Gastroenteroloji ve Hepatoloji

311 soru

Soru 81Soru →

2828 haftalık prematüre doğan bir bebekte, yaşamının ilk 2424 saatinde safralı kusma ve karın şişliği gelişiyor. Direkt karın grafisinde proksimalde birkaç genişlemiş bağırsak ansı ve hava-sıvı seviyeleri saptanıyor. Yapılan laparotomide; jejunumun proksimal bir segmentten sonra kör sonlandığı, geniş bir mezenterik defekt varlığı ve distal bağırsağın tek bir besleyici arter dalı etrafında spiral şeklinde dolandığı gözleniyor.

Bu bebekte en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip IIIb Jejunoileal atrezi (Apple-peel)

Cevap

Tip IIIb Jejunoileal atrezi (Apple-peel)
Doğru seçenek olan Tip IIIbIIIb jejunoileal atrezi (Apple-peel), proksimalde kısa bir jejunum segmentinin kör sonlanması, geniş bir mezenterik defekt ve oldukça kısa olan distal ince bağırsağın tek bir arter (genellikle arteria iliokolika veya SMA'nın marjinal dalı) etrafında spiral şeklinde dolanması ile tanımlanır. Bu durum genellikle prematüre doğum ve düşük doğum ağırlığı ile ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Yenidoğanda ilk 2424 saatte başlayan safralı kusma ve radyolojik olarak proksimal tıkanıklık bulguları (dilate anslar) ince bağırsak atrezisini düşündürür.
Safralı kusma, ampulla vateri distalindeki tıkanıklıkların temel belirtisidir.
2
Cerrahi (laparatomi) bulgularını değerlendir
Geniş mezenterik defekt ve distal bağırsağın besleyici bir arter etrafında spiral dizilimi saptanmıştır.
Bu spesifik morfoloji, intrauterin dönemde arteria mesenterica superior'un (SMA) distal dallarında meydana gelen bir vasküler kazayı işaret eder.
3
Atrezi tiplerini sınıflandır
Bulgular Tip IIIbIIIb (Apple-peel / Elma soyuğu) atrezi tanımıyla birebir örtüşmektedir.
Tip IIIbIIIb, diğer atrezi tiplerinden (Tip I membran, Tip II kordon, Tip IIIa V-defekt) bu karakteristik 'elma soyuğu' dizilimi ile ayrılır.

Anahtar Kavram

Jejunoileal atrezilerin patogenezi ve Tip IIIb (Apple-peel) morfolojisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 82Soru →

Doğumdan hemen sonra ağzında bol miktarda köpüklü salgı saptanan ve ilk beslenme denemesinde öksürük ile siyanoz gelişen bir günlük bebeğin fizik muayenesinde batın distandü (şişkin) bulunmuştur. Bu klinik tabloya neden olan en olası anatomik anomali tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Proksimal özofagus atrezisi ve distal trakeoözofageal fistül

Cevap

Proksimal özofagus atrezisi ve distal trakeoözofageal fistül (Tip C) birlikteliği, mideye hava girişine izin verdiği için batın distansiyonuna yol açan en yaygın tiptir.
Proksimal özofagus atrezisi ile birlikte distal trakeoözofageal fistül (Tip C) varlığında, bebek nefes aldıkça hava fistül aracılığıyla trakeadan mideye geçer. Bu durum fizik muayenede batın distansiyonu ve radyolojide mide gazı varlığına yol açar. Aynı zamanda üst özofagusun kör sonlanması yutma güçlüğü ve salgıların geri gelmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları (bol salgı, beslenmeyle siyanoz) analiz et.
Bu bulgular özofagusun proksimalinde bir atrezi (tıkanıklık) olduğunu gösterir.
Yutulamayan salgıların geri gelmesi ve trakeaya aspire edilmesi bu tabloyu açıklar.
2
Fizik muayenedeki batın bulgusunu (distansiyon) değerlendir.
Batın distansiyonu, sindirim kanalına hava girişinin (gaz varlığının) olduğunu gösterir.
Özofagus atrezisi olan bir hastada mideye hava girebilmesi için solunum yolları ile alt gastrointestinal sistem arasında bir fistül bağlantısı olmalıdır.
3
Atrezi ve fistül yerleşimini birleştirerek tipi belirle.
Proksimal atrezi + Distal fistül (Tip C).
Vakaların %85'ini oluşturan en sık tip budur ve tipik olarak bu bulgularla prezante olur.

Anahtar Kavram

Özofagus Atrezisi ve Distal Fistül İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Özofagus atrezisi şüphesi olan hastalarda eşlik edebilecek VACTERL anomalilerini gözden geçirmek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 83Soru →

66 yaşında bir çocuk; kronik ishal, karın şişliği ve tartı alımında duraklama şikayetleriyle getirilmiştir. Laboratuvar incelemelerinde derin demir eksikliği anemisi saptanması üzerine oral demir tedavisi başlanmış, ancak 33 aylık tedavi sonunda hemoglobin düzeyinde beklenen artış gözlenmemiştir. Çölyak hastalığı (gluteneglutene duyarlı enteropati) tanısı konulan bu hastada, demir eksikliğinin gelişmesinden sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Proksimal ince bağırsaktaki (duodenum) emilim yüzeyinin villöz atrofi nedeniyle azalması

Cevap

Demir eksikliği, Çölyak hastalığında duodenumdaki emilim yüzeyinin villöz atrofi nedeniyle kaybına bağlı olarak gelişir.
Çölyak hastalığı, gluten alımıyla tetiklenen ve özellikle onikiparmak bağırsağı (duodenum) ile proksimal jejunumu etkileyen otoimmün bir enteropatidir. Demir minerali vücuda esas olarak duodenumdan emildiği için, bu bölgedeki yaygın villöz atrofi ve fırçamsı kenarın kaybı sonucunda emilim yüzeyi azalır. Bu durum, hastanın demir tedavisine yanıt vermemesine ve derin demir eksikliği anemisi geliştirmesine neden olan temel patofizyolojik mekanizmadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demir tedavisine yanıt vermemesini ve gastrointestinal semptomlarını değerlendir
Emilim bozukluğu (malabsorbsiyon) düşündüren klinik tablo
Oral tedaviye dirençli anemi, emilim yüzeyinde bir sorun olduğuna işaret eder.
2
Çölyak hastalığının en çok etkilediği bağırsak segmentini hatırla
Duodenum ve proksimal jejunum
Gluten maruziyetinin en yoğun olduğu ilk kısımlar en çok hasar gören bölgelerdir.
3
Demir mineralinin ana emilim bölgesini hatırla
Duodenum
Demir metabolizmasında emilim süreci onikiparmak bağırsağında gerçekleşir.
4
Patoloji ve fizyolojiyi birleştir
Duodenumdaki villöz atrofi demir emilimini engeller
Emilim yüzeyinin (villuslar) kaybı, demirin kana geçişini durdurur.

Anahtar Kavram

Demir eksikliği anemisi, Çölyak hastalığının en sık görülen atipik bulgusudur ve bunun nedeni demir emilim bölgesi olan duodenumun villöz atrofiye uğramasıdır.
Soru 84Soru →

Yaşamının ilk 88 gününde beslenmesi ve mekonyum çıkışı tamamen normal olan bir erkek bebek, son 66 saattir giderek şiddetlenen safralı kusma ve huzursuzluk şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede batın hassasiyeti saptanıyor, abdominal distansiyon belirgin değil ancak rektal muayenede eldivene kan bulaştığı görülüyor. Kan gazında laktik asidoz saptanan ve midgut volvulus şüphesiyle acil operasyon planlanan bu hastada, tanıyı doğrulamak amacıyla yapılan üst gastrointestinal sistem (GİS) serisinde görülmesi en muhtemel bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Duodenojejunal bileşkenin (Treitz bağı) orta hattın sağında ve pilor seviyesinden daha aşağıda yerleşimi ile birlikte duodenoprokimal jejunumda 'tirbuşon' (corkscrew) görünümü.

Cevap

Doğru yanıt, malrotasyon ve volvulusun karakteristik radyolojik bulgusu olan Treitz bağının anormal yerleşimi ve tirbuşon görünümüdür.
Doğru yanıt olan seçenek, midgut volvulusun patognomonik radyolojik bulgularını tanımlamaktadır. Hastanın 88. günde aniden başlayan safralı kusması, kanlı gaitası ve laktik asidozu, dar mezenter tabanı üzerinde bağırsakların dönmesini (volvulus) düşündürür. Üst GİS seride Treitz bağının (duodenojejunal birleşke) normalde olması gereken yer olan L1 vertebranın sol pedikülü hizasından farklı olarak sağda ve aşağıda saptanması malrotasyonu kesinleştirirken, duodenumun distalinde görülen tirbuşon görünümü volvulusun doğrudan kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et.
İlk hafta normal beslenen bebekte ani başlayan safralı kusma ve kanlı gaita, aksi ispatlanana kadar midgut volvulus olarak kabul edilir.
Midgut volvulus, bağırsak iskemisi ve nekrozuna yol açabilen cerrahi bir acildir.
2
Ayırıcı tanı yap.
Duodenal atrezi (doğumda başlar), Pilor stenozu (safrasız kusma), Hirschsprung (mekonyum gecikmesi) dışlanır.
Vakanın zamanlaması ve semptomların karakteri (safralı, ani, asidoz) volvulusa işaret eder.
3
Altın standart tanı yöntemini ve beklenen bulguyu belirle.
Üst GİS seri incelemesinde Treitz bağının orta hattın solunda L1 seviyesinde olması gerekirken malrotasyonda sağda ve aşağıda saptanır.
Duodenojejunal bileşkenin malpozisyonu, mezenter kökünün dar olduğunu ve volvulusa yatkınlığı gösterir.
4
Volvulus bulgusunu ekle.
Bağırsakların superior mezenterik arter etrafında dönmesiyle 'tirbuşon' (corkscrew) görünümü oluşur.
Bu görünüm akut obstrüksiyonu ve iskemik süreci doğrular.

Anahtar Kavram

Neonatal dönemde safralı kusma aksi ispatlanana kadar cerrahi bir acildir ve malrotasyon/volvulus için en duyarlı test üst GİS serisidir.

Alternatif Yöntem

Fizik muayenede distansiyonun az olması, tıkanıklığın üst seviyede (duodenum düzeyinde) olduğunu destekler. Laktik asidozun varlığı ise bağırsak iskemisinin başladığını gösteren kritik bir uyarıcıdır.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 85Soru →

7575 günlük bir kız bebek, doğumdan itibaren devam eden ve son haftalarda belirginleşen sarılık şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde hepatomegali ve pulmoner odakta 2/62/6 şiddetinde sistolik üfürüm duyuluyor. Laboratuvar testlerinde Total Bilirubin: 1212 mg/dL, Direkt Bilirubin: 88 mg/dL, AST: 180180 U/L, ALT: 160160 U/L ve GGT: 520520 U/L (NN: 10−5010-50) olarak saptanıyor. Oftalmolojik muayenesinde "posterior embriyotokson" gözlenen hastaya yapılan karaciğer biyopsisinde portal alanların çoğunda belirgin "safra yolu azlığı" (duktopeni) saptanıyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alagille sendromu

Cevap

Alagille sendromu
Alagille sendromu, otozomal dominant geçişli (sıklıkla JAG1 veya NOTCH2 mutasyonları) çok sistemli bir hastalıktır. Kolestaz, pulmoner arter darlığı, kelebek vertebra, posterior embriyotokson ve karakteristik yüz görünümü ile karakterizedir. Biyopside portal alanlarda interlobüler safra yolu azlığı (duktopeni) saptanması tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada yenidoğan döneminde başlayan kolestaz, pulmoner sistolik üfürüm ve posterior embriyotokson mevcuttur.
Alagille sendromu kolestaz ile birlikte sistemik anomalilerin (kalp, göz, iskelet) görüldüğü bir tablodur.
2
Laboratuvar verilerinin analizi
Belirgin GGT yüksekliği (520520 U/L) saptanmıştır.
Yüksek GGT, kolestazın intrahepatik kanal azlığı veya ekstrahepatik tıkanıklık kaynaklı olduğunu destekler; safra asidi sentez kusurlarını dışlar.
3
Histopatolojik bulgunun yorumlanması
Biyopside portal alanlarda "safra yolu azlığı" (duktopeni) izlenmiştir.
İnterlobüler safra yolu azlığı (safra yolu / portal trakt oranının <0.4< 0.4 olması), Alagille sendromu için temel patolojik kriterdir.
4
Ayırıcı tanı ve kesinleşme
Tüm klinik ve patolojik veriler ışığında tanı Alagille sendromudur.
Posterior embriyotokson ve pulmoner stenoz ile kombine olan duktopeni tablosu Alagille sendromu için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Alagille sendromunda (Arteriyohepatik displazi) kolestaza eşlik eden posterior embriyotokson ve karaciğer biyopsisinde görülen interlobüler safra yolu azlığı (duktopeni) en karakteristik tanısal ipuçlarıdır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 86Soru →

1515 aylık bir çocuk, 33 gündür devam eden günde 1515'ten fazla sulu dışkılama ve son 66 saattir ağızdan sıvı alamama şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede letarjik olduğu, göz kürelerinin belirgin çöktüğü, deri turgorunun >2>2 saniyede düzeldiği ve periferik nabızların zayıf olduğu saptanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) protokolüne göre, bu hastanın damar yoluyla sıvı tedavisi (Plan C) için aşağıdakilerden hangisi en uygun yaklaşımdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlk 3030 dakikada 3030 ml/kg, ardından 2,52,5 saatte 7070 ml/kg %0,90,9 NaCl verilmesi

Cevap

15 aylık (12 ay üzeri) ağır dehidratasyonu olan çocukta Plan C protokolüne göre ilk 30 dakikada 30 ml/kg, ardından 2,5 saatte 70 ml/kg izotonik sıvı verilmelidir.
Vakadaki çocuk 1515 aylık olup ağır dehidratasyon bulgularına sahiptir. DSÖ Plan C protokolüne göre 1212 ay ve üzerindeki çocuklarda toplam 100100 ml/kg izotonik sıvı 33 saat içinde verilmelidir. Bu sürenin ilk 3030 dakikasında 3030 ml/kg, kalan 2,52,5 saatinde ise 7070 ml/kg sıvı verilmesi en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Dehidratasyon derecesini değerlendir
Letarji, çok çökmüş gözler ve çok yavaş düzelen deri turgoru 'Ağır Dehidratasyon' (Plan C) kriterleridir.
Tedavi protokolü dehidratasyonun şiddetine göre seçilir.
2
Hastanın yaşını kontrol et
Hasta 15 aylıktır (12 ay eşiğinin üzerindedir).
DSÖ Plan C protokolünde 12 ay altı ve üstü için uygulama süreleri farklıdır.
3
Sıvı hızı ve miktarını belirle
Toplam 100 ml/kg sıvının; 30 ml/kg'ı ilk 30 dakikada, 70 ml/kg'ı kalan 2,5 saatte verilmelidir.
Büyük çocuklarda sıvı açığı bebeklere göre daha hızlı kapatılabilir.

Anahtar Kavram

DSÖ Plan C (Ağır Dehidratasyon) Yönetimi ve Yaşa Göre Süre Farklılıkları

Daha Fazla Pratik

Hipernatremik dehidratasyonda sıvı tedavisinin hızı ve beyin ödemi riskini inceleyen soruları gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 87Soru →

33 yaşındaki erkek çocuk, 33 gündür devam eden günde 1010'dan fazla bol sulu dışkılama ve sık kusma şikayetleri sonrası acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; uykuya meyilli (letarjik), göz küreleri belirgin çökmüş, deri turgoru 33 saniyede geri dönüyor, batın distandü ve oskültasyonda bağırsak sesleri alınmıyor. Kan basıncı 75/4575/45 mmHg (yas\cayaşa go¨regöre du¨s\cu¨kdüşük), kalp hızı 160160/dk ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde serum potasyum düzeyi 2.42.4 mEq/L, kan gazında pH: 7.227.22 ve HCO3HCO_3: 1212 mEq/L saptanıyor. Bu hastanın dehidratasyon tedavisi için aşağıdakilerden hangisi en uygun yaklaşımdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntravenöz laktatlı ringer solüsyonu ile ilk 3030 dakikada 3030 ml/kg, ardından 2,52,5 saatte 7070 ml/kg olacak şekilde sıvı tedavisi uygulanması

Cevap

İntravenöz laktatlı ringer solüsyonu ile ilk 30 dakikada 30 ml/kg, ardından 2,5 saatte 70 ml/kg olacak şekilde toplam 100 ml/kg sıvı verilmesi
Hastada saptanan letarji, kan basıncı düşüklüğü ve deri turgorunun çok geç düzelmesi ağır dehidratasyon (Plan C) kriterleridir. Ayrıca abdominal distansiyon ve bağırsak seslerinin yokluğu, hipokalemiye bağlı gelişen paralitik ileusu düşündürür. İleus varlığı oral (Plan B) veya nazogastrik rehidratasyon için kesin kontrendikasyondur. 1 yaşından büyük çocuklarda ağır dehidratasyonun intravenöz tedavisi (Plan C), toplam 100 ml/kg laktatlı ringer veya izotonik NaCl solüsyonunun; ilk 30 ml/kg'ının 30 dakikada, kalan 70 ml/kg'ının ise 2,5 saatte verilmesini içerir.

Adım Adım Çözüm

1
Dehidratasyon derecesinin ve komplikasyonların belirlenmesi
Letarji, uzamış turgor ve hipotansiyon ağır dehidratasyonu (Plan C); abdominal distansiyon ve bağırsak seslerinin yokluğu hipokalemiye ikincil paralitik ileusu gösterir.
Ağır dehidratasyon varlığında ve oral alımın kontrendike olduğu durumlarda (ileus gibi) derhal intravenöz sıvı tedavisine geçilmelidir.
2
Hastanın yaşına göre uygun intravenöz rehidratasyon protokolünün seçilmesi
Hasta 3 yaşında (1 yaşından büyük) olduğu için 100 ml/kg'lık toplam hacmin ilk 30 ml/kg'ı 30 dakikada, kalan 70 ml/kg'ı 2,5 saatte verilmelidir.
DSÖ protokolleri, çocukların fizyolojik rezervlerine göre yaşa bağlı farklı infüzyon hızları önermektedir.
3
Eşlik eden elektrolit bozukluğunun yönetimi
Potasyum düzeyi 2.4 mEq/L'dir. Ancak idrar çıkışı görülene kadar potasyum replasmanına başlanmamalıdır.
Anürik dönemde potasyum verilmesi hiperkalemiye ve kardiyak arreste neden olabilir.

Anahtar Kavram

Ağır dehidratasyonda (Plan C) yaşa özgü intravenöz rehidratasyon hızları ve oral rehidratasyon kontrendikasyonları.

Daha Fazla Pratik

Hipernatremi ile başvuran dehidratasyon vakalarında sodyum düşüş hızının ve serebral ödem riskinin yönetimi üzerine çalışılması önerilir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 88Soru →

22 aylık bir erkek bebek, doğumun 22. haftasında başlayan ve giderek artan sarılık şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde belirgin geniş alın, derin yerleşimli gözler ve sivri çene yapısı saptanıyor. Kardiyak oskültasyonda sırta yayılan 2/62/6 derecelik sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor. Laboratuvar incelemesinde total bilirubin 1111 mg/dL, direkt bilirubin 7,57,5 mg/dL ve GGT 620620 U/L (Normal: <50<50) saptanıyor. Bu hastada kesin tanıya yönelik yapılan karaciğer biyopsisinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnterlobüler safra yollarında sayısal azalma (paucity)

Cevap

İnterlobüler safra yollarında sayısal azalma (paucity)
Klinik vakada sunulan karakteristik yüz hatları (geniş alın, sivri çene), periferik pulmoner stenoz ile uyumlu sistolik üfürüm ve yüksek GGT ile seyreden kolestatik tablo Alagille sendromunu (Sindromik safra yolu azlığı) işaret etmektedir. Bu hastalığın patognomonik histopatolojik bulgusu, karaciğer biyopsisinde portal alanlardaki interlobüler safra yollarının sayısal olarak azalmasıdır (0,40,4 oranı altı).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların sentezi
Alagille Sendromu şüphesi
Hastada neonatal kolestaz (direkt bilirubin yüksekliği), yüksek GGT, karakteristik yüz görünümü (geniş alın, derin gözler) ve periferik pulmoner stenoz ile uyumlu üfürüm mevcuttur.
2
Tanısal laboratuvar analizi
GGT yüksekliği kolestazın intrahepatik veya ekstrahepatik duktular patolojiden kaynaklandığını doğrular
Alagille sendromunda safra yolları etkilenimi olduğu için GGT seviyeleri belirgin yüksektir; bu durum hastayı düşük GGT ile seyreden PFIC tip 1 ve 2'den ayırır.
3
Patolojik bulgunun belirlenmesi
Paucity (safra yolu azlığı)
Alagille sendromunda (Jagged1 mutasyonu) karaciğer biyopsisinde safra yolu / portal alan oranının 0,40,4'ten düşük olması tanı koydurucu histopatolojik kriterdir.

Anahtar Kavram

Alagille sendromu (Sindromik safra yolu azlığı), neonatal kolestazın önemli bir nedeni olup; karakteristik yüz görünümü, iskelet anomalileri (kelebek vertebra), göz bulguları (arka embriyotokson) ve kardiyak defektler (en sık periferik pulmoner stenoz) ile seyreder.

İpuçları

1
Hastadaki yüz görünümü ve üfürüm bulguları, kolestazın 'sindromik' bir nedenini düşündürmektedir.
2
Geniş alın ve periferik pulmoner stenozun birlikte görüldüğü en meşhur pediatrik kolestatik hastalık Alagille sendromudur.
3
Alagille sendromunun diğer adı 'Sindromik Safra Yolu Azlığı'dır. Bu isim biyopsi bulgusunu doğrudan ifade eder.

Daha Fazla Pratik

Alagille sendromu olan bir hastada iskelet sistemine yönelik hangi radyolojik bulgunun (örn. kelebek vertebra) beklenebileceğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 89Soru →

55 haftalık bir erkek bebek, son 11 haftadır her beslenme sonrası ortaya çıkan ve giderek şiddetlenen fışkırır tarzda safrasız kusma şikayeti ile polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde epigastrik bölgede derin palpasyonla sert, hareketli ve yaklaşık 2 cm2\text{ cm} çapında "zeytin tanesi" benzeri kitle saptanıyor. Bu bebekte beklenen en karakteristik metabolik bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipokloremik, hipokalemik metabolik alkaloz

Cevap

Hipokloremik, hipokalemik metabolik alkaloz
İnfantil Hipertrofik Pilor Stenozu vakalarında mide içeriğindeki hidroklorik asit (HClHCl) kaybı nedeniyle serum klor düzeyi düşer (hipokloremi) ve serum bikarbonat düzeyi yükselerek metabolik alkaloz tablosu oluşur. Vücut, dehidratasyon durumunda sodyumu korumak için renin-anjiyotensin-aldosteron sistemini aktive eder; aldosteron etkisiyle böbrek tübüllerinde sodyum geri emilirken potasyum ve hidrojen idrarla atılır. Bu durum serumda potasyumun düşmesine (hipokalemi) ve idrarın alkaloz tablosuna rağmen asidik olmasına (paradoksal asidüri) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
İnfantil Hipertrofik Pilor Stenozu (I˙HPSİHPS)
33-66 haftalık bebekte fışkırır tarzda safrasız kusma ve palpe edilen zeytin tanesi kitle bu tanı için tipiktir.
2
Mide içeriği kaybının etkisini belirle
Hipokloremi ve Metabolik Alkaloz
Kusma ile mide asidi (HClHCl) kaybedilir. Hidrojen kaybı alkaloza, klor kaybı ise hipokloremiye yol açar.
3
Böbreklerin kompanzasyon mekanizmasını incele
Hipokalemi ve Paradoksal Asidüri
Alkalozu düzeltmek ve sodyumu korumak isteyen böbrekler, distal tübülde potasyumu idrarla atarak sodyum geri emilimini artırır.

Anahtar Kavram

İnfantil Hipertrofik Pilor Stenozu'nda (İHPS) mide içeriğinin kaybına bağlı olarak gelişen karakteristik laboratuvar triadıdır.

İpuçları

1
Bebeğin kustuğu içeriğin safrasız olması, tıkanıklığın ampulla vaterinin üzerinde (mide çıkışında) olduğunu gösterir.
2
Kusma ile birlikte kaybedilen temel iyonları (hidrojen ve klor) düşünün.

Daha Fazla Pratik

Paradoksal asidürinin fizyopatolojisini ve tedavide neden serum fizyolojik (izotonik) tercih edildiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 90Soru →

33 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 66 aydır devam eden bacaklarda şişlik, karın şişliği ve günde 33-44 kez olan yağlı, pis kokulu dışkılama şikayetleriyle polikliniğe getirilmiştir. Öyküsünde sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdiği belirtilmektedir. Fizik muayenede her iki bacakta pretibial (++)(++) ödem, batında belirgin distansiyon ve persentil değerlerinde düşüş (büyüme geriliği) saptanmıştır. Laboratuvar tetkiklerinde; mutlak lenfosit sayısı 850/mm3850/mm^3 (Normal: >1500/mm3>1500/mm^3), serum albümin düzeyi 2,12,1 g/dLg/dL, total IgGIgG, IgAIgA ve IgMIgM düzeyleri yaş sınırlarının altında bulunmuştur. Dışkıda α1\alpha1-antitripsin klirensi artmış saptanmıştır.

Bu klinik tabloya göre, hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Primer intestinal lenfanjiektazi

Cevap

Primer intestinal lenfanjiektazi (Waldmann hastalığı)
Vakada görülen kronik ishal, büyüme geriliği ve ödem tablosu bir protein kaybeden enteropatiye işaret etmektedir. Laboratuvarda saptanan hipoalbüminemi ve pan-hipogammaglobulinemi (IgG, IgA, IgM düşüklüğü) protein kaybını desteklerken; mutlak lenfosit sayısının düşük olması (lenfopeni), kaybın lenfatik kanallar üzerinden olduğunu (lenf sızıntısı) kanıtlar. Primer intestinal lenfanjiektazi (Waldmann hastalığı), bağırsak lenf damarlarının konjenital dilatasyonu sonucu lenf sıvısının (proteinler, şilomikronlar ve lenfositlerle birlikte) lümene sızmasıyla karakterizedir. Dışkıda α1\alpha1-antitripsin klirensi artışı tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Ödem, steatorre ve büyüme geriliği bir malabsorbsiyon veya protein kaybı durumunu düşündürür.
Hastanın pretibial ödemi ve düşük albümin düzeyi ciddi protein kaybını gösterir.
2
Laboratuvar verilerinin analizi
Lenfopeni (<1500/mm3<1500/mm^3), hipoalbüminemi ve pan-hipogammaglobulinemi saptanmıştır.
Bu üçlü kombinasyon, proteinlerin ve lenfositlerin birlikte kaybedildiği bir lenfatik drenaj bozukluğuna (lenfatik sızıntı) işaret eder.
3
Spesifik belirtecin yorumlanması
Dışkıda α1\alpha1-antitripsin klirensinin artması.
Bu test, protein kaybeden enteropati tanısını kesinleştiren altın standart laboratuvar yöntemidir.

Anahtar Kavram

Protein kaybeden enteropatilerde lenfopeni varlığı lenfatik kaçağı (lenfanjiektazi) gösterir.

Daha Fazla Pratik

İntestinal lenfanjiektazi tanısında kesin tanı yöntemi olan ince bağırsak biyopsisi ve biyopsi bulgularını (dilate lenf damarları) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 91Soru →

88 yaşında bir erkek çocuk, aniden gelişen masif hematemez şikayetiyle acil servise getiriliyor. Özgeçmişinde prematürite nedeniyle yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatış ve göbek ven kateterizasyonu uygulanması öyküsü mevcut. Fizik muayenesinde kan basıncı 95/6095/60 mmHg, nabız 105105/dk saptanıyor. Batın muayenesinde dalak kosta kenarını 44 cm geçecek şekilde palpe ediliyor, ancak karaciğer ele gelmiyor ve asit saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin değeri 8,28,2 g/dL, lökosit 3.8003.800/mm³ ve trombosit 95.00095.000/mm³ olarak bulunuyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekstrahepatik portal ven obstrüksiyonu

Cevap

Ekstrahepatik portal ven obstrüksiyonu
Doğru seçenek olan ekstrahepatik portal ven obstrüksiyonu (EPVO), çocuklarda portal hipertansiyonun en sık nedenlerinden biridir. Yenidoğan döneminde göbek venine yerleştirilen kateterler, portal ven trombozuna zemin hazırlar. Bu durum yıllar sonra portal hipertansiyon, özofagus varisleri ve masif hematemez ile sonuçlanır. Hastada karaciğerin ele gelmemesi (siroz olmadığını destekler) ve splenomegali ile birlikte hipersplenizm bulgularının (trombositopeni, lökopeni) olması tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öyküyü analiz et.
Yenidoğan döneminde göbek ven kateterizasyonu saptandı.
Göbek ven kateterizasyonu, çocukluk çağında portal ven trombozunun en sık nedenidir.
2
Fizik muayene bulgularını değerlendir.
Belirgin splenomegali var, ancak karaciğer boyutu normal ve asit yok.
Splenomegali ve hematemez kombinasyonu portal hipertansiyonu gösterir; karaciğerin normal olması problemin karaciğer öncesi (ekstrahepatik) olduğunu düşündürür.
3
Laboratuvar verilerini yorumla.
Hafif lökopeni ve trombositopeni (pansitopeni eğilimi) saptandı.
Portal hipertansiyona bağlı gelişen splenomegali, sekonder hipersplenizm yaparak kan hücrelerinin yıkımına neden olur.
4
Tanıyı birleştir.
Tanı: Ekstrahepatik portal ven obstrüksiyonuna bağlı özofagus varis kanaması.
Tüm bulgular (öykü, fizik muayene, laboratuvar) bu tanıyı desteklemektedir.

Anahtar Kavram

Portal ven trombozu ve ekstrahepatik portal hipertansiyon

Daha Fazla Pratik

Portal hipertansiyonun intrahepatik (siroz) ve posthepatik (Budd-Chiari) nedenleri ile fizik muayene farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 92Soru →

Kronik ishal ve tartı alımında duraklama şikayetleri olan 2020 aylık bir çocukta Çölyak hastalığı (Gluten enteropatisi) ön tanısıyla yapılan fizik muayenede, malabsorbsiyonun şiddetini gösteren en karakteristik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gluteal atrofi ve batın distansiyonu

Cevap

Gluteal atrofi ve batın distansiyonu
Çölyak hastalığında gluten duyarlılığı sonucu ince bağırsak mukozasında gelişen hasar (villus atrofisi), besinlerin emilimini bozar. Bu durum, çocuklarda subkütan yağ dokusunun kaybına (özellikle gluteal bölgede atrofiye) ve bağırsaklardaki gaz/sıvı birikimi nedeniyle karın bölgesinin belirgin şekilde şişmesine (batın distansiyonu) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın semptomlarını (kronik ishal ve tartı alımında duraklama) değerlendir.
Öncelikli olarak malabsorbsiyon sendromları, özellikle Çölyak hastalığı düşünülür.
Bu bulgular pediatrik yaş grubunda malabsorbsiyonun temel klinik göstergeleridir.
2
Çölyak hastalığında malabsorbsiyonun fiziksel yansımalarını belirle.
Gluteal atrofi ve batın distansiyonu gibi klasik bulguların varlığını araştır.
Bu bulgular kas ve yağ kütlesi kaybı ile bağırsak dilatasyonunu yansıtır.

Anahtar Kavram

Çölyak hastalığının tipik fizik muayene bulguları

Daha Fazla Pratik

Çölyak hastalığında tTG IgA negatifliğine rağmen klinik şüphe varsa, IgA eksikliği olasılığına karşı tTG IgG veya toplam IgA bakılması gerektiğini hatırlayınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 93Soru →

1010 günlük bir erkek bebek, son 66 saattir giderek şiddetlenen safralı kusma ve huzursuzluk şikayetiyle acil servise getiriliyor. Hikayesinde ilk mekonyumunu 18.18. saatte çıkardığı ve o güne kadar beslenmesinin tamamen normal olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde batın distandü değil, ancak epigastrik bölgede hafif hassasiyet mevcut. Laboratuvar incelemelerinde elektrolitler normal sınırlarda olup ayakta direkt batın grafisinde (ADBG) non-spesifik gaz dağılımı dışında bir özellik saptanmıyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek amacıyla yapılması gereken en uygun tetkik ve beklenen karakteristik radyolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üst gastrointestinal sistem serisi - Duodenojejunal bileşkenin (Treitz ligamanı) orta hattın sağında ve pilordan daha aşağıda yerleşimi

Cevap

En uygun tetkik üst gastrointestinal sistem serisidir ve malrotasyon için karakteristik bulgu Treitz ligamanının orta hattın sağında ve aşağıda yerleşmesidir.
Malrotasyon ve buna bağlı gelişen orta bağırsak volvulusu, yenidoğan döneminde safralı kusmanın en kritik ve hayatı tehdit eden nedenidir. Malrotasyon tanısında altın standart tetkik üst GİS serisidir. Normalde duodenojejunal bileşke (Treitz ligamanı), pilor ile aynı seviyede ve omurganın solunda yer almalıdır. Bu bileşkenin orta hattın sağında ve aşağıda yer alması malrotasyonun kesin kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik değerlendirme
Safralı kusan bir yenidoğanda (özellikle ilk günlerde normal beslenip sonradan bozulanlarda) orta bağırsak volvulusu dışlanması gereken acil bir cerrahi durumdur.
Zamanında müdahale edilmeyen volvulus bağırsak gangrenine yol açabilir.
2
Radyolojik ön inceleme
Ayakta direkt batın grafisinin normal olması malrotasyon veya erken evre volvulus tanısını dışlamaz.
Bazı vakalarda obstrüksiyon tam olmayabilir veya grafi o anki durumu yansıtmayabilir.
3
Altın standart tetkikin seçimi
Kontrastlı üst GİS pasaj grafisi (pasaj grafisi) çekilmelidir.
Bağırsağın anatomik rotasyonunu ve Treitz ligamanının yerini en iyi gösteren yöntemdir.

Anahtar Kavram

Yenidoğan döneminde safralı kusma, aksi kanıtlanana kadar malrotasyon/volvulus kabul edilmeli ve altın standart tetkik olan üst GİS serisi ile değerlendirilmelidir.

Daha Fazla Pratik

Malrotasyon saptanan hastalarda cerrahi olarak uygulanan Ladd prosedürünün basamaklarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 94Soru →

2222 aylık, 11 kg11\text{ kg} ağırlığında bir kız çocuk; 44 gündür devam eden bol sulu ishal ve kusma şikayeti ile acil servise getiriliyor. Annesi çocuğun hastalık öncesi kilosunun 12.5 kg12.5\text{ kg} olduğunu ifade ediyor. Yapılan fizik muayenesinde; belirgin huzursuzluk, şiddetli susama isteği, göz kürelerinde çökme ve cildin palpasyonda "hamur kıvamında" (doughy skin) olduğu saptanıyor.

Hastanın laboratuvar bulguları aşağıdadır:

ParametreSonuç
Sodyum (Na+Na^+)162 mEq/L162\text{ mEq/L}
Potasyum (K+K^+)3.9 mEq/L3.9\text{ mEq/L}
Bikarbonat (HCO3−HCO_3^-)14 mEq/L14\text{ mEq/L}
Kan Üre Azotu (BUN)38 mg/dL38\text{ mg/dL}

Bu hastanın klinik tablosu ve sıvı tedavisi yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dehidratasyon derecesi yaklaşık %12 olup, sıvı açığı tedavisi 48-72 saate yayılmalı ve serum sodyum düşüş hızı 0.5 mEq/L/saat'i geçmemelidir.

Cevap

Dehidratasyon derecesi yaklaşık %12 olup, sıvı açığı tedavisi 48-72 saate yayılmalı ve serum sodyum düşüş hızı 0.5 mEq/L/saat'i geçmemelidir.
Vakada %12 kilo kaybı (ciddi dehidratasyon) ve hipernatremi (Na>150 mEq/LNa > 150\text{ mEq/L}) mevcuttur. Hipernatremik dehidratasyonda fizik muayenede deri turgoru 'hamur kıvamında' hissedilir. Tedavide temel kural, serum sodyum düzeyini 48-72 saatlik bir sürede yavaşça düşürmek ve düşüş hızının 0.5 mEq/L/saat0.5\text{ mEq/L/saat} (günde en fazla 12 mEq/L12\text{ mEq/L}) olmasını sağlamaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Dehidratasyon yüzdesini hesapla
%12
Hastalık öncesi kilo (12.5 kg12.5\text{ kg}) ile güncel kilo (11 kg11\text{ kg}) arasındaki fark 1.5 kg1.5\text{ kg}'dır. 1.5/12.5=0.121.5 / 12.5 = 0.12 yani %12\%12 kayıp mevcuttur.
2
Klinik bulguları yorumla
Hipernatremik Dehidratasyon
Huzursuzluk, şiddetli susama ve özellikle "hamur kıvamında deri" (doughy skin) bulgusu hipernatremik dehidratasyon için karakteristiktir. Serum sodyumu (162 mEq/L162\text{ mEq/L}) bunu doğrular.
3
Tedavi protokolünü belirle
Yavaş düzeltme (48-72 saat)
Hipernatremide beyin hücreleri idiojenik ozmoller üreterek büzülmeyi önler. Hızlı sıvı verilirse, hücre dışı sıvı hipotonik hale gelir ve su hücre içine kaçarak beyin ödemine yol açar.

Anahtar Kavram

Hipernatremik dehidratasyon yönetiminde beyin ödemi riskini önlemek için sodyum düşüş hızının kontrolü.
Soru 95Soru →

1616 yaşında bir erkek hasta, sağ alt kadran ağrısı, kronik ishal ve kilo kaybı şikayetleriyle değerlendiriliyor. Yapılan kolonoskopi ve görüntüleme tetkikleri sonucunda terminal ileumu tutan Crohn hastalığı tanısı konuluyor. Tıbbi tedaviye dirençli fibrotik darlık gelişmesi üzerine hastaya terminal ileum rezeksiyonu yapılıyor. Ameliyattan 66 ay sonra hasta, özellikle yağlı yemeklerden sonra belirginleşen, sağ üst kadranda aralıklı ve şiddetli ağrı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Çekilen abdominal ultrasonda safra kesesinde multipl taşlar saptanıyor.

Buna göre, bu hastada safra taşı gelişimine yol açan en olası temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Terminal ileum rezeksiyonuna bağlı safra asitlerinin enterohepatik sirkülasyonunun bozulması

Cevap

Terminal ileum rezeksiyonuna bağlı safra asitlerinin enterohepatik sirkülasyonunun bozulması
Karaciğerde sentezlenen ve safraya salgılanan safra asitlerinin yaklaşık %95\%95'i terminal ileumdan aktif transport ile geri emilerek enterohepatik sirkülasyona katılır. Crohn hastalığında terminal ileumun yaygın tutulumu veya cerrahi olarak çıkarılması durumunda bu geri emilim bozulur. Dışkı ile safra asidi kaybı artar ve karaciğerin sentez kapasitesi bu kaybı telafi edemez. Safra asidi havuzunun daralması, safranın kolesterole göre nispeten doymuş (litonejik) hale gelmesine ve böylece kolesterol taşlarının çökelmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın temel klinik durumunu ve cerrahi öyküsünü değerlendir.
Crohn hastalığı nedeniyle terminal ileum rezeksiyonu geçiren 1616 yaşında hasta.
Terminal ileum, normal fizyolojide spesifik maddelerin (B12 vitamini, safra asitleri) emildiği bölge olduğundan patolojisinde özgül bulgular gelişir.
2
Hastanın yeni gelişen semptomlarını ve görüntüleme bulgusunu tanımla.
Kolesistit/Biliyer kolik ile uyumlu sağ üst kadran ağrısı ve ultrasonda multipl safra taşları saptanmıştır.
Yeni semptomun temel nedeni safra kesesi taşlarıdır.
3
Terminal ileum rezeksiyonu ile safra taşı oluşumu arasındaki fizyolojik bağlantıyı kur.
Terminal ileum kaybı -> Safra asitlerinin geri emilememesi -> Dışkı ile safra asidi kaybı -> Karaciğerdeki safra asidi havuzunun azalması -> Safradaki kolesterolün çözünürlüğünün azalması -> Litonejik safra ve kolesterol taşları.
Safra taşı gelişimindeki etyopatogenezi aydınlatmak için bağırsak fizyolojisi bilgisi kullanılır.

Anahtar Kavram

Crohn hastalığında terminal ileum rezeksiyonunun komplikasyonları ve safra asidi malabsorpsiyonuna bağlı kolesterol taşı gelişimi

İpuçları

1
Terminal ileum, normal insan fizyolojisinde hangi maddelerin spesifik olarak emildiği yerdir?
2
Safra asitleri terminal ileumdan geri emilir. Bu emilimin bozulması safranın biyokimyasal içeriğini nasıl etkiler?
3
Safra asitlerinin azalması, safradaki kolesterolün çözünürlüğünü azaltarak litonejik (taş oluşturucu) safraya zemin hazırlar.

Daha Fazla Pratik

Crohn hastalarında artan böbrek taşı (kalsiyum oksalat) sıklığının patofizyolojisini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 96Soru →

On altı yaşında bir erkek hasta, son bir yıldır devam eden büyüme hızında yavaşlama, tekrarlayan oral aftlar ve son iki aydır günde 4-5 kez olan, bazen kan içeren yumuşak dışkılama şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve tartı gelişiminin yaşına göre 3. persentilin altında olduğu, puberte gelişiminin Tanner evre 2 (gecikmiş) düzeyinde kaldığı, sağ alt kadranda dolgunluk ve hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde hemoglobin 9,89,8 g/dL, albümin 2,82,8 g/dL, ESR 6565 mm/saat ve dışkıda kalprotektin düzeyi 450450 µg/g (N < 50) bulunuyor. Yapılan kolonoskopide rektumun normal olduğu; ancak çekum ve terminal ileumda 'kaldırım taşı' manzarası oluşturan lineer ülserler ve atlamalı (skip) lezyonlar izleniyor. Bu hasta için en olası kesin tanıyı koyduracak olan karakteristik histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transmural inflamasyon ve non-kazeifiye epiteloid granülomlar

Cevap

Transmural inflamasyon ve non-kazeifiye epiteloid granülomlar
Hastada görülen atlamalı (skip) lezyonlar, rektumun korunmuş olması, terminal ileum tutulumu ve büyüme geriliği/puberte gecikmesi gibi pediatrik Crohn hastalığına özgü bulgular tanıya götürür. Crohn hastalığının en karakteristik histopatolojik özelliği, bağırsak duvarının tüm katlarını tutan (transmural) inflamasyon ve vakaların bir kısmında saptanan non-kazeifiye (peynirleşme göstermeyen) epiteloid granülomlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Büyüme geriliği, puberte gecikmesi, oral aftlar ve sağ alt kadran hassasiyeti belirlendi.
Pediatrik Crohn hastalığı sıklıkla büyüme yetersizliği ve ekstraintestinal bulgularla prezante olur.
2
Laboratuvar ve endoskopik verilerin yorumlanması
Anemi, hipoalbüminemi ve yüksek inflamasyon markerları kronik süreci; kolonoskopideki atlamalı lezyonlar ve terminal ileum tutulumu Crohn tanısını destekler.
Ülseratif kolitte rektum her zaman tutulur ve lezyonlar süreklidir; oysa bu hastada rektum korunmuştur.
3
Histopatolojik korelasyon
Hastalığın tam kat (transmural) olması ve non-kazeifiye granülom içermesi en spesifik özelliktir.
Granülomlar Crohn vakalarının yaklaşık %40-60'ında görülür ve tanı koydurucudur.

Anahtar Kavram

Crohn hastalığı ve Ülseratif Kolit'in klinik, endoskopik ve histopatolojik ayrımı.
Soru 97Soru →

Doğumdan sonraki ilk 2424 saatte mekonyum çıkışı olan ve 55. güne kadar beslenmeyi tolere eden bir erkek yenidoğanda, aniden başlayan yoğun safralı kusma ve huzursuzluk gelişiyor. Batın muayenesinde hafif epigastrik distansiyon saptanırken, ayakta direkt batın grafisinde (ADBG) mide ve duodenumda gaz gölgesi ("double bubble" benzeri) izlenmekle birlikte, distal bağırsak anslarında az miktarda hava pasajının devam ettiği görülüyor. Bu hastada hayatı tehdit eden bir komplikasyonu ekarte etmek için yapılması gereken en uygun ileri tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üst gastrointestinal sistem (GİS) serisi

Cevap

En uygun ileri tetkik, malrotasyon ve volvulus şüphesi nedeniyle Üst gastrointestinal sistem (GİS) serisidir.
Yenidoğanda daha önce beslenebilen bir bebekte 55. günde aniden başlayan safralı kusma, malrotasyon ve orta bağırsak volvulusunun en önemli işaretidir. ADBG'de distalde gaz olması tam duodenal atreziyi dışlar; ancak volvulusun yarattığı kısmi tıkanıklık ile uyumludur. Bu durumda acil cerrahi müdahale gerekip gerekmediğini belirlemek için Treitz ligamanının anormal yerleşimini veya duodenumun 'tirbuşon' görünümünü gösterecek Üst GİS serisi yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların değerlendirilmesi
Safralı kusma ve huzursuzluk, yenidoğanda cerrahi bir aciliyet olan orta bağırsak volvulusunu akla getirir.
Zamanında doğan ve daha önce beslenmeyi tolere eden bir bebekte ani başlangıçlı safralı kusma, volvulus için en tipik prezantasyondur.
2
Radyolojik bulguların yorumlanması
ADBG'de "double bubble" görünümü ile birlikte distal gaz varlığı, tam tıkanıklık (atrezi) yerine parsiyel bir tıkanıklığı düşündürür.
Duodenal atrezide distalde gaz izlenmez; malrotasyonda ise Ladd bantları veya volvulus nedeniyle kısmi tıkanıklık görülebilir.
3
Tanısal yöntemin belirlenmesi
Üst GİS serisi yapılarak Treitz ligamanının yerleşimi ve tıkanıklığın tipi değerlendirilir.
Üst GİS serisinde izlenen 'tirbuşon (corkscrew)' görünümü volvulus için tanı koydurucudur.

Anahtar Kavram

Yenidoğanda ani başlayan safralı kusma, aksi kanıtlanana kadar malrotasyon ve orta bağırsak volvulusu olarak kabul edilmelidir; tanıda altın standart Üst GİS serisidir.
Soru 98Soru →

Beş aylık bir süt çocuğu, doğumundan itibaren özellikle sıvı gıdalarla beslenme sırasında ortaya çıkan boğulur tarzda öksürük, morarma ve tekrarlayan akciğer enfeksiyonları nedeniyle getiriliyor. Fizik muayenesinde karında belirgin gaz distansiyonu saptanan hastanın özgeçmişinden, yenidoğan döneminde beslenmeyi tolere edebildiği ve o dönemde yapılan bir işlem sırasında nazogastrik tüpün mideye rahatlıkla geçtiği öğreniliyor. Bu klinik tabloya yol açan en olası patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: H-tipi (Tip E) trakeoözofageal fistül

Cevap

H-tipi (Tip E) trakeoözofageal fistül
H-tipi (Tip E) fistül vakalarında özofagus devamlılığı tamdır, bu nedenle nazogastrik tüp kolaylıkla mideye geçebilir ve yenidoğan döneminde belirgin bir tıkanıklık bulgusu vermez. Ancak trakea ile özofagus arasındaki fistül yoluyla beslenme sırasında trakeaya sıvı kaçışı (öksürük, morarma, tekrarlayan akciğer enfeksiyonu) ve ağlama veya öksürme sırasında havayolundan mideye hava geçişi (karında belirgin gaz distansiyonu) meydana gelir. Bu klinik tablo 'H-tipi' fistül için karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Nazogastrik tüpün mideye geçmesi özofagus atrezisini (Tip A, B, C, D) dışlar.
Atrezi durumunda özofagus kesintili olduğu için tüp ilerletilemez.
2
Beslenme ve abdominal bulguların analizi
Beslenme sırasında öksürük/siyanoz ve karında gaz distansiyonu, trakea ile özofagus arasında bir bağlantı (fistül) olduğunu gösterir.
Sıvıların trakeaya kaçması öksürüğe, havanın özofagusa kaçması distansiyona yol açar.
3
Tanının netleştirilmesi
Atrezi olmadan sadece fistülün varlığı H-tipi (Tip E) trakeoözofageal fistülü işaret eder.
Bu tipte özofagus devamlılığı korunduğu için tanı genellikle geç (süt çocukluğu dönemi) konur.

Anahtar Kavram

H-tipi (Tip E) fistül, özofagus atrezisinin eşlik etmediği ve nazogastrik tüpün mideye geçebildiği tek konjenital trakeoözofageal fistül tipidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 99Soru →

Üç yaşındaki bir kız çocuk, evde aniden bol miktarda parlak kırmızı renkli kan kusma (hematemez) şikayetiyle ailesi tarafından acil servise getiriliyor. Aile, çocuğun olaydan önce garajda oynadığını ve yabancı veya toksik bir madde yutmuş olabileceğinden endişelendiklerini belirtiyor. Fizik muayenesinde hastanın uykuya eğilimli (letarjik) ve soluk olduğu, kalp tepe atımının 160160/dakika, kan basıncının 65/4065/40 mmHg ve kapiller dolum zamanının 55 saniye olduğu saptanıyor.

Bu klinik tabloda, masif üst gastrointestinal sistem kanaması ve dekompanse şok bulguları olan bu hastanın yönetiminde atılması gereken en uygun ilk adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İki adet geniş lümenli damar yolu açılarak 2020 mL/kg %0.9\%0.9 NaCl (izotonik) solüsyonunun hızlıca (bolus) verilmesi

Cevap

Masif gastrointestinal kanama ve şok tablosuyla gelen hastada ilk adım, geniş lümenli damar yolu açılarak izotonik sıvı (%0.9 NaCl veya Ringer Laktat) ile 2020 mL/kg dozunda hızlı resüsitasyon yapılmasıdır.
Bu hastada masif üst gastrointestinal kanamaya (hematemez) sekonder dekompanse hipovolemik şok tablosu (taşikardi, hipotansiyon, letarji, uzamış kapiller dolum) gelişmiştir. Pediatrik acil yaklaşım kuralları (PALS) gereğince, dekompanse şoktaki bir hastada etiyoloji (toksin, varis kanaması, ülser vb.) ne olursa olsun ilk yapılması gereken dolaşımın sağlanmasıdır. Bu da geniş lümenli damar yolu açılarak 2020 mL/kg izotonik kristaloid (Serum Fizyolojik veya Ringer Laktat) solüsyonunun hızlıca (bolus) verilmesi ile gerçekleştirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu değerlendir (nabız, tansiyon, kapiller dolum, bilinç durumu).
Taşikardi (160160/dk), hipotansiyon (65/4065/40 mmHg), uzamış kapiller dolum (55 sn) ve letarji saptanır.
Bu bulgular dekompanse hipovolemik şoku işaret eder.
2
Acil yaklaşım (ABC) prensiplerini uygula.
Dolaşımın (Circulation) sağlanması için acil damar yolu açılması gerektiği belirlenir.
Hayati organ perfüzyonunu korumak önceliklidir.
3
Uygun sıvı ve veriliş hızını seç.
2020 mL/kg %0.9\%0.9 NaCl (izotonik) bolus verilmesi planlanır.
Hipovolemik şokta ilk tercih her zaman izotonik kristaloidlerin hızlı infüzyonudur.

Anahtar Kavram

Pediatrik yaş grubunda masif gastrointestinal kanamaya bağlı hipovolemik şok gelişen hastalarda, kanama odağının tespitinden veya spesifik etiyolojik araştırmalardan önce ilk adım her zaman hava yolu, solunum ve dolaşımın (ABC) stabilizasyonu olmalıdır.
Soru 100Soru →

Kırk günlük bir erkek bebek, son bir haftadır her beslenmeden sonra giderek şiddetlenen fışkırır tarzda, safrasız kusma şikayetiyle getirilmiştir. Fizik muayenede dehidratasyon bulguları mevcuttur ve abdominal ultrasonografide pilor kas kalınlığı 5 mm, pilor kanal uzunluğu 18 mm olarak ölçülerek hipertrofik pilor stenozu tanısı kesinleşmiştir. Kan gazı incelemesinde pH: 7.56, HCO₃: 38 mEq/L ve pCO₂: 52 mmHg saptanmıştır. Bu hastada mevcut metabolik tablo düzeltilmeden genel anestezi altında cerrahi (piloromiyotomi) uygulanması durumunda, postoperatif dönemde karşılaşılması en muhtemel komplikasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Postoperatif apne

Cevap

Postoperatif apne
Hipertrofik pilor stenozunda (HPS) gelişen ağır metabolik alkaloz, santral sinir sisteminde solunum merkezini baskılar ve kompansatuar mekanizma olarak hipoventilasyona neden olur (pCO₂ artışı). Eğer bu tablo düzeltilmeden genel anestezi verilirse, anesteziklerin de solunum deprese edici etkisiyle birleşerek hastanın uyanma döneminde 'postoperatif apne' gelişme riski çok yükselir. Bu nedenle HPS cerrahisi asla acil değildir; öncelik dehidratasyonun ve alkalozun (genellikle pH < 7.45, HCO₃ < 30 düzeyine inene kadar) düzeltilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar tablosunu analiz et.
Hasta Hipertrofik Pilor Stenozu (HPS) tanısı almış ve ağır metabolik alkaloz (pH: 7.56, HCO₃ yüksek) tablosundadır. pCO₂ artışı (52 mmHg) solunumsal kompansasyonu (hipoventilasyon) gösterir.
HPS'de kusmaya bağlı asit kaybı sonucu hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz gelişir.
2
Metabolik alkalozun solunum üzerindeki etkisini değerlendir.
Metabolik alkaloz, santral kemoreseptörleri baskılayarak solunum dürtüsünü azaltır (kompansatuar hipoventilasyon).
Vücut pH'ı düşürmek için CO₂ tutmaya çalışır.
3
Anestezi ve cerrahinin bu tablo üzerindeki riskini belirle.
Zaten baskılanmış olan solunum merkezi, anestezik maddelerin etkisiyle daha da duyarsızlaşır. Bu nedenle cerrahi sonrası hasta kendi solunumunu sürdürmekte zorlanır ve apne gelişir.
Bu yüzden HPS tıbbi bir acildir, cerrahi acil değildir; operasyon öncesi pH < 7.45 ve HCO₃ < 30 olana kadar sıvı tedavisi şarttır.

Anahtar Kavram

HPS preoperatif yönetimi ve metabolik alkalozun komplikasyonları
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 5 / 16Sonraki
Gastroenteroloji ve Hepatoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 5 | Examkin