve buralarla yapılan ticaretin dış ticaret (ithalat/ihracat) kurallarına tabi olduğu belirlenir.
Soruda ticaretin genel işleyişine dair doğru ifadenin bulunması istenmektedir.
2
İç ticaret hacmi ile üretim/tüketim merkezlerinin dağılış ilişkisinin incelenmesi.
İç ticaretin dış ticaretten daha büyük olduğu ve dengesiz dağılımın ticareti artırdığı belirlenerek yanlış seçenek elenir.
Seçeneklerdeki iç ticaret hacmi ve dağılım ile ilgili yanlış varsayımı doğrulamak için.
3
Transit ticaretin ve büyük şehirlerin fonksiyonel etkilerinin analiz edilmesi.
Transit ticaretin dış ticaret bilançosuna doğrudan ithalat olarak girmediği ve büyük şehirlerin etki alanlarının sadece tarıma bağlı olmadığı tespit edilerek diğer yanlış seçenekler elenir.
Kalan seçeneklerin elenmesi ve doğru yargıya ulaşılması için.

Anahtar Kavram

Serbest Bölgelerin Ticari Statüsü ve Türkiye Ticaretinin Genel Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8260Soru

Fecr-i Âti topluluğu, Türk edebiyatı tarihinde ilk kez bir beyanname yayımlayarak ortaya çıkan edebî oluşumdur. Beyannamede; Servet-i Fünun (Edebiyat-ı Cedide) topluluğunun artık ömrünü tamamladığını, edebiyatın seviyesini yükseltmek gerektiğini, Batı'nın önemli eserlerini Türkçeye tercüme edeceklerini, bir kütüphane kuracaklarını ve halka açık konferanslarla edebiyatı yaygınlaştıracaklarını ilan etmişlerdir. Ancak topluluk, bu kurumsal ve geniş kapsamlı hedeflerine karşın kısa sürede dağılmış ve edebî pratikte vadettiklerinin çoğunu gerçekleştirememiştir.

Buna göre topluluğun beyannamedeki kurumsal ve toplumsal vaatleri ile edebî pratikleri arasındaki çelişkiyi ve başarısızlıklarının temel nedenini en iyi açıklayan yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanatın şahsi ve muhterem olduğunu savunarak aşırı bireyselci bir estetik anlayışa yönelmeleri, beyannamede vadettikleri kurumsal ve toplumsal projeleri hayata geçirecek ortak bir irade ve zemin oluşturmalarını engellemiştir.

Cevap

Sanatın şahsi ve muhterem olduğunu savunarak aşırı bireyselci bir estetik anlayışa yönelmeleri, beyannamede vadettikleri kurumsal ve toplumsal projeleri hayata geçirecek ortak bir irade ve zemin oluşturmalarını engellemiştir.
Sanatın bireysel ve saygıdeğer olduğunu ('sanat şahsi ve muhteremdir') savunan bir anlayışın, kütüphane kurmak, tercüme yapmak veya konferanslar düzenlemek gibi kolektif çalışmayı gerektiren kurumsal hedeflerle çelişmesi, topluluğun ortak bir çalışma zemini bulamayarak dağılmasının ana nedenidir. Bu doğrultuda, sanatın şahsi ve muhterem olduğunu savunarak bireysel bir estetiğe yönelmenin projelerin gerçekleştirilmesini engellediğini belirten yargı doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Fecr-i Âti topluluğunun beyannamesinde yer alan vaatleri incelemek.
Bu vaatlerin kolektif çalışma ve ortak kurumsal bir zemin gerektirdiği tespit edilir.
Topluluğun teorik hedeflerinin gerçekleştirilebilirliğini analiz etmek.
2
Topluluğun 'Sanat şahsi ve muhteremdir' ilkesi etrafındaki şiir ve sanat anlayışını değerlendirmek.
Sanatçıların tamamen bireysel estetik arayışlara yöneldiği ve ortak bir eylem planından uzaklaştığı görülür.
Topluluk üyelerinin pratikteki yönelimlerini saptamak.
3
Vaatler ile bireysel sanat anlayışı arasındaki temel çelişkiyi sentezleyerek başarısızlık nedenini ortaya koymak.
Bireyselcilik ilkesinin ortak kurumsal hedefleri baltaladığı ve topluluğun dağılmasına neden olduğu belirlenir.
Seçenekler arasından bu çelişkiyi en doğru ifade eden yargıyı bulmak.

Anahtar Kavram

Fecr-i Âti Edebiyatı'nın beyanname vaatleri ile 'sanat şahsi ve muhteremdir' ilkesi arasındaki pratik çelişki ve bunun topluluğun dağılışı üzerindeki etkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 413 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin