Başlangıç Hükümleri

134 questions

Question 41Question

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca; kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkimin uyuşmazlığı karara bağlarken uyması gereken temel esas aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hukuka ve hakkaniyete (hak ve nasafete) uygun karar verilmesi

Answer

Hâkim, kanunun kendisine takdir yetkisi tanıdığı hallerde hukuka ve hakkaniyete (hak ve nasafete) uygun olarak karar vermekle yükümlüdür.
Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesine göre, hâkimin takdir yetkisini kullanırken dayanması gereken temel ölçüt 'hukuka ve hakkaniyete' uygunluktur. Kanun koyucu, soyut kuralların her somut olaya adil bir çözüm getiremeyeceğini öngörerek, bazı durumlarda yetkiyi hâkime bırakmış ve ona 'hak ve nasafet' (hakkaniyet) ile karar verme ödevi yüklemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Uyuşmazlıktaki boşluk türünü tespit etme
Kanun koyucunun 'haklı sebepler' veya 'durumun gerekleri' diyerek çözümü hâkime bıraktığı kural içi boşluk saptanır.
Takdir yetkisi sadece kanunun açıkça izin verdiği kural içi boşluklarda kullanılabilir.
2
TMK Madde 4 hükmünü uygulama
Hâkim, somut olayın özelliklerini değerlendirerek hakkaniyete uygun bir çözüm üretir.
Kanun, bu tür durumlarda adaletin tesisi için genel kural yerine somut adaleti (hakkaniyeti) hedeflemiştir.

Key Concept

Hâkimin Takdir Yetkisi (Hak ve Nasafet)

Practice More

TMK m. 1 (Hukuk Yaratma) ile TMK m. 4 (Takdir Yetkisi) arasındaki farkları karşılaştıran tablo sorularına çalışınız.
Estimated Time:50s
Question 42Question

Özel hukuk uyuşmazlıklarında Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümlerinin diğer özel hukuk dallarında (Ticaret Hukuku, İş Hukuku vb.) birer tamamlayıcı kural olarak devreye girebilmesi için öngörülen temel sınırlama aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Uygulanacak genel hükmün, ilgili özel hukuk ilişkisinin niteliğine ve yapısına uygun düşmesi

Answer

Uygulanacak genel hükmün, ilgili özel hukuk ilişkisinin niteliğine ve yapısına uygun düşmesi
Türk Medeni Kanunu'nun 5. maddesi, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümlerinin tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanacağını belirtirken, bu uygulamanın 'uygun düştüğü ölçüde' (nitelik uygunluğu) gerçekleştirilmesi gerektiğini emreder. Bu, özel hukuk dallarının kendi özgün yapılarını koruyan temel bir süzgeçtir.

Step-by-Step Solution

1
Yasal dayanağın tespit edilmesi
Türk Medeni Kanunu'nun 5. maddesi (Genel nitelikli hükümlerin uygulama alanı)
Soruda sorulan tamamlayıcı uygulama kuralı bu madde ile düzenlenmiştir.
2
Kuralın kapsamının belirlenmesi
Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri, tüm özel hukuk ilişkilerini kapsar.
Özel hukuk sistemi bir bütündür ve temel ilkeler diğer alt dalları da bağlar.
3
Uygulama şartının (kriterin) analizi
Hükümlerin 'uygun düştüğü ölçüde' uygulanması zorunluluğu.
Her özel hukuk dalının (örneğin Ticaret Hukuku'ndaki hız ve güven ilkesi) kendine özgü dinamikleri vardır, bu yüzden genel hükümler ancak bu dinamiklerle çelişmediği sürece uygulanır.

Key Concept

Uygun Düştüğü Ölçüde Uygulanma İlkesi

Hints

1
Medeni Kanun'un 5. maddesindeki o meşhur 'ölçü' ifadesini hatırla.

Practice More

Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerinin Ticaret Kanunu uyuşmazlıklarında nasıl 'atıf' yoluyla veya 'doğrudan' uygulandığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 43Question

Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri uyarınca, önüne gelen bir uyuşmazlığın çözümünde ne yazılı bir norm ne de örf-âdet hukuku kuralı bulabilen bir hâkimin izlemesi gereken yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yasakoyucu gibi hareket ederek, benzer tüm uyuşmazlıklarda uygulanabilecek nitelikte genel ve soyut bir kural ihdas etmelidir.

Answer

Hâkim, yasakoyucu gibi hareket ederek benzer tüm uyuşmazlıklarda uygulanabilecek genel ve soyut bir kural ihdas etmelidir.
Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca, bir uyuşmazlığın çözümünde ne yazılı ne de örf-âdet hukuku kuralı bulunmaması durumu 'hukuk boşluğu' olarak tanımlanır. Bu durumda hâkim, 'kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre' karar verir. Bu faaliyetin temel özelliği, hâkimin sadece o davaya mahsus bireysel bir karar vermesi değil, gelecekteki benzer uyuşmazlıklara da uygulanabilecek nitelikte, genel, soyut ve objektif bir norm oluşturmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hiyerarşik kaynak taraması yapmak
Yazılı kural (kanun) ve yazılı olmayan kuralın (örf-âdet) bulunmadığının tespiti.
Türk Medeni Kanunu Madde 1 uyarınca hâkimin hukuk yaratabilmesi için öncelikle 'hukuk boşluğu' durumunun varlığı şarttır.
2
Yasakoyucu sıfatıyla hareket etmek
Hâkimin kendisini kanun koyucu yerine koyarak bir kural tasarlaması.
Hukuk boşluğu durumunda hâkimin görevi, uyuşmazlığı sadece o dava için değil, sistemin bütününe uygun bir kural ile çözmektir.
3
Genel ve soyut kural oluşturmak
Oluşturulan kuralın benzer uyuşmazlıklara da uygulanabilir nitelikte olması.
Hukuk yaratma faaliyeti, yasama organının yaptığı işe benzer şekilde objektif ve nesnel kurallar üretilmesini gerektirir.

Key Concept

Hukuk Boşluğu ve Hâkimin Hukuk Yaratması
Estimated Time:50s
Question 44Question

Bir hakkın kazanılmasında iyiniyete hukuki bir sonuç bağlandığı durumlarda, Türk Medeni Kanunu (TMK) uyarınca geçerli olan asıl kural ve bu kuralın özen yükümlülüğü ile ilişkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İyiniyetin varlığı asıl olup aksini iddia eden taraf bunu ispatla yükümlüdür; ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.

Answer

İyiniyetin varlığının asıl olduğunu (karine) ve özen yükümlülüğünün bu karinenin sınırını oluşturduğunu belirten ifade doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca, iyiniyetin varlığı kanuni bir karine olarak kabul edilir (3/1). Bu durum, iyiniyetli olmadığını iddia eden tarafın bu iddiasını ispatlaması gerektiği anlamına gelir. Ancak aynı maddenin 2. fıkrası, bu korumaya bir sınır getirerek, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kişinin iyiniyet iddiasında bulunamayacağını hükme bağlamıştır. Dolayısıyla doğru seçenek, hem karineyi hem de özen yükümlülüğü sınırını tam olarak yansıtmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
TMK madde 3/1 hükmünün analizi
Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, iyiniyetin varlığı asıldır. Bu, iyiniyet karinesidir.
Hukuk düzeni, kişilerin normal şartlarda iyiniyetli olduğunu varsayarak ispat yükünü kötüniyeti iddia edene yükler.
2
TMK madde 3/2 hükmünün analizi
Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.
İyiniyetin korunması için sadece 'bilmemek' yeterli değildir; bu bilmemenin 'mazur görülebilir' olması, yani gerekli özenin gösterilmesine rağmen bilinemiyor olması gerekir.
3
Karine ve ispat yükü dengesinin kurulması
İspat yükü karşı taraftadır ancak özen eksikliği ispat edilirse karine çöker.
Sübjektif iyiniyetin korunması hem dürüstlük (bilmeme) hem de özen (bilmesi gerekmeme) unsurlarını bir arada gerektirir.

Key Concept

Subjektif İyiniyet Karinesi ve Özen Yükümlülüğü Sınırı
Estimated Time:1m 15s
Question 45Question

Bir uyuşmazlığın çözümünde, ilgili özel kanunda (örneğin Türk Ticaret Kanunu veya İş Kanunu) doğrudan bir düzenleme bulunmadığı veya genel hukuk ilkelerinin somut olaya dahil edilmesi gerektiği durumlarda, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun "genel nitelikli" kuralları devreye girmektedir. Bu kuralların diğer özel hukuk dalları üzerindeki etkisi ve uygulama sınırları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bu hükümler, niteliklerine uygun düştüğü ölçüde, herhangi bir ayrım yapılmaksızın tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanma kabiliyetine sahiptir.

Answer

Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümleri, niteliklerine uygun düştüğü ölçüde, tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır.
Türk Medeni Kanunu'nun 5.5. maddesi, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümlerinin, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanacağını hükme bağlar. Bu düzenleme sayesinde, Ticaret Hukuku veya İş Hukuku gibi alanlarda bir kural eksikliği olduğunda veya genel bir ilkeye ihtiyaç duyulduğunda, temel kanunlardaki genel hükümler doğrudan uygulama alanı bulur. Burada tek kısıtlama, uygulanacak hükmün söz konusu özel hukuk ilişkisinin niteliğine aykırı düşmemesidir.

Step-by-Step Solution

1
Yasal dayanağın tespit edilmesi
Türk Medeni Kanunu'nun 5.5. maddesi (Genel nitelikli hükümlerin uygulama alanı).
Bu madde, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerinin diğer özel hukuk alanlarındaki geçerliliğini düzenleyen temel kuraldır.
2
Kapsamın belirlenmesi
Hükümlerin sadece kendi kanunları içinde değil, Ticaret Hukuku, İş Hukuku gibi "tüm özel hukuk ilişkilerinde" uygulanabileceği sonucuna varılması.
Kanun koyucu, özel hukuk sisteminde birliği sağlamak amacıyla bu kuralları çatı hüküm olarak tasarlamıştır.
3
Uygulama şartının analizi
"Uygun düştüğü ölçüde" (niteliklerine uygunluk) kriterinin kontrol edilmesi.
Genel hükümlerin, uygulandığı özel alanın (örneğin İş Hukuku) karakteristik yapısına ve emredici kurallarına aykırı olmaması gerekir.

Key Concept

Özel Hukukun Bütünlüğü ve Genel Hükümlerin Yaygın Uygulanabilirliği

Practice More

Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerinin (Madde 11-182182) kapsamını ve bu hükümlerin Türk Ticaret Kanunu'nun başlangıç hükümleriyle ilişkisini incelemek faydalı olabilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 46Question

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 5. maddesinde düzenlenen "genel nitelikli hükümlerin uygulama alanı" kuralı uyarınca, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu’nun genel nitelikli hükümlerinin diğer özel hukuk uyuşmazlıklarına (örneğin Ticaret Hukuku veya İş Hukuku) uygulanmasıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bu hükümler, niteliklerine uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır.

Answer

Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümleri, niteliklerine uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır.
Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu, özel hukukun temel yasalarıdır. Bu nedenle, bu kanunlarda yer alan ve belirli bir kurumla (örneğin sadece evlenme veya sadece satım) sınırlı olmayan 'genel nitelikli' kurallar, diğer özel hukuk yasalarında (TTK, İş Kanunu vb.) hüküm olsun ya da olmasın, o alanın doğasına aykırı olmadığı sürece doğrudan uygulanır. Bu durum TMK'nın 5. maddesinde 'uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır' ifadesiyle açıkça düzenlenmiştir.

Step-by-Step Solution

1
TMK Madde 5 hükmünün içeriğini analiz etme.
Madde metni: "Bu Kanun ve Borçlar Kanununun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır."
Sorunun yasal dayanağını tespit etmek için gereklidir.
2
"Genel nitelikli hükümler" kavramının kapsamını belirleme.
Dürüstlük kuralı, hak ehliyeti, fiil ehliyeti, ispat kuralları gibi temel ilkeler bu kapsama girer.
Uygulama alanının hangi tür kuralları kapsadığını anlamak için gereklidir.
3
"Uygun düştüğü ölçüde" kriterini değerlendirme.
Uygulanacak genel hükmün, ilgili özel hukuk dalının (örneğin Ticaret Hukuku) doğasıyla çelişmemesi gerekir.
Uygulamanın sınırsız olmadığını ancak tüm özel hukuku kapsadığını teyit etmek için gereklidir.

Key Concept

Genel Hükümlerin Uygulama Alanı (TMK m. 5)
Estimated Time:1m 30s
Question 47Question

Alacaklı (A), borçlu (B)'nin borcunu ödeme niyetinde olduğunu ve çok kısa bir süre içinde ödeme yapacağını bilmesine rağmen, sırf borçluyu ticari çevresinde zor durumda bırakmak amacıyla alacağını tahsil etmek için mümkün olan en masraflı ve ağır icra takip yoluna başvurmuştur.

Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre alacaklı (A)'nın bu davranışı aşağıdakilerden hangisinin ihlali niteliğindedir?

Show answer & explanation

Answer: Dürüstlük kuralı

Answer

Dürüstlük kuralı (Objektif iyiniyet)
Dürüstlük kuralı, toplumdaki dürüst ve makul bir insanın davranış standartlarını ifade eder. Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine göre bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Olayda alacaklının, hakkını sırf başkasına zarar verecek şekilde orantısız ve kötü niyetli kullanması bu kuralın ihlalidir.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki davranışın niteliğini belirle
Alacaklının yasal bir hakkını (icra takibi) kullanırken meşru bir menfaati olmaksızın karşı tarafa zarar vermeyi amaçladığı görülür.
Bir hakkın dürüstlük standartlarına aykırı kullanımı 'hakkın kötüye kullanılması' kapsamına girer.
2
İlgili kanun maddesini tespit et
Türk Medeni Kanunu m. 2 uyarınca, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Hakların kullanılması safhasında geçerli olan temel ilke dürüstlük kuralıdır.

Key Concept

Dürüstlük Kuralı (Objektif İyiniyet) ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı
Question 48Question

Türk özel hukuk sisteminin bütünlüğünü sağlamak amacıyla öngörülen 'genel nitelikli hükümlerin uygulama alanı' ilkesi dikkate alındığında; Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerinin diğer özel hukuk dalları ile olan ilişkisine dair aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bu hükümler, Ticaret Hukuku veya İş Hukuku gibi özel kanunlarla düzenlenen alanlarda, ilgili kanunun ruhuna ve söz konusu hukuki ilişkinin tabiatına aykırı düşmediği sürece doğrudan uygulama kabiliyetine sahiptir.

Answer

Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri, diğer özel hukuk dallarının (Ticaret, İş vb.) yapısına aykırı düşmediği sürece bu alanlarda doğrudan uygulanır.
Doğru ifade, genel hükümlerin (TMK ve TBK Genel Hükümler) diğer özel hukuk alanlarında (Ticaret Hukuku, İş Hukuku vb.) o alanın niteliğine ve ruhuna aykırı olmadığı müddetçe doğrudan uygulanabileceğini belirtmektedir. Bu, Türk özel hukukunda 'sistem birliği' ve 'genel kanun' prensibinin bir sonucudur. TMK m. 5 uyarınca, Borçlar Kanunu'nun ilk 181 maddesi ve Medeni Kanun'un başlangıç hükümleri tüm özel hukuk ilişkileri için ortak zemin teşkil eder.

Step-by-Step Solution

1
Türk Medeni Kanunu'nun 5. maddesinin kapsamı analiz edilmelidir.
Bu maddenin sadece Medeni Kanun kitaplarını değil, Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerini de kapsadığı ve tüm özel hukuka (Ticaret, İş, Deniz Ticareti vb.) teşmil edildiği görülür.
Kanunun sistematiğini ve 'genel kanun' niteliğini anlamak için gereklidir.
2
'Uygun düştüğü ölçüde' (mutatis mutandis) ifadesinin hukuki sınırları belirlenmelidir.
Bu ifade, genel hükmün uygulanacağı özel alanın (örneğin anonim şirketler hukuku veya iş sözleşmeleri) kendine özgü karakterine ve kurumun amacına aykırılık teşkil etmemesi gerektiğini ifade eder.
Hükmün mekanik bir şekilde değil, hukuki mantık çerçevesinde uygulanmasını sağlamak için gereklidir.
3
Genel hükümlerin uygulama şartı ile 'boşluk doldurma' arasındaki fark ayırt edilmelidir.
Genel hükümlerin uygulanması için özel kanunda bir boşluk olması gerekmez; bu hükümler sistemin ortak paydasıdır.
Hukuk boşluğu (Art. 1) ile genel hükümlerin uygulama alanı (Art. 5) arasındaki kavramsal karmaşayı önlemek için gereklidir.

Key Concept

Genel Nitelikli Hükümlerin Uygulama Alanı (TMK m. 5)

Practice More

Medeni Kanun m. 1'deki boşluk doldurma hiyerarşisi ile m. 5'teki uygulama alanını kıyaslayan sorular çözerek farkı pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 49Question

Hâkim, önüne gelen somut bir uyuşmazlıkta, ilgili meseleye dair ne yazılı hukuk kurallarında ne de örf ve âdet hukukunda uygulanabilir bir hüküm bulunmadığını tespit etmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca bu durumda 'hukuk yaratarak' uyuşmazlığı çözmesi gereken hâkimin bu faaliyeti ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hâkim, kendisini kanun koyucu yerine koyarak genel ve soyut nitelikte bir kural oluşturmalıdır.

Answer

Hâkim, kendisini kanun koyucu yerine koyarak genel ve soyut nitelikte bir kural oluşturmalıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesine göre, kanunda ve örf-âdet hukukunda hüküm bulunmadığı takdirde (hukuk boşluğu), hâkim kendisini kanun koyucu yerine koyarak karar verir. Bu faaliyet sırasında hâkim, sadece o davayı çözen kişisel bir karar değil; aynı türdeki tüm uyuşmazlıklara uygulanabilecek genel, soyut ve objektif bir hukuk kuralı ortaya koyar. Bu kuralın niteliği, kanun koyucunun koyacağı bir kuralın niteliği ile aynı olmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Yazılı hukuk kurallarının (kanun, yönetmelik vb.) taranması
Uygulanabilir bir hüküm bulunamadığı için 'kanun boşluğu' tespit edilir.
Hukukun uygulanmasında ilk öncelik yazılı kaynaklardır.
2
Örf ve âdet hukukunun incelenmesi
Örf ve âdet hukukunda da hüküm bulunmadığı için 'hukuk boşluğu' oluşur.
Yazılı kaynakta hüküm yoksa ikincil kaynak olan örf ve âdet hukukuna başvurulur.
3
Hukuk yaratma yetkisinin kullanılması
Hâkim, kendisini kanun koyucu yerine koyarak genel ve soyut bir kural oluşturur.
Türk Medeni Kanunu m. 1/2 uyarınca, hukuk boşluğu durumunda hâkimin hukuk yaratması zorunludur.

Key Concept

Hukuk Boşluğu ve Hâkimin Hukuk Yaratması

Hints

1
Medeni Kanun m. 1'deki 'hâkim kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir' ifadesini hatırlayın.
2
Yasakoyucu kural koyarken sadece o anki olayı mı düşünür, yoksa benzer tüm durumları mı kapsar?

Practice More

Kanun boşluğu türlerini (açık boşluk, örtülü boşluk) ve takdir yetkisi ile farklarını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 50Question

Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde düzenlenen hâkimin takdir yetkisinin hukuki niteliğine ve uygulanmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hâkim, kanun koyucu tarafından bilerek bırakılan kural içi boşlukları doldururken somut olayın özelliklerini dikkate alarak hak ve nasafet ilkeleri doğrultusunda karar verir.

Answer

Hâkimin takdir yetkisi, kanun koyucunun bilerek bıraktığı kural içi boşluklarda, somut olayın özelliklerine göre hak ve nasafet ilkeleri çerçevesinde karar verilmesini ifade eder.
Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca hâkim, kanunun takdir yetkisi tanıdığı (kural içi boşluk) konularda hukuka, hak ve nasafet ilkelerine göre karar verir. Bu durum, uyuşmazlığın çözümünde somut olayın özelliklerinin ve haklı sebeplerin gözetilmesini zorunlu kılar.

Step-by-Step Solution

1
Hâkimin takdir yetkisinin (TMK m.4) hukuki temelini belirle.
Bu yetki, kanun koyucunun bir kuralı koyarken çözümün sınırlarını hâkime bıraktığı kural içi boşluk durumlarında ortaya çıkar.
Hâkimin hukuk yaratması (TMK m.1) ile takdir yetkisini kullanması arasındaki temel farkı kavramak için gereklidir.
2
Karar verme kriterlerini analiz et.
Hâkim, uyuşmazlığı çözerken hukuka, haklı sebeplere ve hakkaniyete (hak ve nasafete) uygun hareket etmelidir.
Takdir yetkisinin keyfiyetten uzak, nesnel kriterlere dayalı bir hukuki süreç olduğunu doğrulamak için.

Key Concept

Hâkimin Takdir Yetkisi (TMK Madde 4)
Estimated Time:50s
Question 51Question

Türk Medeni Kanunu uyarınca, bir hakkın kazanılmasında iyiniyetin (subjektif iyiniyet) korunabilmesi için aranan "özen yükümlülüğü" ve "iyiniyet karinesi" arasındaki ilişki bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İyiniyetin varlığı asıl olsa da, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.

Answer

İyiniyetin varlığının asıl olduğunu ancak bu durumun gerekli özenin gösterilmemesi halinde korunmayacağını belirten ifade doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasına göre, bir hakkın kazanılmasında iyiniyete hukuki bir sonuç bağlandığı durumlarda iyiniyetin varlığı asıldır (iyiniyet karinesi). Ancak aynı maddenin ikinci fıkrası bu korumaya bir sınır getirir: Eğer kişi, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermiş olsaydı söz konusu engeli/kusuru öğrenebilecek idiyse, artık iyiniyet korumasından yararlanamaz. Bu nedenle iyiniyetin varlığının asıl olması ile özen yükümlülüğü arasındaki dengeyi kuran ifade doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
TMK m. 3/1'deki genel karineyi belirle.
Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, iyiniyetin varlığı asıldır.
Bu hüküm, kişinin aksi ispatlanana kadar iyiniyetli sayılacağını (iyiniyet karinesi) düzenler.
2
TMK m. 3/2'deki sınırlamayı analiz et.
Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.
Hukuk düzeni, bilgisizliği kendi ağır kusuru veya ihmali sonucu olan kişiyi korumaz.
3
İspat yükünü değerlendir.
İyiniyet karine olduğundan, karşı tarafın kişinin kötüniyetli olduğunu veya özen göstermediğini ispat etmesi gerekir.
İspat yükü, karinenin aksini iddia eden tarafa aittir.

Key Concept

Subjektif İyiniyet Karinesi ve Özen Yükümlülüğü Sınırı
Estimated Time:1m 15s
Question 52Question

(A), üyesi olduğu bir vakfın mütevelli heyeti toplantısında alınan bir karara "kabul" oyu vermiş ve bu kararın uygulanması sürecinde aktif görev almıştır. Ancak yaklaşık 66 ay sonra vakıf yönetimiyle kişisel bir uyuşmazlık yaşayan (A), söz konusu kararın alındığı toplantıda yeterli nisaba ulaşılmadığını ve şekil eksikliği bulunduğunu ileri sürerek kararın iptali için dava açmıştır.

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, (A)’nın bu davasının reddedilmesi gereken temel hukuki dayanak aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Herkesin haklarını kullanırken dürüstlük kuralına uymakla yükümlü olması ve hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukukça korunmaması

Answer

Herkesin haklarını kullanırken dürüstlük kuralına uymakla yükümlü olması ve hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukukça korunmaması (Dürüstlük Kuralı / Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı)
Türk Medeni Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymakla yükümlüdür. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Olayda (A), kararın alınmasına onay vermiş, uygulanmasına katılmış ve güven yaratmıştır. Daha sonra kişisel bir çekişme nedeniyle aynı kararın iptalini istemesi, kendi önceki davranışıyla çelişmekte olup (venire contra factum proprium), dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki davranış kalıbını tespit etme
(A)'nın önce karara onay verip faydalanması, sonra uyuşmazlık çıkınca iptal davası açması "kendi davranışıyla çelişme" (venire contra factum proprium) teşkil eder.
Hukuk düzeninde bir kimsenin yarattığı haklı güvene aykırı davranması dürüstlük kuralı kapsamında değerlendirilir.
2
İlgili kanun maddesini belirleme
Türk Medeni Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca herkes, haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.
3
Kavram ayrımını yapma
Bu durum bir hakkın kazanılması (subjektif iyiniyet - TMK m. 33) değil, mevcut dava hakkının dürüstlük kuralına aykırı kullanımıdır.
Hakkın kötüye kullanılması, objektif iyiniyetin (dürüstlük kuralının) negatif yönünü oluşturur.

Key Concept

Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı (Özellikle kendi davranışıyla çelişme yasağı)
Question 53Question

(A), aralarında şahsi husumet bulunan komşusu (B)’nin evinin deniz manzarasını kapatmak amacıyla, kendi taşınmazı üzerine imar mevzuatına ve teknik şartnamelere tamamen uygun olan ancak kendisi için hiçbir somut yarar veya kullanım amacı sağlamayan devasa bir dekoratif pano inşa ettirmiştir. (B), bu yapının kaldırılması için dava açmıştır.

Bu olayla ilgili Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) dürüstlük kuralına ilişkin hükümleri çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumayacağı için, yapı imar kurallarına uygun olsa dahi dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle müdahale edilebilir.

Answer

Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumayacağı için, yapı imar kurallarına uygun olsa dahi dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle müdahale edilebilir ifadesi doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinin ikinci fıkrasına göre, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Bir kimsenin, kendisine hiçbir yarar sağlamadığı halde sırf başkasına zarar vermek amacıyla hakkını kullanması, hakkın kötüye kullanılmasının tipik bir örneğidir (Aemulatio yasağı). Bu durumda davranış mevzuata (imar kurallarına) uygun olsa bile, dürüstlük kuralı denetimine takılır ve yaptırıma tabi olur.

Step-by-Step Solution

1
Hakkın mahiyetini belirleme
Olayda (A), mülkiyet hakkına dayanarak kendi taşınmazı üzerinde bir yapı inşa etmektedir.
Mülkiyet hakkının kullanımının hangi sınırlar içerisinde değerlendirileceğini anlamak için gereklidir.
2
Dürüstlük kuralı (TMK m. 2) denetimi yapma
(A)'nın davranışı şeklen hukuka uygun olsa da, kendisine fayda sağlamayıp sırf komşusuna zarar verme amacı gütmektedir.
Hakkın dürüstlük kuralına aykırı ve açıkça kötüye kullanımı (Aemulatio) durumunu tespit etmek için gereklidir.
3
Hukuki sonucu belirleme
TMK m. 2/2 uyarınca bu davranış korunmaz ve mahkeme yapının kaldırılmasına karar verebilir.
Hakkın kötüye kullanılmasının temel yaptırımını uygulamak için gereklidir.

Key Concept

Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı (TMK m. 2)
Question 54Question

(A) ile (B), (A)’ya ait taşınmazın satışı konusunda kendi aralarında adi yazılı bir sözleşme yapmışlardır. (B) satış bedelinin tamamını ödemiş, (A) ise taşınmazın zilyetliğini (B)’ye devretmiş ve (B) taşınmaza yerleşmiştir. Aradan beş yıl geçtikten sonra taşınmaz fiyatlarının aşırı yükselmesi üzerine (A), sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığı gerekçesiyle geçersiz olduğunu ileri sürerek taşınmazın iadesini talep etmiştir.

Bu olayda (A)’nın geçersizlik iddiasının reddedilmesi, Türk Medeni Kanunu’nun hangi temel ilkesine dayanmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Dürüstlük kuralı (Hakkın kötüye kullanılması yasağı)

Answer

Dürüstlük kuralı (Hakkın kötüye kullanılması yasağı)
Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı, bir hakkın dürüstlük ilkelerine açıkça aykırı şekilde kullanılmasını korumaz. Taşınmaz satışlarında edimler karşılıklı olarak ifa edildikten sonra, taraflardan birinin sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığını ileri sürerek taşınmazı geri istemesi, dürüstlük kuralına aykırı bir 'hakkın kötüye kullanılması' hali sayılır ve hukuk düzeni bu iddiayı korumaz.

Step-by-Step Solution

1
Sözleşmenin geçerlilik şartını değerlendir.
Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu uyarınca taşınmaz satış sözleşmelerinin resmi şekilde (tapu memuru önünde) yapılması zorunludur. Adi yazılı sözleşme kural olarak geçersizdir.
Şekil şartı kamu düzenine ilişkindir ve uyulmaması kesin hükümsüzlük sonucunu doğurur.
2
Edimlerin ifa durumunu kontrol et.
Alıcı bedeli ödemiş, satıcı taşınmazı teslim etmiş ve alıcı beş yıl boyunca burada yaşamıştır. Yani edimler büyük oranda ifa edilmiştir.
Dürüstlük kuralının (TMK m. 2) devreye girmesi için edimlerin tamamen veya önemli bir kısmının ifa edilmiş olması gerekir.
3
Geçersizlik iddiasının amacını analiz et.
Satıcının beş yıl sonra, fiyat artışını bahane ederek şekil eksikliğini ileri sürmesi dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.
Hakkın, kanunun öngördüğü amacın dışında sırf karşı tarafa zarar verecek veya haksız kazanç sağlayacak şekilde kullanılması hakkın kötüye kullanılmasıdır.

Key Concept

Dürüstlük Kuralı ve Şekil Eksikliğinin İleri Sürülmesi

Practice More

Dürüstlük kuralının 'çelişkili davranış yasağı' (venire contra factum proprium) alt ilkesini de içeren benzer olayları inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 55Question

Türk Medeni Kanunu'nda yer alan 'haklı sebeplerin varlığı hâlinde', 'hâkimin uygun bulacağı tazminat' veya 'durumun gereğine göre' gibi ifadelerle; kanun koyucu, uyuşmazlığın çözümünde somut olayın özelliklerinin ve hakkaniyetin gözetilmesi amacıyla çözümü doğrudan hâkimin değerlendirmesine bırakmıştır. Kanun koyucu tarafından bilinçli olarak bırakılan ve hâkimin takdir yetkisi (44. madde) ile tamamlanan bu boşluk türü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kural içi boşluk

Answer

Kanun koyucunun uyuşmazlığın çözümünü bilerek hâkimin takdirine bıraktığı durum 'Kural içi boşluk' olarak adlandırılır.
Kural içi boşluk, kanun koyucunun bir meseleyi kanunla düzenlemek yerine, çözümün değişen hayat koşullarına veya somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi için bilerek hâkimin takdirine bıraktığı haldir. Türk Medeni Kanunu'nun 44. maddesinde düzenlenen takdir yetkisi, bu tür boşlukların doldurulması için öngörülmüştür.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki anahtar kavramları analiz etme
'Haklı sebep', 'hâkimin uygun bulacağı' gibi ifadelerin kanun koyucu tarafından 'bilinçli' olarak bırakıldığı tespit edilir.
Boşluğun türünü belirlemek için kanun koyucunun iradesinin (bilinçli mi yoksa ihmali mi olduğu) anlaşılması gerekir.
2
Boşluk türleri ile hâkimin yetkisi arasındaki bağı kurma
Bilinçli bırakılan boşluklarda hâkimin TMK m. 44 uyarınca takdir yetkisini kullandığı sonucuna varılır.
Hâkim, kanun koyucunun kendisine bıraktığı bu alanı doldururken yeni bir kural koymaz, mevcut kuralın içeriğini somut olaya göre netleştirir.
3
Kural içi ve kural dışı ayrımını yapma
İstem dışı (ihmali) boşlukların 'kural dışı', istemli (bilinçli) boşlukların ise 'kural içi' olduğu teyit edilir.
Seçenekler arasında yer alan kural dışı boşluk türleri (açık ve örtülü), kanun koyucunun bir hatasına veya öngörüsüzlüğüne dayanmaktadır.

Key Concept

Hâkimin Takdir Yetkisi ve Kural İçi Boşluk
Question 56Question

(A) ile (B) arasında akdedilen bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde, alıcı (B)'nin taksitlerden herhangi birini gününde ödememesi durumunda kalan tüm borcun muaccel (ivedi) hale geleceği kararlaştırılmıştır. Alıcı (B), ilk 2424 taksiti hiçbir aksama olmaksızın düzenli şekilde ödemiş; ancak 2525. taksiti geçirdiği ağır bir rahatsızlık nedeniyle bankaya sadece 11 gün gecikmeyle yatırmıştır. Satıcı (A), bu gecikmeyi gerekçe göstererek sözleşmedeki muacceliyet kaydı uyarınca kalan tüm borcun derhal ve nakden ödenmesini talep etmiş, aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceğini bildirmiştir.

Buna göre, (A)’nın bu talebi karşısında Türk Medeni Kanunu’nun başlangıç hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: (A)’nın hakkını bu şekilde kullanması, dürüstlük kuralına açıkça aykırı bir 'hakkın kötüye kullanılması' niteliği taşıdığından hukuk düzeni tarafından korunmaz.

Answer

Satıcının çok kısa bir gecikmeyi fırsat bilerek ağır bir yaptırımı uygulama talebi, dürüstlük kuralına aykırı bir hakkın kötüye kullanılması teşkil eder.
Doğru yanıt, satıcının talebinin hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğini belirtmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca herkes, haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Olayda alıcının daha önceki 24 taksiti düzenli ödemiş olması ve son taksiti sadece 1 gün geciktirmesi karşısında, satıcının sözleşmedeki ağır yaptırımı (tüm borcun istenmesi) derhal işletmek istemesi, dürüstlük kuralına aykırı bir 'açıkça hakkın kötüye kullanılması' durumudur ve mahkemece korunmamalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Uyuşmazlığın niteliğini belirle.
Olayda bir hakkın (muacceliyet kaydını işletme hakkı) kullanımı söz konusudur.
Hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi TMK m. 2 (Dürüstlük Kuralı) kapsamındadır.
2
Hak sahibinin menfaati ile karşı tarafın uğrayacağı zararı kıyasla.
24 taksiti ödeyen bir borçlunun 1 günlük gecikmesi karşısında tüm borcun istenmesi, hak sahibi için aşırı bir yarar sağlamazken borçlu için yıkıcı bir sonuç doğurur.
Bir hakkın, sahibine sağladığı yarar ile başkasına verdiği zarar arasında aşırı oransızlık varsa dürüstlük kuralı ihlal edilmiş sayılır.
3
Hukuki sonucu tespit et.
Hakkın açıkça kötüye kullanılması durumunda hukuk düzeni bu hakkı korumaz.
TMK m. 2/2 uyarınca, dürüstlük kuralına aykırı davranışlar hukuki korumadan yoksundur.

Key Concept

Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı (TMK m. 2)
Estimated Time:1m 30s
Question 57Question

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yer alan 'haklı sebepler', 'durumun gerekleri' veya 'tazminatın miktarı' gibi ifadelerle uyuşmazlığın çözümünün somut olayın özelliklerine göre belirlenmesinin hâkime bırakıldığı hallerde; hâkimin bu yetkiyi kullanırken uyması gereken temel kriter aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hâkimin takdir yetkisini kullanarak hukuk ve hakkaniyete (hak ve nasafete) uygun karar vermesi

Answer

Hâkimin takdir yetkisini kullanarak hukuk ve hakkaniyete (hak ve nasafete) uygun karar vermesi
Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesi, kanun koyucunun uyuşmazlığın çözümünü somut olayın özelliklerine bıraktığı hallerde hâkimin 'takdir yetkisi'ni kullanacağını ve bu yetkiyi kullanırken 'hak ve nasafet' (hukuk ve hakkaniyet) ilkelerine uyması gerektiğini açıkça düzenlemiştir. Bu, kural içi boşlukların doldurulmasında temel kriterdir.

Step-by-Step Solution

1
Kanun metnindeki 'haklı sebep', 'durumun gerekleri' gibi ifadelerin hukuki niteliğini tespit etme
Bu ifadeler kanun koyucunun bilerek bıraktığı 'kural içi boşluk' halleridir.
Hangi durumlarda takdir yetkisinin kullanılacağını anlamak için kanunun atfını belirlemek gerekir.
2
TMK m. 4 çerçevesinde hâkimin yetkisini belirleme
Hâkimin bu durumlarda 'takdir yetkisi'ne sahip olduğu belirlenir.
Kanun koyucu, soyut kuralların her somut olaya adil şekilde uymayacağını öngörerek hâkime hareket alanı tanımıştır.
3
Takdir yetkisinin hangi ölçüte göre kullanılacağını saptama
Karar 'hak ve nasafet' (hakkaniyet) ilkelerine dayanmalıdır.
Kanun, hâkimin keyfi davranmasını engellemek için adalete ve somut olayın özelliklerine uygunluk ölçütünü (TMK m. 4) zorunlu kılmıştır.

Key Concept

Hâkimin Takdir Yetkisi (TMK m. 4)

Practice More

Hâkimin hukuk yaratması (TMK m. 1) ile takdir yetkisi (TMK m. 4) arasındaki farkları karşılaştıran tablo sorularına çalışılması önerilir.
Estimated Time:50s
Question 58Question

Türk Medeni Hukuku'nun kaynakları ve 2017 Anayasa değişiklikleri sonrası oluşan güncel normlar hiyerarşisi dikkate alındığında; bir uyuşmazlığı karara bağlamakla yükümlü olan hakimin, uygulayacağı kuralları tespit ederken izlediği yöntem ve sıralama ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Medeni Kanun'un 1. maddesinde geçen 'kanun' terimi dar anlamda anlaşıldığından; kanunlarda hüküm bulunmayan bir uyuşmazlıkta, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümlerine bakmaksızın doğrudan örf ve adet hukukuna başvurmalıdır.

Answer

Medeni Kanun m. 1 kapsamında 'kanun' ifadesinin geniş yorumlanması gerektiği ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin örf ve adet hukukundan önce gelen bir yazılı kaynak olduğu seçeneği yanlıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesinde yer alan 'kanun' ifadesi dar anlamda sadece TBMM tarafından çıkarılan kanunları değil; geniş anlamda Anayasa, milletlerarası andlaşmalar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve yönetmelikleri kapsayan tüm 'mevzuat' bütününü ifade eder. Bu nedenle hakim, bir uyuşmazlıkta kanunda hüküm bulamazsa örf ve adet hukukuna geçmeden önce mutlaka hiyerarşide yer alan diğer yazılı kaynakları (özellikle Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini) incelemek zorundadır. Kararnameleri araştırmadan doğrudan yazısız kaynaklara başvurulması yöntem bakımından hatalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Yazılı kaynakların kapsamını belirle
Anayasa, Kanun, Milletlerarası Andlaşma, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve Yönetmelik yazılı kaynaklardır.
TMK m. 1 uyarınca hakim öncelikle yazılı kaynaklara başvurmalıdır.
2
Hiyerarşik sıralamayı kontrol et
Anayasa > Kanun/Andlaşma > CBK > Yönetmelik sıralaması esastır.
Üst norm alt normdan önce uygulanır ve alt norm üst norma aykırı olamaz.
3
Yazısız kaynaklara geçiş şartını değerlendir
Ancak hiçbir yazılı kaynakta (CBK ve yönetmelikler dahil) hüküm yoksa örf ve adet hukukuna gidilir.
Yazılı kuralların tamamı tüketilmeden örf ve adet hukukuna başvurulamaz.

Key Concept

Normlar Hiyerarşisi ve Yazılı Kaynakların Önceliği
Question 59Question

47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 11. maddesi ve ilgili hükümleri uyarınca, bir uyuşmazlığı karara bağlamakla görevli olan hâkimin hukuku uygulama ve boşluk doldurma metodolojisine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Yazılı hukukta ve örf-adet hukukunda uyuşmazlığa uygulanacak bir kuralın bulunmaması hali 'hukuk boşluğu'dur; bu durumda hâkim, kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.

Answer

Hukuk boşluğu durumunda hâkimin kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar vermesi doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca hâkim, bir uyuşmazlığı çözerken önce kanun hükümlerine, sonra örf ve adet hukukuna bakar. Her iki kaynakta da hüküm bulunmaması durumu 'hukuk boşluğu' olarak tanımlanır ve bu halde hâkim, kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre (genel ve soyut bir kural koyarak) kararını verir.

Step-by-Step Solution

1
Yazılı Hukuk Kontrolü
Uyuşmazlığa uygulanacak bir kanun hükmünün (lafız ve ruhuyla) olup olmadığına bakılır.
TMK m. 1/1 gereği ilk sırada yazılı hukuk gelir.
2
Kanun Boşluğu Tespiti
Eğer yazılı hukukta kural yoksa 'kanun boşluğu' tespit edilir.
Yazılı kuralın yokluğu bir sonraki aşamaya geçişi sağlar.
3
Yazısız Hukuk (Örf ve Adet) Kontrolü
Uyuşmazlığa uygulanacak yerleşik bir örf ve adet kuralı aranır.
TMK m. 1/2 uyarınca yazılı kaynaklardan sonra yazısız kaynaklar gelir.
4
Hukuk Boşluğu ve Hukuk Yaratma
Ne yazılı ne de yazısız hukukta kural bulunamaması durumunda 'hukuk boşluğu' oluşur ve hâkim kanun koyucu gibi hareket eder.
Hâkimin uyuşmazlığı çözme zorunluluğu (denegatio iustitiae yasağı) gereği bu yetki verilmiştir.

Key Concept

Hâkimin Hukuk Yaratma Yetkisi ve Kaynaklar Hiyerarşisi

Practice More

Hâkimin takdir yetkisi (TMK m. 4) ile hukuk yaratma yetkisi (TMK m. 1) arasındaki temel farkları içeren bir vaka sorusu çözebilirsiniz.
Estimated Time:1m 40s
Question 60Question

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca, uyuşmazlığa uygulanacak yazılı bir hüküm ile örf ve adet hukuku kuralının bulunmadığı bir durumda hâkimin "hukuk yaratma" yetkisinin niteliğine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hâkim, hukuk yaratırken kendisini kanun koyucu yerine koymalı; koyacağı kuralın benzer nitelikteki tüm uyuşmazlıklara uygulanabilecek şekilde objektif, genel ve soyut olmasına özen göstermelidir.

Answer

Hâkimin hukuk yaratırken kanun koyucu gibi hareket ederek genel, soyut ve objektif kural koyması gerektiğini belirten ifade doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesinin 2. fıkrası, hâkime hukuk boşluğu durumunda 'kanun koyucu gibi' hareket etme yetkisi verir. Bu yetki çerçevesinde hâkimin koyacağı kural, tıpkı bir kanun hükmü gibi genel (herkese uygulanabilir) ve soyut (tek bir olaya değil, benzer tüm olaylara uygulanabilir) nitelikte olmalıdır. Bu, hukuk güvenliği ve eşitlik ilkelerinin bir gereğidir.

Step-by-Step Solution

1
Boşluk türünün tespiti
Yazılı kural ve örf-adet kuralının yokluğu 'hukuk boşluğu'dur.
Hukuk yaratma yetkisi ancak hukuk boşluğu durumunda tetiklenir.
2
Hâkimin görev tanımının belirlenmesi
Hâkim 'kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse' ona göre hareket eder.
MK 1. madde hâkime yasama organı gibi genel düzenleme yapma yetkisi tanır.
3
Kuralın niteliğinin analizi
Kural genel ve soyut olmalıdır.
Kanun koyucu gibi davranmak, bireysel çözüm değil, benzer olaylara da uygulanacak tipik bir norm oluşturmayı gerektirir.

Key Concept

Hâkimin Hukuk Yaratma Yetkisi (MK m. 1)
PreviousPage 3 / 7Next
Başlangıç Hükümleri Practice Questions — KPSS Hukuk — Page 3 | Examkin