Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7961Soru

Aşağıda, dünya üzerindeki bazı kültür bölgeleri ile bu bölgelerin oluşumunda ve mekansal yapısında belirleyici olan temel coğrafi özellikler verilmiştir. Kültür bölgelerini, kendilerine ait coğrafi açıklamalarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Latin Amerika Kültür Bölgesi
Pasifik Kültür Bölgesi
Slav-Rus Kültür Bölgesi
Afrika Kültür Bölgesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşme şu şekildedir: Latin Amerika Kültür Bölgesi ile İber Yarımadası kökenli Katolik sentezi; Pasifik Kültür Bölgesi ile takımadalardaki denizci izole yapı; Slav-Rus Kültür Bölgesi ile Ortodoks-Bizans ve Kuzey Avrasya karasal sentezi; Afrika Kültür Bölgesi ile Sahra Altı'ndaki yüksek etnik çeşitliliğe sahip yapay sınırlı bölge.
Kültür bölgeleri belirlenirken dil, din, coğrafi konum ve tarihi miras gibi kriterler dikkate alınır. Latin Amerika İber sömürgeciliğiyle, Pasifik takımadaların sunduğu izole denizci yaşamla, Slav-Rus bölgesi Ortodoks Hristiyanlık inancı ve Kuzey Avrasya düzlükleriyle, Afrika ise Sahra Çölü'nün güneyindeki etnik ve dilsel çeşitlilikle doğrudan uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür bölgelerinin ayırt edici coğrafi ve beşeri kriterlerini belirleme
Latin Amerika için İber Yarımadası (İspanya/Portekiz) sömürgeciliği ve Katoliklik, Pasifik için okyanusal adalar ve denizcilik, Slav-Rus için Ortodoksluk ve Kuzey Avrasya karasallığı, Afrika için kabile yapısı ve Sahra Çölü'nün güneyindeki etnik çeşitlilik ayırt edici temel özelliklerdir.
Her bir kültür bölgesinin coğrafi sınırları ve beşeri dokusu arasındaki neden-sonuç ilişkisini kurmak.
2
Sol sütundaki terimleri sağ sütundaki tanımlarla eşleştirme
Sol sütundaki her kültür bölgesi, coğrafi konum ve kültürel özelliklerin eşleştiği doğru tanım ile ilişkilendirilir.
Kültür bölgelerinin oluşum faktörleri ile mekansal yayılışlarını doğru şekilde bağdaştırmak.

Anahtar Kavram

Kültür Bölgelerinin Oluşumu, Yayılışı ve Türk Kültürü
Soru 7962Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen dinî-tasavvufî Türk edebiyatı temsilcilerini, sağ sütundaki en belirgin özellikleri ve edebî şahsiyetleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Aziz Mahmud Hüdâyî
Niyâzî-i Mısrî
Kazak Abdal
Hatayî (Şah İsmail)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleştirme şu şekildedir: Aziz Mahmud Hüdâyî, Celvetiye tarikatının kurucusu olmasıyla; Niyâzî-i Mısrî, Halvetiyye'nin Mısriyye kolunun kurucusu ve Limni sürgün�� olmasıyla; Kazak Abdal, Alevi-Bektaşi edebiyatında şathiye ve taşlamalarıyla öne çıkmasıyla; Hatayî ise Safevi Devleti kurucusu olması ve coşkulu nefesler yazmasıyla eşleşmektedir.
Şairlerin belirleyici özellikleri incelendiğinde; Aziz Mahmud Hüdâyî Celvetiye tarikatının kurucusu olarak hece ve aruzla ilahiler yazmıştır. Niyâzî-i Mısrî, Halvetiyye'nin Mısriyye kolunun kurucusu olup Limni adasına sürgün edilmiştir. Kazak Abdal, alaycı üslubu, şathiyeleri ve taşlamaları ile tanınır. Hatayî takma adını kullanan Şah İsmail ise Safevi Devleti'nin kurucusudur ve coşkulu nefesleriyle Alevi-Bektaşi edebiyatını etkilemiştir. Bu bilgiler doğrultusunda eşleştirme eksiksiz tamamlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Temsilcilerin yüzyıllarını ve temel özelliklerini belirleme
Aziz Mahmud Hüdâyî (16-17. yy, Celvetiye kurucusu), Niyâzî-i Mısrî (17. yy, Mısriyye kolu, Limni sürgünü), Kazak Abdal (17. yy, şathiye ve taşlama) ve Hatayî (16. yy, Safevi kurucusu, nefesler) şairlerinin kimlikleri ve özellikleri tespit edilir.
Eşleştirmenin doğru yapılabilmesi için her şairin kendine has biyografik ve edebî özelliklerinin bilinmesi gerekir.
2
Şairler ile açıklamaları eşleştirme
Aziz Mahmud Hüdâyî ile Celvetiye kurucusu olma bilgisi; Niyâzî-i Mısrî ile Halvetiyye/Mısriyye kolu kurucusu ve Limni sürgünü olma bilgisi; Kazak Abdal ile şathiye/taşlama yazarı olma bilgisi; Hatayî ile Safevi Devleti kurucusu olma bilgisi eşleştirilir.
Şairlerin edebî portrelerinde yer alan ayırt edici ipuçları doğru seçeneğe ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Tekke (Dinî-Tasavvufî) Edebiyatı Temsilcileri ve Edebî Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7963Soru

Hinduizm'in inanç sistemi, kutsal metinleri ve toplumsal yapısını oluşturan bazı temel kavramlar ile bu kavramların açıklamalarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Upanişadlar
Vaişya
Dharma
Brahman

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Upanişadlar kavramı Vedaların son kısmını oluşturan felsefi kutsal metinlerle, Vaişya kavramı kast sistemindeki tüccar ve esnaf tabakasıyla, Dharma kavramı ahlaki ve dini görevler bütünüyle, Brahman kavramı ise mutlak yüce varlıkla eşleşir.
Eşleştirme yapıldığında Upanişadlar kutsal metin açıklamasıyla, Vaişya kast sistemi tabakasıyla, Dharma ahlaki görevlerle ve Brahman mutlak varlıkla doğru biçimde örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kutsal metin olan Upanişadlar kavramının tanımını belirleme.
Upanişadlar, Vedaların son kısmında yer alan felsefi metinlerdir, dolayısıyla felsefi konuları içeren kutsal metinler tanımıyla eşleşir.
Kutsal kitaplar kategorisindeki kavramın işlevini doğru saptamak.
2
Kast sistemine ait bir tabaka olan Vaişya kavramının tanımını belirleme.
Vaişya, tüccar ve çiftçileri kapsayan üçüncü kast tabakasıdır, bu nedenle tüccar ve esnafın yer aldığı tabaka tanımıyla eşleşir.
Toplumsal hiyerarşideki kastların mesleki karşılıklarını bulmak.
3
Ahlaki ve dini yaşama kılavuzluk eden Dharma kavramının tanımını belirleme.
Dharma, bireyin üzerine düşen ahlaki ve dini ödevleri ifade eder, bu yüzden ahlaki ve dini görevler bütünü tanımıyla eşleşir.
Hindu inancındaki temel ahlaki ve kozmik düzen ilkesini kavramak.
4
Yaratıcı ilke veya yüce varlık olan Brahman kavramının tanımını belirleme.
Brahman, evrenin nihai gerçeği ve kaynağı olan mutlak varlıktır, bu sebeple her şeyin kaynağı kabul edilen yüce varlık tanımıyla eşleşir.
Teolojik inanç esasını doğru anlamlandırmak.

Anahtar Kavram

Hinduizm'in temel kavramları, kutsal kitapları ve kast yapısının içeriksel analizi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7964Soru

Klasik Türk şiirinde hikemî (hâkimane) tarzın kurucusu kabul edilen, şiiri toplum aksaklıklarını ve insanı irşad etme aracı olarak gören şair ile aynı dönemde yaşayıp kasidelerindeki fahriye ve hicivleriyle Türk edebiyatında övgü ve yergi türünün en özgün şairi kabul edilen sanatçı, şiir vadisinde birbirine zıt iki farklı kutbu temsil eder.

Bu parçada sözü edilen divan şairleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nâbî - Nef'î

Cevap

Nâbî - Nef'î
Klasik Türk şiirinde didaktik ve hikemî tarzın kurucusu ve öncüsü Nâbî iken; hicivleri, fahriyeleri ve gür sesli kasideleriyle tanınan şair Nef'î'dir. Her iki şair de 17. yüzyılda yaşamış ve parçada belirtilen edebi yönelimleri temsil etmiştir. Bu doğrultuda Nâbî ve Nef'î isimlerini barındıran seçenek doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ilk tanımı incelemek ve hikemî tarzın kurucusunu bulmak.
Hikemî (hâkimane) tarzın kurucusu olarak 17. yüzyıl şairi Nâbî tespit edilir.
Toplum hayatındaki aksaklıkları düzeltmeyi amaçlayan, öğretici ve bilgece şiir tarzına hikemî tarz denir ve bunun kurucusu Nâbî'dir.
2
Parçadaki ikinci tanımı incelemek ve fahriye ile hicivleriyle öne çıkan şairi bulmak.
Övgü ve yergi şairi olarak 17. yüzyılın bir diğer büyük ismi olan Nef'î tespit edilir.
Divan edebiyatında fahriye (kendini övme) ve hiciv (yergi) dendiğinde akla gelen, gür sesli kasideleriyle tanınan şair Nef'î'dir.

Anahtar Kavram

17. Yüzyıl Divan Şairlerinin Sanat Anlayışı ve Edebi Türleri
Soru 7965Soru

Uzak Doğu'nun köklü dinî geleneklerinden biri, evrensel yasa ile uyum içinde olmayı ahlaki bir olgunluk olarak görürken devlete ve törelere itaati (Li) temel alır. Diğeri ise bu tür yapay kuralların insanı özünden uzaklaştırdığını savunarak doğallığa ve eylemsizliğe (Wu Wei) yönelmeyi öğütler. Bir başka gelenek ise tabiatüstü varlıklara (Kami) ve ata ruhlarına tapınmayı merkeze alarak millî bir aidiyet oluşturur.

Buna göre, yukarıda açıklamaları verilen dinî gelenekler sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konfüçyüsçülük - Taoizm - Şintoizm

Cevap

Konfüçyüsçülük - Taoizm - Şintoizm
İlk açıklamada geçen toplumsal hiyerarşi, töreler ve ahlakı temsil eden 'Li' kavramı Konfüçyüsçülük'e aittir. İkinci açıklamada geçen doğallığı ve eylemsizliği ifade eden 'Wu Wei' kavramı Taoizm'e aittir. Üçüncü açıklamada geçen tabiatüstü güçler ve ata ruhlarını simgeleyen 'Kami' kavramı ise Şintoizm'e aittir. Dolayısıyla doğru sıralama 'Konfüçyüsçülük - Taoizm - Şintoizm' şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk açıklamada yer alan 'evrensel yasa ile uyum içinde olmayı ahlaki bir olgunluk olarak görürken devlete ve törelere itaati (Li) temel alan' ifadesi çözümlenir.
Bu ahlaki ve ritüel odaklı yapının Konfüçyüsçülük geleneği olduğu belirlenir.
Konfüçyüsçülük'te 'Li' kavramı ahlak, saygı ve ritüelleri kapsar ve toplumsal düzenin temelidir.
2
İkinci açıklamada yer alan 'yapay kuralların insanı özünden uzaklaştırdığını savunarak doğallığa ve eylemsizliğe (Wu Wei) yönelmeyi öğütleyen' ifadesi incelenir.
Bu öğretinin, doğallığı ve akışa bırakmayı savunan Taoizm olduğu belirlenir.
Taoizm'de 'Wu Wei' (eylemsizlik/çabasızlık) ilkesi evrenin temel gücü olan Tao ile uyum sağlamanın yoludur.
3
Üçüncü açıklamada yer alan 'tabiatüstü varlıklara (Kami) ve ata ruhlarına tapınmayı merkeze alarak millî bir aidiyet oluşturan' ifadesi değerlendirilir.
Bu inanç sisteminin Japonların millî dini olan Şintoizm olduğu tespit edilir.
Şintoizm'de doğadaki her şeyde bulunan kutsal güçlere 'kami' denir ve atalara saygı bu dinin temel ögesidir.
4
Elde edilen dinî gelenekler sırasıyla bir araya getirilir.
Sıralamanın Konfüçyüsçülük - Taoizm - Şintoizm şeklinde olduğu bulunur.
Açıklamaların sırası bu sonucu gerektirmektedir.

Anahtar Kavram

Doğu ve Çin dinlerinin temel kavramları ve kurumsal özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7966Soru

Tanzimat Dönemi Türk şiirindeki anlayış farklarını ve estetik dönüşümü somutlaştırmak isteyen bir öğretmen, tahtaya şu iki beyiti yazar:

I. Beyit:
*Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini;*
*Yoğimiş kurtaracak bahtı kara mâderini?*

II. Beyit:
*Her hâtıra bir levha-i mahzun u kederdir,*
*Her leyl-i siyeh bir şeb-i târîk-i hederdir.*

Bu beyitlerin temsil ettiği şiir anlayışları ve edebi dönemler hakkında yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Her iki beyitte de dize sonlarındaki ses benzerlikleri incelendiğinde; I. beyitte zengin kafiye ve redif kullanılmışken II. beyitte tam kafiye ve redif kullanılmıştır.

Cevap

Birinci beyitte tam kafiye ve redif, ikinci beyitte ise zengin kafiye ve redif kullanıldığından, bunun aksini iddia eden değerlendirme yanlıştır.
Birinci beyitte yer alan 'hançerini' ve 'mâderini' kelimelerinde yer alan '-ini' ekleri redif, 'hançer' ve 'mâder' kelimelerinin köklerindeki iki ses benzerliğine dayanan 'er' sesleri ise tam kafiyedir. İkinci beyitte yer alan 'kederdir' ve 'hederdir' kelimelerindeki '-dir' ekleri redif, 'keder' ve 'heder' kelimelerinin köklerindeki dört ses benzerliğine dayanan 'eder' sesleri ise zengin kafiyedir. Bu durumda birinci beyitte zengin, ikinci beyitte ise tam kafiye kullanıldığını iddia eden değerlendirme yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci beyitteki kafiye ve redif yapısını incelemek.
Birinci beyitte 'hançerini' ve 'mâderini' kelimelerindeki '-ini' eki redif, 'hançer' ve 'mâder' kelimelerinin köklerindeki iki ses benzerliğine dayanan 'er' sesleri ise tam kafiyedir.
Şiirdeki ahenk unsurlarının doğru tespit edilmesi değerlendirmenin doğruluğunu denetlemek için gereklidir.
2
İkinci beyitteki kafiye ve redif yapısını incelemek.
İkinci beyitte 'kederdir' ve 'hederdir' kelimelerindeki '-dir' ekleri redif, 'keder' ve 'heder' kelimelerinin köklerindeki dört ses benzerliğine dayanan 'eder' sesleri ise zengin kafiyedir.
Kafiye türlerinin ses benzerliği sayısına göre doğru sınıflandırılması gerekir.
3
Dönemsel özellikleri ve edebi sanatları değerlendirmek.
Birinci beyit vatan savunmasını konu alan toplumsal bir şiirdir (Tanzimat I. Dönem). İkinci beyit bireysel hüzün ve melankoliyi işleyen bir şiirdir (Tanzimat II. Dönem) ve bünyesinde teşbih sanatı barındırır.
Seçeneklerde sunulan dönemsel ve sanatsal yorumların doğruluğundan emin olmak için bu analiz yapılır.

Anahtar Kavram

Tanzimat I. ve II. Dönem Şiirinin Karşılaştırılması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7967Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen 15. ve 16. yüzyıl Divan edebiyatı şairlerine ait özellikleri, sağ sütundaki şair isimleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şiirlerinde Türk halk kültüründen gelen atasözü ve deyimleri (darb-ı meselleri) ustaca kullanarak mahallileşme akımının erken dönemdeki en önemli temsilcisi olan 15. yüzyıl şairi.
Fatih Sultan Mehmet’in musahibi iken gözden düşüp zindana atılan ve burada yazdığı ünlü 'Kerem Kasidesi' sayesinde idam edilmekten kurtulup affedilen 15. yüzyıl şairi.
Asker kökenli olup mesnevilerinde tamamen yerli coğrafyayı (İstanbul'u) ve şahısları işleyen, Şehzade Mustafa'nın ölümü üzerine yazdığı mersiyeyle tanınan 16. yüzyıl hamse şairi.
Kanuni Sultan Süleyman döneminin gözde şairi olup tezkireci Âşık Çelebi tarafından şiirdeki özgün hayalleri nedeniyle övülen, tasavvufi-rindane gazelleriyle tanınan 16. yüzyıl şairi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Necâtî Bey mahallileşme akımı ve darb-ı mesel kullanımıyla; Ahmet Paşa Fatih Sultan Mehmet dönemindeki 'Kerem Kasidesi' ile; Taşlıcalı Yahya Şehzade Mustafa Mersiyesi ve hamsesiyle; Hayâlî Bey ise Kanuni dönemi rindane-tasavvufi gazelleri ve özgün imajlarıyla eşleşir.
Verilen eşleştirmelerde Necâtî Bey atasözü ve deyimlerle mahallileşme akımının öncüsü olmasıyla, Ahmet Paşa Fatih dönemindeki 'Kerem Kasidesi' ile affedilmesiyle, Taşlıcalı Yahya Şehzade Mustafa Mersiyesi ve hamsesiyle, Hayâlî Bey ise imaj zenginliği ve rindane-tasavvufi gazelleriyle doğrudan eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Atasözü ve deyim kullanımına dayalı yerlileşme özelliğini analiz etme.
Şiir dilini Türkçeleştirme çabası ve darb-ı mesel kullanımı 15. yüzyıl şairi Necâtî Bey'e işaret eder. Bu özellik ilk açıklamayla eşleşir.
Necâtî Bey, Türkçenin şiir dili olmasında atasözlerini şiire sokarak öncü olmuştur.
2
Fatih Sultan Mehmet dönemindeki tarihi olay ve 'Kerem Kasidesi' ipucunu değerlendirme.
Zindana atılıp 'Kerem Kasidesi' ile kurtulan şairin 15. yüzyılın ünlü ismi Ahmet Paşa olduğu belirlenir. Bu özellik ikinci açıklamayla eşleşir.
Ahmet Paşa, Fatih döneminde hem sarayda yükselmiş hem de idam tehlikesinden bu kasideyle kurtulmuştur.
3
Asker kökenli olma, hamse sahibi olma ve Şehzade Mustafa Mersiyesi'ni inceleme.
Bu özelliklerin tamamı 16. yüzyıl şairi Taşlıcalı Yahya ile örtüşmektedir. Bu özellik üçüncü açıklamayla eşleşir.
Taşlıcalı Yahya yeniçeri şairlerdendir ve Kanuni'nin oğlu Şehzade Mustafa'nın ölümü üzerine yazdığı mersiye edebiyat tarihinde çok ünlüdür.
4
Kanuni dönemi, imaj dünyası (hayaller) ve rindane-tasavvufi tarzı değerlendirme.
Tezkireci Âşık Çelebi'nin övdüğü ve 'Hayâl-i cihân' olarak anılan şairin Hayâlî Bey olduğu tespit edilir. Bu özellik dördüncü açıklamayla eşleşir.
Hayâlî Bey, tasavvufi neşveyi rindane bir üslupla gazellerine yansıtmıştır.

Anahtar Kavram

15. ve 16. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairlerinin Biyografik ve Üslupsal Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7968Soru

Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mahım
Kurbanın olam var mı benim bunda günahım

Nedim'e ait bu beyitle ilgili olarak aşağ��dakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlk dizede yer alan 'yüzü mahım' ifadesinde, benzeyen öge kullanılmayıp sadece kendisine benzetilen 'mah' (ay) sözcüğü tercih edilerek açık istiare yapılmıştır.

Cevap

İlk dizede yer alan 'yüzü mahım' ifadesinde, benzeyen öge kullanılmayıp sadece kendisine benzetilen 'mah' (ay) sözcüğü tercih edilerek açık istiare yapılmıştır ifadesi yanlıştır. Çünkü dizede hem benzeyen hem de kendisine benzetilen unsurlar birlikte verilmiştir.
Beytin ilk dizesinde geçen 'yüzü mahım' ifadesinde sevgilinin yüzü (benzeyen) ay (kendisine benzetilen) kavramına benzetilmiştir. Benzetme edatı ve yönü kullanılmamış olsa da benzetmenin iki temel ögesi de dizede mevcuttur. Edebi sanatlarda benzeyen ve kendisine benzetilen ögelerinin her ikisinin de bulunması durumunda istiare değil, teşbih-i beliğ (yalın benzetme) sanatı yapılmış olur. Bu nedenle, dizede açık istiare yapıldığını belirten açıklama yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Beytin ilk dizesindeki 'yüzü mahım' ifadesinin incelenmesi
'Yüzü mahım' (ay yüzlüm) tamlamasında 'yüz' benzeyen öge, 'mah' (ay) ise kendisine benzetilen ögedir. İki temel öge de dizede yer almaktadır.
İstiare ile teşbih-i beliğ arasındaki farkı belirlemek için benzeyen ve kendisine benzetilen ögelerinin varlığı kontrol edilmelidir.
2
Beytin ikinci dizesindeki 'var mı benim bunda günahım' ifadesinin incelenmesi
Soru edatı kullanılarak istifham sanatı yapılmıştır. Ayrıca şair, aşık olmasının nedenini göz ve gönlünün üzerine atarak bilmezden gelme (tecahülüarif) yapmıştır.
Dizedeki anlamsal ve sözsel sanatları doğru tespit etmek için şairin üslubu ve anlatım tarzı çözümlenmelidir.
3
Seçeneklerin analiz edilerek yanlış açıklamanın saptanması
İlk dizede açık istiare yapıldığını iddia eden yargı yanlıştır. Çünkü istiarede temel ögelerden sadece biri bulunabilirken burada iki temel öge de mevcuttur. Bu durum teşbih-i beliğ oluşturur.
Soruda bizden beyitle ilgili yanlış olan açıklama istendiği için bu yanlış tespiti içeren seçenek doğru cevaptır.

Anahtar Kavram

İstiare ile teşbih-i beliğ (yalın benzetme) sanatlarının temel farkı, benzetme unsurlarının beyitteki kullanım şeklidir. İstiarede benzeyen veya kendisine benzetilenden yalnızca biri bulunurken, teşbih-i beliğde her iki unsur da yer alır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7969Soru

Manzum tiyatro oyunlarında kahramanların replikleri, eserin genel dramatik yapısı içinde farklı şiir türlerinin özelliklerini yansıtabilir.

I. Karakter:
*Kara bir rüzgâr esiyor ötelerden, baksana,*
*Gök çökse de başımıza, boyun eğmeyiz yasağa!*
*Karanlığı yırtacak olan bu kılıcın şim��eğidir,*
*Gövdemiz siper olacak bu mukaddes toprağa!*

II. Karakter:
*Bulutlar dağılır elbet, sabretmesini bilene,*
*Kırma gönül sırçasını, kin besleme gülene.*
*Toprak ol ki üstünde binbir çiçek yeşersin,*
*Gerçek menzil varmaktır nefsini öldürene.*

Bu manzum tiyatro kesitinde konuşan karakterlerin dizelerinde baskın olan şiir türleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Epik - Didaktik

Cevap

Dizelerde sırasıyla epik ve didaktik şiir türlerinin özellikleri baskındır.
İlk karakterin dizelerindeki 'gövdemiz siper olacak', 'kılıcın şimşeği' ve 'boyun eğmeyiz yasağa' ifadeleri kahramanlık, mücadele ve yiğitliği yansıttığı için epik şiire örnektir. İkinci karakterin dizelerindeki 'sabretmesini bilene', 'kırma gönül sırçasını' ve 'nefsini öldürene' gibi ifadeler ise ahlaki öğütler ve bilgelik barındırdığı için didaktik şiir özelliklerini taşımaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk karakterin repliğindeki anahtar kavramları ve üslubu incelemek.
'Boyun eğmeyiz yasağa', 'kılıcın şimşeği', 'gövdemiz siper olacak' gibi ifadelerle kahramanlık, direniş ve savaş temalarının işlendiği belirlenmiştir.
Kahramanlık ve savaş konularını işleyen, coşkulu bir anlatımı olan şiirler epik şiir sınıfına girer.
2
İkinci karakterin repliğindeki anahtar kavramları ve üslubu incelemek.
'Sabretmesini bilene', 'kırma gönül sırçasını', 'toprak ol ki yeşersin' gibi ifadelerle muhataba ahlaki öğütler verildiği ve doğru yaşam yollarının gösterildiği saptanmıştır.
Okuyucuya ders vermek, ahlaki veya toplumsal konularda bilgi sunmak amacıyla yazılan öğretici şiirler didaktik şiir sınıfına girer.
3
Elde edilen bulguları seçeneklerle karşılaştırarak doğru sıralamayı bulmak.
İlk karakterin dizelerinde epik, ikinci karakterin dizelerinde ise didaktik şiir türünün baskın olduğu tespit edilmiş ve bu sıralamayı içeren seçenek doğru cevap olarak belirlenmiştir.
Soruda her iki karakterin dizelerindeki baskın şiir türlerinin sırasıyla bulunması istenmektedir.

Anahtar Kavram

Şiir Türleri ve Manzum Tiyatro Analizi
Soru 7970Soru

İbadetler, bireyin ahlaki gelişimine katkı sağladığı gibi toplumsal birlik, dayanışma ve adaletin tesis edilmesinde de önemli roller üstlenir. Aşağıda verilen ayet ve hadis meallerini, ibadetlerin doğrudan işarette bulunduğu ahlaki veya toplumsal kazanımlarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. "...Şüphesiz namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar..." (Ankebût Suresi, 45. ayet)
II. "Onların mallarından sadaka (zekât) al; bununla onları temizlersin, arındırırsın..." (Tevbe Suresi, 103. ayet)
III. "Kim kötü söz ve davranışları bırakmazsa, Allah’ın onun yiyip içmeyi terk etmesine ihtiyacı yoktur." (Hadis-i Şerif)
IV. "...İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak gerekse uzak yollardan gelen binekler üzerinde sana gelsinler. Ta ki kendilerine ait birtakım yararlara şahit olsunlar..." (Hac Suresi, 27-28. ayetler)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleşme I-4, II-1, III-3, IV-2 şeklindedir.
Doğru eşleştirme sırasıyla namazın ahlaki arınma ve kötülükten uzaklaşma sağlaması, zekâtın nefis tezkiyesi ve maddi hırslardan kurtarması, oruç hadisinin ibadetin samimi davranış kontrolüyle olan ilişkisini belirtmesi, haccın ise küresel düzeyde toplumsal ortak bilinç oluşturması ilkelerine dayanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Namazla ilgili olan Ankebût Suresi 45. ayet analiz edilir.
Namazın insanı kötülükten koruma yönünün, kişinin kötülüklerden uzaklaşarak ruhsal ve ahlaki arınma yaşaması ifadesiyle uyuştuğu tespit edilir ve I numaralı ifade 4 ile eşleştirilir.
Ayet metnindeki hayâsızlık ve kötülükten alıkoyma ifadesi doğrudan bireysel ahlaki arınma anlamına gelmektedir.
2
Zekâtla ilgili olan Tevbe Suresi 103. ayet analiz edilir.
Zekâtın insanı temizleme ve arındırma yönünün, bireyin nefis tezkiyesi ve maddi hırslardan kurtulması ifadesiyle uyuştuğu belirlenerek II numaralı ifade 1 ile eşleştirilir.
Zekât ve sadaka, kişiyi cimrilik ve mal hırsından arındırarak cömertlik kazandırır.
3
Oruç ibadetinin amacına değinen hadis-i şerif analiz edilir.
Ahlaki gelişimle desteklenmeyen bir orucun (sadece aç kalmanın) değersiz kalacağının belirtilmesinin, bireysel ahlaki gelişimin ve samimi davranış kontrolünün ibadetin kabulüyle ilişkisi ifadesiyle eşleştiği görülerek III numaralı ifade 3 ile eşleştirilir.
Hadis, ibadetlerin yalnızca şekilsel olarak yerine getirilmesinin yeterli olmadığını, ahlakla bütünleşmesi gerektiğini vurgular.
4
Hac ibadetiyle ilgili olan Hac Suresi 27-28. ayetler analiz edilir.
Uzak yollardan insanların bir araya gelmesi ve ortak yararlara şahit olmasının, toplumsal/küresel düzeyde ortak bilinç ve ümmet dayanışması ifadesiyle uyuştuğu görülerek IV numaralı ifade 2 ile eşleştirilir.
Hac ibadeti, dünyanın dört bir yanından Müslümanları bir araya getirerek evrensel kardeşliği pekiştirir.

Anahtar Kavram

İbadetlerin bireysel ahlaki olgunlaşma ve toplumsal birlik üzerindeki etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7971Soru

Divan edebiyatı nazım şekilleri üzerine çalışan bir araştırmacı, seçtiği bazı beyitleri biçimsel ve içeriksel özellikleri yönüyle incelemektedir.

I. Beyit:
*Bir eşek var idi zaîf ü nizâr*
*Yük elinden katı şikeste vü zâr*

II. Beyit:
*Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı*
*Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı*

III. Beyit:
*Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır*
*Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı*

Bu araştırmacının incelediği yukarıdaki beyitlerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III. beyit, şairin mahlasını barındırdığı ve şiirin son beyti olduğu i��in aynı zamanda 'beytü'l-gazel' (şah beyit) olarak adlandırılır.

Cevap

Şairin mahlasını barındıran beytin doğrudan beytü'l-gazel (şah beyit) olarak adlandırılacağını öne süren ifade söylenemez. Mahlasın bulunduğu son beyit makta beytidir; beytü'l-gazel ise şiirin en güzel beyti olup şiirin herhangi bir yerinde bulunabilir.
Şairin mahlasını barındıran beyit 'makta' beytidir. Bir gazelin en güzel beyti ise 'beytü'l-gazel' veya 'şah beyit' olarak adlandırılır. Makta beyti her zaman gazelin en güzel beyti olmak zorunda değildir; bu iki kavram birbirinden tamamen farklıdır. Bu nedenle mahlas barındıran beytin doğrudan beytü'l-gazel olarak adlandırılacağını savunan değerlendirme yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitlerin biçimsel kafiye örgüleri incelenir.
I. beyit kendi arasında kafiyelidir (aa). II. beyit kendi arasında kafiyelidir (aa). III. beyit ise ilk dizesi serbest görünmekle birlikte iç kafiyeler barındırır ve şiirin redifine uygun biter.
Beyitlerin nazım şekilleri ve şiir içindeki konumları kafiye örgüsüyle belirlenir.
2
Beyitlerin içerik ve kavramsal özellikleri tespit edilir.
I. beyit bir mesnevi örneğidir (anlatı odaklıdır). II. beyit gazelin ilk beytidir (matla). III. beyit ise Fuzûlî mahlasını barındırdığı için son beytidir (makta).
Nazım şekillerinin yapısal kurallarının (matla, makta, mesnevi şeması) uygulanması gerekir.
3
Beytü'l-gazel ve makta kavramlarının tanımları karşılaştırılır.
Mahlasın bulunduğu beyit makta beytidir. En güzel beyit olan beytü'l-gazel ise estetik bir ölçüttür ve makta beyti olmak zorunda değildir.
Seçeneklerdeki terimlerin kavramsal doğruluğunu denetlemek hedeflenir.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında beyitlerle kurulan nazım şekillerinin (gazel, mesnevi) yapısal özellikleri, matla, makta, beytü'l-gazel ve musammat gazel kavramlarının tanımları.
Soru 7972Soru

Aşağıdaki beyit, Divan edebiyatında atasözlerini ve Türkçe deyimleri gazellerine başarıyla yerleştirerek mahallîleşme eğiliminin 15. yüzyıldaki en önemli temsilcisi kabul edilen şaire aittir:

*Atasözüdür âlemde ulu sözü dinleyen*
*Yolda kalmaz erer menziline âhır-ı kâr*

Buna göre, sözü edilen şair ve yaşadığı dönemdeki edebî ortamla ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gazellerinde tasavvufi aşkın ıstırabını ve rindane edayı derinlikli bir dille işleyen 16. yüzyıl şairi Fuzûlî ile çağdaş olup onunla aynı edebî meclislerde bulunmuştur.

Cevap

Sözü edilen şairin 16. yüzyıl şairi Fuzûlî ile çağdaş olduğu ve onunla aynı edebî meclislerde yer aldığı ifadesi yanlıştır.
Verilen beyit, şiirlerinde atasözü ve deyimleri kullanarak Türkçenin şiir dili olmasına katkı sağlayan ve mahallîleşme eğilimini başlatan 15. yüzyıl şairi Necâtî Bey'e aittir. Necâtî Bey, 15. yüzyılda Anadolu sahasında yaşamış bir şairdir. Gazellerinde tasavvufi aşkın ıstırabını ve rindane edayı derinlikli bir dille işleyen Fuzûlî ise 16. yüzyılda Bağdat çevresinde yaşamıştır. Dolayısıyla bu iki şairin çağdaş olması ve aynı edebî meclislerde bulunması tarihsel ve coğrafi olarak imkânsızdır. Bu nedenle gazellerinde tasavvufi aşkı işleyen 16. yüzyıl şairiyle çağdaş olunduğunu belirten ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Beyit analiz edilerek şairin kimliği tespit edilir.
Beyitte geçen 'Atasözüdür âlemde ulu sözü dinleyen' dizesi ve atasözü kullanımı, 15. yüzyılda şiirlerinde atasözü ve deyimleri yoğun şekilde kullanarak mahallîleşme akımının öncülerinden olan Necâtî Bey'e işaret etmektedir.
Soruda verilen beyitin üslup özelliklerinden şairin belirlenmesi gerekir.
2
Necâtî Bey'in yaşadığı yüzyıl ve çağdaşları değerlendirilir.
Necâtî Bey 15. yüzyılda yaşamıştır. Ahmet Paşa ve Şeyhî de 15. yüzyılın diğer büyük şairleridir.
Seçeneklerdeki diğer şairlerle yüzyıl uyumu kontrol edilir.
3
Seçeneklerde verilen Fuzûlî bilgisi incelenir.
Fuzûlî 16. yüzyılda yaşamış ve ömrünü Irak (Bağdat, Kerbela) bölgesinde geçirmiştir. Dolayısıyla 15. yüzyılda Anadolu'da yaşayan Necâtî Bey ile çağdaş olması veya aynı meclislerde bulunması mümkün değildir.
Yanlış olan bilginin hangi gerekçeyle yanlış olduğunu belirlemek için şairlerin biyografileri karşılaştırılır.

Anahtar Kavram

15. ve 16. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairlerinin Yüzyıl, Üslup ve Coğrafya Bilgileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7973Soru

Anadolu sahasında din dış�� konularda yazılan şiirlerin ilk temsilcilerinden biri olan, Türkçe divan sahibi olmasının yanı sıra özellikle büyük boyutlu mesnevileriyle tanınan 14. yüzyıl şairidir. Büyük İskender'in hayatını, fetihlerini ve dönemin bilimsel birikimini (tıp, astronomi, felsefe) içine alan ansiklopedik nitelikteki mesnevisiyle edebiyat tarihinde önemli bir yer edinmiştir.

Bu parçada söz edilen Divan edebiyatı ��airi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ahmedî

Cevap

Parçada söz edilen ve İskendername adlı ansiklopedik mesnevinin yazarı olan şair Ahmedî'dir.
Ahmedî seçeneği doğrudur çünkü kendisi 14. yüzyıl divan edebiyatı sanatçısıdır ve din dışı temaları işlemesiyle, divan sahibi olmasıyla ve en önemlisi parçada tasvir edilen İskendername mesnevisiyle tanınır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki anahtar ifadeleri belirlemek.
14. yüzyıl şairi olması, din dışı konuları işlemesi ve İskender'in hayatını konu alan ansiklopedik bir mesnevi (İskendername) yazmış olması anahtar bilgilerdir.
Soruda sorulan şairin ayırt edici özelliklerini netleştirmek için.
2
Seçeneklerdeki şairlerin yüzyıl ve eser bilgilerini karşılaştırmak.
Hoca Dehhani 13. yüzyıldır; Şeyhî 15. yüzyıldır; Gülşehrî ve Âşık Paşa 14. yüzyıl şairi olmalarına rağmen sırasıyla Mantıku't-Tayr ve Garibnâme eserleriyle bilinirler. Ahmedî ise 14. yüzyılda İskendername'yi yazmıştır.
Doğru şairi eleme ve eşleştirme yoluyla kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

13. ve 14. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri ve Eserleri
Soru 7974Soru

Klasik mantıkta önermeler; yapıları bakımından basit ve bileşik, nicelikleri bakımından tümel, tikel ve tekil, nitelikleri bakımından ise olumlu ve olumsuz olarak sınıflandırılır. Bir önermenin mantıksal yapısı belirlenirken günlük dildeki bağlaçların varlığ��ndan ziyade önermenin bildirdiği yargı sayısı esas alınır.

Buna göre, 'Hiçbir filozof dogmatik düşünceye sahip değildir.' önermesiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapısı bakımından basit, niceliği bakımından tümel ve niteliği bakımından olumsuz bir önermedir.

Cevap

Yapısı bakımından basit, niceliği bakımından tümel ve niteliği bakımından olumsuz bir önermedir.
Söz konusu önerme tek bir yargı bildirdiği için basit yapılıdır. 'Hiçbir' ifadesiyle özne grubunun (filozoflar) tamamını kapsadığı için nicelik bakımından tümeldir. Yüklemin özneyle bağını olumsuzladığı ('değildir') için nitelik bakımından olumsuzdur. Bu özelliklerin tamamı yapısı bakımından basit, niceliği bakımından tümel ve niteliği bakımından olumsuz bir önerme olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Önermenin yargı sayısını belirleyerek yapısını analiz edin.
'Hiçbir filozof dogmatik düşünceye sahip değildir.' ifadesinde tek bir yargı bulunmaktadır. Bu nedenle önerme basit yapılıdır.
Klasik mantıkta birden fazla yargı bildirmeyen önermeler basit önerme olarak tanımlanır.
2
Önermenin öznesinin niceliğini (kapsamını) inceleyin.
'Hiçbir' ifadesi, 'filozof' öznesinin sınırsız ve eksiksiz bir şekilde tamamını kapsadığını gösterir. Bu nedenle önerme tümeldir.
Öznenin tamamını kapsayan önermeler nicelik yönünden tümeldir.
3
Önermenin niteliğini belirleyin.
'değildir' olumsuzluk eki, yüklemin (dogmatik düşünceye sahip olma) özneyle (filozof) ilişkisinin olmadığını bildirir. Bu nedenle önerme olumsuzdur.
Yüklemin bildirdiği özelliğin özne tarafından taşınmadığını belirten önermeler nitelik yönünden olumsuzdur.

Anahtar Kavram

Önermelerin yapı (basit), nicelik (tümel) ve nitelik (olumsuz) yönünden sınıflandırılması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7975Soru

Aşağıda sol sütunda verilen toplumsal değişme türlerini, sağ sütunda yer alan sosyolojik senaryolarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Toplumsal Evrim
Toplumsal Devrim
Toplumsal Reform
Toplumsal İlerleme

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Toplumsal Evrim, tarım teknolojilerindeki kademeli gelişmelerle yüzyıllar içinde kendiliğinden gerçekleşen değişimle; Toplumsal Devrim, mevcut anayasal ve hukuki düzenin tamamen ortadan kaldırılarak yeni bir yönetim biçiminin kurulmasıyla; Toplumsal Reform, mevcut sistem içinde müfredat ve atama kriterlerindeki iyileştirmelerle; Toplumsal İlerleme ise yaşam kalitesinin ve refahın daha ileri bir düzeye taşınmasıyla eşleşir.
Toplumsal evrim kademeli ve kendiliğinden gerçekleşen değişimleri; toplumsal devrim mevcut yapının kökten yıkılıp yeniden kurulmasını; toplumsal reform mevcut sistem içindeki anayasal ve yasal düzenlemelerle yapılan iyileştirmeleri; toplumsal ilerleme ise değer yüklü olumlu gelişmeleri ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Toplumsal evrim kavramı analiz edilir.
Toplumsal evrimin uzun süreli, plansız ve kendiliğinden gerçekleşen süreçleri tanımladığı belirlenir.
Yüzyıllara yayılan kademeli tarımsal dönüşümün toplumsal evrim olduğunu saptamak için.
2
Toplumsal devrim kavramı analiz edilir.
Toplumsal devrimin mevcut yapının kökten ve hızlı bir biçimde yıkılarak yeni bir düzenin kurulmasını ifade ettiği saptanır.
Hukuki ve anayasal düzenin tamamen ortadan kaldırılarak yeni yönetim kurulması senaryosunu toplumsal devrimle eşleştirmek için.
3
Toplumsal reform kavramı analiz edilir.
Reformun mevcut düzenin sınırları içinde kalarak aksayan yönlerin düzeltilmesi olduğu belirlenir.
Mevcut anayasal yapı korunarak yapılan eğitim müfredatı iyileştirmesini reformla eşleştirmek için.
4
Toplumsal ilerleme kavramı analiz edilir.
İlerlemenin nesnel değişimden farklı olarak değer yargıları içeren olumlu yöndeki gelişmeleri kapsadığı anlaşılır.
Bilimsel gelişmeler, refah ve insan haklarındaki iyileşmeleri toplumsal ilerleme ile ilişkilendirmek için.

Anahtar Kavram

Toplumsal değişme türlerinin (evrim, devrim, reform, ilerleme) tanımları ve sosyolojik senaryolar üzerinden ayırt edilmesi.
Soru 7976Soru

Bitkiler evreninde (EE) tanımlanmış olan;
C\c(x)Ç(x): "xx çiçeklidir."
Y(x)Y(x): "xx yeşil yapraklıdır."
S(x)S(x): "xx sıcak iklimde yetişir."
yüklemleri verilmiştir.

Buna göre, "Her çiçekli bitki yeşil yapraklıdır fakat bazı yeşil yapraklı bitkiler sıcak iklimde yetişmez." önermesinin yüklemler mantığındaki sembolik karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (x(C\c(x)Y(x)))(x(Y(x)S(x)))(\forall x (Ç(x) \rightarrow Y(x))) \wedge (\exists x (Y(x) \wedge \sim S(x)))

Cevap

(x(C\c(x)Y(x)))(x(Y(x)S(x)))(\forall x (Ç(x) \rightarrow Y(x))) \wedge (\exists x (Y(x) \wedge \sim S(x))) ifadesi önermenin doğru sembolleştirilmiş biçimidir.
Verilen önermede 'Her çiçekli bitki yeşil yapraklıdır' kısmı tümel niceleyici (\forall) ve koşul eklemi (\rightarrow) kullanılarak (x(C\c(x)Y(x)))(\forall x (Ç(x) \rightarrow Y(x))) şeklinde sembolleştirilir. İkinci kısım olan 'bazı yeşil yapraklı bitkiler sıcak iklimde yetişmez' ifadesi ise tikel niceleyici (\exists), tümel evetleme eklemi (\wedge) ve değilleme eklemi (\sim) kullanılarak (x(Y(x)S(x)))(\exists x (Y(x) \wedge \sim S(x))) şeklinde gösterilir. Bu iki önerme 'fakat' (tümel evetleme eklemi, \wedge) ile bağlandığı için doğru sembolleştirme (x(C\c(x)Y(x)))(x(Y(x)S(x)))(\forall x (Ç(x) \rightarrow Y(x))) \wedge (\exists x (Y(x) \wedge \sim S(x))) ifadesidir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk kısmı sembolleştirin: 'Her çiçekli bitki yeşil yapraklıdır'.
(x(C\c(x)Y(x)))(\forall x (Ç(x) \rightarrow Y(x)))
Tümel nicelemeli (Her...) önermelerde ana eklem olarak koşul eklemi (\rightarrow) kullanılır.
2
İkinci kısmı sembolleştirin: 'bazı yeşil yapraklı bitkiler sıcak iklimde yetişmez'.
(x(Y(x)S(x)))(\exists x (Y(x) \wedge \sim S(x)))
Tikel nicelemeli (Bazı...) önermelerde ana eklem olarak tümel evetleme eklemi (\wedge) kullan��lır ve 'yetişmez' olumsuzluğu için değilleme eklemi (\sim) eklenir.
3
İki kısmı 'fakat' eklemiyle birleştirin.
(x(C\c(x)Y(x)))(x(Y(x)S(x)))(\forall x (Ç(x) \rightarrow Y(x))) \wedge (\exists x (Y(x) \wedge \sim S(x)))
İki bağımsız önerme 'fakat' ifadesiyle bağlandığı için bu iki bileşen tümel evetleme eklemiyle (\wedge) bir araya getirilir.

Anahtar Kavram

Yüklemler Mantığında Niceleyiciler ve Sembolleştirme Kuralları
Soru 7977Soru

Divan edebiyatında şairler, yaşadıkları yüzyılın edebî eğilimleri doğrultusunda kendilerine has üslup özellikleri geliştirmiş ve önemli eserler vermişlerdir. Aşağıda verilen şairler ile bu şairlerin özelliklerini ve eserlerini içeren açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Nef'î
Şeyh Galip
Enderunlu Fazıl
Neşâtî

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şairlerin yaşadıkları yüzyıl, edebi yönelimleri ve eserleri dikkate alınarak yapılan doğru eşleştirme: Nef'î - Sihâm-ı Kazâ (XVII. yüzyıl), Şeyh Galip - Hüsn ü Aşk (XVIII. yüzyıl), Enderunlu Fazıl - Zenannâme ve Hubannâme (XVIII. yüzyıl), Neşâtî - Hilye-i Enbiya (XVII. yüzyıl) şeklindedir.
Nef'î, XVII. yüzyılda yaşamış olup Türkçe ve Farsça divanlarının yanı sıra hicivlerini topladığı Sihâm-ı Kazâ eseriyle tanınan bir kaside üstadıdır. Şeyh Galip, XVIII. yüzyılda Sebk-i Hindî (Hint üslubu) akımının en büyük temsilcisi olup Hüsn ü Aşk adlı alegorik mesnevinin yazarıdır. Enderunlu Fazıl, XVIII. yüzyılın sonlarında mahallîleşme eğiliminin örneklerini veren, kadınları anlattığı Zenannâme ve erkek güzellerini anlattığı Hubannâme gibi mesnevileriyle tanınan bir şairdir. Neşâtî ise XVII. yüzyılda yaşamış Mevlevi şairlerindendir; peygamberlerin fiziksel ve ahlaki özelliklerini anlatan Hilye-i Enbiya mesnevisinin yazarıdır ve gazellerinde Sebk-i Hindî tarzının ince hayallerine yer vermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Nef'î'nin eserlerini ve yüzyılını belirleyin.
Nef'î, XVII. yüzyılda yaşamış olup ünlü hiciv eseri Sihâm-ı Kazâ'nın yazarıdır.
Şairin en önemli eseri ve yüzyıl bilgisiyle eşleştirme yapılır.
2
Şeyh Galip'in edebi yönelimini ve yüzyılını inceleyin.
Şeyh Galip, XVIII. yüzyılda yaşamış ve Sebk-i Hindî akımının zirve eseri olan Hüsn ü Aşk'ı yazmıştır.
Sebk-i Hindî akımının zirve eseri ve şairin yüzyılı belirlenerek eşleştirilir.
3
Enderunlu Fazıl'ın eserlerini ve edebi tarzını değerlendirin.
Enderunlu Fazıl, XVIII. yüzyılda yaşamış, mahallîleşme eğilimiyle Zenannâme ve Hubannâme gibi mesnevileri kaleme almıştır.
Sosyal hayatı gerçekçi anlatan mesnevileriyle şair eşleştirilir.
4
Neşâtî'nin eserlerini ve tasavvufi kimliğini tespit edin.
Neşâtî, XVII. yüzyıl Mevlevi şairi olup peygamberlerin özelliklerini anlatan Hilye-i Enbiya mesnevisini yazmıştır.
Mevlevi kimliği ve Hilye-i Enbiya eseriyle şair eşleştirilir.

Anahtar Kavram

17. ve 18. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri ve Eserleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7978Soru

Kutadgu Bilig’de toplumsal düzenin sağlanması için devlet hizmetinde bulunmanın gerekliliğini savunan Ögdülmiş ile bireysel kurtuluşun ancak dünyevi hırslardan arınarak inzivaya çekilmekle mümkün olduğunu ileri süren karakter arasındaki görüşmeler, eserin ahlaki ve felsefi özünü ortaya koyar.

Bu parçada bahsedilen ve dünyadan elini eteğini çekerek ahiret hayatını ve akıbeti temsil eden Kutadgu Bilig şahsiyeti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Odgurmış

Cevap

Odgurmış
Doğru cevap, akıbeti ve ahiret hayatını temsil eden, dünyevi işlerden uzak durarak tasavvufi/zahitçe bir yaşam süren Odgurmış karakteridir.

Adım Adım Çözüm

1
Sorunun kökündeki açıklamayı analiz etmek.
Devlet hizmetini ve aklı savunan karakterin Ögdülmiş olduğu, onun karşısında ise dünyadan el etek çekip inzivayı seçen ve akıbeti temsil eden bir karakterin arandığı belirlenir.
Soruda tasvir edilen karakterin özelliklerini netleştirmek için bu adım gereklidir.
2
Kutadgu Bilig'in dört ana alegorik şahsiyetinin temsil ettiği kavramları hatırlamak.
Kün Togdı adaleti, Ay Togdı saadeti/devleti, Ögdülmiş aklı, Odgurmış ise akıbeti temsil eder.
Eserdeki şahsiyet-kavram eşleştirmesini doğru yaparak aranan zahit karakteri tespit etmek amaçlanır.
3
Seçenekleri değerlendirerek doğru karakteri belirlemek.
Ahireti ve akıbeti temsil eden zahit şahsiyetin Odgurmış olduğu sonucuna varılır.
Odgurmış dünyevi hırslardan uzak durarak yalnızlığı ve ibadeti seçen karakterdir.

Anahtar Kavram

Kutadgu Bilig'deki alegorik şahsiyetler ve temsil ettikleri kavramlar
Soru 7979Soru

I. 18. yüzyılda yaşamış, hem tasavvufi düşüncede hem de astronomi, tıp ve fizik gibi fen bilimlerinde derinleşmiş çok yönlü bir mutasavvıftır.
II. Şiirlerini hem hece hem de aruz ölçüsüyle kaleme almış; teslimiyet anlayışını işleyen ve halk arasında çok sevilen "Tefvizname" manzumesiyle tanınmıştır.
III. Tasavvufi konuların yanı sıra döneminin astronomi, coğrafya ve anatomi bilgilerini de içeren ansiklopedik eseri *Marifetname* ile geniş kitlelere ulaşmıştır.

Yukarıda özellikleri ve eseri verilen dinî-tasavvufî halk edebiyatı temsilcisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erzurumlu İbrahim Hakkı

Cevap

Erzurumlu İbrahim Hakkı
Öncüllerde belirtilen 18. yüzyılda yaşama, hem tasavvuf hem fen bilimleriyle ilgilenme, ünlü 'Tefvizname' şiirini yazmış olma ve en önemlisi 'Marifetname' adlı ansiklopedik esere sahip olma özellikleri Erzurumlu İbrahim Hakkı'ya aittir. Bu nedenle doğru cevap Erzurumlu İbrahim Hakkı seçeneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen öncüllerdeki yüzyıl ve tema bilgisini analiz etme
Sanatçının 18. yüzyılda yaşadığı ve tasavvuf ile fen bilimlerini birleştirdiği bilgisine ulaşıldı.
Yüzyıl bilgisi, seçeneklerdeki 15. yüzyıl (Eşrefoğlu Rûmî, Kaygusuz Abdal) ve 17. yüzyıl (Niyâzî-i Mısrî, Aziz Mahmud Hüdayi) temsilcilerini elemeyi sağlar.
2
Eser ve şiir (Marifetname ve Tefvizname) bilgisini değerlendirme
Marifetname ve Tefvizname eserlerinin Erzurumlu İbrahim Hakkı'ya ait olduğu belirlendi.
Marifetname, 18. yüzyılda Erzurumlu İbrahim Hakkı tarafından yazılmış ansiklopedik nitelikteki en ünlü eserdir.
3
Doğru seçeneği işaretleme
Belirtilen niteliklerin tamamıyla eşleşen tek sanatçının Erzurumlu İbrahim Hakkı olduğu kesinleşti.
Diğer seçeneklerdeki sanatçılar farklı yüzyıllarda yaşamış ve farklı eserler kaleme almışlardır.

Anahtar Kavram

Tekke Edebiyatı Temsilcileri ve Eserleri
Soru 7980Soru

İslam ahlakında sırat-ı müstakim (dosdoğru yol); her türlü aşırılıktan uzak, dengeli bir yaşam sürmeyi ifade eder. Bu denge durumu ve bu dengeden sapma biçimleri bazı temel kavramlarla açıklanmaktadır.

Buna göre, sırat-ı müstakim kavramıyla doğrudan ilişkili olan aşağıdaki kavramları dinî ve ahlaki hayattaki karşılıklarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İfrat
Tefrit
İtidal

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İfrat kavramı dinî hayatta aşırıya kaçmayı (aşırı titizlik ve helallerden kendini mahrum etmeyi); tefrit kavramı dinî görevlerde gevşeklik göstermeyi (duyarsızlaşma ve ihmalkarlığı); itidal kavramı ise sırat-ı müstakim'e uygun olan dengeli yaşamı (aşırılık ve gevşeklikten uzak durmayı) ifade eder.
İfrat aşırılığı, tefrit gevşekliği ve ihmalkarlığı, itidal ise sırat-ı müstakim'e karşılık gelen dengeli orta yolu ifade ettiği için eşleştirme bu doğrultuda gerçekleştirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların sözlük ve terim anlamlarını analiz etmek.
İfrat kelimesinin 'aşırılık', tefrit kelimesinin 'gevşeklik/ihmalkarlık' ve itidal kelimesinin 'denge/orta yol' olduğunu belirlemek.
Kavramsal eşleştirme yapabilmek için terimlerin doğru tanımlanması gerekir.
2
Tanımları sırat-ı müstakim bağlamıyla ilişkilendirerek eşleştirmek.
İfrat kavramının dinî kurallarda aşırılığa gitme tanımıyla, tefrit kavramının dini kuralları ihmal etme tanımıyla, itidal kavramının ise dengeli ve dosdoğru yaşam tanımıyla eşleştiğini doğrulamak.
Sırat-ı müstakim kavramının aşırılıklardan uzak olan orta yol (itidal) olduğunu saptamak.

Anahtar Kavram

Sırat-ı Müstakim kavramının ifrat, tefrit ve itidal boyutları
ÖncekiSayfa 399 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin