Endokrinoloji

539 soru

Soru 481Soru

3535 yaşında erkek hasta, 22 yıl önce tanı alan bir prolaktinoma nedeniyle kabergolin tedavisi altında takip edilmektedir. Son kontrollerinde serum kalsiyum değeri 11.411.4 mg/dLmg/dL, fosfor 2.22.2 mg/dLmg/dL ve paratiroid hormon (PTHPTH) düzeyi 155155 pg/mLpg/mL olarak saptanmıştır. Hastanın fizik muayenesinde gövdede multipl, yumuşak kıvamlı subkutan nodüller izlenmiştir. Çekilen toraks BTBT incelemesinde ön mediastende 33 cmcm çapında, invaziv karakterde bir kitle saptanıyor. Bu hastadaki mevcut klinik tablo ve radyolojik bulgu göz önüne alındığında, ön mediastendeki kitlenin en olası tanısı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Timik karsinoid tümör

Cevap

Timik karsinoid tümör, MEN 1 sendromlu hastalarda görülen ve ön mediastende yerleşen tipik bir nöroendokrin tümördür.
Hastada saptanan prolaktinoma, primer hiperparatiroidizm ve subkutan nodüller (lipomlar/anjiyofibromlar) Multipl Endokrin Neoplazi Tip 1 (MEN 1) tanısını doğrular. MEN 1 sendromunda, klasik 3P bulgusu dışında foregut kaynaklı karsinoid tümörler de görülebilir. Timik karsinoid tümörler özellikle erkek hastalarda ön mediastende kitle şeklinde ortaya çıkar, sıklıkla non-fonksiyoneldir (karsinoid sendrom yapmaz) ve agresif biyolojik davranış sergilerler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları sentezleyin.
Hipofiz adenomu (prolaktinoma), primer hiperparatiroidizm (yüksek Ca, yüksek PTH) ve subkutan nodüller (lipomlar/anjiyofibromlar).
Bu üçlü kombinasyon klasik olarak Multipl Endokrin Neoplazi Tip 1 (MEN 1 - Werner Sendromu) tanısını koydurur.
2
MEN 1 sendromunun ek bileşenlerini hatırlayın.
3P (Paratiroid, Pankreas, Pitüiter) dışında foregut karsinoidleri (timik, bronşiyal) ve deri bulguları da görülebilir.
Timik karsinoidler MEN 1'li hastaların %2-8'inde görülür ve ön mediastende kitle olarak prezente olur.
3
Radyolojik bulguyu anatomik konumla eşleştirin.
Ön mediastendeki kitlenin en olası tanısı timik karsinoid tümördür.
Özellikle erkek hastalarda daha sık ve agresif seyreden bu tümörler, MEN 1 tarama protokollerinin önemli bir parçasıdır.

Anahtar Kavram

MEN 1 (Werner Sendromu) bileşenleri: 3P (Paratiroid hiperplazisi, Pankreatik NET, Pitüiter adenom) + Foregut karsinoidleri (Timik, Bronşiyal) + Deri bulguları (Lipom, Anjiyofibrom).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 482Soru

24 yaşında kadın hasta, yaklaşık 6 aydır devam eden adet görememe (sekonder amenore) ve sıcak basması şikayetleri ile polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde sekonder seksüel karakterlerin (meme gelişimi ve kıllanma) Tanner evre 5 ile uyumlu olduğu, ancak vajinal mukozanın atrofik görünümde olduğu saptanıyor. Hastanın yapılan laboratuvar tetkik sonuçları aşağıda verilmiştir:

* Serum FSH: 58 mIU/mL58\text{ mIU/mL} (N: 2102-10)
* Serum LH: 45 mIU/mL45\text{ mIU/mL} (N: 2122-12)
* Serum Estradiol: 12 pg/mL12\text{ pg/mL} (N: 3040030-400)
* Serum Prolaktin: 15 ng/mL15\text{ ng/mL} (N: 5255-25)
* Serum TSH: 2.1 mIU/L2.1\text{ mIU/L} (N: 0.44.00.4-4.0)

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastadaki patolojinin temel yerleşimi (birincil kaynak) aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Overler

Cevap

Patolojinin temel yerleşimi overlerdir (Primer Over Yetmezliği).
Laboratuvar bulgularında saptanan yüksek FSH ve LH değerlerine karşılık düşük estradiol düzeyi, 'hipergonadotropik hipogonadizm' tablosunu tanımlar. Bu durum, hipotalamus ve hipofizin normal çalıştığını, ancak overlerin (hedef organ) bu uyarıya yanıt veremediğini gösterir. Bu nedenle patolojinin birincil (primer) yerleşimi overlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Gonadotropin (FSH ve LH) düzeylerini değerlendir.
FSH (58 mIU/mL58\text{ mIU/mL}) ve LH (45 mIU/mL45\text{ mIU/mL}) düzeyleri normalin çok üzerindedir (hipergonadotropik).
Merkezi sistemin (hipotalamus-hipofiz), düşük hormon düzeyine yanıt olarak uyarıyı artırıp artırmadığını anlamak için.
2
Uç organ hormonu (Estradiol) düzeyini değerlendir.
Estradiol (12 pg/mL12\text{ pg/mL}) düzeyi düşüktür (hipogonadizm).
Hormon eksikliğinin varlığını ve şiddetini teyit etmek için.
3
Aksın bütünlüğünü yorumla.
Yüksek FSH/LH + Düşük Estradiol = Primer (birincil) yetmezlik.
Merkezden gelen yoğun uyarıya rağmen hedef organın (over) yanıt verememesi, sorunun doğrudan hedef organda olduğunu gösterir.

Anahtar Kavram

Hipergonadotropik Hipogonadizm (Primer Gonadal Yetmezlik)

Daha Fazla Pratik

Primer ve sekonder hipogonadizm ayrımında FSH/LH düzeylerinin önemini pekiştirmek için Kallmann sendromu laboratuvar bulgularını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 483Soru

2424 yaşında erkek hasta, son 11 yıldır devam eden cinsel isteksizlik ve çocuk sahibi olamama şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde her iki testis hacmi 66 mL (Normal: >15>15 mL) olarak ölçülüyor; jinekomasti saptanmıyor. Yapılan laboratuvar incelemeleri aşağıda sunulmuştur:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Total Testosteron180180 ng/dL3001000300 - 1000 ng/dL
LH1.51.5 mIU/mL2122 - 12 mIU/mL
FSH2.12.1 mIU/mL1121 - 12 mIU/mL
Prolaktin1212 ng/mL3183 - 18 ng/mL

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastadaki patolojinin en olası yerleşimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipotalamo-hipofizer aks (Sekonder hipogonadizm)

Cevap

Hastadaki patolojinin en olası yerleşimi hipotalamo-hipofizer aks (sekonder hipogonadizm) bölgesidir.
Düşük testosteron düzeyi (180180 ng/dL) ile birlikte gonadotropinlerin (LH ve FSH) düşük olması, hipotalamo-hipofizer aksın (merkezi sistemin) testisleri uyarmakta yetersiz kaldığını gösterir. Bu tablo hipogonadotropik hipogonadizm (sekonder hipogonadizm) olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Testosteron düzeyini değerlendir.
Testosteron 180180 ng/dL ile normal sınırın (300300 ng/dL) altındadır; hastada hipogonadizm mevcuttur.
Klinik semptomların (libido kaybı, infertilite) biyokimyasal temelini doğrulamak için.
2
Gonadotropin (LH ve FSH) düzeylerini analiz et.
LH ve FSH düzeyleri düşük saptanmıştır. Düşük testosterona rağmen bu hormonların yükselmemiş olması "uygunsuz normal/düşük" olarak tanımlanır.
Hipogonadizmin primer (testis) mi yoksa sekonder (merkezi) mi olduğunu ayırt etmek için.
3
Aks düzeyini belirle.
Merkezi feedback yanıtının yetersizliği, patolojinin hipotalamus veya hipofiz düzeyinde olduğunu gösterir.
Düşük T + Düşük/Normal Gonadotropin = Sekonder (Hipogonadotropik) Hipogonadizm.

Anahtar Kavram

Sekonder (Hipogonadotropik) Hipogonadizm Tanısı

Daha Fazla Pratik

Sekonder hipogonadizm saptanan bir hastada bir sonraki adımın hipofiz MR görüntüleme veya diğer ön hipofiz hormonlarının değerlendirilmesi olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:45s
Soru 484Soru

56 yaşında erkek hasta, sık tekrarlayan karın ağrısı atakları, yağlı dışkılama ve son 6 ayda 12 kg istemsiz kilo kaybı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde 20 yıldır düzenli alkol kullanımı olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede vücut kitle indeksi 1919 kg/m2kg/m^2 saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde açlık plazma glukozu 245245 mg/dLmg/dL, HbA1c %9,4\%9,4 ve fekal elastaz düzeyi <100<100 μg/g\mu g/g (Düşük) olarak bulunuyor. Hastaya pankreoprivik diyabet (Tip 3c) tanısı konularak bazal-bolus insülin tedavisi planlanıyor.

Bu hasta grubunda, insülin tedavisi sırasında şiddetli hipoglisemi ("brittle" diyabet) gelişme riskinin, benzer glisemik düzeydeki Tip 2 diyabetli hastalara göre belirgin yüksek olmasının temel fizyopatolojik nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pankreas alfa hücre harabiyeti sonucu kontr-regülatör glukagon yanıtının kaybı

Cevap

Pankreas alfa hücre harabiyeti sonucu kontr-regülatör glukagon yanıtının kaybı
Sorudaki vaka, kronik pankreatit zemininde gelişen Tip 3c (pankreoprivik) diyabettir. Bu hastalarda pankreasın yaygın harabiyeti nedeniyle sadece beta hücreleri değil, alfa hücreleri de hasar görür. Alfa hücrelerinden salgılanan glukagon, hipoglisemiye karşı vücudun ilk ve en önemli kontr-regülatör yanıtıdır. Glukagon rezervinin kaybı, hastaların insülin tedavisi sırasında gelişen hipoglisemiye yanıt verememesine ve hipogliseminin şiddetli/uzamış seyretmesine neden olur. Buna sıklıkla 'brittle' (kırılgan) diyabet denir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et
Kronik alkolizm, steatore (ekzokrin yetmezlik), kilo kaybı ve diyabet tablosu 'Pankreoprivik Diyabet' (Tip 3c) ile uyumludur.
Tip 3c diyabetin doğru tanınması, fizyopatolojiyi anlamak için gereklidir.
2
Tip 3c diyabetin patolojisini Tip 1 ve Tip 2 ile karşılaştır
Tip 3c'de pankreas dokusunun yaygın fibrozisi ve harabiyeti söz konusudur. Bu durum sadece insülin üreten beta hücrelerini değil, glukagon üreten alfa hücrelerini ve pankreatik polipeptit hücrelerini de etkiler.
Hücresel tutulum farkı, klinik seyri belirler.
3
Hipoglisemi riskinin nedenini belirle
İnsülin (kan şekerini düşüren) dışarıdan verilirken, hipoglisemi anında kan şekerini yükseltecek ilk savunma mekanizması olan endojen glukagon (alfa hücre kaybı nedeniyle) üretilemez. Bu durum hipogliseminin derinleşmesine neden olur.
Bu 'çift hormon eksikliği' Tip 3c diyabeti 'brittle' (kırılgan) yapan temel faktördür.

Anahtar Kavram

Tip 3c (Pankreoprivik) Diyabet ve Glukagon Eksikliği
Soru 485Soru

Amenore ve halsizlik şikayetleri ile başvuran 2929 yaşındaki kadın hastanın fizik muayenesinde kan basıncı 85/55 mmHg85/55\text{ mmHg} ölçülmüş; ciltte ve palmar çizgilerde belirgin hiperpigmentasyon saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde sodyum 132 mEq/L132\text{ mEq/L}, potasyum 5.4 mEq/L5.4\text{ mEq/L}, FSH 68 mIU/mL68\text{ mIU/mL}, LH 44 mIU/mL44\text{ mIU/mL}, östradiol 12 pg/mL12\text{ pg/mL}, sabah kortizolü 2.4 \mug/dL2.4\text{ \mu g/dL} ve ACTH 480 pg/mL480\text{ pg/mL} olarak saptanmıştır. Bu hastadaki gonadal yetmezliğin en olası etiyolojisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Otoimmün ooforit

Cevap

Hastadaki gonadal yetmezliğin en olası nedeni, Otoimmün Poliglandüler Sendrom Tip 2 (Schmidt Sendromu) kapsamında gelişen otoimmün ooforittir.
Hastadaki laboratuvar bulguları (yüksek FSH/LH ve yüksek ACTH), hem overlerin hem de adrenal bezlerin primer olarak yetersiz olduğunu göstermektedir. Erişkin bir hastada bu iki primer yetmezliğin bir arada bulunması, Otoimmün Poliglandüler Sendrom Tip 2 (Schmidt Sendromu) tanısı için tipiktir. Bu sendromun bir parçası olarak gelişen over yetmezliğinin en olası patolojik nedeni ise otoimmün ooforittir.

Adım Adım Çözüm

1
Hormonal profilin değerlendirilmesi
Yüksek FSH (68 mIU/mL68\text{ mIU/mL}) ve LH (44 mIU/mL44\text{ mIU/mL}) ile düşük östradiol (12 pg/mL12\text{ pg/mL}), hastada primer hipergonadotropik hipogonadizm (over yetmezliği) olduğunu kanıtlar.
Primer organ yetmezliğinde, feedback mekanizması nedeniyle stimülan hormonlar yükselir.
2
Eşlik eden semptom ve bulguların analizi
Düşük kortizol (2.4 \mug/dL2.4\text{ \mu g/dL}), yüksek ACTH (480 pg/mL480\text{ pg/mL}), hiponatremi, hiperkalemi ve hiperpigmentasyon; hastada primer adrenal yetmezlik (Addison hastalığı) olduğunu gösterir.
Hiperpigmentasyon, yüksek ACTH'ın melanosit stimüle edici etkisiyle oluşur ve sekonder yetmezlikte görülmez.
3
Sistemik sendromun tanımlanması
Birden fazla endokrin bezin primer otoimmün yetmezliği, hastada Otoimmün Poliglandüler Sendrom Tip 2 (APS-2) olduğunu düşündürür.
APS-2; Addison hastalığına Tip 1 DM, otoimmün tiroid hastalığı veya primer gonadal yetmezliğin eşlik etmesiyle karakterizedir.

Anahtar Kavram

Otoimmün Poliglandüler Sendrom Tip 2 (APS-2) ve primer organ yetmezliği ayırıcı tanısı.

Daha Fazla Pratik

Primer ve sekonder adrenal yetmezlik ayrımında ACTH düzeylerinin ve hiperpigmentasyon varlığının önemini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 486Soru

5555 yaşında erkek hasta, 1414 ay önce geçirilmiş anterolateral miyokard enfarktüsü öyküsü ile izlenmektedir. Hasta o tarihten itibaren Atorvastatin 80 mg/gu¨n80 \text{ mg/gün} ve Ezetimib 10 mg/gu¨n10 \text{ mg/gün} tedavilerini düzenli kullanmaktadır. Son yapılan kontrolde LDLLDL kolesterol düzeyi 52 mg/dL52 \text{ mg/dL} olarak saptanmıştır. Hasta polikliniğe yeni gelişen sağ hemiparezisi sonrası çekilen kranyal MRMR'ında saptanan akut iskemik inme nedeniyle başvuruyor. Güncel kılavuzlara göre bu hasta için hedeflenmesi gereken LDLLDL kolesterol değeri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: <40 mg/dL< 40 \text{ mg/dL}

Cevap

Maksimum tolere edilen tedavi altında 2 yıl içinde ikinci vasküler olay geçiren çok yüksek riskli hastalarda LDLLDL hedefi <40 mg/dL< 40 \text{ mg/dL}'dir.
Hastanın bilinen aterosklerotik kardiyovasküler hastalığı olması ve maksimum tolere edilen statin + ezetimib tedavisi altında 2 yıl içinde ikinci bir vasküler olay (iskemik inme) geçirmesi nedeniyle ekstrem risk grubunda kabul edilir. ESC/EASESC/EAS 2019/2023 lipid kılavuzlarına göre, bu spesifik hasta grubunda LDLLDL kolesterol düzeyinin <40 mg/dL< 40 \text{ mg/dL} (<1.0 mmol/L< 1.0 \text{ mmol/L}) değerine düşürülmesi düşünülmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın bazal risk kategorisini belirle.
Öyküsünde miyokard enfarktüsü (MIMI) olan hasta 'Çok Yüksek Risk' grubundadır.
Bilinen aterosklerotik kardiyovasküler hastalık (ASKVHASKVH) varlığı hastayı en üst risk kategorisine sokar.
2
Tekrarlayan olay varlığını ve zamanlamasını değerlendir.
Hasta maksimum doz statin ve ezetimib alırken, ilk olaydan (MIMI) 1414 ay sonra ikinci bir vasküler olay (iskemik inme) geçirmiştir.
ESC/EASESC/EAS kılavuzlarına göre 2 yıl içinde tekrarlayan vasküler olaylar 'Ekstrem Risk' veya modifiye hedef gerektiren durum olarak tanımlanır.
3
Güncel kılavuzlardaki özel hedef değerini saptan.
Bu grup hasta için önerilen yeni LDLLDL hedefi <40 mg/dL< 40 \text{ mg/dL}'dir.
Agresif lipid düşürücü tedavinin sekonder olay riskini daha da azalttığı gösterilmiştir.

Anahtar Kavram

Dislipidemide Ekstrem Risk ve LDL Hedefleri

Alternatif Yöntem

Hastanın mevcut tedavisini ve LDLLDL değerini (52 mg/dL52 \text{ mg/dL}) analiz ederek, halihazırda standart hedefin (<55< 55) altında olmasına rağmen yeni bir olay geçirdiğini fark etmek, hedefin daha da aşağıda olması gerektiğini mantıksal olarak düşündürebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 487Soru

64 yaşında bir erkek hasta, son yıllarda giderek artan işitme kaybı ve baş ağrısı şikayetleri ile polikliniğe başvuruyor. Hasta ayrıca son zamanlarda eski şapkalarının başına dar geldiğini ifade ediyor. Fizik muayenede her iki tibiada öne doğru kavislenme (kılıç kını tibia) ve pretibial bölgede palpasyonla lokal ısı artışı saptanıyor. İstenen laboratuvar tetkiklerinin sonuçları aşağıdaki tabloda verilmiştir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum9.4 mg/dL8.5 - 10.5 mg/dL
Serum Fosfor3.5 mg/dL2.5 - 4.5 mg/dL
Alkalen Fosfataz (ALP)650 U/L40 - 130 U/L
GGT35 U/L0 - 60 U/L
25-OH D Vitamini30 ng/mL> 20 ng/mL

Buna göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paget Hastalığı (Osteitis Deformans)

Cevap

Paget Hastalığı (Osteitis Deformans)
Paget hastalığı (Osteitis Deformans), kemik döngüsünün (turnover) hızlandığı, yapısal olarak düzensiz ve zayıf kemik oluşumu ile karakterize metabolik bir kemik hastalığıdır. Hastada görülen 'şapka numarasının büyümesi' (kafatası tutulumu), işitme kaybı (kraniyal sinir basısı), kılıç kını tibia deformitesi ve lezyon üzerindeki lokal ısı artışı (artmış vaskülarite) hastalığın patognomonik bulgularıdır. Laboratuvarda karaciğer enzimleri normalken görülen izole ALP yüksekliği tanıyı destekler. Kalsiyum ve fosfor düzeyleri, hasta immobilize değilse genellikle normaldir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
İşitme kaybı, kafa çevresinde büyüme (şapka belirtisi), tibiada eğrilik ve lokal ısı artışı saptandı.
Bu bulgular kemik döngüsünün hızlandığı ve kemiğin yeniden şekillenme bozukluğunun olduğu bir hastalığı işaret eder.
2
Laboratuvar sonuçlarını yorumla
Kalsiyum ve Fosfor normal, ALP çok yüksek, GGT normal.
Normal kalsiyum/fosfor dengesi ile birlikte izole ALP yüksekliği, karaciğer patolojisi dışlandığında (GGT normal), artmış osteoblastik aktiviteyi gösterir.
3
Ayırıcı tanıyı tamamla
Paget hastalığı tanısı konulur.
Karakteristik fizik muayene bulguları ve 'izole ALP yüksekliği' Paget hastalığının tipik sunumudur.

Anahtar Kavram

İzole Alkalen Fosfataz (ALP) yüksekliği ve normal kalsiyum düzeyleri, karakteristik iskelet deformiteleri (şapka büyümesi, saber shin) ile birlikte Paget hastalığını düşündürmelidir.

İpuçları

1
Laboratuvar sonuçlarında kalsiyum ve fosforun normal olması, sorunun sistemik bir mineral metabolizması bozukluğundan ziyade kemik döngüsünde (turnover) bir sorun olduğunu gösterir.
2
Hastanın 'şapka numarasının artması' şikayeti, kafatası kemiklerinin genişlediğini gösteren klasik bir semiyolojik bulgudur.
3
İzole ALP yüksekliği + Kemik deformiteleri + İşitme kaybı üçlüsü, kemiklerin 'Paget' tipi deformasyonunu işaret eder.

Daha Fazla Pratik

Paget hastalığının tedavisinde kullanılan bisfosfonatların etki mekanizması ve yan etkileri üzerine bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 488Soru

4242 yaşında kadın hasta, tekrarlayan böbrek taşları ve kemik ağrıları nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan tetkiklerinde serum kalsiyum ve parathormon (PTHPTH) düzeyleri yüksek saptanıyor. Hastanın tıbbi öyküsünde yaklaşık bir yıldır devam eden, açlıkta bile kesilmeyen günde 101510-15 kez bol miktarda sulu diyare ve buna bağlı gelişen yaygın kas güçsüzlüğü şikayetleri mevcuttur. Yapılan laboratuvar analizlerinde hipokalemi ve aklorhidri (mide asit salgısı yokluğu) tespit ediliyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası pankreatik nöroendokrin tümör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: VIPoma

Cevap

Vazoaktif intestinal peptid salgılayan tümör (VIPoma), sulu diyare, hipokalemi ve aklorhidri (WDHA sendromu) klinik tablosu ile uyumludur.
Hastada saptanan primer hiperparatiroidizm (yüksek kalsiyum ve PTHPTH) ile pankreatik tümör bulguları MEN1 sendromuna işaret etmektedir. Pankreatik nöroendokrin tümörler arasında sulu diyare, hipokalemi ve aklorhidri (WDHA sendromu/Verner-Morrison sendromu) yapan spesifik tümör VIPoma'dır. VIPoma'da diyare sekretuar karakterdedir ve açlık ile durmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Hiperkalsemi ve yüksek PTH bulgularını yorumlama
Primer hiperparatiroidizm tanısı konur.
Serum kalsiyum ve PTH yüksekliği primer hiperparatiroidizmin tipik göstergesidir.
2
Gastrointestinal semptomları ve laboratuvar bulgularını analiz etme
WDHA (Watery Diarrhea, Hypokalemia, Achlorhydria) sendromu tanımlanır.
Açlıkta kesilmeyen sulu diyare, düşük potasyum ve mide asit yokluğu bu sendromun bileşenleridir.
3
Klinik bulguları birleştirerek sendromu belirleme
Multiple Endokrin Neoplazi Tip 1 (MEN1) düşünülür.
Paratiroid adenomu ve pankreatik nöroendokrin tümör birlikteliği MEN1 (Wermer sendromu) için karakteristiktir.
4
Spesifik tümörü teşhis etme
VIPoma.
WDHA sendromuna yol açan pankreatik nöroendokrin tümör VIPoma'dır.

Anahtar Kavram

MEN1 sendromu bileşenleri arasında yer alan VIPoma, vazoaktif intestinal peptid (VIP) salgılayarak sekretuar diyare (Verner-Morrison sendromu) yapar.

İpuçları

1
Hastada hem paratiroid hem de pankreas tutulumu olması bir MEN sendromunu düşündürmelidir.
2
Sulu diyare, potasyum düşüklüğü ve mide asidinin olmaması 'WDHA' kısaltmasıyla bilinen sendromun tipik bulgularıdır.

Daha Fazla Pratik

MEN1 sendromunun diğer bileşenleri olan hipofiz adenomlarını ve sık görülen pankreatik tümör sıralamasını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 489Soru

52 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır devam eden yaygın vücut kaşıntısı ve halsizlik şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde bilinen bir kronik hastalık öyküsü bulunmuyor. Fizik muayenede skleralarda hafif ikter ve her iki göz kapağında ksantelazmalar saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; Total Kolesterol: 480480 mg/dL, LDL-K: 350350 mg/dL, Trigliserid: 140140 mg/dL, HDL-K: 6565 mg/dL olarak ölçülüyor. Ayrıca ALP: 420420 U/L (N: 3012030-120), GGT: 185185 U/L (N: 0550-55) ve Total Bilirubin: 2.12.1 mg/dL (Direkt hakimiyetli) saptanıyor. TSH düzeyi normal sınırlarda bulunan hastada, mevcut hiperlipidemi tablosunun en olası sekonder nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Primer biliyer kolanjit

Cevap

Mevcut dislipidemi tablosunun en olası nedeni Primer biliyer kolanjittir.
Hastada belirgin kolestaz bulguları (kaşıntı, yüksek ALP ve GGT, hafif bilirubin yüksekliği) ve buna eşlik eden ciddi hiperkolesterolemi (ksantelazmalarla birlikte) mevcuttur. Kronik kolestatik hastalıklarda (özellikle Primer Biliyer Kolanjit), safra ile atılamayan kolesterol ve fosfolipidler kana geçerek 'Lipoprotein-X' adı verilen anormal bir partikül oluşturur. Bu durum, standart ölçümlerde aşırı yüksek LDL-kolesterol olarak saptanır. Trigliserid düzeylerinin normal olması ve tipik kolestaz tablosu tanıyı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın lipid profilini analiz et
Belirgin Hiperkolesterolemi (Total: 480, LDL: 350) var, Trigliserid normal.
Lipid bozukluğunun tipini belirlemek (hiperkolesterolemi vs hipertrigliseridemi) ayırıcı tanı için gereklidir.
2
Eşlik eden klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir
Kaşıntı, ksantelazma, yüksek ALP ve GGT (kolestaz bulguları).
Hiperlipideminin primer mi yoksa sekonder mi olduğunu ayırt etmek için sistemik bulgulara bakılmalıdır.
3
Bulguları seçeneklerle eşleştir
Kolestaz (safra akışının durması), safra asitlerinin ve kolesterolün atılamamasına ve kanda anormal bir lipoprotein olan Lipoprotein-X'in birikmesine yol açar. Bu da ciddi hiperkolesterolemi ve ksantelazma ile sonuçlanır.
Primer biliyer kolanjit (eski adıyla siroz), orta yaş kadınlarda kaşıntı, kolestaz ve sekonder hiperlipidemi ile giden klasik bir tablodur.

Anahtar Kavram

Kolestatik karaciğer hastalıkları (örneğin Primer Biliyer Kolanjit), Lipoprotein-X birikimi yoluyla ciddi sekonder hiperkolesterolemiye neden olabilir.

İpuçları

1
Hastadaki kaşıntı ve laboratuvar bulgularındaki ALP/GGT yüksekliği, lipid bozukluğunun karaciğer veya safra yolları kaynaklı olabileceğini işaret etmektedir.

Daha Fazla Pratik

Primer Biliyer Kolanjit (PBC) tanısını kesinleştirmek için hangi otoantikorun (AMA) pozitif olması gerektiğini araştırın.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 490Soru

3232 yaşında kadın hasta, kilo verme isteğiyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın yapılan fizik muayene ve laboratuvar tetkik sonuçları aşağıdadır:

ParametreDeğer
Boy162162 cm
Kilo8484 kg
Bel Çevresi8787 cm
Kan Basıncı134/82134/82 mmHg
Açlık Plazma Glukozu106106 mg/dL
Trigliserid162162 mg/dL
HDL Kolesterol4646 mg/dL

Bu hasta için tanı ve tedavi planı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vücut kitle indeksi ve mevcut ek risk faktörleri nedeniyle farmakolojik obezite tedavisi için uygun bir adaydır.

Cevap

Vücut kitle indeksi ve mevcut ek risk faktörleri nedeniyle farmakolojik obezite tedavisi için uygun bir adaydır.
Hastanın vücut kitle indeksi 3232 kg/m² olarak hesaplanmıştır, bu da hastayı 'Obezite Sınıf I' kategorisine sokar. Obezite yönetiminde, VKİ değeri 30\geq 30 kg/m² olan bireylerde veya VKİ 27\geq 27 kg/m² olup hipertansiyon, dislipidemi veya tip 2 diyabet gibi ağırlıkla ilişkili komorbiditesi olanlarda farmakolojik tedavi (yaşam tarzı değişikliği ile birlikte) endikedir. Bu hastada hem VKİ sınırı aşılmış hem de metabolik sendrom tablosu eşlik etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Vücut Kitle İndeksi (VKİ) hesaplanması
VKİ = 84/(1.62)23284 / (1.62)^2 \approx 32 kg/m²
Obezite sınıflandırması ve tedavi endikasyonlarını belirlemek için gereklidir.
2
Metabolik sendrom kriterlerinin değerlendirilmesi (NCEP ATP III)
Hasta; Trigliserid (150≥ 150), HDL (<50< 50), Kan Basıncı (134130134 \geq 130) ve Açlık Glukozu (100≥ 100) olmak üzere 4 kriteri karşılamaktadır.
Tanı konulması için 5 kriterden en az 3'ünün varlığı yeterlidir.
3
Obezite yönetim stratejisinin belirlenmesi
VKİ 30\geq 30 kg/m² olduğu için farmakolojik tedavi endikasyonu mevcuttur.
Güncel kılavuzlar VKİ 30\geq 30 veya VKİ 27\geq 27 + komorbidite durumunda ilaç tedavisini önermektedir.

Anahtar Kavram

Metabolik sendrom tanı kriterleri ve obezite tedavi endikasyonları

İpuçları

1
Hastanın vücut kitle indeksini hesaplayarak işe başlayın.

Daha Fazla Pratik

Metabolik sendrom tanısında IDF ve NCEP ATP III kriterleri arasındaki temel farkları (özellikle bel çevresinin zorunluluğu bakımından) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 491Soru

2828 yaşında, 3232 haftalık gebe kadın hasta; son 4848 saattir hızla ilerleyen halsizlik, karın ağrısı, bulantı ve kusma şikayetleri ile acil servise getiriliyor. Daha önce bilinen herhangi bir hastalığı bulunmayan hastanın fizik muayenesinde; genel durumunun orta-kötü olduğu, hastanın dehidrate göründüğü, hızlı ve derin (Kussmaul) solunumunun mevcut olduğu saptanıyor. Hastanın acil laboratuvar testleri sonucunda aşağıdaki bulgular elde ediliyor:

ParametreDeğer
Plazma Glukozu620620 mg/dLmg/dL
Arteryel pH7,107,10
Serum Bikarbonatı (HCO3HCO_3^-)99 mEq/LmEq/L
İdrar Ketonu(+++)(+++)
HbA1cHbA1c%5,9\%5,9
Serum Amilaz380380 U/LU/L (N<100N < 100)
Serum CpeptidC-peptid0,050,05 ng/mLng/mL (N:1,14,4N: 1,1 - 4,4)

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulguları ışığında, hastadaki en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fulminan tip 1 diyabetes mellitus

Cevap

Fulminan tip 1 diyabetes mellitus
Fulminan tip 1 diyabet tanısı; semptomların başlamasından ketoasidoz gelişimine kadar geçen sürenin 77 günden kısa olması, tanı anındaki belirgin hiperglisemiye rağmen HbA1cHbA1c düzeyinin nispeten düşük olması (%8,7\%8,7 altında), pankreas ekzokrin enzimlerinde (amilaz/lipaz) yükselme görülmesi ve serum CpeptidC-peptid düzeyinin başlangıçta bile çok düşük (<0,3<0,3 ng/mLng/mL) olması kriterlerine dayanır. Vaka, bu kriterlerin tamamını karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik seyrin değerlendirilmesi
Semptomların başlangıcından itibaren 4848 saat içinde ketoasidoz gelişmiştir (kriter: <7<7 gün).
Fulminan tip 1 diyabetin en önemli özelliği çok hızlı ilerlemesidir.
2
Glisemik parametrelerin analizi
Belirgin hiperglisemiye (620620 mg/dLmg/dL) rağmen HbA1cHbA1c düzeyi (%5,9\%5,9) normal sınırlardadır (kriter: <%8,7<\%8,7).
Akut gelişen hipergliseminin henüz HbA1cHbA1c düzeyine yansımadığını gösterir.
3
İnsülin rezervinin kontrolü
CpeptidC-peptid düzeyi çok düşük (0,050,05 ng/mLng/mL) saptanmıştır (kriter: <0,3<0,3 ng/mLng/mL).
Pankreas beta hücrelerinin masif ve hızlı yıkımını doğrular.
4
Ek bulguların yorumlanması
Serum amilaz düzeyinde belirgin artış ve gebelik durumu mevcuttur.
Fulminan tip 1 diyabet vakalarının yaklaşık %90\%90'ında ekzokrin pankreas enzimlerinde yükselme görülür ve gebelik bilinen bir tetikleyicidir.

Anahtar Kavram

Fulminan tip 1 diyabetin tanısal kriterleri (akut başlangıç, HbA1c-glukoz diskordansı, düşük C-peptid ve enzim yüksekliği).
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 492Soru

3535 yaşında erkek hasta, son 11 yıl içinde ayak tarak kemiklerinde tekrarlayan metatarsal stres kırıkları şikayetiyle başvuruyor. Öyküsünden çocukluk döneminde süt dişlerinin 55 yaşından önce kendiliğinden döküldüğü ve benzer şikayetlerin amcasında da olduğu öğreniliyor. Yapılan kemik mineral yoğunluğu (KMY) ölçümünde sol kalça TT-skoru 2.8-2.8 saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; serum kalsiyum: 9.4 mg/dL9.4 \text{ mg/dL}, fosfor: 4.2 mg/dL4.2 \text{ mg/dL}, alkali fosfataz (ALP): 18 U/L18 \text{ U/L} (N: 4012040-120), paratiroid hormon (PTH): 35 pg/mL35 \text{ pg/mL} (N: 156515-65) olarak bulunuyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erişkin tip hipofosfatazi

Cevap

Erişkin tip hipofosfatazi
Hipofosfatazi tanısı için en kritik ipuçları ALP düzeyinin düşük olması ve çocuklukta erken süt dişi kaybı öyküsüdür. Erişkin tipte tekrarlayan stres kırıkları ve osteoporoz ile uyumlu DEXA bulguları sık görülür. Bu hastada kalsiyum, fosfor ve PTH'nın normal olması diğer kalsiyum metabolizması bozukluklarını dışlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü analizi
Erken süt dişi kaybı ve stres kırıkları saptandı.
Süt dişlerinin 5 yaşından önce kaybı, sementum defekti nedeniyle hipofosfatazi için patognomonik bir ipucudur.
2
Laboratuvar parametrelerinin değerlendirilmesi
Ca, P ve PTH normal; ancak ALP belirgin derecede düşük saptandı.
Metabolik kemik hastalıklarının çoğunda ALP normal veya yüksek iken, düşüklüğü spesifik olarak hipofosfatazi veya magnezyum eksikliği gibi durumları düşündürür.
3
DEXA ve ayırıcı tanı entegrasyonu
Düşük T-skoru ile birlikte düşük ALP kombinasyonu tanıya götürdü.
Osteoporoz ile karışabilen bu tabloda ALP düşüklüğü ayırt edici temel laboratuvar bulgusudur.

Anahtar Kavram

Hipofosfatazi, doku-nonspesifik alkali fosfataz (TNSALP) enzimini kodlayan ALPL genindeki mutasyonlar sonucu gelişen, düşük ALP düzeyi ve mineralizasyon defekti ile karakterize kalıtsal bir hastalıktır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 493Soru

2424 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır devam eden göğüslerden süt gelmesi ve adet görememe şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan değerlendirmede gebelik testi negatif saptanan hastada, bu klinik tabloya en sık yol açan hipofiz adenomu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prolaktinoma

Cevap

Galaktore ve amenore şikayetleri olan bir kadında, gebelik dışlandıktan sonra en olası tanı prolaktin salgılayan adenom olan prolaktinomadır.
Prolaktinoma, ön hipofizden aşırı miktarda prolaktin salgılanmasına neden olan ve kadınlarda galaktore ile amenore kliniğinin en yaygın sebebidir. Gebelik dışlanan vakalarda ilk olarak akla gelmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
Galaktore (süt gelmesi) ve sekonder amenore (adet kesilmesi) saptandı.
Hastanın temel şikayetlerini tanımlamak ve ayırıcı tanıya başlamak için gereklidir.
2
Fizyolojik durumların dışlanması
Gebelik testi negatif olarak bulundu.
Üreme çağındaki bir kadında amenore ve galaktore durumunda ilk dışlanması gereken durum gebeliktir.
3
Etyolojik odak belirleme
Semptomların hiperprolaktinemi ile uyumlu olduğu belirlendi ve en sık nedenin prolaktinoma olduğu saptandı.
Hipofiz adenomları arasında en sık görülen fonksiyonel tip prolaktinomadır.

Anahtar Kavram

Hiperprolaktinemiye neden olan en sık fonksiyonel hipofiz tümörü prolaktinomadır.

Daha Fazla Pratik

İlaç kullanım öyküsünün (özellikle antipsikotikler) hiperprolaktinemi ayırıcı tanısındaki önemini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 494Soru

2222 yaşında kadın hasta, son 22 yıldır adet düzensizliği (yılda 454-5 kez adet görme) ve yüz bölgesinde artan tüylenme şikayeti ile polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde vücut kitle indeksi (VKİ) 31 kg/m231\ kg/m^2, modifiye Ferriman-Gallwey skoru 1212 olarak saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; Total testosteron: 92 ng/dL92\ ng/dL (Normal: 157015-70), Serbest testosteron: Artmış, 1717-hidroksiprogesteron: 1.4 ng/mL1.4\ ng/mL (Normal: <2<2), FSH: 5.2 mIU/mL5.2\ mIU/mL (Normal: 3103-10), LH: 16 mIU/mL16\ mIU/mL (Normal: 2122-12), TSH ve Prolaktin: Normal sınırda bulunuyor. Pelvik ultrasonografide her iki overde periferik yerleşimli, 29 mm2-9\ mm çapında çok sayıda folikül izleniyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Polikistik over sendromu

Cevap

Polikistik over sendromu (PKOS), klinik ve laboratuvar bulguları ile Rotterdam kriterlerini karşılaması nedeniyle en olası tanıdır.
Hastada saptanan oligomenore (seyrek adet görme), klinik hiperandrojenizm (hirsutizm) ve biyokimyasal hiperandrojenizm (yüksek testosteron) ile birlikte ultrasonografideki polikistik over görünümü, Rotterdam kriterlerinden üçünün de sağlandığını göstermektedir. Ayrıca 1717-OH Progesteron düzeyinin normal olması adrenogenital sendromu, normal TSH ve Prolaktin düzeyleri ise diğer olası nedenleri dışlamaktadır. Bu tablo Polikistik Over Sendromu için tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın siklus düzenini değerlendir.
Yılda 454-5 kez adet görme (Oligomenore) saptandı.
PKOS tanısında Rotterdam kriterlerinden ilki kronik anovulasyon veya oligomenoredir.
2
Hiperandrojenizm bulgularını analiz et.
Ferriman-Gallwey skoru 1212 (Klinik) ve artmış total/serbest testosteron (Biyokimyasal) saptandı.
Androjen fazlalığı PKOS'un temel bileşenlerinden biridir.
3
Ultrasonografi bulgularını kontrol et.
Overlerde periferik yerleşimli çok sayıda folikül (Polikistik over görünümü) izlendi.
Tanıyı destekleyen üçüncü Rotterdam kriteridir.
4
Ayırıcı tanı için diğer laboratuvar değerlerini incele.
1717-OH Progesteron normal olduğu için KAH, TSH ve Prolaktin normal olduğu için diğer endokrin nedenler dışlandı.
PKOS tanısı koymadan önce benzer klinik tabloların dışlanması zorunludur.

Anahtar Kavram

Polikistik Over Sendromu (PKOS) tanısı Rotterdam kriterlerine (Oligomenore/Anovulasyon, Klinik/Biyokimyasal Hiperandrojenizm, Polikistik Over Görünümü) dayanır ve benzer tablo yapan diğer endokrinopatilerin dışlanmasıyla konur.

Daha Fazla Pratik

PKOS tanısı alan hastalarda insülin direnci ve metabolik sendrom sıklığının arttığı, bu nedenle OGTT (Oral Glukoz Tolerans Testi) ve lipid profili takibinin önemli olduğunu unutmayın.

Alternatif Yöntem

PKOS tanısında Rotterdam kriterleri için 33 kriterden 22'sinin varlığı yeterlidir. Bu hastada 33 kriterin tamamı (Klinik/Biyokimyasal Hiperandrojenizm + Oligomenore + USG bulgusu) mevcut olduğu için tanıya daha hızlı gidilebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 495Soru

70 yaşında erkek hasta, pnömoniye bağlı sepsis nedeniyle yoğun bakım ünitesinde mekanik ventilatör desteğinde takip edilmektedir. Bilinen bir tiroid hastalığı öyküsü olmayan hastanın laboratuvar incelemesinde aşağıdaki sonuçlar saptanmıştır:

ParametreDeğerReferans
TSH0.20.2 mU/L0.44.00.4 - 4.0
Serbest T40.70.7 ng/dL0.81.90.8 - 1.9
Serbest T31.21.2 pg/mL2.34.22.3 - 4.2

Bu hastada ayırıcı tanıda 'Santral Hipotiroidi'den ziyade 'Ötiroid Hasta Sendromu'nu (Non-tiroidal hastalık) destekleyen laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reverse T3 (rT3) düzeyinin yüksek saptanması

Cevap

Ötiroid hasta sendromunu santral hipotiroididen ayıran en önemli laboratuvar bulgusu reverse T3 (rT3) düzeyinin yüksek saptanmasıdır.
Ötiroid hasta sendromunda (ESS), periferde T4'ün aktif T3'e dönüşümünü sağlayan 5'-deiyodinaz enzimi inhibe olurken, T4'ün inaktif formu olan reverse T3'e (rT3) dönüşümü (5-deiyodinasyon yolu) devam eder veya artar. Santral hipotiroidide ise hipofizden TSH uyarısı gelmediği için T4 düzeyi düşüktür ve buna bağlı olarak hem T3 hem de rT3 düzeyleri düşük saptanır. Bu nedenle rT3 yüksekliği, kritik hastalıklarda santral hipotiroidiyi dışlamak için kullanılan en spesifik laboratuvar bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Tiroid fonksiyon testlerini analiz et.
TSH, sT4 ve sT3 düzeylerinin her üçünün de düşük olduğu görülür.
Bu tablo hem santral hipotiroidi hem de ağır non-tiroidal hastalık (Ötiroid Hasta Sendromu) ile uyumludur.
2
Periferik T4 metabolizmasını değerlendir.
Akut hastalıkta 5'-deiyodinaz enzimi inhibe olur; T4'ten T3 üretimi azalırken, rT3 üretimi artar.
Vücudun metabolik hızı düşürmeye yönelik adaptif bir yanıtıdır.
3
Ayırıcı tanı kriterini belirle.
Reverse T3 (rT3) düzeyi Ötiroid Hasta Sendromu'nda artarken, hipofizer yetmezlikte (santral hipotiroidi) düşüktür.
Santral hipotiroidide substrat (T4) eksikliği nedeniyle her iki yolak da baskılanmıştır.

Anahtar Kavram

Ötiroid Hasta Sendromu (Non-tiroidal hastalık)

Alternatif Yöntem

Klinik takip: Hasta sepsisten iyileştikten sonra tiroid testlerinin kendiliğinden düzelmesi de tanıyı doğrular ancak anlık ayrım için rT3 altın standarttır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 496Soru

3434 yaşında kadın hasta, son bir yıldır giderek artan yaygın kemik ağrısı ve merdiven çıkarken zorlanma şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde proksimal kas güçsüzlüğü ve yürüyüşte ördekvari sendeleme saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde şu bulgular elde ediliyor:

ParametreSonuçReferans Aralık
Serum Kalsiyum8.28.2 mg/dL8.510.58.5-10.5
Serum Fosfor2.12.1 mg/dL2.54.52.5-4.5
Serum PTH185185 pg/mL156515-65
Alkalen Fosfataz (ALP)340340 U/L3012030-120
Serum 25(OH) Vit D77 ng/mL>30>30
2424 saatlik idrar kalsiyumu4545 mg/gün100300100-300

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulguları ışığında, hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: D vitamini eksikliğine bağlı sekonder hiperparatiroidizm

Cevap

D vitamini eksikliğine bağlı sekonder hiperparatiroidizm
Hastanın klinik tablosu (proksimal miyopati ve kemik ağrısı) osteomalazi ile uyumludur. Laboratuvar bulgularında kalsiyum ve fosforun birlikte düşük olması, PTH'nın ise hipokalsemiye sekonder olarak yükselmesi D vitamini eksikliğinin klasik seyridir. 2424 saatlik idrar kalsiyumunun düşük olması da emilim bozukluğunu veya eksikliğini destekleyen önemli bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Serum kalsiyum ve fosfor düzeylerini değerlendir
Hipokalsemi (8.28.2 mg/dL) ve hipofosfatemi (2.12.1 mg/dL) saptandı.
D vitamini eksikliği hem kalsiyum hem de fosforun bağırsak emilimini azaltır.
2
Serum PTH ve ALP düzeylerini analiz et
PTH (185185 pg/mL) ve ALP (340340 U/L) anlamlı şekilde yüksek.
Düşük kalsiyum, paratiroid bezlerini uyararak PTH artışına (sekonder hiperparatiroidizm) ve artmış kemik yıkımı/yapımı sonucunda ALP artışına neden olur.
3
İdrar kalsiyum ve D vitamini düzeylerini doğrula
2424 saatlik idrar kalsiyumu çok düşük (4545 mg/gün) ve 25(OH)D25(OH)D düzeyi eksiklik sınırında (77 ng/mL).
Vücut, düşük kalsiyumu kompanse etmek için idrarla kalsiyum atılımını minimize eder. Düşük Vit D düzeyi ana etiyolojiyi doğrular.

Anahtar Kavram

Sekonder hiperparatiroidizmde primer tetikleyici düşük serum kalsiyumudur ve paratiroid bezleri bu duruma PTH artışıyla yanıt verir; fosfor düzeyi ise altta yatan nedene (renal yetmezlikte yüksek, Vit D eksikliğinde düşük) göre değişir.

Daha Fazla Pratik

Sekonder hiperparatiroidizmin renal yetmezlikteki (yüksek fosfor) ve D vitamini eksikliğindeki (düşük fosfor) farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 497Soru

5454 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır devam eden şiddetli kaşıntı, halsizlik ve göz aklarında sararma şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede ksantelazmalar ve avuç içlerinde düz sarımtırak plaklar (planarplanar ksantomksantom) dikkati çekiyor. Laboratuvar incelemesinde; ALPALP: 850850 U/LU/L, GGTGGT: 420420 U/LU/L, total kolesterol: 780780 mg/dLmg/dL, trigliserid: 135135 mg/dLmg/dL ve HDLHDL: 3535 mg/dLmg/dL saptanıyor. Hastanın kolesterol yüksekliğinin kolestaza bağlı "Lipoprotein X" (LpXLpX) birikimi ile ilişkili olduğu belirleniyor.

Bu hastadaki lipid tablosu ve Lipoprotein X ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Friedewald formülü gibi dolaylı yöntemlerle yapılan ölçümlerde, LDL-kolesterol düzeyinin gerçekte olduğundan çok daha yüksek hesaplanmasına yol açar.

Cevap

Lipoprotein X, rutin laboratuvar testlerinde (Friedewald formülü gibi) LDL-kolesterol düzeyinin gerçekte olduğundan çok daha yüksek hesaplanmasına yol açar.
Lipoprotein X (LpXLpX), kolestaz durumunda ortaya çıkan anormal bir lipoprotein partikülüdür. Yapısal olarak LDLLDL ile benzer yoğunlukta olması ve çöktürme yöntemlerinde onunla birlikte hareket etmesi nedeniyle, Friedewald formülü gibi rutin laboratuvar hesaplamalarında LDLLDL düzeyinin gerçekte olduğundan çok daha yüksek (bazen >500>500 mg/dLmg/dL) ölçülmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Hastada kaşıntı, sarılık ve yüksek ALP/GGTALP/GGT düzeyleri kolestatik bir karaciğer hastalığını; ksantomlar ve aşırı kolesterol yüksekliği ise sekonder bir dislipidemiyi düşündürür.
Primer Biliyer Kolanjit gibi kolestatik tablolar, Lipoprotein X birikimi yoluyla aşırı hiperkolesterolemiye neden olabilir.
2
Lipoprotein X'in yapısının ve laboratuvar etkileşiminin değerlendirilmesi
Lipoprotein X, ApoB100ApoB-100 içermeyen, serbest kolesterol ve fosfolipidden zengin bir partiküldür ve rutin LDLLDL ölçüm yöntemleriyle etkileşime girer.
LpXLpX, çöktürme yöntemlerinde LDLLDL fraksiyonunda yer aldığı için LDLLDL düzeyinin yalancı yüksek çıkmasına (pseudohiperlipidemipseudo-hiperlipidemi) neden olur.
3
Tedavi ve prognozun belirlenmesi
Statine yanıt alınamayacağı ve aterojenik riskin total kolesterol düzeyiyle uyumlu olmadığı anlaşılır.
Partikülün temizlenme yolu LDLLDL reseptörü değildir ve ApoBApoB içermediği için aterojenitesi düşüktür.

Anahtar Kavram

Lipoprotein X, kolestatik karaciğer hastalıklarında görülen, rutin LDL ölçümlerini bozan ve aterojenik olmayan özel bir lipoprotein partikülüdür.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 498Soru

24 yaşında Tip 1 diyabet tanısı olan bir hasta; bulantı, kusma ve karın ağrısı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde turgor ve tonus azalmış, Kussmaul solunumu mevcut saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; kan glukozu 480 mg/dL480\ mg/dL, arteriyel pH 7.12pH\ 7.12, HCO3 10 mEq/LHCO_3\ 10\ mEq/L ve idrarda keton (+++) saptanıyor. Hastaya intravenöz %0.9 NaCl\%0.9\ NaCl hidrasyonu ve 0.1 u¨nite/kg/saat0.1\ \text{ünite}/kg/saat hızında regüler insülin infüzyonu başlanıyor. Tedavinin 4. saatinde hastanın kan glukoz düzeyi 195 mg/dL195\ mg/dL olarak ölçülüyor; ancak asidoz tablosunun (arteriyel pH 7.18pH\ 7.18, HCO3 13HCO_3\ 13) devam ettiği görülüyor.

Bu aşamada tedavi yönetiminde yapılması gereken en uygun değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hidrasyon sıvısına %5 Dekstroz ekleyerek insülin infüzyonuna devam etmek

Cevap

Diyabetik ketoasidoz (DKA) yönetiminde kan şekeri 200 mg/dL200\ mg/dL sınırına ulaştığında ancak asidoz hala devam ediyorsa, tedaviye dekstroz eklenerek insülin infüzyonuna devam edilmelidir.
Diyabetik ketoasidoz tedavisinde temel hedef sadece kan şekerini düşürmek değil, asidozu ve ketonemi tablosunu ortadan kaldırmaktır. Plazma glukozu 200 mg/dL200\ mg/dL civarına ulaştığında (HHS'de 250300 mg/dL250-300\ mg/dL), hipoglisemiyi önlemek ve insülin infüzyonunun sürdürülebilmesini sağlamak için hidrasyon sıvılarına %5\%5 veya %10\%10 dekstroz eklenmelidir. Bu sayede anyon açığı kapanana ve hasta oral alıma geçebilecek duruma gelene kadar insülinin antiketojenik etkisinden yararlanılmaya devam edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Mevcut klinik tablonun (DKA) ve tedavi yanıtının değerlendirilmesi
Kan şekeri 480480'den 195 mg/dL195\ mg/dL'ye düşmüş ancak asidoz (pH 7.18pH\ 7.18) devam etmektedir.
DKA tedavisinde glukozun düzelmesi asidozun düzelmesinden daha hızlı gerçekleşir.
2
Kan şekeri eşiğine göre sıvı içeriğinin güncellenmesi
Glukoz <200 mg/dL< 200\ mg/dL olduğu için sıvıya %5\%5 dekstroz eklenmesi kararlaştırılır.
Hipoglisemiyi önlerken insülin infüzyonunun devamını sağlayarak ketogenezi baskılamak.
3
İnsülin dozunun ayarlanması
İnsülin infüzyon hızı 0.020.05 u¨nite/kg/saat0.02-0.05\ \text{ünite}/kg/saat düzeyine düşürülür.
Anyon açığı kapanana kadar insülinin sürdürülmesi zorunludur.

Anahtar Kavram

Diyabetik Ketoasidozda Glukoz Eşiği ve Dekstroz Geçişi

Daha Fazla Pratik

Diyabetik ketoasidoz ve Hiperglisemik Hiperosmolar Durum (HHS) arasındaki tanısal ve tedavi yönetimsel farkları (glukoz eşikleri, sıvı açığı miktarı) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 499Soru

5454 yaşında, altı ay önce Tip 22 diyabet tanısı alan erkek hasta; avuç içlerinde turuncu-sarı renkli çizgilenmeler ve dirseklerinde nodüler kitleler şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde "ksantoma striatum palmare" ve "tüberoerüptif ksantomlar" saptanıyor. Hastanın laboratuvar incelemesinde elde edilen bulgular aşağıdadır:

ParametreSonuçNormal Değer
Total Kolesterol360360 mg/dLmg/dL<200< 200
Trigliserid350350 mg/dLmg/dL<150< 150
HDL Kolesterol3434 mg/dLmg/dL>40> 40
Açlık Plazma Glukozu142142 mg/dLmg/dL7010070-100

Bu hastadaki dislipidemi tablosunun patofizyolojisinden sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şilomikron ve VLDLVLDL kalıntılarının (remnant) hepatik klerensinde bozukluk

Cevap

Şilomikron ve VLDL kalıntılarının (remnant) hepatik klerensinde bozukluk
Hastada saptanan 'ksantoma striatum palmare' (avuç içi çizgilerde sarımsı renk değişikliği) Tip III hiperlipoproteinemi (diğer adıyla disbetalipoproteinemi veya geniş beta hastalığı) için karakteristik ve tanı koydurucu bir bulgudur. Bu hastalıkta, ApoEApoE genindeki mutasyonlar (en sık E2/E2E2/E2 izoformu) nedeniyle şilomikron kalıntıları ve IDLIDL (VLDL kalıntısı), karaciğerdeki reseptörler tarafından verimli bir şekilde temizlenemez ve kanda birikir. Bu durum hem kolesterol hem de trigliserid düzeylerinde belirgin ve genellikle dengeli bir artışa neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Avuç içindeki turuncu-sarı çizgilenmeler (ksantoma striatum palmare) Tip III hiperlipoproteinemi için patognomoniktir.
Tip III dislipidemide biriken remnant lipoproteinler küçük damar çevresinde birikerek bu spesifik lezyonlara yol açar.
2
Laboratuvar profilini analiz et
Total kolesterol ve trigliserid düzeylerinin yaklaşık eşit oranda (1:11:1) arttığı görülmektedir.
Bu tablo, kolesterol ve trigliseridden zengin olan remnant partiküllerinin (IDLIDL ve şilomikron kalıntıları) birikimini yansıtır.
3
Patofizyolojik mekanizmayı tanımla
ApoE proteinindeki genetik defekt (en sık E2/E2 homozigotluğu) sonucu temizlenme bozukluğu.
Remnant partiküllerinin karaciğerdeki LDL reseptörlerine ve LRP'ye bağlanması için fonksiyonel ApoE gereklidir.

Anahtar Kavram

Disbetalipoproteinemi (Tip III) patofizyolojisi ve karakteristik klinik bulguları
Soru 500Soru

29 yaşında erkek hasta, son yıllarda devam eden boy uzaması ve her iki dizinde ağrı şikayetiyle endokrinoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde boyu 198198 cm (+3+3 SD), vücut kitle indeksi 2424 kg/m², kulaç mesafesi boyundan 66 cm uzun saptanıyor. Sekonder seksüel karakterleri tam (Tanner evre 5) olan hastanın testis hacimleri 2020 ml (normal) ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde total testosteron düzeyi 900900 ng/dL (N: 3001000300-1000), LH 1818 mIU/mL (N: 2122-12), FSH 2222 mIU/mL (N: 1121-12) ve östradiol <5<5 pg/mL (N: 105010-50) bulunuyor. Kemik yaşı 1616 yıl olarak raporlanan hastanın kemik dansitometrisinde (DEXA) L1-L4 Z-skoru 3.4-3.4 saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aromataz eksikliği

Cevap

Verilen klinik ve laboratuvar bulguları ışığında en olası tanı aromataz eksikliğidir.
Aromataz eksikliği (CYP19A1 mutasyonu), testosteronun östradiola dönüşümünü engeller. Erkek hastalarda bu durum, östrojenin kemik üzerindeki maturasyon etkisinin yokluğuna yol açar. Sonuç olarak epifiz plakları kapanmaz (sürekli boy uzaması), kemik yaşı takvim yaşının gerisinde kalır ve erken osteoporoz gelişir. Östrojen feedback'i olmadığı için gonadotropinler (LH, FSH) yükselir, testosteron ise aromataz tarafından tüketilemediği ve yüksek LH ile stimüle edildiği için normal veya yüksek bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik fenotipin analizi
Uzun boy, açık epifizler (kemik yaşının geri kalması) ve ciddi osteoporoz.
Östrojenin her iki cinste de epifiz kapanması ve kemik mineralizasyonu üzerindeki kritik rolünü değerlendirmek.
2
Hormonal aksın değerlendirilmesi
Yüksek LH/FSH (hipergonadotropik durum) ve normal/yüksek testosteron.
Hipofiz-gonad aksındaki feedback mekanizmasının bozulduğunu ve sorunun östrojen eksikliği veya direnci kaynaklı olduğunu belirlemek.
3
Östrojen düzeyinin yorumlanması
Östradiol düzeyinin saptanamayacak kadar düşük (<5<5 pg/mL) olması.
Östrojen direnci (yüksek östrojen) ile aromataz eksikliğini (düşük östrojen) ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Erkeklerde östrojen, epifiz plaklarının füzyonu ve kemik kütlesinin korunması için elzemdir; aromataz eksikliği bu sürecin bozulmasına neden olan nadir bir primer gonadal/enzimatik bozukluktur.

Daha Fazla Pratik

Östrojenin erkek iskelet sistemi üzerindeki etkilerini ve aromataz inhibitörlerinin klinik kullanım alanlarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
ÖncekiSayfa 25 / 27Sonraki
Endokrinoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 25 | Examkin