Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 8221Soru

Bir bölgede aşırı kuraklığın başlangıcından sosyoekonomik etkilerinin ortaya çıkışına kadar olan süreci göz önüne alarak, aşağıda verilen kuraklık aşamalarını ilk gerçekleşenden son gerçekleşene doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kuraklık gelişim aşamalarının doğru sıralaması sırasıyla; yağış miktarlarının azalması (meteorolojik kuraklık), toprak neminin azalması (tarımsal kuraklık), yüzey ve yeraltı su kaynaklarının azalması (hidrolojik kuraklık) ve su kıtlığının toplumu etkilemesi (sosyoekonomik kuraklık) şeklindedir.
Kuraklığın aşamalı olarak ilerlemesinde sırasıyla yağış azlığı (meteorolojik), toprak neminin azalması (tarımsal), akarsu ve göl seviyelerinin gerilemesi (hidrolojik) ve nihayetinde toplumsal/ekonomik hayatın etkilenmesi (sosyoekonomik) gerçekleşir. Bu nedenle doğru sıralama meteorolojik kuraklık, tarımsal kuraklık, hidrolojik kuraklık ve sosyoekonomik kuraklık şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Meteorolojik kuraklık aşamasını belirleme
İlk olarak yağış miktarının normal değerlerin altına inmesi (meteorolojik kuraklık) süreci başlatır.
Kuraklık atmosferik nem ve yağış eksikliğiyle başlayan bir doğa olayıdır.
2
Tarımsal kuraklık aşamasını belirleme
Yağış azlığı toprak neminin tükenmesine ve bitkilerin susuz kalmasına (tarımsal kuraklık) yol açar.
Toprağın üst tabakasındaki su eksikliği doğrudan bitki gelişimini ve tarımsal üretimi vurur.
3
Hidrolojik kuraklık aşamasını belirleme
Uzun süren kuraklık yeraltı suyu, akarsu debileri ve göller gibi hidrolojik rezervlerin azalmasıyla (hidrolojik kuraklık) devam eder.
Yüzey ve yeraltı su kaynaklarının beslenmesi yağış ve sızmaya bağlı olduğu için gecikmeli olarak bu kaynaklar da kurur.
4
Sosyoekonomik kuraklık aşamasını belirleme
En son aşamada su kıtlığı içme suyu sıkıntısı, enerji üretimi düşüşü ve gıda fiyatlarının artması gibi sosyoekonomik etkilere dönüşür.
Ekonomik ve sosyal sistemlerin su kısıtından doğrudan zarar görmesi sürecin son boyutudur.

Anahtar Kavram

Kuraklık hidrolojik kökenli, yavaş gelişen ve aşamalı olarak ilerleyen ekstrem bir doğa olayıdır.
Soru 8222Soru

Milli Edebiyat Dönemi'nde yazar ve şairler, eserlerinde İstanbul sınırlarının dışına çıkarak Anadolu'yu, Anadolu insanının yaşamını ve sorunlarını ele almaya yönelmişlerdir. Bu anlay��şın en önemli meyvelerinden biri olan; idealist bir İstanbul kızı ve öğretmen olan Feride'nin Anadolu'nun çeşitli kasaba ve köylerinde yaşadığı maceraları, karşılaştığı zorlukları ve memleket gerçeklerini gözler önüne seren Reşat Nuri Güntekin romanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çalıkuşu

Cevap

Çalıkuşu
Çalıkuşu romanı, Reşat Nuri Güntekin tarafından kaleme alınmış olup idealist öğretmen Feride'nin şahsında Anadolu coğrafyasını ve insanını gerçekçi bir üslupla Türk edebiyatına taşımış, Milli Edebiyat Dönemi'nin en popüler ve karakteristik yapıtlarından biri olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen ipuçlarını (idealist öğretmen Feride karakteri, Anadolu coğrafyası ve insanının ele alınması, yazarın Reşat Nuri Güntekin olması) analiz edin.
Bu özelliklerin tamamının Çalıkuşu romanına ait olduğu belirlenir.
Çalıkuşu romanı, başkahramanı Feride'nin Anadolu'da öğretmenlik yaparken karşılaştığı zorlukları ve Anadolu insanının yaşamını gerçekçi bir bakış açısıyla yansıtan Milli Edebiyat Dönemi'nin simge eserlerindendir.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi romanlarında Anadolu'ya yönelim ve memleket edebiyatı anlayışı çerçevesinde öne çıkan yazarlar ve eserler.
Tahmini Süre:45s
Soru 8223Soru

Tanzimat Dönemi Türk tiyatrosunun gelişim sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Şair Evlenmesi'nin tefrikası (1860), Güllü Agop'un Gedikpaşa Tiyatrosu imtiyazını alması (1868), Vatan yahut Silistre'nin sahnelenmesi (1873) ve Nesteren'in yayımlanması (1878) şeklindedir.
Gelişmelerin kronolojik sırası Şair Evlenmesi'nin tefrika edilmesi (1860), Gedikpaşa Tiyatrosu imtiyazının alınması (1868), Vatan yahut Silistre'nin sahnelenmesi (1873) ve Nesteren'in yayımlanması (1878) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen gelişmelerin tarihlerini belirlemek.
Şair Evlenmesi 1860'ta tefrika edilmiş, Gedikpaşa Tiyatrosu imtiyazı 1868'de alınmış, Vatan yahut Silistre 1873'te sahnelenmiş ve Nesteren 1878'de yayımlanmıştır.
Sıralamayı doğru yapabilmek için her gelişmenin gerçekleştiği yılı bilmek gerekir.
2
Tarihleri geçmişten günümüze doğru sıralamak.
Sıralama 1860, 1868, 1873 ve 1878 şeklinde gerçekleşir.
Kronolojik sıra geçmişten günümüze doğru istendiği için en eski tarihten en yeni tarihe doğru bir düzenleme yapılmalıdır.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi Tiyatrosu kronolojisi ve önemli edebi/kurumsal olaylar
Soru 8224Soru

İslam medeniyetinde dini ilimler, zamanla kendi metodolojilerini ve kavramsal çerçevelerini oluşturarak kurumsallaşmıştır. Aşağıda verilen dini ilim dallarını, bu ilimlerin gelişim sürecinde ortaya çıkan veya kullanılan temel kavram/yöntemlerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tefsir
Hadis
Fıkıh
Kelam

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tefsir ilmi Esbab-ı Nüzul ile, Hadis ilmi Cerh ve Ta'dil ile, Fıkıh ilmi Ef'al-i Mükellefin ile, Kelam ilmi ise Hüsün ve Kubuh kavramı ile eşleşmektedir.
Dini ilimlerin metodolojisi ve temel kavramları dikkate alındığında; Kur'an'ın açıklanmasında ayetlerin iniş koşullarını araştıran alanın tefsir (Esbab-ı Nüzul); hadislerin sıhhatini belirlemek için ravileri eleştiri süzgecinden geçiren alanın hadis (Cerh ve Ta'dil); insanların dini yükümlülüklerini sınıflandıran alanın fıkıh (Ef'al-i Mükellefin); iyi ve kötünün akli veya nakli kaynağını sorgulayan alanın kelam (Hüsün ve Kubuh) olduğu görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Dini ilimlerin amaçlarını ve inceledikleri temel konuları belirlemek
Tefsir Kur'an'ı, Hadis Hz. Peygamber'in söz/davranışlarını, Fıkıh ameli hükümleri, Kelam ise inanç esaslarını inceler.
Kavramların hangi temel amaca hizmet ettiğini anlamak doğru eşleştirmeyi kolaylaştırır.
2
Sağ sütundaki terimlerin tanımlarını ve hangi ilim dalıyla ilişkili olduğunu analiz etmek
Cerh ve Ta'dil ravileri inceleyerek hadis tespitinde kullanılır. Esbab-ı Nüzul ayetlerin iniş sebeplerini inceler ve tefsirin konusudur. Hüsün ve Kubuh inanç/akıl ilişkisi çerçevesinde kelamın konusudur. Ef'al-i Mükellefin mükelleflerin fiillerini ele alarak fıkhın konusudur.
Her terimin metodolojik arka planını ve ilişkili olduğu ilim dalını belirlemek için analiz yapılır.
3
İlim dalları ile ilgili kavramları eşleştirmek
Tefsir-Esbab-ı Nüzul, Hadis-Cerh ve Ta'dil, Fıkıh-Ef'al-i Mükellefin ve Kelam-Hüsün ve Kubuh eşleşmesi elde edilir.
Metodolojik ve kavramsal ilişkileri doğrulamak için son kontrol yapılır.

Anahtar Kavram

İslam Medeniyetinde Dini İlimler
Soru 8225Soru

Klasik mantıkta bazı kıyaslar yapısal olarak standart formun dışına çıkarlar. Örneğin günlük hayattaki bazı tartışmalarda, muhatabı ikna etmek amacıyla öncüllerden birinin ya da her ikisinin gerekçesiyle birlikte sunulduğu görülür.

Buna göre;

"Bütün bilgeler sorgulayıcıdır; çünkü sorgulama olmadan doğru bilgiye ulaşılamaz.
Sokrates bir bilgedir.
O hâlde Sokrates de sorgulayıcıdır."

şeklindeki bir akıl yürütme, aşağıdaki kıyas türlerinden hangisine örnek oluşturur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Epikerem

Cevap

Epikerem
Verilen kıyas örneğinde, 'Bütün bilgeler sorgulayıcıdır' şeklindeki birinci öncülün hemen ardından 'çünkü' bağlacıyla başlayan bir açıklama ve gerekçe sunulmuştur. Klasik mantıkta, en az bir öncülü kanıtı veya gerekçesiyle birlikte sunulan bu tür kıyaslara kanıtlı kıyas ya da epikerem adı verilir. Dolayısıyla doğru cevap epikerem seçeneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kıyasın öncüllerini ve yapısını inceleme
Birinci öncülde 'Bütün bilgeler sorgulayıcıdır' iddiası sunulmuş ve hemen ardından 'çünkü sorgulama olmadan doğru bilgiye ulaşılamaz' ifadesiyle bu iddianın gerekçesi/kanıtı belirtilmiştir.
Kıyas türünün belirlenebilmesi için öncüllerin sunuluş biçimindeki yapısal özelliklerin tespit edilmesi gerekir.
2
Tespit edilen yapısal özelliği kıyas çeşitleriyle karşılaştırma
En az bir öncülünün gerekçesiyle (kanıtıyla) birlikte verildiği kıyas türünün klasik mantıkta 'Epikerem' (Kanıtlı Kıyas) olarak adlandırıldığı bilgisiyle eşleştirilir.
Kıyas çeşitlerinin tanımlarını kullanarak verilen örneğin hangi sınıfa girdiğini kesinleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Epikerem (Kanıtlı Kıyas), öncüllerinin en az birinin kanıtıyla veya gerekçesiyle birlikte sunulduğu kıyas türüdür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8226Soru

Servet-i Fünun romanının iki öncü ismi Halit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf, bireyin iç dünyasını ve hayal-hakikat çatışmasını eserlerinin merkezine yerleştirmiştir. Ancak iki yazarın karakter analizi yöntemi ve çevre-insan ilişkisine yaklaşımı farklıdır. Halit Ziya; kahramanlarını toplumsal konumları, konak yaşamının gösterişli dekoru ve çevre tasvirleriyle bütünleştirerek realizmin çizgisinde sunarken, Mehmet Rauf mekânı asgariye indirerek doğrudan bireyin içsel bunalımlarına, marazi hassasiyetlerine ve vicdani hesaplaşmalarına yoğunlaşır.

Buna göre aşağıdakilerin hangisinde, sözü edilen iki yazarın bu yapısal ve tematik farklılığını ortaya koyan eserleri ve bu eserlerdeki karakterlerin yaşadığı içsel çatışmalar doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Halit Ziya'nın Mai ve Siyah romanında Ahmet Cemil'in edebi hülyaları ile kız kardeşinin ölümü ve matbaa dünyasının acımasız gerçekleri arasındaki çatışması; Mehmet Rauf'un Eylül romanında Necip'in, arkadaşı Süreyya'ya olan dostluk bağlılığı ile Suat'a duyduğu yasak aşk arasındaki vicdani sıkışması

Cevap

Halit Ziya'nın Mai ve Siyah romanında Ahmet Cemil'in edebi hülyaları ile kız kardeşinin ölümü ve matbaa dünyasının acımasız gerçekleri arasındaki çatışması; Mehmet Rauf'un Eylül romanında Necip'in, arkadaşı Süreyya'ya olan dostluk bağlılığı ile Suat'a duyduğu yasak aşk arasındaki vicdani sıkışması
Halit Ziya Uşaklıgil'in Mai ve Siyah eserindeki Ahmet Cemil karakterinin yaşadığı hayal-gerçek çatışması ile Mehmet Rauf'un Eylül eserindeki Necip'in aşk-dostluk çatışması, parçada bahsedilen üslup ve kurgu farklarını (realist çevre tasviri vs. saf ruhsal analiz) kusursuz yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen edebi özellikler analiz edilir.
Halit Ziya Uşaklıgil'in realizm doğrultusunda çevre ve mekânı tasvir ederek karakter oluşturduğu, Mehmet Rauf'un ise mekânı geri plana itip doğrudan psikolojik analizlere odaklandığı tespit edilir.
Yazarların karakteristik romancılık yönelimlerini ayırt etmek.
2
Yazarların başyapıtları ve bu yapıtlardaki başkahramanların çatışmaları eşleştirilir.
Halit Ziya için Mai ve Siyah ve Ahmet Cemil'in hayal-gerçek çatışması; Mehmet Rauf için Eylül ve Necip'in aşk-dostluk çatışması eşleştirilir.
Parçadaki tanıma uygun düşen doğru eser ve kahramanları bulmak.
3
Seçeneklerde yer alan diğer edebi dönem eserleri elenir.
Tanzimat Dönemi eseri olan Araba Sevdası ve İntibah ile Milli Edebiyat/Cumhuriyet Dönemi eseri olan Sinekli Bakkal elenir. Yazar-eser eşleştirmesi yanlış olan Mai ve Siyah (Mehmet Rauf) ve Eylül (Halit Ziya) seçeneği elenir.
Çeldiricilerin edebi dönem ve yazar/eser uyuşmazlıkları üzerinden elenmesini sağlamak.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun romanında Halit Ziya Uşaklıgil ile Mehmet Rauf'un eserlerinin, karakterlerinin ve psikolojik-realist tahlil yöntemlerinin karşılaştırılması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8227Soru

Düştü yine bir şûle-i rengîn-i hayâlim
Gülzâr-ı cünûnda dile sığmaz bu melâlim

Bu beyit; özgün ve alışılmamış bağdaştırmaları, insan ruhunun derinliklerindeki ıstırabı hayal dünyasıyla birleştirerek sunması ve ağır dil yapısıyla dikkat çekmektedir.

Bu beyitte belirgin olan edebî akım ve bu akımın Türk edebiyatındaki en önemli temsilcisi aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sebk-i Hindi - Şeyh Galip

Cevap

Sebk-i Hindi - Şeyh Galip
Doğru seçenek, Sebk-i Hindi akımını ve bu akımın en önemli temsilcisi olan Şeyh Galip'i içeren seçenektir. Beyitte yer alan 'şûle-i rengîn-i hayâl' ve 'gülzâr-ı cünûn' gibi derin, soyut ve alışılmamış bağdaştırmalar Sebk-i Hindi'nin karakteristik özelliğidir. Bu tarzın Türk edebiyatındaki en büyük temsilcisi Şeyh Galip'tir.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitte geçen tamlamaları ve dil özelliklerini incelemek.
Beyitte 'şûle-i rengîn-i hayâl' (renkli hayal kıvılcımı) ve 'gülzâr-ı cünûn' (delilik bahçesi) gibi alışılmamış, soyut ve ağır tamlamalar kullanılmıştır.
Bu tarz imgesel ve soyut bağdaştırmalar ile ağır dil yapısı, Divan edebiyatında Sebk-i Hindi (Hint üslubu) akımının en belirgin ayırt edici özelliğidir.
2
Bu akımın Divan edebiyatındaki en önemli temsilcisini belirlemek.
18. yüzyıl şairi Şeyh Galip, Sebk-i Hindi akımının Türk edebiyatındaki en büyük ve en yetkin temsilcisidir.
Şeyh Galip, Hüsn ü Aşk adlı mesnevisinde bu üslubun zirve örneklerini vermiştir.
3
Edebi akım ve şair eşleştirmesini doğrulamak.
Belirlenen özellikler Sebk-i Hindi akımına ve şair Şeyh Galip'e aittir.
Seçenekler arasında bu ikilinin doğru olarak eşleştirildiği şıkkı bulmak sorunun doğru cevabına ulaşmamızı sağlar.

Anahtar Kavram

Sebk-i Hindi akımının üslup özellikleri (alışılmamış bağdaştırmalar, soyut hayaller) ve en önemli temsilcisi olan Şeyh Galip.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8228Soru

Türkiye, Orta Doğu ve Hazar Havzası gibi dünyanın en zengin enerji üretim alanları ile bu kaynakların en büyük tüketicisi olan Avrupa kıtası arasında bir köprü görevi görmektedir. Bu durum Türkiye'nin enerji jeopolitiğindeki yerini ve stratejik önemini giderek artırmaktadır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin enerji koridoru olmasında etkili olan, coğrafi konuma dayalı ve uzun s��re değişmeyen (statik) jeopolitik unsurlardan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Orta Doğu ve Hazar Havzası'ndaki zengin petrol ve doğal gaz rezervlerine coğrafi yakınlığı

Cevap

Orta Doğu ve Hazar Havzası'ndaki zengin petrol ve doğal gaz rezervlerine coğrafi yakınlığı
Doğru cevap, Türkiye'nin petrol ve doğal gaz rezervlerine coğrafi yakınlığına değinen seçenektir. Bir ülkenin coğrafi konumu, komşuları ve zengin kaynak alanlarına olan fiziki mesafesi, coğrafi yapının uzun vadede değişmeyen (statik) temel unsurlarını oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin jeopolitik konumunu etkileyen unsurları statik ve dinamik olarak gruplandırmak.
Fiziki coğrafya, mutlak konum, sınırlar ve coğrafi yakınlık gibi özellikler statik (değişmeyen) unsurlarken; siyasi kararlar, projeler, askeri ittifaklar ve yasal düzenlemeler dinamik (değişen) unsurlardır.
Soruda bizden enerji koridoru rolündeki statik unsuru ayırt etmemiz istendiği için bu sınıflandırma temel adımdır.
2
Verilen seçenekleri bu sınıflandırmaya göre analiz ederek coğrafi konuma dayalı ve değişmeyen unsuru tespit etmek.
Hazar Havzası ve Orta Doğu'daki enerji kaynaklarına coğrafi yakınlık, ülkenin yeryüzündeki konumuyla ilgili fiziki bir gerçektir ve insan müdahalesiyle kısa sürede değişmez. Projeler, yasalar ve diplomasi gibi diğer unsurlar ise dinamiktir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için her bir faktörün beşeri/siyasi mi yoksa doğal/fiziki mi olduğunu değerlendirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Jeopolitiğinde Statik ve Dinamik Unsurlar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8229Soru

Tanzimat Dönemi Türk tiyatrosu; biçim, içerik ve sahne tekniği bakımından köklü değişimlerin yaşandığı bir hazırlık ve gelişim evresidir. Aşağıda verilen Tanzimat tiyatrosuna dair açıklama ve özellikleri, sağ taraftaki ilgili eser adlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Edebiyatımızda aruz ölçüsüyle yazılmış ilk tiyatro eseri kabul edilen, konusunu Büyük İskender'in Hindistan seferinden alan ve trajedi özellikleri barındıran manzum dram.
Edebiyatımızda batılı anlamda yazılmış ilk yerli dram olarak kabul edilen, iffetini korumak için mücadele eden bir kadının trajik öyküsünü sahneye taşıyan eser.
Molière'in *Le Mariage Forcé* adlı oyunundan uyarlanan (adapte edilen), geleneksel Türk tiyatrosu unsurlarıyla Batı komedisini sentezleyen eser.
Arnavutluk'taki sadakat yemini geleneğini merkezine alarak aile içi töre, adalet ve namus kavramlarını işleyen dram türündeki eser.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşber, Afife Anjelik, Zor Nikah ve Besa yahut Ahde Vefa eserlerinin doğru özellikleri sırasıyla; aruzla yazılan ilk eser olması, ilk yerli dram olması, Molière adaptasyonu olması ve Arnavut töresini işlemesidir.
Verilen tanımlar incelendiğinde; aruzla yazılan ilk tiyatro eseri Eşber, ilk yerli dram Afife Anjelik, Molière'in Zorla Evlenme oyunundan uyarlanan eser Zor Nikah ve Arnavut yemin töresini işleyen eser Besa yahut Ahde Vefa ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Eşber eserinin özelliklerini belirleme
Aruzla yazılan ilk tiyatro eseri olan Eşber, Büyük İskender konusunu işler.
İlk tanımın Eşber ile eşleştiğini doğrulamak için.
2
Afife Anjelik eserinin özelliklerini belirleme
Edebiyatımızdaki ilk yerli dram olan Afife Anjelik, iffetini koruyan bir kadının trajedisini anlatır.
İkinci tanımın Afife Anjelik ile eşleştiğini doğrulamak için.
3
Zor Nikah eserinin özelliklerini belirleme
Molière'den adapte edilen Zor Nikah komedi türündedir.
Üçüncü tanımın Zor Nikah ile eşleştiğini doğrulamak için.
4
Besa yahut Ahde Vefa eserinin özelliklerini belirleme
Şemsettin Sami'nin bu dramı Arnavut yemin töresi (besa) üzerine kuruludur.
Dördüncü tanımın Besa yahut Ahde Vefa ile eşleştiğini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi Tiyatrosu Eser-İçerik Eşleştirmesi
Soru 8230Soru

İslam ahlak düşüncesinde insanın manevi gelişimini engelleyen kalp hastalıkları üzerinde önemle durulmuştur. Gazzâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn adlı eserinde bu hastalıklardan birini tanımlarken: "Başkasının elindeki nimetin ve güzelliğin yok olmasını istemek, o kişinin elinden çıkıp kendisine veya bir başkasına geçmesini arzulamaktır." der. Bununla birlikte, başkasının elindeki nimete göz dikmeksizin ve onun yok olmasını istemeksizin, aynı nimetin benzerine sahip olmayı dilemek ise ahlaki bir olgunluk işareti olarak değerlendirilir.

Buna göre, parçada tanımlanan olumsuz ahlaki tutum ile onun karşısında yer alan ve dinen sakıncası bulunmayan olumlu yönelim sırasıyla aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Haset - Gıpta

Cevap

Parçada yerilen ahlaki tutum olarak tanımlanan kavram haset, dinen sakıncalı görülmeyen olumlu yönelim ise gıpta kavramıdır.
Metindeki ilk tanımda başkasının nimetinin elinden çıkmasını arzulama durumu doğrudan haset kavramının tanımıdır. İkinci kısımda ise başkasının nimetinin yok olmasını istemeksizin benzerine sahip olma isteğinin dinen sakıncası olmayan gıpta kavramı olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle haset ve gıpta ikilisini içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki tanımları analiz etme
Gazzâlî'nin tanımında geçen 'başkasının elindeki nimetin yok olmasını isteme' ifadesinin ahlak terimlerindeki karşılığı araştırılmıştır.
Soruda yer alan olumsuz davranışın adını koyabilmek için ahlak literatüründeki kavramsal karşılığını bilmek gerekir.
2
İkinci tanımı değerlendirme ve eşleştirme
Aynı nimetin benzerine sahip olmayı dileyip yok olmasını istememe durumunun 'gıpta' (imrenme) olduğu tespit edilmiştir.
Olumsuz ahlaki tutumun karşısındaki olumlu yönelimi bularak doğru sıralamayı oluşturmak gerekir.

Anahtar Kavram

İslam ahlakında yerilen davranışlardan haset ile dinen olumlu kabul edilen gıpta arasındaki kavramsal ayrım.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8231Soru

İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye
Deli gönül abdal olmuş
Gezer Elif Elif diye

Bu dörtlükle ilgili aşağıdaki sınıflandırma ve değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hece ölçüsü 88'li olduğu için nazım biçimi semai; lirik bir temaya sahip olduğu için nazım türü güzellemedir.

Cevap

Hece ��lçüsü 88'li olduğu için nazım biçimi semai; lirik bir temaya sahip olduğu için nazım türü güzellemedir.
Verilen dörtlük hece ölçüsü yönünden incelendiğinde her dizede 88 hece bulunduğu görülür. Âşık edebiyatında 88'li hece ölçüsüyle söylenen nazım biçimi semaidir. Şiirde sevgiliye (Elif) duyulan lirik hisler ve aşk teması işlendiği için nazım türü güzellemedir. Dolayısıyla, nazım biçimi semai, nazım türü güzelleme olan seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Dörtlüğün dizelerindeki hece sayıları sayılarak ölçüsü belirlenir.
Dörtlüğün her bir dizesinin 88 heceden oluştuğu tespit edilir.
Âşık edebiyatında 88'li hece ölçüsü semai nazım biçiminin en temel ayırt edici yapısal özelliğidir.
2
Şiirin teması ve işlenen konusu analiz edilir.
Şiirde 'Elif' ismi üzerinden lirik bir aşk ve özlem konusunun işlendiği belirlenir.
Âşık edebiyatında aşk, sevgili ve doğa güzelliklerini işleyen şiirler güzelleme türüne girer.
3
Dörtlüğün biçim ve tür sınıflandırması birleştirilerek doğru seçenek tespit edilir.
Şiirin nazım biçimi semai, nazım türü ise güzelleme olarak belirlenir.
Yapısal (88'li hece) ve tematik (aşk) özelliklerin birleşimi bu sonucu doğrular.

Anahtar Kavram

Âşık Edebiyatı Nazım Biçimleri ve Türlerinin Tespiti
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8232Soru

Divan edebiyatında bir şairin başka bir şairin şiirini be��enip aynı ölçü ve kafiyeyle yazdığı benzer şiirlere 'nazire' denir. Edebiyatımızda bu geleneğin en güzel örneklerinden biri, Necâtî Bey’in ünlü 'döne döne' redifli gazeline yapılan nazirelerdir. Bu nazirelerden biri de dönemin padişahı Fatih Sultan Mehmet’e yakınlığıyla bilinen bir şairimize aittir:

*“Ey büt-i nâ-mihribân bilmez misin kim âh-ı dil*
*Ahmed’i yakmağa bir yeldir esen döne döne”*

Bu bilgiler ve verilen beyit dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beytin sahibi olan şair, 16. yüzyılda yaşamış ve divan şiirinde soyut, kapalı ve ağır bir dil içeren 'Sebk-i Hindî' akımının kurucusu kabul edilmiştir.

Cevap

Beytin sahibi olan şairin 16. yüzyılda yaşadığı ve Sebk-i Hindî akımının kurucusu olduğunu iddia eden yargı
Verilen beyit 15. yüzyıl divan şiirinin önemli temsilcilerinden Ahmet Paşa'ya aittir. Ahmet Paşa 16. yüzyılda yaşamamıştır ve Türk edebiyatında Sebk-i Hindî akımının temsilcisi veya kurucusu değildir. Dolayısıyla şairin 16. yüzyılda yaşadığını ve Sebk-i Hindî akımının kurucusu olduğunu belirten ifade tarihsel ve edebî açıdan yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitte yer alan 'Ahmed' mahlasından yola çıkarak eserin şairini tespit etmek.
Söz konusu beyit 15. yüzyıl şairi Ahmet Paşa'ya aittir.
Beytin hangi sanatçıya ait olduğunu belirlemek, tarihsel ve edebî özelliklerini doğrulamak için ilk adımdır.
2
Tespit edilen şairin yaşadığı yüzyıl ve dâhil olduğu edebî yönelimleri seçeneklerdeki iddialarla karşılaştırmak.
Ahmet Paşa 15. yüzyılda yaşamıştır; Sebk-i Hindî akımı ise 17. yüzyılda ortaya çıkmış olup Ahmet Paşa bu akımın öncüsü veya kurucusu değildir.
Şairin edebî kişiliği ile seçeneklerde verilen yanlış bilgiyi eşleştirerek doğru seçeneği belirlemek.

Anahtar Kavram

15. Yüzyıl Divan Şairleri ve Edebî Özellikleri (Ahmet Paşa)
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 8233Soru

Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında millî-dinî zevk ve duyarlılığı yansıtan eserler ile bireyin iç dünyasını esas alan romanlar önemli bir yere sahiptir. Aşağıda sol sütunda verilen eserleri, sağ sütunda verilen belirleyici tematik özellikleri ve içerikleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gül Yetiştiren Adam
Bir Tereddütün Romanı
Osmancık
Azap Toprakları

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirmeler şu şekildedir: Gül Yetiştiren Adam eseri kültürel yabancılaşma karşısında kendi dünyasına çekilen karakterin sessiz direnişiyle; Bir Tereddütün Romanı eseri aydın kesimin yaşadığı ahlaki ve zihinsel bunalımlarla; Osmancık eseri Osmanlı'nın kuruluş dönemi ve Osman Bey'in manevi olgunlaşma süreciyle; Azap Toprakları eseri ise Batı Trakya'da yaşayan soydaşlarımızın millî benlik mücadeleleriyle eşleşir.
Doğru eşleştirme, her eserin kendi dönemindeki edebî eğilimine (bireyin iç dünyası veya millî-dinî duyarlılık) uygun olan temel konusunu yansıtmaktadır. Gül Yetiştiren Adam kültürel yabancılaşmayı ve içsel direnişi; Bir Tereddütün Romanı aydın kararsızlığını ve psikolojik bunalımları; Osmancık Osmanlı'nın kuruluşundaki manevi olgunlaşmayı; Azap Toprakları ise Batı Trakya Türklerinin millî mücadelesini konu alır.

Adım Adım Çözüm

1
Gül Yetiştiren Adam eserinin temasını incelemek.
Eserin, Batılılaşma karşısında eve kapanıp gül yetiştiren bir adamın iç dünyasını ve yabancılaşmayı anlattığı görülür.
Bu tema, 'Modernleşme sürecinin yol açtığı kültürel yabancılaşma...' ifadesiyle eşleşir.
2
Bir Tereddütün Romanı eserinin temasını incelemek.
Peyami Safa'nın bu eserinde, I. Dünya Savaşı sonrası bir yazarın yaşadığı içsel tereddütler, kararsızlıklar ve aydın buhranı ele alınmaktadır.
Bu içerik, 'Bir yazarın iç dünyasındaki kararsızlıklar ve şüpheler...' ifadesiyle eşleşir.
3
Osmancık eserinin temasını incelemek.
Tarık Buğra'nın kaleme aldığı romanda, Osman Gazi'nin Osmancık'tan Osman Bey'e dönüşümü ve Şeyh Edebali'nin bu süreçteki manevi etkisi anlatılır.
Bu tema, 'Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemini ve Osman Bey'in...' ifadesiyle doğrudan eşleşir.
4
Azap Toprakları eserinin temasını incelemek.
Emine Işınsu'nun bu eserinde, Yunanistan'ın Batı Trakya bölgesindeki Türklerin millî ve dinî kimliklerini korumak için verdikleri mücadeleler anlatılmaktadır.
Bu içerik, 'Batı Trakya'da yaşayan soydaşlarımızın millî benliklerini koruma mücadelesini...' ifadesiyle örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi romanında bireyin iç dünyasını esas alanlar ile millî-dinî zevk ve duyarlılığı yansıtan eserlerin tematik ve içerik özellikleri.
Soru 8234Soru

Milli Edebiyat Dönemi’nde hecenin beş şairinden biri olarak ün kazanan sanatçı, şiire aruzla başlamış ve ilk dönemlerinde bireysel temalara yönelmiştir. Ziya Gökalp'in etkisiyle sade dil ve hece ölçüsünü benimseyen şair, Türk denizcilik tarihini ve eski Türk korsanlarının yiğitliklerini coşkulu bir dille anlatan epik şiirleriyle tanınmıştır. Özellikle *Gemiciler* ve *Süvariler* gibi şiirleri bu tarzın en bilinen örnekleridir.

Bu parçada söz edilen Milli Edebiyat Dönemi şairi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Enis Behiç Koryürek

Cevap

Enis Behiç Koryürek
Parçada bahsedilen 'Türk denizcilik tarihi', 'eski korsanların yiğitlikleri', 'Gemiciler' ve 'Süvariler' eserleri doğrudan Enis Behiç Koryürek'i işaret etmektedir. Sanatçı, Beş Hececiler içinde denizcilik ve korsanlık temasını coşkulu/epik bir dille işleyen tek isimdir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen şair özelliklerini incelemek
Sanatçının 'Beş Hececiler' grubundan biri olduğu, şiire aruzla başlayıp heceye geçtiği, denizcilik tarihi ve korsanlık temalı epik şiirler yazdığı, 'Gemiciler' ve 'Süvariler' adlı eserlerin yazarı olduğu bilgileri tespit edilmiştir.
Parçadaki ipuçlarından hareketle şairin kimliğini belirlemek.
2
Seçeneklerdeki Beş Hececiler temsilcilerinin edebi yönelimlerini ve eserlerini karşılaştırmak
Halit Fahri Ozansoy hüzün ve 'Aruza Veda' ile; Yusuf Ziya Ortaç mizah ve 'Binnaz' ile; Orhan Seyfi Orhon lirik şiirler ve 'Peri Kızı ile Çoban Hikayesi' ile; Faruk Nafiz Çamlıbel ise memleketçi şiirler ve 'Han Duvarları' ile öne çıkar. Denizcilik ve eski korsanların yiğitliklerini epik tarzda ele alan yegane isim Enis Behiç Koryürek'tir.
Gruptaki diğer şairlerin ayırt edici özelliklerini eleyerek doğru sonuca ulaşmak.
3
Elde edilen sonuçlara göre doğru şairi işaretlemek
Metinde sözü edilen şair Enis Behiç Koryürek olarak kesinleştirilmiştir.
Doğru seçeneği belirlemek.

Anahtar Kavram

Beş Hececiler ve Temsilcileri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8235Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen dizeleri, sağ sütunda yer alan ve bu dizelerde öne çıkan edebî sanatlarla doğru ��ekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

"Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?"
"Güzel kapınızdan geçip gitmek için
Gökyüzü maviye boyanmış bugün."
"Karlı dağlar arasında bir sıcak rüzgâr eser
Dondurur içimi bu alevli soğuklar."
"Bulutlar hüzünle gökyüzünü kapladı
Güneş saklandı arkalarına, sessizce ağladı."

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şakaklarıma kar mı yağdı dizesi tecahülüarif ile; Güzel kapınızdan geçip gitmek dizesi hüsnütalil ile; Karlı dağlar arasında dizesi tezat ile; Bulutlar hüzünle dizesi teşhis sanatı ile eşleşmelidir.
Dizelerdeki edebi sanatlar sırasıyla tecahülüarif, hüsnütalil, tezat ve teşhis olarak doğru şekilde eşleştirilmiştir. Şairin yaşlılığını bilmezden gelmesi tecahülüarif; gökyüzünün mavisini sevgiliye bağlaması hüsnütalil; sıcak-soğuk kelimeleri tezat; güneşin ağlaması ise teşhis sanatını oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci dizelerdeki edebi sanatı belirleme.
"Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?" dizesinde şair, yaşlandığı gerçeğini bildiği hâlde bilmezden gelmektedir. Bu durum tecahülüarif sanatı ile uyuşmaktadır.
Tecahülüarif, bilinen bir durumu edebi bir amaçla bilmezden gelerek anlatma sanatıdır.
2
İkinci dizelerdeki edebi sanatı belirleme.
"Gökyüzü maviye boyanmış bugün" ifadesindeki doğa olayı, sevgilinin kapısından geçiş amacına bağlanmıştır. Bu durum hüsnütalil sanatı ile uyuşmaktadır.
Hüsnütalil, bir olayı gerçek nedeninin dışında, güzel ve hayali bir nedene bağlama sanatıdır.
3
Üçüncü dizelerdeki edebi sanatı belirleme.
"Sıcak" ile "soğuk" ve "dondurur" ile "alevli" kelimeleri karşıt anlamlar taşımaktadır. Bu durum tezat sanatı ile uyuşmaktadır.
Tezat, birbirine karşıt olan duygu, düşünce ve kavramların bir arada kullanılmasıdır.
4
Dördüncü dizelerdeki edebi sanatı belirleme.
"Bulutlar hüzünle gökyüzünü kapladı" ve "güneş ağladı" ifadelerinde insan dışındaki varlıklara insan özellikleri verilmiştir. Bu durum teşhis sanatı ile uyuşmaktadır.
Teşhis (kişileştirme), insan dışındaki varlıklara insan niteliği kazandırma sanatıdır.

Anahtar Kavram

Edebi Sanatlar (Söz Sanatları)
Soru 8236Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen Milli Edebiyat Dönemi şairleri ile sağ sütunda karışık olarak verilen sanat anlayışlarını yansıtan özellikleri doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ziya Gökalp
Yahya Kemal Beyatlı
Mehmet Emin Yurdakul

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ziya Gökalp - Şiiri Türkçülük ideolojisini yaymada didaktik bir araç olarak gören şair; Yahya Kemal Beyatlı - Şiiri tamamen estetik ve derunî ahenk olarak gören şair; Mehmet Emin Yurdakul - Sade dil ve hece ölçüsüyle yazarak millî şiir çığırını başlatan öncü şair.
Doğru eşleştirmede; fikir adamı ve Türkçü yönüyle didaktik şiirler yazan Ziya Gökalp ideolojik açıklamayla, aruzla saf şiir üreten Yahya Kemal Beyatlı estetik açıklamayla, 'Türk Sazı'nın yazarı Mehmet Emin Yurdakul ise heceyle yazılan millî şiirin öncüsü açıklamasıyla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Ziya Gökalp'in şiir anlayışı tespit edilir.
Ziya Gökalp'in Türkçülük düşüncesini halka ulaştırmak amacıyla didaktik manzumeler yazdığı, estetik kaygıyı arka plana ittiği belirlenir. Bu durum ikinci açıklamayla eşleşir.
Şairin ideolojik ve öğretici kimliğinin şiirine yansımasını kavramak.
2
Yahya Kemal Beyatlı'nın edebi çizgisi çözümlenir.
Yahya Kemal'in döneminde saf şiir (öz şiir) çizgisini temsil ettiği, musiki ve aruz ölçüsüne önem verdiği bilinmektedir. Bu durum birinci açıklamayla örtüşür.
Şairin estetik anlayışını ve aruz ölçüsü tercihini belirlemek.
3
Mehmet Emin Yurdakul'un tarihsel rolü değerlendirilir.
Mehmet Emin Yurdakul'un Millî Edebiyat öncesinde sade dil ve hece ölçüsüyle yazarak bu anlayışın öncüsü olduğu bilgisiyle üçüncü açıklama eşleşir.
Şairin hece ölçüsü ve sade Türkçe ile millî şiirin öncüsü olma özelliğini saptamak.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi Şiir Eğilimleri ve Temsilcileri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8237Soru

Halide Edip Adıvar'ın Milli Mücadele dönemini konu edinen ünlü eseri *Vurun Kahpeye* romanının olay örgüsü dikkate alındığında, aşağıda verilen gelişmelerin kronolojik olarak doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: İdealist öğretmen Aliye'nin Anadolu'daki bir kasabaya atanarak göreve başlaması, Tosun Bey ile nişanlanması, işbirlikçi figürlerin hedefi haline gelmesi ve son olarak kışkırtmalar sonucu linç edilmesidir.
Doğru sıralama, Aliye'nin kasabaya atanmasıyla başlayıp Tosun Bey ile nişanlanması, ardından işgal ve iftiralarla devam ederek linç edilmesiyle son bulmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Eserin başlangıç aşamasını (serim) tespit etme
Aliye'nin öğretmen olarak kasabaya atanması ilk olaydır.
Olay örgüsünün başlaması Aliye'nin İstanbul'dan Anadolu'ya öğretmenlik amacıyla gelmesine dayanır.
2
Milli Mücadele ilişkilerinin kurulmasını sıralama
Tosun Bey ile nişanlanma ikinci olaydır.
Aliye'nin kasabada tanınıp Tosun Bey ile nişanlanması, işgal öncesindeki gelişmedir.
3
İşgal dönemi çatışmalarını belirleme
Yunan işgaliyle beraber işbirlikçilerin Aliye'yi hedef alması üçüncü olaydır.
Çatışmanın zirveye ulaştığı bu evre düşman işgalinin gerçekleşmesinden sonra ortaya çıkar.
4
Romanın sonunu (çözüm) belirleme
Aliye'nin iftiralar sonucu linç edilmesi son olaydır.
Eserin trajik sonunu ve Aliye'nin şehadetini temsil eden olay, anlatının finalidir.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat romanlarında olay örgüsü takibi ve kahramanların gelişim aşamaları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8238Soru

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri ile imzaladığı Sevr Antlaşması, yürürlükteki anayasa olan Kanun-i Esasi'nin hükümlerine aykırı bir süreç izlenerek onaylanmıştır. Bu durum, antlaşmanın Osmanlı Devleti açısından hukuken geçersiz sayılmasına yol açmıştır.

Buna göre, Sevr Antlaşması'nın Osmanlı hukuku açısından hukuki geçersizlik kazanmas��nın temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun-i Esasi uyarınca antlaşmaları onaylama yetkisine sahip olan Mebusan Meclisi'nin onayından geçmemiş olması

Cevap

Kanun-i Esasi uyarınca antlaşmaları onaylama yetkisine sahip olan Mebusan Meclisi'nin onayından geçmemiş olması
Sevr Antlaşması'nın Osmanlı Devleti açısından hukuken geçersiz sayılmasının nedeni, yürürlükteki anayasa olan Kanun-i Esasi'nin barış antlaşmalarının yürürlüğe girmesi için Mebusan Meclisi'nin onayını şart koşmasıdır. Mebusan Meclisi kapatıldığı için bu onay hiçbir zaman alınamamış ve antlaşma hukuken geçersiz kalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı anayasal sistemindeki antlaşma onay mekanizmasını tespit etmek.
Kanun-i Esasi'ye göre barış antlaşmalarının yürürlüğe girebilmesi için meclisin (Mebusan Meclisi) onayının anayasal bir zorunluluk olduğunu belirlemek.
Antlaşmanın hukuki geçerlilik şartlarını saptamak.
2
Sevr Antlaşması'nın imzalandığı dönemdeki meclis durumunu değerlendirmek.
İstanbul'un işgali sonrası Mebusan Meclisi'nin kapalı olduğunu ve antlaşma imzalanırken onay makamının fiilen çalışmadığını görmek.
Meclisin devre dışı bırakılmasının anayasal onay sürecine etkisini analiz etmek.
3
Alternatif kurulların (Saltanat Şurası) onayının hukuki geçerliliğini incelemek.
Saltanat Şurası'nın onayının Kanun-i Esasi'de belirtilen meclis onayının yerini tutamayacağını, bu nedenle antlaşmanın hukuken geçersiz (ölü doğmuş) kabul edildiğini doğrulamak.
Hukuki geçersizliğin temel nedenini ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın hukuki geçersizliği
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8239Soru

Atatürk Dönemi'nde siyasi alanda gerçekleştirilen inkılaplar, egemenliğin kaynağını kişisel ve monarşik referanslardan kurtararak millete teslim etmeyi ve ulusal egemenliği kurumsallaştırmayı hedeflemiştir.

Buna göre, aşağıdaki siyasi gelişmelerden hangisinin doğrudan ulusal egemenlik (halk iradesi) ilkesini güçlendirmekten ziyade, yeni devletin idari ve stratejik yapısını şekillendirme amacıyla gerçekleştirildiği savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ankara'nın başkent ilan edilmesi

Cevap

Ankara'nın başkent ilan edilmesi
Ankara'nın başkent ilan edilmesi kararı; coğrafi konum, ulaşım yollarının merkezinde bulunması, işgal görmemiş olması ve Millî Mücadele'nin sevk ve idare merkezi olması gibi stratejik, askeri ve idari gerekçelere dayanmaktadır. Bu durum doğrudan halkın yönetime katılım hakkını genişleten veya ulusal egemenlik ilkesini pekiştiren bir reform olmaktan ziyade, devletin idari yapılanmasının fiziki bir gerekliliğidir. Dolayısıyla doğru yanıt Ankara'nın başkent ilan edilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Siyasi inkılapların temel amaçlarının analiz edilmesi
Saltanatın kaldırılması, Cumhuriyetin ilanı, Halifeliğin kaldırılması ve kadınlara siyasi hakların verilmesi doğrudan halk iradesinin egemen kılınması, laikleşme ve demokratik katılımın artırılması amaçlarını taşır.
Ulusal egemenliğe doğrudan hizmet eden siyasi gelişmeleri belirlemek.
2
Ankara'nın başkent ilan edilme gerekçelerinin incelenmesi
Ankara'nın başkent seçilmesi; coğrafi konum, ulaşım ve haberleşme kolaylığı, işgal edilmemiş güvenli bir bölgede bulunması ve Millî Mücadele'nin yönetim merkezi olması gibi stratejik, askeri ve idari faktörlere dayanır.
Soruda istenen 'idari ve stratejik yapıyı şekillendirme' amacına uygun olan seçeneği tespit etmek.

Anahtar Kavram

Siyasi Alanda Yapılan İnkılaplar ve Ulusal Egemenlik ilişkisi
Soru 8240Soru

Aşağıdaki Servet-i Fünun romanlarını ve yazarlarını ele alan metinde boş bırakılan yerlere hangi eser ve yazar adları getirilmelidir?

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Türk edebiyatında Batılı anlamda teknik açıdan ilk güçlü realist roman kabul edilen adlı eserde Ahmet Cemil karakteri üzerinden Servet-i Fünun neslinin hayalleri ve hayal kırıklıkları anlatılırken; edebiyatımızın ilk psikolojik romanı sayılan adlı eserde ise Necip, Suat ve Süreyya arasındaki içsel çatışmalar işlenir. Bu iki eserden ilki tarafından, ikincisi ise Mehmet Rauf tarafından kaleme alınmıştır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci boşluğa 'Mai ve Siyah', ikinci boşluğa 'Eylül', üçüncü boşluğa ise 'Halit Ziya Uşaklıgil' yazılmalıdır.
Metinde tanıtılan karakterler ve temalar doğrudan Halit Ziya Uşaklıgil'in 'Mai ve Siyah' ve Mehmet Rauf'un 'Eylül' eserlerine işaret etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ipuçlarını belirleme.
Ahmet Cemil karakteri ve Servet-i Fünun neslinin hayal kırıklıkları teması birinci boşluğun 'Mai ve Siyah'; Necip, Suat ve Süreyya karakterleri ile psikolojik roman niteliği ise ikinci boşluğun 'Eylül' olduğunu göstermektedir.
Metinde verilen karakterler ve tematik özellikler doğru eserleri teşhis etmemizi sağlar.
2
Yazar eşleştirmesini tamamlama.
Metindeki son cümlede ilk eserin yazarı sorulmaktadır. 'Mai ve Siyah' romanının yazarı Halit Ziya Uşaklıgil olduğundan, üçüncü boşluk 'Halit Ziya Uşaklıgil' olmalıdır.
Eser-yazar eşleşmesini doğru tamamlamak için.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun romanlarının (Mai ve Siyah, Eylül) karakterleri, temaları ve yazarları (Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf).
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 412 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin