Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 841Soru

Gazeteci:
(I) ----

Yazar:
Sanat yapıtının, üretildiği dönemin toplumsal koşullarından tamamen bağımsız bir estetik kozmos olduğunu savunanlar, aslında eserin doğuşundaki tarihsel belirlenimi ıskalıyorlar. Ancak bu durum, edebiyatın sosyolojinin bir alt dalı veya mekanik bir yansıması olduğu anlamına da gelmez. Toplumsal gerçeklik, sanatçının bilincinde kırılmaya uğrayarak, estetik bir dönüştürme süreciyle yeniden inşa edilir. Yani bir roman, yazıldığı dönemin doğrudan belgesi değil, o dönemle girilen estetik bir diyalogdur. Bu diyalogda toplumsal sancılar dışlanmaz fakat sanatın kendi diline tercüme edilir.

Gazeteci:
(II) ----

Yazar:
Bu tehlike her zaman mevcuttur; nitekim sadece belirli bir ideolojik çerçeveyi veya toplumsal tezi doğrulamak adına kaleme alınan yapıtlar, estetik derinliklerini hızla kaybederek birer propaganda metnine dönüşür. Bir sosyolog olarak benim vurgulamak istediğim, eserin değerini düşüren şeyin toplumsal meselelerle ilgilenmesi değil, bu meseleleri sanatın özerk alanına saygı duymadan kaba bir didaktizmle işlemesidir. Gerçek bir sanat eseri, toplumsal olanı içerirken bile kendi kurallarını dayatır; oysa tezin esiri olan metin, dışarıdan dayatılan kurallara boyun eğer.

Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Edebi eserlerin, doğdukları çağın toplumsal koşullarıyla olan bağını estetik özerklik bağlamında nasıl konumlandırıyorsunuz?
II. Sanatın toplumsal meseleleri konu edinmesinin, onu sanatsal niteliklerinden soyutlayıp didaktik bir araca dönüştürme riskini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap

İlk boşluğa 'Edebi eserlerin, doğdukları çağın toplumsal koşullarıyla olan bağını estetik özerklik bağlamında nasıl konumlandırıyorsunuz?', ikinci boşluğa ise 'Sanatın toplumsal meseleleri konu edinmesinin, onu sanatsal niteliklerinden soyutlayıp didaktik bir araca dönüştürme riskini nasıl değerlendiriyorsunuz?' sorularının getirildiği seçenek doğrudur.
Doğru yanıt olan seçenekteki ilk soru, yazarın sanat eseri ile toplumsal gerçeklik ilişkisindeki estetik özerklik ile tarihsel belirlenim dengesini kuran yanıtıyla tam olarak örtüşmektedir. İkinci soru ise yazarın doğrudan 'Bu tehlike her zaman mevcuttur' diyerek başladığı ve ideolojik veya tezli yapıtların didaktizmin esiri olarak estetik derinliğini kaybetmesi riskini sorgulayan cevabıyla kusursuz bir uyum içindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci yazar paragrafının anahtar kavramlarını ve yönelimini analiz etmek.
Yazar, sanat eserinin toplumsal koşullardan tamamen bağımsız olamayacağını (tarihsel belirlenim) ancak toplumu doğrudan yansıtan bir araç da olmadığını, toplumsal olanın estetik olarak yeniden inşa edildiğini belirtmektedir. Bu durum, 'toplumsal bağ' ile 'estetik özerklik' arasındaki ilişkinin sorgulanmasını gerektirir.
Diyaloğun ilk sorusunun yazarın bu dengeli konumlandırma çabasına yönelik olması şarttır.
2
İkinci yazar paragrafının giriş ifadesini ve içeriğini incelemek.
Yazar 'Bu tehlike her zaman mevcuttur' diyerek söze başlamakta ve sadece ideolojik/toplumsal tezleri doğrulamak için yazılan eserlerin estetik değer kaybetmesinden, propaganda ve didaktizm aracına dönüşmesinden yakınmaktadır.
İkinci sorunun, yazarın onayladığı bu 'tehlike' veya 'risk' durumuna işaret etmesi gerekmektedir.
3
Seçenekleri analiz ederek elenmesi gereken çeldiricileri saptamak.
Geleceğe kalma şansı, tarafsız kalma, kitlelerce benimsenme veya izlenmesi gereken yöntem gibi unsurlar içeren seçenekler elenir. Yazarın her iki cevabına da tam ve eksiksiz oturan, estetik özerklik ile didaktizm tehlikesini sorgulayan soruların yer aldığı seçenek doğru kabul edilir.
Sorunun bütüncül olarak doğru yanıtlanması için her iki sorunun da bağlamla kusursuz uyuşması şarttır.

Anahtar Kavram

Paragrafta diyalog tamamlama sorularında, konuşmacının cevaplarının ilk cümlelerindeki yönelimlere (örneğin 'bu tehlike' gibi atıflara) ve metinlerin bütününde savundukları ana düşüncelere uygun soruları bulmak gerekir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 842Soru

A��ağıdaki anlatım ilkelerini karşılarında verilen tanımlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Duruluk
Yalınlık
Özlülük

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Duruluk ilkesi gereksiz sözcük barındırmama tanımıyla, Yalınlık ilkesi süssüz ve sanatsız anlatım tanımıyla, Özlülük ilkesi ise az sözle çok şey anlatma tanımıyla eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; Duruluk ilkesi gereksiz sözcüklerin bulunmamasıyla, Yalınlık ilkesi edebi sanatlar ve süslerden uzak olmakla, Özlülük ilkesi ise az sözle çok anlam ifade etmekle eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Duruluk ilkesinin tanımını belirleme
Duruluk, gereksiz sözcük kullanımından kaçınmaktır. Bu tanım ikinci açıklama ile eşleşir.
Duruluk ve gereksiz sözcük ilişkisinin kavranması gerekir.
2
Yalınlık ilkesinin tanımını belirleme
Yalınlık, süsten ve sanattan uzak anlatımdır. Bu tanım birinci açıklama ile eşleşir.
Yalınlık ve sadelik ilişkisinin kavranması gerekir.
3
Özlülük ilkesinin tanımını belirleme
Özlülük, az kelimeyle çok ve derin anlamlar ifade etmektir. Bu tanım üçüncü açıklama ile eşleşir.
Özlülük ve az sözle yoğun anlatım ilişkisinin kavranması gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım İlkeleri ve Nitelikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 843Soru

(I) Koku duyusu, insan beyninde koku merkezinin duygusal hafıza ve anıların işlendiği limbik sistemle, özellikle de amigdala ve hipokampusla doğrudan temas kurduğu tek duyusal kanaldır. (II) Bu anatomik ayrıcalık, geçmişte deneyimlediğimiz bir anı veya mekânı, yıllar sonra dahi ortamdaki ufacık bir koku molekülüyle tüm canlılığıyla zihnimizde uyandırmamıza olanak tanır. (III) Edebiyat ve psikolojide "Proust Fenomeni" olarak adlandırılan bu durum, kokunun zihinsel zaman yolculuğunu başlatmadaki benzersiz gücünü doğrulamaktadır. (IV) İnsanlığın hayatta kalma mücadelesinde koku duyusu; zehirli bitkileri ayırt etme, avcıları sezme ve sağlıklı besin kaynaklarına ulaşma gibi yaşamsal reflekslerin merkezinde yer almıştır. (V) İlkel atalarımızın çevreyle kurduğu ilişkide hayati bir pusula işlevi gören bu duyu, modern yaşamın sterilize edilmiş ortamında biyolojik bir zorunluluk olmaktan çıkıp estetik bir deneyime dönüşmüştür. (VI) Bugün devasa bir endüstriye dönüşen parfümeri sektörü de kökleri evrimsel geçmişimize dayanan bu duyusal kodları manipüle ederek tüketici davranışlarını şekillendirmektedir.

Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV; IV.; 4; 4.; dördüncü; Dördüncü

Cevap

İkinci paragraf IV numaralı cümle ile başlamalıdır.
Parçanın ilk üç cümlesinde koku duyusunun insan hafızası ve duygularıyla olan nörobiyolojik ilişkisi ile bu durumun literatürdeki karşılığı (Proust Fenomeni) üzerinde durulmuştur. Ancak IV numaralı cümleden itibaren koku duyusunun insanlığın hayatta kalma mücadelesindeki evrimsel işlevi ve tarihsel rolü anlatılmaya başlanmıştır. Dolayısıyla bu cümle yeni bir paragrafın giriş cümlesi olmaya uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın ilk üç cümlesinin konusu incelenir.
Bu c��mlelerin koku duyusunun hafıza ve duygularla olan nörolojik ilişkisini (Proust Fenomeni) ele aldığı belirlenir.
Paragrafın ana düşünce eksenini ve giriş konusunu anlamak amacıyla bu adım atılmıştır.
2
Dördüncü cümleden itibaren konudaki değişim tespit edilir.
Dördüncü cümlede konunun koku duyusunun insanlık tarihi boyunca sahip olduğu evrimsel ve yaşamsal işleve kaydığı görülür.
Konunun veya bakış açısının değiştiği geçiş noktasını saptamak, paragrafı bölmek için esastır.
3
Sonraki cümlelerin dördüncü cümle ile olan bağlantısı kontrol edilir.
V ve VI numaralı cümlelerin, IV numaralı cümlede giriş yapılan evrimsel sürecin modern yaşam ve sanayiye yansımalarını anlatarak bu yeni konuyu devam ettirdiği saptanır.
Yeni paragrafın kendi içinde tutarlı bir bütün oluşturup oluşturmadığını teyit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafı ikiye bölme sorularında, yazarın konuya bakış açısının değiştiği ya da konunun farklı bir yönüne geçildiği ilk cümle tespit edilerek yeni paragrafın başlangıcı belirlenir.
Soru 844Soru

Kokular, insan zihninde geçmişe dair anıları en hızlı ve en canlı şekilde tetikleyen duyusal uyarıcılardır. Diğer duyularımızdan gelen bilgiler beyindeki talamus üzerinden süzülerek ilgili merkezlere iletilirken, koku uyar��ları doğrudan duygu ve hafıza merkezleri olan amigdala ve hipokampusa ulaşır. Bu yüzden, fırından yeni çıkmış sıcak bir ekmeğin kokusu bizi çocukluğumuzun sabahlarına, eski bir kütüphane kokusu ise yıllar öncesinin bir kış gününe aniden götürebilir. Bazı araştırmacılar bu durumun sadece bireysel bir nostalji olmadığını, evrimsel süreçte tehlikelerden kaç��nmak amacıyla geliştirilen derin bir hayatta kalma mekanizması olduğunu savunmaktadır. Koku ve bellek arasındaki bu doğrudan bağ, insan beyninin en karmaşık ve büyüleyici işleyişlerinden biridir.

Bu parçanın anlatımında, kokunun hafızayla ilişkisi bilimsel bir yaklaşımla açıklanırken diğer duyularla yapılan kıyaslama yoluyla karşılaştırmaya, somut durumlar üzerinden de örneklemeye başvurulmuştur.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Verilen yargı doğrudur. Metinde açıklayıcı anlatım biçimi kullanılmış, diğer duyularla karşılaştırma yapılmış ve somut kokular üzerinden örnekleme yoluna gidilmiştir.
Parçada koku duyusunun işleyişi bilimsel detaylarla açıklanmış, diğer duyularla kıyaslanarak karşılaştırma yapılmış ve sıcak ekmek ile eski kütüphane kokusu örnekleriyle somutlaştırma sağlanmıştır. Bu nedenle yargı doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki temel anlatım biçimini belirleme
Metinde koku duyusu ile bellek arasındaki ilişki bilimsel bilgiler verilerek açıklandığı için açıklayıcı anlatım biçiminin kullanıldığı saptanır.
Yargıdaki 'bilimsel bir yaklaşımla açıklanırken' ifadesinin doğruluğunu kontrol etmek amacıyla metnin bütününe bakılır.
2
Karşılaştırma ögesinin varlığını kontrol etme
Koku duyusunun beyne iletilme yolu ile 'diğer duyuların' iletilme yolu karşılaştırılmıştır ('Diğer duyularımızdan gelen bilgiler... iletilirken, koku uyarıları doğrudan...').
Yargıdaki 'diğer duyularla yapılan kıyaslama yoluyla karşılaştırmaya' ifadesinin doğruluğunu test etmek.
3
Örnekleme ögesinin varlığını kontrol etme
Sıcak ekmek kokusu ve eski kütüphane kokusu gibi durumlar, koku-bellek ilişkisine somut örnekler olarak sunulmuştur.
Yargıdaki 'somut durumlar üzerinden de örneklemeye başvurulmuştur' ifadesini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Paragrafta Açıklayıcı Anlatım Biçimi, Karşılaştırma ve Örnekleme
Soru 845Soru

Aşağıda sol sütunda verilen numaralanmış edebiyat eleştirisi parçalarını, sağ sütundaki uygun anlatım ilkeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sanatçı, kelimelerin ardına gizlediği o uçsuz bucaksız anlam deryasıyla okuru baş başa bırakıyor. Her okumada, daha önce fark edilmeyen yepyeni bir duygu adası keşfediliyor bu dizelerde. Şair, adeta hacimli bir romanı birkaç dizeye sığdırmayı başarmış.
Metni okurken diliniz hiçbir engele çarpmıyor; sözcükler adeta bir su gibi akıp gidiyor. Yabancı kelimelerin ve telaffuzu güç seslerin bulunmaması, okuma hızını kesmeden zihinde pürüzsüz bir iz bırakıyor.
Kalemini hiçbir akımın veya ustanın gölgesine sığdırmayan yazar, edebiyat dünyasında eşine rastlanmamış bir patika açıyor kendine. Onun cümlelerindeki tınıyı duyar duymaz, kapaktaki isme bakmadan eserin kime ait olduğunu hemen anlıyorsunuz.
Yazar, metnindeki tek bir kelimeyi bile feda edemeyeceğimiz bir dil işçiliği sergilemiş. Cümlelerden herhangi birini veya cümle içindeki bir sözcüğü çıkardığınızda, yapının hemen sarsıldığını ve anlam kalesinde bir gedik açıldığını görüyorsunuz.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşme şu şekildedir: Birinci metin parçası yoğunluk ilkesiyle, ikinci metin parçası akıcılık ilkesiyle, üçüncü metin parçası özgünlük ilkesiyle, dördüncü metin parçası ise duruluk ilkesiyle eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede birinci metin, az sözle derin anlamlar ifade etmeyi içeren yoğunluk ilkesiyle; ikinci metin, dilin telaffuz engellerine takılmadan akıp gitmesini belirten akıcılık ilkesiyle; üçüncü metin, yazarın kendine has olmasını ve kimseyi taklit etmemesini vurgulayan özgünlük ilkesiyle; dördüncü metin ise cümleden hiçbir sözcüğün çıkarılamayacağını, yani gereksiz sözcük bulunmadığını belirten duruluk ilkesiyle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci metindeki 'hacimli bir romanı birkaç dizeye sığdırmak' ve 'anlam deryası' ifadeleri çözümlenir.
Bu ifadelerin az sözle derin anlamlar oluşturmayı belirten 'yoğunluk' ilkesine karşılık geldiği saptanır.
İlk metnin hangi anlatım niteliğini taşıdığını belirlemek için.
2
İkinci metindeki 'dilin hiçbir engele çarpmaması' ve 'telaffuzu güç seslerin bulunmaması' ifadeleri analiz edilir.
Bu durumun, metnin pürüzsüzce okunmasını sağlayan 'akıcılık' ilkesiyle uyuştuğu görülür.
İkinci metnin anlatım özelliğini tespit etmek için.
3
Üçüncü metindeki 'başka bir ustanın gölgesine sığınmamak' ve 'kendine has bir patika açmak' ifadeleri değerlendirilir.
Bu ifadelerin taklitçilikten uzak durmayı ve kendine özgü olmayı açıklayan 'özgünlük' ilkesiyle eşleştiği belirlenir.
Üçüncü metnin hangi ilkeyi temsil ettiğini bulmak için.
4
Dördüncü metindeki 'tek bir kelimeyi bile feda edemeyeceğimiz' ve 'sözcük çıkarıldığında yapının sarsılması' ifadeleri incelenir.
Bu durumun, cümlede gereksiz sözcüklere yer verilmediğini ifade eden 'duruluk' ilkesiyle ilişkili olduğu saptanır.
Son metnin anlatım niteliğini netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım İlkeleri ve Nitelikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 846Soru

Aşağıdaki parçada numaralanmış yerlerin hangisine, parçanın anlam bütünlüğünü sağlamak için "Bu öznel müdahale, tarihsel gerçeği tahrif etmekten ziyade, ona anlaşılır bir anlam çerçevesi kazandırmayı amaçlar." cümlesi getirilmelidir? Cevabınızı Romen rakamıyla (I, II, III, IV veya V) yazınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Tarihsel anlatı, geçmişte yaşanmış olayların kronolojik bir dökümünden ibaret değildir; o, geçmişin bugünün zihninde yeniden kurulması eylemidir. (I) Bu kurma sürecinde tarihçi, belgelerin sunduğu ham verileri belirli bir nedensellik ilişkisi içinde birbirine bağlar. (II) Ancak bu bağlar her zaman belgelerin kendisinde açıkça görünür değildir; tarihçinin yorum gücü ve kurgusal yeteneği burada devreye girer. (III) İşte bu nedenle, her tarihsel metin aslında kaçınılmaz olarak öznel bir inşa sürecinin ürünüdür. (IV) Oysa geçmiş, kendi nesnelliği içinde bir kez yaşanmış ve tamamlanmıştır; onun tarihçi tarafından yeniden canlandırılması ise her seferinde yeni bir bakış açısıyla biçimlenir. (V) Sonuç olarak, tarihin nesnelliği iddiası, aslında bu kurgusal bütünlüğün inandırıcılık derecesiyle doğrudan ilişkilidir.

Cevap:
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Verilen cümle parçada III numaralı yere getirilmelidir.
Verilen cümlede geçen "Bu öznel müdahale" ifadesi, parçadaki "tarihçinin yorum gücü ve kurgusal yeteneği" belirlemesine doğrudan gönderme yapmaktadır. Tarihçinin yorumu ve kurgusu öznel bir müdahaledir. Bu cümlenin III numaralı yere getirilmesiyle, tarihçinin öznel müdahalesinin amacı (anlam çerçevesi kazandırmak) açıklanmış olur ve hemen ardından gelen "İşte bu nedenle..." cümlesiyle de bu müdahalenin sonucu (tarihsel metnin öznel bir inşa süreci olması) mantıksal bir sırayla birbirine bağlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki anahtar kelimeleri ve anlam akışını belirleme
Parçada tarihsel anlatının oluşturulma süreci, tarihçinin rolü ve öznellik-nesnellik ilişkisi tartışılmaktadır.
Cümle yerleştirme sorularında, yerleştirilecek cümlenin hem kendinden önceki hem de kendinden sonraki yargıyla anlamsal ve yapısal bir köprü kurması gerekir.
2
Yerleştirilecek cümlenin yapısını ve gönderme ögelerini inceleme
Yerleştirilecek cümlede geçen "Bu öznel müdahale..." ifadesinin, kendinden önce gelen cümlede bahsedilen öznel bir eyleme veya tarihçinin kişisel katkısına işaret etmesi gerektiği tespit edilmiştir.
İşaret sıfatları ("bu", "şu", "o") paragraf içindeki artgönderimsel (anaphoric) bağları çözmekte en önemli ipuçlarıdır.
3
Parçadaki cümleleri tek tek analiz ederek "öznel müdahale" kavramının karşılığını arama
İkinci cümleden sonra gelen üçüncü cümlede yer alan "tarihçinin yorum gücü ve kurgusal yeteneğinin devreye girmesi" ifadesinin tam olarak bir "öznel müdahale" olduğu belirlenmiştir.
Tarihçinin yorum gücü ve kurgusal yeteneğini kullanması, nesnel belgelere yapılan doğrudan ve öznel bir müdahaledir.
4
Cümlenin yerleştirilmesinden sonraki akışı kontrol etme
Cümle III numaralı yere (üçüncü cümleden hemen sonra) konduğunda, ardından gelen "İşte bu nedenle, her tarihsel metin aslında kaçınılmaz olarak öznel bir inşa sürecinin ürünüdür." cümlesiyle kusursuz bir neden-sonuç ilişkisi oluşmaktadır.
Tarihçinin yaptığı öznel müdahalenin gerçeği tahrif etmeyip ona anlam kazandırma amacı taşıması, tarihsel metnin neden "öznel bir inşa süreci" olarak nitelendiğini doğrudan gerekçelendirir.

Anahtar Kavram

Paragrafta anlam akışını sağlayan anahtar kelimeler ve gönderme ögelerinin tespiti.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 847Soru

Aşağıdaki parçada bir kâğıt restoratörünün çalışma hayatı ve iç dünyası anlatılmaktadır. Bu parçada numaralanmış cümleleri, yansıttıkları baskın duygu veya karakter özellikleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

(I) Kadim bir el yazmasının zamana yenik düşmüş sayfalarını büyük bir titizlikle temizlerken titreyen parmaklarıma bakıp 'Nerede o eski gözlerimin keskinliği, ellerimin çevikliği!' diye iç geçiriyorum. (II) Ancak bu zahmetli yolda ne kadar yorulursam yorulayım, o yıpranmış satırları geleceğe taşımak adına her sabah aynı masaya aynı inançla oturmaktan asla vazgeçmiyorum. (III) Yıllardır bu daracık atölyede yalnız başıma kâğıt kokusunu solumak ömrümü tüketse de artık bu tekdüzeliğin ve yalnızlığın getirdiği ruhsal aşınmayı kabullendim, bu durum bana son derece doğal geliyor. (IV) Yine de benden sonra bu narin sayfalara aynı şefkatle dokunacak, onların asırlık fısıltılarını duyabilecek bir halefin yetişip yetişmeyeceği sorusu içimi kemiren en büyük dert olmaya devam ediyor.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. Cümle
II. Cümle
III. Cümle
IV. Cümle

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci cümle ile Hayıflanma, ikinci cümle ile Kararlılık, üçüncü cümle ile Kanıksama ve dördüncü cümle ile Kaygı kavramları eşleşmektedir.
Birinci cümle geçmişteki göz keskinliği ve el çevikliğinin kaybına duyulan özlem ve üzüntüyü bildirdiği için hayıflanma; ikinci cümle zorluklara rağmen her gün masaya aynı inançla oturmayı sürdürdüğü için kararlılık; üçüncü cümle monoton yalnızlığı kabullenip doğal bulmaya başladığı için kanıksama; dördüncü cümle ise kendisinden sonra bir halefin yetişip yetişmeyeceği konusundaki tasasını yansıttığı için kaygı ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki birinci cümleyi inceleyerek yansıtılan duyguyu belirleme.
Birinci cümledeki 'Nerede o eski...' ifadesinden yola çıkılarak geçmişte var olan bir özelliğin yitirilmesinden duyulan üzüntü, yani hayıflanma tespit edilmiştir.
Yazarın geçmişe ve kayıplarına yönelik hislerini analiz etmek için.
2
İkinci cümledeki eylemleri ve yazarın tutumunu değerlendirme.
İkinci cümledeki 'asla vazgeçmiyorum' ve 'aynı inançla oturmaktan' ifadelerinden yola çıkılarak zorluklar karşısında gösterilen azim ve kararlılık özelliği bulunmuştur.
Karakterin karşılaştığı engeller karşısındaki duruşunu saptamak için.
3
Üçüncü cümledeki alışkanlık ve kabullenme durumunu saptama.
Üçüncü cümledeki 'kabullendim', 'son derece doğal geliyor' ifadelerinden hareketle olumsuz bir durumun zamanla kanıksandığı belirlenmiştir.
Karakterin rutine ve çevresel etmenlere karşı geliştirdiği psikolojik uyumu anlamak için.
4
Dördüncü cümlede geleceğe dönük olası olumsuzluklara karşı tutumu inceleme.
Dördüncü cümledeki 'yetişip yetişmeyeceği sorusu içimi kemiren en büyük dert' ifadesiyle geleceğe dair duyulan tasa, yani kaygı duygusu teşhis edilmiştir.
Karakterin gelecek hakkındaki belirsizliklere yönelik hissettiği kaygıyı çözümlemek için.

Anahtar Kavram

Paragrafta Karakter ve Duygu Analizi
Soru 848Soru

İbadet kavramı sözlükte boyun eğmek, itaat etmek, kulluk yapmak ve saygı duymak anlamlarına gelir. Dinî bir terim olarak ise insanın yaratıcısına karşı sevgi, saygı ve bağlılığını gösteren, O'nun rızasını kazanmak amacıyla gerçekleştirdiği belirli davranışlardır.

Buna göre, İslam inancında ibadet etmenin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yaratıcı'ya duyulan sevgiyi göstermek ve yalnızca O'nun rızasını elde etmek

Cevap

Yaratıcı'ya duyulan sevgiyi göstermek ve yalnızca O'nun rızasını elde etmek
İbadetin temel amacı, kulun kendisini yaratan Allah'a karşı sevgi, saygı, itaat ve bağlılığını göstermesi, O'na olan şükran borcunu ödemesi ve yalnızca Allah'ın hoşnutluğunu (rızasını) kazanmaya çalışmasıdır. Dolayısıyla, Yaratıcı'ya duyulan sevgiyi göstermek ve yalnızca O'nun rızasını elde etmek ifadesini içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
İbadet kavramının sözlük ve terim anlamını incelemek
İbadetin özünde Allah'a boyun eğme, kulluk etme ve O'nun hoşnutluğunu kazanma hedefi bulunduğu belirlenir.
İbadetin tanımı, onun yapılmasındaki asıl amacı doğrudan ortaya koyar.
2
Dini hükümlerin teknik sınıflandırmaları ile ibadetin manevi amacını karşılaştırmak
Sınıflandırmalar ve yükümlülük derecelerinin ibadetin teknik boyutları olduğu, asıl amacın ise manevi bir yöneliş olduğu anlaşılır.
Yanlış veya tali amaçların elenmesi asıl amaca ulaşmayı kolaylaştırır.
3
İbadetin ihlas ile yapılması gerekliliğini göz önünde bulundurarak asıl hedefi netleştirmek
İbadetlerin yalnızca Allah rızası için yapılması gerektiği, gösteriş veya dünyevi faydaların temel amaç olamayacağı saptanır.
İbadetin geçerliliği için ihlasın şart olması, amacın da yalnızca Allah rızası olmasını gerektirir.

Anahtar Kavram

İbadetin Tanımı ve Amacı
Soru 849Soru

Numaralanmış cümlelerin mantıksal akışa göre anlamlı ve kurallı bir bütün oluşturabilmesi için doğru sıralama nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama sırasıyla; nöroestetik disiplininin tanımını yapan cümle, bu disiplindeki güncel araştırmaları açıklayan cümle, araştırmalardaki aktifleşen bölgelerin işlevini sunan cümle, bu bölgelerin kurduğu duygusal bağa kültürel bir boyut ekleyen cümle ve son olarak tüm süreci özetleyen sonuç cümlesi şeklinde kurulmalıdır.
Anlamlı bir paragraf oluşturulurken genel tanım cümlesinden başlanarak dilsel köprüler (disiplin -> bu disiplin, aktifleşen mekanizmalar -> aktifleşen bu bölgeler, duygusal bağ -> bu bağın şiddeti) ve son olarak 'dolayısıyla' çıkarım ifadesi takip edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Giriş cümlesinin belirlenmesi
Disiplinin genel tanımını yapan 'Nöroestetik, sanat eserlerinin...' ifadesi ilk sıraya yerleştirilir.
Bu cümle kendinden önceye atıfta bulunmayan bağımsız bir yargı barındırır.
2
Gelişme basamağının ilk halkasının bulunması
'Bu disiplin çerçevesinde...' ifadesiyle başlayan cümle ikinci sıraya getirilir.
'Bu disiplin' işaret grubu, giriş cümlesindeki 'disiplin' kavramına doğrudan bağlanır.
3
Dilsel bağlantıların takip edilmesi
'Aktifleşen bu bölgeler...' ifadesiyle başlayan cümle üçüncü sıraya yerleştirilir.
İkinci cümlede yer alan 'ödül merkezinin yanı sıra karar alma mekanizmalarının aktifleştiği' bilgisi bu cümlenin öznesini oluşturur.
4
Fikir akışının genişletilmesi
'Ancak bu bağın...' cümlesi dördüncü sıraya getirilir.
Üçüncü cümlenin sonundaki 'duygusal bir bağ kurmasını sağlar' ifadesi bu cümlede 'bu bağın' şeklinde sürdürülmüştür.
5
Sonuç cümlesinin tespiti
'Dolayısıyla sanatsal deneyim...' ile başlayan cümle en sona yerleştirilir.
Metindeki argümanları 'Dolayısıyla' bağlacıyla toparlayarak biyolojik ve kültürel bileşenleri özetleyen bir bitiş sunar.

Anahtar Kavram

Paragrafta anlam akışını sağlayan bağlantı ögeleri ve mantıksal tutarlılık
Soru 850Soru

Bir sanatçının dil işçiliğinde gösterdiği özen ve titizlik, kendini en net biçimde cümlelerin eklem yerlerinde belli eder. Sözcükler, adeta bir nehir yatağında engelsizce çağıldayan sular gibi, hiçbir pürüzlü ses birleşimine çarpmadan ve okuyucuda telaffuz zorluğu yaratmadan bir sonrakine devrediyorsa o yapıtın dili olgunluğa erişmiş demektir. Okurun zihninde ve dilinde hiçbir engelle karşılaşmadan akıp giden cümleler, okuma eylemini kesintisiz bir estetik yolculuğa dönüştürür.

Bu parçada söz edilen dil ve anlatım özelliği, aşağıdaki anlatım ilkelerinden hangisiyle doğrudan ilgilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akıcılık

Cevap

Akıcılık
Parçada geçen 'sözcüklerin hiçbir pürüzlü sese çarpmadan ve telaffuz zorluğu yaratmadan bir sonrakine devrilmesi', 'akıp gitmesi' ve 'dilin takılmadan ilerlemesi' gibi ifadeler anlatımda akıcılık ilkesini tanımlamaktadır. Akıcılık, bir metnin pürüzsüzce, okuru yormadan ve diline takılmadan kolayca okunabilmesi özelliğidir. Bu nedenle doğru cevap akıcılık ilkesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki anahtar sözcük ve ifadeleri belirlemek.
'Pürüzlü ses birleşimine çarpmama', 'telaffuz zorlu��u yaratmama' ve 'akıp giden cümleler' gibi söyleyiş özellikleriyle ilgili ifadeler tespit edilmiştir.
Yazarın üzerinde durduğu anlatım ilkesini tespit etmek için metindeki söyleyiş özelliklerine odaklanmak gerekir.
2
Bulunan anahtar kavramları Türkçe anlatım ilkeleriyle ilişkilendirmek.
Cümlelerin pürüzsüzce akması ve ses uyumunun bulunması, anlatım ilkelerinden 'akıcılık' kavramını karşılar.
Akıcılık ilkesi, bir metnin ses ve ritim yönünden engelsizce, telaffuz zorluğu yaşatmadan okunabilmesidir.
3
Doğru olmayan seçenekleri eleyip doğru seçeneği doğrulamak.
Gereksiz sözcük kullanımı (duruluk), süslü dil (yalınlık), netlik (açıklık) ve benzersizlik (özgünlük) ile ilgili vurgular bulunmadığından çeldiriciler elenir ve akıcılık seçeneğine ulaşılır.
Diğer ilkelerin tanımları parçada verilen 'telaffuz kolaylığı' ve 'engelsiz ses akışı' özellikleriyle örtüşmemektedir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım İlkeleri ve Nitelikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 851Soru

Aşağıdaki paragrafta bir deniz feneri bekçisinin iç dünyası ve düşünceleri yansıtılmıştır.

Yalçın kayalıkların üzerinde, rüzgârın ve hırçın dalgaların hiç dinmediği bu yalnız kulede ömrümün yarısını tükettim. (I) Gecenin en koyu anında o devasa fenerin merceğini titizlikle temizlerken her parıltıda kaybolup giden gençliğimin izlerini arıyorum sanki. (II) Zamanında bu ıssız yere sığınmak yerine, kentin o hareketli ve gürültülü sokaklarında kalıp hayatın ritmine ayak uydurabilseydim belki de bambaşka bir hikayem olurdu. (III) Ama ne fayda, o günkü kararım beni bu dalga seslerinin arasına hapsetti ve artık geri dönüşü olmayan bir yoldayım. (IV) Yine de fırtınalı gecelerde uzaktan geçen gemilerin fenerin ışığıyla yollarını bulduğunu gördüğümde içimi kaplayan o sessiz gurur, tüm yalnızlığımı bir anda unutturuyor. (V) Yarın da bu kayalıklara dalgalar vuracak, rüzgâr yine fenerin camlarını dövecek; ben ise ilk günkü özenle burayı aydınlatmaya devam edeceğim.

Parçada numaralanmış cümleleri, bu cümlelerin yansıttığı duygu veya karakter özellikleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. cümle
II. cümle
III. cümle
IV. cümle
V. cümle

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

I. cümle 'Hüzün ve geçmişe özlem', II. cümle 'Hayıflanma ve pişmanlık', III. cümle 'Çaresizlik ve kabulleniş', IV. cümle 'Kıvanç ve teselli (avuntu)', V. cümle 'Kararlılık ve görev bilinci' ile eşleşmektedir.
Metindeki I. cümle anlatıcının geçmişe duyduğu melankolik özlemi (Hüzün ve geçmişe özlem), II. cümle kentin hareketli yaşamını seçmediği için duyduğu üzüntüyü (Hayıflanma), III. cümle artık geriye dönemeyeceğini anlamış olmasını (Çaresizlik ve kabulleniş), IV. cümle gemilere yardım etmenin verdiği mutluluğu (Kıvanç ve teselli), V. cümle ise feneri aydınlatmayı sürdürme azmini (Kararlılık ve görev bilinci) ifade ettiğinden doğru eşleşme bu şekilde kurulmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki I. cümlede geçen 'kaybolup giden gençliğimin izlerini arıyorum' ifadesini analiz etme.
Bu ifade, anlatıcının geçmişe duyduğu özlemi ve zamanın geçişinden duyduğu hüznü yansıtır.
Anlatıcının geçmiş günleri araması ve hissettiği melankoli bizi hüzün ve geçmişe özlem kavramlarına ulaştırır.
2
Metindeki II. cümlede geçen 'uydurabilseydim belki de bambaşka bir hikayem olurdu' ifadesini inceleme.
Bu ifade, geçmişte kaçırılan fırsatların yarattığı üzüntüyü, yani hayıflanmayı belirtir.
Yapılmayan veya gerçekleştirilmeyen durumlardan ötürü duyulan pişmanlık doğrudan hayıflanma duygu durumuyla ilişkilidir.
3
Metindeki III. cümlede geçen 'Ama ne fayda... artık geri dönüşü olmayan bir yoldayım' ifadesini değerlendirme.
Bu ifade, durumun değiştirilemeyeceğinin kabul edildiğini ve çaresizlik yaşandığını gösterir.
'Ne fayda' ifadesi çaresizliği, 'geri dönüşü olmayan bir yolda olmak' ise kaçınılmaz olarak mevcut durumu kabullenişi yansıtır.
4
Metindeki IV. cümlede geçen 'sessiz gurur' ve 'tüm yalnızlığımı bir anda unutturuyor' ifadelerini analiz etme.
Bu ifadeler, yapılan işten duyulan memnuniyeti (kıvanç) ve yalnızlığın giderilmesini (teselli/avuntu) gösterir.
Gurur duymak kıvançla, yalnızlığın unutturulması ise avuntu ve teselliyle doğrudan örtüşür.
5
Metindeki V. cümlede geçen 'ilk günkü özenle burayı aydınlatmaya devam edeceğim' ifadesini inceleme.
Bu ifade, anlatıcının işine bağlılığını ve zorluklar karşısındaki azmini gösterir.
Gelecekte de aynı titizlikle çalışmaya devam edeceğini söylemek kararlılık ve görev bilinci özelliklerini yansıtır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Cümlelerin Duygu ve Karakter Özellikleriyle İlişkilendirilmesi
Soru 852Soru

(I) Kitap okumak, bireyin hayal gücünü geliştiren ve kelime dağarcığını zenginleştiren en etkili zihinsel aktivitelerden biridir. (II) Düzenli olarak kitap okuyan insanlar, olaylara farklı açılardan bakabilme ve daha sağlıklı analizler yapabilme becerisi kazanırlar. (III) Ayrıca bu alışkanlık, zihni sürekli aktif tutarak stres seviyesini düşürür ve odaklanma yeteneğini artırır. (IV) Kitapların basım süreci ise yazarın kaleminden çıkan metnin editör kontrolünden geçmesiyle başlayan zahmetli bir yolculuktur. (V) Matbaaya gönderilen sayfalar, kaliteli kâğıtlara basıldıktan sonra ciltlenerek okuyucuyla buluşmaya hazır hâle getirilir. (VI) Bu aşamaların her birinde titiz bir çalışma yürütülmesi, kitabın hem görsel hem de içerik kalitesini doğrudan etkiler.

Bu paragraf iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmı�� cümlelerin hangisiyle başlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV; 4; IV.; dördüncü; dördüncü cümle; IV. cümle

Cevap

İkinci paragraf dördüncü cümleyle (IV) başlar.
Paragraftaki ilk üç cümlede kitap okuma eyleminin insana sağladığı zihinsel ve ruhsal faydalar üzerinde durulmuştur. Dördüncü cümleden itibaren ise konunun yönü tamamen değişerek bir kitabın yazım aşamasından basım aşamasına kadar geçen üretim süreci anlatılmaya başlanmıştır. Bu nedenle ikinci paragraf dördüncü cümleyle başlamalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerin konuları incelenir.
İlk üç cümlede (I, II, III) kitap okumanın bireysel ve zihinsel gelişim üzerindeki olumlu etkileri ele alınmıştır.
Paragrafın ana konusunu ve sınırlarını belirlemek için ilk cümlelerin konusu tespit edilmelidir.
2
Konuda veya konuya bakış açısında yön değişimi olan cümle belirlenir.
Dördüncü cümleden (IV) itibaren kitap okumanın faydalarından bahsedilmek yerine kitapların fiziksel üretim ve basım aşamalarına geçilmiştir.
Yeni bir paragrafa geçilebilmesi için konunun farklı bir yönüne veya tamamen yeni bir konuya geçiş yapılması gerekir.
3
İkinci paragrafın ilk cümlesi seçilir.
Konunun değiştiği ilk cümle olan dördüncü cümle (IV), ikinci paragrafın başlangıç cümlesi olarak belirlenir.
Bir paragraf ikiye bölünürken ikinci paragraf, yeni konunun ilk cümlesiyle başlamak zorundadır.

Anahtar Kavram

Bir paragraf ikiye bölünmek istendiğinde, yeni bir konuya veya mevcut konunun farklı bir yönüne geçiş yapılan ilk cümle tespit edilir. Bu cümle, ikinci paragrafın giriş cümlesidir ve kendinden önceki cümlelerle doğrudan bir bağlaç ya da zamir bağlantısı içermez.
Soru 853Soru

Necran Hristiyanlarından oluşan bir heyet, Medine’ye gelerek Mescid-i Nebevî’de Hz. Muhammed ile görüşmüştür. Görüşmeler esnasında kendi ibadet vakitleri gelen Hristiyanlar, mescit içerisinde ibadet etmek istemişlerdir. Sahabilerin bu duruma engel olmak istemesi üzerine Hz. Muhammed sahabileri durdurmuş ve heyetin mescit içerisinde kendi inançlarına göre ibadet etmelerine izin vermiştir.

Bu olay, Hz. Muhammed’in aşağıda verilen ahlaki tutum ve davranışlarından öncelikle hangisiyle ilişkilendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal barışı ve farklılıklara saygıyı esas alan bir merhamet ve müsamaha yaklaşımı sergilemesi

Cevap

Toplumsal barışı ve farklılıklara saygıyı esas alan bir merhamet ve müsamaha yaklaşımı sergilemesi
Hz. Muhammed'in Necran Hristiyanlarının kendi ibadetlerini mescitte yerine getirmelerine izin vermesi, onun diğer inanç mensuplarına karşı gösterdiği müsamahanın (hoşgörünün) ve toplumsal barışa verdiği önemin en açık kanıtıdır. Bu davranış, dinin temel inanç esaslarından taviz verildiği anlamına gelmez, aksine farklılıklara saygı gösterilerek barışçıl bir ortamın tesis edilmesini amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen tarihi olayı ve unsurlarını analiz etmek
Necran Hristiyanlarının Mescid-i Nebevî'de kendi inançlarına göre ibadet etmelerine Hz. Muhammed tarafından izin verildiği belirlenir.
Sorunun temel çıkış noktasını ve bağlamını doğru kavramak için bu adım gereklidir.
2
Hz. Muhammed'in bu uygulamasını ahlaki kavramlarla ilişkilendirmek
Farklı inançlara sahip insanlara ibadet özgürlüğü tanınmasının hoşgörü, merhamet ve müsamaha ilkeleri çerçevesinde olduğu saptanır.
Olayın arka planındaki temel ahlaki motivasyonu ortaya çıkarmak amacıyla bu adım gerçekleştirilir.
3
Yanlış seçeneklerdeki kavramsal yanılgıları belirleyerek elemeler yapmak
Taviz verme, dini hükümleri değiştirme veya zayıflık gösterme gibi hatalı yorumlar elenerek doğru cevaba ulaşılır.
Seçenekler arasındaki nüansları fark ederek kavram kargaşasını önlemek için bu eleme yapılır.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in müsamaha ve hoşgörü anlayışı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 854Soru

(I) Mimar Sinan’ın eserlerinde göze çarpan en önemli özelliklerden biri, yapıların inşasında estetik ile işlevselliği kusursuz bir şekilde birleştirmesidir. (II) Mimaride taşıyıcı sistemlerin mukavemetini artırmak için geliştirdiği özgün yöntemler, onun mühendislik dehasının en somut kanıtları arasındadır. (III) Özellikle Süleymaniye ve Selimiye camilerinde uyguladığı kubbe geçiş sistemleri ve statik hesaplamalar, asırlar boyu ayakta kalan bu başyapıtların sırrını oluşturur. (IV) Osmanlı mimarlık kültüründe su yapılarının inşası da ayrı bir uzmanlık alanı olarak gelişmiş, ��ehirlerin su ihtiyacını karşılamak için devasa kemerler yapılmıştır. (V) İstanbul'un su şebekesini düzenlemek amacıyla inşa edilen Kırkçeşme Tesisleri, bu alandaki mühendislik harikalarının baş��nda gelir. (VI) Sinan, bu tesis kapsamında inşa ettiği Mağlova Kemeri'nde, suyun akış hızını kontrol etmek ve rüzgâr yükünü azaltmak için kemer ayaklarında özel tasarımlara gitmiştir.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV; 4; Cümle IV; Cümle 4

Cevap

İkinci paragraf dördüncü cümleyle başlar.
Bu parçanın ilk üç cümlesinde Mimar Sinan'ın genel mimari anlayışı, yapılardaki taşıyıcı sistemlerin mukavemeti ve camilerindeki statik çözümler anlatılmaktadır. Dördüncü cümleden itibaren ise Osmanlı mimarisindeki genel su yapıları ve su kemerleri konusuna geçilmiştir. Bu durum parçada yeni bir düşünce halkasının ve konunun yeni bir boyutunun başladığını göstermektedir. Dolayısıyla ikinci paragraf dördüncü cümleyle başlamalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki cümlelerin konularını ve yöneldikleri odak noktalarını belirleyin.
İlk üç cümlede Mimar Sinan'ın yapılarında estetik-işlevsellik dengesi, taşıyıcı sistemler ve camilerdeki statik hesaplamalar ele alınmıştır. Dördüncü cümleden itibaren ise konu Osmanlı mimarisindeki su yapılarına ve su kemerlerine geçiş yapmıştır.
Bir paragrafı ikiye bölmek için konunun yönünün değiştiği, yeni bir düşünce halkasının veya konunun farklı bir boyutunun anlatılmaya başlandığı ilk cümleyi tespit etmek gerekir.
2
Belirlenen geçiş cümlesinin kendisinden önceki cümlelerle yapısal ve anlamsal bağını kontrol edin.
Dördüncü cümle kendisinden önceki cami mimarisi ve statik çözümler konulu cümlelerden bağımsız, su yapılarını genel bir yargıyla ele alan yeni bir giriş cümlesi niteliğindedir. Beşinci ve altıncı cümleler ise doğrudan dördüncü cümleyi detaylandıran bağlantılı ifadeler içermektedir.
Yeni paragrafın ilk cümlesi, kendinden önceki paragrafa dil bilgisel ve anlamsal bağlamda bağımlı olmamalıdır.

Anahtar Kavram

Paragrafı İki Paragrafa Bölme
Tahmini Süre:1m 50s
Soru 855Soru

Palimpsest, antik çağda üzerine yazılmış olan metnin silinerek yeni bir metin yazılmasıyla elde edilen parşömenleri tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Ancak bu silme işlemi hiçbir zaman tam anlamıyla başarılı olamamış, alttaki eski yazıların izleri zamanın yıpratıcı etkisine direnerek yüzeyde kalmaya devam etmiştir. Günümüzde bu kavram, yalnızca fiziksel bir nesneyi değil; şehirlerin, kültürlerin ve insan belleğinin çok katmanlı yapısını açıklayan felsefi bir metafora dönüşmüştür. Modern bir kentin sokaklarında yürürken karşılaştığımız farklı dönemlere ait mimari katmanlar, aslında kentin kendi geçmişinin üzerine yazdığı yeni bir metindir. Bu bağlamda palimpsest, geçmişin tamamen yok edilemeyeceğini, aksine bugünün katmanları arasından sızarak kendini sürekli hatırlatacağını gösterir.

Bu parçada ele alınan temel konu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Palimpsest kavramının, somut bir nesne tanımından sıyrılarak kültür, kent ve bellek gibi alanlardaki çok katmanlılığı açıklayan bir eğretilemeye dönüşmesi

Cevap

Palimpsest kavramının, somut bir nesne tanımından sıyrılarak kültür, kent ve bellek gibi alanlardaki çok katmanlılığı açıklayan bir eğretilemeye dönüşmesi
Parçada palimpsest kavramının antik çağdaki kelime anlamından hareket edilerek günümüzde kent, kültür ve bellek bağlamında çok katmanlı yapıyı açıklayan felsefi bir metafor olarak işlev gördüğü ve geçmişin izlerini barındırma özelliğiyle öne çıktığı belirtilmiştir. Bu durum, kavramın fiziksel sınırlarından kurtulup entelektüel bir eğretileme haline gelişini merkeze alır.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin ilk iki cümlesini inceleyerek palimpsest kavramının fiziksel kökenini belirlemek.
Palimpsestin antik dönemde üzerine yeniden yazılan parşömenler olduğu ve alt katmandaki izlerin silinemediği anlaşılmaktadır.
Yazarın konuya giriş yaparken kullandığı temel terimsel altyapıyı saptamak için.
2
Metnin üçüncü cümlesini analiz ederek kavramın günümüzdeki anlam kaymasını tespit etmek.
Kavramın günümüzde sadece fiziksel bir nesne olmadığı; şehir, kültür ve insan belleğinin çok katmanlı yapısını açıklayan felsefi bir metafor haline geldiği görülmektedir.
Yazarın metinde asıl vurgulamak istediği yönelimin bu cümleyle başladığını görmek için.
3
Metnin son iki cümlesinde verilen örneklendirme ve çıkarımları değerlendirmek.
Modern kentlerdeki mimari katmanların kentin geçmişinin birer metni olduğu ve geçmişin bugün içinden sızarak kendini hatırlattığı vurgulanmıştır.
Felsefi metaforun somut yansımalarının (kent/mimari üzerinden) nasıl açıklandığını kavramak için.
4
Elde edilen verileri seçeneklerle karşılaştırarak yazarın asıl odaklandığı konuyu saptamak.
Kavramın somut bir nesneden kültürel, kentsel ve zihinsel çok katmanlılığı açıklayan bir eğretilemeye (metafora) dönüştüğünü ifade eden seçeneğin doğru olduğu belirlenmiştir.
Yardımcı düşünceler ve öznel yorumlar içeren çeldiricileri eleyerek doğrudan ana konuyu yansıtan seçeneğe ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Paragrafın Konusu
Soru 856Soru

(I) Anadolu coğrafyasında cam iş��iliğinin en köklü örneklerinden biri olan Süryani nazar boncuğu, Mardin ve Midyat yöresinde geleneksel yöntemlerle üretilmektedir. (II) Genellikle çift delikli ve mavi tonlarında tasarlanan bu boncuklar, özel fırınlarda yüksek ısıda eritilen camın ustalıkla şekillendirilmesiyle elde edilir. (III) Üretim sürecinde kullanılan doğal mineraller ve camın fırından çıkarılma anındaki hassasiyet, boncuğun kendine has rengini ve dayanıklılığını belirler. (IV) Süryani nazar boncuğu, estetik değerinin ötesinde, binlerce yıllık Mezopotamya kültürünün inanç ve mitoloji dünyasın�� yansıtan güçlü bir semboldür. (V) Halk inanışına göre, bu boncukların üzerindeki iki delik gözü temsil eder ve kem gözlerin olumsuz enerjisini üzerine çekerek kişiyi kötülüklerden korur. (VI) Günümüzde de bu koruyucu gücüne inanılan boncuklar, yeni doğan bebeklerin kıyafetlerine takılmakta, evlerin ve iş yerlerinin kapılarına asılmaktadır.

Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Dördüncü cümle (IV. cümle)
Parçanın ilk üç cümlesinde Süryani nazar boncuğunun nerede, hangi yöntemlerle ve hangi teknik detaylarla üretildiği (yapım boyutu) ele alınmaktadır. Dördüncü cümleden itibaren ise boncuğun fiziksel özellikleri bırakılmış; Mezopotamya kültüründeki sembolik değeri, inanç dünyasındaki yeri ve koruyucu gücü gibi kültürel/mitolojik boyutları incelenmeye başlanmıştır. Konunun üretim aşamalarından kültürel anlama kaymasıyla birlikte düşüncenin akışı değiştiği için yeni paragraf dördüncü cümleyle başlamalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki tüm cümlelerin konularını ve odak noktaların�� belirleme.
İlk üç cümlenin Süryani nazar boncuğunun üretimi, tasarımı ve imalat detayları ile ilgili olduğu; dördüncü cümleden itibaren ise bu boncuğun kültürel ve mitolojik sembolizmi ile halk inanışlarındaki yerinin anlatıldığı görülür.
Paragrafı ikiye bölmek için konunun veya bakış açısının yön değiştirdiği sınır cümlesini bulmak gerekir.
2
Düşüncenin akışındaki kırılma veya yön değiştirme noktasını tespit etme.
Dördüncü cümlede yer alan 'estetik değerinin ötesinde' ifadesiyle, önceki cümlelerdeki teknik ve fiziksel özelliklerden sıyrılarak inanç ve kültür dünyasına geçiş yapıldığı saptanır.
Konunun farklı bir boyutuna veya tamamen yeni bir konuya geçildiğinde yeni bir paragraf başlatılması gerekmektedir.
3
Doğru seçeneği belirleme.
İkinci paragrafın dördüncü cümleyle başladığı ve bu seçeneğin doğru olduğu doğrulanır.
Dördüncü cümle, yeni bir konunun başlangıç cümlesi olma niteliklerini taşımaktadır.

Anahtar Kavram

Paragrafı İki Paragrafa Bölme
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 857Soru

Edebiyatın, okuru rehabilite etme ve ona kılavuzluk yapma misyonuyla sınırlandırılarak terapötik bir aygıta dönüştürülmesi, onun en kurucu gücü olan estetik özerkliği ve sarsıcılığı baltalamaktadır. Edebi yapıt, doğası gereği okuyucuyu alışık olduğu konfor alanının dışına fırlatarak onu varoluşsal çelişkilerle ve belirsizliklerle yüzleştirmeyi hedefler. Oysa okumayı zihinsel bir sağaltım seansına, kitabı ise kişisel gelişim reçetesine indirgeyen bu yararcı yönelim, metinleri yalnızca bireysel kaygıları yatıştırma işleviyle sınırlandırır. Okur ile yapıt arasındaki mesafeyi silerek metni bir ayna gibi kullanan bu yaklaşım, eleştirel sorgulama imkânını yok eder. Sonuçta okuma eylemi, sarsıcı bir yüzleşmeden ziyade, bireyin kendi sınırlarında edilgen bir biçimde teselli bulduğu bir uzlaşma ritüeline dönüşür.

Bu parçada yakınılan temel durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Edebi yapıtların faydacı bir anlayışla sağaltım aracına dönüştürülmesinin, metnin estetik bağımsızlığını ve okuru sarsma gücünü aşındırması

Cevap

Edebi yapıtların faydacı bir anlayışla sağaltım aracına dönüştürülmesinin, metnin estetik bağımsızlığını ve okuru sarsma gücünü aşındırması
Doğru seçenek, parçanın genelinde savunulan ana tezi ve yazarın en çok yakındığı durumu tam olarak ifade etmektedir. Parçada edebiyatın bireyi iyileştiren, konforlu bir rehberlik aracına (terapötik aygıta) indirgenmesinin, onun estetik özerkliğini ve okuyucuyu sarsarak dönüştürme gücünü yok ettiği açıkça belirtilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın giriş ve gelişme cümlelerinde eleştirilen odağı saptamak.
Yazarın, edebiyatın 'okuru rehabilite etme' amacıyla sınırlandırılarak terapötik bir aygıta dönüştürülmesini eleştirdiği görülür.
Ana konunun belirlenmesi için yazarın neye karşı çıktığının ve neden yakındığının tespit edilmesi gerekir.
2
Bu sınırlandırmanın yazar tarafından hangi olumsuz sonuçlarla ilişkilendirildiğini analiz etmek.
Terapötik yaklaşımın edebiyatın 'estetik özerklik', 'sarsıcılık' ve okuru 'varoluşsal çelişkilerle yüzleştirme' gücünü yok ettiği belirlenir.
Yazarın eleştirisinin temel gerekçesini anlamak, doğru konuyu ve yakınmayı tanımlamak için şarttır.
3
Seçeneklerdeki anahtar ifadeleri metindeki savlarla karşılaştırmak.
Faydacı/yararcı yönelim ile sağaltım aracına dönüşen edebiyatın estetik bağımsızlığını ve sarsıcılığını kaybetmesi yargısının doğru seçenekte tam olarak karşılandığı görülür.
Diğer seçeneklerdeki öznel yorumları ve dar kapsamlı/yanlış çıkarımları eleyerek doğru sonuca ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Konu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 858Soru

Metinlerarasılık kuramının yazar, okur ve anlam kavramlar��na getirdiği yeni bakış açısını açıklayan aşağıdaki cümleleri anlamlı ve kurallı bir bütün oluşturacak şekilde sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama şu şekildedir: İlk olarak metinlerarasılık kuramının temel tezini kuran cümle gelir; ardından bu kuramsal çerçevenin romantik yaratıcı özne anlayışını dışlayıp odağı dilsel ağa taşıdığını belirten cümle takip eder; yazarın bir deha olmaktan çıkıp kolaj ustasına dönüştüğünü açıklayan cümle üçüncü sırada yer alır; yazarın otoritesinin sarsılmasıyla metnin özerkleşmesini ve okurun aktifleşmesini anlatan cümle dördüncü sırada gelir; son olarak anlamın sabit bir öz olmaktan çıkıp okur ile metin arasındaki dinamik karşılaşmada üretilen akışkan bir sürece dönüştüğünü özetleyen sonuç cümlesiyle paragraf tamamlanır.
Doğru sıralama, genelden özele giden ve kavramsal ilişkileri mantıksal zincirlerle birbirine bağlayan bir yapı sunar. Metinlerarasılık tanımıyla başlayan giriş cümlesini, bu kuramın yazar merkezli estetiğe getirdiği eleştiri izler; yazarın yeni konumunun tanımlanmasının ardından metnin özerkleşmesiyle okurun aktifleşmesi vurgulanır ve nihayetinde anlamın yeni tanımıyla paragraf mantıklı bir sonuca ulaştırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın giriş cümlesi olmaya en uygun ifadeyi belirleme.
Postmodern edebiyat kuramlarının temel dayanaklarından biri olan metinlerarasılık kavramını tanımlayan ve kendisinden önceye gönderme yapmayan ifade ilk cümle olarak seçilir.
Bir paragrafın ilk cümlesi bağımsız olmalı, kendisinden önce başka bir cümlenin varlığına işaret eden bağlayıcı ögeler içermebelidir.
2
İlk cümledeki kavrama doğrudan atıfta bulunan ve kuramın yazar ve niyet kavramlarıyla ilişkisini kuran cümleyi bulma.
'Söz konusu kuramsal çerçeve' ifadesiyle başlayan ve odağın yazarın niyetinden dilsel ağa kaydığını belirten cümle ikinci sıraya getirilir.
İlk cümledeki metinlerarasılık tanımının ardından, bu kuramın getirdiği teorik çerçevenin yazar ve dil ilişkisi bakımından neyi dışladığını ve neye odaklandığını açıklamak düşüncenin akışına uygundur.
3
İkinci cümlede yazarın öznelliğinin dışlanması üzerine yapılan vurguyu detaylandıran açıklamayı tespit etme.
'Nitekim bu anlayışta yazar...' şeklinde başlayan ve yazarın mutlak dehadan kolaj ustasına dönüşümünü somutlaştıran cümle üçüncü sıraya yerleştirilir.
'Nitekim' bağlacı, bir önceki yargıyı desteklemek ve açıklamak için kullanılır; yazarın deha olmaktan çıkıp kolaj ustasına dönüşmesi, romantik özne anlayışının dışlanmasının doğrudan bir açılımıdır.
4
Yazardan sonra metnin durumuna ve okurun rolüne geçiş yapan cümleyi belirleme.
'Anlatının yazarın mutlak otoritesinden arınarak bu şekilde özerkleşmesi...' ifadesiyle başlayan ve odağı okura kaydıran cümle dördüncü sıraya getirilir.
Metnin yazarın otoritesinden bağımsızlaşması (özerkleşmesi) bir önceki cümlenin sonucudur ve bu durum okurun edilgenlikten aktif özneye geçişini hazırlar.
5
Okurun aktif rolünün anlam kavramı üzerindeki son etkisini açıklayan ve paragrafı sonuca bağlayan cümleyi bulma.
'Böylece anlam...' ifadesiyle başlayan ve anlamın durağan bir öz olmaktan çıkıp süreç haline geldiğini bildiren cümle son cümle olarak belirlenir.
'Böylece' bağlacı ve anlamın okurun aktif rolüyle yeniden üretilmesi tespiti, tüm paragrafın düşünsel gelişimini tamamlayan mantıklı bir sonuç niteliğindedir.

Anahtar Kavram

Metin sıralama ve paragrafta anlam akışı
Soru 859Soru

Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'nde eğitim, sağlık ve kültür alanlarında kurumsal yapının oluşmasını sağlayan aşağıdaki gelişmeleri, kronolojik olarak en erkenden en geç olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama: İlk medresenin açılması (Orhan Gazi dönemi), Bursa Darüşşifası'nın açılması (Yıldırım Bayezid dönemi) ve Edirne Darülhadisi'nin açılması (II. Murad dönemi) şeklindedir.
Osmanlı Devleti'nde kurumsallaşma adımları padişahların tahtta kalma sıralamasına göre şekillenmiştir. Orhan Gazi döneminde İznik Medresesi, Yıldırım Bayezid döneminde Bursa Darüşşifası ve II. Murad döneminde Edirne Darülhadisi kurulduğundan kronolojik gelişim bu yöndedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk eğitim kurumunun ve padişahının belirlenmesi
İznik Medresesi, Orhan Gazi döneminde (1331) kurulmuştur ve sıralamadaki en erken gelişmedir.
Orhan Gazi (1326-1362) listedeki padişahlar arasında en erken dönemde hüküm sürmüş olan hükümdardır.
2
Kronolojik olarak ikinci sırada yer alan sağlık ve eğitim kurumunun belirlenmesi
Bursa Darüşşifası, Yıldırım Bayezid döneminde (1399) açılmıştır.
Yıldırım Bayezid (1389-1402) Orhan Gazi'den sonra tahta çıkmıştır.
3
Sıralamadaki en son kültürel kurumun belirlenmesi
Edirne Darülhadisi, II. Murad döneminde (1435) açılmıştır.
II. Murad (1421-1451) bu gruptaki padişahlar arasında en son dönemde tahta çıkandır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Kuruluş Dönemi padişahlarının tahta çıkış sırasına göre ilmi ve kültürel kurumsallaşmanın gelişimi
Soru 860Soru

Modern kentler, geçmişin izlerini silip süpüren devasa beton blokların gölgesinde yükselirken insanın mekânla kurduğu bağı da zedeliyor. Bir zamanlar her sokağın, her taşın kendi hikâyesini fısıldadığı o eski mahalleler; yerini tekdüze, ruhsuz caddelere bırakıyor. Bazı mimarlar bu dönüşümü kaçınılmaz bir ilerleme olarak sunsa da aslında bu durum, toplumsal belleğin adım adım yok edilmesinden başka bir şey değildir. Mimar Turgut Cansever'in de belirttiği gibi, "Şehri inşa etmek, insanı inşa etmektir." Eğer biz geçmişimizi yansıtan mimari yapıları koruyamazsak gelecekte kendimizi de tanımlayamayız. Nitekim geçmişin estetiğini barındıran yapılarla modern gökdelenleri karşılaştırdığımızda, ilkinin insana huzur verdiğini, ikincisinin ise onu yalnızlaştırdığını açıkça görürüz.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olaylar; kişi, yer ve zaman unsurlarına bağlı kalınarak bir devinim içinde aktarılmıştır.

Cevap

Olayların bir devinim içinde aktarıldığını belirten ifade söylenemez çünkü parçada öyküleyici anlatım kullanılmamıştır.
Olayların bir devinim içinde aktarıldığını belirten ifade, öyküleyici anlatımın temel özelliğidir. Ancak verilen paragrafta herhangi bir olay örgüsü bulunmamaktadır, kişi veya mekân ögelerine bağlı bir olay akışı (devinim) gerçekleşmemektedir. Bu sebeple paragrafın anlatımında bu özelliğe başvurulduğu söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki anlatım biçimlerini belirlemek için metni analiz etmek.
Metinde yazarın kentleşmeye dair kendi görüşlerini savunarak yerleşik anlayışlara karşı çıktığı (tartışma) ve "devasa beton bloklar", "tekdüze, ruhsuz caddeler" gibi niteleyici sözcüklerle tasvir yaptığı (betimleme) belirlenmiştir.
Yazarın düşüncelerini aktarırken hangi temel anlatım biçimlerinden yararlandığını saptamak.
2
Düşünceyi geliştirme yollarını incelemek.
Mimar Turgut Cansever'in sözünün doğrudan paylaşılmasıyla tanık göstermeye; geçmişin estetiğini barındıran yapılarla modern gökdelenlerin kıyaslanmasıyla karşılaştırmaya başvurulduğu görülmüştür.
Parçada kullanılan yardımcı anlatım tekniklerini ve düşünceyi geliştirme yollarını belirlemek.
3
Seçenekleri analiz edip parçada yer almayan anlatım özelliğini bulmak.
Olay, kişi, yer ve zaman ögelerine bağlı bir olay akışının (öyküleme/devinim) parçada bulunmadığı tespit edilmiş ve doğru cevaba ulaşılmıştır.
Seçeneklerdeki ifadelerin paragraftaki anlatım özellikleriyle eşleşip eşleşmediğini kontrol etmek.

Anahtar Kavram

Anlatım biçimleri ve düşünceyi geliştirme yollarının belirlenmesi
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 43 / 338Sonraki