Onkoloji

351 questions

Question 321Question

4545 yaşında kadın hasta, meme kanseri nedeniyle aldığı kemoterapi sonrası 10.10. günde 38.3C38.3^\circ \text{C} ateş ve halsizlik ile başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 120/80 mmHg120/80 \text{ mmHg}, nabız 84/dk84/\text{dk} olup, belirgin dehidratasyon veya spesifik bir enfeksiyon odağı saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde mutlak nötrofil sayısı 350/mm3350/\text{mm}^3 olarak bulunuyor. MASCC (Multinational Association for Supportive Care in Cancer) risk skorlaması 2424 olarak hesaplanan bu hasta için en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ayaktan izlem ve oral siprofloksasin + amoksisilin-klavulanat başlanması

Answer

MASCC skoru 2121 ve üzeri olan düşük riskli hastalarda ayaktan izlem ve oral siprofloksasin + amoksisilin-klavulanat kombinasyonu en uygun yönetimdir.
Febril nötropenik hastalarda risk değerlendirmesi MASCC skorlaması ile yapılır. MASCC skoru 2121 ve üzerinde olan hastalar 'düşük riskli' kabul edilir. Bu gruptaki hastalar, hemodinamik olarak stabil olmaları, ciddi komorbiditelerinin bulunmaması ve sosyal desteklerinin yeterli olması durumunda ayaktan oral antibiyotik (siprofloksasin + amoksisilin-klavulanat) kombinasyonu ile güvenle tedavi edilebilirler.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın febril nötropeni kriterlerini karşılayıp karşılamadığını değerlendirin.
Ateş 38.3C38.3^\circ \text{C} ve mutlak nötrofil sayısı <500/mm3< 500/\text{mm}^3 (350/mm3350/\text{mm}^3) olduğu için hasta febril nötropeni tanısı alır.
Ampirik tedaviye başlama kararını netleştirmek için tanısal kriterlerin doğrulanması gerekir.
2
MASCC risk skorlamasını yorumlayın.
MASCC skoru 2424 olarak verilmiştir; bu değer 2121 eşiğinin üzerindedir.
MASCC skoru 21\geq 21 olması hastanın düşük riskli grupta olduğunu gösterir.
3
Düşük riskli hastalar için kılavuzların önerdiği uygun tedavi ortamını ve rejimini seçin.
Kılavuzlar, sosyal desteği olan ve komplikasyonu bulunmayan düşük riskli hastalarda oral siprofloksasin + amoksisilin-klavulanat ile ayaktan tedaviyi önerir.
Uygun hastalarda hastane kaynaklı enfeksiyon riskini azaltmak ve maliyeti düşürmek için ayaktan tedavi tercih edilir.

Key Concept

Febril nötropenide MASCC skoru ile risk stratifikasyonu ve ayaktan tedavi kriterleri.

Practice More

Febril nötropenide yüksek risk kriterlerini (mutlak nötrofil sayısı < 100, beklenen nötropeni süresi > 7 gün, MASCC < 21) tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 322Question

58 yaşında erkek hasta, halsizlik ve belirgin kilo kaybı şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan tetkiklerde karaciğerde çok sayıda metastatik kitle saptanıyor, ancak radyolojik görüntülemelerde primer odak netleştirilemiyor. Karaciğer biyopsisinin histopatolojik incelemesi adenokarsinom ile uyumlu olarak değerlendiriliyor. İmmünohistokimyasal analizde tümör hücrelerinin Sitokeratin 7 (CK7) ve Sitokeratin 20 (CK20) pozitif (+/+) boyandığı; TTF-1, PSA ve CDX-2'nin ise negatif olduğu saptanıyor. Bu hasta için en olası primer tümör kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Pankreas adenokarsinomu

Answer

Pankreas adenokarsinomu
Verilen immünohistokimyasal profilde CK7 ve CK20'nin her ikisinin de pozitif olması (CK7+/CK20+), özellikle pankreas biliyer sistem tümörleri, ürotelyal karsinomlar ve bazı mide kanserleri için karakteristiktir. Seçenekler arasında pankreas adenokarsinomu bu profille (CK7+/CK20+) en uyumlu olan malignitedir. Ayrıca TTF-1, CDX-2 ve PSA negatifliği diğer majör olasılıkları (akciğer, kolon, prostat) dışlamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu ve immünohistokimyasal (İHK) profilini analiz et.
58 yaş erkek, karaciğer metastazı, adenokarsinom. İHK: CK7(+) / CK20(+), TTF-1(-), CDX-2(-), PSA(-).
Primer odağı belirlemek için tümör belirteçlerinin kombinasyonu kullanılmalıdır.
2
CK7 ve CK20 profiline göre ayırıcı tanı yap.
CK7(+) ve CK20(+) profili en sık Pankreas, Ürotelyal (Mesane), Mide ve Müsinöz Over tümörlerinde görülür.
Bu 'çifte pozitif' patern spesifik bir tümör grubunu işaret eder.
3
Diğer negatif belirteçleri ve seçenekleri değerlendir.
Kolon (CK7-), Akciğer (CK20-), Prostat ve Böbrek (CK7-/CK20-) elenir. CDX-2 negatifliği kolonu, TTF-1 negatifliği akciğeri dışlar.
Seçenekler arasında CK7+/CK20+ profiline uyan tek aday Pankreas adenokarsinomudur.

Key Concept

Bilinmeyen primer tümörlerin yaklaşımında immünohistokimyasal boyama profilleri (özellikle CK7/CK20 matrisi) tanısal algoritmanın temelini oluşturur.

Hints

1
Primer odağı belirlemek için sitokeratin (CK) profilini 'artı/eksi' tablosu olarak düşünün.
2
Hem CK7 hem de CK20'nin pozitif olduğu tümör grubu oldukça dardır; genellikle gastrointestinal veya ürotelyal kaynaklıdır, ancak kolon (CK7-) bunlardan biri değildir.
3
Akciğer CK7+/CK20-, Kolon CK7-/CK20+ iken; Pankreas sıklıkla her ikisini de pozitif boyayabilir.

Practice More

CK7 ve CK20 negatifliğinin görüldüğü (CK7-/CK20-) tümörlerin ayırıcı tanısına çalışın (örn. RCC, HCC, Prostat).
Estimated Time:1m 30s
Question 323Question

Bir aydır devam eden inatçı kabızlık ve karın şişkinliği nedeniyle başvuran 6363 yaşındaki erkek hastanın öyküsünde 5050 paket-yıl sigara kullanımı mevcuttur. Yapılan görüntülemelerinde mekanik bir tıkanıklık odağı saptanmamasına rağmen yaygın dilate bağırsak ansları izlenen hastada intestinal psödo-obstrüksiyon tanısı konuluyor. Ayrıntılı nörolojik muayenesinde distal ekstremitelerde derin duyu kaybı ve arefleksi de saptanan bu hastada, etiyolojide yer alması en olası paraneoplastik antikor ve altta yatan malignite eşleşmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Anti-Hu (ANNA-1) — Küçük hücreli akciğer kanseri

Answer

Anti-Hu (ANNA-1) antikorunun küçük hücreli akciğer kanseri ile birlikteliği, bu hastadaki intestinal psödo-obstrüksiyon ve duyu nöronopatisi bulgularını en iyi açıklayan durumdur.
İntestinal psödo-obstrüksiyon (Ogilvie sendromu) ile birlikte duyu nöronopatisi bulgularının (arefleksi, derin duyu kaybı) görülmesi, mienterik pleksus ve dorsal kök ganglionlarının birlikte etkilendiğini gösterir. Bu tablo, paraneoplastik ensefalomiyelit spektrumunun bir parçasıdır ve en sık Anti-Hu (ANNA-1) antikorları ile ilişkilidir. Bu antikorların saptandığı hastaların %90\%90'ından fazlasında altta yatan neden küçük hücreli akciğer kanseridir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları sentezle
İntestinal psödo-obstrüksiyon ve duyu nöronopatisi (arefleksi, derin duyu kaybı) bir arada bulunuyor.
Bu tablo, mienterik pleksus ve dorsal kök ganglionlarının birlikte etkilendiği bir paraneoplastik ensefalomiyelit spektrumunu gösterir.
2
Risk faktörlerini değerlendir
İleri yaş ve 5050 paket-yıl sigara öyküsü.
Bu profil, paraneoplastik sendromların en sık nedeni olan akciğer kanseri (özellikle küçük hücreli tip) için yüksek risk grubundadır.
3
Spesifik antikor-tümör eşleşmesini kur
Anti-Hu (ANNA-1) antikoru ve Küçük hücreli akciğer kanseri.
Anti-Hu antikorları KHAK hastalarında en sık görülen nörolojik antikorlardandır ve gastrointestinal motilite bozuklukları ile duyu nöronopatisinin klasik nedenidir.

Key Concept

Paraneoplastik Ensefalomiyelit ve Anti-Hu Antikoru
Estimated Time:2m 0s
Question 324Question

5858 yaşında erkek hasta, 22 yıl önce kronik Hepatit C tanısıyla direkt etkili antiviral (DEA) tedavi görmüş ve kalıcı viral yanıt (KVY) elde edilmiştir. Tedavi öncesi yapılan karaciğer biyopsisinde Evre 33 (F3F3 - ileri fibrozis) saptanan hastanın özgeçmişinde sigara öyküsü bulunmamaktadır. Bu hastada tümör belirteçleri ve kanser tarama yöntemlerinin kullanımıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hastada ileri fibrozis (F3F3) öyküsü bulunduğu için KVY elde edilmiş olsa dahi yaşam boyu 66 ayda bir abdominal ultrasonografi ile HCC taramasına devam edilmelidir.

Answer

İleri evre fibrozisi (F3) olan Hepatit C hastalarında, virüs temizlense bile 6 ayda bir ultrasonografi ile HCC taramasına devam edilmelidir.
Kalıcı viral yanıt (KVY) elde edilen Hepatit C hastalarında, tedavi öncesinde ileri evre fibrozis (F3F3) veya siroz (F4F4) saptanmışsa, HCC riski yıllık %\% 1,5 eşiğinin üzerinde kabul edilir. Bu nedenle, bu hastalarda yaşam boyu 66 ayda bir ultrasonografi ile tarama yapılması önerilir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın HCC risk faktörlerini değerlendir.
Hasta kronik Hepatit C öyküsüne sahip ve tedavi öncesi F3F3 (ileri fibrozis) evresindedir.
HCV hastalarında fibrozis evresi, tedavi sonrası kanser riskini belirleyen en önemli faktördür.
2
Kalıcı viral yanıtın (KVY) tarama protokolü üzerindeki etkisini hatırla.
KVY riskini azaltsa da, F3F3 ve F4F4 hastalarında HCC riski tarama eşiğinin üzerinde kalmaya devam eder.
Siroz veya ileri fibrozis zemininde gelişen genetik hasar, virüs temizlendikten sonra da malign dönüşüme yol açabilir.
3
Doğru tarama modalitesini ve sıklığını belirle.
66 ayda bir abdominal ultrasonografi (USG) gereklidir.
Ultrasonografi, HCC taramasında altın standart görüntüleme yöntemidir; tümör belirteçleri (AFP) tek başına yeterli değildir.
4
Diğer kanser tarama kurallarını kontrol et.
5858 yaşındaki bir bireyde kolorektal kanser taraması (kolonoskopi veya GGK) yapılmalıdır; tümör belirteçleri ise tarama amaçlı kullanılmamalıdır.
Yaşa dayalı tarama protokolleri semptomdan bağımsız olarak uygulanır.

Key Concept

İleri fibrozis (F3) ve siroz (F4) hastalarında, HCV eradikasyonu sonrası HCC taramasının sürekliliği ve görüntüleme bazlı olması.
Question 325Question

45 yaşında kadın hasta, yıllık sağlık kontrolleri sırasında meme kanseri taraması hakkında bilgi almak istiyor. Bir arkadaşından 'kan tahlili ile kanser taraması' yapıldığını duyduğunu belirterek, radyasyon korkusu nedeniyle mamografi çektirmek yerine kanda tümör belirteçlerine bakılmasını talep ediyor. Hastanın özgeçmişinde ve soygeçmişinde özellik saptanmıyor.

Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Meme kanseri taramasında serum tümör belirteçlerinin yeri yoktur; hastaya mamografinin gerekliliği anlatılmalı ve tarama bu yöntemle yapılmalıdır.

Answer

Meme kanseri taramasında serum tümör belirteçlerinin yeri yoktur; hastaya mamografinin gerekliliği anlatılmalı ve tarama bu yöntemle yapılmalıdır.
Meme kanseri taramasında mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış tek yöntem mamografidir. Serum tümör belirteçleri (CA 15-3, CEA, CA 27-29), lokalize veya erken evre hastalıkta nadiren yükselir ve benign durumlarda da yükselebildikleri için düşük özgüllüğe sahiptirler. Bu nedenle uluslararası kılavuzlar (ASCO, NCCN), meme kanseri taraması, tanısı veya evrelemesi için tümör belirteçlerinin rutin kullanımını önermemektedir. Bu belirteçlerin asıl kullanım alanı, metastatik hastalığın tedavi yanıtının izlenmesi veya bilinen nüksün erken saptanmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın risk grubunu ve başvuru nedenini değerlendir.
45 yaşında, ortalama risk grubunda, semptomsuz ancak 'kan testi ile tarama' talebi olan hasta.
Tarama önerileri hastanın yaşına ve risk durumuna göre belirlenir.
2
Meme kanseri tarama kılavuzlarını (NCCN, ACS, Türkiye Kanser Savaş Dairesi) hatırla.
Ortalama riskli kadınlarda 40 yaşından itibaren yıllık veya iki yılda bir mamografi önerilir.
Standart bakımın belirlenmesi.
3
Tümör belirteçlerinin (CA 15-3, CEA, CA 27-29) taramadaki yerini analiz et.
Bu belirteçlerin erken evre (Evre I-II) meme kanserinde duyarlılığı çok düşüktür (%10-20 civarı).
Yanlış negatiflik riski nedeniyle taramada kullanılamazlar.
4
Sonuç çıkar ve doğru yaklaşımı belirle.
Belirteçler tarama için uygun değildir. Radyasyon korkusu yönetilerek hasta mamografiye ikna edilmelidir.
Kanıta dayalı tıp uygulaması.

Key Concept

Tümör belirteçleri (CA 15-3, CEA vb.) düşük duyarlılık ve özgüllükleri nedeniyle kanser taramasında DEĞİL, tanısı konmuş hastaların tedavi yanıtının izlenmesinde veya nüks takibinde kullanılır.

Hints

1
Bu hasta 'tarama' (erken teşhis) amacıyla başvurmuştur. İdeal bir tarama testi hastalığı erken evrede yakalayabilmelidir.
2
CA 15-3 ve CEA gibi kan testleri, genellikle vücuttaki tümör yükü belli bir seviyeye ulaştığında yükselir.
3
Meme kanseri için mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış standart tarama yöntemi görüntülemedir; kan testleri erken evrede 'sessiz' kalır.

Practice More

Kolon kanseri takibinde CEA'nın rolünü ve taramada (kolonoskopi) neden kullanılmadığını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 326Question

58 yaşında, bilinen metastatik meme kanseri olan kadın hasta; 10 gündür devam eden ve son 24 saatte şiddetlenen sırt ağrısı, her iki bacakta giderek artan güçsüzlük ve idrar kaçırma şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede alt ekstremitelerde kas gücü 2/52/5 (bilateral) saptanıyor ve T10T10 seviyesinde duyu kusuru izleniyor. Çekilen spinal MRG'de T10T10 vertebra seviyesinde tek seviyeli, spinal korda bası yapan metastatik kitle saptanıyor. Hastanın genel durumu cerrahiye uygun olup beklenen yaşam süresi 6 aydan uzundur. Bu hastada yürümeyi sürdürme ve nörolojik iyileşme şansı en yüksek olan tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Acil cerrahi dekompresyon ve stabilizasyon, ardından adjuvan radyoterapi

Answer

Cerrahi dekompresyon ve stabilizasyonu takip eden radyoterapi, bu klinik senaryoda en yüksek başarı şansına sahip yaklaşımdır.
Metastatik spinal kord basısında cerrahi dekompresyon ve ardından radyoterapi uygulanması; tek seviyeli basısı olan, genel durumu ameliyata uygun olan ve beklenen yaşam süresi en az 3-4 ay olan hastalarda (Patchell kriterleri), tek başına radyoterapiye göre yürüme yeteneğinin korunması ve nörolojik iyileşme açısından istatistiksel olarak anlamlı derecede daha üstündür.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tanıyı doğrula
Sırt ağrısı, motor kayıp ve mesane bulguları olan hastada metastatik spinal kord basısı (MSKB) ön tanısı konur.
Acil müdahale gerektiren onkolojik bir acildir.
2
Mevcut bulguları Patchell kriterleri açısından değerlendir
Hastada tek seviyeli bası mevcut, genel durum cerrahiye uygun ve yaşam beklentisi >34>3-4 ay.
Hangi hastanın cerrahiden en çok fayda göreceğini belirlemek için kullanılır.
3
Kanıta dayalı en iyi tedavi yöntemini seç
Cerrahi + RT kombinasyonu, sadece RT'ye göre yürüme yeteneğinin korunmasında (84%84\% vs 57%57\%) ve geri kazanılmasında üstündür.
Fonksiyonel bağımsızlığı korumak onkolojik acil yönetiminin birincil hedefidir.

Key Concept

Metastatik Spinal Kord Basısı Yönetimi
Estimated Time:2m 0s
Question 327Question

İmmün kontrol noktası inhibitörleri ile tedavi edilen hastalarda çeşitli immün ilişkili yan etkiler (irAEirAE) görülebilmektedir. Bu grup ilaçlar arasında "hipofizit" (hipofiz iltihabı) gelişim riskinin diğerlerine göre anlamlı derecede daha yüksek olduğu ve genellikle T-hücre aktivasyonunun priming (hazırlık) evresinde etki gösteren ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İpilimumab

Answer

İpilimumab, hipofizit gelişim riskinin en yüksek olduğu ve priming evresinde etki gösteren antikordur.
İpilimumab, bir antiCTLA4anti-CTLA-4 monoklonal antikorudur. CTLA4CTLA-4, T-hücre aktivasyonunun erken evresinde (priming) lenf nodlarında etki gösterir. Klinik çalışmalarda immün ilişkili hipofizit tablosu, İpilimumab kullanan hastalarda antiPD1anti-PD-1 (Nivolumab,PembrolizumabNivolumab, Pembrolizumab) veya antiPDL1anti-PD-L1 (Atezolizumab,DurvalumabAtezolizumab, Durvalumab) kullananlara göre belirgin şekilde daha sık görülmektedir.

Step-by-Step Solution

1
İmmün kontrol noktası inhibitörlerinin etki yerlerini belirle.
CTLA4CTLA-4 inhibitörleri lenf nodlarında (priming), PD1/PDL1PD-1/PD-L1 inhibitörleri ise periferal dokuda/tümör mikroçevresinde (efektör) etki eder.
Yan etki profilindeki farklılıklar etki mekanizması ve yerindeki bu temel ayrımdan kaynaklanır.
2
Hipofizit yan etkisinin hangi sınıfa özgü olduğunu hatırla.
Hipofizit, antiCTLA4anti-CTLA-4 tedavilerinde (yaklaşık %10-15), antiPD1anti-PD-1 tedavilerine göre (<%1) çok daha sıktır.
İmmün ilişkili yan etkilerin doku spesifikliği, hedeflenen kontrol noktasının biyolojik rolüyle ilişkilidir.
3
Seçeneklerdeki ilaçların sınıflarını kontrol et.
Seçenekler arasında tek antiCTLA4anti-CTLA-4 ajanı İpilimumab'dır.
Doğru ajanı belirlemek için farmakolojik sınıflandırma gereklidir.

Key Concept

İmmün Kontrol Noktası İnhibitörlerinin (ICI) Yan Etki Spesifikliği
Estimated Time:1m 15s
Question 328Question

Hedefe yönelik kanser tedavilerinde kullanılan 'tirozin kinaz inhibitörleri' (TKI) ile 'monoklonal antikorlar' (mAb) karşılaştırıldığında; tirozin kinaz inhibitörlerinin (TKI) farmakolojik ve yapısal özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Küçük molekül yapısındadırlar ve genellikle oral (ağızdan) yolla kullanılırlar.

Answer

Küçük molekül yapısındadırlar ve genellikle oral (ağızdan) yolla kullanılırlar
Küçük molekül yapısındaki tirozin kinaz inhibitörleri (TKI), monoklonal antikorların aksine hücre zarı üzerinden pasif difüzyonla geçebilirler ve hücre içindeki tirozin kinaz kısımlarını inhibe ederler. Ayrıca, protein yapısında olmadıkları için gastrointestinal sistemde yıkılmazlar ve bu durum genellikle oral yolla kullanılmalarına olanak sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Ajanların yapısal sınıflandırmasını yapın.
Monoklonal antikorlar (mAb) büyük proteinlerdir, Tirozin kinaz inhibitörleri (TKI) ise küçük moleküllerdir.
Molekül boyutu, ilacın hücre içine girip giremeyeceğini ve emilim özelliklerini belirler.
2
Uygulama yolunu kimyasal yapıya göre değerlendirin.
Proteinler (mab) gastrointestinal sistemde sindirildiği için parenteral verilmelidir; küçük moleküller (nib) oral yolla alınabilir.
Biyoyararlanım ve stabilite, uygulama yolunun seçilmesinde temel faktördür.
3
Etki mekanizmasını hedef bölgeye göre ayırın.
TKI'lar hücre içine girerek intraselüler tirozin kinaz enzimlerini inhibe eder.
İlaçların son ekleri (-mab vs -nib) genellikle bu yapısal ve fonksiyonel farkları yansıtır.

Key Concept

Tirozin kinaz inhibitörleri (TKI) ile monoklonal antikorların (mAb) farmakolojik farkları
Estimated Time:45s
Question 329Question

6363 yaşında erkek hasta, sol omuz bölgesinde ağrılı, hızla büyüyen bir kitle şikayetiyle başvuruyor. Kitleden yapılan eksizyonel biyopsi sonucu "berrak hücreli (clear cell) adenokarsinom metastazı" olarak raporlanıyor. İmmünohistokimyasal (İHK) incelemede tümör hücrelerinin Vimentin (+), PAX-8 (+) ve CD10 (+) olduğu; Cytokeratin 7 (CK7), Cytokeratin 20 (CK20) ve TTF-1'in ise negatif olduğu saptanıyor. Bu hastada primer odak araştırmasında öncelikle yapılması gereken tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kontrastlı abdominal bilgisayarlı tomografi

Answer

Kontrastlı abdominal bilgisayarlı tomografi
Berrak hücreli karsinom morfolojisi gösteren bir metastazda PAX-8, CD10 ve Vimentin pozitifliği; CK7 ve TTF-1 negatifliği ile birleştiğinde en olası primer odak böbrektir (Renal Hücreli Karsinom). Bu durumda primer kitleyi saptamak için yapılması gereken en uygun ve öncelikli tetkik batın bölgesine yönelik kontrastlı bilgisayarlı tomografidir.

Step-by-Step Solution

1
Metastatik kitlenin histopatolojik morfolojisini değerlendir.
Berrak hücreli (clear cell) morfoloji, özellikle renal hücreli karsinom (RCC) için tipiktir.
Morfoloji, ayırıcı tanıda ilk ve en önemli ipucunu sağlar.
2
İmmünohistokimyasal (İHK) belirteçleri analiz et.
Vimentin (+), PAX-8 (+) ve CD10 (+) profili, CK7 ve CK20 negatifliği ile birlikte RCC tanısını destekler.
PAX-8 renal, tiroid ve müllerian kanalları için; CD10 ise proksimal tübül hücreleri için spesifik belirteçlerdir.
3
Diğer olası primer odakları İHK sonuçlarına göre dışla.
TTF-1 ve CK7 negatifliği akciğeri, CK20 negatifliği kolonu dışlar.
Negatif belirteçler tanısal algoritmanın daraltılmasını sağlar.
4
Elde edilen veriler doğrultusunda en uygun görüntüleme yöntemini seç.
RCC şüphesi nedeniyle kontrastlı abdominal BT ile böbrekler taranmalıdır.
Spesifik İHK profili, hedef odaklı görüntülemeye olanak tanır.

Key Concept

Bilinmeyen Primerli Tümörlerde (BPT) Berrak Hücreli Morfoloji ve PAX-8 Pozitifliği

Practice More

BPT vakalarında CK7 ve CK20 kombinasyonlarının (Örn: CK7-/CK20+, CK7+/CK20-) işaret ettiği diğer primer odakları tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 330Question

Metastatik malignitesi nedeniyle hedefe yönelik ajanlar ve immünoterapi seçenekleri uygulanan bir hastanın klinik yönetimi ve kullanılan ilaçların farmakolojik özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: İmmün ilişkili hipofizit tablosunda sekonder adrenal yetmezlik saptanan hastalarda, yüksek doz steroid tedavisi ile hipofiz-adrenal aksının genellikle 464-6 hafta içinde tamamen iyileşmesi ve replasman ihtiyacının ortadan kalkması beklenir.

Answer

İmmün ilişkili hipofizit gelişen hastalarda hormon akslarının steroid tedavisi ile tamamen iyileşmesi ve replasman ihtiyacının ortadan kalkması beklenmez; bu hasar genellikle kalıcıdır.
İmmün kontrol noktası inhibitörü (I˙KNI˙\text{İKNİ}) kullanımına bağlı gelişen hipofizit, tiroidit ve tip 1 diyabet gibi endokrinopatilerde gelişen fonksiyon kaybı genellikle kalıcıdır. Steroid tedavisi sadece akut fazdaki inflamatuar semptomları (örneğin hipofiz büyümesine bağlı baş ağrısı) kontrol altına almak için kullanılır. Deri döküntüleri veya kolit gibi durumların aksine, bozulan hipofiz-adrenal veya hipofiz-tiroid aksının geri dönme olasılığı oldukça düşüktür ve hastalar ömür boyu hormon replasmanına ihtiyaç duyar.

Step-by-Step Solution

1
İmmün kontrol noktası inhibitörlerinin (I˙KNI˙\text{İKNİ}) endokrin organlar üzerindeki toksisite paternini analiz et.
Hipofiz, tiroid ve pankreas adacık hücreleri immün saldırı sonrası kalıcı hasar görme eğilimindedir.
Deri veya bağırsak mukozasının aksine, endokrin dokuların immün aracılı hasar sonrası rejenerasyon kapasitesi düşüktür.
2
Hipofizit yönetiminde steroidin rolünü değerlendir.
Steroid tedavisi akut inflamasyonu (baş ağrısı, kitle etkisi) baskılar ancak hormon üretimini geri döndürmez.
Hipofizitte gelişen ACTH\text{ACTH}, TSH\text{TSH} veya gonadotropin\text{gonadotropin} eksiklikleri sıklıkla ömür boyu replasman gerektirir.
3
Seçeneklerdeki diğer yönetim prensiplerini doğrula.
Pnömonitte erken müdahale, kolitte infliksimab kullanımı ve mAb/TKI\text{mAb/TKI} farmakolojik farkları güncel onkoloji pratiğiyle uyumludur.
Bu bilgiler immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerin standart toksisite ve farmakoloji ilkeleridir.

Key Concept

İmmün ilişkili yan etkilerin (irAE\text{irAE}) organ bazlı geri dönüşümlülük farkları ve yönetim stratejileri.

Practice More

İmmün kontrol noktası inhibitörlerine bağlı gelişen 'psödoprogresyon' ile 'gerçek progresyon' arasındaki klinik ve radyolojik ayrım kriterlerini inceleyiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 331Question

2424 yaşında erkek hasta, 1515 cmcm çapında mediastinal kitle, yaygın lenfadenopati ve belirgin lökositoz (180.000/mm3180.000/mm^3) ile karakterize yeni tanı TT-hücreli akut lenfoblastik lösemi (ALLALL) nedeniyle yatırılıyor. Hastaya yüksek riskli tümör lizis sendromu (TLSTLS) profilaksisi planlanıyor. Laboratuvar incelemesinde ürik asit düzeyi 13.513.5 mg/dLmg/dL olarak saptanan hastanın tıbbi özgeçmişinde Glukoz-66-Fosfat Dehidrogenaz (G6PDG6PD) eksikliği olduğu biliniyor. Bu hastada ürik asit düzeyini düşürmek amacıyla aşağıdaki tedavilerden hangisinin uygulanması kontrendikedir?

Show answer & explanation

Answer: Rasburikaz

Answer

Rasburikaz, G6PD eksikliği olan hastalarda oksidatif strese yol açarak hemolitik anemi ve methemoglobinemi riski oluşturduğu için kontrendikedir.
Rasburikaz, ürik asidi allantoine dönüştüren rekombinant bir ürat oksidaz enzimidir. Bu biyokimyasal reaksiyon sırasında açığa çıkan hidrojen peroksit (H2O2H_2O_2), Glukoz-66-Fosfat Dehidrogenaz (G6PDG6PD) eksikliği olan bireylerde eritrositlerde oksidatif hasara, methemoglobinemiye ve şiddetli hemolitik anemiye neden olur. Bu nedenle bu hasta grubunda kullanımı kesinlikle kontrendikedir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın TLS riskini belirle.
Yüksek WBCWBC (>100.000/mm3>100.000/mm^3), mediastinal kitle (bulkybulky hastalık) ve yüksek ürik asit nedeniyle hasta 'yüksek risk' grubundadır.
Yüksek riskli hastalarda agresif hidrasyonun yanı sıra ürik asidi hızla düşüren ajanlar gereklidir.
2
Özgeçmişteki kontrendikasyonu değerlendir.
Hastada Glukoz-66-Fosfat Dehidrogenaz (G6PDG6PD) eksikliği mevcuttur.
Bazı ilaçlar bu enzim eksikliğinde eritrositlerin oksidatif hasara karşı savunmasız kalmasına neden olur.
3
Tedavi seçeneklerinin etki mekanizmasını ve yan etkilerini hatırla.
Rasburikaz (rekombinant ürat oksidaz), ürik asidi allantoine çevirirken yan ürün olarak hidrojen peroksit (H2O2H_2O_2) açığa çıkarır.
G6PDG6PD eksikliğinde açığa çıkan H2O2H_2O_2 nötralize edilemez, bu da hemoglobinin oksidasyonuna ve hemolize yol açar.

Key Concept

Tümör Lizis Sendromu yönetiminde Rasburikaz'ın G6PD eksikliği olan hastalarda kontrendike olması.
Estimated Time:1m 30s
Question 332Question

56 yaşında kadın hasta, karın şişliği ve dispeptik yakınmalarla başvuruyor. Batın tomografisinde yaygın asit ve omentumda kekleşme (omental caking) görünümü saptanırken; yumurtalıklar, mide ve pankreasta belirgin kitle izlenmiyor. Asit sıvısından yapılan hücre bloğu incelemesinde adenokarsinom hücreleri görülüyor. İmmünohistokimyasal çalışmada tümör hücreleri Sitokeratin 7 (CK7), PAX-8 ve WT-1 pozitif; Sitokeratin 20 (CK20), CDX-2 ve TTF-1 negatif saptanıyor. Bu klinik ve immünofenotipik bulgular eşliğinde en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Primer Peritoneal Seröz Karsinom

Answer

Primer Peritoneal Seröz Karsinom
Hastadaki immün profil (CK7+, CK20-, PAX-8+, WT-1+) Müllerian kökenli seröz karsinomlar için patognomoniktir. Radyolojik olarak overlerde kitle saptanmayıp periton tutulumunun baskın olması, over seröz karsinomunun varyantı olan Primer Peritoneal Seröz Karsinom tanısını doğrular. Bu tümörler over kanseri gibi evrelendirilir ve tedavi edilir.

Step-by-Step Solution

1
İmmünohistokimyasal profili analiz et.
CK7 (+) ve CK20 (-) bulgusu; akciğer, meme, tiroid ve jinekolojik (Müllerian) tümörleri düşündürür. Kolon (CK20+) dışlanır.
Primer odağı daraltmak için temel sitokeratin ayrımı yapılmalıdır.
2
Spesifik belirteçleri (PAX-8 ve WT-1) değerlendir.
PAX-8 (+) ve WT-1 (+) olması, tanıyı Müllerian kökenli seröz karsinomlara (Over, Tüp, Periton) indirger. Meme (GATA-3+) ve Akciğer (TTF-1+) dışlanır.
PAX-8 Müllerian, Renal ve Tiroid kaynaklı tümörlerde; WT-1 ise Seröz tümörlerde ve Mezotelyomada pozitiftir.
3
Klinik tablo ile birleştir.
Yaygın asit ve omental kekleşme olup overlerde kitle saptanmaması, Primer Peritoneal Seröz Karsinom tanısını koydurur.
Over seröz karsinomu ile aynı histoloji ve profile sahiptir ancak primer over kitlesi yoktur.

Key Concept

Bilinmeyen primer tümörlerde immünohistokimyasal belirteçlerin (CK7, CK20, PAX8, WT1) tanısal algoritmada kullanımı.
Question 333Question

6464 yaşında, 4545 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; halsizlik ve iştahsızlık şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde hastanın övolemik olduğu ve periferik ödemin bulunmadığı saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyumu 122122 mEq/L, serum osmolalitesi 255255 mOsm/kg, idrar sodyumu 4545 mEq/L ve idrar osmolalitesi 400400 mOsm/kg saptanıyor. Çekilen akciğer grafisinde santral yerleşimli bir kitle saptanan bu hastadaki klinik tablo ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: En olası histolojik tanı küçük hücreli akciğer kanseridir

Answer

En olası histolojik tanı küçük hücreli akciğer kanseridir
Verilen laboratuvar bulguları (hipotonik hiponatremi, idrar osmolalitesinin serumdan yüksek olması ve idrar sodyumunun yüksekliği) övolemik bir hastada Uygunsuz ADH Sendromu (UADHS) tanısını doğrular. Akciğer kanserleri arasında bu sendromla en güçlü ilişki gösteren tip küçük hücreli akciğer kanseridir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın hiponatremi tipini belirle
Serum sodyumu 122122 ve serum osmolalitesi 255255 olduğu için hipotonik hiponatremi mevcuttur.
Tanısal yaklaşımın ilk adımı osmolaliteye göre sınıflandırmadır.
2
Volüm durumunu ve idrar tetkiklerini değerlendir
Övolemik hasta, yüksek idrar sodyumu (4545) ve yüksek idrar osmolalitesi (400400).
İdrarın uygunsuz şekilde konsantre olması ektopik ADH etkisini gösterir.
3
Klinik birlikteliği sorgula
Santral kitle ve sigara öyküsü varlığında bu tablo Uygunsuz ADH Sendromu (UADHS) ile uyumludur.
Küçük hücreli akciğer kanseri bu sendromun en tipik nedenidir.

Key Concept

Uygunsuz ADH Sendromu (UADHS) tanı kriterleri ve küçük hücreli akciğer kanseri ile ilişkisi.
Question 334Question

5757 yaşında, 4545 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; son iki aydır artan öksürük ve iştahsızlık şikayetlerine eklenen son bir haftalık kabızlık, aşırı susama ve hafif konfüzyon nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde sağ akciğer üst alanda solunum seslerinde azalma saptanıyor ve mukoza kuruluğu dikkat çekiyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kalsiyum: 13,413,4 mg/dL, fosfor: 2,22,2 mg/dL, albumin: 4,14,1 g/dL ve parathormon (PTHPTH) düzeyi 55 pg/mL (Normal: 106510-65) olarak ölçülüyor. Göğüs tomografisinde sağ hiler bölgede 55 cm çapında, kavitasyon gösteren santral yerleşimli bir kitle izleniyor. Bu hastadaki klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı ve paraneoplastik mekanizma eşleşmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yassı hücreli (skuamöz) karsinom — Paratiroid hormon ilişkili protein (PTHrP) üretimi

Answer

Yassı hücreli (skuamöz) karsinom tanısı ve paratiroid hormon ilişkili protein (PTHrP) üretimi mekanizması
Hastanın kliniğinde görülen kalsiyum yüksekliği, fosfor düşüklüğü ve PTH baskılanması, tümörden salınan PTHrP'nin kemiklerden kalsiyum mobilizasyonunu artırması ve böbreklerden fosfor atılımını tetiklemesiyle açıklanır. Radyolojideki santral yerleşim ve kavitasyon, sigara öyküsüyle birleştiğinde yassı hücreli karsinom tanısını destekler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik belirtilerin analizi
Kabızlık, poliüri (aşırı susama) ve konfüzyon semptomları hiperkalsemiyi işaret eder.
Hiperkalsemi nöromüsküler irritabiliteyi azaltarak GIS motilitesini yavaşlatır ve santral sinir sistemi fonksiyonlarını bozar.
2
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
Yüksek kalsiyum, düşük fosfor ve baskılanmış PTH düzeyi mevcuttur.
Maligniteye bağlı humoral hiperkalsemi (HHM), PTHrP salınımı nedeniyle PTH'ı negatif geribildirimle baskılar.
3
Radyolojik ve patolojik korelasyon
Santral yerleşimli ve kavitasyon içeren kitle yassı hücreli karsinom için tipiktir.
Yassı hücreli akciğer kanseri, paraneoplastik olarak en sık hiperkalsemi (PTHrP üzerinden) yapan akciğer kanseri tipidir.

Key Concept

Malignitenin Humoral Hiperkalsemisi (HHM) ve Akciğer Kanseri İlişkisi
Estimated Time:1m 15s
Question 335Question

5252 yaşında kadın hasta, genel kontrol amacıyla yaptırdığı tetkiklerde serum CA 19-9 düzeyinin 6565 U/mL (N < 3737) saptanması üzerine endişelenerek başvuruyor. Hastanın fizik muayenesi, karaciğer fonksiyon testleri ve tam kan sayımı normaldir. Yapılan batın ultrasonografisinde pankreas ve safra yolları doğal olarak izlenmiştir.

Bu hastadaki tümör belirteci sonucu ve yönetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Düşük spesifitesi ve benign durumlarda da yükselebilmesi nedeniyle CA 19-9'un genel popülasyonda tarama amaçlı kullanılması önerilmez.

Answer

CA 19-9'un düşük spesifitesi ve benign durumlarda da yükselebilmesi nedeniyle genel popülasyonda tarama amaçlı kullanılması önerilmemektedir.
CA 19-9 ve benzeri çoğu tümör belirteci, genel popülasyonda tarama yapmak için yeterli duyarlılık ve özgüllüğe sahip değildir. Bu testler, tanı konulmuş hastalarda tedaviye yanıtın izlenmesi veya nükslerin erken saptanması amacıyla kullanılmalıdır. Asemptomatik bir hastada izole hafif yükseklikler genellikle klinik olarak anlamlı bir maligniteyi göstermez.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik durumunu ve istenen tetkikin amacını değerlendir.
Hasta asemptomatik ve görüntülemesi normaldir; tetkik tarama amaçlı istenmiştir.
Tümör belirteçlerinin çoğu tarama testi olarak değil, takip testi olarak tasarlanmıştır.
2
CA 19-9 belirtecinin özelliklerini ve kısıtlılıklarını gözden geçir.
Belirtecin düşük sensitivite/spesifiteye sahip olduğu ve benign durumlardan etkilendiği saptanır.
Pankreatit, kolestaz ve siroz gibi durumlar yalancı pozitifliğe neden olabilir.
3
Güncel tarama kılavuzları ile sonucu karşılaştır.
Pankreas kanseri için rutin biyokimyasal tarama önerisi yoktur.
Mortaliteyi azalttığına dair kanıt bulunmamaktadır.

Key Concept

Tümör belirteçlerinin (özellikle CA 19-9, CEA, CA 125) tarama amacıyla kullanılamayacağı, esas olarak bilinen malignitelerin takibinde değerli oldukları gerçeği.

Practice More

Diğer tümör belirteçlerinin (AFP, PSA, Calcitonin) hangi durumlarda istisna olarak taramada kullanılabileceğini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 336Question

5252 yaşında erkek hasta, sol koltuk altında yaklaşık 22 aydır mevcut olan ve giderek büyüyen ağrısız bir kitle nedeniyle başvuruyor. Fizik muayenede sol aksiller bölgede 3 cm3\text{ cm} çapında, sert ve çevre dokulara fikse bir lenfadenopati palpe ediliyor. Lenf nodundan yapılan eksizyonel biyopsi sonucu "invaziv adenokarsinom metastazı" olarak raporlanıyor. İmmünohistokimyasal (İHK) incelemede tümör hücrelerinin CK7(+)CK7(+), CK20()CK20(-), GATA3(+)GATA3(+) ve Östrojen Reseptörü (ER) (+)(+) olduğu; TTF1TTF-1, PSAPSA, CDX2CDX2 ve NKX3.1NKX3.1 belirteçlerinin ise negatif olduğu saptanıyor. Hastaya yapılan toraks ve tüm batın bilgisayarlı tomografi (BT) tetkiklerinde herhangi bir primer odak saptanamıyor. Bu bulgular ışığında, hastada en olası primer odak aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Meme dokusu

Answer

Meme dokusu (GATA3 ve ER pozitifliği, CK7+/CK20- profili ile birlikte erkeklerde de meme kanserine özgü bir tablodur.)
Doğru yanıt olan meme dokusu, sunulan vakadaki GATA3(+)GATA3(+), ER(+)ER(+) ve CK7(+)/CK20()CK7(+)/CK20(-) profili ile tam uyum göstermektedir. Bilinmeyen primerli tümörlerde izole aksiller adenokarsinom metastazı, kadınlarda olduğu gibi erkeklerde de primer odağın meme dokusu olabileceğini (okült meme kanseri) düşündürmelidir. GATA3, meme ve ürotelyal tümörler için oldukça spesifik bir belirteçtir. Ürotelyal tümörler genellikle CK20(+)CK20(+) olduğu için, bu vakada CK20CK20 negatifliği meme odağını kesinleştirir.

Step-by-Step Solution

1
Metastaz bölgesini değerlendir
İzole aksiller lenfadenopati saptanmıştır.
Bilinmeyen primerli tümörlerde lenfatik drenaj yolu, primer odağın lokalizasyonu hakkında kritik ipucu verir.
2
CK7 ve CK20 profilini analiz et
CK7(+)/CK20()CK7(+) / CK20(-) profili tespit edilmiştir.
Bu profil; meme, akciğer, tiroid ve jinekolojik tümörler için karakteristiktir.
3
Spesifik immünohistokimyasal belirteçleri yorumla
GATA3(+)GATA3(+) ve ER(+)ER(+) saptanırken, TTF1TTF-1 ve PSAPSA negatiftir.
GATA3 ve ER kombinasyonu çok yüksek oranda meme kökenini işaret eder; TTF-1'in negatifliği akciğeri, PSA negatifliği ise prostatı dışlar.
4
Cinsiyet ve nadirlik faktörünü değerlendir
Erkek hasta olmasına rağmen profil meme kanseri ile uyumludur.
Bilinmeyen primerli tümörlerin "favorable" (uygun prognozlu) alt gruplarından biri, aksiller lenfadenopati ile başvuran adenokarsinomlardır ve bu durum erkeklerde de kadınlarda olduğu gibi meme kanseri gibi yönetilir.

Key Concept

Bilinmeyen Primerli Tümörlerde İmmünohistokimyasal Algoritma ve Aksiller Metastaz Yönetimi

Practice More

Bilinmeyen primerli skuamöz hücreli karsinomların boyun lenf nodu metastazlarında tonsillektominin tanısal yerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 337Question

6767 yaşında erkek hasta, 4545 paket-yıl sigara öyküsü mevcut. Son bir aydır giderek artan halsizlik, yaygın ödem ve bacaklarda güçsüzlük şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 165/100mmHg165/100 mmHg saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde potasyum: 2.6mEq/L2.6 mEq/L (düşük), kan şekeri: 240mg/dL240 mg/dL (yüksek) ve plazma kortizol düzeyi yüksek bulunuyor. Toraks BT'de hiler bölgede kitle saptanan bu hastada en olası paraneoplastik sendrom hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ektopik ACTH sendromu

Answer

Ektopik ACTH sendromu
Doğru seçenek olan sendrom, küçük hücreli akciğer kanserinde (KHAK) sık görülen bir paraneoplastik durumdur. Ektopik olarak salınan ACTH, sürrenal bezden aşırı kortizol salınımına yol açar. Çok yüksek düzeylere ulaşan kortizol, mineralokortikoid reseptörlerini de uyararak potasyum kaybına (hipokalemi) ve sodyum tutulumuna (hipertansiyon/ödem) neden olur. Ayrıca glukoneogenezi artırarak hiperglisemiye yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et
Hasta yaşlı, ağır sigara öyküsü var ve akciğerinde santral (hiler) kitle mevcut. Bu durum öncelikle küçük hücreli akciğer kanserini (KHAK) düşündürür.
Paraneoplastik sendromlar ile tümör tipi arasındaki ilişkiyi kurmak için primer odak belirlenmelidir.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla
Belirgin hipokalemi (2.6mEq/L2.6 mEq/L), hipertansiyon ve hiperglisemi saptanmıştır. Bu tablo ektopik bir hormon üretimine işaret etmektedir.
Yüksek kortizol düzeyleri ile birleşen bu bulgular mineralokortikoid etkinin baskın olduğu bir Cushing tablosunu gösterir.
3
Sendromu eşleştir
KHAK zemininde gelişen Cushing tablosunun en yaygın nedeni ektopik ACTH salınımıdır.
Küçük hücreli akciğer kanseri, ektopik ACTH üretiminin en sık görüldüğü malignitedir.

Key Concept

Küçük hücreli akciğer kanserinde ektopik ACTH salınımı; mineralokortikoid etki nedeniyle belirgin hipokalemik alkaloz, hipertansiyon ve hiperglisemi ile karakterizedir.

Practice More

Küçük hücreli akciğer kanserindeki diğer yüksek verimli paraneoplastik sendromlar olan SIADH ve Lambert-Eaton sendromunun ayırt edici laboratuvar bulgularını gözden geçirin.
Estimated Time:50s
Question 338Question

5858 yaşında kadın hasta, karın ağrısı ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan batın tomografisinde karaciğerde yaygın metastatik kitleler saptanıyor. Karaciğerden yapılan iğne biyopsisinin histopatolojik incelemesi "adenokarsinom metastazı" olarak raporlanıyor. İmmünohistokimyasal (İHK) incelemede tümör hücrelerinde **Sitokeratin 77 (CK7CK7) pozitif ve Sitokeratin 2020 (CK20CK20) pozitif** boyanma saptanıyor.

Bu İHK profiline göre, bu hastada primer odağı saptamak amacıyla öncelikle aşağıdaki organlardan hangisine yönelik ileri tetkik planlanmalıdır?

Show answer & explanation

Answer: Pankreas

Answer

İmmünohistokimyasal olarak hem CK7CK7 hem de CK20CK20 pozitifliği (çift pozitiflik) gösteren primer odak pankreastır.
Bilinmeyen primerli tümörlerin değerlendirilmesinde Sitokeratin (CKCK) profilleri çok değerlidir. Pankreas adenokarsinomları, biliyer kanal tümörleri ve müsinöz over kanserleri hem CK7CK7 hem de CK20CK20 ile pozitif boyanma (çift pozitif) gösterir. Bu hastada karaciğer metastazları ve adenokarsinom histolojisi eşliğinde çift pozitiflik saptanması, primer odağın en olası pankreas olduğunu gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Metastatik lezyonun histolojik alt tipini belirle.
Adenokarsinom saptandı.
Bilinmeyen primerli tümörlerde (BPT) tanısal algoritma histolojik alt tipe göre değişir.
2
Sitokeratin (CK7CK7 ve CK20CK20) profillerini analiz et.
CK7CK7 (+), CK20CK20 (+) (çift pozitif) paterni saptandı.
Bu marker kombinasyonları, adenokarsinomun olası kökenini daraltmak için kritik öneme sahiptir.
3
Çift pozitif boyanma gösteren organlarla klinik verileri eşleştir.
Pankreas ve biliyer sistem ön plana çıktı.
Pankreas adenokarsinomu, biliyer sistem tümörleri ve ürotelyal karsinomlar tipik olarak çift pozitiflik gösterir.

Key Concept

Bilinmeyen primerli adenokarsinomlarda Sitokeratin 7 (CK7CK7) ve Sitokeratin 20 (CK20CK20) boyanma paternlerinin primer odak tayinindeki değeri.
Estimated Time:1m 15s
Question 339Question

4545 yaşında, bilinen herhangi bir ek hastalığı, ailede kanser öyküsü veya aktif şikayeti bulunmayan bir kadın hasta, rutin sağlık kontrolü ve kanser taraması yaptırmak amacıyla polikliniğe başvurmuştur. Güncel tarama kılavuzları ve klinik yaklaşımlar göz önüne alındığında, bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Meme kanseri taraması amacıyla mamografi planlanması

Answer

Meme kanseri taraması amacıyla mamografi planlanması
Güncel onkoloji ve halk sağlığı kılavuzlarına göre, 4545 yaşındaki risksiz bir kadın hastada en uygun tarama yaklaşımı meme kanseri için mamografi çekilmesidir. Türkiye'deki ulusal tarama standartlarına göre 4040 yaşından itibaren 22 yılda bir mamografi önerilmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın risk profilini ve yaşını analiz et.
Hasta 4545 yaşında, kadın ve bilinen bir risk faktörü (aile öyküsü, sigara vb.) yok.
Tarama programları yaşa ve risk faktörlerine göre belirlenir.
2
Standart tarama kılavuzlarını yaş grubuyla eşleştir.
Meme kanseri taraması için mamografi 406940-69 yaş arası kadınlarda standart tarama yöntemidir.
Erken tanıda mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış en önemli yöntemdir.
3
Tümör belirteçlerinin taramadaki yerini değerlendir.
CACA 15315-3, CEACEA ve CACA 125125 gibi serum belirteçlerinin taramada yeri yoktur.
Bu belirteçlerin duyarlılık ve özgüllükleri asemptomatik popülasyonda tarama yapmak için düşüktür; daha çok takipte kullanılırlar.

Key Concept

Kanser taramasında tümör belirteçlerinin yeri ve standart tarama modaliteleri.

Practice More

Kolorektal kanser tarama yaşının ve kullanılan yöntemlerin (GGK ve Kolonoskop) tekrar edilmesi önerilir.
Estimated Time:45s
Question 340Question

2222 yaşında erkek hasta, karın ağrısı ve şişkinlik şikayetiyle başvuruyor. Yapılan tetkiklerde yaygın abdominal lenfadenopatiler ve belirgin LDHLDH yüksekliği (24002400 U/L) saptanarak Burkitt lenfoma tanısı konuluyor. Kemoterapi (R-CODOX-M/IVAC) planlanan hastanın bazal laboratuvar değerleri; Ürik asit: 9.89.8 mg/dL, Fosfor: 4.84.8 mg/dL, Potasyum: 4.54.5 mEq/L, Kalsiyum: 9.29.2 mg/dL ve Kreatinin: 1.11.1 mg/dL olarak ölçülüyor. Profilaktik agresif hidrasyon (30003000 mL/m2m^2/gün) ve Rasburicase başlanan hastanın kemoterapi sonrası 1818. saatinde; Fosfor: 10.410.4 mg/dL, Potasyum: 5.85.8 mEq/L, Ürik asit: 3.23.2 mg/dL, Kalsiyum: 6.46.4 mg/dL ve Kreatinin: 2.32.3 mg/dL saptanıyor. Fizik muayenesinde nöromüsküler irritabilite (Chvostek/Trousseau negatif) bulgusu saptanmayan ve idrar çıkışı 100100 mL/saat olan hastanın bu aşamadaki yönetimiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hipokalsemi asemptomatik olduğu sürece kalsiyum replasmanından kaçınılmalıdır.

Answer

Hipokalsemi asemptomatik olduğu sürece kalsiyum replasmanından kaçınılmalıdır
Burkitt lenfoma gibi yüksek proliferasyon hızına sahip tümörlerde görülen Tümör Lizis Sendromu'nda (TLS) ortaya çıkan şiddetli hiperfosfatemi, kalsiyum ile birleşerek kalsiyum-fosfat kristalleri oluşturur. Bu kristaller renal tübüllerde çökerek akut böbrek hasarına (nefrokalsinozis) neden olur. Sodyum bikarbonat kullanımı idrarı alkalize ederek ürik asit çözünürlüğünü artırsa da, fosfatın çözünürlüğünü azaltır ve kristalleşmeyi tetikler. Benzer şekilde, kalsiyum replasmanı da çökelmeyi artırır. Bu nedenle, hastada kardiyak aritmi veya nöromüsküler irritabilite (tetani) gibi yaşamı tehdit eden semptomlar gelişmedikçe hipokalsemiye müdahale edilmemesi, agresif hidrasyon ve rasburicase ile fosforun düşmesinin beklenmesi güncel yönetim stratejisidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik risk ve laboratuvar değerlendirmesi
Burkitt lenfoma ve yüksek LDH nedeniyle hastada yüksek riskli klinik Tümör Lizis Sendromu (TLS) mevcuttur.
Tanı anındaki tümör yükü ve lizis bulguları (P, K, Cr artışı) tedavinin aciliyetini belirler.
2
Hiperfosfatemi ve kalsiyum dengesi analizi
Fosfor değerinin 1010 mg/dL üzerine çıkması ve kalsiyumun düşmesi, kalsiyum-fosfat çarpımının riskli düzeye ulaştığını gösterir.
Kalsiyum-fosfat çarpımı >60>60 olduğunda yumuşak doku ve renal tübüler kalsifikasyon riski belirgin artar.
3
Tedavi kontrendikasyonlarının belirlenmesi
Sodyum bikarbonat ve kalsiyum replasmanının bu aşamada zararlı olabileceği saptanır.
Alkali ortam ve ek kalsiyum, fosfat ile birleşerek kristal nefropatisini ve akut böbrek hasarını derinleştirir.

Key Concept

Tümör Lizis Sendromunda Kalsiyum-Fosfat Çökme Riski ve Yönetimi
Estimated Time:3m 0s
PreviousPage 17 / 18Next
Onkoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 17 | Examkin