Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6101Soru

Birinci TBMM, Anadolu'da çıkan iç ayaklanmaları bastırmak ve otoritesini korumak amacıyla çeşitli hukuki, yargısal ve dini önlemler almıştır. Aşağıda verilen TBMM önlemlerini, bu önlemlerin alınış amaçlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması
İstiklal Mahkemelerinin kurulması
Ankara Müftüsü'nden karşı fetva alınması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması meclise yönelik isyanları yasal olarak suç kapsamına almakla; İstiklal Mahkemelerinin kurulması ayaklanmacıları hızlıca yargılayarak otoriteyi korumakla; Ankara Müftüsü'nden karşı fetva alınması ise İstanbul Hükümeti'nin dini propagandalarını etkisiz kılmakla eşleşir.
Doğru eşleştirmede; Hıyanet-i Vataniye Kanunu ayaklanmaları yasal zeminde suç kapsamına alma amacı taşırken, İstiklal Mahkemeleri yargı sürecini hızlandırarak meclis otoritesini koruma amacı gütmüş, Ankara Müftüsü'nden alınan fetva ise dini propagandalara karşı koyarak halkın dini duygularının suistimal edilmesini önlemeyi hedeflemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
TBMM'nin çıkardığı kanunun niteliğini değerlendirmek.
Hıyanet-i Vataniye Kanunu yasama yetkisini yansıtır ve isyanları hukuken suç sayarak meclise yasal meşruiyet kazandırır.
Kanunun hukuki amacını belirlemek.
2
TBMM bünyesinde kurulan mahkemelerin işlevini saptamak.
İstiklal Mahkemeleri yargı yetkisini kullanarak isyancıları hızlıca cezalandırıp asayişi sağlamıştır.
Kurulan olağanüstü mahkemelerin pratik sonucunu açıklamak.
3
Dini alanda atılan adımın hedefini analiz etmek.
Alınan karşı fetva, İstanbul Şeyhülislamı'nın olumsuz propagandasına karşı halkın dini hassasiyetlerini korumuştur.
Fetvanın kamuoyundaki siyasi ve dini etkisini belirlemek.

Anahtar Kavram

Birinci TBMM'nin iç ayaklanmalara karşı aldığı önlemler ve bunların nitelikleri

Alternatif Yöntem

Önlemleri hukuki (kanun), askeri/yargısal (mahkeme) ve dini (fetva) olarak kategorilere ayırarak doğrudan karşılarındaki açıklamalarla gruplayabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6102Soru

Sevr Antlaşması'na giden süreçte yaşanan aşağıdaki diplomatik gelişmeleri kronolojik olarak (eskiden yeniye) sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: İtilaf Devletleri'nin San Remo Konferansı'nda barış antlaşması taslağını hazırlaması (Nisan 1920), Saltanat Şurası'nın antlaşma taslağını kabul etmesi (Temmuz 1920) ve Osmanlı heyetinin Sevr Antlaşması'nı imzalaması (Ağustos 1920) şeklindedir.
Sevr Antlaşması'na giden süreç sırasıyla; Nisan 1920'de San Remo Konferansı'nda taslağın hazırlanması, Temmuz 1920'de Saltanat Şurası'nda taslağın kabul edilmesi ve 10 Ağustos 1920'de antlaşmanın imzalanması şeklinde gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
San Remo Konferansı'nın tarihsel yerini belirleme
Nisan 1920'de İtilaf Devletleri İtalya'da toplanarak antlaşmanın şartlarını taslak haline getirmiştir.
Bir antlaşmanın imzalanabilmesi veya onaylanabilmesi için öncelikle taslak şartlar��nın hazırlanması gerekir.
2
Saltanat Şurası'nın toplanma sürecini analiz etme
Temmuz 1920'de İstanbul'da toplanan Saltanat Şurası, gelen taslak şartlarını görüşerek kabul etmiştir.
İtilaf Devletleri'nin baskısıyla antlaşmanın imzalanması öncesinde Osmanlı devlet mekanizmasında bir iç onay süreci işletilmiştir.
3
Antlaşmanın imzalanma aşamasını belirleme
10 Ağustos 1920'de Osmanlı delegeleri Fransa'da Sevr Antlaşması'nı imzalamıştır.
Taslak hazırlığı ve iç onay aşamalarının tamamlanmasının ardından antlaşma nihai olarak imzalanmıştır.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın Diplomatik Hazırlık Aşamaları
Soru 6103Soru

Mustafa Kemal Atatürk, "Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır." sözüyle milli tarih bilincinin önemini vurgulamıştır.

Bu doğrultuda, Türk tarihini bilimsel yöntemlerle araştırmak ve dünya kamuoyuna doğru bir şekilde tanıtmak amacıyla kurulan kurum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk Tarih Kurumu

Cevap

Türk Tarih Kurumu
Mustafa Kemal Atatürk'ün "Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır." sözü doğrudan tarih bilincinin önemini vurgulamaktadır. Bu doğrultuda Türk tarihini kökenlerinden başlayarak bilimsel yöntemlerle araştırmak amacıyla Türk Tarih Kurumu kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal Atatürk'ün tarih konusundaki yaklaşımını analiz etmek.
Atatürk, milli kimliğin inşası ve tarihsel gerçeklerin bilimsel yöntemlerle ortaya çıkarılması için milli tarih çalışmalarına büyük önem vermiştir.
Soruda verilen alıntı ve hedefler doğrultusunda hangi kurumun kurulduğunu belirlemek için başlangıç noktasıdır.
2
Eğitim ve kültür alanındaki inkılaplar kapsamında kurulan kurumların amaçlarını karşılaştırmak.
Türk Tarih Kurumu'nun Türk tarihini araştırmak, Türk Dil Kurumu'nun dili geliştirmek, Millet Mektepleri'nin okuma yazma öğretmek, Ankara Hukuk Mektebi'nin hukukçu yetiştirmek amacıyla kurulduğu, Darülfünun'un ise Osmanlı'dan kalan üniversite yapısı olduğu belirlenmiştir.
Çeldiricileri eleyerek doğru kuruma ulaşmak.
3
Doğru kurumu belirlemek.
Atatürk'ün milli tarih bilincini güçlendirmek ve Türk tarihini araştırmak amacıyla kurduğu kurumun Türk Tarih Kurumu olduğu sonucuna varılır.
Tarih araştırmaları yapan ve milli kimliği destekleyen kurum Türk Tarih Kurumu'dur.

Anahtar Kavram

Milli kimlik inşası ve bilimsel araştırmalar çerçevesinde Türk Tarih Kurumu'nun kuruluşu
Tahmini Süre:45s
Soru 6104Soru

Osmanlı Devleti'nin Klasik Dönemi'nde Divan-ı Hümayun üyeleri, üstlendikleri sorumluluklar ve üyesi oldukları yönetim sınıfları (seyfiye, ilmiye, kalemiye) doğrultusunda merkez teşkilatında farklı alanlardaki devlet işlerini yürütmüşlerdir. Buna göre, sol tarafta verilen Divan-ı Hümayun üyelerini, sağ tarafta verilen kendilerine özgü yetki, görev ve sınıf tan��mlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sadrazam
Kazasker
Nişancı
Defterdar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sadrazam padişahın mutlak vekili ve seyfiye temsilcisi; Kazasker büyük davalara bakan, kadı/müderris atayan ilmiye temsilcisi; Nişancı ��rfi hukuk uygulayıcısı, tahrir ve tuğra sorumlusu kalemiye temsilcisi; Defterdar ise bütçe ve hazine işlerinden sorumlu kalemiye temsilcisidir.
Divan-ı Hümayun üyeleri klasik dönemde işlevsel bir iş bölümüyle çalışırlar. Sadrazam yürütme (seyfiye), Kazasker yargı ve eğitim (ilmiye), Nişancı örfi hukuk ve arazi tescili (kalemiye), Defterdar ise mali bütçe ve hazine (kalemiye) işlerinden yetkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Sadrazamın görev ve yetki sınırlarını tayin etmek.
Sadrazam, padişahın mührünü taşıyarak yürütme yetkisini kullanır ve serdar-ı ekrem olarak orduyu yönetir. Seyfiye sınıfındadır.
Yürütme ve askeri liderliği temsil eden üyeyi belirlemek amacıyla bu adım uygulanır.
2
Kazaskerin yetkilerini ve hangi yönetim sınıfında olduğunu tespit etmek.
Kazasker, yargı ve eğitim alanından sorumludur; kadı ve müderrisleri atar. İlmiye sınıfının üyesidir.
Adalet ve eğitim sisteminin başındaki Divan üyesini doğru görev tanımıyla eşleştirmek amacıyla bu adım uygulanır.
3
Nişancının hukukî, bürokratik ve kayıt işlerindeki sorumluluğunu incelemek.
Nişancı örfi hukuk kurallarını kanunnamelere işler, tahrir defterlerini tutarak toprak kaydeder ve belgelere padişahın tuğrasını çeker. Kalemiye sınıfındadır.
Belgelere tuğra çekilmesi ve toprak kayıtlarının tutulmasından sorumlu olan kalemiye mensubunu bulmak amacıyla bu adım uygulanır.
4
Defterdarın mali görevlerini netleştirmek.
Defterdar devletin mali gelir ve gider hesaplarını yapar, bütçeyi hazırlar. Kalemiye sınıfındadır.
Ekonomi ve hazine işlerinden sorumlu olan Divan üyesini belirlemek amacıyla bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Divan-ı Hümayun üyelerinin işlevsel görevleri, yetki sınırları ve dahil oldukları klasik yönetim sınıfları (seyfiye, ilmiye, kalemiye).
Soru 6105Soru

Amasya Genelgesi'nde yer alan "Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." kararı, millî egemenliğe dayalı yeni bir yönetim şeklinin kurulacağını önceden haber vermiştir. Siyasi alanda bu doğrultuda atılan ilk büyük adım ise 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılması olmuştur.

Bu bilgiye göre, saltanatın kaldırılması doğrudan aşağıdaki Atatürk ilkelerinden hangisinin bir gereği olarak gerçekleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyetçilik

Cevap

Cumhuriyetçilik
Amasya Genelgesi'nde yer alan "milletin azim ve kararı" ifadesi halk iradesini işaret eder. Kişisel egemenliği simgeleyen saltanatın kaldırılması da millî egemenliğin kurulması yolundaki en büyük engeli temizlemiştir. Bu doğrultuda, millî egemenliği ve halk yönetimini temel alan cumhuriyetçilik ilkesi doğru yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen tarihsel gelişmelerin ortak hedefini belirleme
Amasya Genelgesi'ndeki "milletin azim ve kararı" ifadesi ile saltanatın kaldırılması kararının ortak amacının "halk iradesini/millî egemenliği" hakim kılmak olduğu saptanır.
Tarihsel kararlar ile hedeflenen siyasi rejimin bağını kurmak için.
2
Belirlenen millî egemenlik kavramını ilgili Atatürk ilkesiyle eşleştirme
Millet iradesi, seçim, meclis ve saltanatın (kişisel egemenliğin) kaldırılması doğrudan "Cumhuriyetçilik" ilkesi kapsamında yer alır.
Soruda istenen doğru Atatürk ilkesine ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçilik ilkesinin millî egemenlik kavramı ve saltanatın kaldırılmasıyla ilişkisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6106Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen edebî akım ve yazar özelliklerini, sağ sütundaki uygun akım ve yazar eşleşmeleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Eserde sanatçının kendi kişiliğini gizlemesi, konuyu mitolojiden veya tarihin antik dönemlerinden seçerek erdem ve ahlakı aklın süzgecinden geçirip idealize edilmiş soylu bir dille sunması.
Yaratıcı hayal gücünü ve bireysel coşkuyu merkeze alarak dinî ve millî kaynaklara yönelme, biçimsel kuralları dışlama ve yaşamı iyi-kötü, ak-kara gibi keskin zıtlıklarla kurgulama eğilimi.
Tanzimat Dönemi'nde akıl, sağduyu ve kanun kavramlarını ön plana çıkarıp La Fontaine'den çeviriler yapan ve edebiyatımızda klasisizmin ilk temsilcisi kabul edilen sanatçı.
Victor Hugo'nun tiyatro ilkelerinden esinlenerek dram türünde eserler veren, üç birlik kuralını reddeden ve vatan, hürriyet gibi temaları coşkun bir lirizmle işleyen romantik yazar.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki 1. madde klasisizmin ilkeleriyle (sağdaki 1. madde), 2. madde romantizmin ilkeleriyle (sağdaki 2. madde), 3. madde Şinasi'nin klasik çizgisiyle (sağdaki 3. madde), 4. madde ise Namık Kemal'in romantik çizgisiyle (sağdaki 4. madde) eşleşmektedir.
Klasisizm akıl ve sağduyuyu, romantizm ise duygu ve coşkuyu temel alır. Türk edebiyatında Şinasi klasisizmden, Namık Kemal ise romantizmden etkilenmiştir. Bu doğrultuda yapılan eşleştirme her iki akımın hem teorik hem de Türk edebiyatındaki pratik boyutunu doğru şekilde yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Edebî akımların felsefi ve sanatsal temel kavramlarını analiz etme
Akıl, sağduyu, ahlak, kişilik gizleme ve mitolojinin klasisizme; coşku, hayal, millî kaynaklar ve zıtlıkların romantizme ait olduğu belirlenir.
Bu temel kavramlar sayesinde ilk iki maddenin hangi akımın kuramsal çerçevesine ait olduğunu tespit etmek kolaylaşır.
2
Tanzimat Dönemi sanatçılarının edebî akımlarla ilişkisini ve eserlerindeki izleri değerlendirme
Tercüme-i Manzume ile La Fontaine'den fabl çeviren ve akılcı yönüyle bilinen Şinasi'nin klasisizmle; vatan, hürriyet temalarını işleyen ve dram türünde üç birlik kuralını yıkan Namık Kemal'in romantizmle ilişkili olduğu saptanır.
Türk edebiyatı temsilcilerinin akımlara göre ayrıştırılması, eşleştirmenin Türk edebiyatı boyutunu tamamlar.
3
Elde edilen verileri sağ sütundaki seçeneklerle karşılaştırarak eşleştirme yapma
Sol 1 -> Sağ 1, Sol 2 -> Sağ 2, Sol 3 -> Sağ 3, Sol 4 -> Sağ 4 şeklinde doğru eşleştirmeler tamamlanır.
Eşleştirmenin doğruluğu, kavramsal tanımlar ile tarihsel/edebî figürlerin örtüşmesiyle kesinleşir.

Anahtar Kavram

Klasisizm ve romantizm akımlarının temel ilkeleri ile bu akımların Tanzimat Dönemi Türk edebiyatındaki (Şinasi ve Namık Kemal) yansımaları.
Soru 6107Soru

I. Dünya Savaşı sürecinde ve sonrasında Osmanlı topraklarının paylaşılmasına zemin hazırlayan aşağıdaki diplomatik ve askeri gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama Sykes-Picot Antlaşması'nın imzalanması, gizli antlaşmaların Bolşeviklerce ifşası, Mondros Ateşkesi'nin imzalanması ve Paris Konferansı'nda İzmir'in Yunanistan'a bırakılması şeklinde olmalıdır.
Olayların kronolojik sırası incelendiğinde; 16 Mayıs 1916'da Sykes-Picot Antlaşması imzalanmış, Aralık 1917'de Bolşevikler gizli antlaşmaları ifşa etmiş, 30 Ekim 1918'de Mondros Ateşkesi imzalanmış ve Ocak 1919'da başlayan Paris Konferansı'nda İzmir'in Yunanistan'a verilmesi kararlaştırılmıştır. Bu durum geçmişten günümüze doğru sıralamayı oluşturmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Sykes-Picot Antlaşması'nın tarihinin belirlenmesi
Antlaşma Mayıs 1916'da imzalanmıştır.
Savaş esnasındaki ilk gizli paylaşım tasarılarından biridir.
2
Gizli antlaşmaların ifşa edilme tarihinin belirlenmesi
İfşa süreci Aralık 1917'de başlamıştır.
1917 sonundaki Bolşevik İhtilali sonrası yeni Rus yönetiminin emperyalist paylaşım planlarını geçersiz saymasıyla gerçekleşmiştir.
3
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın tarihinin belirlenmesi
Antlaşma 30 Ekim 1918'de imzalanmıştır.
Osmanlı Devleti'nin savaştan çekilmesini ve fiilen teslim olmasını sağlayan hukuki belgedir.
4
Paris Barış Konferansı'nda İzmir kararının alınma tarihinin belirlenmesi
Karar Nisan 1919'da alınmış ve işgal Mayıs 1919'da gerçekleşmiştir.
Ocak 1919'da toplanan konferansta İngiltere'nin çıkarları doğrultusunda İtalya yerine Yunanistan tercih edilmiştir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı ve sonrasındaki süreçte Osmanlı topraklarının paylaşılmasına dair diplomatik ve askeri kronoloji
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6108Soru

İlk Çağ'da Mısır ve Doğu Akdeniz havzasında kurulan medeniyetlerin kültürel, bilimsel ve toplumsal özellikleri hakkında araştırma yapan bir tarihçi şu bilgilere ulaşmıştır:

- Mısır’da Nil Nehri'nin taşma zamanlarının belirlenerek tarım faaliyetlerinin planlanması amacıyla astronomi ve takvim çalışmaları yapılmıştır. Ayrıca taşkın sonrası bozulan tarla sınırlarını yeniden belirlemek amacıyla geometriden yararlanılmıştır.
- Fenikeliler, Akdeniz kıyılarında kurdukları koloniler aracılığıyla deniz ticaretiyle uğraşmışlar ve ticari kayıtları kolaylaştırmak amacıyla harf yazısını (alfabeyi) geliştirmişlerdir.
- İbraniler, din dışındaki kültürel unsurlarda komşu medeniyetlerden etkilenseler de benimsedikleri tek tanr��lı inanç sistemi sayesinde tarihi süreçte asimile olmaktan kurtulmuş ve kimliklerini korumuşlardır.

Bu bilgilere göre, söz konusu medeniyetlerle ilgili;

I. Mısır’da tarih öncesi dönemde hiyeroglif yazısının kullanılmasıyla Nil taşkınlarının düzenli olarak kayıt altına alındığı,
II. Fenikelilerin Akdeniz kıyılarındaki kolonicilik faaliyetlerinin, kolonilerde yaşayan yerel halklar arasında milliyetçi bağımsızlık hareketlerine zemin hazırladığı,
III. İbranilerin benimsedikleri tek tanrılı inanç sisteminin, onların kültürel özgünlüklerini korumalarında etkili olduğu

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız III

Cevap

Yalnız III
Yalnız III ifadesi doğrudur çünkü verilen metinde İbranilerin dini inançları sayesinde asimile olmaktan kurtuldukları ve kültürel/ulusal kimliklerini korudukları açıkça belirtilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerin tarihsel geçerliliğini ve metindeki verilerle uyumunu kontrol edin.
Birinci öncülde geçen 'tarih öncesi dönemde hiyeroglif yazısının kullanılması' ifadesi çelişkilidir; çünkü yazının kullanılmaya başlanmasıyla tarih öncesi dönem sona ermiş ve tarihi dönemler başlamıştır. İkinci öncüldeki 'milliyetçi bağımsızlık hareketleri' ifadesi İlk Çağ için geçersizdir; çünkü milliyetçilik modern çağlara (Fransız İhtilali sonrası) ait bir olgudur. Üçüncü öncüldeki İbranilerin tek tanrılı inanç sistemi sayesinde asimile olmaktan kurtulup kimliklerini korudukları bilgisi ise metinde doğrudan doğrulanmaktadır.
Öncüllerin bilimsel doğruluğunu ve kavramsal geçerliliğini saptamak.
2
Ulaşılabilir olan tek yargıyı belirleyerek doğru seçeneği işaretleyin.
Yalnızca üçüncü yargı ulaşılabilir olduğundan doğru cevaba ulaşılır.
Analiz edilen öncüller arasından elenenleri çıkarıp doğru sonuca varmak.

Anahtar Kavram

Tarih öncesi ve tarihi çağların sınırları, İlk Çağ uygarlıklarının özellikleri ve tarihsel anakronizm hatası
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6109Soru

Büyük Millet Meclisi (BMM), 23 Nisan 1920'de açıldıktan hemen sonra ülke genelinde yeni y��netime karşı tepkiler ve isyanlar ortaya çıkmıştır. Meclis, hem kendi varlığını sürdürmek hem de ülkedeki asayişi yeniden tesis etmek amacıyla hukuki yaptırımlara başvurmuştur. Bu kapsamda meclise karşı isyan edenlerin vatan haini sayılarak yargılanmasını öngören bir kanun kabul edilmiştir. Buna göre, BMM'nin isyanlara karşı otoritesini korumak amacıyla kabul ettiği bu kanun aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hıyanet-i Vataniye Kanunu

Cevap

BMM'nin isyanlara karşı otoritesini korumak amacıyla kabul ettiği kanun Hıyanet-i Vataniye Kanunu'dur.
Büyük Millet Meclisi, açılışının hemen ardından ülke genelinde patlak veren iç isyanları bastırmak, meclisin otoritesini hukuken sağlamlaştırmak ve milli mücadeleyi korumak amacıyla 29 Nisan 1920'de Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nu (Vatana İhanet Kanunu) çıkarmıştır. Bu kanunla meclisin meşruiyetini tanımayanlar vatan haini kabul edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda BMM'nin açılışından sonra isyanlara karşı çıkardığı ve isyancıları vatan haini ilan eden yasal düzenlemeyi tespit etme.
Tarihsel kronolojide BMM'nin 29 Nisan 1920'de çıkardığı Hıyanet-i Vataniye Kanunu'na ulaşılması.
BMM'nin yasama gücünü kullanarak otoritesini hukuken koruma altına alma çabasını belirlemek.
2
Diğer seçeneklerde verilen kavram ve düzenlemelerin amaç ve dönemlerini analiz etme.
Takrir-i Sükun'un 1925 yılına ait olması, Tekalif-i Milliye'nin ordu ihtiyaçları için olması, Misak-ı Milli'nin Mebusan Meclisi bildirisi olması ve Sevr'in bir antlaşma olması nedeniyle elenmesi.
Yanlış seçeneklerin elenerek doğru cevabın doğrulanmasını sağlamak.

Anahtar Kavram

Birinci TBMM'nin isyanlara karşı aldığı yasal önlemler ve Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması.
Soru 6110Soru

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk'ta Lozan Barış Konferansı öncesi yaşanan gelişmeleri şu şekilde anlatmaktadır:

'İtilaf Devletleri, Lozan'da toplanacak barış konferansına Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin yanında İstanbul'da bulunan saltanat hükümetini de davet ettiler. Bu ortak davet, Türk milletinin tek meşru temsilcisi olan TBMM'nin hukuki otoritesini sarsmayı ve Türk tarafını ikiye bölerek Sevr'i kısmen de olsa kabul ettirmeyi amaçlıyordu.'

Buna g��re, İtilaf Devletleri'nin Lozan Konferansı öncesinde yarattığı bu temsil krizi karşısında TBMM'nin attığı adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saltanatın kaldırılması

Cevap

Saltanatın kaldırılması
İtilaf Devletleri, Lozan Konferansı'na hem Ankara (TBMM) hem de İstanbul (Saltanat) hükümetlerini davet ederek Türk milletinin meclisini tek muhatap olarak tanımaktan kaçınmak istemiş ve ikilik yaratarak Sevr'i kabul ettirmeyi amaçlamıştır. TBMM, bu oyunu bozmak ve Türk milletinin tek meşru temsilcisi olduğunu tüm dünyaya göstermek adına konferans öncesinde (1 Kasım 1922) saltanatı kaldırmıştır. Böylece İtilaf Devletleri'nin ikilik çıkarma planları tamamen engellenmiş ve Lozan'da Türk milletini temsil eden tek güç TBMM olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki Lozan Barış Konferansı daveti ve bu davette ortaya çıkan ikili temsil krizini analiz etmek
İtilaf Devletleri'nin hem TBMM Hükümeti'ni hem de Osmanlı saltanat hükümetini davet ederek Türk tarafında ayrılık yaratma hedefini tespit etmek
Krizin kaynağını ve çözüm gereksinimini belirlemek
2
TBMM'nin bu iki başlılığı ve temsil krizini ortadan kaldırmak için hangi siyasi tasarrufta bulunduğunu değerlendirmek
TBMM'nin 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırarak Osmanlı Devleti'nin fiili ve hukuki varlığına tamamen son verdiğini saptamak
Lozan'da tek temsilci durumuna gelerek İtilaf Devletleri'nin oyunlarını boşa çıkarma stratejisini kavramak

Anahtar Kavram

Lozan Konferansı öncesi ikiliklerin önlenmesi amacıyla saltanatın lağvedilmesi ve tek temsilin sağlanması
Soru 6111Soru

Büyük Selçuklu Devleti'ndeki idari ve askeri teşkilatlanma 'merkez' (saray ve hükümet) ile 'taşra' (eyaletler ve yerel yönetimler) şeklinde yapılandırılmıştır. Bu teşkilatta görev yapan devlet adamları, üstlendikleri sorumlulukların kapsamı, yetki alanlarının coğrafi genişliği ve idari nüfuzlarının büyüklüğü bakımından belirli bir hiyerarşiye tabidir.

Buna göre, aşağıda verilen görevlileri devlet genelindeki yetki sınırlarının genişliği ve idari nüfuz alanlarının büyüklüğü bakımından en üstten en alta (merkezden en yerel taşra birimine) doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Devlet genelindeki yetki sınırlarının genişliği ve idari nüfuz alanının büyüklüğü bakımından en üstten en alta doğru doğru sıralama Vezir, Hacibü'l-Hüccab, Şıhne ve Muhtesib şeklindedir.
Doğru sıralama Vezir, Hacibü'l-Hüccab, Şıhne ve Muhtesib şeklindedir. Vezir, sultanın mutlak vekili olarak tüm ülkeyi kapsayan genel bir idari ve askeri yürütme yetkisine sahiptir. Hacibü'l-Hüccab, saray teşkilatının başında bulunarak hükümdarla devlet organları arasındaki iletişimi kontrol eden en yüksek saray makamıdır. Şıhne, taşrada geniş bir idari birim olan eyaletin başındaki askeri validir. Muhtesib ise sadece kent ve pazar gibi lokal düzeyde denetim yetkileri bulunan en alt basamaktaki idari görevlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Merkez teşkilatı ile taşra teşkilatı görevlilerini birbirinden ayırt etmek.
Vezir ve Hacibü'l-Hüccab merkez teşkilatında görev alırken; Şıhne ve Muhtesib taşra teşkilatında yer alır. Genel kural olarak merkez teşkilatı görevlileri, taşra teşkilatı görevlilerinden daha üst düzey yetkilere sahiptir.
Hiyerarşik sıralamayı doğru kurabilmek için öncelikle görevin yapıldığı idari merkezin düzeyini saptamak gerekir.
2
Merkez teşkilatındaki görevlileri yetki geni��liklerine göre kendi aralarında sıralamak.
Vezir, sultanın mutlak vekili olup devletin tüm iç ve dış işlerini yürütür. Hacibü'l-Hüccab ise saray düzeninden ve hükümdarla temas kuran kişilerin denetiminden sorumludur. Bu doğrultuda Vezir genel idarede en yetkili kişiyken, Hacibü'l-Hüccab saray hiyerarşisinde vezirden sonra gelir.
Merkez düzeyindeki idari ağırlık farkını ortaya koymak.
3
Taşra teşkilatındaki görevlileri etki ve sorumluluk alanlarının büyüklüğüne göre sıralamak.
Şıhne, doğrudan merkeze bağlı olarak koca bir eyaletin askeri ve idari idaresini yürütür. Muhtesib ise sadece belirli bir şehir veya kasabadaki pazar esnafını, fiyatları ve asayişi denetler. Dolayısıyla Şıhne'nin yetki alanı, yerel bir görevli olan Muhtesib'den çok daha büyüktür.
Eyalet düzeyindeki askeri/idari sorumluluk ile belediye düzeyindeki yerel sorumluluğu karşılaştırmak.
4
Merkezden yerele doğru tüm basamakları birleştirerek nihai sıralamayı elde etmek.
Vezir (1. sıra), Hacibü'l-Hüccab (2. sıra), Şıhne (3. sıra) ve Muhtesib (4. sıra) şeklinde en üstten en alta doğru sıralama tamamlanır.
Sorunun talep ettiği makro düzeyden mikro düzeye hiyerarşik akışı kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Türk-İslam devletlerindeki merkez ve taşra yönetim yapısı ile idari görevlilerin hiyerarşik yetki sınırları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6112Soru

Atatürk Dönemi'nde gerçekleştirilen ve modern Türk toplumunun kültürel yapısını şekillendiren aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabul edilmesi, Yeni Türk Harflerinin kabul edilmesi ve Türk Tarih Kurumu'nun kurulması şeklinde sıralanmalıdır.
Verilen inkılapların kronolojik tarihleri Tevhid-i Tedrisat Kanunu için 1924, Yeni Türk Harflerinin kabulü için 1928 ve Türk Tarih Kurumu için 1931 olduğundan doğru sıralama bu şekildedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabul yılını belirleme
Tevhid-i Tedrisat Kanunu 1924 yılında kabul edilmiştir.
Bu kanun, cumhuriyetin ilk yıllarında eğitim sistemini birleştirmek amacıyla çıkarılan ilk büyük reformdur.
2
Yeni Türk Harflerinin kabul yılını belirleme
Yeni Türk Harflerinin kabulü 1928 yılında gerçekleşmiştir.
Okuma yazma oranını artırmak ve eğitimi kolaylaştırmak amacıyla eğitim birliği kanunundan sonra yapılmıştır.
3
Türk Tarih Kurumu'nun kuruluş yılını belirleme
Türk Tarih Kurumu 1931 yılında kurulmuştur.
Milli kültür politikaları çerçevesinde harf inkılabından sonra hayata geçirilen bilimsel ve kültürel bir kurumdur.

Anahtar Kavram

Eğitim ve Kültür Alanındaki İnkılapların Kronolojisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6113Soru

Emeviler ve Abbasiler dönemlerinde gerçekleşen aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik sıralama: Kerbela Olayı'nın yaşanması (680), Endülüs Emevi Devleti'nin kurulması (756), Beytü'l-Hikme'nin kurulması (9. yüzyıl başı) ve İlhanlıların Bağdat'ı işgal etmesi (1258) şeklindedir.
Verilen gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması Kerbela Olayı (680), İspanya'da Endülüs Emevi Devleti'nin kurulması (756), Beytü'l-Hikme'nin kurulması (9. yüzyıl başı) ve İlhanlıların Bağdat'ı işgal etmesi (1258) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Emeviler Dönemi'nde gerçekleşen Kerbela Olayı'nın tarihini tespit etmek.
Kerbela Olayı 680 yılında yaşanmıştır ve bu sıralamadaki ilk gelişmedir.
Yezid döneminde gerçekleşen bu hadise, diğer olaylardan kronolojik olarak daha eskidir.
2
Endülüs Emevi Devleti'nin kuruluş tarihini belirlemek.
Endülüs Emevi Devleti 756 yılında kurulmuştur.
Abbasilerin Emevilere son vermesinin ardından İspanya'da bağımsız bir devlet olarak kurulması bu aşamada yer alır.
3
Abbasi kültürel gelişimi içinde Beytü'l-Hikme'nin kuruluş zamanını saptamak.
Beytü'l-Hikme el-Memun döneminde (9. yüzyıl başı) kurulup genişletilmiştir.
Devletin kurumsallaşması ve bilimsel çeviri faaliyetlerinin zirveye ulaşması Endülüs Emevi Devleti'nin kuruluşundan daha sonradır.
4
Abbasi Devleti'nin siyasi olarak ne zaman son bulduğunu belirlemek.
Moğol kökenli İlhanlıların Bağdat'ı istilası 1258 yılında gerçekleşmiştir.
İslam dünyasında Abbasi hilafet merkezinin çöküşüne yol açan bu istila kronolojinin en son basamağıdır.

Anahtar Kavram

Emeviler ve Abbasiler dönemindeki siyasi ve kültürel gelişmelerin kronolojisi
Soru 6114Soru

Aşağıda verilen tanımları, doğrudan ilişkili oldukları Atatürk ilkeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Millî egemenliğin esas alınması ve yöneticilerin seçimle iş başına gelmesi
Toplumda hiçbir kişiye veya zümreye ayrıcalık tanınmaması, herkesin kanun önünde eşit sayılması
Devlet düzeninin, hukuk kurallarının ve eğitim sisteminin dini esaslar yerine akıl ve bilime dayandırılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Millî egemenlik ve seçim esasının Cumhuriyetçilik; ayrıcalıkların kaldırılması ve kanun önünde eşitliğin Halkçılık; devlet düzeninde akıl ve bilimin esas alınmasının Laiklik ilkesiyle eşleştirilmesi gerekir.
Yöneticilerin seçimle gelmesi ve ulusal irade Cumhuriyetçilik'le; ayrıcalıksız, eşit bir toplum düzeni Halkçılık'la; devlet işlerinde din kuralları yerine akıl ve bilimin temel alınması ise Laiklik'le doğrudan uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci tanımın anahtar kavramlarını belirleme
Tanımda geçen 'millî egemenlik' ve 'seçim' kavramları doğrudan yönetim biçimi ve halk iradesiyle ilgilidir.
Yönetimde halk iradesini esas alan temel ilkeyi bulmak amacıyla bu kavramlar çözümlenir.
2
Birinci tanımı uygun ilkeyle eşleştirme
Bu tanım Cumhuriyetçilik ilkesiyle eşleşir.
Cumhuriyetçilik, egemenliğin millete ait olduğunu ve yöneticilerin seçimle belirlendiğini savunan ilkedir.
3
İkinci tanımın anahtar kavramlarını belirleme ve eşleştirme
'Ayrıcalıksız toplum', 'eşitlik' ve 'kanun önünde eşitlik' kavramları analiz edilir ve Halkçılık ilkesiyle eşleşir.
Halkçılık, toplumda eşitliği, adaleti ve ayrıcalıksız bir sosyal yapıyı hedefler.
4
Üçüncü tanımın anahtar kavramlarını belirleme ve eşleştirme
'Dini esaslar yerine akıl ve bilim' ifadesi analiz edilir ve Laiklik ilkesiyle eşleşir.
Laiklik, din ve devlet işlerinin ayrılmasının yanı sıra devlet kurumlarının akılcı ve bilimsel esaslara göre düzenlenmesini öngörür.

Anahtar Kavram

Atatürk İlkeleri ve Temel Özellikleri
Soru 6115Soru

Klasik Dönem Osmanl�� devlet teşkilatında Divan-ı Hümayun, devlet işlerinin görüşüldüğü en önemli yönetim organıdır. Bu divanda farklı yönetim sınıflarını temsil eden ve padişah adına belirli görevleri yürüten çeşitli üyeler bulunmaktadır. Buna göre, sol sütunda verilen Divan-ı Hümayun üyelerini, sağ sütundaki görev ve yetkileriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sadrazam
Kazasker
Defterdar
Nişancı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sadrazam - Serdar-ı Ekrem sıfatıyla orduya komuta etme; Kazasker - Kadı ve müderris atamalarını gerçekleştirme; Defterdar - Maliye ve bütçe işlerini yürütme; Nişancı - Tuğra çekme ve tahrir defterlerini tutma.
Sadrazamın yürütme ve askeri liderlik rolü (Serdar-ı Ekrem), kazaskerin adalet ve eğitim kadrolarını tayin etme yetkisi (kadı ve müderris), defterdarın maliye ve hazine yönetimi, nişancının ise resmî belgelere padişah tuğrasını basma ve arazi tescil işlemlerini (tahrir) yürütme görevleri birbiriyle tam olarak uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Seyfiye sınıfının en üst temsilcisi olan sadrazamın yetkilerini incelemek.
Sadrazamın padişah yerine Serdar-ı Ekrem unvanıyla orduyu komuta ettiği ve padişahın mührünü taşıdığı tespit edilir.
Seyfiye sınıfının yürütme gücünü padişah adına en üst düzeyde kullanması gerekçesiyle.
2
İlmiye sınıfının temsilcisi kazaskerin hukuki ve eğitimsel yetkilerini analiz etmek.
Kazaskerin divanda yargı yetkisini kullanarak kadı ve müderris atamalarını yaptığı belirlenir.
İlmiye sınıfının adalet ve eğitim bürokrasisini kontrol etmesi görevi doğrultusunda.
3
Kalemiye sınıfının iki ana temsilcisi olan defterdar ve nişancının görev ayrımını yapmak.
Defterdarın maliye ve hazineden, nişancının ise tuğra çekilmesi ve tahrir defterlerinin tutulmasından sorumlu olduğu görülür.
Mali bürokrasinin defterdarda, yazışma ve arazi kayıt bürokrasisinin ise nişancıda toplanması sebebiyle.

Anahtar Kavram

Divan-ı Hümayun üyelerinin işlevsel görev dağılımları ve temsil ettikleri yönetim sınıflarının yetkileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6116Soru

Osmanlı Devleti'nin Tanzimat Dönemi'nde (1839-1876) hukuki, idari ve sosyo-ekonomik yapıyı modernleştirmek amacıyla attığı aşağıdaki adımları kronolojik olarak geçmişten günüm��ze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama şu şekildedir: Tanzimat Fermanı'nın okunması (1839), Islahat Fermanı'nın ilan edilmesi (1856), Arazi Kanunnamesi'nin yürürlüğe girmesi (1858) ve Vilayet Nizamnamesi'nin yayımlanması (1864).
Kronolojik sıralama Tanzimat Fermanı (1839), Islahat Fermanı (1856), Arazi Kanunnamesi (1858) ve Vilayet Nizamnamesi (1864) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat Dönemi'nin başlangıç olayını tespit etme
Tanzimat Fermanı (Gülhane Hatt-ı Hümayunu) 1839 yılında ilan edilerek dönemi başlatmıştır.
Modernleşme sürecinin ilk anayasal belgesi niteliğindedir.
2
Dönemin ikinci büyük fermanını belirleme
Kırım Savaşı sonrası dış baskıları azaltmak amacıyla ilan edilen Islahat Fermanı 1856 tarihlidir.
Tanzimat Fermanı'nı tamamlayıcı nitelikte olup gayrimüslim haklarına odaklanmıştır.
3
Mülkiyet alanındaki temel yasal düzenlemeyi konumlandırma
Tanzimat'ın mülkiyet haklarını güvenceye alma hedefinin ürünü olan Arazi Kanunnamesi 1858'de çıkarılmıştır.
Toprak mülkiyetini düzenleyen bu kanunname Islahat Fermanı'ndan iki yıl sonra yürürlüğe girmiştir.
4
İdari yapıdaki reform basamağını yerleştirme
Taşra idari teşkilatını kökten değiştiren Vilayet Nizamnamesi 1864 tarihlidir.
Vilayet sistemi bu kronolojide en son gerçekleşen idari reformdur.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi Reformlarının Kronolojisi
Soru 6117Soru

Orhun Yazıtları'nda geçen aşağıdaki ifadeleri, II. Kök Türk Devleti'nin siyasi, sosyal ve idari yapısına ait kavramsal açıklamalarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

"Aç halkı doyurdum, çıplak halkı giydirdim. Az halkı çok kıldım. Değerli kıldım. Tanrı lütfettiği için kağanlık tahtına oturdum."
"Babam kağan on yedi er ile yola çıktı. Haberi işiten ormandakiler, ovadakiler indiler, toplandılar, yetmiş er oldular... Tanrı güç verdiği için babam kağanın ordusu kurt gibiymiş, düşmanı koyun gibiymiş."
"Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar... bütün bu milletleri düzene soktum, teşkilatlandırdım."
"Sol taraftaki şadlar, tarkanlar, buyruklar; sağ taraftaki beyler, otuz Tatar... Dokuz Oğuz beyleri, millet! Bu sözümü iyice işit, adamakıllı dinle!"

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşmeler sırasıyla şu şekildedir: Aç halkı doyurdum ifadesi sosyal devlet ve kut anlayışının birleşimiyle; Babam kağan on yedi er ile ifadesi bağımsızlık mücadelesi ve teşkilatlanmayla; Doğuda gün doğusuna ifadesi cihanşümul hâkimiyet ülküsüyle; Sol ve sağ taraftaki şadlar ifadesi ise ikili teşkilat yapısıyla eşleşmektedir.
Orhun Yazıtları'ndaki ifadelerin doğru kavramlarla eşleştirilmesi, Kök Türk devletinin egemenlik meşruiyeti (kut), toplumsal sorumlulukları (sosyal devlet), askeri/siyasi yayılmacılığı (cihanşümul devlet ülküsü) ve yönetim organizasyonunu (ikili teşkilat) doğru kavramayı gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
"Aç halkı doyurdum..." ifadesini analiz etmek.
Bu ifadenin kut inancı ve sosyal devlet anlayışını temsil ettiği sonucuna ulaşılır.
Hükümdarın tahta çıkışını ilahi iradeye (kut) dayandırması ve temel görevinin halkın refahı (doyurmak, giydirmek) olduğunu belirtmesi bu iki kavramı birleştirir.
2
"Babam kağan on yedi er ile yola çıktı..." ifadesini analiz etmek.
Bu ifadenin II. Kök Türk Devleti'nin bağımsızlık mücadelesi ve kuruluş süreciyle ilgili olduğu anlaşılır.
Tarihte Kutluk Kağan'ın Çin esaretine baş kaldırarak milleti derlemesi ve İlteriş unvanını alması anlatılmaktadır.
3
"Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına..." ifadesini analiz etmek.
Bu ifadenin cihanşümul devlet anlayışını yansıttığı sonucuna varılır.
Dört yöne doğru sınırları genişletme ve dünya üzerindeki tüm milletleri yönetme ideali Türk cihan hâkimiyeti mefkuresidir.
4
"Sol taraftaki şadlar... sağ taraftaki beyler..." ifadesini analiz etmek.
Bu idari hiyerarşinin ikili teşkilat yapısını simgelediği belirlenir.
Doğu-batı veya sağ-sol esasına dayalı ikili yönetim sistemi ve hanedan üyeleri ile beylerin yönetimdeki yeri vurgulanmıştır.

Anahtar Kavram

Orhun Yazıtları'ndaki ifadelerin Kök Türk devlet yönetimi, sosyal yapı ve egemenlik anlayışına ait kavramlarla çözümlenmesi.
Soru 6118Soru

Osmanlı Devleti'nin anayasal düzene geçiş süreci ve meşrutiyet rejimleri göz önüne alındığında, aşağıda verilen gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama; ilk olarak Kanun-i Esasi'nin ilanı (1876), ardından 93 Harbi gerekçesiyle meclisin kapatılması (1878), daha sonra II. Meşrutiyet'in ilanı (1908) ve son olarak 1909 yılında yapılan kapsamlı anayasa değişiklikleri şeklinde gerçekleşmelidir.
Osmanlı anayasal tarihi kronolojisi incelendiğinde; ilk olarak 1876 yılında Kanun-i Esasi yürürlüğe girmiş (I. Meşrutiyet), ardından 1878 yılında II. Abdülhamid tarafından meclis kapatılmış, 1908 yılında meşrutiyet rejimi yeniden ilan edilmiş (II. Meşrutiyet) ve son olarak 1909 yılında anayasada meclisin yetkilerini artıran demokratik değişiklikler yapılmıştır. Bu nedenle doğru sıralama kronolojik olarak baştan sona doğru gerçekleşen bu olaylar zinciridir.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı Devleti'nde anayasal düzene ilk kez geçilen tarihi gelişmeyi belirleme
Kanun-i Esasi'nin ilanı ve I. Meşrutiyet'in ilanı Aralık 1876'da gerçekleşmiştir. Bu gelişme kronolojik olarak ilk sıradadır.
Anayasal sürecin ve meclis kurumunun Osmanlı'da fiilen ilk kez ortaya çıkışı bu dönemle başlar.
2
İlk anayasal dönemin ve meclisin askıya alındığı siyasi krizi saptama
II. Abdülhamid'in 93 Harbi'ni (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı) gerekçe göstererek Meclis-i Mebusan'ı tatil etmesi Şubat 1878'de gerçekleşmiştir. Bu gelişme sıralamada ikinci basamaktadır.
Bu olay I. Meşrutiyet Dönemi'ni bitirip İstibdat Dönemi olarak adlandırılan otuz yıllık süreci başlatmıştır.
3
Anayasal monarşinin yeniden ilan edildiği iç ve dış gelişmeleri değerlendirme
Reval Görüşmeleri sonrasında İttihat ve Terakki subaylarının baskısıyla II. Meşrutiyet'in ilan edilmesi Temmuz 1908'de gerçekleşmiştir. Bu gelişme sıralamada üçüncü basamaktadır.
Askıya alınan Kanun-i Esasi bu gelişmeyle tekrar yürürlüğe girmiş ve meclis yeniden açılmıştır.
4
Padişahın gücünü kısıtlayan ve parlamentonun üstünlüğünü getiren anayasal reformu tespit etme
31 Mart Vakası (1909) sonrasında anayasada köklü değişiklikler yapılarak padişahın yetkileri sınırlandırılmış ve hükümet meclise sorumlu kılınmıştır. Bu gelişme kronolojik olarak son sırada yer alır.
Bu değişiklikler meşrutiyet rejiminin anayasal karakterini padişah merkezli olmaktan çıkarıp meclis merkezli hale getirmiştir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde Meşrutiyet Süreci ve Kanun-i Esasi'nin Tarihsel Gelişimi
Soru 6119Soru

Ege, Yunan ve Roma medeniyetlerine ait aşağıda verilen kavramları, bu kavramlara ait doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Miken Uygarlığı
Patriciler
Polis
Tribünlük

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Miken Uygarlığı Truva kentiyle savaşan Ege uygarlığı ile; Patriciler Roma'nın ayrıcalıklı soylu tabakası ile; Polis Eski Yunan'daki bağımsız şehir devletleri ile; Tribünlük ise Roma'da veto yetkisi bulunan kamu yöneticiliği ile eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede: Miken Uygarlığı Truva kentiyle savaşan Ege uygarlığı ile; Patriciler Roma'nın ayrıcalıklı soylu tabakası ile; Polis Eski Yunan'daki bağımsız şehir devletleri ile; Tribünlük ise Roma'da veto yetkisi bulunan kamu yöneticiliği ile eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Miken Uygarlığı kavramının incelenmesi
Miken Uygarlığı, Çanakkale Boğazı kontrolü için Truva ile savaşan ve şato tipi mimarisiyle bilinen Ege uygarlığı açıklamasıyla eşleşir.
Truva Savaşları ve Mora Yarımadası'ndaki şato tipi surlu şehirler Miken medeniyetinin temel özellikleridir.
2
Patriciler kavramının incelenmesi
Patriciler, Roma Devleti'nde tüm siyasi ve hukuki hakları elinde bulunduran soylu ve toprak sahibi tabaka açıklamasıyla eşleşir.
Roma'da toplum plepler ve patriciler olarak iki ana gruba ayrılmıştı; patriciler siyasi gücü ellerinde bulunduran soylulardı.
3
Polis kavramının incelenmesi
Polis, Eski Yunan dünyasında siyasi birliğin olmadığını gösteren, kendine özgü ordusu ve meclisi olan bağımsız şehir devletleri açıklamasıyla eşleşir.
Yunanistan'ın coğrafi yapısı nedeniyle merkezi krallık yerine Polis denilen bağımsız şehir devletleri kurulmuştur.
4
Tribünlük kavramının incelenmesi
Tribünlük, Roma Cumhuriyeti döneminde pleplerin haklarını korumak amacıyla kurulan ve veto yetkisi bulunan görevliler açıklamasıyla eşleşir.
Tribünlük, plep-patrici mücadelesi sonucunda pleplerin haklarını patricilerin baskısına karşı korumak üzere oluşturulmuş bir memuriyettir.

Anahtar Kavram

Ege, Yunan ve Roma uygarlıklarının idari, sosyal ve askeri yapıları ile temel kavramları
Soru 6120Soru

Yazar olarak bu satırları karalarken Selim'in odasındaki masanın üzerine yerleştirdiğim o eski saatin tıkırtısını duyabiliyorum. Aslında ne Selim var ne de o çalışma odası. Hepsi şu anda önünüzde duran kâğıt yapraklarının üzerinde, kelimelerden inşa ettiğim birer kurmaca. Selim’in az sonra kapıyı açıp içeri girecek olan misafire ne söyleyeceğine henüz karar vermedim; belki de bu kararı onun elindeki yırtık mektubun içeriğini yazdıktan sonra vermeliyim. Siz bu satırları okurken ben hâlâ Selim'in kaderini çizmekle meşgul��m.

Bu parçada belirgin olarak kullanılan postmodern anlatım tekniği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üstkurmaca

Cevap

Üstkurmaca
Üstkurmaca tekniğinde yazar, anlatılanların bir kurmaca olduğunu okuyucuya doğrudan hissettirir ve eserin yazılış sürecini kurgunun bir parçası hâline getirir. Parçada geçen 'Aslında ne Selim var ne de o çalışma odası... kelimelerden inşa ettiğim birer kurmaca' ifadesi ve yazarın karakterin kaderine henüz karar vermediğini belirterek yazma sürecini deşifre etmesi, üstkurmaca tekniğinin kullanıldığını açıkça göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada yazarın/anlatıcının konumunu ve anlatım tutumunu incelemek.
Anlatıcının doğrudan yazar kimliğiyle konuştuğu, anlatılan karakterin (Selim) ve mekânın aslında kendi zihninde yarattığı birer kurmaca olduğunu okura açıkça beyan ettiği görülür.
Postmodern romanlarda kurmacanın yapaylığını ortaya koyan temel yönelimleri tespit etmek için anlatıcının tutumu belirlenmelidir.
2
Eserin yazılış sürecine yapılan vurguyu değerlendirmek.
Yazarın 'Siz bu satırları okurken ben hâlâ Selim'in kaderini çizmekle meşgulüm' diyerek yazma eylemini ve sürecini kurguya dâhil ettiği belirlenir.
Eserin kendi yazılış sürecini konu edinmesi ve kurmaca olduğunun okura hatırlatılması üstkurmaca tekniğinin temel özelliğidir.
3
Bulunan özellikleri postmodern roman teknikleriyle karşılaştırmak.
Yazarın kurguya müdahale edip kurmacanın sınırlarını deşifre etmesi bizi üstkurmaca tekniğine ulaştırır.
Diğer tekniklerin (bilinç akışı, iç konuşma vb.) bu parçadaki temel anlatım tutumuyla eşleşmediğini doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Üstkurmaca, postmodern romanda yazarın eserin yazılma sürecini, kurmaca yapısını ve kurgunun bir yanılsamadan ibaret olduğunu okura hissettirerek metne dâhil etmesidir.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 306 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin