Ticari İşletme Hukuku

126 soru

Soru 101Soru

Devlet memuru olarak görev yapan (A)(A), miras yoluyla kendisine kalan bir restoranı 0202 Mart 20262026 tarihinde kendi adına fiilen işletmeye başlamıştır. Ancak (A)(A), tabi olduğu mevzuat uyarınca ticaret yapması yasak olduğu için bu durumu ticaret siciline tescil ettirmemiştir.

Bu duruma göre (A)(A)'nın tacir sıfatı ve bunun hukuki sonuçlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (A)(A), kanuni yasağa rağmen işletmeyi kendi adına fiilen işletmeye başladığı an tacir sıfatını kazanır.

Cevap

Kanuni yasağa rağmen işletmeyi kendi adına fiilen işletmeye başladığı an tacir sıfatını kazanacağını belirten seçenek doğrudur.
Türk Ticaret Kanunu'nun 12/112/1. maddesi uyarınca bir ticari işletmeyi kendi adına işleten gerçek kişiler tacir sıfatını kazanırlar. Aynı Kanun'un 14/114/1. maddesi, kişisel durumları (memuriyet, hakimlik, avukatlık vb.) nedeniyle ticaret yapması yasak olanların bu yasağa rağmen işletme açmaları durumunda tacir sıfatını kazanacaklarını, ancak bu yasağa aykırı hareket etmenin idari veya cezai sonuçlarına katlanacaklarını açıkça düzenlemiştir. Dolayısıyla (A)(A), restoranı işletmeye başladığı an tacir olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Gerçek kişilerin tacir sıfatını kazanma şartını belirlemek.
Türk Ticaret Kanunu'nun 1212. maddesine göre, bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi tacirdir.
Gerçek kişilerde tacir sıfatının doğumu fiili bir duruma (işletmeye başlama) dayanır.
2
Kişisel yasakların (memuriyet gibi) tacir sıfatına etkisini analiz etmek.
TTK'nın 1414. maddesi uyarınca, kişisel durumu nedeniyle ticaret yapması yasak olanlar bu yasağa aykırı hareket ederlerse tacir sıfatını kazanırlar.
Kanun koyucu, yasağa aykırı davranan kişinin tacir olmanın getirdiği sorumluluklardan kaçmasını engellemeyi amaçlamıştır.
3
Tescilin etkisini değerlendirmek.
Gerçek kişilerde tescil açıklayıcı (bildirici) etkiye sahiptir; sıfatın kazanılması için ön şart değildir.
Tescil yapılmasa dahi fiilen işletmeye başlama anı tacir sıfatını doğurur.

Anahtar Kavram

Tacir Sıfatının Kazanılmasında Fiililik ve Yasakların Etkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 102Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, "ticaret unvanı" ile "işletme adı" arasındaki hukuki farklar ve düzenlemeler dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticaret unvanı taciri teşhis etmeye, işletme adı ise işletmeyi benzerlerinden ayırt etmeye yarar; ticaret unvanının seçilmesi ve tescili zorunlu iken işletme adının kullanılması ve tescili ihtiyari bırakılmıştır.

Cevap

Ticaret unvanı taciri, işletme adı ise işletmeyi tanıtmaya yarar; unvan tescili zorunlu iken işletme adı tescili kural olarak ihtiyari bırakılmıştır.
Doğru ifade, ticaret unvanı ile işletme adının hem amaçları (kişi teşhisi vs. işletme ayrımı) hem de tescil yükümlülükleri (zorunlu vs. ihtiyari) bakımından TTK düzenlemelerine tam uyum göstermektedir. TTK m. 39 uyarınca her tacir unvan kullanmak zorundadır, ancak m. 53 uyarınca işletme adı kullanmak tacirin tercihine bırakılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların hukuki niteliğini saptama
Ticaret unvanının taciri (hak sahibini), işletme adının ise işletmeyi (maddi olmayan unsuru) sembolize ettiği belirlendi.
TTK m. 39 ve 53 arasındaki temel ayrımı anlamak için bu tespit gereklidir.
2
Tescil zorunluluğu kurallarını uygulama
Her tacirin bir ticaret unvanı seçmek ve tescil ettirmek zorunda olduğu (zorunluluk), işletme adının ise ancak tacir tarafından seçilirse tescilinin gerektiği (ihtiyarilik) anlaşıldı.
Yasal mevzuattaki emredici ve yedek kuralları ayırt etmek cevaba ulaştırır.
3
Yanlış seçenekleri eleme
Devir yasakları, koruma kapsamı ve esnafın hakları gibi konulardaki hatalı hukuki iddialar elendi.
Unvanın işletmeden ayrı devredilemeyeceği ve tescilli unvanın ulusal düzeyde korunduğu bilgisi çeldiricileri eler.

Anahtar Kavram

Ticaret unvanı ve işletme adı arasındaki temel yapısal ve hukuki farklar.

Daha Fazla Pratik

Ticaret unvanının devri durumunda unvanda yer alan kişi adlarının korunması (rıza şartı) konusuna çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 103Soru

Türk Ticaret Kanunu (TTK) düzenlemeleri ışığında, usulüne uygun şekilde seçilerek ticaret siciline tescil edilmiş bir "ticaret unvanının" sağladığı hukuki korumanın kapsamı ve yer bakımından uygulanmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tescil edilen bir ticaret unvanı, sahibine bu unvanı Türkiye'nin tamamında tekel halinde kullanma ve başkaları tarafından haksız kullanımını önleme hakkı sağlar.

Cevap

Tescil edilen bir ticaret unvanı, sahibine bu unvanı Türkiye'nin tamamında tekel halinde kullanma ve başkaları tarafından haksız kullanımını önleme hakkı sağlar.
Doğru olan seçenek, tescilli ticaret unvanının Türkiye'nin tamamında sahibine tekel hakkı sağladığını belirten ifadedir. Türk Ticaret Kanunu'nun 47. maddesine göre, usulüne uygun tescil edilen bir unvan üzerindeki hak, sadece tescil edildiği sicil dairesi ile sınırlı kalmayıp tüm ülke sınırları içerisinde geçerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Ticaret unvanının hukuki niteliğini belirle.
Ticaret unvanı, taciri ticari işlerinde tanıtan ve diğer tacirlerden ayıran addır.
Unvanın kime ait olduğunu ve ne işe yaradığını anlamak için temel tanımdan başlanmalıdır.
2
Tescilin yer bakımından etkisini analiz et.
Türk Ticaret Kanunu m. 47 uyarınca, tescil edilen ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir.
Ticaret sicili sistemi ulusal bir sistem olduğu için koruma da tüm ülkeyi kapsar.
3
Seçenekleri bu kapsamda değerlendir.
Unvanın sadece yerel düzeyde (tescil dairesi sınırı) korunduğu yönündeki ifadeler yanlıştır.
Hukuki korumanın sınırlarını belirlemek, yanlış seçenekleri elemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Ticaret Unvanının Tescili ve Korunması (TTK m. 47)

Daha Fazla Pratik

Ticaret unvanının devri sırasında işletmenin kapsamına giren ve girmeyen unsurların neler olduğunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 20s
Soru 104Soru

Ticari bir işletmenin farklı ortaklık yapıları altında işletilmesi durumunda, tacir sıfatının kime ait olacağı 61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTKTTK) hükümlerine göre belirlenir.

Buna göre;
I. (A)(A) ve (B)(B) tarafından kurulan ve mobilya imalatı yapan bir adi ortaklıkta,
II. (C)(C) ve (D)(D) tarafından kurulan ve tekstil üzerine faaliyet gösteren bir kollektif şirkette,
III. Tek ortağı (E)(E) olan ve gıda sektöründe faaliyet gösteren bir limited şirkette,

hangisi veya hangileri bizzat "tacir" sıfatına sahiptir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (A)(A) ve (B)(B) gerçek kişileri ile Kollektif Şirket ve Limited Şirket tüzel kişilikleri

Cevap

Adi ortaklıkta tüzel kişilik bulunmadığından ortaklar (A)(A) ve (B)(B) ayrı ayrı tacir sayılırken, kollektif ve limited şirketler tüzel kişiliğe sahip oldukları için tacir sıfatı bizzat şirket tüzel kişiliğine aittir.
Türk Ticaret Kanunu'na göre bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi tacirdir. Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığı için ortaklık adına bir işletme açılamaz; bu işletme ortakların her biri adına işletiliyor sayılır ve ortaklar (A)(A) ve (B)(B) tacir sıfatını kazanır. Buna karşın kollektif ve limited şirketler tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleridir ve işletme doğrudan şirket adına yürütüldüğü için tacir sıfatı ortaklara değil, şirket tüzel kişiliğine aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Adi ortaklığın tüzel kişiliğini değerlendir
Adi ortaklığın hukukumuzda tüzel kişiliği yoktur.
Tüzel kişiliği olmayan yapılarda hak ve borçlar ortaklara aittir; işletme ortaklar adına işletilir.
2
Ticaret şirketlerinin tüzel kişiliğini değerlendir
Kollektif ve Limited şirketler TTKTTK uyarınca tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleridir.
Tüzel kişiliği olan şirketlerde işletme ortaklar adına değil, şirketin kendi adına işletilir.
3
Tacir sıfatını süjelere ata
(A)(A) ve (B)(B) bireysel olarak tacirdir; Kollektif Şirket ve Limited Şirket ise tüzel kişi olarak tacirdir.
TTKTTK Madde 1212 uyarınca bir işletmeyi kendi adına işleten gerçek kişiler ve Madde 1616 uyarınca ticaret şirketleri tacir sayılır.

Anahtar Kavram

Gerçek ve Tüzel Kişilerde Tacir Sıfatının Kazanılması

Daha Fazla Pratik

Tacir sıfatının kazanılmasıyla ilgili olarak 'tacir gibi sorumlu olanlar' ve 'kamu tüzel kişilerinin kurduğu vakıf/derneklerin durumu' konularına göz atılması önerilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 105Soru

Tacir (T), işletmekte olduğu mobilya üretim atölyesini 'T Mobilya' ticaret unvanını da kapsayacak şekilde tüm aktif ve pasif unsurlarıyla birlikte (D)’ye devretmiştir. Devir sözleşmesi yazılı şekilde yapılarak ticaret siciline tescil ve ilan edilmiştir. İşletmenin devri sırasında mevcut olan ancak vadesi henüz gelmemiş bir borç söz konusudur.

Buna göre, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca devreden (T)’nin bu borçtan dolayı devralanla birlikte müteselsil sorumluluğu hangi tarihte sona erer?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borcun muaccel (vade) olduğu tarihten itibaren iki yılın geçmesiyle

Cevap

Borcun muaccel (vade) olduğu tarihten itibaren iki yılın geçmesiyle
Türk Borçlar Kanunu'nun 202. maddesinin 2. fıkrasına göre, ticari işletmeyi devreden kişi, devralanla birlikte iki yıl süreyle müteselsilen sorumlu kalır. Bu iki yıllık sürenin başlangıcı, borcun muacceliyet durumuna göre farklılık gösterir. Eğer borç devrin ilan edildiği tarihte zaten muaccel (vadesi gelmiş) ise süre ilan tarihinde başlar; ancak borç henüz muaccel olmamışsa (vadesi gelmemişse), iki yıllık süre borcun muaccel olduğu (vade) tarihten itibaren işlemeye başlar.

Adım Adım Çözüm

1
Borcun muacceliyet (vade) durumunun tespiti
Soru kökünde borcun devir anında mevcut olduğu ancak vadesinin henüz gelmediği belirtilmiştir.
Müteselsil sorumluluk süresinin ne zaman başlayacağını belirlemek için borcun vadesinin gelip gelmediği kritiktir.
2
TBK m. 202/2 hükmünün vadesi gelmemiş borçlara uygulanması
Vadesi gelmemiş (müstakbel muaccel) borçlar için iki yıllık sürenin muacceliyet (vade) tarihinde başlayacağı saptanmıştır.
Alacaklının talep hakkı doğmadan sürenin işlemeye başlaması hak kaybına yol açabileceği için kanun koyucu muacceliyet anını esas almıştır.
3
Sorumluluğun sona erme süresinin belirlenmesi
Muacceliyet tarihinden itibaren iki yılın geçmesiyle devredenin sorumluluğu sona erer.
Devredenin müteselsil sorumluluğu kanun gereği iki yıllık hak düşürücü süreye tabidir.

Anahtar Kavram

Ticari işletme devrinde devredenin vadesi gelmemiş borçlardan sorumluluk süresi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 106Soru

Gıda sektöründe faaliyet göstermek isteyen (X) ve (Y), bir limited şirket kurmak üzere aralarında anlaşmış ve şirket esas sözleşmesini noter huzurunda 05 Nisan tarihinde imzalamışlardır. Şirketin üretim yapacağı fabrikanın kiralanması ve ilk teçhizat alımı 12 Nisan'da gerçekleştirilmiş, işletme fiilen 20 Nisan'da üretime başlamıştır. Şirketin ticaret siciline tescil işlemi ise 28 Nisan tarihinde tamamlanmıştır.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, bu olayda tacir sıfatının kazanılmasıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirket tüzel kişiliği, ticaret siciline tescil edildiği 28 Nisan tarihinde tacir sıfatını kazanmıştır.

Cevap

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre ticaret şirketleri, tüzel kişilik kazandıkları anda tacir sıfatını elde ederler. Bu kazanım da ticaret siciline tescil ile gerçekleşir. Bu nedenle şirketin 28 Nisan tarihinde tescille birlikte tacir sıfatını kazanması hukuken doğru olan durumdur.
Ticaret şirketleri, kuruluş süreçlerini tamamlayıp ticaret siciline tescil edildikleri anda tüzel kişilik kazanırlar. Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca, ticaret şirketleri (kolektif, komandit, anonim, limited ve kooperatifler) tüzel kişilik kazandıkları an itibarıyla tacir sıfatını elde ederler. Tescil işleminin ticaret şirketlerinin kuruluşu ve dolayısıyla tacir sıfatını kazanması bakımından kurucu (doğurucu) etkisi vardır. Gerçek kişilerin aksine, tüzel kişilerin tacir sıfatını kazanması için işletmeyi fiilen işletmeye başlamaları şartı aranmaz. Bu nedenle şirketin tescil edildiği 28 Nisan tarihi tacir olunan andır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki süjenin niteliğini belirleme
Oluşturulmak istenen yapı bir ticaret şirketidir (Limited Şirket).
Gerçek kişiler ile tüzel kişilerin (şirketlerin) tacir sıfatını kazanma şartları birbirinden tamamen farklıdır.
2
Ticaret şirketlerinin tacir sıfatını kazanma kuralını hatırlama
Ticaret şirketleri, ticaret siciline tescil edilerek tüzel kişilik kazandıkları anda tacir sıfatını elde ederler.
TTK madde 16 gereği ticaret şirketlerinin kuruluşu ve tacir sıfatına sahip olması, tescil işleminin kurucu etkisine bağlanmıştır.
3
Olaydaki aşamaları ve tarihleri temel hukuk kuralına uygulama
Ticaret siciline tescil işleminin yapıldığı 28 Nisan tarihi, şirketin tüzel kişilik ve tacir sıfatı kazandığı tarihtir.
Esas sözleşmenin imzalanması veya işletmenin fiilen üretime başlaması, tüzel kişiliğin doğması için yeterli bir şart değildir.

Anahtar Kavram

Ticaret şirketlerinde tacir sıfatının kazanılması ve tescilin kurucu etkisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 107Soru

14 yaşındaki (A), dedesinden miras kalan ve ticaret siciline kayıtlı büyük ölçekli bir mobilya fabrikasının tek sahibi olmuştur. (A) ergin olmadığı için söz konusu ticari işletme, mahkeme tarafından atanan vasisi (V) tarafından, (A) adına ve hesabına işletilmektedir. Faaliyetler sırasında (V), işletme için gerekli ham maddeyi sağlamak üzere tedarikçi (T) ile yüksek meblağlı bir alım sözleşmesi yapmış, ancak piyasa koşullarındaki dalgalanmalar nedeniyle borçlar vadesinde ödenememiştir.

Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alındığında, bu olaydaki tacir sıfatı ve doğacak sorumluluklarla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tacir sıfatı kısıtlı (A)'ya aittir ve borçlardan dolayı iflasa tabi olan (A)'dır; ancak ticari işletmeyle ilgili ceza hükümlerinin uygulanmasında vasi (V) tacir gibi sorumlu olur.

Cevap

Tacir sıfatının bütünüyle küçük (A)'ya ait olduğu, dolayısıyla iflasa tabi olanın (A) olduğu, ancak ceza hükümleri bakımından vasinin tacir gibi sorumlu tutulacağı seçenektir.
Türk Ticaret Kanunu madde 13 uyarınca; küçük ve kısıtlılara ait ticari işletmeyi bunların adına işleten yasal temsilci (vasi/veli), tacir sayılmaz. Tacir sıfatı doğrudan doğruya temsil edilene (küçüğe veya kısıtlıya) aittir. Bu kuralın doğal bir sonucu olarak ticari faaliyetten doğan borçlardan dolayı iflasa tabi olan kişi de tacir sıfatını taşıyan küçüktür. Ancak kanun koyucu, cezai sorumluluğun şahsiliği ilkesini göz önünde bulundurarak ticari işletmeyle ilgili ceza hükümlerinin uygulanması bakımından yasal temsilcinin 'tacir gibi sorumlu' olacağını açıkça düzenlemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki işletmenin kimin adına işletildiğini ve temsil ilişkisini tespit et
İşletmenin mülkiyeti 14 yaşındaki (A)'ya aittir ve işletme vasi (V) tarafından (A) adına işletilmektedir.
Tacir sıfatının kime ait olacağını belirleyen temel kuralın uygulanabilmesi için fiili durumun yasal çerçeveye oturtulması gerekir.
2
Türk Ticaret Kanunu m. 13 hükmünü (Küçük ve kısıtlıların durumu) uygula
Kanuna göre tacir sıfatı işletmeyi işleten temsilciye (V) değil, temsil edilen küçüğe (A) aittir.
Yasal temsilci ticari işletmeyi kendi adına değil, kısıtlı/küçük adına işlettiğinden tacir sıfatını şahsen kazanamaz.
3
Tacir sıfatının hukuki ve cezai sonuçlarını taraflara dağıt
Hukuki sonuç olan iflasa tabi olma durumu, tacir sıfatını taşıyan (A) üzerinde doğar. Kanundaki özel düzenleme gereği cezai sorumluluk ise fiili işlemleri yapan vasi (V) üzerinde doğar.
Hukuki sorumluluk malvarlığı ile ilgili olduğundan mülkiyet sahibine gider, ancak ceza sorumluluğu şahsi olduğundan kusur yeteneği olan yöneticiye (temsilciye) kanunla yüklenmiştir.

Anahtar Kavram

Küçük ve kısıtlılarda tacir sıfatı ve yasal temsilcinin sorumluluğu
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 108Soru

Endüstriyel mutfak ekipmanları ticareti yapan (K), işletmesi kanunla belirlenen parasal sınırları aştığı için ticaret siciline tescil edilmiş bir tacirdir. (K), imalatçı (Ü) A.Ş. ile yaptığı alım satım sözleşmesi uyarınca teslim aldığı mallara ilişkin faturayı tebliğ almış, ancak faturada belirtilen ürün fiyatlarının sözlü mutabakatlarından daha yüksek olduğunu fark etmesine rağmen işlerinin yoğunluğu nedeniyle faturaya tebliğden itibaren 10.10. gün itiraz edebilmiştir. Ayrıca (K), aralarındaki yazılı sözleşmede yer alan cezai şartın son derece ağır olduğunu, ticari hayata yeni atıldığı için tecrübesizliğinden yararlanıldığını ve uyuşmazlıkta bir esnaf gibi korunması gerektiğini iddia ederek söz konusu cezai şartın mahkemece indirilmesini talep etmiştir.

Buna göre, (K)'nin iddiaları ve hukuki durumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (K), tacir sıfatını taşıdığı için faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi davranmak zorundadır; bu objektif özen standardı gereği tecrübesizliği mazeret sayılmaz ve süresinde itiraz etmediği faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır.

Cevap

Tacirlerin her türlü ticari faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüklerinin objektif olduğunu, tecrübesizliğin mazeret sayılamayacağını ve faturaya sekiz günlük yasal süre içinde itiraz edilmemesi halinde faturanın içeriğinin kabul edilmiş sayılacağını ifade eden seçenektir.
Türk Ticaret Kanunu'na göre (m. 18/2) her tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorundadır. Bu yükümlülük objektif bir standarda bağlanmış olup, tacirin tecrübesizliği, iş yoğunluğu veya ticari hayata yeni atılmış olması bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz veya hafifletmez. Ayrıca, TTK m. 21/2 uyarınca bir fatura alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriğine itiraz etmezse, içeriğini kabul etmiş sayılır. (K)'nin 10. günde yaptığı itiraz süresinde olmadığından fatura içeriği kanunen kesinleşmiştir. Ek olarak, TTK m. 22 uyarınca tacirler sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın fahiş olduğu gerekçesiyle indirilmesini isteyemezler. Doğru seçenek tüm bu kanuni kuralları eksiksiz yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki kişinin hukuki statüsünü belirlemek
İşletmesi kanuni sınırları aşan ve ticaret siciline tescil edilen (K), hukuken tacir statüsündedir.
Uygulanacak kanun hükümlerini (esnaf mı, tacir mi) tespit etmek için zorunludur.
2
Tacir olmanın faturaya itiraz süresi bakımından sonucunu değerlendirmek
TTK m. 21 uyarınca faturaya itiraz süresi tebliğden itibaren 8 gündür. (K) 10. gün itiraz ettiği için faturanın içeriğini (ürün fiyatını) kabul etmiş sayılır.
Süresinde yapılmayan itirazın hukuki sonuç doğurmayacağını ortaya koymak içindir.
3
Basiretli iş adamı yükümlülüğünün niteliğini tespit etmek
TTK m. 18 uyarınca her tacir ticari faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi davranmalıdır. Bu yükümlülük objektif olup; tecrübesizlik veya iş yoğunluğu mazeret olarak öne sürülemez.
(K)'nin savunmalarının (tecrübesizlik, iş yoğunluğu) hukuken geçerli olmadığını göstermek içindir.
4
Tacirlerin cezai şartın indirilmesini talep edip edemeyeceğini incelemek
TTK m. 22 gereği, tacir sıfatını haiz borçlu, aşırı fahiş olduğu iddiasıyla cezai şartın indirilmesini mahkemeden isteyemez ve esnaflara tanınan haklardan yararlanamaz.
(K)'nin cezai şart hakkındaki talebinin reddedilmesi gerektiğini kanıtlamak içindir.

Anahtar Kavram

Tacir olmanın hukuki sonuçları (basiretli davranma, faturaya itiraz süresi, cezai şart indirim yasağı)
Soru 109Soru

Gerçek kişi tacir statüsündeki Selim, yıllardır faaliyet gösterdiği ve ticaret siciline tescil ettirdiği üretim tesisini devretmek amacıyla üçüncü bir kişiyle müzakerelere başlamış ve taraflar arasında çeşitli sözleşme taslakları hazırlanmıştır.

Bu ticari işletmenin devri ve işletmeye bağlı unsurların hukuki durumu dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taraflar arasındaki devir sözleşmesinde ticaret unvanının akıbetine dair herhangi bir sarih düzenleme yapılmadığından, mevcut ticaret unvanı ticari işletmeyle birlikte kendiliğinden devralana intikal etmiştir.

Cevap

Taraflar arasındaki devir sözleşmesinde ticaret unvanı hakkında açık bir hüküm bulunmaması durumunda unvanın işletmeyle birlikte kendiliğinden devredilmiş sayılacağını belirten ifadedir.
Doğru olan ifade, sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ticaret unvanının işletmeyle birlikte devredilmiş sayılacağıdır. Türk Ticaret Kanunu madde 48 fıkra 2 gereğince; bir ticari işletmenin devri, sözleşmede unvanın devredilmeyeceği yönünde açık bir kayıt bulunmadıkça, ticaret unvanının da kendiliğinden devredilmesi sonucunu doğurur. Kanun koyucu burada unvanın işletmeyle olan sıkı bağını korumuş ve devir iradesinin aksine bir beyan olmadıkça unvanı da kapsadığını karine olarak kabul etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Ticaret unvanının devredilebilirliği kuralını tespit etme
Unvanın işletmeden bağımsız devredilemeyeceği, ancak işletmeyle birlikte devredilebileceği belirlenir.
Türk Ticaret Kanunu madde 48 emredici olarak unvanın tek başına devrini yasaklar.
2
İşletme devrinde sözleşmedeki sessizliğin (hüküm bulunmamasının) sonucunu yorumlama
Sözleşmede aksi açıkça kararlaştırılmadığı için ticaret unvanının işletme ile birlikte otomatik olarak devralana geçeceği tespit edilir.
Kanun koyucu, işletme devredildiğinde unvanın da devredilmiş sayılacağını asıl kural olarak benimsemiştir.
3
Diğer hukuki işlemlerin geçerliliğini kontrol etme
Şahsi borçların devri, kurucu tescil yanılgısı ve esnaf sınırını aşmayan yapının ticari işletme sayılması gibi iddiaların kanuna aykırı olduğu saptanır.
Ticaret hukukunun temel prensipleri (devrin kapsamı, tacir sıfatının fiili işletmeyle kazanılması ve esnaf sınırı) bu hatalı işlemleri geçersiz kılar.

Anahtar Kavram

Ticaret Unvanının İşletmeye Bağlılığı ve Devri İlkesi
Soru 110Soru

Seramik ürünleri üretimi ve toptan satışı yapmak isteyen Ahmet, 15 Şubat 2026 tarihinde geniş bir atölye kiralayıp gerekli makineleri kurmuş ve fiilen üretime başlamıştır. Diğer taraftan, bir kamu kurumunda memur olarak görev yapan Burak, kanuni yasağa rağmen kendi adına bir e-ticaret sitesi kurarak düzenli şekilde elektronik eşya satışına girişmiştir. Cem ve Deniz ise aynı sektörde faaliyet göstermek amacıyla bir limited şirket kurmak üzere şirket esas sözleşmesini noter huzurunda imzalamış, ticaret siciline tescil işlemini henüz gerçekleştirmemiş olmalarına rağmen piyasadan işletme adına fiili ürün alımlarına başlamışlardır.

Bu senaryoda yer alan kişilerin ve oluşumların tacir sıfatını kazanmalarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Burak, tabi olduğu kanuni yasağa aykırı hareket etmiş olsa da bir ticari işletmeyi kendi adına fiilen işlettiği için tacir sayılır ve iflasa tabi olma gibi sonuçlara katlanır.

Cevap

Kanuni yasağa rağmen ticari işletme işleten memurun tacir sayılacağı ve iflas gibi sonuçlara katlanacağı ifadesi doğrudur.
Türk Ticaret Kanunu (Madde 14) uyarınca; meslek ve görevleri dolayısıyla kanundan doğan bir yasağa aykırı olarak ticari işletme işleten kişi tacir sayılır. Devlet memurlarının ticaret yapma yasağı disiplin hukuku açısından yaptırımlara sebep olsa da, ticaret hukukunun mantığı gereği bu kişiler üçüncü kişilere karşı tacir olmanın tüm külfetlerine (iflasa tabi olma, basiretli davranma, ticari defter tutma) katlanmak zorundadırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryodaki Ahmet'in durumunu analiz etmek
Ahmet gerçek kişidir ve fiilen ticari faaliyete başlamıştır. Gerçek kişiler işletmeyi açtığı anda tacir olur. Sicile tescil edilmesi sadece bildiricidir.
Gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması kuralını belirlemek.
2
Senaryodaki Burak'ın (memur) durumunu hukuki yönden incelemek
Burak memur olmasına rağmen kendi adına işletme açmıştır. Kanun gereğince ticari yasaklara rağmen ticari işletme işletenler tacir sayılır ve külfetlerine katlanır.
Yasaklı kişilerin ticari işletme işletmesinin sonuçlarını doğrulamak.
3
Senaryodaki Cem ve Deniz'in kurdukları limited şirketi değerlendirmek
Tüzel kişiler sicile tescil ile tacir sıfatı kazanır. Tescilden önce fiilen faaliyete başlanması şirketin tacir sıfatı kazanmasını sağlamaz.
Ticaret şirketlerinin tacir sıfatını kazanma anını tespit etmek.

Anahtar Kavram

Gerçek ve tüzel kişilerde tacir sıfatının kazanılma anı ile ticari faaliyette bulunma yasağının tacirlik sıfatına etkisi
Soru 111Soru

Kamu yararına çalışan dernek statüsünde olmayan 'Sanat Severler Derneği', dernek tüzüğünde yer alan amaçları gerçekleştirmek ve faaliyetlerine ek gelir sağlamak üzere, bir sanat galerisi açarak ticari işletme boyutunda işletmeye başlamıştır. Öte yandan, üniversite öğrencileri olan Mert ve Nil, birlikte bir kafe işletmek amacıyla adi ortaklık kurmuş ve söz konusu kafeyi müşteri kabulüne açarak fiilen işletmeye başlamışlardır.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, bu olaydaki kişi ve oluşumların tacir sıfatına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanat Severler Derneği tüzel kişi olarak tacir sıfatını kazanırken, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından kafe işletmesi sebebiyle Mert ve Nil ayrı ayrı gerçek kişi tacir sıfatını kazanırlar.

Cevap

Sanat Severler Derneği tüzel kişi olarak tacir sıfatını kazanırken, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından kafe işletmesi sebebiyle Mert ve Nil ayrı ayrı gerçek kişi tacir sıfatını kazanırlar.
Doğru cevap, derneklerin ve adi şirketlerin tacir olma statülerini eksiksiz açıklamaktadır. Türk Ticaret Kanunu'na göre, kamu yararına çalışan dernekler istisna olmak üzere, amacına ulaşmak için ticari işletme işleten dernekler tüzel kişi olarak tacir sıfatını bizzat kazanırlar. Diğer taraftan, Borçlar Kanunu'na tabi olan adi ortaklıkların tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Tüzel kişiliği olmayan bir yapının tacir olması mümkün olmadığından, adi ortaklık bünyesinde bir ticari işletme işletildiğinde, ortaklığı oluşturan gerçek kişiler kendi adlarına ve bağımsız olarak 'gerçek kişi tacir' sıfatını kazanırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Derneklerin tacir olma şartlarını değerlendirme.
Kamu yararına çalışan dernek statüsünde olmayan dernekler, ticari işletme işlettiklerinde bizzat tüzel kişi tacir sıfatını kazanırlar.
Türk Ticaret Kanunu madde 16 uyarınca derneklerin ticari faaliyeti tüzel kişiliğe tacir sıfatı kazandırır.
2
Adi ortaklıkların hukuki niteliğini ve tacir sıfatını inceleme.
Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığı için ortaklık değil, ticari işletmeyi fiilen işleten ortakların kendileri gerçek kişi tacir olurlar.
Tüzel kişiliği olmayan yapıların tacir olamayacağı ilkesi gereği sorumluluk doğrudan gerçek kişi ortaklara aittir.
3
Tacir sıfatının kazanılma anını doğrulama.
Gerçek kişilerde fiili başlama ile tacir sıfatı kazanılır, sicile tescil kurucu şart değildir.
Kanunun tacir sıfatının başlangıcı için fiili durumu veya bildirimi esas alması.

Anahtar Kavram

Gerçek ve Tüzel Kişilerde Tacir Sıfatının Kazanılması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 112Soru

Gıda sektöründe bir restoran açarak fiilen müşteri kabul etmeye başlayan Yalçın, bir süre sonra işlerini büyütmek amacıyla arkadaşı Zeynep ile sermaye ortaklığına giderek bir limited şirket kurma kararı almıştır. Taraflar, şirket esas sözleşmesini kanuna uygun şekilde hazırlayıp imzalarını notere onaylatmışlardır. Ancak söz konusu limited şirket henüz ticaret siciline tescil edilmemiştir.

Ticaret siciline tescilin hukuki etkileri dikkate alındığında, bu somut olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalçın'ın gerçek kişi olarak tacir sıfatını kazanmasında ticaret siciline tescil işlemi kurucu değil, açıklayıcı (bildirici) etkiye sahiptir.

Cevap

Doğru ifade, gerçek kişilerde ticaret siciline tescilin kurucu değil açıklayıcı etkiye sahip olduğunu belirten seçenektir.
Türk Ticaret Kanunu sistemine göre, bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimse (gerçek kişi) tacir sayılır. Tacir sıfatının doğumu eylemli bir duruma (işletmeye başlama) bağlanmıştır. Dolayısıyla Yalçın'ın tacir sıfatını kazanması ticaret siciline tescile bağlı değildir; tescil yükümlülüğü, kazanılmış olan hukuki durumu üçüncü kişilere duyurmayı amaçlayan açıklayıcı (bildirici) bir etkiye sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Yalçın'ın durumunu (gerçek kişi tacir) analiz etme
Yalçın ticari işletmesini fiilen faaliyete geçirdiği için sicile tescil edilmeden tacir sıfatını kazanmıştır.
Gerçek kişi tacirlerde tacir sıfatının doğumu tescile bağlı değildir, tescilin etkisi açıklayıcıdır.
2
Kurulacak limited şirketin durumunu analiz etme
Limited şirket henüz tescil edilmediği için tüzel kişilik kazanmamıştır.
Ticaret şirketlerinin (kolektif, komandit, anonim, limited, kooperatif) tüzel kişilik kazanabilmesi için ticaret siciline tescil edilmeleri şarttır, tescil burada kurucu unsurdur.
3
Seçenekleri bu hukuki kurallar çerçevesinde değerlendirme
Gerçek kişilerde tescilin açıklayıcı etkisini doğru belirten ifade tespit edilir.
Sicile tescilin kurucu mu yoksa açıklayıcı mı olduğunun ayrımı, gerçek ve tüzel kişi tacirler yönünden farklılık gösterir.

Anahtar Kavram

Ticaret Siciline Tescilin Kurucu ve Açıklayıcı (Bildirici) Etkisi
Soru 113Soru

Gıda sektöründe faaliyet gösteren ve yıllar içinde edindiği müşteri çevresi sayesinde ticaret siciline tescilli unvanını oldukça tanınır hale getiren bir şirket, pazar stratejisinde değişikliğe gitmiştir. Şirket yönetimi, sahip olduğu üretim tesislerini, depolarını ve diğer tüm malvarlığı unsurlarını kendi bünyesinde tutmaya devam ederek; sadece yüksek ticari itibar taşıyan ticaret unvanını başka bir teşebbüse yüksek bir bedel karşılığında nakletmek (satmak) üzere bir sözleşme imzalamıştır.

Yürürlükteki ticaret hukuku mevzuatına göre, gerçekleştirilen bu tasarruf işlemiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi hukuken doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticaret unvanının, dayandığı ticari organizasyondan bağımsız bir şekilde tek başına devredilmesi kanunen yasak olduğundan, yapılan bu sözleşme kesin hükümsüzdür.

Cevap

Ticaret unvanının dayandığı organizasyondan bağımsız şekilde tek başına devredilemeyeceği ve emredici hükme aykırı bu sözleşmenin kesin hükümsüz olduğu yönündeki ifadedir.
Ticaret hukuku mevzuatına göre, ticaret unvanı kural olarak ticari işletmeden ayrı olarak başkasına devredilemez. Bu durum literatürde 'bağlılık ilkesi' olarak ifade edilir. Bunun temel amacı, o unvanın arkasındaki ekonomik güce, tecrübeye ve kadroya güvenen üçüncü kişilerin yanıltılmasının önüne geçmektir. Olayda şirket malvarlığı ve organizasyonunu elinde tutarak sadece isim hakkını (unvanı) devretmeyi amaçlamıştır. Kanunun emredici kuralına (devir yasağına) aykırı olarak kurulan bu tür sözleşmeler, borçlar hukuku genel kuralları çerçevesinde baştan itibaren kesin hükümsüzdür (batıldır).

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki tasarruf işleminin konusunu tespit etmek.
Bir şirket, maddi unsurlarını (işletmesini) devretmeksizin yalnızca ticaret unvanını tek başına devretmek üzere sözleşme yapmıştır.
Hangi hukuk kuralının uygulanacağını belirlemek için hukuki işlemin niteliği saptanmalıdır.
2
Ticaret unvanının devrine ilişkin yasal sınırları değerlendirmek.
Ticaret mevzuatındaki temel kurala göre, ticaret unvanı ticari işletmeden ayrı olarak başkasına devredilemez (bağlılık ilkesi).
Üçüncü kişilerin, unvana güvenerek işlem yaparken işletmenin asıl sahibiyle muhatap oldukları yanılgısına düşmesini engellemek gerekir.
3
Emredici yasağa aykırı hukuki işlemin yaptırımını belirlemek.
Kanunun emredici hükümlerine (devir yasağına) aykırı olarak yapılan bu devir sözleşmesi, baştan itibaren geçersiz olup kesin hükümsüzdür (batıldır).
Borçlar hukuku genel hükümleri uyarınca, kanunun emredici yasaklarına aykırı sözleşmeler herhangi bir hukuki sonuç doğuramaz.

Anahtar Kavram

Ticaret Unvanının İşletmeye Bağlılığı (Ayrı Devir Yasağı)
Soru 114Soru

Kozmetik sektöründe faaliyet gösteren gerçek kişi tacir Kemal, ticaret siciline tescilli 'Kemal Yıldız Kozmetik Ürünleri' ticaret unvanı ile ticari faaliyetlerini yürütmekte; aynı zamanda mağazası için 'Doğa Kozmetik' işletme adını kullanmakta ve bu adı da usulüne uygun olarak tescil ettirmiş bulunmaktadır. Kemal, ticari işletmesi, ticaret unvanı ve işletme adı üzerinde çeşitli hukuki işlemler yapmayı planlamaktadır.

Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alındığında, Kemal'in bu değerlere ilişkin tasarruflarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken geçerlidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kemal, ticari işletmesini devretmeksizin sadece 'Doğa Kozmetik' şeklindeki işletme adını tek başına üçüncü bir kişiye devredebilir.

Cevap

Kemal'in ticari işletmesini devretmeksizin sadece işletme adını tek başına devredebilmesi hukuken geçerlidir.
Türk Ticaret Kanunu sistematiğinde ticaret unvanı ile işletme adı arasında devir bakımından çok önemli bir fark bulunur. Ticaret unvanı, taciri tanıtan ve işletmeye sıkı sıkıya bağlı olan bir değer olduğundan işletmeden ayrı olarak başkasına devredilemez. Buna karşılık işletme adı, doğrudan doğruya işletmeyi tanıtan bir ad olup tıpkı markalar gibi işletmeden tamamen bağımsız olarak tek başına başkasına devredilebilir. Bu nedenle Kemal'in işletme adını tek başına devretmesi hukuken geçerli ve mümkün olan bir tasarruftur.

Adım Adım Çözüm

1
Ticaret unvanı ile işletme adının bağımsız devredilebilirlik kurallarının analiz edilmesi.
Kanuna göre ticaret unvanı ticari işletmeye sıkı sıkıya bağlıdır ve işletmeden bağımsız devredilemez. Ancak işletme adı ticari işletmeden tamamen ayrı olarak başkasına devredilebilir.
Olaydaki tasarrufların hukuki geçerliliğinin değerlendirilebilmesi için temel kuralın tespit edilmesi gerekir.
2
Ticari işletmenin devri hâlinde unvan ve işletme adının akıbetinin tespit edilmesi.
İşletme devredildiğinde, taraflar aksini kararlaştırmadıkça hem ticaret unvanı hem de işletme adı kendiliğinden devredilmiş sayılır (yasal karine).
Seçeneklerde devir sözleşmesindeki hükümlerin bu değerlere etkisinin sorgulanmasıdır.
3
İşletme adının kullanım zorunluluğunun değerlendirilmesi.
İşletme adı kullanımı ihtiyari (isteğe bağlı) olup, tacir işletmesi devam etse dahi bu adı kullanmaktan vazgeçebilir.
İşletme adının niteliğiyle ilgili yanılgıları elemek içindir.

Anahtar Kavram

Ticaret Unvanı ve İşletme Adının Devir ve Geçiş Kuralları
Soru 115Soru

Tarım makineleri üreticisi (Ü) (tüzel kişi tacir), bayisi olan (B)'ye (gerçek kişi tacir) teslim ettiği ürünlerin faturasını usulüne uygun olarak tebliğ etmiştir. (B), işletmesinde yaşanan ciddi personel eksikliği ve iç organizasyonundaki aksaklıkları gerekçe göstererek faturayı ancak 15 gün sonra inceleyebilmiş ve içeriğindeki bazı fiyatlandırmalara itiraz etmiştir.

Bu olaydaki hukuki durum ve tacir olmanın sonuçları dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (B), basiretli bir iş adamı gibi ticari işletmesini özenle organize etmek zorunda olduğundan, kendi iç işleyişindeki aksaklıkları mazeret gösteremez ve faturaya 8 gün içinde itiraz etmediği için içeriğini kabul etmiş sayılır.

Cevap

Doğru ifade, (B)'nin basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü gereğince kendi iç organizasyonundaki aksaklıkları mazeret gösteremeyeceğini ve 8 günlük süre içinde faturaya itiraz etmediği için faturanın içeriğini kabul etmiş sayılacağını belirten seçenektir.
Doğru yanıt, (B)'nin tacir olmasından doğan 'basiretli bir iş adamı gibi hareket etme' (TTK m. 18/2) yükümlülüğünü eksiksiz yansıtmaktadır. Bu yükümlülük, tacirlerin ticari işlerinde objektif bir özen göstermesini gerektirir. Hastalık, personel eksikliği, tecrübesizlik veya iç organizasyon bozuklukları gibi öznel mazeretler, kanuni yükümlülüklerin (örneğin TTK m. 21/2'deki 8 günlük fatura itiraz süresinin) ihlaline haklı gerekçe oluşturamaz. Dolayısıyla süreyi mazeretsiz kaçıran (B), faturanın içeriğini hukuken kabul etmiş sayılır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki tarafların sıfatlarını ve hukuki işlemi tespit et.
(Ü) tüzel kişi tacir, (B) gerçek kişi tacirdir. Aralarındaki ticari ilişki kapsamında fatura düzenlenmiş ve tebliğ edilmiştir.
Uygulanacak Türk Ticaret Kanunu hükümlerini (tacir olmanın sonuçları) belirlemek için.
2
Fatura itiraz süresini ve niteliğini değerlendir.
TTK m. 21/2 uyarınca faturayı alan kişi 8 gün içinde içeriğe itiraz etmelidir, aksi takdirde içeriği kabul etmiş sayılır.
Olayda (B)'nin 15. gün yaptığı itirazın yasal süre içinde olup olmadığını saptamak için.
3
Gecikme gerekçesinin hukuken geçerli olup olmadığını analiz et.
Personel eksikliği ve iç organizasyon sorunları mücbir sebep değildir. TTK m. 18/2 gereği tacirler basiretli iş adamı gibi (objektif özenle) davranmak zorundadır.
Tacir olmanın temel sonuçlarından biri olan objektif özen yükümlülüğünün olaydaki yansımasını görmek için.

Anahtar Kavram

Basiretli İş Adamı Gibi Davranma Yükümlülüğü ve Fatura İtiraz Karinesi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 116Soru

Mobilya üretimi alanında faaliyet gösteren bir tesis kuran Can, işletmesini kendi adına işletmeye başlamış; aynı dönemde işletmesinin muhasebe ve finansman işlerini yürütmesi için Efe'yi geniş yetkilerle ticari temsilci olarak atamıştır. İşlerini daha da büyütmeyi hedefleyen Can, bir süre sonra arkadaşı Deniz ile bir araya gelerek bir limited şirket kurma kararı almış ve şirket esas sözleşmesini noter huzurunda imzalamışlardır.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, bu olaydaki işlemlerin ticaret siciline tescili ve tescilin etkileri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Can ve Deniz'in kuracağı limited şirketin tüzel kişilik kazanması ticaret siciline tescille gerçekleşeceğinden, bu işlemde tescilin kurucu (ihdasî) etkisi söz konusudur.

Cevap

Can ve Deniz'in kuracağı limited şirketin tüzel kişilik kazanması ticaret siciline tescille gerçekleşeceğinden, bu işlemde tescilin kurucu (ihdasî) etkisi söz konusudur.
Türk Ticaret Kanunu sisteminde ticaret siciline tescil kural olarak açıklayıcı (bildirici) etkiye sahiptir; yani hukuki durum tescilden bağımsız olarak önceden doğar, tescil sadece bu durumu üçüncü kişilere bildirir. Ancak kanunun istisnai olarak açıkça belirttiği hâllerde tescil kurucu (ihdasî) etkiye sahiptir ve hukuki durum ancak tescil işlemiyle doğar. Tüm ticaret şirketlerinin (anonim, limited, kollektif vb.) tüzel kişilik kazanması, ticaret siciline tescil edildikleri anda gerçekleşir. Bu nedenle bir limited şirketin tescili, tüzel kişiliğin doğumu için mutlak surette kurucu bir etkiye sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki durumların (tacir sıfatı, ticari işletme vasfı, ticari temsilci ataması, şirket kuruluşu) tescil gereksinimlerini analiz et.
Hangi durumun tescilden önce fiilen doğduğu, hangisinin doğrudan tescil işlemi ile varlık kazandığı tespit edilir.
Tescilin kural olarak açıklayıcı (mevcut durumu bildiren), istisna olarak kurucu (yeni bir hukuki durum yaratan) etkisini ayırt etmek.
2
Gerçek kişinin tacir sıfatını ve ticari işletmenin varlığını değerlendir.
Can işletmeyi açtığı an tacir sıfatını kazanmış ve işletme hukuken var olmuştur. Bu konulardaki tescil işlemleri sadece açıklayıcıdır.
Gerçek kişilerde tacir sıfatı fiili duruma (işletmeye başlama) bağlanmıştır.
3
Ticari temsilcinin atanması işleminin tescil etkisini değerlendir.
Temsil yetkisi sözleşme ile iç ilişkide doğar; tescil işlemi üçüncü kişileri bilgilendirme (açıklayıcı etki) amacı taşır.
İç ilişkideki yetkilendirme tescile tabi bir kurucu işlem değildir.
4
Limited şirketin kuruluşunda tescilin etkisini değerlendir.
Kanun gereği tüm ticaret şirketleri tüzel kişiliklerini ticaret siciline tescil ile kazanır. Tescil olmadan tüzel kişilik doğmaz.
Sermaye şirketlerinin varlık kazanması mutlak olarak tescil anına (kurucu etki) bağlanmıştır.

Anahtar Kavram

Ticaret Siciline Tescilin Kurucu ve Açıklayıcı (Bildirici) Etkisi
Soru 117Soru

Geçimini tamamen bedeni çalışmasına dayanarak sağlayan ve ekonomik faaliyeti kanunda belirtilen esnaf işletmesi sınırlarında kalan terzi (K), iş kapasitesini artırmak amacıyla dikiş makinesi üreticisi (M) A.Ş. ile bir sanayi tipi dikiş makinesi alım satım sözleşmesi akdetmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmeye, (K)'nin taksitleri zamanında ödememesi hâlinde makine bedelinin %50'si oranında cezai şart ödeyeceği hükmü eklenmiştir. (K)'nin taksitleri aksatması üzerine (M) A.Ş., cezai şartın tahsili için dava açmış; (K) ise mahkemeden cezai şartın fahiş olduğunu belirterek Türk Borçlar Kanunu uyarınca indirilmesini talep etmiştir. (M) A.Ş. bu talebe, ticari hayatta geçerli olan basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü gereğince tacirlerin cezai şartın indirilmesini isteyemeyeceğini ileri sürerek itiraz etmiştir.

Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alındığında, bu uyuşmazlıkla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Terzi (K), esnaf statüsünde olduğu için tacirlere özgü olan basiretli iş adamı gibi davranma ve fahiş cezai şartın indirilmesini isteyememe kurallarına tabi değildir; hâkimden indirim talep edebilir.

Cevap

Esnaflar, tacirlere özgü olan katı yükümlülüklere (basiretli iş adamı gibi davranma, cezai şartın indirilmesini isteyememe vb.) tabi olmadıkları için terzi (K)'nin fahiş cezai şartın indirilmesini talep etmesi hukuka uygundur.
Türk Ticaret Kanunu m. 22 uyarınca sadece 'tacir sıfatını haiz borçlu' fahiş cezai şartın indirilmesini mahkemeden talep edemez. Somut olayda terzi (K), ekonomik faaliyeti bedeni çalışmasına dayanan bir esnaftır. Esnaflar, tacirlerin tabi olduğu basiretli iş adamı gibi davranma ve cezai şartta indirim isteyememe gibi katı kurallara tabi tutulamazlar. Bu nedenle (K), Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri çerçevesinde hâkimden aşırı gördüğü ceza koşulunun indirilmesini talep hakkına sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki kişilerin hukuki statülerini (tacir veya esnaf) tespit etme.
(M) A.Ş. bir ticaret şirketi olduğu için tüzel kişi tacirdir. Terzi (K) ise kanundaki tanıma göre bedeni çalışmasına dayanan bir esnaf işletmesi sahibidir.
Hangi hukuki kuralların uygulanacağı, tarafların tacir veya esnaf olmasına göre doğrudan değişmektedir.
2
Esnaflar için Türk Ticaret Kanunu'nun hangi hükümlerinin uygulanacağını değerlendirme.
Tacir olmanın sonuçlarından olan 'basiretli iş adamı gibi davranma' yükümlülüğü (TTK m. 18/2) ve 'tacir sıfatını haiz borçlunun fahiş cezai şartın indirilmesini isteyemeyeceği' (TTK m. 22) kuralları kural olarak esnaflara uygulanmaz.
Esnaflar, sermayeden ziyade emeğe dayalı çalıştıkları için kanun koyucu onları tacirlerin tabi olduğu katı kurallardan muaf tutmuştur.
3
Terzi (K)'nin talebini Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde sonuçlandırma.
(K) tacir statüsünde olmadığından, TTK'daki kısıtlamaya tabi olmaz ve TBK'nın genel hükümleri uyarınca hâkimden sözleşmedeki fahiş ceza koşulunun indirilmesini isteyebilir.
Tacirlere yönelik istisnai kısıtlamalar bulunmadığında borçlar hukukunun zayıfı koruyan genel kuralları devreye girer.

Anahtar Kavram

Esnaf ve Tacir Ayrımı, Tacir Olmanın Hüküm ve Sonuçları
Soru 118Soru

Mobilya üretimi sektöründe faaliyet gösteren gerçek kişi tacir (M), kereste tedarikçisi tacir (K) ile imzaladığı satım sözleşmesi kapsamında yüksek miktarda ham madde alımı yapmıştır. Sözleşmede, ödemede temerrüde düşülmesi hâlinde ödenecek yüksek bir cezai şart kararlaştırılmıştır. (K), teslimatı gerçekleştirdikten sonra faturayı (M)'ye usulüne uygun olarak tebliğ etmiştir. Ancak (M), faturadaki tutarın anlaştıkları bedelden belirgin şekilde yüksek olduğunu tebliğden 12 gün sonra fark ederek itirazda bulunmuştur. Ayrıca (M), bu sektöre yeni girdiği için tecrübesizliğinden yararlanıldığını (gabin) ve kararlaştırılan fahiş cezai şartın ödenmesinin ticari işletmesini mahvedeceğini ileri sürerek sözleşmenin iptalini ve cezai şartın indirilmesini talep etmiştir.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (M), faturaya 8 günlük kanuni süre içinde itiraz etmediğinden faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır; ayrıca basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü gereği tecrübesizliğine dayanarak sözleşmenin iptalini isteyemez ve cezai şartın indirilmesini talep edemez.

Cevap

Tacir olan tarafın 8 günlük yasal süreyi geçirmesi nedeniyle faturanın içeriğini zımnen kabul etmiş sayıldığını, basiretli iş adamı yükümlülüğü sebebiyle tecrübesizliğe dayanarak gabin (aşırı yararlanma) iddiasında bulunamayacağını ve yine tacir sıfatından dolayı öngörülen fahiş cezai şartın indirilmesini hakimden talep edemeyeceğini ifade eden seçenektir.
Türk Ticaret Kanunu'na göre, ticari işletmesi bağlamında sözleşme imzalayan tacirlerin üç önemli yükümlülüğü ve kısıtlaması olayda yer almaktadır. Birincisi, tebliğ edilen faturaya kanuni süre olan 8 gün içinde itiraz edilmemesi, faturanın münderecatının (içeriğinin) hukuken kabul edildiği anlamına gelir. İkincisi, TTK m. 18 uyarınca 'basiretli bir iş adamı gibi davranma' yükümlülüğü; tacirin kendi iş alanındaki piyasa koşullarını bilmesini gerektirir, bu yüzden tacir sıfatı taşıyanlar salt tecrübesizliklerine dayanarak sözleşmenin iptalini (gabin) isteyemezler. Üçüncüsü ise TTK m. 22 gereğince, tacir olan borçlu, kararlaştırılan cezai şartın fahiş olduğu gerekçesiyle Borçlar Kanunu'ndaki indirim (tenkis) hakkından faydalanamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Faturaya itiraz süresinin ve sonuçlarının değerlendirilmesi
Olayda 12 gün sonra itiraz edildiği için yasal süre aşılmıştır.
TTK m. 21/2 uyarınca tebliğ edilen faturanın içeriğine 8 gün içinde itiraz etmeyen tacir, faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır.
2
Tecrübesizlik (gabin) iddiasının tacirler açısından incelenmesi
Tacir (M), sektöre yeni girmiş olsa dahi tecrübesizlik iddiasıyla sözleşmenin iptalini isteyemez.
TTK m. 18/2 uyarınca her tacir, ticaretiyle ilgili tüm faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorundadır. Bu yükümlülük, tecrübesizliğe sığınarak gabin iddiasında bulunmayı engeller.
3
Fahiş cezai şartın indirilmesi talebinin incelenmesi
Tacir (M), sözleşmedeki cezai şart ticari mahvına sebep olacak olsa bile hakkaniyet indirimi talep edemez.
TTK m. 22 gereği, tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan 'fahiş cezai şartın hakim tarafından indirilmesi' (tenkis) hükmünden yararlanamaz.

Anahtar Kavram

Tacir Olmanın Hukuki Sonuçları (Fatura itiraz süresi, basiretli davranma yükümlülüğü, cezai şartı indirememe)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 119Soru

Bir lojistik firmasını işleten (A) Anonim Şirketi, kredi temin etmek amacıyla işletmesini (B) Bankasına rehnetmek üzere yazılı bir sözleşme akdetmiştir. Sözleşmede; işletmeye ait taşıtlar, menkul işletme tesisatı ve fikrî mülkiyet hakları rehin kapsamına alınmış ancak şirketin mevcut "ticaret unvanı" açıkça rehin kapsamı dışında bırakılarak anlaşma Taşınır Rehin Siciline (TARES) tescil edilmiştir. Bu işlemin hukuki sonucu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticari işletme rehninde ticaret unvanının rehin kapsamında olması kanuni bir zorunluluk olduğundan, olayda ticari işletme rehni değil; yalnızca sözleşmede sayılan varlıklar üzerinde münferit rehin hakları kurulmuş sayılır.

Cevap

Ticari işletme rehninde ticaret unvanının rehin kapsamında olması kanuni bir zorunluluk olduğundan, olayda ticari işletme rehni değil; yalnızca sözleşmede sayılan varlıklar üzerinde münferit rehin hakları kurulmuş sayılır.
6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu'nun (TİTRK) 5. maddesine göre; ticari işletme veya esnaf işletmesi üzerinde kurulan rehin hakkı, ticaret unvanı ve işletme adı ile menkul işletme tesisatı ve fikrî mülkiyet haklarının tamamı üzerinde kurulmuş sayılır. Taraflarca bu unsurlardan herhangi birinin rehin kapsamı dışında bırakılması hâlinde, ticari işletme rehni kurulmuş sayılmaz. Bu durumda yalnızca sözleşmede sayılan varlıklar üzerinde münferit (bireysel) rehin hakkı kurulmuş kabul edilir. Olayda ticaret unvanı dışarıda bırakıldığı için işlem ticari işletme rehni olarak değil, sayılan diğer varlıklar üzerinde münferit rehin olarak hüküm ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki işlemi ve istisna edilen unsuru tespit etme
Taraflar ticari işletme rehni kurmak istemiş ancak 'ticaret unvanını' kapsam dışı bırakmış ve sözleşmeyi TARES'e tescil etmiştir.
Uygulanacak yasal kuralın sınırlarını belirlemek için öncelikli adım olguların tespitidir.
2
6750 sayılı TİTRK Madde 5'teki zorunlu unsurları uygulama
Kanuna göre ticari işletme veya esnaf işletmesi rehni; ticaret unvanı, işletme adı, menkul işletme tesisatı ve fikrî mülkiyet haklarının tamamı üzerinde kurulmuş sayılır.
Rehin sözleşmesinin geçerliliği ve niteliği kanundaki emredici unsurlara bağlıdır.
3
Zorunlu unsurun dışarıda bırakılmasının hukuki sonucunu saptama
Bu unsurlardan herhangi birinin (olayda unvanın) kapsam dışında bırakılması hâlinde ticari işletme rehni kurulamaz; bunun yerine sözleşmede sayılan varlıklar üzerinde münferit (ayrı ayrı) rehin hakkı kurulmuş olur.
Kanun koyucu unsur eksikliğinde işlemin tamamen iptali yerine, tahvil (dönüştürme) benzeri bir yaklaşımla sözleşmeyi münferit taşınır rehni olarak ayakta tutmaktadır.

Anahtar Kavram

Ticari İşletme Rehninin Zorunlu Unsurları ve Unsur Eksikliğinin Sonucu
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 120Soru

Bay (X)(X), hırdavat malzemeleri satmak üzere bir dükkân kiralamış, gerekli malları temin etmiş ve 1010 Nisan tarihinde dükkânını müşterilere açarak fiilen satışa başlamıştır. Ancak Bay (X)(X) henüz ticaret siciline herhangi bir tescil yaptırmamıştır. Aynı tarihte, lojistik sektöründe faaliyet göstermek isteyen (Y)(Y) ve (Z)(Z), bir limited şirket kurmak amacıyla şirket esas sözleşmesini noter huzurunda imzalamış, depo kiralamış ve nakliye araçları satın almışlardır. Ancak kurdukları bu limited şirketin ticaret siciline tescil işlemi henüz gerçekleştirilmemiştir.

Buna göre, 61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, Bay (X)(X)'in ve kurulmak istenen limited şirketin tacir sıfatını kazanmasıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bay (X)(X) ticari işletmesini fiilen kendi adına işletmeye başladığı için tacir sıfatını kazanmıştır; limited şirket ise henüz ticaret siciline tescil edilmediğinden tüzel kişilik ve tacir sıfatı kazanmamıştır.

Cevap

Bay (X)(X)'in fiilen faaliyete geçmekle tacir sıfatını kazandığını, limited şirketin ise ancak tescil ile tüzel kişilik ve tacir sıfatı kazanacağını belirten ifadedir.
Doğru olan ifadede, Türk Ticaret Kanunu'nun gerçek ve tüzel kişilerin tacir sıfatını kazanma anlarına ilişkin temel ayrımı isabetli bir şekilde yansıtılmıştır. Gerçek kişi olan Bay (X)(X), 1010 Nisan tarihinde dükkânını açıp fiilen ticari işletmesini kendi adına işletmeye başladığı an (TTK m. 12 gereği) tacir sıfatını kazanmıştır; onun için tescilin sadece bildirici (açıklayıcı) etkisi vardır. Diğer taraftan ticaret şirketleri, Türk Ticaret Kanunu uyarınca tüzel kişiliklerini ancak ticaret siciline tescil edildikleri an kazanırlar. Tüzel kişiliği bulunmayan bir yapının tacir olması mümkün olmadığından, henüz tescil edilmemiş olan limited şirket tacir sıfatını kazanamamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılma anını belirlemek.
Türk Ticaret Kanunu m. 12 uyarınca, gerçek kişilerde tacir sıfatı ticari işletmenin kısmen dahi olsa kendi adına işletilmeye başlanmasıyla kazanılır. Tescil açıklayıcıdır. Bay (X)(X) fiilen faaliyete başladığı için tescile gerek olmaksızın tacir sıfatını kazanmıştır.
Gerçek kişi tacirlerde kuruluş işlemleri kanun gereği fiili duruma bağlanmıştır.
2
Tüzel kişilerde (ticaret şirketlerinde) tacir sıfatının kazanılma anını belirlemek.
Türk Ticaret Kanunu m. 16 ve şirketler hukuku genel hükümleri uyarınca, ticaret şirketleri ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanırlar. Tüzel kişilik doğmadan şirketin tacir olması hukuken mümkün değildir. Şirket henüz tescil edilmediği için tacir değildir.
Ticaret şirketlerinde tüzel kişiliğin doğumu için tescil kurucu etkiye sahiptir.
3
İki durumu karşılaştırarak doğru hukuki sonuca ulaşmak.
Bay (X)(X) tacirdir, kurulmak istenen limited şirket henüz tacir değildir.
Kişi türlerine göre tacir sıfatının kazanılma anındaki farklı hukuki rejimler.

Anahtar Kavram

Gerçek ve Tüzel Kişilerde Tacir Sıfatının Kazanılması ve Sicilin Etkisi
ÖncekiSayfa 6 / 7Sonraki