Gastroenteroloji

431 soru

Soru 341Soru

5858 yaşında erkek hasta, bilinen hepatit B'ye bağlı karaciğer sirozu tanısıyla izlenirken karın şişliğinde artış ve hafif ateş şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede batında yaygın hassasiyet ve asit saptanıyor. Yapılan asit ponksiyonunda polimorfonükleer lökosit (PMN) sayısı 420/mm3420/mm^3 olarak bulunuyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin: 1.41.4 mg/dL, kan üre azotu (BUN): 3535 mg/dL ve total bilirubin: 4.54.5 mg/dL saptanıyor. Bu hastanın tedavisinde intravenöz antibiyoterapiye ek olarak yapılması gereken en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanı anında 1.51.5 g/kg dozunda intravenöz albumin tedavisi başlanması

Cevap

Tanı anında 1.51.5 g/kg dozunda intravenöz albumin tedavisi başlanması en uygun yaklaşımdır.
SBP tanısı konulan bir hastada, eğer serum kreatinin >1> 1 mg/dL, BUN >30> 30 mg/dL veya total bilirubin >4> 4 mg/dL ise, böbrek yetmezliği gelişimini önlemek ve sağkalımı artırmak amacıyla intravenöz albumin tedavisi (ilk gün 1.51.5 g/kg, 3. gün 1.01.0 g/kg) kılavuzlarca önerilmektedir. Bu vaka tüm bu risk kriterlerini karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Asit analizinin yorumlanması
PMN sayısı 420/mm3420/mm^3 (>250/mm3>250/mm^3) olduğu için Spontan Bakteriyel Peritonit (SBP) tanısı konur.
SBP tanısı için asit sıvısında PMN hücresinin belirli bir eşik değerin üzerinde olması gerekir.
2
Böbrek fonksiyonları ve risk analizi
Kreatinin (1.41.4 mg/dL), BUN (3535 mg/dL) ve total bilirubin (4.54.5 mg/dL) değerlerinin yüksek olduğu saptanır.
SBP seyrinde hepatorenal sendrom (HRS) gelişme riskini belirleyen AASLD/EASL kriterleri mevcuttur.
3
Albumin desteği kararı
Hastaya tanı anında 1.51.5 g/kg albumin başlanır.
Kriterleri karşılayan hastalarda albumin, renal perfüzyonu koruyarak mortaliteyi ve HRS gelişimini anlamlı düzeyde azaltır.

Anahtar Kavram

Spontan Bakteriyel Peritonit (SBP) tedavisinde böbrek fonksiyonlarını korumak amacıyla intravenöz albumin kullanım kriterleri (Creatinine > 1 mg/dL, BUN > 30 mg/dL, Bilirubin > 4 mg/dL).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 342Soru

62 yaşında kadın hasta, son birkaç gündür belirginleşen karın şişliği, iştahsızlık ve hafif ateş (37,9C37,9^\circ C) şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Özgeçmişinde kronik Hepatit B'ye bağlı karaciğer sirozu tanısı mevcut olan hastanın fizik muayenesinde asit, splenomegali ve hafif konfüzyonla birlikte flapping tremor (asteriks) saptanıyor. Yapılan diagnostik parasentez analizinde asit sıvısı polimorf nüveli lökosit (PNL) sayısı 420/mm3420/mm^3 olarak ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin 1,6mg/dL1,6 mg/dL, kan üre azotu (BUN) 34mg/dL34 mg/dL ve total bilirubin 5,2mg/dL5,2 mg/dL bulunuyor. Bu hasta için en uygun başlangıç tedavi yönetimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntravenöz sefotaksim tedavisi başlanması ve tanı konulduktan sonraki ilk 6 saat içinde 1,5g/kg1,5 g/kg dozunda intravenöz albumin infüzyonu yapılması

Cevap

İntravenöz sefotaksim tedavisi ile birlikte tanı anında (ilk 6 saat içinde) 1,5g/kg1,5 g/kg dozunda albumin infüzyonu yapılması en uygun yaklaşımdır.
Hastada asit sıvısında PNL sayısının 250/mm3250/mm^3 üzerinde olmasıyla SBP tanısı kesinleşmiştir. SBP tanısı konulan hastalarda serum kreatininin 1mg/dL1 mg/dL'den, BUN değerinin 30mg/dL30 mg/dL'den veya total bilirubinin 4mg/dL4 mg/dL'den yüksek olması durumunda hepatorenal sendrom riski çok yüksektir. Bu risk grubundaki hastalarda intravenöz antibiyotik tedavisine ek olarak tanı anında 1,5g/kg1,5 g/kg ve tedavinin 3. gününde 1g/kg1 g/kg dozunda intravenöz albumin verilmesi, böbrek yetmezliği gelişimini önleyerek mortaliteyi anlamlı oranda azaltır.

Adım Adım Çözüm

1
Asit sıvısı analizinin değerlendirilmesi
PNL sayısı 420/mm3420/mm^3 (>250/mm3>250/mm^3) olduğu için Spontan Bakteriyel Peritonit (SBP) tanısı konur.
SBP tanısı için asit sıvısında PNL eşiği 250/mm3250/mm^3 'tür.
2
Böbrek ve karaciğer fonksiyon testlerinin risk açısından değerlendirilmesi
Serum kreatinin 1,6mg/dL(>1mg/dL)1,6 mg/dL (>1 mg/dL), BUN 34mg/dL(>30mg/dL)34 mg/dL (>30 mg/dL) ve bilirubin 5,2mg/dL(>4mg/dL)5,2 mg/dL (>4 mg/dL) olarak saptanmıştır.
Yüksek riskli SBP hastalarında (böbrek yetmezliği veya şiddetli sarılık riski olanlar) albumin infüzyonu mortaliteyi azaltır.
3
Tedavi protokolünün belirlenmesi
Üçüncü kuşak sefalosporin (sefotaksim) + Albumin (1.gu¨n1,5g/kg,3.gu¨n1g/kg1. gün 1,5 g/kg, 3. gün 1 g/kg) seçilir.
Gastroenteroloji rehberleri (AASLD/EASL), risk kriterlerini karşılayan SBP'li hastalarda bu dozajda albumin infüzyonunu önermektedir.

Anahtar Kavram

SBP'de Albumin İnfüzyon Endikasyonları ve Protokolü
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 343Soru

6868 yaşında erkek hasta, bilinen Child-Pugh B siroz ve koroner arter hastalığı (düşük doz aspirin kullanımı) öyküsü ile acil servise masif hematemez şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 85/5085/50 mmHg, nabız 118118/dk, batında asit ve splenomegali saptanıyor. Acil yapılan üst GİS endoskopisinde özofagusta kanama saptanmayan evre 22 varisler izleniyor; ancak mide antrumunda 2.52.5 cm çapında, zemini pıhtı ile kaplı ve pıhtı kenarından sızıntı şeklinde aktif kanaması olan (Forrest Ib) bir ülser saptanıyor. Bu hastada re-kanama riskini azaltmak ve mortaliteyi düşürmek için en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pıhtının uzaklaştırılarak endoskopik hemostaz uygulanması, İV PPI infüzyonu ve profilaktik antibiyotik (seftriakson) tedavisi

Cevap

Pıhtının uzaklaştırılarak endoskopik hemostaz uygulanması, İV PPI infüzyonu ve profilaktik seftriakson tedavisidir.
Sirotik bir hastada gastrointestinal kanama geliştiğinde, kanama odağından bağımsız olarak profilaktik antibiyotik (tercihen seftriakson) kullanımı bakteriyel enfeksiyonları, re-kanamayı ve mortaliteyi anlamlı düzeyde azaltır. Forrest Ib (aktif sızıntı) ülserlerde endoskopik hemostaz tedavisi standart yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik stabilizasyon ve endoskopik değerlendirme
Hastada şok bulguları mevcut; kristalloid ve kan ürünleri ile resüsitasyon sağlanırken yapılan endoskopide Forrest Ib (aktif sızıntı) ülser saptandı.
Aktif üst GİS kanamalarında ilk adım havayolu, solunum ve dolaşımın (ABC) güvenliğe alınmasıdır.
2
Forrest Ib ve IIb lezyonun yönetimi
Ülser üzerindeki pıhtı irrige edilerek uzaklaştırılır ve aktif kanama odağına (Forrest Ib) kombine endoskopik tedavi (epinefrin + termal/mekanik) uygulanır.
Forrest Ia, Ib ve IIa lezyonlarda re-kanama riski yüksek olduğu için endoskopik hemostaz zorunludur.
3
Siroza özgü adjuvan tedavi
Hastaya İV seftriakson (11 g/gün) başlanır.
Sirotik hastalarda GİS kanaması sırasında gelişen enfeksiyonlar ve sepsis mortaliteyi artırır; antibiyotik profilaksisi sağkalımı artırdığı kanıtlanmış bir uygulamadır.

Anahtar Kavram

Sirotik hastalarda non-varis GİS kanamalarında da antibiyotik profilaksisinin zorunluluğu ve Forrest Ib yönetimi.
Soru 344Soru

5252 yaşında kadın hasta, son iki aydır giderek artan karın şişliği şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede batında asit saptanması üzerine yapılan parasentez incelemesi ve eş zamanlı kan tetkik sonuçları aşağıdaki gibidir:

TetkikDeğer
Serum albumin3,0 g/dL3,0\text{ g/dL}
Asit sıvısı albumin1,4 g/dL1,4\text{ g/dL}
Asit sıvısı toplam protein1,8 g/dL1,8\text{ g/dL}

Bu verilere göre, hastadaki asit gelişimi için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karaciğer sirozu

Cevap

Hastadaki bulgular (yüksek SAAG ve düşük asit proteini) en olası tanının karaciğer sirozu olduğunu göstermektedir.
Verilen laboratuvar değerlerine göre SAAG (3,01,4=1,63,0 - 1,4 = 1,6) 1,1 g/dL1,1\text{ g/dL}'den büyüktür. Bu durum asidin portal hipertansiyona bağlı olduğunu kanıtlar. Asit sıvısındaki toplam protein miktarının 2,5 g/dL2,5\text{ g/dL}'den düşük olması (1,8 g/dL1,8\text{ g/dL}), portal hipertansiyon nedeninin sinüzoidal (siroz) olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Serum-Asit Albumin Gradienti (SAAG) hesaplanır.
SAAG=Serum albuminAsit albumin=3,01,4=1,6 g/dL\text{SAAG} = \text{Serum albumin} - \text{Asit albumin} = 3,0 - 1,4 = 1,6\text{ g/dL}
SAAG değeri asidin portal hipertansiyona bağlı olup olmadığını belirlemek için kullanılır.
2
SAAG değeri yorumlanır.
SAAG1,1 g/dL\text{SAAG} \geq 1,1\text{ g/dL} olduğu için asit portal hipertansiyon kaynaklıdır.
1,11,1 eşik değeri portal hipertansiyon varlığını %97 doğrulukla gösterir.
3
Asit toplam protein düzeyi değerlendirilir.
Asit toplam proteini 1,8 g/dL1,8\text{ g/dL} (<2,5 g/dL< 2,5\text{ g/dL}) saptanmıştır.
Portal hipertansiyon eşliğinde düşük protein düzeyi karaciğer sirozunu; yüksek protein düzeyi ise genellikle kalp yetmezliği veya Budd-Chiari sendromunu düşündürür.

Anahtar Kavram

Asit ayırıcı tanısında SAAG ve asit proteini kullanımı
Soru 345Soru

5858 yaşında erkek hasta, bilinen Child-Pugh B evre karaciğer sirozu tanısıyla takip edilmektedir. Acil servise son 66 saattir olan masif melena ve baş dönmesi şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 95/6095/60 mmHg, nabız 115/dk115/dk saptanıyor; asit ve hafif splenomegali dışında ek özellik saptanmıyor. Acil üst gastrointestinal sistem endoskopisinde özofagus ve mide varislerinde aktif kanama veya yeni kanama belirtisi saptanmıyor; ancak duodenum bulbusunda 1.21.2 cm çaplı, üzerinde "kanamayan görünür damar" (ForrestForrest IIaIIa) saptanan bir ülser izleniyor. Bu hastanın yönetiminde aşağıdakilerden hangisi en uygun yaklaşımdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülsere yönelik endoskopik tedavi (enjeksiyon, termal veya mekanik yöntemler) uygulanması ve ardından intravenöz proton pompası inhibitörü başlanması

Cevap

Duodenumda saptanan Forrest IIa ülser lezyonuna yönelik kombine endoskopik tedavi uygulanması ve ardından intravenöz proton pompası inhibitörü başlanması en uygun yaklaşımdır.
Siroz hastalarında üst GİS kanaması görüldüğünde ayırıcı tanıda peptik ülser mutlaka dışlanmalıdır. Endoskopide saptanan Forrest IIa (kanamayan görünür damar) lezyonu, re-bleeding riski çok yüksek olduğu için stabil kabul edilmez. Bu hastalarda endoskopik yöntemlerle damarın kapatılması ve ardından mide asit salgısının PPİ ile güçlü bir şekilde baskılanması standart yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kanama odağının ve tipinin belirlenmesi
Hastada siroz bulunmasına rağmen aktif kanama kaynağı varis değil, duodenumdaki Forrest IIa ülserdir.
Sirozlu hastalardaki üst GİS kanamalarının yaklaşık %20-25'i varis dışı nedenlere (en sık peptik ülser) bağlı gelişir.
2
Forrest sınıflamasına göre risk analizi yapılması
Ülser tabanında kanamayan görünür damar (Forrest IIa) saptanmıştır.
Bu evre, tedavi edilmediği takdirde %40-50 oranında yüksek yeniden kanama riski taşır.
3
Uygun tedavi stratejisinin belirlenmesi
Endoskopik tedavi (enjeksiyon + hemoklip/termal) ve yüksek doz IV PPİ tedavisi uygulanmalıdır.
Yüksek riskli Forrest evrelerinde (Ia, Ib, IIa, IIb) endoskopik müdahale ve sistemik PPİ kombinasyonu mortaliteyi ve operasyon ihtiyacını anlamlı düzeyde azaltır.

Anahtar Kavram

Sirozlu her üst GİS kanaması varis kaynaklı değildir; peptik ülser saptandığında Forrest sınıflaması baz alınarak agresif tedavi uygulanmalıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 346Soru

6262 yaşında erkek hasta, evre 44 Diffüz Büyük B Hücreli Lenfoma tanısıyla RCHOPR-CHOP (rituksimabrituksimab, siklofosfamidsiklofosfamid, doksorubisindoksorubisin, vinkristinvinkristin, prednizolonprednizolon) kemoterapisi planlanarak gastroloji polikliniğine konsülte ediliyor. Hastanın yapılan laboratuvar incelemeleri şu şekildedir:

- ASTAST: 2222 U/LU/L (Normal: <40<40)
- ALTALT: 1919 U/LU/L (Normal: <40<40)
- TotalTotal BilirubinBilirubin: 0.70.7 mg/dLmg/dL
- HBsAgHBsAg: Negatif
- AntiHBsAnti-HBs: 2828 mIU/mLmIU/mL (Pozitif)
- AntiHBcAnti-HBc IgGIgG: Pozitif
- AntiHBcAnti-HBc IgMIgM: Negatif
- AntiHCVAnti-HCV: Negatif

Bu hasta için en uygun hepatit BB yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kemoterapi ile eş zamanlı olarak entekavir veya tenofovir başlanmalı ve kemoterapi bitiminden sonra en az 1212 ay boyunca devam edilmelidir.

Cevap

Kemoterapi ile eş zamanlı olarak entekavir veya tenofovir başlanmalı ve kemoterapi bitiminden sonra en az 12 ay boyunca devam edilmelidir.
Doğru yaklaşım; rituksimab gibi B-hücrelerini hedef alan tedavilerde, geçmişte hepatit B ile karşılaşmış (Anti-HBc pozitif) tüm bireylerin reaktivasyon riski %10'un üzerinde olduğu için, tedavi başından itibaren en az 12 ay süreyle profilaktik antiviral kullanılmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın aldığı immünsüpresif tedavinin hepatit B reaktivasyon riskini değerlendir.
Rituksimab (Anti-CD20), B-hücrelerini tüketerek bağışıklık kontrolünü zayıflatır ve HBV reaktivasyonu için en yüksek riskli (>%10) ilaç grubundadır.
Tedavi planını belirleyen temel faktör, immünsüpresif ilacın gücü ve etki mekanizmasıdır.
2
Hastanın hepatit B serolojik durumunu (HBsAg negatif, Anti-HBc IgG pozitif) analiz et.
Hasta 'geçirilmiş/izole' hepatit B serolojisine sahiptir ancak hepatositlerde cccDNA formunda HBV genomu kalıcıdır.
HBsAg negatif olsa bile Anti-HBc pozitifliği, latent enfeksiyon varlığını ve reaktivasyon potansiyelini gösterir.
3
Güncel kılavuzlara (AASLD/EASL) göre profilaksi endikasyonunu netleştir.
Anti-CD20 tedavisi alan tüm Anti-HBc pozitif hastalara (HBsAg durumuna bakılmaksızın) profilaksi gereklidir.
Rituksimab gibi yüksek riskli durumlarda 'izle-ve-bekle' stratejisi fulminan hepatit riski nedeniyle güvenli değildir.
4
Uygun antiviral ajanı ve tedavi süresini belirle.
Güçlü ve direnç bariyeri yüksek olan Entekavir veya Tenofovir tercih edilmeli, tedavi kemoterapi sonrası en az 12 ay sürdürülmelidir.
Geç reaktivasyon riskini önlemek için kemoterapi sonrası idame süresi kritiktir.

Anahtar Kavram

Rituksimab (Anti-CD20) tedavisi alan Anti-HBc pozitif hastalarda, HBsAg negatif ve Anti-HBs pozitif olsa dahi yüksek risk nedeniyle rutin antiviral profilaksi zorunludur.

İpuçları

1
Rituksimab gibi ilaçların bağışıklık sisteminin hangi kolunu baskıladığını ve bunun hepatit B kontrolü üzerindeki etkisini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Bağışıklık baskılayıcı ilaçların gücüne göre hangi hastalarda sadece DNA takibi (pre-emptive), hangilerinde rutin profilaksi gerektiğini tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 347Soru

3232 yaşında erkek hasta, 66 aydır devam eden kanlı ishal, tenesmus ve abdominal ağrı şikayetleriyle başvuruyor. Kolonoskopide rektumdan başlayıp çekuma kadar kesintisiz devam eden mukozal inflamasyon, granülarite kaybı ve pankolit ile uyumlu görünüm saptanıyor. Ayrıca çekumda valvula Bauhini'nin açık olduğu ve terminal ileumda hafif eritemli alanlar ("backwash ileitis") izleniyor. Hastanın tıbbi öyküsünde Primer Sklerozan Kolanjit (PSK) tanısı mevcuttur. Bu hastanın klinik tablosu ve hastalık yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kolorektal kanser gelişme riski, PSK eşlik etmeyen ülseratif kolit hastalarına göre daha yüksektir.

Cevap

Kolorektal kanser gelişme riski, PSK eşlik etmeyen ülseratif kolit hastalarına göre daha yüksektir.
Ülseratif kolit tanısı olan hastalarda PSK birlikteliği, kolorektal neoplazi (displazi ve kanser) riskini ciddi oranda artırır. Bu hastalar KRK açısından en yüksek risk grubunda kabul edilir ve tanı konulduğu andan itibaren her yıl tarama kolonoskopisi yapılmalıdır. Diğer hastalarda KRK sürveyansı genellikle hastalığın 8. yılından sonra başlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik bulguları değerlendir
Rektumdan başlayan kesintisiz tutulum ve kanlı ishal, Ülseratif Kolit (ÜK) tanısını koydurur.
ÜK'de inflamasyon mukoza ve submukoza ile sınırlı olup, rektumdan proksimale doğru süreklilik arz eder.
2
İleal bulguları (backwash ileitis) yorumla
Bu bulgu Crohn lehine değil, pankoliti olan ÜK hastalarında görülen bir reflü ileitidir.
Crohn hastalığında ileum tutulumu genellikle transmuraldir ve granülom/fistül gibi yapılarla karakterizedir.
3
PSK birlikteliğinin sonuçlarını analiz et
PSK eşlik eden ÜK hastalarında kolorektal kanser (KRK) riski 4-5 kat artar.
Bu kombinasyon, karsinogenez sürecini hızlandıran kronik inflamatuar bir zemin oluşturur ve yıllık kolonoskopik takip gerektirir.

Anahtar Kavram

Ülseratif Kolit ve Primer Sklerozan Kolanjit Birlikteliği

İpuçları

1
Ülseratif kolitte 'backwash ileitis' görülmesi tanıyı Crohn'a kaydırmaz.

Daha Fazla Pratik

İBH'de cerrahiden etkilenen (paralel seyreden) ve etkilenmeyen (bağımsız seyreden) ekstraintestinal bulguları tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 348Soru

26 yaşında kadın hasta, son 8 aydır devam eden aralıklı sağ alt kadran ağrısı, günde 3-4 kez olan kansız diyare ve yaklaşık 66 kg zayıflama şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ alt kadranda hassasiyet saptanıyor. Yapılan kolonoskopik incelemede terminal ileumda derin ülserler ve normal doku ile ayrılan 'atlamalı' (skip) lezyonlar izleniyor; rektumun ise tamamen normal olduğu görülüyor. Bu hastanın klinik ve laboratuvar bulguları değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serolojik incelemede p-ANCA pozitifliği, tanı için beklenen en karakteristik laboratuvar bulgusudur.

Cevap

Serolojik incelemede p-ANCA pozitifliğinin en karakteristik bulgu olduğu ifadesi yanlıştır.
Vaka sunumundaki sağ alt kadran ağrısı, rektal korunma, atlamalı (skip) lezyonlar ve terminal ileum tutulumu tipik olarak Crohn hastalığını tanımlamaktadır. Crohn hastalığında beklenen karakteristik serolojik belirteç ASCA (Anti-Saccharomyces cerevisiae antikoru) iken, p-ANCA (perinükleer antinötrofil sitoplazmik antikor) pozitifliği Ülseratif Kolit ile daha sık ilişkilendirilir. Bu nedenle p-ANCA'nın bu vakada en karakteristik bulgu olması beklenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik semptomlarını (sağ alt kadran ağrısı, kilo kaybı, kansız diyare) değerlendir.
Bu semptomlar öncelikle Crohn hastalığını düşündürür.
Genç bir hastada kronik sağ alt kadran ağrısı ve malabsorpsiyon bulguları Crohn lehinedir.
2
Endoskopik bulguları (rektal korunma, atlamalı lezyonlar, terminal ileum tutulumu) analiz et.
Bulgular Crohn hastalığı tanısını doğrular niteliktedir.
Ülseratif kolitte rektum her zaman tutulur ve inflamasyon süreklidir (atlamalı lezyon görülmez).
3
İnflamatuar bağırsak hastalıklarındaki serolojik antikorları karşılaştır.
p-ANCA Ülseratif Kolit ile, ASCA ise Crohn hastalığı ile ilişkilidir.
Serolojik testler ayırıcı tanıda yardımcıdır; p-ANCA Ülseratif Kolit'te %60-70 oranında pozitif saptanır.

Anahtar Kavram

Crohn hastalığı ve Ülseratif Kolit'in klinik, endoskopik ve serolojik ayırıcı tanısı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 349Soru

Bilinen Crohn hastalığı öyküsü olan 3535 yaşındaki bir erkek hastada, yapılan fizik muayene ve görüntülemeler sonucunda perianal bölgede pürülan akıntılı kompleks bir fistül saptanıyor. Bu hastada gelişen perianal fistülün seyri ve tedavisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnfliksimab (anti-TNF) tedavisi, fistül kapanmasını sağlamada en etkili olduğu kanıtlanmış medikal yöntemdir.

Cevap

İnfliksimab tedavisi, fistülize Crohn hastalığında fistül kapanmasını sağlamada en etkili olduğu kanıtlanmış medikal yöntemdir.
Doğru yanıt olan seçenekte belirtildiği gibi, İnfliksimab (anti-TNF), fistülize Crohn hastalığında fistül kanallarının kapanmasını indüklemede ve bu kapanmanın idamesinde etkinliği en yüksek olan tıbbi tedavi yöntemidir. Diğer geleneksel tedavilere göre mukozal ve doku düzeyinde iyileşme sağlama kapasitesi daha yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik fenotipi belirlenir.
Hastada perianal fistül ile karakterize 'fistülize' Crohn hastalığı tablosu mevcuttur.
Crohn hastalığında tedavi seçimi tutulum yeri ve hastalığın davranışına (inflamatuar, stenozan, fistülizan) göre yapılır.
2
Mevcut medikal tedavi seçeneklerinin etkinliği karşılaştırılır.
5ASA5-ASA, steroidler ve immunomodülatörler değerlendirilir; ancak fistül kapanmasında anti-TNF ajanların (özellikle İnfliksimab) üstünlüğü saptanır.
ACCENT II çalışması gibi randomize kontrollü çalışmalar, İnfliksimab'ın fistül kapanmasında diğer ajanlara göre anlamlı düzeyde daha etkili olduğunu göstermiştir.
3
Hastalığın ekstraintestinal ve yaşam tarzı faktörleri gözden geçirilir.
Sigaranın hastalığı kötüleştirdiği ve ileal tutulumun böbrek taşı riskini artırdığı gerçeğiyle yanlış seçenekler elenir.
Crohn hastalığında sigara kullanımı ve ileal tutulum komplikasyon riskini artıran faktörlerdir.

Anahtar Kavram

Fistülizan Crohn Hastalığı Yönetimi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 350Soru

35 yaşında kadın hasta, yaklaşık 33 aydır süregelen halsizlik ve diz eklemlerinde ağrı şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde karaciğer kosta kenarında 22 cmcm düzgün yüzeyli olarak ele geliyor; splenomegali saptanmıyor. Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans
ASTAST285285 U/LU/L<40<40 U/LU/L
ALTALT310310 U/LU/L<40<40 U/LU/L
AlkaliAlkali FosfatazFosfataz9595 U/LU/L3012030-120 U/LU/L
TotalTotal BilirubinBilirubin1.41.4 mg/dLmg/dL<1.1<1.1 mg/dLmg/dL
SerumSerum IgGIgG24502450 mg/dLmg/dL7001600700-1600 mg/dLmg/dL

Viral hepatit belirteçleri (HBsAgHBsAg, AntiHCVAnti-HCV, AntiHAVAnti-HAV IgMIgM) negatif saptanan bu hastada, tanıya yönelik istenmesi gereken ilk serolojik test aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-nükleer antikor (ANA) ve anti-düz kas antikoru (ASMA)

Cevap

En olası tanı olan Tip 1 Otoimmün Hepatit için öncelikle Anti-nükleer antikor (ANA) ve anti-düz kas antikoru (ASMA) istenmelidir.
Vakada sunulan 35 yaşındaki kadın hastada, transaminaz yüksekliği ve poliklonal hipergamaglobulinemi (IgGIgG artışı) ile birlikte viral hepatitlerin negatif olması, öncelikle Tip 1 Otoimmün Hepatit (OİH) tanısını düşündürür. Tip 1 OİH tanısında en sık görülen ve tanı şemalarında ilk sırada yer alan serolojik belirteçler Anti-nükleer antikor (ANA) ve anti-düz kas antikorudur (ASMA).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et
Genç-orta yaşlı kadın hasta, transaminaz yüksekliği (AST/ALTAST/ALT), hipergamaglobulinemi (IgGIgG artışı) ve artralji mevcuttur.
Bu kombinasyon, viral nedenler dışlandığında akla ilk olarak Otoimmün Hepatit (OİH) tanısını getirmelidir.
2
Kolestatik ve hepatosellüler ayrımı yap
Alkali Fosfataz (ALPALP) normal sınırlardayken, ASTAST ve ALTALT belirgin yüksektir.
Normal ALPALP düzeyi, primer biliyer kolanjit gibi kolestatik hastalıkları dışlar ve parankimal bir hasarı işaret eder.
3
OİH tiplerini ayırt et
Hasta yetişkin yaş grubundadır (3535 yaş).
Tip 1 OİH yetişkinlerde en sık görülen tiptir; Tip 2 ise genellikle çocuklarda görülür.
4
Uygun serolojik testi seç
Tanı için ANA ve ASMA pozitifliği araştırılmalıdır.
Tip 1 OİH vakalarının çoğunda bu antikorlardan en az biri pozitiftir ve tanı kriterlerinin temelini oluşturur.

Anahtar Kavram

Otoimmün hepatit tip 1 tanısında ANA ve ASMA'nın yeri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 351Soru

3838 yaşında erkek hasta, yoğun alkol alımı sonrası aniden başlayan ve sırtına kuşak tarzında yayılan şiddetli epigastrik ağrı, bulantı ve kusma şikayetleri ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde batın üst kadranda belirgin hassasiyet saptanıyor. Bu hastada klinik olarak şüphelenilen akut pankreatit tanısını doğrulamak için istenmesi gereken en spesifik laboratuvar parametresi hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum lipaz düzeyi

Cevap

Akut pankreatit tanısını doğrulamada en spesifik laboratuvar parametresi serum lipaz düzeyidir.
Serum lipaz düzeyi, akut pankreatit tanısında hem daha duyarlı hem de daha özgüldür. Amilazın kısa sürede normale dönmesine karşın lipazın daha uzun süre yüksek kalması, özellikle semptomlar başladıktan birkaç gün sonra başvuran hastalarda tanının kaçırılmamasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve anamnezini değerlendir.
Alkol alımı öyküsü ve kuşak tarzı ağrı ile akut pankreatit ön tanısı güçlenir.
Anamnez ve fizik muayene tanısal testlerin seçimini belirler.
2
Tanıyı kesinleştirecek en duyarlı ve özgül testi seç.
Serum lipaz düzeyi istenir.
Lipaz amilaza göre hem daha spesifiktir hem de serumda daha uzun süre (77-1414 gün) yüksek kalarak tanıda üstünlük sağlar.

Anahtar Kavram

Akut pankreatit tanısı için tipik ağrı, serum amilaz veya lipaz düzeyinin normalin üst sınırının en az 33 katı olması ve/veya karakteristik görüntüleme bulgularından ikisinin varlığı gereklidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 352Soru

6868 yaşında erkek hasta, kontrol amaçlı çekilen abdominal ultrasonografide pankreas başında kistik bir lezyon saptanması üzerine ileri tetkik ediliyor. Hastanın çekilen manyetik rezonans kolanjiyopankreatografi (MRCPMRCP) incelemesinde pankreas başında ana pankreas kanalı ile iştirakli, 2.42.4 cmcm çapında, düzgün sınırlı, yan dal tipi intraduktal papiller müsinöz neoplazi (BDIPMNBD-IPMN) ile uyumlu kistik lezyon izleniyor. Ana pankreas kanalı çapı 66 mmmm olarak ölçülüyor ve kist içerisinde kontrast tutan solid komponent veya mural nodül saptanmıyor. Hastanın fizik muayenesi doğal olup, laboratuvar tetkiklerinde totaltotal bilirubinbilirubin 0.80.8 mg/dLmg/dL, alkalenalkalen fosfatazfosfataz 8585 U/LU/L ve CACA 19919-9 düzeyi 4848 U/mLU/mL (N<37N < 37) olarak bulunuyor.

Bu hasta için yönetimde bir sonraki en uygun adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endoskopik ultrasonografi (EUS) ile değerlendirme

Cevap

Endoskopik ultrasonografi (EUS) ile değerlendirme yapılması en uygun adımdır.
Fukuoka kriterlerine göre, bir yan dal IPMN olgusunda ana pankreas kanalı çapının 595-9 mmmm arasında olması, kist çapının 3\geq 3 cmcm olması, kalınlaşmış kist duvarı, lenfadenopati varlığı veya serum CACA 19919-9 yüksekliği 'endişe verici özellikler' olarak tanımlanır. Bu özelliklerden en az birinin varlığı, hastada gizli bir mural nodül veya sitolojik malignite riskini dışlamak amacıyla Endoskopik Ultrasonografi (EUS) yapılmasını zorunlu kılar. Bu vakada hem kanal çapı (66 mmmm) hem de CACA 19919-9 yüksekliği mevcuttur.

Adım Adım Çözüm

1
Kistik lezyonun International Consensus Guidelines (Fukuoka) kriterlerine göre sınıflandırılması
Hastada 'Yüksek Riskli Stigmalar' (High-risk stigmata) aranır.
Doğrudan cerrahi endikasyonu olup olmadığını belirlemek için.
2
Hastadaki spesifik bulguların analizi
Sarılık yok, ana kanal 1010 mmmm altında (66 mmmm), solid komponent yok. Dolayısıyla yüksek risk yok.
Cerrahiden önce 'Endişe Verici Özellikler' (Worrisome features) varlığına bakılır.
3
Endişe verici özelliklerin (Worrisome features) kontrolü
Ana kanal çapı 595-9 mmmm (66 mmmm ölçüldü) ve CACA 19919-9 yüksekliği mevcuttur.
Bu bulguların varlığı, hastanın ileri evreleme için EUS'a yönlendirilmesini gerektirir.

Anahtar Kavram

Pankreasın kistik neoplazilerinde (özellikle IPMN) yönetim algoritmaları ve EUS endikasyonları.

Daha Fazla Pratik

Pankreasın seröz kistadenomu ile müsinöz kistadenomu arasındaki morfolojik ve laboratuvar (kist içi amilaz/CEA) farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 353Soru

3232 yaşında kadın hasta, 55 yıldır Crohn hastalığı tanısıyla takip edilmektedir. İleal tutulumu olan ve 22 yıl önce 6060 cm terminal ileum rezeksiyonu geçiren hastada son zamanlarda halsizlik, dilde yanma ve el-ayak parmaklarında uyuşma şikayetleri başlıyor. Ayrıca hastanın özgeçmişinde son 11 yılda iki kez kalsiyum oksalat yapısında böbrek taşı öyküsü mevcutsa, bu klinik tablo ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lümende kalsiyumun emilemeyen yağ asitleri ile bağlanması (sabunlaşma) sonucu serbest kalan oksalatın kolondan aşırı emilmesi böbrek taşı riskini artırmıştır.

Cevap

Lümende serbest kalan oksalatın kolondan aşırı emilmesi (enterik hiperoksalüri), Crohn hastalarında terminal ileum rezeksiyonu sonrası kalsiyum oksalat taşlarının temel nedenidir.
Doğru seçenekte belirtilen mekanizma, Crohn hastalarında terminal ileum rezeksiyonu sonrası görülen 'enterik hiperoksalüri' tablosunu tam olarak açıklar. Terminal ileumun 100100 cm'den az rezeksiyonlarında safra asidi ishali görülürken, daha geniş rezeksiyonlarda safra asidi havuzu tükenir ve yağ malabsorpsiyonu (steatore) gelişir. Lümende emilemeyen yağ asitleri kalsiyumu bağlayınca, normalde kalsiyumla bağlanıp dışkıyla atılması gereken oksalat serbest kalır ve kolondan emilerek böbreklerde kalsiyum oksalat taşlarına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın cerrahi öyküsü ve semptomlarının analizi
Terminal ileum rezeksiyonu ve B12B_{12} eksikliği bulguları (parestezi, dilde yanma) saptandı.
Rezeksiyonun uzunluğu (6060 cm) hem B12B_{12} hem de safra asidi emilimini bozacak düzeydedir.
2
Nefrolitiazis (böbrek taşı) mekanizmasının kurulması
Yağ malabsorpsiyonu nedeniyle kalsiyumun lümende yağ asitleri ile bağlanması (saponifikasyon) belirlendi.
Kalsiyum yağ asitlerine bağlanınca, normalde bağlaması gereken oksalat serbest kalır.
3
Hiperoksalüri gelişiminin açıklanması
Serbest kalan oksalatın sağlam kolon mukozasından aşırı emilmesi (enterik hiperoksalüri) gerçekleşti.
Oksalat emilimi için kolonun varlığı şarttır; bu durum Crohn'a özgü bir komplikasyondur.

Anahtar Kavram

Crohn Hastalığında Terminal İleum Rezeksiyonu Komplikasyonları ve Enterik Hiperoksalüri
Soru 354Soru

6464 yaşında erkek hasta, 2424 saattir devam eden yüksek ateş (39C39^\circ C), sağ üst kadran ağrısı ve sarılık şikayetleri ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ üst kadranda hassasiyet saptanıyor, Murphy bulgusu negatiftir. Laboratuvar tetkiklerinde; lökosit 16.500/mm316.500/mm^3, total bilirubin 5.25.2 mg/dL (direkt bilirubin hakimiyeti), Alkalen Fosfataz 420420 U/L ve GGT 180180 U/L olarak saptanıyor. Tüm batın ultrasonografisinde safra kesesi duvar kalınlığı normal olup, koledok çapı 1212 mm ölçülüyor ve koledok distalinde taş ile uyumlu ekojenite izleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve Tokyo Kılavuzları (TG18) uyarınca önerilen en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut kolanjit - Biliyer drenaj ve antibiyoterapi

Cevap

En olası tanı akut kolanjit olup, en uygun yaklaşım biliyer drenaj (tercihen ERCP) ve geniş spektrumlu antibiyoterapidir.
Hastada görülen yüksek ateş, sağ üst kadran ağrısı ve sarılık (Charcot üçlüsü), akut kolanjit tanısı için tipiktir. Laboratuvar tetkiklerindeki belirgin kolestaz bulguları ve ultrasonografide koledokta taş saptanması bu tanıyı kesinleştirir. Tokyo Kılavuzları (TG18) uyarınca, bu hastaların yönetiminde enfeksiyonu kontrol altına almak için antibiyoterapi ve obstrüksiyonu gidermek için biliyer drenaj (öncelikle ERCP) altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada ateş, sağ üst kadran ağrısı ve sarılıktan oluşan Charcot üçlüsü mevcuttur.
Bu klasik üçlü, biliyer obstrüksiyona ikincil gelişen akut kolanjitin temel göstergesidir.
2
Laboratuvar ve görüntüleme verilerinin analizi
Lökositoz ve kolestatik enzim (ALP, GGT, Bilirubin) yüksekliği ile koledokta taş saptanmıştır.
Bu veriler tanıyı destekler ve obstrüksiyonun seviyesini (distal koledok) belirler.
3
Tokyo Kılavuzları (TG18) uyarınca yönetimin planlanması
Sistemik antibiyotik başlanması ve biliyer drenajın (ERCP) planlanması.
Enfeksiyonun kontrol altına alınması ve basınç altındaki safra yollarının dekompresyonu hayati önem taşır.

Anahtar Kavram

Charcot üçlüsü (ateş, ağrı, sarılık) varlığında akut kolanjit düşünülmeli ve TG18 uyarınca drenaj ve antibiyoterapi uygulanmalıdır.

Daha Fazla Pratik

Reynolds pentadı (Charcot üçlüsü + hipotansiyon + konfüzyon) varlığında yönetimin aciliyet derecesini inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 355Soru

Alkolik siroz tanısıyla takip edilen 5555 yaşında erkek hasta, son bir gündür devam eden dışkı renginde koyulaşma (melenamelena) ve bitkinlik şikayetleriyle acil servise müracaat ediyor. Fizik muayenede kan basıncı 105/70105/70 mmHgmmHg, nabız 95/dk95/dk saptanıyor; laboratuvar incelemesinde hemoglobin değeri 8.88.8 g/dLg/dL ölçülüyor. Yapılan üst gastrointestinal endoskopide özofagusta orta büyüklükte (evre 22) varisler izleniyor ancak bu varisler üzerinde aktif kanama veya yüksek riskli bir bulgu (redred signsign gibi) saptanmıyor. Mide antrumunda ise 1.51.5 cmcm çapında, tabanında aktif fışkırır tarzda kanama izlenmeyen ancak belirgin bir damar yapısı (Forrest IIA) seçilen bir ülser odağı saptanıyor. Bu hastanın yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülser tabanındaki görünür damara yönelik endoskopik tedavi (termal veya mekanik yöntemler) uygulanmalı ve sonrasında yüksek doz IVIV proton pompa inhibitörü tedavisi başlanmalıdır.

Cevap

Ülser tabanındaki görünür damara yönelik endoskopik tedavi (termal veya mekanik yöntemler) uygulanmalı ve sonrasında yüksek doz IV proton pompa inhibitörü tedavisi başlanmalıdır.
Üst gastrointestinal kanama ile başvuran sirozlu bir hastada endoskopik olarak kanama kaynağı 'Forrest IIA' (kanama olmayan görünür damar) olarak saptanmışsa, bu lezyon yüksek re-kanama riskine sahip olduğu için endoskopik tedavi (termal koagülasyon, hemoklip veya enjeksiyon tedavisi) uygulanmalıdır. Ardından, asit süpresyonu sağlayarak re-kanama riskini minimalize etmek için yüksek doz IVIV PPI tedavisi idame ettirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Endoskopik bulguların sınıflandırılması
Özofagus varislerinin kanama odağı olmadığı, kanama kaynağının Forrest IIA ülser olduğu saptandı.
Tedavi stratejisini belirlemek için gerçek kanama odağının ve re-kanama riskinin tanımlanması gerekir.
2
Forrest IIA yönetimi
Görünür damar yapısı (Forrest IIA) yüksek riskli kabul edilerek endoskopik tedavi (epinefrin enjeksiyonu ile kombine termal veya mekanik tedavi) uygulanmalıdır.
Endoskopik müdahale yapılmayan Forrest IIA lezyonlarında re-kanama riski yaklaşık %43'tür; müdahale ile bu risk %10'un altına iner.
3
Medikal tedavinin düzenlenmesi
Yüksek doz IV PPI (80 mg bolus, ardından 8 mg/saat infüzyon veya günde iki kez 40 mg bolus) başlanmalıdır.
Asit supresyonu pıhtı stabilitesini sağlar ve ülser iyileşmesini hızlandırarak re-kanama riskini azaltır.

Anahtar Kavram

Sirozlu hastalarda varis dışı üst GİS kanamalarının (peptik ülser gibi) yönetimi ve Forrest sınıflandırmasına göre tedavi endikasyonları.

Daha Fazla Pratik

Forrest IIB (yapışık pıhtı) saptanan bir hastada pıhtının yıkanarak uzaklaştırılması gerekip gerekmediği konusundaki güncel yaklaşımları gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 356Soru

28 yaşında erkek hasta, sağ alt kadranda belirginleşen karın ağrısı, aralıklı ishal ve hafif ateş şikayetleriyle gastroenteroloji polikliniğine başvuruyor. Hastanın öyküsünden günde 1 paket sigara içtiği ve şikayetlerinin sigara kullanımıyla arttığı öğreniliyor. Fizik muayenede sağ alt kadranda dolgunluk ve hassasiyet saptanıyor. Kolonoskopide rektum mukozası normal izlenirken, çıkan kolon ve çekumda sağlam mukoza adalarıyla ayrılmış derin ülserler (skip lezyonlar) ve 'kaldırım taşı' görünümü tespit ediliyor. Biyopsi örneklerinde transmural inflamasyon ve kazeifiye olmayan granülomlar görülüyor. Bu hasta için en olası tanı ve bu hastalığın patogeneziyle ilişkili en karakteristik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Crohn Hastalığı - İnflamasyon transmuraldir ve fistül/striktür gelişimi sıktır.

Cevap

En olası tanı Crohn Hastalığıdır ve bu hastalıkta inflamasyon transmural olup fistül/striktür gelişimi sıktır.
Hastadaki sağ alt kadran ağrısı (terminal ileit), sigara ile şikayetlerin artması, rektumun korunmuş olması (rektal sparing), skip lezyonlar, kaldırım taşı manzarası, transmural inflamasyon ve granülom varlığı klasik Crohn hastalığı tablosudur. Transmural tutulum, fistül, apse ve darlık (striktür) gelişimine zemin hazırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını (sağ alt kadran ağrısı, ishal, ateş) ve risk faktörünü (sigara kullanımı ile kötüleşme) değerlendir.
Bulgular inflamatuar barsak hastalığını düşündürmekte olup, sigara ile kötüleşme Crohn hastalığı lehinedir (Ülseratif Kolit'te sigara koruyucudur).
Sigara öyküsü ayırıcı tanıda kritik bir ipucudur.
2
Endoskopik bulguları (skip lezyonlar, rektal korunma, kaldırım taşı) analiz et.
Rektumun korunmuş olması ve arada sağlam mukoza adalarının (skip lezyon) bulunması tipik Crohn bulgularıdır; Ülseratif Kolit rektumdan başlar ve sürekli yayılım gösterir.
Tutum paterni (sürekli vs. yamalı) iki hastalığı ayıran en önemli makroskopik özelliktir.
3
Histopatolojik bulguları (transmural inflamasyon, granülom) yorumla.
Transmural (tam kat) tutulum ve granülom varlığı Crohn hastalığı için patognomoniktir; Ülseratif Kolit mukoza/submukoza ile sınırlıdır ve granülom görülmez.
Mikroskobik bulgular tanıyı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Crohn hastalığı ile Ülseratif Kolit'in ayırıcı tanısında tutulum derinliği (transmural vs. mukozal), yayılım paterni (skip vs. sürekli), rektal tutulum ve sigara ilişkisi temel belirleyicilerdir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 357Soru

5252 yaşında erkek hasta, uzun süreli alkol kullanımı öyküsü ve son bir yıldır tekrarlayan, sırtına yayılan epigastrik ağrı şikayetiyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde malnütrisyon bulguları saptanıyor ve dışkısının yağlı, kötü kokulu olduğu (steatore) öğreniliyor. Direkt karın grafisinde pankreas lojunda yaygın kalsifikasyonlar izleniyor. Bu hastada pankreatik ekzokrin yetmezlik tanısını koymak için kullanılabilecek en duyarlı non-invaziv laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fekal elastaz-1 düzeyi ölçümü

Cevap

Fekal elastaz-1 düzeyi ölçümü, kronik pankreatitli hastalarda ekzokrin yetmezliği değerlendirmek için kullanılan en duyarlı non-invaziv yöntemdir.
Fekal elastaz1elastaz-1 testi, pankreas tarafından salgılanan ve bağırsaklardan geçerken yapısı bozulmayan bir enzimi ölçer. Kronik pankreatitte ekzokrin doku kaybına bağlı olarak bu enzimin dışkıdaki konsantrasyonu belirgin şekilde düşer. Diğer non-invaziv testlere (örn. dışkıda yağ tayini) göre duyarlılığı çok daha yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Alkol öyküsü, kronik ağrı, steatore ve kalsifikasyon bulguları hastada kronik pankreatit tanısını kesinleştirir.
Tanıyı netleştirmek, sonraki adım olan fonksiyonel değerlendirme için gereklidir.
2
Ekzokrin fonksiyon testi seçimi
Ekzokrin yetmezlik şüphesinde invaziv (sekretin testi) veya non-invaziv yöntemler düşünülür.
En duyarlı non-invaziv yöntem olan fekal elastaz-1, düşük maliyet ve kolay uygulanabilirlik nedeniyle ilk seçenektir.

Anahtar Kavram

Kronik pankreatit tanısında ekzokrin fonksiyonların değerlendirilmesi.

İpuçları

1
Kronik pankreatitte amilaz ve lipaz seviyeleri yanıltıcı olabilir.
2
Steatore varlığı, pankreasın sindirim enzimlerini (ekzokrin) üretemediğini gösterir.

Daha Fazla Pratik

Pankreatik ekzokrin yetmezliğin altın standart (invaziv) testi olan sekretin-kolesistokinin testini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 358Soru

3838 yaşında HIVHIV pozitif (CDCD 4+ hücre sayısı 45/mm345/mm^3) erkek hasta, yaklaşık 1010 gündür devam eden şiddetli odinofaji (ağrılı yutma) ve retrosternal ağrı şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde özofagus distalinde birkaç adet büyük, sığ ve lineer (boylamsal) seyirli ülser izleniyor. Ülser kenarından alınan biyopsilerin histopatolojik incelemesinde hem intranükleer hem de intrasitoplazmik inklüzyon cisimcikleri saptanıyor. Bu hasta için en uygun tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gansiklovir

Cevap

En uygun tedavi gansiklovirdir.
Doğru yanıt olan gansiklovir, patognomonik olarak hem nükleer hem sitoplazmik inklüzyonlar gösteren ve endoskopide büyük lineer ülserlere yol açan Sitomegalovirüs (CMV) özofajitinin ilk seçenek tedavisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini analiz et.
Hastada AIDS tablosu (CDCD 4+ < 50/mm350/mm^3) ve şiddetli odinofaji mevcut.
İleri evre immün yetmezliği olan hastalarda fırsatçı özofajitler (Candida, CMV, HSV) en sık odinofaji nedenidir.
2
Endoskopik bulguları yorumla.
Büyük, sığ ve boylamsal (lineer) ülserlerin varlığı tespit edildi.
Bu ülser morfolojisi CMV özofajiti için karakteristiktir; HSV'de ise küçük, derin ve sirküler ülserler beklenir.
3
Histopatolojik verileri değerlendir.
Hem hücre çekirdeğinde hem de sitoplazmasında inklüzyonlar saptandı.
İntrasitoplazmik inklüzyonlar CMV'yi, sadece intranükleer olanlar (Cowdry tip A) ise HSV'yi işaret eder.
4
Uygun antiviral ajanı belirle.
CMV tanısı kesinleştiği için gansiklovir seçildi.
Sitomegalovirüs enfeksiyonlarının tedavisinde altın standart gansiklovir kullanımıdır.

Anahtar Kavram

İmmün yetmezliği olan hastalarda viral özofajitlerin (CMV vs HSV) endoskopik ve histopatolojik ayrımı.

Daha Fazla Pratik

İmmün yetmezlikli hastalarda CMV'nin diğer sistemik tutulumları (retinit, kolit) ve tedavi direnci durumunda foscarnet kullanımı gözden geçirilmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 359Soru

6868 yaşında erkek hasta, 22 gündür devam eden sol alt kadran ağrısı, bulantı ve hafif ateş (37,9C37,9^{\circ}C) şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede sol alt kadranda hassasiyet ve defans saptanıyor, ancak rebound saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde lökositoz (14.500/mm314.500/mm^3) izleniyor. Yapılan batın bilgisayarlı tomografisinde (BTBT) sigmoid kolonda duvar kalınlaşması, perikolik yağlı dokuda kirlenme ve multipl divertiküller izleniyor; apse veya perforasyon saptanmıyor. Bu hastanın akut dönem yönetiminde aşağıdakilerden hangisinin yapılması kontrendikedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kolonoskopik inceleme

Cevap

Akut divertikülit atağı sırasında barsak duvarı inflamasyon nedeniyle oldukça kırılgandır ve bu dönemde yapılacak olan kolonoskopik inceleme perforasyon riski nedeniyle kontrendikedir.
Akut divertikülitte barsak duvarı ödemli ve kırılgandır. Kolonoskopi sırasında uygulanan hava insüflasyonu ve cihazın manipülasyonu, bu zayıflamış alanda perforasyona (delinmeye) yol açabilir. Bu nedenle kolonoskopik inceleme ancak akut atak tamamen düzeldikten (genellikle 66 hafta sonra) sonra yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
Sol alt kadran ağrısı, lökositoz ve BT'de divertikülit bulguları ile akut divertikülit tanısı konulur.
Tanının netleştirilmesi, tedavi protokolünün belirlenmesi için gereklidir.
2
Akut fazdaki riskli prosedürleri belirle
İnflame olan dokunun lümen içi basınç artışına (kolonoskopi, baryumlu grafi) dayanıksız olduğu tespit edilir.
İyatrojenik perforasyonu önlemek hayati önem taşır.
3
Tedavi ve takip planını oluştur
Antibiyoterapi ve barsak istirahati ile hastanın kliniği yatıştıktan 464-6 hafta sonra tarama amaçlı kolonoskopi planlanır.
Akut inflamasyon geçtikten sonra işlem güvenle yapılabilir.

Anahtar Kavram

Akut divertikülit yönetiminde radyolojik inceleme sonrası ilk 464-6 hafta kolonoskopiden kaçınılmalıdır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 360Soru

28 yaşında erkek hasta, son 6 aydır devam eden sağ alt kadran ağrısı, günde 3-4 kez olan kansız diyare ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde perianal bölgede fistül ağzı saptanıyor. Yapılan kolonoskopide terminal ileumda yer yer normal mukoza alanları ile ayrılan "atlama lezyonları" (skipskip lesionslesions) ve "kaldırım taşı" görünümü izleniyor. Bu hasta için en olası histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transmural inflamasyon ve non-kazeifiye granülomlar

Cevap

Transmural inflamasyon ve non-kazeifiye granülomlar
Sorudaki hastada tarif edilen sağ alt kadran ağrısı, perianal fistül, terminal ileum tutulumu ve kolonoskopideki 'atlama lezyonları' ile 'kaldırım taşı' manzarası Crohn hastalığı tanısını koydurur. Crohn hastalığının en karakteristik mikroskobik özelliği bağırsak duvarının tüm katmanlarını etkileyen inflamasyon (transmural) ve kazeifikasyon göstermeyen granülom yapılarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Sağ alt kadran ağrısı, kansız diyare, perianal fistül ve terminal ileum tutulumu saptandı.
Bu bulgular inflamatuar bağırsak hastalıklarından Crohn hastalığını, Ülseratif Kolit'ten ayırır.
2
Endoskopik bulguları yorumla
Atlama lezyonları ve kaldırım taşı görünümü izlendi.
Bu bulgular Crohn hastalığı için patognomonik/tipik makroskobik özelliklerdir.
3
Histopatolojik karşılığı belirle
Crohn hastalığında inflamasyon tüm duvar katlarını tutar (transmural) ve non-kazeifiye granülomlar izlenir.
Hastalığın temel patolojik ayrım noktası budur.

Anahtar Kavram

Crohn hastalığı, ağızdan anüse kadar tüm GİS'i tutabilen, atlama lezyonları yapan ve transmural inflamasyonla karakterize bir hastalıktır.

İpuçları

1
Hastadaki fistül varlığı inflamasyonun bağırsak duvarını boydan boya kat ettiğini gösterir.
2
Terminal ileum tutulumu ve atlama lezyonları Ülseratif Kolit'te görülmez.

Daha Fazla Pratik

Crohn hastalığı ve Ülseratif Kolit arasındaki serolojik (ASCA vs p-ANCA) farkları gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 18 / 22Sonraki
Gastroenteroloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 18 | Examkin