Başlangıç Hükümleri

134 soru

Soru 101Soru

Taşınmaz maliki AA, BB ile adi yazılı şekilde bir satış sözleşmesi yapmış; satış bedelini tam olarak tahsil ederek taşınmazın zilyetliğini BB'ye devretmiştir. BB, bu taşınmazı on beş yıl boyunca aralıksız kullanmış, üzerine ek yapılar inşa etmiş ve taşınmazın değerini önemli ölçüde artıran masraflar yapmıştır. On beş yılın sonunda bölgedeki emlak fiyatlarının aşırı yükselmesi üzerine AA, sözleşmenin noter huzurunda yapılmadığı için geçersiz olduğunu ileri sürerek taşınmazın iadesi talebiyle dava açmıştır.

Bu olayla ilgili Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri çerçevesinde yapılan aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: AA'nın geçersizlik iddiası, kendi önceki davranışıyla çelişki teşkil ettiği (venire contra factum proprium) ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğu için hakkın kötüye kullanılması sayılır ve hukuk düzenince korunmaz.

Cevap

Taşınmazın zilyetliğinin devri ve bedelin ödenmesi gibi edimlerin karşılıklı ifasından sonra, sadece şekil eksikliğine dayanarak iade talep edilmesi hakkın kötüye kullanılması (kendi davranışıyla çelişme) sayılır.
Geçersiz bir sözleşmeye dayanarak edimlerini karşılıklı olarak ifa eden taraflardan birinin, aradan uzun süre geçtikten ve karşı taraf bu duruma güvenerek yatırımlar yaptıktan sonra şekil eksikliğini ileri sürmesi, 'kendi davranışıyla çelişme yasağı' kapsamında hakkın kötüye kullanılması teşkil eder. TMK m. 2/2 uyarınca, hakkın açıkça kötüye kullanılması durumunda hukuk düzeni bu iddiayı korumaz ve hâkim bu durumu kendiliğinden dikkate alır.

Adım Adım Çözüm

1
Sözleşmenin geçerliliğini analiz et
Taşınmaz satış vaadi veya satışı resmi şekle (noter/tapu) tabi olduğundan, adi yazılı sözleşme başlangıçta geçersizdir.
TMK m. 706 ve Borçlar Kanunu gereği taşınmaz mülkiyetini geçiren sözleşmeler resmi şekle tabidir.
2
Edimlerin ifa durumunu kontrol et
Bedel ödenmiş, zilyetlik devredilmiş ve üzerinden on beş yıl gibi uzun bir süre geçmiştir.
Sözleşmenin taraflarca ifa edilmiş olması, dürüstlük kuralının uygulanabilirliğini belirleyen temel unsurdur.
3
TMK m. 2/2 (Hakkın Kötüye Kullanılması) çerçevesinde değerlendir
Malikin on beş yıl sonra şekil eksikliğine dayanması, 'kendi davranışıyla çelişme' (venire contra factum proprium) teşkil eder.
Bir hakkın (geçersizliği ileri sürme hakkı) açıkça dürüstlük kurallarına aykırı şekilde kullanılması hukuk düzenince korunmaz.

Anahtar Kavram

Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı (TMK m. 2/2)

Daha Fazla Pratik

Geçersiz bir sözleşme ifa edilmeden önce taraflardan birinin şekil eksikliğini ileri sürmesinin neden hakkın kötüye kullanılması sayılmayacağını araştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 102Soru

Hâkim, önüne gelen bir uyuşmazlıkta uygulanacak ne yazılı bir hüküm ne de örf ve âdet hukuku kuralı bulunmadığını tespit etmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca bu durumda hâkimin 'hukuk yaratma' yetkisine başvurması gerekmektedir.

Buna göre, hâkimin hukuk yaratma yetkisini kullanması ve oluşturacağı kuralın niteliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hâkimin oluşturduğu kural; genel, soyut ve objektif nitelikte olmalı, sadece somut olayı değil benzer tüm uyuşmazlıkları kapsayacak şekilde kurgulanmalıdır.

Cevap

Hâkimin hukuk yaratırken oluşturduğu kuralın genel, soyut ve objektif nitelikte olması ve benzer uyuşmazlıkları da kapsayacak şekilde kurgulanması gerekir.
Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesinin 2. fıkrasına göre, hâkimin hukuk yaratırken 'kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse' ona göre karar vermesi gerekir. Doktrinde bu ifadeden hareketle, hâkimin sadece o davayı çözen sübjektif bir çözüm değil, benzer olaylara da uygulanabilecek genel, soyut ve objektif bir hukuk kuralı (norm) oluşturması gerektiği kabul edilir. Ayrıca bu kuralın hukuk düzeninin bütününe ve anayasal ilkelere uygun olması zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Uygulanacak yazılı bir hüküm olup olmadığının denetlenmesi.
Yazılı hüküm bulunmaması durumu 'kanun boşluğu' olarak nitelendirilir.
TMK m. 1/1 uyarınca kanun öncelikli kaynaktır.
2
Yazılı hüküm yoksa örf ve âdet hukuku kuralının araştırılması.
Örf ve âdet kuralı da yoksa 'hukuk boşluğu' tespit edilir.
Hâkimin hukuk yaratabilmesi için her iki asli kaynağın da sessiz kalması gerekir.
3
Hâkimin 'kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse' o kuralı koyması.
Genel, soyut ve objektif bir norm oluşturulması.
Hâkim kazaî bir karar verirken kuralı 'kanun koyucu' sıfatıyla belirlediği için kuralın yasa niteliğinde genel olması gerekir.

Anahtar Kavram

Hukuk Boşluğu ve Hâkimin Hukuk Yaratma Yetkisi

Daha Fazla Pratik

Hâkimin kural içi boşluklarda kullandığı takdir yetkisi ile hukuk yaratma yetkisi arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 103Soru

2017 Anayasa değişiklikleri sonrası oluşan güncel normlar hiyerarşisi ve Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesinde yer alan 'Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır' hükmü birlikte değerlendirildiğinde; bir uyuşmazlıkta aynı konuya ilişkin farklı düzenlemeler içeren bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CBK) ile bir Yönetmelik hükmünün çelişmesi durumunda, söz konusu konuda TBMM tarafından çıkarılmış bir kanun hükmü de bulunmadığı varsayılırsa, hakimin izlemesi gereken hukuki yol aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Normlar hiyerarşisi gereği Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yönetmeliğe göre üst sırada yer aldığından, hakim uyuşmazlıkta Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünü esas almalıdır.

Cevap

Normlar hiyerarşisi gereği üst sırada yer alan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmü uygulanmalıdır.
Türk hukuk sisteminde normlar hiyerarşisi Anayasa > Kanun/İBK > CBK > Yönetmelik şeklindedir. Bir uyuşmazlıkta hiyerarşik olarak farklı seviyelerde bulunan iki norm çeliştiğinde, üstte yer alan norm uygulanır. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, hiyerarşide yönetmelikten üstün olduğu için doğru yanıt CBK hükmünün esas alınmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Yazılı kaynakların tespit edilmesi
Uyuşmazlıkta uygulanabilecek iki yazılı kaynak bulunmaktadır: Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CBK) ve Yönetmelik.
Türk Medeni Kanunu m.1 uyarınca hakim öncelikle yazılı kaynaklara (mevzuata) başvurmak zorundadır.
2
Normlar hiyerarşisindeki konumun belirlenmesi
CBK, hiyerarşik olarak yönetmeliğin üzerinde yer alır (Lex Superior).
Anayasal düzende yönetmelikler, kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere çıkarılır ve onlara aykırı olamaz.
3
Boşluk durumunun değerlendirilmesi
Olayda uygulanabilir bir yazılı düzenleme (CBK) mevcut olduğu için kanun boşluğu veya hukuk boşluğu yoktur.
Yazılı kaynaklar sadece TBMM kanunlarından ibaret değildir; CBK, yönetmelik ve İçtihadı Birleştirme Kararları da yazılı kaynaklar kapsamındadır.
4
Çözümün uygulanması
Hakim, yönetmeliğe aykırı olsa dahi üst norm olan CBK hükmünü uygular.
Normlar arasındaki çelişki durumunda alt normun değil, üst normun uygulanması hukuk devleti ilkesinin gereğidir.

Anahtar Kavram

Normlar Hiyerarşisi (Üst Normun Önceliği)

Daha Fazla Pratik

İçtihadı birleştirme kararlarının hiyerarşideki yerini ve kanunlarla olan ilişkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 104Soru

Bir uyuşmazlığın çözümünde somut olaya uygulanacak ne yazılı bir normun ne de örf ve adet hukuku kuralının bulunmadığını (hukuk boşluğu) tespit eden hâkimin, Türk Medeni Kanunu uyarınca benimseyeceği yöntem ve bu sürecin hukuki sonucu hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hâkimin kendisini kanun koyucu yerine koyarak oluşturduğu kural, uyuşmazlığın türüne bakılmaksızın genel ve soyut bir karakter arz eder.

Cevap

Hâkimin kendisini kanun koyucu yerine koyarak oluşturduğu kural, uyuşmazlığın türüne bakılmaksızın genel ve soyut bir karakter arz eder.
Türk Medeni Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca, uyuşmazlığın çözümünde ne yazılı ne de yazısız (örf ve adet) bir hüküm bulunabiliyorsa 'hukuk boşluğu' söz konusudur. Bu durumda hâkim, 'kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse' ona göre karar verir. Kanun koyucunun temel özelliği genel ve soyut kurallar ihdas etmektir; bu nedenle hâkimin bu yetkiyle ortaya koyduğu çözüm de genel ve soyut bir nitelik taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığa uygulanacak kaynakların kontrol edilmesi
Yazılı kural (kanun) yok ve örf-adet kuralı da yok.
Hâkimin hukuk yaratabilmesi için sistemde 'hukuk boşluğu' bulunması şarttır.
2
Hukuk yaratma yönteminin belirlenmesi
Hâkim kendisini kanun koyucunun yerine koyar.
TMK Madde 11 uyarınca hâkim, yazılı ve yazısız kaynakta hüküm bulamazsa kanun koyucu gibi karar verir.
3
Oluşturulan kuralın niteliğinin tespiti
Genel ve soyut kural oluşturulur.
Kanun koyucunun koyduğu kurallar (normlar) doğası gereği genel ve soyuttur.

Anahtar Kavram

Hukuk Boşluğu ve Hâkimin Hukuk Yaratma Yetkisi (TMK m. 1)

Daha Fazla Pratik

Kural içi boşluk ile kural dışı boşluk arasındaki farkları ve hâkimin takdir yetkisinin sınırlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 105Soru

(A), borçlu olduğu arkadaşı (B)’ye borcunu en kısa sürede ödeyeceğini her fırsatta vaat ederek (B)’nin kendisine karşı icra takibi başlatmasını yıllarca engellemiş ve onu oyalamıştır. Borcun zamanaşımına uğradığı sürenin dolmasından hemen sonra (A), ödeme yapmaktan vazgeçtiğini bildirmiş ve (B) tarafından açılan alacak davasında mahkemeye 'zamanaşımı defini' sunmuştur.

Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri uyarınca, borçlu (A)’nın bu savunması aşağıdaki kurallardan hangisine açıkça aykırılık teşkil ettiği için hukuk düzeni tarafından korunmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dürüstlük kuralı (Objektif iyiniyet)

Cevap

Dürüstlük kuralı (Objektif iyiniyet)
Dürüstlük kuralı (objektif iyiniyet), hakların kullanılmasında dürüst, namuslu ve makul bir insanın davranışını esas alır. Borçlunun alacaklıyı sürekli oyalayarak dava açmasını engellemesi ve sürenin dolmasının hemen ardından zamanaşımı savunmasında bulunması, kendi önceki davranışıyla çeliştiği için dürüstlük kuralının bir yansıması olan çelişkili davranış yasağını ihlal eder.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki davranış biçimini analiz etme
Borçlunun alacaklıyı oyalayarak zamanaşımı süresinin dolmasına neden olduğu ve ardından bu durumu lehine kullandığı tespit edilir.
Bu durum hukukta 'çelişkili davranış yasağı' (venire contra factum proprium) olarak adlandırılır.
2
İlgili kanun maddesini belirleme
Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi (Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı) uygulanır.
Herkes haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

Anahtar Kavram

Dürüstlük kuralı, bir hakkın dürüstlük kurallarına aykırı olarak kullanılması durumunda (hakkın kötüye kullanılması) o hakkın hukuk düzenince korunmamasını sağlar.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 106Soru

Türk Medeni Kanunu'nun 11. maddesinde düzenlenen yazılı kaynaklar rejimi ve 20172017 Anayasa değişiklikleri ile şekillenen güncel normlar hiyerarşisi dikkate alındığında; uyuşmazlıkların çözümünde esas alınacak kuralların öncelik sırası ve uygulanma biçimi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Normlar hiyerarşisinde kanunlar ile Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin (CBK) aynı konuda farklı hükümler içermesi durumunda kanun hükümleri uyuşmazlığa uygulanır ve bu hiyerarşik öncelik gereği hakim tarafından ayrıca bir kanun boşluğu incelemesi yapılamaz.

Cevap

Normlar hiyerarşisinde kanunlar ile Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin aynı konuda farklı hükümler içermesi durumunda kanun hükümlerinin uygulanacağını ve bu durumun bir boşluk incelemesi gerektirmediğini belirten ifade doğrudur.
Güncel anayasal düzende (104/8104/8. madde), kanunlar ile Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin aynı uyuşmazlığa dair farklı çözümler öngörmesi durumunda kanun hükümleri üstün tutulur. Bu bir hiyerarşi kuralıdır ve uyuşmazlığı çözecek yazılı bir kural (kanun) mevcut olduğu için hakim burada bir boşluk incelemesi yapmadan doğrudan kanunu uygular.

Adım Adım Çözüm

1
Yazılı kaynakların hiyerarşik sıralamasını tespit etme
Anayasa > Milletlerarası Andlaşmalar (Temel Hak) > Kanun > Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi > Yönetmelik
20172017 Anayasa değişiklikleri sonrası güncel hiyerarşiyi belirlemek.
2
Kanun ile Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CBK) arasındaki ilişkiyi analiz etme
Anayasa m. 104/8104/8 uyarınca, kanun ile CBK aynı konuda farklı hükümler içerirse kanun hükümleri uygulanır.
Lex superior (üst norm) ilkesinin pozitif hukuktaki dayanağını bulmak.
3
Hiyerarşik çözüm ile boşluk doldurma farkını ayırt etme
Çatışan iki norm varsa ortada bir 'boşluk' yoktur, hangi normun üstün geleceğine dair bir 'hiyerarşi' sorunu vardır.
Uyuşmazlık çözüm yöntemini doğru hukuki temele oturtmak.

Anahtar Kavram

Normlar Hiyerarşisi (Lex Superior) ve Çatışma Kuralları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 107Soru

Paylı mülkiyete konu bir taşınmazda paydaşlardan (A), payını üçüncü kişi (C)’ye satmıştır. Diğer paydaş (B), bu satıştan haberdar olduktan sonra (C)’ye "Hayırlı olsun, seninle paydaş olduğuma sevindim, önalım hakkımı kullanmayacağım." diyerek (C)'nin taşınmaz üzerinde masraflı tadilatlar yapmasına ve yerleşmesine sessiz kalmıştır. Aradan dört ay geçtikten sonra (B), yasal süresi içinde (C)’ye karşı önalım davası açmıştır.

Bu olayla ilgili aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (B)’nin önce hakkını kullanmayacağını beyan edip sonra dava açması "çelişkili davranma yasağı" oluşturur; bu durum dürüstlük kuralına aykırı olduğundan hak arama hürriyeti kapsamında korunmaz.

Cevap

Dürüstlük kuralının bir yansıması olan çelişkili davranma yasağı gereği, daha önce hakkını kullanmayacağını beyan ederek karşı tarafta güven uyandıran kişinin bu güvene aykırı dava açması hukuken korunmaz.
Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Kişinin önce bir hakkını kullanmayacağını beyan edip karşı tarafta bu yönde haklı bir güven uyandırması, ardından ise bu güvene aykırı şekilde hareket etmesi dürüstlük kuralına (objektif iyiniyet) aykırıdır. Bu durum öğretide 'kendi davranışıyla çelişme yasağı' (venire contra factum proprium) olarak adlandırılır ve hakkın kötüye kullanılması yasağı kapsamında değerlendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki davranış kalıbını tespit etme.
Davacının (B) önce hakkını kullanmayacağını beyan etmesi, sonra ise bu beyanına aykırı şekilde dava açması durumu mevcuttur.
Hukukta bir kişinin kendi davranışıyla yarattığı güvene aykırı hareket etmesi 'çelişkili davranma yasağı' (venire contra factum proprium) olarak adlandırılır.
2
Uygulanacak hukuk kuralını belirleme.
TMK m. 2/2'de düzenlenen dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı uygulanmalıdır.
Hakların kullanılması ve borçların ifasında dürüstlük kuralı esastır; açıkça kötüye kullanılan haklar korunmaz.
3
Hukuki sonucu değerlendirme.
Dava, dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle reddedilmelidir.
Dürüstlük kuralı, şekli ve yasal süreleri aşan, adaleti sağlamayı amaçlayan genel bir sınırlayıcı kuraldır.

Anahtar Kavram

Dürüstlük Kuralı (Objektif İyiniyet) ve Çelişkili Davranma Yasağı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 108Soru

(A)(A), (B)(B)'ye olan borcu için icra takibi başlatılmasını engellemek amacıyla sürekli olarak borcunu ödeyeceğine dair güvence vermiş, (B)(B) dava açma hazırlığına her giriştiğinde "Ödemeyi bir ay içinde yapacağım, boşuna masraf yapma, aramızdaki dostluk hatırına bekle" diyerek onu oyalamıştır. Alacağın on yıllık zamanaşımı süresi dolduktan hemen sonra (A)(A), borcunu ödemeyeceğini beyan etmiş; (B)(B) tarafından açılan davada ise alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek zamanaşımı def'inde bulunmuştur.

Bu olayda (A)(A)'nın zamanaşımı def'ini ileri sürmesine karşı işletilecek ve bu savunmanın hukuk düzeni tarafından korunmamasını sağlayacak temel hukuki ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hakkın kötüye kullanılması yasağı (TMK m. 2/2)

Cevap

Hakkın kötüye kullanılması yasağı (TMK m. 2/2)
Hakkın kötüye kullanılması yasağı, bir hakkın kanunen var olmasına rağmen, bu hakkın dürüstlük kuralına açıkça aykırı şekilde kullanılarak başkasına zarar verilmesini engeller. Olayda borçlu, alacaklıda borcu ödeyeceğine dair güven uyandırarak onu dava açmaktan alıkoymuş (çelişkili davranış - venire contra factum proprium), ardından bu durumun sağladığı zamanaşımı imkanından yararlanmaya çalışmıştır. Bu tür durumlarda, dürüstlük kuralının 'olumsuz' yönü olan hakkın kötüye kullanılması yasağı devreye girerek söz konusu def'inin (savunmanın) hukuken dikkate alınmamasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki davranışlar zincirini analiz etme
Borçlu, alacaklıyı bilerek oyalamış ve dava açmasını engellemiştir.
Zamanaşımı def'inin kötü niyetli bir hazırlık sonucu mu ileri sürüldüğünü saptamak gerekir.
2
Çelişkili davranış yasağını (Venire contra factum proprium) uygulama
Borçlunun önce 'ödeyeceğim' deyip sonra zamanaşımına sığınması çelişkilidir.
Kişinin kendi önceki davranışıyla yarattığı güveni, sonradan bu güvene aykırı bir hak kullanarak boşa çıkarması dürüstlüğe aykırıdır.
3
Hukuki yaptırımı belirleme
Hukuk düzeni bu savunmayı korumaz.
Türk Medeni Kanunu m. 2/2 uyarınca bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

Anahtar Kavram

Hakkın Kötüye Kullanılması ve Çelişkili Davranış Yasağı

Daha Fazla Pratik

Venire contra factum proprium (kendi davranışıyla çelişme) ilkesinin diğer uygulama alanlarını (örneğin şekil eksikliği iddiası) inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 109Soru

Önüne gelen bir uyuşmazlıkta ne uygulanabilir bir kanun hükmü ne de örf ve âdet hukuku kuralı bulunmadığını tespit eden bir hâkimin, hukuk boşluğunu doldurmak amacıyla izleyeceği yöntem ve ihdas edeceği kuralın hukuki niteliği ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hâkim, uyuşmazlığı çözerken kanun koyucunun izleyeceği yöntemi benimseyerek genel ve soyut bir norm kurgulamalıdır; ancak bu kural pozitif bir hukuk kaynağı gibi genel bağlayıcılık kazanmaz.

Cevap

Hâkim, kanun koyucu gibi hareket ederek genel ve soyut bir norm kurgulamalıdır; ancak bu kural pozitif bir hukuk kaynağı (kanun) gibi genel bağlayıcılık kazanmaz.
Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca, bir hukuk boşluğu ile karşılaşan hâkim, uyuşmazlığı bir yasa koyucu gibi hareket ederek çözmelidir. Bu durum, hâkimin sadece o kişiye özel bir karar vermesini değil, gelecekteki benzer uyuşmazlıklarda da uygulanabilecek genel ve soyut bir norm düşüncesiyle hareket etmesini gerektirir. Ancak bu kural, yasama organı tarafından konulmuş bir kanun olmadığı için genel bir bağlayıcılığa sahip değildir, sadece davanın tarafları için bağlayıcıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Uygulanacak norm sırasını kontrol et.
Yazılı bir hüküm ve örf-âdet kuralı bulunamadığı tespit edildi.
Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesine göre hukuk boşluğunun varlığı için her iki kaynağın da sessiz kalması gerekir.
2
Hâkimin 'kanun koyucu sıfatıyla' hareket etmesini analiz et.
Hâkim, uyuşmazlığı münferit bir hakkaniyet kararıyla değil, genel ve soyut bir kural kurgulayarak çözer.
Kanunun 'kendisi kanun koyucu olsaydı' ifadesi, hâkimin sübjektif değil objektif bir norm ihdas etmesini emreder.
3
Yaratılan kuralın bağlayıcılığını değerlendir.
Kural, sadece davanın taraflarını bağlayan kesin bir hüküm niteliğindedir.
Hâkimin yarattığı hukuk, doktrinel ve yardımcı bir kaynak niteliğindedir, asli ve genel bir norm (kanun) değildir.

Anahtar Kavram

Hâkimin Hukuk Yaratma Yetkisi ve Metodu (TMK m.1)

Daha Fazla Pratik

Kural içi boşluk (takdir yetkisi) ve kural dışı boşluk (hukuk yaratma) arasındaki temel farkları içeren tablo sorularını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 110Soru

47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 11. maddesinde düzenlenen hukukun uygulanması ve kaynaklar hiyerarşisi ilkeleri uyarınca; bir uyuşmazlığı karara bağlamakla görevli olan hâkimin somut olaya uygulanacak yazılı bir hukuk kuralı (kanun hükmü) bulamaması durumunda izlemesi gereken hukuki süreç ve yapması gereken nitelendirme ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hâkim, uyuşmazlığa uygulanacak yazılı bir kural bulamadığında (kanun boşluğu) önce örf ve âdet hukukuna başvurmalı; orada da bir kural yoksa 'hukuk boşluğu'nun varlığını tespit ederek hukuk yaratma yoluna gitmelidir.

Cevap

Hâkimin yazılı kural bulamadığı durumda (kanun boşluğu) önce örf ve âdet hukukuna bakması, orada da kural yoksa (hukuk boşluğu) hukuk yaratması gerektiğini belirten ifade doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 11. maddesi, hukukun uygulanmasında kesin bir hiyerarşi öngörür. Hâkim, önüne gelen bir olayda önce yazılı hukuka bakar. Eğer yazılı hukukta bir hüküm yoksa bu 'kanun boşluğu'dur. Bu durumda hâkim, yazısız hukuk olan örf ve âdet hukukuna başvurur. Eğer örf ve âdet hukukunda da bir kural yoksa artık uyuşmazlık hakkında hiçbir asli kaynak bulunmadığı için 'hukuk boşluğu' ortaya çıkar. Hâkim bu aşamada, kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse (genel ve soyut bir kural) ona göre karar vererek hukuk yaratır.

Adım Adım Çözüm

1
Yazılı hukuk kurallarının (kanun, yönetmelik vb.) taranması
Uygulanacak bir kuralın bulunmadığının tespiti (Kanun Boşluğu).
TMK 1/11/1 uyarınca kanun, sözüyle ve özüyle değindiği konularda uygulanacak ilk kaynaktır.
2
Örf ve âdet hukukunun (yazısız hukuk) araştırılması
Hiyerarşinin ikinci basamağına geçilmesi.
Yazılı kural yoksa hâkim, TMK 1/21/2 gereği örf ve âdet hukukuna göre karar vermek zorundadır.
3
Hukuk boşluğunun tespit edilmesi
Hem yazılı hem yazısız hukukta kural bulunmadığının netleşmesi.
Hukuk boşluğu, uyuşmazlığın çözümü için hiçbir asli kaynağın bulunmaması durumudur.
4
Hâkimin hukuk yaratması (Kanun koyucu gibi hareket etmesi)
Genel, soyut ve uyuşmazlığı çözen bir kural ihdası.
TMK 1/21/2 uyarınca hâkim, kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.

Anahtar Kavram

Kaynaklar Hiyerarşisi ve Hukuk Boşluğu

Daha Fazla Pratik

Hâkimin takdir yetkisini (TMK m. 4) kullandığı somut olay örneklerini inceleyerek hukuk yaratma yetkisi ile farkını pekiştiriniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 111Soru

Bir hakkın kazanılmasında iyiniyete hukuki sonuç bağlandığı bir durumda, hakkı kazanan kişinin aslında var olan bir engeli bilmediği; ancak bu bilgisizliğinin, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermemesinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca bu kişinin hukuki durumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen bu kişi, iyiniyet iddiasında bulunamaz.

Cevap

Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kişi iyiniyet iddiasında bulunamaz.
Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesinin 2. fıkrası, iyiniyet karinesine çok net bir sınır çizmiştir. Buna göre, bir kimse eğer durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermiş olsaydı söz konusu engeli öğrenebilecek idiyse, artık iyiniyetli olduğunu ileri sürerek hukuki koruma talep edemez.

Adım Adım Çözüm

1
TMK m. 3/1 uyarınca iyiniyet karinesini değerlendir.
Kanunun iyiniyete sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır.
Hukuk sistemimizde herkesin iyiniyetli olduğu varsayılır (karine).
2
TMK m. 3/2 uyarınca özen yükümlülüğünü kontrol et.
Durumun gereklerine göre beklenen özeni göstermeyenler bu karineden yararlanamaz.
Subjektif iyiniyetin korunabilmesi için kişinin bilgisizliğinin mazur görülebilir olması gerekir.

Anahtar Kavram

Subjektif iyiniyetin sınırı olarak özen yükümlülüğü
Soru 112Soru

Medeni hukukta kanun koyucunun, soyut kuralın somut olayın tüm özelliklerini kapsayamayacağını öngörerek; uyuşmazlığın çözüm sınırlarını 'durumun gerekleri' veya 'haklı sebepler' gibi kavramlarla hâkimin değerlendirmesine bıraktığı hallerde, hâkimin bu yetkiyi kullanma biçimi ve hukuki niteliğine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hâkim, kanun tarafından bilerek bırakılan 'kural içi boşluğu' doldururken; hukuka ve hakkaniyete uygun şekilde, tarafların menfaat dengesini gözeterek hak ve nasafet ilkelerine göre karar vermelidir.

Cevap

Hâkim, kanun tarafından bilerek bırakılan kural içi boşluğu doldururken hak ve nasafet ilkelerine göre karar vermelidir.
Hâkimin takdir yetkisi (TMK m. 4), kanun koyucunun bilerek ve isteyerek bıraktığı 'kural içi boşlukları' doldurmak amacıyla kullanılır. Bu yetki kullanılırken hâkim, somut olayın özelliklerini, tarafların menfaat dengesini ve adaleti gözeterek 'hak ve nasafet' (hakkaniyet) ilkelerine göre hareket etmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun metnindeki ifadelerin analiz edilmesi
'Durumun gerekleri' veya 'haklı sebepler' ifadelerinin kural içi boşluğa işaret ettiğinin saptanması.
Hâkimin takdir yetkisini kullanacağı alanlar kanun tarafından önceden belirlenmiştir.
2
Hukuki dayanağın belirlenmesi
Durumun Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesi kapsamında olduğunun belirlenmesi.
TMK madde 4, hâkimin takdir yetkisini düzenleyen temel hükümdür.
3
Karar verme kriterinin uygulanması
Hâkimin kararını 'hak ve nasafet' (hakkaniyet) ilkelerine dayandırması gerektiğinin saptanması.
Kanun, takdir yetkisinin objektif bir adalet anlayışıyla kullanılmasını emreder.

Anahtar Kavram

Hâkimin Takdir Yetkisi (TMK m. 4) ve Kural İçi Boşluk

Daha Fazla Pratik

Gerçek kanun boşluğu, açık boşluk ve örtülü boşluk kavramlarını TMK madde 1 çerçevesinde tekrar inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 113Soru

2017 Anayasa değişiklikleri ile düzenlenen güncel normlar hiyerarşisi ve Türk Medeni Kanunu'nun 11. maddesi çerçevesinde; bir uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken kanun hükmü ile aynı konuyu farklı şekilde düzenleyen bir olağan dönem Cumhurbaşkanlığı kararnamesi (CBK) arasında çatışma bulunması halinde, hâkimin uyuşmazlığı çözme yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun hükmü esas alınır; çünkü kanun ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesi arasında çatışma çıkması halinde kanun hükümleri uygulanır.

Cevap

Kanun ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesi arasındaki çatışmada kanun hükmünün esas alınması gerekir.
Türk hukuk sisteminde 2017 Anayasa değişiklikleri ile netleşen hiyerarşiye göre; TBMM tarafından çıkarılan kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinden daha üst konumdadır. Anayasa'nın 104. maddesinin 8. fıkrası açıkça 'Kanunda düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz' ve 9. fıkrası 'Kanun hükümleri ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümleri arasında çelişki olması halinde kanun hükümleri uygulanır' demektedir. Bu nedenle hâkim, doğrudan kanun hükmünü esas almalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlıkta çatışan normların hiyerarşik kademesini belirleme.
Kanun, hiyerarşide Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin (olağan dönem) üzerinde yer alır.
Anayasa m. 104 gereği CBK'lar kanunlara aykırı olamaz.
2
Anayasa'nın 104. maddesindeki özel çatışma kuralını uygulama.
Kanun hükmü ile CBK hükmünün çatışması halinde kanun hükmü uygulanır (Anayasa m. 104/8).
Yasama yetkisinin aslalığı ve yürütmenin düzenleme yetkisinin türevselliği ilkesi.
3
Medeni Kanun m. 1 uyarınca yazılı kaynağı tespit etme.
Hâkim, yürürlükteki en üst kademedeki yazılı normu (kanun) esas alarak kararını verir.
Hâkimin kanuna bağlılığı ilkesi.

Anahtar Kavram

Normlar Hiyerarşisi ve Üst Normun Önceliği
Soru 114Soru

Bir uyuşmazlığın çözümünde hâkim; öncelikle lafzi (sözle), ardından kanun koyucunun iradesini ve güncel ihtiyaçları gözeterek gai (amaçsal) yorum yöntemlerini kullanmasına rağmen uygulanacak yazılı bir hükme ulaşamamış, örf ve âdet hukukunda da konuya ilişkin bir kural bulamamıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca, bu aşamada hâkimin izlemesi gereken hukuki yol aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 'Hukuk boşluğu'nun varlığını tespit ederek, kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.

Cevap

Hâkim, hem yazılı hukukta hem de örf ve âdet hukukunda uyuşmazlığa uygulanacak bir kural bulamadığında bir 'hukuk boşluğu' ile karşı karşıyadır; bu durumda Türk Medeni Kanunu m. 1 uyarınca kendisini kanun koyucu yerine koyarak hukuk yaratmalıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, TMK'nın 1. maddesinin 2. fıkrasındaki 'Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre; bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir' hükmünü tam olarak karşılamaktadır. Burada tarif edilen durum bir 'hukuk boşluğu'dur ve hâkimin asli görevi bu boşluğu doldurmaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Yazılı hukukun taranması
Hâkim lafzi ve gai yorum yöntemlerini kullanarak kanuna bakmış ancak hüküm bulamamıştır. Bu durum bir 'kanun boşluğu'dur.
Uyuşmazlık çözümünde ilk kaynak yazılı hukuktur.
2
Örf ve âdet hukukunun taranması
Yazılı kural yoksa örf-âdet hukukuna bakılır. Soruda burada da kural bulunmadığı belirtilmiştir.
Yazılı kaynakta hüküm bulunmadığında ikinci derece kaynak olan yazısız hukuka başvurulur.
3
Boşluk türünün tespiti ve doldurulması
Hem yazılı hem yazısız kaynakta hüküm bulunmaması 'hukuk boşluğu' (gerçek/açık boşluk) oluşturur. TMK m. 1/2 uyarınca hâkim 'hukuk yaratır'.
Hukuk boşluğu durumunda hâkimin kanun koyucu gibi hareket ederek kural koyması emredici bir görevdir.

Anahtar Kavram

Hâkimin Hukuk Yaratması ve Boşluk Türleri

Daha Fazla Pratik

Hâkimin hukuk yaratırken uyması gereken sınırları ve TMK m. 1/3'te belirtilen yardımcı kaynakların statüsünü inceleyen bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 115Soru

Fikri mülkiyet hukukuna ilişkin bir uyuşmazlıkta, taraflar arasında akdedilen bir telif hakkı devir sözleşmesinin esaslı yanılma (hata) sebebiyle iptal edilip edilemeyeceği sorunu ortaya çıkmıştır. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda, sözleşmenin kurulması aşamasındaki irade sakatlıklarına dair özel bir düzenleme bulunmamaktadır.

Buna göre, Türk Medeni Kanunu'nun "Genel nitelikli hükümlerin uygulama alanı"nı düzenleyen 5. maddesi uyarınca bu uyuşmazlığın çözümünde izlenmesi gereken yol aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümleri, yapısına uygun düştüğü ölçüde bu özel hukuk ilişkisine de doğrudan uygulanmalıdır.

Cevap

Uyuşmazlığın çözümünde Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümleri, niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu ilişkiye de doğrudan uygulanmalıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 5. maddesine göre, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümleri, yapılarına uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır. Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku da özel hukukun bir dalıdır. İrade sakatlığı (yanılma) gibi konular Türk Borçlar Kanunu'nda sözleşmelerin genel hükümleri arasında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle, özel kanunda hüküm bulunmasa bile TBK'nin ilgili kuralları bu uyuşmazlıkta doğrudan uygulama alanı bulur.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığın niteliğini ve ilgili olduğu hukuk dalını tespit etmek.
Telif hakkı devir sözleşmesi, özel hukukun bir alt dalı olan Fikri Mülkiyet Hukuku kapsamında yer alan bir ilişkidir.
Uygulanacak kuralların tespiti için öncelikle hukuki ilişkinin kamu hukuku mu yoksa özel hukuk mu olduğunun belirlenmesi gerekir.
2
Türk Medeni Kanunu'nun 5. maddesinde yer alan genel ilkeyi hatırlamak.
TMK m. 5, "Bu Kanun ve Borçlar Kanununun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır" kuralını amirdir.
Özel bir kanunda düzenleme bulunmayan hallerde öncelikle genel hükümlerin uygulama alanının değerlendirilmesi esastır.
3
Genel hükümlerin somut olaydaki boşluğu doldurup doldurmadığını değerlendirmek.
İrade sakatlıkları (yanılma, aldatma, korkutma) Türk Borçlar Kanunu'nda genel hüküm olarak düzenlenmiştir ve telif devir sözleşmesine uygun düştüğü ölçüde doğrudan uygulanır.
Ortada genel kanun niteliğinde yazılı bir kural olduğundan, hukuk boşluğundan veya hakimin hukuk yaratmasından bahsedilemez.

Anahtar Kavram

Türk Medeni Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümlerinin diğer özel hukuk ilişkilerine doğrudan uygulanması.
Soru 116Soru

(A)(A) Şirketi, ticari ilişkisi bulunduğu (B)(B) Şirketi'ne olan 500.000 TL500.000 \text{ TL} tutarındaki borcunu vade gününde banka havalesiyle göndermiştir. Ancak bankanın işlem masrafı olarak tutarın içinden 30 TL30 \text{ TL} kesinti yapması nedeniyle (B)(B)'nin hesabına 499.970 TL499.970 \text{ TL} geçmiştir. (B)(B) Şirketi yetkilileri, sırf (A)(A)'yı zor duruma düşürmek amacıyla aradaki 30 TL30 \text{ TL}'lik önemsiz farkı bahane ederek eksik ifa gerekçesiyle ödemeyi bütünüyle reddetmiş, (A)(A)'yı temerrüde düşürmüş ve sözleşmede yer alan 250.000 TL250.000 \text{ TL}'lik cezai şartın tahsili için derhal dava açmıştır.

Buna göre, (B)(B) Şirketi'nin 30 TL30 \text{ TL}'lik eksikliği gerekçe göstererek mahkemeden ağır cezai şartı talep etmesinin reddedilmesinin temel hukuki gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dürüstlük kuralı çerçevesinde, elde edilecek menfaat ile karşı tarafın uğrayacağı zarar arasındaki aşırı oransızlığın hakkın kötüye kullanılması teşkil etmesi

Cevap

Hak sahibinin elde edeceği menfaat ile diğer tarafın uğrayacağı zarar arasındaki aşırı oransızlığın, objektif iyiniyet (dürüstlük) kuralına aykırı görülerek hakkın kötüye kullanılması sayılmasıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine göre herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına (objektif iyiniyet) uymak zorundadır. Bir hakkın kullanılmasının hak sahibine sağlayacağı menfaat ile başkasına vereceği zarar arasında aşırı bir oransızlık (nispetsizlik) varsa, bu durum hakkın açıkça kötüye kullanılması sayılır. Olayda 30 TL30 \text{ TL}'lik önemsiz bir eksikliği bahane ederek 250.000 TL250.000 \text{ TL}'lik cezai şart talep edilmesi, sırf zarar verme kastı taşıdığından ve çıkarlar arasında aşırı bir dengesizlik yarattığından dürüstlük kuralına aykırıdır; bu sebeple hukuk düzeni tarafından korunmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki menfaat ve zarar dengesinin tespit edilmesi
(B)(B) Şirketi'nin talep ettiği cezai şart tutarı (250.000 TL250.000 \text{ TL}) ile eksik kalan miktar (30 TL30 \text{ TL}) arasında devasa bir oransızlık olduğu tespit edilmiştir.
Bir hakkın kullanımının hukuka uygun olup olmadığını belirlemek için eylemin sağladığı yarar ile verdiği zarar kıyaslanmalıdır.
2
İlgili hukuk kuralının belirlenmesi
Olay, hakların kullanılması sırasındaki sınırları düzenleyen Türk Medeni Kanunu Madde 2 (Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı) kapsamına alınmıştır.
Sözleşmesel hakların katı bir biçimde ve karşı tarafı mahvetmek kastıyla kullanılması hukuk düzenince korunmaz.
3
Kavramsal çeldiricilerin (Subjektif/Objektif iyiniyet) elenmesi
Olayın bir hakkın kazanılmasıyla (subjektif iyiniyet - TMK m. 3) değil, var olan bir sözleşmesel hakkın kullanılmasıyla (objektif iyiniyet - TMK m. 2) ilgili olduğu netleştirilmiştir.
Hukuki gerekçenin tam ve doğru isimlendirilmesi sınav formatının temel şartıdır.

Anahtar Kavram

Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı (TMK m. 2)
Soru 117Soru

Hukuki bir meselenin çözümlenmesi aşamasında, ihtilafı ilgilendiren yazılı kurallar arasında bazı zıtlıklar bulunduğu tespit edilmiştir. Durum incelendiğinde; yürürlükte bulunan bir kanun maddesi ile kişi hak ve hürriyetlerine dair, usulünce onaylanmış milletlerarası bir antlaşma kuralının birbiriyle uyumsuz olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte, aynı konuda çıkarılmış olan bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin de mevcut kanun kuralına aykırı bir düzenleme barındırdığı görülmektedir.

Güncel hukuk sistemimizde geçerli olan kuralların kademelenmesi (hiyerarşisi) esas alındığında, söz konusu ihtilafın çözümünde uygulanacak yöntemle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uyuşmazlığa doğrudan kişi hak ve hürriyetlerine dair milletlerarası antlaşma hükmü uygulanır; kararname ile kanun arasındaki zıtlıkta ise kanun maddesine üstünlük tanınır.

Cevap

Uyuşmazlığın çözümünde, Anayasa gereği kanunlara üstün tutulan kişi haklarına dair milletlerarası antlaşma hükmünün uygulanması ve kararname ile kanun arasındaki ihtilafta kanuna üstünlük tanınması gerektiğini belirten ifadedir.
Türk hukuk sisteminde normlar hiyerarşisi gereği, Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca temel hak ve hürriyetlere ilişkin milletlerarası antlaşmalar, aynı konuda farklı hüküm içeren kanunlara karşı üstün konumdadır. Dolayısıyla olaydaki antlaşma kuralı doğrudan uyuşmazlığa uygulanır. Öte yandan Anayasa'nın 104. maddesi gereği, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunların farklı hükümler içermesi halinde ise kanun hükümleri esas alınmak zorundadır. Bu hiyerarşik sıralama sabittir ve takdir yetkisine yer bırakmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Kişi haklarına dair antlaşma ile kanun arasındaki çatışmayı Anayasa'nın 90. maddesi bağlamında değerlendirmek.
Milletlerarası antlaşma hükmünün kanuna üstün olduğuna karar verilir.
Anayasa'ya göre kişi hak ve hürriyetlerini düzenleyen usulüne uygun yürürlüğe konulmuş antlaşmalar, kanunlarla çeliştiğinde doğrudan antlaşma hükümleri esas alınır.
2
Kanun ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesi arasındaki çatışmayı Anayasa'nın 104. maddesi bağlamında değerlendirmek.
Kanun hükmünün kararnameye üstün olduğuna karar verilir.
Anayasa gereğince kanun ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin farklı hükümler içermesi durumunda her zaman yasa koyucunun iradesi olan kanun kuralları uygulanır.
3
Uyuşmazlığın çözümünde başvurulacak kuralların hiyerarşik olarak kesin sırasını belirlemek.
Antlaşma kuralı uyuşmazlığa doğrudan uygulanır, kararname ise kanun karşısında geçersiz sayılır.
Normlar hiyerarşisindeki bu kesin üstünlük sıralaması; takdir yetkisine, hukuk boşluğu kurallarına veya örf ve adete başvurulmasını engeller.

Anahtar Kavram

Normlar Hiyerarşisinde Antlaşma ve Kanun Çatışması
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 118Soru

Bir tekstil atölyesi sahibi olan (T), işletmesinde kullanmak üzere ikinci el bir sanayi tipi dokuma makinesi satın almıştır. Makineyi devreden kişi, cihaza ait fatura veya mülkiyeti tevsik edici herhangi bir belge sunamamış; üstelik makinenin üzerindeki seri numarasının metal bir aletle bilinçli olarak kazındığı açıkça görülmüştür. Bütün bu şüpheli unsurlara rağmen işlemi aceleyle tamamlamak isteyen satıcının talebini kabul eden (T), bedeli ödeyerek makineyi teslim almıştır. Bir süre sonra makinenin çalındığı anlaşılır ve gerçek malik (T)'ye başvurarak iade talebinde bulunur. (T), satın alma aşamasında makinenin çalıntı olduğunu bilmediğini savunarak iyiniyet korumasından yararlanmak istemektedir.

Medeni hukuk ilkeleri dikkate alındığında, (T)'nin durumuyla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen (T), hak kazanımı bağlamında iyiniyet iddiasında bulunamaz

Cevap

Doğru yanıt, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyenin iyiniyet iddiasında bulunamayacağını belirten seçenektir.
Medeni hukukun başlangıç hükümlerine göre (TMK m.3), kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak bu kuralın önemli bir sınırı vardır: Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. Somut olayda makinenin belgelerinin olmaması, seri numarasının kazınmış olması ve satıcının aceleci tavrı açık şüphe sebepleridir. Alıcının bu red flag'leri (uyarı işaretlerini) göz ardı etmesi, kendisinden beklenen özeni (araştırma yükümlülüğünü) göstermediği anlamına gelir. Bu nedenle kişi, iyiniyet karinesinin korumasından yararlanamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlık konusunun ve ilgili hukuki kurumun tespiti
Olayda bir taşınırın mülkiyetinin kazanılmasında iyiniyet karinesinin sınırları sorgulanmaktadır.
Sorunun çözümünde Medeni Hukuk'un temel prensibi olan subjektif iyiniyet kurallarına başvurulmalıdır.
2
İyiniyet kavramının ve sınırlarının analizi
Hak kazanımında asıl olan iyiniyettir. Ancak kişi, hal ve şartların gerektirdiği özeni göstermemişse (örneğin şüpheli durumlarda gerekli araştırmayı yapmamışsa) bu karineden yararlanamaz.
Kanun koyucu, bilgisizliğin kendi kusurundan veya ihmalinden kaynaklandığı durumlarda kişiyi korumaz.
3
Somut olayın özen yükümlülüğü bakımından değerlendirilmesi
Makinenin seri numarasının kazınmış olması, belgesinin olmaması ve işlemin aceleye getirilmesi olağan bir alıcıyı şüphelendirecek açık unsurlardır.
Bu şüpheli durumlara rağmen aracı teslim alıp bedel ödeyen kişi, kendisinden beklenen asgari özeni göstermemiştir ve iyiniyet iddiasında bulunamaz.

Anahtar Kavram

Subjektif İyiniyet ve Özen Yükümlülüğü (TMK m.3)
Soru 119Soru

(A), bir sahaftan ikinci el nadir bir tıp ansiklopedisi serisi satın almıştır. Kitapların ilk sayfasında "Üniversite Kütüphanesi Demirbaşıdır, Dışarı Çıkarılamaz" şeklinde büyük ve kırmızı mürekkepli belirgin bir kaşe bulunmasına rağmen (A), sayfaları hiç kontrol etmediği için bu durumu fark etmemiş, kitapları teslim alarak bedelini ödemiştir. Durumun anlaşılması üzerine Üniversite Rektörlüğü, kitapların iadesi için (A)'ya karşı dava açmıştır. (A) ise satın alma sürecinde iyiniyetli olduğunu ve bu nedenle kitapların mülkiyetini kazandığını iddia etmektedir.

Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri dikkate alındığında, bu olayla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi hukuken doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (A), durumun gereklerine göre kendisinden beklenen asgari özeni göstermediği için iyiniyet iddiasında bulunamaz ve kitapların mülkiyetini kazanamaz.

Cevap

Doğru değerlendirme, (A)'nın kendisinden beklenen özeni göstermemesi sebebiyle iyiniyet iddiasında bulunamayacağını ve mülkiyeti kazanamayacağını belirten ifadedir.
Türk Medeni Kanunu Madde 3/2 çok net bir sınırlama getirir: 'Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.' Olayda kitapların ilk sayfasında yer alan çok belirgin bir kaşeyi, kapağı dahi açıp kontrol etmediği için görmeyen alıcı (A), ortalama zekâlı ve dikkatli bir insanın göstermesi gereken asgari özeni göstermemiştir. Özen yükümlülüğünün ihlali nedeniyle iyiniyet ortadan kalkar ve A mülkiyeti kazanamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki uyuşmazlığın hangi hukuki kuruma dayandığını tespit etme
Olay, mülkiyetin kazanılmasında aranan şartlardan biri olan 'subjektif iyiniyet' (TMK m.3) ile ilgilidir.
Kişi başkasına ait bir eşyayı devralırken, devredenin malik olmadığını bilmemekte haklıysa iyiniyetlidir.
2
İyiniyet karinesinin sınırlarını TMK m.3 kapsamında değerlendirme
TMK m.3/1 uyarınca iyiniyet asıl olsa da, TMK m.3/2 uyarınca durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.
Kanun koyucu, kişilerin aşırı dikkatsiz veya özensiz davranışlarını himaye etmez.
3
Olaydaki maddi vakıaları özen yükümlülüğü açısından inceleme
Kitabın ilk sayfasında yer alan büyük ve kırmızı mürekkepli 'Demirbaştır' kaşesini fark etmemek, ortalama bir insanın göstermesi gereken asgari dikkat ve özenin ihlalidir.
Alıcının satın aldığı malın en azından görünür özelliklerini ve ilk sayfasını kontrol etmesi beklenir; bu yapılmadığında iyiniyet iddiası dinlenmez.

Anahtar Kavram

İyiniyette Özen Yükümlülüğü ve Karinenin Sınırları
Soru 120Soru

Bir deniz ticareti sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talebinde, taraflar arasında borcun ifa yeri ve temerrüt koşullarına ilişkin bir uyuşmazlık doğmuştur. Uyuşmazlığın asıl kaynağı olan Türk Ticaret Kanunu'nun deniz ticaretine ilişkin bölümünde bu hususlara dair spesifik bir kural bulunmamaktadır.

Bu durumun çözümünde yargı mercilerinin izlemesi gereken temel yaklaşım hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nda yer alan genel hükümler, niteliğine uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerinde olduğu gibi bu uyuşmazlıkta da doğrudan tatbik edilir.

Cevap

Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nda yer alan genel hükümler, niteliğine uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerinde olduğu gibi bu uyuşmazlıkta da doğrudan tatbik edilir.
Türk Medeni Kanunu Madde 5'e göre, 'Bu Kanun ve Borçlar Kanununun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır.' Deniz ticareti uyuşmazlığı da bir özel hukuk ilişkisi olduğundan, Ticaret Kanunu'nda özel bir düzenleme bulunmadığı hallerde TMK ve TBK'nin genel nitelikli hükümleri, niteliğine uygun düştüğü ölçüde uyuşmazlığa doğrudan ve asil kural olarak uygulanır.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığın niteliğinin ve hukuki bağlamının saptanması.
Somut olayın bir özel hukuk (ticaret hukuku) uyuşmazlığı olduğu ve özel kanununda hüküm bulunmadığı belirlenir.
Bir uyuşmazlığa hangi kuralların tatbik edileceğini bulmak için öncelikle hukuk dalının ve ilgili özel kanunun kapsamının tespiti şarttır.
2
Türk Medeni Kanunu Madde 5 çerçevesinde genel hükümlerin değerlendirilmesi.
Özel kanunda kural bulunmayan bu özel hukuk uyuşmazlığına, TMK ve TBK'nin genel nitelikli hükümleri uygulanır.
TMK Madde 5, Medeni Kanun ile Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerinin 'uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanacağını' amir bir kural olarak düzenlemiştir.

Anahtar Kavram

Genel Nitelikli Hükümlerin Uygulama Alanı
ÖncekiSayfa 6 / 7Sonraki