Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 5721Soru

Bâkî’ye ait bir gazelden alınan aşağıdaki beyitlerin, biçimsel ve anlamsal özellikleri dikkate alınarak baştan sona doğru anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Beyitlerin doğru sıralanışı II - I - III şeklindedir.
Doğru sıralama olan II - I - III diziliminde; II numaralı beyit kendi arasında kafiyeli (aa) yapısıyla matla beytidir ve ilk sırada yer alır; III numaralı beyit şairin mahlasını (Bâkî) barındırdığı için makta beytidir ve en sonda yer alır; I numaralı beyit ise matla kafiyesine bağlı orta beyit (ba) olduğu için bu iki beytin arasında bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Kafiye şemasına bakarak matla (ilk) beytini belirlemek
II numaralı beytin dizeleri kendi arasında kafiyeli olduğu için (aa kafiye düzeni) bu beytin gazelin giriş (matla) beyti olduğu tespit edilir.
Divan edebiyatında gazel ve kasidelerin ilk beyti (matla) daima kendi arasında kafiyelidir.
2
Mahlas kontrolü ile makta (son) beytini belirlemek
III numaralı beyitte şairin mahlası olan 'Bâkî' ifadesi yer aldığından bu beytin gazelin bitiş (makta) beyti olduğu belirlenir.
Şairler adlarını veya mahlaslarını gazelin son beytinde (makta/mahlas beyti) kullanırlar.
3
Kalan beyti orta bölüme yerleştirmek
Geriye kalan I numaralı beyit, matla beytinin kafiyesiyle uyumlu ancak kendi arasında kafiyeli olmayan (ba kafiye düzeni) yapısıyla gazelin orta beytidir ve ikinci sıraya yerleştirilir.
Gazelin gelişme bölümünü oluşturan ara beyitler, matla ve makta beyitleri arasında konumlanır.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında gazel nazım şeklinin yapısal özellikleri, kafiye düzeni (matla beyti) ve mahlasın geçtiği yer (makta beyti)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5722Soru

Meded meded bu cihânın yıkıldı bir yanı
Ecel celâlîleri aldı Mustafa Han'ı
Dolundu mihr-i cemâli, bozuldu dîvânı
Vebâle koydular âl ile âl-i Osmân'ı

Taşlıcalı Yahya'ya ait bu dizelerin nazım biçimi ve nazım türü aşa��ıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Terkibibent - Mersiye

Cevap

Terkibibent - Mersiye
Dizeler, Divan edebiyatı şairlerinden Taşlıcalı Yahya'nın Şehzade Mustafa'nın ölümü üzerine yazdığı ünlü mersiyeden alınmıştır. Bentler halinde kurulan bu eserin nazım biçimi terkibibenttir. Konusu bir ölümün ardından yaşanan acı ve üzüntü olduğundan, Divan edebiyatı geleneğindeki nazım türü ise mersiyedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerin dil, üslup ve şekil özelliklerini incelemek.
Dizelerin Divan edebiyatı diline (cihân, mihr-i cemâl, âl-i Osmân) sahip olduğu ve bentler (dörtlük) halinde kurulduğu görülür. Bu eser Taşlıcalı Yahya'nın ünlü ��ehzade Mustafa Mersiyesi olup nazım biçimi terkibibenttir.
Nazım biçimini belirlemek için dış yapı unsurları (dize kümelenişi, kafiye örgüsü) ve edebi gelenek tespit edilmelidir.
2
Şiirin işlediği konuyu (temayı) belirlemek.
Şiirde Kanuni Sultan Süleyman'ın oğlu Şehzade Mustafa'nın öl��mü üzerine duyulan derin acı ve üzüntü işlenmektedir.
Nazım türü, şiirin konusuna göre aldığı isimdir.
3
Edebi geleneğe uygun doğru terimleri eşleştirmek.
Divan edebiyatında ölen kişilerin ardından yazılan şiirlerin nazım türü 'mersiye' olarak adlandırılır. Halk edebiyatındaki karşılığı olan 'ağıt' terimi bu gelenek için kullanılamaz. Dolayısıyla doğru eşleştirme 'Terkibibent - Mersiye' olur.
Benzer temaları işleyen ancak farklı edebi geleneklere (Halk/Divan) ait olan terimsel farkları (ağıt/mersiye) ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Nazım Biçimi ve Nazım Türü Ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5723Soru

Aşağıdaki beyitler ile bu beyitlerin içeriklerine göre ait oldukları Divan edebiyatı nazım türlerini eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Birdir ol kim yok ana şerîk ü şebîh
Yerde gökte kamu ona eyler tesbîh
Sakın terk-i edebden kûy-ı mahbûb-ı Hudâ'dır bu
Nazargâh-ı ilâhîdir makâm-ı Mustafâ'dır bu
Bana kâfir demiş Müftî Efendi
Tutam ben ana diyem müselmân
Kan ağlasın bu dîde-i hûn-b��rım ağlasın
Etsin cihânı nâle vü feryâdım ağlasın

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci beyit Tevhit, ikinci beyit Naat, üçüncü beyit Hicviye ve dördüncü beyit Mersiye ile eşleşmektedir.
Doğru eşleştirme, her beyitte yer alan anahtar kavramların ait oldukları nazım türünün konusuyla ilişkilendirilmesiyle elde edilir. 'şerîk ü şebîh' ifadesi Tevhit; 'Mustafâ' ve 'mahbûb-ı Hudâ' ifadeleri Naat; 'kâfir/müselmân' çatışması Hicviye; 'kan ağlasın' ve 'feryâdım' ifadeleri Mersiye ile eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci beyitteki anahtar kelimeleri ve konuyu analiz etmek.
'Birdir ol' ve 'şerîk ü şebîh' ifadeleriyle Allah'ın tekliği ve eşsizliği vurgulanmaktadır.
Bu kavramlar doğrudan Allah'ın birliğini işleyen tevhit türünü işaret eder.
2
İkinci beyitteki anahtar kelimeleri ve konuyu analiz etmek.
'Mustafâ' ve 'mahbûb-ı Hudâ' kelimeleriyle Hz. Muhammed'e atıfta bulunulmaktadır.
Hz. Muhammed'i öven ve ona duyulan sevgiyi işleyen şiirler naat türündedir.
3
Üçüncü beyitteki anahtar kelimeleri ve konuyu analiz etmek.
Müftünün şaire kâfir demesi üzerine şairin ona iğneleyici bir dille cevap verdiği görülmektedir.
Kişisel yergi ve alay içeren bu tarz şiirler hicviye olarak adlandırılır.
4
Dördüncü beyitteki anahtar kelimeleri ve konuyu analiz etmek.
'Kan ağlasın' ve 'feryâdım ağlasın' ifadeleriyle derin bir yas ve acı dile getirilmektedir.
Ölümün ardından duyulan üzüntüyü ifade eden bu tür şiirler mersiye olarak adlandırılır.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatı Nazım Türleri ve Konuları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5724Soru

1911 yılında Selanik'te yayımlanmaya başlayan, Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp gibi isimlerin öncülüğünde çıkan ve yayımladığı "Yeni Lisan" makalesiyle Milli Edebiyat hareketinin dil ve sanat anlayışını sistemleştiren yayın organı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genç Kalemler

Cevap

Genç Kalemler
Milli Edebiyat hareketinin dil ve sanat beyannamesi niteliğindeki "Yeni Lisan" makalesi, 1911 yılında Selanik'te yayımlanan Genç Kalemler dergisinde çıkmıştır. Bu dergi, Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp gibi isimlerle özdeşleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen kurucu sanatçıları ve çıkış yerini belirleme
Yayın organının 1911 yılında Selanik'te çıktığı, Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp önderliğinde yönetildiği tespit edilir.
Bu coğrafi ve biyografik veriler doğrudan Milli Edebiyat Dönemi'nin başlangıç yılına ve merkezine işaret eder.
2
Yeni Lisan hareketiyle olan ilişkiyi inceleme
Milli Edebiyat'ın dil manifestosu niteliğindeki Yeni Lisan makalesinin yayımlandığı derginin Genç Kalemler olduğu belirlenir.
Edebi akımın ve yayın organının kimliğini netleştirmek.

Anahtar Kavram

Genç Kalemler dergisi, Milli Edebiyat Dönemi'nin teorik ve edebi altyapısını kuran, dilde sadeleşmeyi temel ilke edinen en önemli yayın organıdır.
Soru 5725Soru

A��ağıda verilen şairleri, Milli Edebiyat Dönemi'ndeki şiir anlayışlarını veya edebi yönelimlerini en iyi ifade eden açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ziya Gökalp
Yahya Kemal Beyatlı
Halit Fahri Ozansoy

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ziya Gökalp, Türkçülük düşüncesini didaktik tarzda işleyen eserleriyle; Yahya Kemal Beyatlı, aruz veznini kullanan neo-klasik ve saf şiir tarzıyla; Halit Fahri Ozansoy ise aruzdan heceye geçişi temsil eden şiiriyle eşleşir.
Ziya Gökalp'in sistemleştirdiği Türkçülük düşüncesini şiirleriyle yayması ve "Kızıl Elma" eseri, Yahya Kemal'in saf şiir anlayışı ve "Kendi Gök Kubbemiz" eseri, Halit Fahri Ozansoy'un ise heceye yönelişi simgeleyen "Aruza Veda" eseriyle eşleşmesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Ziya Gökalp'in edebi kişiliğini ve eserlerini incelemek.
Şairin Türkçülük düşüncesini şiir vasıtasıyla yaydığı ve "Kızıl Elma" eserini yazdığı bilgisiyle uygun seçenek bulunur.
Ziya Gökalp, Milli Edebiyat Dönemi'nin fikir babası olup didaktik şiirleri ile tanınır.
2
Yahya Kemal Beyatlı'nın dönem içerisindeki konumunu ve anlayışını saptamak.
Milli Edebiyat Dönemi'nde bağımsız kalması, aruza bağlılığı ve saf şiir çizgisiyle "Kendi Gök Kubbemiz" ile eşleştirilir.
Yahya Kemal'in estetik mükemmeliyetçiliği ve neo-klasik yönelimi ayırt edicidir.
3
Halit Fahri Ozansoy'un hece şiirindeki yerini analiz etmek.
Beş Hececiler'den olan şair, aruzu bırakıp heceye geçişin sembolü olan "Aruza Veda" ile eşleşir.
Şairin edebiyat tarihindeki en belirgin dönüm noktası bu geçiş şiiridir.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi'ndeki Şiir Anlayışları ve Şairlerin Eserleri
Soru 5726Soru

Servet-i Fünun romanının iki öncü ismi olan Halit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf, eserlerinde bireyin iç dünyasını, hayal kırıklıklarını ve marazi aşkları ele alırken kendilerine has anlatım teknikleri ve karakter portreleri çizmişlerdir.

Aşağıdaki tabloda, bu iki sanatçının başyapıtları kabul edilen eserlerdeki bazı karakterlerin özellikleri ve bu karakterlerin yer aldığı romanlar verilmiştir:

KarakterKarakterin Temel Çatışması / ÖzelliğiAit Olduğu Roman
Ahmet CemilHayalleri ile acı gerçekler arasında sıkışan, Servet-i Fünun neslinin melankolik aydın tipini temsil eden kahramanMai ve Siyah
BihterÇevre baskısı, annesine duyduğu nefret ve yasak aşkı arasında ezilen, tutkularının kurbanı olan kadın kahramanAşk-ı Memnu
NecipEn yakın dostunun eşine duyduğu imkânsız aşkın vicdan azabıyla kıvranan, iç dünyasındaki fırtınaları müzikle dindirmeye çalışan kahramanEylül

Bu karakterler ve ait oldukları romanların yaratıcıları ile ilgili aşağıda yapılan değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ahmet Cemil ve Bihter karakterleri, Servet-i Fünun romanının teknik açıdan en kusursuz örneklerini veren Halit Ziya Uşaklıgil tarafından; Necip ise psikolojik tahlillere ağırlık veren Mehmet Rauf tarafından yaratılmıştır.

Cevap

Ahmet Cemil ve Bihter karakterlerinin Halit Ziya Uşaklıgil tarafından, Necip karakterinin ise Mehmet Rauf tarafından yaratıldığını belirten yargı doğrudur.
Ahmet Cemil ve Bihter karakterleri Servet-i Fünun romanının kurucusu ve teknik açıdan en yetkin ismi olan Halit Ziya Uşaklıgil'in sırasıyla Mai ve Siyah ile Aşk-ı Memnu romanlarında yer alırken, Necip karakteri ise ilk psikolojik romanımız olan Eylül'ün yazarı Mehmet Rauf tarafından yaratılmıştır. Bu durum edebi gerçeklikle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Karakterlerin hangi eserlerde yer aldığını tespit edin.
Ahmet Cemil 'Mai ve Siyah' romanında, Bihter 'Aşk-ı Memnu' romanında, Necip ise 'Eylül' romanında yer almaktadır.
Eserlerin yazarlarını doğru belirlemek için öncelikle karakter-eser eşleştirmesini netleştirmek gerekir.
2
Adı geçen eserlerin yazarlarını Servet-i Fünun Dönemi bağlamında belirleyin.
'Mai ve Siyah' ve 'Aşk-ı Memnu' romanları Halit Ziya Uşaklıgil'e; 'Eylül' romanı ise Mehmet Rauf'a aittir.
Servet-i Fünun romanının iki büyük temsilcisi olan Halit Ziya ile Mehmet Rauf'un eserlerini birbirinden ayırt etmek sorunun çözümünde kritik adımdır.
3
Seçeneklerde verilen iddiaları bu bilgilerle karşılaştırarak doğru yargıyı bulun.
Ahmet Cemil ve Bihter'in Halit Ziya Uşaklıgil'e, Necip'in ise Mehmet Rauf'a ait olduğunu belirten seçeneğin doğru olduğu görülür. Diğer seçeneklerdeki Tanzimat (Recaizade Mahmut Ekrem) ve Milli Edebiyat (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) iddiaları ile yazar-eser karıştırmaları elenir.
Yanlış olan seçeneklerdeki dönem dışı yazarları ve yazar-eser karıştırmalarını eleyerek doğru sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun Romanı ve Temsilcileri (Halit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf Eser-Karakter Ayrımı)
Soru 5727Soru

Aşağıda 13. ve 14. yüzyıl Divan edebiyatı sanatçıları ile bu sanatçıların edebi şahsiyetlerini ve eserlerini belirleyen ayırt edici özellikler verilmiştir. Sol sütunda yer alan şairleri, sağ sütunda verilen doğru belirleyici özellikleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sultan Veled
Şeyyad Hamza
Ahmedî
Seyyid Nesîmî

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sultan Veled ile Rebâbnâme mesnevisinin yazımı ve Mevleviliğin sistemleştirilmesi; Şeyyad Hamza ile ilk Türkçe Yûsuf u Züleyhâ mesnevisi ve aruz-hece birlikteliği; Ahmedî ile tıp-astronomi bilgisi ve Cemşîd ü Hurşîd yazımı; Seyyid Nesîmî ile Hurûfîlik ve Azeri Türkçesi kullanımı eşleşir.
Eşleştirme sonucunda; Mevleviliğin esaslarını sistemleştiren ve Rebâbnâme'yi yazan Sultan Veled; ilk Türkçe Yûsuf u Züleyhâ mesnevisinin şairi olup hece ve aruzu birlikte kullanan Şeyyad Hamza; tıp ve astronomi bilgisine sahip, Cemşîd ü Hurşîd yazarı Ahmedî; Hurûfîlik inancını lirik gazellerle savunan Nesîmî doğru biçimde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sultan Veled'in edebi şahsiyetini ve eserlerini incelemek.
Sultan Veled, Mevleviliği sistemleştiren ve Türkçe manzumeler barındıran Rebâbnâme'nin yazarıdır. Bu özellik sağ sütundaki ikinci maddeyle eşleşir.
Şairin kurucu rolünü ve manzum eserini doğru tespit etmek.
2
Şeyyad Hamza'nın eserlerini ve üslup özelliklerini değerlendirmek.
Şeyyad Hamza, Anadolu sahasındaki ilk Yûsuf u Züleyhâ mesnevisinin şairi olup hece ve aruz ölçülerini birlikte kullanmıştır. Bu özellik sağ sütundaki dördüncü maddeyle eşleşir.
Edebiyat tarihindeki ilk mesnevi örneği ile şairin bağını kurmak.
3
Ahmedî'nin mesnevi türündeki eserlerini ve entelektüel arka planını incelemek.
Ahmedî, tıp ve astronomi gibi ilimlerle ilgilenmiş olup Cemşîd ü Hurşîd mesnevisinin yazarıdır. Bu özellik sağ sütundaki üçüncü maddeyle eşleşir.
Sanatçının ansiklopedik bilgi birikimini ve meşhur mesnevisini eşleştirmek.
4
Seyyid Nesîmî'nin inanç sistemini ve şiir dilini analiz etmek.
Seyyid Nesîmî, Hurûfîlik felsefesini coşkulu ve lirik bir tarzda Azeri Türkçesiyle kaleme alan şairdir. Bu özellik sağ sütundaki birinci maddeyle eşleşir.
Şairin mezhebi kimliği ile şiir dilinin bölgesel özelliklerini bağdaştırmak.

Anahtar Kavram

13. ve 14. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairlerinin Ayırt Edici Özellikleri ve Eserleri
Soru 5728Soru

A��ağıda sol sütunda verilen Divan edebiyatı nazım şekillerini, sağ sütundaki en belirgin özellikleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şarkı
Rubai
Tuyuğ

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şarkı bestelenme ve nakarat/meyan özelliğiyle; rubai İran edebiyatı kökeni ve 24 özel aruz kalıbıyla; tuyuğ ise Türklerin kazandırdığı tek aruz kalıplı yapı olmasıyla eşleşir.
Eşleştirmede strophic (bentlerle/dörtlüklerle kurulan) nazım şekillerinin karakteristik özellikleri temel alınmıştır. Şarkı bestelenme ve nakarat/meyan özellikleriyle; rubai İran edebiyatı kökeni ve 24 özel aruz kalıbıyla; tuyuğ ise Türklerin kazandırdığı tek aruz kalıplı yapı olmasıyla doğrudan eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Şarkı kavramının özelliklerini incelemek.
Şarkı nazım şeklinin bestelenmek amacıyla yazıldığı, meyan ve nakarat bölümlerine sahip olduğu bilgisiyle ilk eşleşme yapılır.
Şarkıyı diğer bentlerle kurulan nazım şekillerinden ayıran en temel unsur bestelenme amacı ve nakarat yapısıdır.
2
Rubai kavramının özelliklerini incelemek.
Rubainin İran edebiyatı menşeli olduğu ve 24 farklı aruz kalıbıyla yazılabildiği bilgisiyle ikinci eşleşme yapılır.
Rubaiyi benzer yapıda olan tuyuğdan ayıran en önemli fark, İran edebiyatı kökenli olması ve aruz kalıbı çeşitliliğidir.
3
Tuyuğ kavramının özelliklerini incelemek.
Tuyuğun Türklerin kazandırdığı bir nazım şekli olduğu ve tek bir aruz kalıbıyla yazıldığı bilgisiyle son eşleşme tamamlanır.
Tuyuğ, Türklerin milli nazım şekli olması ve sadece 'Fâilâtün Fâilâtün Fâilün' kalıbıyla yazılması yönüyle ayırt edicidir.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatı Dörtlük ve Bentlerle Kurulan Nazım Şekillerinin Yapısal ve Köken Özellikleri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 5729Soru

Deli Dumrul aydur: "Bire Azrail! Aman, Tanrı’nın birliğine yoktur güman! Ben seni böyle bilmezdim, hırsız gibi can aldığını duymazdım. Bizim yüce dağlarımızda bağlarımız olur, o bağların üzümü olur, o üzümü sıkarlar, al şarabı olur. O şaraptan içen esrik olur. Şaraplıydım, duymadım; ne söyledim, bilmedim. Yiğitliğime kıymayın, Tanrı'nın birliği hakkı için canımı bağışla!" dedi.

Dede Korkut Hikâyeleri'nden alınan bu parçadan hareketle, eserin biçim, dil ve içerik özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eser, İslamiyet öncesi sözlü dönemde bizzat Dede Korkut adında bilge bir ozan tarafından kaleme alınarak kitaplaştırılmıştır.

Cevap

Dede Korkut Hikâyeleri'nin İslamiyet öncesi dönemde bizzat Dede Korkut adında bilge bir ozan tarafından yazıldığını iddia eden seçenek söylenemez. Çünkü Dede Korkut eserin yazarı değil, bilge bir anlatıcıdır ve eser 15. yüzyılda anonim olarak yazıya geçirilmiştir.
Dede Korkut Hikâyeleri'nin yazarı belli değildir, yani eser anonimdir. Dede Korkut hikâyelerin yazarı değil; olayları anlatan, kahramanlara ad veren, bilge bir ozan ve yol gösterici figürdür. Ayrıca bu hikâyeler İslamiyet öncesi dönemde değil, destan geleneğinden halk hikâyeciliğine geçiş döneminin bir ürünü olarak 15. yüzyılın sonlarında yazıya geçirilmiştir. Bu nedenle eserin bizzat Dede Korkut tarafından yazıldığını belirten seçenek yanlıştır ve söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki içerik ve üslup özelliklerinin analiz edilmesi
Parçada Deli Dumrul'un Azrail ile mücadelesi ve yakarışı yer almaktadır. Metinde 'Azrail' ve 'Tanrı'nın birliği' gibi İslami ögelerle birlikte 'esriklik, al şarap' gibi İslamiyet öncesi kültürel unsurlar bir arada bulunmaktadır. Dil sade ve Oğuz Türkçesi özelliklerini taşır.
Dede Korkut Hikâyeleri'nin geçiş dönemi eseri olma niteliğini parça üzerinden doğrulamak.
2
Dede Korkut'un eserdeki rolünün ve eserin yazıya geçirilme tarihinin hatırlanması
Dede Korkut hikâyelerin yazarı değildir; o, hikâyelerde bilge bir anlatıcı, boy boylayıp soy soylayan, kahramanlara ad koyan bir derviş veya ozandır. Eser, sözlü olarak yaşatıldıktan sonra 15. yüzyıl sonlarında yazıya geçirilmiştir.
Eserin yazarı ve yazıldığı dönem hakkındaki tarihsel gerçekleri tespit etmek.
3
Seçeneklerin incelenerek yanlış bilginin belirlenmesi
Eserin Dede Korkut tarafından yazıldığını iddia eden seçeneğin yanlış olduğu saptanır.
Soru kökündeki olumsuz yargıyı karşılayan seçeneği işaretlemek.

Anahtar Kavram

Dede Korkut Hikâyeleri'nin anonim yapısı, Dede Korkut figürünün anlatıcı rolü ve eserin 15. yüzyılda yazıya geçirilmiş olması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5730Soru

Divan edebiyatında nesir (düzyazı) alanında eser veren sanatçılara 'münşi', bu eserlerin genelinde kullanılan edebi ve sanatlı dile ise 'inşa' adı verilmiştir. Divan nesri; dil, üslup ve hitap ettiği kitle açısından sade, orta ve süslü nesir olmak üzere üç kolda gelişim göstermiştir.

Buna göre, aşağıda Divan nesri ve temsilcileriyle ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilimsel ve kültürel çalışmalarıyla tanınan Kâtip Çelebi, Arapça kaleme aldığı Keşfü'z-Zunûn adlı eserinde coğrafya alanındaki birikimini çeşitli harita ve çizimlerle ortaya koymuş; orta nesrin öğretici yönüne katkı sağlamıştır.

Cevap

Kâtip Çelebi'nin Keşfü'z-Zunûn adlı eserinin coğrafya eseri olarak tanımlanması yanlıştır; bu eser bibliyografya türündedir.
Kâtip Çelebi'nin Arapça kaleme aldığı Keşfü'z-Zunûn adlı eseri coğrafya türünde değil, dünya çapında tanınan devasa bir bibliyografya (eser kataloğu) çalışmasıdır. Sanatçının coğrafya alanında harita ve çizimler barındıran Türkçe eseri ise Cihannüma'dır. Bu nedenle coğrafya eseri olarak tanımlanan ifade bilgi yanlışı içermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde yer alan Divan nesri temsilcileri ve eserlerinin yüzyıl, tür ve üslup eşleştirmelerini incelemek.
Mercimek Ahmet (Kâbusnâme - sade nesir), Sinan Paşa (Tazarrunâme - süslü nesir), Nergisî (mensur hamse - süslü nesir) ve Seydi Ali Reis (Mir'atü'l-Memalik - seyahatname/sade nesir) bilgilerinin tamamen doğru olduğu belirlenir.
Seçeneklerdeki doğru bilgileri eleyerek yanlış olan seçeneği tespit etmek.
2
Kâtip Çelebi'nin Keşfü'z-Zunûn adlı eserinin içeriğini ve türünü doğrulamak.
Keşfü'z-Zunûn, coğrafya alanında haritalar içeren bir eser olmayıp yaklaşık 15.000 kitap ve 10.000 yazarı tanıtan devasa bir bibliyografya çalışmasıdır. Yazarın coğrafya alanındaki ünlü eseri ise Cihannüma'dır.
Kâtip Çelebi'nin eserlerinin içerik yönünden doğru eşleştirilip eşleştirilmediğini kontrol etmek.

Anahtar Kavram

Divan Nesri ve Temsilcileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5731Soru

Aşağıda İslamiyet öncesi Türk destanlarının içeriklerine dair bazı bilgiler verilmiştir:

I. Saka Hükümdarı'nın Makedonyalı İskender'in Doğu seferi sırasındaki mücadelelerini ve Türk yurdunu koruma çabalarını konu edinen anlatı
II. Hun Hükümdarı Mete Han ile özdeşleştirilen bir kahramanın doğumundan başlayarak cihan hâkimiyeti kurmasını ve ülkesini oğulları arasında paylaştırmasını aktaran anlatı
III. Sarp dağlarla çevrili bir sığınakta çoğalan Türk boyunun, demirden dağı eriterek ata yurtlarına geri dönmesini ve bağımsızlıklarını kazanmasını işleyen anlatı
IV. Kutlu Dağ adı verilen kutsal taşın Çinlilere verilmesi üzerine başlayan kıtlık ve kuraklık nedeniyle halkın güneybatıya göçünü anlatan anlatı

Bu destanların ait olduğu toplulukların tarih sahnesine çıkış ve destanların oluşum dönemleri dikkate alındığında, numaralanmış bu anlatıların kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralanışı nasıl olmalıd��r?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Verilen destanların temsil ettiği dönemler ve topluluklar kronolojik olarak Saka (Şu Destanı), Hun (Oğuz Kağan Destanı), Göktürk (Ergenekon Destanı) ve Uygur (Göç Destanı) şeklinde sıralanmaktadır. Bu nedenle doğru sıralama birinci anlatı, ikinci anlatı, üçüncü anlatı ve dördüncü anlatı sırasıyla olmalıdır.
Doğru sıralama, destanların ait olduğu Türk topluluklarının tarih sahnesine çıkış dönemlerine göre yapılmalıdır. En eski anlatı, M.Ö. 4. yüzyılda İskender Seferi ile ilişkilendirilen Saka Türklerine ait Şu Destanı'dır (birinci anlatı). Sonrasında, M.Ö. 2. yüzyılda Hun Hükümdarı Mete Han'ın hayatı etrafında şekillenen Oğuz Kağan Destanı (ikinci anlatı) gelir. Göktürklerin M.S. 6-8. yüzyıllardaki Ergenekon Destanı (üçüncü anlatı) ve en son olarak Uygurların M.S. 8-9. yüzyıllardaki Göç Destanı (dördüncü anlatı) yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinlerdeki anlatıların hangi İslamiyet öncesi Türk destanlarına ait olduğunu belirleyin.
Birinci metin Şu Destanı (Saka), ikinci metin Oğuz Kağan Destanı (Hun), üçüncü metin Ergenekon Destanı (Göktürk) ve dördüncü metin Göç Destanı (Uygur) olarak belirlenir.
Destanların adlarını ve ait olduğu toplulukları tespit etmek, tarihsel sıralama yapabilmek için gereklidir.
2
Bu destanların ait olduğu Türk topluluklarının tarih sahnesindeki varlık sürelerini ve destanların oluşum dönemlerini belirleyin.
Saka Türkleri en eski dönemde (M.Ö. 4. yy civarında Şu dönemi), Hunlar (M.Ö. 2. yy civarında Mete Han dönemi), Göktürkler (M.S. 6. yy ve sonrası) ve Uygurlar (M.S. 8. yy ve sonrası) olarak belirlenir.
Doğru kronolojik sıralamayı oluşturmak için bu toplulukların tarihsel ardışıklığı bilinmelidir.
3
Eskiden yeniye doğru kronolojik sıralamayı gerçekleştirin.
Doğru kronolojik sıra Şu (Saka) -> Oğuz Kağan (Hun) -> Ergenekon (Göktürk) -> Göç (Uygur) şeklindedir. Bu da sırasıyla birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü maddelerin ardışık sıralanmasını gerektirir.
Tüm veriler sentezlenerek nihai sıralama oluşturulmuştur.

Anahtar Kavram

İslamiyet Öncesi Türk Destanlarının kronolojik oluşum sırası ve ait oldukları Türk devletleri/toplulukları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5732Soru

17. ve 18. yüzyıl Divan edebiyatında şairler, farklı akımlar ve sanat anlayışları doğrultusunda özgün eserler vermişlerdir. Aşağıdaki tabloda verilen şairleri, karşılarında yer alan edebî özellikleri ve temsil ettikleri anlayışlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şeyhülislam Yahya
Neşati
Koca Ragıp Paşa
Şeyh Galip

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şeyhülislam Yahya'nın rindane gazelleri ve İstanbul Türkçesiyle; Neşati'nin Sebk-i Hindî ve Hilye-i Enbiya eseriyle; Koca Ragıp Paşa'nın felsefi-didaktik şiirleri ve sadrazamlığıyla; Şeyh Galip'in ise Hüsn ü Aşk mesnevisi ve Sebk-i Hindî akımıyla eşleştirilmesi doğrudur.
Şeyhülislam Yahya rindane tarzı ve İstanbul Türkçesiyle 17. yüzyılı; Neşati Sebk-i Hindî ve Hilye-i Enbiya eseriyle 17. yüzyılı; Koca Ragıp Paşa hikemî tarzı ve sadrazamlığıyla 18. yüzyılı; Şeyh Galip ise Hüsn ü Aşk eseri ve Sebk-i Hindî akımıyla 18. yüzyılı doğru bir biçimde temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Şairlerin yaşadıkları yüzyılları ve edebî kimliklerini belirleme.
Şeyhülislam Yahya ve Neşati 17. yüzyıl; Koca Ragıp Paşa ve Şeyh Galip ise 18. yüzyıl sanatçılarıdır.
Yüzyıl bilgisi, eşleştirmede ilk eleme kriteridir.
2
Şairlerin mensup oldukları edebî akımları ve anahtar eserleri tespit etme.
Şeyhülislam Yahya rindane gazel, Neşati Sebk-i Hindî ve Hilye-i Enbiya, Koca Ragıp Paşa hikemî tarz, Şeyh Galip Sebk-i Hindî ve Hüsn ü Aşk ile eşleşir.
Bu sayede her şair doğru eser ve üslupla tam olarak eşleşmiş olur.

Anahtar Kavram

17. ve 18. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri, Edebî Akımları ve Eserleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5733Soru

Divan edebiyatında beyitlerle kurulan nazım şekillerinin kafiye düzenleri, beyit sayıları ve muhtevaları belirleyici yapısal özellikler taşır.

Aşağıda bir nazım şeklinden alınan iki beyit verilmiştir:

I. *Kalem olsun eli ol kâtib-i bed-tahrîrin*
*Ki fesâd-ı rakamı sûrumuzu mâtem eder*

II. *Rakam-ı yâr yazarken iki gözümün yaşını*
*Biri deryâ-yı belâ biri cehennem eder*

Bu beyitlerin dil, üslup ve biçim özellikleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birinci beyit kendi arasında kafiyeli (aa) olduğu için bu şiir, beyit sayısı en az olan bir gazel örneğidir.

Cevap

Birinci beytin kendi arasında kafiyeli olduğunu ve bu şiirin bir gazel örneği olduğunu savunan seçenek yanlıştır.
Verilen metindeki birinci beytin dize sonlarında yer alan 'bed-tahrîrin' ve 'mâtem eder' ifadeleri kendi arasında kafiyeli değildir. Bir şiirin gazel olabilmesi için ilk beytinin kendi arasında kafiyeli (aaaa - yani matla beyti) olması ve beyit sayısının en az beş olması gerekir. Bu metin, kafiye düzeni (xa/caxa / ca) ve beyit sayısı (iki beyit) bakımından bir kıtaya aittir. Bu nedenle birinci beytin kendi arasında kafiyeli olduğunu ve metnin bir gazel olduğunu öne süren yargı yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitlerin dize sonlarındaki ses benzerliklerini ve kafiye örgüsünü (kafiye şemasını) incelemek.
Birinci beytin dize sonlarındaki 'bed-tahrîrin' ve 'mâtem eder' kelimelerinin kendi arasında kafiyeli olmadığı (abab veya xaxa şeklinde olduğu), ikinci beytin ise 'yaşını' ve 'cehennem eder' kelimeleriyle bittiği ve 'mâtem' ile 'cehennem' kelimelerindeki '-em' sesleriyle kafiyelendiği görülür. Kafiye şeması xa/caxa / ca (veya ab/cbab / cb) şeklindedir.
Şiirin nazım şeklini ve yapısal özelliklerini belirlemek için kafiye örgüsünü doğru tespit etmek gerekir.
2
Beyitlerin mahlas içerip içermediğini ve beyit sayısını kontrol etmek.
Şiirde şairin mahlası geçmemektedir ve metin toplam iki beyitten oluşmaktadır.
Gazel, kaside ve kıta gibi nazım şekillerinin ayırt edici özelliklerinden biri olan mahlas kullanımı ve beyit sayısı sınırlarını değerlendirmek gerekir.
3
Elde edilen yapısal ve içeriksel verileri divan edebiyatı nazım şekilleri kurallarıyla karşılaştırarak yanlış olan yargıyı bulmak.
Kafiye düzeninin kendi arasında (aaaa şeklinde) olmaması, mahlas içermemesi ve iki beyit olması bu şiirin bir 'kıta' olduğunu kanıtlar. Gazel olabilmesi için en az 5 beyit olması ve ilk beytin kendi arasında kafiyeli (aaaa) olması gerekirdi. Dolayısıyla bu şiirin gazel olduğunu söyleyen yargı yanlıştır.
Özellikleri doğru eşleştirerek seçenekler içindeki hatalı çıkarımı saptamak.

Anahtar Kavram

Kıta nazım şeklinin yapısal (kafiye şeması, beyit sayısı, mahlassızlık) ve içeriksel özellikleri ile gazelden ayrılan yönleri.
Soru 5734Soru

Divan edebiyatında bestelenmek amacıyla yazılan, dörtlüklerden oluşan, her dörtlüğün üçüncü dizesine "meyan", dördüncü dizesine ise "nakarat" adı verilen nazım şekli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şarkı

Cevap

Şarkı
Şarkı nazım şekli, Türklerin divan edebiyatına kazandırdığı, bestelenmek amacıyla yazılan ve dörtlüklerden oluşan bir formdur. Her dörtlüğün üçüncü dizesine 'meyan' veya 'meyan beyti', her dörtlüğün sonunda aynen tekrarlanan dördüncü dizesine ise 'nakarat' adı verilir. Dolayısıyla tanımı verilen nazım şekli şarkıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Nazım şeklinin yapısal özelliklerini belirlemek.
Tanımda geçen 'meyan' (üçüncü dize) ve 'nakarat' (her dörtlükte tekrarlanan dördüncü dize) kavramlarının dörtlüklerle kurulan şarkı nazım şekline ait olduğu görülür.
Soruda verilen ipuçlarından yola çıkarak divan edebiyatındaki musammatlar ve dörtlüklerle kurulan nazım şekillerini ayırt etmek gerekir.
2
Eserin yazılış amacını incelemek.
Şarkı, divan edebiyatında doğrudan bestelenmek üzere kaleme alınan tek nazım şeklidir.
Diğer dörtlük biçimlerinden ayrılan en temel işlevsel farkı saptamak.

Anahtar Kavram

Şarkı Nazım Şeklinin Yapısal ve İşlevsel Özellikleri
Tahmini Süre:45s
Soru 5735Soru

Servet-i Fünun Dönemi Türk romanı, teknik açıdan Batılı seviyeye ulaşırken bireyin iç dünyasını ve çatışmalarını merkeze almıştır. Bu dönemde kaleme alınan eserlerden ilki, bir hülyanın peşinde koşan genç bir şairin hayalleri ile hayatın acı gerçekleri arasındaki uçurumu Ahmet Cemil’in trajedisiyle gözler önüne serer. Dönemin bir diğer önemli yapıtı ise olay örgüsünden ziyade karakterlerin ruh hallerine yoğunlaşarak Suat, Süreyya ve Necip üçgeninde gelişen sancılı bir aşkı ve vicdan azabını derinlemesine inceler.

Bu parçada sözü edilen romanların yazarları aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Halit Ziya Uşaklıgil - Mehmet Rauf

Cevap

Halit Ziya Uşaklıgil - Mehmet Rauf
Parçada tasvir edilen ve Ahmet Cemil karakterini barındıran eser Halit Ziya Uşaklıgil'in Mai ve Siyah romanıdır. Suat, Süreyya ve Necip üçgeninde gelişen, ruhsal çözümlemeleriyle öne çıkan eser ise Mehmet Rauf'un Eylül adlı romanıdır. Dolayısıyla doğru sıralama Halit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen ipuçlarını analiz ederek bahsedilen ilk eseri tespit etmek.
Ahmet Cemil karakteri ve hayal-hakikat çatışması teması bizi Halit Ziya Uşaklıgil'in 'Mai ve Siyah' romanına ulaştırır.
Soruda geçen ilk eserin yazarını belirlemek için karakter ve tema analizine ihtiyaç vardır.
2
Parçada geçen ikinci eserin ipuçlarını incelemek.
Suat, Süreyya ve Necip karakterleri ile ruhsal çözümlemeler bizi Mehmet Rauf'un 'Eylül' romanına ulaştırır.
Soruda geçen ikinci eserin yazarını belirlemek için karakter kadrosu analiz edilir.
3
Yazar eşleştirmesini sırasıyla birleştirmek.
Sırasıyla Halit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf olarak doğru seçenek bulunur.
Soruda 'sırasıyla' ifadesi kullanıldığı için yazarların doğru sırada verilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun Romanı ve Temsilcileri
Soru 5736Soru

Hikâyeci âşık, dinleyicilerin ilgisini çekmek ve onları anlatının dünyasına hazırlamak amacıyla asıl konuya girmeden önce sazıyla bir 'divanî' çalar; ardından hareketli bir türkü söyleyerek topluluğu hareketlendirir. Bu ısınma aşamasından sonra, hikâyenin kahramanlarının, onların ailelerinin ve olayın geçtiği mekânın dinleyiciye tanıtıldığı mensur bölüme geçilir.

Bu parçada sözü edilen ısınma aşaması ve sonrasında geçilen tanıtım bölümü, sırasıyla halk hikâyesinin hangi yapısal bölümlerini oluşturmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fasıl - Döşeme

Cevap

Fasıl - Döşeme
Doğru cevap olan 'Fasıl - Döşeme' seçeneğinde yer alan ilk terim, âşığın dinleyiciyi hazırlamak için şiir ve türküler okuduğu bölümü; ikinci terim ise hikâyenin kahramanlarının ve mekânın tanıtıldığı mensur giriş bölümünü doğru sırayla ifade etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen ipuçlarından hareketle asıl hikâyeye başlanmadan önce gerçekleştirilen ısınma aşamasının adı belirlenir.
Âşığın saz çalıp tekerleme okuduğu bu hazırlık aşamasının 'Fasıl' olduğu saptanır.
Halk hikâyelerinde dinleyiciyi anlatıya hazırlama işlevi fasıl bölümüne aittir.
2
Isınma aşamasından sonra gelen ve kahramanların, ailelerin ile mekânın tanıtıldığı mensur bölüm tespit edilir.
Bu tanıtım işvelini üstlenen bölümün 'Döşeme' olduğu belirlenir.
Döşeme, hikâyenin olay örgüsüne girmeden önceki giriş ve tasvir kısmıdır.
3
Elde edilen kavramlar sırasıyla birleştirilir.
Doğru sıralamanın 'Fasıl - Döşeme' olduğu sonucuna ulaşılır.
Soru kökünde sırasıyla bu iki aşamanın adları istenmiştir.

Anahtar Kavram

Halk hikâyelerinin yapısal bölümleri ve bunların işlevleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5737Soru

Aşağıdaki Servet-i Fünun Dönemi romanlarına ait özellikleri ilgili oldukları eser adlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ahmet Cemil karakteri üzerinden Servet-i Fünun kuşağının edebi hülyalarını ve hayal kırıklıklarını anlatan Halit Ziya Uşaklıgil romanı
Necip, Suat ve Süreyya arasındaki aşk üçgenini ve kahramanların iç dünyalarını derinlemesine tahlil eden Mehmet Rauf romanı
Bihter, Behlül ve Adnan Bey karakterleri etrafında şekillenen, yasak aşk temalı Halit Ziya Uşaklıgil romanı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ahmet Cemil'in hayallerini ve hayal kırıklıklarını konu edinen tan��m Mai ve Siyah eseriyle; Necip, Suat ve Süreyya arasındaki aşkı ele alan tanım Eylül eseriyle; Bihter, Behlül ve Adnan Bey karakterlerini barındıran tanım ise Aşk-ı Memnu eseriyle eşleşmelidir.
Verilen tanımlardaki karakter kadroları ve temalar ilgili romanlarla tam olarak örtüşmektedir. Ahmet Cemil Mai ve Siyah'ın; Necip, Suat ve Süreyya Eylül'ün; Bihter, Behlül ve Adnan Bey ise Aşk-ı Memnu'nun baş karakterleridir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk tanımdaki 'Ahmet Cemil' karakteri ve 'Servet-i Fünun kuşağının hayalleri' anahtar kelimelerini incelemek.
Bu özelliklerin Halit Ziya Uşaklıgil'in Mai ve Siyah adlı eserine ait olduğu belirlenir ve birinci tanım Mai ve Siyah ile eşleştirilir.
Ahmet Cemil, Mai ve Siyah romanının başkişisidir ve Servet-i Fünun aydınını temsil eder.
2
İkinci tanımdaki 'Necip, Suat ve Süreyya' karakterlerini ve 'iç dünya tahlili' ifadesini incelemek.
Bu özelliklerin Mehmet Rauf'un Eylül romanına ait olduğu saptanır ve ikinci tanım Eylül ile eşleştirilir.
Eylül, Türk edebiyatında ilk psikolojik roman olup Necip, Suat ve Süreyya karakterleri arasındaki aşkı ve ruh tahlillerini konu alır.
3
Üçüncü tanımdaki 'Bihter, Behlül ve Adnan Bey' karakterlerini incelemek.
Bu özelliklerin Halit Ziya Uşaklıgil'in Aşk-ı Memnu romanına ait olduğu tespit edilir ve üçüncü tanım Aşk-ı Memnu ile eşleştirilir.
Bihter'in Adnan Bey ile evliliği ve yeğeni Behlül ile yaşadığı yasak aşk Aşk-ı Memnu romanının temel konusunu oluşturur.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun Dönemi Romanlarının Karakterleri ve Konuları
Soru 5738Soru

Servet-i Fünun Dönemi'nin iki önemli romancısı Halit Ziya Uşaklıgil ile Mehmet Rauf'un eserleri dil, üslup ve teknik açıdan bazı farklılıklar gösterir. Mehmet Rauf, Halit Ziya'ya göre daha sade bir dil tercih etmiş ve karakterlerin iç dünyalarındaki ruhsal çözümlemelere ağırlık vermiştir.

Buna göre; Suat, Süreyya ve Necip arasındaki dramatik ilişkiyi ruhsal tahliller eşliğinde ele alan ve Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı sayılan Eylül adlı eserin yazarı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mehmet Rauf

Cevap

Eylül adlı eserin yazarı Mehmet Rauf'tur.
Eylül romanı, edebiyatımızda psikolojik derinliği ve ruh tahlilleriyle tanınan ilk psikolojik roman olup Mehmet Rauf tarafından yazılmıştır. Eserdeki Suat, Süreyya ve Necip karakterleri bu romanın başkahramanlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Eserde geçen karakterleri ve eserin temasını analiz edin.
Suat, Süreyya ve Necip karakterleri ile 'ilk psikolojik roman' ifadesi bizi Servet-i Fünun Dönemi'nin Eylül romanına götürür.
Soruda sunulan olay örgüsü ve karakter kadrosu Eylül romanını tanımlamaktadır.
2
Eylül romanının yazarını belirleyin.
Eylül romanının yazarı Servet-i Fünun Dönemi romancısı Mehmet Rauf'tur.
Türk edebiyatındaki ilk psikolojik roman olan Eylül, Mehmet Rauf tarafından kaleme alınmıştır.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun Romanı ve Temsilcileri
Soru 5739Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen öğretici metin ve yazar eşleşmelerini, sağ sütunda verilen ve bu metinlerin türsel özelliklerini yansıtan açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Eşkâl-i Zaman (Ahmet Rasim)
Günlerin Getirdiği (Nurullah Ataç)
Eşref Saat (Şevket Rado)
Defter-i A'mâl (Ziya Paşa)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşkâl-i Zaman (Ahmet Rasim) fıkra türünün özelliklerini yansıtan açıklamayla; Günlerin Getirdiği (Nurullah Ataç) deneme türünün özelliklerini yansıtan açıklamayla; Eşref Saat (Şevket Rado) söyleşi (sohbet) türünün özelliklerini yansıtan açıklamayla; Defter-i A'mâl (Ziya Paşa) ise anı (hatıra) türünün özelliklerini yansıtan açıklamayla eşleşir.
Doğru eşleştirmede her eser kendi türünün belirleyici özellikleriyle eşleşmiştir. Ahmet Rasim'in fıkra türündeki Eşkâl-i Zaman eseri güncel olayları gazete sütunlarında samimi ve iğneleyici bir üslupla aktaran açıklamayla eşleşir. Nurullah Ataç'ın Günlerin Getirdiği eseri yazarın kendi kendisiyle konuşuyormuş gibi yazdığı deneme türünü yansıtan açıklamayla eşleşir. Şevket Rado'nun Eşref Saat eseri okuyucuyla karşılıklı konuşuyormuş gibi yazılan söyleşi türüyle eşleşir. Ziya Paşa'nın Defter-i A'mâl eseri ise yazarın geçmişte yaşadığı olayları gözlemlerine dayanarak anlattığı anı türüyle eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Eserlerin yazarlarını ve ait oldukları öğretici metin türlerini tespit edin.
Eşkâl-i Zaman fıkra, Günlerin Getirdiği deneme, Eşref Saat söyleşi (sohbet), Defter-i A'mâl ise anı (hatıra) türündedir.
Eşleştirme yapabilmek için her bir eserin hangi öğretici metin türüne ait olduğunu belirlemek gerekir.
2
Sağ sütundaki açıklamaların hangi öğretici metin türlerinin ayırt edici özelliklerini (üslup, anlatıcı, hedef kitle) tanımladığını analiz edin.
İlk açıklama fıkra (gazete yazısı, güncellik, iğneleyici üslup); ikinci açıklama söyleşi (karşılıklı konuşma havası, senli benli üslup); üçüncü açıklama deneme (kendiyle konuşma, kesinlikten uzak olma); dördüncü açıklama ise anı (geçmişteki olaylar, gözlem) özelliklerini taşımaktadır.
Öğretici metinlerin üslup ve içerik farklarını anlamak doğru eşleştirmeyi sağlar.
3
Elde edilen tür ve eser bilgilerini eşleştirerek doğru çiftleri belirleyin.
Eşkâl-i Zaman fıkra açıklamasıyla, Günlerin Getirdiği deneme açıklamasıyla, Eşref Saat söyleşi açıklamasıyla, Defter-i A'mâl ise anı açıklamasıyla eşleşir.
Eser-tür bilgiisi ile türün teorik özelliklerinin örtüştürülmesi hedeflenir.

Anahtar Kavram

Öğretici metinlerin türsel, üslupsal özellikleri ve edebiyatımızdaki kurucu temsilcileri ile eserlerinin eşleştirilmesi.
Soru 5740Soru

Ondokuzuncu yüzyılda yaşamış olan bu şair, mensup olduğu boyun Çukurova ve Toroslar'da göçebe hayatını sürdürme mücadelesini ve Osmanlı Devleti'nin iskân politikasına karşı gösterdiği direnişi şiirlerine taşımıştır. Divan edebiyatının etkisinden tamamen uzak, yalın ve içten bir halk Türkçesiyle koçaklamalar ve güzellemeler söylemiştir.

Buna göre aşağıdaki dörtlüklerden hangisinin bu sanatçıya ait olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çıkıp kurtulmalı dağlar başına
Daha neler gelir erkek başına
Hükümetin gülle atan topuna
Gövde siper eden yiğitler hani

Cevap

Dadaloğlu'na ait olan 'Çıkıp kurtulmalı dağlar başına...' dörtlüğü
Parçada sözü edilen âşık, 19. yüzyılın en önemli halk şairlerinden olan Dadaloğlu'dur. Dadaloğlu, mensup olduğu Avşar boyunun zorunlu iskân politikasına karşı mücadelesini şiirlerinde coşkulu bir dille anlatmış, divan şiirinin etkisinden uzak durarak yalnızca hece ölçüsünü kullanmıştır. 'Çıkıp kurtulmalı dağlar başına / Daha neler gelir erkek başına / Hükümetin gülle atan topuna / Gövde siper eden yiğitler hani' dörtlüğü, şairin bu iskân mücadelesini ve epik koçaklama tarzını doğrudan yansıtan, hece ölçüsüyle yazılmış yalın bir şiiridir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafta verilen ipuçlarını analiz etmek
Sanatçının 19. yüzyılda yaşadığı, göçebe yaşam sürdüğü, iskân politikasına direndiği, koçaklamalarıyla tanındığı ve Divan etkisinden tamamen uzak durduğu bilgileri edinilir.
Soruda sorulan âşığın kimliğini belirlemek için temel özellikleri saptamak gerekir.
2
Edebi şahsiyeti özetlenen şairin adını netleştirmek
Belirtilen niteliklerin tamamının 19. yüzyılın ünlü mücadeleci şairi Dadaloğlu'na ait olduğu tespit edilir.
Şiir eşleştirmesinde aranacak doğru ismin belirlenmesi sürecin merkezidir.
3
Seçeneklerdeki dörtlüklerin üslup, içerik ve dil özelliklerini incelemek
Devletin gülle atan topuna karşı dağlara çıkıp gövde siper eden yiğitleri öven ve yalın halk Türkçesiyle yazılmış olan dörtlüğün Dadaloğlu'na ait olduğu görülür.
Şairin edebi kişiliği ile şiir tarzını eşleştirip doğru sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Âşık Edebiyatı Temsilcileri ve Edebî Şahsiyetleri
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 287 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin