Mikoloji

596 soru

Soru 241Soru

5252 yaşında, böbrek nakli sonrası siklosporin ve yüksek doz kortikosteroid tedavisi alan erkek hasta; son on gündür giderek şiddetlenen baş ağrısı ve görme bulanıklığı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan lomber ponksiyonda BOS açılış basıncı 420420 mmH2OmmH_2O (Yüksek), glukoz 2222 mg/dLmg/dL (Düşük) ve protein 125125 mg/dLmg/dL (Yüksek) bulunuyor. BOS yaymasında hücre görülmezken, çini mürekkebi preparatında geniş kapsüllü maya hücreleri saptanıyor. BOS örneğinden çalışılan kapsüler antijen lateks aglütinasyon testi başlangıçta negatif bulunuyor; ancak BOS örneği 1/1001/100 oranında sulandırılarak test tekrarlandığında güçlü pozitiflik saptanıyor. Bu vaka ve etken mikroorganizma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laboratuvarda gözlenen "prozon fenomeni" BOS'taki yüksek antijen yüküne bağlıdır; etkenin nörotropizmini sağlayan en önemli faktörlerden biri fenol oksidaz enzimi aracılığıyla katekolaminlerden melanin sentezlemesidir.

Cevap

Laboratuvarda gözlenen prozon fenomeni yüksek antijen yüküne bağlıdır ve etkenin MSS yerleşimi (nörotropizm) fenol oksidaz enzimi ile melanin sentezi kapasitesiyle ilişkilidir.
Kriptokokal menenjitte, özellikle ağır vakalarda BOS'taki kapsüler polisakkarit antijen (GXM) yükü çok yüksektir. Lateks aglütinasyon testlerinde kullanılan antikor-kaplı partiküller, aşırı antijen varlığında çapraz bağlanma (lattice) yapamaz çünkü her bir antikor tek bir antijen molekülü ile doyurulur. Bu duruma 'prozon fenomeni' denir ve BOS dilüe edildiğinde aglütinasyon gerçekleşir. Ayrıca, Cryptococcus neoformans'ın MSS'ye olan ilgisi (nörotropizm), MSS'de bol bulunan dopamin ve diğer katekolaminleri fenol oksidaz enzimi yardımıyla melanine dönüştürme yeteneğiyle açıklanır. Bu melanin, mantarı makrofajların oksidatif hasarından korur. Aynı enzim Bird Seed (Niger Seed) agarda da karakteristik kahverengi pigment oluşumunu sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve epidemiyolojik verileri değerlendir.
Organ transplantasyonu ve steroid kullanımı hücresel immün yetmezliğe (T hücre defekti) yol açarak fırsatçı mantar enfeksiyonlarına (özellikle Cryptococcus) zemin hazırlar.
Cryptococcus neoformans MSS enfeksiyonları için en önemli risk faktörü hücresel bağışıklığın baskılanmasıdır.
2
BOS ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Yüksek BOS basıncı, düşük glukoz, yüksek protein ve çini mürekkebinde kapsüllü mayalar Kriptokokal menenjit tanısını koydurur.
Çini mürekkebi, mayanın karakteristik polisakkarit kapsülünü negatif boyama ile görünür kılar.
3
Lateks aglütinasyon testindeki paradoksu açıkla.
Testin sulandırılmadan negatif, sulandırılınca pozitif olması 'prozon fenomeni'ni (antijen fazlalığı) gösterir.
Aşırı yüksek antijen konsantrasyonu, lateks partikülleri üzerindeki antikorları doyurarak çapraz bağlanmayı ve aglütinasyon oluşumunu engeller.
4
Biyokimyasal özellikleri ve patogenezi birleştir.
Fenol oksidaz enzimi MSS'deki dopamini melanin pigmentine dönüştürür; bu hem Bird Seed agarda siyah kolonilere neden olur hem de mantarı konak yanıtından korur.
Melanin, fagositoz sırasında oluşan reaktif oksijen türlerini (oksidatif burst) süpürerek mantarın MSS'de sağkalımını artırır (nörotropizm).

Anahtar Kavram

Cryptococcus neoformans'ın kapsüler antijen tespiti (Lateks aglütinasyon) sırasında görülebilen prozon fenomeni ve fenol oksidaz enziminin MSS patogenezindeki kritik rolü.

Daha Fazla Pratik

Cryptococcus neoformans ve C. gattii ayrımında kullanılan L-kanavanin glisin bromtimol mavisi (CGB) agarının çalışma prensibini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 242Soru

Amerika Birleşik Devletleri'nin Mississippi Nehri vadisinde yaşayan ve eski bir tavuk kümesini temizledikten bir hafta sonra ateş, kuru öksürük ve göğüs ağrısı şikayetleriyle hastaneye başvuran 45 yaşındaki erkek hastanın bronkoalveoler lavaj örneğinin Wright-Giemsa boyamasında, makrofajlar içerisinde çok sayıda küçük, oval maya hücreleri saptanmıştır.

Bu enfeksiyona neden olan etkenin 25C25^{\circ}C'deki laboratuvar kültüründe görülmesi beklenen karakteristik morfolojik yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tüberkül çıkıntılı (dikensi) makrokonidyumlar

Cevap

Tüberkül çıkıntılı (dikensi) makrokonidyumlar
Vakada tanımlanan klinik tablo ve laboratuvar bulguları (Mississippi vadisi, kümes maruziyeti, makrofaj içi küçük mayalar) Histoplasma capsulatum'u işaret etmektedir. Histoplasma capsulatum dimorfik bir mantardır. Vücut sıcaklığında veya 37°C kültürlerde maya formunda görülürken, 25°C'de (oda sıcaklığı) tüberkül (dikensi) çıkıntılı makrokonidyumlar içeren küf formunda ürer.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Mississippi vadisi yerleşimi, tavuk kümesi (kuş dışkısı) maruziyeti ve makrofaj içi küçük mayalar Histoplasma capsulatum enfeksiyonuna işaret eder.
Histoplasma, kuş ve yarasa dışkısı ile kontamine topraklarda bulunur ve hücre içi yerleşim gösterir.
2
Etkenin termal dimorfizm özelliklerini hatırla.
Histoplasma capsulatum dimorfik bir mantardır; 37°C'de maya, 25°C'de küf formunda ürer.
Sistemik endemik mikozların tanısında sıcaklığa bağlı faz değişimi kritiktir.
3
25°C'deki (küf fazı) morfolojik yapıyı belirle.
Kültürde karakteristik tüberkül çıkıntılı makrokonidyumlar görülür.
Bu yapı Histoplasma capsulatum için ayırıcı tanısal mikroskobik özelliktir.

Anahtar Kavram

Histoplasma capsulatum'un termal dimorfizmi ve laboratuvar tanısı
Soru 243Soru

Bahçe işleriyle uğraşan 4242 yaşında bir erkek hasta, sol el sırtında gül dikeni batmasından yaklaşık 22 hafta sonra gelişen, ağrısız, sert ve ülsere bir nodül şikayetiyle başvurmuştur. Fizik muayenede, bu lezyondan başlayıp ön kola doğru uzanan lenfatik hat üzerinde benzer karakterde çok sayıda küçük nodüler lezyon izlenmiştir. Biyopsi örneğinin histopatolojik incelemesinde granülomatöz reaksiyon ve santralde eozinofilik "Splendore-Hoeppli" materyali ile çevrili maya hücreleri (asteroid cisimcikleri) saptanmıştır. Bu etkenin tanısını kesinleştirmek için 25C25^{\circ}C ısıda Sabouraud Dextrose Agar (SDA) besiyerinde yapılan kültürde görülmesi beklenen en tipik morfolojik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnce konidiforların ucunda papatya (rozet) benzeri dizilim gösteren mikrokonidialar

Cevap

İnce konidiforların ucunda papatya benzeri dizilim gösteren mikrokonidialar, Sporothrix schenckii'nin oda ısısındaki karakteristik küf formu bulgusudur.
Sporothrix schenckii, termal dimorfik bir mantardır. Klinik olarak lenfokutanöz yayılım (bahçıvan hastalığı) tipiktir. Laboratuvarda 25C25^{\circ}C kültüründe üretildiğinde (SDA besiyerinde), ince hiflerin ucunda papatya (rozet) şeklinde dizilmiş mikrokonidialar (sympodial conidiation) izlenmesi en karakteristik bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Travmatik inokülasyon (gül dikeni) sonrası gelişen lenfokutanöz yayılım ve histopatolojideki "asteroid cisimcikleri" bulguları, vakanın sporotrikoz olduğunu kanıtlar.
Tanının doğru konulması, etkenin özelliklerinin belirlenmesi için ilk adımdır.
2
Etkenin biyolojik özelliklerini hatırla.
Sporothrix schenckii termal dimorfik bir mantardır.
Isıya bağlı form değiştirme özelliği (dimorfizm), mikoloji sorularında en sık test edilen ayırt edici özelliktir.
3
Sorulan sıcaklıktaki (25C25^{\circ}C) morfolojiyi belirle.
25C25^{\circ}C (oda ısısı) küf formuna karşılık gelir; 37C37^{\circ}C (vücut ısısı) ise maya formuna karşılık gelir.
Dimorfik mantarların sıcaklık-form ilişkisi doğru eşleştirilmelidir.
4
Küf formuna özgü mikroskobik görüntüyü seç.
S. schenckii küf formunda ince hiflerin ucunda rozet veya papatya şeklinde dizilmiş konidialar oluşturur.
Laboratuvar tanısında bu mikroskobik görünüm patognomonik kabul edilir.

Anahtar Kavram

Sporothrix schenckii'nin termal dimorfizmi ve oda ısısındaki (25C25^{\circ}C) papatya benzeri mikrokonidial dizilimi.

Daha Fazla Pratik

Fırsatçı mantarlardan dimorfik olanları ve subkutan mikozların doku formlarındaki (Asteroid vs Medlar vs Sülfür granülü) farkları tekrar ediniz.

Alternatif Yöntem

Tanıda dimorfizmin gösterilmesi kritiktir; küf formundan maya formuna (mold-to-yeast) dönüşümün 37C37^{\circ}C'de gösterilmesi tanıyı kesinleştirir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 244Soru

Bahçıvanlık yapan 35 yaşında bir kadın hasta, sağ elinde bir gül dikeni batması sonrası gelişen ve iyileşmeyen nodüler bir lezyon şikayetiyle başvurmuştur. Fizik muayenede, primer lezyondan ön kola doğru lenf drenaj yolunu izleyen ağrısız, subkutan nodüller saptanmıştır. Biyopsi örneğinin histopatolojik incelemesinde granülomatöz inflamasyon ve asteroid cisimcikleri görüldüğü bildirilmiştir. Bu klinik tabloya en sık neden olan mantar aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: *Sporothrix schenckii*

Cevap

*Sporothrix schenckii*, bahçıvanlarda görülen lenfokutanöz yayılımın en tipik mantar etkenidir.
*Sporothrix schenckii*, toprakta ve bitkilerde bulunan dimorfik bir mantardır. Gül dikeni batması gibi travmatik inokülasyon sonrası primer nodül ve ardından proksimaldeki lenf yolları boyunca ikincil nodüllerle (lenfokutanöz sporotrikoz) seyreden tabloya en sık neden olan etkendir. Histopatolojide maya hücrelerinin etrafında eozinofilik materyalden oluşan asteroid cisimcikleri görülebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü ve yayılımın değerlendirilmesi
Gül dikeni batması (travma) ve lenfatik drenaj hattını izleyen nodüller "sporotrikoid yayılım" olarak tanımlanır.
Karakteristik yayılım paternini belirlemek tanı için ilk adımdır.
2
Patolojik bulguların analizi
Asteroid cisimcikleri (Splendore-Hoeppli fenomeni), *Sporothrix schenckii* enfeksiyonlarında görülen karakteristik bir bulgudur.
Spesifik mikrobiyolojik ve histopatolojik ipuçlarını değerlendirmek etkeni doğrular.

Anahtar Kavram

Sporotrikoz (Bahçıvan Hastalığı) ve Lenfokutanöz Yayılım
Tahmini Süre:45s
Soru 245Soru

4242 yaşında erkek hasta, yaklaşık 11 yıldır yüzünün orta kısmında, özellikle burun ve üst dudak bölgesinde yavaş ilerleyen, ağrısız, belirgin bir şişlik şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan muayenede burun ve çevre dokularda sert, üzerine basmakla çöküntü bırakmayan (non-pitting), çevre dokulara yapışık ancak üzerindeki derinin normal göründüğü bir kitle saptanıyor. Hastanın anamnezinde travma öyküsü bulunmamaktadır. Alınan derin doku biyopsisinin histopatolojik incelemesinde; granülomatöz inflamasyon zemininde, geniş çaplı ve seyrek septalı hifler ile bu hiflerin etrafını çevreleyen eozinofilik "Splendore-Hoeppli" materyali izleniyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Conidiobolus coronatus

Cevap

Conidiobolus coronatus
Doğru yanıt olan Conidiobolus coronatus, özellikle tropikal bölgelerde yetişkinlerde görülen ve burun, paranazal sinüsler ile yüzün yumuşak dokularını etkileyen 'rinofasiyal entomoftoromikoz' etkenidir. Lezyonlar tipik olarak ağrısız, sert ve üzerindeki derinin sağlam olduğu subkutan kitleler şeklindedir. Histopatolojide geniş çaplı, ince duvarlı, seyrek septalı zigomiçet hiflerinin etrafında Splendore-Hoeppli fenomeni (asteroid benzeri eozinofilik halelenme) izlenmesi tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik lezyonun anatomik yerleşimi ve hasta grubunun analizi.
Yetişkin bir erkekte yüz orta hattında (burun/üst dudak) yerleşmiş, ağrısız ve sert kitle bulgusu rinofasiyal entomoftoromikoz (subkutan zigomikoz) lehinedir.
Subkutan zigomikozlar yerleşim yerlerine göre iki ana klinik tabloya ayrılır: Rinofasiyal ve subkutan (trunkal).
2
Histopatolojik bulguların değerlendirilmesi.
Geniş, seyrek septalı hifler ve etrafındaki yoğun eozinofilik materyal (Splendore-Hoeppli fenomeni) zigomikoz tanısını doğrular.
Splendore-Hoeppli fenomeni, mikroorganizma etrafında antijen-antikor komplekslerinin birikmesiyle oluşan asteroid benzeri bir yapıdır.
3
Etken düzeyinde ayırıcı tanı yapılması.
Yüz yerleşimi ve yetişkin hasta profili nedeniyle etken Conidiobolus coronatus olarak belirlenir.
Basidiobolus ranarum benzer patolojik bulgular yapsa da tipik olarak çocuklarda gövde ve bacakları tutar.

Anahtar Kavram

Entomoftoromikoz (Subkutan Zigomikoz) Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Diğer subkutan mikozlardaki karakteristik yapılar (kromoblastomikozda Medlar cisimcikleri, misetomada granüller) ile karşılaştırmalı bir tablo hazırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 246Soru

Güney Amerika'nın endemik bölgelerinden (ör. Arjantin, Paraguay) birinde yaşayan ve uzun süredir tarımla uğraşan 5858 yaşında erkek hasta; kronik öksürük, kilo kaybı ve ağız mukozasında granülomatöz, ağrılı, 'moriform' (dutsu) görünümde ülseratif lezyonlar ile başvuruyor. Alınan biyopsi örneğinin 37C37^{\circ}C’deki inkübasyonunda kalın duvarlı, çevresinde ana hücreye ince boyunlarla bağlanan çok sayıda küçük tomurcuk bulunan 'gemi dümeni' görünümünde maya hücreleri saptanıyor.

Bu etken ve neden olduğu hastalıkla (Parakoksidiyoidomikoz) ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doku fazında görülen karakteristik yapılar, kalın duvarlı sferüller ve bunların içindeki çok sayıda endospor şeklinde izlenir.

Cevap

Doku fazında görülen karakteristik yapılar, kalın duvarlı sferüller ve bunların içindeki çok sayıda endospor şeklinde izlenir ifadesi yanlıştır.
Doku fazında (vücut sıcaklığında) sferül ve endospor yapıları oluşturan etken Coccidioides immitis/posadasii'dir. Parakoksidiyoidomikoz etkeni olan Paracoccidioides brasiliensis ise dokuda (ve 37C37^{\circ}C kültüründe) karakteristik olarak ana hücreye ince boyunlarla bağlanan ve 'gemi dümeni' (pilot wheel) görünümü veren çok sayıda tomurcuklu maya hücreleri şeklinde görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları ve coğrafi bölgeyi analiz et.
Güney Amerika yerleşimi, moriform oral lezyonlar ve 'gemi dümeni' morfolojisi Parakoksidiyoidomikoz (Paracoccidioides brasiliensis) tanısını koydurur.
Etkenin coğrafi dağılımı ve tipik mikroskobik görünümü ayırıcı tanıda birincil öneme sahiptir.
2
Etkenin biyolojik ve mikrobiyolojik özelliklerini değerlendir.
P. brasiliensis sistemik dimorfik bir mantardır; 25C25^{\circ}C'de küf, 37C37^{\circ}C'de maya formundadır. Östrojenin maya formuna dönüşümü inhibe etmesi epidemiyolojik bir özelliktir.
Sistemik mikozlarda termal dimorfizm ve hormonal etkileşimler patogenezin temelidir.
3
Doku fazı morfolojilerini karşılaştır.
Sferül ve endospor oluşumu Coccidioides'e özgüdür; P. brasiliensis ise çoklu tomurcuklanan maya hücreleri oluşturur.
Farklı sistemik mikozların doku fazı morfolojileri (maya vs. sferül) TUS sınavında en sık sorgulanan ayırıcı tanı bilgisidir.

Anahtar Kavram

Paracoccidioides brasiliensis morfolojik özellikleri ve termal dimorfizm mekanizması.

Daha Fazla Pratik

Coccidioides ve Paracoccidioides'in laboratuvar bulaş risklerini ve BBS düzeylerini karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 247Soru

5555 yaşında, KOAH tanısı olan ve akciğerinde eski tüberküloz enfeksiyonuna sekonder kavitary lezyonları bulunan bir hasta; son dönemde balgam miktarında artış ve hafif hemoptizi şikayetiyle başvuruyor. Çekilen toraks BT'de kavite içerisinde hareketli bir kitle saptanıyor. Bronkoalveoler lavaj (BALBAL) örneğinin mikroskobik incelemesinde; dar açılı dallanan, bölmeli hiflerin yanı sıra çok sayıda çift kırılımlı (birefringen) kalsiyum oksalat kristalleri görülüyor. Bu klinik tabloya ve kristal oluşumuna en sık neden olan Aspergillus türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aspergillus niger

Cevap

Aspergillus niger, aspergilloma gibi kavitary akciğer enfeksiyonlarında kalsiyum oksalat kristalleri oluşturabilen karakteristik türdür.
Doğru seçenek olan mantar türü, metabolizması sırasında yüksek miktarda oksalik asit üretir. Bu asit, akciğer dokusundaki veya serumdaki kalsiyum ile reaksiyona girerek mikroskobik olarak iğne veya bipyramidal formda görülen kalsiyum oksalat kristallerini oluşturur. Bu durum klinik pratikte 'pulmoner oksalozis' olarak da adlandırılabilir ve kavitary aspergilloma vakalarında etkenin bu tür olduğunu düşündüren çok spesifik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin sentezlenmesi
KOAH ve tüberküloz sekeli olan bir hastada kavite içi kitle (aspergilloma) ön tanısı konur.
Mantar topu (aspergilloma) sıklıkla önceden var olan tüberküloz kavitelerine yerleşir.
2
Spesifik mikroskobik bulgunun tanımlanması
Kalsiyum oksalat kristallerinin (birefringen/iğne şeklinde) varlığı not edilir.
Bazı Aspergillus türleri oksalik asit sentezleyerek vücut sıvılarında kristal çökmesine yol açar.
3
Etken tespiti
Bu kristal oluşumundan sorumlu olan türün Aspergillus niger olduğu belirlenir.
Aspergillus niger'in metabolik aktivitesi sonucu oluşan oksalik asit, dokudaki kalsiyum ile birleşerek oksalozise neden olur.

Anahtar Kavram

Aspergillus niger ve Oksalozis (Kalsiyum Oksalat Kristali Oluşumu)
Soru 248Soru

Özellikle dermatofitlerin neden olduğu deri, saç ve tırnak enfeksiyonlarının sistemik tedavisinde tercih edilen, fungal hücrelerde mikrotübüllere bağlanarak mitotik iğcik oluşumunu bozan ve mitozu metafaz aşamasında durdurarak etki gösteren antifungal ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Griseofulvin

Cevap

Griseofulvin, fungal mikrotübüllere bağlanarak mitozu durduran antifungal ajandır.
Griseofulvin, mantar hücresinde tübülin proteinlerine bağlanarak mikrotübül polimerizasyonunu engeller. Bu durum mitotik iğciklerin oluşumunu bozarak mitozun metafaz aşamasında durmasına neden olur. İlacın en önemli özelliği, yeni oluşan keratinize dokulara (saç, deri, tırnak) sıkıca bağlanması ve mantarın bu dokuları enfekte etmesini zorlaştırmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İlacın klinik kullanım alanını belirle.
Dermatofitlerin (Trichophyton, Microsporum, Epidermophyton) neden olduğu yüzeyel enfeksiyonlarda (tinea capitis, tinea unguium vb.) kullanılır.
İlaç keratin içeren dokulara bağlanma eğilimindedir.
2
İlacın hücresel hedefini analiz et.
Fungal mikrotübül proteinlerine (tübülin) bağlanır.
Bu bağlanma mitotik iğcik oluşumunu engelleyerek hücre bölünmesini durdurur.

Anahtar Kavram

Griseofulvin'in etki mekanizması: Mikrotübül polimerizasyonunun inhibisyonu ve mitozun durdurulması.

İpuçları

1
Bu ilaç özellikle keratinize dokulara yüksek afinite gösterir ve tinea capitis tedavisinde sıkça tercih edilir.

Daha Fazla Pratik

Diğer antifungal ilaçların hedeflerini (hücre duvarı vs. hücre membranı) karşılaştıran bir tablo hazırlayınız.
Tahmini Süre:50s
Soru 249Soru

1919 yaşında bir güreşçide, gövde ve kollarında halka şeklinde, kenarları kabarık ve skuamlı lezyonlar saptanmıştır. Ayrıca saçlı deride yer yer dökülmeler ve 'siyah nokta' (blackblack dotdot) görünümü mevcuttur. Wood lambası muayenesinde floresan saptanmamış, saç telinin potasyum hidroksit (KOHKOH) ile incelenmesinde artrokonidyumların saç teli içinde (endotriksendotriks) yerleştiği görülmüştür. Kültürde; yavaş üreyen, süet benzeri, ortası çökük koloniler gözlenmiş; mikroskobik incelemede çok sayıda, farklı büyüklük ve şekillerde (balon formları dahil) mikrokonidyumlar saptanmıştır. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Trichophyton tonsurans

Cevap

Trichophyton tonsurans, siyah nokta tinea kapitis (endotriks tutulum, Wood negatif) ve güreşçilerde görülen tinea gladiatorumun tipik etkenidir; mikroskobisinde balon formunda mikrokonidyumlar görülür.
Trichophyton tonsurans, antroponotik bir dermatofittir ve özellikle güreşçiler arasında salgınlara (tinea gladiatorum) neden olur. Saçlı deride 'siyah nokta' (black dot) görünümü oluşturur çünkü saç teli zayıflar ve deri seviyesinde kırılır. Bu tablo endotriks (saç içi) tutulum ile ilişkilidir ve Wood lambası muayenesi negatiftir. Kültürde çok sayıda, farklı büyüklükte ve karakteristik 'balon' formunda mikrokonidyumlar üretmesi tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Güreşçi olması (tinea gladiatorum), halka şeklinde lezyonlar (tinea korporis) ve 'siyah nokta' (tinea kapitis) varlığı.
Etkenin hem deri hem de saç tutulumu yaptığı ve spesifik bir bulaş yolu (yakın temas) olduğu anlaşılır.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla
Wood lambası negatif ve KOH incelemesinde endotriks (saç içi) tutulum saptanması.
Wood negatifliği ve endotriks tutulum, Microsporum cinsini ve ektotriks yapan Trichophyton türlerini dışlar.
3
Kültür morfolojisini değerlendir
Süet benzeri koloni ve mikroskobik incelemede balon formunda mikrokonidyumlar.
Balon formunda mikrokonidyumlar, Trichophyton tonsurans için patognomonik bir mikroskobik bulgudur.

Anahtar Kavram

Siyah nokta tinea kapitis ve endotriks tutulum yapan dermatofitlerin (özellikle T. tonsurans) ayrıcı tanısı.
Soru 250Soru

Bir ilkokulda çok sayıda öğrencide saçlı deride kaşıntı, pullanma ve saç dökülmesi ile seyreden bir salgın saptanıyor. Etkilenen çocukların muayenesinde saçlı deride belirgin enflamasyonun olmadığı, saç tellerinin deri hizasında kırılmadığı ancak gri mat bir görünüm (gri yama) aldığı saptanıyor. Wood lambası ile yapılan incelemede etkilenen alanlarda parlak yeşil floresan izleniyor. Saç tellerinden yapılan KOH preparatında saçın dış yüzeyini kaplayan küçük artrokonidyum dizileri (ektotriks) görülüyor. Kültürde Sabouraud dekstroz agarda çok yavaş üreyen, mikroskobik incelemede nadiren saptanan distorte (şekli bozulmuş) makrokonidyumlar ile karakteristik 'tarak benzeri hiflerin' (pectinate hyphae) izlendiği bu tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Microsporum audouinii

Cevap

Okul salgınına yol açan, Wood lambasında parlak yeşil floresan veren, ektotriks tutulum yapan ve mikroskobisinde tarak benzeri hifler görülen etken Microsporum audouinii'dir.
Microsporum audouinii türü, antropofilik bir dermatofit olup özellikle çocuklarda görülen 'gray patch' (gri yama) tinea kapitis salgınlarından sorumludur. Bu tür, Wood lambası muayenesinde parlak yeşil floresan verir ve saç tellerinde ektotriks yerleşim gösterir. Laboratuvar tanısında en önemli ipuçları; besiyerinde çok yavaş üremesi, makrokonidyumların nadir veya bozuk yapıda olması ve hiflerin uçlarında 'tarak benzeri' (pectinate) çıkıntıların görülmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ortamı ve bulaş yolunu değerlendir
İlkokulda salgın görülmesi, etkenin antropofilik (insandan insana bulaşan) bir tür olduğunu düşündürür.
Antropofilik dermatofitler, özellikle okul çağındaki çocuklarda epidemik tinea kapitis tablolarından sorumludur.
2
Tanısal test sonuçlarını (Wood lambası ve KOH) analiz et
Wood lambasında parlak yeşil floresan ve KOH'ta ektotriks tutulum görülmesi, tanıyı Microsporum cinsine (veya T. schoenleinii) yönlendirir.
Microsporum türleri genellikle saçın dışında artrokonidyum oluşturur (ektotriks) ve çoğu türü Wood lambasında floresan verir.
3
Kültür ve mikroskobik morfolojiyi incele
Çok yavaş üreme, nadir/distorte makrokonidyumlar ve tarak benzeri hifler Microsporum audouinii için spesifiktir.
M. canis ve M. gypseum hızlı ürerken, M. audouinii'nin ayırt edici özelliği aşırı yavaş üremesi ve karakteristik pectinate hifleridir.

Anahtar Kavram

Microsporum audouinii, epidemik tinea kapitisin (gray patch) temel antropofilik etkenidir; yavaş üreme hızı ve spesifik mikroskobik yapıları ile diğer Microsporum türlerinden ayrılır.

Alternatif Yöntem

Vakadaki 'salgın' vurgusu etkenin antropofilik olduğunu, 'floresan' vurgusu ise Microsporum cinsi olduğunu gösterir. Bu iki bilgiyi birleştirmek (antropofilik + floresan veren Microsporum) doğrudan M. audouinii tanısına götürür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 251Soru

Güney Amerika'nın tropikal bölgelerinde yaşayan 5252 yaşındaki bir balıkçının sağ kulak kepçesinde ve el sırtında, yaklaşık 1515 yıldır mevcut olan, yavaş ilerleyen, ağrısız, sert kıvamlı, parlak yüzeyli ve keloid benzeri nodüler lezyonlar saptanıyor. Lezyondan alınan doku örneğinin mikroskobik incelemesinde; çok katlı yassı epitelyum altında yoğun granülomatöz inflamasyon ve dev hücreleri içerisinde 'tespih tanesi' şeklinde birbirine ince bağlantılarla tutunmuş, kalın duvarlı, yaklaşık 10μm10 \mu m çapında çok sayıda maya benzeri yapı gözleniyor. Bu hastadaki klinik ve histopatolojik bulgular değerlendirildiğinde, etken mikroorganizma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Etken mikroorganizma, günümüzdeki teknolojik imkanlarla henüz laboratuvar ortamında (in vitro) üretilememiştir

Cevap

Etken mikroorganizma olan Lacazia loboi, günümüzde henüz in vitro ortamda (besiyerlerinde) üretilememiştir.
Vakada tanımlanan klinik tablo (Amazon bölgesi, keloid benzeri lezyonlar) ve mikroskobik bulgular (tespih tanesi şeklinde dizilmiş mayalar) Lobomikoz (etken: Lacazia loboi) tanısını kesinleştirir. Lacazia loboi'nin en önemli mikrobiyolojik özelliği, günümüzdeki hiçbir yapay besiyerinde (in vitro) üretilememesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Amazon/Güney Amerika yerleşimi, uzun süreli (15 yıl), ağrısız, keloid benzeri lezyonlar Lobomikoz (Lobo hastalığı) tanısını düşündürür.
Keloid benzeri subkutan lezyonlar bu hastalık için patognomoniktir.
2
Patolojik bulguları değerlendir
Dokuda saptanan 'tespih tanesi' (catenulate) dizilimi gösteren maya benzeri yapılar, Lacazia loboi'nin tipik görünümüdür.
Hücrelerin ince köprülerle birbirine bağlanması bu ajanı diğer subkutan mantarlardan ayırır.
3
Mikrobiyolojik özellikleri hatırla
Lacazia loboi laboratuvar besiyerlerinde üretilemeyen, sadece doku örneklerinde veya deneysel hayvan modellerinde (armadillo) gözlenebilen bir etkendir.
TUS sınavında kültürü yapılamayan etkenler (M. leprae, T. pallidum, L. loboi vb.) önemli birer soru hedefidir.

Anahtar Kavram

Lacazia loboi'nin (Lobomikoz) laboratuvar ortamında kültüre edilememe özelliği

Daha Fazla Pratik

Diğer kültürü yapılamayan tıbbi öneme sahip mikroorganizmaları (Mycobacterium leprae, Treponema pallidum, Tropheryma whipplei) gözden geçirmek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 252Soru

Deri ve deri altı doku enfeksiyonlarında, primer lezyondan lenfatik drenaj hattı boyunca nodüler lezyonların gelişmesi 'sporotrikoz benzeri' (lenfokutanöz) yayılım olarak tanımlanır. Aşağıdaki etkenlerden hangisinin bu klinik tabloyu oluşturması beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Madurella mycetomatis

Cevap

Madurella mycetomatis eumisetom etkenidir ve sporotrikoz benzeri lenfatik yayılım değil, lokal doku invazyonu ile karakterize misetom tablosu oluşturur.
Madurella mycetomatis, eumisetom (mantar kaynaklı misetom) tablosunun en sık etkenidir. Bu enfeksiyon; lokal şişlik, fistülleşme ve granül (drenaj) oluşumu ile karakterizedir. Lenfatik sistem boyunca nodüler yayılım (sporotrikoz benzeri yayılım) misetom klinik seyrinde beklenen bir bulgu değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımlama
Soruda tanımlanan 'sporotrikoz benzeri' yayılım, primer bir travmatik lezyondan lenfatik drenaj yoluyla proksimale doğru nodüllerin dizilmesidir.
Ayırıcı tanıda yer alan etkenleri belirlemek için klinik paternin doğru anlaşılması gerekir.
2
Lenfokutanöz yayılım yapan etkenleri hatırlama
Ana etkenler: Sporothrix schenckii, Mycobacterium marinum, Nocardia brasiliensis, Leishmania brasiliensis ve nadiren Francisella tularensis.
TUS sınavlarında sıkça sorulan bu ayırıcı tanı listesi, klinik mikrobiyolojinin temel bilgilerindendir.
3
Seçenekleri karşılaştırma
Madurella mycetomatis, tipik bir misetom (Madura ayağı) etkenidir ve lenfatik yayılım göstermez.
Misetomlar lokalize, kronik ve destrüktif enfeksiyonlardır; lenfatik yayılım bu klinik tablo için beklenen bir özellik değildir.

Anahtar Kavram

Sporotrikoz benzeri (lenfokutanöz) yayılımın ayırıcı tanısı.
Tahmini Süre:50s
Soru 253Soru

Klinik mikrobiyoloji laboratuvarında mantarların yapısal bileşenleri ve morfolojik değişim kapasiteleri, hem etkenin tanımlanmasında hem de patogenezin anlaşılmasında temel parametrelerdir. Mantarların genel özellikleri ve laboratuvar tanısı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Termal dimorfik mantarlar (örn. HistoplasmaHistoplasma, BlastomycesBlastomyces), doğada veya 25C25^{\circ}C inkübasyonda tomurcuklanan maya formunda bulunurken, doku düzeyinde veya 37C37^{\circ}C sıcaklıkta invaziv hif (küf) formuna dönüşürler.

Cevap

Termal dimorfik mantarların sıcaklığa bağlı morfolojik dönüşüm yönü hatalı verilmiştir; bu mantarlar 25C25^{\circ}C'de küf, 37C37^{\circ}C'de ise maya formunda bulunurlar.
Termal dimorfik mantarların morfolojik dönüşümü sıcaklığa bağlıdır. 'Mold in the Cold' (Soğukta Küf - 25C25^{\circ}C) ve 'Yeast in the Heat' (Sıcakta Maya - 37C37^{\circ}C) kuralı geçerlidir. İfadede bu durumun tam tersi (sıcakta küf) belirtildiği için hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre duvarı ve membran bileşenlerini analiz et.
Kitin (N-asetilglukozamin) ve ergosterol mantarlara özgü, bakterilerde bulunmayan yapılardır.
Bu yapılar antifungal ilaçlar (polienler, ekinokandinler) için hedef teşkil eder.
2
Laboratuvar tanı yöntemlerini değerlendir.
SDA asidik pH ile seçicidir; G-testi ise hücre duvarındaki beta-glukana bakar ancak Mucorales grubunda yalancı negatiflik verir.
Tanısal testlerin duyarlılığı hücre duvarı kompozisyonuna bağlıdır.
3
Termal dimorfizm yönünü kontrol et.
Patojen dimorfik mantarlar 'Mold in the Cold, Yeast in the Heat' kuralına uyar.
Vücut ısısında (37C37^{\circ}C) maya formu, çevre ısısında (25C25^{\circ}C) küf formu görülmelidir.

Anahtar Kavram

Termal Dimorfizm ve Hücre Duvarı Kompozisyonu İlişkisi
Soru 254Soru

Akut miyelositer lösemi (AML) nedeniyle indüksiyon kemoterapisi alan ve 1414 gündür derin nötropenisi (<100/mm3<100/mm^3) olan 4545 yaşındaki bir kadın hastada; geniş spektrumlu antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen yüksek ateş, öksürük ve gövdede multipl ağrılı, eritemli, merkezleri nekrotik deri lezyonları gelişiyor. Hastanın kan kültürlerinde hiyalin, septalı hif yapısına sahip bir küf mantarı üremesi saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan mantar etkeninin, dokuda benzer morfolojik bulgular (dar açılı dallanan septalı hifler) sergileyen Aspergillus türlerinden ayrımında kullanılan en karakteristik özelliği hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dokuda adventisöz sporlanma (fiyalid ve konidi) yaparak kan kültürlerinde üreyebilmesi

Cevap

Fusarium türlerinin dokuda adventisöz sporlanma yaparak kan kültürlerinde üreyebilmesi
Doğru seçenek olan dokuda adventisöz sporlanma yapılması, Fusarium türlerini Aspergillus'tan ayıran en önemli patolojik ve klinik özelliktir. Aspergillus türleri vücut boşlukları dışında doku içinde sporlanma yapmazlar, bu nedenle hiflerin kan dolaşımına geçip kültürde üremesi çok nadirdir. Fusarium ise dokuda konidi oluşturabildiği için kan kültürlerinde sıklıkla üreme gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Derin nötropeni + yaygın nekrotik deri lezyonları + küf mantarı üreyen kan kültürü.
Bu triad (üçleme) dissemine fuzaryoz (fusariosis) için oldukça karakteristiktir.
2
Histopatolojik ayrımı değerlendir
Hem Aspergillus hem de Fusarium dokuda hiyalin, septalı ve dar açılı dallanan hifler yapar.
Sadece hif yapısına bakarak bu iki cinsin ayrımı yapılamaz.
3
Ayırıcı tanıdaki anahtar bulguyu saptan
Aspergillus kan kültürlerinde hemen hemen hiç üremezken, Fusarium %50-70 oranında ürer.
Fusarium dokuda 'adventisöz sporlanma' adı verilen fiyalid ve konidi oluşumunu gerçekleştirerek maya benzeri bir yayılım gösterir.

Anahtar Kavram

Dissemine fuzaryozda (Fusariosis) Aspergillus'tan farklı olarak dokuda sporlanma (adventisöz sporlanma) görülmesi ve kan kültürlerinin pozitifleşmesi.
Soru 255Soru

Mantarların hücresel yapıları, biyokimyasal bileşenleri ve laboratuvar tanı yöntemleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mantar sitoplazmik membranında yer alan ergosterol, hücrenin yapısal bütünlüğünü ve akışkanlığını sağlar; bu yapı memeli hücrelerindeki kolesterolün fonksiyonel karşılığıdır.

Cevap

Mantar sitoplazmik membranında bulunan ergosterol, hücrenin yapısal bütünlüğünü sağlayan temel bileşendir ve memeli hücrelerindeki kolesterolün fonksiyonel karşılığıdır.
Mantarlar ökaryotik hücre yapısına sahiptir ve sitoplazmik membranlarında kolesterol yerine ergosterol bulundururlar. Ergosterol, hücre membranının akışkanlığını, dayanıklılığını ve bütünlüğünü düzenleyen kritik bir moleküldür. Bu özellik, mantarları hem prokaryotik bakterilerden (membran sterolleri yoktur) hem de memeli hücrelerinden ayırır.

Adım Adım Çözüm

1
Mantarların ökaryotik hücre zarı yapısını değerlendir.
Mantarların hücre zarında sterol olarak ergosterol bulunur; bu memelilerdeki kolesterolden farklıdır.
Bu fark, poliyen ve azol grubu antifungallerin seçici etkisini açıklar.
2
Hücre duvarı bileşenlerini bakterilerle karşılaştır.
Mantarlarda kitin ve glukan bulunurken, bakterilerde peptidoglikan bulunur.
Mantar hücre duvarı kitin (N-asetilglukozamin polimeri) içerir, peptidoglikan içermez.
3
Termal dimorfizm ve tanı testlerinin mekanizmalarını kontrol et.
Isıya bağlı morfoloji değişimi ve KOH'ın keratolitik etkisi analiz edildi.
Dimorfizmde 37 derecede maya, 25 derecede küf formu oluşur; KOH ise doku proteinlerini eriterek mantarı serbestleştirir.

Anahtar Kavram

Mantar Hücre Yapısı ve Membran Biyokimyası
Soru 256Soru

Diyabetik ketoasidoz tanısıyla takip edilen bir hastada, orbital şişlik ve burun mukozasında siyah nekrotik lezyonlar saptanmıştır. Lezyondan alınan kazıntı örneğinin mikroskobik incelemesinde; geniş, bölmesiz (aseptat) ve dik açıyla dallanan hif yapıları gözlenmiştir. Bu hastanın tedavisinde kullanılan amfoterisin B'ye yanıt alınamaması veya direnç saptanması durumunda, tedavide tercih edilebilecek geniş spektrumlu triazol türevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Posakonazol

Cevap

Diyabetik ketoasidoz zemininde gelişen ve mikroskobik olarak aseptat, dik açılı hiflerle karakterize mukormikozis tedavisinde amfoterisin B'ye alternatif olarak posakonazol tercih edilir.
Posakonazol, ergosterol biyosentez yolunda 14-alfa demetilaz enzimini inhibe eden geniş spektrumlu bir triazoldür. Diğer pek çok azolün aksine Mucorales takımı mantarlara karşı klinik etkinliği kanıtlanmıştır ve amfoterisin B tedavisine yanıt vermeyen veya tolere edemeyen mukormikozis hastalarında kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve mikroskobik bulguları değerlendir
Diyabetik ketoasidoz + siyah nekrotik lezyon + aseptat dik açılı hif = Mukormikozis tanısı konur.
Bu bulgular Aspergillus (septat, dar açılı) ile Mucorales ayrımını sağlar.
2
Etkenin antifungal duyarlılığını hatırla
Mucorales grubu mantarlar vorikonazol ve ekinokandinlere doğal dirençlidir.
Tedavi seçenekleri amfoterisin B, posakonazol ve isavukonazoldür.
3
Soruda istenen ilaç grubunu belirle
Amfoterisin B sonrası tercih edilecek triazol türevi posakonazoldür.
Soruda özellikle 'triazol türevi' bir ilaç istenmektedir.

Anahtar Kavram

Posakonazol ve isavukonazol, Mucorales grubu mantarlara karşı etkili olan nadir azol türevleridir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 257Soru

4545 yaşında sistemik lupus eritematozus (SLESLE) tanısıyla uzun süredir yüksek doz kortikosteroid kullanan bir kadın hasta; ateş, kuru öksürük ve eforla artan nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Akciğer tomografisinde bilateral yaygın buzlu cam (groundground-glassglass) dansiteleri izleniyor. Bu hastadan alınan bronkoalveolar lavaj (BALBAL) örneğinin incelenmesi sonucunda saptanması en olası tanısal bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gomori metenamin gümüş (GMS) boyası ile boyanan preparatlarda ezilmiş pinpon topu görünümünde kist yapılarının saptanması

Cevap

Gomori metenamin gümüş (GMS) boyası ile boyanan preparatlarda ezilmiş pinpon topu görünümünde kist yapılarının saptanması
Hastanın klinik tablosu (kortikosteroid kullanımı ve bilateral interstisyel infiltrasyon) tipik bir Pneumocystis jirovecii pnömonisini (PJP) işaret etmektedir. P. jirovecii tanısında altın standart yöntemlerden biri, bronkoalveolar lavaj (BAL) örneğinin Gomori metenamin gümüş (GMS) yöntemiyle boyanmasıdır. Bu boyama ile kistlerin duvarı koyu renkte boyanır ve kistlerin ortadan çökük yapısı nedeniyle oluşan 'ezilmiş pinpon topu' görünümü tanı koydurucudur. Ayrıca bu mikroorganizmanın hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulunması, amfoterisin B gibi antifungallere dirençli olmasına ve TMP-SMX ile tedavi edilmesine neden olan biyolojik bir özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Yüksek doz steroid kullanan hastada (immünsüpresyon) bilateral buzlu cam manzarası ve kuru öksürük Pneumocystis jirovecii pnömonisini (PJP) düşündürür.
PJP, CD4 sayısı 200/mm3200/mm^3 altındaki HIV pozitif hastalarda veya uzun süreli steroid kullanan immünsüprese hastalarda en sık görülen fırsatçı enfeksiyonlardan biridir.
2
Tanı yöntemini belirle
BAL örneğinde GMS veya Giemsa boyama ile etkenin gösterilmesi gereklidir.
Pneumocystis jirovecii kültürü yapılamadığı için tanı mikroskobik inceleme veya PCR ile konur.
3
Morfolojik bulguyu doğrula
GMS boyası kist duvarını siyah boyayarak karakteristik kist yapısını gösterir.
Kistlerin merkezinin çökük görünmesi 'ezilmiş pinpon topu' olarak adlandırılır.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii mikrobiyolojik tanısı ve biyolojik özellikleri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 258Soru

Mantarların neden olduğu yüzeyel enfeksiyonların laboratuvar tanısında, klinik örneklerin direkt mikroskobik incelemesinden hemen önce %10%20\%10-\%20’lik potasyum hidroksit (KOHKOH) damlatılması rutin bir uygulamadır. Bu işlemin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Keratinize materyali eriterek mantar yapılarını görünür hale getirmek

Cevap

Potasyum hidroksit (KOHKOH), keratinize dokuyu eriterek mantar hif ve sporlarının mikroskop altında net bir şekilde görülmesini sağlar.
Deri, saç ve tırnak gibi kutanöz örnekler keratinize epitel hücrelerinden oluşur. Bu yoğun protein tabakası direkt mikroskobik incelemede mantar elemanlarını maskeler. %10%20\%10-\%20’lik potasyum hidroksit (KOHKOH), bu protein tabakasını eriterek (klirens/açma) mantar hiflerini ve sporlarını görünür hale getirir. Bu, yüzeyel mikoz tanısında altın standart başlangıç testidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik örneğin doğasını belirlemek.
Deri, saç ve tırnak gibi örneklerin yoğun keratin proteini içerdiği saptanır.
Keratin, mantar elemanlarının görünmesini engelleyen yoğun bir bariyer oluşturur.
2
Potasyum hidroksitin (KOHKOH) kimyasal etkisini değerlendirmek.
Güçlü alkali olan KOHKOH’ın keratinize hücreleri hidrolize ederek sıvılaştırdığı (klirens) anlaşılır.
Mantar hücre duvarındaki kitin alkaliye dirençli olduğundan doku erirken mantar yapıları sağlam kalır.
3
İnceleme sonucuna karar vermek.
Mikroskop altında keratinize artıklar arasında parlak hif ve spor yapıları gözlemlenir.
Bu işlem, yüzeyel mikozların tanısında en hızlı ve maliyetsiz ilk basamak yöntemidir.

Anahtar Kavram

KOH preparasyonunun kutanöz mikoz tanısındaki klirens (temizleme) rolü.
Tahmini Süre:45s
Soru 259Soru

Allojenik kemik iliği nakli yapılan ve nötropenik evrede olan 5454 yaşındaki bir hastada, geniş spektrumlu antibiyotik ve amfoterisin B tedavisine rağmen 39C39^\circ C ateş ve septik tablo devam etmektedir. Hastanın kan kültüründen izole edilen maya mantarı; flukonazol, vorikonazol ve kaspofungine duyarlı saptanırken, amfoterisin B MİK değeri >2 μg/mL> 2\ \mu g/mL (dirençli) olarak saptanmıştır. Mısır unlu-Tween 80 agarda yapılan mikroskobik incelemede bol miktarda psödohif ve blastosporlar görülmüş, ancak klamidospor saptanmamıştır. Biyokimyasal testlerde üreaz negatif bulunmuş; asimilasyon testlerinde ise hücrebiyoz (cellobiosecellobiose) ve ramnoz pozitif sonuç vermiştir. Bu vaka için en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CandidaCandida lusitaniaelusitaniae

Cevap

CandidaCandida lusitaniaelusitaniae (Amfoterisin B direnci ve spesifik asimilasyon profili nedeniyle)
CandidaCandida lusitaniaelusitaniae, özellikle nötropenik hastalarda kandidemi etkeni olarak karşımıza çıkabilen ve amfoterisin B'ye karşı intrinsik direnç veya tedavi sırasında çok hızlı direnç geliştirme yeteneği ile bilinen bir maya mantarıdır. Morfolojik olarak psödohif ve blastospor oluşturması onu CandidaCandida glabrataglabrata ve CryptococcusCryptococcus türlerinden ayırırken; klamidospor oluşturmaması CandidaCandida albicansalbicans'dan ayırır. En spesifik biyokimyasal özelliklerinden biri hücrebiyoz (cellobiosecellobiose) ve ramnoz asimilasyonunun pozitif olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve direnç profilini değerlendir
Nötropenik hastada amfoterisin B tedavisine yanıtsızlık ve laboratuvarda amfoterisin B direnci saptandı.
Kandida türleri arasında amfoterisin B'ye intrinsik veya hızlı direnç geliştiren türleri belirlemek için.
2
Morfolojik özellikleri incele
Psödohif varlığı ve klamidospor yokluğu saptandı.
Psödohif yapmayan (C.C. glabrataglabrata, CryptococcusCryptococcus) ve klamidospor yapan (C.C. albicansalbicans, C.C. dubliniensisdubliniensis) türleri dışlamak için.
3
Biyokimyasal asimilasyon verilerini analiz et
Hücrebiyoz ve ramnoz asimilasyonu pozitif bulundu.
Amfoterisin B dirençli adaylar arasında kesin tür ayrımı yapmak için (C.C. lusitaniaelusitaniae bu şekerleri asimile eder).

Anahtar Kavram

CandidaCandida lusitaniaelusitaniae'nin antifungal direnç profili ve biyokimyasal ayırıcı özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 260Soru

Bir klinik örnekten izole edilen mikroorganizmanın hücresel yapısı incelendiğinde; hücre duvarında peptidoglikan ve müranik asit bulunmadığı, bunun yerine NN-asetilglukozamin polimerlerinden oluşan bir tabaka ile β\beta-glukanların yer aldığı saptanmıştır. Ayrıca sitoplazmik membran yapısında ergosterol olduğu belirlenmiştir.

Buna göre, bu mikroorganizmanın yapısal özellikleri ve laboratuvar tanısı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre duvarında peptidoglikan bulunmaması, bu mikroorganizmanın penisilin ve sefalosporin gibi antibiyotiklere karşı doğal dirençli olmasını sağlar.

Cevap

Hücre duvarında peptidoglikan bulunmaması nedeniyle mantarların beta-laktam grubu antibiyotiklere (penisilinler, sefalosporinler vb.) karşı doğal dirençli olması ifadesi doğrudur.
Mantarlar ökaryotik hücre yapısına sahip olmalarına rağmen bakterilerden farklı olarak hücre duvarlarında peptidoglikan içermezler. Penisilin ve sefalosporin gibi beta-laktam grubu antibiyotikler, bakteriyel hücre duvarındaki transpeptidaz enzimlerine bağlanarak peptidoglikan sentezini inhibe ederler. Mantarlarda bu hedef yapı bulunmadığı için, mantarlar bu grup antibiyotiklere karşı doğal (intrinsik) olarak dirençlidirler.

Adım Adım Çözüm

1
Mikroorganizmanın tanımlanması
Mantar
Hücre duvarında peptidoglikan yokluğu, kitin (N-asetilglukozamin polimeri) ve glukan varlığı ile membranında ergosterol bulunması tipik mantar özellikleridir.
2
Antibiyotik etki mekanizmasının değerlendirilmesi
Doğal Direnç
Beta-laktam antibiyotikler peptidoglikan sentezini hedefler; mantarlarda bu hedef yapı bulunmadığı için bu ilaçlar etkisizdir.

Anahtar Kavram

Mantar ve Bakteri Hücre Duvarı Farklılıkları ve Klinik Önemi
ÖncekiSayfa 13 / 30Sonraki
Mikoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 13 | Examkin