Gastroenteroloji ve Hepatoloji

311 questions

Question 101Question

1111 aylık bir erkek bebek; ek gıdalara başlanmasını takiben ortaya çıkan kronik ishal, yoğun karın şişliği ve tartı alımında duraklama şikayetleriyle getirilmiştir. Yapılan fizik muayenesinde büyüme eğrilerinde gerileme (<3.< 3. persentil), batın distansiyonu ve gluteal kaslarda belirgin atrofi saptanmıştır. Bu hastada tanıyı doğrulamak amacıyla yapılması gereken ilk tarama testi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Anti-doku transglutaminaz (tTG) IgA

Answer

Çölyak hastalığı şüphesinde ilk basamak tarama testi Anti-doku transglutaminaz (tTG) IgA'dır.
Anti-doku transglutaminaz (tTG) IgA testi, Çölyak hastalığı tanısında hem duyarlılığı hem de özgüllüğü %95\%95'in üzerinde olan ve taramada ilk tercih edilmesi gereken invaziv olmayan testtir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Glüten içeren gıdalar (buğday vb.) sonrası başlayan kronik ishal, batın distansiyonu ve kas atrofisi Çölyak hastalığını düşündürür.
Çölyak hastalığı, duyarlı bireylerde glüten alımıyla tetiklenen immün aracılı bir enteropatidir.
2
Tanısal yaklaşımı belirle
En uygun ilk basamak testi seçilir.
Tanı kılavuzları, şüpheli vakalarda ilk adım olarak serolojik taramayı (tTG-IgA) önermektedir.

Key Concept

Çölyak hastalığı tanısında serolojik tarama stratejisi
Estimated Time:45s
Question 102Question

1212 yaşında bir çocuk, son 22 gündür devam eden siyah renkli, kötü kokulu ve katran kıvamında dışkılama (melena) şikayetiyle polikliniğe getirilmiştir. Hastanın öz geçmişinde bilinen bir hastalık veya ilaç kullanım öyküsü saptanmamıştır. Fizik muayenesinde vital bulguları yaş uygun sınırlar içerisinde olup, abdominal hassasiyet veya organomegali saptanmamıştır. Bu hastada gastrointestinal kanama odağının üst sistem kaynaklı olduğunu destekleyen en değerli laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kan üre azotu (BUN) / Kreatinin oranının 3030’un üzerinde olması

Answer

Kan üre azotu (BUN) / Kreatinin oranının 3030’un üzerinde olması, üst gastrointestinal sistem kanamalarını destekleyen önemli bir biyokimyasal bulgudur.
Üst gastrointestinal sistem (GİS) kanamalarında mideye veya duodenuma dökülen kanın içindeki proteinler, ince bağırsaklara ulaştığında pankreatik enzimler ve bakteriler tarafından parçalanarak sindirilir. Bu proteinlerin yıkım ürünü olan azotlu bileşiklerin portal dolaşımla karaciğere gelip üreye dönüştürülmesi sonucunda serum BUN düzeyi yükselir. Renal fonksiyonlar normalken görülen bu izole BUN artışı, BUN/Kreatinin oranının tipik olarak 3030’un üzerine çıkmasına neden olur. Bu durum, kanın sindirilmeden atıldığı alt GİS kanamalarında beklenen bir bulgu değildir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik prezantasyonu değerlendir.
Hastada melena (siyah dışkılama) mevcuttur; bu genellikle üst Gİ kanamayı işaret eder ancak ince bağırsak kaynaklı yavaş kanamalarda da görülebilir.
Melena, kanın sindirim enzimlerine ve mide asidine maruz kalmasıyla oluşur.
2
Biyokimyasal ayrımı analiz et.
Üst Gİ kanamada lümene çıkan kanın proteinleri (hemoglobin gibi) ince bağırsaklarda sindirilir ve amonyak olarak emilerek karaciğerde üreye dönüştürülür.
Kan üre azotu (BUN) yükselirken, kreatinin düzeyinin sabit kalması oranı artırır.
3
Tanısal eşiği doğrula.
BUN/Kreatinin oranının 3030’un (bazı kaynaklara göre 203020-30) üzerinde olması üst Gİ kaynağı destekler.
Alt Gİ kanamalarda kan sindirilmeden atıldığı için bu protein yükü ve emilimi gerçekleşmez.

Key Concept

Üst Gİ kanamalarda kanın sindirilip emilmesi sonucu gelişen 'azotemi' tablosu.

Alternative Method

Üst Gİ kanama şüphesinde bir diğer pratik yaklaşım nazogastrik tüp yerleştirilerek aspiratın incelenmesidir; ancak biyokimyasal olarak BUN/Kreatinin oranı invaziv olmayan güçlü bir ipucudur.
Estimated Time:1m 15s
Question 103Question

1313 yaşında bir erkek çocuk, son 44 aydır devam eden karın ağrısı, dışkılama sayısında artış ve iştahsızlık şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde anal bölgede ağrısız cilt katlantıları (skin tags) ve derin fissürler saptanıyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 10,510,5 g/dLg/dL, albümin 2,92,9 g/dLg/dL ve eritrosit sedimentasyon hızı 5252 mm/saatmm/saat olarak bulunuyor. Kolonoskopik incelemede rektumun normal yapıda olduğu, ancak çekum ve terminal ileumda sağlıklı doku alanları ile ayrılan "atlamalı" (skip) lezyonlar izleniyor. Bu klinik tablo ve bulgular doğrultusunda en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Crohn hastalığı

Answer

Sunulan klinik vakada rektumun korunması, terminal ileum tutulumu ve perianal cilt katlantıları gibi bulgular nedeniyle en olası tanı Crohn hastalığıdır.
Crohn hastalığı, gastrointestinal sistemin herhangi bir bölümünü (en sık terminal ileum ve çekum) atlamalı lezyonlar şeklinde tutabilen transmural bir inflamasyondur. Vakadaki ağrısız perianal cilt katlantıları (skin tags) pediatrik Crohn hastalarının yaklaşık üçte birinde görülen karakteristik bir bulgudur. Ayrıca kolonoskopide rektumun korunmuş olması (rectal sparing), Crohn hastalığını ülseratif kolitten ayıran en önemli özelliklerden biridir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Kronik karın ağrısı, iştahsızlık, anemi ve artmış sedimentasyon hızı inflamatuar bir süreci desteklemektedir.
İnflamatuar bağırsak hastalıklarında sistemik inflamasyon bulguları sıktır.
2
Perianal ve endoskopik bulguları değerlendir
Ağrısız cilt katlantıları (skin tags) ve kolonoskopide rektumun korunup üst kısımlarda atlamalı lezyonların saptanması ayırt edicidir.
Bu bulgular ülseratif kolitte görülmez, Crohn hastalığı için patognomoniğe yakındır.
3
Ayırıcı tanı yap
Ülseratif kolit elenir çünkü rektum tutulmamıştır; enfeksiyöz ve vaskülitik nedenler kronik seyir ve lezyon tipi nedeniyle dışlanır.
Lezyonların dağılımı ve süresi inflamatuar bağırsak hastalığı alt tiplerini ayırmada temel kriterdir.

Key Concept

Pediatrik Crohn hastalığında perianal tutulum ve endoskopik olarak rektumun korunması ile atlamalı (skip) lezyonların varlığı.

Practice More

İnflamatuar bağırsak hastalıklarında görülen büyüme geriliği ve gecikmiş pubertenin Crohn hastalığında ülseratif kolite göre çok daha sık olduğunu hatırlayınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 104Question

Miadında, 33003300 gram ağırlığında doğan ve Down sendromu tanısı alan bir günlük bir yenidoğan; ilk beslenmesinin ardından başlayan safralı kusma nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenede üst batın distandü, alt batın ise belirgin şekilde skafoid (çökük) görünümdedir. Ayakta direkt batın grafisinde mide ve duodenumun ilk kısmına ait iki adet geniş hava-sıvı seviyesi izlenirken, distal bağırsak anslarında hiç gaz saptanmıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Duodenal atrezi

Answer

Duodenal atrezi
Duodenal atrezi, Down sendromlu bebeklerin yaklaşık %30'unda görülür. Yaşamın ilk 2424 saati içinde beslenmeyi takiben başlayan safralı kusma en tipik bulgusudur. Karın grafisinde izlenen mide ve genişlemiş duodenum proksimaline ait iki hava kabarcığı (double bubble) ve distalde gazın olmaması tam tıkanıklığı kesinleştirir. Fizik muayenede sadece mide bölgesinin şiş olması (üst batın distansiyonu) ve bağırsakların boş olması nedeniyle alt batının çökük (skafoid) olması tanıyı destekler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını birleştir
Down sendromlu bir bebekte yaşamın ilk gününde başlayan safralı kusma, proksimal bir tıkanıklığı düşündürür.
Yenidoğan dönemindeki safralı kusmalar, aksi ispat edilene kadar cerrahi bir tıkanıklık olarak kabul edilmelidir.
2
Fizik muayene ve radyolojik bulguları yorumla
Skafoid alt batın tıkanıklığın proksimalde (duodenum seviyesinde) olduğunu doğrular. Karın grafisindeki 'çift hava kabarcığı' mide ve duodenumun ilk kısmını temsil eder.
Mide ve duodenumun proksimalindeki hava, distaldeki tam tıkanıklık nedeniyle ileriye geçemez ve klasik radyolojik görüntüyü oluşturur.
3
Ayırıcı tanı yap
Down sendromu ile en sık ilişkili bağırsak atrezisi duodenal atrezidir.
Genetik sendromlar ile anatomik anomaliler arasındaki tipik birliktelikler tanıyı kolaylaştırır.

Key Concept

Yenidoğanda safralı kusma ve Down sendromu birlikteliğinde 'Double Bubble' görünümü duodenal atrezi için patognomoniktir.

Practice More

Duodenal atrezide distalde gaz saptanması durumunda duodenal stenoz veya annulär pankreas gibi kısmi tıkanıklık nedenlerini araştırınız.
Estimated Time:1m 0s
Question 105Question

1111 aylık bir kız bebek, 55 gündür devam eden bol sulu dışkılama ve yetersiz sıvı alımı şikayetleri ile acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde belirgin susuzluk hissi, irritabilite, tiz sesle ağlama, mukozalarda kuruluk ve ön fontanelde çöküklük saptanıyor. Cilt turgoru azalmış olmasına rağmen ciltte tipik bir "hamursu" (doughy) kıvam hissediliyor. Nabızları 115/dk115\text{/dk} ve dolgun, kapiller geri dolum zamanı 2 saniye2\text{ saniye} olarak değerlendiriliyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyum değeri 162 mEq/L162\text{ mEq/L} saptanıyor. Bu hastanın sıvı tedavisi yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Sıvı açığının 487248-72 saatlik bir sürede yavaşça kapatılması ve serum sodyum düşüş hızının saatte 0,5 mEq/L0,5\text{ mEq/L}'yi aşmaması

Answer

Sıvı açığının 48-72 saatte kapatılması ve sodyum düşüş hızının saatte 0,5 mEq/L'yi geçmemesi en doğru yaklaşımdır.
Doğru yanıt olan sodyum düşüş hızının kontrol altında tutulması, hipernatremik dehidratasyon tedavisinin en kritik basamağıdır. Beyinde oluşan 'idiyojenik ozmoller' sodyum düşüşü sırasında suyun hızla hücre içine girmesine meyillidir; bu yüzden replasman 48-72 saate yayılmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Tiz sesli ağlama, irritabilite ve 'hamursu cilt' (doughy skin) bulguları hipernatremik dehidratasyon için tipiktir.
Hipernatremi, hücre içi suyun hücre dışına çıkmasına neden olarak intravasküler volümü bir süre korur, bu da şok bulgularının geç ortaya çıkmasına ve dehidratasyonun olduğundan az tahmin edilmesine yol açar.
2
Serum sodyum değerini değerlendir
Sodyum değeri 162 mEq/L162\text{ mEq/L} olup şiddetli hipernatremi mevcuttur.
Serum sodyumu 150 mEq/L150\text{ mEq/L} üzerinde olması hipernatremik dehidratasyon tanısı koydurur.
3
Tedavi protokolünü belirle
Tedavi hızı 487248-72 saate yayılmalı ve sodyum düşüşü saatte 0,5 mEq/L0,5\text{ mEq/L}'yi (veya günde 1012 mEq/L10-12\text{ mEq/L}'yi) geçmemelidir.
Hızlı düzeltme, beynin osmotik adaptasyon mekanizmaları nedeniyle serebral ödem, nöbet ve kalıcı hasara yol açabilir.

Key Concept

Hipernatremik dehidratasyonda tedavi hızı ve beyin ödemi riskinin yönetimi
Question 106Question

1818 aylık bir erkek çocuk, ani başlayan, ağrısız, bol miktarda taze kırmızı renkli rektal kanama şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede çocuk soluk, letarjik ve periferal nabızlar zayıf olarak saptanıyor; nabız 150/dakika150/dakika, kan basıncı 70/40mmHg70/40 \, mmHg ve kapiller geri dolum süresi 44 saniyedir. Yerleştirilen nazogastrik tüpten yapılan aspirasyonda berrak ve safra içerikli bir sıvı geldiği, kan saptanmadığı gözleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve uygulanması gereken en öncelikli yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Meckel divertikülü; 20mL/kg20 \, mL/kg izotonik kristaloid ile sıvı resüsitasyonu başlanması

Answer

Meckel divertikülü; 20mL/kg20 \, mL/kg izotonik kristaloid ile sıvı resüsitasyonu başlanması
Hastanın dökümante edilen taşikardi, hipotansiyon ve uzamış kapiller geri dolum süresi dekompanse hipovolemik şoku işaret eder; bu durumda en öncelikli adım her zaman agresif sıvı resüsitasyonudur (20mL/kg20 \, mL/kg izotonik kristaloid). Nazogastrik aspiratta safranın görülmesi ve kanın saptanmaması, kanamanın üst gastrointestinal sistemden ziyade alt gastrointestinal sistem (Treitz ligamanı distali) kaynaklı olduğunu gösterir. 1818 aylık bir çocukta ağrısız, masif, taze kırmızı renkli rektal kanamanın en tipik nedeni Meckel divertikülüdür.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın vital bulgularının (nabız 150/dakika150/dakika, kan basıncı 70/40mmHg70/40 \, mmHg) değerlendirilmesi
Dekompanse hipovolemik şok tablosu saptanmıştır.
Acil tıp yaklaşımında tanıdan önce yaşamı tehdit eden durumun (ABC) yönetilmesi gerekir.
2
Nazogastrik aspirat içeriğinin analiz edilmesi
Safra içerikli ve kansız aspirat elde edilmiştir.
Safranın varlığı aspiratın duodenumdan geldiğini kanıtlar; kanın yokluğu ise kanamanın Treitz ligamanının distalinde olduğunu gösterir.
3
Hastanın yaşı ve klinik tablosunun (ağrısız masif hematokezya) birleştirilmesi
En olası tanı Meckel divertikülüdür.
22 yaş altı çocuklarda ağrısız ve bol miktarda alt GİS kanamasının en sık nedeni ektopik mide mukozası içeren Meckel divertikülüdür.
4
Öncelikli müdahalenin belirlenmesi
20mL/kg20 \, mL/kg izotonik sodyum klorür ile bolus sıvı replasmanı.
Şoktaki hastada hemodinamik stabilite sağlanmadan görüntüleme veya ileri tetkik yapılamaz.

Key Concept

Pediatrik GİS kanamalarında stabilizasyon önceliği ve nazogastrik aspirat bulgularının lokalizasyondaki yeri
Estimated Time:2m 0s
Question 107Question

İnfantil Hipertrofik Pilor Stenozu (İHPS) tanısıyla yatırılan 45 günlük erkek bebekte, fizik muayenede dehidratasyon bulgularına ek olarak skleralarda belirgin ikter (sarılık) saptanmıştır. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin normal, retikülosit normal, total bilirubin 8.5 mg/dL ve direkt bilirubin 0.6 mg/dL olarak ölçülmüştür. Hemoliz veya karaciğer parankim hasarı düşündüren başka bir bulgu saptanmayan bu hastada, gelişen sarılığın etyopatogenezinde rol oynayan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Açlık ve yetersiz kalori alımına bağlı hepatik glukuronil transferaz aktivitesinin azalması

Answer

Açlık ve yetersiz kalori alımına bağlı hepatik glukuronil transferaz aktivitesinin azalması
İnfantil Hipertrofik Pilor Stenozu (İHPS) vakalarının yaklaşık %14'ünde indirekt hiperbilirubinemi (sarılık) görülür; bu tabloya 'İkteropilorik Sendrom' adı verilir. Bu durumun en temel nedeni, kusmaya bağlı yetersiz kalori alımı (starvasyon) sonucunda hepatik 'Glukuronil Transferaz' enzim aktivitesinin azalmasıdır (Gilbert sendromuna benzer mekanizma). Ayrıca, besinlerin bağırsağa geçişinin azalması sonucu bağırsak motilitesinin yavaşlaması ve enterohepatik sirkülasyonun artması da sarılığa katkıda bulunur. Piloromyotomi sonrası beslenmenin başlamasıyla sarılık hızla düzelir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
İHPS tanılı bebekte indirekt hiperbilirubinemi (sarılık) mevcut. Hemoliz yok.
Soruda verilen laboratuvar değerleri (Total yüksek, Direkt düşük, Hb/Retikülosit normal) indirekt (konjuge olmamış) hiperbilirubinemiyi gösteriyor.
2
İHPS ve sarılık ilişkisini değerlendir
Bu tablo 'İkteropilorik Sendrom' olarak bilinir.
İHPS vakalarının %10-15'inde indirekt hiperbilirubinemi görülür.
3
Patofizyolojik mekanizmayı belirle
Temel neden, açlık (starvasyon) durumunda karaciğerde Glukuronil Transferaz enzim aktivitesinin azalmasıdır.
Gilbert sendromuna benzer bir mekanizma ile, kalori alımının azalması UDP-glukuronil transferaz enziminin aktivitesini düşürür ve bilirubin konjugasyonunu bozar.

Key Concept

İkteropilorik Sendrom (HPS ve Sarılık Birlikteliği)
Question 108Question

44 yaşında, biliyer atrezi nedeniyle yenidoğan döneminde Kasai portoenterostomi operasyonu geçiren bir çocuk, ani başlayan masif hematemez şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde splenomegali saptanıyor; kan basıncı 75/4075/40 mmHg, kalp hızı 150150/dk olarak ölçülüyor. Damar yolu açılarak izotonik kristaloid ile sıvı resüsitasyonu başlanıyor. Stabilizasyonun ardından, bu hastanın akut yönetiminde uygulanması gereken en uygun medikal tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Oktreotid infüzyonu ve profilaktik antibiyotik başlanması

Answer

Sirozlu ve portal hipertansiyonu olan bir çocukta masif hematemez durumunda, vazoaktif ilaç (oktreotid) ve profilaktik antibiyotik kombinasyonu en uygun medikal yaklaşımdır.
Biliyer atrezi ve Kasai operasyonu öyküsü olan hastalarda portal hipertansiyona bağlı özofagus varis kanaması en olası masif hematemez nedenidir. Bu durumda yönetim protokolü, sıvı resüsitasyonunu takiben splanknik kan akımını azaltan oktreotid gibi vazoaktif ilaçların başlanmasını ve bakteriyel translokasyon riskine karşı profilaktik antibiyotik (tercihen seftriakson) uygulanmasını içerir.

Step-by-Step Solution

1
Hava yolu, solunum ve dolaşım (ABC) desteği ile agresif sıvı resüsitasyonu yapmak.
Hastanın vital bulgularının stabilize edilmesi ve doku perfüzyonunun korunması.
Şok tablosuyla gelen hastada hayati fonksiyonların idamesi en öncelikli adımdır.
2
Sürekli oktreotid infüzyonu (121-2 µg/kg/saat) ve profilaktik geniş spektrumlu antibiyotik (seftriakson gibi) başlamak.
Splanknik vazokonstriksiyon ile varis basıncının düşürülmesi ve enfeksiyöz komplikasyonların (SBP vb.) önlenmesi.
Oktreotid varis kanamasını durdurmada etkilidir; antibiyotikler ise sirozlu hastalarda kanama sonrası mortaliteyi ve tekrar kanama riskini azaltır.
3
Stabilizasyon sağlandıktan sonra ilk 122412-24 saat içinde üst GİS endoskopisi planlamak.
Kanama odağının doğrulanması ve band ligasyonu veya skleroterapi ile durdurulması.
Endoskopi hem tanısal hem de kesin tedavi edicidir.

Key Concept

Sirozlu çocuklarda akut varis kanaması yönetimi; sıvı resüsitasyonu, vazoaktif ilaçlar (oktreotid/terlipressin) ve profilaktik antibiyotik kullanımını içeren bir medikal paket gerektirir.
Question 109Question

Altı haftalık erkek bebek, yaklaşık iki haftadır giderek artan şiddette, her beslenme sonrası olan ve fışkırır tarzda safrasız kusma şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları saptanan bebeğin laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

TetkikSonuç
Kan pH7.537.53
Serum Sodyum (Na+Na^+)132132 mEq/LmEq/L
Serum Potasyum (K+K^+)3.13.1 mEq/LmEq/L
Serum Klor (ClCl^-)8989 mEq/LmEq/L
İdrar pH5.85.8

Bu klinik ve laboratuvar verilerine göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnfantil hipertrofik pilor stenozu

Answer

İnfantil hipertrofik pilor stenozu
İnfantil hipertrofik pilor stenozu tanısı; 3-6 haftalık erkek bebeklerde görülen safrasız fışkırır tarzda kusma, dehidratasyon, hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz ve paradoksal asidüri (kan pH'sı yüksekken idrar pH'sının düşük olması) bulgularının birleşimi ile konulur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
6 haftalık erkek bebekte 2 haftadır devam eden fışkırır tarzda safrasız kusma, pilor obstrüksiyonunu düşündürür.
Yaş grubu ve kusma karakteri (safrasız, fışkırır tarzda) pilor stenozu için tipiktir.
2
Laboratuvar verilerini yorumla
pH 7.537.53 (alkaloz), düşük klor ve potasyum seviyeleri; idrar pH'sının asidik (5.85.8) olması.
Mide içeriğinin (HCl) kaybı hipokloremik metabolik alkaloza, renal kompanzasyon ise paradoksal asidüriye yol açar.
3
Ayırıcı tanı yap
Metabolik alkaloz ve paradoksal asidüri, pilor stenozunu Adrenogenital sendrom (asidoz) ve diğer kusma nedenlerinden ayırır.
Verilen laboratuvar paneli bu yaş grubunda patognomonik bir tablo çizer.

Key Concept

İnfantil hipertrofik pilor stenozunda karakteristik hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz ve paradoksal asidüri tablosu.
Estimated Time:1m 30s
Question 110Question

Dört haftalık ilk çocuk olan erkek bebek, son bir haftadır her emzirme sonrasında olan, safrasız ve fışkırır tarzda kusma şikayetiyle getiriliyor. Kusmaların giderek şiddetlendiği, bebeğin sürekli aç göründüğü ve kilo kaybettiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde turgor ve tonusunun belirgin azaldığı, batın sağ üst kadranda "zeytin tanesi" kıvamında mobil bir kitle palpe edildiği saptanıyor.

Bu hastadaki en olası tanı ve bu tanıya ikincil gelişmesi beklenen kan gazı ve elektrolit profili aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Hipertrofik pilor stenozu / pH:7.52pH: 7.52, HCO3:35 mEq/LHCO_3^-: 35 \text{ mEq/L}, Cl:86 mEq/LCl^-: 86 \text{ mEq/L}, K+:2.8 mEq/LK^+: 2.8 \text{ mEq/L}

Answer

En olası tanı Hipertrofik Pilor Stenozu olup, eşlik eden metabolik tablo yüksek pH, yüksek bikarbonat, düşük klor ve düşük potasyum ile karakterize hipokloremik hipokalemik metabolik alkalozdur.
Hipertrofik pilor stenozu tanısı ve hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz laboratuvar tablosunu içeren seçenek doğrudur. 3-6 haftalık erkek bebekte safrasız, fışkırır tarzda kusma ve batında "zeytin tanesi" kitle palpe edilmesi hipertrofik pilor stenozu için patognomoniktir. Kusma ile mide içeriğindeki asit (HCl) kaybedildiği için primer olarak hipokloremik metabolik alkaloz gelişir. Dehidratasyona sekonder olarak böbreklerde artan aldosteron etkisiyle potasyum atılımı artar ve hipokalemi tabloya eklenir (pH>7.45pH > 7.45, yüksek HCO3HCO_3^-, düşük ClCl^-, düşük K+K^+).

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz ederek tanıyı belirlemek.
4 haftalık erkek bebek, safrasız/fışkırır tarzda kusma ve batında "zeytin tanesi" kitle bulguları hipertrofik pilor stenozunu (HPS) işaret eder.
HPS'de pilor kasının hipertrofisi mide çıkış obstrüksiyonuna neden olur ve bu klasik triad (fışkırır kusma, görünür peristaltizm, zeytin kitle) patognomoniktir.
2
Pilor stenozunda kaybedilen sıvı içeriğini ve primer asit-baz etkisini değerlendirmek.
Mide sıvısıyla (HCl) bol miktarda hidrojen (H+H^+) ve klor (ClCl^-) iyonu kaybedilir. Bu durum primer olarak hipokloremik metabolik alkaloza (pH>7.45pH > 7.45, HCO3>24HCO_3^- > 24) yol açar.
Obstrüksiyon duodenum proksimalinde olduğu için safra veya pankreatik alkali sekresyonlar kusulmaz, sadece asidik mide içeriği kaybedilir.
3
Kompansatuar mekanizmaları ve elektrolit bozukluğundaki sekonder değişiklikleri saptamak.
Hipokalemi (K+<3.5K^+ < 3.5) gelişir.
Sürekli kusmaya bağlı gelişen hipovolemi, renin-anjiyotensin-aldosteron sistemini (RAAS) aktive eder. Aldosteron böbreklerden sodyumu geri emerken potasyum ve hidrojen atılımını hızlandırır, bu da alkalozu derinleştirir ve hipokalemiye neden olur.

Key Concept

Hipertrofik pilor stenozu kliniği ve hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz fizyopatolojisi
Question 111Question

Yenidoğan bir bebekte doğumdan hemen sonra beslenme sırasında morarma ve öksürük gözlenmesi üzerine yapılan fizik muayenede, ağızda bol miktarda sekresyon (köpüklü salya) saptanıyor. Orogastrik sondanın özofagusta yaklaşık 1010. cm'de takıldığı, direkt karın grafisinde ise mide ve bağırsak anslarının gazla dolu olduğu görülüyor. Bu bebekteki en olası tanı ve bu tanıyla opere edilen hastalarda uzun dönemde en sık karşılaşılan komplikasyon eşleşmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Distal fistüllü özofagus atrezisi (Tip C) - Gastroözofageal reflü

Answer

En olası tanı distal fistüllü özofagus atrezisi (Tip C) olup, en sık görülen uzun dönem komplikasyonu gastroözofageal reflüdür.
Sondanın takılması ve eş zamanlı olarak batında gaz saptanması, distal segmentin trakea ile bağlantılı olduğu en sık tip olan Tip C özofagus atrezisini tanımlar. Bu hastalarda cerrahi onarım sonrası özofageal motilite bozukluklarına bağlı olarak en sık gastroözofageal reflü (GÖR) ve buna bağlı darlık veya Barrett özofagusu gibi komplikasyonlar gelişir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Ağızda bol sekresyon ve sondanın takılması özofagus atrezisine (EA) işaret eder.
Özofagusun kapalı olması (atrezi), sekresyonların yutulmasını engeller.
2
Radyolojik bulguları yorumla
Batında gaz saptanması, trakea ile gastrointestinal sistem arasında bir bağlantı (fistül) olduğunu gösterir.
Havanın mideye ulaşabilmesi için distal segmentin trakea ile bağlantılı olması gerekir (Tip C).
3
Prognoz ve komplikasyonları değerlendir
EA cerrahisi sonrası özofageal dismotilite ve sfinkter mekanizmasındaki bozulmalar sonucu reflü gelişir.
Gastroözofageal reflü (GÖR), EA/TEF onarımı sonrası hastaların yaklaşık %405040-50'sinde görülen en sık komplikasyondur.

Key Concept

Özofagus Atrezisi ve Trakeoözofageal Fistül (EA/TEF) Tanı ve Takibi

Alternative Method

VACTERL assosiasyonunu (Vertebral, Anal, Kardiyak, TEF, Renal, Limb) hatırlamak, EA saptanan bir bebekte diğer sistemlerin taranması gerektiğini akla getirmelidir.
Estimated Time:1m 30s
Question 112Question

Yaşamının 33. gününde olan bir yenidoğan, beslenme sonrası aniden başlayan yoğun safralı kusma şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde genel durumu orta-huzursuz olarak değerlendirilirken; batın rahat, distansiyon saptanmıyor ve barsak sesleri normal olarak alınıyor. Bu hastada, hayatı tehdit edebilecek bir midgut volvulusu ekarte etmek amacıyla yapılması gereken en uygun tanısal yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Üst gastrointestinal sistem pasaj grafisi

Answer

Yenidoğanda safralı kusma ile başvuran ancak batın distansiyonu olmayan bir hastada, malrotasyona bağlı midgut volvulusu riskini ekarte etmek için yapılması gereken en uygun tetkik üst gastrointestinal sistem pasaj grafisidir.
Üst gastrointestinal sistem pasaj grafisi, malrotasyon ve midgut volvulusu tanısında en yüksek duyarlılığa ve özgüllüğe sahip altın standart yöntemdir. Ligamentum Treitz'ın normal yerleşimi olan L1 vertebranın solunda ve pilor seviyesinde görülmemesi malrotasyonu kanıtlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Yenidoğanda 'safralı kusma' cerrahi bir acil durumdur. Batın distansiyonunun olmaması, tıkanıklığın proksimal seviyede (duodenum düzeyinde) olduğunu düşündürür.
Midgut volvulusu, mezenter kökü kısa olduğu için bağırsakların kendi etrafında dönmesidir ve başlangıçta batın distansiyonu yapmayabilir.
2
Tanısal altın standardı belirle.
Üst gastrointestinal (GİS) pasaj grafisi çekilmesi planlanır.
Bu tetkik, ligamentum Treitz'ın (duodenojejunal bileşke) omurganın solunda ve mide antrumu seviyesinde olup olmadığını göstererek malrotasyon tanısını kesinleştirir.
3
Spesifik radyolojik bulguları gözlemle.
Volvulus varsa 'tirbuşon' (corkscrew) görünümü veya duodenumda 'kuş gagası' tarzında tam tıkanıklık izlenir.
Bu bulgular acil cerrahi endikasyonudur.

Key Concept

Yenidoğan döneminde safralı kusan her bebek, aksi kanıtlanana kadar midgut volvulusu olarak kabul edilmeli ve batın muayenesi normal olsa dahi üst GİS pasaj grafisi ile değerlendirilmelidir.

Practice More

Malrotasyon saptanan bir hastada yapılacak olan cerrahi prosedürün (Ladd operasyonu) basamaklarını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 113Question

33 aylık bir kız bebek, doğumdan sonraki 22. haftada başlayan, giderek artan sarılık ve kilo alamama şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde belirgin hepatomegali ve hafif splenomegali saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; serum total bilirubin 14,214,2 mg/dL, direkt bilirubin 9,59,5 mg/dL, AST 210210 U/L, ALT 195195 U/L, GGT 1818 U/L (Normal: 125512-55 U/L) ve serum total safra asidi konsantrasyonu 1,51,5 μmol/L (Normal: <10<10 μmol/L) olarak ölçülüyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Safra asidi sentez kusuru

Answer

Düşük/normal GGT ve düşük serum safra asidi düzeyi ile karakterize olan safra asidi sentez kusuru
Kolestatik karaciğer hastalıklarında genellikle GGT ve safra asitleri artar. GGT'nin normal veya düşük saptandığı klinik tablolarda (PFIC tip 1, PFIC tip 2 ve safra asidi sentez kusurları) ayırıcı tanı serum safra asidi düzeyi ile yapılır. Safra asidi sentez kusuru olan hastalarda safra asitleri hiç üretilemediği için serum düzeyleri düşük saptanırken, PFIC olgularında sentezlenen safra asitleri atılamadığı için serumda birikir ve çok yüksek değerlere ulaşır.

Step-by-Step Solution

1
Kolestaz varlığının teyit edilmesi
Direkt bilirubin düzeyinin (9,59,5 mg/dL) total bilirubin içindeki oranının >%20>\%20 olması kolestazı doğrular.
Tanı algoritmasının ilk basamağı direkt hiperbilirubineminin belirlenmesidir.
2
GGT düzeyinin analiz edilmesi
GGT düzeyi (1818 U/L) normal aralıktadır.
Düşük GGT'li kolestaz ayırıcı tanısında PFIC tip 1-2 ve safra asidi sentez kusurları yer alır.
3
Serum total safra asit düzeyinin değerlendirilmesi
Serum safra asidi (1,51,5 μmol/L) normal/düşük sınırdadır.
Normalde kolestatik süreçlerde safra asitleri atılamadığı için serumda çok yüksek (>100>100 μmol/L) olması beklenir. Düşük olması sentez aşamasında bir sorun olduğunu kanıtlar.
4
Ayırıcı tanının sonlandırılması
Düşük GGT + Düşük Safra Asidi = Safra Asidi Sentez Kusuru.
PFIC olgularında safra asitleri sentezlenir ancak kanallardan atılamaz, bu yüzden serumda artarlar.

Key Concept

Neonatal kolestazda GGT ve Serum Safra Asitleri arasındaki ilişki
Estimated Time:1m 40s
Question 114Question

2828 aylık, 13 kg13\text{ kg} ağırlığında bir erkek çocuk; 22 gündür devam eden günde 787-8 kez sulu dışkılama ve son 1212 saattir her beslenme sonrası tekrarlayan kusma şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde; huzursuz görünümde, göz kürelerinde hafif çöküklük, mukozalarda kuruluk ve deri turgorunda hafif azalma (232-3 saniye) saptanıyor. Kapiller geri dolum zamanı 22 saniye olup, idrar çıkışının azaldığı belirtiliyor. Bu hasta için en olası dehidratasyon derecesi ve önerilmesi gereken ilk tedavi planı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Orta dehidratasyon - Oral rehidrasyon tedavisi (75 ml/kg75\text{ ml/kg} ORS, 44 saatte)

Answer

Orta derece dehidratasyon saptanan hastada uygulanması gereken ilk basamak tedavi, 44 saatlik süre içinde 75 ml/kg75\text{ ml/kg} dozunda oral rehidrasyon sıvısı (ORS) verilmesidir.
Hastada saptanan huzursuzluk, çökmüş gözler ve turgor azalması gibi bulgular Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kriterlerine göre orta derecede dehidratasyonu tanımlar. Bu durumdaki hastalarda, bilinci açık olduğu ve şok bulgusu bulunmadığı sürece, ilk tercih 44 saat içinde 75 ml/kg75\text{ ml/kg} dozunda oral rehidrasyon sıvısı (ORS) verilmesini içeren Plan B'dir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların dehidratasyon derecesi açısından değerlendirilmesi
Huzursuzluk, çökmüş göz küreleri, kuru mukozalar ve turgorda hafif azalma (232-3 saniye) bulguları, vücut ağırlığının %69\%6-9 kaybına denk gelen orta derece dehidratasyon ile uyumludur.
Tedavi planı (A, B veya C planı), fizik muayene ile belirlenen dehidratasyon derecesine göre seçilir.
2
Hastanın kapiller geri dolum zamanı ve bilinç durumunun kontrolü
Kapiller geri dolumun 22 saniye olması ve hastanın huzursuz (bilinç açık) olması, ağır dehidratasyon (şok) tablosunun olmadığını gösterir.
Şok bulgusu varlığında oral tedavi yerine derhal intravenöz bolus tedavi (Plan C) gerekir.
3
Dehidratasyon derecesine göre uygun tedavi planının seçilmesi
Orta derece dehidratasyonu olan ve aktif şokta olmayan çocuklar için Plan B (Oral Rehidrasyon Tedavisi) tercih edilir.
Oral rehidrasyon, intravenöz tedaviye göre daha güvenli, fizyolojik ve maliyet etkindir.

Key Concept

Pediatrik gastroenteritte dehidratasyonun klinik değerlendirmesi ve Plan B (Oral Rehidrasyon Tedavisi) endikasyonları.

Practice More

Dehidratasyon derecesini belirledikten sonra, hastanın kusma nedeniyle oral alımı tolere edemediği bir senaryoda nazogastrik veya intravenöz geçiş endikasyonlarını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 115Question

Yedi haftalık bir erkek bebek, doğumdan sonraki ikinci haftada başlayan ve giderek artan sarılık şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde karaciğerin kosta kenarını 33 cm geçtiği ve sert kıvamda olduğu saptanıyor. Annesi bebeğin dışkısının "camcı macunu" renginde olduğunu ve idrarının bezini koyu sarı-kahverengi renge boyadığını belirtiyor. Laboratuvar tetkiklerinde toplam bilirubin 1111 mg/dL, direkt bilirubin 77 mg/dL ve GGT 580580 U/L (normal: <50< 50 U/L) olarak bulunuyor. Bu bebekte en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Biliyer atrezi

Answer

Bu hastada klinik (akolik dışkı, hepatomegali) ve laboratuvar (direkt hiperbilirubinemi, yüksek GGT) bulguları biliyer atrezi tanısını desteklemektedir.
Biliyer atrezi, yaşamın ilk haftalarında başlayan direkt hiperbilirubinemi, sürekli akolik dışkı ve belirgin GGT yüksekliği ile karakterizedir. Vaka sunumundaki 77 haftalık bebekte bu bulguların tamamı mevcuttur.

Step-by-Step Solution

1
Bilirubin fraksiyonlarını değerlendir
Direkt bilirubin 77 mg/dL (Toplam bilirubinin >%20> \%20'si)
Yenidoğanda direkt bilirubin yüksekliği her zaman patolojiktir ve kolestaz olarak kabul edilir.
2
Dışkı rengini ve GGT düzeyini analiz et
Akolik dışkı ve 580580 U/L GGT düzeyi
Biliyer sistemin tam tıkanıklığını (ekstrahepatik kolestaz) gösteren en tipik bulgulardır.
3
En olası tanıyı klinik tabloyla birleştir
Biliyer atrezi
Yenidoğan döneminde cerrahi müdahale gerektiren, kolestaz ve yüksek GGT ile seyreden en sık hastalıktır.

Key Concept

Biliyer Atrezi Tanısal Yaklaşımı
Estimated Time:45s
Question 116Question

Özofagus atrezisi ve distal trakeoözofageal fistül (Tip C) tanısıyla opere edilen 44 günlük bir yenidoğanda, cerrahiden 4848 saat sonra plevral drenaj tüpünden belirgin miktarda hava kaçağı ve ardından tükürük benzeri sekresyon geldiği fark ediliyor. Hastanın genel durumu stabil seyretmekle birlikte, akciğer grafisinde hafif bir plevral efüzyon ve pnömotoraks izleniyor. Yapılan kontrastlı özofagogramda anastomoz hattında sınırlı bir kontrast madde kaçağı saptanıyor. Bu klinik tabloya sahip hasta için en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Konservatif izlem (Ağızdan beslenmenin kesilmesi, parenteral beslenme ve mevcut göğüs tüpü ile drenajın devamı)

Answer

Stabil seyreden küçük anastomoz kaçaklarında konservatif izlem (oral alımın kesilmesi, parenteral beslenme ve drenaj) en uygun yaklaşımdır.
Özofagus atrezisi onarımı sonrası gelişen anastomoz kaçakları, hastanın genel durumu stabil olduğu ve sızıntı sınırlı kaldığı sürece öncelikle konservatif olarak yönetilir. Bu yaklaşım, ağızdan beslenmenin kesilmesini, enfeksiyon kontrolünü ve plevral boşluğun etkin drenajını içerir. Çoğu küçük sızıntı bu süreçte kendiliğinden iyileşir ve cerrahi revizyonun risklerinden kaçınılmış olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve Radyolojik Bulguların Analizi
Drenaj tüpünden tükürük gelmesi ve özofagogramda kontrast sızıntısı anastomoz kaçağını doğrular.
Komplikasyonun tipini ve ciddiyetini belirlemek için gereklidir.
2
Hastanın Hemodinamik Stabilitesinin Değerlendirilmesi
Hastanın stabil olması cerrahi olmayan yönetime olanak tanır.
Sepsis veya majör kaçak bulguları olan hastalarda acil cerrahi gerekebilir.
3
Tedavi Stratejisinin Uygulanması
Oral beslenmeye ara verilmesi (NPO), total parenteral beslenme (TPN) ve mevcut drenajın sürdürülmesi ile doku iyileşmesi beklenir.
Küçük kaçakların çoğu bu yöntemle 101410-14 gün içinde spontan olarak kapanır.

Key Concept

Özofagus atrezisi cerrahisi sonrası anastomoz kaçaklarının yönetimi.
Estimated Time:2m 0s
Question 117Question

33 yaşında, vücut ağırlığı 15 kg15\text{ kg} olan bir erkek çocuk; 33 gündür süregelen şiddetli kusma ve günde 1010'un üzerinde sulu dışkılama şikayetleri ile acil servise getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde; hastanın letarjik olduğu, göz kürelerinin belirgin derecede çöktüğü, ağladığında gözyaşının olmadığı ve deri turgorunun çok yavaş (>2 saniye>2\text{ saniye}) düzeldiği saptanıyor. Nabız 160/dk160\text{/dk} ve zayıf, ekstremiteler soğuk olarak değerlendiriliyor. Bu hastanın tedavisi için en uygun ilk adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İzotonik sodyum klorür solüsyonu ile 20 ml/kg20\text{ ml/kg} intravenöz bolus uygulanması

Answer

Şok bulguları gösteren ağır dehidratasyon tablosundaki hastaya ilk olarak 20 ml/kg20\text{ ml/kg} izotonik kristaloid (\%0.9 NaCl) bolus uygulanmalıdır.
Hastada saptanan letarji (bilinç değişikliği), soğuk ekstremiteler ve taşikardi gibi bulgular ağır dehidratasyon ve şokun klinik göstergeleridir. Bu durumda Dünya Sağlık Örgütü ve pediatri kılavuzları Plan C rehidratasyon protokolünü önerir. Plan C'nin ilk ve en kritik adımı, intravasküler hacmi hızla artırmak için izotonik kristaloidlerden (örneğin \%0.9 NaCl veya Ringer Laktat) 20 ml/kg20\text{ ml/kg} dozunda hızlı bolus verilmesidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik durumun dehidratasyon derecesine göre sınıflandırılması
Ağır dehidratasyon / Şok tablosu
Letarji, soğuk ekstremiteler, taşikardi ve çok yavaş deri turgoru düzelmesi ağır dehidratasyon ve dekompanse şoku gösterir.
2
Uygun tedavi planının (Plan A, B veya C) seçilmesi
Plan C (İntravenöz rehidratasyon)
Ağır dehidratasyon veya ağızdan sıvı alamayan/bilinci kapalı hastalar Plan C kapsamında acil IV tedavi gerektirir.
3
İlk sıvı resüsitasyon dozunun ve içeriğinin belirlenmesi
20 ml/kg20\text{ ml/kg} izotonik NaCl bolus
Dolaşımın hızla düzeltilmesi için intravasküler alanda kalan izotonik solüsyonlar tercih edilmelidir.

Key Concept

Ağır dehidratasyon ve şok yönetiminde Plan C'nin ilk basamağı izotonik bolus tedavisidir.
Question 118Question

1313 yaşında bir kız çocuk, aniden gelişen masif parlak kırmızı rektal kanama (hematokezya) şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; belirgin solukluk saptanıyor; kalp hızı 135/dk135/dk, kan basıncı 85/55mmHg85/55 mmHg ve kapiller geri dolum süresi 44 saniye olarak ölçülüyor. Hastaya uygulanan nazogastrik (NG) sonda aspirasyonunda berrak ve safrasız sıvı geliyor. Laboratuvar incelemesinde Kan Üre Azotu (BUN) 42mg/dL42 mg/dL, Kreatinin 0.7mg/dL0.7 mg/dL (BUN/KreatininBUN/Kreatinin oranı: 6060) bulunuyor.

Bu hastanın klinik ve laboratuvar bulguları birlikte değerlendirildiğinde, kanama odağı ve yönetimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Masif hematokezyaya eşlik eden belirgin BUN/KreatininBUN/Kreatinin oranı artışı (>30>30), kanamanın üst gastrointestinal sistemden kaynaklandığını ve hızlı bağırsak geçişi nedeniyle hematokezya geliştiğini destekler.

Answer

Masif hematokezyaya eşlik eden belirgin BUN/Kreatinin oranı artışı, kanamanın üst gastrointestinal sistemden kaynaklandığını ve hızlı bağırsak geçişi nedeniyle hematokezya geliştiğini desteklemektedir.
Çocuklarda masif üst gastrointestinal sistem kanamaları (örneğin duodenal ülser veya varis kanaması), bağırsak pasajının çok hızlı olması nedeniyle melena yerine parlak kırmızı kanama (hematokezya) ile karşımıza çıkabilir. Bu durumda en önemli ipuçlarından biri BUN/KreatininBUN/Kreatinin oranının 3030'un üzerinde olmasıdır. Bunun nedeni, bağırsaklara dökülen kanın içindeki proteinlerin (hemoglobin vb.) sindirilip geri emilerek karaciğerde üreye dönüştürülmesidir. Ayrıca, NG aspiratın berrak olması ancak safra içermemesi, duodenumun (proksimal GİS'in devamı) değerlendirilemediği anlamına gelir ve bu durum kanamanın üst GİS'ten kaynaklanma olasılığını ekarte ettirmez.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın hemodinamik durumunu değerlendir
Taşikardi, hipotansiyon ve uzamış kapiller geri dolum süresi (şok tablosu) mevcuttur.
Yönetim önceliğinin resüsitasyon (ABC) olduğunu belirlemek için gereklidir.
2
Nazogastrik (NG) aspirat bulgularını yorumla
Berrak ve safrasız sıvı gelmesi 'non-diagnostik' bir bulgudur.
Safranın olmaması duodenumun örneklendiğini göstermez; pilor kapalıysa üst GİS kanaması hala mümkündür.
3
BUN/Kreatinin oranını analiz et
Oranın 6060 (>30>30) olması üst GİS kanaması için oldukça anlamlıdır.
Bağırsaklardan sindirilmiş kan proteinlerinin (hemoglobin) emilmesi üre seviyesini seçici olarak yükseltir.
4
Hematokezya ve odağı ilişkilendir
Masif üst GİS kanamaları, hızlı geçiş süresi nedeniyle hematokezya olarak prezante olabilir.
Hematokezyanın sadece alt GİS'ten kaynaklanmadığını, hastaların %1015\%10-15'inde üst GİS kaynaklı olduğunu anlamak için kritiktir.

Key Concept

Hematokezya ile başvuran anstabil bir hastada, yüksek BUN/Kreatinin oranı ve non-bilio-berrak NG aspiratı varlığında üst GİS kanaması (hızlı transit) dışlanamaz.

Practice More

Üst GİS kanamasını dışlamak için NG aspiratında mutlaka safra görülmesi gerektiği ve BUN/Kreatinin oranının ayırıcı tanıdaki önemi üzerine sorular çözülebilir.
Estimated Time:2m 0s
Question 119Question

On beş günlük bir erkek bebekte idrar renginde koyulaşma ve sarılık fark ediliyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde toplam bilirubin 88 mg/dL, direkt bilirubin 33 mg/dL olarak saptanıyor. Bu bebekte ayırıcı tanıda öncelikle cerrahi bir neden olan biliyer atreziyi düşündüren klinik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akolik (beyaz-gri renkli) dışkılama

Answer

Ekstrahepatik safra yollarının tıkanıklığını (biliyer atrezi) gösteren en karakteristik klinik bulgu akolik (beyaz-gri) dışkılamadır.
Biliyer atrezi, yenidoğan döneminde cerrahi gerektiren en sık kolestaz nedenidir. Safra yollarının progresif oblieterasyonu sonucu safra bağırsağa akamaz. Bu durumun en karakteristik klinik yansıması, dışkının camcı macunu veya kil rengi gibi beyaz-gri (akolik) olmasıdır. Direkt bilirubin yüksekliği ve idrar renginde koyulaşma tüm kolestaz türlerinde görülse de, sürekli akolik dışkılama mekanik tıkanıklığı (biliyer atreziyi) güçlü bir şekilde destekler.

Step-by-Step Solution

1
Hiperbilirubinemi tipini belirle
Direkt bilirubin 33 mg/dL (>1.0>1.0 mg/dL) olduğu için kolestaz tanısı doğrulanır.
Yenidoğanda kolestazın tanımı direkt bilirubinin 1.01.0 mg/dL üzerinde olmasıdır.
2
Klinik bulguları analiz et
İdrar renginde koyulaşma direkt bilirubinin idrara çıkışını, dışkı renginin açılması ise bağırsağa safra akışının durduğunu gösterir.
Biliyer atrezi mekanik bir tıkanıklık olduğu için safra bağırsağa hiç geçemez.
3
Ayırıcı tanıyı cerrahi odaklı yap
Akolik dışkı varlığı biliyer atrezi için en değerli ipucudur ve acil ileri tetkik gerektirir.
Biliyer atrezide erken tanı ve cerrahi (Kasai prosedürü) prognoz için kritiktir.

Key Concept

Yenidoğan kolestazında direkt bilirubin yüksekliği ve akolik dışkı varlığı, biliyer atrezi gibi cerrahi tıkanıklıkların en önemli göstergesidir.
Estimated Time:45s
Question 120Question

Dört haftalık erkek bebek, bir haftadır devam eden, her beslenme sonrası ortaya çıkan, safra içermeyen ve fışkırır tarzda kusma şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde epigastrik bölgede palpasyonla 22 cm çapında, hareketli ve sert bir kitle saptanıyor. Hastanın laboratuvar değerleri aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans Aralığı
pH7.547.547.357.457.35 - 7.45
HCO3HCO_33434 mEq/LmEq/L222622 - 26 mEq/LmEq/L
K+K^+3.13.1 mEq/LmEq/L3.55.03.5 - 5.0 mEq/LmEq/L
ClCl^-8686 mEq/LmEq/L9810798 - 107 mEq/LmEq/L
Na+Na^+133133 mEq/LmEq/L135145135 - 145 mEq/LmEq/L

Bu hastadaki asit-baz ve elektrolit bozukluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz

Answer

Hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz
İnfantil hipertrofik pilor stenozunda mide çıkışı tıkalıdır. Bebek kustuğunda mide içeriğindeki yoğun hidroklorik asidi (HCl) kaybeder. Hidrojen iyonu kaybı metabolik alkaloza, klor iyonu kaybı ise hipokloremiye yol açar. Vücut bu alkalozu düzeltmeye çalışırken ve dehidratasyona yanıt olarak sodyumu tutmak için böbreklerden potasyum ve hidrojen iyonlarını atar; bu da hipokalemiye neden olur. Sonuç olarak ortaya çıkan tablo 'hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz'dur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir
4 haftalık bebekte fışkırır tarzda safrasız kusma ve palpe edilen kitle (zeytin belirtisi) İnfantil Hipertrofik Pilor Stenozu (İHPS) tanısını koydurur.
İHPS'de pilor kanalındaki hipertrofi mide çıkışında tam tıkanıklığa yol açar.
2
Laboratuvar verilerini analiz et
pH ve HCO3 yüksekliği (alkaloz), klor düşüklüğü (hipokloremi) ve potasyum düşüklüğü (hipokalemi) mevcuttur.
Mide suyundaki HCl (hidroklorik asit) kaybı primer olarak alkaloz ve hipokloremiye neden olur.
3
Kompanzasyon mekanizmasını açıkla
Böbrekler hidrojen iyonunu korumak için potasyumu feda eder, ayrıca RAAS aktivasyonu ile sodyum emilimi karşılığında potasyum atılımı artar.
Bu süreç tablonun 'hipokalemik' bileşenini açıklar; geç evrelerde idrar pH'sının asidik olması (paradoksal asidüri) da bu mekanizmanın sonucudur.

Key Concept

İnfantil hipertrofik pilor stenozunda karakteristik laboratuvar bulgusu hipokloremik, hipokalemik metabolik alkalozdur.
PreviousPage 6 / 16Next
Gastroenteroloji ve Hepatoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 6 | Examkin