Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 5701Soru

Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk başarılı roman örneklerini veren Halit Ziya Uşaklıgil'den etkilenen ve edebiyatımızın ilk psikolojik romanı kabul edilen Eylül adlı eseri kaleme alan yazar aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mehmet Rauf

Cevap

Doğru cevap Mehmet Rauf'tur. Mehmet Rauf, Servet-i Fünun topluluğunun önemli bir yazarı olup edebiyatımızın ilk psikolojik romanı kabul edilen Eylül'ü yazmıştır.
Türk edebiyatında ilk psikolojik roman kabul edilen Eylül'ün yazarı Mehmet Rauf'tur. Kendisi Servet-i Fünun döneminde roman türünde eserler vermiş ve Halit Ziya Uşaklıgil'in sanat anlayışından ve tekniğinden etkilenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen 'ilk psikolojik roman' ipucunu değerlendirmek.
Bu eserin Eylül romanı olduğunu belirlemek.
Türk edebiyatında ilk psikolojik roman Eylül'dür.
2
Eylül romanının yazarını Servet-i Fünun dönemi temsilcileri arasından bulmak.
Eserin yazarının Mehmet Rauf olduğunu tespit etmek.
Mehmet Rauf, Servet-i Fünun topluluğunun Halit Ziya'dan sonra gelen en önemli romancısıdır ve Eylül onun başyapıtıdır.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun Romanı ve Temsilcileri
Soru 5702Soru

Şirin sarayın penceresinden baktı ki Ferhat dağın bağrını delmekte, külüngünü her vuruşunda yer gök inlemektedir. Şirin’in yüreği cız etti, dadısını çağırıp: "Git o yiğide benden selam et, canını bu kuru taşa telef etmesin, muradı neyse tez zamanda bildirsin." dedi. Dadı varıp Ferhat’a Şirin’in sözlerini ulaştırınca Ferhat sazını eline alıp şöyle seslendi:

*Dağlar seni delik deşik eylerim,*
*Şirin yârin haberini söylerim.*
*Günde yüz bin külünk vursam bıkmazam,*
*Aşkın ile canı feda eylerim.*

Ferhat ile Şirin hikâyesinden alınan bu parçanın biçim, üslup ve içerik özellikleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşıdığı olağanüstü motifler ve anlatım biçimi göz önüne alındığında bu parça, halkın inanç dünyasına dayanan ve doğruluğuna inanılan bir 'efsane' örneğidir.

Cevap

Taşıdığı olağanüstü motifler ve anlatım biçimi göz önüne alındığında bu par��anın bir efsane örneği olduğunu iddia eden yargı yanlıştır; çünkü bu metin nazım-nesir karışık yapısı, saz eşliğinde söylenen manzum kısımları ve konusu itibarıyla bir halk hikâyesidir.
Parça, biçimsel olarak nazım ve nesrin bir arada kullanıldığı, aşk konusunu işleyen bir halk hikâyesinden alınmıştır. Efsaneler ise tamamen düzyazı formunda olup şiirsel (manzum) kısımlara ve saz eşliğinde söylemelere yer vermezler. Dolayısıyla bu metnin efsane olduğunu savunan ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin biçimsel yapısını incelemek.
Olayların düzyazı (nesir) ile anlatıldığı, duyguların ise dörtlük (nazım) ile dile getirildiği görülür. Bu yapı halk hikâyelerine özgüdür.
Metnin hangi edebi türe ait olduğunu belirlemek için ilk olarak biçimsel özelliklerin tespit edilmesi gerekir.
2
Manzum kısımdaki hece ölçüsünü ve ahenk unsurlarını analiz etmek.
Dizelerdeki heceler sayıldığında 1111'li hece ölçüsüyle yazıldığı belirlenir. Dize sonlarında 'eylerim' ve 'söylerim' kelimelerindeki '-rim' seslerinin (geniş zaman ve şahıs eki) redif olduğu tespit edilir.
Parçanın şiirsel ve teknik özelliklerinin doğruluğunu denetlemek.
3
Halk hikâyesi ile efsane türünü karşılaştırmak.
Efsanelerin inanç temelli, kısa, şiirsel bölümler içermeyen düzyazı anlatıları olduğu; oysa Ferhat ile Şirin'in ise sevgi ve kahramanlık temalı, nazım-nesir karışık bir halk hikâyesi olduğu belirlenir.
Efsane seçeneğinin neden yanlış olduğunu ve parçanın türünü netleştirmek.

Anahtar Kavram

Halk hikâyelerinin nazım-nesir karışık yapısı, ahenk özellikleri ve efsane gibi diğer halk anlatısı türlerinden farkları
Soru 5703Soru

Servet-i Fünun Dönemi romanı ve yazarlarıyla ilgili aşağıdaki parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla hangi eser ve yazar adları getirilmelidir?

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Servet-i Fünun edebiyatında realizm akımının etkisiyle kurgulanan romanlarda, bireyin iç dünyası, hayal-hakikat çatışması ve melankoli geniş yer tutar. Bu dönemde, Necip ile Suat arasındaki imkânsız aşkı ve kahramanların psikolojik derinliklerini ele alan, Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı sayılan adlı eser, yazar tarafından kaleme alınmıştır. Buna karşın, Ahmet Cemil'in şahsında Servet-i Fünun neslinin hayallerini ve hayal kırıklıklarını estetik bir dille anlatan romanı ise Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk yetkin roman olarak kabul edilir ve yazar tarafından yazılmıştır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk boşluğa 'Eylül', ikinci boşluğa 'Mehmet Rauf', üçüncü boşluğa 'Mai ve Siyah', dördüncü boşluğa ise 'Halit Ziya Uşaklıgil' getirilmelidir.
Necip ve Suat karakterlerinin yer aldığı ilk psikolojik roman Eylül olup yazarı Mehmet Rauf'tur. Ahmet Cemil'in yer aldığı, Batılı anlamda ilk yetkin roman kabul edilen Mai ve Siyah olup yazarı Halit Ziya Uşaklıgil'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ilk boşlukta Necip ve Suat karakterlerinin yer aldığı, Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı olma niteliğini taşıyan eseri tespit etmek.
Bu özellikler Mehmet Rauf'un Eylül romanına aittir. Dolayısıyla ilk boşluğa 'Eylül' yazılmalıdır.
Eylül, edebiyatımızın ilk psikolojik romanıdır ve kahramanları Necip, Suat, S��reyya'dır.
2
Eylül romanının yazarını belirlemek.
Eserin yazarı Mehmet Rauf'tur. Dolayısıyla ikinci boşluğa 'Mehmet Rauf' yazılmalıdır.
Mehmet Rauf, Servet-i Fünun topluluğunun Halit Ziya'dan sonraki en önemli romancısıdır.
3
Ahmet Cemil karakterinin başkahramanı olduğu ve Servet-i Fünun neslinin hayallerini yansıtan Batılı anlamdaki ilk başarılı romanı bulmak.
Bu eser Mai ve Siyah'tır. Dolayısıyla üçüncü boşluğa 'Mai ve Siyah' yazılmalıdır.
Ahmet Cemil, Mai ve Siyah romanının başkişisidir ve dönem aydınını sembolize eder.
4
Mai ve Siyah romanının yazarını tespit etmek.
Bu eser Halit Ziya Uşaklıgil tarafından yazılmıştır. Dolayısıyla dördüncü boşluğa 'Halit Ziya Uşaklıgil' yazılmalıdır.
Halit Ziya Uşaklıgil, Türk romanına Batılı ve modern kimliğini kazandıran kurucu isimdir.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun dönemi romanlarında öne çıkan eser-yazar-karakter ilişkileri ve ilklerin tespiti.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5704Soru

Aşağıda 14. yüzyıl Anadolu sahası Türk edebiyatına yön veren iki sanatçının edebi şahsiyetlerine dair bazı özellikler verilmiştir:

* Şiirlerinde din dı��ı konuları, aşkı, şarabı ve yiğitliği coşkulu bir dille işlemiştir. Divan sahibi olan sanatçı, herhangi bir tasavvufi ekole bağlanmamış; kadılık ve hükümdarlık gibi siyasi rollerinin de etkisiyle şiirlerinde cesur, dünyevi ve kendine güvenen bir üslup sergilemiştir. Özellikle Azeri Türkçesiyle yazdığı tuyuğları ile tanınır.
* Tasavvuf felsefesinin radikal bir yorumu olan Hurufilik akımının en önemli temsilcilerindendir. Coşkulu bir lirizmin hâkim olduğu şiirlerinde vahdet-i vücud inancını tavizsiz bir şekilde savunmuş ve inançları nedeniyle Halep'te öldürülmüştür. Hem Türkçe hem Farsça divan sahibi olup hece ölçüsüyle de şiirler yazmıştır.

Buna göre, özellikleri verilen Divan şairleri sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru gösterilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kadı Burhaneddin - Seyyid Nesîmî

Cevap

Kadı Burhaneddin - Seyyid Nesîmî
Kadı Burhaneddin, 14. yüzyılda Sivas ve çevresinde kendi adıyla anılan bir devlet kurmuş bir kadı ve hükümdardır. Şiirlerinde tamamen dünyevi unsurlara yer vermiş, tuyuğ nazım şekliyle özdeşleşmiştir. Seyyid Nesîmî ise 14. yüzyılın en büyük lirik şairlerinden olup Hurufilik akımını savunmuş ve inançlarından ötürü Halep'te derisi yüzülerek öldürülmüştür. Her iki şair de Azeri Türkçesiyle eser vermiş ve tuyuğ nazım şeklini kullanmıştır. Bu nedenle doğru cevap bu iki şairin sırasıyla yer aldığı seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk şairin belirleyici özelliklerini analiz etmek
Kadı Burhaneddin'in tespit edilmesi
Metindeki 'kadılık ve hükümdarlık yapması', 'herhangi bir tasavvufi ekole bağlanmaması', 'Azeri Türkçesi' ve 'tuyuğ nazım şekli' özellikleri doğrudan Kadı Burhaneddin'e işaret eder.
2
İkinci şairin belirleyici özelliklerini analiz etmek
Seyyid Nesîmî'nin tespit edilmesi
Metindeki 'Hurufilik akımının en önemli temsilcisi olması', 'vahdet-i vücud inancı', 'Halep'te öldürülmesi' ve hem Türkçe hem Farsça divan sahibi olması özellikleri doğrudan Seyyid Nesîmî'ye işaret eder.
3
Elde edilen şairleri sırasıyla eşleştirip doğru seçeneğe ulaşmak
Kadı Burhaneddin - Seyyid Nesîmî eşleşmesi
İki adımda elde edilen şairler sırasıyla bir araya getirildiğinde doğru sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

14. Yüzyıl Divan Edebiyatı şairlerinden Kadı Burhaneddin ve Seyyid Nesîmî'nin edebi kişilikleri, eserleri ve biçimsel/felsefi yönelimleri
Soru 5705Soru

Aşağıdaki beyitlerden birincisi Şeyhî’nin *Harnâme* adlı mesnevisinden, ikincisi ise Fuzûlî’nin bir gazelinden alınmıştır:

I. Beyit:
*Bir eşek var idi za'îf ü nizâr*
*Yük elinden katı şikeste vü zâr*

II. Beyit:
*Kamu bîmârına cânân devâ-yı derd eder ihsân*
*Niçün kılmaz bana dermân beni bîmâr sanmaz mı*

Bu beyitlerden hareketle yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. beyit, gazelin en güzel beyti kabul edilen beytü'l-gazel (şah beyit) olup şairin mahlasına yer verildiği için aynı zamanda makta beytidir.

Cevap

İkinci beytin beytü'l-gazel ve makta beyti olduğunu savunan yargı yanlıştır. Bu beyitte mahlas yer almamaktadır ve beytü'l-gazel ifadesi ile makta beyti kavramları karıştırılmıştır.
İkinci beyitte şairin mahlası (Fuzûlî) geçmemektedir. Divan edebiyatında şairin mahlasının bulunduğu beyte 'makta' adı verilir. Dolayısıyla bu beyit makta beyti olamaz. Ayrıca gazelin en güzel beytine 'beytü'l-gazel' veya 'şah beyit' denir ve bu beytin makta beyti olma zorunluluğu yoktur. Bu iki kavramın bir arada doğru kabul edilmesi akademik olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci beytin kafiye yapısı ve nazım şekli yönünden incelenmesi
Birinci beyit 'nizâr' ve 'zâr' sözcükleriyle kendi arasında kafiyelenmiştir (aa). Bu kafiye örgüsü mesnevi nazım şekline aittir. Mesnevilerde her beyit kendi arasında kafiyeli olduğu için bu beyit eserin herhangi bir yerinde bulunabilir.
Mesnevinin yapısal özelliklerini belirlemek ve eserdeki konumunu saptamak için.
2
İkinci beytin kafiye yapısı ve nazım şekli yönünden incelenmesi
İkinci beytin dizeleri 'ihsân' ve 'sanmaz mı' şeklindedir ve birbiriyle kafiyeli değildir (ba). Bu durum, beytin bir gazelin ilk beyti (matla) olamayacağını gösterir; çünkü matla beyitleri 'aa' şeklinde kafiyelenmelidir.
Gazelin kafiye düzenini ve matla beytinin özelliklerini analiz etmek için.
3
Beyitlerin içerik ve tür yönünden değerlendirilmesi
Birinci beyit Şeyhî'nin Harnâme adlı hiciv/didaktik mesnevisinden alınmıştır. İkinci beyit ise Fuzûlî'nin lirik bir gazelinden alınmıştır. Her iki beyitte de aruz ölçüsü ve kafiye (ses benzerliği) ahenk unsuru olarak kullanılmıştır.
Şiirlerin tematik ve ahenk özelliklerinin doğruluğunu kontrol etmek için.
4
Hatalı olan yargının tespit edilmesi
İkinci beyit incelendiğinde 'Fuzûlî' mahlasının geçmediği görülür. Mahlasın yer almadığı bir beyit 'makta' (son) beyti olamaz. Ayrıca 'beytü'l-gazel' (gazelin en güzel beyti) ile 'makta' kavramları birbirinden farklıdır. Bu nedenle ikinci beytin hem mahlas içerdiğini hem de makta ve beytü'l-gazel olduğunu iddia eden seçenek yanlıştır.
Seçeneklerdeki kavramsal iddiaları test edip yanlış olanı belirlemek için.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında beyitlerle kurulan nazım şekillerinin (gazel ve mesnevi) kafiye düzeni, yapısal özellikleri (matla, makta, beytü'l-gazel) ve içerik yönünden çözümlenmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5706Soru

Divan edebiyatında Türklerin katkısıyla edebiyata kazandırılan, tek dörtlükten oluşan, aruzun sadece tek bir kalıbıyla yazılan ve halk edebiyatındaki maniye benzerliğiyle dikkat çeken nazım şekli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tuyuğ

Cevap

Türklerin Divan edebiyatına kazandırdığı, tek dörtlükten oluşan ve maniye benzeyen nazım şekli tuyuğdur.
Türklerin Divan edebiyatına kazandırdığı, tek dörtlükten oluşan, aruzun tek bir kalıbıyla yazılan ve Halk edebiyatındaki maniye benzeyen nazım şekli tuyuğdur.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen özelliklerden hareketle nazım şeklinin kökenini ve birim sayısını analiz etmek.
Aranan nazım şeklinin Türklerin katkısıyla edebiyata kazandırıldığı ve tek dörtlükten oluştuğu tespit edilir.
Bu bilgi, İran kökenli olan ve tek dörtlükten oluşan diğer nazım şekillerinin ayırt edilmesini sağlar.
2
Aruz kalıbı ve Halk edebiyatı karşılığı bilgilerini değerlendirmek.
Nazım şeklinin aruzun tek bir kalıbıyla yazıldığı ve maninin Divan edebiyatındaki karşılığı olduğu belirlenir.
Bu özellikler, tek dörtlükle yazılan rubai ile Türklerin kazandırdığı ancak çok bentli olan şarkı nazım şeklini birbirinden ayırır.
3
Elde edilen veriler doğrultusunda doğru nazım şeklini belirlemek.
Tüm özellikleri taşıyan nazım şeklinin tuyuğ olduğu belirlenir.
Tuyuğ, Türk şairler tarafından geliştirilmiş, tek dörtlükten oluşan ve maniye benzerliğiyle bilinen özgün bir Divan edebiyatı biçimidir.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında dörtlüklerle kurulan nazım şekillerinin (tuyuğ, rubai, şarkı, murabba) özellikleri ve ayırt edici nitelikleri.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 5707Soru

İslamiyet öncesi Türk edebiyatı ve tarihi üzerine araştırma yapan bir grup öğrenci, edindikleri bilgileri aşağıdaki tabloya aktarmıştır:

DestanAit Olduğu Topluluk/DevletTemsilî Olay / Motif / Karakter
ISaka TürkleriMakedonyalı İskender ile mücadeleler ve "Türkmen" adının türeyişi
TüreyişIITanrı'nın kurt şeklinde tecelli ederek hükümdarın kızlarıyla evlenmesi
ErgenekonGöktürklerIII

Bu tabloda numaralanmış yerlere getirilmesi gereken destan, topluluk ve olay/motif eşleştirmesi aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I: Şu
II: Uygurlar
III: Demirden bir dağın eritilerek özgürlüğe kavuşulması

Cevap

I: Şu / II: Uygurlar / III: Demirden bir dağın eritilerek özgürlüğe kavuşulması
Doğru eşleştirmede; Saka Türklerine ait olan ve Makedonyalı İskender ile yapılan mücadeleleri anlatan 'Şu' destanı I numaralı yere gelmelidir. Hükümdarın kızlarını bir kurtla evlendirerek soylarını çoğalttığı 'Türeyiş' destanının sahibi olan 'Uygurlar' II numaralı yere gelmelidir. Göktürklere ait olan ve demirden bir dağın eritilerek çıkış yolu bulunmasını anlatan 'Ergenekon' destanının temel konusu ise III numaralı yere getirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki I numaralı alanı belirlemek için Saka Türklerine ait olan ve İskender ile yapılan mücadeleleri anlatan destanı tespit etmek.
I numaralı alana 'Şu' destanı gelmelidir.
Sakalara ait destanlardan Şu destanı, Makedonyalı İskender (Zülkarneyn) ile Saka Türklerinin mücadelesini ve Türkmen adının ortaya çıkışını işler.
2
II numaralı alanı belirlemek için kurt motifiyle türemeyi konu edinen Türeyiş destanının ait olduğu devleti saptamak.
II numaralı alana 'Uygurlar' gelmelidir.
Türeyiş destanı, Uygur Türklerinin erkek bir kurt şeklindeki Tanrı ile hükümdarın kızlarının evlenmesi sonucu türediklerini anlatan bir Uygur destanıdır.
3
III numaralı alanı belirlemek için Göktürklere ait Ergenekon destanının ana temasını veya olay örgüsünü bulmak.
III numaralı alana 'Demirden bir dağın eritilerek özgürlüğe kavuşulması' gelmelidir.
Ergenekon destanı, Göktürklerin düşman baskısından kaçıp sığındıkları Ergenekon vadisinde çoğaldıktan sonra demir dağı eriterek oradan çıkışlarını ve bağımsızlıklarını kazanışlarını anlatır.

Anahtar Kavram

İslamiyet Öncesi Türk Destanlarının Ait Olduğu Topluluklar ve İçerikleri
Soru 5708Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen şiir parçalar��nı, sağ sütunda yer alan ahenk özellikleri (ölçü, kafiye ve redif) ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Akar hilal kaşlarından süzülür
Bunu gören dertli sinem ezilir
Hicran defterine adım yazılır
Gurbet ellerinde kalmışam garip
Gönül gurbet elinde kalma şâdân
Ki sensiz her ne varsa hep perîşân
Bahçe sana bağ bana
Yar elinden bağ bana
Değme zincir kâr etmez
Zülfün teli bağ bana
İlim irfan yuvasıdır bizim için her okul
O kapıdan içeri girer edeple her bir kul

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci şiir parçası '1111’li hece ölçüsü, yarım kafiye ve redif' ile, ikinci parça 'Aruz ölçüsü, zengin kafiye (redifsiz)' ile, üçüncü parça '77’li hece ölçüsü, cinaslı kafiye' ile, dördüncü parça ise '1515’li hece ölçüsü, tunç kafiye' ile eşleşmektedir.
Şiir parçalarındaki ahenk unsurları incelendiğinde; birinci parçanın 1111'li hece ölçüsü, yarım kafiye ve redif barındırdığı; ikinci parçanın aruz ölçüsü ve zengin kafiye içerdiği; üçüncü parçanın 77'li hece ölçüsü ve cinaslı kafiye barındırdığı; dördüncü parçanın ise 1515'li hece ölçüsü ve tunç kafiye içerdiği görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci şiir parçasının ölçü, kafiye ve redif analizi yapılır.
Mısralar 1111 hecelidir. 'süz-ülür', 'ez-ilir', 'yaz-ılır' kelimelerinde '-ülür/-ilir/-ılır' redif, 'z' sesleri yarım kafiyedir.
Halk edebiyatı koşma geleneğindeki ahenk unsurlarının tespit edilmesi için.
2
İkinci şiir parçasının ölçü, kafiye ve redif analizi yapılır.
Mısralar aruz ölçüsüyle yazılmıştır. 'şâdân' ve 'perîşân' kelimelerinde 'ân' sesleri zengin kafiyedir, redif yoktur.
Divan edebiyatı beyit geleneğindeki ahenk unsurlarının belirlenmesi için.
3
Üçüncü şiir parçasının ölçü, kafiye ve redif analizi yapılır.
Mısralar 77 hecelidir. 'bağ bana' ifadelerinin yazılışları aynı ancak anlamları farklı olduğundan cinaslı kafiyedir.
Mani türündeki cinaslı kafiyenin tespit edilmesi için.
4
Dördüncü şiir parçasının ölçü, kafiye ve redif analizi yapılır.
Mısralar 1515 hecelidir. 'kul' kelimesi 'okul' kelimesinin içinde aynen yer aldığından tunç kafiyedir.
Tunç kafiye özelliğinin tespit edilmesi için.

Anahtar Kavram

Şiirde Ahenk Unsurları (Ölçü, Kafiye, Redif)
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 5709Soru

Uygurlar Dönemi'ne ait Turfan havzasında yapılan arkeolojik kazılarda; toprak kiralama, borç para alma, iş sözleşmeleri, ortaklık kurma ve evlat edinme gibi konuları düzenleyen çok sayıda yazılı belgeye ulaşılmıştır. Söz konusu belgelerin altında sözleşmeye taraf olan kişilerin mühürleri ve şahitlerin imzaları yer almaktadır.

Bu bilgilere göre Uygurlar ile ilgili;

I. Yerleşik yaşama geçilmesiyle birlikte özel mülkiyet ve ticaret hukuku yasal bir zemin kazanmıştır.
II. Yazılı kültür, dinî alanın dışına çıkarak günlük yaşamdaki sosyo-ekonomik ilişkilerde de kullanılmıştır.
III. Siyasi meşruiyetin kaynağı olan kut anlayışı terk edilerek demokratik yönetim yapısına geçilmiştir.

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Yerleşik yaşamın mülkiyet ve ticaret hukukunu yasal zemine kavuşturduğunu ve yazılı kültürün din dışındaki günlük alanlarda da kullanıldığını gösteren birinci ve ikinci öncülleri içeren yargı doğrudur.
Uygurlarda yazılı sözleşmelerin yapılması, yerleşik yaşamın bir sonucu olarak özel mülkiyet ve ticaret hukukunun yasal zemin kazandığını gösterir. Bu durum birinci öncüldeki yargıyı doğrular. Ayrıca bu sözleşmeler, yazılı kültürün sadece Maniheizm veya Budizm gibi dinlerin kutsal metinleriyle sınırlı kalmayıp günlük ticari ve sosyal ilişkilerde de kullanıldığını kanıtlar, bu da ikinci öncüldeki yargıyı doğrular. Dolayısıyla birinci ve ikinci öncülleri kapsayan seçenek doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki verileri analiz etme
Turfan havzasındaki kazılarda toprak kiralama, borç para alma, ortaklık ve iş sözle��meleri gibi günlük sosyo-ekonomik konuları içeren yazılı ve mühürlü belgeler bulunmuştur.
Uygurların toplumsal ve hukuki yapısındaki değişimleri paragraftaki bulgulardan hareketle saptamak gerekir.
2
Öncüllerin doğruluk derecesini değerlendirme
Toprak kiralama ve borç sözleşmeleri özel mülkiyet ve ticaret hukukunun geliştiğini göstererek birinci öncülü doğrular. Bu belgelerin ticari hayatta kullanılması, yazılı kültürün Maniheizm/Budizm gibi dini alanların dışına yayıldığını göstererek ikinci öncülü doğrular. Ancak yönetim yapısının demokratikleştiğine dair bir bilgi yoktur; kut inancına dayalı monarşik kağanlık sürmüştür, bu yüzden üçüncü öncül yanlıştır.
Tarihsel bilgiler ışığında yanlış ve doğru çıkarımları birbirinden ayırmak amaçlanır.

Anahtar Kavram

Uygur Devleti'nde yerleşik yaşamın hukuksal ve kültürel sonuçları
Soru 5710Soru

Divan şiirinde geleneksel kalıpların dışına çıkma eğiliminin güçlendiği XVII. ve XVIII. yüzyıllarda şairler, farklı edebi akım ve tarzların etkisiyle eserler vermişlerdir.

Bu dönem şairleriyle ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Didaktik ve ahlaki şiirleriyle "hikemî tarz"ın öncüsü kabul edilen Nabi, 18. yüzyılda yaşamış ve oğlu için yazdığ�� Hayriyye adlı mesneviyle tanınmıştır.

Cevap

Didaktik ve ahlaki şiirleriyle "hikemî tarz"ın öncüsü kabul edilen Nabi, 18. yüzyılda yaşamış ve oğlu için yazdığı Hayriyye adlı mesneviyle tanınmıştır.
Nabi, Türk edebiyatında hikemî şiir tarzının en önemli temsilcisi olup 17. yüzyıl şairidir. Bu yüzden onun 18. yüzyılda yaşadığını belirten ifade yanlıştır ve aranan doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki şairlerin yaşadıkları yüzyılları ve edebi kişiliklerini incelemek.
Nef'i (17. yy, kaside ve hiciv), Nabi (17. yy, hikemi tarz), Nedim (18. yy, mahallîleşme), Şeyh Galip (18. yy, Sebk-i Hindî), Nailî (17. yy, Sebk-i Hindî) bilgileri değerlendirilir.
Soruda yüzyıl ve tarz eşleştirmesindeki yanlışlığı bulmak hedeflenmektedir.
2
Nabi'nin tarihsel konumunu netleştirmek.
Nabi, 17. yüzyıl şairidir. Dolayısıyla onun 18. yüzyılda yaşadığını iddia eden ifade yanlıştır.
Yüzyıl hatasını tespit ederek doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

17. ve 18. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri ve Edebi Akımlar
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5711Soru

Aşağıda sol sütunda âşık edebiyatının önemli temsilcileri, sağ sütunda ise bu temsilcilerin edebî şahsiyetlerine dair belirleyici özellikler verilmiştir. Sol sütunda yer alan şairleri sağ sütundaki doğru özellikleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kayıkçı Kul Mustafa
Erzurumlu Emrah
Dadaloğlu
Gevherî

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kayıkçı Kul Mustafa ile Genç Osman Destanı'nı içeren açıklama; Erzurumlu Emrah ile kendi adıyla anılan âşık kolunun kurucusu olduğunu belirten açıklama; Dadaloğlu ile göçebe aşiretlerin yerleşik hayata geçirilmesine karşı koçaklamalar söyleyen açıklama; Gevherî ile klasik müzikte kendi adıyla anılan makam geliştiren 17. yüzyıl şairi açıklaması eşleşir.
Şairlerin yaşadıkları dönemler (17. ve 19. yüzyıllar) ile edebî kişiliklerine yön veren temel unsurlar (yapay destan yazma, âşık kolu kurma, göçebe iskanına karşı çıkma, musikide makam sahibi olma) doğru bir şekilde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Şairlerin yaşadıkları yüzyılları ve divan edebiyatı etkisinde kalıp kalmadıklarını analiz edin.
Kayıkçı Kul Mustafa ve Gevherî 17. yüzyıl; Erzurumlu Emrah ve Dadaloğlu 19. yüzyıl şairleridir. Gevherî ve Erzurumlu Emrah aruz ve heceyi ortak kullanırken, Kayıkçı Kul Mustafa ve Dadaloğlu sadece heceyi kullanmıştır.
Yüzyıl ve tarz ayrımı, eşleştirmeyi kolaylaştırmak adına ilk adımdır.
2
17. yüzyıl sanatçılarını kendilerine has eser ve musiki bilgisiyle ayırt edin.
Yeniçeri şairi olan Kayıkçı Kul Mustafa, 'Genç Osman Destanı' ile; Gevherî ise musiki bilgisi ve kendi makamıyla eşleşir.
Asker şair kimliği ve müzikal terimler bu iki şairi birbirinden ayırmayı sağlar.
3
19. yüzyıl şairlerini toplumsal duruş ve edebi ekol kurma durumlarına göre eşleştirin.
Avşar Türkmenlerinin iskanına karşı koçaklamalarıyla tanınan Dadaloğlu; medrese eğitimi almış ve kendi ekolünü kurmuş şair ise Erzurumlu Emrah'tır.
Toplumsal tema ve edebi okul kurma özellikleri son eşleşmeleri netleştirir.

Anahtar Kavram

Âşık Edebiyatı Sanatçıları ve Belirleyici Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5712Soru

Aşağıdaki parçada Tanzimat Dönemi Türk şiirine yön veren sanatçılarla ilgili boş bırakılan yerleri uygun isimlerle doldurunuz.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Tanzimat Dönemi Türk şiiri iki farklı yönelimle gelişimini sürdürmüştür. Birinci dönemde divan edebiyatı nazım şekilleri içinde vatan, hürriyet, adalet gibi temaları coşkulu bir dille işleyen ve 'hürriyet şairi' olarak tanınan , yeni bir edebi zihniyetin kurulmasında öncü olmuştur. İkinci dönemde ise bireysel temalara yönelinmiş, özellikle Sahra ve Makber gibi eserleriyle Türk şiirine metafizik derinlik kazandıran ve 'Şair-i Azam' unvanıyla bilinen şiirin sınırlarını hem biçimsel hem de içeriksel olarak genişletmiştir.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci boşluğa Namık Kemal, ikinci boşluğa ise Abdülhak Hamit Tarhan getirilmelidir.
Tanzimat I. Dönem şiirinde toplumsal temaları coşkuyla işleyen 'hürriyet şairi' Namık Kemal iken; II. Dönem'de bireysel temalara ve ölüm/doğa konularına eğilerek 'Şair-i Azam' unvanını alan ve Sahra ile Makber eserlerini kaleme alan sanatçı Abdülhak Hamit Tarhan'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ipuçlarından yararlanarak birinci boşluğu tespit etme
Tanzimat I. Dönem şairleri arasında 'vatan', 'hürriyet' ve 'adalet' kavramlarını öne çıkaran, edebiyat tarihinde 'hürriyet şairi' olarak anılan isim Namık Kemal'dir. Dolayısıyla birinci boşluğa Namık Kemal ismi gelmelidir.
Metindeki 'hürriyet şairi' ifadesi ve birinci dönemin toplumsal çizgisi bizi bu sonuca götürür.
2
Parçadaki ipuçlarından yararlanarak ikinci boşluğu tespit etme
Tanzimat II. Dönem'de Türk şiirine metafizik ürperti getiren, Sahra (ilk pastoral şiirimiz) ve Makber (ünlü ölüm temalı şiir) gibi eserlerin yazarı olan ve edebiyatımızda 'Şair-i Azam' olarak tanınan sanatçı Abdülhak Hamit Tarhan'dır. Dolayısıyla ikinci boşluğa Abdülhak Hamit Tarhan ismi gelmelidir.
Metinde geçen 'Sahra', 'Makber' ve 'Şair-i Azam' ipuçları doğrudan bu sanatçıyı işaret etmektedir.

Anahtar Kavram

Tanzimat I. ve II. Dönem şiir anlayışı ve bu dönemlerin önde gelen şairlerinin ayırt edici özellikleri ile eserleri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5713Soru

Aşağıda verilen 17. ve 18. yüzyıl Divan edebiyatı şairleri ile bu şairlerin edebî yönelimlerini belirten açıklamaları doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Neşatî
Nabî
Nedîm
Koca Ragıp Paşa

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Neşatî, Sebk-i Hindî akımı ve Mevlevilik ile; Nabî, 17. yüzyıldaki hikemî tarzın kuruculuğu ile; Nedîm, 18. yüzyıldaki mahallîleşme akımı ve şarkı nazım biçimi ile; Koca Ragıp Paşa ise 18. yüzyılda Nabî tarzını sürdüren hikemî gazelleriyle eşleşmelidir.
Verilen eşleştirmede Neşatî Sebk-i Hindî ve Mevlevilik ile, Nabî 17. yüzyıldaki hikemî tarzın kuruculuğu ile, Nedîm 18. yüzyıldaki mahallîleşme ve şarkı nazım biçimi ile, Koca Ragıp Paşa ise 18. yüzyıldaki hikemî gazel yazımıyla doğru bir şekilde ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Şairlerin yaşadıkları yüzyılları ve temsil ettikleri edebî akımları belirlemek.
Neşatî ve Nabî 17. yüzyıl; Nedîm ve Koca Ragıp Paşa ise 18. yüzyıl şairleridir.
Doğru eşleştirme yapabilmek için öncelikle zaman dilimi ve genel tarz ayrımını gerçekleştirmek gerekir.
2
17. yüzyıl şairlerini (Neşatî ve Nabî) kendi özellikleriyle eşleştirmek.
Neşatî Mevlevilik ve Sebk-i Hindî yönelimiyle; Nabî ise didaktik/hikemî tarzın kuruculuğuyla eşleşir.
Neşatî kapalı ve tasavvufi diliyle Sebk-i Hindî'yi temsil ederken, Nabî toplumcu-öğretici şiirin kurucusudur.
3
18. yüzyıl şairlerini (Nedîm ve Koca Ragıp Paşa) kendi özellikleriyle eşleştirmek.
Nedîm zevk, eğlence, şarkı ve mahallîleşmeyle; Koca Ragıp Paşa ise sadrazamlık kimliği ve 18. yüzyılda hikemî tarzı sürdürmesiyle eşleşir.
Nedîm Lale Devri'nin neşeli şairiyken, Koca Ragıp Paşa hikemî şiirin 18. yüzyıldaki en önemli temsilcisidir.

Anahtar Kavram

17. ve 18. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri ve Edebî Yönelimleri
Soru 5714Soru

Tanzimat II. Dönem Türk edebiyatı sanatçıları, I. Dönem sanatçılarının aksine toplumsal meselelerden uzaklaşarak bireysel temalara yönelmiş, Batı edebiyat�� akımlarını kuramsal ve pratik düzeyde eserlerine yansıtmışlardır.

Buna göre, aşağıda verilen edebi yönelim ve kuramsal katkı açıklamalarını, bu açıklamaların sahibi olan Tanzimat II. Dönem sanatçılarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Klasik şiir geleneğine tamamen sırt çevirmemekle birlikte dilde sadeleşmeyi savunmuş; döneminde yanlış bir şekilde 'eskinin tek temsilcisi' ilan edilse de aslında Batılı tarzda şiirler de yazmış ve 'göz için kafiye' ilkesini hararetle savunmuştur.
Türk şiirine metafizik ürpertiyi getiren, ölüm, mezar ve varlık temalarını işleyen; tiyatroyu sahne tekniğine uygun olarak değil, tamamen edebi bir tür olarak görerek okunmak amacıyla manzum ve mensur oyunlar kaleme alan sanatçıdır.
Edebiyatta gözleme ve bilimsel gerçekçiliğe büyük önem vererek natüralizm ile realizmin ilkelerini benimsemiş; kırsal kesimi ve köylüyü, kendi yerel ağızları ve yaşam koşullarıyla edebiyatımıza ilk kez taşıyan esere imza atmıştır.
Servet-i Fünun şiirine zemin hazırlayan estetik görüşlerini kuramsallaştırmış; şiirin amacının sadece 'güzellik' olduğunu iddia ederek 'kulak için kafiye' anlayışını savunmuş ve dönemin genç nesillerine kılavuzluk etmiştir.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

E��leştirme şu şekildedir: dilde sadeleşmeyi ve göz için kafiyeyi savunan açıklama Muallim Naci ile; metafizik ürpertiyi ve okunmak için yazılan tiyatroları içeren açıklama Abdülhak Hamit Tarhan ile; natüralizm, realizm ve köy yaşamını konu alan açıklama Nabizade Nazım ile; güzellik estetiği ve kulak için kafiyeyi kuramsallaştıran açıklama ise Recaizade Mahmut Ekrem ile eşleşmelidir.
Verilen edebi yönelim ve kuramsal katkı açıklamaları incelendiğinde; göz için kafiye ve klasik şiir geleneği Muallim Naci ile; metafizik derinlik, ölüm teması ve oynanmak için değil okunmak için yazılan tiyatro yapıtları Abdülhak Hamit Tarhan ile; natüralizm ve köy yaşamını konu alan realizm Nabizade Nazım ile; kulak için kafiye, güzellik estetiği ve yeni şiirin teorisyenliği ise Recaizade Mahmut Ekrem ile tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci açıklamada yer alan 'göz için kafiye' savunuculuğu ve eski edebiyat geleneğini sürdürme eğilimi analiz edilir.
Bu özellikler Tanzimat II. Dönem sanatçısı Muallim Naci'ye aittir.
Muallim Naci, Zemzeme-Demdeme tartışmasında eski edebiyatın (göz için kafiye) savunuculuğunu üstlenmiştir.
2
İkinci açıklamada geçen şiirde ölüm, mezar ve metafizik ürperti temaları ile okunmak için yazılan tiyatro yapıtları incelenir.
Bu özellikler 'Şair-i Azam' olarak bilinen Abdülhak Hamit Tarhan ile örtüşmektedir.
Abdülhak Hamit Tarhan, Makber şiiriyle metafizik ürpertiyi başlatmış ve sahne tekniğini önemsemeyip okunmak için tiyatrolar yazmıştır.
3
Üçüncü açıklamada vurgulanan natüralizm/realizm ilkeleri ile Türk edebiyatında köy yaşamını konu alan ilk eser (Karabibik) değerlendirilir.
Bu özellikler Nabizade Nazım'ı işaret etmektedir.
Nabizade Nazım, ilk köy hikâyesi kabul edilen Karabibik'in yazarıdır ve realizm/natüralizm akımının temsilcisidir.
4
Dördüncü açıklamada belirtilen 'güzellik' amacı, Servet-i Fünun'a zemin hazırlama ve 'kulak için kafiye' ilkeleri incelenir.
Bu kuramsal görüşler Recaizade Mahmut Ekrem'e aittir.
Recaizade Mahmut Ekrem, Muallim Naci ile olan kafiye tartışmasında 'kulak için kafiye' tezini savunmuş ve Servet-i Fünun kuşağını yönlendirmiştir.

Anahtar Kavram

Tanzimat II. Dönem sanatçılarının edebi görüşleri, eserlerinin tematik ve yapısal özellikleri ile Türk edebiyatına getirdikleri yenilikler.
Soru 5715Soru

Dede Korkut Hikâyeleri'nin biçim ve anlatım özelliklerinin açıklandığı aşağıdaki parçada boş bırakılan yerlere getirilmesi gereken kavramları yazınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Dede Korkut Hikâyeleri, biçimsel açıdan nazım-nesir karışık bir yapı gösterir. Eserde olayların anlatıldığı, destansı unsurların tasvir edildiği kısımlar ile yazılmışken; kahramanların karşılıklı konuşmaları, iç dünyalarını yansıtan söyleyişleri ve duaları ritmik bir yapıda yani biçiminde oluşturulmuştur. Bu manzum bölümlere eserde genel olarak adı verilir.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk boşluğa 'nesir' (veya 'düzyazı'), ikinci boşluğa 'nazım' (veya 'şiir'), üçüncü boşluğa ise 'soylama' (veya 'soylamalar') getirilmelidir.
Dede Korkut Hikâyeleri'nin en belirgin yapısal özelliklerinden biri nazım ve nesrin bir arada kullanılmasıdır. Olaylar nesir (düzyazı) ile aktarılırken, duygusal veya lirik konuşmalar nazım (şiir/manzum) biçiminde verilir. Bu manzum kısımlara eserde 'soylama' adı verilir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ilk boşlukta olayların anlatıldığı düz anlatım biçimini tespit etmek.
İlk boşluğa 'nesir' ya da 'düzyazı' ifadesi gelmelidir.
Dede Korkut Hikâyeleri'nde olay anlatımı ve tasvirler düzyazı (nesir) ile kurulur.
2
Metindeki ikinci boşlukta kahramanların iç dünyalarını ve konuşmalarını yansıtan ritmik yapıyı belirlemek.
İkinci boşluğa 'nazım' ya da 'şiir' terimi getirilmelidir.
Duyguların, söyleşilerin ve duaların yer aldığı kısımlar manzum (nazım) yapıdadır.
3
Üçüncü boşlukta bu manzum bölümlere verilen özel edebî adı belirlemek.
Üçüncü boşluğa 'soylama' terimi getirilmelidir.
Eserde Dede Korkut'un kopuz eşliğinde söylediği manzum bölümler 'soylama' olarak adlandırılır.

Anahtar Kavram

Dede Korkut Hikâyeleri'nin nazım-nesir karışık yapısı ve soylama kavramı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5716Soru

Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini;
Yoğimiş kurtaracak bahtı kara mâderini?

Namık Kemal'e ait bu dizeler, Tanzimat I. Dönem şiirinin hangi belirgin özelliğini doğrudan yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vatan, hürriyet ve millet gibi toplumsal temaların şiirde işlenmeye başlanması

Cevap

Vatan, hürriyet ve millet gibi toplumsal temaların şiirde işlenmeye başlanması
Verilen dizeler Namık Kemal'e ait ünlü bir beyittir. Tanzimat I. Dönem şiirinin en ayırt edici özelliği, biçim olarak divan edebiyatı geleneği (aruz ölçüsü, beyit birimi vb.) devam ettirilirken, içerik olarak vatan, hürriyet, adalet ve millet gibi toplumsal temaların edebiyatımıza ilk kez kazandırılmasıdır. Dolayısıyla, vatan ve toplumsal temaların işlenmeye başlandığını ifade eden seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Şiir alıntısını ve yazarı analiz etme
Dizeler Namık Kemal'e aittir ve 'vatan' ile 'düşman' kavramlarını barındırmaktadır.
Şiirin ana temasını ve yazarın edebi kişiliğini belirlemek için.
2
Tanzimat I. Dönem şiir anlayışı ile ilişkilendirme
Tanzimat I. Dönem sanatçıları 'sanat toplum içindir' görüşünü savunmuş ve şiire ilk kez vatan, millet, hürriyet, adalet gibi kavramları dahil etmiştir.
Dizelerin dönemin hangi temel özelliğini yansıttığını bulmak için.
3
Doğru seçeneği belirleme
Vatan ve toplumsal temaların şiire girmesini belirten seçeneğin doğru olduğu doğrulanır.
Diğer seçeneklerdeki yanlış yargıları eleyerek net sonuca ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Tanzimat I. Dönem şiirinde içerik yeniliği (vatan, millet, hürriyet gibi yeni kavramların edebiyata girmesi) ve 'sanat toplum içindir' anlayışı.
Soru 5717Soru

Öğretici metinlerin her birinin kendine özgü dil, üslup ve anlatım özellikleri bulunmaktadır.

Metin Parçası:
'Şu dünyaya hepimiz kendimize göre bir pencereden bakıyoruz şüphesiz. Ama penceremizin önündeki çiçekleri ne kadar suluyor, gökyüzünün mavisini ne kadar içeriye davet ediyoruz? İşte orası meçhul. Çoğumuz günün telaşı içinde başımızı kaldırıp da bir buluta selam vermeyi unutuyoruz, öyle değil mi? Geçen gün yolda yürürken düşündüm: İnsan, hayatın hızına yetişeyim derken ruhunu geride mi bırakıyor acaba? Siz de bazen kendinizi bu koşturmacanın ortasında kaybolmuş hissetmiyor musunuz? Bence durup soluklanmalı, penceremizin tozunu silmeliyiz.'

Bu parçanın dil, üslup ve içerik özellikleri dikkate alındığında aşağıdaki öğretici metin türlerinin hangisinden alındığı söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sohbet

Cevap

Sohbet
Verilen parçada yazar, 'öyle değil mi?' ve 'Siz de bazen kendinizi bu koşturmacanın ortasında kaybolmuş hissetmiyor musunuz?' gibi ifadeler kullanarak doğrudan okuyucuya hitap etmekte ve onunla karşılıklı bir söyleşi havası oluşturmaktadır. Bu samimi, senli benli üslup ve okuyucuya yöneltilen sorular, metnin söyleşi (sohbet) türüne ait olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin üslubunu ve anlatıcı tavrını inceleme
Metinde 'öyle değil mi?', 'Siz de bazen... hissetmiyor musunuz?' gibi ifadelerle doğrudan okuyucuya hitap edildiği ve samimi, içten bir dil kullanıldığı belirlenmiştir.
Sohbet ve deneme gibi türleri ayıran en önemli unsur, anlatıcının hedef kitleye yönelme biçimidir.
2
Elde edilen üslup özelliklerini öğretici metin türlerinin kurallarıyla karşılaştırma
Yazarın okuyucuyla senli benli konuşması, sorular yönelterek onu düşünmeye davet etmesi 'sohbet' (söyleşi) türünün en belirgin özelliğidir. Yazarın kendi kendisiyle konuşur gibi yazması durumunda bu deneme olurdu; ancak burada doğrudan okuyucuya hitap vardır. Nesnellik veya kanıtlama amacı olmadığından makale olamaz.
Türlerin karakteristik sınırlarını belirlemek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.
3
Doğru seçeneği belirleme
Parça, sohbet türünün özelliklerini tam olarak yansıtmaktadır.
Analiz edilen tüm veriler sohbet türünü işaret etmektedir.

Anahtar Kavram

Öğretici Metin Türleri ve Ayırt Edici Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5718Soru

Aşağıda Servet-i Fünun Dönemi romanı ile ilgili bir açıklama verilmiştir. Bu açıklamada boş bırakılan yerlere sırasıyla hangi yazar ve eser adları getirilmelidir?

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Türk edebiyatında roman tekniğinin modernleşmesinde büyük rol oynayan , realizm akımının ilkeleri doğrultusunda kaleme aldığı adlı eserinde Melih Bey takımı olarak bilinen bir ailenin kızı olan Bihter'in iç dünyasını ve yaşadığı yasak aşkı anlatır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk boşluğa yazar olarak 'Halit Ziya Uşaklıgil', ikinci boşluğa ise eser adı olarak 'Aşk-ı Memnu' getirilmelidir.
Metinde bahsedilen yazar, Servet-i Fünun Dönemi'nde roman tekniğini modernleştiren ve realizm akımından etkilenen Halit Ziya Uşaklıgil'dir. Bahsedilen eser ise Bihter karakterinin ve 'Melih Bey takımı' ailesinin yer aldığı Aşk-ı Memnu romanıdır. Bu sebeple boşluklara sırasıyla bu isimler gelmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kelimeleri ve ipuçlarını belirleme
Metinde geçen 'Bihter', 'Melih Bey takımı' ve 'yasak aşk' ifadelerinin bir roman kahraman kadrosunu ve konusunu temsil ettiği, ayrıca bu eserin realizm akımı etkisinde yazıldığı saptanır.
Soruda tasvir edilen yazar ve eseri doğru belirleyebilmek için metindeki belirleyici anahtar kelimeleri tespit etmek gerekir.
2
Yazar ve eser eşleştirmesini yapma
Bihter karakterinin yer aldığı ve Melih Bey takımının konu edildiği ünlü realist eser Aşk-ı Memnu'dur. Bu eserin yazarı ise Servet-i Fünun romanının kurucusu Halit Ziya Uşaklıgil'dir.
Karakterler ve teknik özellikler doğrudan sözü edilen yazar ve eser ikilisini ortaya çıkarır.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun romanının genel özellikleri, önemli temsilcileri, bunların eserleri ve bu eserlerdeki kahraman kadrosu.
Soru 5719Soru

Gitti, gelmez... Ne fena gitti Nijad!
Paralandı yüreğim, bitti Nijad!
O benim zevk ü hayatımdı benim,
O benim ruh-ı revânımdı benim.

Recaizade Mahmut Ekrem’in oğlu Nijad’ın ölümü üzerine yazdığı bu dizelerden hareketle Tanzimat İkinci Dönem şiiriyle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal fayda sağlama amacıyla vatan, hürriyet ve adalet gibi temaların savunulduğuna

Cevap

Toplumsal fayda sağlama amacıyla vatan, hürriyet ve adalet gibi temaların savunulduğuna
Toplumsal fayda sağlama amacıyla vatan, hürriyet ve adalet gibi temaların savunulduğunu belirten yargı yanlıştır çünkü bu özellikler Tanzimat I. Dönem şiirine aittir. Recaizade Mahmut Ekrem'in 'Ah Nijad' şiiri ise Tanzimat II. Dönem'in 'sanat sanat içindir' zihniyetini, bireysel acıları ve ağırlaşan dil yapısını yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Şiir örneğinin temasını ve dilini incelemek
Dizelerin Recaizade Mahmut Ekrem tarafından oğlu Nijad'ın ölümü üzerine yazıldığı, bireysel bir acıyı (ölüm teması) ele aldığı ve dilinde 'ruh-ı revan', 'zevk ü hayat' gibi geleneksel unsurlar barındırdığı görülür.
Şiirin ait olduğu edebi dönemi ve zihniyeti tespit etmek için.
2
Tanzimat İkinci Dönem şiir anlayışının genel özelliklerini hatırlamak
Tanzimat İkinci Döneminde 'sanat sanat içindir' anlayışının egemen olduğu, bireysel konuların (aşk, ölüm, metafizik, doğa) işlendiği ve dilin ağırlaştığı bilgisine ulaşılır.
Şiir örneğiyle dönemin genel ilkelerini karşılaştırmak için.
3
Seçenekleri analiz ederek yanlış olan yargıyı belirlemek
Vatan, hürriyet ve adalet gibi toplumsal kavramların savunulması Tanzimat Birinci Dönem şiirinin özelliğidir. İkinci Dönem'i temsil eden bu şiirde toplumsal bir fayda gütme amacı bulunmamaktadır.
Soru kökündeki 'ulaşılamaz' ifadesine uygun olan doğru seçeneği bulmak için.

Anahtar Kavram

Tanzimat I. ve II. Dönem şiirinin tema, dil ve sanat anlayışı bakımından farkları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5720Soru

Bayındır Han’ın bir boğası var idi, bir de buğrası var idi. O boğa demir zinciri kırar, mermer taşı boynuzu ile un gibi ufatırdı. Yazın ve güzün boğa ile buğrayı savaştırırlardı. Bayındır Han, Oğuz beyleriyle temaşa ederdi, eğlenirdi. Meğer bir gün yine boğayı salıverdiler. Oğuz beylerinin çocukları meydanda a��ık oynarlardı. Dirse Han’ın on beş yaşındaki oğlu da o çocukların arasındaydı. Boğayı salıverince dediler: 'Kaçın!' Dirse Han’ın oğlancığı kaçmadı, ak meydanın ortasında durdu. Boğa da oğlana sürdü, geldi. İstedi ki oğlanı helak etsin. Oğlan, boğanın alnına dik dik bakarak yumruğunu öyle bir vurdu ki boğayı kıçüstü çökertti.

Dede Korkut Hikâyeleri'nden alınan bu parçadan hareketle eserle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eserin, Dede Korkut adındaki bilge bir müellif tarafından 15. yüzyılda bizzat kaleme alınarak özgün bir biçimde tasarlandığını kanıtlamaktadır.

Cevap

Eserin, Dede Korkut adındaki bilge bir müellif tarafından 15. yüzyılda bizzat kaleme alınarak özgün bir biçimde tasarland��ğını kanıtlamaktadır.
Dede Korkut Hikâyeleri anonim bir eserdir. Eserdeki hikâyeleri bizzat kaleme alan kişi Dede Korkut değildir; o, hikâyelerin bilge anlatıcısı, Oğuzların akıl hocası ve ozanıdır. Hikâyeler 15. yüzyılda kimliği bilinmeyen bir kişi tarafından derlenerek yazıya geçirilmiştir. Dolayısıyla eserin Dede Korkut adında bilge bir yazar tarafından bizzat kaleme alındığını iddia eden yargı yanlıştır ve söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin içerik ve biçim özelliklerini, destan ve halk hikâyesi geçiş dönemi nitelikleri açısından incelemek.
Parçada olağanüstü unsurlarla (mermer taşını un eden boğa) gerçekçi hayat tasvirlerinin (çocukların aşık oynaması, beylerin eğlenmesi) iç içe geçtiği görülür. Bu durum destandan halk hikâyeciliğine geçişin bir göstergesidir.
Metnin edebi türünü ve dönem özelliklerini belirlemek için.
2
Dede Korkut'un eser içindeki rolünü ve eserin yazarlık durumunu değerlendirmek.
Dede Korkut, hikâyelerin yazarı veya yaratıcısı değildir; o, hikâyelerin anlatıcısı, Oğuzların bilge akıl hocası ve ozanıdır. Eser anonimdir.
Eserin yazılış süreci ve yazar kimliği hakkındaki yanlış bilgileri elemek için.
3
Seçeneklerde verilen iddiaları metin ve genel edebi bilgilerle karşılaştırarak söylenemeyecek olan yargıyı tespit etmek.
Eserin Dede Korkut tarafından bizzat kaleme alındığını savunan seçeneğin yanlış olduğu, çünkü eserin anonim nitelik taşıdığı ve Dede Korkut'un sadece anlatıcı/bilge karakter olduğu belirlenir.
Doğru cevaba ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Dede Korkut Hikâyeleri'nin anonim niteliği, Dede Korkut'un yazar değil anlatıcı/bilge karakter olması ve eserin geçiş dönemi özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 286 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin