Gastroenteroloji ve Hepatoloji

311 questions

Question 121Question

88 yaşında bir erkek çocuk, her iki dirsek ve diz bölgesinde yaklaşık 33 aydır devam eden, çok şiddetli kaşıntılı, simetrik yerleşimli ve grupe olmuş küçük veziküller nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Deri lezyonundan yapılan biyopside papiller dermis uçlarında granüler tarzda IgAIgA birikimi izleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve izlenmesi gereken doğru yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Dermatitis herpetiformis; gastrointestinal semptomlar olmasa bile Çölyak hastalığı yönünden değerlendirilmeli ve ömür boyu glutensiz diyet uygulanmalıdır.

Answer

Dermatitis herpetiformis tanısı konularak hastanın Çölyak hastalığı yönünden değerlendirilmesi ve gastrointestinal semptom olmasa dahi ömür boyu glutensiz diyet başlanması en uygun yaklaşımdır.
Dermatitis herpetiformis (DH), Çölyak hastalığı ile %100 korelasyon gösteren otoimmün bir deri hastalığıdır. Hastaların büyük kısmında gastrointestinal semptom olmamasına rağmen ince bağırsak biyopsisinde Çölyak ile uyumlu değişiklikler (villöz atrofi vb.) saptanır. Tanı, sağlam deriden yapılan biyopsinin direkt immünfloresan incelemesinde papiller dermis uçlarında granüler IgAIgA birikiminin gösterilmesiyle konur. Tedavide ömür boyu glutensiz diyet zorunludur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Simetrik yerleşimli, ekstansör yüzeylerde (dirsek, diz) şiddetli kaşıntılı veziküller saptandı.
Dermatitis herpetiformis'in klasik klinik sunumu ekstansör yüzeylerde simetrik ve kaşıntılı lezyonlardır.
2
Histopatolojik bulguyu yorumla.
Deri biyopsisinde papiller dermiste granüler tarzda IgAIgA birikimi görüldü.
Papiller dermis uçlarında granüler IgAIgA birikimi dermatitis herpetiformis için patognomonik bir bulgudur.
3
Tanı ile ilişkili sistemik hastalığı belirle.
Dermatitis herpetiformis tanısı konuldu ve bunun Çölyak hastalığı (glutene duyarlı enteropati) ile %100 ilişkili olduğu belirlendi.
Dermatitis herpetiformis, Çölyak hastalığının deri dışavurumu olarak kabul edilir.
4
Tedavi yaklaşımını belirle.
Hastanın gastrointestinal yakınması olmasa da Çölyak taraması yapılması ve ömür boyu glutensiz diyet başlanması kararlaştırıldı.
Glutensiz diyet hem deri lezyonlarını hem de bağırsaktaki (varsa) Marsh sınıflandırmasına uygun patolojiyi düzeltir.

Key Concept

Dermatitis herpetiformis, Çölyak hastalığının oldukça spesifik bir deri manifestasyonudur ve intestinal bulgu olmasa da glutensiz diyet tedavisi gerektirir.
Estimated Time:1m 30s
Question 122Question

Annesinde gestasyonel diyabet öyküsü olan ve 3636 haftalık doğan bir yenidoğan, doğumdan sonraki ilk 3636 saat boyunca mekonyum çıkarmıyor. Beslenmeyi takiben karın şişliği ve safralı kusma şikayetleri gelişen bebeğin yapılan kontrastlı kolon grafisinde, sol kolonda dolma defekti izleniyor ancak 'mikrokolon' saptanmıyor. Uygulanan serum fizyolojik lavajı sonrası bol miktarda mekonyum çıkışı olan hastanın klinik bulguları tamamen düzeliyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mekonyum tıkacı sendromu

Answer

Mekonyum tıkacı sendromu
Mekonyum tıkacı sendromu, yenidoğanda kolonun distal kısmında (genellikle sol kolon) yoğunlaşmış mekonyum nedeniyle oluşan tıkanıklıktır. Diyabetik anne bebeklerinde kolon motilitesindeki geçici bozukluklar nedeniyle daha sık görülür. Kontrastlı grafide tıkanıklık bölgesinde dolma defektleri görülürken, gerçek bir atrezideki gibi 'mikrokolon' izlenmez. En karakteristik özelliği, tanısal amaçla yapılan lavajın aynı zamanda tedavi edici olması ve mekonyum çıkışını sağlayarak tıkanıklığı gidermesidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öyküdeki risk faktörlerini değerlendir
Annenin gestasyonel diyabeti ve bebeğin prematüre olması saptandı.
Mekonyum tıkacı sendromu diyabetik anne bebeklerinde daha sık görülür.
2
Tıkanıklık düzeyini ve radyolojik bulguları incele
Sol kolonda dolma defekti var ancak mikrokolon yok.
Mikrokolonun olmaması tıkanıklığın çok proksimalde (mekonyum ileusu gibi) olmadığını gösterir.
3
Tedaviye yanıtı analiz et
Lavaj sonrası tam klinik düzelme sağlandı.
Bu durum fonksiyonel bir tıkanıklık olan mekonyum tıkacı sendromu için karakteristiktir.

Key Concept

Mekonyum tıkacı sendromu, diyabetik anne bebeklerinde sık görülen ve kontrastlı lavaj ile hem tanısı konup hem de tedavisi sağlanan geçici bir kolon tıkanıklığıdır.

Practice More

Mekonyum tıkacı sendromu ile Hirschsprung hastalığı arasındaki ayırıcı tanıda rektal biyopsinin rolünü gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 123Question

33 yaşında kız çocuk; doğumundan itibaren süregelen kronik ishal, yağlı dışkılama ve büyüme geriliği şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve kilo <2.<2. persentil, karın şişliği ve nörolojik değerlendirmede derin tendon reflekslerinde bilateral kayıp saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kolesterol düzeyi 2525 mg/dL, trigliserid düzeyi 1818 mg/dL olarak ölçülüyor. Periferik yaymasında eritrositlerin %50\%50'den fazlasının 'akantosit' morfolojisinde olduğu saptanıyor. Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Abetalipoproteinemi

Answer

Verilen klinik ve laboratuvar bulguları (steatore, arefleksi, çok düşük lipidler ve akantositoz) doğrultusunda en olası tanı Abetalipoproteinemi'dir.
Doğru yanıt olan hastalıkta, MTP genindeki mutasyon nedeniyle şilomikron, VLDL ve LDL sentezi yapılamaz. Bu durum, bebeklikten itibaren yağ malabsorbsiyonuna ve Vitamin E gibi yağda eriyen vitaminlerin emilememesine yol açarak nörolojik semptomlara (ataksi, arefleksi) neden olur. Periferik yaymada eritrositlerin yüzeyindeki 'akantosit' (dikenli hücre) görünümü tanı koydurucudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomları analiz et.
Bebeklikten itibaren başlayan yağlı dışkılama ve büyüme geriliği yağ malabsorbsiyonuna (steatore) işaret eder.
Malabsorbsiyon sendromlarının ayırıcı tanısına başlamak için ilk adımdır.
2
Nörolojik ve metabolik bulguları birleştir.
Derin tendon reflekslerinin kaybı (arefleksi), Vitamin E gibi yağda eriyen vitaminlerin ağır eksikliğini ve buna bağlı nöropatiyi gösterir. Serum kolesterol ve trigliserid düzeylerinin çok düşük olması (<30<30 mg/dL) bir lipoprotein sentez bozukluğunu düşündürür.
Çölyak veya kistik fibrozis gibi hastalıklarda lipid düzeyleri bu derece ekstrem düşüklük göstermez.
3
Hematolojik bulguyu (akantositoz) değerlendir.
Periferik yaymadaki akantositler abetalipoproteinemi için patognomonik bir bulgudur.
MTP (Mikrozomal Trigliserid Transfer Protein) eksikliği sonucu şilomikron ve VLDL sentezlenemez, bu da eritrosit membran yapısını etkiler.

Key Concept

Abetalipoproteinemi (MTP eksikliği); yağ malabsorbsiyonu, hipolipidemi, nörolojik bozulma ve akantositoz dörtlüsü ile karakterizedir.
Estimated Time:2m 0s
Question 124Question

Otuz beş günlük, erkek bir süt çocuğu; yaklaşık bir haftadır devam eden, safrasız ve beslenme sonrası fışkırır tarzda kusma şikayeti ile polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede dehidratasyon bulguları ve epigastrik bölgede palpasyonla saptanan zeytin benzeri kitle dikkati çekiyor. Yapılan tetkikler sonucunda hipertrofik pilor stenozu tanısı konulan hastanın kan gazında pH:7.55pH: 7.55, HCO3:40HCO_3: 40 mEq/L; serum elektrolitlerinde Cl:76Cl: 76 mEq/L saptanıyor.

Bu hastada cerrahi öncesi planlanan 0.9%0.9\% NaCl içeren parenteral sıvı tedavisinin, böbreklerden bikarbonat atılımını (alkaliüri) sağlayarak metabolik alkalozu düzeltmesine olanak tanıyan temel hücresel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Toplayıcı kanallardaki tip B interkale hücrelerinde, luminal klor varlığında çalışan klor/bikarbonat değişim mekanizmasının (pendrin) aktif hale gelmesi

Answer

Toplayıcı kanallardaki tip B interkale hücrelerinde, luminal klor varlığında çalışan klor/bikarbonat değişim mekanizmasının (pendrin) aktif hale gelmesi
Hipertrofik pilor stenozunda gelişen metabolik alkaloz 'klora yanıtlı' (chloride-responsive) bir tablodur. Böbreklerin fazla bikarbonatı (HCO3HCO_3^-) atabilmesi için kortikal toplayıcı kanallarda bulunan Tip B interkale hücrelerinin çalışması gerekir. Bu hücrelerin apikal membranında yer alan 'pendrin' (anyon değiştirici), lümendeki kloru hücre içine alırken karşılığında bikarbonatı idrara salgılar. Hipokloremi durumunda lümende yeterli klor bulunmadığı için bu değişim gerçekleşemez ve bikarbonat atılamaz. 0.9%0.9\% NaCl tedavisi ile luminal klor sağlandığında pendrin aktifleşir ve alkaliüri (bikarbonat atılımı) başlayarak alkaloz düzelir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın metabolik durumunu analiz et
Hipertrofik pilor stenozuna bağlı ağır hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz mevcuttur.
Mide asidinin (HClHCl) kaybı serumda klor eksikliğine ve bikarbonat artışına yol açar.
2
Böbreğin alkalozu neden düzeltemediğini belirle
Klor eksikliği, böbreğin fazla bikarbonatı idrarla atma yeteneğini engeller.
Toplayıcı kanallardaki bikarbonat salgılayan mekanizmalar klora bağımlıdır.
3
Sıvı tedavisinin (0.9% NaCl) etkisini değerlendir
Sıvı tedavisi ile tübüler lümene ulaşan klor, Tip B interkale hücrelerini aktifleştirir.
Pendrin adı verilen anyon değiştirici, luminal kloru hücre içine alırken bikarbonatı idrara (lümene) atar.
4
Tedavi sonucunu özetle
Böbrekten bikarbonat atılımı (alkaliüri) başlar ve plazma bikarbonat düzeyi normale döner.
Klor replasmanı, 'klora yanıtlı' metabolik alkalozun düzeltilmesindeki temel anahtardır.

Key Concept

Klora Yanıtlı Metabolik Alkaloz ve Pendrin Mekanizması

Alternative Method

Alkalozun 'idame' mekanizmaları (volüm eksikliği ve klor eksikliği) ile 'düzeltme' mekanizmalarını (klor replasmanı) birbirinden ayırarak mantık yürütmek, soruyu fizyoloji bilgisiyle çözmeyi sağlar.
Estimated Time:2m 0s
Question 125Question

Yenidoğan döneminde Tip C (distal fistüllü) özofagus atrezisi ve trakeoözofageal fistül nedeniyle başarıyla opere edilen ve dördüncü ayına kadar sorunsuz izlenen bir bebek; son iki haftadır özellikle beslenme sırasında gelişen öksürük, siyanoz atakları ve tekrarlayan akciğer enfeksiyonu şikayetleriyle getiriliyor. Yapılan baryumlu özofagus grafisinde anastomoz bölgesinde lümen çapı normal olarak değerlendiriliyor. Bu bebekte öncelikle şüphelenilmesi gereken komplikasyonu doğrulamak amacıyla yapılabilecek en duyarlı tanısal girişim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bronkoskopi sırasında özofagus içine metilen mavisi verilmesi

Answer

Bronkoskopi sırasında özofagus içine metilen mavisi verilmesi
Beslenme sırasında öksürük ve siyanoz (Helmsworth triadı), trakeoözofageal fistülün karakteristik bulgusudur. Cerrahi sonrası bu semptomların tekrar ortaya çıkması, özellikle darlık saptanmayan durumlarda rekürren fistülü düşündürür. Bronkoskopi eşliğinde yapılan mavi boya testi, fistül yolunu doğrudan kanıtlayan en duyarlı yöntemdir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Post-op Tip C özofagus atrezisi olan bebekte beslenme sırasında öksürük ve siyanoz atakları saptandı.
Beslenme sırasında gelişen ani solunum sıkıntısı ve morarma, trakea ile özofagus arasında anormal bir bağlantı (fistül) olduğunu gösteren tipik bir bulgudur.
2
Ayırıcı tanı yap
Anastomoz darlığı (striktür) radyolojik olarak dışlandı. Trakeomalazi genellikle 'havlar tarzda' öksürük yapar ancak beslenmeyle bu kadar doğrudan ilişkili değildir.
Baryumlu grafide darlık saptanmaması, şüpheyi rekürren fistül üzerine yoğunlaştırır.
3
Kesin tanı yöntemini belirle
Endoskopik yöntemle fistülün doğrudan görülmesi veya boya testi ile kanıtlanması gerekir.
Bronkoskopi sırasında özofagusa verilen metilen mavisinin trakeal taraftan izlenmesi (mavi boya testi), küçük fistül yollarını göstermede altın standarttır.

Key Concept

Özofagus atrezisi cerrahisi sonrası rekürren trakeoözofageal fistül tanısı

Practice More

Rekürren fistül ile trakeomalazi arasındaki ayırıcı tanıda kullanılan klinik özelliklerin gözden geçirilmesi önerilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 126Question

Gastroözofageal reflü hastalığı (GO¨RHGÖRH) nedeniyle uzun süredir takip edilen 1010 yaşındaki bir çocukta, retrosternal yanma ve yutma güçlüğü şikayetlerinin artması üzerine üst gastrointestinal sistem endoskopisi yapılmıştır. Endoskopide distal özofagusta "somon pembesi" renkte mukozal adacıklar izlenmiş; alınan biyopside çok katlı yassı epitelin yerini goblet hücreleri içeren intestinal tipte silindirik epitelin aldığı (intestinal metaplazi) rapor edilmiştir. Bu klinik tablo ve saptanan patolojik bulgu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Saptanan bulgu Barrett özofagusu olup, bu metaplazik değişim ileride adenokarsinom gelişimi için önemli bir risk faktörüdür.

Answer

Saptanan bulgu Barrett özofagusu olup, bu metaplazik değişim ileride adenokarsinom gelişimi için önemli bir risk faktörüdür.
Kronik asit maruziyeti nedeniyle özofagusun normal çok katlı yassı epitelinin, asit direncine daha dayanıklı olan goblet hücreli silindirik (intestinal) epitele dönüşmesi Barrett özofagusu olarak adlandırılır. Bu durum, özofagus adenokarsinomu için majör bir risk faktörüdür ve takip gerektirir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et
Kronik reflü öyküsü + Endoskopide somon pembesi mukoza + Biyopside intestinal metaplazi (goblet hücreleri)
Hastanın temel patolojisini tanımlamak için veriler birleştirilmelidir.
2
Patolojiyi isimlendir
Barrett Özofagusu
Özofagusta skuamöz epitelin silindirik epitele dönüşümü Barrett özofagusu olarak tanımlanır.
3
Komplikasyon ve riskleri değerlendir
Adenokarsinom riski artışı
Barrett özofagusu, özofagus adenokarsinomu için bilinen en güçlü prekanseröz lezyondur.

Key Concept

Barrett özofagusu, kronik gastroözofageal reflü hastalığının (GO¨RHGÖRH) ciddi bir komplikasyonu olup, distal özofagusta intestinal metaplazi ile karakterize prekanseröz bir durumdur.

Practice More

Özofagus atrezisi tiplerini ve eşlik eden VACTERLVACTERL anomalilerini tekrar etmek, bu konudaki klinik senaryoları çözmenize yardımcı olacaktır.
Estimated Time:1m 15s
Question 127Question

77 aylık bir erkek bebek, yaklaşık 88 saattir devam eden aralıklı ağlama krizleri, safralı kusma ve son 11 saattir fark edilen "çilek jölesi" kıvamında kanlı dışkılama şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede hastanın letarjik olduğu, nabzının 165165/dakika, kapiller geri dolum zamanının 44 saniye olduğu saptanıyor. Batın muayenesinde yaygın distansiyon, barsak seslerinde azalma ve palpasyonla tüm kadranlarda defans ve rebound duyarlılığı saptanıyor. Bu hasta için en uygun yönetim adımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Acil cerrahi konsültasyonu ve operasyon hazırlığı

Answer

Peritonit bulguları (yaygın defans, rebound) ve şok tablosu saptanan invajinasyon olgusunda en uygun yaklaşım acil cerrahi konsültasyonu ve operasyon hazırlığıdır.
Vakadaki çocukta invajinasyonun klasik triadına (ağrı, kusma, kanlı dışkı) ek olarak letarji, taşikardi (şok bulgusu) ve en önemlisi batında yaygın rebound/defans (peritonit bulgusu) mevcuttur. Peritonit bulguları varlığı barsak segmentinde nekroz veya perforasyon lehine değerlendirilir. Bu durumlarda hava veya sıvı ile yapılacak redüksiyon manevraları perforasyonu şiddetlendireceği için kontrendikedir; hastanın acilen cerrahiye hazırlanması gerekir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Aralıklı karın ağrısı, safralı kusma ve çilek jölesi dışkı invajinasyon (intussussepsiyon) için klasiktir.
Hastanın temel patolojisini tanımlamak için gereklidir.
2
Hastanın stabilite durumunu ve fizik muayene bulgularını değerlendir.
Taşikardi, uzamış kapiller geri dolum (şok) ve batında rebound/defans (peritonit) saptandı.
Tedavi yöntemini (non-operatif vs cerrahi) belirleyen kritik ayrım noktasıdır.
3
Kontrendikasyonları kontrol et.
Peritonit bulguları ve perforasyon şüphesi, pnömatik veya hidrostatik redüksiyon için mutlak kontrendikasyondur.
Yanlış müdahalenin perforasyon ve sepsis riskini artırmasını önlemek içindir.
4
Tedavi planını belirle.
Hasta acil operasyona alınmalıdır.
Gecikmiş olgularda barsak gangreni ve perforasyon olasılığı çok yüksektir.

Key Concept

İnvajinasyon yönetiminde peritonit bulguları, barsak perforasyonu şüphesi ve uzamış şok varlığı non-operatif (pnömatik/hidrostatik) redüksiyon yöntemleri için mutlak kontrendikasyondur.

Practice More

İnvajinasyonda cerrahi redüksiyon sonrası nüks oranları ile non-operatif redüksiyon sonrası nüks oranlarını karşılaştıran çalışmaları inceleyin.
Estimated Time:2m 30s
Question 128Question

Doğumdan sonraki 4.4. günde ani başlayan safralı kusma ve beslenme intoleransı şikayetiyle acil servise getirilen bir yenidoğanın fizik muayenesinde batın distandü saptanmıyor ve bağırsak sesleri normal olarak alınıyor. Ayakta direkt karın grafisinde mide ve duodenum gazı doğal görünümde olup distal bağırsak anslarında da normal gaz dağılımı izleniyor. Bebek huzursuz görünmesine rağmen hemodinamik olarak stabil seyrediyor.

Bu hastada hayatı tehdit eden "orta bağırsak volvulusu" (midgut volvulus) olasılığını kesin olarak dışlamak için yapılması gereken altın standart tanısal yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Üst gastrointestinal sistem pasaj grafisi ile Treitz ligamanı yerleşiminin değerlendirilmesi

Answer

Üst gastrointestinal sistem pasaj grafisi ile Treitz ligamanı yerleşiminin değerlendirilmesi
Yenidoğan döneminde ani başlayan safralı kusma vakalarında, bağırsak nekrozunu önlemek için tanı hızla kesinleştirilmelidir. Direkt karın grafisi vakaların bir kısmında tamamen normal olabildiği için, duodenojejunal bileşkenin (Treitz ligamanı) anatomik yerleşimini en doğru şekilde gösteren üst GİS pasaj grafisi altın standart tetkiktir. Treitz ligamanının orta hattı geçmemesi veya anormal yerleşimi malrotasyonu doğrular.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et.
Yenidoğanda ani başlayan safralı kusma, her zaman cerrahi acil durum olan orta bağırsak volvulusunu düşündürür.
Safralı kusma, tıkanıklığın Vater ampullasının distalinde olduğunu gösterir ve malrotasyon varlığında her an volvulus gelişme riski vardır.
2
Radyolojik bulguları yorumla.
Ayakta direkt karın grafisinin normal olması volvulus tanısını dışlamaz.
Midgut volvulusu olan bebeklerin yaklaşık dörtte birinde başlangıçta direkt grafiler tamamen normal olabilir veya non-spesifik gaz dağılımı gösterebilir.
3
Altın standart tanı yöntemini seç.
Üst gastrointestinal (GİS) pasaj grafisi istenmelidir.
Treitz ligamanının (duodenojejunal bileşke) omurganın solunda ve mide çıkışıyla aynı seviyede (veya üzerinde) olduğunun gösterilmesi malrotasyonu dışlamak için en güvenilir yöntemdir.

Key Concept

Yenidoğanda safralı kusma, aksi kanıtlanana kadar cerrahi bir acil durumdur (volvulus) ve normal direkt grafi bu tanıyı dışlamaz.

Practice More

Malrotasyon saptanan hastalarda uygulanan cerrahi prosedürün (Ladd ameliyatı) basamaklarını gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 129Question

88 yaşında Tip 11 Diyabetes Mellitus tanısıyla izlenen bir kız çocuk, son 66 aydır devam eden boy uzamasında yavaşlama ve tekrarlayan karın ağrısı şikayetleri ile başvuruyor. Çölyak hastalığı taraması amacıyla istenen doku transglutaminaz (tTGtTG) IgAIgA düzeyi negatif (<2< 2 U/mLU/mL) saptanıyor. Ancak eş zamanlı bakılan total serum IgAIgA düzeyinin 77 mg/dLmg/dL (yaş normallerinin altında) olduğu görülüyor.

Bu hastada çölyak hastalığı tanısını dışlamak veya doğrulamak için izlenmesi gereken en uygun klinik adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: tTGtTG IgGIgG veya deamide gliadin peptid (DGPDGP) IgGIgG antikorlarının ölçülmesi

Answer

Düşük total IgA düzeyi varlığında çölyak taraması için tTG IgG veya DGP IgG antikorlarının ölçülmesi gerekir.
Çölyak hastalığı taramasında altın standart tarama testi doku transglutaminaz (tTG) IgA'dır. Ancak bu testin anlamlı olabilmesi için hastanın yeterli düzeyde IgA üretebiliyor olması gerekir. Selektif IgA eksikliği olan bireylerde (total IgA < 7 mg/dL veya yaşa göre düşük), tTG IgA düzeyi her zaman negatif çıkacaktır. Bu gibi durumlarda tanısal duyarlılığı korumak adına IgG yapısındaki antikorların (tTG IgG veya DGP IgG) bakılması en uygun yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın risk faktörlerini ve semptomlarını değerlendir.
Tip 1 DM (yüksek riskli grup), boy kısalığı ve karın ağrısı çölyak şüphesini destekler.
Çölyak hastalığı Tip 1 DM'li çocuklarda %3-8 oranında daha sık görülür.
2
Serolojik tarama sonuçlarını yorumla.
tTG IgA negatif ancak total IgA düşük (Selektif IgA eksikliği şüphesi).
Çölyak hastalarında selektif IgA eksikliği genel popülasyona göre 10-20 kat daha sıktır.
3
Yanlış negatifliği ekarte etmek için uygun testi seç.
IgG tabanlı serolojik testlere (tTG IgG, DGP IgG veya EMA IgG) geçilmelidir.
Total IgA eksik olduğunda vücut IgA üretemediği için IgA temelli tüm antikor testleri yalancı negatif sonuç verir.

Key Concept

Selektif IgA Eksikliği ve Çölyak Serolojisi
Estimated Time:1m 30s
Question 130Question

Beş gündür devam eden bol sulu dışkılama ve kusma şikayetleri olan 1818 aylık bir erkek çocuk acil servise getiriliyor. Öyküsünden evde sadece açık çay ve su ile beslendiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde; tartısı 11 kg11\text{ kg} (13 kg13\text{ kg}'dan düşmüş), letarjik, göz küreleri ve fontaneli belirgin çökük, mukoza ve dili kuru, cilt turgoru oldukça yavaş (kapiller dolum süresi >4>4 saniye) saptanıyor. Hasta acil serviste muayene edilirken jeneralize tonik-klonik karakterde bir nöbet geçirmeye başlıyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyum düzeyi 118 mEq/L118\text{ mEq/L} olarak bulunuyor.

Bu hastada nöbeti durdurmak ve akut yönetimi sağlamak için ilk etapta uygulanması gereken en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 3 ml/kg %3’lu¨k NaCl3\text{ ml/kg } \%3\text{'lük NaCl} solüsyonunun 102010-20 dakikada IV infüzyonu

Answer

Semptomatik hiponatremi (nöbet) durumunda ilk tedavi 3 ml/kg %3’lu¨k NaCl3\text{ ml/kg } \%3\text{'lük NaCl} solüsyonunun infüzyonudur.
Hastada saptanan ağır hiponatremi (118 mEq/L118\text{ mEq/L}) ve eşlik eden jeneralize nöbet tablosu, 'semptomatik hiponatremi' olarak tanımlanır. Bu durumda öncelikli hedef, nöbeti durdurmak ve beyin ödemini geriletmek için serum sodyumunu hızla (yaklaşık 35 mEq/L3-5\text{ mEq/L}) yükseltmektir. Bunun için en uygun ajan hipertonik salin (%3 NaCl\%3\text{ NaCl}) solüsyonudur. Önerilen doz genellikle 35 ml/kg3-5\text{ ml/kg}'dır (veya 24 ml/kg2-4\text{ ml/kg}).

Step-by-Step Solution

1
Hastanın nörolojik durumunu ve sodyum düzeyini değerlendir
Letharjik hasta, nöbet geçiriyor ve Na=118 mEq/LNa = 118\text{ mEq/L} (ağır hiponatremi).
Semptomatik hiponatremik ensefalopati tanısı koymak için klinik ve laboratuvar korelasyonu gerekir.
2
Acil sodyum replasman miktarını hesapla
35 ml/kg %3’lu¨k NaCl3-5\text{ ml/kg } \%3\text{'lük NaCl} verilmesi kararlaştırılır.
Bu miktar serum sodyumunu yaklaşık 35 mEq/L3-5\text{ mEq/L} yükselterek beyin ödemini azaltmak ve nöbeti durdurmak için yeterlidir.
3
Uygulama hızı ve yöntemini belirle
102010-20 dakikada IV infüzyon.
Semptomların hızlı kontrolü için bolus benzeri kısa süreli infüzyon gereklidir.

Key Concept

Semptomatik Hiponatremi Yönetimi
Question 131Question

1818 aylık erkek çocuk, son 44 aydır devam eden kronik ishal, karın şişliği ve tartı alamama yakınmalarıyla getiriliyor. Özgeçmişinde tekrarlayan alt solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle çok sayıda antibiyotik kullanımı öyküsü mevcut. Fizik muayenesinde boy ve tartı 33. persentilin altında, batın distandü ve ekstremiteler belirgin derecede ince olarak saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde serum total IgA:5 mg/dL\text{IgA}: 5 \text{ mg/dL} ve total IgG:150 mg/dL\text{IgG}: 150 \text{ mg/dL} (yaşa göre oldukça düşük) bulunuyor. Çölyak serolojisinde anti-tTG IgA\text{IgA} ve anti-tTG IgG\text{IgG} negatif saptanıyor. Yapılan ince bağırsak biyopsisinde total villöz atrofi ve kript hiperplazisi izlenirken, lamina propriada lenfositik infiltrasyon saptanmasına rağmen plazma hücrelerinin tamamen eksik olduğu (Marsh 3c bulguları ile birlikte) dikkati çekiyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yaygın değişken immün yetmezlik (CVID)

Answer

Yaygın değişken immün yetmezlik (CVID)
Yaygın değişken immün yetmezlik (CVID) vakalarının yaklaşık %10-30'unda çölyak hastalığındakine benzer total villöz atrofi (Marsh 3c) ve kript hiperplazisi görülebilir. Ancak çölyaktan en önemli farkı, lamina propriada antikor üreten plazma hücrelerinin bulunmamasıdır. Ayrıca bu hastalarda serum IgG, IgA ve bazen IgM düzeyleri belirgin düşüktür, bu durum çölyak serolojisinin (yalancı) negatif çıkmasına da neden olabilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Kronik ishal, malabsorbsiyon (Marsh 3c) ve tekrarlayan enfeksiyon öyküsü.
Hastanın hem gastrointestinal hem de immün sistem tutulumunu açıklayacak bir tanı aranmaktadır.
2
Serolojik ve laboratuvar verilerin analizi
Anti-tTG negatifliği ve derin hipogammaglobulinemi (IgG ve IgA düşüklüğü).
Düşük immünoglobulinler hastanın enfeksiyonlara meylini ve seronegatifliğini açıklar.
3
Histopatolojik anahtar bulgunun saptanması
Lamina propriada plazma hücrelerinin izlenmemesi.
Bu bulgu, çölyak hastalığı gibi diğer villöz atrofi nedenlerinden ayrımı sağlayan en spesifik histolojik işarettir.

Key Concept

Villöz atrofi saptanan ancak plazma hücreleri eksik olan ve hipogammaglobulinemisi bulunan çocuklarda öncelikle CVID düşünülmelidir.
Question 132Question

Hipertrofik pilor stenozu olan bir süt çocuğunda gelişen hipokloremik hipokalemik metabolik alkalozun patofizyolojisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Alkalozun başlangıç aşamasında, filtre edilen bikarbonat yükünün tübüler geri emilim kapasitesini aşması nedeniyle idrar pH'sı asidiktir.

Answer

Alkalozun başlangıç aşamasında idrarın asidik olduğunu belirten ifade yanlıştır; başlangıçta idrar alkalidir.
Metabolik alkalozun başlangıç döneminde, plazma bikarbonat konsantrasyonu böbreğin proksimal tübül geri emilim eşiğini (242624-26 mEq/LmEq/L) aştığı için bikarbonat idrarla atılır. Bu durum erken evrede idrarın alkali (pH yüksek) olmasına neden olur. İfadedeki 'asidiktir' ibaresi bu yüzden yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Kayıp Mekanizmasının Analizi
Mide içeriğinden H+H^+ ve ClCl^- kaybı saptandı.
HPS'de tıkanıklık pilor düzeyindedir, bu yüzden sadece mide içeriği (safrasız) kaybedilir.
2
Renal Kompansasyonun Erken Dönemi
Alkali idrar (pH>7.0pH > 7.0).
Vücutta artan HCO3HCO_3^-, böbreklerin geri emilim kapasitesini aşar ve idrarla atılır.
3
Dehidratasyon ve RAAS Etkisi
Na+Na^+ tutulumu artar, K+K^+ ve H+H^+ kaybı başlar.
Hipovolemiyi düzeltmek için sodyum geri emilimi öncelik kazanır.
4
Geç Dönem (Paradoksal Asidüri) Analizi
Asidik idrar (pH<6.0pH < 6.0).
Klor ve potasyum tükendiğinde, sodyum geri emilimi için mecburen hidrojen atılır; bu durum sistemik alkaloz varken idrarın asit olmasıdır.

Key Concept

HPS'de Metabolik Alkaloz ve İdrar pH Değişimi
Question 133Question

3232 haftalık doğan bir prematüre bebekte, yaşamın ilk 1818 saatinde safralı kusma ve karın şişliği gelişiyor. Çekilen ayakta direkt batın grafisinde; mide, duodenum ve sınırlı sayıda proksimal jejunal ansta belirgin hava-sıvı seviyeleri izlenirken, batın distalinde gaz saptanmıyor. Gebelik öyküsünde maternal yoğun sigara kullanımı olan bu hastada, saptanan patolojinin gelişimindeki en olası mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İntrauterin dönemde mezenterik damarlarda gelişen vasküler kaza

Answer

İntrauterin dönemde mezenterik damarlarda gelişen vasküler kaza
Hastanın klinik tablosu proksimal jejunal atrezi (üçlü kabarcık görünümü) ile uyumludur. Jejunal ve ileal atrezilerin temel patogenezi, intrauterin dönemde mezenterik damarlarda meydana gelen vasküler tıkanıklıklar (vasküler kaza) sonucu bağırsak segmentinin nekrozu ve kaybıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguları analiz et.
Safralı kusma ve grafide mide, duodenum ve proksimal jejunumda görülen üçlü hava-sıvı seviyesi (triple bubble) proksimal jejunal atreziyi işaret eder.
Tıkanıklığın seviyesi, hava-sıvı seviyesi sayısına göre belirlenir.
2
Atrezinin embriyolojik kökenini belirle.
Jejunoileal atreziler, duodenal atreziden farklı olarak vasküler kökenlidir.
Fetal dönemdeki vasküler 'insult' (invajinasyon, volvulus veya damar tıkanıklığı) ilgili segmentin iskemisine ve atreziye yol açar.
3
Risk faktörlerini değerlendir.
Maternal sigara veya kokain kullanımı vasküler vazokonstriksiyon yaparak bu riski artırır.
Vasküler kazayı destekleyen ek bir anamnez verisidir.

Key Concept

Jejunoileal atrezilerin patogenezi, duodenal atreziden farklı olarak rekanalizasyon kusuru değil, geç fetal dönemdeki vasküler kazalardır.
Estimated Time:1m 30s
Question 134Question

1515 aylık bir erkek çocuk, bir gündür devam eden günde 454-5 kez sulu dışkılama şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde genel durumu iyi, bilinci açık ve aktif olan çocuğun göz küreleri normal, mukozaları nemli, turgoru doğal ve susuzluk hissinin hafifçe artmış olduğu saptanıyor. Herhangi bir kusması olmayan bu çocuk için en uygun başlangıç tedavisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Oral rehidratasyon sıvısı (ORS) ile evde tedavi başlanması

Answer

Oral rehidratasyon sıvısı (ORS) ile evde tedaviye başlanması en uygun yaklaşımdır.
Vaka sunumunda çocuğun genel durumu iyi, bilinci açık, göz küreleri normal ve turgoru doğaldır. Bu bulgular sıvı kaybının %5\%5'in altında (hafif dehidratasyon) olduğunu gösterir. Kusması olmayan bu hastalarda Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından önerilen en uygun yaklaşım, Oral Rehidratasyon Sıvısı (ORS) kullanılarak yapılan oral rehidratasyon tedavisidir.

Step-by-Step Solution

1
Dehidratasyon derecesini değerlendir
Hafif dehidratasyon
Genel durumun iyi olması, mukozaların nemli kalması ve turgorun doğal olması hafif düzeyde sıvı kaybını gösterir.
2
Tedavi yöntemini ve yolunu seç
Oral Rehidratasyon Tedavisi (ORT)
Kusması olmayan, bilinci açık ve hafif-orta dehidratasyonu olan çocuklarda ORT, intravenöz tedaviye göre daha güvenli ve etkindir.
3
Uygulama planını belirle
Plan A (Evde tedavi)
Ağır bulguları olmayan hastalar, ORS kullanımı ve alarm bulguları konusunda aile eğitilerek evden takip edilebilir.

Key Concept

Hafif ve orta dehidratasyonda ilk seçenek oral rehidratasyon tedavisidir (ORT).

Practice More

Dehidratasyon derecelerini (hafif, orta, ağır) klinik bulgulara göre ayırt eden tabloyu gözden geçirin.
Estimated Time:45s
Question 135Question

1010 aylık bir bebek, 11 gündür devam eden kusma ve günde 8108-10 kez bol sulu dışkılama şikayetiyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde; huzursuz olduğu, susuzlukla hırsla su içtiği, mukozalarının kuru olduğu, göz kürelerinin hafif çökük olduğu ve deri turgorunun 22 saniyede geri döndüğü saptanmıştır. Ön fontaneli hafif çökük olan 9 kg9\text{ kg} ağırlığındaki bu bebek için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Orta dereceli dehidratasyon saptandığı için Plan B (poliklinikte 44 saatlik süreyle oral rehidratasyon sıvısı) uygulanmalıdır.

Answer

Bulgular orta dereceli dehidratasyona işaret ettiği için Plan B kapsamında poliklinikte 44 saatlik oral rehidratasyon sıvısı tedavisi uygulanmalıdır.
Hastanın klinik bulguları (irritabilite, susuzlukla su içme, kuru mukozalar, hafif çökük fontanel ve yavaş turgor) orta dereceli (5105-10%) dehidratasyona işaret etmektedir. Bu tabloda Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından önerilen yaklaşım Plan B'dir. Plan B, sağlık kuruluşunda 44 saatlik bir süre içinde oral rehidratasyon sıvısı (ORS) verilmesini ve hastanın yakından izlenmesini içerir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilerek dehidratasyon derecesinin saptanması.
Huzursuzluk, susuzluk, kuru mukozalar ve yavaş turgor orta dereceli (% 5105-10) dehidratasyonu gösterir.
Tedavi stratejisini belirlemek için dehidratasyonun şiddetini sınıflandırmak ilk adımdır.
2
Dehidratasyon derecesine uygun WHO tedavi planının seçilmesi.
Orta dereceli dehidratasyon için Plan B seçilir.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) protokollerine göre hafif-orta dehidratasyonda oral rehidratasyon (ORS) intravenöz tedaviden daha güvenli ve etkilidir.
3
Seçilen planın uygulama detaylarının belirlenmesi.
44 saat boyunca poliklinik veya acil serviste gözetim altında ORS verilmesi.
Plan B, hastanın sıvı açığının 44 saatte ağızdan yerine konmasını ve ardından tekrar değerlendirilmesini öngörür.

Key Concept

Akut gastroenteritli çocuklarda dehidratasyon derecesine göre WHO tedavi planlarının (A, B, C) uygulanması.
Estimated Time:1m 0s
Question 136Question

1111 yaşında bir erkek çocuk; son 66 aydır devam eden aralıklı sağ alt kadran ağrısı, iştahsızlık ve belirgin halsizlik şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve vücut ağırlığının yaşa göre 3.3. persentilin altında olduğu, puberte gelişiminin ise evre 11 (Tanner) düzeyinde kaldığı saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 9.5 g/dL9.5\text{ g/dL}, MCVMCV 74 fL74\text{ fL}, eritrosit sedimentasyon hızı (ESHESH) 62 mm/saat62\text{ mm/saat}, CRPCRP 45 mg/L45\text{ mg/L} ve albümin 2.6 g/dL2.6\text{ g/dL} olarak ölçülüyor. Yapılan kolonoskopik incelemede terminal ileumda "atlamalı tutulum" (skip lesions), derin lineer ülserler ve mukoza üzerinde "kaldırım taşı" görünümü izleniyor. Bu klinik ve laboratuvar bulguları ışığında, bu hasta için en olası tanısal özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tam kat (transmural) inflamasyon ve biyopside non-kazeifiye granülom varlığı

Answer

Hastanın klinik tablosu (büyüme geriliği, puberte gecikmesi, sağ alt kadran ağrısı) ve endoskopik bulguları (atlamalı tutulum, kaldırım taşı görünümü, terminal ileum tutulumu) tipik olarak Crohn hastalığını işaret etmektedir. Bu hastalıkta inflamasyon bağırsak duvarının tüm katlarını etkiler (transmural) ve biyopside saptanan non-kazeifiye granülomlar tanı için oldukça karakteristiktir.
Vakada sunulan büyüme geriliği, puberte gecikmesi, aralıklı karın ağrısı ve laboratuvardaki belirgin inflamasyon belirteçleri (yüksek ESH/CRP) ile birlikte terminal ileumdaki atlamalı tutulum ve kaldırım taşı görünümü, pediatrik Crohn hastalığı için patognomoniktir. Bu hastalıkta inflamasyonun bağırsak duvarının tüm katmanlarını etkilemesi (transmural) ve biyopside görülen non-kazeifiye granülomlar tanısal açıdan en değerli özelliklerdir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik belirtileri analiz et
Büyüme geriliği (<3.<3. persentil), puberte gecikmesi ve kronik karın ağrısı saptandı.
Pediatrik popülasyonda Crohn hastalığı genellikle gastrointestinal semptomlardan önce büyüme hızı yavaşlaması ile prezante olur.
2
Laboratuvar ve endoskopik bulguları yorumla
Mikrositer anemi, yüksek sedimentasyon/CRP, hipoalbüminemi ve terminal ileumda atlamalı tutulum izlendi.
Bu bulgular inflamatuar bir bağırsak sürecini ve özellikle Crohn hastalığının tipik anatomik dağılımını gösterir.
3
Ayırıcı tanı yap ve patolojik özelliği belirle
Ülseratif Kolit ve Çölyak hastalığı dışlandı, Crohn hastalığı tanısı konuldu.
Crohn hastalığında non-kazeifiye granülomlar ve transmural tutulum en ayırt edici histopatolojik bulgulardır.

Key Concept

Crohn Hastalığı Pediatrik Sunumu ve Histopatolojisi

Practice More

Crohn hastalığında perianal fissür ve fistül sıklığını, Ülseratif Kolit ile karşılaştırmalı olarak inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 137Question

44 haftalık erkek bebek, son bir haftadır giderek artan ve her beslenme sonrası ortaya çıkan fışkırır tarzda safrasız kusma şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede dehidratasyon bulguları saptanıyor ve epigastrik bölgede palpasyonla yaklaşık 22 cmcm boyutunda, sert, hareketli kitle ("zeytin belirtisi") ele geliyor. Kan gazı analizinde hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz saptanan bu hastanın yönetiminde en uygun yaklaşım hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Cerrahi girişim öncesinde sıvı ve elektrolit replasmanı ile metabolik tablonun düzeltilmesi

Answer

En uygun yaklaşım, cerrahi girişim öncesinde sıvı ve elektrolit replasmanı ile metabolik alkalozun düzeltilmesidir.
İnfantil hipertrofik pilor stenozu olan hastalarda kusma ile mide asidi (HCL) kaybedilir. Bu durum hipokloremik, hipokalemik metabolik alkaloza yol açar. Bu tablo düzeltilmeden cerrahiye gidilmesi, postoperatif apne ve anestezi komplikasyonları açısından büyük risk taşır. Dolayısıyla en uygun yaklaşım cerrahi öncesi sıvı-elektrolit tedavisidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
4 haftalık bebekte fışkırır tarzda safrasız kusma ve palpe edilen zeytin tanesi kitle, İnfantil Hipertrofik Pilor Stenozu (İHPS) tanısını koydurur.
Tanının klinik olarak kesinleştirilmesi sonraki adımları belirler.
2
Metabolik tablonun analizi
Mide içeriğinin (HCl) kaybı sonucu hipokloremik, hipokalemik metabolik alkaloz gelişmiştir.
Tedavi stratejisi bu spesifik elektrolit kayıplarını düzeltmeye yönelik olmalıdır.
3
Yönetim planının oluşturulması
Öncelikle izotonik serum fizyolojik ve potasyum desteği ile metabolik tablo düzeltilir, ardından elektif şartlarda cerrahi planlanır.
Metabolik stabilizasyon anestezi güvenliği için zorunludur.

Key Concept

İnfantil Hipertrofik Pilor Stenozu'nda cerrahi öncesi metabolik stabilizasyonun önceliği.

Practice More

Pilor stenozunda görülen paradoksal asidüri mekanizmasını tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 138Question

1313 yaşında bir kız hasta; son 66 aydır devam eden aralıklı karın ağrısı, dışkılama sayısında artış, kilo kaybı ve sekonder amenore şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde perianal bölgede ağrısız, hipertrofik deri katlantıları (skin tags) saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hipoalbüminemi ve artmış eritrosit sedimentasyon hızı (ESHESH) izleniyor. Yapılan kolonoskopik incelemede rektumun normal olduğu, ancak terminal ileum ve çıkan kolonda atlamalı (skip) lezyonlar ile derin lineer ülserlerin oluşturduğu "kaldırım taşı" (cobblestone) manzarası görülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Crohn Hastalığı

Answer

Sunulan klinik tablo (sekonder amenore, perianal skin tags, rektal korunma ve kaldırım taşı manzarası) tipik olarak Crohn Hastalığına işaret etmektedir.
Doğru yanıt olan seçenek Crohn Hastalığını belirtmektedir; çünkü hastadaki perianal deri katlantıları, rektumun normal olması (rektal korunma), atlamalı lezyonlar ve sekonder amenore (büyüme-gelişme geriliği belirtisi) bu hastalık için tanısal değer taşıyan bulgulardır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın kronik sistemik bulgularını değerlendir.
Kilo kaybı ve sekonder amenore, kronik inflamatuar bir süreci ve çocukluk çağındaki büyüme/gelişme geriliğini göstermektedir.
İnflamatuar bağırsak hastalıklarında (özellikle Crohn) sitokinlerin etkisiyle büyüme ve puberte gecikebilir.
2
Fizik muayene ve laboratuvar verilerini analiz et.
Perianal skin tag varlığı ve yüksek inflamasyon belirteçleri (ESHESH, hipoalbüminemi) saptandı.
Perianal tutulum (fistül, fissür, skin tag) Crohn hastalığında Ülseratif kolite göre çok daha sıktır.
3
Endoskopik bulguları karşılaştır.
Rektal korunma (rectal sparing), atlamalı lezyonlar (skip lesions) ve kaldırım taşı manzarası saptandı.
Bu bulgular tutulumun transmural olduğunu ve Ülseratif kolitteki kesintisiz mukoza tutulumundan farklı olduğunu kanıtlar.

Key Concept

Crohn Hastalığı ile Ülseratif Kolit ayrımında perianal bulgular, rektal tutulumun olmaması ve atlamalı lezyonlar anahtar kriterlerdir.
Estimated Time:1m 30s
Question 139Question

Antenatal dönemde polihidramniosu olan bir yenidoğanda, doğumdan hemen sonra ağızda bol köpüklü salya, öksürük ve beslenme sırasında siyanoz gelişmiştir. Orogastrik sonda ilerletilememiş ve proksimal poşta takılı kalmıştır. Çekilen direkt grafide mide gazının mevcut olduğu saptanmıştır. Bu hastada cerrahi onarım öncesinde yapılması gereken değerlendirmelerden hangisi, cerrahın standart sağ posterolateral torakotomi yaklaşımını değiştirmesine neden olabilecek en kritik bulgudur?

Show answer & explanation

Answer: Ekokardiyografi ile aortik arkın sağda olduğunun saptanması

Answer

Ekokardiyografi ile aortik arkın sağda olduğunun saptanması cerrahi yaklaşımı değiştiren en kritik bulgudur.
Özofagus atrezisi ve distal fistül (TipTip CC) cerrahisinde standart yaklaşım sağ posterolateral torakotomi ile retroplevral girişimdir. Ancak hastaların yaklaşık %5\%5 inde aortik ark sağda yerleşebilir. Bu durumda sağdan yapılan bir girişimde aort arkı ameliyat sahasını örterek fistülün bağlanmasını ve anastomozun yapılmasını zorlaştırır, hatta imkansız hale getirir. Bu nedenle cerrahi öncesi ekokardiyografi ile arkın pozisyonu mutlaka belirlenmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir.
Bol salya, beslenme sırasında morarma ve sonda ilerletilememesi özofagus atrezisini (EAEA) gösterir.
Özofagusun devamlılığının olmaması proksimalde salya birikimine ve aspirasyona yol açar.
2
Radyolojik bulguları yorumla.
Mide gazının varlığı, distalde trakeoözofageal fistül (TEFTEF) olduğunu (Tip CC) kanıtlar.
Havanın solunum yollarından mideye geçmesi ancak bir fistül aracılığıyla mümkündür.
3
Cerrahi planlama için anatomik varyasyonları kontrol et.
Aortik arkın yerleşimi, cerrahın fistüle ve atrezik uca ulaşacağı torakotomi tarafını belirler.
Standart yaklaşım sağ torakotomi olsa da, sağ aortik ark varlığında sol torakotomi tercih edilir.

Key Concept

Özofagus atrezisi onarımında aortik arkın pozisyonu cerrahi yaklaşım tarafını belirleyen en önemli faktördür.
Question 140Question

Doğumdan sonraki iki hafta boyunca beslenmesi ve dışkılaması tamamen normal olan 1515 günlük bir erkek bebek, aniden başlayan ve giderek şiddetlenen safralı kusma şikayetiyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde batında hassasiyet saptanan ancak belirgin distansiyonu olmayan hastanın yapılan Doppler ultrasonografisinde superior mezenterik venin (SMVSMV), superior mezenterik arterin (SMASMA) solunda yer aldığı saptanmıştır.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Midgut volvulus

Answer

Midgut volvulus
Doğumdan sonraki ilk günlerde normal beslenen bir bebekte aniden başlayan safralı kusma ve karın ağrısı midgut volvulusu düşündürür. Doppler USG'de superior mezenterik venin (SMVSMV), superior mezenterik arterin (SMASMA) solunda yer alması (normalde sağda olması gerekir) malrotasyon tanısı için spesifik bir bulgudur. Bu klinik tablo, bağırsak iskemisi riski taşıyan cerrahi bir acildir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomları değerlendir
Aniden başlayan safralı kusma, üst gastrointestinal sistemde (duodenum seviyesi veya altı) bir tıkanıklığı düşündürür.
Safralı kusma, cerrahi acil durum olarak kabul edilen mekanik tıkanıklıkların en önemli belirtisidir.
2
Görüntüleme bulgularını analiz et
Doppler USG'de SMVSMV'nin SMASMA'nın solunda saptanması (normalde sağındadır), bağırsakların embriyolojik rotasyonunun hatalı olduğunu gösterir.
Vasküler yapıların yer değiştirmesi, malrotasyon tanısı için yüksek duyarlılığa sahiptir.
3
Klinik seyir ile tanıyı doğrula
İki hafta sorunsuz olan bir bebekte aniden gelişen bu tablo, malrotasyon zemininde gelişen midgut volvulusu destekler.
Volvulus, mezenterin dar bir tabana sahip olması nedeniyle bağırsakların kendi etrafında dönmesiyle oluşan ve iskemiye yol açabilen acil bir durumdur.

Key Concept

Neonatal dönemde aniden başlayan safralı kusmalarda aksi ispatlanana kadar midgut volvulus düşünülmelidir.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 7 / 16Next
Gastroenteroloji ve Hepatoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 7 | Examkin