Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 5581Soru

Aşağıda verilen beyit ve şiir parçalarını, ait oldukları divan edebiyatı nazım şekilleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir eşek var idi zaîf ü nîzâr
Yük elinden katı şikeste vü zâr
Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal
Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş
İlm kesbiyle pâye-i rif'at
Ârzû-yı muhâl imiş ancak
Aşk imiş her ne var âlemde
İlm bir kîl ü kâl imiş ancak

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bir eşek var idi beyti mesneviyle; Bâkî kalan bu kubbede beyti gazelle; İlm kesbiyle şiiri ise kıt'a ile eşleşir.
Verilen beyitlerin yapısal özellikleri ve anlam dünyası incelendiğinde; hikaye edici anlatıma sahip 'Bir eşek var idi' beyti mesneviyle, Bâkî mahlasını içeren 'Bâkî kalan bu kubbede' beyti gazelle, iki beyitlik matlasız (xaxa) yapıya sahip 'İlm kesbiyle' şiiri ise kıt'ayla doğru bir biçimde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk beyit biçim ve içerik yönünden incelenir.
Beytin 'aa' şeklinde kafiyelendiği (nîzâr - zâr) ve bir eşeğin durumunu tasvir ederek olay anlattığı belirlenir. Bu özellikler mesnevi nazım şeklini gösterir.
Mesneviler her beyti kendi içinde kafiyeli olan ve olay anlatımına dayanan uzun manzumelerdir.
2
İkinci beyit biçim ve içerik yönünden incelenir.
Beytin lirik bir söyleyişe sahip olduğu ve içinde Bâkî adının (mahlas) geçtiği görülür. Bu özellikler gazel nazım şeklinin makta beytine işaret eder.
Gazeller lirik konuları işleyen ve son beytinde şairin mahlasına yer veren nazım şekilleridir.
3
Üçüncü şiir parçası incelenir.
İki beyitten oluşan bu parçanın ilk beytinin kendi içinde kafiyeli olmadığı, genel kafiye örgüsünün 'xaxa' (rif'at - ancak - âlemde - ancak) şeklinde olduğu saptanır. Bu yapı kıt'a nazım şeklinin ayırt edici özelliğidir.
Kıt'alar matla beyti olmayan, genellikle 2-12 beyit arasında yazılan ve 'xaxa' şeklinde kafiyelenen nazım şekilleridir.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında beyitlerle kurulan nazım şekillerinin kafiye düzeni, mahlas kullanımı ve içerik özelliklerine göre ayırt edilmesi.
Soru 5582Soru

Divan edebiyatında şairler, ele aldıkları temaya ve amaca bağlı olarak farklı nazım türlerinde eserler kaleme almışlardır. Aşağıda verilen beyitleri, yansıttıkları içerik özelliklerine göre uygun nazım türleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Cihânı var eden sensin nihân u âşikâr ancak
Sana mahsustur ey Hâlık kemâl-i iktidâr ancak
Yâ Resûlallâh harâret kılmasın te’sîr bana
Âb-ı lutfun dökülüp nâr-ı cehennem üstüne
Bâtıl isteyü haktan ayrıldım
Boynuz umdum kulaktan ayrıldım
Tûtî-i mucize-gûyem ne desem lâf değil
Çarh ile söyleşemem ayinesi sâf değil

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk beyit tevhit ile, ikinci beyit naat ile, üçüncü beyit hicviye ile, dördüncü beyit ise fahriye ile eşleşmelidir.
Divan edebiyatı nazım türlerinin konu ve anahtar kelime analizine dayalı doğru eşleştirmeleri şu şekildedir: İlk beyit Allah'ın birliğini anlattığı için tevhit nazım türüyle, ikinci beyit Hz. Muhammed'i övdüğü için naat türüyle, üçüncü beyit toplumsal ve bireysel zaafları eleştirdiği için hicviye türüyle ve son beyit şairin kendi edebi dehasını övmesi nedeniyle fahriye türüyle eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk beyitteki 'Hâlık' (Yaratıcı) ve 'cihânı var eden' ifadelerinin analizi.
Bu kavramlar doğrudan Allah'ın birliğini ve yaratma gücünü anlattığı için tevhit türüyle ilişkilendirilir.
Tevhit nazım türünün temel amacı Allah'ın tekliğini, büyüklüğünü ve sıfatlarını övmektir.
2
İkinci beyitteki 'Yâ Resûlallâh' hitabının ve cehennem ateşinden korunma talebinin incelenmesi.
Hitap ve konu doğrudan Hz. Muhammed'i öven ve ondan şefaat dileyen naat türünü gösterir.
Naat nazım türü İslam peygamberi Hz. Muhammed'e duyulan sevgiyi ve saygıyı işler.
3
Üçüncü beyitte yer alan 'boynuz umarken kulaktan ayrılmak' deyimsel ifadesinin ve ironik durumun çözümlenmesi.
İnsanın açgözlülüğünün ve toplumsal zaafların alaya alınarak eleştirilmesi hicviye türünü işaret eder.
Hicviye nazım türü, kişi veya toplumdaki kusurları, yanlışları alaycı bir dille eleştiren manzumelerdir.
4
Dördüncü beyitteki 'Tûtî-i mucize-gûyem' (mucize söyleyen papağanım) ifadesinin değerlendirilmesi.
Şairin kendi söz söyleme yeteneğini ve edebi gücünü övmesi, bu beyiti fahriye yapar.
Fahriye nazım türü, şairin kendi sanatını, şiirdeki ustalığını ve kaleminin gücünü övdüğü bölümlerdir.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatı Nazım Türleri ve Konuları
Soru 5583Soru

Tanzimat Dönemi'nin ikinci kuşağında edebi tartışmaların odağını oluşturan eski-yeni kutuplaşması, Türk şiirinin estetik ve teknik gelişiminde belirleyici bir rol oynamıştır.

Bu dönemde yaşanan 'eski-yeni' tartışmaları ve bu tartışmaların aktörleri ile ilgili;

I. Recaizade Mahmut Ekrem, şiirde güzellik unsurunu ön plana çıkarmış ve Zemzeme mukaddimesinde 'kafiye kulak içindir' görüşünü savunmuştur.
II. Muallim Naci, eski edebiyat taraftarlarının sözcüsü olarak görülmüş ve Recaizade Mahmut Ekrem'in görüşlerine karşı Demdeme adını verdiği eleştirileriyle 'kafiye göz içindir' anlayışını müdafaa etmiştir.
III. Bu tartışmalar sonucunda taraflar arasında tam bir uzlaşı sağlanmış ve Muallim Naci'nin önderliğinde Servet-i Fünun dergisi etrafında yeni bir edebi topluluk kurulmuştur.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Birinci ve ikinci yargıların yer aldığı 'I ve II' seçeneğidir.
Doğru seçenekte belirtilen I ve II numaralı yargılar Tanzimat II. Dönem'deki Zemzeme-Demdeme tartışmasının temelini oluşturmaktadır. Recaizade Mahmut Ekrem, Zemzeme adlı eserinin mukaddimesinde güzellik unsurunu savunmuş ve kulak için kafiye anlayışını getirmiştir. Muallim Naci ise Demdeme adlı eserinde göz için kafiye anlayışını savunmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Recaizade Mahmut Ekrem'in şiir ve kafiye görüşü incelenir.
Recaizade Mahmut Ekrem'in Zemzeme mukaddimesinde şiirde güzelliği ve 'kafiye kulak içindir' prensibini savunduğu belirlenir. Bu durumda birinci yargı doğrudur.
Edebi tartışmanın yenilikçi tarafının iddialarını doğrulamak için.
2
Muallim Naci'nin şiir ve kafiye görüşü incelenir.
Muallim Naci'nin Demdeme adlı eleştiri kitabında eski edebiyat taraftarı olarak 'kafiye göz içindir' anlayışını savunduğu belirlenir. Bu durumda ikinci yargı doğrudur.
Tartışmanın gelenekçi/ılımlı tarafının iddialarını doğrulamak için.
3
Tartışmanın sonuçları ve Servet-i Fünun'un kuruluşu değerlendirilir.
Eski-yeni tartışmasında tarafların uzlaşamadığı, aksine kutuplaşmanın arttığı ve Servet-i Fünun topluluğunun Muallim Naci değil Recaizade Mahmut Ekrem'in gençleri yönlendirmesiyle kurulduğu anlaşılır. Bu durumda üçüncü yargı yanlıştır.
Tartışmanın edebi sonuçlarını ve topluluk oluşum sürecini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Tanzimat II. Dönem Edebiyatı Edebi Tartışmaları (Zemzeme-Demdeme)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5584Soru

Suna başın alıp gitmiş
Bülbülün feryadı artmış
Aşkın beni mecnun etmiş
Dolaşırım çöller gibi

Bu dörtlük, biçim ve içerik özellikleri dikkate alındığında Halk edebiyatının aşağıdaki genel niteliklerinden hangisiyle çelişir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yabancı sözcük ve kurallarla yüklü, soyut ve se��kin zümreye hitap eden süslü bir dilin benimsenmesi

Cevap

Yabancı sözcük ve kurallarla yüklü, soyut ve seçkin zümreye hitap eden süslü bir dilin benimsenmesi
Verilen dörtlükte sade bir dil, somut bir konu (aşk), hece ölçüsü ve dörtlük birimi kullanılmıştır. Bu özellikler Halk edebiyatının tipik özellikleridir. Ancak süslü, sanatlı ve soyut bir dilin kullanılması Divan edebiyatının bir özelliği olup bu dörtlükle çelişmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dörtlüğün dil ve tema özelliklerini çözümlemek.
Şiirde oldukça yalın, doğrudan halkın konuştuğu Türkçe ile somut aşk temasının işlendiği tespit edilir.
Halk edebiyatının dil ve tema özelliklerini belirlemek.
2
Dörtlüğün şekil ve ahenk özelliklerini (ölçü, nazım birimi, kafiye) incelemek.
Nazım biriminin dörtlük olduğu, 8'li hece ölçüsünün kullanıldığı ve dize sonlarında yarım kafiye ile redife yer verildiği görülür.
Şiirin biçimsel özelliklerinin Halk edebiyatı kurallarına uygunluğunu denetlemek.
3
Seçeneklerdeki ifadeleri dörtlükten elde edilen verilerle karşılaştırarak çelişen özelliği bulmak.
Arapça ve Farsça kelimelerle yüklü, sanatlı ve soyut bir dil kullanımı Divan edebiyatına aittir, dolayısıyla bu dörtlükle çelişir.
Çelişen şıkkı belirleyerek doğru cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Halk Edebiyatının Genel Özellikleri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 5585Soru

Edebiyat araştırmacısı Ahmet ile Bülent, 17. ve 18. yüzyıl Divan şiirindeki yönelimler üzerine bir çalışma yapmaktadırlar. Çalışma sırasında şu iki beyit üzerinde dururlar:

I. Beyit:
*Biz arâyiş-i rûy-ı suhanı reng-i edâdan bulduk*
*Gencîne-i ma'nîyi lafz-ı kûtâhtan bulduk*

II. Beyit:
*Haddeden geçmiş edâlar yakışır kāmetine*
*Mest-i nâzım kim büyütdü böyle bî-pervâ seni*

Ahmet, I. Beyit için şu değerlendirmeyi yapar:
"Bu beyitte şair; süslü, sanatlı söyleyiş yerine iç ses ve derin hayallere dayalı yeni bir söyleyiş tarzını benimsemiştir. Az sözle derin anlamlar ifade etmeyi amaçlayan bu akım, Türk edebiyatında 17. yüzyılda [Şair I] ile başlamış, 18. yüzyılda ise [Şair II] ile en olgun seviyesine ulaşmıştır."

Bülent ise II. Beyit için şu değerlendirmeyi yapar:
"Burada ise günlük hayatın canlılığını, somut sevgilinin güzelliğini ve konuşma dilinin doğallığını şiire taşıyan bir yönelim hâkimdir. Bu akımın 18. yüzyıldaki en b��yük temsilcisi olan [Şair III], divan şiirinde şarkı türünün en önemli ismi olmuş ve mahallileşme akımını zirveye taşımıştır."

Buna göre diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nailî - Şeyh Galip - Nedim

Cevap

Nailî - Şeyh Galip - Nedim üçlüsünün yer aldığı seçenektir.
I. Beyit, Türk edebiyatında Sebk-i Hindi (Hint üslubu) akımının manifesto niteliğindeki dizeleridir. Bu akım 17. yüzyılda Nailî ile başlamış, 18. yüzyılda Şeyh Galip ile en olgun düzeyine erişmiştir. II. Beyit ise Nedim'in mahallileşme akımını yansıtan ünlü bir gazelinden alınmıştır. Nedim, 18. yüzyılda mahallileşme akımının ve şarkı türünün en büyük ustasıdır. Dolayısıyla sırasıyla Nailî, Şeyh Galip ve Nedim isimleri boşlukları doğru şekilde tamamlar.

Adım Adım Çözüm

1
I. Beyit'in dil ve üslup özelliklerini incelemek.
Beyitte geçen 'arâyiş-i rûy-ı suhan' (sözün yüzünün süsü) ve 'gencîne-i ma'nî' (anlam hazinesi) gibi tamlamalar ve az sözle derin anlam ifade etme (lafz-ı kûtâh - ma'nî-i dırâz) gayesi, Sebk-i Hindi akımına işaret eder. Bu akımın 17. yüzyıldaki öncüsü Nailî, 18. yüzyıldaki en büyük temsilcisi ise Şeyh Galip'tir.
Şairlerin edebi akımlarını ve yüzyıllarını tespit etmek.
2
II. Beyit'in dil ve üslup özelliklerini incelemek.
Beyitte geçen somut güzellik tasvirleri, akıcı üslup ve konuşma diline yakın eda, mahallileşme akımına işaret eder. Bu akımın 18. yüzyıldaki en büyük temsilcisi ve şarkı türünün divan edebiyatındaki en önemli ismi Nedim'dir.
Mahallileşme akımının temsilcisini ve şarkı türüyle özdeşleşen şairi bulmak.
3
Bulguları birleştirerek şairleri doğru sırayla eşleştirmek.
[Şair I] yerine Nailî, [Şair II] yerine Şeyh Galip ve [Şair III] yerine Nedim gelmelidir.
Soru kökündeki boşlukları doğru şekilde doldurmak.

Anahtar Kavram

17. ve 18. Yüzyıl Divan Şairlerinin Edebi Akımları ve Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5586Soru

Divan edebiyatında şairler; ele aldıkları konulara, şiirin yazılış amaçlarına ve hitap ettikleri zümrelere göre farklı nazım türlerinde eserler kaleme almışlardır. Aşağıda bazı nazım türlerinin açıklamaları verilmiştir:

* Şairin kendi sanat gücünü, şairlik yeteneğini ve üslubunu abartılı ve gururlu bir dille övdüğü türdür.
* Bir şehrin güzelliklerini, sosyal ve kültürel hayatını, o şehrin dikkat çeken güzellerini genellikle mesnevi biçiminde anlatan türdür.
* Ölen önemli bir kişinin (padişah, devlet büyüğü vb.) ardından duyulan acıyı ve onun erdemlerini dile getiren türdür.
* Bir kimseyi, toplumsal aksaklıkları ya da inançları yermek amacıyla alaycı, iğneleyici ve eleştirel bir dille yazılan türdür.

Buna göre, aşağıdaki beyitlerden hangisi açıklaması verilen nazım türlerinden herhangi birine örnek gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cihânı var eden sensin ki yoktan eyleyip zâhir
Kamu mahlûkuna rızkın verirsin ey ganî Hâlık

Cevap

Cihânı var eden sensin ki yoktan eyleyip zâhir / Kamu mahlûkuna rızkın verirsin ey ganî Hâlık beyiti, Allah'ın birliğini ve yaratıcılığını konu alan 'tevhit' nazım türüne ait olduğu için yukarıdaki açıklamaların hiçbirine uymaz.
Yaratıcının dünyayı yoktan var etmesini ve rızık verici olmasını konu edinen beyit, Divan edebiyatında 'tevhit' nazım türüne örnektir. Sorunun öncülünde tevhit türüne dair bir tanım bulunmadığı için bu beyit açıkta kalır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki tanımların hangi nazım türlerine ait olduğunu belirleme
Tanımlar sırasıyla; fahriye (kendini övme), şehrengiz (şehir güzelliği), mersiye (ölümün ardından yas) ve hicviye (yergi/alay) nazım türlerine aittir.
Soruda verilen tanımları doğru terimlerle eşleştirmek beyit analizinin temelini oluşturur.
2
A, B, D ve E seçeneklerindeki beyitlerin temalarını ve nazım türlerini tespit etme
A seçeneği fahriye, B seçeneği şehrengiz, D seçeneği mersiye ve E seçeneği hicviye nazım türlerine örnek oluşturur.
Bu beyitlerin içerdiği anahtar kavramlar (kendi sözünü övme, Edirne şehri, padişahın uykusu/ölümü, kelb ifadesiyle yergi) tanımlarla örtüşmektedir.
3
C seçeneğindeki beyitin nazım türünü ve eşleşme durumunu kontrol etme
C seçeneğindeki beyit Allah'ın birliğini ve yaratıcılığını konu edinen 'tevhit' türündedir ve bu türün açıklaması öncülde yer almamaktadır.
Doğru cevabın belirlenmesi için eşleşmeyen tek seçeneğin tespit edilmesi gerekmektedir.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatı Nazım Türleri
Soru 5587Soru

Önce tevhit eyle dilin temizle
Mürşidin sözünü can ile dinle
Erenler sırrına erersin böyle
Bu yola girenler edebi gözler

Bu dörtlüğün içerik ve üslup özellikleri dikkate alındığında, dinî-tasavvufî halk edebiyatı nazım t��rlerinden hangisine örnek oluşturduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nutuk

Cevap

Nutuk
Verilen dörtlükte tarikata yeni giren dervişlere yol gösterme, 'mürşidin sözünü dinleme' ve 'edep gözleme' gibi tarikat kuralları telkin edilmektedir. Bu didaktik içerik ve üslup, dervişlere tarikat adabını öğretmek amacıyla yazılan nutuk nazım türüne aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Dörtlüğün ana temasını ve kullanılan anahtar kelimeleri tespit etmek.
Dörtlükte 'mürşit', 'tevhit eyle', 'edep' ve 'yola girenler' kavramlarının kullanıldığı görülür. Şiir didaktik bir üslupla dervişlere rehberlik etmektedir.
Dinî-tasavvufî halk edebiyatında nazım türlerinin tespiti, şiirin temasına ve şairin amacına göre yapılır.
2
Dörtlükteki içeriği dinî-tasavvufî halk edebiyatı nazım türlerinin tanımlarıyla karşılaştırmak.
Tarikata yeni giren dervişlere tarikat adabını ve kurallarını öğretmeyi amaçlayan bu tür didaktik şiirlerin 'nutuk' nazım türüne ait olduğu sonucuna ulaşılır.
Öğretici üslup ve tarikat kuralları telkini sadece nutuk nazım türünün belirleyici özelliğidir.

Anahtar Kavram

Dinî-tasavvufî halk edebiyatında tarikat kurallarını öğreten nutuk nazım türü
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5588Soru

Halkın hayal gücüyle oluşturduğu; bir dağın, gölün, kaya oluşumunun veya tarihî bir kahramanın ortaya çıkışını ya da şekil değiştirmesini açıklayan ve anlatılanların kutsal veya gerçek olduğuna inanılan kısa anlatılardır. Masallardan farklı olarak inanç unsurunun ön planda olduğu bu anlatılarda kalıplaşmış tekerlemelere yer verilmez.

Bu parçada özellikleri belirtilen halk anlatısı türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Efsane

Cevap

Efsane
Parçada sözü edilen özellikler efsane türünü tanımlamaktadır. Efsaneler, doğa unsurlarının ya da bazı tarihî kişilerin kökenini açıklamak üzere anlatılan, halkın doğruluğuna veya kutsallığına inandığı ve herhangi bir kalıplaşmış giriş tekerlemesi barındırmayan kısa anlatılardır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen ipuçlarını (inanç unsuru, kutsal ya da gerçek kabul edilme, doğa oluşumlarının kökenini açıklama ve tekerlemesiz olma) incelemek.
Bu özelliklerin masal, destan veya halk hikâyesine ait olmadığını, efsanenin ayırt edici nitelikleri olduğunu belirlemek.
Efsanelerin en önemli farkı, halkın bu anlatılara gerçekten inanması ve tekerleme barındırmamasıdır.

Anahtar Kavram

Efsane türünün özellikleri ve diğer halk anlatılarından farkları
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 5589Soru

Kuşların dili anlamına gelen, tasavvufi ve alegorik bir mesnevi olan Mantıku't-Tayr adlı eseri 14. yüzyılda Farsçadan Türkçeye kazandıran Divan şairi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gülşehrî

Cevap

Mantıku't-Tayr adlı mesneviyi 14. yüzyılda Türkçeye kazandıran şair Gülşehrî'dir.
14. yüzyıl Divan edebiyatı şairlerinden olan Gülşehrî, kuşların dili anlamına gelen tasavvufi ve alegorik nitelikteki Mantıku't-Tayr mesnevisini Farsçadan Türkçeye çevirerek edebiyata kazandırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda geçen Mantıku't-Tayr adlı eserin yazıldığı yüzyılı ve yazarını tespit edin.
Mantıku't-Tayr, Feridüddin Attar'ın eserinden esinlenilerek 14. yüzyılda Gülşehrî tarafından Türkçeye kazandırılmış alegorik bir mesnevidir.
Eser-yüzyıl-şair eşleştirmesini doğru yaparak cevaba ulaşmak için.
2
Diğer seçeneklerde verilen şairlerin yaşadığı dönemleri ve eserlerini eleyerek doğrulama yapın.
Nedîm (18. yüzyıl), Şeyhî (15. yüzyıl), Fuzûlî (16. yüzyıl) ve Bâkî (16. yüzyıl) şairleri 13. veya 14. yüzyıl temsilcileri değildir ve söz konusu eseri yazmamışlardır.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğru cevabın sağlamasını yapmak için.

Anahtar Kavram

13. ve 14. Yüzyıl Divan Şairleri ve Eserleri
Tahmini Süre:45s
Soru 5590Soru

İstanbul'un günlük yaşamını, Lale Devri'nin eğlence anlayışını ve somut aşkı şiirlerine yansıtan, Divan şiirinde şarkı nazım şeklinin en önemli temsilcisi kabul edilen 18. yüzyıl şairi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nedim

Cevap

Nedim
Nedim, Lale Devri'nin coşkusunu, İstanbul'un eğlence mekanlarını, somut aşkı ve mahallileşme akımının etkilerini şiirlerine taşıyan, ayrıca şarkı nazım şeklinin en önemli temsilcisi olan 18. yüzyıl şairidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen ipuçlarını analiz etme
Şairin 18. yüzyılda yaşadığı, Lale Devri'ni, İstanbul yaşamını ve şarkı nazım şeklini yansıttığı belirlenir.
Bu özellikler Divan edebiyatında tek bir şairle özdeşleşmiştir.
2
Seçeneklerdeki şairleri bu özelliklerle karşılaştırma
Belirtilen özelliklerin tamamının Nedim ile eşleştiği görülür.
Doğru şaire ulaşmak için yüzyıl ve üslup özellikleri elenir.

Anahtar Kavram

17. ve 18. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri
Soru 5591Soru

Türk edebiyatında Batılı anlamda roman türünün ilk örnekleri Tanzimat Dönemi'nde görülmeye başlanmıştır. Bu dönemde telif (yerli) eserler yazılmadan önce, Batı edebiyatından yapılan çeviriler yoluyla bu türün ilk örnekleri edebiyatımıza kazandırılmıştır. Buna göre, Türk edebiyatında ilk roman çevirisi kabul edilen eser ve bu eseri çeviren yazar aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tercüme-i Telemak - Yusuf Kamil Paşa

Cevap

Türk edebiyatında ilk roman çevirisi kabul edilen eser Fénelon'dan yapılan Tercüme-i Telemak'tır ve bu çeviriyi Yusuf Kamil Paşa gerçekleştirmiştir.
Türk edebiyatına roman türünün ilk girişi Yusuf Kamil Paşa'nın Fransız yazar Fénelon'dan yaptığı Tercüme-i Telemak (Telemak Çevirisi) ile gerçekleşmiştir. Dolayısıyla doğru eşleştirme bu eseri ve yazarı barındıran seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Edebiyat tarihindeki ilk çeviri roman bilgisini sorgulama.
Türk edebiyatına roman türünün ilk girişi ��eviri yoluyla olmuştur. Bu ilk çeviri eser Fransız yazar Fénelon'dan çevrilen Telemak'tır.
Soruda istenen 'ilk roman çevirisi' bilgisini doğru saptamak.
2
Eseri çeviren sanatçıyı belirleme.
Telemak adlı eseri Türkçeye kazandıran Tanzimat Dönemi devlet adamı ve yazarı Yusuf Kamil Paşa'dır.
Soruda eserin yanı sıra yazarının/çevirmeninin de eşleştirilmesi istendiği için doğru ismi doğrulamak.
3
Diğer seçeneklerde yer alan eserlerin edebi niteliklerini karşılaştırma.
Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat ilk yerli; İntibah ilk edebi; Araba Sevdası ilk realist; Karabibik ise ilk köy romanıdır. Bu eserler telif olup çeviri değildir.
Çeldirici seçenekleri eleyerek doğru sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi roman alanındaki ilkler ve çeviri roman aşaması
Tahmini Süre:45s
Soru 5592Soru

Geçiş Dönemi Türk edebiyatının önemli eserlerinden biri olan Atabetü'l-Hakayık'ın dil, biçim ve içerik özelliklerinin kavranması eserin edebi değerini anlamak açısından büyük önem taşır. Buna göre, esere ait sol sütundaki yapısal veya içeriksel yönleri, sağ sütundaki en doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Eserin İthaf Edildiği Şahsiyet
Eserde İşlenen Temel Temalar
Eserin Dil ve Söz Varlığı Özellikleri
Eserin Nazım Birimi ve Yapısal Düzeni

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleştirme şu şekildedir: Eserin İthaf Edildiği Şahsiyet -> Muhammed Dad İspehsalar Bey; Eserde İşlenen Temel Temalar -> Bilginin önemi, cahilliğin zararları, cömertlik, doğruluk ve dindarlık; Eserin Dil ve Söz Varlığı Özellikleri -> Karahanlı Türkçesiyle yazılması ve Arapça-Farsça kelime oranının artması; Eserin Nazım Birimi ve Yapısal Düzeni -> Giriş kısmında beyit, asıl konularda dörtlüklerin kullanılması.
Atabetü'l-Hakayık; Edip Ahmet Yükneki tarafından Muhammed Dad İspehsalar Bey'e ithaf edilmiş, Karahanlı Türkçesiyle aruz ölçüsü kullanılarak yazılmış, didaktik nitelikte ahlaki öğütler içeren ve girişinde beyitler, gövdesinde dörtlükler bulunduran geçiş dönemi eseridir. Doğru eşleştirme bu bilgileri yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Eserin ithaf edildiği kişiyi belirleme
Eserin Muhammed Dad İspehsalar Bey'e sunulduğu bilgisi doğrulanır ve bu şahsiyetle eşleştirilir.
Eserin tarihî arka planını ve kime sunulduğunu tespit etmek için.
2
Eserin ahlaki ve didaktik içeriğini belirleme
Atabetü'l-Hakayık'ın bilginin önemi, cömertlik ve dindarlık gibi erdemleri öven didaktik yapısı temel temalarla eşleştirilir.
Eserin konusunu ve mesajını çözümlemek için.
3
Eserin dilsel özelliklerini analiz etme
Karahanlı Türkçesiyle yazıldığı ve İslamiyet'in etkisiyle Arapça-Farsça kelimelerin arttığı bilgisi dil ve söz varlığıyla eşleştirilir.
Geçiş dönemi dil özelliklerini belirlemek için.
4
Eserin nazım birimlerini ve şekilsel yapısını inceleme
Giriş kısmının beyitlerden, ana bölümlerin ise dörtlüklerden oluştuğu biçimsel özellikler yapısal düzenle eşleştirilir.
Eserin biçim ve dış yapı özelliklerini analiz etmek için.

Anahtar Kavram

Atabetü'l-Hakayık'ın Yapısal ve İçeriksel Özellikleri
Soru 5593Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen Divan edebiyatı beyitlerini, sağ sütundaki ait oldukları nazım türleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Birdir ol kim yok şerîki zâtına
Mümkin olmaz irişilmek künhine
Hâk-i pâyine yetem der ömrlerdir muttasıl
Başını taştan taşa vurup gezer âvâre su
Sensin ol husrev-i zî-şân ki gubâr-ı kademin
Kuhl-i bînâ-yı basîret kıla şâhân-ı cihân
Müftî efendi bize kâfir demiş
Dutalım ben ana diyem müselmân

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk beyit tevhit, ikinci beyit naat, üçüncü beyit methiye ve dördüncü beyit hicviye ile eşleşmelidir.
Eşleştirmelerin tamamı beyitlerdeki anahtar kelimelere ve temalara dayanmaktadır. 'Birdir' kelimesi tevhidi; 'hâk-i pây' ifadesi naatı; 'husrev-i zî-şân' ifadesi methiyeyi; müftüye yönelik iğneleyici yergi ise hicviyeyi gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk beyitteki anahtar kelimeleri ve temayı belirleyin.
'Birdir', 'şerîki' (ortağı/ortağı olmayan) ve 'zâtına' (Allah'ın zâtı) kelimeleri Allah'ın birliğini ifade etmektedir.
Bu tema Divan edebiyatında Allah'ın birliğini ve tekliğini anlatan tevhit nazım türünün temel özelliğidir.
2
İkinci beyitteki anahtar kelimeleri ve tasavvufi mazmunları analiz edin.
'Hâk-i pây' (ayağının tozu) ifadesi, Divan şiirinde Hz. Muhammed'e duyulan sevgi ve bağlılığı sembolize eden klasik bir unsurdur.
Hz. Muhammed'i övmek ve ona duyulan sevgiyi dile getirmek amacıyla yazılan şiirler naat türündedir.
3
Üçüncü beyitte hitap edilen kişinin niteliklerini belirleyin.
'Husrev-i zî-şân' (şanlı hükümdar) ve 'şâhân-ı cihân' (cihan şahları) ifadeleri, padişaha yönelik yüksek bir övgü içermektedir.
Bir devlet büyüğünü ya da padişahı övmek amacıyla yazılan şiirler methiye nazım türünü oluşturur.
4
Dördüncü beyitteki üslubu ve verilmek istenen mesajı tespit edin.
Müftünün şaire kâfir demesi üzerine şairin ona müslüman diyerek yarın ahirette ikisinin de yalancı çıkacağını söylemesi, ince ve iğneleyici bir eleştiri taşımaktadır.
Kişileri ya da toplumun aksayan yönlerini yermek, eleştirmek amacıyla yazılan şiirler hicviye olarak adlandırılır.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatı Nazım Türleri ve Konuları
Soru 5594Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen tasavvufi şiir alıntılarını, sağ sütundaki ait oldukları Tekke (dinî-tasavvufî) halk edebiyatı nazım türleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Aşkın oduna yananlar
Ağlar ağlar Hak'kı anar
Deryaya düşen balıklar
Yine deryaya can atar
Güzel aşık cevrimizi
Çekemezsin demedim mi
Bu bir rıza lokmasıdır
Yiyemezsin demedim mi
Çıktım erik dalına
Anda yedim üzümü
Bostan ıssı kakıdı
Der ne yersin kozumu
On sekiz bin âlem halk olmadan biz
Vardık ol Sultan'ın divanındaydık
Kalem levhe gelip yazı yazmadan
Levh ü kalemin de canındaydık

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Her dörtlük, işlediği tema ve üsluba göre sırasıyla İlahi, Nefes, Şathiye ve Devriye türleriyle eşleşmektedir.
Verilen tasavvufi şiir stanzaları ile nazım türleri arasındaki eşleştirme, her türün kendine özgü konusu ve felsefi arka planı temel alınarak yapılmıştır. İlahi Allah aşkını, Nefes tarikat adabını, Şathiye sembolik ve şaşırtıcı tezatları, Devriye ise ruhun evrendeki devrini konu edinir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk dörtlüğün ('Aşkın oduna yananlar...') temasını belirleme
Dörtlükte Allah aşkı ve O'na yöneliş işlenmiştir. Bu tema ilahi türünün en karakteristik özelliğidir.
İlahiler, Allah sevgisini ve tasavvufi aşkı yaygın bir hitapla anlatan dinî şiirlerdir.
2
İkinci dörtlüğün ('Güzel aşık cevrimizi...') tarikat terimlerini analiz etme
'Rıza lokması' ve 'aşık' gibi kavramlar Bektaşi tekkelerindeki adabı simgeler. Dolayısıyla nefes türüne aittir.
Nefesler, Bektaşi şairleri tarafından cem ayinlerinde okunmak üzere yazılan, tarikat inançlarını anlatan şiirlerdir.
3
Üçüncü dörtlüğün ('Çıktım erik dalına...') anlatım üslubunu değerlendirme
Erik dalında üzüm yemek gibi mantıksal olarak tezat oluşturan, mecazi derinlik barındıran bu dörtlük şathiyedir.
Şathiyeler, inançlara karşı lakayt ve alaycı bir üslup taşıyor gibi görünen ama tasavvufi sırları barındıran şiirlerdir.
4
Dördüncü dörtlüğün ('On sekiz bin âlem halk olmadan biz...') felsefesini inceleme
Ruhun bedene girmeden önceki varlığını ve devir teorisini anlattığı için devriye türüne aittir.
Devriyeler, ruhun Allah'tan çıkıp tekrar Allah'a döneceğini konu alan felsefi-tasavvufi nazım türleridir.

Anahtar Kavram

Tekke (Dinî-Tasavvufî) Edebiyatı Nazım Türleri ve Tematik Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5595Soru

17. yüzyılda divan şiirine rindane ve şuhane edayı pürüzsüz bir İstanbul Türkçesiyle taşıyan şair, gazellerindeki sade söyleyiş ve canlı tasvirlerle 18. yüzyıl mahallîleşme akımının öncülerinden biri olmuştur. Dinî-tasavvufî konulara şiirlerinde pek yer vermeyen ve din dışı konuları işleyen bu sanatçı, hayatı boyunca devlet kademelerinde ve şeyhülislamlık makamında görev yapmıştır.

Bu parçada söz edilen divan şairi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şeyhülislam Yahya

Cevap

Şeyhülislam Yahya
Parçada özellikleri anlatılan divan şairi Şeyhülislam Yahya'dır. Kendisi 17. yüzyılda yaşamış, divan şiirinde rindane ve şuhane gazel tarzının Baki ile Nedim arasındaki en önemli köprüsü olmuştur. Şeyhülislamlık makamında bulunan sanatçı, tasavvufi derinlikten ziyade dünyevi aşkı, zevki ve rindliği pürüzsüz bir İstanbul Türkçesiyle dile getirmiştir. Bu özellikleri nedeniyle Nedim'in mahallîleşme yolundaki en önemli selefi kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen anahtar kelimeleri ve özellikleri analiz etmek.
Şairin 17. yüzyılda yaşadığı, rindane ve şuhane gazeller yazdığı, İstanbul Türkçesini pürüzsüz kullanarak mahallîleşmenin öncülerinden olduğu ve şeyhülislamlık yaptığı belirlenir.
Sorunun cevabını bulmak için şairin yüzyılını, edebi yönelimini ve mesleğini belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki şairleri bu özelliklere göre elemek.
Nedim ve Şeyh Galip 18. yüzyılda yaşadıkları için elenir. Naili ve Neşati 17. yüzyıl şairleri olmalarına rağmen Sebk-i Hindi akımına bağlı olup ağır bir dille yazmışlardır ve şeyhülislam değillerdir. Şeyhülislam Yahya ise hem 17. yüzyıl şairidir hem de bu makamda bulunarak rindane söyleyişin temsilciliğini yapmıştır.
Seçeneklerdeki şairlerin edebi kimlikleri ile parçadaki bilgileri eşleştirmek bizi doğru cevaba ulaştırır.

Anahtar Kavram

17. ve 18. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri ve Edebi Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5596Soru

Aşağıda verilen tiyatro terimlerini, bu terimlerin doğru tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tirat
Kondüvit
Feeri
Epizot

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tirat terimi uzun ve kesintisiz konuşma tanımıyla; Kondüvit terimi sahne arkası koordinasyonu ve efekt görevlisi tanımıyla; Feeri terimi doğaüstü ve masalsı tiyatro eseri tanımıyla; Epizot terimi ise tragedyanın diyaloglu bölümleri tanımıyla eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede Tirat, karakterlerin sahnede birbirlerine veya seyircilere hitaben yaptıkları uzun ve kesintisiz konuşmalarla; Kondüvit, sahne arkasında oyunun akışını, oyuncuların giriş çıkışlarını ve teknik efektleri koordine eden kişiyle; Feeri, doğaüstü olayların görkemli dekorlarla sunulduğu masalsı tiyatro türüyle; Epizot ise klasik tragedyalarda koro şarkıları arasında yer alan diyaloglu bölümlerle doğru şekilde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tirat teriminin tanımını belirlemek
Tirat, sahnede bir karakterin uzun ve kesintisiz konuşmasıdır. Bu tanım dördüncü açıklama ile uyuşmaktadır.
Tiyatroda sahne içi konuşma biçimlerinin başında tirat ve monolog gelir; tirat uzun ve coşkulu nutuk niteliğindedir.
2
Kondüvit teriminin işlevini belirlemek
Kondüvit, sahne arkasında oyunun teknik akışından ve oyuncuların giriş-çıkış takibinden sorumludur. Bu tanım ikinci açıklama ile uyuşmaktadır.
Kondüvit, sahne yönetiminde teknik ekibin bir parçası olup koordinasyonu sağlar.
3
Feeri teriminin tür özelliklerini incelemek
Feeri, masalsı ögeleri ve doğaüstü olayları görkemli sahne efektleriyle işleyen tiyatro türüdür. Bu tanım üçüncü açıklama ile uyuşmaktadır.
Edebiyatta peri ve cin gibi kavramların işlendiği fantastik tiyatro türüne feeri denir.
4
Epizot teriminin yapısal yerini tespit etmek
Epizot, klasik tragedyalarda koro şarkıları arasında kalan ve diyalogların gerçekleştiği bölümlerdir. Bu tanım birinci açıklama ile uyuşmaktadır.
Epizot, antik tiyatroda olay örgüsünün gelişimini sağlayan diyaloglu bölümleri temsil eder.

Anahtar Kavram

Tiyatro Terimleri ve Yapı Unsurları
Soru 5597Soru

Halk hikâyeleri üzerine yapılan bir çalışmada araştırmacı, incelediği metinden şu kesiti alıntılar:

'Tahir sazı eline aldı, bakalım Zühre’sine ne cevap verdi:
*Karşıdan geliyor benim efendim*
*Göz süzüp gerdanını kıran efendim*
*Eğer senin sevdiğin ben isem*
*Ağlama göreyim gözün efendim*

Tahir böyle söyleyince Zühre’nin gözyaşları sel oldu, bağr�� yandı. Araya giren vezir, padişahın fermanını okudu ve Tahir’in Mardin Kalesi'ne sürgün edilmesine hükmetti. Tahir, yollara düşüp gurbetin acısını çekerken Zühre sarayda onun aşkıyla sararıp soldu.'

Bu parçadan hareketle halk hikâyelerinin yapısal, üslupsal ve icra özellikleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alıntılanan bu kesit, halk hikâyelerinin başlangıcında yer alan, dinleyiciyi/okuyucuyu anlatıya hazırlamak amacıyla kalıplaşmış sözler ve tekerlemelerle örülen 'döşeme' bölümünden alınmıştır.

Cevap

Alıntılanan bu kesit, halk hikâyelerinin başlangıcında yer alan, dinleyiciyi/okuyucuyu anlatıya hazırlamak amacıyla kalıplaşmış sözler ve tekerlemelerle örülen 'döşeme' bölümünden alınmıştır.
Verilen parçada Tahir ile Zühre hikâyesinin düğüm noktalarından biri olan sürgün olayı ve kahramanların bu olay karşısındaki duygusal tepkileri anlatılmaktadır. Bu durum, halk hikâyesinin gelişim ve çatışma aşamalarını içeren 'asıl konu' bölümüne aittir. Oysa 'döşeme' bölümü hikâyenin en başında yer alır ve olaylardan bağımsız, dinleyiciyi anlatıya hazırlayan tekerlemeler ve kalıplaşmış sözler içerir. Dolayısıyla, metnin 'döşeme' bölümünden alındığını belirten yargı söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin içeriğini ve olay örgüsündeki yerini analiz etme
Metinde Tahir'in Zühre'ye saz eşliğinde seslenmesi, ardından vezirin kararıyla sürgüne gönderilmesi ve her iki kahramanın yaşadığı aşk acısı anlatılmaktadır.
Metnin halk hikâyesinin hangi yapısal bölümüne denk düştüğünü saptamak için içeriğin belirlenmesi gerekir.
2
Halk hikâyesi yapısal bölümlerinin işlevlerini hatırlama
Döşeme bölümünün hikâyenin başında yer alan, dinleyiciyi hazırlayan tekerlemeli ve kalıplaşmış giriş kısmı olduğu; asıl konu bölümünün ise olayların geliştiği, düğümlerin atıldığı ana kısım olduğu belirlenir.
Verilen metindeki olayların 'döşeme' tanımına uyup uymadığını kontrol etmek gerekir.
3
Metin ile yapısal bölümleri karşılaştırarak seçeneğin doğruluğunu değerlendirme
Alıntılanan metinde ana olayların ve trajik sürgünün anlatıldığı görülür, dolayısıyla bu kısım 'asıl konu' bölümüdür. Parçanın 'döşeme' bölümünden alındığını iddia eden seçeneğin yanlış olduğu saptanır.
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu teyit ederek yanlış olan yargıyı bulmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Halk hikâyelerinin yapısal bölümleri ve genel özellikleri
Soru 5598Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen 17. ve 18. y��zyıl Divan edebiyatı şairleri ile sağ sütunda verilen ve bu şairlerin edebî anlayışlarını veya şiir tarzlarını en belirgin şekilde yansıtan beyitleri doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Nâbî (17. yüzyıl)
Nedim (18. yüzyıl)
Şeyh Galip (18. yüzyıl)
Nef'î (17. yüzyıl)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleştirme şu şekildedir: Nâbî - 'Bağ-ı dehrin hem hazânın...', Nedim - 'Gidelim serv-i revânım...', Şeyh Galip - 'Tarz-ı selefe tekaddüm ettim...', Nef'î - 'Tûtî-i mucize-gûyem...'.
Şairlerin temsil ettikleri edebî akımlar (Nâbî'nin Hikemi tarzı, Nedim'in Mahallileşme akımı, Şeyh Galip'in Sebk-i Hindi akımı ve Nef'î'nin fahriye ağırlıklı kaside çizgisi) şiirlerinin temalarına ve söyleyiş biçimlerine yansımıştır. Eşleştirilen beyitler bu akımların ve yönelimlerin en bariz örneklerini barındırmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Nâbî'nin felsefi ve öğretici (hikemi) yönü incelenir.
Hayatın iniş çıkışlarını ve tecrübeyi bilgece özetleyen 'Bağ-ı dehrin...' beyti Nâbî ile eşleştirilir.
Nâbî, şiirlerinde toplumsal ve ahlaki öğütlere yer veren hikemi tarzın edebiyatımızdaki en önemli temsilcisidir.
2
Nedim'in Mahallileşme ve Lale Devri eğlenceleriyle ilişkisi sorgulanır.
İstanbul'un somut bir mesiresi olan Sa'dâbâd'a gitme çağrısı yapılan 'Gidelim serv-i revânım...' beyti Nedim ile eşleştirilir.
Nedim, Mahallileşme akımının etkisiyle İstanbul Türkçesini, yerel yaşamı ve Lale Devri zevklerini şiirlerinde işlemiştir.
3
Şeyh Galip'in Sebk-i Hindi ve yeni imaj arayışları taranır.
Klasik çizginin ötesine geçip yeni bir söyleyiş oluşturduğunu beyan eden 'Tarz-ı selefe tekaddüm ettim...' beyti Şeyh Galip ile eşleştirilir.
Şeyh Galip, Sebk-i Hindi tarzında hayal gücünü zorlayan, soyut ve kapalı mecazlarla yeni bir edebî dil inşa etmiştir.
4
Nef'î'nin iddialı kaside dili (fahriye) mercek altına alınır.
Sanat yeteneğini felekle boy ölçüşecek derecede öven 'Tûtî-i mucize-gûyem...' beyti Nef'î ile eşleştirilir.
Nef'î, Türk edebiyatında fahriyeleriyle (kendini övme) ve kaside yazımındaki benzersiz cesur edasıyla tanınır.

Anahtar Kavram

17. ve 18. Yüzyıl Divan Şiirindeki Akımlar ve Şairlerin Belirleyici Sanat Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5599Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen Divan edebiyatı beyitlerini, sağ sütundaki ait oldukları nazım türleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. Yâ Rab kerem et bu abd-i nâçâra benim
Rahm eyle bu bağrı yanık zâra benim
II. Benim ol şâir-i sihr-âferîn-i nâdire-gû
Ki nazmım reşk-i gülistân u nesrim bağ-ı İrem
III. Pek de sâfî görünür zâhid-i nâ-pâk-ı zemân
Kendini halka satar dîn ile dünyâyı arar
IV. Yâ Habîballah yâ Hayre'l-beşer müştâkınam
Eyle kim şebnem kılur reng-i gülistâna heves

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci beyit münacat, ikinci beyit fahriye, üçüncü beyit hicviye ve dördüncü beyit naat türü ile eşleşir.
Verilen beyitlerin anahtar kelimeleri incelendiğinde; birinci beyitte geçen 'Yâ Rab' hitabı Allah'a yakarış olan münacatı; ikinci beyitteki 'Benim ol şâir' ifadesi şairin kendini övdüğü fahriyeyi; üçüncü beyitteki ikiyüzlü din adamına (zâhid) yönelik yergiler hicviyeyi; dördüncü beyitteki 'Habîballah' ve 'Hayre'l-beşer' sıfatları ise Peygamber'e övgü olan naatı belirler. Bu nedenle eşleştirme sırasıyla münacat, fahriye, hicviye ve naat şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci beyitteki anahtar kelimeleri ve anlamı analiz edin.
'Yâ Rab' seslenişi ve 'abd-i nâçâr' (çaresiz kul) ifadeleriyle Allah'a yönelik bir yalvarış tespit edilmiştir.
Allah'a sığınma ve yakarış temaları münacat türünün temel özelliğidir.
2
İkinci beyitteki anahtar kelimeleri ve anlamı analiz edin.
'Benim ol şâir-i sihr-âferîn' (o büyüleyici, mucize yaratan şair benim) ifadesiyle şairin kendi sanat yeteneğini övdüğü tespit edilmiştir.
Şairin kendi şairlik kudretini ve eserlerini övdüğü şiirler fahriye olarak adlandırılır.
3
Üçüncü beyitteki anahtar kelimeleri ve anlamı analiz edin.
'Zâhid-i nâ-pâk' (temiz olmayan kaba dindar) ve 'dîn ile dünyâyı arar' ifadeleriyle toplumsal bir figürün ikiyüzlülüğünün eleştirildiği tespit edilmiştir.
Kişilerin, kurumların veya toplumsal aksaklıkların yerildiği manzumeler hicviye türüne girmektedir.
4
Dördüncü beyitteki anahtar kelimeleri ve anlamı analiz edin.
'Habîballah' (Allah'ın sevgilisi) ve 'Hayre'l-beşer' (insanlığın en hayırlısı) ifadeleriyle Hz. Muhammed'e duyulan sevgi ve bağlılık tespit edilmiştir.
Hz. Muhammed'i övmek ve ona duyulan sevgiyi dile getirmek amacıyla yazılan şiirler naat türündedir.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatı Nazım Türleri ve Konuları
Soru 5600Soru

XVII. ve XVIII. yüzyıl divan şiirinde yaşanan üslup ve yönelim farklılıklarını inceleyen bir araştırmacı, çalışma notlarında şu şairleri ve özelliklerini kaydetmiştir:

* I. Şair: XVII. yüzyılda Sebk-i Hindi akımının Türk edebiyatındaki ilk temsilcilerindendir. Şiirlerinde anlam derinliğine, soyut ve özgün imgelere önem veren sanatçı, divan edebiyatında şarkı nazım şeklinin ilk örneklerini vermesiyle de tanınır.
* II. Şair: XVIII. yüzyılda Nabî'nin öncülük ettiği hikemî (didaktik) tarzın bu yüzyıldaki en güçlü temsilcisidir. Sadrazamlık da yapmış olan şair, devlet adamlığı tecrübesini şiirlerine yansıtmış; ahlaki öğütler ve bilgece söyleyişlerle örülü gazeller kaleme almıştır.
* III. Şair: XVIII. yüzyılın sonlarında Sebk-i Hindi akımının estetik sınırlarını zirveye taşımış ve divan şiirinin son büyük temsilcisi kabul edilmiştir. İlahi aşkı alegorik bir yolculuk üzerinden anlatan, Türk edebiyatının en özgün mesnevilerinden birini yazmıştır.

Buna göre özellikleri belirtilen divan şairleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nailî - Koca Ragıp Paşa - Şeyh Galip

Cevap

Nailî - Koca Ragıp Paşa - Şeyh Galip
Verilen öncüllerdeki şair özellikleri sırasıyla incelendiğinde; XVII. yüzyılda Sebk-i Hindi akımının öncülerinden olan ve edebiyatımızda şarkı nazım şeklini ilk kez kullanan sanatçı Nailî'dir. XVIII. yüzyılda hikemî tarzın en önemli temsilcisi olan devlet adamı Koca Ragıp Paşa'dır. XVIII. yüzyılın sonunda Sebk-i Hindi akımıyla kaleme aldığı Hüsn ü Aşk mesnevisinin yazarı ve divan edebiyatının son büyük temsilcisi olan şair ise Şeyh Galip'tir. Dolayısıyla doğru sıralama Nailî - Koca Ragıp Paşa - Şeyh Galip şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci şairin özelliklerini (XVII. yüzyıl, Sebk-i Hindi akımının ilk temsilcilerinden olma ve divan edebiyatındaki ilk şarkı örneklerini yazma) analiz ederek şairi belirleme.
Bu özellikler divan edebiyatında ilk şarkı yazarı kabul edilen Nailî'yi işaret eder.
Sebk-i Hindi akımının kurucu isimlerinden olan Nailî, divan edebiyatında şarkı nazım şeklini ilk kullanan şairdir.
2
İkinci şairin özelliklerini (XVIII. yüzyıl, Nabî tarzının takipçisi olma ve sadrazamlık/devlet adamlığı tecrübesini şiire yansıtma) inceleyerek şairi bulma.
Bu şair XVIII. yüzyılın en büyük hikemî şairi ve sadrazamı olan Koca Ragıp Paşa'dır.
Koca Ragıp Paşa, Nabî'nin başlattığı didaktik şiir çizgisini XVIII. yüzyılda başarıyla sürdürmüştür.
3
Üçüncü şairin özelliklerini (XVIII. yüzyıl sonu, Sebk-i Hindi akımının zirvesi, son büyük temsilci olma ve alegorik tasavvufi bir mesnevi yazma) değerlendirerek şairi saptama.
Bu şair, ünlü Hüsn ü Aşk mesnevisinin yazarı olan Şeyh Galip'tir.
Şeyh Galip, divan edebiyatının son büyük ustası olarak kabul edilir ve Hüsn ü Aşk alegorik özellikleriyle bilinir.

Anahtar Kavram

17. ve 18. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 280 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin