Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 4721Soru

Aşağıdaki dizelerde kullanılan temel edebi sanatları, karşılarında verilen terimlerle uygun şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir ah çeksem dağı taşı eritir / Gözüm yaşı değirmeni yürütür
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik / Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik
O çay ağır akar, yorgun mu bilmem / Mehtabı hasta mı, dargın mı bilmem

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dizelerde sırasıyla mübalağa, teşbih ve teşhis sanatları kullanılmıştır. Karacaoğlan'ın dizelerinde abartma, Yahya Kemal'in dizelerinde benzetme, Faruk Nafiz'in dizelerinde ise kişileştirme sanatı ağır basmaktadır.
Verilen dizelerdeki anahtar kelimeler ve edatlar edebi sanatları belirler: 'Gibi' edatı doğrudan benzetmeyi (teşbih), insana özgü 'yorgunluk' sıfatının çaya verilmesi kişileştirmeyi (teşhis), 'dağı taşı eritmek' ifadesi ise abartmayı (mübalağa) ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci dizedeki temel duygu aktarımını incele.
Dizedeki 'dağı taşı eritmek' ve 'değirmeni yürütmek' ifadelerinin gerçek hayatta mümkün olamayacak kadar abartılı olduğu görüldü.
Sözün etkisini artırmak için bir durumun olduğundan çok daha büyük gösterilmesi mübalağa sanatıdır.
2
İkinci dizedeki karşılaştırma unsurlarını kontrol et.
Dizede 'gibi' edatı kullanılarak 'bin atlı' önce 'çocuğa', sonra 'dev gibi bir orduya' benzetilmiştir.
Aralarında ilgi bulunan iki unsurun ortak nitelik yönünden zayıf olanın güçlü olana yaklaştırılması teşbih sanatıdır.
3
Üçüncü dizedeki özne-yüklem ilişkisini analiz et.
İnsana özgü olan 'yorgunluk', 'hastalık' ve 'dargınlık' gibi niteliklerin 'çay' ve 'mehtap' varlıklarına verildiği tespit edildi.
İnsan dışı varlıklara insan kişiliği ve özellikleri kazandırılması teşhis (kişileştirme) sanatıdır.

Anahtar Kavram

Edebi sanatlarda anlamın güçlendirilmesi için başvurulan benzetme, abartma ve kişileştirme yöntemlerinin ayırt edilmesi.
Soru 4722Soru

Açık zincirli C4H6C_4H_6 kapalı formülüne sahip XX ve YY alkin izomerleri ile ilgili aşağıdaki bilgiler verilmektedir:

* XX bileşiği amonyaklı gümüş nitrat (Tollens) çözeltisi ile tepkimeye girerek beyaz çökelek oluşturur.
* YY bileşiği amonyaklı gümüş nitrat çözeltisi ile tepkime vermez.

Buna göre, XX ve YY bileşikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: XX bileşiği 1-bütin, YY bileşiği ise 2-bütin olarak adlandırılır.

Cevap

X bileşiği 1-bütin, Y bileşiği ise 2-bütin olarak adlandırılır.
Tollens çözeltisiyle (amonyaklı gümüş nitrat) tepkime verip beyaz çökelek oluşturan alkinler uç alkinlerdir. C4H6C_4H_6 kapalı formülüne sahip açık zincirli alkin izomerlerinden uç alkin olanı 1-bütin iken, tepkime vermeyen iç alkin izomeri ise 2-bütindir. Dolayısıyla X'in 1-bütin, Y'nin ise 2-bütin olduğunu belirten ifade doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
X ve Y bileşiklerinin uç veya iç alkin olma durumunu belirleme
X bileşiği amonyaklı gümüş nitrat (Tollens) çözeltisiyle beyaz çökelek oluşturduğundan uç alkindir. Y bileşiği ise Tollens ile tepkime vermediği için iç alkindir.
Uç alkinlerin üçlü bağ karbonlarında bulunan asidik hidrojen atomu metal iyonlarıyla yer değiştirme tepkimesi vererek çökelek oluşturabilir, ancak iç alkinlerde bu hidrojen bulunmadığından tepkime gerçekleşmez.
2
X ve Y bileşiklerinin yapı formüllerini ve IUPAC adlarını tespit etme
X bileşiği 1-bütin (CHCCH2CH3CH \equiv C - CH_2 - CH_3), Y bileşiği ise 2-bütin (CH3CCCH3CH_3 - C \equiv C - CH_3) olarak belirlenir.
Dört karbonlu açık zincirli monoalkin formülü C4H6C_4H_6'dır. Bu formüle uyan uç alkin izomeri sadece 1-bütin, iç alkin izomeri ise 2-bütindir.
3
Belirlenen yapılara göre seçeneklerin doğruluğunu değerlendirme
Doğru seçenekte X bileşiğinin 1-bütin, Y bileşiğinin 2-bütin olduğu belirtilmektedir.
Yapılan yapısal analiz bu adlandırma bilgisiyle tam olarak eşleşmektedir.

Anahtar Kavram

Uç ve iç alkinlerin yapısal farklılıkları, Tollens çözeltisi ile yer değiştirme tepkimeleri ve alkinlerin adlandırılması.
Soru 4723Soru

I. Metin
"Kandan kazalar göründü ise şerirler erdi. Kara koçtağlar durmuş idi, yıkıldı gitti. Ulu koca ağaçlar kurumuş idi, kırıldı gitti. Kansız karaca otağlar çöktü gitti. Erlik ile kardaşlığın sonu yok imiş. Ulaş oğlu Salur Kazan, başını kaldırdı, gözünü açtı; kardaşı Kara Göne’nin, oğlu Uruz’un, beylerinin şehit olduğunu gördü. Ağladı..."

II. Metin
"Kerem der ki: 'Aslı’m, hanım Aslı��m! Gel seninle bir ahdedelim. Sen benim olursan ben senin yoluna canımı feda edeyim.' Aslı ise: 'Ah Kerem, kader bizi bir araya getirmeyecek, keşiş babamın gazabı üzerimizdedir.' dedi. Kerem aldı sazı eline, bakalım ne söyledi:
Ateş-i aşkınla yandım kül oldum,
Hasretinden dertli dertli inlerim.
Gurbet elde bülbül gibi lal oldum,
Ah çektikçe dertlerimi dinlerim."

Yukarıda verilen iki farklı halk anlatısı örneği ve ait oldukları türlerin yapısal, tematik ve üslupsal özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. metnin ait olduğu türün yapısal bölümlerinden olan 'döşeme', masal türünün başlangıcındaki 'döşeme' bölümü gibi kalıplaşmış, mantık dışı tekerlemelerden oluşur ve dinleyiciyi gerçeklikten uzaklaştırmayı amaçlar.

Cevap

II. metnin ait olduğu türün yapısal bölümlerinden olan 'döşeme'nin, masal türünün başlangıcındaki 'döşeme' bölümü gibi kalıplaşmış, mantık dışı tekerlemelerden oluştuğunu ve dinleyiciyi gerçeklikten uzaklaştırmayı amaçladığını savunan ifade yanlıştır.
Halk hikâyelerindeki 'döşeme' bölümü, hikâyenin kahramanlarının, onların ailelerinin ve olayların geçtiği coğrafyanın dinleyiciye tanıtıldığı, görece gerçekçi tasvirlerin yer aldığı nesir (düz yazı) kısmıdır. Oysa masal türündeki 'döşeme' bölümü, tamamen hayal ürünü, mantık dışı ve kalıplaşmış tekerlemelerden oluşur. Dolayısıyla bu iki türün döşeme bölümlerini eş değer kabul eden ve aynı işleve sahip olduğunu öne süren seçenek yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinlerin türlerini ve kaynaklarını belirleme
I. metnin Dede Korkut Hikâyeleri'ne (Salur Kazan boyu), II. metnin ise Kerem ile Aslı halk hikâyesine ait olduğu tespit edilir.
Metinlerin ait olduğu halk anlatısı türlerini doğru saptamak, yapısal karşılaştırmalar için temel adımdır.
2
Halk hikâyeleri ile masal türünün yapısal bölümlerini karşılaştırma
Masallardaki 'döşeme' bölümünün mantık dışı, hayal ürünü tekerlemelerden oluştuğu, halk hikâyelerindeki 'döşeme'nin ise kahramanın ailesini ve çevresini tanıtan gerçekçi nesir parçası olduğu saptanır.
Bu iki türün 'döşeme' adını taşıyan bölümlerinin içerik ve işlevsel olarak tamamen farklı olduğunu ortaya koymak gerekir.
3
Diğer seçeneklerdeki bilgilerin doğruluğunu teyit etme
Dede Korkut'un destansı niteliği, nazım-nesir karışık yapı, duygusal sahnelerin şiirle aktarılması gibi özelliklerin doğruluğu onaylanır ve yanlış olan önerme kesinleştirilir.
Çeldiricilerin doğru bilgiler içerdiğinden emin olmak ve doğru cevabı netleştirmek.

Anahtar Kavram

Halk Anlatılarının Yapısal ve Türsel Özellikleri
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 4724Soru

Dede Korkut Hikâyeleri’nden alınan aşağıdaki parça inceleniyor:

*Salur Kazan der: 'Mere kâfir! Benim oğlum Uruz senin elinde esirdir, onu bana ver, sana ne istersen vereyim.' Kâfir der: 'Uruz'u sana vermeyiz, onu biz kilisede papaz yapacağız, senin dinini kötületeceğiz.' Salur Kazan kükredi, söyledi, görelim hanım ne söyledi:*
*Ağzı karam, dili belam kâfir!*
*Üzerimize gelen o yaman kâfir!*
*Oğlum Uruz'u esir eylemişsin,*
*Kara dinin yaymaya ant içmişsin.*
*Kopuzumu alıp boy boylamazsam,*
*Kara çelik ��z kılıcım sallamazsam,*
*Oğuz beylerini başıma toplamazsam,*
*Sana yurdumu dar eylemezsem,*
*Babam Bayındır Han’ın ekmeği bana haram olsun!*

Buna göre, bu metinden ve Dede Korkut Hikâyeleri’nin genel özelliklerinden hareketle yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dil ve imla özellikleri bakımından Kutadgu Bilig ve Divânu Lugâti't-Türk gibi Karahanlı (Hakaniye) sahasında şekillenen geçiş dönemi eserleriyle aynı dilsel coğrafyaya ait olup Doğu Türkçesinin ses ve şekil bilgisi yapısını yansıtmaktadır.

Cevap

Dede Korkut Hikâyeleri'nin Karahanlı (Hakaniye) sahasına ait olduğunu ve Doğu Türkçesinin özelliklerini yansıttığını savunan yargı yanlıştır; çünkü bu eser Batı Türkçesi (Oğuz Türkçesi) özellikleri taşır.
Dede Korkut Hikâyeleri, Kuzeydoğu Anadolu ve Kafkasya coğrafyasında Oğuz boylarının kendi içlerindeki ve komşularıyla olan mücadelelerini konu edinir. Eserin dili Karahanlı Türkçesi (Doğu Türkçesi) olmayıp, Eski Anadolu Türkçesi dönemine (Batı Türkçesi/Oğuz lehçesi) aittir. Bu nedenle Karahanlı sahasında yazılan Kutadgu Bilig veya Divânu Lugâti't-Türk gibi eserlerden dil ve coğrafya yönüyle tamamen ayrılır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen alıntıyı ve Dede Korkut Hikâyeleri'nin biçimsel (nazım-nesir) özelliklerini analiz etmek.
Alıntıda nesir (düz yazı) ile başlayıp duygu yoğunluğunun arttığı yerde manzum (şiirsel) yapıya geçildiği ve bunun Dede Korkut'a özgü 'soylama' geleneği olduğu tespit edilir.
Eserin nazım-nesir karışık yapısını ve anlatım özelliklerini doğrulamak amacıyla bu adım gerçekleştirilir.
2
Metindeki kavramsal dünyayı (İslami ve İslamiyet öncesi kültürel unsurları) incelemek.
Gaza/cihat fikrini yansıtan İslami ögeler (kâfir, din) ile eski Türk töresi ve sadakat unsurlarının (Bayındır Han'ın ekmeğine bağlılık) sentezlendiği görülür.
Eserin geçiş dönemi ürünü olarak taşıdığı senkretik (inanç sentezi) niteliği belirlemek için bu adım gereklidir.
3
Dede Korkut Hikâyeleri'nin dilsel coğrafyasını ve diğer geçiş dönemi eserleriyle olan ilişkisini değerlendirmek.
Dede Korkut Hikâyeleri'nin Kuzeydoğu Anadolu ve Azerbaycan sahasında, Batı Türkçesi (Oğuzca) ile şekillendiği; oysa Kutadgu Bilig gibi eserlerin Karahanlı (Hakaniye) sahasında (Doğu Türkçesi) yazıldığı tespit edilir.
Eserin dilsel kimliğini ve edebi coğrafyasını netleştirerek yanlış olan yargıyı belirlemek için bu adım atılır.

Anahtar Kavram

Dede Korkut Hikâyeleri'nin dil, coğrafya, nazım-nesir yapısı ve geçiş dönemi özellikleri bakımından edebi kimliği

Alternatif Yöntem

Eserin dil özelliklerini (Oğuz Türkçesi) ve coğrafyasını (Kuzeydoğu Anadolu/Kafkasya) göz önünde bulundurarak Karahanlı (Orta Asya/Doğu Türkçesi) sahasına ait diğer geçiş dönemi eserleriyle olan temel farklarını hatırlamak, yanlış olan seçeneği doğrudan belirlemeyi kolaylaştırır.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 4725Soru

Hasan Asaf’ın 1895 yılında Malumat gazetesinde yayımlanan bir manzumesindeki 'abes' (عب��) ve 'muktebes' (مقتبس) kelimelerinin kafiyeli kabul edilip edilmeyeceği üzerine başlayan tartışma, Türk edebiyatında eski-yeni mücadelesinin en hararetli kırılma noktalarından biri olmuştur. Recaizade Mahmut Ekrem, bu tartışmada yeni edebiyat cephesinin kuramsal öncülüğünü üstlenerek 'kafiye kulak içindir' tezini savunmuş ve bu görüş Servet-i Fünun topluluğunun da estetik temellerini hazırlamıştır.

Buna göre, Recaizade Mahmut Ekrem’in 'kafiye kulak içindir' teziyle savunduğu temel estetik yönelim ve bu yönelimin Tanzimat II. Dönem Türk şiirindeki yansıması aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak açıklanm��ştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arap harflerinin görsel biçimlerinden ziyade seslerin işitilme ve telaffuz edilme özelliklerinin esas alınması gerektiğini vurgulamış; şiirin biçimsel prangalardan kurtularak bireysel duygu, hayal ve içsel ahenge dayalı modern bir yapı kazanmasının önünü açmıştır.

Cevap

Arap harflerinin görsel biçimlerinden ziyade seslerin i��itilme ve telaffuz edilme özelliklerinin esas alınması gerektiğini vurgulayan ve şiirin bireysel duygu, hayal ve içsel ahenge dayalı modern bir yapı kazanmasının önünü açtığını belirten seçenek.
Recaizade Mahmut Ekrem'in öncülük ettiği 'kafiye kulak içindir' tezi, abes ve muktebes kelimelerinin Arap harfleriyle yazılışlarındaki farklılığın (sin ve sad harfleri) kulaktaki ses birliğini engellemeyeceğini savunur. Bu görüş, şiiri klasik divan estetiğinin şekilci kalıplarından kurtararak bireysel hislerin, hayallerin ve musikiye dayalı içsel bir ahengin öne çıktığı yeni bir şiir anlayışına (Tanzimat II. Dönem ve sonrasında Servet-i Fünun) temel oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Abes-muktebes tartışmasının taraflarını ve savundukları temel tezleri belirlemek.
Hasan Asaf'ın şiiri üzerinden başlayan abes-muktebes tartışmasında Recaizade Mahmut Ekrem'in 'kafiye kulak içindir', Muallim Naci'nin ise 'kafiye göz içindir' anlayışını savunduğu belirlenir.
Tartışmanın odağını ve savunulan temel tezleri doğru tespit etmek sorunun çözümü için ilk adımdır.
2
Recaizade Mahmut Ekrem'in 'kafiye kulak içindir' teziyle neyi amaçladığını kuramsal düzeyde incelemek.
Bu tezin, Arap harflerinin görsel biçimsel kuralları yerine seslerin işitsel uyumuna (telaffuzuna) odaklandığı ve şiiri şekilci kısıtlamalardan kurtarmayı hedeflediği anlaşılır.
Tezin içeriğini ve estetik kuramını kavramak seçenekleri değerlendirmek için gereklidir.
3
Tanzimat II. Dönem şiir estetiği ile bu tezin ilişkisini kurmak.
Biçimci kuralların esnetilmesinin, şairlerin bireysel duygu ve hayallerini daha serbest ve ahenkli bir biçimde ifade etmelerine zemin hazırladığı, bunun da Servet-i Fünun şiirine giden yolu açtığı belirlenir.
Edebi akımlar ve dönemler arasındaki gelişim çizgisini ve estetik etkileşimi kurmak sorunun doğru cevabına ulaşmayı sağlar.
4
Seçenekleri bu estetik ilkeler çerçevesinde değerlendirmek.
Harflerin görsel biçimlerinden ziyade seslerin telaffuz ve işitilme uyumunun esas alınarak bireysel temaların serbestçe ifade edilmesini savunan seçeneğin doğru olduğu; diğer seçeneklerin ise dönem farklarını karıştırma veya kavramsal hatalar içerme sebebiyle yanlış olduğu sonucuna varılır.
Analiz edilen kuramsal bilgiyi seçeneklerle karşılaştırarak doğru cevabı doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Tanzimat II. Dönem Edebiyatı ve Estetik Tartışmalar (Zemzeme - Demdeme)
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 4726Soru

Protein sentezi sürecinde görev alan farklı nükleik asit dizileri ile bu dizilerin işlevsel özellikleri ve birbirleriyle olan ilişkileri aşağıda verilmiştir. Sol sütunda yer alan nükleotit dizilerini, sağ sütundaki uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kalıp DNA ipliğindeki 3TAS53' - TAS - 5' dizisi
mRNA üzerindeki 5UAG35' - UAG - 3' dizisi
tRNA üzerindeki 3UAC53' - UAC - 5' dizisi
Kalıp olmayan DNA ipliğindeki 5ATG35' - ATG - 3' dizisi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kalıp DNA'daki 3TAS53' - TAS - 5' dizisi başlangıç kodonunun kalıbıdır; 5UAG35' - UAG - 3' dizisi durdurma kodonudur; 3UAC53' - UAC - 5' antikodonu başlangıç kodonuyla eşleşir; kalıp olmayan 5ATG35' - ATG - 3' dizisi ise mRNA ile aynı nükleotit dizilimine sahiptir.
Doğru eşleştirmede; DNA'daki TAS dizisi başlangıç kodonunun kaynağıdır, UAG protein sentezini bitirir, UAC antikodonu başlangıç kodonunu tanır ve ATG dizisi mRNA'nın DNA üzerindeki kopyası (kodlayan iplik) gibidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kalıp DNA'dan mRNA sentezi analiz edilir.
3TAS53' - TAS - 5' kalıp ipliğinden 5AUG35' - AUG - 3' başlangıç kodonu sentezlenir.
Transkripsiyon 353' \rightarrow 5' yönündeki kalıp üzerinden 535' \rightarrow 3' yönünde gerçekleşir.
2
Durdurma kodonları tanımlanır.
UAGUAG dizisinin translasyonu sonlandıran bir stop kodonu olduğu belirlenir.
UAAUAA, UAGUAG ve UGAUGA kodonlarının tRNA'da antikodon karşılığı yoktur.
3
Antikodon ve kodon arasındaki tamamlayıcılık kontrol edilir.
3UAC53' - UAC - 5' antikodonunun 5AUG35' - AUG - 3' kodonuyla hidrojen bağı kuracağı saptanır.
Kodon ve antikodon birbirine antiparalel ve baz eşleşmesi kurallarına (A-U, G-C) uygun bağlanır.
4
Kalıp olmayan iplik ile mRNA ilişkisi kurulur.
DNA'nın kalıp olmayan ipliği (5ATG35' - ATG - 3') ile mRNA'nın (5AUG35' - AUG - 3') aynı dizilimde olduğu görülür.
Kalıp olmayan iplik, mRNA sentezlenirken mRNA ile birebir aynı anlamlı sırayı korur.

Anahtar Kavram

Genetik bilginin DNA'dan mRNA ve tRNA'ya aktarımındaki nükleotit tamamlayıcılığı ve yön prensipleri.
Soru 4727Soru

Hücrelerde gerçekleşen genetik bilgi akışı sürecinde; DNA üzerindeki genetik kodlar, mRNA üzerindeki kodonlar ve tRNA üzerindeki antikodonlar arasında belirli bir uyum ve ilişki bulunmaktadır.

Buna göre; genetik şifre, kodon ve antikodon özellikleri ile ilgili,

I. Bir canlıdaki 64 çeşit kodonun tamamı, ribozomda kendine uygun bir antikodonla eşleşerek polipeptit zincirine amino asit eklenmesini sağlar.
II. Genetik kodun dejenerasyonu (bir amino asidin birden fazla kodonla şifrelenebilmesi) sayesinde, DNA üzerindeki bazı nokta mutasyonları sentezlenen proteinin yapısını etkilemeyebilir.
III. DNA'nın kalıp ipliğindeki bir genetik kodun nükleotit dizilimi ile bu koda uygun antikodona sahip tRNA'nın nükleotit dizilimi (Timin ve Urasil farkı hariç) aynıdır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

Genetik kodun dejenerasyonu mutasyonlara karşı koruma sağlar ve DNA kalıp ipliği ile tRNA antikodon dizilimi (T/U farkıyla) aynıdır.
Genetik kodun dejenerasyonu sayesinde bir amino asidin birden fazla kodonla şifrelenebilmesi mutasyonların etkisini minimize eder. Ayrıca, DNA'nın kalıp ipliği ile tRNA antikodonu her ikisi de mRNA'ya komplementer olduğu için nükleotit dizilimleri (T/U farkı hariç) birbirinin aynısıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kodon ve antikodon çeşitlerini değerlendirme
64 çeşit kodondan 3 tanesi (UAA, UAG, UGA) durdurucu kodondur ve bunlara karşılık gelen bir tRNA/antikodon yoktur.
Durdurucu kodonlar protein sentezini bitirir, amino asit şifrelemezler.
2
Kod dejenerasyonunun etkisini analiz etme
Bir amino asit birden fazla kodonla şifrelenebildiği için (örneğin; GUUGUU, GUCGUC, GUAGUA ve GUGGUG valini şifreler), DNA'da son nükleotitte olan bir mutasyon yine aynı amino asidin gelmesini sağlayabilir.
Bu durum proteinin amino asit diziliminin korunmasını sağlar.
3
DNA kalıp ipliği ile tRNA antikodonu arasındaki dizilim ilişkisini kurma
DNA kalıp ipliği 353' \rightarrow 5' yönündedir, mRNA 535' \rightarrow 3' yönünde sentezlenir. tRNA antikodonu ise mRNA'ya komplementer olarak 353' \rightarrow 5' yönünde bağlanır. Bu durumda kalıp iplik ve antikodon dizilimi paralel ve aynı baz sırasına sahip olur (T yerine U gelmesi şartıyla).
Komplementerliğin komplementeri orijinal dizilime geri döner.

Anahtar Kavram

Genetik kodun evrenselliği, dejenerasyonu ve translasyon eşleşme kuralları.

Alternatif Yöntem

DNA kalıp ipliği: 3'-TAC-5', mRNA kodonu: 5'-AUG-3', tRNA antikodonu: 3'-UAC-5'. Bu örnek üzerinden dizilimlerin benzerliği somutlaştırılabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4728Soru

Genetik bilginin protein yapısındaki amino asit dizisine aktarılması sürecinde görev alan temel birimler ile bu birimlerin işlevsel/sayısal özelliklerini aşağıda verilen listeden uygun şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Genetik kodun esnekliği (Degenerasyon)
Translasyon başlangıcı (AUG kodonu)
Antikodon bölgesi
Sentez terminasyonu (Stop kodonları)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşme şu şekildedir: Genetik kodun esnekliği ile mutasyonlara karşı tolerans sağlanması; Translasyon başlangıcı ile metiyonin şifrelenmesi ve sentez tetiklenmesi; Antikodon bölgesi ile mRNA-tRNA arası hidrojen bağı kurulması; Sentez terminasyonu ile serbest bırakma faktörünün devreye girmesi eşleşir.
Doğru eşleşme, translasyonun nükleotit düzeyindeki kurallarını yansıtır. Genetik kodun esnekliği (dejenere kod), sessiz mutasyonların temelidir. AUG kodonu evrensel bir başlangıç sinyalidir. Antikodon, tRNA'nın kodon okuma birimidir. Stop kodonları ise translasyonu sonlandıran, amino asit karşılığı olmayan dizilerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Kodon ve Antikodon kavramlarını analiz etme
mRNA üzerindeki üçlü dizilere kodon, tRNA üzerindeki tamamlayıcı dizilere antikodon denir.
Protein sentezinin nükleotit düzeyindeki temel mekanizmasını anlamak için gereklidir.
2
Başlama ve durdurma mekanizmalarını değerlendirme
AUG başlangıç kodonu olup metiyonin kodlar; UAA, UAG ve UGA ise durdurucu kodonlardır ve amino asit karşılıkları yoktur.
Sentezin sınırlarını belirleyen nükleotit dizilerini tanımlamak için gereklidir.
3
Kod dejenereasyonu (esneklik) kavramını inceleme
Doğada 20 çeşit amino asit bulunmasına rağmen 61 çeşit anlamlı kodon olması, bir amino asidin birden fazla kodonla şifrelenmesine yol açar.
Genetik şifrenin sayısal dengesizliğinin biyolojik avantajını (mutasyon koruması) açıklamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Genetik kod, kodon ve antikodon arasındaki sayısal ve işlevsel ilişkiler.
Soru 4729Soru

Bir hücrede, belirli bir amino asidi (XX amino asidi) taşıyan bir tRNA molekülünün antikodon bölgesinde meydana gelen bir mutasyon sonucunda, bu tRNA molekülü artık mRNA üzerindeki farklı bir kodonla eşleşmeye başlamıştır. Bu mutasyona rağmen, hücrede sentezlenen ilgili proteinin amino asit diziliminin değişmediği ve fonksiyonunu normal bir şekilde sürdürdüğü tespit edilmiştir.

Buna göre;

I. Bazı amino asit çeşitlerinin birden fazla kodon tarafından şifrelenebilmesi, mutasyonun fenotipik etkisini engellemiştir.
II. Mutasyona uğrayan tRNA molekülü, ilgili aminoaçil tRNA sentetaz enzimi tarafından yine XX amino asidi ile yüklenmiştir.
III. Genetik kodun evrensel olması, antikodon değişimine rağmen aynı amino asidin zincire eklenmesini garanti altına almıştır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Bir amino asidin birden fazla kodonla şifrelenebilmesi ve tRNA'nın hala aynı amino asidi taşıması nedeniyle protein yapısı korunmuştur.
Protein sentezinde görevli 61 çeşit kodonun (durdurucu kodonlar hariç) 20 çeşit amino asidi şifrelemesi, bir amino asidin birden fazla kodon tarafından belirlenebilmesine (dejenerasyon) olanak sağlar. Antikodon değişmesine rağmen proteinin değişmemesi, yeni kodon-antikodon eşleşmesinin yine aynı amino asidi sağladığını kanıtlar. Bu durum, tRNA'nın hala aynı amino asit ile yüklendiğini de gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Protein diziliminin değişmemesi durumunu analiz etme
Dizilim değişmediğine göre mutasyon 'sessiz' kalmıştır.
Antikodon değişmesine rağmen aynı amino asit eklendiği için polipeptit zinciri korunmuştur.
2
Kodon ve amino asit ilişkisini değerlendirme
Bir amino asidin birden fazla kodon karşılığı olabilir.
Genetik kodun dejenerasyonu sayesinde, mutasyonla değişen yeni antikodonun bağlandığı kodon da başlangıçtaki ile aynı amino asidi ifade eder.
3
tRNA'nın taşıdığı amino asidi kontrol etme
tRNA hala XX amino asidini taşımaktadır.
Proteinin yapısı değişmediği için, mutasyonlu tRNA'nın ribozoma hala doğru amino asidi (XX) getirmesi zorunludur.
4
Evrensellik kavramını irdeleme
Evrensellik bu durumun nedeni değildir.
Evrensellik, aynı kodonun farklı canlılarda aynı amino asidi şifrelemesidir; bir mutasyonun etkisini telafi eden bir mekanizma değildir.

Anahtar Kavram

Genetik Kodun Dejenerasyonu (Redundancy)

Daha Fazla Pratik

Sessiz mutasyonların evrimsel süreçteki önemi ve mRNA üzerindeki etkileri üzerine çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4730Soru

Ökaryotik bir hücrede gerçekleşen transkripsiyon (yazılım) mekanizmasıyla ilgili;

I. RNA polimeraz enzimi, ilgili gen bölgesindeki DNA çift sarmalını açarak zayıf hidrojen bağlarının kopmasını sağlar.
II. RNA polimeraz, DNA polimerazdan farklı olarak, yeni bir nükleotit zincirini başlatabilmek için serbest bir 3OH3' \text{—} OH ucuna (primere) ihtiyaç duymaz.
III. RNA sentezi, DNA'nın kalıp ipliği üzerinden 535' \rightarrow 3' yönünde ilerleyen bir okuma ile gerçekleştirilir.
IV. Sentezlenen RNA molekülü, ilgili genin kalıp olmayan (kodlayan) ipliği ile —Timin yerine Urasil gelmesi hariç— aynı nükleotit dizilimine sahiptir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve IV

Cevap

Transkripsiyon sürecinde RNA polimeraz hem DNA'yı açar hem sentezi gerçekleştirir, primere ihtiyaç duymaz ve kalıp ipliği 3' ucundan 5' ucuna doğru okuyarak kodlayan ipliğe benzer bir RNA sentezler.
Transkripsiyon mekanizmasında RNA polimeraz enzimi hem DNA sarmalını açar hem de RNA sentezini gerçekleştirir (I doğru). DNA polimerazdan farklı olarak RNA polimerazın bir primere ihtiyacı yoktur (II doğru). Kalıp iplik 353' \rightarrow 5' yönünde okunurken, RNA 535' \rightarrow 3' yönünde sentezlenir; bu durumda RNA'nın dizilimi, kalıp olmayan yani kodlayan iplikle (T yerine U gelmesi dışında) birebir aynı olur (IV doğru).

Adım Adım Çözüm

1
Enzim fonksiyonlarını değerlendir.
RNA polimeraz, transkripsiyon sırasında hem helikaz (bağ koparma) hem de polimeraz (nükleotit ekleme) görevlerini üstlenir.
Transkripsiyonda tek bir ana enzim (RNA polimeraz) sarmalı açıp sentezi başlatır.
2
Replikasyon ile primer gereksinimini karşılaştır.
RNA polimeraz, DNA polimerazın aksine nükleotitleri sıfırdan bağlamaya başlayabilir.
RNA polimerazın de novo sentez yeteneği vardır, bu yüzden RNA primerine ihtiyaç duymaz.
3
Okuma ve sentez yönünü analiz et.
Kalıp iplik 353' \rightarrow 5' yönünde okunur, RNA zinciri 535' \rightarrow 3' yönünde uzar.
Enzimler nükleotitleri daima yeni zincirin 33' ucuna ekler, bu yüzden kalıp antiparalel olarak 33''den 55''e okunur.
4
İplik isimlendirmelerini kontrol et.
RNA, kalıp ipliğin tamamlayıcısıdır; bu durum onu kalıp olmayan (kodlayan) ipliğin nükleotit dizilimiyle aynı yapar (T/U farkıyla).
Her iki iplik de (RNA ve kodlayan iplik) kalıp ipliğe tamamlayıcı olduğu için birbirleriyle aynı dizilime sahiptirler.

Anahtar Kavram

Transkripsiyon sırasında RNA polimerazın kalıp ipliği 3' → 5' yönünde okuması ve yeni RNA zincirini 5' → 3' yönünde sentezlemesi.

Alternatif Yöntem

Eğer bir DNA dizisi üzerinden mRNA sentezlemeniz istenirse, sadece 'kodlayan ipliği' alıp tüm T harflerini U harfine dönüştürerek doğrudan mRNA'yı bulabilirsiniz. Bu, kalıp ipliği tek tek eşleştirmekten çok daha hızlı bir yöntemdir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4731Soru

Ökaryot bir hücrede gerçekleşen transkripsiyon (yazılım) sürecine ait bazı olaylar aşağıda verilmiştir. Bu olayların transkripsiyon mekanizmasındaki gerçekleşme sırası aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Transkripsiyon süreci; RNA polimerazın promotöre bağlanmasıyla başlar, nükleotitlerin kalıp ipliğe uygun dizilmesi ve aralarında fosfodiester bağlarının kurulmasıyla devam eder, sonlandırıcı diziye ulaşıldığında mRNA'nın ayrılması ve DNA'nın tekrar kapanmasıyla tamamlanır.
Transkripsiyon süreci önce enzimin genin başlangıç bölgesini (promotör) tanımasıyla başlar. Ardından DNA'nın anlamlı zinciri üzerinden nükleotit eşleşmeleri yapılır. Bu eşleşmeyi takiben enzim, nükleotitleri fosfodiester bağlarıyla birleştirerek mRNA zincirini uzatır. Enzim sonlandırıcı bölgeye geldiğinde süreç durur ve enzim ile mRNA ayrılır; sonuçta DNA tekrar sarmal yapısına kavuşur.

Adım Adım Çözüm

1
Başlangıç kompleksinin kurulması
RNA polimerazın promotöre bağlanması ve DNA'nın açılması
Enzim, genin başlangıç noktasını tanımalı ve kalıp ipliği erişilebilir kılmalıdır.
2
Baz eşleşmesi (Hidrojen bağı kurulumu)
Kalıp ipliğe uygun ribonükleotitlerin getirilmesi
Genetik bilginin doğru aktarılması için bazların (A, U, G, C) karşılıklı gelmesi ön şarttır.
3
Polimerizasyon (Fosfodiester bağı kurulumu)
mRNA zincirinin 535' \rightarrow 3' yönünde uzaması
RNA polimeraz nükleotitleri birbirine bağlayarak polimer yapıyı oluşturur.
4
Sonlanma ve ayrılma
mRNA'nın kalıptan ve enzimden ayrılması
Durdurucu sinyal (terminasyon), sentezin durması gerektiğini bildirir.
5
DNA'nın re-anneal (yeniden birleşme) süreci
DNA'nın tekrar sarmal hal alması
Hidrojen bağlarının tekrar kurulmasıyla DNA yapısı korunur.

Anahtar Kavram

Transkripsiyon mekanizmasının evreleri (Başlama, Uzama, Sonlanma)
Soru 4732Soru

Ökaryotik bir hücrede protein sentezi sırasında gerçekleşen translasyon (okuma) mekanizması ve ribozomun işleyişi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Peptit bağı oluşumu, ribozomun büyük alt biriminde yer alan rRNA molekülünün katalizörlük yaptığı bir ribozim aktivitesi sonucu gerçekleşir.

Cevap

Peptit bağlarının kurulması ribozomun büyük alt birimindeki rRNA'nın katalitik etkisi (ribozim) ile gerçekleşir.
Translasyon sırasında amino asitler arasında peptit bağlarının kurulması, ribozomun büyük alt biriminde bulunan rRNA (örneğin ökaryotlarda 28S rRNA) tarafından katalizlenir. RNA moleküllerinin enzim gibi davranabildiği bu duruma 'ribozim' aktivitesi denir.

Adım Adım Çözüm

1
Ribozomun katalitik merkezini belirleme
Peptit bağı oluşumu büyük alt birimde gerçekleşir.
Büyük alt birim, tRNA'ların bağlandığı A ve P bölgelerini barındırır ve polipeptit zincirinin uzamasını sağlar.
2
Katalizörün türünü analiz etme
rRNA molekülü enzim gibi davranarak bağı kurar.
Geleneksel protein bazlı enzimler yerine RNA'nın katalizörlük yapması 'ribozim' kavramıyla açıklanır.
3
Enerji ve yön gereksinimlerini kontrol etme
Okuma yönü 535' \rightarrow 3' olup süreçte ATP/GTP harcanır.
Translasyon aktif bir süreçtir ve mRNA üzerindeki nükleotit dizisi belirli bir yönde okunmalıdır.

Anahtar Kavram

Ribozim Aktivitesi ve Translasyon Yönü
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4733Soru

Ökaryotik bir hücrede gerçekleşen translasyon (protein sentezi) mekanizmasına ait bazı temel olaylar ve bu olayların gerçekleşme prensipleri aşağıda verilmiştir. Buna göre, sol sütundaki translasyon basamaklarını sağ sütundaki uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Amino asitler arasında peptit bağlarının kurulması
Translasyonun başlatılması
Polipeptit sentezinin sonlandırılması
Kullanılan tRNA'nın ribozomdan ayrılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Peptit bağları rRNA katalizörlüğünde kurulur; başlama için mRNA, küçük alt birim ve tRNA birleşir; sonlanma salınım faktörü proteini ile olur; tRNA çıkışı E bölgesinden gerçekleşir.
Translasyon sürecinde peptit bağlarının oluşumu ribozomal RNA (rRNA) tarafından katalizlenir. Başlama aşamasında küçük alt birim mRNA ile etkileşime girerken, sonlanma aşamasında durdurucu kodonlar tRNA yerine bir protein olan salınım faktörü tarafından tanınır. Yüksüzleşen tRNA'lar ise ribozomun E (Exit) bölgesinden ayrılır.

Adım Adım Çözüm

1
Peptit bağı oluşum mekanizmasının belirlenmesi
Peptit bağı oluşumu büyük alt birimdeki rRNA tarafından katalizlenir (Ribozim aktivitesi).
Protein sentezinde peptit bağı kurma görevi protein yapılı bir enzime değil, doğrudan rRNA'ya aittir.
2
Başlama kompleksinin bileşenlerinin analizi
Küçük alt birim mRNA'ya bağlanır ve başlangıç tRNA'sı gelir.
Translasyonun başlaması için büyük alt birim gelmeden önce bu üçlü yapının kurulması zorunludur.
3
Sonlanma kodonlarının işleyişinin incelenmesi
Durdurucu kodonlara salınım faktörü proteini bağlanır.
Hücrede durdurucu kodonlara karşılık gelen bir antikodon (ve dolayısıyla tRNA) bulunmaz.
4
tRNA'nın ribozom üzerindeki hareketinin takibi
Yüksüz tRNA'nın E bölgesinden ayrılması.
P bölgesinde amino asidini bırakan tRNA, ribozom kaydıktan sonra E bölgesine geçer ve buradan sitoplazmaya döner.

Anahtar Kavram

Translasyon Mekanizması ve Ribozom Bölgeleri
Soru 4734Soru

Ökaryotik bir hücrede gerçekleşen translasyon (okuma) süreci; mRNA, tRNA molekülleri ve ribozom organelinin koordineli çalışmasıyla yürütülür. Polipeptit sentezinin başlangıcından bitişine kadar geçen süreçte ribozomun işleyişiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: mRNA üzerindeki durdurucu kodonlar (UAA, UAG veya UGA) ribozomun A bölgesine ulaştığında, bu kodonları tanıyan özel bir tRNA molekülü bölgeye bağlanarak sentezi durdurur.

Cevap

Durdurucu kodonlara uygun antikodon taşıyan bir tRNA molekülü bulunmaz; bunun yerine salınım faktörü proteini bağlanır.
Translasyonun sonlanma aşamasında, durdurucu kodonlar (UAA, UAG, UGA) ribozomun A bölgesine geldiğinde, bu kodonlara bağlanacak herhangi bir tRNA bulunmaz. Bunun yerine, bu kodonları tanıyan ve yapısı tRNA'ya benzeyen 'salınım faktörü' (release factor) denilen özel bir protein A bölgesine bağlanır. Bu protein, polipeptit zinciri ile tRNA arasındaki bağı hidroliz ederek proteinin serbest kalmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Ribozomun translasyon bölgelerinin (A, P, E) işlevlerini analiz etme.
Başlatıcı tRNA hariç tüm tRNA'lar A bölgesinden giriş yapar, P bölgesinde polipeptit zinciri uzar, E bölgesinden boş tRNA'lar çıkar.
Translasyonun mekanik akışını anlamak için bölgelerin sırasını bilmek gerekir.
2
Uzama ve translokasyon yönünü belirleme.
Ribozom mRNA'yı 5' -> 3' yönünde okur ve GTP harcayarak her seferinde bir kodon (3 nükleotit) kayar.
Sentezin yönü ve enerji gereksinimi mekanizmanın temelidir.
3
Sonlanma evresindeki moleküler etkileşimi inceleme.
UAA, UAG ve UGA kodonları için herhangi bir tRNA ve antikodon eşleşmesi gerçekleşmez. Bu boşluğa salınım faktörü (release factor) adı verilen protein yerleşir.
Genetik kodun durdurucu sinyallerinin nasıl fiziksel bir duruşa dönüştüğünü saptamak.

Anahtar Kavram

Translasyonun Sonlanma Mekanizması ve Salınım Faktörü
Soru 4735Soru

Ökaryotik bir hücrede gerçekleşen translasyon (okuma) sürecine ait bazı basamaklar aşağıda verilmiştir. Bu olayların gerçekleşme sırasını mantıksal ve kronolojik olarak düzenleyiniz.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: mRNA'nın bağlanması, başlangıç tRNA'sının AUG kodonu ile eşleşmesi, büyük alt birimin katılımı, peptit bağlarının kurulması ve translokasyon olayı şeklindedir.
Translasyon süreci, mRNA'nın ribozomun küçük alt birimi tarafından tanınmasıyla başlar (başlama). Ardından ilk tRNA (Met-tRNA) hidrojen bağlarıyla başlangıç kodonuna bağlanır. Bu iki olay gerçekleştikten sonra büyük alt birim komplekse dahil olur ve işlevsel ribozom oluşur. Uzama evresinde ise tRNA'lar sırayla A bölgesine gelir, peptit bağları kurulur ve ribozom her seferinde bir kodon kayarak (translokasyon) süreci devam ettirir.

Adım Adım Çözüm

1
Başlangıç aşamasının ilk adımını belirlemek.
mRNA'nın küçük alt birime bağlanması.
Translasyon, mRNA'nın küçük alt birim tarafından tanınmasıyla başlar.
2
Başlangıç tRNA'sının yerleşimini belirlemek.
Metiyonin taşıyan tRNA'nın başlangıç kodonuna (AUG) bağlanması.
Eukaryotlarda mRNA bağlandıktan sonra tRNA uygun kodonu bulur.
3
Ribozomun tam formuna geçişini belirlemek.
Büyük alt birimin eklenmesi.
Küçük alt birim, mRNA ve tRNA bir araya geldikten sonra büyük alt birim gelerek kompleksi tamamlar.
4
Uzama evresinin ilk kimyasal adımını belirlemek.
Peptit bağı sentezi.
İkinci tRNA A bölgesine geldiğinde, amino asitler arasında peptit bağı kurulur.
5
Ribozomun hareketini belirlemek.
Translokasyon (kayma).
Bağ kurulduktan sonra ribozom bir sonraki kodona geçer.

Anahtar Kavram

Translasyonun Başlama ve Uzama Mekanizması
Soru 4736Soru

Ökaryotik bir hücrede gerçekleşen translasyon (okuma) süreci ve ribozomun bu süreçteki işleyişi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ribozom mRNA üzerinde 535' \rightarrow 3' yönünde ilerlerken, tRNA'ların antikodonları ile mRNA kodonları arasında baz eşleşmesi kuralına göre geçici hidrojen bağları kurulur.

Cevap

Ribozomun mRNA üzerinde 535' \rightarrow 3' yönünde hareket etmesi ve kodon-antikodon etkileşiminin hidrojen bağlarıyla sağlanması doğru bir açıklamadır.
Translasyon sürecinde ribozomun mRNA üzerindeki okuma yönü 535' \rightarrow 3' şeklindedir. Bu süreçte tRNA'lar, taşıdıkları amino asitleri mRNA'daki şifreye uygun olarak getirdiklerinde, antikodon ve kodon bölgeleri arasında geçici ve zayıf hidrojen bağları kurularak amino asitlerin doğru sırayla dizilmesi garanti altına alınır.

Adım Adım Çözüm

1
Ribozomun hareket yönünün belirlenmesi
Ribozom mRNA'yı her zaman 55' ucundan başlayarak 33' ucuna doğru okur.
Genetik bilginin polipeptit zincirine doğru aktarılması için ribozomun yönsel bir okuma yapması gerekir.
2
tRNA ve mRNA etkileşiminin analiz edilmesi
tRNA antikodonları ile mRNA kodonları arasında komplementer (tamamlayıcı) baz eşleşmesi gerçekleşir.
Doğru amino asidin polipeptit zincirine eklenmesi için antikodon-kodon arasındaki zayıf hidrojen bağları kritik rol oynar.
3
Diğer metabolik olaylarla ilişkinin değerlendirilmesi
Protein sentezi hücrenin canlılık faaliyetlerinin devamı için her an gereklidir ve replikasyondan bağımsızdır.
Replikasyon sadece hücre bölünmesi öncesinde gerçekleşirken, protein sentezi metabolik ihtiyaçlara göre sürekli devam eder.

Anahtar Kavram

Translasyon, genetik şifrenin ribozom organelinde okunarak amino asit dizisine dönüştürülmesi sürecidir.
Soru 4737Soru

Canlılarda enerji dönüşümlerinin temel molekülü olan ATP (adenozin trifosfat), hücrenin anabolik faaliyetleri için gerekli olan serbest enerjiyi sağlar. ATP'nin yapısı ve hücre içindeki döngüsü incelendiğinde; bağ çeşitleri, üretim yöntemleri ve kullanım alanları bakımından belirli sınırlar olduğu görülür.

Buna göre, ATP molekülünün yapısı ve canlılardaki fosforilasyon çeşitleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: ATP molekülünün yapısında; adenin bazı ile riboz şekeri arasında glikozit bağı, şeker ile ilk fosfat grubu arasında ester bağı, fosfat gruplarının kendi aralarında ise yüksek enerjili fosfat bağları bulunur.

Cevap

ATP molekülünün yapısında baz-şeker arasında glikozit, şeker-fosfat arasında ester ve fosfatlar arasında yüksek enerjili bağlar bulunur.
ATP molekülü adenin azotlu organik bazı, beş karbonlu riboz şekeri ve üç fosfat grubundan oluşur. Adenin ve riboz arasında kurulan bağ glikozit, riboz ve ilk fosfat arasındaki bağ ester bağıdır. Sondaki iki fosfat arasındaki bağlar ise yüksek enerjili fosfat bağlarıdır ve koparıldıklarında yaklaşık 7.3 kcal enerji açığa çıkarırlar.

Adım Adım Çözüm

1
ATP'nin moleküler yapısını analiz etme.
Adenin + Riboz = Adenozin (Glikozit bağı ile). Adenozin + P = AMP (Ester bağı ile). AMP + P + P = ATP (Fosfatlar arası yüksek enerjili bağlar).
Moleküler bileşenler arasındaki bağ türlerini doğru saptamak sorunun temelini oluşturur.
2
ATP tüketim alanlarını değerlendirme.
Hidroliz (sindirim) tepkimelerinde ATP harcanmadığı, dehidrasyon ve aktif taşıma gibi olaylarda harcandığı belirlenir.
Öğrencilerin en yaygın hatası olan 'sindirimde ATP harcanır' yanılgısını elemek gerekir.
3
Fosforilasyon çeşitlerinin hücre içindeki yerini karşılaştırma.
Fotofosforilasyon ATP'sinin kloroplasta özgü olduğu, substrat düzeyinde fosforilasyonun ise hem sitoplazma (glikoliz) hem de mitokondride (Krebs) gerçekleştiği sonucuna varılır.
Hücresel enerji ekonomisinin sınırlarını ve organeller arası ATP transfer kurallarını analiz etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

ATP Döngüsü ve Enerji Transferi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4738Soru

Bir bitki hücresindeki kloroplastlarda gerçekleşen fotosentez tepkimeleri sırasında, ışığın soğurulmasından itibaren elektronun fotosistemden ayrılmasına kadar geçen süreçte gözlenen aşağıdaki olayları, gerçekleşme sırasına göre düzenleyiniz.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Işık enerjisinin fotosistemde izlediği yol sırasıyla: Karotenoidler tarafından fotonun yakalanması, anten kompleksindeki pigmentler arası enerji aktarımı, enerjinin tepkime merkezindeki klorofil a molekülüne ulaşması, klorofil a'nın uyarılmasıyla yükseltgenmesi ve son olarak fırlatılan elektronun birincil elektron alıcısı tarafından yakalanması şeklindedir.
Doğru sıralama, fotonların yardımcı pigmentler (karotenoidler) tarafından yakalanmasıyla başlar. Ardından anten kompleksindeki diğer pigmentler arası enerji aktarımı gerçekleşir. Bu enerji tepkime merkezindeki klorofil a'ya odaklanır, onu uyararak yükseltgenmesine (elektron kaybetmesine) neden olur ve son olarak bu elektron birincil alıcıya geçer.

Adım Adım Çözüm

1
Işığın sisteme girişini belirle.
Işığın ilk soğurulması yardımcı pigmentler (karotenoidler) ve anten kompleksi klorofilleri ile başlar.
Fotosentezin ilk fiziksel aşaması ışık kuantlarının (fotonların) pigmentlerce soğurulmasıdır.
2
Enerji transfer mekanizmasını analiz et.
Soğurulan enerji pigment molekülleri arasında rezonans yoluyla aktarılarak tepkime merkezine iletilir.
Anten kompleksinin görevi enerjiyi odaklayarak tepkime merkezine taşımaktır.
3
Tepkime merkezindeki kimyasal değişimi belirle.
Tepkime merkezindeki klorofil a, uyarılmış duruma geçer ve elektronunu fırlatarak yükseltgenir.
Enerji klorofil a'ya ulaştığında, molekülde bulunan elektron bir üst enerji seviyesine çıkarak kopmaya hazır hale gelir.
4
Elektronun son durağını belirle.
Fırlatılan elektron birincil elektron alıcısı tarafından yakalanır.
Elektronun fotosistemden çıkışı, ışığa bağımlı reaksiyonların ETS aşamasına geçişini sağlar.

Anahtar Kavram

Fotosistemlerde ışık enerjisinin yakalanması ve elektron transferi hiyerarşisi.

Daha Fazla Pratik

Klorofilin yapısındaki magnezyum (Mg) atomunun uyarılma sürecindeki rolünü ve klorofilin absorpsiyon spektrumu ile aksiyon spektrumu arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4739Soru

Ayşe, pencereden bahçedeki çocukları izlerken gülümsedi. Ancak bu gülümsemenin ardında kimsenin bilmediği büyük bir hüzün saklıydı. Yarınki sınavın stresi tüm benliğini sarmış, kalbi yerinden çıkacakmış gibi atmaya başlamıştı. Kendi kendine, 'Acaba başarabilecek miyim?' diye sordu.

Bu parçada kullanılan bakış açısı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlahi (Hâkim) bakış açısı

Cevap

Metinde anlatıcı, kahramanın iç dünyasına ve gizli duygularına bütünüyle hâkim olduğu için doğru cevap İlahi (Hâkim) bakış açısıdır.
Metindeki 'kimsenin bilmediği hüzün' ve 'tüm benliğini sarmış stres' ifadeleri, anlatıcının kahramanın iç dünyasına tam bir hâkimiyet kurduğunu gösterir. Bu durum, anlatıcının her şeyi bilen bir 'tanrısal' konumda olduğunu ifade eden ilahi bakış açısını doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Anlatıcı türünü belirle
Anlatıcı olayları dışarıdan, 'o' kişisi üzerinden anlatmaktadır (Üçüncü kişili anlatım).
Bakış açısını belirlemek için öncelikle anlatıcının kaçıncı kişi olduğu tespit edilmelidir.
2
Anlatıcının bilgi düzeyini kontrol et
Anlatıcı kahramanın 'kimsenin bilmediği' hüznünü ve sınav stresini bilmektedir.
Anlatıcının karakterin zihninden geçenlere ve gizli duygularına erişebilmesi, ilahi (hâkim) bakış açısının en belirgin özelliğidir.

Anahtar Kavram

İlahi (Hâkim) Bakış Açısı
Tahmini Süre:45s
Soru 4740Soru

Aşağıda verilen anlatım tekniklerini, bu tekniklerin işlevlerini açıklayan tanımlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Geriye Dönüş
İç Konuşma
Diyalog

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Geriye Dönüş tekniği kronolojik zamanın kırılıp geçmişe gidilmesiyle; İç Konuşma tekniği karakterin zihnindekileri düzenli bir sırayla kendi kendine aktarmasıyla; Diyalog tekniği ise karakterlerin karşılıklı konuşmasıyla eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede 'Geriye Dönüş' zamanın geriye doğru işletilmesiyle, 'İç Konuşma' bireyin düzenli iç sesiyle, 'Diyalog' ise karakterler arası sözlü etkileşimle ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların temel tanımlarını analiz edin.
Geriye dönüşün zamanla, iç konuşmanın bireysel düşünceyle, diyaloğun ise sosyal etkileşimle ilgili olduğu görülür.
Anlatmaya bağlı metinlerde her tekniğin kendine özgü bir kurgusal işlevi vardır.
2
Tanımlardaki anahtar kelimeleri kavramlarla eşleştirin.
'Geçmiş' ifadesi Geriye Dönüş'e, 'Kendi kendine/Mantıklı sıra' ifadesi İç Konuşma'ya, 'Karşılıklı konuşma' ifadesi Diyalog'a yönlendirir.
Bu anahtar kelimeler, tekniklerin ayırıcı özelliklerini yansıtır.

Anahtar Kavram

Anlatım teknikleri, metnin kurgusal yapısını oluşturan ve olayların aktarılma biçimini belirleyen araçlardır.
ÖncekiSayfa 237 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin