Uluslararası Hukukun Kaynakları

430 questions

Question 101Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde, uluslararası hukukun emredici kuralları (jusjus cogenscogens) ile bu kurallarla çatışan antlaşmaların hukuki durumu hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bir antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala aykırı olması durumunda, antlaşmanın tamamı başlangıçtan itibaren (abab initioinitio) batıldır ve bu durumda hükümlerin ayrılabilirliği ilkesi uygulanmaz.

Answer

Bir antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala aykırı olması durumunda, antlaşmanın tamamı başlangıçtan itibaren batıldır ve hükümlerin ayrılabilirliği ilkesi uygulanamaz.
Doğru ifade, 1969 Viyana Sözleşmesi'nin 53. maddesinde belirtilen emredici kurala aykırılık durumunda antlaşmanın tamamının başlangıçtan itibaren batıl olması ve 44. maddenin 5. fıkrası uyarınca antlaşma hükümlerinin birbirinden ayrılarak bir kısmının geçerli tutulmasının mümkün olmamasıdır.

Step-by-Step Solution

1
1969 Viyana Sözleşmesi'nin 53. maddesini analiz et.
Yapıldığı sırada bir emredici kurala (jusjus cogenscogens) aykırı olan her antlaşmanın batıl (voidvoid) olduğu sonucuna varılır.
Uluslararası kamu düzenini koruyan kuralların devletlerin iradeleriyle aşılamayacağını saptamak gerekir.
2
Sözleşme'nin 44. maddesinin 5. fıkrasını (Bölünebilirlik istisnasını) değerlendir.
51, 52 ve 53. maddelere (tehdit, kuvvet kullanma ve jusjus cogenscogens) aykırılık hallerinde antlaşma hükümlerinin birbirinden ayrılamayacağı kuralını tespit et.
Ağır sakatlık hallerinde antlaşmanın kısmen geçerli kalmasına izin verilmez.
3
64. madde ile 53. madde arasındaki farkı ayırt et.
53. madde 'başlangıçtan itibaren hükümsüzlük' (abab initioinitio nullitynullity), 64. madde ise 'sona erme' (terminationtermination) sonucu doğurur.
Kuralın antlaşmadan önce mi yoksa sonra mı var olduğunun tespiti hukuki sonucu değiştirir.

Key Concept

Jus Cogens ve Hükümlerin Bölünemezliği (VCLT Art. 44/5 & 53)
Question 102Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi uyarınca, "koşulların temelden değişmesi" (rebusrebus sicsic stantibusstantibus) ilkesinin bir antlaşmayı sona erdirme veya antlaşmadan çekilme gerekçesi olarak ileri sürülebilmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Devletler arasındaki bir sınırı belirleyen antlaşmalar, koşulların ne kadar değiştiğine bakılmaksızın bu ilke kapsamında sona erdirme gerekçesine konu edilemez.

Answer

Devletler arasındaki bir sınırı belirleyen antlaşmaların bu ilke kapsamında sona erdirme gerekçesine konu edilemeyeceği ifadesi doğrudur.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 62/2-a maddesi, sınır antlaşmalarını (treatiestreaties establishingestablishing aa boundaryboundary) bu ilkenin kapsamı dışında bırakmıştır. Bu durumun temel sebebi, uluslararası toplumda sınır güvenliğini ve kalıcılığını (territorial stability) korumaktır.

Step-by-Step Solution

1
Koşulların temelden değişmesi (rebusrebus sicsic stantibusstantibus) ilkesinin hukuki çerçevesini belirle.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi Madde 62'de düzenlenmiştir.
Uluslararası antlaşmaların feshine yönelik istisnai bir kuraldır.
2
İlkenin uygulanması için gereken pozitif şartları analiz et.
Değişiklik öngörülemez olmalı, rızanın temel dayanağını oluşturmalı ve yükümlülükleri köklü (radicallyradically) değiştirmelidir.
PactaPacta suntsunt servandaservanda (ahde vefa) ilkesinin istisnası olduğu için şartlar kümülatif ve katıdır.
3
İlkenin uygulanmasını engelleyen negatif şartları (istisnaları) kontrol et.
Sınır belirleyen antlaşmalar ve ihlal yapan tarafın bu durumu ileri sürmesi engellenmiştir.
Uluslararası düzenin ve toprak bütünlüğünün korunması amaçlanmıştır.

Key Concept

Koşulların Temelden Değişmesi İstisnaları
Question 103Question

Bir uluslararası hukuk uyuşmazlığında taraflardan biri, daha önce benzer bir konuda farklı devletler arasında verilmiş olan bir Uluslararası Adalet Divanı (UAD) kararının, "uluslararası hukukun genel bir kuralı" niteliği kazandığını ve bu nedenle mevcut davada da Divan tarafından doğrudan bir hukuk kuralı olarak uygulanması gerektiğini savunmaktadır. Uluslararası Adalet Divanı Statüsü ve genel kabul görmüş hukuk ilkeleri uyarınca, bu iddiaya karşı yapılabilecek en isabetli hukuki değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yargı kararları hukuk kurallarını yaratan asli bir kaynak değil, mevcut kuralların tespit edilmesinde kullanılan yardımcı bir araçtır ve kural olarak sadece davanın tarafları için bağlayıcıdır.

Answer

Yargı kararları uluslararası hukukun asli kaynağı değil, yardımcı aracıdır ve sadece davanın tarafları için bağlayıcıdır.
Doğru yanıt, yargı kararlarının asli bir kaynak olmadığını, kuralların tespitinde kullanılan yardımcı bir araç olduğunu ve bağlayıcılığının sadece davanın taraflarıyla sınırlı olduğunu doğru bir şekilde ifade etmektedir. Bu durum UAD Statüsü'nün 38. ve 59. maddeleriyle tam uyumludur.

Step-by-Step Solution

1
Kaynağın Niteliğini Belirleme
Yardımcı Kaynak (Subsidiary Means)
UAD Statüsü Madde 38(1)(d), yargı kararlarını hukuk kurallarının belirlenmesinde yardımcı bir araç olarak tanımlar.
2
Bağlayıcılık Kapsamını Analiz Etme
Nisbi Bağlayıcılık (Inter Partes)
UAD Statüsü Madde 59'a göre, Divan'ın kararları sadece davanın tarafları ve o dava konusu olay için bağlayıcıdır.
3
Uluslararası Hukuk Sistemini Değerlendirme
Stare Decisis Yokluğu
Uluslararası hukukta mahkemelerin önceki kararlarına uyma zorunluluğu (emsal sistem) bulunmamaktadır; her uyuşmazlık kendi şartları içinde değerlendirilir.

Key Concept

Uluslararası yargı kararlarının yardımcı kaynak niteliği ve nisbi bağlayıcılığı.

Practice More

UAD Statüsü Madde 38'de sayılan diğer yardımcı kaynak olan 'öğreti' (doktrin) ile yargı kararları arasındaki ilişkiyi inceleyiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 104Question

Uluslararası bir uyuşmazlıkta taraflar, uyuşmazlığın çözümünde yürürlükteki uluslararası antlaşmaların veya teamül kurallarının dar ve katı bir şekilde uygulanmasının hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağını savunmaktadır. Bu durumda, Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) mevcut hukuk kurallarını tamamen devre dışı bırakarak "hakkaniyet ve nisfet" (ex aequo et bono) temelinde bir hüküm kurabilmesi için sağlaması gereken temel hukuki koşul aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Uyuşmazlık taraflarının bu yönde açık ve kesin bir rızasının bulunması

Answer

Uluslararası Adalet Divanı'nın pozitif hukuk kurallarını bir kenara bırakarak hakkaniyet ve nisfet (ex aequo et bono) temelinde karar verebilmesi için uyuşmazlığın tüm taraflarının bu konuda açık ve kesin bir rızasının bulunması gerekir.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38/238/2. maddesi, tarafların rıza göstermesi halinde Divan'a uyuşmazlığı pozitif hukuk kuralları (antlaşmalar, teamül, genel ilkeler) yerine sadece adalet ve hakkaniyet duygusuna (ex aequo et bono) dayanarak çözme yetkisi verir. Bu yetki, devletlerin egemenlik hakkı gereği ancak tarafların açık ve kesin irade beyanıyla mümkündür.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü Madde 38/238/2 kapsamını incelemek
Bu maddenin Divan'a, taraflar kabul ettiği takdirde hakkaniyet ve nisfet uyarınca karar verme yetkisi tanıdığı tespit edilir.
Hukuk kuralları dışında karar verme yetkisinin hukuki dayanağını bulmak.
2
Hakkaniyetin farklı kullanımlarını ayırt etmek
Hukukun içindeki hakkaniyet (infra legem) ile hukukun dışındaki hakkaniyet (ex aequo et bono) arasındaki fark belirlenir.
Divan'ın normal yargı yetkisi ile özel rıza gerektiren yetkisi arasındaki ayrımı yapmak.
3
Temel şartı belirlemek
Statü metninde açıkça belirtilen 'tarafların uyuşmazlığı bu yolla çözmeyi kabul etmesi' şartı temel koşul olarak seçilir.
Uluslararası yargıda egemen devletlerin rızası olmadan hukuk kuralları dışına çıkılamayacağı gerçeğine ulaşmak.

Key Concept

Ex Aequo et Bono ve Tarafların Rızası
Estimated Time:50s
Question 105Question

İki devlet arasında akdedilen bir sınır yönetimi antlaşmasının bazı gizli hükümlerinde, sınır ötesi operasyonlar sırasında yakalanan kişilere yönelik "işkence ve kötü muamele" yapılmasına izin veren düzenlemelere yer verilmiştir. Uluslararası hukukta işkence yasağının "jus cogens" (emredici kural) niteliği ve 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri dikkate alındığında, bu antlaşmanın hukuki akıbeti hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşma, yapıldığı andan itibaren bütünüyle batıldır (geçersizdir) ve herhangi bir hukuki sonuç doğurmaz.

Answer

Antlaşma, yapıldığı andan itibaren bütünüyle batıldır ve herhangi bir hukuki sonuç doğurmaz.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesine göre; bir antlaşma, yapıldığı sırada uluslararası hukukun emredici bir kuralına (jusjus cogenscogens) aykırıysa batıldır. Bu durumda antlaşma başından itibaren (voidvoid abab initioinitio) geçersizdir ve hukuki bir varlık kazanamaz. İşkence yasağı da tartışmasız bir emredici kural olduğu için, bu kurala aykırı her türlü antlaşma bütünüyle geçersizdir.

Step-by-Step Solution

1
Kuralın Niteliğini Belirleme
İşkence yasağı, uluslararası hukukta aksine hiçbir şekilde rıza gösterilemeyecek bir 'jus cogens' (emredici norm) niteliğindedir.
Uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen ve ancak aynı nitelikteki bir normla değiştirilebilen kurallar emredicidir.
2
1969 Viyana Sözleşmesi 53. Maddesini Uygulama
Bir antlaşma, yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala aykırıysa 'batıldır' (geçersizdir).
Mevcut emredici kurala aykırılık (jus cogens existing at the time of conclusion) 'mutlak butlan' sonucunu doğurur.
3
Bölünebilirlik Analizi Yapma
Antlaşma bütünüyle geçersizdir; hükümler birbirinden ayrılamaz.
Viyana Sözleşmesi uyarınca, 53. madde kapsamındaki geçersizliklerde antlaşmanın kısmi geçerliliği söz konusu olamaz.

Key Concept

Jus Cogens Normlara Aykırılığın Antlaşmalar Üzerindeki Mutlak Butlan Etkisi

Alternative Method

Jus cogens normlarının 'kamu düzeni' (ordreordre publicpublic) niteliğinde olduğunu düşünerek, kamu düzenine aykırı bir sözleşmenin iç hukuktaki geçersizlik etkisini uluslararası hukuka uyarlamak doğru cevaba ulaşmayı kolaylaştırabilir.
Estimated Time:1m 15s
Question 106Question

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü’nün 38. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, hukuk kurallarının belirlenmesi için yardımcı bir araç olarak tanımlanan 'öğreti' (doktrin) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası hukuk kurallarının varlığını ve kapsamını saptamaya yarayan bir araçtır ancak kendi başına bağımsız bir hukuk kuralı meydana getirmez.

Answer

Uluslararası hukuk kurallarının varlığını ve kapsamını saptamaya yarayan bir araçtır ancak kendi başına bağımsız bir hukuk kuralı meydana getirmez.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38/1-d maddesine göre doktrin, hukuk kurallarının saptanmasında kullanılan yardımcı bir araçtır. Doktrin, uluslararası hukukçuların bilimsel görüşlerini ifade eder ve bu görüşler devletler için doğrudan bir hak veya yükümlülük doğurmaz; yani bağımsız bir norm yaratma kapasitesine sahip değildir.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü Madde 38'in incelenmesi
Maddede kaynaklar asli (antlaşmalar, teamül, genel ilkeler) ve yardımcı (yargı kararları, doktrin) olarak ikiye ayrılmıştır.
Soruda sorulan doktrinin hukuki statüsünü belirlemek için temel hukuki dayanak budur.
2
Öğretinin (Doktrin) işlevinin analiz edilmesi
Doktrin, 'hukuk kurallarının belirlenmesi için yardımcı bir araç' (subsidiary means for the determination of rules of law) olarak tanımlanmıştır.
Doktrinin yeni bir kural yaratıp yaratmadığını veya mevcut olanı mı tespit ettiğini anlamak gerekir.
3
Bağlayıcılık ve norm yaratma kapasitesinin değerlendirilmesi
Doktrin bağlayıcı değildir ve bir hukuk kuralı (norm) ihdas etmez; sadece mevcut kuralların içeriğini kanıtlamaya veya yorumlamaya yardımcı olur.
Yardımcı kaynaklar ile asli kaynaklar arasındaki temel farkı ortaya koymak içindir.

Key Concept

Öğretinin (doktrin) uluslararası hukuktaki 'yardımcı kaynak' niteliği ve hukuk kuralı yaratma gücünün bulunmaması.
Estimated Time:1m 15s
Question 107Question

Uluslararası örgütlerin organları tarafından tesis edilen ve doktrinde "türev (ikincil) kaynaklar" başlığı altında incelenen kararların; uluslararası hukuk normlar hiyerarşisindeki yeri, "yumuşak hukuk" (soft law) niteliği ve Birleşmiş Milletler (BM) sistemi içindeki bağlayıcılığı hususunda aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası örgüt kararları, yetkilerini devletlerin doğrudan iradesinden değil kurucu antlaşmadan aldıkları için türev kaynaktır; BM Genel Kurulu kararları dışsal düzeyde tavsiye niteliğindeyken, bütçe ve üyelik gibi örgüt içi idari konularda bağlayıcı hukuki sonuçlar doğurur.

Answer

Uluslararası örgüt kararları türev kaynaktır; BM Genel Kurulu kararları dışsal olarak tavsiye niteliğindeyken içsel idari konularda bağlayıcıdır ve teamül hukukuna kanıt teşkil edebilir.
Doğru ifade, uluslararası örgüt kararlarının kurucu antlaşmaya dayandığı için "türev" nitelikte olduğunu belirtir. Ayrıca BM Genel Kurulu kararlarının genel olarak tavsiye niteliğinde (yumuşak hukuk) kalmasına rağmen, bütçe ve üyelik gibi idari süreçlerde bağlayıcı güç taşıdığı gerçeğini vurgulayarak konuyu tüm yönleriyle kapsamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Kaynağın mahiyetini belirle.
Örgüt kararları yetkisini kurucu antlaşmadan aldığı için "türev/ikincil" (derivative) kaynaktır.
Asli kaynaklar (antlaşma, teamül) doğrudan devlet iradesiyle oluşurken, kararlar bir kurum aracılığıyla oluşur.
2
BM Genel Kurulu kararlarının bağlayıcılığını analiz et.
Genel Kurul kararları devletler arası ilişkilerde (dışsal) tavsiye niteliğindedir (yumuşak hukuk).
BM Şartı Genel Kurul'a yasama yetkisi değil, tavsiye yetkisi vermiştir.
3
İstisnai bağlayıcılık durumlarını saptama.
Bütçe onayı, yeni üye kabulü ve organ seçimleri gibi örgüt içi (içsel) kararlar tüm üyeler için bağlayıcıdır.
Örgütün işleyişinin devamı için bu yetkilerin hukuken bağlayıcı olması zorunludur.
4
Teamül hukuku ile ilişkiyi kur.
Genel Kurul kararları, devletlerin bir kuralı hukuk olarak kabul ettiklerini gösteren "opinio juris" kanıtı olabilir.
Sürekli ve genel kabul gören kararlar, teamül hukukunun oluşum sürecini hızlandırır veya teyit eder.

Key Concept

Türev Kaynaklar ve Yumuşak Hukuk

Practice More

Uluslararası Adalet Divanı'nın Nükleer Silahların Tehdidi veya Kullanımı (1996) Danışma Görüşü'ndeki Genel Kurul kararlarının 'opinio juris' değerine dair analizini inceleyiniz.
Estimated Time:3m 0s
Question 108Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 44. maddesi, bir antlaşmanın geçersizliği (invalidityinvalidity) söz konusu olduğunda, sakatlığın antlaşmanın bütününe mi yoksa sadece ilgili hükmüne mi sirayet edeceği konusunu "antlaşma hükümlerinin bölünebilirliği" (separabilityseparability) ilkesi çerçevesinde düzenlemektedir. Bu kurala göre, kural olarak geçersizlik antlaşmanın tamamını etkilemekle birlikte, belirli şartlar altında sadece sakatlanan hükümlerin geçersiz sayılması mümkündür.

Buna göre, aşağıdaki geçersizlik hallerinden hangisinde antlaşma hükümlerinin bölünebilirliği ilkesinin uygulanması hukuken kesin olarak yasaklanmıştır ve antlaşmanın bütünüyle geçersiz sayılması zorunludur?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut olan emredici bir hukuk kuralına (jusjus cogenscogens) aykırı hükümler içermesi

Answer

Antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut olan emredici bir hukuk kuralına (jusjus cogenscogens) aykırı hükümler içermesi durumunda bölünebilirlik ilkesi uygulanamaz.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 44. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, 51 (temsilcinin zorlanması), 52 (devletin zorlanması) ve 53. (mevcut jus cogens kuralına aykırılık) maddelerden kaynaklanan geçersizlik hallerinde, antlaşma hükümlerinin bölünebilirliğine izin verilmez. Bu durumda antlaşmanın tamamı geçersiz sayılır. 'Antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut olan emredici bir hukuk kuralına (jusjus cogenscogens) aykırı hükümler içermesi' bu yasak kapsamına girdiği için doğru cevaptır.

Step-by-Step Solution

1
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 44. maddesinin analiz edilmesi
Bu madde, hangi geçersizlik hallerinde antlaşmanın sadece belirli hükümlerinin (bölünebilirlik) geçersiz sayılabileceğini, hangilerinde ise antlaşmanın bütünüyle (mutlak) geçersiz olacağını ayırır.
Geçersizlik hallerinin hukuki sonuçları arasındaki farkı belirlemek için temel dayanaktır.
2
44/3 ve 44/5 fıkralarının karşılaştırılması
44/3 fıkrası; 46, 47, 48, 49 ve 50. maddeler (iç hukuk, yetki aşımı, hata, hile, rüşvet) için belirli şartlarla bölünebilirliği kabul eder. 44/5 fıkrası ise 51, 52 ve 53. maddeler için bölünebilirliği kesin olarak yasaklar.
Hangi maddelerin 'bölünemez' (bütünsel) geçersizlik doğurduğunu tespit etmek gerekir.
3
53. Maddenin (Jus Cogens) niteliğinin belirlenmesi
Antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut olan bir jusjus cogenscogens kuralına aykırılık (Md. 53), 44/5 fıkrası kapsamında sayılan ve bölünebilirliğin yasaklandığı bir mutlak geçersizlik halidir.
Doğru seçeneğin hukuki dayanağını doğrulamak için gereklidir.

Key Concept

Antlaşma Hükümlerinin Bölünebilirliği (SeparabilitySeparability)
Question 109Question

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesinde yargı kararlarının 'hukuk kurallarının belirlenmesinde yardımcı araç' olarak nitelendirilmesi ile 59. maddesindeki 'kararların yalnızca davanın tarafları ve o dava için bağlayıcı olması' kuralı arasındaki ilişki bağlamında, yargı kararlarının uluslararası hukukun kaynakları arasındaki yeri ve etkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: UAD kararları, Statü gereği yeni bir hukuk normu yaratma yetkisine sahip olmasa da, mevcut olan uluslararası yapılageliş (teamül) kurallarının varlığını ve kapsamını otoriter bir şekilde saptayarak bu kuralların belirlenmesinde en yetkin kanıt işlevi görür.

Answer

Uluslararası Adalet Divanı kararları, hukuk normu yaratma yetkisine sahip olmasa da mevcut kuralların (özellikle teamülün) tespiti ve belirlenmesinde en yetkin kanıt aracını oluşturmaktadır.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38(1)(d) maddesi, yargı kararlarını hukukun 'asli' değil 'yardımcı' bir kaynağı olarak tanımlar. Bu, Divan'ın bir yasama organı gibi davranıp yeni hukuk kuralları yaratamayacağı anlamına gelir. Ancak Divan, uyuşmazlıkları çözerken mevcut antlaşmaları yorumlar ve özellikle devlet uygulamaları ile 'opinio juris' unsurlarını analiz ederek bir kuralın uluslararası yapılageliş (teamül) hukuku haline gelip gelmediğini saptar. Statü'nün 59. maddesi, bir kararın hukuki sonucunun sadece o davanın taraflarını bağlamasını öngörerek 'stare decisis' ilkesini dışlar. Dolayısıyla, doğru cevapta belirtildiği üzere yargı kararları, mevcut hukuk kurallarının içeriğini ve varlığını belirleyen en yüksek otoriteye sahip 'kanıt' araçlarıdır.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü Madde 38 ve 59 analizi
Madde 38 yargı kararlarını 'yardımcı kaynak' (subsidiary), Madde 59 ise kararın bağlayıcılığını sadece 'taraflar ve o dava' ile sınırlı kılar.
Uluslararası hukukta yasama organı benzeri bir merkezi otorite olmadığından, yargının norm yaratma (law-making) yetkisi reddedilmiştir.
2
Yardımcı kaynak kavramının işlevini belirleme
Yargı kararları yeni bir kural koymaz, ancak mevcut kuralların (antlaşma veya teamül) yorumunu ve içeriğini netleştirir.
Hukukun 'belirlenmesinde yardımcı araç' ifadesi, kararların kural koyucu değil, kuralı tespit edici (declaratory) olduğunu gösterir.
3
Teamül hukuku ile ilişkiyi kurma
Divan, kararlarında bir kuralın teamül haline geldiğini saptadığında, o kural artık tüm devletler için teamül olarak bağlayıcıdır; ancak bu bağlayıcılık karardan değil, teamülün kendisinden kaynaklanır.
Yargı kararı, bir teamülün 'kanıtı' (evidence of custom) niteliğini taşıdığı için uluslararası hukuk sisteminde çok güçlü bir otoriteye sahiptir.

Key Concept

Yargı kararlarının tespit edici (declaratory) niteliği ve yardımcı kaynak işlevi
Question 110Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi uyarınca, devlet temsilcilerinin bir antlaşma metninin kabulü veya devletin antlaşmayla bağlanma rızasını açıklaması için "tam yetki belgesi" (fullfull powerspowers) ibraz etme zorunluluğu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Diplomatik misyon şefleri, nezdinde bulundukları devletle yapılan bir antlaşmanın bağlanma rızasını ifade eden tüm işlemleri belge sunmaksızın yapmaya yetkilidir.

Answer

Diplomatik misyon şeflerinin, nezdinde bulundukları devletle yapılan bir antlaşmada devletin bağlanma rızasını ifade eden tüm işlemleri belge sunmaksızın yapabileceği ifadesi yanlıştır; bu kişiler sadece metnin kabulü için yetkilidir.
Doğru cevap, diplomatik misyon şeflerinin yetkisinin sınırlı olduğunu belirten seçenektir. 1969 Viyana Sözleşmesi Madde 7/2-b uyarınca, büyükelçiler gibi misyon şefleri, sadece 'nezdinde akredite edildikleri devletle yapılan bir antlaşmanın metninin kabul edilmesi' amacıyla belge sunmaktan muaftırlar. Antlaşmayı imzalayarak veya onaylayarak devleti bağlamak için ayrıca bir tam yetki belgesi sunmaları gerekir. Oysa Devlet Başkanı, Hükümet Başkanı ve Dışişleri Bakanı 'tüm işlemler' için her zaman yetkilidir.

Step-by-Step Solution

1
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 7. maddesinin (Tam Yetki) incelenmesi.
Belge sunmadan temsil yetkisine sahip olan makamlar belirlenir.
Uluslararası hukukta kimlerin devlet adına işlem yapmaya yetkili olduğu bu madde ile düzenlenmiştir.
2
Tam yetki belgesinden muaf olan 'Üçlü' grubun (Devlet Başkanı, Hükümet Başkanı, Dışişleri Bakanı) yetki kapsamının değerlendirilmesi.
Bu üç makamın antlaşma sürecindeki 'tüm işlemler' için yetkili olduğu teyit edilir.
Bu makamlar devletin en üst düzey temsilcileri olarak kabul edilir.
3
Diplomatik misyon şeflerinin ve konferans temsilcilerinin yetki sınırlarının karşılaştırılması.
Bu kişilerin yetkisinin sadece antlaşma metninin 'kabulü' (adoption) ile sınırlı olduğu görülür.
Bağlanma rızasını açıklama (consent to be bound) yetkisi, metin kabulünden daha ileri bir hukuki aşamadır ve ek yetkilendirme gerektirir.

Key Concept

Tam Yetki Belgesi (Full Powers) ve Temsil Yetkisi İstisnaları

Hints

1
Antlaşma sürecinde 'metnin kabulü' ile 'bağlanma rızasının açıklanması' arasındaki farkı düşünün.
2
Devlet başkanı, hükümet başkanı ve dışişleri bakanı dışında kalan temsilcilerin yetkileri genellikle belirli bir işlemle sınırlıdır.

Practice More

Viyana Sözleşmesi'nin 8. maddesinde yer alan 'yetkisiz akdedilen işlemin sonradan onaylanması' konusuna göz atabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 111Question

Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatının organları tarafından alınan kararların uluslararası hukuk sistemindeki yeri ve icra kabiliyeti göz önüne alındığında, bu kararların hukuki karakterine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Güvenlik Konseyi’nin BM Şartı’nın VII. Bölümü kapsamında aldığı kararlar üye devletler için bağlayıcıyken, Genel Kurul kararları kural olarak tavsiye niteliğindedir.

Answer

Güvenlik Konseyi’nin BM Şartı’nın VII. Bölümü kapsamında aldığı kararlar üye devletler için bağlayıcıyken, Genel Kurul kararları kural olarak tavsiye niteliğindedir.
Doğru ifade, BM sistemindeki temel ayrımı yansıtmaktadır: Güvenlik Konseyi, Şart'ın VII. Bölümü uyarınca barış ve güvenliğe yönelik tehdit durumlarında tüm üyeleri hukuken bağlayan kararlar alabilirken; Genel Kurul'un kararları, devletlerin egemenlik hakları gereği kural olarak yol gösterici ve tavsiye (non-binding) niteliğindedir.

Step-by-Step Solution

1
BM Şartı'ndaki organ yetkilerini analiz etme
BM Şartı 25. madde Güvenlik Konseyi kararlarını bağlayıcı kılar; 10-14. maddeler ise Genel Kurul'un 'tavsiye' yetkisini düzenler.
Kararların hukuki gücünü belirlemek için kurucu antlaşmadaki yetki devrine bakılmalıdır.
2
Kararların kaynak hiyerarşisindeki yerini belirleme
Bu kararlar kurucu antlaşmadan (asli kaynak) doğdukları için 'türev' veya 'ikincil' kaynak olarak adlandırılır.
Örgütlerin kendi başlarına norm yaratma kapasitesinin sınırlarını anlamak için bu ayrım kritiktir.

Key Concept

Uluslararası örgüt kararlarının (türev kaynaklar) hukuki bağlayıcılığı ve BM organları arasındaki yetki farkı.
Question 112Question

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesinin 1. fıkrasında sayılan asli kaynakların (antlaşmalar, teamül ve hukukun genel ilkeleri) uyuşmazlığın çözümünde yetersiz kalması veya uygulanmalarının somut olayda adaletsiz sonuçlar doğuracağı düşünülse dahi, Divan re'sen (kendiliğinden) bu kuralları bir kenara bırakarak karar veremez. Divan'ın mevcut pozitif hukuk kuralları dışına çıkarak uyuşmazlığı doğrudan 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) çerçevesinde karara bağlayabilmesi mümkündür.

Buna göre, UAD'nin bir uyuşmazlığı 'hakkaniyet ve nisfet' esasına göre çözebilmesi için yerine getirilmesi gereken temel usuli ön şart aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Uyuşmazlık taraflarının bu yöntemle karar verilmesi hususunda Divan'a açıkça rıza göstermiş olmaları

Answer

Uyuşmazlık taraflarının bu yöntemle karar verilmesi hususunda Divan'a açıkça rıza göstermiş olmaları
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinin 2. fıkrası, uyuşmazlık taraflarının anlaşmaları durumunda Divan'a 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) uyarınca karar verme yetkisi tanımaktadır. Bu yöntem, Divan'ın yürürlükteki uluslararası antlaşmaları, teamül kurallarını veya hukukun genel ilkelerini bir kenara bırakarak, tamamen adalet ve hakkaniyet duygusuna dayanarak uyuşmazlığı çözmesi anlamına gelir. Divan'ın bu olağanüstü yetkiyi kullanabilmesinin tek ve mutlak şartı, uyuşmazlığın her iki tarafının da bu konuda açıkça rıza göstermiş olmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü Md. 38/1 ve 38/2 arasındaki farkı analiz etme
38/1 maddesi Divan'ın uygulamak zorunda olduğu hukuk kurallarını (asli ve yardımcı kaynaklar) sayarken, 38/2 maddesi bu kuralların dışına çıkma imkanını düzenler.
Hakkaniyet ve nisfet (ex aequo et bono) kavramının hukuki dayanağını bulmak için.
2
38. maddenin 2. fıkrasındaki şartı belirleme
İlgili fıkra: 'Bu hüküm, tarafların uyuşması halinde, Divan'ın hakkaniyet ve nisfet (ex aequo et bono) uyarınca karar verme yetkisini zedelemez.'
Hakkaniyet ve nisfetin uygulanması için 'tarafların uyuşması' (consent of the parties) şartının mutlak olduğunu teyit etmek için.
3
Hukuk içi hakkaniyet ile ex aequo et bono ayrımını yapma
Divan'ın hukuk kurallarını yorumlarken başvurduğu hakkaniyet (equity infra legem) rıza gerektirmezken, kuralları bir kenara bırakan hakkaniyet (ex aequo et bono) açık rıza gerektirir.
Sorudaki ön şartın neden sadece rıza olduğunu kesinleştirmek için.

Key Concept

Ex Aequo et Bono ve Tarafların Rızası Şartı
Estimated Time:1m 30s
Question 113Question

Uluslararası hukukta normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan emredici kuralların (jusjus cogenscogens) tespiti, niteliği ve diğer hukuk kurallarıyla olan ilişkisi dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Bir devletin, bir teâmül kuralının oluşum sürecinde sürekli itiraz eden devlet (persistentpersistent objectorobjector) konumunda olması, söz konusu kuralın sonradan emredici kural niteliği kazanması durumunda dahi o devletin kuraldan muaf kalmasını sağlar.

Answer

Sürekli itiraz eden devlet (persistent objector) ilkesinin emredici kurallar (jus cogens) karşısında geçerliliğini koruduğunu iddia eden ifade yanlıştır.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü uluslararası hukukta 'sürekli itiraz eden devlet' (persistent objector) statüsü, bir kuralın 'emredici kural' (jus cogens) niteliği kazanması durumunda geçerliliğini yitirir. Jus cogens kuralları, uluslararası devletler topluluğunun bütünü tarafından korunması gereken temel değerleri yansıttığı için, bir devletin rızası olsun ya da olmasın tüm süjeler için bağlayıcıdır. Bu durum, jus cogens normlarının hiyerarşik üstünlüğünün bir sonucudur.

Step-by-Step Solution

1
Jus cogens tanımının (1969 VAHS Madde 53) analiz edilmesi.
Emredici kuralların 'kendisinden hiçbir sapmaya izin verilmeyen' kurallar olduğu tespit edilir.
Bu kuralların mutlak bağlayıcılığı hiyerarşinin temelidir.
2
Sürekli itiraz eden devlet (persistent objector) doktrininin sınırlarının belirlenmesi.
Bu doktrin sadece adi teâmül kuralları için geçerlidir; emredici kurallar toplumsal vicdanı temsil ettiği için bireysel devlet rızasının üstündedir.
Jus cogens kuralları uluslararası toplumun ortak menfaatlerini koruduğu için itiraz eden devleti de bağlar.
3
Viyana Sözleşmesi'nin usuli hükümlerinin (Madde 66) değerlendirilmesi.
Jus cogens uyuşmazlıklarında Uluslararası Adalet Divanı'na (UAD) tek taraflı başvuru imkanının bulunduğu teyit edilir.
Uluslararası hukukta emredici kuralların korunması için özel bir yargısal güvence getirilmiştir.

Key Concept

Jus Cogens'in Mutlak Bağlayıcılığı ve Persistent Objector İstisnası
Question 114Question

Uluslararası teâmül (yapılageliş) hukukunda, genel teâmül kuralları ile bölgesel veya yerel teâmül kurallarının oluşumu ve ispatı arasında belirli farklar bulunmaktadır. Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) *Sığınma (Asylum)* ve *Hindistan Ülkesinden Geçiş Hakkı (Right of Passage)* davalarındaki kararları uyarınca; bölgesel veya yerel bir teâmül kuralının varlığını iddia eden bir devletin, genel teâmülden farklı olarak yerine getirmesi gereken temel usuli yükümlülük aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İddia edilen kuralın, uyuşmazlığın diğer tarafı olan devlet tarafından da sürekli, yeknesak bir uygulama olarak kabul edildiğini ve bağlayıcı olarak benimsendiğini bizzat ispat etmek.

Answer

Bölgesel veya yerel bir teâmül kuralının varlığını iddia eden devletin, bu kuralın uyuşmazlığın diğer tarafınca da kabul edildiğini bizzat ispat etmesi gerekmektedir.
Doğru seçenek, bölgesel teâmül kurallarının sadece belirli devletler arasında geçerli olması nedeniyle, bu kuralın varlığını ileri süren tarafın, karşı tarafın da bu kuralı bir hukuk kuralı olarak benimsediğini ve uyguladığını kanıtlama zorunluluğunu ifade etmektedir. Uluslararası Adalet Divanı, *Asylum* davasında Kolombiya'nın Peru'ya karşı ileri sürdüğü bölgesel teâmülü Peru'nun kabul ettiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle reddetmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Genel ve bölgesel teâmül ayrımını belirle.
Genel teâmül tüm devletler için (itiraz etmeyenler hariç) geçerliyken, bölgesel teâmül sınırlı sayıda devlet arasında geçerlidir.
Uluslararası hukukun kaynaklarının uygulama alanını saptamak için bu ayrım temeldir.
2
İspat yükü (onus probandi) kuralını analiz et.
Genel teâmülde hâkim hukuku bilir (jura novit curia) ilkesi işlerken, bölgesel teâmülde iddia sahibi ispatla yükümlüdür.
UAD'nin Sığınma (Asylum) davasındaki içtihadı, bölgesel teâmülü iddia edenin ispat yükü altında olduğunu kesinleştirmiştir.
3
Uyuşmazlığın diğer tarafının rızasını kontrol et.
Bölgesel kuralın karşı taraf için de 'hukuk' olarak kabul edildiği (opinio juris) kanıtlanmalıdır.
Karşı tarafın rızası veya katılımı kanıtlanamazsa bölgesel teâmül ona karşı ileri sürülemez.

Key Concept

Bölgesel/Yerel Teâmül ve İspat Yükü

Practice More

Uluslararası Adalet Divanı'nın Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı davalarında teâmül kuralına dönüşme şartlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 115Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri uyarınca, bir devletin bir antlaşmayla bağlanma rızasını açıklarken düştüğü "hata" (errorerror) olgusunu bir irade sakatlığı ve geçersizlik nedeni olarak ileri sürebilmesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bir devlet, söz konusu hatanın oluşmasına kendi davranışıyla katkıda bulunmuşsa veya hatanın mevcut olabileceği ihtimaline karşı uyarılmış sayılabilecek bir durumda ise bu hatayı rızasını sakatlayan bir geçersizlik nedeni olarak ileri süremez.

Answer

Bir devletin hatayı geçersizlik nedeni olarak ileri sürebilmesi için, bu hatanın oluşmasına kendi davranışıyla katkıda bulunmamış olması veya hatanın fark edilebileceği bir durumda bulunmaması gerekir.
Doğru seçenek, Viyana Sözleşmesi'nin 48. maddesinin 2. fıkrasını tam olarak yansıtmaktadır. Bir devlet, bir hatanın oluşmasına kendi fiilleriyle zemin hazırlamışsa veya mevcut şartlar altında bu hatayı fark etmesi gerekiyorsa (basiretli devlet ilkesi), artık iyi niyet kuralları gereği bu hatayı antlaşmanın geçersizliği için bir mazeret olarak kullanamaz.

Step-by-Step Solution

1
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 48. maddesini analiz etmek.
Hatanın bir geçersizlik nedeni olarak ileri sürülebilmesi için antlaşmaya verilen rızanın "esaslı bir temelini" oluşturması gerektiği belirlenir.
Uluslararası hukukta her türlü hata değil, sadece rızayı sakatlayan nitelikteki esaslı hatalar hukuki sonuç doğurur.
2
Madde 48/2'deki istisnai durumu değerlendirmek.
Devletin kendi kusuru (katkısı) veya ihmali (uyarılmış olması gereken durum) varsa hata iddiasının dinlenmeyeceği sonucuna varılır.
Hukukun genel ilkelerinden olan "kimse kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez" ilkesinin uluslararası antlaşmalar hukukundaki yansımasıdır.
3
Hatanın türünü (nispi/mutlak) sınıflandırmak.
Hatanın emredici normlara aykırılık gibi mutlak bir geçersizlik değil, ileri sürülmeye bağlı nispi bir geçersizlik olduğu teyit edilir.
İrade sakatlıkları genellikle sadece mağdur tarafın rızasıyla düzeltilebilir veya ileri sürülebilir niteliktedir.

Key Concept

Hata (ErrorError) ve İleri Sürülebilirlik Şartları

Practice More

Viyana Sözleşmesi'nin 46. maddesindeki 'iç hukuka aykırılık' ile 48. maddedeki 'hata' kavramları arasındaki farkları inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 116Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 18. maddesine göre; bir devlet bir antlaşmayı onaylama, kabul veya uygun bulma şartıyla imzalamışsa ancak antlaşmaya taraf olma niyetini henüz kesin olarak açıklamamışsa, antlaşmanın yürürlüğe girmesine kadar geçen süreçte aşağıdakilerden hangisini yerine getirmekle yükümlüdür?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşmanın konu ve amacını boşa çıkaracak davranışlardan kaçınmak

Answer

Antlaşmayı onaylama şartıyla imzalayan devlet, onay süreci tamamlanana kadar antlaşmanın konu ve amacını boşa çıkaracak davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür.
Doğru cevap, Viyana Sözleşmesi m. 18 uyarınca devletin sergilemesi gereken 'bekleme süreci dürüstlüğü'nü ifade etmektedir. Bir devlet antlaşmayı imzalayarak o sürece dahil olduktan sonra, henüz onay vermemiş olsa bile, o antlaşmanın temel amacını anlamsız kılacak (örneğin bir silahsızlanma antlaşmasını imzalayıp onay sürecinde gizlice yeni silah üretmek gibi) eylemlerden kaçınmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Devletin hukuki statüsünü belirle
Devlet antlaşmayı imzalamış ancak henüz onaylamamıştır (imza ile onay arasındaki bekleme süreci).
1969 Viyana Sözleşmesi m. 18, bu ara dönemdeki 'iyiniyet' (good faith) yükümlülüğünü düzenler.
2
Viyana Sözleşmesi madde 18 hükmünü hatırla
İmzacı devletin, antlaşmanın 'nesne ve amacını' (object and purpose) tehlikeye atmama yükümlülüğü vardır.
İmza, devletin antlaşmaya taraf olma niyetini gösterir ve bu niyetin aksine hareket edilmesi uluslararası hukukta dürüstlük kuralına aykırıdır.

Key Concept

İyiniyet İlkesi ve Bekleme Süreci Yükümlülüğü (VCLT Madde 18)
Question 117Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (VAHS) hükümleri uyarınca, uluslararası hukukun emredici kuralları (jusjus cogenscogens) ile bu kurallarla çatışan antlaşmaların hukuki durumu ve hükümlerin bölünebilirliği (severabilityseverability) hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bir antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala aykırı olması durumunda, VAHS Madde 44/5 uyarınca antlaşma hükümlerinin birbirinden ayrılmasına izin verilmez ve antlaşma bütünüyle batıl kabul edilir.

Answer

Bir antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala aykırı olması durumunda antlaşma hükümlerinin birbirinden ayrılmasına (bölünebilirliğine) izin verilmez ve antlaşma bütünüyle batıldır.
Doğru ifade, VAHS Madde 44(5) hükmüne dayanmaktadır. Bu hükme göre, bir antlaşmanın emredici bir kurala (jusjus cogenscogens) aykırı olması (Madde 53), antlaşmanın hükümlerinin bölünmesine (sakıncalı kısımların atılıp kalan kısımların yürürlükte kalmasına) izin vermez. İhlalin ağırlığı nedeniyle antlaşma yapıldığı andan itibaren bütünüyle geçersiz (voidvoid abab initioinitio) sayılır.

Step-by-Step Solution

1
Emredici kuralın (jusjus cogenscogens) antlaşmalar üzerindeki temel etkisini belirle.
VAHS Madde 53 uyarınca, yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala aykırı olan antlaşma batıldır (void).
Uluslararası hukukta hiyerarşik olarak en üstte yer alan normlar, kendilerine aykırı alt normları geçersiz kılar.
2
Antlaşmaların bölünebilirliği (severabilityseverability) kuralını incele.
VAHS Madde 44, antlaşmaların bazı hükümlerinin geçersiz sayılmasına izin verse de, Madde 44(5) bu imkanı emredici kurallarla çatışma hali için yasaklamıştır.
Kamu düzenini ilgilendiren ağır ihlallerde (kuvvet kullanma, jusjus cogenscogens) antlaşmanın bir kısmının kurtarılmasına hukuk düzeni izin vermez.
3
Seçenekleri bu hukuki veriler ışığında analiz et.
Mevcut emredici kurala aykırılık durumunda antlaşmanın bütünüyle batıl olduğu ve bölünemeyeceği sonucuna ulaşılır.
VAHS sistematiğinde Madde 53 ve Madde 44(5) arasındaki bu teknik ilişki butlanın mutlak ve kapsayıcı olduğunu gösterir.

Key Concept

Emredici Kurallar (JusJus CogensCogens) ve Antlaşmaların Bölünemezliği

Practice More

VAHS Madde 71'deki, jus cogens ihlali durumunda tarafların hukuki durumları eski haline getirme yükümlülüğünü inceleyiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 118Question

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 59. maddesi uyarınca kararların sadece davanın tarafları ve o dava konusu için bağlayıcı olması ile 38. madde uyarınca yargı kararlarının 'yardımcı kaynak' sayılması hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; bir yargı kararının uluslararası hukuk sistemindeki temel fonksiyonu ve diğer kaynaklarla ilişkisi bağlamında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası hukukta yargı kararlarının temel fonksiyonu, yeni bir norm ihdas etmek (norm-creation) değil; mevcut bir kuralın varlığını, içeriğini ve sınırlarını yetkili bir şekilde ortaya koyan 'hukuk saptayıcı bir delil' (law-determining agency) niteliği taşımasıdır.

Answer

Uluslararası hukukta yargı kararlarının temel fonksiyonunun yeni bir norm yaratmak değil, mevcut kuralların içeriğini belirleyen 'hukuk saptayıcı bir delil' niteliğinde olması.
Uluslararası hukuk sisteminde yargı kararları, UAD Statüsü'nün 59. maddesi gereği 'stare decisis' ilkesine tabi değildir; yani mahkeme önceki kararlarıyla hukuken bağlı değildir ve kararlar sadece davanın taraflarını bağlar. Ancak Statü'nün 38. maddesi bu kararları 'hukuk kurallarının belirlenmesinde yardımcı araç' olarak niteler. Bu durum, mahkemenin yeni bir kural yaratmadığı (law-making), ancak mevcut bir teamül veya antlaşma kuralının kapsamını ve varlığını yetkili bir otorite olarak saptadığı (law-determining) anlamına gelir. Dolayısıyla yargı kararları hukuku 'yaratmaz', hukuku 'tespit eder'.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü m. 38/1-d hükmündeki 'yardımcı kaynak' (subsidiary source) ifadesinin hukuki anlamını analiz etmek.
Yargı kararlarının doğrudan kural yaratan (asli) değil, kuralı tespit eden (yardımcı) nitelikte olduğu saptanır.
Kaynağın normatif gücünü belirlemek için gereklidir.
2
UAD Statüsü m. 59 hükmü ile kararın bağlayıcılık kapsamını değerlendirmek.
Kararın sadece davanın tarafları ve o dava konusu ile sınırlı bir bağlayıcılığa sahip olduğu (stare decisis yoksulluğu) görülür.
Kararın genel bir hukuk kuralı (law-making) olarak değil, somut bir çözüm olarak etkisini anlamak için gereklidir.
3
Bu iki hükmü sentezleyerek mahkemenin uluslararası hukuk sistemindeki rolünü tanımlamak.
Mahkemenin 'hukuk ihdas edici' (law-making) değil, 'hukuk saptayıcı' (law-determining) bir fonksiyon icra ettiği sonucuna ulaşılır.
Yargısal içtihatların uluslararası hukukun gelişimindeki teknik rolünü netleştirmek için gereklidir.

Key Concept

Yargı Kararlarının Hukuk Saptayıcı Delil (Law-Determining Agency) Niteliği

Practice More

UAD Statüsü m. 59'un istisnası olan 'müdahale' (intervention) durumlarını (m. 62 ve 63) inceleyerek bağlayıcılığın genişleyebileceği durumları araştırınız.
Estimated Time:2m 30s
Question 119Question

Uluslararası hukukta antlaşmaların sakatlığı ve sona ermesi rejimleri çerçevesinde; bir antlaşmanın akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan emredici bir kurala (jus cogens) aykırı olması ile antlaşmanın yürürlüğe girmesinden sonra yeni bir emredici kuralın ortaya çıkması durumu arasındaki temel hukuki sonuç farkı uyarınca, antlaşmanın başlangıçtan itibaren (ex tunc) batıl sayıldığı durum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut olan genel uluslararası hukuk emredici kuralına aykırı olması

Answer

Antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut olan genel uluslararası hukuk emredici kuralına aykırı olması durumunda antlaşma başlangıçtan itibaren batıl sayılır.
Doğru seçenek olan 'Antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut olan emredici kurala aykırılık', 1969 Viyana Sözleşmesi'nin 53. maddesine dayanır. Bu madde uyarınca, bir antlaşma yapıldığı sırada mevcut bir jus cogens kuralına aykırı ise 'batıldır' (void). Bu, antlaşmanın başlangıçtan itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmadığı ve yok hükmünde olduğu anlamına gelir.

Step-by-Step Solution

1
Emredici kural (jus cogens) kavramının antlaşmalar üzerindeki etkisini değerlendir.
Emredici kurallar, antlaşma özgürlüğünü kısıtlayan en üst hiyerarşik kurallardır.
Uluslararası hukukta emredici kurallara aykırı irade beyanları hukuki geçerlilik kazanamaz.
2
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. ve 64. maddelerini karşılaştır.
Madde 53 başlangıçtaki aykırılığı (batıl), Madde 64 ise sonradan ortaya çıkan aykırılığı (sona erme) düzenler.
Sakatlığın zamanlaması, hukuki sonucun 'mutlak butlan' mı yoksa 'sona erme' mi olacağını belirler.

Key Concept

Uluslararası Antlaşmalarda Emredici Kuralların (Jus Cogens) Geçersizlik Etkisi

Practice More

Jus cogens kurallarına aykırılık durumunda antlaşma hükümlerinin bölünebilirliği (separability) kuralının uygulanıp uygulanamayacağını inceleyiniz (Madde 44/5).
Estimated Time:1m 30s
Question 120Question

Uluslararası hukukta kuralların içeriğini ve sınırlarını belirlemede bilimsel çalışmaların rolü, hukuk sisteminin dinamik yapısından kaynaklanır. Ancak bu bilimsel çalışmaların (doktrin) hukuki geçerliliği, bizzat devletlerin iradesinden türeyen asli kaynaklardan temel bir noktada ayrılmaktadır. Doktrinin bu özgün niteliği ve Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'ndeki konumu dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doktrinin uluslararası hukuk sistemindeki işlevini en doğru şekilde yansıtır?

Show answer & explanation

Answer: Doktrin, uluslararası hukuk kuralının varlığını ve kapsamını kanıtlamaya yarayan yardımcı bir araç olup, kendi başına hak ve yükümlülük doğuran bir irade beyanı niteliği taşımaz.

Answer

Doktrin, uluslararası hukuk kuralının varlığını ve kapsamını kanıtlamaya yarayan yardımcı bir araç olup, kendi başına hak ve yükümlülük doğuran bir irade beyanı niteliği taşımaz.
Doktrin (öğreti), Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca 'hukuk kurallarının belirlenmesi için yardımcı bir araç' olarak tanımlanmıştır. Bu, doktrinin kendisinin bir hukuk kuralı yaratmadığı, ancak var olan veya oluşmakta olan bir kuralın (antlaşma veya teamül gibi) varlığını, kapsamını ve anlamını kanıtlamaya/açıklamaya hizmet ettiği anlamına gelir. Devletlerin irade beyanı olmadığı için bizzat hak ve yükümlülük doğurma kapasitesi yoktur.

Step-by-Step Solution

1
Kaynak Tasnifi
UAD Statüsü Madde 38/1-d uyarınca doktrinin 'yardımcı kaynak' (subsidiary means) olduğu saptanır.
Hukuki analize başlamak için kaynağın hiyerarşideki yerini belirlemek gerekir.
2
İşlev Analizi
Yardımcı kaynakların kural koyucu (asli) değil, kuralları belirleyici (tespit edici) olduğu analiz edilir.
Doktrinin hukuki etkisinin sınırlarını anlamak için tespiti ve yaratımı ayırt etmek şarttır.
3
Hukuki Niteliğin Belirlenmesi
Doktrinin devlet iradesine dayanmadığı, bu nedenle bağlayıcı hak ve borç doğuramayacağı sonucuna varılır.
Uluslararası hukukta kural koyma yetkisi sadece devletlerin ve belirli ölçüde uluslararası örgütlerin iradesine aittir.

Key Concept

Doktrinin Yardımcı Kaynak Niteliği

Practice More

Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesindeki 'yardımcı kaynaklar' arasındaki diğer unsur olan yargı kararları (içtihatlar) ile doktrin arasındaki farkları inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 6 / 22Next
Uluslararası Hukukun Kaynakları Practice Questions — KPSS Uluslararası İlişkiler — Page 6 | Examkin