Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7381Soru

Azot döngüsü, atmosferdeki serbest azotun canlılar tarafından kullanılabilir bileşiklere dönüştürülmesi ve ardından tekrar atmosfere geri verilmesi süreçlerini kapsar. Bu döngüde farklı canlı grupları kritik kimyasal dönüşüm süreçlerini gerçekleştirir. Aşağıda azot döngüsünde görev alan bazı organizma grupları ile bu organizmaların gerçekleştirdiği temel işlevler verilmiştir. Bu organizma gruplarını gerçekleştirdikleri doğru işlevlerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Rhizobium bakterileri
Nitrifikasyon bakterileri
Denitrifikasyon bakterileri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleştirme şu şekildedir: Rhizobium bakterileri baklagil köklerinde serbest azotu bağlar; Nitrifikasyon bakterileri amonyumu nitrit ve nitrata dönüştürür; Denitrifikasyon bakterileri ise bağlı azotu serbest gaz olarak atmosfere geri kazandırır.
Eşleşmelerin doğru yapılabilmesi için azot döngüsündeki organizmaların rollerinin iyi bilinmesi gerekir. Rhizobium bakterileri baklagillerin köklerinde serbest azotu bağlama rolünü üstlenirken; nitrifikasyon bakterileri amonyumu bitkinin emebileceği nitrata dönüştürür; denitrifikasyon bakterileri ise topraktaki bağlı azotu tekrar serbest gaz formuna çevirip atmosfere salar.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak Rhizobium bakterilerinin işlevi belirlenir.
Rhizobium bakterileri baklagil köklerinde simbiyotik yaşar ve havadaki serbest azotu toprağa bağlar. Bu nedenle ilk terim üçüncü açıklamayla eşleşir.
Havadaki serbest azotun organik sisteme dahil edilmesinde biyolojik azot fiksasyonu temel adımdır.
2
İkinci olarak nitrifikasyon bakterilerinin işlevi analiz edilir.
Amonyak veya amonyumun önce nitrite, ardından bitkilerce emilebilen nitrata dönüştürülmesi nitrifikasyondur. Bu nedenle ikinci terim birinci açıklamayla eşleşir.
Bitkiler azotu gaz olarak değil, toprakta çözünmüş mineral formunda kökleriyle alabilirler.
3
Son olarak denitrifikasyon bakterilerinin işlevi değerlendirilir.
Toprakta biriken bağlı azot bileşiklerinin (NO3NO_3^-) gaz formuna (N2N_2) dönüştürülerek atmosfere geri salınması denitrifikasyondur. Bu nedenle üçüncü terim ikinci açıklamayla eşleşir.
Denitrifikasyon, azot döngüsünün atmosfere geri dönüş aşamasını tamamlar.

Anahtar Kavram

Azot döngüsündeki mikrobiyolojik süreçler (fiksasyon, nitrifikasyon, denitrifikasyon)
Soru 7382Soru

Osmanlı Devleti'nde II. Meşrutiyet Dönemi'nde, 1909 yılında Kanun-i Esasi üzerinde yapılan anayasa değişiklikleriyle padişahın sürgün yetkisi kaldırılmış, hükümetin meclise karşı sorumlu olması ilkesi benimsenmiş ve padişahın meclisi feshetme yetkisi zorlaştırılmıştır.

Buna göre, 1909 anayasa değişikliklerinin sonuçları ve devlet yönetimindeki etkileri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Padişahın yürütme organı üzerindeki mutlak yetkileri daraltılarak meclis denetimi artırılmış ve parlamenter sistemin işleyişi güçlendirilmiştir.

Cevap

Padişahın yürütme organı üzerindeki mutlak yetkileri daraltılarak meclis denetimi artırılmış ve parlamenter sistemin işleyişi güçlendirilmiştir.
1909 anayasa değişiklikleri; hükümetin meclise karşı sorumlu kılınması, padişahın fesih yetkisinin zorlaştırılması ve sürgün yetkisinin kaldırılması gibi düzenlemelerle yürütme organını (padişahı) yasama organının (meclisin) denetimine tabi tutmuştur. Bu durum parlamenter sistemin temel ilkelerinin güçlenmesini sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun-i Esasi'nin 1876 yılındaki ilk hali ile 1909 yılındaki değişikliklerini karşılaştırmak
1876 yılında padişaha geniş mutlak yetkiler tanınmışken, 1909'da bu yetkilerin kısıtlandığı görülmektedir.
Değişikliklerin yönetim yapısındaki etkisini doğru saptamak.
2
Hükümetin sorumluluğu ve meclisin feshi gibi maddeleri analiz etmek
Hükümetin padişah yerine meclise sorumlu tutulması, yürütmenin yasama denetimine girmesini sağlamıştır.
Demokratikleşme adımlarının ve parlamenter ilkelerin düzeyini belirlemek.
3
Padişahın mutlak egemenliğinin devam edip etmediğini değerlendirmek
Padişahın yetkileri daralmış olmakla birlikte monarşik yapı (padişahlık) devam etmiştir, cumhuriyet ilan edilmemiştir.
Doğru seçeneğe ulaşmak ve yanlış kavramsal çıkarımları elemek.

Anahtar Kavram

1909 Kanun-i Esasi Değişiklikleri ve Meşrutiyet Rejimi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7383Soru

Aşağıda felsefi düşünmenin temelini oluşturan bazı kavramlar ve bu kavramlara ait açıklamalar verilmiştir. Sol sütundaki felsefi kavramlar, sağ sütunda yer alan açıklamalarla doğru biçimde nasıl eşleştirilmelidir?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gerçeklik
Doğruluk
Tutarlılık
Çelişki

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gerçeklik kavramı zihinden bağımsız somut varlığı belirten açıklamayla; Doğruluk kavramı yargının gerçeklikle uyuşmasını belirten açıklamayla; Tutarlılık kavramı önermelerin birbiriyle uyumunu belirten açıklamayla; Çelişki kavramı ise bir önerme ile değillemesinin aynı anda doğru kabul edilmesini belirten açıklamayla eşleşir.
Kavramlar ve tanımları analiz edildiğinde; zihinden bağımsız dış dünyadaki somut varlıklar 'gerçeklik' ile, bu varlıklara dair yargıların nesnesine uygunluğu 'doğruluk' ile, önermelerin kendi içindeki uyumu 'tutarlılık' ile ve bir durumun hem kendisinin hem değillemesinin aynı anda doğru kabul edilmesi 'çelişki' ile eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Varlık ve bilgi arasındaki ayrımı yapmak amacıyla verilen durumları inceleyiniz.
Dış dünyada var olan somut nesne veya durumun 'gerçeklik', bu nesneye yönelik zihinsel yargının nesneyle uyuşmasının ise 'doğruluk' olduğunu tespit ediniz.
Gerçeklik ontolojik (varlıksal) bir özellikken, doğruluk epistemolojik (bilgisel) bir yargı özelliğidir.
2
Mantıksal tutarlılık ve çelişki kavramlarını açıklamalara göre analiz ediniz.
Bir düşünce sistemindeki önermelerin uyumlu olması 'tutarlılık' olarak adlandırılırken; aynı anda hem kendisinin hem de olumsuzunun doğru sayılması 'çelişki' olarak tanımlanır.
Tutarlılık sistemin mantıksal bütünlüğünü sağlar, çelişki ise bu bütünlüğü bozar.
3
Sol sütundaki kavramlar ile sağ sütundaki açıklamaları eşleştiriniz.
Gerçeklik -> Güneş'in kendisi; Doğruluk -> 'Güneş bir yıldızdır' önermesi; Tutarlılık -> önermelerin uyumu; Çelişki -> pp ile değillemesinin aynı anda doğru kabul edilmesi eşleşmeleri tamamlanır.
Kavramların tanımları ve verilen örnekler bu eşleştirmeyi doğrulamaktadır.

Anahtar Kavram

Felsefi düşüncede doğruluk, gerçeklik, tutarlılık ve çelişki kavramlarının analizi ve birbiriyle olan mantıksal ilişkileri.
Soru 7384Soru

TBMM ile Ermenistan arasında 3 Aralık 1920'de imzalanan Gümrü Antlaşması'nın aşağıdaki hükümlerinden hangisi, Ermenistan'ın Doğu Anadolu toprakları üzerindeki iddialarından resmen ve tamamen vazgeçtiğinin doğrudan bir kanıtıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ermenistan'ın, Sevr Antlaşması'nı geçersiz kabul ettiğini beyan etmesi

Cevap

Ermenistan'ın, Sevr Antlaşması'nı geçersiz kabul ettiğini beyan etmesi
Sevr Antlaşması, Ermenistan'a Doğu Anadolu'da geniş topraklar (Vilayat-ı Sitte) vadeden uluslararası bir belgedir. Gümrü Antlaşması ile Ermenistan'ın Sevr'i geçersiz kabul etmesi, bu antlaşmadan doğan tüm toprak taleplerinden resmen ve tamamen vazgeçtiğini gösteren en doğrudan hukuki kanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Sevr Antlaşması'nın Ermenistan'a tanıdığı hakların niteliğini belirlemek.
Sevr Antlaşması'nın Doğu Anadolu'da büyük bir Ermenistan Devleti kurulmasını öngördüğü ve Ermenistan'ın toprak iddialarının yasal dayanağını oluşturduğu tespit edilir.
Toprak iddialarının kaynağını belirlemek için gereklidir.
2
Gümrü Antlaşması'ndaki maddeler arasında Ermeni iddialarını hukuken sona erdiren hükmü analiz etmek.
Ermenistan'ın Sevr Antlaşması'nı geçersiz kabul etmesiyle, bu antlaşmanın kendisine sunduğu Doğu Anadolu toprakları üzerindeki tüm hak ve iddialardan resmen vazgeçmiş olduğu sonucuna ulaşılır.
Doğrudan kanıt niteliğindeki maddeyi ortaya çıkarmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Gümrü Antlaşması'nın siyasi sonuçları ve Sevr Antlaşması'nın reddi
Soru 7385Soru

Aşağıda verilen uluslararası örgütleri; etki alanları (küresel/bölgesel), kuruluş amaçları ve Türkiye'nin üyelik durumlarını dikkate alarak en uygun özellikleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü)
NAFTA / USMCA (Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması)
İİT (İslam İşbirliği Teşkilatı)
OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

OECD - Küresel ölçekli, ekonomik amaçlı kurucu üye olunan örgüt; NAFTA - Bölgesel ölçekli ve Türkiye'nin üye olmadığı ekonomik örgüt; İİT - Küresel ölçekli, siyasi amaçlı üye olunan örgüt; OPEC - Küresel ölçekli, petrol rezervi olan ülkelerce kurulan ve Türkiye'nin üye olmadığı örgüt.
Verilen uluslararası örgütlerin özellikleri eşleştirildiğinde; OECD küresel ölçekte ekonomik amaçlı kurucu üyesi olduğumuz örgütle, NAFTA bölgesel düzeyde ekonomik amaçlı üye olmadığımız örgütle, İİT küresel düzeyde siyasi amaçlı üyesi olduğumuz en büyük ikinci örgütle, OPEC ise küresel düzeyde petrol ihraç eden ülkelerin kurduğu ekonomik amaçlı üye olmadığımız örgütle eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
OECD örgütünün etki alanı, amacı ve Türkiye'nin üyelik durumunun incelenmesi
OECD küresel ölçekli, ekonomik kalkınma hedefli ve Türkiye'nin kurucu üye olduğu bir örgüttür. Bu durum ikinci özellik ile eşleşmektedir.
OECD'nin temel yapısal özelliklerinin saptanması.
2
NAFTA örgütünün coğrafi ölçeği ve Türkiye'nin konumunun analizi
NAFTA Kuzey Amerika kıtasına özgü bölgesel bir serbest ticaret örgütüdür. Türkiye bu kıtada olmadığı için üye değildir. Bu durum üçüncü özellik ile eşleşmektedir.
NAFTA'nın bölgesel ölçekte ve Türkiye dışı bir ekonomik yapılanma olduğunun doğrulanması.
3
İİT örgütünün büyüklüğü, siyasi niteliği ve üyelik durumunun analizi
İİT, BM'den sonraki en fazla üyeye sahip küresel siyasi örgüttür ve Türkiye bu örgüte üyedir. Bu durum dördüncü özellik ile eşleşmektedir.
İİT'nin siyasi niteliği ve Türkiye'nin üyelik bağının belirlenmesi.
4
OPEC örgütünün faaliyet alanı, kaynak ilişkisi ve Türkiye'nin durumu
OPEC küresel ölçekli petrol kartelidir. Türkiye petrol ihraç eden bir ülke olmadığı için üye değildir. Bu durum birinci özellik ile eşleşmektedir.
OPEC'in petrol bazlı ekonomik işlevinin ve Türkiye'nin üye olmama gerekçesinin netleştirilmesi.

Anahtar Kavram

Küresel ve bölgesel örgütlerin ölçek, kuruluş amaçları ve Türkiye'nin üyelik durumlarına göre sınıflandırılması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7386Soru

Sosyal psikolojide bireyin grup ve otorite karşısındaki davranışlarını açıklayan aşağıdaki tanımdaki boşlukları uygun terimlerle tamamlayınız. Bu boşluklara sırasıyla hangi kavramlar getirilmelidir?

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Bireyin, üyesi olduğu grubun görüş ve davranışlarına benzer yönelimler sergileyerek çoğunluğun beklentilerine boyun eğmesine ; toplumda meşru bir güce ya da emir veren bir otorite figürünün yönlendirmelerine uymasına ise denir.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Cümledeki birinci boşluğa 'uyum' (veya 'uyma'), ikinci boşluğa ise 'itaat' kavramları getirilmelidir.
İlk boşlukta bireyin gruba paralel davranış sergilemesi (uyum/uyma) tanımlanmış; ikinci boşlukta ise bir otoritenin emirlerine uyması (itaat) tanımlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk boşluktaki tanımın analiz edilmesi
Bireyin kendi fikir ya da davranışlarını grubunkiyle uyumlu kılmak amacıyla değiştirmesi, sosyal etki türlerinden 'uyum' (uyma) olarak tanımlanır.
Grubun beklenti ve normlarına paralel yönelim sergilemek uyum sağlama davranışının özünü oluşturur.
2
İkinci boşluktaki tanımın analiz edilmesi
Bireyin doğrudan bir liderin veya meşru güce sahip bir otoritenin emirlerine uyması ve boyun eğmesi 'itaat' olarak tanımlanır.
Otoritenin doğrudan talimatlarına yönelmek ve ona tabi olmak itaat kavramını ifade eder.

Anahtar Kavram

Sosyal etki mekanizmalarından uyum ve itaat
Soru 7387Soru

Sofistler yasa (nomos) ile doğa (physis) arasında aşılmaz bir ayrım yaparak devletin ve toplumsal kuralların, insanların kendi çıkarlarını korumak adına sonradan uzlaşarak oluşturdukları yapay sözleşmelere dayandığını savunmuşlardır. Buna karşın Aristoteles, *Politika* adlı eserinde insanın doğası gereği toplumsal bir canlı (zoon politikon) olduğunu ve devletin de bu doğal gelişimin en üst, kendi kendine yeten (autarkeia) aşaması olduğunu ileri sürer. Ona göre aile ve köy gibi küçük topluluklar insanın yalnızca biyolojik ve gündelik ihtiyaçlarını karşılayabilirken, insan ancak devletin adaletle yönetilen ahlaki ortamında tam anlamıyla bir 'insan' olabilir ve iyi yaşama (eudaimonia) ulaşabilir.

Bu parçadan yola çıkılarak Aristoteles’in insan ve devlet anlayışına ilişkin aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet, insanın ahlaki potansiyelini gerçekleştirmesini ve erdemli bir yaşama ulaşmasını sağlayan doğal ve zorunlu bir kurumdur.

Cevap

Devlet, insanın ahlaki potansiyelini gerçekleştirmesini ve erdemli bir yaşama ulaşmasını sağlayan doğal ve zorunlu bir kurumdur.
Aristoteles'in siyaset ve ahlak felsefesinin kesişim noktasında yer alan görüşe göre, devlet yapay bir sözleşmenin ürünü değil, insan doğasının zorunlu bir devamıdır. İnsan ancak devletin adaletli yapısı içinde ahlaki potansiyelini en üst düzeye çıkarabilir ve erdemli bir hayata (eudaimonia) kavuşabilir. Parçada da küçük toplulukların yalnızca maddi ihtiyaçları karşıladığı, insanın özünü gerçekleştirmesinin ise ancak devlet içinde mümkün olduğu vurgulanarak bu durum doğrulanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel felsefi tartışmayı tespit etme.
Sofistlerin yasaları yapay ve uzlaşımsal (nomos) görmesine karşın, Aristoteles'in devleti insanın doğasından (physis) kaynaklanan organik bir yapı olarak gördüğü belirlenir.
Aristoteles'in toplumsal kurumları ele alışındaki temel yöntemi kavramak.
2
Aristoteles'in insan doğası ve devlet ilişkisini analiz etme.
İnsanın yalnızca biyolojik varlığını sürdürmesinin (aile ve köy) yetmediği, gerçek anlamda erdemli ve iyi bir yaşama (eudaimonia) ancak devletin sağladığı adalet düzeninde ulaşılabileceği anlaşılır.
Devletin insan ahlakının gerçekleşmesindeki teleolojik amacını belirlemek.
3
Doğru seçeneği belirleme ve çeldiricileri eleme.
Devletin ahlaki potansiyeli gerçekleştiren doğal ve zorunlu bir kurum olduğunu belirten seçeneğin doğru olduğu, diğer seçeneklerin ise epistemoloji, mantık ve felsefe tanımlarına ait kavramsal hatalar içerdiği saptanır.
Parçadaki çıkarımı tam olarak yansıtan yargıya ulaşmak.

Anahtar Kavram

Aristoteles'in teleolojik devlet anlayışı ve 'zoon politikon' kavramı
Soru 7388Soru

Türkiye; Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirine en çok yaklaştığı stratejik bir noktada yer almaktadır. Üç tarafı denizlerle çevrili olan ve İstanbul ile Çanakkale boğazlarına sahip olan Türkiye, aynı zamanda zengin enerji kaynaklarına sahip Orta Doğu ve Hazar Havzası ülkeleri ile bu kaynakların tüketicisi olan Avrupa ülkeleri arasında bir köprü görevi görmektedir. Bu coğrafi konum özellikleri, Türkiye ekonomisini çeşitli sektörler aracılığıyla doğrudan etkilemektedir.

Buna göre, Türkiye'nin sahip olduğu coğrafi konum özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki ekonomik durumlardan hangisi bu durumun doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası enerji nakil hatlarının ülke topraklarından geçmesiyle transit taşımacılık gelirlerinin elde edilmesi

Cevap

Uluslararası enerji nakil hatlarının ülke topraklarından geçmesiyle transit taşımacılık gelirlerinin elde edilmesi
Türkiye'nin jeopolitik konumu, petrol ve doğal gaz üreticisi Hazar Havzası ve Orta Doğu ülkeleri ile tüketici konumundaki Avrupa kıtası arasında yer alması nedeniyle uluslararası boru hatlarının ülkemizden geçmesini sağlamış ve transit taşımacılık gelirleri elde edilmesine doğrudan zemin hazırlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin coğrafi konumunun kıtalar arası köprü olma ve enerji yolları üzerinde bulunma özelliklerini analiz etmek.
Türkiye'nin Doğu ile Batı arasında jeopolitik ve transit bir koridor konumunda oldu��u belirlenir.
Soruda bahsedilen coğrafi konum faktörlerinin ekonomik sonucunu bulabilmek için transit konum analiz edilmelidir.
2
Verilen şıklar arasından bu transit koridor özelliğinin doğrudan ekonomik çıktısı olan faaliyeti tespit etmek.
Uluslararası boru hatlarının ülke topraklarından geçmesi ve bu hattan transit gelir elde edilmesi doğrudan bir sonuç olarak belirlenir.
Diğer faktörlerin coğrafi konumun transit boyutuyla doğrudan ilgisi bulunmamaktadır.
3
Seçeneklerdeki kavram yanılgılarını (nadasın gübreyle çözüleceği varsayımı, mera hayvancılığı verimi, iç ticaret ve transit ticaret ayrımı) eleyerek cevabı netleştirmek.
Çeldirici seçeneklerde yer alan coğrafi bilgi hataları saptanarak doğru yanıta ulaşılır.
Çeldiricilerin yanlışlığını bilimsel olarak kanıtlamak hata riskini sıfıra indirir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Coğrafi Konumunun (Özel Konumunun) Ekonomiye Etkileri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7389Soru

Psikoloji biliminin tanımı, konusu ve temel ölçütleri dikkate alındığında, sol sütunda verilen kavramları sağ sütunda verilen en uygun açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gözlenebilirlik
Ölçülebilirlik
Zihinsel Süreçler
Doğrudan Gözlenebilen Davranışlar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gözlenebilirlik kavramı nesnel saptama içeren açıklamayla; ölçülebilirlik kavramı sayısal ve niteliksel değerlerle ifade etme açıklamasıyla; zihinsel süreçler doğrudan gözlenemeyen ancak dışsal davranışlarla dolaylı çıkarılan içsel yaşantılarla; doğrudan gözlenebilen davranışlar ise doğrudan algılanabilen fiziksel tepkilerle eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; gözlenebilirlik nesnel saptamayla, ölçülebilirlik sayısal ve niteliksel değerlerle ifade etmeyle, zihinsel süreçler dolaylı incelenebilen içsel yaşantılarla, doğrudan gözlenebilen davranışlar ise doğrudan algılanabilen fiziksel tepkilerle eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Gözlenebilirlik kavramının tanımını belirleme
Gözlenebilirlik, duyu organları ya da araçlarla nesnel saptama yapılması açıklamasıyla eşleşir.
Bir olgunun bilimsel araştırma konusu olabilmesi için ilk olarak nesnel olarak gözlenebilmesi gerekir.
2
Ölçülebilirlik kavramının tanımını belirleme
Ölçülebilirlik, standart araçlarla sayısal veya niteliksel değer verme açıklamasıyla eşleşir.
Bilimsel verilerin karşılaştırılabilir ve analiz edilebilir olması için ölçüm değerlerine dökülmesi şarttır.
3
Zihinsel süreçler kavramının tanımını belirleme
Zihinsel süreçler, doğrudan gözlenemeyen fakat dışsal davranışlardan dolaylı çıkarılan içsel yaşantılar açıklamasıyla eşleşir.
Düşünme, bellek ve algı gibi süreçler doğrudan dışarıdan izlenemez ancak dolaylı olarak ölçülüp incelenir.
4
Doğrudan gözlenebilen davranışlar kavramının tanımını belirleme
Doğrudan gözlenebilen davranışlar, konuşma veya yürüme gibi doğrudan algılanabilen fiziksel tepkiler açıklamasıyla eşleşir.
Organizma tarafından yapılan ve dışarıdan doğrudan gözlemlenebilen motor ve fiziksel etkinlikler bu gruba girer.

Anahtar Kavram

Psikolojinin konusu ve ölçütleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7390Soru

Türkiye'de köy altı kır yerleşmeleri; süreklilik durumlarına (kalıcı veya geçici olmalarına), yapıldıkları mesken malzemelerine ve temel ekonomik faaliyet türlerine göre farklılıklar gösterir. Aşağıda verilen kır yerleşmesi türlerini, karşılarında yer alan ayırt edici coğrafi ve fonksiyonel özellikleri ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mezra
Oba
Divan
Yayla

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekildedir: Mezra - Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da tarım ve hayvancılık yapılan kalıcı yerleşme; Oba - Göçebe ailelerin çadırlardan oluşan geçici yerleşmesi; Divan - Batı Karadeniz'de mahallelerin birleştiği kalıcı yerleşme; Yayla - Yüksek kesimlerdeki en yaygın geçici yerleşme.
Doğru eşleştirmede mezra Doğu/Güneydoğu Anadolu'daki kalıcı tarım-hayvancılık alanıyla, oba çadırlardan kurulan göçebe hayvancılık yerleşmesiyle, divan Batı Karadeniz'deki kalıcı mahalle topluluğuyla ve yayla ise Türkiye'nin en yaygın geçici dağ yerleşmesiyle eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Köy altı yerleşmelerini sürekliliklerine göre sınıflandırmak.
Mezra ve divan yerleşmelerinin kalıcı; oba ve yayla yerleşmelerinin ise geçici köy altı yerleşmeleri olduğu saptanır.
Yerleşme türlerinin ayırt edilmesinde kalıcılık ve geçicilik en temel coğrafi kriterdir.
2
Kalıcı yerleşmeleri bölgesel özellikleriyle eşleştirmek.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da tarım-hayvancılık odaklı olan kalıcı birimin mezra; Batı Karadeniz'de birden fazla mahallenin ortak idari yapı oluşturduğu birimin ise divan olduğu belirlenir.
Bölgesel iklim, yer şekilleri ve tarım kültürü yerleşme isimlerini ve yapılarını doğrudan etkiler.
3
Geçici yerleşmeleri mesken ve fonksiyon özelliklerine göre eşleştirmek.
Göçebe ailelerin çadırlarda hayvancılık yaptığı birimin oba; sıcak havadan korunma ve otlatma amaçlı yüksek alanlardaki en yaygın birimin ise yayla olduğu tespit edilir.
Yayla ve oba hayvancılık odaklıdır ancak oba barınak olarak çadırı temel alırken, yayla daha çok yükselti faktörüne dayanır.

Anahtar Kavram

Kır yerleşmelerinin kalıcı ve geçici olarak sınıflandırılması ile coğrafi özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7391Soru

Platon'un Devlet adlı eserinde sunduğu 'Bölünmüş Çizgi Analojisi'ne göre, insan zihni duyulur dünyadan (sanı/doksa) düşünülür dünyaya (bilgi/episteme) doğru yükselirken belirli bilgi aşamalarından geçer. Buna göre, aşağıda karışık olarak verilen bilgi aşamalarını en düşük (gölgeler dünyası) bilgi düzeyinden en yüksek (idealar dünyası) bilgi düzeyine doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

En düşükten en yükseğe doğru sıralama: Duyusal dünyadaki gölgelere dayanan tahminler (Eikasia), fiziksel nesnelere dayanan inançlar (Pistis), matematiksel nesnelere dayanan çıkarımsal düşünme (Dianoia) ve en nihayetinde ideaları doğrudan kavrayan akılsal kavrayış (Noesis) şeklindedir.
Platon'un bilgi hiyerarşisinde en alt düzey yansımalara dayanan tahmindir (eikasia). Bunu fiziksel nesnelerin algısı olan inanç (pistis) takip eder. Düşünülür dünyaya geçildiğinde ise varsayımlarla işleyen matematiksel düşünme (dianoia) ve en üstte ideaların doğrudan kavranması olan akılsal kavrayış (noesis) yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Duyulur dünya (doksa) ve düşünülür dünya (episteme) arasındaki temel ayrımı belirlemek.
İlk iki aşama duyulur dünyaya (tahmin ve inanç), son iki aşama ise düşünülür dünyaya (çıkarımsal düşünme ve akılsal kavrayış) aittir.
Platon felsefesinde ontolojik ve epistemolojik gerçeklik hiyerarşisi duyulur olandan akılsal olana doğru yükselir.
2
Duyulur dünya içindeki aşamaları kendi arasında sıralamak.
Gölgeler ve yansımalar (tahmin) fiziksel nesnelerin kendilerinden (inanç) daha az gerçektir, dolayısıyla tahmin inançtan önce gelir.
Yansımalar nesnelerin kopyası olduğundan epistemolojik açıdan en zayıf düzeydir.
3
Düşünülür dünya içindeki aşamaları kendi arasında sıralamak.
Matematiksel varsayımlarla düşünme (dianoia), ideaları doğrudan diyalektik ile kavramaktan (noesis) daha aşağıdadır.
Noesis, varsayımlardan bağımsız olarak ilk ilkeye (İyi İdeası) ulaşan en yüksek akıl düzeyidir.

Anahtar Kavram

Platon'un Bölünmüş Çizgi Analojisi ve Bilgi Hiyerarşisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7392Soru

Atmosferde bulunan su buharı, karbondioksit (CO2CO_2), metan (CH4CH_4) ve azot oksit (N2ON_2O) gibi gazlar doğal sera etkisini oluşturarak yeryüzünün yaşanabilir bir sıcaklık dengesinde kalmasını sağlar. Ancak Sanayi Devrimi'nden itibaren fosil yakıt tüketiminin artması ve ormansızlaşma gibi beşerî faaliyetler bu gazların atmosferdeki oranını hızla artırmış, bu durum küresel iklim değişimine yol açmıştır.

Buna göre, küresel iklim değişimi ve sera etkisi ile ilgili;

I. Kloroflorokarbon (CFC) gazlarının atmosferde birikerek ozon tabakasını seyreltmesi ve yeryüzüne ulaşan ultraviyole ışınlarının artması, küresel ısınmanın doğrudan temel nedenidir.
II. Fosil yakıt kullanımının artması ve orman tahribatı, karbon döngüsünü olumsuz etkileyerek atmosferdeki sera gazı birikimini ve sera etkisini kuvvetlendirir.
III. Küresel iklim değişiminin bir sonucu olarak kutup ve yüksek dağ buzullarının erimesi, deniz seviyelerinin yükselmesine ve alçak kıyıların sular altında kalmasına neden olur.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

Fosil yakıt kullanımının artması ve orman tahribatının atmosferdeki sera gazı birikimini artırarak sera etkisini kuvvetlendirdiğini belirten ikinci yargı ile küresel iklim değişimine bağlı olarak buzulların erimesi ve deniz seviyelerinin yükselmesini açıklayan üçüncü yargı doğrudur.
Sera etkisinin kuvvetlenmesinde fosil yakıt kullanımı ve ormansızlaşma gibi karbondioksit salınımını artıran beşerî etkenler doğrudan rol oynar. Bu durum küresel iklim değişimini tetikler. İklim değişiminin en somut fiziki sonuçlarından biri de sıcaklık artışına bağlı olarak buzulların erimesi ve deniz seviyelerinin yükselmesidir. Bu nedenle fosil yakıtların sera etkisini güçlendirdiğini belirten yargı ile buzulların erimesi ve deniz seviyelerinin yükselmesini açıklayan yargı doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci yargının doğruluğunu analiz etme
Ozon tabakasının seyrelmesi ve ultraviyole (UV) ışınlarının artması küresel ısınmanın temel nedeni değildir. Küresel ısınma, sera gazlarının yery��zünden yansıyan kızılötesi (ısı) ışınları tutmasıyla gerçekleşir.
Ozon tabakası seyrelmesi ile sera etkisinin artması farklı çevre sorunlarıdır ve aralarındaki neden-sonuç ilişkisinin doğru kurulması gerekir.
2
İkinci yargının doğruluğunu analiz etme
Fosil yakıtların yakılması ve ormanların yok edilmesi karbon döngüsünü bozarak karbondioksit miktarını artırır ve sera etkisini güçlendirir. Bu yargı doğrudur.
Beşerî faaliyetlerin karbon döngüsü ve sera gazları üzerindeki doğrudan etkisini saptamak gerekir.
3
Üçüncü yargının doğruluğunu analiz etme
Sıcaklık artışı kutup ve dağ buzullarını eritir, eriyen sular okyanuslara karışarak deniz seviyelerini yükseltir. Bu yargı doğrudur.
Küresel ısınmanın hidrosfer ve kıyı çizgisi üzerindeki fiziki sonuçlarını belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Sera gazlarının artışı ile doğal sera etkisinin kuvvetlenmesi sonucunda küresel iklim değişiminin gerçekleşmesi ve buna bağlı olarak deniz seviyelerinin yükselmesi gibi sonuçların ortaya çıkması.
Soru 7393Soru

Güneydoğu Anadolu Bölgesi, geniş düzlükleri ve verimli toprakları bulunmasına karşın belirgin bir yaz kuraklığı ve şiddetli buharla��ma nedeniyle tarımsal verimlilikte uzun yıllar iklim koşullarına bağımlı kalmıştır. Bu sorunu aşmak ve bölgeyi çok yönlü kalkındırmak amacıyla yürürlüğe konan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) sayesinde tarımsal üretim yapısı büyük bir dönüşüm geçirmiştir.

Buna göre, GAP’ın bölgedeki tarımsal faaliyetlere ve sosyo-ekonomik yapıya etkileriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi do��rudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sulama olanaklarının gelişmesiyle birlikte tarımda iklime olan bağımlılık azalmış; pamuk ve mısır gibi suya gereksinim duyan endüstri bitkilerinin ekim alanı ve üretimi belirgin biçimde artmıştır.

Cevap

Sulama olanaklarının gelişmesiyle birlikte tarımda iklime olan bağımlılık azalmış; pamuk ve mısır gibi suya gereksinim duyan endüstri bitkilerinin ekim alanı ve üretimi belirgin biçimde artmıştır.
Sulama olanaklarının gelişmesiyle birlikte tarımda iklime olan bağımlılığın azalması ve pamuk ile mısır gibi suya gereksinim duyan endüstri bitkilerinin ekim alanının artması ifadesi doğrudur. Çünkü GAP ile Fırat ve Dicle nehirlerinin suları tarım alanlarına ulaştırılmış, bu da bölgedeki geleneksel kuru tarım yöntemlerinin yerini sulu tarıma bırakmasını sağlamış ve pamuk üretiminde bölgeyi Türkiye birinciliğine taşımıştır.

Adım Adım Çözüm

1
GAP'ın temel hedeflerini ve bölgeye olan coğrafi etkilerini analiz etmek.
Projenin sulama ve enerji odaklı başlayıp sosyal ve ekonomik kalkınmayı da içeren entegre bir yapıya dönüştüğü belirlenmiştir.
Soruda verilen seçenekleri doğru değerlendirebilmek için projenin kapsamını bilmek gerekir.
2
Sulamanın tarımsal üretime olan doğrudan etkilerini değerlendirmek.
Sulamanın başlamasıyla nadas alanlarının azaldığı, pamuk, mısır gibi nöbetleşe ekilen veya suya çok ihtiyaç duyan sanayi bitkilerinin üretiminin arttığı tespit edilmiştir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için sulama olanaklarının tarımsal ürün çeşitliliğine ve nadas alanlarına olan etkisini belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Tarımsal ve Sosyo-Ekonomik Etkileri
Soru 7394Soru

Bir gökbilimcinin teleskopla gözlemlediği Andromeda Galaksisi, insan zihninden bağımsız olarak evrende yer kaplayan bir var oluştur. Gökbilimcinin bu galaksiye yönelik ortaya koyduğu 'Andromeda Galaksisi, Samanyolu'na en yakın büyük galaksidir.' ifadesi ise gözlemleriyle uyuştuğu için bilgi düzeyinde bir değer taşır. Ancak aynı gökbilimcinin bir başka çalışmasında 'Samanyolu Galaksisi çevresinde hiçbir büyük galaksi barındırmaz.' tezini savunması, ileri sürdüğü düşünceler arasında bir uyumsuzluk doğurur.

Bu parçada sırasıyla felsefi düşüncenin aşağıdaki hangi kavramları örneklendirilmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gerçeklik - Doğruluk - Çelişki

Cevap

Gerçeklik - Doğruluk - Çelişki kavram sırasını içeren seçenek doğrudur.
Doğru seçenek olan ifadede yer alan kavramlar parçadaki sırayla tam olarak örtüşmektedir. Andromeda Galaksisi dış dünyada yer kapladığı için bir gerçekliktir; galaksiye yönelik ortaya konan bilimsel yargı gerçekliğe uygun olduğu için doğruluktur; bu yargıyla tamamen zıt başka bir yargının aynı anda öne sürülmesi ise çelişkidir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ilk durumu analiz etme.
Andromeda Galaksisi'nin insan zihninden bağımsız olarak dış dünyada var olması, felsefede 'gerçeklik' kavramı ile ifade edilir.
Gerçeklik, insan zihninden bağımsız nesnel dünyada bulunan varlıkları belirtir.
2
Parçadaki ikinci durumu analiz etme.
'Andromeda Galaksisi, Samanyolu'na en yakın büyük galaksidir.' yargısının dış dünyadaki gerçeklikle uyuşması felsefede 'doğruluk' kavramı ile ifade edilir.
Doğruluk, bir yargının veya bilginin yöneldiği nesnesine uygunluğudur.
3
Parçadaki üçüncü durumu analiz etme.
Gökbilimcinin 'en yakın büyük galaksidir' yargısıyla çelişen 'Samanyolu çevresinde büyük galaksi barındırmaz' ifadesini aynı anda savunması 'çelişki' kavramı ile ifade edilir.
Çelişki, birbiriyle bağdaşmayan, birbirini dışarıda bırakan iki yargının aynı anda doğru kabul edilmesiyle ortaya çıkan mantıksal uyumsuzluktur.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncede Doğruluk, Gerçeklik ve Çelişki kavramlarının ayrımı.
Soru 7395Soru

Tarım arazilerinde aşırı sulama yapılması veya drenaj kanallarının yetersiz olması, toprak gözeneklerinin tamamen suyla dolmasına ve toprağın oksijensiz kalmasına (anaerobik koşullar) neden olur. Bu durum, azot döngüsünde önemli rolleri olan mikroorganizmaların faaliyetlerini doğrudan etkiler. Oksijensiz kalan bu topraklarda belirli bakteri gruplarının aktivitesi artarken, bitkilerin alabileceği azot tuzlarının miktarı hızla azalır ve toprak azot yönünden fakirleşir.

Buna göre, oksijensiz kalan tar��m topraklarında verimliliğin azalmasına yol açan ve topraktaki azotu gaz halinde atmosfere geri gönderen süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Denitrifikasyon bakterilerinin topraktaki azotlu bileşikleri serbest azot gazına dönüştürerek atmosfere vermesi

Cevap

Denitrifikasyon bakterilerinin topraktaki azotlu bileşikleri serbest azot gazına dönüştürerek atmosfere vermesi
Denitrifikasyon süreci, topraktaki nitrat tuzlarının oksijensiz ortamda bakteriler tarafından parçalanarak serbest azot gazına dönüştürülmesi ve atmosfere verilmesi olayıdır. Bu süreç toprakta bitkilerin kullanabileceği azot miktarını azaltır.

Adım Adım Çözüm

1
Oksijensiz (anaerobik) toprak koşullarının azot döngüsü üzerindeki etkisini belirlemek.
Oksijensiz kalan topraklarda denitrifikasyon bakterilerinin etkinliğinin arttığı tespit edilir.
Denitrifikasyon bakterileri oksijensiz ortamlarda solunum için nitrattaki oksijeni kullanır ve azotu gaz haline getirir.
2
Topraktaki azot miktarının azalmasına ve atmosfere geri salınmasına neden olan süreci tanımlamak.
Bu sürecin denitrifikasyon olduğu belirlenir.
Denitrifikasyon, topraktaki nitratın (NO3NO_3^-) serbest azot gazına (N2N_2) dönüştürülüp atmosfere verilmesi sürecidir.
3
Doğru seçeneği işaretlemek.
Denitrifikasyon bakterilerinin topraktaki azotlu bileşikleri serbest azot gazına dönüştürerek atmosfere vermesini belirten seçenek doğru yanıt olarak seçilir.
Toprağın azot yönünden fakirleşmesine yol açan ve azotu gaz olarak atmosfere gönderen tek süreç denitrifikasyondur.

Anahtar Kavram

Azot Döngüsü ve Denitrifikasyon Süreci
Soru 7396Soru

Kanun-i Esasi ve I. Meşrutiyet Dönemi'ne ait aşağıdaki kurum ve grupları, bu yapıların tarihsel işlev ve özellikleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Meclis-i Âyan
Meclis-i Mebusan
Heyet-i Vükelâ
Genç Osmanlılar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Meclis-i Âyan ile üyelerinin padişah tarafından ömür boyu atanması; Meclis-i Mebusan ile üyelerinin halk tarafından iki dereceli seçimle belirlenmesi; Heyet-i Vükelâ ile padişaha karşı sorumlu olan bakanlar kurulu; Genç Osmanlılar ile meşrutiyet fikrini savunan aydınlar hareketi eşleşmelidir.
Meclis-i Âyan üyelerinin padişah tarafından ömür boyu atanması (Meclis-i Âyan - right_3); Meclis-i Mebusan üyelerinin halk tarafından iki dereceli seçimle belirlenmesi (Meclis-i Mebusan - right_4); Heyet-i Vükelâ'nın bakanlar kurulunu ifade etmesi ve padişaha karşı sorumlu olması (Heyet-i Vükelâ - right_1); Genç Osmanlılar'ın ise meşrutiyet ve anayasa fikrini savunan aydın hareketi olması (Genç Osmanlılar - right_2) doğru eşleşmelerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Meclis-i Âyan'ın yapısını belirlemek.
Meclis-i Âyan üyelerinin padişah tarafından seçildiği ve ömür boyu görevde kaldığı bilgisiyle right_3 ile eşleşir.
Âyan Meclisi üyeleri padişah tarafından belirlenir, bu da padişahın yasama üzerindeki denetimini gösterir.
2
Meclis-i Mebusan'ın işlevini belirlemek.
Meclis-i Mebusan üyelerinin halk tarafından yapılan seçimlerle belirlendiği bilgisiyle right_4 ile eşleşir.
Mebusan Meclisi, halkın iradesinin yansıdığı demokratik organı temsil eder.
3
Heyet-i Vükelâ kavramını analiz etmek.
Heyet-i Vükelâ'nın bakanlar kurulunu temsil ettiği ve padişaha karşı sorumlu olduğu bilgisiyle right_1 ile eşleşir.
Yürütme organının meclise değil padişaha sorumlu olması, 1876 anayasasının mutlakiyetçi karakterini yansıtır.
4
Genç Osmanlılar grubunun amacını belirlemek.
Genç Osmanlılar'ın meşrutiyeti savunan aydın hareketi olduğu bilgisiyle right_2 ile eşleşir.
Genç Osmanlılar, Osmanlıcılık fikri doğrultusunda anayasal düzene geçilmesinin öncüsü olmuşlardır.

Anahtar Kavram

Kanun-i Esasi'nin getirdiği devlet yapısı ve Meşrutiyet dönemi kurumlarının işlevleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7397Soru

Bir araştırmacı grubu, insanların karar verme süreçlerinde 'özgür irade' kavramının rolünü incelemek istemektedir. İlk olarak 'İnsan eylemlerinde gerçekten özgür müdür?' sorusunu sormuş, ancak bu sorunun doğrudan sınanamayacağını fark etmişlerdir. Bunun üzerine araştırmayı yeniden yapılandırarak, 'Bireylerin kendilerini özgür hissettikleri durumlardaki beyin aktiviteleri ile dışarıdan gözlenebilen motor seçimleri arasındaki ilişki nedir?' sorusuna odaklanmışlar; katılımcıların karar anındaki EEG kayıtları ile düğmeye basma sürelerini milisaniye cinsinden kaydetmişlerdir.

Buna göre araştırmacıların soru ve yöntemde yaptığı bu değişiklik, ele alınan konunun psikoloji biliminin inceleme alanına dahil edilmesi için aşağıdaki temel ölçütlerden hangisinin karşılanması gerektiğini göstermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ele alınan konunun doğrudan gözlenebilir, ölçülebilir olgusal verilere dönüşt��rülerek ampirik olarak sınanabilir hale getirilmesi

Cevap

Ele alınan konunun doğrudan gözlenebilir, ölçülebilir olgusal verilere dönüştürülerek ampirik olarak sınanabilir hale getirilmesi
Doğru yanıt, ele alınan konunun doğrudan gözlenebilir, ölçülebilir olgusal verilere dönüştürülerek ampirik olarak sınanabilir hale getirilmesini belirten seçenektir. Araştırmacılar, doğrudan gözlenemeyen ve felsefi nitelikte olan genel bir özgürlük sorusunu bırakarak; EEG kayıtları ve düğmeye basma süreleri gibi doğrudan gözlenebilen ve fiziksel araçlarla hassas şekilde ölçülebilen olgusal verilere yönelmişlerdir. Bu durum, psikolojinin felsefeden ayrılarak ampirik (olgusal) bir bilim dalı olma sürecindeki gözlenebilirlik ve ölçülebilirlik ölçütlerini doğrudan karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Araştırma sorusundaki felsefi ve bilimsel nitelik farkının analiz edilmesi
İlk sorulan 'İnsan eylemlerinde gerçekten özgür müdür?' sorusunun doğrudan sınanamayan, spekülatif ve metafiziksel bir niteliğe sahip olduğu; yeni sorunun ise somut verilere dayandığı belirlenir.
Bilimsel araştırma ile felsefi sorgulama arasındaki farkı ortaya koymak için sorunun yapısındaki değişim analiz edilmelidir.
2
Yeni araştırma tasarımında kullanılan verilerin ve ölçümlerin değerlendirilmesi
Yeni tasarımda yer alan beyin aktivitelerinin (EEG kayıtları) ve düğmeye basma sürelerinin (milisaniye) olgusal, dışarıdan gözlenebilir ve hassas biçimde ölçülebilir nitelikte olduğu saptanır.
Bir konunun modern psikolojinin sınırları içine girmesini sağlayan ampirik ölçütleri (gözlenebilirlik ve ölçülebilirlik) tespit etmek.

Anahtar Kavram

Psikolojinin ampirik bir bilim olma ölçütleri (gözlenebilirlik ve ölçülebilirlik)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7398Soru

Dış dünyadaki bir nesneyi algıladığımızda, zihnimizde o nesneye dair birtakım tasarımlar oluşur. Örneğin, önümüzdeki masayı algılarken edindiğimiz renk, şekil ve sertlik gibi duyusal veriler zihnimizin içindeki idelerdir. Zihnimiz dışındaki fiziksel masanın kendisine doğrudan ulaşma imkânımız olmadığına göre, zihnimizdeki tasarımların dış dünyadaki gerçek nesnelerle tam bir uyum içinde olduğunu nasıl garanti edebiliriz? Bu durum, bilginin sınırlarını zihnimize yansıyan 'görünüşler' ile sınırlandırırken, nesnelerin kendi başlarına ne olduklarını bilmenin önünde aşılmaz bir engel oluşturur.

Bu parçada dile getirilen epistemolojik açmaz, bilgi felsefesinin aşağ��daki kavram çiftlerinden hangisi arasındaki ayrıma ve sınır problemine işaret etmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fenomen - Numen

Cevap

Fenomen - Numen kavram çifti
Doğru olan kavram çifti parçadaki epistemolojik açmazı tam olarak ifade etmektedir. Parçada zihne yansıyan duyusal veriler ve tasarımlar 'görünüşler' yani fenomenler olarak tanımlanırken; bu görünüşlerin gerisindeki nesnelerin kendi başlarına ne oldukları ise 'kendinde şeyler' yani numenler olarak adlandırılır. Kant'ın bilgi sınırlandırmasında insan zihni yalnızca fenomenlerin bilgisine ulaşabilir, numen alanı ise insan bilgisine kapalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel felsefi iddiayı analiz etme.
Metinde zihindeki algısal tasarımların (görünüşlerin) dış dünyadaki fiziksel nesnelerin aslına ulaşmada sınır oluşturduğu ifade edilmektedir.
Sorunun hangi felsefi problem alanına ve kavramsal ayrıma odaklandığını saptamak.
2
Metindeki kavramsal karşıtlıkları epistemolojik terimlerle eşleştirme.
Zihne yansıyan 'görünüşler' fenomen kavramına, nesnelerin zihinden bağımsız olan 'kendi başlarına ne oldukları' durumu ise numen (kendinde şey) kavramına karşılık gelir.
Kant felsefesine ait olan bu kavramların metindeki karşılıklarını bularak doğru seçeneği belirlemek.
3
Çeldiricilerin elenerek analiz sürecinin tamamlanması.
Doğruluk-gerçeklik, apriori-aposteriori gibi diğer şıkların bilginin kaynağı ve ölçütlerine odaklandığı, parçada tartışılan sınır ve görünüş problemini doğrudan karşılamadığı teyit edilmiştir.
Seçenekler arasındaki ince ayrımları analiz edip hata payını sıfıra indirmek.

Anahtar Kavram

Kant'ın bilgi sınırları analizi (Fenomen ve Numen ayrımı)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7399Soru

Bir araştırmacı, oda sıcaklığının öğrencilerin problem çözme süreleri üzerindeki etkisini incelemek amacıyla deneysel bir çalışma yürütmektedir.

Bu araştırmada etkisi incelenen ve araştırmacı tarafından doğrudan değiştirilen 'oda sıcaklığı', deneysel yöntemin aşağıdaki kavramlarından hangisiyle ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bağımsız değişken

Cevap

Bağımsız değişken
Deneysel çalışmalarda araştırmacının doğrudan müdahale ettiği, değiştirdiği ve etkisini incelediği neden konumundaki faktör bağımsız değişkendir. Senaryoda etkisi incelenen 'oda sıcaklığı' araştırmacı tarafından doğrudan belirlenen ve değiştirilen bir etken olduğu için bağımsız değişkendir.

Adım Adım Çözüm

1
Araştırma senaryosundaki değişkenleri ve rollerini belirlemek.
Senaryoda araştırmacının doğrudan değiştirdiği ve etkisini gözlemlemek istediği neden konumundaki unsur 'oda sıcaklığı', bu durumdan etkilenen sonuç konumundaki unsur ise 'problem çözme süresi' olarak tespit edilir.
Deneysel yöntemde neden-sonuç ilişkisini kurabilmek için değişkenlerin rollerini belirlemek gerekir.
2
Tespit edilen neden unsurunu deneysel yöntem kavramlarıyla eşleştirmek.
Etkisi incelenen ve araştırmacı tarafından manipüle edilen neden durumundaki değişkenin 'bağımsız değişken' tanımına uyduğu görülür.
Bağımsız değişken, araştırmada araştırmacının doğrudan kontrol ettiği ve değiştirdiği değişkendir.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru kavramı işaretlemek.
Soruda sorulan 'oda sıcaklığı' bağımsız değişken olduğu için ilgili seçeneğin doğru cevap olduğu sonucuna ulaşılır.
Oda sıcaklığı araştırma sürecinin neden (girdi) kısmını oluşturur.

Anahtar Kavram

Bağımsız Değişken
Tahmini Süre:45s
Soru 7400Soru

İkinci Dünya Savaşı sürerken İngiltere Başbakanı Winston Churchill, Türkiye'yi kendi saflarında savaşa dahil etmek amacıyla 30-31 Ocak 1943 tarihlerinde Adana'da Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile bir araya gelmiştir. Yapılan görüşmede Türkiye, savaşa katılma talebini ilkesel olarak kabul etmesine rağmen fiilen savaşa girmeyi ileri bir tarihe ertelemiştir. Buna göre Türkiye'nin savaşa fiilen katılmayı erteleme kararı almasındaki temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Askerî teçhizat ve donanım yönünden ordunun ihtiyaçlarının müttefik devletler tarafından karşılanmamış olması

Cevap

Askerî teçhizat ve donanım yönünden ordunun ihtiyaçlarının müttefik devletler tarafından karşılanmamış olması
Türkiye'nin Adana Görüşmeleri'nde müttefiklerin savaşa girme baskılarına karşı sürdüğü en büyük mazeret, ordusunun savunma gücünün, silah ve teçhizatının yetersiz olmasıdır. Ankara hükümeti, bu eksikliklerin müttefikler tarafından giderilmesini şart koşarak fiilen savaşa katılmayı ertelemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Adana Görüşmeleri'nin gerçekleştiği tarihsel dönemin (1943) askeri ve siyasi koşullarının analiz edilmesi.
İngiltere'nin Türkiye'yi savaşa sokma baskılarına karşın Türkiye'nin ihtiyatlı bir denge politikası izlediği tespit edilir.
Türkiye'nin dış politikadaki temel yaklaşımını belirlemek.
2
Türkiye'nin savaşa girmek için müttefik devletlerden talep ettiği şartların ve bu şartların gerekçelerinin incelenmesi.
Türkiye'nin ilkesel olarak katılımı kabul etmesine rağmen ordunun savunma gücünün yetersizliğini öne sürdüğü görülür.
Erteleme kararının arkasındaki doğrudan nedeni ortaya çıkarmak.
3
Seçeneklerin değerlendirilerek askeri yetersizlik gerekçesini doğru ifade eden şıkkın belirlenmesi.
Ordunun savunma kapasitesi ve askeri donanım eksikliğini belirten seçeneğin doğru cevap olduğu sonucuna ulaşılır.
Soruyu çözümlemek ve nihai cevabı netleştirmek.

Anahtar Kavram

İkinci Dünya Savaşı Sürecinde Türkiye'nin Dış Politikası ve Denge Siyaseti
ÖncekiSayfa 370 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin