Moleküler Biyoloji

173 soru

Soru 61Soru

DNA çift sarmalında nükleotidler birbirlerine fosfodiester bağlarıyla bağlanarak şeker-fosfat omurgasını oluşturur. Ancak sarmalın termodinamik stabilitesine, bazlar arasındaki hidrojen bağlarından daha fazla katkı sağlayan ve ardışık bazların dikey eksende birbiri üzerine binmesiyle karakterize edilen temel kuvvet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hidrofobik istiflenme (base stacking) etkileşimleri

Cevap

DNA çift sarmalının stabilitesine en büyük katkıyı sağlayan kuvvet, dikey eksende bazların birbiri üzerine yerleşmesiyle oluşan hidrofobik istiflenme (base stacking) etkileşimleridir.
DNA çift sarmalının iç kısmında yer alan azotlu bazlar hidrofobiktir. Bu bazların dikey bir sütun oluşturacak şekilde üst üste binmesi (stacking), su moleküllerinin sarmalın iç kısmından dışlanmasını sağlar ve van der Waals kuvvetleri aracılığıyla sarmalın termodinamik stabilitesine en büyük katkıyı sunar.

Adım Adım Çözüm

1
DNA sarmalını bir arada tutan dikey ve yatay etkileşimleri analiz et.
Yatayda hidrojen bağları, dikeyde ise istiflenme kuvvetleri bulunur.
Sarmalın bütünlüğünü sağlayan farklı düzlemlerdeki kuvvetleri ayırt etmek gerekir.
2
Hidrojen bağlarının temel fonksiyonunu belirle.
Hidrojen bağları baz eşleşmesinin özgüllüğünü (A-T, G-C) sağlar.
H-bağları stabiliteye katkı sağlasa da asıl görevi doğru bazların karşı karşıya gelmesini sağlamaktır.
3
İstiflenme (stacking) etkileşimlerinin termodinamik katkısını değerlendir.
Hidrofobik etkileşimler ve van der Waals kuvvetleri, sarmalın merkezindeki sudan kaçınan bazların üst üste binmesiyle toplam enerjiyi düşürür ve stabiliteyi maksimize eder.
Dikey istiflenme, sarmalın suyla temas eden yüzey alanını azaltarak entropik bir avantaj sağlar.

Anahtar Kavram

DNA Stabilitesi ve İstiflenme Kuvvetleri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 62Soru

DNA'nın yapısal polimorfizmi çerçevesinde B-DNA formundan sol el dönüşlü (left-handed) Z-DNA formuna geçiş (B-to-Z transition), gen ifadesinin düzenlenmesinde ve kromatin organizasyonunda önemli bir role sahiptir. Buna göre, fizyolojik koşullarda veya laboratuvar ortamında Z-DNA yapısının oluşumunu ve kararlılığını artıran faktörler ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sitozin bazlarının 55' pozisyonundan metillenmesi (55-metilsitozin), Z-DNA formunun termodinamik olarak daha düşük bir enerji seviyesinde stabilize edilmesine yardımcı olur.

Cevap

Sitozin bazlarının metillenmesinin Z-DNA formunu stabilize ettiğini belirten ifade doğrudur.
Doğru ifade, sitozin metillenmesinin Z-DNA'yı stabilize ettiğini belirtmektedir. 55-metilsitozin içeren DNA bölgelerinde, metil grupları Z-DNA'nın dış yüzeyindeki hidrofobik bir boşluğa yerleşerek yapıyı termodinamik olarak destekler ve B'den Z'ye geçişi kolaylaştırır.

Adım Adım Çözüm

1
Z-DNA ve B-DNA arasındaki yapısal farkların analiz edilmesi
B-DNA sağ el dönüşlü ve düzenli bir omurgaya sahipken, Z-DNA sol el dönüşlü ve zig-zag şeklinde bir omurgaya sahiptir.
Geçişi etkileyen faktörleri anlamak için temel yapısal parametrelerin (helis dönüşü, konformasyon) bilinmesi gerekir.
2
Çevresel faktörlerin (tuz ve süperkıvrımlanma) etkisinin değerlendirilmesi
Yüksek tuz konsantrasyonu fosfat itmesini azaltır; negatif süperkıvrımlanma ise helisi gevşeterek sol el dönüşüne (Z-DNA) zemin hazırlar.
Z-DNA'da fosfat grupları birbirine daha yakın olduğu için elektrostatik itme daha fazladır.
3
Kimyasal modifikasyonların (metilasyon) rolünün belirlenmesi
Sitozinin 55-metilasyonu, Z-DNA'daki atomik yerleşim nedeniyle bu formu stabilize eder.
Metil grupları Z-formunda, B-formuna göre daha az suyla temas eden (hidrofobik olarak korunan) bir bölgede yer alır.

Anahtar Kavram

DNA Polimorfizmi ve Z-DNA Stabilizasyonu

İpuçları

1
B-DNA sağ el, Z-DNA sol el dönüşlüdür. Bu dönüş farkı omurganın 'zig-zag' yapmasına neden olur.
2
Z-DNA'da fosfat grupları birbirine çok yakındır. Bu itmeyi dengelemek için ne tür bir ortam (tuzlu/tuzsuz) gerekir?
3
Pürin nükleotidleri Z-DNA'da 'syn' konformasyonuna geçer. Metilasyon gibi modifikasyonlar bu ekstrem yapıları stabilize edebilir.

Daha Fazla Pratik

DNA denatürasyon kinetiği ve hyperchromic shift (hiperkromisite) etkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 63Soru

Ökaryotik hücrelerde protein sentezinin elongasyon (uzama) evresinde, ribozomun mRNAmRNA üzerinde bir kodon ilerlemesini (translokasyon) sağlayan faktörün inaktivasyonu translasyonu durdurur. *Corynebacterium diphtheriae* tarafından üretilen difteri toksini, aşağıdaki faktörlerden hangisini NAD+NAD^+ kullanarak post-translasyonel bir modifikasyon olan ADP-ribozilasyonu ile kalıcı olarak inaktive eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: eEF2eEF-2 (Ökaryotik Elongasyon Faktörü 2)

Cevap

Difteri toksini, ökaryotik translasyonun elongasyon basamağında görevli olan eEF2eEF-2 faktörünü ADP-ribozilasyonu ile inaktive eder.
Difteri toksini, ökaryotik hücrelerde translasyonun elongasyon (uzama) evresinde görev yapan eEF2eEF-2 faktörünü hedef alır. Toksin, NAD+NAD^+ molekülünden gelen ADP-riboz grubunu eEF2eEF-2 üzerindeki 'difthamid' adı verilen modifiye bir histidin kalıntısına aktararak (ADP-ribozilasyonu) faktörü kalıcı olarak inaktive eder. Bu durum ribozomun translokasyon yapmasını engeller ve protein sentezi durur.

Adım Adım Çözüm

1
Toksinin etki ettiği hücresel süreci belirle.
Difteri toksini protein sentezini (translasyon) inhibe eder.
Toksinin patofizyolojik etkisinin temelinde translasyon blokajı yatar.
2
Toksinin biyokimyasal etki mekanizmasını tanımla.
NAD+NAD^+ kullanılarak gerçekleştirilen ADP-ribozilasyonu modifikasyonu.
Bu modifikasyon, hedef proteinin yapısını değiştirerek görev yapmasını engeller.
3
Translokasyon basamağında görevli olan spesifik hedef faktörü seç.
eEF2eEF-2 (prokaryotlardaki karşılığı EF-G'dir).
Ribozomun mRNA üzerinde kaymasını (translokasyon) sağlayan temel faktör eEF2eEF-2'dir.

Anahtar Kavram

Difteri toksini, ökaryotik elongasyon faktörü 2'yi (eEF2eEF-2) ADP-ribozilasyonu yoluyla inaktive ederek protein sentezini durdurur.

Daha Fazla Pratik

Pseudomonas ekzotoksini A'nın mekanizması ile difteri toksini mekanizmasının benzerliğini ve Şiga toksininin ribozomal RNA (28S rRNA) üzerindeki farklı etkisini karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 64Soru

Prokaryotik hücrelerde gen ifadesinin düzenlenmesinden sorumlu olan operon sistemlerinde; bir baskılayıcı (represör) proteinin bağlandığı ve RNA polimerazın genler boyunca ilerlemesini fiziksel olarak engelleyen spesifik DNA dizisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Operatör

Cevap

Prokaryotik operonlarda represör proteinin bağlandığı bölge operatördür.
Operatör bölgesi, DNA üzerinde bulunan ve represör (baskılayıcı) proteinlerin spesifik olarak bağlandığı dizidir. Bu bağlanma, RNA polimerazın promotörden başlayarak yapısal genleri transkribe etmesini engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Operon yapısının bileşenlerini tanımla.
Operon; promotör, operatör ve yapısal genlerden oluşur.
Sistemin nasıl çalıştığını anlamak için yapı taşlarını bilmek gerekir.
2
Kontrol mekanizmasını analiz et.
Represör protein operatöre bağlandığında RNA polimerazın yolunu kapatır.
Soruda sorulan 'fiziksel engelleme' işlevi operatör bölgesi aracılığıyla gerçekleşir.

Anahtar Kavram

Operon Yapısı ve Operatör Fonksiyonu
Tahmini Süre:45s
Soru 65Soru

DNA replikasyonu sırasında yeni bir DNA zinciri sentezlenirken, nükleotitlerin eklenme yönü (sentez yönü) ve kalıp (template) DNA zincirinin okunma yönü aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sentez yönü: 535' \rightarrow 3'; Okunma yönü: 353' \rightarrow 5'

Cevap

Yeni DNA zincirinin sentezi 535' \rightarrow 3' yönünde gerçekleşirken, kalıp DNA zinciri 353' \rightarrow 5' yönünde okunur.
Doğru seçenekte belirtildiği üzere, DNA polimeraz enzimi yeni nükleotitleri büyüyen zincirin serbest 3OH3'-OH grubuna eklediği için sentez her zaman 535' \rightarrow 3' yönünde ilerler. DNA'nın çift sarmal yapısında zincirler birbirine antiparalel (ters yönlü) bağlı olduğu için, enzim kalıp zincir üzerinde fiziksel olarak 33' ucundan 55' ucuna doğru hareket eder.

Adım Adım Çözüm

1
DNA polimeraz enziminin biyokimyasal gereksinimini belirle.
DNA polimerazlar, yeni bir nükleotidin fosfat grubunu, mevcut zincirin serbest 3OH3'-OH grubuna bağlar.
Bu kimyasal kısıtlama, sentezin yönünü belirleyen temel faktördür.
2
Sentez yönünü saptanması.
Nükleotitler 33' ucuna eklendiği için yeni zincir 55' ucundan 33' ucuna doğru uzar (535' \rightarrow 3').
Zincir büyümesi her zaman serbest hidroksil ucuna doğru ilerler.
3
Kalıp zincir ile sentezlenen zincir arasındaki yapısal ilişkiyi kur.
DNA zincirleri birbirine antiparaleldir. Yeni zincir 535' \rightarrow 3' yönünde sentezleniyorsa, kalıp zincir bunun zıttı olan 353' \rightarrow 5' yönünde okunmalıdır.
Baz eşleşmesinin sağlanması için zincirlerin ters yönlü (antiparalel) uzanması gerekir.

Anahtar Kavram

DNA polimerazlar sadece 535' \rightarrow 3' yönünde sentez yapabilir ve kalıp zinciri antiparalel olarak 353' \rightarrow 5' yönünde okur.

İpuçları

1
DNA polimerazın nükleotit eklemek için hangi serbest gruba (OHOH veya Fosfat) ihtiyaç duyduğunu düşünün.
2
Nükleotitler her zaman 33' ucuna eklendiğine göre zincir hangi yöne doğru uzar?
3
DNA zincirlerinin birbirine antiparalel olduğunu ve sentez yönünün 535' \rightarrow 3' olduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Okazaki fragmanlarının neden sentezlendiğini ve bu fragmanların sentez yönünün genel replikasyon yönüyle ilişkisini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kalıp ve yeni zinciri bir kağıda birbirine ters yönlü oklar çizerek (biri yukarı, diğeri aşağı) görselleştirmek yönlerin asla aynı olamayacağını anlamanıza yardımcı olur.
Tahmini Süre:45s
Soru 66Soru

Hücre döngüsünde G2G_2 fazından M fazına (mitoz) geçiş, 'M-fazı ilerletici faktör' (MPFMPF) olarak da bilinen Siklin B-CDK1 kompleksinin aktivasyonu ile gerçekleşir. Bu kompleksin aktivitesi, CDK1 alt birimi üzerindeki spesifik amino asit kalıntılarının fosforilasyon ve defosforilasyon süreçleri ile hassas bir şekilde düzenlenir.

CDK1 üzerindeki inhibitör etkili Thr14Thr^{14} ve Tyr15Tyr^{15} fosfat gruplarını uzaklaştırarak MPFMPF kompleksini aktif hale getiren ve hücrenin mitoza girmesini sağlayan enzim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cdc25 fosfataz

Cevap

CDK1 üzerindeki inhibitör fosfatları uzaklaştırarak hücrenin mitoza girmesini sağlayan enzim Cdc25 fosfatazdır.
Cdc25 fosfataz, CDK1 üzerindeki Thr14Thr^{14} ve Tyr15Tyr^{15} amino asitlerine bağlı olan ve enzimin aktif bölgesini bloke eden inhibitör fosfat gruplarını hidroliz yoluyla uzaklaştırır. Bu işlem, Siklin B-CDK1 (MPF) kompleksinin aktifleşmesini ve hücrenin G2G_2 fazından M fazına geçmesini sağlayan kritik adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Siklin B ve CDK1 kompleksinin (MPF) oluşumunu incele.
G2G_2 fazı boyunca Siklin B düzeyi artar ve CDK1 ile birleşerek inaktif MPF oluşturur.
Hücrenin mitoza hazırlanması için bu proteinlerin bir araya gelmesi gerekir.
2
İnhibitör fosforilasyon mekanizmasını tanımla.
Wee1 kinaz, CDK1'in aktif bölgesindeki Thr14Thr^{14} ve Tyr15Tyr^{15} kalıntılarını fosforile eder.
Bu modifikasyon, ATP'nin bağlanmasını engelleyerek kompleksin erken aktifleşmesini önler.
3
Aktivasyon basamağını belirle.
Cdc25 fosfataz enzimi, bu iki inhibitör fosfatı (P) uzaklaştırır.
Defosforilasyon, CDK1'in katalitik bölgesini serbest bırakarak MPF'yi aktif hale getirir.
4
Mitoza giriş sonucunu doğrula.
Aktif MPF, nükleer laminlerin ve kromatin proteinlerinin fosforilasyonunu başlatarak mitozu tetikler.
Cdc25'in etkisi hücrenin kontrol noktasını geçmesini sağlayan nihai 'tetik' etkisidir.

Anahtar Kavram

Hücre döngüsünün G2/MG_2/M kontrol noktası ve CDK1'in fosforilasyon/defosforilasyon ile regülasyonu.

Daha Fazla Pratik

Siklin bağımlı kinaz inhibitörleri (CKI) olan p21 ve p16'nın hangi siklin-CDK komplekslerini hedef aldığını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 67Soru

Ökaryotik hücrelerde RNARNA polimeraz IIIIII tarafından gerçekleştirilen transkripsiyon süreçleri ve bu enzimin promotör tanıma mekanizmaları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: tRNAtRNA ve 5S5S rRNArRNA genlerinde promotör dizileri (KutuAKutu A ve KutuBKutu B gibi), tipik olarak transkripsiyon başlangıç noktasının mansabında (downstream) ve genin transkribe edilen bölgesi içinde yer alır.

Cevap

tRNA ve 5S rRNA genlerinde promotör dizilerinin gen içinde (internal) yer alması
Doğru seçenek, RNARNA polimeraz IIIIII'ün en ayırıcı özelliklerinden birini ifade etmektedir. tRNAtRNA ve 5S5S rRNArRNA gibi küçük RNARNA genlerinin promotör dizileri (KutuAKutu A, KutuBKutu B veya CC), transkripsiyon başlangıç noktasının (+1+1) öncesinde değil, sentezlenen bölgenin içinde yer alır. Bu yapıya 'İç Kontrol Bölgesi' (ICRICR) denir.

Adım Adım Çözüm

1
Eukaryotik RNA polimeraz III'ün ürünlerini ve promotör yapılarını belirle.
RNA Pol III; tRNA, 5S rRNA ve bazı küçük nükleer RNA'ları sentezler. Promotörleri genellikle genin içindedir.
Pol III, diğer polimerazlardan farklı olarak 'internal control regions' (ICR) adı verilen gen içi dizileri tanır.
2
Enzimin inhibitör duyarlılığını ve modifikasyon yeteneklerini değerlendir.
Alfa-amanitine orta duyarlıdır (Pol II > Pol III > Pol I). 5' kepleme yapmaz.
Farklı RNA polimerazların yapısal farklılıkları, toksinlere duyarlılıklarını ve post-transkripsiyonel işleme kapasitelerini belirler.
3
Genel transkripsiyon faktörlerinin (TBP gibi) gerekliliğini kontrol et.
TBP, Pol III transkripsiyonu için gerekli olan TFIIIB kompleksinin bir parçasıdır.
TBP, ökaryotlarda bazal transkripsiyon mekanizmasının evrensel bir bileşenidir.

Anahtar Kavram

RNA Polimeraz III'ün İçsel (İnternal) Promotör Mekanizması

İpuçları

1
Promotör dizilerinin her zaman genin 'önünde' (upstream) yer alıp almadığını düşünün.
2
RNA Pol III tarafından sentezlenen tRNA genlerinin yapısal kontrol bölgelerinin (Kutu A ve B) kodlanan bölge içinde olduğunu hatırlayın.
3
TBP'nin sadece Pol II'ye mi özgü yoksa tüm polimerazlar için mi gerekli olduğunu değerlendirin.

Daha Fazla Pratik

RNA polimeraz II'nin CTD (karboksi-terminal domain) fosforilasyonunun transkripsiyon ve işleme süreçlerini nasıl koordine ettiğini inceleyin.

Alternatif Yöntem

RNA polimerazların ürün-promotör-inhibitör özelliklerini içeren bir tablo yaparak seçenekleri elemek en hızlı yoldur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 68Soru

DNA replikasyonunda görev alan enzimlerin ve alt birimlerin isimlendirmeleri benzerlik gösterse de, bu bileşenlerin biyokimyasal fonksiyonları prokaryot ve ökaryot hücrelerde önemli farklılıklar sergileyebilir. Buna göre, **"Epsilon (ϵ\epsilon)"** simgesiyle tanımlanan replikasyon bileşenlerinin fonksiyonları ile ilgili aşağıdaki karşılaştırmalardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prokaryotik DNA polimeraz III bünyesindeki ϵ\epsilon alt birimi 353' \rightarrow 5' ekzonükleaz (kanıt okuma) aktivitesinden sorumluyken; ökaryotik DNA polimeraz ϵ\epsilon, kesintisiz (leading) zincirin sentezinden sorumlu temel polimerazdır.

Cevap

Prokaryotik DNA polimeraz III bünyesindeki epsilon alt birimi kanıt okuma aktivitesinden sorumluyken; ökaryotik DNA polimeraz epsilon, kesintisiz zincirin sentezinden sorumlu temel polimerazdır.
Doğru yanıt olan seçenek, biyokimyasal literatürdeki isimlendirme farklarını tam olarak karşılar. Prokaryotik (E.coliE. coli) DNA polimeraz III holoenziminin 'core' (çekirdek) yapısı üç alt birimden oluşur: α\alpha (polimerizasyon), ϵ\epsilon (353' \rightarrow 5' ekzonükleaz/proofreading) ve θ\theta (aktivite artırıcı). Ökaryotlarda ise nükleer DNA replikasyonunda görev alan üç ana polimerazdan biri olan polimeraz ϵ\epsilon, özellikle kesintisiz (leading) zincirin yüksek hız ve ilerleyicilikle sentezlenmesinden sorumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Prokaryotik DNA polimeraz III (Pol III) holoenziminin çekirdek yapısını analiz et.
Pol III core enzimi α\alpha (polimeraz), ϵ\epsilon (3'-5' ekzonükleaz) ve θ\theta (stabilizatör) alt birimlerinden oluşur.
Epsilon biriminin prokaryotlardaki spesifik görevini belirlemek için çekirdek enzim yapısını bilmek gerekir.
2
Ökaryotik nükleer DNA polimerazlarının (α,δ,ϵ\alpha, \delta, \epsilon) görevlerini tanımla.
DNA polimeraz α\alpha başlangıç (priming), δ\delta kesintili (lagging) zincir ve ϵ\epsilon kesintisiz (leading) zincir sentezinden sorumludur.
Ökaryotik sistemdeki 'epsilon' isimlendirmesinin fonksiyonel karşılığını bulmak gerekir.
3
İki sistemdeki 'epsilon' bileşenlerini karşılaştır ve sentez yönü/sadakat kurallarıyla doğrula.
Prokaryotik ϵ\epsilon alt birimdir, ökaryotik ϵ\epsilon ise bağımsız bir polimerazdır. Her ikisi de yüksek sadakatli sentez için gereklidir.
İsim benzerliğinden kaynaklanan kafa karışıklığını gidermek ve doğru fonksiyonel eşleşmeyi seçmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Prokaryotik ve ökaryotik replikasyon enzimlerinin alt birim düzeyinde fonksiyonel ayrımı ve isim benzerliklerinin yönetimi.

Daha Fazla Pratik

Replikasyon faktörü C (RFC) ve PCNA'nın prokaryotik karşılıkları ile polimeraz switching mekanizmasını gözden geçirmek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 69Soru

Hücrenin kontrolsüz proliferasyonuna karşı geliştirdiği önemli bir savunma mekanizması olan 'onkogen aracılı yaşlanma' (oncogene-induced senescence) sürecinde; cMycc-Myc veya E2F1E2F1 gibi transkripsiyon faktörlerinin aşırı aktivitesine yanıt olarak sentezlenen ve MDM2MDM2 proteinini nükleolusta tutuklayarak p53p53 üzerindeki ubikuitin ligaz aktivitesini inhibe eden tümör baskılayıcı protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: p14ARFp14^{ARF}

Cevap

p14ARFp14^{ARF} proteinidir.
p14ARFp14^{ARF} proteinidir. p14ARFp14^{ARF} (farelerde p19ARFp19^{ARF}), cMycc-Myc ve RasRas gibi onkogenlerin aşırı aktivitesine yanıt olarak sentezlenen bir tümör baskılayıcıdır. Bu protein, p53p53’ün temel inhibitörü olan MDM2MDM2’ye bağlanarak onu nükleolusta (çekirdekçik) izole eder (sequestration). Bu sayede MDM2MDM2’nin nükleoplazmadaki p53p53 proteinini ubikuitinlemesi ve yıkıma göndermesi engellenmiş olur. Sonuç olarak stabilize olan p53p53, hücreyi apoptoz veya onkogen aracılı yaşlanmaya (senesans) yönlendirir.

Adım Adım Çözüm

1
Onkojenik stres sinyalinin (örneğin cMycc-Myc artışı) tanınması.
CDKN2ACDKN2A lokusundan alternatif okuma çerçevesi kullanılarak p14ARFp14^{ARF} sentezi tetiklenir.
Onkojenlerin aşırı aktivitesi, hücreyi kontrolsüz bölünmeye karşı korumak için ARF yolağını aktive eder.
2
p14ARFp14^{ARF} ile MDM2MDM2 etkileşiminin değerlendirilmesi.
p14ARFp14^{ARF}, MDM2MDM2’ye bağlanarak onu çekirdekçik (nükleolus) içine hapseder.
Bu izolasyon, MDM2MDM2’nin nükleoplazmadaki p53p53 proteinine ulaşmasını engeller.
3
p53p53 stabilizasyon mekanizmasının belirlenmesi.
p53p53 üzerindeki ubikuitinasyon durur ve proteazomal yıkım engellenir.
MDM2MDM2’nin ubikuitin ligaz aktivitesinin fiziksel olarak engellenmesi p53p53’ün yarı ömrünü uzatır.
4
Biyolojik sonucun analizi.
Yükselen p53p53 seviyeleri, hücre döngüsü durması veya senesansı tetikler.
Hücre, onkojenik hasar taşıyan genomunu çoğaltmak yerine proliferasyonu durdurur.

Anahtar Kavram

Onkogen aracılı p53 aktivasyonu ve p14ARF/MDM2 etkileşimi

Daha Fazla Pratik

p16INK4A ve p14ARF proteinlerinin aynı gen lokusundan (CDKN2A) nasıl farklı okuma çerçeveleriyle sentezlendiğini ve birinin Rb, diğerinin p53 yolağını nasıl etkilediğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 70Soru

Hücre döngüsünün G1G_1 fazında, hücrenin dış uyaranlardan (büyüme faktörleri) bağımsız hale geldiği 'restriksiyon noktası' (RR noktası) geçişi, kanser biyokimyasında kritik bir kontrol basamağıdır. Bu geçişin gerçekleşmesi ve hücrenin SS fazına girmesinin geri dönüşümsüz hale gelmesi, aşağıdaki biyokimyasal olaylardan hangisinin doğrudan bir sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CyclinECDK2Cyclin E-CDK2 kompleksinin retinoblastoma (RbRb) proteinini hiperfosforile ederek E2FE2F transkripsiyon faktörünü tamamen serbest bırakması

Cevap

Hücrenin restriksiyon noktasını (RR noktası) aşarak SS fazına girmesini sağlayan temel mekanizma, CyclinECDK2Cyclin E-CDK2 kompleksinin retinoblastoma (RbRb) proteinini hiperfosforile ederek E2FE2F transkripsiyon faktörünü serbest bırakmasıdır.
Hücre döngüsünün G1G_1 fazında, CyclinDCDK4/6Cyclin D-CDK4/6 tarafından başlatılan RbRb fosforilasyonu, CyclinECyclin E sentezini tetikler. CyclinECDK2Cyclin E-CDK2 kompleksi ise RbRb’yi hiperfosforile ederek bir pozitif geri besleme döngüsü oluşturur. Bu durum E2FE2F’in tam olarak serbest kalmasını sağlar ve hücrenin büyüme faktörlerine ihtiyaç duymadan SS fazına ilerlemesini (Restriksiyon noktası geçişi) kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Başlangıç durumunun analizi
Erken G1G_1 fazında RbRb proteininin hipofosforile (aktif) formda olduğu ve E2FE2F’e bağlanarak SS fazı genlerini baskıladığı belirlenir.
Hücrenin kontrolsüz çoğalmasını önlemek için RbRb, E2FE2F’i inaktif tutar.
2
Büyüme faktörlerinin etkisinin değerlendirilmesi
CyclinDCDK4/6Cyclin D-CDK4/6 kompleksi aktifleşir ve RbRb’yi sınırlı düzeyde (hipofosforilasyon) fosforiller.
Bu ilk fosforilasyon, E2FE2F’in kısmen serbest kalmasını sağlar.
3
Pozitif geri besleme döngüsünün kurulması
Kısmen serbest kalan E2FE2F, CyclinECyclin E sentezini artırır; oluşan CyclinECDK2Cyclin E-CDK2 ise RbRb’yi hiperfosforile eder.
Hiperfosforilasyon, RbRb’nin E2FE2F’den tamamen ayrılmasına yol açar.
4
Restriksiyon noktasının geçilmesi
Tamamen serbest kalan E2FE2F, DNA sentezi için gerekli enzimleri (DNA polimeraz vb.) kodlayan genleri aktive eder ve SS fazına giriş geri dönüşümsüz hale gelir.
Bu aşamadan sonra büyüme faktörleri ortamdan çekilse bile hücre döngüsü devam eder.

Anahtar Kavram

Retinoblastoma (RbRb) proteininin hiperfosforilasyon durumu ve G1/SG_1/S geçişindeki pozitif geri besleme döngüsü.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 71Soru

Ökaryotik hücrelerde protein sentezinin uzama (elongasyon) evresinde, peptidil-tRNAtRNA’nın ribozomun AA bölgesinden PP bölgesine kaymasını (translokasyon) sağlayan GTPGTP-bağımlı faktör ve bu faktörü ADPADP-ribozilasyon mekanizması ile geri dönüşümsüz olarak inaktive eden ekzotoksin aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: eEF2eEF-2 - Difteri toksini

Cevap

Translokasyonu sağlayan faktör eEF2eEF-2’dir ve bu faktörü ADPADP-ribozilasyon ile inhibe eden ajan Difteri toksinidir.
Protein sentezinin uzama evresinde, her bir peptid bağı oluşumundan sonra ribozomun bir sonraki kodona kayması gerekir. Ökaryotlarda bu işlemi eEF2eEF-2 (Prokaryotlarda EFGEF-G) faktörü GTPGTP harcayarak gerçekleştirir. Difteri toksini, bu faktörün yapısındaki özel bir amino asit olan diftamid bölgesine ADPADP-riboz grubu ekleyerek onu işlevsiz hale getirir. Bu durum hücrede protein sentezinin tamamen durmasına ve hücre ölümüne yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Ökaryotik translasyonda translokasyon basamağını yürüten proteini belirle.
Ökaryotik Uzama Faktörü 2 (eEF2eEF-2).
Ribozomun mRNAmRNA üzerinde bir kodon ilerlemesi için eEF2eEF-2 ve GTPGTP hidrolizi gereklidir.
2
Bu faktörün spesifik inhibitörünü ve etki mekanizmasını hatırla.
Difteri toksini (ve Pseudomonas Ekzotoksin A).
Difteri toksini, eEF2eEF-2 molekülündeki diftamid kalıntısına NAD+NAD^+ kullanarak ADPADP-riboz grubu ekler (ADPADP-ribozilasyon).
3
Verilen seçenekler arasında doğru eşleştirmeyi seç.
eEF2eEF-2 ve Difteri toksini eşleşmesi doğrudur.
Diğer seçeneklerde ya başlatma/sonlanma faktörleri ya da farklı etki mekanizmasına sahip toksinler yer almaktadır.

Anahtar Kavram

Ökaryotik protein sentezinde eEF2eEF-2, GTPGTP enerjisini kullanarak translokasyonu gerçekleştirir ve Difteri toksini tarafından ADPADP-ribozilasyon yoluyla inhibe edilir.

Daha Fazla Pratik

Prokaryotik ve ökaryotik translasyon faktörlerinin isimsel karşılıklarını ve hangi antibiyotiğin hangi ribozomal alt birime bağlandığını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 72Soru

Ökaryotik hücrelerde protein sentezinin uzama (elongation) evresindeki faktör etkileşimleri, enerji kullanımı ve inhibitör mekanizmaları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: eEF2eEF-2 faktörü, ribozomun mRNA üzerinde bir kodon ilerlemesi (translokasyon) için gerekli olan enerjiyi ATP hidrolizinden sağlar.

Cevap

eEF-2 faktörü, translokasyon aşamasında mRNA üzerinde bir kodon ilerlemesi için ATP değil, GTP hidrolizini kullanır.
Doğru yanıt olan seçenek, translokasyon sırasında ATP kullanıldığını iddia ettiği için yanlıştır. Ökaryotik elongasyon faktörü 2 (eEF2eEF-2), tıpkı prokaryotlardaki dengi olan EFGEF-G gibi, ribozomun mRNA üzerinde 5' \rightarrow 3' yönünde bir kodon kayması (translokasyon) için GTP hidrolizinden gelen enerjiyi kullanır.

Adım Adım Çözüm

1
Uzama evresinin her bir döngüsünde harcanan enerji kaynaklarını belirle.
Her bir amino asit için 2 GTP (biri A bölgesine giriş, biri translokasyon için) harcanır.
Protein sentezindeki tüm uzama ve sonlanma basamakları GTPase aktivitesi gösteren faktörler tarafından kontrol edilir.
2
eEF-2 faktörünün nükleotid özgüllüğünü kontrol et.
eEF-2 bir GTPase'dir.
ATP sadece amino asit aktivasyonu (tRNA şarj edilmesi) ve ökaryotik başlatma sırasında mRNA tarama (scanning) basamağında doğrudan kullanılır.

Anahtar Kavram

Ökaryotik translasyonun elongasyon basamağında GTP nükleotidinin temel enerji kaynağı olması.

Daha Fazla Pratik

Protein sentezi için harcanan net yüksek enerjili bağ sayısını (ATP ve GTP toplamı) 100 amino asitlik bir örnek üzerinden tekrar hesaplayın.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 73Soru

Real-Time PCR (kantitatif PCR) analizinde, floresan sinyalinin arka plan gürültüsünü aşarak eşik değerini (threshold) geçtiği döngü sayısı olan eşik döngüsü (CtC_t), başlangıçtaki hedef nükleik asit miktarı ile ters orantılıdır. Bir araştırma projesinde, aynı gen bölgesini hedefleyen iki farklı hücre kültüründen elde edilen DNA örneklerinin analizi sonucunda Örnek 1'in CtC_t değeri 22, Örnek 2'nin CtC_t değeri ise 25 olarak saptanmıştır. PCR verimliliğinin her döngüde %100\%100 (tam katlanma) olduğu kabul edildiğinde, bu sonuçlara göre başlangıç hedef DNA miktarları arasındaki ilişki hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Örnek 1, Örnek 2'den yaklaşık 8 kat daha fazla başlangıç DNA'sı içermektedir.

Cevap

Örnek 1'in başlangıç hedef DNA miktarı Örnek 2'den 8 kat fazladır.
Real-Time PCR'da miktar her döngüde teorik olarak iki katına çıkar (2n2^n katlanma). Örnek 1 (22 döngü), Örnek 2'den (25 döngü) 3 döngü önce eşik değerine ulaşmıştır. Bu durum, Örnek 1'in başlangıçta 23=82^3 = 8 kat daha fazla DNA içerdiği anlamına gelir. Daha düşük CtC_t değeri, eşiğe daha erken ulaşıldığını ve dolayısıyla daha fazla kalıp bulunduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Örnekler arasındaki CtC_t farkını hesaplayın.
ΔCt=2522=3ΔC_t = 25 - 22 = 3
İki örnek arasındaki miktar farkını belirlemek için döngü sayısı farkı gereklidir.
2
Miktar farkını 2ΔCt2^{ΔC_t} formülü ile hesaplayın.
23=82^3 = 8
PCR'da her döngüde miktar iki katına çıktığı için fark üssel olarak ifade edilir.
3
Düşük CtC_t değerinin anlamını yorumlayın.
Düşük CtC_t (22), daha fazla başlangıç DNA'sı demektir.
CtC_t değeri ile başlangıç miktarı arasında ters logaritmik bir ilişki vardır.

Anahtar Kavram

Real-Time PCR'da eşik döngüsü (CtC_t) ile başlangıç DNA miktarı arasındaki ters logaritmik ilişki.
Soru 74Soru

İnsan apolipoprotein B (ApoBApoB) geni, karaciğerde tam boy ApoB100ApoB-100 proteininin sentezlenmesini sağlarken; ince bağırsak enterositlerinde aynı mRNAmRNA dizisindeki tek bir nükleotidde meydana gelen değişim sonucu translasyon erken sonlanır ve proteinin sadece %48\%48 uzunluğundaki formu (ApoB48ApoB-48) üretilir. İnce bağırsakta gerçekleşen bu gen ifadesi düzenleme mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: RNARNA editing (RNARNA düzenlemesi) yoluyla durdurma kodonu oluşumu

Cevap

RNARNA editing (RNARNA düzenlemesi) mekanizması ile bir nükleotidin deaminasyonu sonucu durdurma kodonu oluşması
RNARNA editing mekanizması, sentezlenmiş bir mRNAmRNA molekülündeki belirli bazların kimyasal olarak değiştirilmesini ifade eder. Apolipoprotein B durumunda, ince bağırsaklarda bulunan bir sitozin deaminaz enzimi, 2153.2153. pozisyondaki CAACAA kodonunun ortasındaki sitozini urasile (UU) dönüştürür. Oluşan yeni kodon (UAAUAA), bir durdurma kodonudur ve translasyonun orada kesilerek proteinin daha kısa (ApoB-48) oluşmasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Doku özgüllüğünü analiz etme
Aynı genden karaciğer ve bağırsakta farklı uzunlukta proteinler (ApoB100ApoB-100 ve ApoB48ApoB-48) üretildiği saptandı.
Gen ifadesinin post-transkripsiyonel bir mekanizma ile dokuya özel şekilde düzenlendiğini anlamak gerekir.
2
Moleküler değişikliği tanımlama
İnce bağırsaktaki mRNAmRNA üzerinde bulunan CAACAA (Glutamin) kodonunun UAAUAA (Durdurma) kodonuna dönüştüğü belirlendi.
Proteinin tam boy yerine %48\%48 oranında sentezlenmesinin nedeni bir erken durdurma kodonudur.
3
Mekanizmayı isimlendirme
Sitozin deaminaz enziminin gerçekleştirdiği bu işleme RNARNA editing (düzenleme) denir.
Transkripsiyon sonrası mRNAmRNA baz dizisinde yapılan özgül değişiklikler bu başlık altında incelenir.

Anahtar Kavram

RNARNA editing, transkripsiyon sonrası mRNAmRNA baz dizisinin değiştirilerek protein ürününün çeşitlendirilmesidir; en tipik örneği ApoB48ApoB-48 sentezidir.
Soru 75Soru

Ökaryotik DNADNA replikasyonu sırasında, kesintili zincirde (lagging strand) sentezlenen Okazaki fragmanlarının olgunlaşması sürecinde; RNARNA primeri ve DNADNA polimeraz α\alpha tarafından sentezlenen, hata oranı yüksek ilk deoksiribonükleotit dizilerinin uzaklaştırılması gerekir. Bu süreçte, bir sonraki Okazaki fragmanının sentezini gerçekleştiren polimeraz, önceki fragmanın 55' ucundaki primer bölgesini kalıptan ayırarak bir 'flap' (kanat) yapısı oluşturur.

Bu 'yer değiştirme sentezini' (displacement synthesis) gerçekleştiren polimeraz ve oluşan bu nükleotit kanadını uygun noktadan keserek uzaklaştıran 'flap endonükleaz' aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: DNADNA polimeraz δ\delta ve FEN1FEN1

Cevap

DNADNA polimeraz δ\delta ve FEN1FEN1 çifti, ökaryotik Okazaki fragmanlarının olgunlaşmasında 'yer değiştirme sentezi' ve 'flap kesimi' basamaklarını gerçekleştirir.
Ökaryotlarda DNADNA polimeraz δ\delta, kesintili zincir sentezi sırasında bir önceki Okazaki fragmanına ulaştığında, o fragmanın 55' ucundaki primer ve hata oranı yüksek ilk DNADNA bölgesini kalıptan ayırarak bir 'flap' oluşturur. Bu nükleotit kanadı, FEN1FEN1 enzimi tarafından kesilerek uzaklaştırılır. Bu süreç, prokaryotlardaki DNADNA polimeraz II'ın yaptığı işin ökaryotik karşılığıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Zincir özgüllüğünü belirle.
Okazaki fragmanları 'kesintili zincir' (lagging strand) üzerinde sentezlenir.
Replikasyon çatalı 535' \rightarrow 3' yönünde ilerlerken, ters yönde kalan kalıp zincir parçalar halinde sentezlenmek zorundadır.
2
Sentezleyici polimerazı tanımla.
Ökaryotlarda kesintili zincirdeki uzama sentezi DNADNA polimeraz δ\delta tarafından yapılır.
DNADNA polimeraz ϵ\epsilon kesintisiz zinciri sentezlerken, δ\delta alt birimi Okazaki fragmanlarının sentezinden ve primer bölgesine ulaşıldığında 'yer değiştirme' sentezinden sorumludur.
3
Primer uzaklaştırma mekanizmasını analiz et.
DNADNA polimeraz δ\delta, önceki fragmanın 55' ucuna ulaştığında durmaz, senteze devam ederek primeri kalıptan ayırır ve bir 'kanat' (flap) oluşturur.
Ökaryotlarda prokaryotlardaki gibi 535' \rightarrow 3' ekzonükleaz aktivitesine sahip bir polimeraz (Pol I gibi) yerine, bu mekanizma tercih edilir.
4
Endonükleazı belirle.
FEN1FEN1 (Flap Endonuclease 1) bu yapıyı keser.
FEN1FEN1, tek zincirli DNA/RNADNA/RNA kanatlarını (flap) kökünden keserek uzaklaştıran spesifik bir endonükleazdır.

Anahtar Kavram

Ökaryotik Okazaki Fragmanı Olgunlaşması (Pol δ\delta - FEN1 İşbirliği)

Daha Fazla Pratik

Eğer yerinden edilen kanat (flap) çok uzunsa, FEN1FEN1 tek başına yetersiz kalabilir. Bu durumda hangi nükleazın (DNA2DNA2) devreye girdiğini incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 76Soru

Spinal Müsküler Atrofi (SMA) ve Duchenne Musküler Distrofi (DMD) gibi geniş ekzon delesyonlarının/duplikasyonlarının saptanmasında 'altın standart' kabul edilen MLPA (Multiplex Ligation-dependent Probe Amplification) tekniği, konvansiyonel Multiplex PCR yönteminin birçok kısıtlılığını (primerler arası rekabet, kantitatif verimlilik farkları vb.) ortadan kaldırmıştır. Buna göre, MLPA yönteminde 50'ye kadar farklı hedef bölgenin tek bir reaksiyonda, primerler arası girişim (interference) olmaksızın ve aynı verimlilikle çoğaltılabilmesini (amplifikasyon) sağlayan temel strateji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tüm farklı hedef problarının, uç kısımlarında aynı evrensel (universal) primer bağlanma dizilerini taşıması

Cevap

Doğru yanıt, tüm farklı hedeflere ait probların uç kısımlarında aynı evrensel (universal) primer bağlanma dizilerini taşımasıdır.
MLPA (Multiplex Ligation-dependent Probe Amplification) tekniğinin en kritik stratejisi, amplifikasyonun genomik DNA üzerinden değil, hedef bölgeye bağlanıp birleşmiş (ligasyon) problar üzerinden yapılmasıdır. Tüm probların uçlarında aynı 'evrensel' dizi bulunduğu için, 50 farklı gen bölgesi tek bir primer çiftiyle aynı verimlilikte çoğaltılır. Bu durum, primerler arası fiziksel girişimi ve amplifikasyon verimliliği farklarını (bias) ortadan kaldırarak kantitatif sonuç (ekzon delesyonu veya duplikasyonu) alınmasına olanak tanır.

Adım Adım Çözüm

1
Konvansiyonel Multiplex PCR kısıtlılığının belirlenmesi
Çok sayıda primer çiftinin bir arada bulunması, primer-dimer oluşumuna ve farklı TmT_m değerleri nedeniyle bazı bölgelerin diğerlerinden daha baskın çoğalmasına yol açar.
Primerler arası rekabet, kantitatif analizi imkansız kılar.
2
MLPA prob mimarisinin analizi
MLPA probları, hedef spesifik dizi ve evrensel primer kuyruklarından oluşur. Sadece hedef DNA'ya tam hibridize olan problar ligaz ile birleşir.
Genomik DNA değil, sadece başarıyla birleşmiş problar şablon olarak kullanılır.
3
Amplifikasyon mekanizmasının değerlendirilmesi
Tüm farklı (ligasyona uğramış) problar, uçlarındaki ortak diziler sayesinde tek bir 'universal' primer çifti ile çoğaltılır.
Tek bir primer çiftinin kullanımı, 50 farklı bölgenin de tamamen aynı kinetik koşullarda ve verimlilikte çoğalmasını sağlar.

Anahtar Kavram

MLPA tekniğinde kantitatif başarının temeli, universal primer kullanımıyla amplifikasyon biasının (yanlılığının) önlenmesidir.

Daha Fazla Pratik

Real-time PCR'daki 'Ct' (eşik döngüsü) değerleri ile MLPA kromatogramındaki pik yükseklikleri arasındaki kantitatif ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 77Soru

Hücresel demir homeostazının post-transkripsiyonel kontrolünde Demir Düzenleyici Proteinler (IRP) ve mRNA üzerindeki Demir Yanıt Elemanları (IRE) temel düzenleyicilerdir. Hücre içi serbest demir konsantrasyonunun belirgin şekilde düşük olduğu bir durumda, IRP'lerin hedef mRNA'lar üzerindeki IRE dizilerine bağlanması ve sonucunda gelişen moleküler mekanizma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ferritin mRNA'sının 55' UTR bölgesindeki IRE dizisine bağlanarak translasyonu inhibe eder; Transferrin reseptörü mRNA'sının 33' UTR bölgesindeki IRE dizisine bağlanarak mRNA'yı stabilize eder.

Cevap

Ferritin mRNA'sının 55' UTR bölgesindeki IRE dizisine bağlanarak translasyonu inhibe eder; Transferrin reseptörü mRNA'sının 33' UTR bölgesindeki IRE dizisine bağlanarak mRNA'yı stabilize eder.
Düşük demir seviyelerinde IRP, Ferritin mRNA'sının 55' UTR bölgesindeki IRE dizisine bağlanarak ribozomun translasyonu başlatmasını fiziksel olarak engeller. Eş zamanlı olarak, Transferrin reseptörü mRNA'sının 33' UTR bölgesindeki IRE dizilerine bağlanarak mRNA'nın nükleazlar tarafından yıkılmasını önler ve stabiliteyi artırır. Bu koordineli yanıt, hücrenin demir depolamasını (Ferritin) azaltırken demir alımını (TfR) artırmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre içi demir durumuna göre IRP'nin durumunu belirle.
Demir seviyesi düşük olduğunda, IRP (Demir Düzenleyici Protein) boştadır ve mRNA üzerindeki IRE (Demir Yanıt Elemanı) dizilerine yüksek afiniteyle bağlanır.
Düşük demir, IRP'nin IRE'ye bağlanmasını tetikleyen sinyaldir.
2
Ferritin mRNA'sı üzerindeki etkisini analiz et.
Ferritin mRNA'sında IRE 55' UTR bölgesindedir. IRP buraya bağlandığında ribozomun mRNA üzerine tutunmasını veya ilerlemesini fiziksel olarak engeller.
55' UTR'deki bir engel translasyonun başlamasını (inisiasyon) bloke eder.
3
Transferrin Reseptörü (TfR) mRNA'sı üzerindeki etkisini analiz et.
TfR mRNA'sında IRE'ler 33' UTR bölgesindedir. IRP buraya bağlandığında, mRNA'yı parçalayan nükleazların bağlanma bölgelerini kapatarak mRNA'yı stabilize eder.
33' UTR'deki koruma, mRNA'nın yarı ömrünü uzatarak protein sentezinin devamını sağlar.

Anahtar Kavram

IRP/IRE Post-transkripsiyonel Regülasyon Mekanizması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 78Soru

Ökaryotik hücrelerde protein sentezinin başlama (inisiasyon) aşamasında gerçekleşen mRNAmRNA’nın taranması (scanning) ve başlangıç kompleksinin oluşumu süreci ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: mRNAmRNA’nın 5' kep (cap) yapısı eIF4FeIF4F kompleksinin bir parçası olan eIF4EeIF4E tarafından tanınırken, mRNAmRNA üzerindeki sekonder yapıların çözülerek AUGAUG kodonunun taranması için ATPATP hidrolizi gereklidir.

Cevap

Ökaryotik translasyon inisiyasyonunda kep yapısı eIF4EeIF4E tarafından tanınır ve eIF4AeIF4A helikaz aktivitesiyle mRNAmRNA'yı taramak için ATPATP harcar.
Ökaryotik hücrelerde translasyonun başlaması için eIF4FeIF4F kompleksi gereklidir. Bu kompleksin eIF4EeIF4E alt birimi 5' kep yapısına bağlanır. eIF4AeIF4A ise bir ATPATP bağımlı RNA helikazdır; mRNAmRNA’daki sekonder yapıları (saç tokası yapıları vb.) çözerek 40S40S ribozomal alt biriminin AUGAUG başlangıç kodonunu bulana kadar mRNAmRNA üzerinde ilerlemesini (scanningscanning) sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Ökaryotik başlama faktörlerinin (eIFeIF) görevlerini analiz et.
eIF4FeIF4F kompleksi (4E,4A,4G4E, 4A, 4G) mRNAmRNA’nın 5' ucuna bağlanır.
Protein sentezinin başlayabilmesi için mRNAmRNA’nın ribozom tarafından tanınması gerekir.
2
Tarama (scanning) sürecindeki enerji kaynağını belirle.
eIF4AeIF4A helikazı ATPATP kullanarak mRNAmRNA’nın ikincil yapılarını çözer.
Ribozomun AUGAUG kodonuna ulaşabilmesi için mRNAmRNA üzerindeki düğümlerin açılması gerekir.
3
Prokaryotik ve ökaryotik farkları değerlendir.
Prokaryotlar ShineDalgarnoShine-Dalgarno kullanırken, ökaryotlar scanningscanning yapar.
İki sistem arasındaki temel mekanik fark budur.

Anahtar Kavram

Ökaryotik Translasyon İnisiyasyonu ve Enerji Kullanımı
Tahmini Süre:1m 50s
Soru 79Soru

Hücre yüzeyindeki ölüm reseptörlerine (Fas, TNFR1TNF-R1) ligand bağlanmasıyla tetiklenen ekstrinsik apoptozis yolunda, kaspaz kaskadının başlatılabilmesi için prokaspaz-8 moleküllerinin aktif kaspaz-8'e dönüşmesi gerekir. Prokaspaz-8'in aktivasyonu için gerekli olan bu biyokimyasal mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prokaspaz-8 moleküllerinin DISC kompleksi üzerinde birbirine yakınlaşması sonucu gerçekleşen "induced proximity" (yakınlaşma ile indüklenen) otoproteoliz

Cevap

Prokaspaz-8 moleküllerinin DISC kompleksi üzerinde birbirine yakınlaşması sonucu gerçekleşen "induced proximity" otoproteoliz
Ekstrinsik apoptozis yolunda, ligandın reseptöre bağlanmasıyla sitozolik tarafta oluşturulan DISC kompleksine prokaspaz-8 molekülleri çekilir. Bu komplekste prokaspaz-8 molekülleri birbirine çok yakın konuma geldikleri için birbirlerini proteolitik olarak keserler. Bu sürece 'induced proximity' (yakınlaşma ile indüklenen) aktivasyon veya otoproteoliz denir. Aktif kaspaz-8 daha sonra efektör kaspazları (kaspaz-3) aktive ederek ölümü gerçekleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Ekstrinsik apoptozis yolunun başlatıcı bileşenlerini belirlemek.
Ölüm ligandı (FasL) ölüm reseptörüne (Fas/CD95) bağlanır.
Süreci başlatmak için dış sinyalin reseptöre iletilmesi gerekir.
2
Reseptör altındaki sinyal kompleksinin oluşumunu analiz etmek.
Adaptör protein FADD, prokaspaz-8'i reseptörün sitoplazmik kuyruğuna çekerek DISC (Death Inducing Signaling Complex) yapısını oluşturur.
Prokaspazların aktivasyonu için fiziksel olarak bir araya getirilmeleri şarttır.
3
Kaspaz-8 aktivasyon mekanizmasını tanımlamak.
Çok sayıda prokaspaz-8 molekülünün DISC üzerinde bir araya gelmesi (induced proximity), moleküllerin birbirini keserek (otoproteoliz) aktif kaspaz-8 oluşturmasını sağlar.
Kaspaz-8 bir 'initiator' kaspazdır ve aktivasyonu için başka bir kaspazın kesmesine değil, kendi kendine aktivasyona ihtiyaç duyar.

Anahtar Kavram

Ekstrinsik apoptozis yolunda kaspaz-8 aktivasyonu, 'induced proximity' (yakınlaşma ile indüklenen) mekanizmasıyla gerçekleşir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 80Soru

Bir araştırmacı, laboratuvar ortamında kültüre edilen bir hücre hattında belirli bir genin ifadesinin histon asetiltransferaz (HAT) aktivitesindeki artışla birlikte yükseldiğini gözlemlemiştir. Bu süreçte gen ifadesindeki artışa neden olan temel moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Histon kuyruklarındaki lizin kalıntılarının asetillenerek pozitif yükünün azalması ve DNA ile olan elektrostatik etkileşimin zayıflaması

Cevap

Histon asetilasyonu, histonların lizin kalıntılarındaki pozitif yükü nötralize ederek DNA ile etkileşimi zayıflatır ve kromatinin gevşemesini sağlar.
Histon asetilasyonu (HAT aktivitesi), histon kuyruklarındaki pozitif yüklü lizin kalıntılarını asetilleyerek nötralize eder. DNA negatif yüklü olduğu için, histonların pozitif yükünün azalması aradaki elektrostatik çekimi zayıflatır. Bu durum kromatinin yoğun yapısının gevşemesine (öchromatin oluşumu) yol açarak transkripsiyonel makinelerin DNA'ya erişimini sağlar ve gen ifadesini artırır.

Adım Adım Çözüm

1
HAT enziminin substratını ve etkisini tanımla.
Histon asetiltransferaz (HAT), histon kuyruklarındaki lizin kalıntılarına asetil grubu ekler.
Bu, epigenetik düzenlemenin temel bir basamağıdır.
2
Asetilasyonun elektriksel yük üzerindeki etkisini analiz et.
Lizin yan zincirindeki pozitif yüklü amino grubu asetillendiğinde nötr hale gelir.
Yük değişimi, histon ve DNA arasındaki etkileşimin temel belirleyicisidir.
3
Kromatin yapısındaki değişikliği değerlendir.
Pozitif yükün azalması, negatif yüklü DNA fosfat grupları ile histonlar arasındaki elektrostatik çekimi zayıflatır; kromatin gevşer (öchromatin).
Gevşek kromatin yapısı, transkripsiyon faktörlerinin ve RNA polimerazın DNA'ya erişimini kolaylaştırır.

Anahtar Kavram

Histon Asetilasyonu ve Kromatin Remodelling
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 4 / 9Sonraki