Gastroenteroloji

431 soru

Soru 361Soru

64 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır devam eden halsizlik, çabuk yorulma ve dilde yanma şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde vitiligo ve Hashimoto tiroiditi öyküsü olduğu öğreniliyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde, mide korpus ve fundusunda mukozal kıvrımların silindiği ve damar yapılarının belirginleştiği (atrofi) izlenirken, antrum mukozasının doğal olduğu görülüyor. Bu hasta için aşağıdakilerden hangisi en olası laboratuvar bulgusudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum gastrin düzeyinde belirgin yükseklik

Cevap

Paryetal hücre harabiyetine bağlı aklorhidri gelişmesi sonucu serum gastrin düzeyinde belirgin yükseklik saptanmasıdır.
Bu hasta klinik ve endoskopik olarak Tip A (Otoimmün) Gastrit ile uyumludur. Bu hastalıkta paryetal hücrelere karşı gelişen otoimmün yıkım sonucu hidroklorik asit (HCl) üretimi azalır veya durur (aklorhidri). Mide asiditesi azaldığında, normalde asit ile baskılanan antral G hücreleri üzerindeki inhibisyon kalkar ve kompansatuar olarak aşırı gastrin salgılanır. Bu nedenle serum gastrin düzeyleri çok yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanıla
Hasta; halsizlik (anemi), glossit (B12 eksikliği), vitiligo ve tiroidit (otoimmün zemin) ile başvurmuştur. Endoskopide korpus tutulumlu (antrum korunmuş) atrofi vardır. Tanı: Otoimmün Metaplastik Atrofik Gastrit (Tip A Gastrit).
Semptomlar ve endoskopik dağılım (Korpus dominant) Tip A gastriti işaret etmektedir.
2
Patofizyolojiyi hatırla
Otoantikorlar paryetal hücreleri ve İntrinsik Faktörü (İF) hedefler. Paryetal hücre kaybı → Asit salgısı azalır (Aklorhidri) ve İF azalır (B12 emilemez).
Hastalığın temel mekanizması budur.
3
Laboratuvar yansımasını belirle
Mide asidi azaldığında (pH yükseldiğinde), antrumdaki G hücreleri üzerindeki asit baskısı kalkar. G hücreleri sürekli uyarılır ve kana aşırı gastrin salgılar (Hipergastrinemi).
Normal fizyolojide asit gastrin salgısını inhibe eder; asit yoksa gastrin artar.

Anahtar Kavram

Tip A (Otoimmün) Gastritte korpus tutulumu sonucu paryetal hücre kaybı, aklorhidri ve buna ikincil gelişen belirgin hipergastrinemi görülür.
Soru 362Soru

6262 yaşında erkek hasta, son 44 aydır yemeklerden yaklaşık 306030-60 dakika sonra başlayan, epigastrik ve periumbilikal bölgede künt karakterli şiddetli karın ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Hasta, ağrının şiddeti nedeniyle yemek yemekten korktuğunu (sitofobi) ve bu süreçte 88 kg kaybettiğini ifade ediyor. Özgeçmişinde hipertansiyon, hiperlipidemi ve 4040 paket-yıl sigara öyküsü mevcuttur. Fizik muayenede batın rahat ve yumuşak olup, epigastrik bölgede sistolik bir üfürüm duyulmaktadır. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kronik mezenter iskemi

Cevap

Kronik mezenter iskemi (Abdominal Angina)
Kronik mezenter iskemi (abdominal angina), yaşlı ve aterosklerotik risk faktörleri olan bireylerde yemek sonrası artan bağırsak kan ihtiyacının karşılanamaması sonucu oluşur. Hastada görülen yemek sonrası ağrı, bu ağrıdan kaçınmak için gelişen yemek yeme korkusu (sitofobi) ve sonuçta ortaya çıkan belirgin kilo kaybı klasik tanısal triadı oluşturur. Epigastrik bölgedeki sistolik üfürüm, çölyak veya süperior mezenterik arterdeki (SMA) darlığı yansıtan önemli bir fizik muayene bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik üçlemesini analiz et.
Yemek sonrası karın ağrısı, yemek yeme korkusu (sitofobi) ve belirgin kilo kaybı saptandı.
Bu triad, bağırsakların artan metabolik ihtiyacının karşılanamadığı vasküler yetmezlik durumlarını işaret eder.
2
Hastanın risk faktörlerini ve fizik muayene bulgularını değerlendir.
Sigara kullanımı, hipertansiyon, periferik arter hastalığı ve epigastrik üfürüm varlığı belirlendi.
Vasküler risk faktörleri ve abdominal üfürüm, mezenterik arterlerde aterosklerotik darlığın (genellikle SMA veya Çölyak arter) varlığını destekler.
3
Diğer gastrointestinal patolojileri dışla.
Peptik ülser, pankreatit ve IBD gibi durumlar bu klinik tabloyu ve vasküler bulguları tam olarak açıklamaz.
Semptomların yemekten kısa süre sonra başlaması ve hastanın zayıflamasına rağmen iştahsız değil, sadece 'korku' nedeniyle yememesi vasküler iskemiye özgüdür.

Anahtar Kavram

Kronik mezenter iskemi, genellikle en az iki büyük mezenterik arterin (çölyak, SMA, IMA) aterosklerotik darlığı sonucu gelişen, yemek sonrası bağırsak kan akımının yetersiz kalmasıyla karakterize 'abdominal angina' tablosudur.

Daha Fazla Pratik

Kronik mezenter iskemi şüphesinde altın standart tanı yöntemi olan konvansiyonel anjiyografi veya BT anjiyografi bulgularını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 363Soru

3434 yaşında erkek hasta, ani başlayan ve sırtına kuşak tarzında yayılan şiddetli epigastrik ağrı, bulantı ve kusma şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde alkol kullanımı olmayan hastanın abdominal ultrasonografisinde safra kesesi ve yolları normal saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serumun "süt görünümünde" (lipemik) olduğu fark ediliyor. Yapılan tetkiklerde; serum amilazı 190190 U/L (N: <110<110), lipazı 12001200 U/L (N: <60<60) ve trigliserid düzeyi 22002200 mg/dL ölçülüyor. Bu hastada serum amilaz düzeyinin klinik tabloya göre beklenenden daha düşük ölçülmesinin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipertrigliserideminin amilaz ölçüm yöntemiyle interferans yapması

Cevap

Hipertrigliserideminin amilaz ölçüm yöntemiyle interferans yapması
Serum trigliserid düzeyleri 10001000 mg/dL'nin (genellikle >2000> 2000 mg/dL) üzerine çıktığında, serumda bulunan yüksek miktardaki lipit partikülleri laboratuvar cihazlarının amilaz ölçümü için kullandığı ışığı absorbe eder veya saçar. Bu durum 'analitik interferans' olarak bilinir ve amilazın olduğundan daha düşük (hatta normal sınırlar içinde) ölçülmesine neden olur. Lipaz enzimi bu interferanstan daha az etkilenir, bu nedenle tanı için daha güvenilirdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Sırtına yayılan ağrı, yüksek lipaz ve lipemik serum varlığı trigliserid kaynaklı akut pankreatiti düşündürür.
Serumun süt görünümünde olması trigliserid düzeyinin >1000> 1000 mg/dL olduğunu gösterir.
2
Amilaz ve trigliserid arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Trigliserid düzeyi çok yüksek olduğunda amilaz düzeyi yalancı normal veya düşük saptanabilir.
Yüksek şilomikron ve VLDL partikülleri, amilaz aktivitesini ölçen fotometrik/kolorimetrik cihazlarda ışık geçirgenliğini etkileyerek interferansa yol açar.
3
Tanısal doğrulama yöntemi
Serumun dilüe edilmesi (sulandırılması) gerçek amilaz değerini ortaya çıkarır.
Dilüsyon ile trigliseridlerin interferans etkisi azaltılır.

Anahtar Kavram

Hipertrigliseridemik pankreatit ve yalancı düşük amilaz (interferans) fenomeni.

Alternatif Yöntem

Laboratuvarda serumun dilüe edilmesi (serum dilution) veya lipidlerin ultrasantrifüj ile uzaklaştırılması sonrası tekrar ölçüm yapılması gerçek enzim düzeyini gösterir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 364Soru

3636 yaşında kadın hasta, 1010 yıldır terminal ileal tutulumlu Crohn hastalığı nedeniyle takip edilmektedir. Özgeçmişinde ASCAASCA pozitifliği öyküsü olan ve bir yıl önce yaklaşık 6060 cm'lik terminal ileum rezeksiyonu yapılan hastanın, son 33 aydır günde 454-5 kez olan, kansız ve sulu ishal şikayeti başlamıştır. Hastaya yapılan kontrol kolonoskopisinde anastomoz hattı ve kolon mukozası doğal izlenmiş; alınan biyopsilerde aktif inflamasyon veya nüks bulgusu saptanmamıştır. Bu hastadaki ishal şikayetinin tedavisi için aşağıdakilerden hangisi en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kolestiramin

Cevap

Terminal ileum rezeksiyonu 100100 cm'den kısa olan Crohn hastalarında gelişen koleretik diyarenin tedavisi kolestiramindir.
Doğru seçenek olan kolestiramin, terminal ileumdan emilemeyerek kolona geçen safra asitlerini bağlayarak bunların kolon mukozasında su ve elektrolit sekresyonu yapmasını engeller. Bu hastada rezeksiyonun 100100 cm'den kısa (6060 cm) olması, safra asidi havuzunun henüz tükenmediğini ancak enterohepatik siklüsün bozulduğunu gösterir (Koleretik diyare).

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın cerrahi öyküsü ve rezeksiyon uzunluğunu değerlendir
6060 cm terminal ileum rezeksiyonu yapıldığı tespit edildi.
Rezeksiyon uzunluğu ishalin fizyopatolojisini (koleretik diyare vs steatore) belirleyen temel kriterdir.
2
Klinik bulguları ve tanısal testleri analiz et
Kansız, sulu ishal mevcut ve biyopsilerde aktif hastalık (nüks) izlenmedi.
İshale neden olabilecek aktif inflamasyonun dışlanması, fonksiyonel nedenlere yönelmeyi sağlar.
3
100100 cm kuralını uygula
Rezeksiyon <100<100 cm olduğu için safra asitlerinin kolona geçerek su sekresyonunu artırdığı sonucuna varıldı.
Kısa segment rezeksiyonlarda safra asidi havuzu korunur ancak ileal emilim bozulur, bu da koleretik diyareye yol açar.
4
Spesifik tedaviyi belirle
Safra asidi bağlayıcı bir ajan olan kolestiramin seçildi.
Koleretik diyarenin patofizyolojik tedavisi safra asitlerinin kolona etkisini engellemekten geçer.

Anahtar Kavram

Crohn hastalığında terminal ileum rezeksiyonu sonrası gelişen ishalin mekanizması rezeksiyonun uzunluğuna (100100 cm sınırı) bağlıdır.
Soru 365Soru

42 yaşında kadın hasta, son 5 aydır devam eden, özellikle yemeklerden sonra artan karın ağrısı ve kansız ishal şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hasta bu dönemde istem dışı 6 kg kaybettiğini belirtiyor. Özgeçmişinde 15 yıldır sigara kullandığı öğreniliyor. Fizik muayenede sağ alt kadranda dolgunluk hissi ve hassasiyet saptanırken, ağız içinde aftöz ülserler gözleniyor. Yapılan kolonoskopide rektumun doğal olduğu, ancak ileoçekal valf komşuluğunda ve terminal ileumda arada sağlam mukoza adaları bırakan derin ülserasyonlar (kaldırım taşı görünümü) izleniyor.

Bu hastanın en olası tanısı ve hastalığın özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Biyopsi örneklerinin histopatolojik incelemesinde transmural inflamasyon ve non-kazeifiye granülomlar görülür.

Cevap

Biyopsi örneklerinin histopatolojik incelemesinde transmural inflamasyon ve non-kazeifiye granülomlar görülür.
Hastadaki sağ alt kadran ağrısı, rektumun korunmuş olması, atlamalı lezyonlar (skip areas) ve kaldırım taşı görünümü klasik Crohn Hastalığı tablosudur. Crohn hastalığı gastrointestinal sistemin herhangi bir yerini tutabilen, transmural (tüm duvar katmanlarını etkileyen) bir inflamasyondur. Biyopsilerde vakaların önemli bir kısmında non-kazeifiye granülomlar görülür. Bu özellik, hastalığı sadece mukozayı tutan Ülseratif Kolit'ten ayırmada kritik öneme sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
42 yaşında kadın, sağ alt kadran ağrısı (terminal ileum tutulumu işareti), kansız ishal, kilo kaybı, sigara kullanımı (risk faktörü), oral aftlar.
Semptomların lokalizasyonu ve sistemik belirtiler ayırıcı tanı için ipuçlarıdır.
2
Endoskopik bulguları değerlendir
Rektumun korunmuş olması (rektal sparing), arada sağlam mukoza bırakması (skip lezyonlar), kaldırım taşı görünümü.
Bu bulgular Ülseratif Kolit'i dışlayıp güçlü bir şekilde Crohn hastalığını işaret eder.
3
Tanıya uygun patolojik özelliği seç
Crohn hastalığı transmural tutulum gösterir ve vakaların yaklaşık %30-50'sinde non-kazeifiye granülomlar görülür.
Diğer seçenekler (p-ANCA, PSK, mukozal sınırlılık, sigaranın koruyuculuğu) Ülseratif Kolit özellikleridir.

Anahtar Kavram

Crohn hastalığı ile Ülseratif Kolit'in klinik, endoskopik ve patolojik ayrımı

İpuçları

1
Hastanın sigara içicisi olması, rektumun korunması ve 'kaldırım taşı' görünümü tek bir hastalığı işaret etmektedir.
2
Bulgular Crohn hastalığını desteklemektedir. Crohn hastalığının duvar tutulum derinliğini ve mikroskobik özelliklerini hatırlayınız.

Daha Fazla Pratik

Crohn hastalığının fistül gibi komplikasyonlarının tedavisi ve cerrahi endikasyonları üzerine çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 366Soru

1818 yaşında erkek hasta, son 33 aydır süregelen halsizlik, okul başarısında belirgin düşme ve ellerinde yeni başlayan ince bir titreme şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde skleralarda hafif ikter, batında asit ve splenomegali saptanıyor.

Laboratuvar bulguları:
- AST:84AST: 84 U/L
- ALT:72ALT: 72 U/L
- Total Bilirubin: 2.42.4 mg/dL
- Albümin: 3.03.0 g/dL

Bu klinik tabloya sahip bir hastada ön tanıyı desteklemek amacıyla istenmesi gereken ilk laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum seruloplazmin düzeyi

Cevap

Serum seruloplazmin düzeyi
Doğru seçenek olan serum seruloplazmin düzeyi, Wilson hastalığı şüphesinde istenen ilk ve en önemli tarama testidir. Genç bir hastada karaciğer tutulumu (siroz bulguları) ile birlikte seyreden bazal ganglion tutulumu (titreme, el yazısında bozulma) ve psikiyatrik belirtiler Wilson hastalığını güçlü bir şekilde düşündürür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Genç bir hastada karaciğer sirozu bulguları (asit, splenomegali, sarılık) ile birlikte nöropsikiyatrik semptomların (titreme, okul başarısında düşme) birlikteliği saptandı.
Bu kombinasyon Wilson hastalığı için tipik bir sunumdur.
2
Ayırıcı tanı için en olası hastalığı belirle.
Genç yaş ve karaciğer-beyin tutulumu nedeniyle Wilson hastalığı (Hepatolentiküler dejenerasyon) ön plana çıkar.
Wilson hastalığı, bakır metabolizması bozukluğu sonucu bu organlarda birikimle seyreder.
3
Uygun tarama testini seç.
Wilson hastalığı şüphesinde istenecek ilk test düşük serum seruloplazmin düzeyidir (<20<20 mg/dL).
Düşük seruloplazmin, bakırın bağlanma ve taşınma bozukluğunu gösteren en hızlı ve yaygın kullanılan başlangıç testidir.

Anahtar Kavram

Wilson hastalığında tanısal yaklaşım

İpuçları

1
Hastanın hem karaciğer enzimlerinde yükseklik hem de nörolojik bulguları (titreme) olduğuna dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Wilson hastalığında tanıyı kesinleştirmek için 24 saatlik idrarda bakır tayini ve Kayser-Fleischer halkası için göz muayenesi yapılması gerektiğini unutmayın.
Tahmini Süre:45s
Soru 367Soru

64 yaşında kadın hasta, son üç haftadır giderek belirginleşen sarılık ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın öyküsünde karın ağrısı, bulantı, kusma veya ateş tariflenmiyor. Alkol ve sigara kullanım öyküsü bulunmuyor. Fizik muayenede ikterik görünüm dışında patolojik bulgu saptanmıyor. Laboratuvar incelemelerinde;

TetkikSonuçNormal Değer
AST45 U/L< 40
ALT52 U/L< 40
ALP580 U/L< 120
GGT420 U/L< 50
Total Bilirubin12 mg/dL< 1.2
CA 19-922 U/mL< 37
IgG4650 mg/dL< 135

Abdominal Bilgisayarlı Tomografi (BT) görüntülemesinde pankreas parankiminin diffüz olarak genişlediği, sosis benzeri bir görünüm aldığı ve etrafında kapsül benzeri hipodens bir rim olduğu izlenmiştir. Pankreatik kanal düzensizdir ancak belirgin dilatasyon yoktur.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip 1 Otoimmün Pankreatit

Cevap

Tip 1 Otoimmün Pankreatit
Tip 1 Otoimmün Pankreatit seçeneği doğrudur çünkü vaka; ileri yaş, ağrısız sarılık, yüksek serum IgG4 düzeyi ve karakteristik radyolojik bulgular (diffüz 'sosis' genişleme, hipodens rim/kapsül) ile bu tanının ders kitabı niteliğindeki sunumudur. Bu hastalar sıklıkla pankreas kanseri şüphesiyle gereksiz cerrahiye gidebilir, ancak steroid tedavisine çok iyi yanıt verirler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hasta ileri yaşta, ağrısız sarılık (tıkanma sarılığı) tablosu ile başvuruyor. Bu durum öncelikle maligniteyi (pankreas başı kanseri) düşündürse de ayırıcı tanıda benign nedenler de irdelenmelidir.
Ağrısız sarılık klasik bir pankreas başı tümörü bulgusudur ancak tek neden değildir.
2
Laboratuvar verilerini değerlendir
Belirgin kolestaz (ALP ve GGT yüksekliği) var. Ancak pankreas kanseri için önemli bir belirteç olan CA 19-9 normal sınırlarda. En kritik bulgu ise serum IgG4 düzeyinin normalin 4 katından fazla yükselmiş olmasıdır.
Yüksek IgG4, immünoglobulin G4 ilişkili hastalıkları (özellikle Tip 1 Otoimmün Pankreatiti) güçlü şekilde işaret eder.
3
Radyolojik bulguları yorumla
Pankreasın fokal bir kitle olmaksızın diffüz büyümesi ('sosis benzeri' görünüm) ve çevresinde hipodens bir kapsül (halo) izlenmesi, Otoimmün Pankreatit için patognomonik (karakteristik) bulgulardır.
Adenokarsinom genellikle fokal, hipodens kitle şeklindedir; diffüz büyüme ve kapsül yapmaz.
4
Tanıya ulaş
Klinik, laboratuvar (IgG4) ve radyolojik (Sosis görünümü, Halo) bulguların kombinasyonu Tip 1 Otoimmün Pankreatit tanısını koydurur.
Tüm veriler bu tanıyı desteklemektedir.

Anahtar Kavram

Otoimmün Pankreatit (Tip 1), ağrısız sarılık ile prezente olup pankreas kanserini taklit edebilir. Tanıda yüksek serum IgG4 düzeyi, BT'de 'sosis benzeri' diffüz genişleme ve 'kapsül/halo' görünümü kritiktir.

İpuçları

1
Hastada kanseri düşündüren ağrısız sarılık var ancak tümör belirteci normal ve görüntüleme bulguları fokal bir kitleyi değil, diffüz bir süreci işaret ediyor.
2
Radyolojideki 'sosis benzeri' görünüm ve 'kapsül/rim' varlığı, IgG4 yüksekliği ile birleştiğinde spesifik bir inflamatuar durumu tanımlar.
3
Bu hastalık 'İmmünoglobulin G4 ilişkili sistemik hastalığın' pankreas tutulumudur.

Daha Fazla Pratik

Otoimmün pankreatitin steroid tedavisine yanıtını ve nüks durumunda immünsupresif tedavi seçeneklerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 368Soru

6464 yaşında kadın hasta, Hepatit C'ye bağlı karaciğer sirozu nedeniyle takip edilmektedir. Karın ağrısı ve halsizlik şikayetiyle başvuran hastanın fizik muayenesinde asit saptanıyor. Kan basıncı 90/6090/60 mmHg, nabız 9292/dk ölçülüyor. Hastanın özofagus varis kanama profilaksisi için 12.512.5 mg/gün karvedilol kullandığı biliniyor. Asit analizinde polimorf nüveli lökosit (PMN) sayısı 380/μL380/\mu L bulunuyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin düzeyi 1.61.6 mg/dL (bazal: 0.70.7 mg/dL) ve BUN değeri 4545 mg/dL olarak saptanıyor. Hastaya intravenöz sefotaksim tedavisi başlanıyor.

Bu hastanın klinik tablosu ve laboratuvar bulguları değerlendirildiğinde, antibiyotik tedavisine ek olarak uygulanması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karvedilol tedavisinin durdurulması ve intravenöz albümin başlanması

Cevap

Karvedilol tedavisinin durdurulması ve intravenöz albümin başlanması
Hastada saptanan asit PMN sayısının 250/μL250/\mu L üzerinde olması spontan bakteriyel peritonit (SBP) tanısı koydurur. SBP vakalarında eğer serum kreatinin >1> 1 mg/dL, BUN >30> 30 mg/dL veya total bilirubin >4> 4 mg/dL ise mortaliteyi azaltmak için antibiyotiğe ek olarak intravenöz albümin verilmesi zorunludur. Ayrıca güncel kılavuzlar (EASL/AASLD), SBP tanısı alan hastalarda eğer ciddi hipotansiyon veya akut böbrek hasarı gelişmişse, non-selektif beta blokerlerin (NSBB) kesilmesini veya ara verilmesini önermektedir. Karvedilol bir NSBB olup, bu hastada hem AKI hem de hipotansiyon varlığı nedeniyle kesilmesi en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Asit PMN sayısını değerlendir
PMN 380/μL>250/μL380/\mu L > 250/\mu L olduğu için tanı spontan bakteriyel peritonittir (SBP).
SBP tanısı asit sıvısında PMN sayısının 250/μL250/\mu L üzerinde olmasıyla konur.
2
Renal fonksiyon ve biyokimya parametrelerine göre albümin ihtiyacını belirle
Kreatinin >1> 1 mg/dL ve BUN >30> 30 mg/dL olduğu için albümin tedavisi (1.51.5 g/kg 1. gün, 11 g/kg 3. gün) gereklidir.
SBP sırasında renal yetmezlik gelişmesi en önemli mortalite nedenidir; albümin kullanımı bunu önlemede kritiktir.
3
Mevcut hemodinamik duruma göre beta bloker yönetimini değerlendir
Hipotansiyon (90/6090/60 mmHg) ve AKI (kreatinin artışı) varlığında non-selektif beta bloker (karvedilol) kesilmelidir.
Pencere hipotezine göre, ileri evre sirozda veya SBP/AKI gibi akut komplikasyonlar sırasında beta blokerler kardiyak rezervi azaltarak renal perfüzyon basıncını düşürebilir.

Anahtar Kavram

SBP yönetiminde albümin endikasyonları ve beta bloker kullanımının kısıtlandığı 'pencere' dönemi.

Daha Fazla Pratik

SBP tedavisi tamamlandıktan sonra hastanın uzun dönem profilaksi ihtiyacını (örneğin Norfloksasin) değerlendiriniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 369Soru

5858 yaşında kadın hasta; bacaklarda döküntü, halsizlik ve eklem ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki alt ekstremitede basmakla solmayan, palpe edilebilen purpurik lezyonlar saptanıyor. Hastanın yapılan laboratuvar ve serolojik incelemeleri aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralık
ASTAST58 U/L58 \text{ U/L}<40<40
ALTALT64 U/L64 \text{ U/L}<40<40
Total Bilirubin0.9 mg/dL0.9 \text{ mg/dL}<1.2<1.2
Romatoid Faktör (RF)PozitifNegatif
Kompleman C4C4Belirgin DüşükNormal
Anti-HCVPozitifNegatif
HCV RNA3.2×106 IU/mL3.2 \times 10^6 \text{ IU/mL}Negatif

Özgeçmişinde 19901990 yılında geçirdiği bir cerrahi operasyon sırasında kan transfüzyonu öyküsü bulunan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Esansiyel mikst kriyoglobulinemi

Cevap

Esansiyel mikst kriyoglobulinemi
Doğru yanıt olan esansiyel mikst kriyoglobulinemi, kronik Hepatit C hastalarının yaklaşık %5-10'unda klinik olarak (purpura, halsizlik, artralji) ortaya çıkar. Laboratuvarında romatoid faktör (RF) pozitifliği ve kompleman C4 düzeyinde belirgin düşüklük görülmesi bu tanı için son derece karakteristiktir. Hastanın 1992 öncesi (HCV taraması başlamadan önce) kan transfüzyon öyküsü olması, kronik HCV enfeksiyonu olasılığını destekleyen önemli bir klinik ipucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın viral serolojisini değerlendirin.
Anti-HCV ve HCV RNA pozitifliği, hastada kronik Hepatit C enfeksiyonu olduğunu gösterir.
Hastanın 1990 yılındaki (HCV taraması öncesi) transfüzyon öyküsü bu tanı ile uyumludur.
2
Klinik bulguları vaskülit açısından analiz edin.
Palpabl purpura, artralji ve halsizlik üçlemesi (Meltzer üçlemesi) küçük damar vaskülitini düşündürür.
HCV enfeksiyonu olan hastalarda sistemik vaskülit belirtileri ekstrapahetik tutulumun önemli bir göstergesidir.
3
Laboratuvar belirteçlerini spesifik vaskülit tipleriyle eşleştirin.
RF pozitifliği ve özellikle kompleman C4 düşüklüğü, Mikst Kriyoglobulinemi için tipik laboratuvar bulgularıdır.
HCV, immün kompleks oluşumunu tetikleyerek tip 2 veya tip 3 kriyoglobulinemiye yol açar.

Anahtar Kavram

Hepatit C virüsünün (HCV) en spesifik ve sık görülen ekstrahepatik tutulumu olan Mikst Kriyoglobulinemi tanı kriterleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 370Soru

5858 yaşında kadın hasta, son 66 aydır giderek artan yutma güçlüğü ve özellikle yemek sırasında ortaya çıkan, bazen sol kola yayılan retrosternal göğüs ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın ağrısı nedeniyle yapılan kardiyolojik incelemeler (EKGEKG, troponin ve efor testi) normal olarak değerlendiriliyor. Yapılan yüksek çözünürlüklü özofagus manometrisinde; integral relaksasyon basıncı (IRPIRP) 19 mmHg19\text{ mmHg} (Normal < 15 mmHg15\text{ mmHg}), distal kontraktil integral (DCIDCI) ise ortalama 8500 mmHgscm8500\text{ mmHg} \cdot \text{s} \cdot \text{cm} olarak ölçülüyor. Ayrıca yutmaların tamamında özofagus gövdesinde aperistaltizm ile birlikte prematüre spastik kontraksiyonlar izleniyor.

Bu bulgular ışığında, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip 3 Akalazya

Cevap

Tip 3 Akalazya (Spastik Akalazya)
Chicago Klasifikasyonu'na göre, yüksek çözünürlüklü manometrede (HRM) integral relaksasyon basıncının (IRPIRP) 15 mmHg15\text{ mmHg}'den yüksek olması AÖS gevşeme kusurunu (akalazya spektrumunu) gösterir. Tip 3 Akalazya'da bu bulguya, özofagus gövdesinde normal peristaltizmin kaybı (aperistaltizm) ve yutmaların en az %20'sinde görülen spastik (prematüre/yüksek DCIDCI) dalgalar eşlik eder. Soruda verilen DCIDCI değerinin 80008000'in üzerinde olması ve spastik kontraksiyonlar Tip 3 tanısını kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
AÖS gevşemesinin değerlendirilmesi
IRP=19 mmHgIRP = 19\text{ mmHg} (>15 mmHg> 15\text{ mmHg})
Yüksek IRP değeri, Alt Özofagus Sfinkteri'nde (AÖS) bir gevşeme kusuru olduğunu gösterir ve tabloyu öncelikle akalazya spektrumuna sokar.
2
Özofagus gövde kontraksiyonlarının analizi
Aperistaltizm ve yüksek DCIDCI (8500 mmHgscm8500\text{ mmHg} \cdot \text{s} \cdot \text{cm})
Kontraktilite gücünün ve hızının artmış olması (spastik/prematüre kontraksiyonlar), akalazya alt tipleri arasında ayırım yapmamızı sağlar.
3
Chicago Klasifikasyonu v4.0'a göre tanı koyma
Tip 3 Akalazya
Yüksek IRP ile birlikte prematüre (spastik) kontraksiyonların varlığı Tip 3 Akalazya tanısı için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Chicago Klasifikasyonu v4.0'a göre Akalazya Tipleri ve HRM Parametreleri
Soru 371Soru

3535 yaşında kadın hasta, haftada 33-44 kez tekrarlayan retrosternal yanma (pirozispirozis) ve ağzına acı su gelmesi (regu¨rjitasyonregürjitasyon) şikâyetleriyle başvuruyor. Yapılan klinik değerlendirmede alarm bulgusu saptanmayan hastaya ampirik olarak günde tek doz proton pompa inhibitörü (PPI˙PPİ) tedavisi başlanıyor. Sekiz haftalık tedaviye rağmen hastanın semptomlarında belirgin bir düzelme sağlanamıyor. Bu aşamada tanıyı doğrulamak ve olası komplikasyonları değerlendirmek için yapılması gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üst gastrointestinal sistem endoskopisi

Cevap

Tipik reflü semptomları olan ancak ampirik PPİ tedavisine yanıt vermeyen hastalarda bir sonraki uygun adım üst gastrointestinal sistem endoskopisidir.
Tipik gastroözofageal reflü semptomları ile başvuran ve alarm bulgusu (kilo kaybı, disfaji, anemi, yaş >5050 vb.) bulunmayan hastalarda 88 haftalık ampirik PPİ tedavisi standart yaklaşımdır. Bu tedaviye rağmen semptomları devam eden hastalarda 'refrakter GÖRH' düşünülür. Bu durumda mukoza hasarını (reflü özofajiti), Barrett özofagusunu veya semptomlara neden olabilecek diğer yapısal lezyonları saptamak amacıyla ilk yapılması gereken inceleme üst GİS endoskopisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastada tipik reflü semptomlarının varlığını (pirozis, regürjitasyon) ve alarm bulgusu yokluğunu teyit et.
Ampirik tedavi için uygun aday.
Alarm bulgusu olmayan tipik vakalarda doğrudan tedavi başlanabilir.
2
88 haftalık standart doz PPİ tedavisine yanıtı değerlendir.
Tedavi başarısız (refrakter semptomlar).
Tedaviye yanıt alınmaması ileri tetkik gerektirir.
3
Tanıyı doğrulamak ve özofajit, Barrett özofagusu veya darlık gibi komplikasyonları dışlamak için uygun tetkiki seç.
Üst gastrointestinal sistem endoskopisi.
Endoskopi, yapısal anormallikleri ve mukoza hasarını görmek için en güvenilir ilk adımdır.

Anahtar Kavram

Gastroözofageal reflü hastalığında (GÖRH) ampirik tedaviye yanıt alınamadığında veya alarm semptomları varlığında bir sonraki adım endoskopidir.

Daha Fazla Pratik

Barrett özofagusu tarama kriterlerini ve endoskopik takip aralıklarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 372Soru

Hepatit C'ye bağlı karaciğer sirozu nedeniyle takipli 45 yaşındaki erkek hasta, poliklinik kontrolüne halsizlik şikayetiyle başvuruyor. Hastanın bilinen özofagus varis öyküsü bulunmuyor ancak son dönemde asit miktarında artış olduğu öğreniliyor. Rutin laboratuvar tetkiklerinde bazal değeri 0,9 mg/dL olan serum kreatinin düzeyinin 1,9 mg/dL'ye yükseldiği görülüyor. Fizik muayenede kan basıncı 110/70 mmHg, nabız 78/dk saptanıyor; batında evre 2 asit ve pretibial ödem mevcut. İdrar tetkikinde proteinüri veya hematüri saptanmıyor, mikroskobide hücresel silendir görülmüyor. Hastanın mevcut diüretik tedavisi (spironolakton ve furosemid) kesiliyor.

Uluslararası Asit Kulübü (ICA) kriterlerine göre, bu aşamada akut böbrek hasarı (ABH) yönetimi ve ayırıcı tanısı için yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vücut ağırlığının kilosu başına 1 gram (maksimum 100 g) albümin infüzyonu ile 2 gün boyunca plazma genişletilmesi yapılması

Cevap

Vücut ağırlığının kilosu başına 1 gram (maksimum 100 g) albümin infüzyonu ile 2 gün boyunca plazma genişletilmesi yapılması
Siroz hastalarında akut böbrek hasarı (ABH) geliştiğinde, Uluslararası Asit Kulübü (ICA) kriterlerine göre ilk yapılması gerekenler diüretiklerin kesilmesi, nefrotoksik ajanlardan kaçınılması ve enfeksiyonların tedavisidir. Buna rağmen düzelme olmazsa, prerenal azotemi ile Hepatorenal Sendrom (HRS-AKI) ayrımı için 2 gün boyunca 1 g/kg (maksimum 100 g/gün) dozunda albümin infüzyonu ile 'plazma genişletme' (albumin challenge) uygulanmalıdır. Eğer kreatinin buna rağmen düşmezse HRS-AKI tanısı konulur ve ancak o zaman terlipressin tedavisi endike olur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et
Sirozlu hastada kreatinin artışı (ABH evre 1B veya 2) mevcut. İdrar bulguları temiz (parankimal hastalık düşük olasılık). Şok tablosu yok.
Sirozda ABH'nin en sık nedenleri prerenal azotemi, HRS-AKI ve akut tübüler nekrozdur (ATN).
2
ICA-AKI (International Club of Ascites) yönetim algoritmasını hatırla
İlk basamak: Nefrotoksik ilaçları ve diüretikleri kesmek, enfeksiyonu dışlamak.
Böbrek fonksiyonunu bozan faktörlerin elimine edilmesi gerekir.
3
Tedavi yanıtını değerlendirmek için bir sonraki adımı belirle
Eğer kreatinin düzelmezse, prerenal azotemiyi HRS'den ayırmak için 'Albümin Challenge' testi yapılmalıdır.
Prerenal azotemi volüm replasmanına yanıt verirken, HRS yanıt vermez. Bu ayrım yapılmadan vazokonstriktör (terlipressin) başlanmaz.
4
Seçenekleri değerlendir
Albümin infüzyonu (1 g/kg) doğru tanısal ve terapötik adımdır.
Sirozda volüm genişletici olarak kristaloidler (SF) yerine kolloidler (albümin) tercih edilir.

Anahtar Kavram

Siroz ve ABH Yönetimi (ICA Kriterleri)

İpuçları

1
Hastada böbrek yetmezliği var ancak bunun sebebi henüz net değil (Prerenal mi, HRS mi?).
2
Sirozda böbrek yetmezliğinin en sık nedeni efektif arteriyel hacim azlığıdır; bunu yerine koymak tanısal bir testtir.
3
HRS tanısı 'dışlama' tanısıdır. Vazoaktif ilaç başlamadan önce hastanın sıvı açığı (albümin ile) kapatılmalıdır.

Daha Fazla Pratik

Hepatorenal sendrom tanısı kesinleşen bir hastada terlipressin tedavisine yanıt alınamazsa düşünülmesi gereken tedavi seçeneklerini (TIPS, Karaciğer Nakli) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 373Soru

5454 yaşında erkek hasta, acil servise aniden başlayan masif parlak kırmızı rektal kanama (hematokezya) ve baş dönmesi şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk, nabız 118118/dakika ve kan basıncı 80/5080/50 mmHgmmHg ölçülüyor. Özgeçmişinde kronik bel ağrısı nedeniyle kontrolsüz naproksen kullanımı öyküsü bulunan hastaya takılan nazogastrik tüpten gelen aspiratın berrak olduğu ancak safra içermediği görülüyor. Sıvı resüsitasyonu ile hemodinamik stabilitesi sağlanan hastaya yapılan üst gastrointestinal sistem (GI˙SGİS) endoskopisinde, duodenum bulbus arka duvarda 1.21.2 cmcm çaplı, tabanında gri-beyaz adheran pıhtı izlenen bir ülser saptanıyor. Bu klinik tablo ve endoskopik bulguya göre en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Forrest IIbIIb olarak evrelenmeli; pıhtı irrigasyonla uzaklaştırılmalı ve altındaki olası damar yapısına yönelik kombine endoskopik tedavi uygulanmalıdır.

Cevap

Forrest IIbIIb (adheran pıhtı) olarak evrelenmeli; pıhtı irrigasyonla uzaklaştırılmalı ve altındaki damar yapısına yönelik kombine endoskopik tedavi uygulanmalıdır.
Hastanın masif hematokezya ve şok tablosu ile başvurması, özellikle naproksen (NSAİİ) kullanımı öyküsüyle birleştiğinde, üst GİS (genellikle duodenum ülseri) kaynaklı bir kanama olasılığını güçlü bir şekilde destekler. Nazogastrik aspiratın safrasız olması, pilorun proksimalindeki içeriğin örneklenmediğini gösterir ve üst GİS odağını dışlamaz. Endoskopide saptanan adheran pıhtı Forrest IIb olarak sınıflandırılır ve güncel endoskopik kılavuzlar bu pıhtının irrigasyon veya snare yardımıyla uzaklaştırılarak altındaki damar yapısının (Forrest IIa) veya sızıntı kanamanın (Forrest Ib) mutlaka tedavi edilmesini (epinefrin enjeksiyonu + termal/mekanik yöntem gibi kombine tedavi) önermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik durumu ve başvuru semptomu arasındaki ilişkiyi değerlendir.
Hematokezya (parlak kırmızı rektal kanama) ile birlikte şok tablosu (118118/dk nabız, 80/5080/50 mmHgmmHg KB) varlığı, yaklaşık %101510-15 oranında hızlı üst GİS kanamasını (briskbrisk bleedbleed) düşündürür.
Üst GİS kaynaklı kanamalar bağırsak pasajından çok hızlı geçtiğinde melena yerine hematokezya olarak prezente olabilir.
2
Nazogastrik aspirat bulgularını yorumla.
Aspiratın berrak olması ancak safra içermemesi (non-bilious), pilorun kapalı olduğu bir duodenum ülseri kanamasını dışlamaz.
Üst GİS odağını tam olarak dışlamak için aspiratta safra görülmelidir.
3
Endoskopik bulguyu Forrest sınıflamasına göre evrele ve tedavi stratejisini belirle.
Ülser tabanındaki gri-beyaz adheran pıhtı Forrest IIbIIb olarak sınıflandırılır. Bu evrede pıhtının irrigasyonla/mekanik olarak uzaklaştırılması ve altındaki lezyona (görünür damar veya sızıntı kanama) tedavi uygulanması önerilir.
Adheran pıhtı, yüksek nüks riski taşır ve altındaki riskli stigmataların tedavi edilmesi kanama kontrolü için kritiktir.

Anahtar Kavram

Hemodinamik instabilitesi olan hematokezyalı hastalarda üst GİS odağının dışlanması ve Forrest IIb lezyonların yönetimi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 374Soru

7575 yaşında erkek hasta; son 22 gündür devam eden sağ üst kadran ağrısı, bulantı ve yüksek ateş şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde sağ üst kadranda belirgin hassasiyet ve defans saptanıyor; ayrıca inspirasyon sırasında ağrı nedeniyle nefesini tuttuğu (Murphy belirtisi) gözleniyor. Kan basıncı 82/5082/50 mmHgmmHg, kalp hızı 115115/dakika, vücut ısısı 38,838,8°C ve konfüzyonu mevcut. Laboratuvar incelemesinde lökosit 21.50021.500/mm³, kreatinin 2,32,3 mg/dLmg/dL saptanıyor. Ultrasonografide safra kesesinde çok sayıda taş, kese duvarında kalınlaşma ve perikolesistik sıvı izleniyor. Bu hasta için Tokyo Guidelines 2018 (TG18) kriterlerine göre en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Acil safra kesesi drenajı (perkütan kolesistostomi) ve destek tedavisi

Cevap

Şiddetli (Evre III) akut kolesistit tanısıyla acil safra kesesi drenajı (perkütan kolesistostomi) ve destek tedavisi planlanmalıdır.
Tokyo Guidelines 2018 (TG18) kriterlerine göre; akut kolesistiti olan bir hastada kardiyovasküler (hipotansiyon), nörolojik (konfüzyon) veya renal (kreatinin >2> 2 mg/dLmg/dL) gibi herhangi bir sistemde organ disfonksiyonu gelişmişse tablo 'Evre III (Şiddetli)' olarak tanımlanır. Bu hastalarda cerrahi risk çok yüksek olduğundan, öncelikle hastanın stabilize edilmesi ve enfeksiyon odağını drene etmek amacıyla acil perkütan kolesistostomi yapılması önerilen standart yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularına göre Tokyo Guidelines 2018 (TG18) şiddet evrelemesinin yapılması.
Hipotansiyon, konfüzyon ve kreatinin yüksekliği (>2> 2 mg/dLmg/dL) mevcudiyeti.
Organ disfonksiyonu bulguları akut kolesistiti 'Evre III (Şiddetli)' kategorisine sokar.
2
Evre III akut kolesistit için uygun tedavi algoritmasının seçilmesi.
Acil safra kesesi drenajı ve yoğun bakım desteği.
TG18'e göre, genel durumu bozuk ve organ yetmezliği olan hastalarda cerrahi yerine perkütan kolesistostomi ile odağın kurutulması daha güvenlidir.

Anahtar Kavram

Tokyo Guidelines 2018 (TG18) Akut Kolesistit Şiddet Evrelemesi ve Evre III Yönetimi

Daha Fazla Pratik

Akut kolanjitte Tokyo Guidelines 2018 kriterlerine göre şiddet evrelemesi ve ERCP zamanlamasını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 375Soru

5454 yaşında erkek hasta, son 22 haftadır her yemekten yaklaşık 121-2 saat sonra ortaya çıkan, fışkırır tarzda, safra içermeyen kusma şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde 1010 yıldır devam eden ve düzensiz tedavi aldığı bilinen duodenum ülseri öyküsü mevcuttur. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları ve epigastrik bölgede çalkantı sesi (successionsuccession splashsplash) saptanıyor.

Bu hastada görülmesi beklenen asit-baz ve elektrolit bozukluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipokalemik, hipokloremik metabolik alkaloz

Cevap

Hipokalemik, hipokloremik metabolik alkaloz
Doğru yanıt olan hipokalemik, hipokloremik metabolik alkaloz, pilor darlığına bağlı safrasız kusmaların klasik sonucudur. Mideden kaybedilen hidrojen iyonları alkalozu, klor iyonları hipokloremiyi başlatır. Vasküler hacmin azalması (dehidratasyon) nedeniyle aktive olan renin-anjiyotensin-aldosteron sistemi, böbreklerden sodyum tutarken potasyum ve hidrojen atılımını artırır. Bu durum hem hipokalemiyi derinleştirir hem de idrarın alkaloz tablosuna rağmen asidik olmasına (paradoksal asidüri) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Kronik duodenum ülseri zemininde gelişen safrasız kusma ve çalkantı sesi, pilor darlığını (gastrik çıkış obstrüksiyonu) düşündürür.
Pilor darlığı, mide içeriğinin distal pasajını engelleyerek birikime ve kusmaya yol açar.
2
Kaybedilen içeriği değerlendir
Kusma ile bol miktarda mide asidi (HClHCl), klor ve potasyum kaybedilir.
Mide sekresyonu hidrojen, klor ve potasyumdan zengindir.
3
Metabolik tabloyu belirle
H+H^+ kaybı metabolik alkaloza, ClCl^- kaybı hipokloremiye, K+K^+ kaybı ise hipokalemiye neden olur.
Sıvı kaybı sonucu gelişen sekonder hiperaldosteronizm, böbreklerden potasyum atılımını daha da artırarak hipokalemiyi derinleştirir.

Anahtar Kavram

Pilor stenozunda (Gastrik çıkış obstrüksiyonu) gelişen metabolik tablo
Soru 376Soru

5858 yaşında erkek hasta, alkolik siroz ve refrakter asit nedeniyle poliklinik takibindedir. Son 11 haftadır belirginleşen halsizlik ve iştahsızlık şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenesinde; bilinci açık, koopere ve oryante; kan basıncı 88/54 mmHg88/54\text{ mmHg}, nabız 64/dk64/\text{dk} (ritmik) olarak ölçülüyor. Batında distansiyon ve açıklığı yukarı bakan matite saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; serum kreatinin 1,7 mg/dL1,7\text{ mg/dL}, sodyum 124 mEq/L124\text{ mEq/L} ve potasyum 4,1 mEq/L4,1\text{ mEq/L} bulunuyor. Hastanın özofagus varisleri nedeniyle sekonder profilaksi amacıyla Karvedilol 12,5 mg/gu¨n12,5\text{ mg/gün} kullandığı biliniyor.

Bu hastada varis kanaması profilaksisinin yönetimi için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karvedilol tedavisini kesmek ve profilaksiye endoskopik bant ligasyonu ile devam etmek

Cevap

Karvedilol tedavisi sonlandırılmalı ve varis profilaksisi endoskopik bant ligasyonu (EBL) ile sürdürülmelidir.
Karaciğer sirozunda non-selektif beta blokerlerin (NSBB) kullanımı 'pencere hipotezi' ile açıklanır. Erken dekompanse evrede (asit başlangıcı, varis varlığı) NSBB'ler portal basıncı düşürerek mortaliteyi azaltır. Ancak hastalık ilerleyip şiddetli hiponatremi (<126 mEq/L< 126\text{ mEq/L}), sistolik kan basıncı düşüklüğü (<90 mmHg< 90\text{ mmHg}), hepatorenal sendrom (HRS) veya spontan bakteriyel peritonit (SBP) geliştiğinde, NSBB'ler kardiyak debiyi ve dolayısıyla böbrek perfüzyonunu bozarak zararlı hale gelir. Bu hastada hem hipotansiyon hem de ciddi hiponatremi olduğu için NSBB (Karvedilol) kesilmeli, profilaksiye endoskopik bant ligasyonu ile devam edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik ve biyokimyasal durumunu analiz et.
Sistolik kan basıncı < 90 mmHg90\text{ mmHg} (88 mmHg88\text{ mmHg}), serum sodyumu < 126 mEq/L126\text{ mEq/L} (124 mEq/L124\text{ mEq/L}) ve kreatinin değerinde artış (1,7 mg/dL1,7\text{ mg/dL}) saptanmıştır.
Bu bulgular ileri evre dekompanse sirozda 'NSBB Penceresi'nin (Window Hypothesis) kapandığını gösterir.
2
Non-selektif beta bloker (NSBB) kullanımına yönelik güncel kılavuzları (EASL/AASLD) hatırla.
Dirençli asidi olan sirotik hastalarda; ciddi hipotansiyon, hiponatremi veya akut böbrek hasarı gelişmesi durumunda NSBB kullanımı kontrendikedir.
NSBB'ler kardiyak debiyi azaltarak halihazırda kritik olan renal perfüzyon basıncını daha da düşürür ve hepatorenal sendrom (HRS) riskini artırır.
3
Mevcut profilaksi stratejisini revize et.
Karvedilol kesilir ve varis kanamasını önlemek için endoskopik tedaviye geçilir.
Farmakolojik profilaksi yapılamayan durumlarda endoskopik bant ligasyonu güvenli ve etkili bir alternatiftir.

Anahtar Kavram

NSBB Pencere Hipotezi (Window Hypothesis)
Soru 377Soru

2929 yaşında erkek hasta, son 66 aydır devam eden sağ alt kadran ağrısı, aralıklı ishal ve 55 kg kilo kaybı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde sağ alt kadranda hassas bir kitle palpe ediliyor. Hastanın öyküsü derinleştirildiğinde, son zamanlarda idrar yaparken hava çıkışı (pnömatüri) olduğu öğreniliyor. Bu hastada gelişen pnömatüri şikayetinin altında yatan en olası patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnflamasyonun bağırsak duvarının tüm katlarını tutarak fistül oluşturması

Cevap

Pnömatüriye neden olan mekanizma, inflamasyonun bağırsak duvarının tüm katlarını tutarak mesane ile fistül oluşturmasıdır.
İnflamasyonun bağırsak duvarının tüm katlarını tutarak fistül oluşturması seçeneği doğrudur. Crohn hastalığı, gastrointestinal kanalın herhangi bir yerini tutabilen ancak en sık terminal ileum yerleşimli, transmural (duvarın tüm katlarını tutan) bir inflamatuar süreçtir. Bu transmural tutulum sonucunda bağırsak ansları birbirine veya komşu organlara (mesane, vajina, cilt) yapışarak fistül kanalları oluşturabilir. Pnömatüri (idrarda hava) ve fekalüri (idrarda dışkı), enterovezikal fistüllerin karakteristik bulgularıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Genç hasta, sağ alt kadran ağrısı, kronik ishal, kilo kaybı ve ele gelen kitle bulguları Crohn hastalığını işaret etmektedir.
Crohn hastalığı tipik olarak terminal ileumu tutar ve sağ alt kadranda inflamatuar kitleye neden olur.
2
Pnömatüri şikayetini değerlendir
İdrardan hava gelmesi (pnömatüri), bağırsak ile mesane arasında bir bağlantı (enterovezikal fistül) olduğunu gösterir.
Bağırsak içindeki gazın mesaneye geçmesi ancak anatomik bir bağlantı ile mümkündür.
3
Hastalığın patolojik özelliğini belirle
Crohn hastalığı transmural (tüm katları tutan) inflamasyon yaptığı için fistül oluşumuna yatkınlık gösterir.
Ülseratif Kolit'in aksine Crohn, duvarın tamamını etkileyerek adezyon ve fistül yolları oluşturur.

Anahtar Kavram

Crohn hastalığında transmural inflamasyon sonucu gelişen enterovezikal fistüller.

Daha Fazla Pratik

Crohn hastalığında en sık görülen fistül tipi (entero-enterik) ve cerrahi endikasyonları gözden geçirilmelidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 378Soru

4848 yaşında kadın hasta, 66 saattir devam eden sağ üst kadran ağrısı ve bulantı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ üst kadranda hafif hassasiyet saptanıyor, Murphy bulgusu negatiftir. Laboratuvar tetkiklerinde; AST: 85U/L85 U/L, ALT: 92U/L92 U/L, ALP: 210U/L210 U/L, GGT: 140U/L140 U/L, Total Bilirubin: 2,8mg/dL2,8 mg/dL (direkt: 1,6mg/dL1,6 mg/dL) ve lökosit: 9.200/mm39.200/mm^3 olarak bulunuyor. Tüm karın ultrasonografisinde safra kesesinde milimetrik taşlar izlenirken, koledok çapı 5mm5 mm ölçülüyor ve koledok içerisinde taş saptanmıyor. Bu hasta için ASGE (American Society for Gastrointestinal Endoscopy) kılavuzuna göre koledok taşı olasılığı değerlendirildiğinde, bir sonraki en uygun adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endoskopik ultrasonografi (EUS) veya MRCP ile değerlendirme

Cevap

Endoskopik ultrasonografi (EUS) veya MRCP ile değerlendirme seçeneği, orta riskli hastalar için en uygun yaklaşımdır.
ASGE kriterlerine göre, bilirubin değerinin 1,81,8 ile 4mg/dL4 mg/dL arasında olması veya karaciğer fonksiyon testlerinde (AST, ALT, ALP) anormallik saptanması hastayı koledok taşı açısından orta risk grubuna (105010-50 olasılık) sokar. Bu gruptaki hastalarda ERCP öncesi koledokun EUS veya MRCP gibi daha güvenli yöntemlerle değerlendirilmesi önerilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın koledok taşı riskini ASGE kriterlerine göre sınıflandır.
Bilirubin değeri 1,84mg/dL1,8 - 4 mg/dL arasında ve karaciğer enzimleri yüksek olduğu için hasta 'Orta Risk' grubundadır.
Yüksek risk kriterleri (koledokta taş görülmesi, bilirubin >4>4, kolanjit) veya düşük risk kriterleri (normal testler) bu hastada mevcut değildir.
2
Koledok çapını ve ultrasonografi bulgularını değerlendir.
Koledok çapı normal (5mm5 mm) ve taş görülmemiştir, bu da yüksek risk olasılığını azaltır ancak orta risk durumunu değiştirmez.
USG'nin koledok taşlarını saptamadaki duyarlılığı düşüktür.
3
Orta riskli hastalar için uygun tanısal algoritmayı seç.
Preoperatif EUS, MRCP veya intraoperatif kolanjiyografi (IOC) planlanmalıdır.
Gereksiz ERCP komplikasyonlarından kaçınmak için invaziv olmayan yöntemlerle tanı kesinleştirilmelidir.

Anahtar Kavram

Koledok taşı şüphesi olan hastalarda risk stratifikasyonu (ASGE Kılavuzu).

Daha Fazla Pratik

Akut kolanjit tanısında kullanılan Tokyo 2018 (TG18) tanı kriterlerini ve şiddet sınıflamasını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 379Soru

3232 yaşında erkek hasta, 66 aydır devam eden, günde 343-4 kez olan bol miktarda, yağlı ve pis kokulu dışkılama ile 1010 kg zayıflama şikayetiyle başvuruyor. Hastanın öyküsünden 11 yıl önce Orta Amerika'da insani yardım görevinde bulunduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk, dilde papillalarda silinme (glossit) ve pretibial ödem saptanıyor. Laboratuvar bulguları aşağıda sunulmuştur:

ParametreDeğer
Hemoglobin8.88.8 g/dL
MCV114114 fL
Albumin2.82.8 g/dL
FolatDüşük
Vitamin B12B_{12}Düşük

Yapılan üst ve alt endoskopik biyopsilerde hem duodenumda hem de distal ileumda yaygın villöz atrofi saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tropikal sprue

Cevap

Tropikal sprue
Tropikal sprue, Karayipler ve Orta Amerika gibi bölgelere seyahat öyküsü olan hastalarda kronik malabsorbsiyonla seyreder. Çölyak hastalığından farklı olarak hem folat hem de vitamin B12B_{12} eksikliği (dolayısıyla megaloblastik anemi) bir arada görülür. Patolojide proksimalden distale tüm ince bağırsak segmentlerinde villöz atrofi saptanması tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Seyahat öyküsünü ve klinik tabloyu değerlendir.
Orta Amerika seyahati ve 66 aylık malabsorbsiyon (steatore, kilo kaybı) öyküsü Tropikal sprue riskini artırır.
Tropikal sprue, endemik bölgelerde (Karayipler, Orta/Güney Amerika, Güneydoğu Asya) yaşayan veya seyahat edenlerde görülen bir enfeksiyöz malabsorbsiyon sendromudur.
2
Anemi parametrelerini analiz et.
Yüksek MCV (114114 fL) ve hem folat hem de vitamin B12B_{12} düşüklüğü kombine megaloblastik anemiye işaret eder.
Çölyak hastalığı proksimali tuttuğu için folat eksikliği ön plandayken, Tropikal sprue tüm ince bağırsağı (distal ileum dahil) tuttuğu için her iki vitaminin de eksikliği görülür.
3
Biyopsi dağılımını incele.
Hem duodenum (proksimal) hem de ileumun (distal) tutulmuş olması diffüz bir enteropatiyi kanıtlar.
Villöz atrofinin tüm ince bağırsak boyunca yaygın olması Tropikal sprue'yu proksimal baskın olan Çölyak hastalığından ayıran en önemli patolojik özelliktir.

Anahtar Kavram

Tropikal sprue tanısında endemik bölge seyahati, folat ve vitamin B12B_{12} eksikliğinin birlikte görülmesi ve diffüz ince bağırsak tutulumu anahtar bulgulardır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 380Soru

4242 yaşında erkek hasta, son 66 aydır devam eden, antiasit ve proton pompa inhibitörü tedavisine rağmen tam düzelmeyen epigastrik ağrı ve günde 343-4 kez olan sulu ishal şikayetiyle başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde duodenumun ikinci ve üçüncü kıtalarında multipl ülserler ile midede belirgin hipertrofik kıvrımlar izleniyor. Hastanın laboratuvar incelemesinde açlık serum gastrin düzeyi 550 pg/mL550\ pg/mL (N: <100 pg/mL<100\ pg/mL), mide pHpH değeri 1.81.8 ve bazal asit çıktısı (BAOBAO) 24 mEq/saat24\ mEq/saat olarak saptanıyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için bir sonraki adımda yapılması gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sekretin stimülasyon testi

Cevap

Zollinger-Ellison Sendromu (gastrinoma) tanısını kesinleştirmek için bu klinik tabloda en uygun tetkik Sekretin stimülasyon testidir.
Sekretin stimülasyon testi, hipergastrinemik hastalarda gastrinoma tanısını kesinleştirmek için kullanılan en özgül provokatif testtir. Normalde sekretin gastrin salınımını baskılarken, gastrinomada bazal gastrin değerinin üzerine >200 pg/mL>200\ pg/mL artış olması tanısaldır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Atipik yerleşimli (post-bulber) ülserler, ishal ve hipergastrinemi varlığı Zollinger-Ellison Sendromu'nu (ZES) düşündürür.
ZES, kontrolsüz gastrin salınımı sonucu gelişen şiddetli asit hipersekresyonu ve peptik ülserler ile karakterizedir.
2
Gastrin ve asit düzeylerini analiz et
Gastrin 550 pg/mL550\ pg/mL (sınırda değer: 2001000200-1000) ve BAO>15 mEq/saatBAO > 15\ mEq/saat (hiperklorhidri) saptandı.
Gastrin düzeyi >1000 pg/mL>1000\ pg/mL ve pH<2pH < 2 olması doğrudan tanısaldır; ancak gastrin orta düzeyde yüksekse provokatif testler gerekir.
3
Tanısal doğrulama testini seç
Sekretin stimülasyon testi istenmelidir.
Sekretin, normal G-hücrelerinden gastrin salınımını baskılarken, gastrinoma hücrelerinden paradoksal olarak gastrin salınımını uyarır.
4
Test sonucunu yorumla
Gastrin düzeyinde >200 pg/mL>200\ pg/mL artış olması tanıyı kesinleştirir.
Bu eşik değer, gastrinomanın doğrulanması için kullanılan altın standart kriterdir.

Anahtar Kavram

Zollinger-Ellison Sendromu tanısında gastrin düzeyi 2001000 pg/mL200-1000\ pg/mL arasında olduğunda sekretin stimülasyon testi en önemli doğrulama basamağıdır.
ÖncekiSayfa 19 / 22Sonraki
Gastroenteroloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 19 | Examkin