Uluslararası Hukukun Kaynakları

430 questions

Question 81Question

Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması’nın 102102. maddesi ile 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 8080. maddesi uyarınca; tescil edilmemiş bir uluslararası antlaşmanın hukuki durumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşma, tarafları arasında bağlayıcıdır ancak Birleşmiş Milletler organları nezdinde ileri sürülemez.

Answer

Antlaşma, tarafları arasında bağlayıcı olmaya devam eder ancak Birleşmiş Milletler organları (örneğin Uluslararası Adalet Divanı) nezdinde ileri sürülemez.
Uluslararası hukukta antlaşmaların BM Genel Sekreterliği'ne tescil edilmesi, antlaşmanın geçerliliği için bir ön şart değildir. Ancak tescil edilmeyen bir antlaşma, Birleşmiş Milletler'in herhangi bir organı (örneğin Uluslararası Adalet Divanı veya Güvenlik Konseyi) önünde kanıt olarak sunulamaz veya bu antlaşmaya dayanılarak bir talepte bulunulamaz. Bu kural, 'gizli diplomasiyi' engellemek ve antlaşmaların aleniyetini sağlamak amacıyla getirilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
BM Antlaşması ve Viyana Sözleşmesi'ndeki tescil hükümlerini analiz etme.
Tescilin temel amacının gizli antlaşmaları önlemek olduğu tespit edilir.
Antlaşmaların şeffaflığı uluslararası düzen için kritiktir.
2
Tescil edilmemenin yaptırımını belirleme.
Yaptırımın 'geçersizlik' değil, 'BM organları önünde ileri sürülememe' olduğu saptanır.
BM Şartı Madde 102/2 açıkça bu yaptırımı öngörmektedir.

Key Concept

Antlaşmaların Tescili ve İlanı (Registration and Publication of Treaties)
Estimated Time:1m 15s
Question 82Question

Uluslararası hukukta emredici kurallar (jusjus cogenscogens), devletlerin rızasıyla dahi aksine bir kural oluşturamayacakları üst hiyerarşik normlardır. 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 53. maddesi, bir antlaşmanın yapıldığı sırada böyle bir kurala aykırı olması durumunda ortaya çıkacak hukuki yaptırımı düzenlemektedir.

Buna göre, işkence yasağı gibi temel bir emredici kuralı ihlal eden bir antlaşmanın hukuki durumu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşma, başlangıcından itibaren (void ab initio) bütünüyle geçersizdir ve hükümlerin birbirinden ayrılması mümkün değildir.

Answer

Antlaşma, başlangıcından itibaren (void ab initio) bütünüyle geçersizdir ve hükümlerin birbirinden ayrılması mümkün değildir.
Doğru seçenek, 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin (VAHS) 53. maddesi ile 44. maddesinin 5. fıkrasını tam olarak yansıtmaktadır. Bir antlaşma imzalandığı anda mevcut bir emredici kurala aykırıysa, 'void ab initio' yani başlangıcından itibaren geçersizdir. Ayrıca, bu tür ağır ihlallerde antlaşmanın geçerli kısımları ile geçersiz kısımları birbirinden ayrılamaz; antlaşma bir bütün olarak hukuk dünyasından silinir.

Step-by-Step Solution

1
İhlal edilen normun niteliğini belirle.
İşkence yasağı, uluslararası hukukta bir emredici kural (jus cogens) olarak kabul edilir.
Soruda verilen kuralın hiyerarşik konumunu saptamak çözümün ilk adımıdır.
2
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin ilgili maddesini uygula.
Sözleşmenin 53. maddesine göre, yapıldığı sırada bir jus cogens kuralına aykırı olan antlaşma batıldır (mutlak butlan).
Yazılı hukuktaki yaptırım türünü belirlemek gerekir.
3
Antlaşmanın bölünebilirliği (ayrılabilirliği) durumunu kontrol et.
Viyana Sözleşmesi'nin 44. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, 53. maddeye aykırılık hallerinde antlaşma hükümlerinin ayrılmasına izin verilmez.
Yaptırımın kapsamını (tam mı yoksa kısmi mi) kesinleştirmek için gereklidir.

Key Concept

Jus cogens normlarına aykırı antlaşmaların mutlak butlanı ve bölünemezliği.

Hints

1
1969 Viyana Sözleşmesi'nin 53. maddesinde geçen 'batıl' (void) ifadesinin ne anlama geldiğini düşünün.
2
Emredici kurallar ihlal edildiğinde antlaşmanın bir kısmının mı yoksa tamamının mı geçersiz kalacağını (bölünebilirlik ilkesini) hatırlayın.
3
İşkence yasağı bir jus cogens normudur. VAHS madde 44'e göre, 53. madde ihlalleri antlaşmanın bütünüyle hükümsüz kalmasına yol açar.

Practice More

Jus cogens kuralların sonradan ortaya çıkması durumunu (VAHS Madde 64 - Jus Cogens Superveniens) ve bunun 53. maddeden farkını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 83Question

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü’nün 38. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde düzenlenen "medeni milletlerce kabul edilmiş hukukun genel ilkeleri" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Bir uyuşmazlığa hukukun genel ilkelerinin uygulanabilmesi için uyuşmazlık taraflarının Divan'a Statü'nün 38/2. maddesi kapsamında özel bir yetki vermiş olması şarttır.

Answer

Uyuşmazlık taraflarının Divan'a özel yetki vermesi şartı, Statü'nün 38/1(c) maddesindeki 'hukukun genel ilkeleri' için değil, 38/2. maddesindeki 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) kuralı için bir ön koşuldur.
Hukukun genel ilkeleri, Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38/1 maddesi uyarınca asli bir hukuk kaynağıdır. Bir mahkemenin asli hukuk kaynaklarını uygulaması için tarafların her bir dava için ayrı bir rıza (özel yetki) vermesine gerek yoktur. Tarafların açık rızasının gerektiği durum, Statü'nün 38/2. maddesinde düzenlenen 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) çerçevesinde karar verilmesidir.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü Madde 38'in yapısını analiz et.
38/1 maddesi uyuşmazlıklara uygulanacak hukuk kaynaklarını (antlaşma, teamül, genel ilkeler, yardımcı kaynaklar) sayarken; 38/2 maddesi tarafların rızasıyla başvurulabilecek hakkaniyet yetkisini düzenler.
Kaynağın uygulanma şartlarını belirlemek için Statü'deki yerini tespit etmek gerekir.
2
Hukukun genel ilkelerinin uygulanma şartını kontrol et.
Hukukun genel ilkeleri (38/1-c) bir asli kaynaktır ve mahkeme tarafından tarafların ek bir rızasına gerek duyulmadan doğrudan uygulanır.
Asli kaynakların uygulanması mahkemenin doğal yetkisi dahilindedir.
3
Hakkaniyet ve nisfet ile olan farkı ayırt et.
Tarafların rızası (ex aequo et bono yetkisi) sadece 38/2 için gereklidir; genel ilkeler bu şarttan muaftır.
KPSS düzeyindeki sorularda bu iki kavram arasındaki rıza farkı en temel ayırt edici noktadır.

Key Concept

Hukukun Genel İlkeleri ile Hakkaniyet ve Nisfet Ayrımı

Hints

1
UAD Statüsü Madde 38'deki asli ve yardımcı kaynaklar ayrımına odaklanın.
2
Hukukun genel ilkeleri ile 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) arasındaki usul farkını hatırlayın.
3
Mahkeme, taraflar aksini istemedikçe asli kaynakları kendiliğinden uygular; ancak hukuk dışı bir kritere başvurmak için özel izin ister.

Practice More

Jus cogens kuralları ile hukukun genel ilkeleri arasındaki hiyerarşik ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 84Question

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi çerçevesinde, uluslararası antlaşmaların geçersizlik (hükümsüzlük) nedenleri ve bu nedenlerin antlaşma hükümlerinin birbirinden ayrılabilirliği (separabilityseparability) üzerindeki etkisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bir devletin temsilcisinin şahsen zorlanması (madde 5151) veya bir devletin kuvvet kullanma tehdidi ile zorlanması (madde 5252) hallerinde, antlaşma hükümlerinin birbirinden ayrılmasına hiçbir şekilde izin verilmez.

Answer

Bir devletin temsilcisinin şahsen zorlanması veya bir devletin kuvvet kullanma tehdidi ile zorlanması hallerinde, antlaşma hükümlerinin birbirinden ayrılmasına hiçbir şekilde izin verilmediğini belirten ifade doğrudur.
Doğru ifade, zorlama (5151 ve 5252. maddeler) durumunda antlaşma hükümlerinin ayrılabilirliğinin imkansız olduğunu belirtmektedir. 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 4444. maddesinin 55. fıkrasına göre; temsilcinin zorlanması, devletin zorlanması ve jusjus cogenscogens kurallarına aykırılık durumlarında antlaşmanın sadece bir kısmının geçersiz sayılmasına izin verilmez; antlaşma bir bütün olarak çöker.

Step-by-Step Solution

1
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin antlaşmaların geçersizliği ve hükümlerin ayrılabilirliği ile ilgili maddelerini (4444 ve 4545) analiz et.
Hükümlerin ayrılabilirliği ilkesinin belirli şartlara bağlı olduğu ve bazı durumlarda kesinlikle yasaklandığı görüldü.
Geçersizlik nedenlerinin antlaşmanın bütününe mi yoksa sadece belirli maddelerine mi sirayet ettiğini belirlemek gerekir.
2
4444. maddenin 55. fıkrasındaki istisnaları incele.
5151 (temsilcinin zorlanması), 5252 (devletin zorlanması) ve 5353 (jusjus cogenscogens) maddeleri kapsamındaki geçersizlik hallerinde hükümlerin ayrılmasının yasak olduğu saptandı.
Bu maddeler uluslararası kamu düzenini ilgilendiren ağır sakatlık halleridir ve antlaşmanın bir kısmının kurtarılmasına izin vermez.
3
4545. maddedeki 'iptal hakkının kaybı' kuralını değerlendir.
Devletin sakatlığı bildikten sonraki davranışlarının (zımni kabul) iptal hakkını sona erdirdiği anlaşıldı.
Uluslararası hukukta dürüstlük ve istikrar ilkesi gereği devletin kendi fiiliyle çelişmesi engellenir.
4
Seçeneklerdeki ifadeleri bu hukuki verilerle karşılaştır.
Sadece temsilcinin ve devletin zorlanması durumunda ayrılabilirliğin yasak olduğunu belirten seçeneğin hukuken hatasız olduğu teyit edildi.
Diğer seçenekler ya zımni kabulü, ya ayrılabilirlik şartlarını ya da yetki aşımı bildirimini yanlış yorumlamaktadır.

Key Concept

Antlaşma Hükümlerinin Ayrılabilirliği ve İptal Hakkının Kaybı

Practice More

Antlaşmaların geçersizliği ile sona ermesi (termination) arasındaki farkları ve 'rebus sic stantibus' ilkesinin bu bağlamdaki yerini çalışınız.
Estimated Time:3m 0s
Question 85Question

Uluslararası hukukun asli kaynaklarından biri olan uluslararası teâmül (yapılageliş) hukukunun özellikleri, oluşum unsurları ve bağlayıcılığı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası teâmül kuralları, yazılı bir metne dayanmadıkları için Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'ne göre sadece antlaşma hükümlerini açıklayan "yardımcı kaynak" niteliğindedir.

Answer

Uluslararası teâmül kurallarının yardımcı kaynak olduğunu belirten ifade yanlıştır çünkü teâmül, antlaşmalarla aynı hiyerarşik düzeyde bulunan bir asli kaynaktır.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü uluslararası teâmül (yapılageliş) hukuku, Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinde açıkça belirtildiği üzere uluslararası hukukun asli kaynaklarından biridir. Yazılı olmaması onu yardımcı (ikincil) bir kaynak yapmaz; yargı kararları ve doktrin gibi sadece kuralın tespitine yarayan araçlardan farklı olarak, doğrudan hak ve yükümlülük doğuran bağlayıcı bir normdur.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası hukukun kaynaklarını hiyerarşik ve niteliksel olarak sınıflandırın.
Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü Madde 38'e göre antlaşmalar, teâmül ve hukukun genel ilkeleri 'asli kaynaklar'; yargı kararları ve doktrin ise 'yardımcı kaynaklar'dır.
Soruda teâmülün hukuk sistemindeki konumunun (asli/yardımcı) doğru belirlenmesi gerekir.
2
Yazılı olmamanın teâmülün hukuki gücü üzerindeki etkisini değerlendirin.
Uluslararası hukukta bir kaynağın yazılı olup olmaması, onun asli veya yardımcı kaynak olma özelliğini değiştirmez.
Öğrenciler genellikle yazılı metinlerin (antlaşmaların) teâmülden üstün olduğunu düşünme yanılgısına düşerler.
3
Seçeneklerdeki ifadeleri bu hukuki çerçeveye göre kontrol edin.
Teâmülü yardımcı kaynak olarak niteleyen seçeneğin, UAD Statüsü'ndeki temel tanımla çeliştiği saptanır.
Hatalı bilginin kaynağını (asli-yardımcı ayrımı) netleştirmek cevaba ulaştırır.

Key Concept

Uluslararası Teâmülün Asli Kaynak Niteliği
Estimated Time:1m 15s
Question 86Question

Birleşmiş Milletler (BM) sistemi içerisinde yer alan organların aldıkları kararların hukuki niteliği ve üye devletler üzerindeki etkisi dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Güvenlik Konseyi'nin uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına yönelik olarak aldığı kararlar, BM Şartı uyarınca tüm üye devletler için bağlayıcıdır.

Answer

Güvenlik Konseyi'nin barış ve güvenliği korumaya yönelik kararlarının tüm üye devletler için bağlayıcı olduğu ifadesi doğrudur.
Uluslararası hukukta örgüt kararları, yetkilerini kurucu antlaşmadan alan türev kaynaklardır. Birleşmiş Milletler sistemi içerisinde barışı koruma misyonu çerçevesinde Güvenlik Konseyi'ne verilen yetki, BM Şartı'nın 25. maddesi uyarınca bu kararların tüm üyeler için bağlayıcı olmasını sağlar. Bu, uluslararası hukuk hiyerarşisinde örgüt kararlarının en güçlü bağlayıcılık örneklerinden biridir.

Step-by-Step Solution

1
BM organlarının yetki dağılımını inceleyin.
Genel Kurul'un temsil niteliği yüksek ancak kararları tavsiye niteliğindedir; Güvenlik Konseyi ise icra yetkisine sahiptir.
Uluslararası örgüt kararlarının bağlayıcılığı, örgütü kuran antlaşmadaki (BM Şartı) yetki devrine dayanır.
2
BM Şartı'nın 25. maddesini referans alın.
Üye devletlerin Güvenlik Konseyi kararlarını kabul etme ve uygulama yükümlülüğü olduğu görülür.
Bu madde, Konsey kararlarını uluslararası hukukun 'bağlayıcı türev kaynakları' arasına yerleştirir.

Key Concept

Uluslararası örgüt kararlarının bağlayıcılığı ve BM Şartı m. 25

Hints

1
BM organları arasında hangisinin 'yaptırım' uygulama ve 'emir verme' yetkisi olduğunu düşünün.
2
BM Genel Kurulu bir parlamento gibi tartışma yeridir, ancak Güvenlik Konseyi kararları üye devletler için 'yasa' benzeri bir güç taşır.

Practice More

BM Genel Kurul kararlarının 'opinio juris' (hukuki inanç) oluşumundaki etkisini ve teamül hukukuna katkısını inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 87Question

Devletlerin kendi aralarındaki iradi uyuşmalarla aksini düzenleyemedikleri emredici kurallar (jusjus cogenscogens), uluslararası hukukun kamu düzenini yansıtır. 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'ne göre, bir antlaşmanın yapılışı esnasında mevcut bir emredici kurala aykırı olması halinde öngörülen müeyyide ve bu müeyyidenin kapsamı hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşma, yapıldığı andan itibaren (abab initioinitio) hükümsüzdür ve antlaşmanın emredici kurala aykırı olmayan diğer hükümleri de geçerliliğini koruyamaz.

Answer

Antlaşmanın yapıldığı andan itibaren bütünüyle hükümsüz olması ve hükümlerinin bölünememesi
Doğru seçenek, 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesinde yer alan 'başlangıçtan itibaren hükümsüzlük' (abab initioinitio) kuralını ve 44. maddede düzenlenen 'bölünemezlik' kuralını tam olarak yansıtmaktadır. Uluslararası hukukta emredici kurallar (jusjus cogenscogens), devletlerin rızasından bağımsız olarak üstün hiyerarşik güce sahiptir; bu nedenle bu kurallara aykırı antlaşmalar kurulduğu andan itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmaz ve maddelerin ayrıştırılarak bir kısmının yaşatılmasına izin verilmez.

Step-by-Step Solution

1
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesini değerlendirmek
Bu maddeye göre, bir antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala (jusjus cogenscogens) aykırı olması durumunda antlaşma başlangıcından itibaren (abab initioinitio) hükümsüzdür.
Emredici kurallar uluslararası toplumun temel değerlerini koruduğu için bunlara aykırı irade beyanları hukuk tarafından tanınmaz.
2
Geçersizliğin kapsamını (bölünebilirlik ilkesini) kontrol etmek
Sözleşme'nin 44. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, 53. madde kapsamındaki hükümsüzlüklerde antlaşma hükümlerinin birbirinden ayrılmasına (bölünmesine) izin verilmez.
Jus cogens ihlalleri o kadar ağırdır ki antlaşmanın hiçbir parçası hukuk düzeni tarafından korunmaya değer görülmez.
3
Doğru hukuki sonucu sentezlemek
Antlaşmanın bir bütün olarak en baştan itibaren hükümsüz olduğu sonucuna varılır.
53. madde (başlangıçtaki aykırılık) ve 44. madde (bölünemezlik) kurallarının birleşimi bu sonucu zorunlu kılar.

Key Concept

Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'ne Göre Jus Cogens Aykırılığının Sonucu ve Bölünemezlik
Estimated Time:1m 30s
Question 88Question

Emredici kuralların (jusjus cogenscogens) uluslararası antlaşmaların sıhhati üzerindeki etkileri ve bu kurallara ilişkin uyuşmazlık çözüm mekanizmaları dikkate alındığında, 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (VAHS) hükümleri çerçevesinde ulaşılabilecek doğru sonuç hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: VAHS'nin 53.53. veya 64.64. maddelerinin yorumlanmasına ilişkin bir uyuşmazlıkta, taraflar tahkim yoluna başvurma konusunda mutabık kalmadıkları takdirde, taraflardan herhangi biri uyuşmazlığı tek taraflı bir başvuru ile Uluslararası Adalet Divanı'na götürebilir.

Answer

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 66. maddesi uyarınca, emredici kurallara ilişkin uyuşmazlıklarda taraflardan biri uyuşmazlığı tek taraflı olarak Uluslararası Adalet Divanı'na taşıyabilir.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 66/a66/a maddesi, sözleşmenin en önemli ve istisnai hükümlerinden biridir. Bu maddeye göre, bir antlaşmanın 5353 veya 64.64. maddelerdeki emredici kurallara aykırı olduğu iddiasıyla uyuşmazlık çıktığında, taraflar tahkim konusunda anlaşamazlarsa, taraflardan herhangi biri konuyu Uluslararası Adalet Divanı'na (UADUAD) tek taraflı olarak götürebilir. Bu durum, rızaya dayalı UADUAD yargı yetkisinin nadir istisnalarından biridir.

Step-by-Step Solution

1
VAHS'nin 53. ve 64. maddelerinin hukuki sonuçlarını analiz etme
53. madde (mevcut kural) 'başlangıçtan itibaren batıl' (void ab initio), 64. madde (yeni kural) ise 'sona erdirici' (terminates) etki yapar.
Zamana göre emredici kuralların antlaşmalar üzerindeki etkisini ayırt etmek gerekir.
2
Antlaşmaların bölünebilirliği (ayrılabilirliği) kuralını değerlendirme
VAHS'nin 44/5. maddesi, emredici kurallara aykırılık durumunda antlaşmanın parçalara bölünerek kurtarılamayacağını, tüm antlaşmanın düşeceğini belirtir.
Emredici kuralların kamu düzeni niteliği, antlaşmanın bir kısmının dahi yaşatılmasına izin vermez.
3
Uyuşmazlık çözüm usulünü kontrol etme
VAHS'nin 66/a maddesi, emredici kurallarla ilgili uyuşmazlıklar için Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) zorunlu yargı yetkisini tanımıştır.
Emredici kuralların tespiti ve yorumu konusunda kesin bir hukuki karara ihtiyaç duyulması nedeniyle özel bir usul öngörülmüştür.

Key Concept

VAHS 66. Madde uyarınca Emredici Kurallarda Zorunlu Yargı Yetkisi ve Bölünemezlik İlkesi

Practice More

VAHS'nin 71. maddesinde düzenlenen geçersizliğin hukuki sonuçlarını (mevcut vs. yeni kural ayrımında) inceleyiniz.
Estimated Time:3m 0s
Question 89Question

Uluslararası hukukta devletlerin tek taraflı işlemleri (unilateral acts), antlaşmalardan bağımsız olarak hukuki yükümlülük yaratma kapasitesine sahiptir. Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) 1974 tarihli *Nükleer Denemeler* davasında belirlediği kriterler ve Uluslararası Hukuk Komisyonu'nun (UHK) 2006 yılında kabul ettiği rehber ilkeler göz önüne alındığında, bu işlemlerin hukuki niteliği ve bağlayıcılığına dair aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Yetkili bir devlet temsilcisinin bağlanma niyetiyle ve kamuya açık olarak yaptığı beyanlar; diğer devletlerin kabulüne, karşılık vermesine veya bu beyana güvenerek bir işlem yapmasına gerek kalmaksızın, 'iyi niyet' ilkesi uyarınca hukuki yükümlülük yaratır.

Answer

Yetkili temsilci tarafından bağlanma niyetiyle ve kamuya açık yapılan beyanların, diğer devletlerin kabulü veya dayanması (estoppel) gerekmeksizin 'iyi niyet' ilkesi uyarınca bağlayıcı olduğunu belirten ifade doğrudur.
Uluslararası hukukta bir devletin tek taraflı beyanının bağlayıcı olması için temel kriterler; beyanın yetkili bir makam tarafından yapılması, kamuya açıklanması ve devletin bu işlemle hukuken bağlanma niyetinin (animo contrahendi) açık olmasıdır. Nükleer Denemeler (1974) davasında UAD, bu şartlar oluştuğunda diğer devletlerin rızasının, kabulünün veya beyana dayanarak işlem yapmasının (estoppel) bir geçerlilik şartı olmadığını, 'iyi niyet' (bona fides) ilkesinin bağlayıcılık için yeterli olduğunu kesin olarak karara bağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Tek taraflı işlemin bağlayıcılık unsurlarını belirleme
Bağlanma niyeti (animo contrahendi), yetkili makam (Devlet Başkanı, Hükümet Başkanı, Dışişleri Bakanı) ve aleniyet (kamuya açıklık) temel unsurlardır.
Bu unsurlar işlemin hukuki geçerliliğini sağlar.
2
UAD içtihatlarını (Nükleer Denemeler Davası) uygulama
Divan, Fransa'nın nükleer denemeleri durduracağına dair tek taraflı beyanının, Avustralya ve Yeni Zelanda'nın kabulü olmasa bile bağlayıcı olduğuna hükmetmiştir.
İyi niyet (bona fides) ilkesi bu tür beyanların hukuki güven yaratmasını sağlar.
3
Estoppel ve rıza şartlarını değerlendirme
Tek taraflı işlemin 'tek taraflı' karakteri gereği, karşı tarafın kabulü (acceptance) veya beyana güvenerek zarara uğraması (estoppel/reliance) bir kurucu şart değildir.
İşlem, beyanda bulunan devletin iradesiyle tamamlanır.

Key Concept

Devletlerin tek taraflı işlemlerinin bağımsız bağlayıcılığı ve 'İyi Niyet' (Bona Fides) ilkesi.

Practice More

Uluslararası Adalet Divanı'nın Burkina Faso-Mali (1986) davasında tek taraflı beyanların 'bağlanma niyeti' yoksunluğu nedeniyle reddedildiği kararını inceleyerek niyet unsurunun önemini pekiştirin.
Estimated Time:2m 30s
Question 90Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 7. maddesi uyarınca, bir devletin temsilcisi olarak kabul edilmek için kural olarak "tam yetki belgesi" (full powers) sunulması gerekirken, bazı görevliler yürüttükleri görevler nedeniyle bu belgeden muaf tutulmuşlardır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir antlaşma metninin kabulü veya teyidi amacıyla, tam yetki belgesi sunmasına gerek kalmaksızın devletini temsil etme yetkisine sahip olan kişilerden biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Savunma Bakanları

Answer

Savunma Bakanları, 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi uyarınca tam yetki belgesi sunma zorunluluğundan otomatik olarak muaf tutulan görevliler arasında yer almaz.
Doğru cevap olan Savunma Bakanları, 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 7/2 maddesinde sayılan 'ex officio' (görevi gereği) tam yetkili kabul edilen kişiler arasında bulunmaz. Bu unvana sahip kişiler, devlet adına bir antlaşmayı imzalamak veya teyit etmek için dışişleri makamlarından alınmış bir tam yetki belgesi ibraz etmek zorundadırlar.

Step-by-Step Solution

1
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 7. maddesindeki 'Tam Yetki' kurallarını hatırla.
Sözleşme, belirli makam sahiplerini belge sunma zorunluluğundan muaf tutmuştur.
Uluslararası ilişkilerde devlet adına rıza açıklayacak kişilerin yetki sınırlarının netleşmesi gerekir.
2
Belge sunmadan tüm işlemleri yapabilen 'Büyük Üçlü' grubunu belirle.
Devlet Başkanı, Hükümet Başkanı ve Dışişleri Bakanı.
Bu kişiler devletin en üst düzey siyasi ve hukuki temsilcileridir.
3
Sınırlı yetkiye sahip olan ve belirli amaçlarla muaf tutulan diğer görevlileri kontrol et.
Diplomatik misyon şefleri (akredite devletle metin kabulü) ve uluslararası konferans temsilcileri.
Bu görevliler sadece belirli bir antlaşma veya platform için yetkilendirilmiş sayılırlar.
4
Seçenekler arasında bu kategorilere girmeyen unvanı tespit et.
Savunma Bakanı bu listede yer almaz.
Savunma veya Ticaret gibi diğer bakanlar, bir antlaşmayı akdetmek için devleti temsil edeceklerine dair özel bir tam yetki belgesi sunmak zorundadırlar.

Key Concept

Tam Yetki Belgesi (Full Powers) Muafiyeti
Estimated Time:1m 0s
Question 91Question

Uluslararası teâmül (yapılageliş) hukukunun oluşabilmesi için maddi unsur (devlet uygulaması/usus) ve psikolojik unsur (opinio juris) olarak adlandırılan iki temel öğenin bir arada bulunması gerekir. Maddi unsur olan devlet uygulaması, devletin hukuki kişiliğini temsil eden çeşitli organların eylem, işlem ve beyanları aracılığıyla ortaya çıkar.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi uluslararası teâmül hukukunun maddi unsurunu (devlet uygulaması) oluşturan kanıtlardan biri olarak kabul edilemez?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası hukuk alanında uzmanlığı kabul edilmiş hukukçuların yayımladığı bilimsel eserler

Answer

Uluslararası hukuk uzmanlarının yayımladığı bilimsel eserler (doktrin), devlet uygulaması niteliğinde değildir.
Doğru cevap, uluslararası hukuk uzmanlarının yayımladığı doktriner çalışmalardır. Uluslararası teâmülün maddi unsuru olan 'devlet uygulaması', sadece devletin yetkili organları (yasama, yürütme, yargı) tarafından gerçekleştirilen fiilleri kapsar. Doktrin (öğreti) ise Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, hukuk kurallarının belirlenmesinde kullanılan 'yardımcı bir araçtır' (subsidiary source); dolayısıyla kendisi bir devlet uygulaması veya asli hukuk kaynağı oluşturmaz.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası teâmül hukukunun maddi unsurunun (usus) tanımını yapınız.
Maddi unsur; devletin yasama, yürütme veya yargı organları aracılığıyla sergilediği tutarlı ve genel eylemlerdir.
Teâmülün oluşması için devletin bir 'özne' olarak hareket etmesi gerekir.
2
Seçeneklerdeki unsurların kaynağını analiz ediniz.
Hukukçuların görüşleri devletin bir organı tarafından değil, bağımsız uzmanlar tarafından üretilir.
Doktrin, Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Madde 38 uyarınca 'yardımcı kaynak' statüsündedir.

Key Concept

Uluslararası Teâmülün Maddi Unsuru ve Kanıtları
Estimated Time:1m 15s
Question 92Question

Uluslararası bir antlaşmanın metnini yetkili temsilcisi aracılığıyla imzalayan ancak henüz "onaylama" (ratificationratification) işlemini gerçekleştirmemiş olan bir devletin, 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 1818. maddesi uyarınca sahip olduğu temel yükümlülük aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşma yürürlüğe girene kadar onun konu ve amacını ortadan kaldıracak eylemlerden kaçınmak

Answer

İmza atan ancak henüz onaylamayan devlet, antlaşma yürürlüğe girene kadar onun konu ve amacını ortadan kaldıracak eylemlerden kaçınmakla yükümlüdür.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 1818. maddesine göre, bir devlet bir antlaşmayı onaylama, kabul veya uygun bulma şartıyla imzaladığı zaman, antlaşmaya taraf olmama niyetini açıkça belirtmediği sürece, antlaşmanın konu ve amacını ortadan kaldıracak eylemlerden kaçınmakla yükümlüdür. Bu, uluslararası hukukta bir devletin attığı imzaya saygı duyması ve süreci kötüye kullanmaması gerektiği anlamına gelir.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşma yapım sürecindeki aşamaların (imza vs. onaylama) hukuki etkilerini belirle.
İmza genellikle metnin doğruluğunu teyit ederken, onaylama (ratificationratification) devletin bağlanma rızasını nihai olarak açıklar.
Soruda devletin imza attığı ancak henüz onaylamadığı bir ara dönem sorulmaktadır.
2
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 1818. maddesini analiz et.
Bu madde, imza atan devletin antlaşmaya taraf olmama niyetini açıkça belirtmediği sürece, antlaşmanın "konu ve amacını" (objectobject andand purposepurpose) bozacak davranışlardan kaçınması gerektiğini belirtir.
Uluslararası hukukta dürüstlük ve iyi niyet (pactapacta suntsunt servandaservanda öncesi hazırlık) ilkesi gereği devletler imzaladıkları metne zarar vermemelidir.

Key Concept

Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi Madde 18 ve İyi Niyet Yükümlülüğü
Question 93Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 'Antlaşmalar ve Üçüncü Devletler' başlığı altındaki düzenlemeleri dikkate alındığında, bir antlaşmanın taraf olmayan bir devlet (üçüncü devlet) için hak veya yükümlülük doğurma usulüne ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Üçüncü bir devlet için bir yükümlülüğün doğabilmesi için bu devletin söz konusu yükümlülüğü açıkça ve yazılı olarak kabul etmesi şarttır; haklar bakımından ise devletin aksi yönde bir belirtisi olmadıkça rızası varsayılır.

Answer

Üçüncü bir devlet için yükümlülük doğması açık ve yazılı kabul gerektirirken, hak doğması durumunda devletin aksi yönde bir belirtisi olmadıkça rızası varsayılır.
Doğru ifade, yükümlülükler için yazılı ve açık kabul şartını (Madde 35), haklar için ise aksi belirtilmedikçe varsayılan rıza mekanizmasını (Madde 36) tam olarak yansıtmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Genel kuralı (Pacta Tertiis Nec Nocent Nec Prosunt) hatırla.
Bir antlaşma, üçüncü bir devlet için onun rızası olmaksızın ne hak ne de yükümlülük doğurur.
Uluslararası hukukta devletlerin egemen eşitliği ve rıza ilkesi esastır.
2
Viyana Sözleşmesi Madde 35'teki yükümlülük şartlarını analiz et.
Yükümlülük için tarafların niyeti + üçüncü devletin yazılı ve açık kabulü gerekir.
Devletlere rızaları dışında borç yüklenemeyeceği için şartlar daha katıdır.
3
Viyana Sözleşmesi Madde 36'daki hak şartlarını analiz et.
Hak için tarafların niyeti yeterlidir; üçüncü devlet itiraz etmedikçe rızası var sayılır.
Lehe olan durumlar için zımni rıza (presumed consent) yeterli görülmüştür.

Key Concept

Antlaşmaların Üçüncü Devletlere Etkisi

Practice More

Antlaşmaların geri alınması ve değiştirilmesi (Madde 37) ile ilgili senaryo sorularına göz atabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 94Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin hükümleri dikkate alındığında; yürürlükte olan bir antlaşma ile bu antlaşmanın yapılmasından sonra ortaya çıkan yeni bir emredici hukuk kuralı (jusjus cogenscogens) arasındaki ilişkiye dair aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşma, yeni emredici kuralın ortaya çıktığı andan itibaren geçersiz hale gelir ve sona erer.

Answer

Yeni bir emredici kuralın ortaya çıkması durumunda, bu kurala aykırı olan mevcut antlaşma o andan itibaren geçersiz hale gelir ve sona erer.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 64. maddesine göre, uluslararası hukukun yeni bir emredici kuralı ortaya çıktığında, onunla çelişen mevcut her antlaşma geçersiz hale gelir ve sona erer. Bu durum hukuk literatüründe 'jus cogens superveniens' olarak adlandırılır ve başlangıçtan itibaren batıllık (voidvoid abab initioinitio) yaratmaz, sadece ileriye dönük olarak antlaşmayı hükümsüz kılar.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşmanın yapıldığı tarih ile emredici kuralın ortaya çıktığı tarih arasındaki ilişkiyi belirle.
Antlaşma önceden yapılmış, emredici kural (jusjus cogenscogens) ise sonradan ortaya çıkmıştır (jusjus cogenscogens supervenienssuperveniens).
Viyana Sözleşmesi'nin 53. ve 64. maddeleri arasındaki temel fark zamanlamadır.
2
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 64. maddesini uygula.
Antlaşmanın başlangıçtan itibaren değil, kuralın oluştuğu andan itibaren sona ermesi gerektiği sonucuna ulaşılır.
Hukukta kural olarak normlar geriye yürümez, ancak emredici norm oluştuğu andan itibaren üstünlüğünü kurar.

Key Concept

Jus Cogens Superveniens (Sonradan Ortaya Çıkan Emredici Kural)
Estimated Time:1m 15s
Question 95Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'ne göre, bir devletin antlaşmayla bağlanma rızasının irade fesadı veya usul eksikliği nedeniyle sakatlanması hallerinden hangisi, antlaşmanın baştan itibaren 'hukuken geçersiz' (mutlak butlan) sayılmasına yol açar?

Show answer & explanation

Answer: Bir devletin, Birleşmiş Milletler Şartı'na aykırı şekilde kuvvet kullanma tehdidi veya kuvvet kullanılması yoluyla antlaşma yapmaya zorlanması

Answer

Bir devletin kuvvet kullanma tehdidi veya kuvvet kullanılması yoluyla antlaşma yapmaya zorlanması, antlaşmayı mutlak butlanla sakatlar.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 52. maddesine göre, bir devletin Birleşmiş Milletler Şartı'nda yer alan uluslararası hukuk ilkelerine aykırı olarak kuvvet kullanma tehdidi veya kuvvet kullanılması yoluyla bir antlaşmayı akdetmeye zorlanması durumunda, söz konusu antlaşma hukuken geçersizdir (void). Bu durum 'mutlak butlan' olarak adlandırılır ve bu tür antlaşmalar baştan itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.

Step-by-Step Solution

1
Viyana Sözleşmesi'ndeki geçersizlik hallerini kategorize et.
Sözleşme; nispi geçersizlik (Md. 46-50) ve mutlak butlan (Md. 51-53) olarak iki tür sakatlık öngörür.
Hangi nedenlerin devletin iradesiyle düzeltilebileceğini, hangilerinin ise antlaşmayı temelden yok saydığını belirlemek gerekir.
2
Mutlak butlan nedenlerini belirle.
Temsilcinin şahsına yönelik zorlama (Md. 51), devletin kuvvet yoluyla zorlanması (Md. 52) ve Jus Cogens'e aykırılık (Md. 53) mutlak butlan halleridir.
Bu haller kamu düzenini ve uluslararası hukukun temel ilkelerini ilgilendirdiği için düzeltilemez niteliktedir.
3
Seçenekleri bu hukuki çerçevede değerlendir.
Kuvvet kullanma tehdidi Md. 52 kapsamında olup antlaşmayı baştan itibaren geçersiz kılar.
Kuvvet kullanımı BM Şartı uyarınca yasaklanmış en ağır hukuk ihlallerinden biri olduğu için rızayı tamamen yok sayar.

Key Concept

Antlaşmaların Geçersizliği (Mutlak Butlan vs. Nispi Geçersizlik)

Practice More

Viyana Sözleşmesi'ndeki 'Jus Cogens' (Md. 53) ve 'Temsilcinin şahsına yönelik zorlama' (Md. 51) maddelerini mutlak butlan kategorisinde tekrar inceleyiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 96Question

Uluslararası hukukta antlaşmaların yorumlanmasına ilişkin genel kural uyarınca, yorum sürecinde esas alınacak olan "metnin bağlamı" (contextcontext) kavramı aşağıdakilerden hangisini kapsamaz?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşmanın hazırlık çalışmaları (travaux preˊparatoirestravaux\ préparatoires)

Answer

Antlaşmanın hazırlık çalışmaları (travaux preˊparatoirestravaux\ préparatoires), Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 31. maddesinde düzenlenen "Genel Kural" içindeki bağlamın bir parçası değil, 32. maddede düzenlenen "Tamamlayıcı Yorum Araçları" arasında yer alır.
Hazırlık çalışmaları (travaux preˊparatoirestravaux\ préparatoires), 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 31. maddesindeki genel yorum kuralının dâhilindeki "bağlam" kavramına girmez. Bu çalışmalar 32. maddede "tamamlayıcı yorum araçları" olarak ayrıca düzenlenmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 31. maddesinin (Genel Yorum Kuralı) analiz edilmesi.
Madde 31/2'nin antlaşma metni ile birlikte başlangıç, ekler ve taraflarca kabul edilen ilgili belgeleri "bağlam" (contextcontext) olarak tanımladığı görülür.
Yorumda temel öncelik antlaşmanın lafzı ve bağlamıdır.
2
Sözleşmenin 32. maddesinin (Tamamlayıcı Yorum Araçları) incelenmesi.
Hazırlık çalışmalarının (travaux preˊparatoirestravaux\ préparatoires) ve antlaşmanın yapıldığı koşulların sadece tamamlayıcı (supplementarysupplementary) nitelikte olduğu belirlenir.
Bu araçlara ancak genel kuralın anlamı belirsiz bıraktığı veya saçma bir sonuca götürdüğü durumlarda başvurulur.

Key Concept

Antlaşmaların Yorumlanmasında Hiyerarşi

Hints

1
Yorum kuralları arasında bir hiyerarşi olduğunu ve bazı araçların 'tamamlayıcı' nitelikte kaldığını hatırlayın.
2
Viyana Sözleşmesi'nin 31. ve 32. maddeleri arasındaki farka odaklanın; hangisi metnin dışında kalan tarihsel belgeleri kapsar?

Practice More

Viyana Sözleşmesi'nin 31. maddesinin 3. fıkrasındaki 'sonraki uygulama' ve 'sonraki anlaşma' kavramlarının bağlam ile ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 97Question

Uluslararası hukuk doktrininde, uluslararası örgütlerin organları tarafından alınan kararlar, yetkilerini kurucu antlaşmadan aldıkları için "türev (ikincil) kaynak" olarak nitelendirilirler. Bu kararların bir kısmı örgütün iç yapısına yönelik (içsel), bir kısmı ise devletlerin dış davranışlarını düzenlemeye yönelik (dışsal) hukuki sonuçlar doğurabilir. Birleşmiş Milletler (BM) sistemi ve uluslararası hukukun kaynaklar hiyerarşisi dikkate alındığında, örgüt kararlarının hukuki niteliğiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Güvenlik Konseyi'nin BM Şartı'nın VII. Bölümü kapsamında aldığı kararlar devletler üzerinde dışsal ve bağlayıcı bir etki doğururken; Genel Kurul'un normatif içerikli kararları kural olarak 'yumuşak hukuk' (soft law) niteliğindedir ancak bu kararlar teâmül kuralının 'opinio juris' unsurunun saptanmasında kanıt teşkil edebilir.

Answer

Güvenlik Konseyi'nin bağlayıcı kararları ile Genel Kurul'un 'yumuşak hukuk' niteliğindeki ve teâmül hukukuna delil teşkil edebilecek kararlarını ayıran seçenek doğrudur.
Doğru ifade, uluslararası hukukun modern işleyişindeki en kritik ayrımı yapmaktadır: BM Güvenlik Konseyi'nin Şart'ın 25. maddesi uyarınca aldığı kararların bağlayıcılığını kabul ederken, Genel Kurul kararlarının kural olarak 'soft law' (yumuşak hukuk) olduğunu, ancak bu kararların devletlerin ortak hukuki kanaatini (opinio juris) yansıtması durumunda teâmül hukukunun tespitinde vazgeçilmez birer araç haline geldiğini vurgulamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Kaynağın Statüsünü Belirle
Uluslararası örgüt kararları 'türev (ikincil)' kaynaktır.
Yetkilerini devletlerin iradesiyle oluşturulan kurucu antlaşmalardan (asli kaynak) alırlar.
2
Organların Yetki Farklılığını Analiz Et
BMGK (özellikle 7. Bölüm) bağlayıcı karar alabilirken, Genel Kurul kararları kural olarak tavsiye niteliğindedir.
BM Şartı m. 25 ve m. 10-14 arasındaki yetki paylaşımı bunu gerektirir.
3
Soft Law ve Teâmül İlişkisini Kur
Bağlayıcı olmayan kararlar (soft law), devletlerin ortak tutumunu göstererek teâmülün oluşumundaki 'psikolojik unsur' olan opinio juris'i kanıtlayabilir.
Nükleer silahların kullanımı veya sömürgeciliğe son verilmesi gibi konulardaki Genel Kurul kararları bu duruma örnektir.

Key Concept

Türev (İkincil) Kaynaklar ve Yumuşak Hukuk (Soft Law)

Practice More

BM Genel Kurul kararlarının hangi durumlarda teâmül hukukunun saptanmasında 'bildirici' etki yarattığını örnek olaylar (Nikaragua Davası vb.) üzerinden inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 98Question

Bir devlet, sınır komşusu olan diğer bir devletin diplomatik kuryelerine, aralarındaki bir antlaşma hükmü olmamasına rağmen uzun yıllardır gümrük muayenesi muafiyeti tanımaktadır. Ancak bu uygulamayı yapan devlet, söz konusu muafiyetin hukuki bir yükümlülükten değil, tamamen 'karşılıklı nezaket ve iyi niyet' (comitas gentium) çerçevesinde sağlandığını her fırsatta resmi beyanatlarla dile getirmiştir.

Bu duruma göre, söz konusu uygulamanın bir uluslararası teâmül (yapılageliş) kuralı olarak kabul edilmemesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Devletin uygulamayı bir hukuk kuralına uyma bilinciyle (opinio juris) gerçekleştirmemesi

Answer

Uygulamanın bir hukuk kuralına uyma bilinciyle (opinio juris) gerçekleştirilmemesi nedeniyle bu uygulama bir teâmül kuralı sayılamaz.
Uluslararası teâmül hukukunun oluşabilmesi için devletlerin bir uygulamayı (usus) sadece tekrarlamaları yetmez; aynı zamanda bu uygulamanın hukuken zorunlu olduğuna dair bir inanca (opinio juris) sahip olmaları gerekir. Soruda verilen örnekte devletin bu uygulamayı 'nezaket ve iyi niyet' gereği yaptığını beyan etmesi, hukuki zorunluluk inancının olmadığını, dolayısıyla uygulamanın bir hukuk kuralı değil, bir nezaket kuralı (comitas gentium) niteliğinde olduğunu gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Maddi unsurun (usus) varlığını değerlendirme
Uzun süreli ve istikrarlı bir uygulamanın varlığı tespit edildi.
Teâmülün ilk şartı olan devlet uygulaması, eylemin sürekliliği ile ilgilidir.
2
Psikolojik unsurun (opinio juris) varlığını sorgulama
Devletin uygulamayı hukuki bir zorunluluk değil, nezaket gereği yaptığını beyan ettiği görüldü.
Teâmülü nezaket kurallarından (comitas gentium) ayıran temel fark, hukuki zorunluluk inancıdır.
3
Teâmül kuralı oluşum şartlarını birleştirme
Maddi unsur olsa da psikolojik unsur eksik olduğu için kural oluşmamıştır.
Uluslararası Adalet Divanı içtihatlarına göre her iki unsurun kümülatif olarak bulunması şarttır.

Key Concept

Opinio Juris sive Necessitatis

Practice More

Uluslararası Adalet Divanı'nın 'Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı' ve 'Nikaragua' davalarında teâmül unsurlarına ilişkin yaptığı değerlendirmeleri inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 99Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 60. maddesi uyarınca, çok taraflı bir antlaşmanın taraflarından biri tarafından "esaslı bir ihlal" (materialmaterial breachbreach) gerçekleştirilmesi durumunda, ihlalden özel olarak etkilenen bir devletin (speciallyspecially affectedaffected statestate) sahip olduğu hukuki yetki aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşmanın yürürlüğünü kendisi ile ihlalde bulunan devlet arasındaki ilişkilerde tamamen veya kısmen askıya alma

Answer

Esaslı bir ihlal durumunda özel olarak etkilenen devlet, antlaşmanın yürürlüğünü ihlalde bulunan devlet ile kendi arasındaki ilişkilerde tamamen veya kısmen askıya alma yetkisine sahiptir.
Doğru cevap, özel olarak etkilenen devletin yetkisinin Sözleşme'nin 60. maddesi uyarınca sadece askıya alma ile sınırlı olduğunu ve bu işlemin etkisinin yalnızca ihlalci devlet ile olan ikili ilişkide doğacağını belirtmektedir. Çok taraflı antlaşmaların korunması prensibi gereği, tek bir devletin ihlali gerekçe göstererek antlaşmayı tüm taraflar için sona erdirmesine izin verilmez.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşmanın türünü ve ihlal tipini belirle.
Antlaşma 'çok taraflı', ihlal ise 'esaslı ihlal' (materialmaterial breachbreach) olarak tanımlanmıştır.
Viyana Sözleşmesi md. 60, ihlalin sonuçlarını antlaşmanın niteliğine göre ayırır.
2
Hak sahibi devletin statüsünü analiz et.
Soru kökünde 'özel olarak etkilenen devlet' (speciallyspecially affectedaffected statestate) vurgulanmıştır.
Sözleşme'nin 60/2 maddesi, 'diğer tüm tarafların ortak kararı' ile 'özel etkilenen devletin bireysel hakkı' arasında ayrım yapar.
3
60/2-b fıkrasındaki spesifik yetkiyi tespit et.
Özel etkilenen devlet sadece 'askıya alma' (suspensionsuspension) hakkına sahiptir ve bu hak sadece ihlalci ile arasındaki ilişkiyle sınırlıdır.
Antlaşmanın bütünüyle sona erdirilmesi (terminationtermination) yetkisi, diğer tüm tarafların oybirliğini gerektiren daha ağır bir yaptırımdır.

Key Concept

Antlaşmaların İhlali ve Çok Taraflı Antlaşmalarda Mağdur Devletlerin Hakları
Question 100Question

Uluslararası hukukta devletlerin birbirlerine yönelik gerçekleştirdikleri bazı uygulamalar (örneğin; diplomatik kuryelere sağlanan bazı gümrük kolaylıkları veya devlet başkanlarının karşılama törenleri), uzun süreli ve istikrarlı olsa dahi her zaman bir hukuk kuralı olarak kabul edilmez. Bu tür, hukuki bir zorunluluk hissi olmaksızın sadece gelenek veya siyasi nezaket gereği yapılan davranışlar "uluslararası nezaket" (comitas gentium) olarak adlandırılır. Bir devlet uygulamasının uluslararası nezaket kuralı olmaktan çıkıp, asli bir hukuk kaynağı olan bağlayıcı bir teâmül (yapılageliş) kuralına dönüşebilmesi için gereken psikolojik unsur (hukuki yükümlülük inancı) aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Opinio juris sive necessitatis

Answer

Bir devlet uygulamasının bağlayıcı bir teâmül kuralı sayılabilmesi için gereken hukuki zorunluluk bilinci 'Opinio juris sive necessitatis' kavramıdır.
Opinio juris sive necessitatis, uluslararası teâmül hukukunun psikolojik unsurudur. Bir devletin belirli bir uygulamayı sadece gelenek olduğu için değil, aynı zamanda o davranışın hukuki bir kuralın gereği olduğuna inanarak yerine getirmesini ifade eder. Bu unsur, teâmülü nezaket kurallarından (comitas gentium) ayıran temel kriterdir.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası teâmülün (yapılageliş) kurucu unsurlarını hatırla.
Maddi unsur (Usus) ve Psikolojik unsur (Opinio Juris).
Teâmülün oluşabilmesi için her iki unsurun da birlikte bulunması gerekir.
2
Uluslararası nezaket (comitas gentium) ile teâmül kuralı arasındaki farkı analiz et.
Nezaket kurallarında 'hukuki zorunluluk inancı' yoktur, teâmül kurallarında ise bu inanç zorunludur.
Opinio juris, devletlerin bir davranışı 'hukuk öyle emrettiği için' yapmalarıdır.
3
Seçenekler arasında psikolojik unsuru temsil eden teknik terimi belirle.
Opinio juris sive necessitatis.
Bu Latince terim, hukuki bir gereklilik olduğu yönündeki kanaati ifade eder.

Key Concept

Teâmül Hukukunun Psikolojik Unsuru (Opinio Juris)

Alternative Method

Uluslararası Adalet Divanı'nın Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı davalarında vurguladığı 'psikolojik unsur' vurgusunu hatırlayarak terminolojiyi eşleştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 5 / 22Next