Postoperatif Komplikasyonlar

39 soru

Soru 1Soru

6464 yaşında erkek hasta, rektum kanseri tanısıyla uygulanan elektif düşük anterior rezeksiyon (LAR) sonrası postoperatif 5.5. günündedir. Hastanın o ana kadarki klinik seyri sorunsuzdur; ancak son 66 saattir devam eden 115/dk115/dk hızında taşikardisi ile pelvik bölgede huzursuzluk ve dolgunluk hissi mevcuttur. Fizik muayenede batın yumuşak, insizyon hattı üzerinde minimal hassasiyet saptanmıştır. Ateş 37.9C37.9^\circ C, lökosit sayısı 13.800/μL13.800/\mu L olarak ölçülmüştür. Bu hastada öncelikle şüphelenilmesi gereken komplikasyonun tanısını kesinleştirmek için en uygun tanısal yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Suda eriyen (gastrografin) kontrast madde ile rektal ve oral kontrastlı batın/pelvis bilgisayarlı tomografisi (BT)

Cevap

Suda eriyen kontrastlı rektal ve oral kontrastlı batın/pelvis bilgisayarlı tomografisi (BT) tanıyı kesinleştirmek için en uygun yöntemdir.
Düşük anterior rezeksiyon sonrası postoperatif 55-77. günler anastomoz kaçaklarının en sık görüldüğü dönemdir. Israr eden taşikardi (>100/dk>100/dk), bu komplikasyonun en erken belirtisi olarak kabul edilir. Tanıyı kesinleştirmek ve eşlik eden apse/koleksiyon varlığını belirlemek için oral ve özellikle rektal yolla suda eriyen (gastrografin) kontrast madde verilerek çekilen batın/pelvis BT en yüksek tanısal değere sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu (postoperatif 5.5. gün, taşikardi, pelvik dolgunluk) değerlendir.
Anastomoz kaçağı şüphesi doğar.
Taşikardi, anastomoz kaçağının en erken ve en duyarlı (sentinel) klinik işaretidir; genellikle ateş ve lökositozdan önce ortaya çıkar.
2
Tanıyı kesinleştirmek için en uygun görüntüleme yöntemini seç.
Kontrastlı batın ve pelvis BT planlanması.
Suda eriyen kontrastın rektal yolla verilmesi, anastomoz hattındaki sızıntıyı ve pelvik apseleri en iyi gösteren yöntemdir.

Anahtar Kavram

Anastomoz kaçağının erken tanısında en duyarlı fizik muayene bulgusu taşikardi, en güvenilir görüntüleme yöntemi ise kontrastlı BT'dir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2Soru

5050 yaşında kadın hasta, sigmoid kolon rezeksiyonu sonrası postoperatif 66. gününde ateş yüksekliği (38.5C38.5^\circ\text{C}) ve ameliyat kesisinde giderek artan ağrı şikayeti ile değerlendiriliyor. Fizik muayenede, insizyon hattı üzerinde eritem, lokal ısı artışı ve palpasyonla flüktüasyon veren koleksiyon saptanıyor. Bu hastada yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cerrahi dikişlerin alınarak koleksiyonun boşaltılması ve yara pansumanı

Cevap

Cerrahi dikişlerin alınarak koleksiyonun boşaltılması ve yara pansumanı yapılması en uygun yaklaşımdır.
Doğru yaklaşım olan cerrahi dikişlerin açılarak koleksiyonun boşaltılması, cerrahi alan enfeksiyonlarının (özellikle yüzeyel apse) en temel ve etkili tedavi yöntemidir. Kaynak kontrolü sağlandıktan sonra hastanın kliniğine göre antibiyotik eklenip eklenmeyeceğine karar verilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik değerlendirme yapılması
Ateş, lokal ağrı ve flüktüasyon bulguları cerrahi alan enfeksiyonu (apse) tanısını koydurur.
Postoperatif 5-7. günlerde görülen ateşin en sık nedenlerinden biri cerrahi alan enfeksiyonudur.
2
Drenaj işleminin uygulanması
İlgili bölgedeki dikişler alınarak püy (irin) dışarı boşaltılır.
Abselerin tedavisinde temel kural 'Ubi pus, ibi evacua' (Nerede apse varsa orada drenaj yap) ilkesidir.
3
Yara bakımı ve pansuman takibi
Yaranın sekonder iyileşmeye bırakılması veya kontrollü kapatılması sağlanır.
Enfekte yara kapatılmamalı, debride edilmeli ve temiz tutulmalıdır.

Anahtar Kavram

Postoperatif 5-7. günlerde gelişen ateş ve lokal enfeksiyon bulguları varlığında (cerrahi alan enfeksiyonu), öncelikli tedavi dikişlerin açılması ve drenajdır.

İpuçları

1
Postoperatif ateşin zamanlamasına dikkat edin. 5-7. günlerde cerrahi yara yerinde ne görmeyi beklersiniz?

Daha Fazla Pratik

Cerrahi yara sınıflarını (temiz, temiz-kontamine vb.) ve antibiyotik profilaksisi kurallarını tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 3Soru

4848 yaşında kadın hastaya uterin miyom nedeniyle total abdominal histerektomi uygulanmaktadır. Ameliyat sırasında gelişen koagülopati nedeniyle 33 ünite taze donmuş plazma (TDP) transfüzyonu yapılmıştır. Son TDP ünitesinin verilmesinden yaklaşık 22 saat sonra hastada ani gelişen dispne, hipoksi (SpO2:%82SpO_2: \%82) ve hipotansiyon (85/5585/55 mmHgmmHg) gelişiyor. Hastanın ateşi 38.5C38.5^\circ C olarak saptanıyor. Fizik muayenede bilateral yaygın raller duyulurken, juguler venöz dolgunluk saptanmıyor. Akciğer grafisinde bilateral yaygın yama tarzı infiltrasyonlar izleniyor. Bu hasta için en olası patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Donör plazmasındaki anti-HLA veya anti-nötrofil antikorların konak nötrofilleri ile reaksiyonu

Cevap

Donör plazmasındaki antikorların konak nötrofilleri ile reaksiyona girerek akciğerde kapiller sızıntıya yol açması (TRALI mekanizması).
Hastanın klinik tablosu (transfüzyon sonrası ilk 66 saatte gelişen hipoksi, bilateral akciğer infiltratları, ateş ve hipotansiyon) klasik bir TRALI (Transfusion-Related Acute Lung Injury) sunumudur. TRALI'nin patofizyolojisinde, donör plazmasında bulunan anti-HLA veya anti-HNA (insan nötrofil antikorları) antikorlarının alıcının nötrofilleri ile pulmoner mikrosirkülasyonda reaksiyona girmesi yer alır. Bu etkileşim nötrofillerin aktivasyonuna, sitokin salınımına ve sonuç olarak pulmoner kapiller endotel hasarı ile alveol içine protein zengin sızıntı (non-kardiyojenik ödem) oluşmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hipoksi, hipotansiyon, ateş ve bilateral akciğer infiltratları saptandı.
Bu bulgular transfüzyon sonrası gelişen akut solunum yetmezliği ayırıcı tanısı için gereklidir.
2
Transfüzyonla zamansal ilişkiyi değerlendir
Belirtiler transfüzyondan sonraki 22 saat içinde (ilk 66 saat) gelişti.
TRALI ve TACO tipik olarak transfüzyon sırasında veya hemen sonrasında ortaya çıkar.
3
Volüm durumunu ve ayırıcı tanıyı netleştir
Hipotansiyon, ateş ve juguler venöz dolgunluğun olmaması saptandı.
Hipotansiyon ve ateş TRALI'yi desteklerken; hipertansiyon ve JVD artışı TACO'yu (hacim yüklenmesi) düşündürür.
4
Patofizyolojik mekanizmayı belirle
Donör kaynaklı antikorların alıcı nötrofillerini aktive etmesi sonucu non-kardiyojenik pulmoner ödem geliştiği sonucuna varıldı.
Bu mekanizma TRALI'nin klasik tanımıdır.

Anahtar Kavram

Transfüzyonla İlişkili Akut Akciğer Hasarı (TRALI)
Soru 4Soru

6262 yaşında, vücut kitle indeksi 3434 kg/m 2^2 olan kadın hasta, rektum kanseri nedeniyle uygulanan abdominoperineal rezeksiyon sonrası postoperatif 55. gündedir. Sabah viziti sırasında hastada aniden gelişen nefes darlığı ve batıcı tarzda göğüs ağrısı şikayeti başlıyor. Fizik muayenesinde; kan basıncı 115/75115/75 mmHg, nabız 112112/dakika, solunum sayısı 2626/dakika ve vücut sıcaklığı 37.1C37.1^{\circ}C olarak saptanıyor. Akciğer oskültasyonunda her iki taraf solunuma eşit katılıyor, ek ses veya raller saptanmıyor. Arteriyel kan gazı analizinde pH:7.49pH: 7.49, PaO2:60PaO_2: 60 mmHg ve PaCO2:31PaCO_2: 31 mmHg ölçülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akciğer embolisi

Cevap

En olası tanı akciğer embolisidir.
Doğru yanıt olan akciğer embolisi, cerrahi sonrası 55-1010. günlerde ani gelişen nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayeti olan, fizik muayenesinde akciğer sesleri doğal saptanan ve kan gazında hipoksemi/hipokapni (respiratuar alkaloz) tablosu sergileyen hastalar için en karakteristik tanıdır. Hastanın obez olması ve pelvik cerrahi geçirmiş olması VTE riskini ciddi şekilde artırmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zamanlamayı ve risk faktörlerini değerlendir.
Postoperatif 55. gün ve obezite/majör pelvik cerrahi öyküsü venöz tromboemboli (VTE) riskini artırır.
VTE cerrahi sonrası en sık görülen yaşamı tehdit edici komplikasyonlardan biridir.
2
Fizik muayene ve yaşamsal bulguları analiz et.
Taşikardi, takipne ve normal akciğer oskültasyon bulguları mevcuttur.
Akciğer embolisinde akciğer parankimi başlangıçta korunmuş olduğu için oskültasyon genellikle normaldir.
3
Laboratuvar (Kan Gazı) sonuçlarını yorumla.
Hipoksemi (düşük PaO2PaO_2) ve hiperventilasyona bağlı hipokapni (düşük PaCO2PaCO_2) ile seyreden respiratuar alkaloz saptanmıştır.
V/Q uyumsuzluğu hipoksemiye, refleks takipne ise CO2CO_2 atılımına (hipokapni) neden olur.

Anahtar Kavram

Postoperatif Akciğer Embolisi (Pulmoner Emboli)

Daha Fazla Pratik

Postoperatif akciğer embolisi şüphesinde yapılacak bir sonraki en uygun tetkik olan Bilgisayarlı Tomografik Pulmoner Anjiyografi (BTPA) konusunu gözden geçirin.

Alternatif Yöntem

Wells skorlaması gibi klinik skorlama sistemleri kullanılarak pulmoner emboli olasılığı objektif olarak değerlendirilebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5Soru

5555 yaşında kadın hastaya sol modifiye radikal mastektomi ve aksiller lenf nodu diseksiyonu uygulanmıştır. Postoperatif 77. günde poliklinik kontrolüne gelen hastanın aksiller bölgesinde ağrısız, yumuşak ve flüktüasyon veren bir şişlik saptanıyor. Cerrahi kesi yerinde kızarıklık, ısı artışı veya hassasiyet saptanmıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Seroma

Cevap

Postoperatif 7. günde mastektomi sahasında görülen ağrısız ve flüktüasyon veren şişlik seromadır.
Seroma, özellikle mastektomi ve aksiller lenf nodu diseksiyonu gibi geniş doku disseksiyonu yapılan ve lenfatik kanalların hasar gördüğü cerrahilerden sonra en sık karşılaşılan komplikasyondur. Postoperatif 5-10. günlerde, cerrahi sahada ağrısız, flüktüasyon veren seröz sıvı birikimi ile karakterizedir. Vaka örneğinde belirtilen inflamasyon bulgularının yokluğu tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Cerrahi tipi ve zamanlamayı analiz et.
Mastektomi ve aksiller diseksiyon sonrası 7. gün, seroma için tipik bir zamandır.
Seroma, lenf yollarının kesilmesi ve geniş cerrahi sahalarda sıvı birikmesiyle oluşur.
2
Fizik muayene bulgularını değerlendir.
Şişliğin ağrısız, yumuşak ve flüktüasyon vermesi bir sıvı koleksiyonuna işaret eder.
Enfeksiyondan farklı olarak kızarıklık ve ısı artışı saptanmaması seromayı destekler.
3
Ayırıcı tanı yap.
Hematomun erken dönemde görülmesi ve enfeksiyonun inflamasyon bulguları yaratması nedeniyle tanı seromadır.
Mastektomi sonrası seroma sıklığı %10-25 arasındadır.

Anahtar Kavram

Postoperatif Seroma
Tahmini Süre:45s
Soru 6Soru

6262 yaşında kadın hastaya romatoid artrit nedeniyle son 11 yıldır yüksek doz sistemik kortikosteroid tedavisi uygulanmaktadır. Sigmoid kolon perforasyonu nedeniyle acil şartlarda opere edilen hastaya Hartmann prosedürü uygulanmıştır. Postoperatif 36.36. saatte hastada ani gelişen konfüzyon, bulantı, karın ağrısı ve 38,8C38,8^{\circ}C ateş saptanıyor. Kan basıncı 70/4070/40 mmHg, nabız 120120/dakika ölçülen hastada, 33 litrelik izotonik sodyum klorür resüsitasyonuna rağmen arteriyel kan basıncı yükselmiyor. Laboratuvar tetkiklerinde sodyum: 126126 mEq/L, potasyum: 5,85,8 mEq/L ve kan şekeri: 5858 mg/dL olarak saptanıyor.

Bu hastadaki klinik tabloyu en iyi açıklayan postoperatif komplikasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut adrenal yetmezlik

Cevap

Sıvı resüsitasyonuna dirençli hipotansiyon, ateş ve karakteristik elektrolit bozuklukları (hiponatremi, hiperkalemi) olan steroid kullanıcısı hastada en olası tanı akut adrenal yetmezliktir.
Kortikosteroid kullanan hastalarda cerrahi gibi majör stres durumlarında HPA aksı baskılanmış olduğu için vücut yeterli kortizol üretemez. Bu durum postoperatif dönemde 'akut adrenal kriz' ile sonuçlanır. Klinik olarak açıklanamayan ve sıvıya dirençli hipotansiyon, yüksek ateş, karın ağrısı ve mental durum değişikliği görülür. Laboratuvar olarak sodyum düşüklüğü (hiponatremi), potasyum yüksekliği (hiperkalemi) ve kan şekeri düşüklüğü (hipoglisemi) tanıyı destekleyen en önemli bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın özgeçmişindeki steroid kullanımını ve cerrahi stres faktörünü değerlendir.
Uzun süreli steroid kullanımı hipotalamo-hipofizer-adrenal (HPA) aksı baskılamıştır.
Cerrahi stres anında vücudun ihtiyaç duyduğu artmış kortizol yanıtı oluşamaz.
2
Hipotansiyonun niteliğini ve sıvı tedavisine yanıtı analiz et.
Hipotansiyon 33 litre sıvıya rağmen düzelmemektedir (refrakter şok).
Kortizol eksikliği vasküler tonusu ve katekolamin duyarlılığını azaltır.
3
Laboratuvar verilerini (sodyum, potasyum, glukoz) incele.
Hiponatremi, hiperkalemi ve hipoglisemi triadının varlığı.
Aldosteron eksikliği sodyum kaybı ve potasyum tutulumuna; kortizol eksikliği ise glukoneogenez azalmasına bağlı hipoglisemiye yol açar.
4
Ayırıcı tanıda septik şoku ekarte et.
Septik şokta bu spesifik elektrolit triadı beklenmez ve adrenal kriz klinik önceliğe sahiptir.
Hastanın klinik tablosu hormonal eksiklik belirtileriyle tam uyumludur.

Anahtar Kavram

Postoperatif Adrenal Kriz (Addisonian Crisis)
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 7Soru

Abdominal cerrahi sonrası gelişen, bağırsak peristaltizminin geçici olarak durması ile karakterize olan ve genellikle ek bir müdahale gerektirmeden ilk 2424-4848 saat içinde kendiliğinden düzelen klinik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fizyolojik ileus

Cevap

Abdominal cerrahi sonrası görülen bu tablo fizyolojik ileustur.
Doğru cevap olan fizyolojik ileus, cerrahi travma, anestezi ve opioid kullanımı gibi nedenlerle bağırsak motilitesinin geçici olarak durmasıdır. İnce bağırsaklar genellikle ilk 2424 saatte, mide 2424-4848 saatte ve kolon 4848-7272 saatte normal fonksiyonuna döner.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun tanımlanması
Bağırsak hareketlerinin durması ve gaz-gaita çıkışının olmaması (ileus).
Hastanın postoperatif erken dönemdeki şikayetlerini sınıflandırmak için gereklidir.
2
Zamanlamanın değerlendirilmesi
Postoperatif ilk 2424-4848 saat.
Bağırsak segmentlerinin normal fonksiyonuna dönme süreleri tanıyı belirlemede kritiktir.
3
Ayırıcı tanı yapılması
Fizyolojik ileus tanısının konulması.
Kendiliğinden düzelen ve cerrahi travmaya beklenen bir yanıt olan bu süreç fizyolojik kabul edilir.

Anahtar Kavram

Fizyolojik ileus, abdominal cerrahi sonrası gastrointestinal motilitenin geçici olarak inhibe olmasıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 8Soru

3434 yaşında erkek hasta, araç dışı trafik kazası sonrası gelişen grade 44 karaciğer laserasyonu ve mezenterik yaralanma nedeniyle acil laparotomiye alınıyor. Operasyon sırasında kanama kontrolü sağlandıktan sonra batın fasyası primer olarak kapatılan hastaya, toplam 1212 ünite eritrosit süspansiyonu ve 1010 litre kristaloid replasmanı yapılıyor. Postoperatif 6.6. saatte yoğun bakım ünitesinde izlenen hastada; idrar çıkışının 15mL/saat15 mL/saat düzeyine gerilediği, mekanik ventilatörde pik hava yolu basınçlarının 20cmH2O20 cmH_2O'dan 42cmH2O42 cmH_2O'ya yükseldiği ve kardiyak indeksin düştüğü saptanıyor. Fizik muayenede batın ileri derecede gergin ve timpaniktir.

Bu hastada tanıya yönelik yapılması gereken en uygun ilk işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İndirekt yöntemle intraabdominal basınç (mesane içi basınç) ölçümü

Cevap

En uygun ilk işlem, indirekt yöntemle intraabdominal basınç (mesane içi basınç) ölçümüdür.
Masif resüsitasyon ve batın fasyasının primer kapatılması, barsak ödemi ve assit nedeniyle intraabdominal basıncı artırır. Mesane içi basınç ölçümü, bu artışı tespit eden en hızlı ve standart yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların sentezlenmesi
Masif resüsitasyon öyküsü olan hastada oligüri, akciğer kompliyansında azalma (yüksek pik basınç) ve gergin batın saptandı.
Bu bulgular klasik Abdominal Kompartman Sendromu (AKS) triadını oluşturur.
2
Tanısal yöntemin belirlenmesi
İntraabdominal basıncın (IABIAB) ölçülmesine karar verildi.
AKS tanısı, intraabdominal basıncın >20mmHg>20 mmHg olması ve beraberinde yeni bir organ disfonksiyonunun varlığı ile konur.
3
Ölçüm metodunun seçilmesi
Foley sonda üzerinden mesane içi basınç ölçümü planlandı.
Mesane içi basınç ölçümü, IABIAB için en güvenilir, invaziv olmayan ve standart kabul edilen indirekt yöntemdir.

Anahtar Kavram

Abdominal Kompartman Sendromu (AKS), masif resüsitasyon sonrası organ perfüzyonunu bozan ciddi bir postoperatif komplikasyondur ve tanısı mesane içi basınç ölçümü ile konur.
Soru 9Soru

6262 yaşında erkek hasta, sigmoid kolon kanseri nedeniyle elektif sol hemikolektomi operasyonu geçiriyor. Postoperatif 44. günde hastada belirgin karın şişkinliği, bulantı ve gaz-gayta çıkaramama şikayetleri başlıyor. Fizik muayenede batın distandü, barsak sesleri tüm kadranlarda hipoaktif saptanıyor; palpasyonda hassasiyet saptanırken defans veya rebound saptanmıyor. Ayakta direkt batın grafisinde (ADBG) hem ince barsak hem de kolon segmentlerinde yaygın hava-sıvı seviyeleri ve tüm barsak anslarında dilatasyon görülüyor. Bu hastada en olası tanı ve yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paralitik ileus - Konservatif izlem, elektrolit takibi ve mobilizasyon

Cevap

Paralitik ileus tanısı konulmalı ve elektrolit takibi ile mobilizasyonu içeren konservatif bir yaklaşım sergilenmelidir.
Doğru seçenek olan paralitik ileus, postoperatif dönemde barsak seslerinin azalması ve radyolojik olarak sindirim kanalının tamamında (ince ve kalın barsak) gaz ve dilatasyon saptanmasıyla karakterizedir. Defans ve rebound gibi peritonit bulgularının olmaması cerrahi bir komplikasyondan ziyade fonksiyonel bir süreci destekler. Tedavi; sıvı-elektrolit dengesinin sağlanması, hastanın mobilizasyonu ve gerekirse nazogastrik dekompresyonu içerir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların değerlendirilmesi
Hastada gaz-gayta çıkaramama ve distansiyon mevcuttur (ileus tablosu).
Postoperatif dönemde gastrointestinal motilite bozuklukları yaygındır.
2
Fizik muayene bulgularının analizi
Barsak seslerinin hipoaktif olması fonksiyonel bir tıkanıklığı düşündürür.
Mekanik tıkanıklıklarda barsak sesleri genellikle artmıştır; azalmış sesler paralitik süreci destekler.
3
Radyolojik görüntülemenin yorumlanması
Grafide hem ince barsak hem de kolonda yaygın dilatasyon saptanmıştır.
Mekanik tıkanıklıkta bir 'geçiş noktası' olur ve distal segmentler kolabedir. Yaygın dilatasyon paralitik (adinamik) ileusun tipik bulgusudur.

Anahtar Kavram

Postoperatif paralitik ileus ile mekanik obstrüksiyonun fizik muayene ve radyolojik bulgularla ayrımı.
Soru 10Soru

6262 yaşında kadın hasta, femur boyun kırığı nedeniyle opere edildikten sonra profilaktik dozda standart (unfraksiyone) heparin başlanıyor. Postoperatif 66. günde hastada yeni gelişen dispne ve göğüs ağrısı üzerine çekilen BT anjiyografide segmental pulmoner emboli saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde trombosit sayısının 80.00080.000/mm3mm^3 olduğu (preoperatif: 220.000220.000/mm3mm^3) görülüyor. Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Heparinin derhal kesilerek argatroban tedavisine başlanması

Cevap

Heparin indüklü trombositopeni (HİT) Tip 2 şüphesinde heparin derhal kesilmeli ve argatroban gibi bir direkt trombin inhibitörü ile tedaviye devam edilmelidir.
Hastada heparin kullanımı sırasında, tedavinin 5-10. günleri arasında ortaya çıkan belirgin trombositopeni (%50'den fazla düşüş) ve eşlik eden yeni tromboz (pulmoner emboli) tablosu, tipik olarak Heparin İndüklü Trombositopeni (HİT) Tip 2'ye işaret eder. Bu durumda yapılması gereken en kritik müdahale, tüm heparin kaynaklı ürünlerin (düşük molekül ağırlıklı olanlar dahil) kesilmesi ve argatroban gibi direkt trombin inhibitörlerinin başlanmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Postoperatif 6. günde trombosit sayısında %50'den fazla düşüş (220.00080.000220.000 \rightarrow 80.000) ve yeni gelişen tromboz (pulmoner emboli) saptandı.
Bu tablo, immün aracılı bir komplikasyon olan HİT Tip 2 için tipik bir sunumdur.
2
Tanısal değerlendirme
HİT skoru (4T skoru) yüksek olarak değerlendirilir.
Trombositopeni zamanlaması (5-10. günler arası), trombosit düşüş derecesi (>%50), yeni tromboz varlığı ve diğer nedenlerin dışlanması tanıyı destekler.
3
Tedavi planının belirlenmesi
Tüm heparin kaynaklı ürünler kesilir ve direkt trombin inhibitörü (Argatroban, Danaparoid veya Lepirudin) başlanır.
HİT hastalarında heparin kullanımı tromboz fırtınasını tetikler; bu nedenle çapraz reaksiyon vermeyen alternatif bir antikoagülan gereklidir.

Anahtar Kavram

Heparin İndüklü Trombositopeni (HİT) Tip 2
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 11Soru

7272 yaşında erkek hasta, elektif infrarenal abdominal aort anevrizması onarımı sonrası postoperatif 22. gündedir. Hastada aniden gelişen hipotansiyon, taşikardi, terleme ve belirgin huzursuzluk gözleniyor. Hasta göğüs ağrısı tariflemiyor (hasta postoperatif epidural analjezi altındadır). Çekilen elektrokardiyografide (EKG) V4V6V_4-V_6 derivasyonlarında yeni gelişen ST segment depresyonu saptanıyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miyokard İnfarktüsü

Cevap

Miyokard İnfarktüsü
Miyokard infarktüsü, özellikle majör vasküler cerrahi geçiren yaşlı hastalarda postoperatif ilk 4848 saat içinde en yüksek insidansa sahiptir. Postoperatif dönemde kullanılan narkotik analjezikler veya epidural anestezi, iskemi ağrısını maskeleyerek tablonun 'sessiz' seyretmesine neden olabilir. Bu hastada görülen hipotansiyon, taşikardi, terleme ve EKG'deki yeni ST depresyonu klasik bir sessiz MI sunumudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hasta risk profilini değerlendir
72 yaşında vasküler cerrahi geçiren hasta, yüksek kardiyak risk grubundadır.
Majör vasküler cerrahiler perioperatif kardiyak olaylar açısından en yüksek riskli işlemlerdir.
2
Klinik tabloyu analiz et
Hipotansiyon ve taşikardiye eşlik eden EKG'de ST depresyonu mevcuttur.
Huzursuzluk ve terleme (anjinal ekivalanlar) miyokardiyal iskemiye işaret eder.
3
Ağrı eksikliğini yorumla
Hastanın ağrı hissetmemesi epidural analjeziye bağlı 'sessiz MI' durumudur.
Postoperatif analjezi yöntemleri, iskemi ağrısını maskeleyebilir.

Anahtar Kavram

Postoperatif Sessiz Miyokard İnfarktüsü

Daha Fazla Pratik

Postoperatif dönemde görülen ateş nedenlerinin (Wind, Water, Wound, Walking, Wonder drug) zaman çizelgesini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 12Soru

Perfore kolesistit tanısıyla acil kolesistektomi operasyonu geçiren 5050 yaşındaki bir hastada, cerrahi sonrası 55. günde 38.4C38.4^{\circ}C ateş ve operasyon kesisinde şiddetli ağrı gelişmiştir. Fizik muayenede yara hattında yaygın eritem, ödem ve dikişler arasından pürülan akıntı saptandığına göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüzeyel insizyonel cerrahi alan enfeksiyonu

Cevap

En olası tanı yüzeyel insizyonel cerrahi alan enfeksiyonudur.
Cerrahi sonrası 55. günde görülen ateşin en sık nedeni cerrahi alan enfeksiyonudur (CAE). Fizik muayenede yara yerinde saptanan pürülan drenaj, eritem ve hassasiyet tanıyı doğrular. Sadece cilt ve cilt altı dokuyu etkilediği için bu durum 'yüzeyel insizyonel CAE' olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Postoperatif ateşin zamanlamasını değerlendir
Postoperatif 55. gün, cerrahi alan enfeksiyonları ve derin ven trombozu için kritik bir zaman dilimidir.
Ateşin ortaya çıktığı gün, ayırıcı tanıda '5W' (Wind, Water, Walking, Wound, Wonder drugs) kuralına göre yön göstericidir.
2
Lokalizasyon ve fizik muayene bulgularını analiz et
İnsizyon yerinde eritem, ağrı ve pürülan akıntı saptanması odağın 'yara' olduğunu kanıtlar.
Yara yerinden gelen pürülan drenaj, cerrahi alan enfeksiyonu tanısı için spesifiktir.
3
Enfeksiyonun derinliğini sınıflandır
Bulgular deri ve deri altı doku ile sınırlı olduğu için 'yüzeyel insizyonel' olarak sınıflandırılır.
Fasyayı aşmayan ve organ/boşluk tutulumu göstermeyen enfeksiyonlar yüzeyel kabul edilir.

Anahtar Kavram

Cerrahi sonrası ateşin zamanlaması ve cerrahi alan enfeksiyonu (CAE) tanı kriterleri.

Daha Fazla Pratik

Cerrahi alan enfeksiyonlarının yara sınıflandırmasına (temiz, temiz-kontamine, kontamine, kirli) göre risklerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

7070 yaşında, KOAH ve malnutrisyon öyküsü olan bir erkek hastaya mide kanseri nedeniyle total gastrektomi yapılmıştır. Postoperatif 88. günde hastanın şiddetli bir öksürük nöbeti sonrası pansumanının bol miktarda serozanjinöz (somon rengi) bir sıvı ile tamamen ıslandığı görülüyor. Yapılan fizik muayenede cilt dikişlerinin bir kısmının ayrıldığı ve fasyanın bütünlüğünün bozulduğu saptanıyor, ancak batın içi organların dışarı çıkmadığı gözleniyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yara dehissansı

Cevap

Yara dehissansı
Postoperatif 5. ila 10. günler arasında görülen, özellikle öksürük gibi karın içi basıncı artıran olaylar sonrası gelişen serozanjinöz (pembe/somon rengi) akıntı, fasyal katmanların ayrıldığını gösteren yara dehissansı için tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları ve zamanlamayı değerlendir
Postoperatif 5-10. günler (vakamızda 8. gün), KOAH (öksürük/artmış karın içi basınç) ve malnutrisyon gibi risk faktörleri dehissans için tipiktir.
Yara iyileşmesinin kritik olduğu bu dönemde mekanik zorlanmalar fasyal ayrılmaya yol açar.
2
Akıntının karakterini analiz et
Pansumanı ıslatan 'somon rengi' (serozanjinöz) sıvı, yara dehissansı için patognomonik kabul edilir.
Bu sıvı, fasyal katmanların ayrıldığını ve periton sıvısının sızdığını gösterir.
3
Fizik muayene bulguları ile ayırıcı tanı yap
Fasya ayrılmış ancak organlar dışarı çıkmamışsa tanı dehissanstır; organ çıkışı olsaydı eviscerasyon olurdu.
Anatomik katmanların tutulum derecesi tanıyı belirler.

Anahtar Kavram

Postoperatif yara dehissansının en karakteristik klinik belirtisi serozanjinöz (somon rengi) akıntıdır.

İpuçları

1
Hastanın KOAH nedeniyle öksürmesi karın içi basıncını ani olarak artırır.
2
Somon rengi akıntı bu komplikasyon için anahtar kelimedir.
3
Fasya katmanının ayrıldığı ancak organların içeride kaldığı durumu düşünün.

Daha Fazla Pratik

Eviscerasyon durumunda yapılması gereken ilk acil müdahaleyi (steril nemli gazlı bezle örtme) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 14Soru

7272 yaşında erkek hasta, rektum kanseri nedeniyle uygulanan anterior rezeksiyon sonrası postoperatif 66. günündedir. Hastanın ateşi 39.2C39.2^{\circ}C olarak saptanıyor. Fizik muayenede batın rahat, insizyon hattı temiz ve akciğer sesleri doğal izleniyor. Sol ön kolda daha önce intravenöz kanülasyon yapılan bölgede hassasiyet, endürasyon ve palpasyonla kordon tarzında sertlik saptanıyor. Kanülasyon yerinden pürülan drenaj gözlendiği belirleniyor.

Bu hasta için aşağıdakilerden hangisi en uygun tedavi yaklaşımıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tutulan ven segmentinin cerrahi eksizyonu ve sistemik antibiyoterapi

Cevap

Tutulan ven segmentinin cerrahi eksizyonu ve sistemik antibiyoterapi uygulanmalıdır.
Hastada saptanan yüksek ateş, eski intravenöz kanülasyon bölgesindeki endürasyon (kordon bulgusu) ve en önemlisi pürülan drenaj, 'Süpüratif (Septik) Tromboflebit' tanısını koydurur. Bu tabloda ven lümeni bir apse odağı haline gelmiştir. Sadece kateterin çekilmesi veya antibiyotik kullanımı bu odağı temizlemeye yetmez. Kesin tedavi, tutulan ven segmentinin sağlam cerrahi sınırlara kadar eksizyonu ve eş zamanlı sistemik antibiyotik uygulamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Postoperatif 66. günde ateş, IV yerinde sertlik (kordon) ve pürülan drenaj varlığı saptanır.
Bu bulgular basit flebit ile süpüratif (septik) tromboflebit ayrımını yapmamızı sağlar.
2
Tanının konulması
Süpüratif tromboflebit tanısı konur.
Yüzeyel bir vende enfeksiyon ve pürülan içerik varlığı bu tanıyı kesinleştirir.
3
Tedavi stratejisinin belirlenmesi
Enfekte ven segmentinin proksimal ve distalden sağlam sınıra kadar eksizyonu ve geniş spektrumlu antibiyoterapiye başlanır.
Ven lümenindeki pürülan materyal odak görevi gördüğü için sadece kateterin çekilmesi tedavide yetersiz kalır.

Anahtar Kavram

Süpüratif (Septik) Tromboflebit Tanı ve Tedavisi

Daha Fazla Pratik

Postoperatif ateşin zamanlamasına göre (POD 0-2, 3-5, 5+) ayırıcı tanısını tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 15Soru

3030 yaşında erkek hastaya elektif inguinal herni onarımı amacıyla genel anestezi uygulanmaktadır. İndüksiyonda süksinilkolin ve sevofluran kullanılmasından kısa bir süre sonra hastada maseter kasında belirgin rijidite, taşikardi ve end-tidal CO2CO_2 (ETCO2ETCO_2) değerlerinde ani yükselme (>70> 70 mmHg) gözleniyor. Operasyon odasında yapılan ölçümde vücut sıcaklığının hızla artarak 40.5C40.5^\circ C’ye ulaştığı saptanıyor. Bu hastada gelişen tablonun spesifik tedavisinde ilk tercih edilmesi gereken farmakolojik ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntravenöz dantrolen

Cevap

İntravenöz dantrolen
Malign hipertermi, kalıtsal bir iskelet kası bozukluğu olup volatil anestezikler veya süksinilkolin ile tetiklenir. Temel sorun, sarkoplazmik retikulumdaki ryanodin reseptörlerindeki (RYR1) mutasyon nedeniyle hücre içine aşırı kalsiyum salınımı ve bunun sonucunda gelişen şiddetli kas kasılması ve hipermetabolizmadır. İntravenöz dantrolen, bu kanalları bloke ederek kalsiyum salınımını durduran tek spesifik antidottur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Maseter rijiditesi, hiperkapni ve hızlı ateş yükselmesi kombinasyonu malign hipertermiyi (MH) düşündürür.
MH, anestezik tetikleyicilerle ortaya çıkan hipermetabolik bir krizdir.
2
Tetikleyici ajanların kesilmesi
Süksinilkolin ve volatil ajanlar durdurulur, %100 oksijen ile hiperventilasyona geçilir.
Sürecin daha fazla ilerlemesini engellemek için tetikleyicinin ortamdan uzaklaştırılması gerekir.
3
Spesifik antidot uygulaması
İntravenöz dantrolen sodyum 2.52.5 mg/kg dozunda uygulanır.
Dantrolen, ryanodin reseptörlerine (RYR1) bağlanarak kalsiyumun sarkoplazmik retikulumdan sitoplazmaya kontrolsüz salınımını bloke eder.

Anahtar Kavram

Malign Hipertermi Yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 16Soru

6060 yaşında erkek hasta, elektif abdominal cerrahi sonrası postoperatif 77. günündedir. Pansuman takibi sırasında yara yerinden aniden bol miktarda pembe renkli, serosanjinöz karakterde sıvı geldiği gözleniyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eviscerasyon

Cevap

Eviscerasyon
Doğru cevap olan eviscerasyon, karın duvarı katmanlarının postoperatif dönemde tam olarak iyileşememesi ve ayrılmasıdır. Özellikle postoperatif 55 ile 1010. günler arasında görülen, pansumanı ıslatan 'somon rengi' veya serosanjinöz akıntı, fasya ayrılmasının en önemli klinik belirtisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik veriyi analiz et.
Postoperatif 77. gün ve serosanjinöz (pembe renkli) akıntı.
Komplikasyonların tanısında semptomun zamanlaması ve niteliği belirleyicidir.
2
Serosanjinöz akıntının anlamını değerlendir.
Bu bulgu, fasya katmanlarının ayrıldığını (dehisens) gösteren patognomonik bir işarettir.
Karın içi sıvının fasya aralığından cilt altına sızması pembe renkli akıntıya neden olur.

Anahtar Kavram

Postoperatif dönemde (özellikle 5105-10. günler) yara yerinden gelen serosanjinöz sızıntı, aksi ispatlanana kadar eviscerasyon (yara dehisensi) olarak kabul edilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 17Soru

4848 yaşında erkek hasta, inguinal herni nedeniyle elektif şartlarda opere ediliyor. Ameliyat sonrası takibinde, postoperatif 1818. saatte hastanın ateşi 38,3C38,3^{\circ}C olarak ölçülüyor. Fizik muayenede akciğer bazallerinde solunum seslerinin hafif azaldığı saptanıyor; insizyon yeri temiz, drenleri açık ve idrar çıkışı normal seyrediyor. Bu tabloda ateşin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atelektazi

Cevap

Postoperatif erken dönemdeki (1818. saat) ateşin ve akciğer bazallerinde ses azalmasının en olası nedeni atelektazidir.
Postoperatif ateşin zamanlaması tanı koydurucudur. İlk 2424-4848 saatlik (1. ve 2. gün) dönemde görülen ateş vakalarının büyük çoğunluğundan akciğerdeki havalanma bozukluğu (atelektazi) sorumludur. Fizik muayenede solunum seslerinin bazallerde azalması bu durumu teyit eder. Tedavisinde derin solunum egzersizleri ve mobilizasyon yeterlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Zaman çizelgesini analiz et
Postoperatif 1818. saat (ilk 2424-4848 saatlik dilim)
Ateşin ortaya çıkış zamanı ayırıcı tanıda en önemli kriterdir.
2
Klinik bulguları değerlendir
Akciğer bazallerinde ses azalması
Bu bulgu alveollerin kollabe olduğunu (atelektazi) gösterir.
3
En olası nedeni belirle
Atelektazi
Erken postoperatif ateşin (ilk 22 gün) en sık nedeni akciğerlerdeki havalanma azlığıdır.

Anahtar Kavram

Postoperatif ateşin '5W' (Wind, Water, Walking, Wound, Wonder drug) kuralına göre zamanlaması

İpuçları

1
Ameliyattan sonraki ilk 2424 saat içindeki ateşin odağını düşünün.
2
Akciğer seslerinin azalması hangi solunumsal komplikasyona işaret eder?
3
Postoperatif ateşin '5W' kuralındaki ilk 'W' (Wind - Rüzgar) hangi durumu temsil eder?

Daha Fazla Pratik

Postoperatif 55. günde başlayan ateş, bacakta şişlik ve hassasiyet durumunda hangi komplikasyonu düşünürdünüz?
Tahmini Süre:45s
Soru 18Soru

6868 yaşında erkek hasta, sigmoid kolon kanseri nedeniyle elektif sol hemikolektomi ve primer uç-uca anastomoz uygulanması sonrası postoperatif 55. günündedir. O ana kadar takiplerinde herhangi bir sorun saptanmayan hastada, son 44 saattir gelişen ve başka bir nedene bağlanamayan taşikardi (122/dk122/\text{dk}) ve hafif huzursuzluk gözleniyor. Vücut ısısı 37.8C37.8^\circ\text{C}, kan basıncı 110/70 mmHg110/70\text{ mmHg} ve solunum sayısı 22/dk22/\text{dk}'dır. Batın muayenesinde hafif distansiyon dışında defans veya rebound saptanmıyor; dreninden 40 cc40\text{ cc} seröz mayi geliyor. Bu klinik tabloda öncelikle aşağıdakilerin hangisinden şüphelenilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anastomoz kaçağı

Cevap

Anastomoz kaçağı
Anastomoz kaçağı, özellikle postoperatif 5-7. günlerde ortaya çıkan ve morbiditesi yüksek bir komplikasyondur. Klinik tablo her zaman gürültülü (feçes drenajı, yaygın peritonit) olmayabilir. Açıklanamayan taşikardi, hastanın genel durumunda hafif bozulma veya huzursuzluk hissi, erken tanıda en değerli ipuçlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Postoperatif zaman çizelgesini değerlendir
Postoperatif 5. gün, anastomoz kaçağı, DVT/PE ve yara yeri enfeksiyonlarının pik yapmaya başladığı dönemdir.
Komplikasyonların zamanlaması ayırıcı tanıda en kritik faktördür.
2
Klinik bulguları analiz et
Hastada açıklanamayan taşikardi (122/dk) ve hafif huzursuzluk mevcuttur; belirgin peritonit bulgusu yoktur.
Anastomoz kaçakları erken dönemde (özellikle yaşlılarda) klasik akut batın bulguları vermeden sadece taşikardi ile seyredebilir.
3
En olası ve hayati komplikasyonu belirle
Kolon cerrahisi sonrası taşikardi 'aksi ispatlanana kadar kaçak' olarak kabul edilir.
Erken tanı, mortaliteyi azaltan en önemli unsurdur.

Anahtar Kavram

Anastomoz kaçağının en erken ve duyarlı klinik bulgusu açıklanamayan taşikardidir.

Daha Fazla Pratik

Anastomoz kaçağı şüphesi olan bu hastada tanıyı kesinleştirmek için hangi görüntüleme yöntemi (örneğin; suda eriyen kontrastlı BT) tercih edilmelidir?
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 19Soru

6565 yaşında erkek hastaya, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) ve uzun süreli sigara kullanım öyküsü eşliğinde, rektum kanseri nedeniyle abdominoperineal rezeksiyon uygulanmıştır. Postoperatif 4.4. günde hastada aniden gelişen şiddetli nefes darlığı, göğüs ağrısı ve huzursuzluk tablosu ortaya çıkıyor. Fizik muayenede kan basıncı 85/5085/50 mmHg, nabız 130/dk130/dk, solunum sayısı 32/dk32/dk ve SpO2SpO_2 %\% 8484 (oda havasında) ölçülüyor. Boyun venlerinde dolgunluk saptanan hastanın akciğer oskültasyonu bilateral doğal olarak değerlendiriliyor. Arteryel kan gazı analizinde pHpH: 7.487.48, PCO2PCO_2: 3030 mmHg ve PO2PO_2: 5858 mmHg saptanıyor. Bu hastada gelişen tablonun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pulmoner tromboemboli

Cevap

Pulmoner tromboemboli
Postoperatif dönemde (özellikle 4-5. günlerde) ani gelişen dispne, taşikardi ve hipotansiyon varlığında pulmoner emboli akla gelmelidir. Fizik muayenede juguler venöz dolgunluk saptanması, sağ ventrikülün akut olarak zorlandığını (obstrüktif şok) gösterir. Akciğer oskültasyonunun doğal olması (rallerin yokluğu) ve kan gazında hipoksi ile birlikte saptanan hipokapni (taşipneye sekonder) tanıyı pulmoner emboli yönünde destekleyen en güçlü bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtilerin ve zamanlamanın analizi
Postoperatif 45.4-5. günler Venöz Tromboemboli (VTE) riskinin en yüksek olduğu dönemdir.
Majör pelvik cerrahi geçiren ve ek risk faktörleri (ileri yaş, kanser) olan hastalarda DVT ve PE riski belirgin artmıştır.
2
Fizik muayene bulgularının değerlendirilmesi
Hipotansiyon + Taşikardi + Juguler Venöz Dolgunluk = Sağ kalp çıkış yolu obstrüksiyonu veya kardiyojenik neden.
Boyun venlerinde dolgunluk, santral venöz basıncın (CVP) arttığını gösterir; bu da hipovolemik ve septik şoku dışlar.
3
Akciğer oskültasyonu ve kan gazı korelasyonu
Normal akciğer sesleri ve respiratuar alkaloz + hipoksemi kombinasyonu.
Akciğerde rallerin olmaması pulmoner ödemi (MI) dışlarken, 'mismatch' nedeniyle oluşan hipoksiye yanıt olarak gelişen taşipne hipokapniye (düşük PCO2PCO_2) yol açmıştır.

Anahtar Kavram

Postoperatif Masif Pulmoner Emboli Tanısı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 20Soru

7070 yaşında erkek hasta, rüptüre abdominal aort anevrizması nedeniyle uygulanan acil cerrahi sonrası yoğun bakım ünitesinde 1010 gündür mekanik ventilatör desteğinde izlenmektedir. Postoperatif süreçte total parenteral nütrisyon (TPN) alan hastada yeni gelişen ateş, sağ üst kadran ağrısı ve lökositoz saptanıyor. Fizik muayenede sağ hipokondriyumda hassasiyet ve dolgunluk belirleniyor. Yapılan hepatobiliyer ultrasonografide safra kesesi duvar kalınlığının 66 mm olduğu ve kese çevresinde mayi bulunduğu rapor edilirken, lümende taş izlenmiyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut akalkülöz kolesistit

Cevap

Akut akalkülöz kolesistit
Akut akalkülöz kolesistit, postoperatif dönemdeki kritik hastalarda (özellikle yanık, travma, majör cerrahi sonrası) safra stazı ve hipoperfüzyona bağlı gelişir. TPN kullanımı kolesistokinin salınımını azaltarak safra stazını tetikler. Ultrasonografide kese duvarında kalınlaşma (>4>4 mm) ve taşsız lümen tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Risk faktörlerini değerlendir
Hastada majör cerrahi öyküsü, yoğun bakımda kalış, mekanik ventilasyon ve TPN kullanımı mevcuttur.
Akalkülöz kolesistit, kritik hastalarda safra stazı ve kese duvar iskemisi nedeniyle gelişir.
2
Klinik semptomları analiz et
Ateş, sağ üst kadran ağrısı, lökositoz ve lokalize hassasiyet saptanmıştır.
Bu bulgular akut kolesistiti düşündürür ancak postoperatif kritik hastalarda taşsız form daha olasıdır.
3
Görüntüleme bulgularını yorumla
Safra kesesi duvarında 44 mm'den fazla kalınlaşma (66 mm) ve perikolesistik sıvı var, ancak taş yok.
Taş izlenmemesi ve duvar kalınlaşması tanıyı 'akalkülöz' yöne çeker.

Anahtar Kavram

Akut akalkülöz kolesistit, postoperatif dönemde özellikle TPN alan ve sepsiste olan kritik hastalarda görülen, mortalitesi yüksek bir komplikasyondur.

Daha Fazla Pratik

Akalkülöz kolesistitte tanıda şüphe duyulursa HIDA sintigrafisi (dolum yokluğu) kullanılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 2Sonraki