Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 8261Soru

Türkiye’de Cumhuriyet’in ilanından günümüze kadar geçen süreçte, değişen sosyoekonomik şartlara bağlı olarak farklı nüfus politikaları benimsenmiştir. Bu doğrultuda 1923-1965 yılları arasında nüfus artış hızını artırmaya yönelik politikalar uygulanırken, 1965 yılından itibaren nüfus artış hızını düşürmeyi amaçlayan politikalara geçiş yapılmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'de 1923-1965 döneminde nüfus artış hızını artırmaya yönelik politikaların uygulanma gerek��elerinden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hızlı nüfus artışının kişi başına düşen milli geliri azaltması ve demografik yatırımların bütçe üzerindeki yükünü artırması

Cevap

Hızlı nüfus artışının kişi başına düşen milli geliri azaltması ve demografik yatırımların bütçe üzerindeki yükünü artırması
Doğru yanıt, hızlı nüfus artışının kişi başına düşen milli geliri azaltması ve demografik yatırımların bütçe üzerindeki yükünü artırması yönündeki ifadedir. Bu gerekçe, Türkiye'nin 1965 yılında yürürlüğe koyduğu 557 sayılı Nüfus Planlaması Kanunu ile başlayan ve nüfus artış hızını düşürmeyi hedefleyen antinatalist politikasının temel sebebidir. Cumhuriyet'in ilk 40 yılında ise nüfus artışı ülkenin kalkınması, savunması ve iş gücü ihtiyacı için olumlu bir faktör olarak görülmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin cumhuriyet tarihi boyunca uyguladığı nüfus politikası dönemlerini belirlemek.
1923-1965 arası nüfus artış hızını artırma (pronatalist) dönemi, 1965 sonrası ise nüfus artış hızını azaltma/planlama (antinatalist) dönemidir.
Soruda istenen gerekçenin hangi döneme ait olduğunu tespit edebilmek için dönem sınırları çizilmelidir.
2
1923-1965 döneminin sosyoekonomik şartlarını analiz etmek.
Savaşlardan yeni çıkılmış olması, yüksek bebek ölüm oranları, yetersiz iş gücü ve insan gücüne dayalı tarım gibi koşullar nüfusu artırma politikasının nedenleridir.
Verilen seçeneklerin 1923-1965 döneminin gerekçeleriyle uyuşup uyuşmadığını doğrulamak gerekir.
3
Hızlı nüfus artışının olumsuz ekonomik etkilerine dair seçeneği değerlendirmek.
Hızlı nüfus artışının kişi başına düşen milli geliri düşürmesi ve demografik yatırımları artırması gibi gerekçeler, 1960'lardan sonra ortaya çıkan sorunlardır ve 1965'teki politika değişikliğinin nedenidir.
Yanlış olan gerekçeyi bularak doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Cumhuriyet Dönemi Nüfus Politikaları ve Gerekçeleri
Soru 8262Soru

Minnet Hudâ'ya devlet-i dünyâ fenâ bulur
Bâkî kalır sahîfe-i âlemde adımız

Aruz ölçüsüyle kaleme alınan ve şairinin mahlasını barındıran bu beyitle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dönemin şiir anlayışını yansıtan bu beyit, 15. yüzyılın en önemli şairlerinden biri kabul edilen ve 'Sultânü'ş-Şuarâ' olarak anılan sanatçıya aittir.

Cevap

Beytin 15. yüzyıl sanatçısına ait olduğunu öne süren seçenek söylenemez. Beyit, 16. yüzyıl şairi Bâkî'ye aittir.
Verilen beyit, 16. yüzyıl Divan edebiyatının en büyük temsilcilerinden biri olan Bâkî'ye aittir. Bâkî, edebiyatımızda 'Sultânü'ş-Şuarâ' (Şairler Sultanı) unvanıyla anılmaktadır. Ancak kendisi 15. yüzyılda değil, 16. yüzyılda yaşamıştır. Bu nedenle, şairin 15. yüzyıl sanatçısı olduğunu öne süren seçenek bilgi hatası içermektedir ve söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitte yer alan mahlas tespit edilir.
İkinci dizedeki 'Bâkî' kelimesinin şairin mahlası olduğu belirlenir.
Beytin kime ait olduğunu anlamak için öncelikle mahlasın bulunması gerekir.
2
Mahlası belirlenen şairin edebi kişiliği ve yaşadığı dönem hatırlanır.
Bâkî'nin 16. yüzyılda yaşadığı, 'Sultânü'ş-Şuarâ' unvanını taşıdığı ve rindane gazelleriyle tanındığı bilgisi doğrulanır.
Yazarın kronolojik ve biyografik özelliklerini seçeneklerle karşılaştırmak için bu bilgi gereklidir.
3
Seçeneklerdeki ifadeler beytin dil, edebi sanat ve tema özellikleri açısından değerlendirilir.
Tevriye sanatı, Arapça-Farsça dil özellikleri ve dünyevi ün arzusu gibi unsurlar doğrulanır. Şairin 15. yüzyılda yaşadığına dair ifadenin hatalı olduğu saptanır.
Yanlış olan yargıyı bularak doğru seçeneğe ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

16. Yüzyıl Divan Şairi Bâkî'nin Edebi Kişiliği ve Şiir Analizi
Soru 8263Soru

Aşağıdaki sol sütunda Divan edebiyatında beyitlerle kurulan nazım şekilleri, sağ sütunda ise bu nazım şekillerinin belirleyici özellikleri verilmiştir. Nazım şekillerini doğru özellikleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gazel
Kaside
Mesnevi
Kıta

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gazel nazım şekli lirik temaları ve 5-15 beyitlik yapısıyla üçüncü özellikle; kaside övgü amaçlı yapısı ve bölümleriyle ikinci özellikle; mesnevi her beytinin kendi içinde kafiyeli olması ve sınırının olmamasıyla birinci özellikle; kıta ise matlasız yapısı ve xa, xa kafiye düzeniyle dördüncü özellikle eşleşir.
Gazel nazım şekli aşk, güzellik gibi lirik konularla ve 5-15 beyit sınırı ile eşleşir. Kaside, din ve devlet büyüklerine övgü içeren yapısı ve bölümleriyle bilinir. Mesnevi, her beytinin kendi içinde kafiyeli olması sayesinde uzun anlatımlara izin verir. Kıta ise matla beyti olmaksızın xa, xa şeklinde kafiyelenen, genellikle 2-12 beyitlik yapısıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Gazel nazım şeklinin biçim ve içerik özelliklerini belirlemek.
Gazelin 5-15 beyit uzunluğunda olduğu, aa, ba, ca... kafiye şemasına sahip olduğu ve lirik konuları işlediği tespit edilir.
Gazel özelliklerine en uygun tanımı bulmak için.
2
Kaside nazım şeklinin özelliklerini ve bölümlerini incelemek.
Kasidenin övgü içerikli olduğu, 33-99 beyit arasında değiştiği ve nesib, medhiye gibi bölümlerden oluştuğu görülür.
Kaside özelliklerine en uygun tanımı belirlemek için.
3
Mesnevi nazım şeklinin ayırt edici yapısal yönünü saptamak.
Mesnevinin beyit sayısı sınırı olmadığı ve her beytinin aa, bb, cc... şeklinde kendi içinde kafiyeli olduğu belirlenir.
Mesnevi özelliklerine en uygun tanımı seçmek için.
4
Kıta nazım şeklinin kafiye ve yapı özelliklerini analiz etmek.
Kıtanın matlasız olduğu, 2-12 beyit arasında yazıldığı ve xa, xa, xa şeklinde kafiyelendiği saptanır.
Kıta özelliklerine en uygun tanımı tayin etmek için.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatı Beyitlerle Kurulan Nazım Şekilleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8264Soru

Tanzimat Dönemi Türk tiyatrosunun gelişim evrelerini ve yapısal değişimini yansıtan aşağıdaki eserleri, ilk yayımlanma veya sahnelenme yıllarını esas alarak geçmişten günümüze doğru nasıl sıralamalıyız?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şair Evlenmesi, Afife Anjelik, Vatan yahut Silistre, Eşber
Doğru sıralama Şair Evlenmesi (1860), Afife Anjelik (1870), Vatan yahut Silistre (1873) ve Eşber (1880) şeklindedir. Bu sıralama Tanzimat tiyatrosunun ilk denemelerinden (Şair Evlenmesi), ilk dram ve trajedi denemelerine (Afife Anjelik), sahnelenme aşamasına (Vatan yahut Silistre) ve nihayetinde ikinci dönemdeki manzum ve okunmaya yönelik tiyatro anlayışına (Eşber) doğru evrilen tarihsel gelişimini tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Eserlerin edebiyat tarihindeki yerlerini ve yayımlanma/sahnelenme yıllarını belirleyiniz.
Şair Evlenmesi 1859'da yazılıp 1860'ta yayımlanmıştır. Afife Anjelik 1870'te yayımlanmıştır. Vatan yahut Silistre 1873'te sahnelenmiş ve basılmıştır. Eşber ise 1880'de yayımlanmıştır.
Kronolojik sıralama yapabilmek için her eserin ilk ortaya çıkış veya yayımlanma yılını doğru tespit etmek gerekir.
2
Eserleri yıllara göre eskiden yeniye doğru diziniz.
Sıralama: Şair Evlenmesi (1860) -> Afife Anjelik (1870) -> Vatan yahut Silistre (1873) -> Eşber (1880) şeklindedir.
1860, 1870, 1873 ve 1880 yılları kronolojik olarak bu sırayı takip etmektedir.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi Tiyatrosunun Kronolojik Gelişimi ve Kilometre Taşları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8265Soru

Milli Edebiyat Dönemi tiyatro hayatının gelişiminde önemli bir yere sahip olan Darülbedayi ile ilgili aşağıdaki eser ve yayınları, tiyatro tarihindeki önemlerini belirten açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Çürük Temel
Baykuş
Yamalar
Temaşa

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekildedir: Çürük Temel - sahnelenen ilk oyun; Baykuş - ilk yerli telif oyun; Yamalar - Afife Jale'nin ilk sahneye çıktığı oyun; Temaşa - yayınlanan tiyatro dergisi.
Darülbedayi'nin tiyatro tarihimizdeki ilkleri net bilgilere dayanır. Sahnelenen ilk eser Çürük Temel, sahnelenen ilk yerli oyun Baykuş, Afife Jale'nin ilk rol aldığı oyun Yamalar ve yayın organı olan dergi ise Temaşa'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Darülbedayi'nin perdelerini açtığı ilk eserin Emil Fabre'dan adapte edilen Çürük Temel olduğunu belirlemek.
Çürük Temel ile sahnelenen ilk oyun ifadesi eşleşir.
Kuruluş sonrası sahnelenen ilk oyun olması sebebiyle.
2
Darülbedayi bünyesinde sahnelenen ilk yerli telif oyunun Halit Fahri Ozansoy'un Baykuş adlı manzum eseri olduğunu bilmek.
Baykuş ile sahnelenen ilk yerli telif oyun ifadesi eşleşir.
Yerli yazarların desteklenmesi sürecinde sahnelenen ilk özgün eser olması sebebiyle.
3
Afife Jale'nin Türk tiyatrosunda sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadın oyuncu unvanını Hüseyin Suat Yalçın'ın Yamalar oyununda aldığını hatırlamak.
Yamalar ile Afife Jale'nin rol aldığı oyun ifadesi eşleşir.
Kadınların sahneye çıkma mücadelesinin bu eserle somutlaşması sebebiyle.
4
Darülbedayi'nin yayın organı olarak çıkarılan tiyatro dergisinin Temaşa olduğunu saptamak.
Temaşa ile tiyatro dergisi ifadesi eşleşir.
Dönemin tiyatro kültürünü ve Darülbedayi faaliyetlerini yansıtan yayın olması sebebiyle.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi Darülbedayi Tarihi ve Önemli Eserleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8266Soru

Hasan Asaf'ın *Malumat* dergisinde yayımlanan bir şiirindeki "muhtelif" ve "muktebes" sözcüklerinin kafiyelenişi üzerine başlayan "abes-muktebes" tartışması, Türk edebiyatında eski-yeni mücadelesini zirveye taşımıştır. Recaizade Mahmut Ekrem'in öncülüğünde şekillenen bu süreç, genç sanatçıların *Servet-i Fünun* dergisi etrafında toplanmasıyla sistemli bir edebi ekolün doğmasını sağlamıştır.

Bu parçada bahsedilen oluşum süreci ve Servet-i Fünun edebiyatının genel özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu topluluğun Tanzimat II. Dönem edebiyatından ayrılan yönlerinden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyal ve siyasi koşulların etkisiyle toplumsal meselelerden uzaklaşarak bireysel temalara, içe dönük duygulanımlara ve tabiat tasvirlerine ağırlık vermeleri

Cevap

Sosyal ve siyasi koşulların etkisiyle toplumsal meselelerden uzaklaşarak bireysel temalara, içe dönük duygulanımlara ve tabiat tasvirlerine ağırlık vermeleri
Sosyal ve siyasi koşulların etkisiyle toplumsal meselelerden uzaklaşarak bireysel temalara, içe dönük duygulanımlara ve tabiat tasvirlerine ağırlık verilmesi ifadesinde belirtilen özellik, Servet-i Fünun topluluğunu Tanzimat II. Dönem edebiyatından ayıran bir yön değildir. Çünkü her iki edebi dönem de benzer siyasi baskı koşulları altında gelişmiş ve her iki dönemin sanatçıları da toplumsal fayda gütmek yerine bireysel duyarlılıkları işlemeyi tercih etmiştir. Dolayısıyla bu nitelik iki edebi dönem için ortak bir özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat II. Dönem ve Servet-i Fünun edebiyatlarının ortaya çıktığı tarihi ve siyasi dönemin koşullarını belirlemek.
Her iki dönemin de II. Abdülhamid döneminin siyasi atmosferinde (İstibdat Dönemi) şekillendiği, bu sebeple her iki dönem sanatçılarının da sansür ve baskı ortamı yüzünden toplumsal konulardan uzak durarak bireysel konulara (aşk, tabiat, melankoli) yöneldiği tespit edilir.
Toplumsal konulardan uzaklaşma eğiliminin iki dönem arasındaki ortak bir payda olup olmadığını anlamak.
2
Seçeneklerde yer alan diğer estetik ve yapısal özellikleri iki dönem açısından kıyaslamak.
Grup (ekol) disiplini kurma, aruz kalıplarını konuya göre seçme, Batı kökenli nazım biçimlerini tamamen benimseme ve dilde son derece yapay/yeni tamlamalar kullanma gibi özelliklerin yalnızca Servet-i Fünun'a özgü olduğu; Tanzimat II. Dönem'de bu düzeyde radikal uygulamaların olmadığı görülür.
Servet-i Fünun'u Tanzimat II. Dönem'den kesin çizgilerle ayıran yapısal ve üslupsal özellikleri belirlemek.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun Edebiyatının Oluşumu ve Tanzimat II. Dönem ile Karşılaştırılması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8267Soru

Türkiye'de yürütülen hayvancılık ve su ürünleri faaliyetlerinin coğrafi dağılış özellikleri ile bu faaliyetlerin gelişimini belirleyen temel faktörler dikkate alınd��ğında; sol sütunda verilen ekonomik faaliyet türlerini, sağ sütundaki en belirgin coğrafi veya ekonomik gerekçeleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kümes hayvancılığı
Arıcılık
Kültür balıkçılığı
Tiftik keçisi yetiştiriciliği

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kümes hayvancılığı ile büyük tüketim merkezlerine yakın pazar odaklı üretim gerekçesi; arıcılık ile bitki örtüsü çeşitliliği ve gezginci yöntem gerekçesi; kültür balıkçılığı ile korunaklı koylar ve iç su rezervleri gerekçesi; tiftik keçisi yetiştiriciliği ile yarı kurak iklim, bozkır ve Ankara çevresi gerekçesi eşleşir.
Kümes hayvancılığı pazara yakınlığa göre konumlanır. Arıcılık bitki çeşitliliği ve gezginci faaliyetlerle yürütülür. Kültür balıkçılığı korunaklı koylarda ve baraj göllerinde yapılır. Tiftik keçisi ise karasal bozkırlarda Ankara çevresinde yetiştirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Kümes hayvancılığının yapısal özelliğini analiz etmek
Kümes hayvancılığı modern ve kapalı entansif tesislerde yürütüldüğü için doğal çevre faktörlerinden ziyade pazara yakınlığı (büyük şehirlerin çevresi) esas alır.
Kümes hayvancılığının iklimden bağımsız modern bir sanayi faaliyeti gibi pazar odaklı konumlandığını ayırt etmek gerekir.
2
Arıcılık faaliyetinin coğrafi dağılış koşullarını belirlemek
Doğal bitki örtüsü çeşitliliğinin yüksek olduğu dağlık/engebeli alanlarda (Muğla, Doğu Karadeniz, Hakkari) mevsimlik göçlerle (gezginci arıcılık) yürütülür.
Arıcılığın flora zenginliğine ve iklimsel çiçeklenme periyotlarına olan doğrudan bağımlılığını anlamak.
3
Kültür balıkçılığının lokasyon faktörlerini incelemek
Doğal avcılıktan farklı olarak, kıyılardaki korunaklı koylar ile iç sulardaki baraj göllerinde kafes yöntemiyle balık yetiştirilir.
Su ürünlerinde kültür balıkçılığının fiziki ve hidrografik alan sınırlandırmasını belirlemek.
4
Tiftik keçisi yetiştiriciliğinin ekolojik koşullarını saptamak
İç Anadolu'nun yarı kurak iklim şartlarına ve bozkırlarına uyum sağlayan, lif üretimi odaklı Ankara keçisi ile eşleşmektedir.
Küçükbaş hayvancılık türlerinden olan tiftik keçisinin coğrafi ve ekonomik ayırt edici özelliklerini netleştirmek.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki hayvancılık ve su ürünleri türlerinin coğrafi dağılışını ve gelişimini etkileyen doğal ile beşeri faktörlerin analizi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8268Soru

Milli Mücadele Dönemi’nde Doğu Cephesi’nde Ermenistan ile imzalanan Gümrü Antlaşması ve Güney Cephesi’nde Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması, TBMM Hükümetinin sınırlarını ve diplomatik ilişkilerini etkileyen iki önemli gelişmedir. Bu iki cephedeki askeri ve siyasi süreçler dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi her iki cephe için de ortak bir özellik veya kazanım olarak değerlendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bölgelerdeki askeri mücadelelerin sona ermesiyle buradaki kaynakların ve birliklerin Batı Cephesi’ne aktarılmasına zemin hazırlamaları

Cevap

Bölgelerdeki askeri mücadelelerin sona ermesiyle buradaki kaynakların ve birliklerin Batı Cephesi’ne aktarılmasına zemin hazırlamaları
Doğu Cephesi'nde Ermenistan'a karşı kazanılan askeri zafer ve Gümrü Antlaşması ile Güney Cephesi'nde Fransa'ya karşı yürütülen yerel direniş ve Ankara Antlaşması, bu bölgelerdeki askeri safhayı kapatmıştır. Bu cephelerin kapanmasıyla boşa çıkan askeri birlikler, silahlar ve mühimmat, Türk ordusunun ana mücadele alanı olan Batı Cephesi'ne sevk edilmiş ve Yunan ordusuna karşı yürütülen savaşa doğrudan katkı sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Doğu ve Güney cephelerinin askeri yapılarının ve mücadele süreçlerinin analiz edilmesi.
Doğu'da XV. Kolordu düzenli ordusunun, Güney'de ise Kuvayı Milliye'nin mücadele ettiğinin saptanması.
Cephelerin benzer ve farklı yönlerini ayırt edebilmek.
2
Cepheleri kapatan antlaşmaların (Gümrü ve Ankara antlaşmaları) diplomatik ve askeri sonuçlarının incelenmesi.
Her iki cephenin de kapanmasıyla bölgedeki silah ve askeri birliklerin Batı Cephesi'ne nakledildiğinin belirlenmesi.
Askeri kaynakların stratejik kullanımını anlamak.
3
Seçeneklerin elenerek ortak olan askeri/siyasi sonucun doğrulanması.
Birlikleri Batı Cephesi'ne aktarabilmenin her iki cephe için de ortak bir stratejik kazanım olduğunun görülmesi.
Doğru sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Doğu ve Güney Cephelerinin Kapanmasının Batı Cephesi Üzerindeki Askeri Etkisi
Soru 8269Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen dizeleri, sağ sütunda yer alan ve bu dizelerde öne çıkan edebî sanatlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Müzeyyen oldu riyâz-ı cihan bahar ile yine
Giyindi hil’at-ı sebz ü harîr u zîbâ dal
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?
Güzel şeyler düşünelim diye
Yemyeşil oluvermiş ağaçlar
Yollar, köyleri saran eskimiş birer kuşak

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dizelerdeki söz sanatlarının doğru eşleşmesi şu şekildedir: Dalların süslü elbise giymesi kişileştirme (teşhis), mermer ve sular hakkındaki soru tecahülüarif, ağaçların yeşermesinin insanların güzel şeyler düşünmesine bağlanması hüsnütalil, yolların kuşağa benzetilmesi ise teşbihtir.
Dizelerdeki edebi sanatlar sırasıyla teşhis, tecahülüarif, hüsnütalil ve teşbih olarak doğru şekilde belirlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci dizedeki 'giyindi hil'at-ı sebz... dal' ifadesini incelemek.
Dalın elbise giymesi kişileştirme (teşhis) sanatını gösterir.
İnsana ait giyinme eylemi cansız bir varlık olan dala aktarılmıştır.
2
İkinci dizedeki 'Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?' sorusunu incelemek.
Bu soru tecahülüarif sanatını gösterir.
Şair, akşam vaktindeki doğal renk değişimini bildiği halde bilmezden gelerek soru sormaktadır.
3
Üçüncü dizedeki 'Güzel şeyler düşünelim diye / Yemyeşil oluvermiş ağaçlar' ifadesini incelemek.
Bu dizeler hüsnütalil sanatını gösterir.
Doğal bir olay olan ağaçların yeşermesi, insanların güzel düşünmesi gibi hayalî ve estetik bir nedene bağlanmıştır.
4
Dördüncü dizedeki 'Yollar, köyleri saran eskimiş birer kuşak' ifadesini incelemek.
Yolların kuşağa benzetilmesi teşbih sanatını gösterir.
'Yollar' benzeyen, 'kuşak' ise kendisine benzetilen unsurdur.

Anahtar Kavram

Edebî Sanatlar (Söz Sanatları)
Soru 8270Soru

Türkiye'de arazilerin fiziksel ve kimyasal özellikleri ile topoğrafik yapıları dikkate alınarak arazi yetenek sınıflandırması yapılmaktadır. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, arazilerin bu yetenek sınıflarına uygun olarak planlanmasını ve korunmasını amaçlar. Buna göre, Türkiye'de uygulanan aşağıdaki arazi kullanım faaliyetlerinden hangisi bu kanunun temel amaçlarına ve sürdürülebilir çevre ilkelerine uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek eğimli ve erozyona duyarlı yamaçlarda yer alan arazilerin mera ve orman örtüsü olarak korunması, taban arazilerin ise tar��msal faaliyetlere ayrılması

Cevap

Yüksek eğimli ve erozyona duyarlı yamaçlarda yer alan arazilerin mera ve orman örtüsü olarak korunması, taban arazilerin ise tarımsal faaliyetlere ayrılması
Yüksek eğimli ve erozyona duyarlı yamaçlarda yer alan arazilerin mera ve orman örtüsü olarak korunması, taban arazilerin ise tarımsal faaliyetlere ayrılması seçeneği doğrudur. Çünkü dik eğimli yamaçlar erozyon riskinden dolayı tarımsal sürüm faaliyetlerine uygun değildir ve doğal örtüsünün korunması gerekir. Taban araziler (ovalar) ise derin ve verimli topraklara sahip olduklarından tarımsal üretime ayrılması gereken alanlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Arazilerin fiziki özellikleri ile yetenek sınıflarını analiz etmek.
Dik eğimli ve erozyona açık yamaçların orman ve mera alanı olarak korunması, taban düzlüklerin ise tarımsal üretime ayrılması gerektiği sonucuna varılır.
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun temel amacı toprakların yeteneklerine uygun şekilde sürdürülebilir kullanımını sağlamaktır.
2
Seçeneklerde sunulan arazi kullanım faaliyetlerini sürdürülebilirlik ve yasal mevzuat açısından değerlendirmek.
Verimli alüvyal ovaların sanayiye veya yerleşime açılması, orman alanlarının tarıma dönüştürülmesi ve eğimli meralarda nadas uygulanmasının çevreye zarar veren yanlış arazi kullanımı örnekleri olduğu tespit edilir.
Çevre dostu ve kanuni planlama kuralları, verimli toprakların tarım dışı amaçlarla kullanılmasını yasaklar ve erozyon riskli alanların bitki örtüsüyle korunmasını zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Arazi Yetenek Sınıfları ve Sürdürülebilir Arazi Kullanımı
Soru 8271Soru

Yeni Türk Devleti'nde 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasıyla yönetimde 'devlet başkanlığı' ve 'devletin rejimi' konularında hukuki bir boşluk ortaya çıkmıştır. 1923 yılı sonbaharında yaşanan hükümet bunalımıyla (Ekim Bunalımı) daha da belirginleşen bu yönetim krizini çözmek ve kabine sistemine geçerek yürütme işlerini hızlandırmak amacıyla gerçekleştirilen siyasi inkılap aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyet'in ilan edilmesi

Cevap

Cumhuriyet'in ilan edilmesi
Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle Yeni Türk Devleti'nin yönetim biçimi belirlenmiş, devlet başkanlığı sorunu çözülmüş ve meclis hükümeti sisteminden kabine sistemine geçilerek yürütme organının daha hızlı çalışması sağlanmıştır. Böylece 1923 sonbaharında yaşanan hükümet kurma krizi (Ekim Bunalımı) doğrudan bu inkılapla aşılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Saltanatın kaldırılması sonrası ortaya çıkan yönetim ve rejim belirsizliğini analiz etmek.
1 Kasım 1922'de saltanat kaldırılınca yeni devletin başkanı ve yönetim şekli belirsiz kalmıştır; ayrıca meclis hükümeti sistemi nedeniyle 1923 sonbaharında hükümet kurulamamış (Ekim Bunalımı) ve yönetim tıkanmıştır.
Bu tıkanıklığı aşmak için kabine sistemine geçişi ve devlet başkanını belirlemeyi sağlayacak siyasi reform belirlenmelidir.
2
Seçeneklerdeki inkılapların bu yönetim krizini çözme etkisini değerlendirmek.
29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle devletin adı konmuş, rejimi belirlenmiş, kabine sistemine geçilerek hükümet bunalımı çözülmüş ve cumhurbaşkanlığı makamı oluşturulmuştur.
Cumhuriyet'in ilanı, yürütme krizini doğrudan çözerek devlet başkanlığı sorununu ortadan kaldırmıştır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet'in İlanı ve Kabine Sistemine Geçiş
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8272Soru

İslam'ın erken dönemlerinde yaşanan siyasi gelişmeler ve fikrî tartışmalar neticesinde inanç konularını farklı açılardan yorumlayan çeşitli itikadi ekoller şekillenmiştir.

Buna göre, sol sütunda yer alan mezhebi kabuller ile sağ sütundaki siyasi-itikadi mezhepleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Büyük günah işleyen kimsenin dinden çıktığını (kâfir olduğunu) ve amelin imanın ayrılmaz bir parçası olduğunu savunan katı siyasi-itikadi ekol.
Allah'ın adaleti gereği insanın eylemlerinde tamamen özgür olduğunu, fiillerini kendisinin yarattığını ve büyük günah işleyenin iman ile küfür arasında bir yerde olduğunu iddia eden ekol.
Aklın tek başına Allah'ın varlığını bulabileceğini fakat iyi ve kötünün ancak vahiy yoluyla bilinebileceğini, fiillerde ise insanın iradesinin yanında Allah'ın yaratması ve kesb teorisini savunan ekol.
İnsanın aklıyla Allah'ın varlığına ulaşmasının zorunlu olduğunu, iyi ve kötünün akılla kavranabileceğini ancak dini emir ve yasaklardan sorumlu olmanın vahiy şartına bağlı olduğunu savunan ekol.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki büyük günah sahibinin tekfir edilmesi görüşü Haricilik ile; insanın kendi fiillerini yaratması ve büyük günah işleyenin durumunun iman ile küfür arasında olması görüşü Mu'tezile ile; iyi ve kötünün yalnızca vahiyle belirlenmesi ve kesb teorisi Eş'arilik ile; aklın Allah'ı bulabileceği ancak dini yükümlülük için vahyin şart olduğu görüşü ise Maturidilik ile eşleşmektedir.
Büyük günah işleyenleri kâfir sayan görüş Haricilik; kulun kendi fiillerini yarattığını savunan görüş Mu'tezile; hüsün ve kubhun (iyi ve kötünün) sadece vahiyle bilinebileceğini savunan ekol Eş'arilik; aklın Allah'ı bulabileceğini fakat dinî sorumluluğun vahye bağlı olduğunu savunan ekol ise Maturidilik'tir. Bu doğrultuda yapılan eşleştirme tamamen doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Haricilik ekolünün ameli imanın bir parçası sayan ve büyük günah işleyenleri dinden çıkmış kabul eden katı tutumunu belirlemek.
Büyük günah işleyenleri tekfir eden radikal görüşün Haricilik'e ait olduğu belirlenir.
Hariciler, Hakem Olayı ve sonrasındaki gelişmelerle ortaya çıkmış, ameldeki eksiklikleri doğrudan inanç kaybı olarak nitelemişlerdir.
2
Mu'tezile'nin 'adalet' ilkesi çerçevesinde şekillenen insan fiilleri ve büyük günah işleyenin durumuna dair görüşünü analiz etmek.
Kulun kendi fiilini seçip yarattığı ve büyük günah sahibinin ne tam mümin ne de tam kâfir olduğunu savunan görüşün Mu'tezile ile eşleştiği saptanır.
Mu'tezile, adalet prensibi gereği kulun kendi fiilini bizzat yarattığına inanır ve büyük günah işleyeni fâsık (iki konum arasında) sayar.
3
Eş'arilik mezhebinin akıl-vahiy dengesinde vahyi ön plana alan hüsün-kubuh ve kesb teorisini incelemek.
Aklın iyi ve kötüyü belirlemede yetersiz olduğunu, asıl belirleyicinin vahiy olduğunu savunan görüşün Eş'arilik'e ait olduğu görülür.
Eş'arilik, akla değer vermekle birlikte dinî yükümlülüklerin ve ahlaki değerlerin kaynağını tamamen vahye dayandırır.
4
Maturidilik mezhebinin akıl-vahiy uzlaşısına dayalı görüşlerini ve sorumluluk konusundaki yaklaşımını değerlendirmek.
Aklın yaratıcıyı tanıyabileceğini ancak dinî emirlerden sorumlu olmak için vahyin ulaşmasının şart olduğunu belirten görüşün Maturidilik ile eşleştiği sonucuna varılır.
Maturidilik, insan aklının yaratıcının varlığını bulabilecek düzeyde olduğunu savunurken ibadetler ve dinî sorumluluklar için vahyi şart koşar.

Anahtar Kavram

İslam düşüncesindeki itikadi ve siyasi yorumların (Haricilik, Mu'tezile, Eş'arilik ve Maturidilik) temel iddiaları ve aralarındaki görüş ayrılıkları.
Soru 8273Soru

Servet-i Fünun Dönemi tiyatro, eleştiri ve öğretici metinleri alanındaki gelişmeleri ve tür özelliklerini inceleyen bir öğrenci, dönemin bazı başat eserleri ile bu eserlerin edebi niteliklerini gösteren bir tablo hazırlamak istemiştir.

Buna göre, sol sütunda verilen Servet-i Fünun dönemi eserlerini sağ sütunda yer alan açıklamalarıyla doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kabus
Kavgalarım
Hac Yolunda
Hayat ve Kitaplar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kabus eseri Halit Ziya Uşaklıgil'in dram türündeki tiyatrosuyla, Kavgalarım eseri Hüseyin Cahit Yalçın'ın edebi tartışmaları içeren eleştirisiyle, Hac Yolunda eseri Cenap Şahabettin'in gezi yazısıyla, Hayat ve Kitaplar eseri ise Ahmet Şuayip'in nesnel eleştirileriyle eşleşmektedir.
Eşleştirmede Kabus eseri Halit Ziya Uşaklıgil'in dram türündeki tiyatrosuyla, Kavgalarım eseri Hüseyin Cahit Yalçın'ın edebi tartışmaları içeren eleştirisiyle, Hac Yolunda eseri Cenap Şahabettin'in gezi yazısıyla, Hayat ve Kitaplar eseri ise Ahmet Şuayip'in nesnel eleştirileriyle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Eserlerin yazarlarını ve türlerini belirleme
Kabus'un tiyatro (dram) türünde Halit Ziya Uşaklıgil'e ait olduğu; Kavgalarım'ın eleştiri türünde Hüseyin Cahit Yalçın'a ait olduğu; Hac Yolunda'nın gezi yazısı türünde Cenap Şahabettin'e ait olduğu ve Hayat ve Kitaplar'ın eleştiri/inceleme türünde Ahmet Şuayip'e ait olduğu tespit edilir.
Servet-i Fünun döneminin öğretici metin, tiyatro ve eleştiri türlerindeki temel eserlerini doğru eşleştirmek için yazar-eser-tür bilgisi gereklidir.
2
Eserlerin içeriklerini açıklamalardaki belirleyici ifadelerle karşılaştırma
Kabus aile içi ilişkiler ve tiyatro vurgusuyla üçüncü açıklamayla; Kavgalarım edebi tartışmalar ve Dekadanlık vurgusuyla birinci açıklamayla; Hac Yolunda Hicaz seyahati vurgusuyla dördüncü açıklamayla; Hayat ve Kitaplar ise Hippolyte Taine ve nesnel eleştiri vurgusuyla ikinci açıklamayla eşleşir.
Her eserin belirgin tema, üslup ve içerik özelliklerinin sağ sütundaki tanımlarla uyuşup uyuşmadığı doğrulanır.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun Dönemi tiyatro, eleştiri ve öğretici metin yazarlarının eserleri ve bu eserlerin içerik/tür özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8274Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen Cumhuriyet Dönemi eserlerini, sağ sütundaki tematik ve içeriksel açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fahim Bey ve Biz
Küçük Dünya
Hilal Görün��nce
Siyah Kehribar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Fahim Bey ve Biz eseri Meşrutiyet dönemindeki hayalperest bir karakterin geçmiş özlemini; Küçük Dünya Urfa'daki genç bir kadının iç dünyasını; Hilal Görününce Kırım Türklerinin esaretini; Siyah Kehribar ise faşist İtalya'daki Türk gencinin yalnızlığını konu alır.
Fahim Bey ve Biz, Abdülhak Şinasi Hisar'ın bireyin iç dünyasını ve geçmiş özlemini işlediği eseridir. Küçük Dünya, Emine Işınsu'nun Urfa'da geçen ruhsal tahlil ağırlıklı romanıdır. Hilal Görününce, Sevinç Çokum'un Kırım Türklerinin mücadelesini anlattığı tarihi-milli eseridir. Siyah Kehribar ise Tarık Buğra'nın İtalya'daki bir Türk gencinin iç dünyasını anlattığı psikolojik romanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki eserlerin yazarlarını ve edebi yönelimlerini belirleyin.
Fahim Bey ve Biz (Abdülhak Şinasi Hisar - Bireyin İç Dünyası), Küçük Dünya (Emine Işınsu - Bireyin İç Dünyası/Milli Duyarlılık), Hilal Görününce (Sevinç Çokum - Milli-Dini Duyarlılık), Siyah Kehribar (Tarık Buğra - Bireyin İç Dünyası).
Eserlerin genel tematik yapısını ve yazarlarını bilmek, içerik açıklamalarıyla eşleştirmeyi kolaylaştırır.
2
Sağ sütundaki açıklamaların anahtar kelimelerini (mekan, şahıs kadrosu, olay örgüsü) analiz edin.
Kırım Türkleri ifadesi Hilal Görününce ile; Meşrutiyet İstanbul'u ve hayalperest karakter ifadesi Fahim Bey ve Biz ile; İtalya ve faşizm ifadesi Siyah Kehribar ile; Urfa ve kadın kahramanın bunalımı ifadesi Küçük Dünya ile ilişkilendirilir.
Her eserin kendine has belirgin mekan ve tema unsurlarını tespit etmek doğru eşleştirmeyi sağlar.
3
Tespit edilen ilişkiler doğrultusunda eşleştirmeleri gerçekleştirin.
Fahim Bey ve Biz - ikinci açıklama; Küçük Dünya - dördüncü açıklama; Hilal Görününce - birinci açıklama; Siyah Kehribar - üçüncü açıklama.
Eserlerin olay örgüleri ve karakter analizleri doğrulanarak nihai eşleşme tamamlanır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi romanlarında milli-dini zevk ve bireyin iç dünyasını esas alan eserlerin içerik ve tematik özellikleri
Soru 8275Soru

Milli Edebiyat Dönemi şiir anlayışları ve bu anlayışların temsilcileri üzerine araştırma yapan bir öğrenci, aşağıdaki şairler ve onların şiir dünyalarını yansıtan özellikleri eşleştirmek istemektedir.

Buna göre, sol sütundaki şairleri sağ sütundaki sanat anlayışları ve belirleyici eserleri ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ziya Gökalp
Yahya Kemal Beyatlı
Mehmet Âkif Ersoy
Faruk Nafiz Çamlıbel

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ziya Gökalp didaktik ve Türkçü şiirleriyle (Kızıl Elma), Yahya Kemal Beyatlı saf şiir ve aruz uyumuyla (Eski Şiirin Rüzgârıyla), Mehmet Âkif Ersoy realist manzumeleriyle (Safahat), Faruk Nafiz Çamlıbel ise hece ölçüsüyle memleketçi şiir anlayışıyla (Han Duvarları) eşleşmektedir.
Milli Edebiyat Dönemi şiir anlayışlarına göre; Ziya Gökalp didaktik ve Türkçü şiirleriyle (Kızıl Elma), Yahya Kemal Beyatlı saf şiir ve aruz uyumuyla (Eski Şiirin Rüzgârıyla), Mehmet Âkif Ersoy realist manzumeleriyle (Safahat), Faruk Nafiz Çamlıbel ise hece ölçüsüyle memleketçi şiir anlayışıyla (Han Duvarları) eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Ziya Gökalp'in şiir anlayışını belirlemek.
Sanatı Türkçülük düşüncesini halka yaymak için bir araç gören didaktik yaklaşım ve hece ölçüsüyle yazılan Kızıl Elma eseri Ziya Gökalp ile eşleşir.
Gökalp, fikirlerini edebiyat aracılığıyla topluma aşılamayı hedefler.
2
Yahya Kemal Beyatlı'nın şiir anlayışını belirlemek.
Saf şiir estetiği, musiki ve dil işçiliği, Türkçe ile aruzun uyumu ve Kendi Gök Kubbemiz eseri Yahya Kemal ile eşleşir.
Beyatlı, aruz ve Türkçe ahengini kurarak estetik mükemmelliği aramıştır.
3
Mehmet Âkif Ersoy'un şiir anlayışını belirlemek.
Toplumsal faydayı gözeten realist manzume geleneği ve Safahat eseri Mehmet Âkif Ersoy ile eşleşir.
Ersoy, manzum hikaye türünde aruzla toplumsal aksaklıkları yansıtmıştır.
4
Faruk Nafiz Çamlıbel'in şiir anlayışını belirlemek.
Beş Heciler'in öncülüğünde memleketçi şiir anlayışı ve Han Duvarları eseri Faruk Nafiz Çamlıbel ile eşleşir.
Çamlıbel, 'Sanat' şiiriyle heceyle yazılan memleketçi şiirin kurallarını belirlemiştir.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi'ndeki farklı şiir anlayışları (Didaktik-Türkçü, Saf Şiir, Realist-Manzume, Memleketçi Şiir) ve temsilcileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8276Soru

Bir şairin divanından alınan aşağıdaki beyitlerden hangisi, hem biçim (kafiye düzeni) hem de içerik özellikleri dikkate alındığında bir gazelin matla (ilk) beyti olmaya uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cihân-ârâ cihân içindedir arayı bilmezler / O mâhîler ki deryâ içindedir deryâyı bilmezler

Cevap

Cihân-ârâ cihân içindedir arayı bilmezler / O mâhîler ki deryâ içindedir deryâyı bilmezler beyiti, hem aa kafiye şemasına sahip olması hem de lirik-tasavvufi içeriğiyle gazelin matla beyti olmaya uygundur.
Cihân-ârâ ifadesiyle başlayan beyit, hem kendi arasında kafiyeli (aa) kafiye düzenine sahiptir hem de balık ve deniz istiaresi üzerinden lirik-tasavvufi bir konuyu işler. Bu iki özellik, beytin bir gazelin matla (ilk) beyti olduğunu kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitlerin kafiye şemalarını incelemek
Cihân-ârâ ve Harname beyitlerinin kendi arasında kafiyeli (aa) olduğu, diğer beyitlerin ise farklı kafiyelendiği (ab/xa) görülür.
Gazelin ilk beyti (matla) her zaman kendi arasında kafiyeli (aa) olmak zorundadır. Bu kural elenerek aday beyit sayısı ikiye indirilir.
2
Kendi arasında kafiyeli olan beyitlerin içerik özelliklerini değerlendirmek
Harname'den alınan beytin bir hayvanı anlatan didaktik/mizahi bir olay metni (mesnevi), derya ve balık temsilini kullanan beytin ise tasavvufi/lirik bir tema taşıdığı belirlenir.
Gazeller lirik ve felsefi/tasavvufi konuları işlerken, olay anlatımı ve didaktik ögeler mesneviye özgüdür.
3
Doğru beyti seçmek ve mahlas kontrolü yapmak
Şair mahlası barındırmayan ve lirik/tasavvufi konulu, kendi arasında kafiyeli olan beytin matla beyti olduğu kesinleşir.
Matla beytinde genellikle mahlas bulunmaz ve biçim ile içerik olarak gazel türünün tüm özelliklerini yansıtır.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatı Nazım Şekilleri - Gazel, Mesnevi ve Kıta Ayırıcı Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8277Soru

Yeşil başlı gövel ördek
Uçar gider göle karşı
Eğrice boynunu eğmiş
Bakar gider yâre karşı

Âşık edebiyatı geleneğine ait bu dörtlükle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 88'li hece ölçüsüyle yazılması ve aşk/doğa temasını işlemesi sebebiyle nazım biçimi semai, nazım türü güzellemedir.

Cevap

88'li hece ölçüsüyle yazılması ve aşk/doğa temasını işlemesi sebebiyle nazım biçimi semai, nazım türü güzellemedir.
Verilen dörtlük 88'li hece ölçüsüyle yazılmış bir semaidir. Konusu aşk ve tabiat güzelliği olduğu için de nazım türü güzellemedir. Bu iki özelliği doğru eşleştiren seçenek doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerin hece sayıları sayılarak şiirin hece ölçüsü ve muhtemel nazım biçimi sınırlandırılır.
Dörtlükteki tüm dizelerin 88 heceli olduğu tespit edilir. Örneğin ilk dize: 'Ye-şil baş-lı gö-vel ör-dek' (88 hece).
Âşık edebiyatında 88'li hece ölçüsü semai ve varsağı nazım biçimlerinde kullanılırken, 1111'li hece ölçüsü koşma nazım biçiminde kullanılır.
2
Şiirin konusu ve üslubu analiz edilerek nazım türü belirlenir.
Dörtlükte yeşil başlı ördek gibi doğa ögeleri ve yâre duyulan sevgi, samimi ve lirik bir dille işlenmiştir. Ayrıca varsağıya özgü 'bre, hey' gibi yiğitçe ünlemler yoktur.
Aşk, sevgili ve doğa temalarını işleyen lirik şiirler güzelleme nazım türüne aittir.
3
Elde edilen yapısal (nazım biçimi) ve tematik (nazım türü) bilgiler bir araya getirilerek doğru tanım oluşturulur.
Şiir, yapısal olarak semai nazım biçiminde; konusal olarak ise güzelleme nazım türündedir.
Nazım biçimi (semai) biçimsel özellikleri, nazım türü (güzelleme) ise konusal özellikleri ifade eder.

Anahtar Kavram

Âşık Edebiyatı nazım biçimlerinden semainin hece yapısı (88'li hece ölçüsü) ve nazım türlerinden güzellemenin konu özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8278Soru

Tanzimat I. Dönem sanatçıları tiyatroyu halkı eğitmede ve toplumsal bilinci yükseltmede bir araç olarak görmüş, bu doğrultuda eserlerinde sade bir dil kullanmaya çalışmış ve oyunlarını sahneleme amacıyla yazmışlardır. Buna karşılık II. Dönem sanatçıları, değişen siyasi ve sosyal koşulların etkisiyle tiyatroyu daha çok okunmak için kaleme almış, ağır, süslü bir dille bireysel temalara yönelmişlerdir.

Bu açıklamaya göre, aşağıdaki tiyatro eserlerinden hangisi yazılış amacı, dil ve üslup özellikleri bakımından diğerlerinden farklı bir dönem anlayışını yansıtır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eşber

Cevap

Eşber
Eşber, Tanzimat II. Dönem sanatçısı Abdülhak Hamit Tarhan'a ait olup aruzla yazılmış, ağır bir dile sahip ve sahnelenmek için değil, okunmak için kaleme alınmış bir tiyatro eseridir. Diğer seçeneklerde yer alan eserler ise Tanzimat I. Dönemi'nde halkı eğitmek amacıyla, daha sade bir dille ve sahnelenmek üzere yazılmış tiyatro yapıtlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat Dönemi tiyatro anlayışındaki dönem farklarını analiz edin.
Tanzimat I. Dönemi'nde tiyatro halkı eğitmek için bir okul gibi görülmüş, sahnelenmek üzere sade dille yazılmıştır. II. Dönem'de ise baskıcı ortamın etkisiyle okunmak için ağır bir dille yazılmıştır.
Sorunun kökündeki açıklamayı doğru yorumlamak ve dönem ayrımını netleştirmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki eserlerin yazarlarını ve hangi dönem anlayışıyla yazıldıklarını gruplandırın.
Şair Evlenmesi, Vatan yahut Silistre, Gülnihal ve Zavallı Çocuk eserleri Tanzimat I. Dönem anlayışını yansıtırken; Eşber eseri Tanzimat II. Dönem anlayışıyla okunmak üzere yazılmıştır.
Her eserin ait olduğu sanatçıyı ve o sanatçının benimsediği dönemsel tiyatro ilkelerini eşleştirmek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Tanzimat I. ve II. Dönem Tiyatro Anlayışı Arasındaki Farklar
Soru 8279Soru

Küresel iklim değişimi sürecinde, karbon döngüsündeki yutak alanların (karbon depolayan ortamlar) zarar görmesi veya işlevini kaybetmesi, atmosfere karbon salınımını artırarak küresel ısınmayı daha da hızlandıran bir pozitif geri beslemeye yol açar.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi küresel iklim değişiminin etkisiyle karbon yutakların��n zayıflayarak atmosfere karbon salınımına yol açmasına örnek gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kutuplara yakın bölgelerde sıcaklıkların artmasıyla permafrost (donmuş toprak) alanlarının çözülerek bünyelerindeki organik karbonu karbondioksit (CO2CO_2) ve metan (CH4CH_4) gazı olarak atmosfere bırakması

Cevap

Kutuplara yakın bölgelerde sıcaklıkların artmasıyla permafrost (donmuş toprak) alanlarının çözülerek bünyelerindeki organik karbonu karbondioksit ve metan gazı olarak atmosfere bırakması
Kutuplara yakın alanlardaki permafrost (donmuş toprak) tabakası, donmuş hâldeki bitkisel ve hayvansal organik maddeleri bünyesinde barındırarak dünyanın en büyük karbon yutaklarından birini oluşturur. Küresel iklim değişimine bağlı olarak sıcaklıkların artması, bu toprakların çözülmesine ve mikroorganizmaların buradaki organik maddeleri hızla parçalayarak atmosfere karbondioksit ve metan gazı olarak salmasına neden olur. Bu durum, bir karbon yutağının zayıflayarak atmosfere karbon salınımı yapmasına doğrudan bir örnektir.

Adım Adım Çözüm

1
Karbon döngüsündeki yutak alanların ve salınım (kaynak) süreçlerinin rollerini belirlemek.
Yutak alanlar karbonu depolarken, salınım süreçleri karbonu atmosfere geri verir.
Soruda küresel iklim değişiminin etkisiyle bir karbon yutağının zayıflayıp atmosfere karbon salmasına neden olan durum sorulmaktadır.
2
Seçeneklerdeki olayların kökenlerini ve iklim değişimi ile ilişkilerini analiz etmek.
Permafrost toprakları çok büyük bir karbon yutağıdır. Sıcaklık artışı (iklim değişimi) bu toprakların erimesine ve içlerindeki karbonun atmosfere gaz olarak salınmasına yol açar. Deprem ve volkanizma gibi olaylar ise iklim değişimiyle tetiklenmeyen jeolojik süreçlerdir.
Öğrencinin iklimsel süreçler ile jeolojik süreçleri (deprem/volkanizma) ve karbon yutağı ile karbon tüketimi arasındaki farkı ayırt etmesi gerekir.
3
Doğru seçeneği belirlemek ve diğer seçeneklerdeki kavram yanılgılarını açıklamak.
Donmuş toprakların çözülmesi, küresel iklim değişiminin tetiklediği doğal bir yutak bozulması ve salınım sürecidir.
Bu süreç küresel ısınmayı daha da hızlandıran önemli bir pozitif geri besleme mekanizmasıdır.

Anahtar Kavram

Küresel iklim değişiminin karbon yutakları üzerindeki etkileri ve geri besleme mekanizmaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8280Soru

Divan şiiri, gelişim süreci boyunca tek bir çizgi üzerinde kalmamış; şairlerin estetik yönelimleri ve dil tercihleri doğrultusunda çeşitli edebî akımlara zemin hazırlamıştır. Bu doğrultuda kimi şairler günl��k konuşma dilini, yerel unsurları ve somut yaşamı şiire taşımayı tercih ederken; kimileri ise soyut, kapalı, karmaşık hayallerle örülü ağır bir şiir dili kurmuştur.

Buna göre, aşağıdaki beyitlerin hangisi dil, üslup ve yansıttığı edebî akım bakımından diğerlerinden farklıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yine zevrak-ı derûnım kırılıp kenâra düştü / Lenger-i sabrı kırıldı mevc-i belâya düştü

Cevap

Yine zevrak-ı derûnım kırılıp kenâra düştü / Lenger-i sabrı kırıldı mevc-i belâya düştü
Doğru cevap olan beyit ('Yine zevrak-ı derûnım kırılıp kenâra düştü / Lenger-i sabrı kırıldı mevc-i belâya düştü') 18. yüzyıl şairi Şeyh Galip'e aittir. Bu beyitteki 'zevrak-ı derûn' (gönül kayığı), 'lenger-i sabr' (sabır demiri) ve 'mevc-i belâ' (bela dalgası) gibi alışılmamış bağdaştırmalar, soyut ve acı dolu tasavvufi imgeler ile ağır süslü dil Sebk-i Hindi (Hint Üslubu) akımının en belirgin özellikleridir. Diğer seçeneklerdeki beyitler ise somut yaşamı, günlük konuşma dilini ve İstanbul Türkçesini şiire yansıtan Mahallileşme akımının/eğiliminin örnekleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitlerin dil ve kelime kadrosunu analiz etmek
İlk dört beyitte günlük konuşma diline yakın sözcükler, deyimler ve somut unsurlar bulunurken; son beyitte yoğun Arapça-Farsça tamlamalar ve soyut tasarımlar tespit edilmiştir.
Edebî akımların belirlenmesinde dilin sadeliği, imgelerin niteliği ve kullanılan kelime kadrosu belirleyici birer ölçüttür.
2
Beyitlerdeki edebî akım yönelimlerini belirlemek
Sa'd-abad gezisi, semt, mahalle halkı, yalan demek ve yere geçmek gibi unsurlar içeren beyitlerin Mahallileşme akımına ait olduğu; 'zevrak-ı derûn' (gönül kayığı) ve 'lenger-i sabr' (sabır demiri) gibi mecazi ve zihni bağdaştırmalar içeren beyitin ise Sebk-i Hindi (Hint üslubu) akımına ait olduğu belirlenmiştir.
Mahallileşme yerel hayatı ve sade dili savunurken, Sebk-i Hindi soyut dünyayı, derin hayalleri ve kapalı anlatımı temel alır.
3
Farklı olan beyiti ayırt etmek
Son beyit dışındaki tüm beyitler Mahallileşme akımının temsilcileri (Nedim, Necati Bey, Enderunlu Vasıf) tarafından yazılmışken, son beyit Sebk-i Hindi akımının en büyük temsilcisi olan Şeyh Galip'e aittir.
Şeyh Galip'in beyiti hem dilinin ağırlığı hem de kapalı imge dünyası bakımından diğerlerinden tamamen ayrılır.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında Mahallileşme ve Sebk-i Hindi akımlarının dil, üslup ve içerik özellikleri bakımından karşılaştırılması.
ÖncekiSayfa 414 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin