Ürogenital ve Endokrin Sistem Patolojisi

387 questions

Question 341Question

66 yaşında bir erkek çocuk, vücudunda yaygın ödem ve idrarında köpürme şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Laboratuvar tetkiklerinde masif proteinüri (>3.5>3.5 g/gün), hipoalbüminemi (2.12.1 g/dL) ve hiperlipidemi saptanıyor. Kan basıncı normal, serum kompleman (C3C3) düzeyi ise normal sınırlarda bulunuyor. Böbrek biyopsisinin ışık mikroskobik incelemesinde glomerüller tamamen normal yapıda izleniyor ve immünofloresan incelemede herhangi bir birikim saptanmıyor.

Bu hastada kesin tanıya ulaşmak için yapılan elektron mikroskobik incelemede aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Podositlerin ayak çıkıntılarında yaygın silinme

Answer

Çocukluk çağındaki nefrotik sendromun en sık nedeni olan Minimal Değişiklik Hastalığı'nda (MCD), ışık mikroskobunun normal olmasına rağmen elektron mikroskobunda podositlerin ayak çıkıntılarında yaygın silinme (füzyon) görülür.
Vakada tarif edilen klinik (çocuk yaş, pür nefrotik sendrom) ve ışık mikroskobik (normal glomerül) bulgular Minimal Değişiklik Hastalığı'nı (MCD) tanımlamaktadır. Bu hastalığın patognomonik bulgusu, sadece elektron mikroskobunda görülebilen podosit ayak çıkıntılarının yaygın silinmesidir (podosit füzyonu).

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir
Çocuk yaş grubu, masif proteinüri, hipoalbüminemi, ödem ve hiperlipidemi nefrotik sendromu işaret eder.
Tanıya gitmek için önce temel klinik sendromu belirlemek gerekir.
2
Patolojik bulguları analiz et
Işık mikroskobunun normal olması ve immünofloresan (IF) incelemenin negatif olması 'Minimal Değişiklik Hastalığı' (MCD) tanısını düşündürür.
MCD, çocuklarda nefrotik sendromun en yaygın sebebidir ve 'minimal' adı ışık mikroskobundaki normal görünümden gelir.
3
Elektron mikroskobu (EM) bulgusunu hatırla
MCD'nin tek morfolojik kanıtı EM'de görülen podosit ayak çıkıntısı silinmesidir.
Podosit hasarı, proteinürinin temel mekanizmasını oluşturur.

Key Concept

Minimal Değişiklik Hastalığı'nda (MCD) ışık mikroskobu normaldir; tanı elektron mikroskobunda podosit ayak çıkıntılarının silinmesi ile konur.

Hints

1
Çocuklarda en sık görülen nefrotik sendrom nedenini düşünün.

Practice More

MCD'nin steroid tedavisine verdiği mükemmel yanıtı ve lipoid nefroz olarak da adlandırıldığını hatırlayınız.
Estimated Time:1m 15s
Question 342Question

2828 yaşında bir erkek hastada, sol testiste son 33 aydır yavaş büyüme gösteren ağrısız bir kitle saptanıyor. Orşiektomi materyalinin histopatolojik incelemesinde; düzgün hücre sınırlarına sahip, berrak sitoplazmalı ve belirgin nükleollü poligon hücrelerden oluşan adalar izlenmektedir. Tümör hücrelerini birbirinden ayıran fibröz septalarda yoğun lenfositik infiltrasyon dikkati çekmektedir.

Bu olgu için en olası tanı ve bu tümörle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Seminom; radyoterapiye oldukça duyarlı olup prognozu mükemmeldir.

Answer

Seminom; radyoterapiye oldukça duyarlı olması ve mükemmel prognoza sahip olması
Vakada tanımlanan büyük, berrak sitoplazmalı, belirgin nükleollü hücre adaları ve bu adaları ayıran lenfositik infiltrasyon içeren fibröz septalar 'klasik seminom' için karakteristik histopatolojik bulgulardır. Seminomlar radyoterapiye son derece duyarlıdırlar ve erken evrede saptandıklarında prognozları mükemmeldir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et
Genç erişkin (2828 yaş) erkek hasta, ağrısız testis kitlesi saptandı.
Testis germ hücreli tümörleri tipik olarak bu yaş grubunda ağrısız büyüme ile prezante olur.
2
Mikroskobik bulguları yorumla
Berrak sitoplazmalı poligon hücreler, fibröz septalar ve lenfositik stroma saptandı.
Bu morfolojik triad (clear cells + fibrous septa + lymphocytic infiltrate) seminom için patognomoniktir.
3
Tanıya uygun klinik özelliği belirle
Seminomun radyosensitif olduğu ve iyi prognozlu olduğu sonucuna varıldı.
Seminomlar klasik olarak radyoterapiye çok iyi yanıt verirler, bu da onları non-seminom tümörlerden ayırır.

Key Concept

Seminomun tipik histopatolojik görünümü ve tedavi yanıtı
Estimated Time:1m 15s
Question 343Question

5959 yaşında erkek hasta, son aylarda belirginleşen noktüri ve idrar akım hızında azalma şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede rektal tuşede prostat elastik kıvamda, yaklaşık 4545 gram ağırlığında ve düzgün yüzeyli olarak palpe ediliyor; şüpheli nodül saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde serum PSAPSA düzeyi 5.4 ng/mL5.4\ ng/mL (N:04 ng/mLN: 0-4\ ng/mL) olarak ölçülüyor. Hastaya uygulanan transrektal iğne biyopsisinin mikroskobik incelemesinde; bazı genişlemiş asiner yapıların lümenini döşeyen hücrelerde belirgin nükleer irileşme, hiperkromazi ve makronükleol varlığı izleniyor. Bu odaklara uygulanan immünohistokimyasal incelemede, atipik hücrelerin çevrelediği asinusların bazalinde p63p63 ve 34βE1234\beta E12 ile yamalı/kesintili (patchy) pozitiflik saptanıyor. Bu klinik ve histopatolojik bulgular ışığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi

Answer

Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi (HGPIN)
Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi (HGPIN), sitolojik olarak adenokarsinom hücrelerine benzeyen (belirgin nükleol, hiperkromazi) hücrelerin mevcut asiner yapılar içinde sınırlı kalmasıdır. Tanı koydurucu en önemli histolojik özellik, bu atipik hücrelerin altında bazal hücre tabakasının korunmuş olmasıdır. İmmünohistokimyada p63p63 ve yüksek molekül ağırlıklı sitokeratin (34βE1234\beta E12) bazal hücreleri boyar; HGPIN odaklarında bu boyanma bazen kesintili (yamalı) olsa da mevcuttur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin analizi
59 yaş, hafif PSA yüksekliği (5.4 ng/mL5.4\ ng/mL) ve normal rektal tuşe bulguları.
Bu bulgular prostat kanseri riskini dışlamaz ancak tanı için histopatolojik incelemeyi zorunlu kılar.
2
Mikroskobik bulguların değerlendirilmesi
Belirgin nükleol (makronükleol), nükleer irileşme ve hiperkromazi saptanması.
Bu hücresel değişiklikler atipiyi gösterir ve hem HGPIN hem de adenokarsinomda görülebilir.
3
İmmünohistokimyasal (İHK) bulguların yorumlanması
Bazal hücre belirteçleri olan p63p63 ve 34βE1234\beta E12 ile yamalı/kesintili pozitiflik alınması.
HGPIN'de bazal hücre tabakası korunmuştur (ancak sıklıkla fragmente/yamalıdır), oysa adenokarsinomda bazal tabaka tamamen kaybolur.

Key Concept

HGPIN ve Prostat Adenokarsinomu ayrımında en güvenilir kriter bazal hücre tabakasının varlığıdır.

Practice More

Prostat kanserinde 'pozitif' bir belirteç olarak kullanılan AMACR (P504S) boyanma paternini inceleyiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 344Question

4848 yaşında erkek hasta; son 33 aydır giderek artan hiperpigmentasyon, proksimal kas güçsüzlüğü ve tedaviye dirençli hipertansiyon şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde; serum Na+:146Na^+: 146 mEq/L, K+:2.4K^+: 2.4 mEq/L, sabah kortizolü: 4848 μ\mu g/dL (normal: 5235-23) ve ACTH: 340340 pg/mL (normal: 0520-52) olarak saptanıyor. Hastaya uygulanan yüksek doz (88 mg) deksametazon supresyon testi sonucunda kortizol seviyelerinde anlamlı bir düşüş izlenmiyor. Çekilen akciğer grafisinde hiler bölgede 33 cm çapında düzensiz sınırlı bir kitle saptanıyor.

Bu hastadaki klinik tablo ve eşlik etmesi beklenen adrenal morfolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ektopik ACTH salgılayan tümöre bağlı Cushing sendromu; adrenal bezlerde bilateral diffüz hiperplazi izlenir.

Answer

Ektopik ACTH salgılayan tümöre bağlı Cushing sendromu; adrenal bezlerde bilateral diffüz hiperplazi izlenir.
Hastada saptanan yüksek kortizol ve beraberindeki yüksek ACTH seviyeleri, tablonun ACTH-bağımlı olduğunu gösterir. Yüksek doz deksametazon testinde supresyonun olmaması ve akciğerde kitle saptanması, ACTH kaynağının hipofiz dışı (ektopik) olduğunu doğrular. Sürekli ACTH uyarısı, adrenal bezlerde bilateral diffüz hiperplaziye ve pro-opiomelanokortin (POMC) türevi olan ACTH'ın melanosit uyarıcı etkisi nedeniyle hiperpigmentasyona yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Laboratuvar verilerini değerlendir.
Na+Na^+ yüksek-normal, K+K^+ çok düşük, Kortizol ve ACTH belirgin yüksek.
Yüksek kortizol ve yüksek ACTH varlığı, tablonun ACTH-bağımlı bir Cushing sendromu olduğunu kanıtlar.
2
Deksametazon supresyon testi sonucunu analiz et.
Yüksek doz deksametazon ile baskılanma izlenmiyor.
Hipofiz kaynaklı Cushing hastalığında yüksek dozda baskılanma beklenirken, ektopik ACTH üretiminde ve sürrenal karsinomlarda baskılanma olmaz.
3
Klinik bulguları (hiperpigmentasyon ve akciğer kitlesi) birleştir.
Tanı: Ektopik ACTH sendromu.
Hiperpigmentasyon, çok yüksek ACTH seviyelerinin MSH benzeri etkisinden kaynaklanır. Akciğerdeki kitle (küçük hücreli karsinom) en yaygın ektopik ACTH kaynağıdır.
4
Adrenal morfolojiyi belirle.
Bilateral diffüz kortikal hiperplazi.
Sürekli ve aşırı ACTH uyarısı, her iki adrenal bezin korteks tabakasında diffüz büyümeye ve hiperplaziye yol açar.

Key Concept

ACTH-bağımlı Cushing sendromu ayırıcı tanısında ektopik ACTH üretimi, yüksek doz deksametazon testiyle baskılanmaması ve hiperpigmentasyonla karakterizedir; adrenal bezlerde bilateral hiperplaziye neden olur.
Question 345Question

32 yaşında kadın hasta, son bir yıldır devam eden adet düzensizliği ve memelerinden süt gelmesi (galaktore) şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde serum prolaktin düzeyi yüksek, kalsiyum düzeyi 11.8 mg/dL11.8 \text{ mg/dL} (normal: 8.510.58.5-10.5) ve fosfor düzeyi 2.1 mg/dL2.1 \text{ mg/dL} (normal: 2.54.52.5-4.5) olarak saptanıyor. Bu hastada paratiroid bezlerinde izlenmesi en olası patolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Multiglandüler şef hücreli hiperplazi

Answer

Hastada saptanan bulgular MEN-1 sendromu ile uyumlu olup, bu durumda en olası paratiroid bulgusu multiglandüler şef hücreli hiperplazidir.
Vaka sunumunda galaktore ve hiperprolaktinemi ile belirtilen hipofiz adenomu ve hiperkalsemi/hipofosfatemi ile belirtilen hiperparatiroidizm birlikteliği MEN-1 (Wermer sendromu) için karakteristiktir. MEN-1 sendromunda primer hiperparatiroidizm genellikle genç yaşta başlar ve sporadik vakaların aksine tek bir adenomdan ziyade, tüm paratiroid bezlerinin etkilendiği multiglandüler şef hücreli hiperplazi ile karakterizedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Galaktore ve hiperprolaktinemi (hipofiz adenomu) ile hiperkalsemi/hipofosfatemi (hiperparatiroidizm) birlikteliği saptandı.
Hastanın semptomlarının hangi sistemik veya sendromik tabloya girdiğini belirlemek gerekir.
2
Sendromik tanının konulması
Hipofiz adenomu ve primer hiperparatiroidizm birlikteliği MEN-1 (Wermer Sendromu) tanısını düşündürür.
Endokrin organların eş zamanlı tutulumu spesifik genetik sendromlara işaret eder.
3
Patolojik özelliğin belirlenmesi
MEN-1 sendromunda görülen hiperparatiroidizm vakalarının çoğunda morfolojik olarak dört bezin birden etkilendiği şef hücreli hiperplazi izlenir.
Sendromik ve sporadik vakalar arasındaki histopatolojik farkları ayırt etmek klinik patoloji açısından kritiktir.

Key Concept

Multiple Endokrin Neoplazi Tip 1 (MEN-1) kapsamında paratiroid bezlerinde en sık izlenen lezyon multiglandüler şef hücreli hiperplazidir.
Question 346Question

7272 yaşında kadın hasta, son 22 ay içerisinde boyun bölgesinde hızla büyüyen, ağrısız kitle şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede tiroid lojunda çevre dokulara fikse, sert bir kitle saptanıyor. Hastada ayrıca ilerleyici nefes darlığı, ses kısıklığı ve yutma güçlüğü mevcut. Yapılan biyopside belirgin pleomorfizm gösteren iğsi (spindle) ve dev hücreler, yaygın atipik mitoz ve geniş nekroz alanları izleniyor. İmmünohistokimyasal incelemede sitokeratin ile fokal pozitiflik saptanırken; tiroglobulin ve kalsitonin negatiftir. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Anaplastik karsinom

Answer

Anaplastik karsinom
Anaplastik karsinom, genellikle 6565 yaş üzeri hastalarda görülen, çevre dokulara hızla yayılan ve mortalitesi çok yüksek bir tümördür. Mikroskobik olarak iğsi hücreli, dev hücreli veya küçük hücreli paternler gösterebilir; ancak belirgin pleomorfizm ve nekroz daima eşlik eder. Epiteliyal kökeni gösteren keratin fokal pozitif olabilir ancak tiroid spesifik markerlar (tiroglobulin) genellikle negatiftir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
İleri yaş (7272), hızlı büyüme (22 ay), çevre doku basısı (dispne, disfaji) ve fiksasyon.
Anaplastik karsinom tiroidin en hızlı ilerleyen ve en mortal seyreden tümörüdür.
2
Histopatolojik özelliklerin analizi
İğsi ve dev hücreli morfoloji, belirgin pleomorfizm, atipik mitoz ve nekroz.
Bu bulgular diferansiyasyonunu tamamen kaybetmiş, yüksek dereceli (high-grade) bir maligniteyi işaret eder.
3
İmmünohistokimyasal verilerin yorumlanması
Tiroglobulin ve kalsitonin negatifliği.
Anaplastik karsinomlar tiroid folikül hücresi kökenli olmalarına rağmen tiroglobulin ekspresyonunu kaybederler; bu da diferansiye tiroid karsinomlarından ayrılmalarını sağlar.

Key Concept

Anaplastik karsinomun klinik ve histopatolojik özellikleri
Question 347Question

2525 yaşında erkek hasta, her iki memesinde büyüme (jinekomasti), çarpıntı ve terleme şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan tetkiklerde serum hCGhCG düzeyi 120.000120.000 mIU/mLmIU/mL (normal <5<5) olarak saptanırken, AFPAFP düzeyi normal sınırlardadır. Skrotal ultrasonografide sol testiste 11 cmcm çapında, hipoekoik, sınırları belirsiz bir odak izleniyor. Yapılan orşiektominin histopatolojik incelemesinde yaygın hemoraji ve nekroz alanları ile çevrili sinsityotrofoblast ve sitotrofoblast kümelerinden oluşan bifazik patern saptanıyor.

Bu klinik ve patolojik bulgulara sahip hasta için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Diğer germ hücreli tümörlerden farklı olarak, lenfogen yoldan ziyade çok erken dönemde hematojen yolla metastaz yapar.

Answer

Doğru yanıt, koryokarsinomun diğer germ hücreli tümörlerin aksine çok erken dönemde hematojen yolla metastaz yapmasıdır.
Koryokarsinom, testis germ hücreli tümörleri arasında en agresif olanıdır. Diğer germ hücreli tümörlerin aksine lenfatik yoldan ziyade çok erken dönemde hematojen (kan yoluyla) metastaz yapma eğilimindedir. Bu durum, primer tümör testis içinde henüz ele gelmeyecek kadar küçükken bile akciğer ve beyin gibi uzak organlarda metastazların görülmesine neden olur. Ayrıca vakada belirtilen jinekomasti ve hipertiroidi bulguları, çok yüksek düzeydeki hCGhCG'nin sırasıyla östrojenik stimülasyon ve TSHTSH reseptör uyarımı yapmasından kaynaklanır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar verilerinin analizi
Çok yüksek hCGhCG düzeyi, jinekomasti ve hipertiroidi bulguları saptandı.
hCGhCG'nin alfa alt birimi TSHTSH, FSHFSH ve LHLH ile benzerlik gösterdiği için bu hormonların etkilerini taklit edebilir.
2
Histopatolojik bulguların değerlendirilmesi
Bifazik (sinsityotrofoblast ve sitotrofoblast) yapı ve yoğun hemoraji/nekroz saptandı.
Bu morfolojik görünüm koryokarsinom için patognomoniktir.
3
Biyolojik davranışın belirlenmesi
Koryokarsinomun en agresif testis tümörü olduğu ve erken hematojen yayılım gösterdiği belirlendi.
Koryokarsinom, primer odak küçük olsa bile hızla kana karışarak uzak organ metastazı yapar.

Key Concept

Koryokarsinomun klinik ve biyolojik özellikleri
Question 348Question

3535 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır devam eden göğüslerinden süt gelmesi (galaktore) ve yüz hatlarında hafif kabalaşma şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar testlerinde serum prolaktin düzeyi 480 ng/mL480 \text{ ng/mL} (Normal: 5255-25), insülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF1IGF-1) ise yaşına göre yüksek saptanıyor. Çekilen hipofiz MR'da sella tursikadan dışarı uzanarak kavernöz sinüsü invaze eden 2 cm2 \text{ cm} çapında kitle izleniyor. Yapılan cerrahi rezeksiyonun histopatolojik incelemesinde; tümör hücrelerinin onkositik (granüler asidofilik) sitoplazmalı olduğu ve sitoplazmalarında ışık mikroskobunda "vakuol" olarak görülen, elektron mikroskobunda ise "dev mitokondri" olduğu anlaşılan yapılar saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Asidofil kök hücreli adenom

Answer

Asidofil kök hücreli adenom (Acidophil stem cell adenoma)
Asidofil kök hücreli adenom, hem laktotrof hem de somatotrof hücrelerin ortak öncülünden köken alır. Klinik olarak belirgin hiperprolaktinemi ve hafif akromegali ile karakterizedir. Morfolojik olarak tümör hücreleri onkositik (bol mitokondri nedeniyle asidofilik) olup, sitoplazmalarında ışık mikroskobunda boşluk gibi görülen karakteristik 'dev mitokondriler' içerir. Ayrıca bu tümörler genellikle tanıda invaziv karakterdedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Belirgin hiperprolaktinemi (480 ng/mL480 \text{ ng/mL}) ve hafif akromegali bulguları (IGF1IGF-1 yüksekliği) mevcuttur.
Bu tablo hem prolaktin hem de büyüme hormonu üreten hücrelerin ortak prekürsöründen köken alan bir tümörü düşündürür.
2
Radyolojik ve morfolojik özellikleri değerlendir.
İnvaziv karakterde makroadenom ve histolojik olarak onkositik değişim ile sitoplazmik vakuoller saptanmıştır.
Asidofil kök hücreli adenom, diğer PIT1PIT-1 serisi tümörlere göre daha agresif/invaziv seyreder.
3
Elektron mikroskopi bulgusunu yorumla.
Vakuollerin 'dev mitokondri' olduğu saptanmıştır.
Işık mikroskobunda görülen psödositoplazmik vakuoller, bu tümöre özgü 'giant mitochondria' yapılarını temsil eder.

Key Concept

Asidofil kök hücreli adenom, agresif seyirli, onkositik ve dev mitokondri içeren fonksiyonel bir hipofiz tümörüdür.

Practice More

Seyrek granüllü somatotrof adenomlarda izlenen 'fibröz cisimcikleri' (fibrous bodies) ve bunların immünhistokimyasal boyanma paternini gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 349Question

Mesane tümörü şüphesiyle transüretral rezeksiyon (TURMTUR-M) yapılan 6868 yaşındaki erkek hastanın patoloji raporunda; "Ürotelyal karsinom, yüksek dereceli; lamina propriaya invazyon izlenmiş olup, örnekte mevcut olan muscularis propria (detrüsör kas) tabakasında tümöral infiltrasyon saptanmamıştır" ifadesi yer almaktadır. Bu hastanın tümör evrelemesi (TT evresi) ve klinik seyri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tümör T1T1 olarak evrelenir ve bu aşamada mesane koruyucu tedaviler öncelikle değerlendirilebilir.

Answer

Tümörün lamina propriayı tutup kas tabakasına (muscularis propria) ulaşmamış olması T1T1 evresini tanımlar ve bu durumda mesane koruyucu yaklaşımlar (intravezikal tedaviler gibi) öncelikli seçenekler arasındadır.
Ürotelyal karsinomlarda tümörün muscularis propria tabakasına (detrüsör kasına) ulaşıp ulaşmadığı, evreleme ve tedavi planı (sistektomi kararı) için en kritik basamaktır. Lamina propriayı infiltre eden ancak kas tabakasına girmeyen tümörler T1T1 olarak sınıflandırılır.

Step-by-Step Solution

1
Histopatolojik rapordaki invazyon derinliğini analiz et.
Tümör lamina propriayı geçmiş ancak muscularis propriaya (detrüsör kas) ulaşmamıştır.
Mesane kanserlerinde evreleme (staging) invazyonun derinliğine göre yapılır.
2
Bulguyu TNM sınıflaması ile eşleştir.
Kas invazyonu olmayan, lamina propria tutulumu gösteren tümörler T1T1 evresindedir.
TaTa (non-invaziv), T1T1 (lamina propria) ve T2T2 (muscularis propria) ayrımı tedavi kararı için kritiktir.
3
Evreye uygun klinik yaklaşımı belirle.
T1T1 tümörlerde mesane korunmaya çalışılırken, T2T2 ve üzeri evrelerde radikal sistektomi standarttır.
Kas invazyonu cerrahi yöntemin radikalliğini belirleyen en önemli eşiktir.

Key Concept

Mesane kanserlerinde evreleme ve kas invazyonunun önemi
Estimated Time:1m 30s
Question 350Question

6262 yaşında erkek hasta, geçirdiği aort anevrizması cerrahisi sonrası yoğun bakım ünitesinde izlenirken idrar miktarında belirgin azalma saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde cerrahi öncesi 1.21.2 mg/dLmg/dL olan serum kreatinin düzeyinin 3.53.5 mg/dLmg/dL'ye yükseldiği görülüyor. Yapılan böbrek biyopsisinde tübül epitellerinde yer yer yassılaşma, lümene dökülen epitel hücreleri ve tübül lümenlerinde eozinofilik granüler silindirler izleniyor. İnterstisyumda belirgin bir inflamatuar infiltrasyon saptanmadığına göre, bu hastadaki en olası patolojik tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akut tübüler hasar (İskemik tip)

Answer

Akut tübüler hasar (İskemik tip)
Cerrahi sonrası gelişen akut böbrek hasarı tablosunda, biyopsi bulgularının tübüler epitelde yassılaşma ve nekrotik hücrelerden oluşan granüler silindirlerle sınırlı olması, iskemik tip Akut Tübüler Hasar tanısını koydurur. İnterstisyumun temiz olması (inflamasyon yokluğu) iskemik veya toksik hasarı, inflamatuar bir süreçten (nefrit gibi) ayırır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bağlamı analiz et
Büyük bir cerrahi (aort cerrahisi) sonrası gelişen oligüri ve ani kreatinin artışı, iskemik bir hasarı düşündürür.
Majör cerrahi girişimler renal perfüzyon azalmasına ve iskemik hasara zemin hazırlar.
2
Morfolojik bulguları değerlendir
Tübül epitelinde yassılaşma, dökülme ve lümenlerde granüler silindirlerin varlığı Akut Tübüler Hasar (ATH) için karakteristiktir.
İskemik tip ATH'de tübül epiteli nekrozu yamalı (patchy) dağılım gösterir ve nekrotik hücreler lümende silindirler oluşturur.
3
Ayırıcı tanı yap
İnterstisyel inflamasyonun yokluğu hastayı Akut İnterstisyel Nefrit tanısından uzaklaştırır.
İlaç ilişkili nefritlerde interstisyumda yoğun bir inflamatuar yanıt (genellikle eozinofillerle birlikte) şarttır.

Key Concept

İskemik Akut Tübüler Hasar (ATH), böbrek perfüzyonunun azaldığı durumlarda tübül epitelinde meydana gelen nekroz ve lümen içi silindir oluşumu ile karakterize, interstisyel inflamasyonun primer olarak eşlik etmediği klinik tablodur.

Practice More

İskemik ATH ile nefrotoksik ATH arasındaki morfolojik farkları (yamalı tutulum vs. proksimal tübülün yaygın tutulumu) gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 351Question

4242 yaşında bir kadın hasta, interskapular bölgede şiddetli kaşıntı ve hiperpigmente likenoid papüller nedeniyle dermatoloji kliniğine başvuruyor. Yapılan deri biyopsisinde papiller dermiste amiloid birikimi saptanarak "liken amiloidozis" tanısı konuluyor. Hastanın sistemik değerlendirmesinde medüller tiroid karsinomu ve primer hiperparatiroidizm ile uyumlu bulgular saptanıyor. Bu hastada saptanan klinik tabloyla ilişkili olan temel genetik bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: RET proto-onkogeninde aktive edici mutasyon

Answer

RET proto-onkogeninde aktive edici mutasyon
RET proto-onkogen mutasyonu, MEN 2A (Sipple sendromu) ve MEN 2B'nin temel nedenidir. MEN 2A'da klasik olarak medüller tiroid karsinomu, feokromositoma ve paratiroid hiperplazisi/adenomu izlenir. Liken amiloidozis (kaşıntılı amiloid birikimi), özellikle interskapular bölgede görülen ve MEN 2A'ya eşlik edebilen nadir fakat ayırt edici bir deri bulgusudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Hastada medüller tiroid karsinomu, primer hiperparatiroidizm ve liken amiloidozis (interskapular bölgede kaşıntılı döküntü) mevcuttur.
Bu üçlü bulgu kümesi, multipl endokrin neoplazi sendromları arasında ayrım yapmamızı sağlar.
2
Sendromun tanımlanması
Bulgular MEN 2A (Sipple sendromu) ile tam uyumludur.
MEN 2A'nın klasik bileşenleri medüller tiroid karsinomu, feokromositoma ve paratiroid hiperplazisidir. Liken amiloidozis ise MEN 2A'ya özgü, nadir fakat karakteristik bir kutanöz manifestasyondur.
3
Genetik temelin belirlenmesi
MEN 2A sendromu RET proto-onkogenindeki mutasyonlar sonucu gelişir.
RET geni, tirozin kinaz reseptörünü kodlar ve bu gendeki germ hattı mutasyonları reseptörün sürekli aktif kalmasına neden olarak tümör gelişimini tetikler.

Key Concept

MEN 2A (Sipple Sendromu) ve RET Mutasyonu İlişkisi
Estimated Time:2m 0s
Question 352Question

6565 yaşında erkek hasta, konjestif kalp yetmezliği nedeniyle furosemid tedavisine başlanmasından 1515 gün sonra ateş, gövdede döküntü ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 0.90.9 mg/dL'den 3.23.2 mg/dL'ye yükselmiş, periferik yaymada eozinofili saptanmıştır. İdrar tetkikinde steril piüri ve eozinofilüri izlenmektedir. Bu hastada tanıyı doğrulamak için yapılan böbrek biyopsisinde izlenmesi en olası histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnterstisyumda yaygın ödem ile birlikte lenfosit ve eozinofillerden zengin inflamatuar infiltrasyon

Answer

İnterstisyumda yaygın ödem ile birlikte lenfosit ve eozinofillerden zengin inflamatuar infiltrasyon
Vakada tanımlanan ateş, döküntü, periferik eozinofili ve eozinofilüri dörtlüsü, ilaç kullanımını takiben gelişen Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) tanısını koydurur. Furosemid, bu tabloya en sık yol açan ilaçlardan (NSAİİ, Penisilinler, PPI'lar ve Diüretikler) biridir. AİN'in histopatolojik karşılığı ise interstisyumda ödem ve ağırlıklı olarak lenfositler ile eozinofillerden oluşan inflamatuar infiltrasyondur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablo ve ilaç öyküsünü değerlendir.
Furosemid (diüretik) kullanımından 22 hafta sonra ateş, döküntü, eozinofili ve akut böbrek hasarı geliştiği saptandı.
Bu bulgular, ilaçlara karşı gelişen Tip IV (ve bazen Tip I) aşırı duyarlılık reaksiyonu olan Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) için klasiktir.
2
Tanımlanan patoloji için en uygun morfolojik karşılığı seç.
AİN'de temel patoloji interstisyumdadır; ödem ve inflamasyon (lenfosit, eozinofil) görülür.
İlaçlar interstisyel antijenlerle birleşerek immün yanıtı tetikler, bu da eozinofillerin bölgeye göçüne ve doku hasarına neden olur.

Key Concept

İlaç İlişkili Akut İnterstisyel Nefrit (AİN)

Practice More

İlaç ilişkili AİN'de NSAİİ kullanımının diğer ilaçlardan farkı olarak nefrotik düzeyde proteinüri (Minimal Değişiklik Hastalığı ile birliktelik) yapabileceğini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 353Question

12 yaşında bir erkek çocuk, tekrarlayan makroskobik hematüri ve ilerleyici işitme kaybı şikayetleri ile çocuk sağlığı ve hastalıkları polikliniğine getiriliyor. Yapılan oftalmolojik muayenesinde anterior lentikonus saptanıyor.

Bu hastadan alınan böbrek biyopsisinin elektron mikroskobik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Glomerüler bazal membranda düzensiz kalınlaşma, incelme ve lamina densada ayrışmalar (sepetlenmiş görünüm)

Answer

Alport sendromunda elektron mikroskobunda glomerüler bazal membranda düzensiz kalınlaşma, incelme ve lamina densada ayrışmalar (sepetlenmiş/basket-weave görünümü) izlenir.
Alport sendromu, Tip IV kolajen sentezindeki defekt nedeniyle bazal membranın yapısal olarak zayıfladığı bir hastalıktır. Elektron mikroskobunda bazal membranın bazı bölgelerde inceldiği, bazı bölgelerde ise kalınlaşıp tabakalara ayrıldığı (lamina densa splitting) görülür. Bu görüntü 'sepetlenmiş görünüm' (basket-weave) olarak tanımlanır ve tanı koydurucudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir
Hematüri, sensörinöral işitme kaybı ve anterior lentikonus triadı saptandı.
Bu triad Alport sendromu için patognomoniktir.
2
Hastalığın patogenezini hatırla
Tip IV kolajen (α3\alpha-3, α4\alpha-4 veya α5\alpha-5 zincirleri) sentezinde defekt mevcuttur.
Genetik defekt, bazal membranın yapısal bütünlüğünü bozar.
3
Karakteristik morfolojik bulguyu belirle
Elektron mikroskobunda bazal membranın katmanlara ayrıldığı (lamina densa splitting) görülür.
Bu yapısal bozukluk 'basket-weave' (sepetlenmiş) görünümü olarak adlandırılır.

Key Concept

Alport sendromu; hematüri, işitme kaybı ve göz bulguları ile seyreden, Tip IV kolajen defektine bağlı bir herediter nefrittir.

Alternative Method

Kesin tanı için böbrek biyopsisi yerine COL4A3, COL4A4 veya COL4A5 genlerini kapsayan genetik paneller (Next Generation Sequencing) kullanılabilir.
Estimated Time:50s
Question 354Question

Penis glansında veya prepusyumda yerleşen, klinik muayenede parlak kırmızı renkli bir plak şeklinde izlenen ve histopatolojik olarak skuamöz hücreli karsinoma in situ (CISCIS) tanısı alan patolojik lezyon aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Erythroplasia of Queyrat

Answer

Erythroplasia of Queyrat, glans penis veya prepusyum yerleşimli kırmızı plak şeklinde izlenen skuamöz hücreli karsinoma in situ lezyonudur.
Erythroplasia of Queyrat, penisin glans veya prepusyum bölgesine lokalize, klinik olarak parlak kırmızı renkli plaklar oluşturan ve histolojik olarak tüm epitelyal katları tutan skuamöz hücreli karsinoma in situ (CISCIS) tablosudur. Genellikle HPV tip 1616 ile ilişkilidir.

Step-by-Step Solution

1
Lezyonun anatomik yerleşimini analiz et.
Lezyon glans penis veya prepusyumda yer almaktadır.
Bu anatomik bölge, penisin skuamöz hücreli karsinoma in situ (CIS) lezyonlarını sınıflandırmak için kritiktir.
2
Klinik morfolojiyi değerlendir.
Parlak kırmızı renkli plak.
Erythroplasia of Queyrat tipik olarak kırmızı plak şeklinde, Bowen hastalığı ise beyaz plak şeklinde görülür.
3
Histopatolojik bulguları yorumla.
Skuamöz hücreli karsinoma in situ (CISCIS).
Her iki lezyon da (Bowen ve Queyrat) mikroskobik olarak aynıdır (CISCIS), ancak yerleşim ve klinik görünüm isimlerini belirler.

Key Concept

Penis skuamöz hücreli karsinoma in situ (CIS) tiplerinin ayırıcı tanısı (Yerleşim ve görünüm).
Estimated Time:45s
Question 355Question

Tekrarlayan üriner sistem enfeksiyonu öyküsü olan bir hastadan alınan mesane biyopsisinin histopatolojik incelemesinde; sitoplazmalarında Michaelis-Gutmann cisimcikleri olarak adlandırılan konsantrik lamelli kalsifiye inklüzyonlar içeren geniş köpüksü makrofajlar (von Hansemann hücreleri) izlenmiştir. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Malakoplaki

Answer

Malakoplaki
Malakoplaki, özellikle E. coli enfeksiyonlarına karşı gelişen, makrofajların defektif fagositoz yeteneği ile karakterize kronik bir inflamatuar durumdur. Histolojisinde von Hansemann hücreleri denilen geniş sitoplazmalı makrofajlar ve bu hücrelerin içinde kalsiyum ve demir içeren konsantrik Michaelis-Gutmann cisimcikleri görülmesi tanıyı kesinleştirir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öykü analizi
Hastada tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu (özellikle E. coli ilişkili) mevcuttur.
Malakoplaki, bakterilerin (çoğunlukla E. coli) makrofajlar tarafından tam olarak sindirilememesi sonucu gelişen kronik bir inflamatuar yanıttır.
2
Histopatolojik bulguların değerlendirilmesi
Von Hansemann hücreleri (köpüksü makrofajlar) ve Michaelis-Gutmann cisimcikleri saptanmıştır.
Michaelis-Gutmann cisimcikleri, fagolizozomlarda biriken kalsiyum ve demir birikintileridir ve bu tanı için tipiktir.
3
Ayırıcı tanı ve kesinleşme
Malakoplaki tanısına ulaşılır.
Bu spesifik morfolojik bulgular başka hiçbir mesane patolojisinde bu şekilde bir arada görülmez.

Key Concept

Michaelis-Gutmann cisimcikleri (kalsifiye inklüzyonlar) ve von Hansemann hücreleri Malakoplaki tanısı için karakteristik bulgulardır.
Question 356Question

Çarpıntı, ellerde titreme ve gözlerde öne doğru fırlama (ekzoftalmi) şikayetleri olan 3232 yaşındaki kadın hastada Graves hastalığı (diffüz toksik guatr) saptanmıştır. Bu hastaya ait tiroid dokusunun histopatolojik incelemesinde görülen foliküler hiperplazi ve kolloid kenarlarındaki "scalloping" (emilme boşlukları) görünümü aşağıdakilerden hangisinin bir göstergesidir?

Show answer & explanation

Answer: Folikül hücreleri tarafından kolloidin aktif olarak endositozu ve kullanımı

Answer

Folikül hücreleri tarafından kolloidin aktif olarak endositozu ve kullanımı
Graves hastalığında tiroidi stimüle eden immünglobulinler (TSI), TSH reseptörlerini uyararak folikül hücrelerini sürekli aktif halde tutar. Bu hiperaktif hücreler, lümendeki kolloidi hızla emerek (endositoz) tiroid hormonlarına dönüştürür. Histolojik olarak bu durum, kolloidin dış kenarlarında berrak, girintili çıkıntılı 'emilme vakuolleri' (scalloping) olarak izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Ekzoftalmi ve çarpıntı, Graves hastalığı (hipertiroidizm) ile uyumludur.
Tanının netleştirilmesi histopatolojik bulgunun yorumlanması için temeldir.
2
Morfolojik bulguyu fizyopatoloji ile ilişkilendir
Scalloping (emilme vakuolleri), folikül hücrelerinin kolloidi hızla emdiğini gösterir.
Hiperaktif tiroid hücreleri, tiroglobulini (kolloidi) hormon üretmek üzere hızla tüketir.

Key Concept

Graves hastalığında morfolojik olarak izlenen 'scalloping', foliküler hücrelerin aşırı aktifleşmesi sonucu kolloidi hızlı bir şekilde endositoz yapmalarının bir yansımasıdır.
Question 357Question

2 yaşındaki bir erkek çocukta sağ testiste saptanan kitlenin histopatolojik incelemesinde; mikrokistik yapılar, intrasitoplazmik eozinofilik hyalin globüller ve santralinde kapiller damar bulunan epitelyal örtülü papiller projeksiyonlar (Schiller-Duval cisimcikleri) izlenmiştir. İmmünohistokimyasal çalışmada tümör hücrelerinde alfa-fetoprotein (AFPAFP) ve Glypican3Glypican-3 pozitifliği saptanmıştır.

Bu vaka ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Tümör komşuluğundaki seminifer tübüllerde 'Germ Hücreli Neoplazi in Situ' (GCNISGCNIS) odakları izlenmesi beklenir.

Answer

Tümör komşuluğundaki seminifer tübüllerde 'Germ Hücreli Neoplazi in Situ' (GCNISGCNIS) odakları izlenmesi beklenmesi ifadesi yanlıştır.
Doğru cevap, GCNISGCNIS odaklarının izlenmesinin beklenmesi yönündeki ifadedir. Çünkü prepubertal (çocukluk çağı) tipi saf yolk sac tümörleri, erişkinlerde görülen non-seminomatöz germ hücreli tümörlerin aksine 'Germ Hücreli Neoplazi in Situ' (GCNISGCNIS) zemininden gelişmezler. Dolayısıyla komşu testis dokusunda bu öncül lezyonun izlenmesi beklenmez. Ayrıca bu tümörler moleküler düzeyde de erişkin tiplerden farklı olarak genellikle i(12p)i(12p) anomalisi içermezler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve histolojik bulguları değerlendirerek tanıyı belirleyin.
2 yaşındaki çocukta saptanan, Schiller-Duval cisimcikleri içeren ve AFPAFP pozitifliği gösteren tümör 'Yolk Sac Tümörü' (Endodermal Sinüs Tümörü) tanısını doğrular.
Schiller-Duval cisimcikleri bu tümör için patognomoniktir ve AFPAFP en önemli serum belirtecidir.
2
Tümörün yaş grubuna özgü patogenetik yolunu (prepubertal vs postpubertal) analiz edin.
Vaka bir süt çocuğu/oyun çocuğu olduğu için bu bir 'Prepubertal Tip' yolk sac tümörüdür.
WHO sınıflandırmasına göre prepubertal ve postpubertal germ hücreli tümörler farklı patogenetik yolaklara sahiptir.
3
Prepubertal germ hücreli tümörlerin moleküler ve öncül lezyon özelliklerini hatırlayın.
Prepubertal yolk sac tümörleri GCNISGCNIS ilişkili değildir ve i(12p)i(12p) anomalisi içermezler.
Bu özellikler onları erişkin tipte (postpubertal) görülen ve her zaman GCNISGCNIS zemininden gelişen tümörlerden ayırır.

Key Concept

Prepubertal ve Postpubertal Testis Germ Hücreli Tümörlerinin Ayrımı
Estimated Time:2m 0s
Question 358Question

Multiple Endokrin Neoplazi Tip 11 (MEN1MEN1) sendromu tanısı alan bir hastada, paratiroid hiperplazisi ve hipofiz ön lob adenomu saptanmıştır. Bu sendromun klasik bileşenleri düşünüldüğünde, hastada klinik tabloyu tamamlaması beklenen diğer temel neoplazi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Pankreatik nöroendokrin tümör

Answer

Pankreatik nöroendokrin tümör
Doğru seçenek olan pankreatik nöroendokrin tümör, MEN1 sendromunun klasik '3P' (Paratiroid, Pankreas, Pituiter/Hipofiz) triadının temel bir bileşenidir. MEN1 sendromunda pankreasta en sık gastrinomalar ve insülinomalar izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Tanımlanan sendromun tipini belirleyin.
Soru kökünde hastanın MEN1 (Wermer sendromu) tanısı aldığı belirtilmiştir.
Doğru organ tutulumlarını hatırlamak için sendrom tipinin netleştirilmesi gerekir.
2
MEN1 sendromu için geçerli olan klasik '3P' kuralını hatırlayın.
3P: Paratiroid, Pankreas ve Pituiter (Hipofiz).
Bu kural MEN1 tutulumlarını hızlıca ayırt etmeyi sağlar.
3
Verilen bulgularla eksik olan bileşeni eşleştirin.
Hastada paratiroid ve pituiter (hipofiz) tutulumu zaten saptanmıştır; eksik olan üçüncü klasik bileşen pankreastır.
Pankreatik nöroendokrin tümörler (gastrinoma, insülinoma vb.) MEN1'in temel bir parçasıdır.

Key Concept

MEN1 (Wermer Sendromu) klasik olarak paratiroid, pankreas ve hipofiz (pituiter) bezlerini tutar.
Estimated Time:45s
Question 359Question

3838 yaşında kadın hasta, boyun ön kısmında ele gelen ağrısız kitle şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede tiroid sağ lobda yaklaşık 22 cm çapında, sert ve mobil bir nodül palpe ediliyor. Ultrasonografik incelemede nodülün hipoekoik olduğu ve içerisinde mikrokalsifikasyonlar barındırdığı görülüyor. Yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisinde; nükleer oluklanmalar, nükleer inklüzyonlar ve nükleuslarda "buzlu cam" (Orphan Annie eye) görünümü saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı ve bu tümörün gelişiminde en sık görülen genetik değişiklik aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Papiller karsinom — BRAFBRAF mutasyonu

Answer

Papiller karsinom ve BRAFBRAF mutasyonu eşleşmesi bu klinik tablo için en uygundur.
Papiller tiroid karsinomu, nükleer oluklanmalar, inklüzyonlar ve nükleuslarda soluk 'buzlu cam' görünümü ile karakterize olan en sık tiroid malignitesidir. Bu tümörün klasik tipinde en sık görülen moleküler anomali BRAFBRAF V600E mutasyonudur. Ultrasonografide görülen mikrokalsifikasyonlar ise sıklıkla tümör içerisindeki Psammoma cisimciklerini temsil eder.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
Genç-orta yaşlı bir kadında saptanan hipoekoik ve mikrokalsifikasyon içeren sert nodül, papiller tiroid karsinomu (PTC) olasılığını artırır.
Mikrokalsifikasyonlar genellikle histolojideki Psammoma cisimciklerinin radyolojik karşılığıdır ve PTC için karakteristiktir.
2
Sitolojik özellikleri analiz et
Buzlu cam nükleus (Orphan Annie eye), nükleer oluklanma ve inklüzyonlar saptanmıştır.
Bu nükleer özellikler Papiller Tiroid Karsinomu tanısı için patognomonik kabul edilir.
3
Moleküler patogenezi belirle
Klasik papiller karsinomda en sık saptanan moleküler değişiklik BRAFBRAF V600E mutasyonudur.
PTC vakalarının yaklaşık %40-60'ında bu nokta mutasyonu saptanır ve MAPK yolağını aktive eder.

Key Concept

Papiller tiroid karsinomunun tanısında nükleer morfoloji (Orphan Annie, oluklanma) esastır ve en sık saptanan genetik değişiklik BRAFBRAF mutasyonudur.

Practice More

Papiller karsinomun varyantlarını (uzun hücreli, diffüz sklerozan, foliküler varyant) ve bunların prognoz farklarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 360Question

33 yaşındaki bir erkek çocuk, annesi tarafından fark edilen karın şişliği nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Hastanın öyküsünden doğumda omfolosel saptandığı ve cerrahi ile düzeltildiği öğreniliyor. Fizik muayenede belirgin dilde büyüklük (makroglossi) ve sol alt ekstremitede sağa göre dikkat çekici genişleme (hemihipertrofi) saptanıyor. Batın muayenesinde sağ böbrek lojunda yaklaşık 8 cm8\text{ cm} çapında, sert ve fikse kitle palpe ediliyor. Bu hastada saptanan renal kitle ve ilişkili olduğu sendromun moleküler patogenezi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Patogenezinde 11p15.511\text{p}15.5 (WT2WT2) lokusunda yer alan genlerdeki genomik imprinting (damgalama) bozukluğu ve IGF2IGF2 ekspresyon artışı rol oynar.

Answer

Patogenezinde 11p15.511\text{p}15.5 (WT2WT2) lokusunda yer alan genlerdeki genomik imprinting bozukluğu ve IGF2IGF2 ekspresyon artışı rol oynar.
Vakada tanımlanan makroglossi, omfolosel ve hemihipertrofi üçlüsü Beckwith-Wiedemann Sendromu'nu (BWS) tanımlar. BWS'de Wilms tümörü gelişimi, 11p15.511\text{p}15.5 lokusundaki (WT2WT2) genomik imprinting bozuklukları, özellikle IGF2IGF2 geninin maternal allelde de eksprese olması (imprinting kaybı) sonucunda artan insülin benzeri büyüme faktörü-2 seviyeleri ile ilişkilidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Makroglossi, omfolosel ve hemihipertrofi varlığı saptandı.
Bu bulgular klasik bir sendromik tabloyu işaret eder.
2
Tanıyı ve sendromik ilişkiyi kur.
Hasta Beckwith-Wiedemann Sendromu (BWS) ve buna eşlik eden Wilms tümörü tanısı alır.
BWS'de Wilms tümörü, hepatoblastoma ve pankreatoblastoma riski artmıştır.
3
Moleküler mekanizmayı belirle.
11p15.511\text{p}15.5 (WT2WT2 lokusu) bölgesindeki genomik imprinting bozukluğu.
BWS patogenezinde IGF2IGF2 geninin aşırı ekspresyonu anahtar rol oynar.

Key Concept

Beckwith-Wiedemann Sendromu ve Wilms Tümörü İlişkisi
PreviousPage 18 / 20Next
Ürogenital ve Endokrin Sistem Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 18 | Examkin