Mikoloji

596 soru

Soru 221Soru

Akciğer grafisinde sol üst lobda eski bir tüberküloz kavitesi içerisinde, pozisyon değiştirmekle hareket eden, radyolüsen bir hava hilali (Monod belirtisi) ile çevrili yuvarlak kitle saptanan bir hastada hemoptizi şikayeti mevcuttur. Bu klinik tablo (aspergilloma) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanıda en duyarlı laboratuvar yöntemi serum galaktomannan antijeni ölçümüdür.

Cevap

Aspergilloma tanısında serum galaktomannan antijeni ölçümü duyarlı bir yöntem değildir; tanı temel olarak radyolojik görünüm ve serum presipitan antikorlarının gösterilmesine dayanır.
Aspergilloma (mantar topu), mevcut bir akciğer kavitesinde mantarın doku invazyonu yapmadan çoğalmasıdır. Serum galaktomannan antijeni, mantarın damar duvarını istila etmesiyle kana salınan bir hücre duvarı bileşenidir ve esas olarak İnvaziv Pulmoner Aspergilloz (İPA) tanısında kullanılır. Aspergillomada damar invazyonu olmadığı için galaktomannan testi genellikle negatiftir ve tanısal değeri düşüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Eski kavite içinde hareketli kitle ve Monod belirtisi aspergillomayı (mantar topu) işaret eder.
Radyolojik bulgular bu durum için tipiktir.
2
Serolojik testlerin kullanımını değerlendir
Galaktomannan invaziv formlar için, antikorlar kronik/lokalize formlar içindir.
Antijen salınımı damar invazyonu gerektirir, aspergillomada ise invazyon yoktur.
3
En duyarlı yöntemi belirle
Serum presipitan antikorları (IgG) aspergillomada %90'ın üzerinde pozitiflik verir.
Kronik maruziyet antikor yanıtını tetikler.

Anahtar Kavram

Aspergilloma tanısında serolojik göstergelerin kullanımı
Soru 222Soru

99 yaşında bir çocuk, saçlı deride dökülme, yoğun kepeklenme ve "siyah nokta" (black dot) görünümü ile karakterize lezyonlar nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede saçların kafa derisi seviyesinde kırıldığı gözleniyor. Lezyonların Wood lambası muayenesinde floresan saptanmıyor. Saçın KOH ile yapılan mikroskobik incelemesinde artrokonidyumların saç şaftının içine yerleştiği görülüyor.

Bu klinik tablo ve en olası etkenle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Artrokonidyumlar saç şaftının içinde (endotriks) dizilmiştir ve en olası etken Trichophyton türüdür.

Cevap

Siyah nokta tinea kapitis tablosunda artrokonidyumlar saç şaftının içinde (endotriks) dizilmiştir ve en olası etken Trichophyton türüdür.
Soruda tanımlanan "siyah nokta" (black dot) görünümü, saçların kafa derisi seviyesinde kırılmasından kaynaklanır. Bu tablo tipik olarak saç şaftının içini enfekte eden (endotriks) mantarlar tarafından oluşturulur. Trichophyton tonsurans ve Trichophyton violaceum gibi antropofilik türler bu tablonun en sık nedenidir ve bu türler Wood lambasında floresan vermezler (negatiftir).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir.
"Siyah nokta" (black dot) görünümü ve Wood floresanının negatif olması.
Siyah noktalar, saçın kafa derisi hizasında kırılmasından kaynaklanır ve bu durum genellikle endotriks yerleşimli mantarlarda görülür.
2
Mikroskobik bulguları analiz et.
Artrokonidyumların saç şaftının içinde (endotriks) yerleşmiş olması.
Endotriks yerleşim, mantarın saçın keratin yapısını içeriden yıktığını ve saçın kolayca kırıldığını gösterir.
3
Etkeni belirle.
Trichophyton tonsurans veya Trichophyton violaceum.
Bu türler hem endotriks yerleşim yapmaları hem de Wood lambasında floresan vermemeleri ile karakterizedir.

Anahtar Kavram

Tinea kapitis'te endotriks (Trichophyton) ve ektotriks (Microsporum) ayrımı, Wood lambası bulguları ve klinik prezentasyon (siyah nokta vs. gri yama) üzerinden yapılır.

Daha Fazla Pratik

Farklı dermatofit cinslerinin (Microsporum, Trichophyton, Epidermophyton) makrokonidiyum yapılarını ve hangi dokuları (saç, deri, tırnak) enfekte ettiklerini bir tablo halinde çalışınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 223Soru

Vücudunun 4040'ında üçüncü derece yanık bulunan ve yoğun bakım ünitesinde izlenen bir hastanın yara bölgesinde hızla ilerleyen nekrotik bir lezyon saptanıyor. Alınan doku örneğinin mikolojik incelemesinde; geniş çaplı, bölmesiz (senositik) hifler görülüyor. Kültürde üreyen küf mantarı mikroskobik olarak incelendiğinde; sporanjiyoforların "stolon" adı verilen yatay hifler boyunca dizildiği, ancak köksü hiflerin (rizoid) sporanjiyoforların çıkış noktasında (nodal) değil, iki sporanjiyofor arasındaki bölgede (internodal) yer aldığı gözleniyor. Bu morfolojik tanımlama, aşağıdaki mantar cinslerinden hangisi için en karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lichtheimia

Cevap

Rizoidlerin internodal yerleşimi Lichtheimia (eski adıyla Absidia) cinsi için tipik bir morfolojik özelliktir.
Lichtheimia (eski adıyla Absidia) cinsi mantarlarda, köksü hifler olan rizoidler, yatay hif (stolon) üzerinde sporanjiyoforların çıkış noktaları arasındaki bölgede, yani internodal olarak yerleşirler. Bu özellik onu Rhizopus'tan ayırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve doku morfolojisini değerlendir.
Yanık hastasında nekrotik lezyon ve geniş, bölmesiz hifler olması bir Mukormikoz (Mucorales) enfeksiyonuna işaret eder.
Geniş ve bölmesiz (senositik) hifler Mukorales takımındaki mantarların dokudaki temel özelliğidir.
2
Kültürdeki mikroskobik yapıları (stolon ve rizoid ilişkisi) incele.
Rizoidlerin sporanjiyoforların arasında (internodal) yer aldığı saptanıyor.
Mukorales cinsleri arasındaki ayrım, sporanjiyoforların stolon üzerindeki rizoidlerle olan konumsal ilişkisine dayanır.
3
Tanımlanan özelliği spesifik cinsle eşleştir.
Lichtheimia cinsi, internodal rizoidleri ve armut biçimli (piriform) sporanjiyumları ile karakterizedir.
Rhizopus'ta rizoidler nodal (tam altında), Mucor'da ise rizoid yoktur.

Anahtar Kavram

Mukorales cinsi mantarların (Rhizopus, Mucor, Lichtheimia) morfolojik ayrımında rizoidlerin stolon üzerindeki konumu (nodal vs internodal) kritik bir kriterdir.

Daha Fazla Pratik

Rhizopus ve Lichtheimia arasındaki sporanjiyum şekli farkını (küresel vs piriform) inceleyerek ayırıcı tanıyı pekiştirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 224Soru

Mantarların hücre duvarı mimarisi, biyokimyasal bileşenlerinin sentezi ve bu yapıların laboratuvar tanısındaki önemi düşünüldüğünde; kalsoflor beyazı (calcofluor white) boyasının etki mekanizması ve termal dimorfizm süreci ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalsoflor beyazı, mantar hücre duvarında yapısal rijiditeyi sağlayan kitin ve selülozdaki β(1,3)\beta(1,3) ve β(1,4)\beta(1,4) glikosidik bağlarına seçici olmayarak bağlanarak floresan verir; dimorfik mantarlarda morfolojik dönüşüm sırasında bu bağların oranındaki değişim boyanma yoğunluğunu etkileyebilir.

Cevap

Kalsoflor beyazı boyasının β\beta-bağlı polisakkaritlere (kitin/selüloz) bağlanma özelliği ve dimorfizm sırasındaki duvar değişimini açıklayan ifade doğrudur.
Doğru ifade, kalsoflor beyazının β\beta-glikosidik bağlara (kitin ve selüloz gibi) bağlanma özelliğini ve dimorfik mantarların morfolojik değişimi sırasında bu duvar bileşenlerinin oranlarının değişebileceğini vurgular. Kalsoflor beyazı, kitindeki β(1,4)\beta(1,4) bağlarına ve bazı glukanlardaki β(1,3)\beta(1,3) bağlarına yüksek afinite gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Mantar hücre duvarı bileşenlerini hatırla.
Mantarlarda kitin, β\beta-glukan ve mannanlar bulunur; peptidoglikan ve LPS bulunmaz.
Bakteri ve mantar ayrımı tanı ve tedavi için temeldir.
2
Kalsoflor beyazı boyasının kimyasal afinitesini değerlendir.
Bu boya β(1,3)\beta(1,3) ve β(1,4)\beta(1,4) glikosidik bağlara (özellikle kitin) bağlanarak floresan mikroskobunda mavi-beyaz ışıma yapar.
Direkt tanıda hızlı sonuç veren bir yöntemdir.
3
Termal dimorfizmin biyokimyasal karşılığını analiz et.
25C25^\circ C (küf) ve 37C37^\circ C (maya) geçişinde hücre duvarındaki polimerlerin (örneğin kitin ve α/β\alpha/\beta glukan oranları) sentezi yeniden programlanır.
Morfolojik değişim, duvarın yapısal olarak yeniden şekillenmesini gerektirir.
4
Diğer seçeneklerdeki biyokimyasal hataları ayıkla.
Peptidoglikan, teikoik asit ve LPS'nin mantarlarda olmadığı, ekinokandinlerin glukanı hedeflediği saptanır.
Çeldiriciler yanlış taksonomik eşleşmelere dayanmaktadır.

Anahtar Kavram

Mantar hücre duvarı biyokimyası, kalsoflor beyazı bağlanma mekanizması ve dimorfik geçiş dinamikleri.
Soru 225Soru

35 yaşında bir çiftçi, sol ayağında yaklaşık 33 yıldır yavaş ilerleyen ağrısız şişlik ve bu bölgede gelişen akıntılı fistül ağızları şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan muayenede fistüllerden pürülan bir akıntı olduğu ve akıntı içerisinde sert, siyah renkli tanecikler (granüller) bulunduğu gözleniyor. Bu taneciklerin mikroskobik incelemesinde bol miktarda septalı hif yapıları saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Madurella mycetomatis

Cevap

Madurella mycetomatis
Vakada tanımlanan kronik şişlik, fistül oluşumu ve granül varlığı tipik bir miçetoma tablosudur. Granüllerin siyah renkte olması ve mikroskobik olarak septalı hiflerden oluştuğunun saptanması, bu tablonun bir mantar tarafından oluşturulan 'Eumycetoma' olduğunu kanıtlar. Madurella mycetomatis, dünyada ve Türkiye'de siyah granüllü eumycetomanın en sık görülen etkenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Kronik seyir, şişlik (tümefaksiyon), fistül oluşumu ve granül (tanecik) varlığı 'Miçetoma' tanısını koydurur.
Miçetoma üçlüsü: Şişlik, fistül ve granül çıkışıdır.
2
Etyolojik ayrımı yap
Granüllerin mikroskobik incelemesinde 'septalı hiflerin' görülmesi, etkenin bir mantar (Eumycetoma) olduğunu gösterir.
Aktinomiçetomalarda hif değil, bakteriyel filamentler görülür.
3
Spesifik etkeni belirle
Siyah renkli granül oluşturan en yaygın eumycetoma etkeni Madurella mycetomatis'tir.
Granül rengi ve etkenin mikroskobik morfolojisi tanı için belirleyicidir.

Anahtar Kavram

Miçetoma (Madura ayağı) etyolojisinde siyah granül ve septalı hif varlığı Madurella mycetomatis enfeksiyonunu (Eumycetoma) işaret eder.

Daha Fazla Pratik

Aktinomiçetoma ve Eumycetoma arasındaki temel farkları (hif vs filament, antibiyotik vs antifungal tedavi) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 226Soru

Hayvancılıkla uğraşan 4040 yaşında bir erkek hasta, sakal bölgesinde ani gelişen, ağrılı, pürülan akıntılı ve nodüler karakterde inflamatuar lezyonlar şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede "kerion barbae" tablosu saptanıyor. Sakal kıllarının KOHKOH ile incelenmesinde, kıl şaftının çevresinde zincirler oluşturmuş büyük sporlar (ektotriks yerleşim) izleniyor. Etkenin Sabouraud dekstroz agarda (SDASDA) oda ısısında üremediği; ancak tiyamin ve inositol ilave edilmiş besiyerinde 37C37^{\circ}C'de, mikroskobisinde "zincir şeklinde klamidosporlar" (chains of chlamydospores) ile karakterize, yavaş büyüyen koloniler oluşturduğu görülüyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, enfeksiyona neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Trichophyton verrucosum

Cevap

Klinik tablo (kerion barbae), ektotriks yerleşim ve özel besiyeri gereksinimleri (tiyamin/inositol) dikkate alındığında en olası etken Trichophyton verrucosum'dur.
Trichophyton verrucosum, sığırlarla temas sonucu bulaşan zoofilik bir dermatofittir. İnsanlarda Kerion gibi şiddetli inflamatuar reaksiyonlara ve Tinea barbae'ye yol açar. Kıl tutulumu ektotriks tipindedir. En önemli ayırt edici laboratuvar özelliği, üremek için tiyamin ve inositol gibi vitaminlere gereksinim duyması ve 37C37^{\circ}C'de karakteristik klamidospor zincirleri oluşturmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Hasta hayvancılıkla uğraşmaktadır (zoofilik etken) ve inflamatuar bir tablo olan kerion barbae mevcuttur.
Zoofilik dermatofitler insanlarda genellikle şiddetli inflamatuar reaksiyonlara (kerion) neden olur.
2
Mikroskobik bulguyu analiz et.
Kıl şaftının dışında zincir şeklinde dizilmiş büyük sporlar (ektotriks) görülmüştür.
Ektotriks yerleşim, etkenin kıl şaftının dışını tuttuğunu gösterir; bu durum Microsporum türleri ve bazı Trichophyton (T. verrucosum, T. mentagrophytes) türlerinde görülür.
3
Kültür ve biyokimyasal özellikleri entegre et.
Tiyamin ve inositol gereksinimi, 37C37^{\circ}C'de üreme ve zincir klamidosporlar saptanmıştır.
Trichophyton verrucosum, dermatofitler arasında üremek için spesifik olarak vitaminlere (tiyamin ve inositol) ihtiyaç duyması ve 37C37^{\circ}C'de klamidospor zincirleri oluşturmasıyla diğerlerinden ayrılır.

Anahtar Kavram

Dermatofitlerin identifikasyonunda konak tercihi (antropofilik/zoofilik), doku tropizmi (kıl yerleşimi) ve besinsel gereksinimlerin (vitaminler) kullanımı.

Daha Fazla Pratik

Dermatofitlerin saç, deri ve tırnak tropizmlerini karşılaştıran bir tabloyu inceleyiniz; özellikle Epidermophyton'un saçı asla tutmadığını unutmayınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 227Soru

Mantarların biyokimyasal yapı taşları, hücresel organizasyonu ve laboratuvar tanı yöntemleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mantar hücresinde sterol olarak ergosterol bulunması sitoplazmik membrana yapısal bütünlük sağlarken; potasyum hidroksit (KOHKOH) preparatı klinik örnekteki proteinleri eriterek hiflerin mikroskobik tanısını kolaylaştırır.

Cevap

Mantar hücresinde sterol olarak ergosterol bulunması sitoplazmik membrana yapısal bütünlük sağlarken; potasyum hidroksit (KOHKOH) preparatı klinik örnekteki proteinleri eriterek hiflerin mikroskobik tanısını kolaylaştırır.
Mantarların sitoplazmik membranında sterol olarak ergosterol bulunur; bu durum amfoterisin B ve azol grubu ilaçların seçici etkisini sağlar. Ayrıca, klinik mikrobiyolojide uygulanan potasyum hidroksit (KOHKOH) yöntemi, keratinli yapıları parçalayarak mantar yapılarını mikroskop altında görünür kılan standart bir tanısal işlemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Mantarların hücre zarı yapısını değerlendir.
Mantarlarda, memeli hücrelerindeki kolesterolün aksine ergosterol temel steroldür.
Ergosterol, mantar membranının akışkanlığını ve bütünlüğünü korur; antifungallerin (örn. amfoterisin B) temel hedefidir.
2
Mantarların laboratuvar tanı yöntemini analiz et.
Potasyum hidroksit (KOHKOH), deri kazıntısı veya saç gibi klinik örneklerdeki keratini ve proteinleri eritir.
Keratinize yapıların erimesi, mantar elemanlarının (hif ve sporlar) arka plandan ayrılarak görünür hale gelmesini sağlar.
3
Diğer yapısal ve biyokimyasal özellikleri karşılaştır.
Mantarların hücre duvarında kitin ve β\beta-glukan bulunur, peptidoglikan bulunmaz. Dimorfizm sıcaklıkları ise dokuda maya (37C37^{\circ}C), dış ortamda küftür (25C25^{\circ}C).
Bu temel farklar mantarların bakterilerden ve birbirlerinden ayrımında kritiktir.

Anahtar Kavram

Mantarların biyokimyasal yapıtaşları (ergosterol, kitin) ve temel laboratuvar tanı yöntemleri (KOHKOH, dimorfizm prensibi).
Soru 228Soru

62 yaşında, kronik böbrek yetmezliği nedeniyle üç ay önce renal transplantasyon yapılmış olan bir erkek hasta; son bir haftadır ilerleyen baş ağrısı, hafif ateş ve konfüzyon şikayetleri ile başvuruyor. Beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemesinde açılış basıncı 320320 mmH2OmmH_2O, protein 130130 mg/dLmg/dL, glukoz 3535 mg/dLmg/dL ölçülüyor ve lenfositik pleositoz saptanıyor. BOS'un Çini mürekkebi preparatında geniş bir haleye sahip maya hücreleri izleniyor. Bu etkenin laboratuvar tanısında kullanılan Bird Seed (Kuş yemi) agar besiyerinde melanin üretimi yoluyla koyu renkli koloniler oluşturmasını sağlayan temel biyokimyasal özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fenol oksidaz (lakkaz) enzim aktivitesi

Cevap

Fenol oksidaz (lakkaz) enzim aktivitesi
Kriptokoklar, Bird Seed (veya Niger Seed) agarda bulunan fenolik bileşikleri (özellikle kafeik asit) bünyelerindeki fenol oksidaz (lakkaz) enzimi yardımıyla oksitleyerek melanin pigmenti sentezlerler. Bu durum kolonilerin koyu kahverengi-siyah renk almasına neden olur ve tanıda çok değerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablo ve laboratuvar bulgularının analizi
Transplant hastasında subakut menenjit, yüksek BOS basıncı ve Çini mürekkebi pozitifliği Cryptococcus neoformans'ı işaret eder.
Geniş kapsül yapısı ve yüksek BOS açılış basıncı Cryptococcus için karakteristiktir.
2
Kuş yemi (Bird Seed) agar mekanizmasının değerlendirilmesi
Besiyerindeki fenolik bileşiklerin melanin pigmentine dönüşümü fenol oksidaz enzimi aracılığıyla gerçekleşir.
Kriptokokları diğer mayalardan ayıran en spesifik biyokimyasal özelliklerden biridir.

Anahtar Kavram

Cryptococcus türlerinin fenol oksidaz aktivitesi sayesinde melanin sentezlemesi.

Daha Fazla Pratik

Cryptococcus gattii'nin immün kompetan bireylerde yaptığı akciğer enfeksiyonlarını ve CGB agar ayırıcı tanısını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 229Soru

Güney Amerika'da (Venezuela) yaklaşık 15 yıl kahve plantasyonlarında çalıştıktan sonra Avrupa'ya göç eden 52 yaşındaki erkek hasta; progresif kilo kaybı, ses kısıklığı ve ağız içinde ağrılı, kanamalı yaralar şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede orofarenks mukozasında 'dutsu' (moriform) görünümde ülseratif lezyonlar (Lutz stomatiti) saptanıyor. Akciğer grafisinde bilateral retikülonodüler infiltrasyonlar izlenen hastadan alınan mukozal biyopsi örneğinin KOHKOH preparatında; kalın duvarlı, santraldeki büyük bir hücreden çok sayıda ince boyunlu tomurcuğun çevreye doğru yayıldığı bir morfoloji gözleniyor. Bu tabloya neden olan etkenin mikolojik özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İn vitro koşullarda 25C25^{\circ}C'de üretildiğinde septalı hifler ve klamidosporlar oluştururken; 37C37^{\circ}C'de besiyerinde veya doku örneklerinde 'pilot dümeni' görünümünde mayalar oluşturur.

Cevap

İn vitro koşullarda 25C25^{\circ}C'de üretildiğinde septalı hifler ve klamidosporlar; 37C37^{\circ}C'de veya doku örneklerinde 'pilot dümeni' görünümünde mayalar oluşturan seçenek doğrudur.
Vakadaki klinik bulgular (Güney Amerika, moriform stomatit, uzun latent dönem) ve mikroskobik görüntü (çoklu tomurcuklanan büyük maya) Paracoccidioidomycosis tanısını kesinleştirir. Etken olan Paracoccidioides brasiliensis, termal dimorfik bir mantardır; 25C25^{\circ}C'de klamidosporlu hifler oluştururken, 37C37^{\circ}C'de (insan dokusu veya özel besiyeri) karakteristik 'pilot dümeni' görünümünde mayalar oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve epidemiyolojik bulguların analizi
Güney Amerika (Venezuela) maruziyeti, kahve plantasyonu çalışanı olması ve 'moriform stomatit' (Lutz stomatiti) bulguları, etkenin Paracoccidioides brasiliensis olduğunu gösterir.
Sistemik mikozlarda coğrafi bölge ve spesifik mukozal tutulum (dutsu görünüm) tanıda anahtar rol oynar.
2
Morfolojik bulgunun tanımlanması
KOH preparatındaki 'merkezi büyük hücreden çevreye yayılan çok sayıda tomurcuk' tanımı, karakteristik 'pilot dümeni' (gemici dümeni) görünümünü ifade eder.
Bu morfoloji P. brasiliensis'in 37C37^{\circ}C veya doku fazına özgüdür.
3
Termal dimorfizm özelliklerinin karşılaştırılması
P. brasiliensis 25C25^{\circ}C'de non-spesifik hif ve klamidosporlar; 37C37^{\circ}C'de ise çoklu tomurcuklanan maya formundadır.
Doğru yanıtın seçilmesi için diğer sistemik mikozların (25C25^{\circ}C ve 37C37^{\circ}C) faz farklarının elenmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Paracoccidioides brasiliensis termal dimorfizmi ve moriform stomatit ile karakterize klinik sunumu.
Soru 230Soru

Klinik örneklerin laboratuvar incelemesinde saptanan bir mikroorganizmanın hücre yapısı ve biyokimyasal özellikleri değerlendirilmektedir. Mantarların genel yapısal özellikleri ve tanısal prensipleri göz önüne alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre zarının yapısında yer alan ergosterol, poliyen grubu antifungallerin bağlandığı temel moleküler hedeftir.

Cevap

Hücre zarının yapısında yer alan ergosterolün poliyen grubu antifungallerin hedefi olduğu ifadesi doğrudur.
Mantarların hücre zarı, memeli hücrelerinden farklı olarak temel sterol olarak ergosterol içerir. Poliyen grubu ilaçlar (örneğin Amfoterisin B ve Nistatin) bu moleküle doğrudan bağlanarak hücre zarında porlar (gözenekler) oluşturur ve hücre içeriğinin dışarı sızmasına neden olarak fungisidal etki gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre yapısını karşılaştır
Mantarlar ökaryotiktir (80S80S ribozom) ve hücre duvarlarında kitin/β\beta-glukan bulunur; bakteriler ise prokaryotiktir (70S70S ribozom) ve peptidoglikan içerir.
Bakteriyel ve fungal yapıların ayrımı doğru tanıda esastır.
2
Sterol bileşenlerini ve ilaç hedeflerini analiz et
Mantarların hücre zarında ergosterol bulunurken, memelilerde kolesterol bulunur. Amfoterisin B (poliyen) doğrudan ergosterole bağlanarak gözenek oluşturur.
Seçici toksisite, antifungal ilaçların etki mekanizmasının temelidir.
3
Dimorfizm ve laboratuvar yöntemlerini değerlendir
37C37^{\circ}C'de maya, 25C25^{\circ}C'de küf formuna geçiş (dimorfizm) ve Çini mürekkebinin kapsül için kullanılması karakteristik özelliklerdir.
Sıcaklığa bağlı morfolojik değişim ve spesifik boyama yöntemleri tanı koydurucudur.

Anahtar Kavram

Mantar Hücre Yapısı ve Seçici Hedefler
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 231Soru

Bronşektazi tanısıyla izlenen bir hastanın rutin akciğer tomografisinde; üst lobdaki bir kavite içerisinde, hastanın pozisyonuna göre yer değiştirebilen radyopasite ve bu pasitenin çevresinde "hava hilali" (monod belirtisi) saptanmıştır. Bu klinik tabloya en sık yol açan fırsatçı küf mantarı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aspergillus fumigatus

Cevap

Aspergillus fumigatus, önceden var olan kavitelerin içine yerleşerek aspergilloma (mantar topu) oluşturması ve radyolojik olarak "hava hilali" görünümü vermesi ile tanınır.
Doğru yanıt olan seçenek, akciğerde önceden oluşmuş kavitelerin (tüberküloz, bronşektazi, sarkoidoz vb.) içine yerleşen ve hif yumaklarından oluşan aspergilloma tablosunu tanımlar. Bu tabloda radyolojik olarak izlenen 'hava hilali' görünümü, Aspergillus enfeksiyonlarının karakteristiğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu analiz et
Hastada bronşektaziye bağlı bir kavite ve bu kavite içinde hareketli bir kitle (mantar topu) olduğu saptandı.
Mantar topu (aspergilloma) oluşumu için önceden var olan bir boşluk gereklidir.
2
Radyolojik bulguyu yorumla
"Hava hilali" (air-crescent) veya monod belirtisi, kavite duvarı ile kitle arasındaki havayı temsil eder.
Bu bulgu, radyolojik olarak aspergillomanın en karakteristik göstergesidir.
3
En sık etkeni belirle
Bu klinik tablodan sorumlu olan primer ajan Aspergillus fumigatus'tur.
Aspergillus türleri, özellikle A. fumigatus, bu anatomik bölgelerde en sık kolonize olan ve kitle oluşturan küf mantarıdır.

Anahtar Kavram

Aspergilloma (Mantar Topu) ve Hava Hilali Belirtisi
Soru 232Soru

Orta Amerika seyahati sırasında bir mağarayı ziyaret eden ve sonrasında ateş, öksürük ve nefes darlığı şikayetleri gelişen 35 yaşındaki hastanın bronkoalveoler lavaj (BAL) örneğinin mikroskobik incelemesinde, makrofajlar içerisinde çok sayıda 242-4 μm\mu m boyutunda küçük maya hücreleri saptanmıştır. Bu etkenin 25C25^\circ C oda ısısındaki laboratuvar kültüründe görülmesi beklenen karakteristik morfolojik yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tüberküllü (çıkıntılı) büyük makrokonidyumlar

Cevap

Tüberküllü (çıkıntılı) büyük makrokonidyumlar
Vakada tanımlanan mağara maruziyeti ve makrofajlar içindeki küçük maya hücreleri Histoplasma capsulatum'u tanımlamaktadır. Bu mikroorganizma dimorfik bir mantar olup, 25C25^\circ C oda ısısındaki laboratuvar kültürlerinde (küf fazı) karakteristik olarak dikensi çıkıntıları bulunan tüberküllü makrokonidyumlar oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik vaka ve laboratuvar bulgularını değerlendir.
Mağara/yarasa maruziyeti ve makrofaj içi küçük maya hücreleri Histoplasma capsulatum enfeksiyonunu işaret eder.
Histoplasma capsulatum tipik olarak yarasa ve kuş dışkılarıyla kirlenmiş topraklarda (mağara, kümes) bulunur ve hücre içi yerleşim gösterir.
2
Etkenin termal dimorfizm özelliğine göre kültür fazını belirle.
Etken 25C25^\circ C oda ısısında küf (hif) fazında ürer.
Sistemik mikoz etkenleri dimorfik mantarlardır; vücut ısısında maya, oda ısısında küf formunda bulunurlar.
3
Histoplasma capsulatum'un küf fazı morfolojisini tanımla.
Kültürde septalı hifler üzerinde parmak benzeri çıkıntıları olan tüberküllü makrokonidyumlar görülür.
Tüberküllü makrokonidyumlar Histoplasma capsulatum için tanısal ve karakteristik bir morfolojik yapıdır.

Anahtar Kavram

Histoplasma capsulatum'un termal dimorfizmi ve karakteristik tüberküllü makrokonidyum yapısı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 233Soru

Ohio Nehri vadisinde yaşayan ve bahçesindeki eski bir tavuk kümesini temizledikten iki hafta sonra ateş, öksürük ve nefes darlığı şikayetleriyle başvuran 3838 yaşındaki erkek hastanın akciğer grafisinde hiler lenfadenopati ve yamalı infiltratlar saptanıyor. Bronkoalveoler lavaj örneğinin Wright-Giemsa boyamasında makrofajlar içinde çok sayıda küçük, oval maya hücreleri izleniyor. Bu infeksiyona neden olan etkenin 25C25^\circ\text{C}’de laboratuvar besiyerindeki üremesinde görülmesi beklenen karakteristik morfolojik yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tüberkülat makrokonidyumlar

Cevap

Tüberkülat makrokonidyumlar
Vakada tanımlanan klinik tablo ve laboratuvar bulguları (Ohio vadisi maruziyeti, makrofaj içi küçük mayalar) Histoplasma capsulatum infeksiyonuna (Histoplazmoz) işaret etmektedir. Dimorfik bir mantar olan H. capsulatum, 25C25^\circ\text{C}'de üretildiğinde parmaksı çıkıntıları olan kalın duvarlı tüberkülat makrokonidyumlar oluşturmasıyla karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Vakadaki ipuçlarını değerlendir.
Ohio Nehri vadisi (endemik bölge) ve tavuk kümesi/guano maruziyeti ile makrofaj içi küçük maya hücreleri varlığı etkenin Histoplasma capsulatum olduğunu gösterir.
Histoplasma, kuş ve yarasa dışkısıyla kontamine topraklarda bulunur ve tipik olarak fagositer hücreler içinde yaşar.
2
Etkenin termal dimorfizm özelliğini hatırla.
Histoplasma capsulatum 37C37^\circ\text{C}'de veya dokuda maya formunda, 25C25^\circ\text{C}'de veya doğada küf formundadır.
Sistemik (endemik) mikozların ortak özelliği sıcaklığa bağlı faz değiştirmeleridir.
3
25C25^\circ\text{C} (küf fazı) morfolojisini belirle.
Histoplasma'nın küf fazındaki en ayırt edici özelliği parmaksı çıkıntıları olan büyük tüberkülat makrokonidyumlardır.
Laboratuvar tanısında bu yapıların görülmesi kesin tanı koydurucudur.

Anahtar Kavram

Histoplasma capsulatum'un termal dimorfizm ve karakteristik küf fazı morfolojisi

Daha Fazla Pratik

Histoplasma duboisii (Afrika histoplazmozu) ile Histoplasma capsulatum arasındaki morfolojik farkları inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 234Soru

Bir mikrobiyoloji laboratuvarında, kutanöz enfeksiyon şüphesi olan hastalardan izole edilen üç farklı dermatofit suşunun (XX, YY, ZZ) inceleme sonuçları aşağıda özetlenmiştir:

ÖzellikXX SuşuYY SuşuZZ Suşu
Wood Işığı(+) Parlak Yeşil(-) Negatif(-) Negatif
Saç TutulumuVar (Ektotriks)YokVar (Endotriks)
Makrokonidyumİğ (spindlespindle) şeklinde, kalın ve pürüzlü duvarlıLobut (clubclub) şeklinde, ince ve pürüzsüz duvarlıKalem şeklinde, ince duvarlı (nadir)
MikrokonidyumNadirYokBol, gözyaşı damlası şeklinde

Bu verilere dayanarak, bu izolatlar ve klinik özellikleri hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: YY suşu saç dokusunu enfekte etme yeteneğine sahip değilken; ZZ suşu saçlı deride "black dot" görünümüne yol açabilir.

Cevap

YY suşu (Epidermophyton) saç dokusunu enfekte etmezken, ZZ suşu (Trichophyton) endotriks yerleşim ile "black dot" kliniğine neden olabilir.
Doğru olan ifade, izolatların doku tropizmlerini ve klinik yerleşim özelliklerini doğru birleştirmektedir. YY izolatı (Epidermophyton), dermatofitler arasında saç dokusunu enfekte etmeyen tek cinstir. ZZ izolatı (Trichophyton) ise saç şaftının içine yerleşerek (endotriks) saçın kırılganlığını artırır; saçlar deri yüzeyinden kırıldığında folikül ağzında siyah noktalar şeklinde görülür (black dot tinea capitis).

Adım Adım Çözüm

1
XX suşunu tanımla
XX = *Microsporum canis*
Wood (+) floresan ve kalın duvarlı, iğ şeklinde (spindlespindle) makrokonidyumlar *Microsporum* cinsini, özellikle de *M. canis*'i işaret eder.
2
YY suşunu tanımla
YY = *Epidermophyton floccosum*
Saç tutulumunun olmaması, mikrokonidyum yokluğu ve lobut (clubclub) şeklinde makrokonidyumlar *Epidermophyton* cinsi için karakteristiktir.
3
ZZ suşunu tanımla
ZZ = *Trichophyton* spp. (örn. *T. tonsurans*)
Endotriks saç tutulumu, bol miktarda gözyaşı damlası şeklinde mikrokonidyum ve nadir kalem şeklinde makrokonidyumlar *Trichophyton* cinsine aittir.
4
Klinik özellikleri karşılaştır
Doğru eşleştirme
Epidermophyton saç tutmaz; Trichophyton endotriks yerleşimi saçın zayıflayıp kırılmasına (black dot) neden olur.

Anahtar Kavram

Dermatofitlerin (Microsporum, Trichophyton, Epidermophyton) morfolojik, biyokimyasal ve doku tropizmi özelliklerine göre ayırıcı tanısı.

Alternatif Yöntem

Dermatofit cins ayrımında 'E-M-T' kuralı kullanılabilir: Epidermophyton (Hair-No), Microsporum (Macro-Many), Trichophyton (Micro-Many).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 235Soru

Güney Amerika seyahati sonrası yüksek ateş, halsizlik ve boyun bölgesinde belirgin lenfadenopati şikayetleriyle başvuran 2222 yaşındaki erkek hastanın lenf nodu biyopsisinde; geniş, kalın duvarlı ve çevresinde ince boyunlarla ana hücreye bağlanan çok sayıda küçük tomurcuk bulunan ("gemi dümeni" manzarası) maya hücreleri saptanmıştır.

Bu enfeksiyon etkeni ve laboratuvar özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kadınlarda klinik hastalığın nadir görülme nedeni, 17β17\beta-östradiolün misel formundan patojenik maya formuna dönüşümü inhibe etmesidir.

Cevap

Kadınlarda klinik hastalığın nadir görülmesinin temel sebebi, 17β17\beta-östradiolün misel formundan maya formuna dönüşümü inhibe etmesidir.
Paracoccidioides brasiliensis enfeksiyonu erkeklerde kadınlara oranla 15:115:1 gibi yüksek bir oranda daha fazla görülür. Bunun nedeni, kadınlarda bulunan 17β17\beta-östradiol hormonunun, mantarın doğadaki (enfektif) misel formundan patojenik maya formuna dönüşmesini sağlayan reseptörlere bağlanarak bu transformasyonu inhibe etmesidir. Bu durum, kadınların etkene maruz kalsalar bile klinik hastalığın gelişmesine karşı korunmalarını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve epidemiyolojik verileri analiz etme
Güney Amerika seyahati ve lenfadenopati (Juvenil tip/Tip I Parakoksidiyoidomikoz) saptandı.
Etkenin endemik bölgesini ve klinik formunu belirlemek için coğrafi bilgi kritiktir.
2
Morfolojik bulguları yorumlama
"Gemi dümeni" (pilot's wheel) manzarası Paracoccidioides brasiliensis tanısını koydurur.
Bu morfoloji, etkenin 37C37^\circ C veya dokudaki karakteristik çoklu tomurcuklanma formudur.
3
Biyolojik özellikleri değerlendirme
Hastalığın erkeklerde kadınlara göre çok daha sık görülmesinin hormonal temeli ve hücre duvarı yapısı incelendi.
TUS sınavında bu etkenin cinsiyet dağılım farkı ve hücre duvarındaki α\alpha-glukan değişimi yüksek ayırıcılığa sahip sorulardır.

Anahtar Kavram

Paracoccidioides brasiliensis'te termal dimorfizm ve hormonal inhibisyon mekanizması.

Daha Fazla Pratik

Sistemik mikozların hücre duvarı bileşimlerini ve hormonal duyarlılıklarını karşılaştıran bir tablo hazırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 236Soru

Dermatomiyozit tanısıyla 4545 yaşındaki bir erkek hastaya 1mg/kg/gu¨n1 mg/kg/gün dozunda metilprednizolon ve azatioprin tedavisi başlanmıştır. Tedavinin ikinci ayında hastada giderek artan kuru öksürük, ateş ve eforla tetiklenen nefes darlığı gelişmiştir. Fizik muayenede dinlemekle akciğer sesleri doğal olarak saptanmış, ancak parmak ucundan bakılan oksijen satürasyonu efor sonrası %88\%88’e gerilemiştir. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCTHRCT) perihiler yerleşimli bilateral buzlu cam dansiteleri izlenmiştir. Bu hastadaki olası etken mikroorganizma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre membranında temel sterol olarak ergosterol yerine kolesterol içermesi nedeniyle amfoterisin B ve azol grubu ilaçlara doğal direnç göstermesi tipik bir özelliğidir.

Cevap

Hücre membranında ergosterol yerine kolesterol içermesi nedeniyle amfoterisin B ve azollere dirençli olması doğru bir ifadedir.
Pneumocystis jirovecii mantar sınıfında yer almasına rağmen, hücre membranında çoğu mantarın aksine ergosterol bulunmaz; bunun yerine kolesterol (veya diğer steroller) bulunur. Amfoterisin B ve azol grubu ilaçlar ergosterele bağlanarak veya sentezini bozarak etki ettikleri için, bu mikroorganizmaya karşı doğal direnç söz konusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Yüksek doz steroid alan hastada kuru öksürük, hipoksemi ve buzlu cam görünümü saptanması.
Bu tablo bağışıklığı baskılanmış hastalarda tipik olarak Pneumocystis jirovecii pnömonisini (PJP) düşündürür.
2
Mikroorganizmanın biyolojik özelliklerini hatırla
P. jirovecii bir mantardır ancak hücre membranında ergosterol yoktur.
Antifungal direnç mekanizmasını ve tedavi seçimini (TMP-SMX) anlamak için bu biyokimyasal fark kritiktir.
3
Tanı yöntemlerini ve morfolojiyi doğrula
GMS kistleri boyar; kistler ezilmiş pinpon topu gibi görünür.
Görsel tanı Hallmark'larını yanlış formlarla (trofozoit vs kist) karıştırmamak gerekir.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii'nin hücre membranı kolesterol içerir, bu nedenle klasik antifungal ilaçlara dirençlidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 237Soru

Klinik bir örnekten hazırlanan Gram boyama preparatında; Gram pozitif boyanan, bakterilerden yaklaşık 5-10 kat daha büyük, oval ve tomurcuklanan hücrelerin varlığı saptanmıştır. Bu mikroorganizmaların yapısal ve biyokimyasal özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sitoplazmik membranlarında temel sterol olarak ergosterol bulunur ve bu molekül membran akışkanlığını düzenler.

Cevap

Mantarların sitoplazmik membranında bulunan temel sterol ergosteroldür.
Mantarlar ökaryotik hücrelerdir ve sitoplazmik membranlarında memelilerdeki kolesterolün analoğu olan ergosterol molekülünü bulundururlar. Bu molekül, amfoterisin B (bağlanma) ve azol grubu (sentez inhibisyonu) antifungal ilaçların seçici toksisite hedefidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik örnekteki morfolojik bulguları yorumlayın.
Gram pozitif boyanan, bakterilerden çok daha büyük ve tomurcuklanan hücreler tipik olarak mantarları (mayaları) işaret eder.
Bakteriler tomurcuklanma göstermez ve genellikle 121-2 μm\mu m boyutundadır; mayalar ise 5105-10 μm\mu m boyutunda ve tomurcuklanan (blastokonidyum) yapıdadır.
2
Mantar ve bakteri arasındaki temel biyokimyasal farkları karşılaştırın.
Mantarlar ökaryotiktir; hücre duvarında kitin/glukan, membranında ise ergosterol bulundururlar.
Mantarları bakterilerden (peptidoglikan) ve memeli hücrelerinden (kolesterol) ayıran bu temel yapısal farklar, hem laboratuvar tanısının hem de antifungal tedavinin temelini oluşturur.

Anahtar Kavram

Mantarların Ökaryotik Yapısı ve Biyokimyasal Ayırıcı Özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 238Soru

Dermatofitozların tedavisinde klinik kullanıma sahip olan terbinafin, mantar hücrelerinde aşağıdaki enzimlerden hangisini inhibe ederek ergosterol biyosentezini bozar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Skualen epoksidaz

Cevap

Terbinafin, skualen epoksidaz enzimini inhibe ederek etki gösterir.
Terbinafin, allilamin grubuna ait bir antifungaldir ve mantar hücresinde skualen epoksidaz enzimini inhibe eder. Bu durum, skualenin lanosterole dönüşmesini engeller; sonuçta hücrede toksik düzeyde skualen birikir ve hücre membranı için hayati olan ergosterol sentezi durur.

Adım Adım Çözüm

1
İlacın sınıfını belirlemek
Terbinafin bir allilamin türevidir.
Antifungal ilaçların etki mekanizmasını anlamak için ait oldukları kimyasal grubun bilinmesi gerekir.
2
Allilaminlerin hedef enzimini tanımlamak
Bu grup ilaçlar ergosterol sentez yolundaki skualen epoksidaz enzimini bloke eder.
Skualen epoksidaz, skualenin lanosterole dönüşümünü sağlayan kritik bir basamaktır.
3
İnhibisyonun hücresel sonucunu analiz etmek
Hücre içinde toksik skualen birikimi ve membran bütünlüğü için gerekli olan ergosterolün sentezlenememesi.
Bu iki mekanizma birlikte mantar hücresinin ölümüne (fungisidal etki) yol açar.

Anahtar Kavram

Terbinafin (Allilaminler) skualen epoksidaz enzimini inhibe eder; azoller ise lanosterol 14-alfa-demetilazı inhibe eder.
Soru 239Soru

Amazon havzasında yaşayan 3838 yaşındaki erkek hastanın sağ kulak kepçesinde 55 yıldır var olan, ağrısız, yavaş büyüyen ve keloid benzeri görünüm sergileyen nodüler lezyonlardan alınan biyopsi örneğinin histopatolojik incelemesinde; çift duvarlı, 9129-12 μ\mu m çapında, birbirlerine ince köprü benzeri yapılarla bağlanarak zincir oluşturmuş (katenulat) yuvarlak maya hücreleri saptanmıştır. Bu klinik tabloya neden olan etken ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapay besiyerlerinde henüz üretilememiştir.

Cevap

Lobomikoz etkeni olan Lacazia loboi, günümüzde henüz yapay besiyerlerinde üretilemeyen, tanısı karakteristik histopatolojik bulgularla (zincir oluşturan maya hücreleri) konulan bir mantardır.
Verilen klinik ve histopatolojik tablo (Amazon'da keloid benzeri lezyon ve katenulat maya hücreleri) lobomikoza işaret etmektedir. Bu hastalığın etkeni olan Lacazia loboi, laboratuvar ortamında yapay besiyerlerinde henüz üretilememiş bir mantardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Amazon bölgesi, kronik seyir, kulakta keloid benzeri nodüller.
Bu tablo tipik olarak lobomikoz (Lacazia loboi enfeksiyonu) vakasını işaret eder.
2
Histopatolojik bulguların yorumlanması
İnce köprülerle bağlı zincir oluşturan maya hücreleri.
Bu 'katenulat' görünüm, Lacazia loboi için patognomonik bir bulgudur.
3
Etkenin mikrobiyolojik özelliklerinin belirlenmesi
Lacazia loboi kültürü yapılamayan bir etkendir.
Tıbbi mikrobiyolojide Rhinosporidium seeberi ile birlikte kültürü yapılamayan önemli subkutan mikoz etkenlerinden biridir.

Anahtar Kavram

Lobomikoz (Lacazia loboi) tanısı ve kültürel özellikleri

Daha Fazla Pratik

Rhinosporidiosis ile Lobomycosis arasındaki tanısal benzerlikleri (kültürde ürememe) ve klinik farkları (nazal polip vs keloid) inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 240Soru

34 yaşında HIV pozitif erkek hasta, son iki haftadır artan efor dispnesi ve kuru öksürük şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede dinlemekle akciğer sesleri doğal saptanıyor ancak arteryel kan gazında hipoksemi ve akciğer tomografisinde bilateral yaygın buzlu cam dansiteleri izleniyor. Bu hastadan alınan bronkoalveoler lavaj (BAL) örneğinin mikroskobik incelemesi ve etkenin özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akciğerlerdeki aktif enfeksiyon sırasında sayıca en baskın olan form trofik formdur; ancak yaygın kullanılan gümüşleme (GMS) yöntemleri ile tipik olarak sadece kist formu demonstre edilebilir.

Cevap

Akciğerlerdeki aktif enfeksiyon sırasında sayıca en baskın olan form trofik formdur; ancak yaygın kullanılan gümüşleme (GMS) yöntemleri ile tipik olarak sadece kist formu demonstre edilebilir.
Doğru ifadeye göre, akciğerdeki enfeksiyonda trofik formlar sayıca kistlerden çok daha fazladır. Ancak klinik örneklerin (BAL, indükte balgam) gümüşleme (GMS) ile incelenmesinde sadece kist duvarı gümüşlendiği için kistler görünür hale gelir; trofik formlar ise bu boya ile saptanamaz. Bu durum tanısal bir nüanstır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
HIV+ hastada CD4 düşük, buzlu cam manzaralı interstisyel pnömoni: Etken Pneumocystis jirovecii.
Karakteristik klinik ve radyolojik bulgular PCP (Pneumocystis pnömonisi) tanısını düşündürür.
2
Mikroorganizmanın yaşam döngüsünü ve formlarını analiz et
Trofik form (trofozoit) ve kist formu mevcuttur. Trofik formlar sayıca çok daha fazladır.
P. jirovecii döngüsünde trofik formlar baskın çoğalma formudur.
3
Boyama özelliklerini karşılaştır
GMS kist duvarını boyar. Giemsa ise trofik form ve kist içindeki cisimcikleri (nükleusları) boyar.
GMS gümüşleme yöntemi karbonhidratlı hücre duvarına afinite gösterir, Giemsa ise nükleik asitleri boyar.
4
Bilgileri sentezle ve seçeneği doğrula
Enfeksiyonda en çok trofik form bulunur ama GMS sadece kistleri gösterdiği için kistler tanısal odak noktasıdır.
Tanısal mikroskopide kistlerin görünürlüğü, onların sayıca en fazla olduğu yanılgısına yol açmamalıdır.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii'nin morfolojik formlarının (kist vs trofik form) boyanma özelliklerinin ve sayısal dağılımının ayrımı.

Daha Fazla Pratik

Pneumocystis jirovecii'nin neden in-vitro üretilemediği ve TMP-SMX direncinin nasıl takip edildiği (DHPS mutasyonları) konusuna göz atın.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 12 / 30Sonraki
Mikoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 12 | Examkin