Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 4701Soru

Türk edebiyatında şiirler; ölçü, uyak düzeni ve birim sayısı gibi dış yapı özelliklerine göre "nazım biçimi", işledikleri konulara göre ise "nazım türü" olarak adlandırılır. Buna göre, sol sütunda verilen kavramları sağ sütundaki uygun tanımlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Koşma
Taşlama
Gazel
Mersiye

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme sonucunda Koşma halk edebiyatı nazım biçimiyle, Taşlama halk edebiyatı nazım türüyle, Gazel divan edebiyatı nazım biçimiyle ve Mersiye divan edebiyatı nazım türüyle eşleşir.
Koşma, 11'li hece ölçüsü ve dörtlüklerle kurulan bir nazım biçimidir. Taşlama, bu biçimle veya başka biçimlerle yazılabilen, konusu eleştiri olan bir nazım türüdür. Gazel, divan edebiyatının en yaygın nazım biçimi olup beyitlerle kurulur. Mersiye ise divan edebiyatında ölüm konusunu işleyen nazım türüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramları yapısal ve tematik olarak ayırın.
Koşma ve Gazel yapısal özelliklerine (ölçü, birim) göre tanımlandığı için nazım biçimidir. Taşlama ve Mersiye ise konularına göre tanımlandığı için nazım türüdür.
Nazım biçimi şekil, nazım türü ise öz (konu) odaklıdır.
2
Halk edebiyatı ve Divan edebiyatı ayrımını yapın.
Koşma ve Taşlama halk edebiyatına; Gazel ve Mersiye divan edebiyatına aittir.
Edebî geleneklerin kendine has terimleri vardır.
3
Tanımlarla terimleri eşleştirin.
Koşma (11'li hece, dörtlük), Taşlama (eleştiri), Gazel (beyit, aşk), Mersiye (ölüm) şeklinde eşleşme tamamlanır.
Her terimin karakteristik özelliği tanımında yer almaktadır.

Anahtar Kavram

Nazım biçimi dış yapıyı (şekil), nazım türü ise içeriği (konu) ifade eder.
Soru 4702Soru

Benden selam olsun Bolu Beyi'ne
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
Ok gıcırtısından kalkan sesinden
Dağlar gümbür gümbür seslenmelidir

Bu dörtlük; 11'li hece ölçüsü, dörtlük nazım birimi ve kendine has kafiye düzeniyle yazıldığı için bir koşma örneğidir. Ancak şiirde yiğitlik, savaş ve kahramanlık konusu işlendiği için bu şiir aynı zamanda bir koçaklama olarak adlandırılır.

Bu bilgilere dayanarak "koşma" ve "koçaklama" kavramlarının edebiyattaki karşılıkları aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nazım biçimi - Nazım türü

Cevap

Koşma kavramı şiirin dış yapısını belirlediği için nazım biçimi, koçaklama kavramı ise konusunu belirlediği için nazım türüdür.
Koşma; 11'li hece ölçüsü ve kafiye örgüsü gibi dış yapısal özelliklere göre belirlendiği için bir 'nazım biçimi'dir. Koçaklama ise bu biçimle yazılan şiirin 'konusuna' (yiğitlik, kahramanlık) göre aldığı isim olduğu için bir 'nazım türü'dür.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki kavramların hangi temellere dayandığını belirle.
Koşma; ölçü ve kafiye gibi teknik (dış) özelliklere dayanır. Koçaklama; yiğitlik gibi içerik (tema) özelliklerine dayanır.
Edebiyatta biçim ve tür ayrımı bu temel farka dayanır.
2
Edebi terimlerle eşleştirme yap.
Dış yapı = Nazım Biçimi; İç yapı/Konu = Nazım Türü.
Nazım biçimi yapıyı, nazım türü ise konuyu temsil eder.
3
Seçenekler arasından doğru sırayı (Biçim - Tür) bul.
Doğru eşleşme nazım biçimi - nazım türü şeklindedir.
Soru kökünde önce koşma (biçim), sonra koçaklama (tür) sorulmuştur.

Anahtar Kavram

Nazım Biçimi ve Nazım Türü Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Divan edebiyatındaki 'gazel' (biçim) ile 'mersiye' (tür) arasındaki ilişkiyi bu soruyla kıyaslayarak pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 4703Soru

Türk edebiyatında şiirler dış yapılarına (nazım biçimi) ve konularına (nazım türü) göre farklı isimler alırlar. Aşağıdaki edebî terimleri, ait oldukları kavramsal açıklamalarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Koşma
Güzelleme
Kaside
Tevhit

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Koşma ve Kaside nazım biçimi; Güzelleme ve Tevhit ise nazım türü özellikleriyle eşleşmelidir.
Koşma ve Kaside terimleri, şiirin ölçüsü, birimi ve kafiye örgüsü gibi dış yapısal özelliklerini ifade ettiği için 'nazım biçimi' kategorisindedir. Güzelleme ve Tevhit ise şiirin ne anlattığına (konusuna) odaklandığı için 'nazım türü' kategorisindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram ayrımını yapın.
Nazım biçimi şekil/yapı özelliklerini; nazım türü ise konu/içerik özelliklerini temsil eder.
Soruda verilen terimlerin hangisinin yapıya hangisinin konuya dayalı olduğunu saptamak için bu temel bilgi gereklidir.
2
Halk edebiyatı örneklerini inceleyin.
Koşma yapısal bir isim (nazım biçimi), Güzelleme ise konusal bir isimdir (nazım türü).
Halk edebiyatında kullanılan terimlerin kategorilerini doğru belirlemek eşleştirmenin ilk yarısını çözer.
3
Divan edebiyatı örneklerini inceleyin.
Kaside yapısal bir isim (nazım biçimi), Tevhit ise konusal bir isimdir (nazım türü).
Divan edebiyatında da aynı mantığın geçerli olduğunu görerek eşleştirmeyi tamamlayın.

Anahtar Kavram

Nazım biçimi (şekil) ve nazım türü (konu) arasındaki temel fark.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4704Soru

Teşhis (kişileştirme), insan dışı varlıklara insana özgü özellikler verme sanatıdır.

Buna göre aşağıdaki dizelerin hangisinde teşhis sanatı kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik

Cevap

Dizede aynalara insana özgü 'bakmak' eyleminin yüklenmiş olması nedeniyle doğru cevap 'Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik' ifadesidir.
Doğru seçenekte, cansız bir varlık olan aynalara 'bakmak' gibi insana özgü bir eylem ve 'dik dik' ifadesiyle bir tavır yüklenmiştir. Bu durum, tanımda belirtilen teşhis sanatının tam karşılığıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerdeki özneleri ve bu öznelerin gerçekleştirdiği eylemleri incelemek.
Dizedeki 'bakmak' eylemi normalde insanlara özgüdür ancak burada 'aynalar' öznesine yüklenmiştir.
Teşhis sanatı, insan dışındaki varlıkların insan gibi davranması veya duyması esasına dayanır.
2
Bulunan sanatın tanım ile örtüşüp örtüşmediğini teyit etmek.
İnsan dışı bir varlığa (ayna) insani özellik (dik dik bakmak) verildiği için teşhis sanatı kesinleşmiştir.
Teşhis sanatının temel şartı, insana ait bir vasfın başka bir varlığa aktarılmasıdır.

Anahtar Kavram

Edebi sanatlardan teşhis (kişileştirme) kavramını tanıma.

Daha Fazla Pratik

İstiare (eğretileme) ve teşhis arasındaki yakın ilişkiyi inceleyerek her teşhisin aynı zamanda bir kapalı istiare olup olmadığını araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 4705Soru

"Ağlarım hâtıra geldikçe gülüştüklerimiz."

Bu dizede yer alan edebi sanat aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tezat

Cevap

Dizede zıt anlamlı kavramların bir arada kullanılmasıyla sağlanan 'Tezat' sanatı bulunmaktadır.
Verilen dizede 'ağlamak' ve 'gülüşmek' kelimeleri, anlamca birbirinin zıttı olan iki durumu temsil etmektedir. Edebiyatta aralarında ilgi bulunan karşıt kavram, düşünce veya durumların bir arada kullanılmasına 'tezat' sanatı denir. Bu dizede geçmişteki mutlu anlar (gülüşmek) ile şimdiki hüzünlü durum (ağlamak) karşı karşıya getirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dizedeki anahtar kelimeleri belirlemek.
'Ağlamak' ve 'gülüşmek' kelimeleri dizedeki temel eylemlerdir.
Söz sanatını tespit etmek için dizedeki kavramlar arasındaki anlam ilişkisi incelenmelidir.
2
Belirlenen kelimeler arasındaki anlam ilişkisini analiz etmek.
'Ağlamak' üzüntüyü, 'gülüşmek' ise neşeyi temsil eden birbirine zıt kavramlardır.
Birbirine karşıt durumların bir arada ifade edilmesi tezat sanatının temelidir.
3
Bulunan anlam ilişkisini edebi sanatlarla eşleştirmek.
Zıtlık ilişkisi 'Tezat' (karşıtlık) sanatını oluşturur.
Anlamca birbirine karşıt olan duygu, düşünce ve durumların bir arada kullanılması tezat sanatıdır.

Anahtar Kavram

Tezat (Zıtlık) Sanatı
Soru 4706Soru

Aşağıdaki dizelerde kullanılan baskın söz sanatlarını, sağ sütundaki kavramlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
II. Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz.
III. Bir ah çeksem dağı taşı eritir.
IV. Besbelli her saat artar kederi / Belki de ölmek istiyor bu gemi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dizelerdeki baskın sanatlar sırasıyla teşbih, tezat, mübalağa ve teşhis olarak eşleşmektedir.
Verilen dizelerde baskın olan sanatlar; benzetme edatı kullanımıyla teşbih, zıt anlamlı eylemlerle tezat, gerçek dışı bir büyüklükle mübalağa ve insani duygu yüklemesiyle teşhistir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci dizedeki anahtar kelimeyi ve ekleri analiz etme.
"Sel gibi" ifadesinde benzetme edatı olduğu görüldü.
Teşbih sanatının en belirgin göstergesi olan benzetme edatını tespit etmek için.
2
İkinci dizedeki kavramların anlam ilişkisini inceleme.
"Ağlamak" ve "gülüşmek" arasındaki anlam karşıtlığı fark edildi.
Birbirine zıt durumların bir arada kullanılmasının tezat sanatını oluşturduğunu belirlemek için.
3
Üçüncü dizedeki anlatım yoğunluğunu değerlendirme.
Dağı taşı eriten bir "ah" ifadesinin gerçekliği aştığı saptandı.
Anlamı güçlendirmek amacıyla bir durumun olduğundan çok daha büyük gösterilmesinin mübalağa olduğunu doğrulamak için.
4
Dördüncü dizedeki özneyi ve yüklenen niteliği kontrol etme.
"Gemi" varlığına "ölmek isteme" isteği yüklendiği görüldü.
İnsan dışı varlıklara insan niteliği kazandırılmasının teşhis (kişileştirme) olduğunu anlamak için.

Anahtar Kavram

Edebi Sanatlar (Söz Sanatları)

Daha Fazla Pratik

İstiare (Eğretileme) ve Kinaye sanatlarını da içeren benzer dizelerle sanatların ince farklarını çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4707Soru

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik

Yahya Kemal Beyatlı'ya ait bu dizelerde yer alan "çocuklar gibi" ve "dev gibi" ifadelerinde görülen edebi sanat aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teşbih (Benzetme)

Cevap

Dizelerde 'gibi' benzetme edatı kullanılarak akıncılar çocuklara, ordu ise deve benzetildiği için doğru cevap Teşbih sanatıdır.
Dizelerde şair, akıncıları 'şen olma' yönünden çocuklara; orduyu ise 'heybetli/büyük olma' yönünden deve benzetmiştir. Benzetme unsurlarının (benzeyen, benzetilen, benzetme edatı) bir arada kullanıldığı bu sanata Teşbih (Benzetme) denir.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerdeki anahtar kelimeleri ve edatları belirle.
"Çocuklar gibi" ve "dev gibi" ifadelerinde kullanılan "gibi" edatı tespit edildi.
Benzetme sanatında (teşbih) 'gibi' edatı en yaygın kullanılan yardımcı unsurdur.
2
Benzetme unsurlarını (benzeyen, benzetilen) analiz et.
Benzeyen: Bin atlı / Benzetilen: Çocuklar. İki unsur da metinde açıkça mevcut.
Teşbih sanatının gerçekleşmesi için aralarında ilgi kurulan iki varlığın da söylenmiş olması gerekir.

Anahtar Kavram

Teşbih (Benzetme) Sanatı
Soru 4708Soru

Aşağıda verilen dizeleri, bu dizelerde öne çıkan edebi sanatlarla uygun şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Besbelli her saat artar kederi / Belki de ölür bu akşam İstanbul.
Neden böyle düşman görünürsünüz / Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Bir ah çeksem dağı taşı eritir / Gözüm yaşı değirmeni yürütür.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dizelerdeki edebi sanatlar sırasıyla Teşbih (benzetme), Teşhis (kişileştirme), Tezat (karşıtlık) ve Mübalağa (abartma) şeklindedir.
Dizelerdeki dilsel ipuçları (gibi edatı, insani nitelikler, zıt kavramlar ve aşırı anlatımlar) temel edebi sanatların tanımlarıyla tam örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci dizedeki anahtar kelimeyi tespit etme
'Gibi' edatı bulundu.
Benzetme (teşbih) sanatında benzetme edatı sıkça kullanılır.
2
İkinci dizedeki kavramsal aktarımı inceleme
İstanbul'un 'ölmesi' ve 'kederlenmesi' fark edildi.
İnsan dışı varlıklara insan özelliği verilmesi teşhis sanatıdır.
3
Üçüncü dizedeki anlam ilişkisini kurma
'Dost' ve 'düşman' kelimeleri arasındaki ilişki belirlendi.
Zıt kavramların bir arada kullanımı tezat sanatını oluşturur.
4
Dördüncü dizedeki ifadenin gerçeklik boyutunu değerlendirme
Gözyaşının fiziksel gücü ve ahın etkisi ölçüldü.
Gerçeğin çok üstünde bir anlatım mübalağa sanatına işaret eder.

Anahtar Kavram

Temel edebi sanatların (teşbih, teşhis, tezat, mübalağa) tespiti

Daha Fazla Pratik

İstiare ve Mecazımürsel gibi daha karmaşık sanatların yer aldığı benzer bir eşleştirme sorusu çözmek konuyu derinleştirebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4709Soru

Aşağıdaki beyitler 17. ve 18. yüzyıl Divan edebiyatına yön veren şairlerin şiir anlayı��larını örneklendirmektedir:

I. Bağ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gamın da rûzgârın görmüşüz

II. İzn alıp cum'a ertesi gül-şen-i Göksu'ya gidelim
Bir iki piyâle nûş edip zevk u safâlar edelim

III. Biz nihâl-i hayretiz kûy-ı mahabbette biter
Suyu gözyaşı, gıdası âteş-i dildendir

Bu beyitler ve ait oldukları şairlerin edebi yönelimleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III. beyit, II. beyit ile aynı yüzyılda kaleme alınmış olup Şeyh Gâlip'in 18. yüzyılda başlattığı Sebk-i Hindî anlayışının Nâilî tarafından bu yüzyılda sürdürüldüğünü göstermektedir.

Cevap

III. beyit, II. beyit ile aynı yüzyılda kaleme alınmış olup Şeyh Gâlip'in 18. yüzyılda başlattığı Sebk-i Hindî anlayışının Nâilî tarafından bu yüzyılda sürdürüldüğünü gösteren ifade söylenemez.
Yanlış olan ve dolayısıyla doğru cevap teşkil eden seçenek; Nâilî'nin 18. yüzyılda yaşadığını ve Şeyh Gâlip'in başlattığı akımı sürdürdüğünü savunan ifadedir. Nâilî, 17. yüzyılda yaşamış ve Sebk-i Hindî akımının öncülüğünü yapmıştır. Şeyh Gâlip ise 18. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış ve bu akımın son büyük zirvesi olmuştur. Dolayısıyla bu iki şairin kronolojik ilişkisi ters verilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci beyit dil, üslup ve içerik yönünden incelenerek şairi ve dönemi belirlenir.
Beyit, Nâbî'nin tecrübeleri aktaran 'hikemi' tarzını yansıtmaktadır. Nâbî 17. yüzyıl şairidir.
Şiirin ait olduğu edebi geleneği ve yüzyılı doğru konumlandırmak amacıyla bu analiz yapılır.
2
İkinci beyit dil, üslup ve içerik yönünden incelenerek şairi ve dönemi belirlenir.
Göksu mesiresine gitmekten bahseden bu beyit, 18. yüzyıl şairi Nedîm'e ve onun mahallileşme akımına aittir.
Şiirdeki mahallileşme unsurlarını ve şairin kronolojik konumunu saptamak için bu analiz yapılır.
3
Üçüncü beyit dil, üslup ve içerik yönünden incelenerek şairi ve dönemi belirlenir.
Soyut imge dünyasıyla dikkat çeken beyit, 17. yüzyıl şairi Nâilî'ye aittir ve Sebk-i Hindî akımını yansıtmaktadır.
Hint üslubunun (Sebk-i Hindî) kurucularından Nâilî'nin edebi konumunu tespit etmek için bu analiz yapılır.
4
Seçeneklerde yer alan edebi ve kronolojik bilgiler karşılaştırılarak yanlış olan ifade belirlenir.
Nâilî'nin Şeyh Gâlip'ten etkilenmesi ya da onun yolunu 18. yüzyılda sürdürmesi kronolojik olarak imkânsızdır; çünkü Nâilî 17. yüzyılda yaşamış bir öncüdür, Şeyh Gâlip ise 18. yüzyılın sonlarında yaşamış bir takipçidir.
Soruda istenen söylenemez olan seçeneği kesinleştirmek için tarihi ve edebi tutarlılık kontrol edilir.

Anahtar Kavram

17. ve 18. Yüzyıl Divan Edebiyatı şairlerinin (Nâbî, Nedîm, Nâilî, Şeyh Gâlip) yüzyıl, üslup ve akım (Hikemi tarz, Mahallileşme, Sebk-i Hindî) düzeyinde karşılaştırılması.
Soru 4710Soru

"Dünya bir han, konan göçer."

Bu dizede dünya kavramı; gelip geçicilik ve kısa süreli kalınan bir yer olması yönüyle bir "han"a benzetilmiştir.

Buna göre, bu dizede başvurulan edebi sanat aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teşbih

Cevap

Dizede dünya ile han arasında kurulan benzerlik ilişkisi nedeniyle doğru cevap Teşbih sanatıdır.
Teşbih (benzetme) sanatı, aralarında ilgi bulunan iki kavramdan nitelikçe zayıf olanın güçlü olana benzetilmesidir. Bu dizede dünya, geçicilik yönünden hana benzetilmiştir ve her iki temel unsur (dünya ve han) metinde yer aldığı için bu bir teşbih örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Dizedeki temel kavramların belirlenmesi
"Dünya" ve "han" sözcükleri tespit edilmiştir.
Edebi sanatın hangi kavramlar üzerinde kurulduğunu anlamak için gereklidir.
2
Kavramlar arasındaki ilişkinin incelenmesi
Dünya (benzeyen) bir han (benzetilen) olarak nitelenmiştir.
Benzetme sanatının ögelerinin dizede yer alıp almadığını kontrol etmek için gereklidir.
3
Sanatın adlandırılması
Hem benzeyen hem benzetilen bulunduğu için bu sanat teşbih (benzetme) sanatıdır.
Ulaşılan bulguların edebi sanatlar terminolojisindeki karşılığını belirlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Teşbih (Benzetme) Sanatı

Daha Fazla Pratik

Benzetmenin temel ögeleri olan 'benzeyen' ve 'benzetilen' unsurlarını farklı beyitler üzerinde bularak teşbih ile istiare arasındaki farkı pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:30s
Soru 4711Soru

Aşağıdaki dizelerde ağır basan söz sanatlarını, verilen kavramlarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik.
Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz.
Bir ah çeksem dağı taşı eritir.
Haliç'te bir vapur gülümsüyor.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekildedir: Akıncıların çocuklara benzetilmesi Teşbih, ağlamak ve gülüşmek arasındaki karşıtlık Tezat, ahın dağı eritmesi Mübalağa, vapurun gülümsemesi ise Teşhis sanatıdır.
Dizelerdeki benzetme (teşbih), zıtlık (tezat), abartma (mübalağa) ve kişileştirme (teşhis) unsurları Türk edebiyatındaki temel tanımlarıyla tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci dizedeki benzetme edatını kontrol etmek.
'Gibi' edatı akıncılarla çocuklar arasında benzetme kurar.
Teşbih sanatı temel öğeler veya edatlarla benzerlik kurma sanatıdır.
2
İkinci dizedeki anlamca karşıt kelimeleri bulmak.
'Ağlamak' ve 'gülüşmek' kelimeleri tespit edilir.
Tezat sanatı bir dizede birbirine zıt kavramların kullanılmasıdır.
3
Üçüncü dizedeki ifadenin gerçeklik sınırlarını değerlendirmek.
Ah çekmenin dağı eritmesi imkansız bir aşırılıktır.
Mübalağa sanatı bir durumu olduğundan çok daha büyük veya küçük göstermektir.
4
Dördüncü dizedeki özneyi ve yüklemi incelemek.
Vapurun gülümsediği görülür.
Teşhis sanatı insan dışı varlıklara insan özelliği verilmesidir.

Anahtar Kavram

Edebi sanatlarda anlam ve söz oyunları üzerinden imge oluşturma.

İpuçları

1
Dizelerdeki 'gibi' kelimesine ve birbiriyle çelişen kavramlara dikkat ediniz.

Daha Fazla Pratik

İstiare ve mecazımürsel gibi daha karmaşık sanatları içeren dizelerle çalışmaya devam edebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 4712Soru

Divan edebiyatında şairler; şiirlerinde işledikleri konulara, hitap ettikleri makama ve yazılış amaçlarına göre naat, hicviye, mersiye, fahriye, methiye ve münacat gibi farklı nazım türlerini tercih etmişlerdir. Bu türlerin her biri, kendine özgü bir kavram dünyasına ve terminolojiye sahiptir.

Buna göre, aşağıdaki beyit - nazım türü eşleştirmelerinden hangisi yanlışt��r?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beyit: Hüsrev-i dârâ-haşem sultân-ı sâhib-adl ü dâd / Mülk-i Osmânîye dermân kıldı lutf-ı kirdigâr
Nazım Türü: Münacat

Cevap

Beyit: Hüsrev-i dârâ-haşem sultân-ı sâhib-adl ü dâd / Mülk-i Osmânîye dermân kıldı lutf-ı kirdigâr
Nazım Türü: Münacat eşleştirmesi yanlıştır.
Hükümdarı, adaleti ve devletin gücünü öven beyit 'methiye' nazım türüne aittir. Beyitte geçen 'Hüsrev' ve 'sultân' kelimeleri bu övgünün dünyevi bir yöneticiye yapıldığını açıkça göstermektedir. Bu beytin Allah'a yakarış şiiri olan 'münacat' ile eşleştirilmesi yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen beyitlerin anahtar kelimelerini ve temalarını incelemek.
Her beyitte geçen anahtar kavramlar belirlenir: Birinci beyitte 'su' (peygamber sevgisi), ikinci beyitte 'Müftî Efendi'ye verilen iğneleyici cevap (yergi), üçüncü beyitte 'Süleymân-ı zamân gitdi cihândan' (ölüm), dördüncü beyitte 'Tûtî-i mu‘cize-gûyem' (şairin kendini övmesi) ve beşinci beyitte 'Hüsrev', 'sultân' (yönetici övgüsü) kelimeleri öne çıkar.
Divan edebiyatında nazım türleri, işlenen konuya ve hitap edilen makama göre belirlendiğinden kelime dağarcığı doğrudan türü ele verir.
2
Eşleştirilen nazım türlerinin tanımlarını göz önünde bulundurarak beyitlerin bu türlere uygunluğunu kontrol etmek.
Naat (Peygamber övgüsü), Hicviye (yergi), Mersiye (ölüm üzerine yazılan şiir) ve Fahriye (şairin kendini övmesi) eşleştirmeleri beyitlerin içeriğiyle tam olarak örtüşmektedir.
Doğru eşleştirmeleri eleyerek yanlış olan seçeneği kesinleştirmek gerekir.
3
Yanlış eşleştirilmiş olan seçeneği tespit etmek ve gerekçesini açıklamak.
'Hüsrev-i dârâ-haşem sultân-ı sâhib-adl ü dâd' dizesiyle başlayan beyitte dönemin padişahı övülmektedir. Bu bir methiye örneğidir. Ancak seçeneklerde bu beyit, Allah'a yalvarıp yakarma amacıyla yazılan 'münacat' ile eşleştirilmiştir.
Münacat ve methiye arasındaki konu ve muhatap farkını ortaya koyarak yanlışlığı kanıtlamak.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatı Nazım Türleri ve Konuları
Soru 4713Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen şiir dizelerini, sağ sütunda yer alan ahenk unsurları (uyak ve redif türleri) ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Cihanda âşık-ı nâlâna yâr olan kalmaz
Bu derd-i hicre tabîb-i nigâr olan kalmaz
Sabahtan uğradım ben bir güzele
Sözlerin benzettim taze gazele
Dökülmüş yapraklar kalmış gazele
Çınla ey temiz su, süzülerek ak
Dalgalarından bize bir ışık yak
Üstümüzden gelen boran kış gibi
Yavru şahin pençesinde kuş gibi
Gözüm yaşı akar gider yaş gibi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk beyit zengin uyak ve kelime hâlinde redif içeren ifadeyle; ikinci dörtlük cinaslı uyakla; üçüncü beyit tunç uyakla; dördüncü dörtlük ise yarım uyak ve kelime hâlinde redif içeren ifadeyle eşleşmelidir.
Dizeler doğru ahenk kurallarına göre analiz edildiğinde; birinci beyitte üç ses değerindeki benzerlik zengin kafiyeyi ve tekrarlanan söz grubu redifi; ikinci dörtlükte sesteşlik cinaslı kafiyeyi; üçüncü beyitte tam kelime içermesi tunç kafiyeyi; son dörtlükte tek ünsüz benzerliği ise yarım kafiyeyi ve edat redifini vermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerin sonlarındaki kelimeleri ve ekleri belirleyerek kök ile ek ayrımı yapmak.
Dizelerdeki sözcüklerin kökleri ve ekleri (veya dize sonundaki edat gibi bağımsız sözcükler) analiz edilerek kafiye ve redif sınırları netleştirilir.
Şiirlerde ahenk unsurlarının doğru tespit edilmesi için öncelikle kelime sınırlarının ve eklerin görevlerinin belirlenmesi gerekir.
2
Dize sonlarında yer alan ve aynı görev/anlamda olan ek veya kelimeleri (redifleri) saptamak.
Birinci beyitteki "olan kalmaz" öbeklerinin ve dördüncü dörtlükteki "gibi" kelimelerinin redif olduğu; ikinci ve üçüncü örneklerde ise redif bulunmadığı anlaşılır.
Uyak aramadan önce varsa rediflerin elenmesi, yanlış ses benzerliklerinin uyak olarak değerlendirilmesini önler.
3
Köklerde kalan ortak seslerin sayısını ve niteliğini inceleyerek uyak türlerini belirlemek.
İlk örnekte uzun ünlü a^\hat{a} (iki ses) ve rr sesleriyle üç seslik zengin uyak; ikinci örnekte sesteş sözcüklerle cinaslı uyak; üçüncü örnekte kelimenin diğerinin içinde yer almasıyla tunç uyak; son örnekte ise tek ünsüz benzerliğiyle yarım uyak belirlenir.
Uyak türleri, ortak seslerin sayısı, niteliği ve sözcüklerin anlam ilişkilerine göre sınıflandırılır.

Anahtar Kavram

Şiirde Ahenk Unsurları (Uyak ve Redif Türleri)
Soru 4714Soru

(Sahne loş bir ışıkla aydınlatılmıştır. Arka planda yıkık dökük bir kale duvarı dekoru göze çarpar. Yaşlı adam, elindeki eski feneri masanın üzerine bırakır ve seyircilere dönerek derin bir iç çeker.)

YAŞLI ADAM — *(Kendi kendine, yavaş ve düşünceli bir sesle)* Yıllar... Bir nehir gibi akıp gitti bu vadiden. Kimse durduramadı onu. Ben mi? Ben sadece kıyısında durup gidenleri izleyen bir gölgeydim. Şimdi bu viranede, geçmişin hayaletleriyle baş başayım. *(Bir an duraklar, elini alnına götürür ve gözlerini kapatır. Yüzündeki çizgiler derinleşir. Sonra aniden kapının çalınmasıyla irkilir. Kapıya doğru yönelirken söylenmeye devam eder.)* Kim olabilir bu saatte? Belki de beklenen son misafir...
*(Kapıyı açar, içeriye ıslak kıyafetleriyle genç bir adam girer. Genç adam titremektedir.)*

GENÇ ADAM — Sığınacak bir yer arıyordum. Dışarıda kıyamet kopuyor.

YAŞLI ADAM — *(Alaycı bir gülümsemeyle)* Kıyamet dışarıda değil evlat, içeride koptu koptu da külleri kaldı geriye. Geç, otur şöyle.

Bu tiyatro metni ve içerdiği terimler ile yapı unsurları göz önünde bulundurulduğunda, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yaşlı Adam’ın iç dünyasındaki hüznü, pişmanlığı ve yalnızlığı yansıtan "Yıllar... Bir nehir gibi akıp gitti..." şeklindeki uzun soluklu konuşması, tiyatroda karakterlerin birbirine karşı söyledikleri coşkulu ve uzun söylev olan tirat kavramına örnek teşkil eder.

Cevap

Yaşlı Adam'ın kendi kendine yaptığı konuşmanın tirat olarak nitelendirilmesi yanlıştır; çünkü tirat, oyundaki karakterlerin birbirine karşı yaptığı uzun ve coşkulu söylevlerdir. Karakterin sahnede tek başına kendi kendine konuşması ise monologdur.
Doğru yanıt olan seçenek yanlıştır, çünkü Yaşlı Adam’ın kendi kendine gerçekleştirdiği uzun konuşma bir monologdur. Tirat ise sahnede bulunan diğer karakterlere yönelik yapılan uzun ve kesintisiz söylevlerdir. Bu nedenle konuşmanın tirat olarak adlandırılması terimsel açıdan hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen tiyatro terimlerini ve yapı unsurlarını belirleme
Metinde dekor (kale duvarı), aksesuar (fener, masa), jest (elini alnına götürme), mimik (yüzdeki çizgilerin derinleşmesi, alaycı gülümseme), monolog (kendi kendine konuşma) ve sahne talimatları (yay ayraç içi açıklamalar) tespit edilmiştir.
Soruda metin üzerinden tiyatro terimlerinin doğru tanımlanıp tanımlanmadığını kontrol etmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki terim açıklamalarını metindeki unsurlarla eşleştirme ve doğruluk kontrolü yapma
Fener-aksesuar, kale duvarı-dekor eşleştirmesinin doğru olduğu; jest ve mimik ayrımının kurallara uygun yapıldığı; yay ayraç içi ifadelerin sahne talimatı olduğu ve ilk uzun konuşmanın kendi kendine yapıldığı için monolog olduğu doğrulanmıştır.
Hangi ifadenin yanlış olduğunu belirlemek için her seçeneğin bilimsel ve pedagojik geçerliliğini test etmek gerekir.
3
Tirat ile monolog kavramları arasındaki farkı analiz etme
Tirat, sahnede en az iki karakter varken birinin diğerine karşı yaptığı uzun ve kesintisiz konuşmadır. Monolog ise karakterin tek başınayken ya da kimseyle etkileşime girmeden iç dünyasını seslendirmesidir. Yaşlı Adam sahneye genç adam girmeden önce kendi kendine konuştuğu için bu bir monologdur, tirat olamaz.
En güçlü çeldiriciyi barındıran yanlış seçeneği kesinleştirmek için tiyatro terimlerinin ince ayrımlarına dikkat edilmelidir.

Anahtar Kavram

Tiyatro terimleri arasındaki farklar (monolog ile tirat ayrımı, jest ile mimik ayrımı, dekor ile aksesuar ayrımı) ve yapı unsurlarının analizi.
Soru 4715Soru

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik

Yahya Kemal Beyatlı'ya ait bu dizelerde başvurulan edebi sanat aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teşbih

Cevap

Dizelerde akıncıların ruh halini ve karşılaşılan ordunun niteliğini anlatmak için yapılan 'benzetme' yani teşbih sanatı doğru cevaptır.
Verilen dizelerde şair, akıncıları neşeli olmaları yönüyle 'çocuklara', düşman ordusunu ise heybeti yönüyle 'deve' benzetmiştir. Cümlede hem benzeyen hem de kendisine benzetilen unsurlar 'gibi' edatıyla birbirine bağlandığı için bu sanat teşbihtir.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerdeki benzetme edatlarını (gibi) tespit etme.
'Çocuklar gibi' ve 'dev gibi' ifadelerinde benzetme edatı kullanılmıştır.
Benzetme edatının varlığı, genellikle doğrudan bir teşbih (benzetme) sanatına işaret eder.
2
Benzetme unsurlarını analiz etme.
Benzeyen: Akıncılar (şendik), Benzetilen: Çocuklar; Benzeyen: Ordu, Benzetilen: Dev.
Benzetmenin temel öğeleri olan benzeyen ve benzetilenin bir arada kullanılması teşbih sanatını oluşturur.

Anahtar Kavram

Teşbih (Benzetme): Aralarında ortak özellik bulunan iki varlıktan, nitelikçe zayıf olanı güçlü olana benzetme sanatıdır.

Daha Fazla Pratik

İstiare (eğretileme) sanatını pekiştirmek için içinde 'gibi' edatı bulunmayan kapalı ve açık istiare örneklerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 4716Soru

Aşağıdaki dizelerde ağır basan edebî sanatları, yanlarında verilen kavramlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Ağlarım hâtıra geldikçe gülüştüklerimiz.
Güzel şeyler düşünelim diye / Yemyeşil oluvermiş ağaçlar.
Bir ah çeksem dağı taşı eritir.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dizeler ve sanatlar şu şekilde eşleşmektedir: Kükremiş sel benzetmesi Teşbih; ağlamak ve gülüşmek karşıtlığı Tezat; ağaçların yeşermesini güzel düşüncelere bağlama Hüsnütalil; ahın dağı eritmesi ise Mübalağa sanatıdır.
Verilen dizelerdeki 'sel gibiyim' ifadesi teşbih (benzetme), 'ağlamak ve gülüşmek' ifadeleri tezat (karşıtlık), ağaçların yeşermesinin güzel bir amaca bağlanması hüsnütalil (güzel nedene bağlama) ve ahın dağı eritmesi ifadesi mübalağa (abartma) sanatlarını açıkça temsil etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci dizedeki benzetme unsurlarını belirleme
Dizede 'gibi' edatı ve kükremiş sel unsuruyla benzetme yapılmıştır.
Teşbih sanatını tespit etmek için benzetme edatı ve yönü incelenir.
2
İkinci dizedeki kavramlar arası ilişkiyi inceleme
'Ağlamak' ve 'gülüşmek' sözcükleri tespit edilmiştir.
Anlamca birbirine zıt kavramların bir arada kullanılması tezat sanatını oluşturur.
3
Üçüncü dizedeki neden-sonuç ilişkisini analiz etme
Doğal bir olay olan ağaçların yeşermesi, 'güzel şeyler düşünmek' amacına bağlanmıştır.
Hüsnütalil, bir doğa olayını gerçek sebebi dışında güzel bir sebebe bağlama sanatıdır.
4
Dördüncü dizedeki anlatım derecesini değerlendirme
Bir ahın fiziksel olarak dağı eritmesi imkansızdır.
Sözün etkisini artırmak için bir durumun olduğundan çok daha büyük gösterilmesi mübalağadır.

Anahtar Kavram

Edebî sanatlarda teşbih, tezat, hüsnütalil ve mübalağa kavramlarının temel özellikleri ve dizelerdeki görünümleri.
Soru 4717Soru

"Bir ah çeksem dağı taşı eritir
Gözüm yaşı değirmeni yürütür"

Bu dizelerde kullanılan edebi sanat aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mübalağa

Cevap

Mübalağa sanatının kullanıldığı seçenek doğrudur.
Mübalağa sanatı, sözün etkisini güçlendirmek amacıyla bir durumu ya da varlığı olduğundan çok daha büyük, çok daha fazla veya çok daha üstün göstermektir. Verilen dizelerde şairin çektiği ahın dağı taşı eritmesi ve gözyaşının bir değirmeni döndürecek kadar çok olması, bu sanatın en belirgin örnekleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerin anlamını çözümlemek.
Şair, çektiği ahın dağı taşı eritecek kadar güçlü olduğunu ve döktüğü gözyaşının bir değirmen çarkını döndürecek kadar bol olduğunu iddia etmektedir.
Söz sanatını belirlemek için önce ifadedeki mantık ve anlam çerçevesini anlamak gerekir.
2
Gerçeklik ve sanat ilişkisini değerlendirmek.
Bir insanın ah çekmesiyle fiziksel olarak bir dağın erimesi veya gözyaşıyla değirmen yürümesi imkansızdır; bu bir abartmadır.
Bir durumun olduğundan çok daha büyük veya küçük gösterilmesi 'mübalağa' (abartma) sanatını oluşturur.

Anahtar Kavram

Mübalağa (Abartma): Bir özelliğin ya da durumun, olduğundan çok daha fazla veya az gösterilerek anlatılması sanatıdır.
Soru 4718Soru

Aşağıdaki numaralanmış dizeleri, içerdikleri edebi sanatlarla (söz sanatları) doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
II. Haliç'te bir vapur gülümsüyor çocuklara.
III. Gülmekle ağlamak aynı gözden gelir.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

"Kükremiş sel gibiyim" dizesi Teşbih, "vapur gülümsüyor" dizesi Teşhis ve "Gülmekle ağlamak" dizesi Tezat sanatıyla eşleşmelidir.
Dizelerdeki edebi sanatlar en temel özellikleriyle verilmiştir: 'Kükremiş sel gibiyim' ifadesindeki 'gibi' benzetme (teşbih) kurarken; vapurun 'gülümsemesi' insana ait bir özelliğin aktarılmasıdır (teşhis). 'Gülmek' ve 'ağlamak' kelimeleri ise açık bir karşıtlık (tezat) sunar.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerdeki anahtar ifadeleri belirleyin.
I. dizede 'gibi' edatı, II. dizede 'vapurun gülümsemesi', III. dizede 'gülmek ve ağlamak' kelimeleri tespit edilir.
Edebi sanatları tespit etmek için dizedeki imge ve benzetme unsurlarını bulmak gerekir.
2
Belirlenen ifadelerin hangi sanata karşılık geldiğini çözümleyin.
I = Benzetme, II = Kişileştirme, III = Zıtlık.
Söz sanatlarının tanımları gereği; benzetme edatı teşbihe, insani özellik aktarımı teşhise, karşıt kavramlar ise tezada yönlendirir.

Anahtar Kavram

Edebi sanatlar, şiirde anlamı zenginleştirmek için kullanılan ifade biçimleridir.
Soru 4719Soru

Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik;
Siz de mi tanıyamadınız beni?

Bu dizelerde başvurulan edebi sanat aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kişileştirme (Teşhis)

Cevap

Kişileştirme (Teşhis)
Dizelerde şair, ayna karşısında kendisini tanıyamaz hale gelmiş bir ruh halini yansıtmaktadır. Bu durumu ifade ederken 'aynalar'a 'bakmak' ve 'tanımamak' gibi insani yetiler yüklemiş, onlarla sanki karşılarında bir insan varmış gibi konuşmuştur. Bu durum edebiyatta Kişileştirme (Teşhis) sanatı olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerdeki hitap edilen varlığı ve yüklenen eylemleri belirle.
Şair 'aynalara' hitap etmekte ve onlara 'bakmak', 'tanıyamamak' gibi eylemler atfetmektedir.
Söz sanatını belirlemek için eylemin hangi varlık üzerinde gerçekleştiğini anlamak gerekir.
2
Bu eylemlerin niteliğini değerlendir.
Bakmak (anlamlı bir şekilde) ve tanımak/tanıyamamak sadece insanlara özgü iradeli davranışlardır.
İnsan dışı varlıklara insani özellik verilip verilmediğini kontrol etmek edebi sanatı teşhis etmemizi sağlar.

Anahtar Kavram

Kişileştirme (Teşhis): İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklara, insanlara özgü duygu, düşünce ve hareket özelliklerinin verilmesidir.

Daha Fazla Pratik

Teşhis sanatının olduğu her yerde aynı zamanda 'Kapalı İstiare' sanatının da bulunduğunu unutmamak derinlemesine analiz için faydalıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 4720Soru

Aşağıdaki dizelerde (sol sütun) yer alan baskın edebi sanatları, sağ sütundaki kavramlarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir ah çeksem dağı taşı eritir / Gözüm yaşı değirmeni yürütür.
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik / Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik.
Karlı dağların başında salkım salkım olan bulut / Saçın çözüp benim için ağlar mısın?
Aydınlığa koştum karanlık çıktı / Her sevgi her vefa bir anlık çıktı.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşme şu şekildedir: Dağları eriten ah ifadesi mübalağa, çocuklar gibi benzetmesi teşbih, ağlayan bulut kişileştirmesi teşhis, aydınlık-karanlık karşıtlığı ise tezat sanatı ile eşleşir.
Dizelerdeki anlamsal özellikler incelendiğinde; 'ah ile dağ eritmek' ifadesinin gerçekliğin ötesinde bir abartma (mübalağa), 'çocuklar gibi' ifadesinin net bir benzetme (teşbih), 'bulutun ağlaması' ifadesinin doğayı insan gibi düşünme (teşhis) ve 'aydınlık-karanlık' sözcüklerinin karşıtlık (tezat) oluşturduğu görülmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerdeki anahtar kavramları (benzetme edatı, zıt kelimeler, aşırı durumlar, insani özellikler) belirle.
Birinci dizede aşırılık (dağ eritmek), ikinci dizede 'gibi' edatı, üçüncü dizede insani bir eylem (ağlayan bulut), dördüncü dizede ise zıtlıklar görüldü.
Söz sanatları dize içindeki kelime gruplarının anlamsal ilişkilerinden tespit edilir.
2
Belirlenen bu özellikleri ilgili edebi sanat terimleriyle karşılaştır.
Aşırılık mübalağa, benzetme teşbih, kişileştirme teşhis, zıtlık tezat ile örtüşür.
Edebi sanatların tanımları dizedeki uygulamayla eşleşmelidir.

Anahtar Kavram

Edebi Sanatlar (Söz Sanatları)

Daha Fazla Pratik

Diğer temel sanatlar olan istiare (eğretileme) ve tecahülüarif (bilmezden gelme) sanatlarını içeren benzer eşleştirme çalışmaları yapılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 236 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin