Temel Haklar ve Ödevler

151 soru

Soru 141Soru

Bir kamu kurumu müfettiş yardımcılığı mülakatında komisyon başkanı adaya, devletin bireylerin sahip olduğu belirli bir özel alana kural olarak müdahale etmeme ve saygı gösterme yükümlülüğünün bulunduğu, literatürde 'koruyucu haklar' olarak da bilinen hak kategorisini sormuş ve bu gruba anayasamızdan bir örnek vermesini istemiştir.

Buna göre adayın, yürürlükteki anayasal düzenlemelerimiz ışığında aşağıdaki haklardan hangisini örnek vermesi doğru olur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı

Cevap

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, anayasada 'Kişinin Hakları ve Ödevleri' başlığı altında yer alan koruyucu (negatif statü) bir haktır.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, 1982 Anayasası'nın sistematiğinde 'Kişinin Hakları ve Ödevleri' (negatif statü hakları) bölümünde düzenlenmiştir. Bireyin devlete karşı korunduğu, devletin kural olarak müdahaleden kaçınması gereken koruyucu haklar kapsamındadır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki kavramın (Koruyucu haklar) Anayasa'daki karşılığını tespit etme
Koruyucu hakların, devletin karışmama yükümlülüğü altında olduğu 'Kişinin Hakları ve Ödevleri' (Negatif Statü Hakları) ile eşleştiği belirlenir.
Soru kökünde 'müdahale etmeme' ve 'koruyucu hak' ifadeleri ile Jellinek'in negatif statü tanımına vurgu yapılmaktadır.
2
Seçeneklerdeki hakların anayasal tasnifini (hangi bölümde yer aldıklarını) belirleme
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının 'Kişinin Hakları', Eğitim ve Kıyı haklarının 'Sosyal Haklar', Kamu hizmeti ve Dilekçe haklarının ise 'Siyasi Haklar' olduğu saptanır.
Doğru yanıtı bulmak için 1982 Anayasası'ndaki temel hak ve hürriyetlerin sınıflandırmasının eksiksiz olarak yapılması gerekir.
3
Tespit edilen sınıflandırma ile sorulan kategoriyi eşleştirme
Sadece 'Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı' negatif statü (koruyucu) haklar içerisinde yer almaktadır.
Diğer seçenekler pozitif (isteme) veya aktif (katılma) statü haklarıdır.

Anahtar Kavram

Temel hakların 1982 Anayasası sistematiğindeki sınıflandırılması ve Negatif Statü (Koruyucu) Hakların özellikleri.
Soru 142Soru

Büyük çaplı organize bir siber saldırı sonucu ülke genelindeki birçok kamu kurumunun ve bankanın veri altyapısının çökmesinin ardından, yasama organı derhâl bir kanun çıkararak sadece bu spesifik saldırıyı gerçekleştiren failleri yargılamak ve cezalandırmak üzere 'Bilişim Suçları Özel Yetkili Yüksek Mahkemesi' adıyla geçici bir merci kurmuştur. Çıkarılan kanunun gerekçesinde, yaşanan durumun millî güvenliği tehdit eden olağanüstü bir nitelik taşıdığı ve yargılamanın ivedilikle sonuçlandırılması gerektiği vurgulanmıştır.

Buna göre, 1982 Anayasası'nda yer alan güvenceler dikkate alındığında, yasama organının bu tasarrufu ile ilgili aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Failin fiili işlediği tarihte yasal olarak yargılanacağı mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılması sonucunu doğurduğundan anayasal 'kanuni hâkim güvencesi'ni ihlal etmiştir.

Cevap

Söz konusu düzenleme, suçun işlenmesinden sonra sadece o olaya ve faillere özgü yeni bir yargı mercii kurarak failleri kanunen tabi oldukları mahkemeden başka bir merci önüne çıkardığı için 'kanuni hâkim güvencesini' doğrudan ihlal etmektedir.
Doğru yanıt, yeni kurulan geçici mahkemenin anayasal yargı güvencelerine aykırı olduğunu belirten ifadedir. 1982 Anayasası Madde 37 'Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.' hükmünü amirdir. Suç işlendikten sonra sırf o suçu yargılamak üzere kurulan mahkemeler tam olarak bu yasağın kapsamına girer.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki işlemi tespit et
Yasama organı, geçmişte yaşanmış belirli bir olay ve belirli failler için sonradan yeni bir mahkeme kurmuştur.
Hukuka aykırılığın niteliğini belirlemek için uygulanan idari veya yasama işleminin konusunun tam olarak anlaşılması gerekir.
2
Anayasanın 37. maddesini (Kanuni Hâkim Güvencesi) olayla ilişkilendir
Bu ilkeye göre mahkemelerin suç işlenmeden önce kanunla kurulmuş olması gerekir. Suçtan sonra kurulan mahkeme 'olağanüstü merci' niteliğindedir.
Kanuni hâkim ilkesi (tabii hâkim), kişilerin eylemi gerçekleştirdikleri tarihte var olan ve yargı yetkisine sahip mahkemede yargılanmalarını güvence altına alır.
3
Diğer hukuki kurumları ve gerekçeleri ele
Kanunun gerekçesinde 'olağanüstü nitelik' vurgusu yapılması, resmî bir OHAL ilanı olmadığı sürece temel hakların durdurulması rejimini (Madde 15) yasal kılmaz.
Anayasal güvenceler, kanun gerekçelerine yazılan soyut ifadelerle aşılamaz; istisnai rejimler (sınırlama ve durdurma) anayasada belirtilen katı şekil şartlarına tabidir.

Anahtar Kavram

Kanuni Hâkim Güvencesi ve Olağanüstü Merci Yasağı
Soru 143Soru

Ülkedeki ticari uyuşmazlıkların yargı sürecini hızlandırmak ve alacaklıları korumak amacıyla yasama organı tarafından yeni bir kanuni düzenleme yapılmıştır. İlgili kanunda; 'Ticari alım-satım sözleşmelerinden doğan borcunu vadesinde ödemeyen kişiler hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine doğrudan altı aya kadar hapis cezası uygulanır. Ayrıca bu kişiler, yargılama süreci tamamlanana ve haklarındaki hüküm kesinleşene kadar ilgili bakanlığın internet sitesinde dolandırıcı olarak ilan edilir.' hükmüne yer verilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda yer alan 'Suç ve Cezalara İlişkin Esaslar' dikkate alındığında, bu kanuni düzenleme hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sözleşmeden doğan yükümlülüğün yerine getirilmemesi sebebiyle hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi anayasal yasaklara aykırıdır ve mahkeme kararı kesinleşmeden kişilerin suçlu ilan edilmesi çekirdek hak niteliğindeki masumiyet karinesini ihlal eder.

Cevap

Kanunun getirdiği hapis cezası sözleşmeden doğan borçlar için uygulanamaz yasağını; kişilerin dolandırıcı ilan edilmesi ise yargı kararı olmadan kimsenin suçlu sayılamayacağı yönündeki masumiyet karinesini ihlal ettiği için doğru olan ifade, bu iki anayasal güvencenin ihlal edildiğini belirten seçenektir.
Verilen senaryodaki kanun iki temel anayasal kuralı açıkça ihlal etmektedir. Birincisi, ticari alım-satım sözleşmesi gibi salt hukuki bir borç ilişkisinin ifa edilmemesinden dolayı hapis cezası öngörülmesi, Anayasa'nın 38. maddesindeki 'sözleşmeden doğan yükümlülük nedeniyle hürriyeti bağlayıcı ceza verilemez' kuralına aykırıdır. İkincisi, yargılama sonuçlanıp kesin hüküm verilmeden kişilerin resmi olarak 'dolandırıcı' (suçlu) ilan edilmesi, Anayasa'nın dokunulmaz çekirdek haklar arasında saydığı 'masumiyet karinesi'nin doğrudan ve ağır bir ihlalidir. Doğru ifade bu iki hususu hukuken eksiksiz tespit etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanuni düzenlemenin birinci kısmını (borcu ödemeyene altı aya kadar hapis cezası verilmesi) incelemek.
Bu kısmın, Anayasa Madde 38'de yer alan 'Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz' amir hükmüne açıkça aykırı olduğu tespit edilir.
Suç ve cezalara ilişkin anayasal güvencelerden biri sözleşme borçları için hapis cezasının mutlak olarak yasaklanmış olmasıdır.
2
Kanuni düzenlemenin ikinci kısmını (yargılama bitmeden kişilerin dolandırıcı olarak ilan edilmesi) incelemek.
Bu kısmın, Anayasa Madde 38'de güvence altına alınan 'Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz' kuralını ihlal ettiği belirlenir.
Masumiyet karinesi, hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmayan herkesin masum kabul edilmesini zorunlu kılar ve bu durum aynı zamanda olağanüstü hallerde bile dokunulamayacak çekirdek haklar arasındadır.
3
Seçenekleri anayasal kurallara uygunluk bakımından değerlendirmek.
Sadece her iki anayasa ihlalini (hapis yasağı ve masumiyet karinesi) doğru bir hukuki nitelemeyle tespit eden ifadenin doğru olduğu sonucuna varılır.
Diğer ifadeler ya hakların sınırlandırılması rejimini yanlış yorumlamakta ya da anayasal güvenceleri hatalı statü kategorilerine yerleştirmektedir.

Anahtar Kavram

Sözleşmeden Doğan Yükümlülük Nedeniyle Hapis Yasağı ve Masumiyet Karinesi
Soru 144Soru

Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal düzeninde, siyasi haklar (katılma hakları) bireyin devlet yönetimine iştirak etmesini sağlayan temel araçlardır.

Buna göre, Türk vatandaşlığı ve seçme-seçilme hakkının kullanılmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk vatandaşlığından çıkarma ile ilgili alınan idari karar ve işlemlere karşı yargı yoluna başvurulması anayasal hüküm gereği kapatılamaz.

Cevap

Türk vatandaşlığından çıkarma ile ilgili idari karar ve işlemlere karşı yargı yoluna başvurulmasının anayasal hüküm gereği kapatılamayacağını ifade eden seçenek doğrudur.
1982 Anayasası'nın 66. maddesinde 'Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz. Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz.' hükmü açıkça yer almaktadır. Bu durum, idarenin vatandaşlık üzerindeki tasarruflarının mutlak surette yargı (Danıştay) denetimine tabi olmasını sağlayan temel bir anayasal güvencedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hakların anayasal sınıflandırmasını değerlendir
Seçme ve seçilme hakkı ile siyasi faaliyette bulunma hakları 'Aktif Statü (Katılma)' haklarıdır. Koruyucu (negatif) haklar arasında yer almazlar.
Siyasi hakların mahiyetini ve devletle olan ilişkisini doğru tespit etmek için.
2
Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin (CBK) konu sınırını kontrol et
1982 Anayasası Madde 104'e göre; olağan dönemlerde kişi hakları ile siyasi haklar CBK ile düzenlenemez. Bu nedenle oy kullanma usulleri CBK ile belirlenemez.
Yürütme organının siyasi haklar üzerindeki asli düzenleme yetkisinin sınırlarını belirlemek için.
3
Oy kullanma yasaklarının hukuki dayanağını analiz et
Silah altındaki er ve erbaşların oy kullanamaması Anayasa'nın 67. maddesinde yer alan genel bir kuraldır; olağanüstü hallerde hakların durdurulması (Madde 15) rejimiyle ilgisi yoktur.
Hakların sınırlandırılması ve durdurulması rejimleri arasındaki farkı ayırt etmek için.
4
Yabancıların siyasi haklardan yararlanma şartlarını incele
Yabancılar seçme hakkından hiç yararlanamaz. Dilekçe ve bilgi edinme haklarından ise ancak 'karşılıklılık (mütekabiliyet)' esası gözetilerek yararlanabilirler.
Siyasi hakların Türk vatandaşlarına özgülüğü kuralının istisnalarını ve şartlarını doğrulamak için.
5
Vatandaşlıktan çıkarılma işlemlerine karşı hukuki güvenceyi doğrula
Anayasa Madde 66 açıkça 'Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz' hükmünü amirdir. Bu kural mutlaktır.
Doğru ifadeyi kesinleştirmek ve vatandaşlık hakkının yargısal güvencesini teyit etmek için.

Anahtar Kavram

1982 Anayasası'na Göre Siyasi Hakların Sınırları ve Vatandaşlık Güvenceleri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 145Soru

1982 Anayasası'nın sistematiğinde temel hak ve hürriyetler; kişinin hakları (negatif statü), sosyal ve ekonomik haklar (pozitif statü) ve siyasi haklar (aktif statü) olarak üç ana kategoriye ayrılmıştır. Anayasa'nın 65. maddesi, devletin pozitif statü haklarına ilişkin görevlerini 'malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde' yerine getireceğini hükme bağlayarak bu haklar için özel bir anayasal sınır öngörmüştür.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Anayasa'nın bu maddesinde belirtilen mali sınırlamaya tabi olan 'Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler' bölümünde yer alan haklardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dernek kurma hürriyeti

Cevap

Dernek kurma hürriyeti, Sosyal ve Ekonomik Haklar (pozitif statü) bölümünde değil, Kişinin Hakları ve Ödevleri (negatif statü) bölümünde yer almaktadır.
1982 Anayasası sistematiğinde 'Dernek kurma hürriyeti', devletin müdahale etmemesi gereken koruma alanını belirleyen 'Kişinin Hakları ve Ödevleri' (Negatif Statü - Koruyucu Haklar) bölümünde düzenlenmiştir. Bu hak, doğası gereği devletten mali bir yatırım veya hizmet talep etme yetkisi vermediği için, devletin anayasal görevlerini mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirmesini öngören 65. maddenin uygulama alanına girmez.

Adım Adım Çözüm

1
Soru metninde bahsedilen 'Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler' kategorisini ve Anayasa'nın 65. maddesindeki mali kaynak sınırının hangi hak grubuna uygulandığını analiz et.
Bu kategorideki hakların devletten olumlu bir edim ve hizmet talep etme yetkisi (isteme hakkı) veren pozitif statü hakları olduğu, devletin mali gücüyle sınırlı olduğu belirlenir.
Hangi hakların bu kritere uyduğunu tespit etmek için anayasal sistematiğin kavramsal çerçevesini netleştirmek gerekir.
2
Seçeneklerde verilen hakların 1982 Anayasası'ndaki yerlerini Jellinek'in üçlü sınıflandırmasına göre değerlendir.
Eğitim ve öğrenim, sendika kurma, sosyal güvenlik ve sağlık hakları 'Sosyal ve Ekonomik Haklar' bölümünde; dernek kurma hürriyeti ise 'Kişinin Hakları ve Ödevleri' bölümünde düzenlenmiştir.
Anayasa'daki hakların tasnifini bilmek, istisna olan seçeneği bulmak için zorunludur.
3
Sınıflandırma analizine dayanarak, devlete mali sınır getiren madde 65'in kapsamına girmeyen (sosyal hak olmayan) seçeneği işaretle.
Dernek kurma hürriyeti doğru yanıt olarak tespit edilir.
Soru, pozitif statü hakkı (sosyal ve ekonomik hak) niteliği taşımayan ve bu nedenle bu bölümde yer almayan hakkı sormaktadır.

Anahtar Kavram

1982 Anayasası'nda Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınıflandırılması ve Madde 65 (Mali Kaynak Sınırı)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 146Soru

1982 Anayasası'nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin olağan dönemlerde hangi şartlar altında sınırlandırılabileceği kesin kurallara bağlanmış ve bu sınırların kümülatif (birlikte gerçekleşmesi gereken) şartlar olduğu hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, olağan dönemlerde temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması rejimine ilişkin aşağıdaki yasama veya idare işlemlerinden hangisi Anayasa'ya tam olarak uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dernek kurma hürriyetinin, milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması amacıyla, hakkın kullanımını imkânsız kılmayacak ölçüde ve bizzat kanunla sınırlandırılması

Cevap

Dernek kurma hürriyetinin, milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması amacıyla, hakkın kullanımını imkânsız kılmayacak ölçüde ve kanunla sınırlandırılmasını içeren işlemdir.
Doğru uygulamada, temel haklara yönelik müdahale yasama organı tarafından 'kanunla' yapılmış, Anayasa'nın ilgili maddesinde belirtilen 'milli güvenlik ve kamu düzeni' gibi özel sebeplere dayanmış ve müdahalenin ağırlığı 'hakkın özüne dokunmayacak' (kullanımını tamamen ortadan kaldırmayacak) şekilde ölçülü tutulmuştur. Bu durum 13. maddedeki tüm kriterlerin kümülatif (birlikte) olarak sağlandığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
1982 Anayasası'nın 13. maddesinde belirtilen olağan dönem sınırlama kriterlerini belirle.
Sınırlamalar ancak 'kanunla', 'özel sebeplere' dayanarak yapılabilir. Ayrıca 'hakkın özüne dokunamaz', 'ölçülülük ilkesine' ve 'demokratik toplum düzenine' aykırı olamaz.
Seçeneklerdeki hukuki işlemlerin Anayasa'ya uygunluğunu denetleyebilmek için anayasal güvencelerin eksiksiz bilinmesi gerekir.
2
İdari işlemlerle ve genel sebeplerle yapılan müdahaleleri ele.
Genel sınırlama sebebi içeren işlem, yönetmelikle sınırlama getiren işlem ve olağan dönemde temel hakkı durduran işlem elenmiştir.
Olağan dönemde temel haklar yalnızca yasama organı tarafından kanunla sınırlandırılabilir ve olağan dönemde durdurma rejimi uygulanamaz.
3
Kalan ihtimallerde hakkın özüne dokunma yasağını ihlal eden durumu tespit et.
Hakkın kullanılmasını kalıcı olarak ortadan kaldıran (özüne dokunan) işlem elenmiş, geriye tüm anayasal kriterleri kümülatif olarak taşıyan doğru uygulama kalmıştır.
Kanunla ve özel sebebe dayansa dahi, hakkın kullanımını tamamen imkânsız kılan bir müdahale Anayasa'nın 13. maddesine aykırıdır.

Anahtar Kavram

Madde 13 Kümülatif Sınırlama Şartları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 147Soru

Demokratik devlet ilkesinin en önemli unsurlarından biri olan siyasi haklar, kişilerin devlet yönetimine ve siyasal yaşama katılmasını sağlar.

Bu kapsamda Türk vatandaşlığı ile seçme ve seçilme haklarına ilişkin aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi isabetlidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz; ayrıca bir aktif statü hakkı olan oy kullanma hakkı, silah altındaki er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler tarafından kullanılamaz.

Cevap

Vatandaşlıktan çıkarma kararlarına karşı yargı yolunun açık olduğu ve seçme hakkının silah altındaki er, erbaş ile askeri öğrenciler tarafından kullanılamayacağı yönündeki ifade doğrudur.
Anayasa'nın 66. maddesine göre vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu hiçbir surette kapatılamaz. Aynı zamanda siyasi haklar, kişilerin devlet yönetimine katılımını sağlayan aktif statü (katılma) haklarıdır. Anayasa'nın 67. maddesi uyarınca silah altında bulunan er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler seçimlerde oy kullanamazlar.

Adım Adım Çözüm

1
Seçme hakkı ve vatandaşlık hakkının anayasal sınıflandırmasını belirleme
Bu hakların her ikisi de aktif statü (katılma) hakları bölümünde yer alır.
Hakların niteliğinin doğru tespiti, seçeneklerdeki 'negatif' veya 'pozitif' statü çeldiricilerini elemeyi sağlar.
2
Vatandaşlıktan çıkarma işlemlerinin yargısal denetimini analiz etme
Anayasa madde 66 gereği, vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz.
Yargı bağışıklığı iddialarını değerlendirmek için anayasal güvencenin bilinmesi gerekir.
3
Oy kullanma hakkının istisnalarını anayasal hükümlere göre değerlendirme
Silah altındaki er ve erbaşlar, askeri öğrenciler ve taksirli suçlardan hüküm giyenler hariç cezaevindeki hükümlüler oy kullanamaz; ancak tutuklular ve taksirli suçlardan hükümlüler oy kullanabilir.
Kimlerin oy kullanamayacağına dair kesin anayasal kuralların (Madde 67) uygulanması gerekir.

Anahtar Kavram

Siyasi Hakların Sınıflandırılması ve Anayasal Güvenceleri
Soru 148Soru

İdarenin eylem ve işlemlerine karşı bireylere anayasal güvence sağlayan denetim mekanizmalarından olan dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma haklarına ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi haklar kapsamında güvence altına alınan bilgi edinme hakkı ve kamu denetçisine başvurma hakkı, hukuk sistemimize 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği ile dâhil edilmiştir.

Cevap

Siyasi haklar kapsamında güvence altına alınan bilgi edinme hakkı ve kamu denetçisine başvurma hakkının, hukuk sistemimize 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği ile dâhil edildiğini ifade eden seçenektir.
Bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakları, demokratik hukuk devletinin şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri gereği 2010 yılında gerçekleştirilen anayasa değişiklik paketiyle 1982 Anayasası'nın 74. maddesine eklenmiş ve anayasal güvenceye kavuşturulmuştur. İlgili ifade, bu tarihi süreci ve hakların niteliğini doğru yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma haklarının anayasal konumunu belirle.
Bu haklar 'Sosyal ve Ekonomik Haklar' bölümünde değil, 'Siyasi Haklar ve Ödevler' (aktif statü hakları) bölümünde yer alır.
Bireyin yönetime katılması ve idarenin işleyişini şikâyet yoluyla denetlemesi siyasi bir haktır.
2
Yabancıların dilekçe ve kamu denetçisine başvurma şartlarını değerlendir.
Yabancılar için Anayasa'nın 74. maddesinde iki temel şart öngörülmüştür: Karşılıklılık ve Türkiye'de ikamet etme.
Salt karşılıklılık yeterli değildir, kişinin aynı zamanda yasal olarak Türkiye'de oturuyor olması anayasal bir gerekliliktir.
3
Kamu Denetçiliği Kurumu'nun idari teşkilattaki yerini analiz et.
Kamu Denetçiliği Kurumu, yürütmeye (Cumhurbaşkanlığına) değil, yasama organına (TBMM Başkanlığına) bağlıdır.
Kurumun amacı idareyi (yürütmeyi) bağımsız bir şekilde denetlemektir; bu yüzden yasama organı bünyesinde yapılandırılmıştır.
4
Başvurulara verilecek cevaplara ilişkin anayasal şekil ve süre kuralını kontrol et.
Anayasa başvuru sonuçlarının 'gecikmeksizin yazılı olarak bildirileceğini' kesin bir şekil ve süre kuralı olarak emreder.
İdarenin takdirine bırakılmış keyfi bir uygulama süreci söz konusu değildir.
5
Hakların anayasaya giriş tarihlerini teyit et.
Bilgi edinme hakkı ile kamu denetçisine başvurma hakkı ve Kamu Denetçiliği Kurumu 2010 anayasa değişikliği ile getirilmiştir.
1982 Anayasası'nın özgün metninde idareyi denetleyici bu modern hak arama yolları bulunmuyordu.

Anahtar Kavram

Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine Başvurma Haklarının Kapsamı ve Kurumsal Yapısı
Soru 149Soru

Bir idare hukuku uzmanı, 1982 Anayasası'nda yer alan siyasi haklar ve ödevlere ilişkin temel ilkeleri özetlerken birtakım hukuki değerlendirmelerde bulunmuştur.

Anayasa'nın 70, 71, 72 ve 73. maddelerinde düzenlenen hükümler dikkate alındığında, bu uzmanın aşağıdaki ifadelerinden hangisi anayasal ilkelere aykırıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu hizmetine girenlerin mal bildiriminde bulunma zorunluluğu ve bu bildirimlerin tekrarlanma süreleri, günün değişen ekonomik koşullarına hızlı uyum sağlamak amacıyla olağan dönem Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenir.

Cevap

Mal bildirimi yükümlülüğünün ve tekrarlanma sürelerinin olağan dönem Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenebileceğini belirten ifade hukuken yanlıştır.
1982 Anayasası'nın 71. maddesine göre kamu hizmetine girenlerin mal bildiriminde bulunmaları ve bu bildirimlerin tekrarlanma süreleri bizzat 'kanunla' düzenlenir. Ayrıca 'Siyasi Haklar ve Ödevler' bölümünde yer alan kamu hizmetine girme ve mal bildirimi gibi konular, Anayasa'nın 104. maddesi gereğince olağan dönem Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin düzenleme alanı dışındadır (yasak alan). Bu nedenle, mal bildiriminin CBK ile düzenlenebileceği ifadesi anayasaya açıkça aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 71. maddesinde yer alan mal bildirimine ilişkin kuralın tespit edilmesi.
Mal bildiriminin usulü, kapsamı ve tekrarlanma sürelerinin münhasıran 'kanunla' düzenleneceği belirlenmiştir.
Yasama yetkisinin devredilmezliği ve idari işlemlerin kanuniliği ilkesini doğrulamak için.
2
Siyasi hakların ve ödevlerin olağan dönem Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CBK) ile düzenlenip düzenlenemeyeceğinin analizi.
Anayasa'nın 104. maddesine göre 'Siyasi Haklar ve Ödevler' bölümünde yer alan konuların olağan dönem CBK'ları ile düzenlenmesi yasaktır.
Yürütmenin düzenleyici işlemlerinin anayasal sınırlarını teyit etmek için.
3
Seçeneklerdeki ifadelerin Anayasa'nın 70, 71, 72 ve 73. madde metinleriyle karşılaştırılması.
Mal bildiriminin CBK ile düzenleneceğini iddia eden ifadenin hem 71. maddeye hem de 104. maddeye açıkça aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Anayasaya aykırı olan ve dolayısıyla sorunun doğru yanıtı olan seçeneği kesin olarak saptamak için.

Anahtar Kavram

Siyasi Hakların Düzenlenme Usulü ve Kanunilik İlkesi
Soru 150Soru

X Bakanlığı, yayımladığı bir genelge ile kurum bünyesinde çalışan engelli memurlara yönelik özel ve esnek çalışma saatleri belirlemiştir. Aynı genelgede, bu esnek çalışma saatlerinden yararlanmak isteyen engelli personelin, anayasal bir hak olan yıllık ücretli izin haklarının bir kısmından feragat ettiklerine dair matbu bir beyanname imzalamaları şart koşulmuştur.

Bu idari işlem bütünlüğü, 1982 Anayasası'nda yer alan "Temel Hak ve Hürriyetlerin Niteliği" ile "Kanun Önünde Eşitlik" ilkeleri bağlamında değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Engelli personele yönelik esnek çalışma saatleri belirlenmesi anayasal eşitlik ilkesine aykırı sayılmazken; izin hakkından feragat şartı koşulması temel hakların vazgeçilmezliği ilkesine açıkça aykırıdır.

Cevap

Engelli personele yönelik esnek çalışma saatleri belirlenmesi eşitlik ilkesine uygun bir pozitif ayrımcılık uygulaması iken, anayasal bir haktan feragat istenmesi temel hakların vazgeçilmezliği ilkesine aykırıdır.
Doğru ifadede yer aldığı üzere, 1982 Anayasası'nın 10. maddesine göre engelliler için alınacak özel tedbirler kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz. Bu hüküm, devletin şekli eşitliği aşarak maddi (gerçek) eşitliği sağlama amacı güttüğü bir pozitif ayrımcılık kuralıdır. Öte yandan, idarenin bir hakkın kullanımını başka bir haktan (dinlenme ve izin hakkı) feragat şartına bağlaması Anayasa'nın 12. maddesine aykırıdır. 12. madde uyarınca temel hak ve hürriyetler vazgeçilmez niteliktedir. Bireyin serbest iradesiyle dahi temel anayasal haklarından feragat etmesi hukuken geçersizdir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki 'engellilere yönelik esnek çalışma saatleri' işleminin Anayasa'nın 10. maddesi kapsamında değerlendirilmesi.
Anayasa'nın 10. maddesi uyarınca engelliler, yaşlılar, çocuklar vb. dezavantajlı gruplar için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz. Bu işlem hukuka uygundur.
Maddi (gerçek) eşitlik anlayışı ve anayasal pozitif ayrımcılık kuralları gereğidir.
2
Olaydaki 'izin hakkından feragat edilmesi' şartının Anayasa'nın 12. maddesi kapsamında incelenmesi.
Anayasa'nın 12. maddesi gereği herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bu nedenle feragat işlemi hukuka aykırıdır.
Anayasal haklardan kişinin kendi açık rızası bulunsa dahi tamamen feragat etmesi veya vazgeçmesi hukuken geçersizdir.
3
İki işlemin hukuki sonucunun sentezlenerek seçeneklerde aranması.
Esnek mesai uygulamasının eşitliğe aykırı sayılmadığı, ancak feragat talebinin vazgeçilmezlik ilkesini açıkça ihlal ettiği seçeneğe ulaşılır.
Soru kökündeki çoklu idari işlem yapısının farklı anayasal ilkelere temas etmesi nedeniyle ayrı ayrı değerlendirme yapılması zorunludur.

Anahtar Kavram

Temel Hakların Vazgeçilmezliği ve Pozitif Ayrımcılık İstisnaları
Soru 151Soru

Türk anayasal sisteminde vatandaşların devlet yönetimine katılmasına imkân tanıyan ve aynı zamanda devlete karşı birtakım mali ve şahsi yükümlülükler getiren "aktif statü hakları" önemli bir yer tutar.

Buna göre, 1982 Anayasası'nın ilgili maddeleri referans alındığında aşağıdaki hukuki tespitlerden hangisi isabetlidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Herkes mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olup; vergi, resim ve harçların muafiyet ve indirim oranlarında kanunun belirttiği sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.

Cevap

Doğru ifade, herkesin mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğunu ve vergi oranlarındaki değişiklik yetkisinin kanuni sınırlar içinde Cumhurbaşkanına verilebileceğini belirten seçenektir.
1982 Anayasası'nın 73. maddesi uyarınca vergi, resim ve harçlar kural olarak kanunla konulur (Verginin Kanuniliği İlkesi). Aynı maddede bu katı kurala bir esneklik getirilerek, mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisinin Cumhurbaşkanına verilebileceği açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu sebeple ilgili hukuki tespit tamamen isabetlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Vatan hizmetinin hukuki niteliğini Anayasa Madde 72 bağlamında değerlendir.
Vatan hizmeti sadece bir ödev değil, aynı zamanda her Türk için bir haktır. Dolayısıyla salt ödev olduğunu iddia eden ifade yanlıştır.
Anayasa'nın açık hükmü hak ve ödev boyutunu birlikte düzenler.
2
Mal bildirimi yükümlülüğünün düzenleyici işlemini Anayasa Madde 71 bağlamında incele.
Mal bildirimi zorunluluğu ve süreleri Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile değil, açıkça kanunla düzenlenir. Dolayısıyla ilgili ifade yanlıştır.
Siyasi haklar ve ödevler kural olarak kanunla düzenlenir ve olağan CBK'nın konu alanı dışındadır.
3
Kamu hizmetine girme şartlarını Anayasa Madde 70 bağlamında yabancılar açısından analiz et.
Kamu hizmetine girme hakkı anayasada 'Her Türk' ibaresiyle düzenlenmiştir. Karşılıklılık ilkesi burada işlemez, yabancılar bu haktan yararlanamaz.
Vatandaşlık şartı kamu hizmetine girişin temel, vazgeçilmez bir anayasal kuralıdır.
4
Vergi ödevine ilişkin Anayasa Madde 73 hükümlerini ve Cumhurbaşkanının yetki sınırlarını tespit et.
Vergi kanunla konulur ancak kanunun belirttiği sınırlar dahilinde muafiyet ve indirim oranlarını değiştirme yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir. CBK ile yeni vergi konulamaz.
Verginin kanuniliği ilkesi ve Cumhurbaşkanına tanınan istisnai oran değiştirme yetkisi birlikte değerlendirilmelidir.

Anahtar Kavram

1982 Anayasası'nda Siyasi Haklar ve Ödevlerin Kapsamı (Verginin Kanuniliği, Kamu Hizmeti, Vatan Hizmeti, Mal Bildirimi)
ÖncekiSayfa 8 / 8
Temel Haklar ve Ödevler Alıştırma Soruları — KPSS Hukuk — Sayfa 8 | Examkin