Tüm alıştırma soruları
2563 soru
(I) Günümüz yazarları, toplumsal sorunları doğrudan ele almak yerine bireyin iç dünyasındaki karmaşayı yansıtmak üzere eserler kaleme alıyorlar.
(II) Okuyucuyu derin bir sorgulamaya yöneltmek amacıyla dildeki alışılmış kalıplar�� yıkıp kendilerine özgü yeni bir anlatım biçimi geliştiriyorlar.
(III) Edebiyatın sınırlarını genişletmek adına estetik kaygıyı her türlü toplumsal faydanın önünde tutmayı tercih ediyorlar.
(IV) Eserlerinde bireysel yabancılaşmayı çok boyutlu işleyebilmek için psikoloji ve felsefe disiplinlerinin sunduğu verilerden geniş ölçüde yararlanıyorlar.
(V) Toplumsal dinamiklerin hızla değişmesi sonucunda bireyin yalnızlaşması kaçınılmaz bir hâl aldığından, yapıtlarında varoluşsal sancıları merkezî bir tema olarak kullanıyorlar.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde yargı, gerekçesiyle birlikte verilmiştir?
I ve II. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Kolektif hafıza, bireysel anıların toplamından öte, bir toplumu bir arada tutan ortak anlam dünyasının ve geçmiş tasavvurunun somutlaşmış halidir. Geleneksel dönemde bu hafıza; sözlü anlatılar, anıtlar, ritüeller ve kütüphaneler aracılığıyla nesilden nesile aktarılırken, dijital çağın gelişiyle birlikte bellek aktarım mekanizmaları köklü bir dönüşüme uğramıştır. Günümüzde bilgiye erişim hızı ve veri depolama kapasitesi muazzam boyutlara ulaşmış, geçmişe ait her türlü vesika dijital mecralarda arşivlenmeye başlanmıştır. Ancak bu durum, ironik bir biçimde, toplumsal hatırlama pratiğini güçlendirmek yerine bir tür 'hafıza obezitesi' ve ardından gelen derin bir unutuşa zemin hazırlamaktadır. Bilgi bolluğu, nitelikli bir öğrenme süreciyle birleşmediğinde zihinsel bir yük haline gelmektedir. Dijital arşivlerin sunduğu sınırsız veri yığını içinde bireyler, bilgiyi içselleştirmek yerine onu dışsal depolama birimlerine emanet etmeyi tercih etmektedir. Bu durum da insan zihninin derinlemesine işleme kapasitesini körelterek bilginin kalıcı bir entelektüel birikime dönüşmesini engellemektedir. Bilginin anlık tüketim nesnesi haline geldiği bu yeni düzende, geçmişle kurulan bağ da yüzeyselleşmektedir. Dolayısıyla dijitalleşme, geçmişi koruma vaadi sunarken, paradoksal olarak onu bugünün gürültüsü içinde eriten ve anlamsızlaştıran bir işlev de görebilmektedir. Bu bağlamda, kolektif belleğin geleceği, dijital araçların niceliksel zenginliğinden ziyade, bu verilerin niteliksel olarak nasıl anlamlandırılacağı ve toplumsal bilince nasıl dahil edileceği sorusuna verilecek yanıtlara bağlıdır.
Bu parçadan hareketle dijitalleşmenin kolektif bellek üzerindeki etkileriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
I. Küreselleşmenin getirdiği kültürel tek tipleşmeye karşı koymak amacıyla yerel gelenekleri ve zanaatları koruma altına alan projeler son yıllarda büyük bir ivme kazandı.
II. Bu projeler sayesinde unutulmaya yüz tutmuş pek çok el sanatı yeniden canlandırılıp genç nesillere aktarılarak ekonomik bir döngü oluşturuldu.
III. Ancak yerel üreticilerin dijital platformlarda varlık gösterememesi, üretilen özgün tasarımların geniş kitlelere ulaştırılmasını zorlaştırmaktadır.
IV. Ürünlerin küresel pazarda hak ettiği değeri bulabilmesi ise tanıt��m stratejilerinin doğru ve sürdürülebilir bir şekilde yapılandırılmasına bağlıdır.
V. Nitekim yerel değerleri evrensel bir dille harmanlayarak sunan girişimciler, dünya pazarında kalıcı bir yer edinmeyi başarmışlardır.
Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
Gelişen teknolojiyle birlikte her bilgiyi kaydetme ve depolama imkânına sahip olan modern insan, hafızayı yalnızca bir depo olarak görme eğilimindedir. Oysa insan zihni için unutmak, bir kusur değil; bilginin işlenmesi, anlamlandırılması ve gereksiz detaylardan arındırılması için hayati bir mekanizmadır. Tıpkı bir heykeltıraşın mermer bloğu yontarak içindeki formu açığa çıkarması gibi, zihin de unutma yoluyla karmaşık uyaranlar arasından özü seçip çıkarır. Her şeyi hatırlayan bir zihin, detayların altında ezilerek soyutlama yeteneğini kaybeder ve düşünme eylemini gerçekleştiremez hâle gelir.
Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
İç açılarının ölçüleri toplamı olan konveks bir çokgenin kenar sayısı kaçtır?
(I) Edebi yapıtlar, üretildikleri dönemin sosyo-kültürel iklimini ve zihniyet dünyasını sonraki kuşaklara taşıyan en önemli araçlardır. (II) Bir romancı ya da ��air, bireysel deneyimlerinden yola çıksa bile kaçınılmaz olarak toplumun duyarlıklarını, çatışmalarını ve dilsel birikimini eserine yansıtır. (III) Bu bağlamda edebiyat, geçmiş ile gelecek arasında köprü kurarak toplumsal kimliğin ve ortak hafızanın inşasında vazgeçilmez bir işlev üstlenir. (IV) Ortak hafızanın korunup geleceğe aktarılmasında kurumsal bir kimliğe sahip olan kütüphaneler, insanlığın entelektüel mirasını barındıran mekânlardır. (V) İlk Çağ'dan bu yana bilgi depoları olmanın ötesinde birer kültür ve bilim merkezi işlevi gören bu kurumlar, toplumların uygarlık düzeyinin de birer göstergesidir. (VI) Günümüzde dijital teknolojilerin sunduğu imkânlarla dönüşen kütüphaneler, fiziki sınırları aşarak bilgiye küresel düzeyde erişim sağlama misyonunu sürdürmektedir.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
(I) Bir dilin söz varl��ğı, yalnızca o dili konuşan toplumun maddi kültürünü değil, aynı zamanda soyut düşünce dünyasını ve değerler dizgesini de yansıtır. (II) Kelimelerin kazandığı anlam katmanları, tarihsel süreç boyunca toplumsal yapıda meydana gelen değişimlerin dilsel izdüşümleri olarak okunabilir. (III) Bu yönüyle sözlükler, salt kelime listeleri olmaktan çıkıp bir ulusun zihniyet haritasını sunan kültürel belgeler niteliği kazanır. (IV) Dilsel ögelerin kültürel aktarımdaki bu rolü, son yıllarda bilişsel dilbilim çalışmalarının da temel araştırma alanlarından birini oluşturmuştur. (V) Zihinsel şemaların ve kavramlaştırma süreçlerinin dildeki yansımalarını inceleyen bu disiplin, dilin zihni organize etme biçimlerine odaklanır. (VI) Bilişsel dilbilimciler, özellikle metaforlar aracılığıyla soyut kavramların nasıl somutlaştırıldığını ve bu süreçlerin kültürel farklılıklarla nasıl şekillendiğini ortaya koymaya çalışırlar.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Aşağıdaki şekillerde, köşelerdeki dairelerde bulunan sayılar ile ortadaki karede bulunan sayı arasında belirli bir matematiksel kural vardır.
Buna göre, verilen kural uygulandığında III. şekildeki yerine gelmesi gereken sayı aşağıdakilerden hangisidir?
Epistemik adaletsizlik kavramı, bilgi üretimi ve aktarımı süreçlerinde bireylerin sırf belirli toplumsal kimliklere sahip olmaları nedeniyle maruz kaldıkları haksızlıkları tanımlar. Miranda Fricker tarafından kavramsalla��tırılan bu olgu; tanıklık adaletsizliği ve yorumsal adaletsizlik olmak üzere iki temel boyutta incelenir. Tanıklık adaletsizliğinde, bir anlatıcının beyanına, dinleyicinin sahip olduğu önyargılar sebebiyle hak ettiğinden daha az güvenilirlik atfedilir. Yorumsal adaletsizlikte ise toplumsal olarak dezavantajlı gruplar, kendi deneyimlerini anlamlandıracak ve kamusal alana aktaracak ortak dilsel-kavramsal araçlardan yoksun bırakılırlar. Bu yoksunluk, egemen grupların söylem tekelini pekiştirirken, marjinalize edilmiş bireylerin kendilerini dahi tam olarak anlayamamasına yol açar. Epistemik adaletsizlik, sadece ahlaki bir kusur veya epistemolojik bir yanılgı değil; yapısal güç ilişkilerinin bilgi hiyerarşisi üzerinden kendini yeniden üretme mekanizmasıdır.
Bu parçadan hareketle "epistemik adaletsizlik" ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Bir kenar uzunluğu birim olan bir küpün yüzeylerinde yıldız (), kare (), daire (), üçgen (), artı () ve çarpı () sembolleri yer almaktadır. Küpün karşılıklı yüzeylerinde bulunan sembol çiftleri şu şekildedir:
- Yıldız () ve Kare ()
- Daire () ve Üçgen ()
- Artı () ve Çarpı ()
Bu küp, başlangıçta birim karelik bir zemin üzerinde, sol alt köşedeki karesine yerleştirilmiştir. Başlangıç konumunda küpün;
- Alt yüzeyinde kare () (dolayısıyla üst yüzeyinde yıldız ),
- Ön (güney) yüzeyinde daire (),
- Arka (kuzey) yüzeyinde ü��gen (),
- Sağ (doğu) yüzeyinde artı (),
- Sol (batı) yüzeyinde çarpı ()
bulunmaktadır.
Küp, bu zemin üzerinde kaydırılmadan, yüzeyleri üzerine devrilerek sırasıyla şu hareketleri yapıyor:
1. adım sağa (doğuya) devrilerek karesine,
2. adım sağa (doğuya) devrilerek karesine,
3. adım yukarıya (kuzeye) devrilerek karesine,
4. adım yukarıya (kuzeye) devrilerek karesine,
5. adım sola (batıya) devrilerek karesine,
6. adım aşağıya (güneye) devrilerek karesine,
7. adım sola (batıya) devrilerek karesine,
8. adım yukarıya (kuzeye) devrilerek karesine ulaşıyor.
Buna göre, küp karesine ulaştığında üst yüzeyinde hangi sembol bulunur?
Can, Efe, Harun, İrem ve Melis adlı beş kişi; Almanya, Fransa ve İtalya ülkelerinden birine uçak, tren veya otobüs ulaşım araçlarından birini kullanarak gitmiştir. Kişilerin gittikleri ülkeler ve kullandıkları ulaşım araçlarına ilişkin bilinenler şunlardır:
* Her kişi yalnızca bir ülkeye gitmiş ve bir ulaşım aracı kullanmıştır.
* Harun ve Melis aynı ülkeye gitmişler fakat seyahat ettikleri araçlar farklıdır.
* İtalya'ya giden yalnızca bir kişi vardır ve bu kişi otobüs kullanmıştır.
* Fransa'ya trenle giden kimse yoktur.
* Can ve İrem aynı ulaşım aracını kullanmıştır.
* Uçak kullanan toplam iki kişi vardır; bunlardan biri Efe'dir ve Efe İtalya'ya gitmemiştir.
* İtalya'ya giden kişi Can değildir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?
I. Şehirlerdeki yeşil alanların hızla azalması; hava kirliliğinin artmasına, biyolojik çeşitliliğin kaybolmasına ve kent sakinlerinin stres seviyelerinin yükselmesine neden olmaktadır.
II. Dikey bahçecilik ve çatı parkları gibi modern mimari çözümler, kısıtlı kentsel alanlarda doğayla yeniden bağ kurulmasını sağlayarak bu olumsuz gidişatın etkilerini hafifletmektedir.
Bu iki paragraf ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Japon botanikçi Akira Miyawaki tarafından geliştirilen Miyawaki yöntemi, geleneksel ağaçlandırma çalışmalarına kıyasla çok daha hızlı sonuç veren bir mikro-ormanlaştırma tekniğidir. Bu yöntemde, öncelikle bölgenin doğal bitki örtüsüne ait yerel türler tespit edilir ve toprak, organik besinlerle zenginleştirilir. Ardından fidanlar, metrekareye yaklaşık üç fidan düşecek şekilde birbirine oldukça yakın mesafelerde dikilir. Bu sık dikim, fidanlar arasında ışığa ulaşma konusunda tatlı bir rekabet yaratarak büyümeyi hızlandırır. Geleneksel yöntemlerle 100-200 yılda oluşabilecek karmaşık bir orman ekosistemi, bu metotla 20-30 yıl gibi kısa bir sürede kurulabilir. Ayrıca bu ormanlar, kimyasal gübre veya yapay sulama gerektirmeden, ilk iki-üç yıllık bakım evresinin ardından kendi kendini tamamen sürdürebilir hâle gelir.
Bu parçadan hareketle "Miyawaki yöntemi" ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Gazeteci:
(I) --------------------------------------
Yazar:
Çocukken kütüphaneler benim için gizemli birer şatoydu. Kitap kokusunu içime çektiğim an, bambaşka dünyaların kapısının aralandığını hissederdim. Bu büyü, beni zamanla sadece okumaya değil, o dünyaları kendim inşa etmeye de yönlendirdi. Yani yazarlık serüvenim, aslında iyi bir okur olma çabasıyla ve o çocuksu merakla başladı.
Gazeteci:
(II) --------------------------------------
Yazar:
Yazarken kendime bir sınır koymam. Ancak eser bittikten sonra en acımasız eleştirmenim yine ben olurum. Günlerce, bazen haftalarca yazdıklarımı nadasa bırakırım. Sonra yabancı bir gözle okuyup gereksiz gördüğüm her kelimeyi, akışı bozan her cümleyi hiç acımadan ayıklarım. Benim için iyi bir metin, içindeki fazlalıklardan tamamen kurtulmuş olan metindir.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. Yazma sürecinizde kendi eserlerinize karşı nasıl bir değerlendirme yöntemi izlersiniz?
II. Eserlerinizin dil ve üslup özelliklerini belirlerken okur profilini dikkate alır mısınız?
II. Bir eserin başarılı sayılabilmesi için eleştirmenlerin beğenisini kazanması şart mıdır?
II. Eserlerinizde ele aldığınız konuların toplumsal gerçeklerle ilişkisi nedir?
II. Yazma aşamasında karşılaştığınız en büyük zorluklar nelerdir ve bunları nasıl aşarsınız?
I. Sanatın toplumsal işlevi üzerine yürütülen tartışmalar, insanlık tarihi kadar eski olsa da her çağda yeni boyutlar kazanarak güncelliğini korumuştur.
II. Bu durum, sanatçının sadece estetik bir kaygı gütmeyip aynı zamanda içinde yaşadığı toplumun sorunlarına da ayna tutması gerektiğini gösterir.
III. Nitekim edebiyatçıların ve düşünürlerin eserlerinde toplumsal değişimlerin izini sürmek, bu etkileşimin en somut kanıtıdır.
IV. Sanat ve toplum, birbirini sürekli besleyen ve dönüştüren iki dinamik güç olarak varlığ��nı sürdürür.
V. Dolayısıyla sanat eserini, üretildiği dönemin sosyopolitik koşullarından bağımsız bir biçimde ele almak eksik bir değerlendirme olacaktır.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin anlamlı bir bütün oluşturabilmesi için hangilerinin birbiriyle yer değiştirmesi gerekir?
Ahmet, Berk ve Ceyda isimli üç arkadaş; Ankara, İzmir ve Bursa şehirlerinden farklı birinde yaşamaktadır. Bu ki��ilerin yaşadıkları şehirlerle ilgili şunlar bilinmektedir:
* Ahmet, Bursa'da yaşamamaktadır.
* Berk, Ankara'da yaşamaktadır.
Buna göre, Ceyda hangi şehirde yaşamaktadır?
İnternet arama motorlarının ve akıllı cihazların günlük hayatın merkezine yerleşmesi, insan zihninin bilgiyle kurduğu ilişkiyi kökten değiştirmiştir. 'Dijital amnezi' veya 'Google etkisi' olarak adlandırılan bu olgu, ihtiyaç duyulan bilgilere çevrim içi ortamlardan kolayca ulaşılabileceğine dair inancın, beynin bu bilgileri uzun süreli belleğe kaydetme eğilimini azaltması durumudur. Yapılan araştırmalar, bireylerin arama motorlarında kolayca bulabileceklerini bildikleri olgusal verileri hatırlamakta zorlandıklarını, buna karşın bu verilere hangi kanallardan erişebileceklerini daha net anımsadıklarını göstermektedir. Bu durum, insan belleğinin bir bilgi deposu olmaktan çıkıp bir arama dizinine dönüşmesine yol açmaktadır. Dolayısıyla zihin, bilgiyi doğrudan muhafaza etmek yerine bilginin nerede saklandığını hatırlamayı tercih etmektedir. Ancak bu durum, derinlemesine düşünme ve eleştirel analiz gibi yüksek bilişsel süreçlerin ihtiyaç duyduğu ham bilgi birikimini zayıflatarak zihinsel tembelliğe zemin hazırlayabilmektedir.
Bu parçaya göre 'dijital amnezi' ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Küreselleşmenin getirdiği tek tipleşmeye ve hızlı yaşam temposuna karşı bir başkaldırı olarak 1999 yılında İtalya'da doğan yavaş şehir (Cittaslow) hareketi, kentlerin kendi özgün kimliklerini korumalarını amaçlar. Bu harekete dahil olmak isteyen kentlerin; nüfus büyüklüğü, altyapı politikaları, çevre kalitesi ve yerel üretimin desteklenmesi gibi yetmişten fazla kriteri yerine getirmesi gerekmektedir. Yavaş şehirler, teknolojinin kullanımını tamamen reddetmek yerine onu yerel kültürü ve doğayı korumak adına araçsallaştırır. Gürültü kirliliğinin azaltılması, tarihi dokunun korunması ve yerel esnafın desteklenmesi bu kentlerde yaşam kalitesini artırırken turizm odaklı sürdürülebilir bir ekonomik kalkınmayı da beraberinde getirir. Böylece hızlı tüketim kültürünün kıskacındaki modern insan için yavaş şehirler, doğayla uyumlu ve dingin bir alternatif yaşam alanı sunar.
Bu parçadan yavaş şehir (Cittaslow) hareketiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Bir aktar, kilogramını 'ye satın aldığı yaş sabunları kurutarak kuru sabun elde etmektedir. Sabun kuruduğunda ağırlığının 'sini kaybetmektedir.
Aktar, elde ettiği kuru sabunların yarısını kârla, diğer yarısını ise kârla satmayı planlamaktadır. Ancak kuruyan sabunların bir kısmı depoda beklerken çürümüş ve çöpe atılmıştır.
Aktar, elinde kalan sağlam kuru sabunların yarısını planladığı karlı fiyattan, diğer yarısını ise planladığı karlı fiyattan satarak tüm bu süreçten (yaş sabunların alımından kuru sabunların satışına kadar) net kâr elde etmiştir.
Buna göre, depoda çürüyen kuru sabun miktarı, kuruyan toplam sabun miktarının yüzde kaçıdır?
Bir okulda düzenlenen koşu yarışına katılan Ahmet, Berk, Cihan, Deniz ve Emre adlı öğrencilerin yarışı tamamlama sıralarıyla ilgili aşağıdaki bilgiler verilmiştir:
* Yarışta aynı dereceyi paylaşan öğrenci yoktur.
* Emre yarışı Cihan'dan hemen sonra, Berk'ten ise hemen önce tamamlamıştır.
* Ahmet yarışı Deniz'den önce tamamlamıştır.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi kesinlikle yanlıştır?