İş Sözleşmesinden Doğan Borçlar

92 soru

Soru 1Soru

4857 sayılı İş Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde, işçinin 'itaat borcu' ile işverenin 'yönetim hakkı' arasındaki hukuki dengeye ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşveren, yönetim hakkına dayanarak işin yürütümü ve işçilerin davranışları hakkında talimat verme yetkisine sahiptir; ancak işçinin kişiliğini ihlal eden, kanuna aykırı veya iş sözleşmesinde esaslı değişiklik teşkil eden talimatlar itaat borcu kapsamında değerlendirilemez.

Cevap

İşverenin yönetim hakkı kapsamında verdiği talimatlar; kişilik hakları, emredici hukuk kuralları ve iş sözleşmesindeki esaslı unsurlar ile sınırlıdır; bu sınırları aşan talimatlar itaat borcu kapsamında değildir.
İşçinin itaat borcu, işverenin yönetim hakkına dayanır ancak bu hak sınırsız değildir. İşveren işin yürütümü ve işyerindeki düzen hakkında talimat verebilir; fakat bu talimatlar kişilik haklarını ihlal edemez, hukuka aykırı olamaz ve sözleşmede esaslı bir değişikliğe yol açıyorsa işçinin onayı olmadan geçerli kabul edilemez. Bu nedenle doğru seçenek, bu dengeli hukuki tanımı içeren ifadedir.

Adım Adım Çözüm

1
İşçinin itaat borcunun yasal dayanağını belirleyin.
Türk Borçlar Kanunu Madde 399 uyarınca işçi, işverenin işin yürütümü ve işçilerin davranışlarıyla ilgili talimatlarına uymakla yükümlüdür.
Borcun kapsamını ve hukuki temelini anlamak için gereklidir.
2
İşverenin yönetim hakkının sınırlarını analiz edin.
Talimatlar; kanuna, ahlaka, kişilik haklarına aykırı olamaz ve iş sözleşmesinde tek taraflı esaslı değişiklik (İşK md. 22) yaratamaz.
Hangi talimatların 'itaat' kapsamı dışında kaldığını saptamak için bu sınırlar kritiktir.
3
İstisnai durumları ve reddetme hakkını değerlendirin.
Hukuka aykırı veya iş sağlığı ve güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye atan talimatlar yerine getirilmek zorunda değildir.
İşçinin itaat borcunun mutlak olmadığını teyit etmek için kullanılır.

Anahtar Kavram

Yönetim Hakkı ve İtaat Borcunun Sınırları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2Soru

4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uyarınca "işverenin ücret ödeme borcu" ve "ücretin korunması" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukukî açıdan doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır ve mücbir bir neden dışında ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir.

Cevap

Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır ve mücbir bir neden dışında ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir.
İş Kanunu'na göre ücret alacakları muaccel oldukları tarihten itibaren beş yıllık zamanaşımına tabidir. Ayrıca, ücreti ödeme gününden itibaren mücbir bir sebep olmaksızın 20 gün içinde ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınma hakkına sahiptir; bu hak toplu bir eylem (grev) niteliği taşımaz ve iş sözleşmesinin feshi için gerekçe yapılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Zamanaşımı süresini kontrol et.
5 yıl.
4857 sayılı İş Kanunu Madde 32 uyarınca ücret alacakları özel bir zamanaşımı süresine tabidir.
2
Geç ödeme durumundaki işçi haklarını değerlendir.
20 gün gecikme sonrası iş görmekten kaçınma hakkı.
İş Kanunu Madde 34, mücbir sebep olmaksızın 20 gün içinde ödenmeyen ücretler için işçiye bu hakkı tanır.
3
Ücret koruma sınırlarını (haciz/takas) hatırla.
En fazla 1/4 oranında haciz/takas.
İşçinin geçimini sağlaması amacıyla ücretin 3/4'ü yasal koruma altındadır.

Anahtar Kavram

İşverenin Ücret Ödeme Borcu ve Ücretin Korunması İlkeleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

4857 sayılı İş Kanunu uyarınca, ücreti ödeme gününden itibaren mücbir bir neden olmaksızın yirmi gün içinde ödenmeyen bir işçinin başvurabileceği hukukî yollar ve ücretin korunması esasları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşçi iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir; bu hakkın kullanılması sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi kanun önünde grev sayılmaz ve geciken ücret alacağına mevduata uygulanan en yüksek faiz işletilir.

Cevap

İş görme borcundan kaçınma hakkı, 20 günlük gecikme sonrası bireysel veya toplu olarak kullanılabilir, grev sayılmaz ve alacağa mevduata uygulanan en yüksek faiz işletilir.
İş Kanunu madde 34'e göre ücreti 20 gün ödenmeyen işçi iş görmekten kaçınabilir. Bu eylem grev değildir, yerine yeni işçi alınamaz, işi başkasına yaptırılamaz ve bu nedenle sözleşmesi feshedilemez. Ayrıca madde 34 açıkça mevduata uygulanan en yüksek faizin işletileceğini belirtir.

Adım Adım Çözüm

1
Yasal bekleme süresini kontrol et.
Ücretin ödeme gününden itibaren 20 gün geçmesi gerekir.
İş Kanunu 34. madde bu hakkın doğumu için bu süreyi şart koşar.
2
Eylemin hukuki niteliğini belirle.
Bu bir grev değil, 'İş Görmekten Kaçınma Hakkı'dır.
Toplu bir nitelik kazansa dahi kanun bu eylemi grev saymayarak işçiyi korumuştur.
3
Uygulanacak faiz türünü tespit et.
Mevduata uygulanan en yüksek faiz.
İş hukukunda ücret alacakları için özel ve yüksek bir faiz türü öngörülmüştür.
4
Zamanaşımı ve koruma kurallarını doğrula.
5 yıllık zamanaşımı ve 1/4 haciz/takas sınırı.
Ücretin kutsallığı ve işçinin geçimi için getirilen emredici hükümlerdir.

Anahtar Kavram

İş Görmekten Kaçınma Hakkı ve Ücretin Korunması
Soru 4Soru

48574857 sayılı İş Kanunu’nun 55. maddesinde düzenlenen "Eşit Davranma İlkesi" kapsamında, işverenin bu borcuna aykırı davrandığını iddia eden bir işçinin talepleri ve hukuki süreci ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşçi, ayrımcılık nedeniyle mahrum bırakıldığı haklarının yanı sıra 44 aya kadar ücreti tutarında bir tazminat talep edebilir.

Cevap

İşçinin, ayrımcılık nedeniyle mahrum bırakıldığı haklarının yanı sıra dört aya kadar ücreti tutarında bir tazminat talep edebileceği ifadesi doğrudur.
İş Kanunu’nun 55. maddesine göre, işverenin eşit davranma borcuna aykırı davranması halinde işçi, mahrum bırakıldığı haklarını (örneğin ödenmeyen prim veya ücret farkı) talep etme hakkının yanı sıra, en fazla dört aya kadar ücreti tutarında bir tazminat (ayrımcılık tazminatı) talep edebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Eşit davranma borcuna aykırılığın hukuki sonuçlarını belirlemek
48574857 sayılı İş Kanunu Md. 55 uyarınca yaptırım öngörülmüştür.
Yasal dayanağın tespit edilmesi gerekir.
2
Tazminat miktarını ve kapsamını analiz etmek
İşçi mahrum kaldığı haklarını ve ayrıca 44 aya kadar ücreti tutarında tazminat isteyebilir.
Kanunda belirtilen miktar sınırının doğru hatırlanması gerekmektedir.

Anahtar Kavram

Ayrımcılık Tazminatı ve Eşit Davranma Borcunun Sınırları

Daha Fazla Pratik

İşverenin eşit davranma borcuna aykırılık iddialarında ispat yükünün nasıl dağıldığını (ispat yükünün yer değiştirmesi kuralını) incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5Soru

4857 sayılı İş Kanunu’nun 28. maddesi kapsamında düzenlenen 'çalışma belgesi' ile ilgili olarak, işverenin bu borcu ifa ederken uyması gereken kurallar ve borca aykırılığın hukuki sonuçları bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belgenin vaktinde verilmemesinden veya belgede doğru olmayan bilgiler bulunmasından zarar gören yeni işverenin de eski işverenden tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır.

Cevap

Çalışma belgesinin zamanında verilmemesi veya yanlış bilgi içermesi durumunda sadece işçi değil, zarar gören yeni işveren de tazminat talebinde bulunabilir.
İş Kanunu'nun 28. maddesinin 2. fıkrası açıkça; belgenin vaktinde verilmemesinden veya doğru olmayan bilgiler içermesinden zarar gören işçinin veya işçiyi işe alan yeni işverenin, eski işverenden tazminat isteyebileceğini hükme bağlamıştır. Bu hüküm, işverenin sadece işçiye karşı değil, dürüstlük kuralı gereği piyasadaki diğer aktörlere (yeni işveren) karşı da sorumlu olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
İş Kanunu m. 28'in kapsamını belirle.
Bu madde, işten ayrılan her işçiye 'çalışma belgesi' verilmesini emreder.
Belgenin niteliğini ve yasal dayanağını anlamak için gereklidir.
2
Belgenin zorunlu içeriğini kontrol et.
Belgede sadece 'işin çeşidi' ve 'süresi' yer almalıdır.
Performans veya ahlak bilgilerinin zorunlu olmadığını (m. 28 kapsamında) teyit etmek için.
3
Aykeliliğin tazminat sorumluluğunu analiz et.
Kanun, tazminat hakkını hem işçiye hem de 'işçiyi işe alan yeni işveren'e tanımıştır.
Sorumluluğun kapsamını ve hak sahiplerini belirlemek için.
4
Mali yükümlülükleri ve muafiyetleri değerlendir.
Belge her türlü resim ve harçtan muaftır.
Ödeme veya vergi gerektiren şıkların elenmesi için.

Anahtar Kavram

İşverenin Belge Verme Borcu ve Üçüncü Kişilere (Yeni İşveren) Karşı Sorumluluğu

Daha Fazla Pratik

İş Kanunu m. 28 ile Türk Borçlar Kanunu m. 427 arasındaki farkları bir tablo üzerinden çalışmak, KPSS'deki çeldiricileri elemekte faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6Soru

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca, işçi ile işveren arasında akdedilen "rekabet yasağı sözleşmesi" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İş sözleşmesinin, işveren tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedilmesi veya işçi tarafından işverene yüklenebilen haklı bir nedenle feshedilmesi durumunda rekabet yasağı sona erer.

Cevap

İş sözleşmesinin işveren tarafından haklı bir neden olmaksızın veya işçi tarafından işverene yüklenebilen haklı bir nedenle feshedilmesi durumunda rekabet yasağı borcu sona erer.
Türk Borçlar Kanunu'nun 447. maddesinin ikinci fıkrasına göre, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedilmesi veya işçi tarafından işverene yüklenebilen haklı bir nedenle feshedilmesi durumunda rekabet yasağı sona ermektedir. Bu hüküm, işçinin işini kaybetmesinde işverenin kusurlu olduğu veya haksız olduğu durumlarda işçinin ekonomik geleceğinin daha fazla kısıtlanmamasını amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki dayanağı belirle.
Rekabet yasağı sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444-447. maddelerinde düzenlenmiştir.
Sorunun çözümünde doğru kanun hükümlerine ulaşmak için gereklidir.
2
Rekabet yasağının sona erme koşullarını analiz et.
TBK Md. 447/2 uyarınca; sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen haklı bir sebeple işçi tarafından feshedilirse yasak sona erer.
Yasağın devam edip etmeyeceği feshin niteliğine bağlıdır.

Anahtar Kavram

Rekabet Yasağı Sözleşmesinin Sona Ermesi
Soru 7Soru

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 396. maddesi ve yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde; işçinin özen borcunun derecesinin tayini ve sadakat borcu kapsamındaki 'hazırlık hareketleri' ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşçinin özen borcunun ölçütü tamamen objektiftir; işçinin işe alınırken sahip olduğunu belirttiği uzmanlık seviyesinin altında kalması durumunda, işverenin bu yetersizliği önceden biliyor olması işçinin sorumluluğunu hafifletmez.

Cevap

İşçinin özen borcunun ölçütünün tamamen objektif olduğu ve işverenin bilgisi dahilinde olan yetersizliğin sorumluluğu etkilemediğini savunan seçenek yanlıştır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 396. maddesinin son fıkrasına göre, işçinin özen borcunun derecesi belirlenirken işçinin işveren tarafından bilinen veya bilinmesi gereken yetenek ve nitelikleri mutlaka göz önünde tutulur. Dolayısıyla özen borcu tamamen objektif bir standart değil, işçinin bireysel kapasitesinin de (işveren tarafından biliniyorsa) dikkate alındığı karma bir yapıdadır. İşveren işçinin o konuda uzman olmadığını bilerek onu o işte görevlendiriyorsa, işçiden uzman düzeyinde bir özen bekleme hakkı hukuken sınırlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Özen borcunun yasal dayanağını incele.
TBK m. 396/4 uyarınca özen derecesi; işin tehlikesi, uzmanlık gereği ve işçinin yeteneklerine göre belirlenir.
Sorumluluğun sınırlarını belirlemek için kanuni kriterleri saptamak gerekir.
2
Sadakat borcu ve hazırlık hareketleri ilişkisini değerlendir.
İşçi, sözleşme sürerken işverene rakip olacak hazırlıklara (şirket kurma, müşteri çekme vb.) girişemez.
Sadakat borcu, işverenin çıkarlarını koruma ve ona zarar vermeme yükümlülüğünü içerir.
3
Hatalı çıkarımı tespit et.
İşverenin, işçinin yetersizliğini bilerek işe alması durumunda özen borcunun derecesinin düşeceği gerçeğiyle çelişen ifadeyi belirle.
Tamamen objektif ölçüt yaklaşımı, Türk Borçlar Hukuku'ndaki subjektif unsurları göz ardı eder.

Anahtar Kavram

İşçinin Özen Borcunda Subjektif-Objektif Karma Ölçüt
Soru 8Soru

İş hukukunda işverenin işçiler arasında dil, din veya cinsiyet gibi kriterlere dayanarak ayrımcılık yapmasını yasaklayan "Eşit Davranma Borcu" kapsamında, hukuka uygun uygulama ve bu borcun ihlalinin sonuçları hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşverenin eşit davranma yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi halinde işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki tazminatın yanı sıra yoksun bırakıldığı diğer yan haklarını da talep etme hakkına sahiptir.

Cevap

İşverenin eşit davranma yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi halinde işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki tazminatın yanı sıra yoksun bırakıldığı diğer yan haklarını da talep etme hakkına sahiptir.
Doğru olan ifadede belirtildiği üzere, 48574857 sayılı İş Kanunu'nun 55. maddesine göre işverenin eşit davranma borcuna aykırı hareket etmesinin yaptırımı, işçinin dört aya kadar ücreti tutarında bir tazminat (ayrımcılık tazminatı) ve yoksun bırakıldığı diğer haklarını talep edebilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
48574857 sayılı İş Kanunu’nun 55. maddesi (Eşit Davranma İlkesi) temel alınmalıdır.
İşverenin dil, ırk, cinsiyet ve din gibi nedenlerle ayrımcılık yapması yasaklanmıştır.
Hukuki dayanağın ve yasaklanan kriterlerin belirlenmesi için gereklidir.
2
Eşit davranma borcunun "mutlak" mı yoksa "nispi" mi olduğu değerlendirilmelidir.
İşveren; performans, uzmanlık veya kıdem gibi objektif gerekçelerle işçiler arasında farklı işlem yapabilir.
Mutlak eşitlik yanılgısının önüne geçmek için bu ayrım kritiktir.
3
Borca aykırılık halinde öngörülen yaptırımlar incelenmelidir.
İşçi, en çok 44 aya kadar ücreti tutarında bir tazminat ve varsa mahrum kaldığı hakları (örneğin eksik ödenen prim veya ücret farkı) talep edebilir.
Yasal yaptırımın kapsamını ve miktarını doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İşverenin Eşit Davranma Borcu ve Ayrımcılık Tazminatı

Daha Fazla Pratik

Eşit davranma borcuna aykırılık nedeniyle açılan davalarda ispat yükünün yer değiştirmesi (karine) kuralını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 9Soru

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca, iş sözleşmesinde aksine bir hüküm veya bu yönde yerleşmiş bir adet bulunmadığı takdirde, işin görülmesi için gerekli olan araç, gereç ve malzemenin temini ile ilgili yasal yükümlülük aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Söz konusu araç, gereç ve malzemeler işveren tarafından sağlanmalıdır.

Cevap

İşin görülmesi için gerekli olan araç, gereç ve malzemelerin aksine bir hüküm yoksa işveren tarafından sağlanması gerekir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 413. maddesinin birinci fıkrası, 'Aksine adet veya sözleşme yoksa, işveren işçiye bu iş için gerekli araç ve gereçleri sağlamakla yükümlüdür.' hükmünü içermektedir. Bu nedenle, soruda belirtilen 'aksine hüküm bulunmaması' durumunda sorumluluk tamamen işverene aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Yasal dayanağın tespit edilmesi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 413. maddesi incelenir.
İş sözleşmesinde tarafların araç ve gereç sağlama konusundaki borçları bu maddede düzenlenmiştir.
2
Genel kuralın ve istisnaların belirlenmesi
Kanuna göre; aksine adet veya sözleşme yoksa, araç ve gereçleri işveren sağlar.
Yasal varsayılan durumun kimin lehine/aleyhine olduğunu anlamak için 'aksine hüküm bulunmaması' kriteri değerlendirilir.
3
Seçeneklerin yasal kural ile karşılaştırılması
Araç ve gereçlerin işveren tarafından sağlanması gerektiği ifadesinin yasal kural ile tam uyumlu olduğu görülür.
Soruda 'aksine bir hüküm veya adet bulunmadığı' belirtildiği için doğrudan kanun metnindeki genel kural uygulanır.

Anahtar Kavram

İşverenin Araç ve Gereç Sağlama Borcu

Daha Fazla Pratik

İşçinin araç ve gereçleri işverenin rızasıyla kendisinin sağlaması durumunda işverenin ödemesi gereken tazminat ve gider yükümlülüklerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 10Soru

İş hukukunda işverenin en temel borçlarından biri olan ücret ödeme borcu ve bu ücretin korunmasına yönelik yasal sınırlar değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemez; ancak nafaka borcu alacaklılarının hakları bu sınırlamanın dışında tutulmuştur.

Cevap

İşçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemez; ancak nafaka borcu alacaklılarının hakları bu sınırlamanın dışında tutulmuştur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca, işçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden (14\frac{1}{4}) fazlası haczedilemez, başkasına devir ve temlik olunamaz. Ancak aynı maddede, işçinin bakmakla yükümlü olduğu aile üyeleri için hakim tarafından takdir edilecek nafaka borcu alacaklılarının haklarının saklı olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla nafaka borçları için ücretin tamamı dahi haczedilebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Ücretin haczedilebilirlik sınırını belirle.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 35. maddesine göre işçi ücretlerinin en fazla 14\frac{1}{4}'ü haczedilebilir.
İşçinin ve ailesinin geçimini güvence altına almak için yasal bir koruma sınırı getirilmiştir.
2
Haciz yasağının istisnasını kontrol et.
Nafaka borcu alacaklılarının hakları saklıdır; yani nafaka borcu için bu 14\frac{1}{4}'lük sınır uygulanmaz.
Nafaka alacağı, kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişilerin geçimini sağladığı için öncelikli ve sınırsız kabul edilir.
3
Zamanaşımı ve faiz gibi diğer parametreleri doğrula.
Ücrette zamanaşımı 5 yıl, gecikme faizi ise 'en yüksek mevduat faizi'dir.
Yanlış seçenekleri elemek ve doğru hukuki temeli teyit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Ücretin Korunması ve Haciz Sınırı
Soru 11Soru

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 4857 sayılı İş Kanunu doktrini çerçevesinde, iş sözleşmesinin asli unsurlarından biri olan "işçinin iş görme borcu" ve bu borcun "şahsiliği" (kişiselliği) ilkesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukukî açıdan yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşçinin iş görme borcunu bizzat yerine getirme yükümlülüğü, kamu düzenine ilişkin mutlak emredici bir kural olduğundan; taraflar iş sözleşmesine koyacakları bir hükümle işçinin yerine bir başkasını ikame edebileceğini geçerli olarak kararlaştıramazlar.

Cevap

İşçinin iş görme borcunun şahsiliği ilkesinin mutlak emredici bir kural olduğu ve aksine sözleşme yapılamayacağı ifadesi yanlıştır.
Türk Borçlar Kanunu m. 395 uyarınca işçinin iş görme borcunu bizzat ifa etmesi kuralı, mutlak emredici bir kural değildir. Maddede yer alan 'sözleşmeden veya durumun gereğinden aksi anlaşılmadıkça' ifadesi, tarafların iş sözleşmesine koyacakları bir hükümle veya işin niteliği gerektirdiğinde işçinin yerine bir başkasının iş görmesine izin verilebileceğini açıkça kabul etmektedir. Bu nedenle, bu kuralın 'kamu düzenine ilişkin mutlak emredici' olduğu ve aksine yapılan anlaşmaların 'kesin hükümsüz' sayılacağı iddiası hukuken hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki dayanağı belirle.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 395. maddesi incelenir.
İş görme borcunun şahsiliği ilkesinin yasal çerçevesini anlamak gerekir.
2
Maddenin emredicilik niteliğini analiz et.
TBK m. 395: 'Sözleşmeden veya durumun gereğinden aksi anlaşılmadıkça, işçi yüklendiği işi bizzat yapmakla yükümlüdür.'
'Aksi anlaşılmadıkça' ibaresi, kuralın yedek hukuk kuralı olduğunu gösterir.
3
Şahsilik ilkesinin istisnalarını değerlendir.
Tarafların anlaşması veya işin niteliği (örneğin evde çalışma, bazı temsil işleri) gereği başkasının ikamesi mümkündür.
İş hukukunda çoğu kural işçi lehine emredici olsa da, şahsilik ilkesi esnetilebilir bir yapıdadır.
4
Diğer borçlarla olan ilişkiyi kur.
Sadakat ve itaat borçları iş görme borcunu tamamlayan yan borçlardır ve şahsilik ilkesini bozmazlar.
Seçeneklerdeki kavram karmaşasını gidermek için bu ayrım kritiktir.

Anahtar Kavram

İş Görme Borcunun Şahsiliği ve Yedek Hukuk Kuralı Niteliği
Soru 12Soru

4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uyarınca "işverenin ücret ödeme borcu" ve "ücretin korunması" prensipleri dikkate alındığında, aşağıdaki uygulamalardan hangisi hukukî açıdan doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ödeme gününde mücbir bir neden olmaksızın ödenmeyen ücret alacakları için temerrüt tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının işletilmesi.

Cevap

Ödeme gününde ödenmeyen ücret alacakları için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının işletilmesi hukuka uygundur.
İş Kanunu'nun 34. maddesi, ücretin zamanında ödenmemesi durumunda uygulanacak yaptırımı açıkça belirtmiştir. Buna göre, mücbir sebep olmaksızın ödenmeyen ücretler için bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı talep edilebilir. Bu, işçinin enflasyon ve gecikme karşısında korunmasını sağlayan özel bir düzenlemedir.

Adım Adım Çözüm

1
Ücretin gecikmesi durumunda uygulanacak faiz türünü belirleyin.
4857 Sayılı İş Kanunu Madde 34 uyarınca faiz türü 'mevduata uygulanan en yüksek faiz'dir.
Genel borçlar hukukundaki yasal faizden farklı olarak, iş hukukunda işçiyi korumak amacıyla daha yüksek bir faiz türü öngörülmüştür.
2
Ücret alacaklarındaki zamanaşımı süresini kontrol edin.
Zamanaşımı süresi 5 yıldır.
İş Kanunu Ek Madde 3 uyarınca ücret türündeki alacaklar (fazla çalışma, ikramiye vb.) 5 yıllık zamanaşımına tabidir.
3
Ücretin haczedilebilirlik sınırlarını değerlendirin.
Maaşın en fazla 1/4'ü haczedilebilir.
İşçinin ve ailesinin geçimini sağlaması amacıyla ücretin tamamının haczine izin verilmez; sadece nafaka borçları bu sınırın üzerindedir.

Anahtar Kavram

İşverenin Ücret Ödeme Borcu ve Ücretin Korunması

Daha Fazla Pratik

Ücretin korunması kapsamında 'ücret kesme cezası' sınırlarını ve bu cezaların kullanım yerlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 13Soru

Bir işletmede aynı kıdeme ve benzer iş tanımlarına sahip iki işçiden, belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçiye sosyal yardım paketi verilirken; objektif bir haklı neden olmaksızın, sadece sözleşme türü gerekçe gösterilerek belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçiye bu yardımın verilmediği tespit edilmiştir.

48574857 sayılı İş Kanunu uyarınca, bu durum ve hukuki sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşçi, söz konusu ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, ihlalin mevcut olmadığını ispat etme yükümlülüğü işverene ait olur.

Cevap

İşçinin ihlal ihtimalini güçlü bir biçimde ortaya koyması durumunda, ispat yükünün işverene geçeceğini belirten seçenek doğrudur.
İş Kanunu'nun 55. maddesinin son fıkrası uyarınca, iş ilişkisinde veya sona ermesinde eşit davranma ilkesine aykırılığı ispat yükü kural olarak işçidedir. Ancak işçi, ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyarsa, bu durumda ihlalin mevcut olmadığını ispat yükü işverene geçer. Bu, işçinin ispat yükünü hafifleten özel bir düzenlemedir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın hukuki nitelendirmesini yapınız.
İşverenin, belirli süreli ve belirsiz süreli işçiler arasında objektif bir neden olmaksızın ayrım yapması 48574857 sayılı İş Kanunu Madde 55 (Eşit Davranma İlkesi) ihlalidir.
Kanun, sözleşme türü nedeniyle işçiler arasında farklı işlem yapılmasını yasaklamıştır.
2
İspat yükümlülüğü kuralını analiz ediniz.
Kural olarak ispat yükü işçidedir; ancak işçi ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösterirse, ispat yükü işverene geçer.
Bu durum, iş hukukunun işçiyi koruma ilkesi gereği kanunda özel olarak düzenlenmiş bir ispat kolaylığıdır.
3
Yaptırımları değerlendiriniz.
İşçi, dört aya kadar ücreti tutarında tazminat ve yoksun kaldığı hakları (örnekteki sosyal yardım) talep edebilir.
Ayrımcılık tazminatı, gerçek zararın ötesinde kanuni bir yaptırım niteliğindedir.

Anahtar Kavram

İşverenin Eşit Davranma Borcu ve İspat Yükünün Yer Değiştirmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 14Soru

Bir iş yerinden ayrılan işçinin, başka bir işe girmek amacıyla eski işvereninden talep ettiği çalışma belgesi (bonservis) ile ilgili olarak 48574857 sayılı İş Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belgede sadece işin çeşidinin ve süresinin belirtilmesi zorunlu olup; belgenin vaktinde verilmemesi veya yanlış bilgiler içermesi halinde işveren, işçinin ve yeni işverenin uğradığı zararlardan sorumludur.

Cevap

Çalışma belgesinde işin çeşidi ve süresi zorunlu olarak yer almalı, bu belgenin eksikliği veya yanlışlığı nedeniyle doğan zararlardan işveren hem işçiye hem de yeni işverene karşı sorumlu olmalıdır.
İş Kanunu'nun 2828. maddesi uyarınca işveren, işten ayrılan işçiye işin türünü ve çalışma süresini gösteren bir belge vermek zorundadır. Bu belgenin zamanında verilmemesi veya içeriğinin gerçeğe aykırı olması durumunda, bu ihmalden zarar gören işçi veya işçiyi işe alan yeni işveren, eski işverenden tazminat talep etme hakkına sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Zorunlu içeriğin belirlenmesi
İş Kanunu Madde 2828 uyarınca işin çeşidi ve süresi zorunlu unsurlardır.
Belgenin temel amacı işçinin mesleki tecrübesini kanıtlamasını sağlamaktır.
2
İsteğe bağlı içeriğin ayrıştırılması
İşçinin tutumu ve başarısı sadece işçi talep ederse yazılır.
Bu bilgiler 'bonservis' niteliği taşır ve işçinin rızasına bağlıdır.
3
Sorumluluk kapsamının tespiti
Kusurlu ifa halinde eski işveren hem işçiye hem de yeni işverene karşı tazminatla yükümlüdür.
Belgenin vaktinde verilmemesi veya yanlış bilgi içermesi zincirleme bir zarar doğurabilir.

Anahtar Kavram

Çalışma Belgesi Verme Borcu (Madde 28)
Soru 15Soru

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 395. maddesi ve iş hukuku doktrini çerçevesinde, işçinin "iş görme borcu" ve bu borcun bizzat ifası (şahsiliği) ilkesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İş görme borcu kural olarak işçi tarafından bizzat yerine getirilmelidir; ancak sözleşmede aksine hüküm bulunması veya durumun gereğinden aksi anlaşılması hâlinde borcun ifası başkasına devredilebilir.

Cevap

İş görme borcunun kural olarak bizzat yerine getirilmesi gerektiği, ancak sözleşme veya durumun gereğine göre başkasına devredilebileceğini belirten seçenek doğrudur.
Türk Borçlar Kanunu'nun 395. maddesinde ifade edildiği üzere, işçi sözleşmede aksine bir hüküm yoksa veya durumun gereğinden aksi anlaşılmıyorsa iş görme borcunu bizzat yerine getirmekle yükümlüdür. Bu ifade, kuralın şahsilik olduğunu ancak emredici olmadığını ve istisnalarının bulunduğunu açıkça ortaya koyar.

Adım Adım Çözüm

1
Yasal dayanağı belirle.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 395 incelendi.
İş sözleşmesinde iş görme borcuna ilişkin temel kurallar burada düzenlenmiştir.
2
Şahsilik ilkesinin kapsamını analiz et.
İşçinin işini bizzat yapması esastır ancak bu kural mutlak değildir.
İş ilişkisinin kişisel güvene dayanması bu ilkeyi doğurur.
3
İstisnaları kontrol et.
Sözleşmede aksine hüküm olması veya durumun gereği (teamül, işin niteliği) devire izin verir.
Kanun metni açıkça bu iki istisnayı tanımıştır.

Anahtar Kavram

İş Görme Borcunun Şahsiliği (TBK m. 395)
Soru 16Soru

4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uyarınca işverenin ücret ödeme borcu, ücret alacaklarının korunması ve takibi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukukî açıdan doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ücreti ödeme gününden itibaren mücbir bir neden olmaksızın yirmi gün içinde ödenmeyen işçi iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir; bu alacaklara mevduata uygulanan en yüksek faiz işletilir ve alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir.

Cevap

Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz işletilmesi, 20 günlük gecikme sonrası çalışmaktan kaçınma hakkı ve 5 yıllık zamanaşımı süresini içeren ifade doğrudur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. ve 34. maddelerine göre ücret alacakları 5 yıllık zamanaşımına tabidir ve gecikme halinde mevduata uygulanan en yüksek faiz işletilir. Ayrıca ücreti 20 gün boyunca ödenmeyen işçinin çalışmaktan kaçınma hakkı yasayla açıkça düzenlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Ücret alacaklarında uygulanacak faiz türünü belirleyin.
İş Kanunu Md. 34 gereği 'mevduata uygulanan en yüksek faiz' oranı esastır.
Ücretin geç ödenmesine karşı işçiyi korumak amacıyla yasal faizden daha yüksek bir oran belirlenmiştir.
2
Ücret alacakları için geçerli olan zamanaşımı süresini kontrol edin.
5 yıl.
İş Kanunu Md. 32 uyarınca ücret alacakları muaccel oldukları tarihten itibaren 5 yıllık özel zamanaşımına tabidir.
3
Ücretin geç ödenmesi durumunda işçinin sahip olduğu 'çalışmaktan kaçınma' hakkının şartlarını analiz edin.
Ödeme gününden itibaren mücbir sebep olmaksızın 20 günlük gecikme yeterlidir.
İşçinin emeğinin karşılığını alamaması durumunda sözleşmeyi feshetmeden işi durdurma hakkı yasayla korunmuştur.

Anahtar Kavram

Ücretin Korunması ve Gecikme Sonuçları

Daha Fazla Pratik

Ücretin korunması kapsamında 'ücret garanti fonu' ve 'işverenin ödeme aczi' durumlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 17Soru

60986098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre, iş sözleşmesi sona erdikten sonra geçerli olmak üzere taraflar arasında yazılı olarak kararlaştırılan rekabet yasağı sözleşmesi, özel durum ve koşullar dışında en fazla ne kadar süre için yapılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 22 yıl

Cevap

Türk Borçlar Kanunu'na göre rekabet yasağı sözleşmesi özel durum ve koşullar dışında en fazla 22 yıl süreliğine yapılabilir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 445445. maddesi uyarınca, rekabet yasağı sözleşmesi işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Bu nedenle 22 yıllık süre yasal üst sınırdır.

Adım Adım Çözüm

1
İlgili yasal mevzuatın tespit edilmesi
60986098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444444 ile 447447. maddeleri arasındaki hükümler rekabet yasağını düzenler.
Rekabet yasağı borcu İş Kanunu'nda değil, Türk Borçlar Kanunu'nda detaylandırılmıştır.
2
Süre sınırına ilişkin hükmün (Madde 445445) incelenmesi
Kanun maddesi, yasağın işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürmemesi gerektiğini ve süresinin özel durumlar dışında 22 yılı aşamayacağını belirtir.
İşçinin çalışma özgürlüğünün aşırı kısıtlanmasını önlemek amacıyla yasal bir süre sınırı konulmuştur.

Anahtar Kavram

Rekabet yasağı sözleşmesinde azami süre sınırı
Tahmini Süre:45s
Soru 18Soru

İş hukukunda işverenin en temel borçlarından olan ücretin ödenmesi ve bu ücretin çeşitli risklere karşı yasal koruma altına alınmasıyla ilgili mevzuat hükümleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemez veya başkasına devredilemez; ancak nafaka borcu alacaklılarının hakları bu sınırlamanın dışındadır.

Cevap

İşçilerin aylık ücretlerinin en fazla dörtte biri haczedilebilir, ancak nafaka borçları bu sınırlamanın bir istisnasıdır.
İş Kanunu Madde 35 uyarınca, işçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemez, başkasına devredilemez veya temlik olunamaz. Bu kuralın tek mutlak istisnası nafaka borçlarıdır; nafaka alacaklıları için hakim tarafından takdir edilecek miktar bu sınırlamaya tabi tutulmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Ücretin korunması ile ilgili 4857 sayılı İş Kanunu Madde 35 hükmünü inceleyin.
Kanun, işçinin ve ailesinin geçimini korumak amacıyla ücretin haczi üzerinde bir üst sınır belirlemiştir.
İşçinin temel geçim kaynağı olan ücretin tamamının elinden alınmasını engellemek.
2
Yasal haciz oranını ve istisnalarını tespit edin.
Ücretin en fazla 1/41/4 oranı haczedilebilir. Ancak nafaka alacakları bu orana dahil edilmez ve tamamı haczedilebilir.
Nafaka alacaklılarının (çocuk, eş vb.) geçim hakkı, genel haciz sınırından daha öncelikli kabul edilir.
3
Diğer seçeneklerdeki süre ve oran hatalarını ayıklayın.
Zamanaşımı 5 yıl, çalışmaktan kaçınma süresi 20 gün ve fazla çalışma zammı %50\%50 olarak düzeltilir.
İş hukukundaki özel süre ve oranların genel hükümlerden farkını teyit etmek.

Anahtar Kavram

Ücretin Koruması ve Haciz Sınırı
Soru 19Soru

4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uyarınca, işverenin ücret ödeme borcu ve ücretin korunması kapsamında yer alan "takas yasağı", "haciz sınırı" ve "ödeme gecikmesi" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşveren, işçinin kasten vermiş olduğu zararlara ilişkin yargı kararıyla kesinleşmiş tazminat alacaklarını, işçinin aylık ücretinin sadece dörtte biri (1/41/4) oranında takas edebilir.

Cevap

İşverenin, işçinin kasten verdiği ve yargı kararıyla sabit olan zararları, ücretin haczedilebilir kısmı olan 1/41/4 oranında takas edebileceğini belirten ifade doğrudur.
İş hukukunda temel kural, işçinin rızası olmaksızın ücretinin takas edilememesidir. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun 407. maddesi ve İş Kanunu'nun atıfları çerçevesinde; işçinin kasten sebebiyet verdiği ve yargı kararıyla kesinleşmiş zararlar, ücretin haczedilebilir kısmı (1/41/4) kadar takas edilebilir. Bu ifade hem istisnayı hem de koruma sınırını doğru yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Ücretin korunması ve takas sınırlarını belirle
İşçi ücretlerinin 1/41/4'ünden fazlası haczedilemez, başkasına devredilemez ve (işçinin rızası yoksa) takas edilemez.
4857 sayılı İş Kanunu Md. 35 ve Türk Borçlar Kanunu Md. 407 uyarınca işçinin geçimini sağlaması için ücret korunur.
2
Takas yasağının istisnasını değerlendir
İşçinin kasten verdiği bir zarar varsa ve bu durum yargı kararıyla kesinleşmişse, işveren işçinin rızası olmasa da takas yapabilir.
Zarar verme eyleminin kast içermesi ve hukuki olarak sabitlenmesi durumunda işverene sınırlı bir mahsup imkanı tanınır.
3
Yasal süreleri ve faiz türlerini kontrol et
Zamanaşımı 55 yıl, çalışmaktan kaçınma süresi 2020 gün ve faiz türü mevduat faizidir.
İş Kanunu'nun ilgili maddeleri (Md. 32 ve Md. 34) spesifik süre ve oranları emredici olarak düzenlemiştir.

Anahtar Kavram

Ücretin Korunması ve Takas Yasağının İstisnası
Soru 20Soru

Ahşap oyma işlerinin yapıldığı bir atölyede, ustalara ait özel el takımlarının ve keskilerin işçiler tarafından getirilerek kullanılmasının o bölgede köklü ve yerleşik bir adet olduğu bilinmektedir. İş sözleşmesinde bu konuda herhangi bir hüküm bulunmamasına rağmen, yeni işe başlayan işçi kendi takımlarını getirmiş; ancak ay sonunda bu araçların yıpranma payı ve kullanımı için işverenden 'uygun bir karşılık' talep etmiştir. İşveren ise, bölgedeki adetin araçları işçinin getirmesi yönünde olduğunu savunarak bu talebi reddetmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 413. maddesi uyarınca bu hukuki uyuşmazlığın çözümüne ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşin görülmesi için gerekli araçların işçi tarafından sağlanacağına dair yerleşik bir adetin bulunması, bu araçların kullanımı karşılığında işverenin uygun bir karşılık ödeme borcunu, bu konuda aksine bir adet veya sözleşme hükmü yoksa ortadan kaldırmaz.

Cevap

İşin görülmesi için gerekli araçların işçi tarafından sağlanacağına dair yerleşik bir adetin bulunması, bu araçların kullanımı karşılığında işverenin uygun bir karşılık ödeme borcunu, bu konuda aksine bir adet veya sözleşme hükmü yoksa ortadan kaldırmaz.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 413. maddesi iki aşamalı bir yapı sunar. İlk fıkraya göre, aksine adet veya sözleşme yoksa araçları işveren sağlar. Olaydaki yerleşik adet, bu sağlama borcunu işçiye yüklemektedir. Ancak ikinci fıkra, işçinin araç sağlaması durumunda işverenin 'uygun bir karşılık' ödemesini emreder; meğerki ödeme yapılmayacağına dair de aksine bir adet veya sözleşme hükmü olsun. Olayda araçların işçi tarafından getirileceğine dair bir adet vardır ancak bu araçların 'bedelsiz' kullanılacağına dair bir adet veya sözleşme hükmü bulunmamaktadır. Bu nedenle işveren, aracın kullanımı karşılığında işçiye uygun bir bedel ödemekle yükümlüdür.

Adım Adım Çözüm

1
TBK 413/1 hükmünün analiz edilmesi
İşveren araç sağlamakla yükümlüdür ancak 'aksine adet veya sözleşme' bu borcu işçiye yükleyebilir.
Genel kuralın istisnasının (adet) olayda mevcut olup olmadığını saptamak için.
2
TBK 413/2 hükmünün analiz edilmesi
İşçi araç sağlarsa işveren karşılık ödemek zorundadır ancak 'aksine adet veya sözleşme' bu ödeme borcunu kaldırabilir.
Ödeme yükümlülüğünün de kendi içinde bir istisnaya tabi olduğunu anlamak için.
3
İki fıkradaki 'adet' kavramlarının ayrıştırılması
Araçların getirilmesine dair adet, bunların bedelsiz kullanılacağına dair bir adet olduğu anlamına gelmez.
Hukuki uyuşmazlığın temelini oluşturan karine yanılgısını gidermek için.
4
Sonucun yasal çerçeveye oturtulması
Aksine bir 'karşılık ödenmeyeceğine dair adet' ispatlanmadığı sürece işveren karşılık ödemelidir.
Doğru hukuki çözüme ulaşmak için.

Anahtar Kavram

İşverenin araç ve gereç sağlama borcunun yedek hukuk kuralı niteliği ve karşılık ödeme borcunun bağımsızlığı.

Daha Fazla Pratik

İşverenin giderleri karşılama borcu (TBK 414) ile araç sağlama borcu (TBK 413) arasındaki farkları ve her iki durumda karşılık ödenmeyeceğine dair sözleşme hükümlerinin geçerliliğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Sayfa 1 / 5Sonraki
İş Sözleşmesinden Doğan Borçlar Alıştırma Soruları — KPSS Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri | Examkin