Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7981Soru

Aşağıda sol sütunda Tanzimat Dönemi Türk şiirine ait bazı önemli eserler, sağ sütunda ise bu eserlerin edebiyat tarihindeki önemini belirten açıklamalar yer almaktadır. Sol sütundaki eserleri sağ sütundaki doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sahra
19. Asır Manzumesi
Vâveylâ
Ateşpare

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sahra eseri doğa ve kır hayatını işleyen pastoral şiir açıklamasıyla; 19. Asır Manzumesi akıl, bilim ve medeniyeti ele alan açıklamayla; Vâveylâ vatan sevgisi ve millet bilinci açıklamasıyla; Ateşpare ise eski edebiyat savunucusunun yeni tarz sade şiirleri açıklamasıyla eşleşir.
Tanzimat Dönemi Türk şiirinde eserlerin tematik ve yapısal özellikleri incelendiğinde; Sahra'nın Türk edebiyatındaki ilk pastoral şiir olması, 19. Asır Manzumesi'nin akıl ve bilimi yücelten felsefi yapısı, Vâveylâ'nın vatan sevgisi ve millet bilincini coşkulu şekilde işlemesi, Ateşpare'nin ise eski şiir savunucusu Muallim Naci'nin yeni tarz sade şiirlerini içermesi doğru birer edebi tespittir ve eşleşmeler bu doğrultuda kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Eserlerin yazarlarını ve edebi yönelimlerini belirleme
Sahra'nın Abdülhak Hamit Tarhan'a, 19. Asır Manzumesi'nin Sadullah Paşa'ya, Vâveyl��'nın Namık Kemal'e, Ateşpare'nin ise Muallim Naci'ye ait olduğu tespit edilir.
Eşleştirmeyi doğru yapabilmek için öncelikle eser-yazar ilişkisi kurulmalıdır.
2
Eserlerin içeriksel ve yapısal niteliklerini çözümleme
Sahra'nın ilk pastoral şiir olduğu, 19. Asır Manzumesi'nin bilim ve aklı öne çıkardığı, Vâveylâ'nın coşkulu vatan temalı olduğu, Ateşpare'nin ise Muallim Naci'nin yeni tarzdaki sade şiirlerini barındırdığı belirlenir.
Eserlerin içerik özelliklerini bilmek, sağ sütundaki tanımlarla örtüştürmeyi sağlar.
3
Eserler ile açıklamaları doğru biçimde eşleştirme
Sol taraftaki her bir eser sağ taraftaki benzersiz ve doğru edebi özellikle eşleştirilir.
Tüm veriler analiz edilerek nihai eşleştirme tablosu oluşturulur.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi şairlerinin eserleri, bu eserlerin tematik/biçimsel özellikleri ve edebiyat tarihindeki yenilikçi yönleri
Soru 7982Soru

Şinasi'nin bir kasidesinden alınan:

*Âyînesidir milletin ashâb-ı hükûmet*
*Rânâ görünür orada âsâr-ı adâlet*

dizeleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan şiiri nazım şekillerinin biçimsel özellikleri korunurken millet ve adalet gibi yeni kavramlar ele al��nmıştır.

Cevap

Divan şiiri nazım şekillerinin biçimsel özellikleri korunurken millet ve adalet gibi yeni kavramların ele alınmış olmasıdır.
Tanzimat I. Dönem şiirinde divan edebiyatı nazım biçimleri kullanılmaya devam edilmiş ancak içerikte vatan, millet, hak, adalet gibi yepyeni kavramlara yer verilmiştir. Şinasi'nin bu beyitlerinde kaside formu sürdürülürken millet ve adalet gibi kavramların ele alınması bu durumun en tipik örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitte geçen anahtar kavramlar belirlenir.
Dizelerde 'millet' ve 'adalet' kavramlarının geçtiği görülür.
Şiirin konusunu ve temasını anlamak için anahtar kelimelerin tespit edilmesi gerekir.
2
Beyitlerin yapısal özellikleri incelenir.
Aruz ölçüsüyle ve divan edebiyatı geleneğindeki kaside biçimiyle (beyit nazım birimiyle) yazıldığı tespit edilir.
Şiirin biçim (form) ve içerik ilişkisini ortaya koymak için biçimsel unsurlar analiz edilmelidir.
3
Elde edilen veriler Tanzimat I. Dönem edebiyatının genel ilkeleriyle karşılaştırılır.
Tanzimat I. Dönem şiirinin 'biçimce eski, içerikçe yeni' olma özelliğiyle beyitlerin tamamen örtüştüğü sonucuna ulaşılır.
Dönem özellikleriyle metin arasındaki ilişkiyi kurarak doğru yargıya ulaşmak amaçlanır.

Anahtar Kavram

Tanzimat I. Dönem şiirinin biçimsel olarak divan edebiyatı geleneğine bağlı kalırken içerik yönünden vatan, millet, hak, adalet gibi yeni kavramları edebiyata taşıması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7983Soru

Hz. Muhammed (s.a.v.), İslam davetini açıktan ilan etmek amacıyla Safa Tepesi'ne çıkmış ve Mekkelilere hitaben: 'Şu vadinin arkasında size saldırmak üzere bekleyen bir düşman ordusu olduğunu söylesem bana inanır mısınız?' diye sormuştur. Mekkeliler tereddüt etmeden: 'Evet, inanırız; çünkü senin şimdiye kadar yalan söylediğini hiç görmedik ve senin dürüstlüğünden şüphe etmeyiz.' demişlerdir.

Bu olayda Mekkelilerin verdiği cevap, Hz. Muhammed'in;

I. Sıdk (doğruluk)
II. Emanet (güvenilirlik)
III. Adalet (hakkaniyet)

tutumlarından hangilerini tasdik ettiklerini gösterir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II
Mekkelilerin Hz. Muhammed için 'hiç yalan söylediğini görmedik' demesi onun sözündeki doğruluğu (sıdk), 'dürüstlüğünden şüphe etmeyiz' demesi ise karakterindeki güvenilirliği (emanet) doğrudan tasdik etmektedir. Dolayısıyla hem doğruluk hem de güvenilirlik ilkeleri metinden doğrudan çıkarılmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen ifadeleri analiz etmek
Mekkelilerin 'hiç yalan söylediğini görmedik' ifadesi Hz. Muhammed'in doğru sözlü olduğunu, 'dürüstlüğünden şüphe etmeyiz' ifadesi ise güvenilir olduğunu ortaya koymaktadır.
Peygamberlerin sıfatlarından olan sıdk dürüstlüğü/doğruluğu, emanet ise güvenilir olmayı ifade eder.
2
Adalet erdeminin metinle ilişkisini değerlendirmek
Adalet kavramı hak sahibine hakkını teslim etme ve hakkaniyetle hükmetme anlamına gelir. Metinde bir hüküm verme veya hak dağıtma durumu bulunmamaktadır.
Metinde doğrudan bir adalet uygulaması veya adalet vurgusu yer almamaktadır.
3
Öncülleri sentezleyerek doğru seçeneği belirlemek
Sıdk (I) ve Emanet (II) öncülleri doğrudan doğrulanırken, Adalet (III) öncülü kapsam dışı kalmaktadır. Dolayısıyla doğru cevap 'I ve II' olur.
Mekkelilerin ifadeleri peygamberin doğruluk ve güvenilirlik yönlerini doğrudan onaylamaktadır.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in sıdk (doğruluk) ve emanet (güvenilirlik) erdemleri
Soru 7984Soru

Hinduizm'de kozmik düzeni ve ahlaki yasayı ifade eden 'dharma' kavramı, toplumsal yapıda her kastın kendine özgü ödev ve sorumlulukları (svadharma) şeklinde somutlaşır. Bireyin bu ödevlere uygun olarak gerçekleştirdiği eylemlerin niteliği (karma), onun ölümden sonraki yeniden doğum (samsara) sürecinde hangi toplumsal tabakada yer alacağını doğrudan belirler. Bu inanç döngüsü, kastlar arası geçişin yasak olduğu toplumsal hiyerarşiyi dini bir temele oturtur.

Buna göre, Hinduizm'de kast sisteminin sürdürülebilirliği ve toplumsal hiyerarşinin korunması temel olarak aşağıdakilerden hangisiyle gerekçelendirilmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireyin geçmiş yaşamındaki eylemlerinin (karma), mevcut kast konumunu kozmik bir yasa (dharma) çerçevesinde belirleyen kaçınılmaz bir adalet olarak kabul edilmesiyle

Cevap

Bireyin geçmiş yaşamındaki eylemlerinin (karma), mevcut kast konumunu kozmik bir yasa (dharma) çerçevesinde belirleyen kaçınılmaz bir adalet olarak kabul edilmesiyle
Doğru yanıt, bireyin geçmiş yaşamındaki eylemlerinin (karma) mevcut kast konumunu kozmik bir yasa (dharma) çerçevesinde belirleyen kaçınılmaz bir adalet olarak kabul edilmesini belirten seçenektir. Hindu inancında kast sistemi, evrensel yasa olan dharma ve eylemlerin sonucu olan karma kavramlarıyla meşrulaştırılır. Birey içinde bulunduğu kastı kendi ahlaki eylemleriyle hak etmiştir, bu yüzden sistem adil kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hinduizm'deki temel kavramlar (dharma, karma, samsara) ile toplumsal yapı (kast sistemi) arasındaki ilişkileri analiz etmek.
Kast sisteminin hiyerarşisinin ve kastlar arası geçiş yasağının dini/felsefi gerekçesini belirlemek.
Sistemin meşruiyetini sağlayan inanç mekanizmasını anlamak için bu kavramların bağını kurmak gerekir.
2
Seçenekleri analiz ederek kavramsal hataları ve doğru gerekçelendirmeyi ayırt etmek.
Bireyin mevcut kast durumunun geçmişteki karma sonuçlarına bağlandığı ve bunun kozmik düzenin (dharma) gereği olan ilahi bir adalet olarak görüldüğü sonucuna ulaşmak.
Doğru seçeneğe ulaşmak için Hindu inancındaki adalet ve kader anlayışını kavramak gerekir.

Anahtar Kavram

Hinduizm'de Karma, Dharma ve Samsara ilişkisinin Kast sistemine dini meşruiyet sağlaması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7985Soru

Divan edebiyatında tasavvufi düşüncenin derinliğiyle harmanlanmış rindane ve kalenderane söyleyişin 16. yüzyıldaki en önemli temsilcilerinden biridir. Şiirlerinde sade, yapmacıksız bir dil kullanmış; rindane edasını felsefi bir derinlikle birleştirmiştir. Tasavvufi vahdet-i vücut görüşünü oldukça yalın ama sarsıcı bir dille ifade ettiği şu beyit onun edebî şahsiyetini özetler niteliktedir:

*Cihân-ârâ cihân içindedir arayı bilmezler*
*O mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler*

Buna göre, parçada edebi şahsiyeti ve beyti verilen şairle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şiirlerinde dünyevi zevkleri ve İstanbul Türkçesini öne çıkaran Baki'den farklı olarak, tasavvufi bir dünya görüşünü rindane ve kalenderane bir üslupla dile getirmiştir.

Cevap

Şiirlerinde dünyevi zevkleri ve İstanbul Türkçesini öne çıkaran Baki'den farklı olarak, tasavvufi bir dünya görüşünü rindane ve kalenderane bir üslupla dile getirmiştir.
Verilen ünlü beyit 16. yüzyılın önemli Divan şairlerinden Hayâlî Bey'e aittir. Hayâlî, çağdaşı olan Bâkî gibi rindâne ve samimi bir üsluba sahip olsa da Bâkî'nin tamamen din dışı, dünyevi aşk ve zevklere yönelen şiir anlayışından farklı olarak tasavvufi düşünceyi ve vahdet-i vücut felsefesini şiirlerine başarıyla yedirmiştir. Bu nedenle dünyevi zevkleri ve İstanbul Türkçesini öne çıkaran Bâkî'den bu yönüyle ayrılır.

Adım Adım Çözüm

1
Beytin kime ait olduğunu ve yüzyılını tespit etme.
"Cihân-ârâ cihân içindedir arayı bilmezler / O mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler" beyti 16. yüzyıl Divan şairlerinden Hayâlî Bey'e aittir.
Sorunun çözülebilmesi için verilen karakteristik beyit ve üslup özelliklerinden yola çıkılarak şairin kimliğinin doğru teşhis edilmesi gerekir.
2
Tespit edilen şairin edebî şahsiyetini çağdaşı olan diğer şairlerle karşılaştırma.
Hayâlî Bey, çağdaşı Bâkî ile rindâne söyleyişte birleşse de şiirlerinde tasavvufî ve felsefi bir derinlik barındırmasıyla Bâkî'nin dünyevi şiir anlayışından ayrılır. Fuzûlî gibi hüzün/acı odaklı olmayıp daha kalenderanedir ve mesnevi türünde eseri yoktur.
YKS_AYT düzeyinde, şairlerin sadece isimlerinin değil, üslup ve içerik yönünden çağdaşlarıyla olan farklarının da analiz edilmesi istenir.

Anahtar Kavram

15. ve 16. Yüzyıl Divan Şairlerinin Edebi Üslup ve Şahsiyet Farkları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7986Soru

Bâkî’ye ait bir gazelden alınan aşağıdaki beyitlerin, gazelin yap��sal özellikleri (matla, makta ve kafiye düzeni) dikkate alınarak baştan sona doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama II - I - III şeklindedir. Gazelin ilk beyti kendi arasında kafiyeli olan (aa) II. beyittir. Şairin mahlasını barındıran III. beyit son beyit (makta), geriye kalan I. beyit ise ara beyittir.
Gazelin ilk beyti (matla), kendi arasında kafiyeli (aa) olan 'Nev-bahâr oldu yine hurrem ü handân oldu / Cevr-i deyden vatan-ı bülbül-i nâlân oldu' beytidir. Şairin mahlasının (Bâkîyâ) geçtiği 'Bâkîyâ medh-i şeh-i mülk-i sühan kıldın yine / Sözlerin hüsni ile âlem-i devrân oldu' beyti ise son beyittir (makta). Geriye kalan ve matla beytine göre kafiyelenen 'Lâleler kâselerin pür-mey-i gül-reng etdi / Meclis-i işret-i yârâna gülistân oldu' beyti ise ara beyittir. Bu doğrultuda doğru sıralama II - I - III şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitlerin kafiye şemalarını ve son kelimelerini incelemek.
II. beyit kendi arasında kafiyeli (aa - handân oldu / nâlân oldu) iken, I. beyit (etdi / oldu) ve III. beyit (yine / oldu) kendi arasında kafiyeli değildir. Bu durumda II. beyit matla (ilk beyit) olarak belirlenir.
Gazellerin ilk beyti olan matla, kendi arasında kafiyeli (aa) olmak zorundadır.
2
Şairin mahlasının (takma adının) hangi beyitte geçtiğini tespit etmek.
III. beyitte şairin takma adı olan 'Bâkîyâ' (Bâkî) kelimesi geçmektedir. Bu beyit makta (son beyit) olarak belirlenir.
Gazel şairleri mahlaslarını genellikle son beyitte (makta/taç beyit) kullanırlar.
3
Kafiyelenişine göre ara beyitleri sıralamak ve sonuca ulaşmak.
Matla (II) ve makta (III) belirlendikten sonra, kafiye şeması 'ba' olan ve mahlas içermeyen I. beyit araya yerleştirilir. Doğru sıralama II - I - III olarak tamamlanır.
Gazel yapısı matla ile başlar, ara beyitlerle devam eder ve makta ile son bulur.

Anahtar Kavram

Gazelin beyitlerinin kafiye düzeni ve mahlas kullanımına göre yapısal olarak sıralanması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7987Soru

Sol tarafta yer alan şiir parçalarında belirgin olarak kullanılan edebî sanatları, sağ taraftaki kavramlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ateşten kızaran bir gül arar da
Her gün ufuklarda dolaşır rüzgâr
Gül gülse dâim ağlasa bülbül aceb değül
Zîrâ kimine ağla demişler kimine gül
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
Can kafeste durmaz uçar
Dünya bir han, konan göçer

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şiir parçalarında yer alan edebi sanatların doğru eşleşmesi şu şekildedir: Birinci dize Hüsn-i Tâlîl, ikinci dize Tezat, üçüncü dize Mübalağa ve dördüncü dize İstiare ile eşleşmektedir.
Verilen dizelerdeki anahtar kelimeler ve anlam yönelimleri incelendiğinde; rüzgârın esme sebebinin güzel bir nedene bağlanması hüsn-i tâlîl, gülmek ve ağlamak kelimelerinin zıtlığı tezat, tarihe sığmama ifadesi mübalağa ve canın kuşa benzetilip kuşun söylenmemesi kapalı istiare kavramlarıyla birebir örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci dizedeki temel anlam ilişkisini analiz etme
Rüzgârın esmesi doğa olayıdır ancak şair bunu 'ateşten kızaran bir gül arama' amacına bağlamıştır. Bu durum hüsn-i tâlîl sanatıdır.
Doğal bir olayı gerçek nedeninin dışında, güzel ve hayalî bir nedene bağlama sanatını tespit etmek için.
2
İkinci dizedeki zıt kavramları belirleme
'Gülmek' ve 'ağlamak' kelimeleri karşıt durumları ifade eder ve tezat sanatı oluşturur.
Anlamı kuvvetlendirmek amacıyla zıt kavramların bir arada kullanılması kuralını doğrulamak için.
3
Üçüncü dizedeki abartılı anlatımı değerlendirme
Şehidin mezara ve tarihe sığmayacağının söylenmesi, gerçeğin çok üstünde bir anlatım içerdiği için mübalağa sanatıdır.
Sözün etkisini artırmak için bir durumu aşırı derecede büyütme eğilimini belirlemek için.
4
Dördüncü dizedeki benzetme ilişkisini inceleme
'Can' sözcüğü kafeste yaşayan ve uçan bir kuşa benzetilmiş fakat 'kuş' kelimesi dizede geçmemiştir. Sadece uçma özelliğiyle sezdirildiğinden kapalı istiare yapılmıştır.
Benzetmenin temel ögelerinden (benzeyen-benzetilen) sadece biriyle yapılan eğretilemeyi saptamak için.

Anahtar Kavram

Şiirlerdeki Edebi Sanatları (Söz Sanatlarını) Belirleme
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7988Soru

Aşağıda sol sütunda verilen 13. ve 14. yüzyıl Divan edebiyatı şairleri ile sağ sütunda karışık olarak sunulan belirgin edebi özellik veya eserleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şeyyad Hamza
Sultan Veled
Gülşehrî
Kadı Burhaneddin

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şeyyad Hamza - Anadolu sahasında kaleme alınan ilk Yusuf u Züleyha mesnevisinin yazarı olması; Sultan Veled - Mevlevilik tarikatını teşkilatlandırarak Türkçe manzumeleri de içeren Rebabnâme'yi kaleme alması; Gülşehrî - Mantıku't-Tayr adlı alegorik eseri Türkçeye uyarlayarak dil bilincini ve Türkçenin gücünü savunması; Kadı Burhaneddin - Sivas'ta kurduğu devletle bilinen, tuyuğ nazım şeklinin edebiyatımızdaki ilk büyük temsilcilerinden biri olan hükümdar-şair olması
Şeyyad Hamza, Anadolu sahasında ilk Yusuf u Züleyha mesnevisini yazan kişidir. Sultan Veled, Mevleviliği sistemleştiren ve Rebabnâme'yi kaleme alan şairdir. Gülşehrî, Mantıku't-Tayr'ı Türkçeye çevirerek dil bilincini ortaya koymuştur. Kadı Burhaneddin ise tuyuğlarıyla ünlü olan ve Sivas'ta devlet kuran hükümdar-şairdir. Bu durum tüm eşleştirmelerin doğruluğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Eşleştirmedeki şairlerin biyografilerini ve edebiyat tarihindeki kurucu rollerini analiz edin.
Tüm şairlerin 13. ve 14. yüzyıl Anadolu sahası şairleri olduğu ve kendilerine has kurucu özellikleri bulunduğu görülür.
Şairlerin ayırt edici edebi niteliklerini doğru tespit edebilmek için tarihsel arka planı belirlemek gerekir.
2
Şeyyad Hamza'nın edebi mirasını ve önemli eserlerini inceleyin.
Şeyyad Hamza'nın Anadolu sahasında yazılmış ilk Yusuf u Züleyha mesnevisinin sahibi olduğu bilgisiyle 'Anadolu sahasında kaleme alınan ilk Yusuf u Züleyha mesnevisinin yazarı olması' ifadesi eşleşir.
Bu mesnevi, Anadolu sahasında bu temanın işlendiği ilk örnek olması bakımından büyük önem taşır.
3
Sultan Veled'in Mevlevilik tarihindeki rolünü ve kaleme aldığı eserleri belirleyin.
Mevlânâ'nın oğlu Sultan Veled'in Mevleviliği tarikatlaştırdığı ve Türkçe beyitler barındıran Rebabnâme'yi yazdığı bilgisiyle eşleşir.
Sultan Veled, Mevlevilik öğretilerini yaymak adına İbtidaname, Rebabname ve İntihaname gibi eserleri tasavvufi çizgide yazmıştır.
4
Gülşehrî'nin Türk dili ve tasavvuf edebiyatına katkılarını değerlendirin.
Gülşehrî'nin en bilinen eseri Mantıku't-Tayr aracılığıyla Türkçenin gücünü kanıtlama çabası gösterdiği bilgisiyle eşleşir.
Mantıku't-Tayr eseri, 14. yüzyılda Türkçenin edebi dil olarak yükselişinin en somut örneklerinden biridir.
5
Kadı Burhaneddin'in siyasi ve edebi kişiliğini inceleyin.
Sivas'ta hükümdarlık yapan Kadı Burhaneddin'in, tuyuğ türünün kurucularından ve en önemli ustalarından olduğu bilgisiyle eşleşir.
Kadı Burhaneddin, divan şiirinde hem savaşçı kimliğini hem de lirik-tasavvufi yönünü tuyuğ nazım biçimiyle ortaya koymuştur.

Anahtar Kavram

13. ve 14. Yüzyıl Anadolu Sahası Divan Şairleri ve Eserleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7989Soru

Aşağıdaki dörtlük, âşık edebiyatı geleneksel ürünlerinden birinden alınmıştır:

*İncecikten bir kar yağar*
*Tozar Elif Elif diye*
*Deli gönül abdal olmuş*
*Gezer Elif Elif diye*

Bu dizelerin yapısal ve tematik özellikleri dikkate alındığında, nazım biçimi ve nazım türü aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmi��tir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 8'li hece ölçüsüyle yazıldığı için nazım biçimi semai, lirik bir temaya sahip olduğu için nazım türü güzellemedir.

Cevap

8'li hece ölçüsüyle yazıldığı için nazım biçimi semai, lirik bir temaya sahip olduğu için nazım t��rü güzellemedir.
Doğru seçenekte belirtildiği üzere, verilen şiir 8'li hece ölçüsüyle yazılmış olup sevgiliye duyulan aşkı lirik bir tarzda işlemektedir. Âşık edebiyatında 8'li hece ölçüsüyle yazılan lirik şiirlerin nazım biçimi semai, nazım türü ise güzellemedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerin hece sayıları sayılarak şiirin hece ölçüsü belirlenir.
Şiirin tüm dizelerinin 8 heceden oluştuğu görülür.
Hece ölçüsü, Âşık edebiyatında koşma (11'li) ve semai (8'li) ayrımını yapmak için temel yapısal kriterdir.
2
Şiirin teması ve üslubu incelenir.
Elif adındaki sevgiliye duyulan aşkın ve doğa unsurlarının lirik bir dille anlatıldığı tespit edilir.
Tema ve üslup, şiirin nazım türünü (güzelleme, koçaklama vb.) ve varsağı gibi özel nazım biçimlerini belirlememizi sağlar.
3
Belirlenen biçimsel ve tematik özellikler birleştirilerek doğru nazım biçimi ve türü eşleştirilir.
8'li hece ölçüsü ve aşk teması bir araya geldiğinde nazım biçimi semai, nazım türü güzelleme olarak netleşir.
Âşık edebiyatında 8'li heceyle yazılan lirik şiirler semai biçiminde ve güzelleme türünde kabul edilir.

Anahtar Kavram

Âşık Edebiyatı Nazım Biçimleri ve Türleri
Soru 7990Soru

Edebiyatımızda realizm ve natüralizmin ilk teorisyenlerinden biri kabul edilen sanatçı, kaleme aldığı uzun hikâyenin önsözünde 'hakikiyyun' tarzında yazılan eserlerin kıymetini vurgular. Sanatçının bu eserde Anadolu köy yaşamını, köylünün toprak ve geçim mücadelesini kendi ağız özellikleriyle yansıtma çabası, Tanzimat romanında yeni bir dönemin habercisi olmuştur.

Bu parçada sözü edilen edebî anlayış ve sanatçı dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu yönelimin Tanzimat II. Dönem romanındaki yansıması olamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eserlerde kurgunun akışını keserek okuyucuya doğrudan bilgi verilmesi, yazarın kendi tarafını belli ederek kahramanları üzerinde mutlak bir ahlaki yargı dağıtması

Cevap

Eserlerde kurgunun akışını keserek okuyucuya doğrudan bilgi verilmesi, yazarın kendi tarafını belli ederek kahramanları üzerinde mutlak bir ahlaki yargı dağıtması
Parçada sözü edilen sanatçı Nabizade Nazım'dır. Nabizade Nazım, edebiyatımızda realizm ve natüralizmin kuramsal çerçevesini çizmeye çalışan öncülerdendir. Bu edebi anlayışta yazar kurgusal olarak tamamen tarafsız kalır ve kişiliğini gizler. Dolayısıyla, olayların akışını kesip araya girmek ve kahramanları ahlaken yargılamak bu anlayışın bir yansıması olamaz; aksine Tanzimat I. Dönem'deki romantik roman geleneğinin bir parçasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada bahsedilen sanatçının ve eserin kimliğini tespit etme
Uzun hikâyesinin önsözünde 'hakikiyyun' (realizm) ve 'tabiiyyun' (natüralizm) ilkelerini savunan, köy yaşamını ve köylü ağzını ilk kez işleyen sanatçı Nabizade Nazım, bahsi geçen eser ise Karabibik'tir.
Soru kökündeki edebi anlayışın hangi döneme, hangi sanatçıya ve hangi akıma ait olduğunu anlamak analizin ilk adımıdır.
2
Sanatçının benimsediği edebi akımların roman sanatındaki temel ilkelerini belirleme
Realizm ve natüralizmin temel ilkeleri; nesnellik, gözlem, çevre-insan ilişkisi (determinizm), yazarın kişiliğini gizlemesi ve sanatsal tarafsızlıktır.
Yanlış olan seçeneği bulabilmek için realizm ve natüralizmin kurgusal kurallarını bilmek gerekir.
3
Seçeneklerde verilen özellikleri bu kurallarla karşılaştırma
Kurgunun akışını keserek okura bilgi aktarmak ve kahramanları ahlaki yönden yargılamak romantizm akımının ve Tanzimat I. Dönem romancılığının karakteristik özelliğidir. Bu durum realist ve natüralist ilkelerle tamamen çelişir.
Parçada belirtilen yönelimin Tanzimat II. Dönem romanındaki yansıması olamayacak seçeneği ayırt etmek hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Tanzimat II. Dönem Romanında Realizm ve Natüralizm İlkeleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7991Soru

Bir Anadolu köyünde hasat mevsimi sonrasında köylülerin bir araya gelerek imece usulüyle yardımlaşması, düğünlerde takı takılması ve bayramlarda büyüklerin ellerinin öpülmesi gibi uygulamalar nesilden nesile aktarılarak yaşatılmaktadır. Öte yandan, yalan söylememek, emanete hıyanet etmemek ve adaleti gözetmek gibi ilkeler ise vahyin belirlediği sınırlar çerçevesinde her koşulda uyulması gereken mutlak kurallar olarak kabul edilir.

Buna göre, dinî değerler ile örfi değerlerin (örf ve âdetler) karşılaştırılmasına ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Örfi değerler, kaynağını doğrudan ilahi vahiyden alan ve zaman içerisinde hiçbir şekilde değişime uğramayan kurallardır.

Cevap

Örfi değerler, kaynağını doğrudan ilahi vahiyden alan ve zaman içerisinde hiçbir şekilde değişime uğramayan kurallardır.
Doğru cevap, örfi değerlerin kaynağının doğrudan vahiy olduğunu ve hiçbir şekilde değişmediğini iddia eden ifadedir. Örf ve âdetler toplumun kültürel birikimi ve tarihsel tecrübesiyle oluşur, dolayısıyla beşerî niteliktedir ve toplumsal ihtiyaçlara göre değişime açıktır. Dinî değerler ise ilahi vahye dayanır ve değişmez evrensel ahlaki ilkeleri içerir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen toplumsal pratikler ile ahlaki ilkeleri analiz ederek hangilerinin örfi, hangilerinin dinî değer olduğunu belirleyin.
İmece usulü yardımlaşma, düğün adetleri ve el öpme örfi; yalan söylememek, emanete hıyanet etmemek ve adalet ise dinî değerler olarak sınıflandırılır.
Örfi ve dinî değerlerin ayırt edilmesi, seçeneklerin doğruluğunu değerlendirmek için ilk adımdır.
2
Örfi değerler ile dinî değerlerin kaynak, geçerlilik ve değişim özellikleri açısından farklarını inceleyin ve seçeneklerdeki yargılarla karşılaştırın.
Örfi değerler vahiy kaynaklı değil beşeridir ve değişebilir. Dolayısıyla örfi değerlerin doğrudan vahiy kaynaklı ve değişmez olduğunu savunan yargı yanlıştır.
Yanlış olan yargıyı tespit edip doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Dinî Değerler ve Örfi Değerlerin Kaynağı ve Özellikleri
Soru 7992Soru

Bir uzay araştırmaları merkezinin raporunda geçen "Bazı astronotlar uzay istasyonunda uzun süre kalabilir." önermesinin yanlış olduğu tespit edilmiştir. Buna göre, klasik mantıktaki karşı olum karesi dikkate alındığında, bu önermenin çelişiği, alt karşıtı ve altığ��nın doğruluk değerleri sırasıyla aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğru - Doğru - Yanlış

Cevap

Doğru - Doğru - Yanlış
Doğru - Doğru - Yanlış sıralamasını içeren seçenek doğrudur. Çünkü yanlış olduğu verilen tikel olumlu (II) önermenin çelişiği olan tümel olumsuz (EE) önerme çelişiklik kuralı gereği doğru; alt karşıtı olan tikel olumsuz (OO) önerme alt karşıtlık kuralı gereği doğru; altığı olan tümel olumlu (AA) önerme ise altıklık kuralı gereği yanlış olmak zorundadır.

Adım Adım Çözüm

1
Önermenin nitelik ve nicelik yönünden türünü belirleme.
"Bazı astronotlar uzay istasyonunda uzun süre kalabilir." önermesi tikel olumlu (II) bir önermedir ve soruda bu önermenin doğruluk değeri "Yanlış" (YY) olarak verilmiştir.
Karşı olum karesindeki kuralları uygulamak için başlangıç önermesinin formunu netleştirmek gerekir.
2
Çelişik önermenin doğruluk değerini bulma.
Tikel olumlu (II) önermenin çelişiği tümel olumsuz (EE) önermedir. Çelişiklik kuralına göre bu iki önermeden biri yanlışsa diğeri zorunlu olarak doğrudur. Bu nedenle çelişik önerme "Doğru" (DD) değerini alır.
Çelişik önermeler aynı anda hem doğru hem de yanlış olamazlar.
3
Alt karşıt önermenin doğruluk değerini bulma.
Tikel olumlu (II) önermenin alt karşıtı tikel olumsuz (OO) önermedir. Alt karşıtlık kuralına göre iki tikel önerme aynı anda yanlış olamaz; dolayısıyla biri yanlışsa diğeri zorunlu olarak "Doğru" (DD) değerini alır.
Alt karşıt önermelerden en az biri doğru olmak zorundadır.
4
Altık önermenin doğruluk değerini bulma.
Tikel olumlu (II) önermenin altığı tümel olumlu (AA) önermedir. Altıklık kuralına göre tikel bir önerme yanlışsa, onu kapsayan tümel önerme de zorunlu olarak "Yanlış" (YY) değerini alır.
Tikel düzeyde bile gerçekleşmeyen bir yargı, tümel düzeyde kesinlikle doğrulanamaz.

Anahtar Kavram

Karşı Olum Karesi Doğruluk Değeri Geçiş Kuralları
Soru 7993Soru

Aşağıda sol sütunda verilen manzum parçaları, sağ sütunda yer alan şiir türleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Adalet kalmadı hep zulüm doldu
Geçti şu dünyanın lezzeti tadı
Böyle zamanların böyle halkının
Günü güne satar oldu kadı
Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum
Bu dağların eskiden aşinasıdır soyum
Bekçileri gibiyiz evvel ezelden beri
Buraların, kayalık, katırsırtı yerlerin
İlim meclislerinde aradım kıldım talep
İlim geride kaldı illa edep illa edep
Yeşil başlı gövel ördek
Uçar gider göle karşı
Eğrice boyun fidan boylum
Gider yâra yola karşı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci parça Satirik, ikinci parça Pastoral, üçüncü parça Didaktik ve dördüncü parça Lirik şiir türüyle eşleşmektedir.
Verilen parçalar temalarına göre incelendiğinde; adaletsizlik ve yozlaşmayı eleştiren birinci parça satirik, çoban ve dağ yaşamını anlatan ikinci parça pastoral, ahlak ve edep öğüdü veren üçüncü parça didaktik, doğa tasvirleri üzerinden sevgiliye olan aşkı işleyen dördüncü parça ise lirik şiir türleriyle doğru bir şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci parçanın tema ve üslubunu analiz etmek.
Dörtlükteki 'adalet kalmadı', 'zulüm doldu' ve 'günü güne satar oldu kadı' ifadeleri, dönemin adalet sistemine ve din/hukuk görevlilerine yönelik açık bir eleştiri barındırmaktadır. Toplumsal yergiler satirik şiir kapsamına girer.
Parçadaki temel amacın bir eleştiri veya hiciv olup olmadığını saptamak.
2
İkinci parçanın tema ve üslubunu analiz etmek.
'Çoban çocuğu', 'dağlar' ve 'kayalık, katırsırtı yerler' gibi kelimeler doğrudan kır yaşamını ve doğayı tasvir etmektedir. Kır ve doğa sevgisini, çoban hayatını anlatan şiirler pastoraldir.
Şiirde doğa ve kır yaşamına ait somut imgelerin baskın olup olmadığını belirlemek.
3
Üçüncü parçanın tema ve üslubunu analiz etmek.
Beyitte 'ilim aramak' ve 'edep' kavramları üzerinden okuyucuya doğrudan bir ahlak dersi ve öğüt verilmektedir. Bilgi vermeyi veya ahlaki dersler aşılamayı amaçlayan şiirler didaktiktir.
Şiirin öğretici veya öğüt verici bir tona sahip olup olmadığını anlamak.
4
Dördüncü parçanın tema ve üslubunu analiz etmek.
Dörtlükte geçen 'gövel ördek' gibi doğa tasvirleri yanıltıcı olabilir; ancak son dizelerde yer alan 'fidan boylum' ve 'yâra yola karşı' ifadeleri şiirin asıl konusunun aşk ve sevgiliye duyulan hasret olduğunu gösterir. Coşkulu ve duygusal temaları işleyen şiirler liriktir.
Şiirdeki doğa ögelerinin sadece birer araç olduğunu, asıl temanın bireysel duygular (aşk, özlem) olduğunu fark etmek.

Anahtar Kavram

Şiir türleri; şiirin işlediği konuya, temaya ve şairin takındığı üsluba göre belirlenir. Lirik (duygu), didaktik (öğretici), satirik (eleştirel) ve pastoral (doğa/kır) şiirler bu sınıflamanın en temel örnekleridir.
Soru 7994Soru

Divan şiiri yüzyıllar boyu kendi estetik kuralları içinde gelişirken özellikle XVII. ve XVIII. yüzyıllarda belirgin üslup kırılmaları yaşamıştır. Bir tarafta anlamı derine saklayan, soyut hayaller ve alışılmamış bağdaştırmalarla örülü kapalı bir şiir dili kurulmuş; diğer tarafta ise şiirin kapıları somut hayata, sokağa ve yerel söyleyişlere sonuna kadar açılmıştır.

Buna göre aşağıdaki beyit ikililerinden hangisi, bu parçada bahsedilen edebi akımları sırasıyla örneklendiren bir nitelik taşımaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Beyit:
Hevâ-yı aşk ile ser-geşteyiz mânend-i gerdûnun
Bulunmaz merkez-i ârâmı biz âşüfte-hâllerin

II. Beyit:
Haddeden geçmiş edâ vaz'ı yaraşmış cana
Herkesin bindiği kalyoncu kıyafeti sana

Cevap

İlk beyitte Sebk-i Hindi'ye özgü derin soyut anlamlar, ikinci beyitte ise Mahallileşme akımının yerel ve somut dünyası yer almaktadır. Bu sıralama doğru seçenekte sırasıyla verilmiştir.
İlk beyitte aşk havasıyla şaşkına dönmüş, huzur noktası olmayan aşıkların hâli tasvir edilirken Sebk-i Hindi akımının soyut dünyası ve anlam derinliği yansıtılmıştır. İkinci beyitte ise kalyoncu kıyafeti gibi dönemin somut kıyafeti ve sade dil kullanılarak yerel unsurlar işlenmiş ve Mahallileşme akımı örneklendirilmiştir. Bu doğrultuda beyitler sırasıyla Sebk-i Hindi ve Mahallileşme akımlarına aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada tanımlanan akımların belirlenmesi
İlk olarak kapalı hayaller ve soyut dil ile 'Sebk-i Hindi'; ikinci olarak ise somut hayat ve yerel dil ile 'Mahallileşme' akımları tespit edilir.
Soruda aranan edebi akımların ve sırasının netleştirilmesi gerekir.
2
Seçeneklerdeki birinci beyitlerin üslup özelliklerinin incelenmesi
Naili'ye ait olan 'Hevâ-yı aşk ile ser-geşteyiz...' beyitinin soyut hayaller barındırdığı ve Sebk-i Hindi tarzını yansıttığı saptanır.
Sıralamadaki ilk akımın beyitini bulmak.
3
Seçeneklerdeki ikinci beyitlerin üslup özelliklerinin incelenmesi
Nedim'e ait olan ve kalyoncu kıyafeti gibi somut yerel ögeleri barındıran 'Haddeden geçmiş edâ...' beyitinin Mahallileşme akımını yansıttığı belirlenir.
Sıralamadaki ikinci akımın beyitini bulmak.
4
Doğru sıralamanın kontrol edilmesi
Sebk-i Hindi ve Mahallileşme akımlarının sırasıyla yer aldığı seçeneğin doğru cevap olduğu netleşir.
Akımların sırasının 'sırasıyla' ifadesiyle tam uyuştuğunu teyit etmek.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatındaki Edebî Akımlar ve Eğilimler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7995Soru

Tanzimat Dönemi Türk şiirindeki dönüşümü ve dönemin yenilikçi eserlerini konu edinen bu metindeki boşlukları uygun yapıt adlarıyla tamamlayınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Tanzimat Dönemi Türk şiiri, biçim ve içerik bakımından köklü değişimlerin yaşandığı bir geçiş evresidir. Özellikle ikinci dönemde, şiirin konusu genişletilmiş ve bireysel temalar metafizik bir derinlikle ele alınmıştır. Bu dönemde Abdülhak Hamit Tarhan, edebiyatımızda ilk pastoral şiir örneği sayılan ile doğayı yapaylıktan uzak bir şekilde ele almış; eşinin ölümü üzerine yazdığı ve Türk şiirine metafizik ürpertiyi getiren başyapıtı ile de ölüm felsefesini sorgulamıştır. Öte yandan Recaizade Mahmut Ekrem, yeni şiir anlayışını teorik temellere oturtmak amacıyla kaleme aldığı adlı eserinin mukaddimesinde 'güzellik' kavramını şiirin yegane gayesi olarak ilan etmiştir.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Metindeki boşluklara sırasıyla Sahra, Makber ve Zemzeme eser adları getirilmelidir.
Tanzimat Dönemi Türk şiirindeki yeniliklerin temsilcileri ve eserleri dikkate alındığında; ilk pastoral şiir örneği olarak Sahra, metafizik derinliğiyle öne çıkan ölüm temalı başyapıt olarak Makber ve şiirin gayesini güzellik olarak açıklayan teorik mukaddimeye sahip eser olarak Zemzeme boşluklara sırasıyla getirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk boşluktaki ipucunu belirleme ve analiz etme
İlk boşlukta 'edebiyatımızda ilk pastoral şiir örneği sayılan' eserin yazılması istenmektedir. Abdülhak Hamit Tarhan'ın 1879 yılında yayımladığı ve tabiat tasvirlerine yer verdiği Sahra adlı yapıtı Türk edebiyatının ilk pastoral şiir kitabıdır.
Pastoral şiir türünün edebiyatımızdaki ilk örneğini belirlemek için.
2
İkinci boşluktaki ipucunu belirleme ve analiz etme
İkinci boşlukta 'eşinin ölümü üzerine yazdığı ve Türk şiirine metafizik ürpertiyi getiren başyapıt' ifadesi yer almaktadır. Abdülhak Hamit Tarhan'ın, eşi Fatma Hanım'ın Beyrut'taki vefatı üzerine kaleme aldığı, ölüm karşısındaki felsefi sorgulamalarını içeren eseri Makber'dir.
Yazarın tematik yönelimlerini ve ünlü yapıtını eşleştirmek için.
3
Üçüncü boşluktaki ipucunu belirleme ve analiz etme
Üçüncü boşlukta Recaizade Mahmut Ekrem'in yeni şiir görüşlerini, güzellik anlayışını ve şiir teorisini sunduğu mukaddimeli eseri sorulmaktadır. Yazarın bu fikirlerini açıkladığı eser Zemzeme'dir (özellikle Zemzeme III Mukaddimesi).
Recaizade Mahmut Ekrem'in poetikasını şekillendirdiği eseri bulmak için.

Anahtar Kavram

Tanzimat II. Dönem şiirinin yenilikleri, ilk pastoral şiir örneği, ölüm teması ve şiir kuramı tartışmaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7996Soru

Nedîm’e ait bir gazelden alınan aşağıdaki beyitlerin anlamlı ve kurallara uygun bir şekilde sıralanarak bir gazel oluşturması için doğru sıralama nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Beyitlerin doğru sıralanışı II - III - I şeklinde olmalıdır.
Doğru sıralama II - III - I şeklinde olmalıdır. Gazellerin ilk beyiti (matla) kendi içinde kafiyeli (aa) olur. Seçeneklerdeki beyitler incelendiğinde 'Hülâgû Han mısın kâfir / âteş-i sûzân mısın kâfir' dizeleriyle kendi arasında kafiyelenen II numaralı beyit matladır ve ilk sırada yer almalıdır. Gazelin son beyiti (makta) ise şairin mahlasını barındırır. 'Nedîm-i zârı kıldın...' dizesiyle şair mahlasını kullandığı için I numaralı beyit son sırada yer almalıdır. Geriye kalan III numaralı beyit ise matla ile makta arasında yer alan ara beyittir.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitlerin kafiye şemasını belirleme
II numaralı beyit kendi arasında kafiyelidir (kâfir - kâfir / aa). I ve III numaralı beyitlerin ilk dizeleri serbest iken ikinci dizeleri 'kâfir' redifi ile biter (ba - ca).
Gazelin ilk beyiti olan matla beyiti her zaman kendi arasında kafiyeli (aa) olmak zorundadır.
2
Şairin mahlasını arama
I numaralı beyitte şairin mahlası olan 'Nedîm' ismi geçmektedir.
Gazelin son beyiti olan makta beyitinde şairin mahlası yer alır.
3
Ara beyiti yerleştirme ve sıralamayı oluşturma
Kafiye yapısı ve mahlas durumu analiz edildiğinde; II numaralı beyit ilk sırada (matla), I numaralı beyit son sırada (makta) yer alır. Mahlas barındırmayan ve 'ba' kafiyeli olan III numaralı beyit ise bu ikisinin ortasına gelerek sıralamayı tamamlar.
Gazel yapısı gereği matla beyitiyle başlar, ara beyitlerle devam eder ve makta beyitiyle son bulur.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında gazel nazım şeklinin beyit düzeni, matla ve makta beyitlerinin yapısal ve kafiye özelliklerine göre tespit edilmesi.
Soru 7997Soru

İkbâl için ahbâbı siâyet yeni çıktı
Bilmez idik evvel bu dirâyet yeni çıktı
Sâdıkları tahkîr ile tezyîf âdettir
Bilmem ki bu reftâr-ı hidâyet yeni çıktı

(siâyet: gammazlamak; ikbâl: yüksek makam; tezyîf: değersizleştirmek, alay etmek; reftâr: gidiş, davranış)

Ziya Paşa’nın *Terkib-i Bend*’inden alınan bu bentle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dilin sadeleştirilmesi ve hece ölçüs��nün yaygınlaştırılması yönündeki teorik görüşlerin şiirde tam anlamıyla hayata geçirildiğini göstermektedir.

Cevap

Dilin sadeleştirilmesi ve hece ölçüsünün yaygınlaştırılması yönündeki teorik g��rüşlerin şiirde tam anlamıyla hayata geçirildiğini göstermektedir.
Tanzimat Birinci Dönem şairleri dilde sadeleşmeyi ve hece ölçüsünü teorik yazılarında (örneğin Şiir ve İnşa makalesinde) hararetle savunmuş olsalar da, kendi şiirlerinde aruz ölçüsünü ve yabancı kelimelerle dolu ağır bir dili kullanmaya devam etmişlerdir. Ziya Paşa'nın bu bendi de aruz ölçüsüyle ve yoğun Arapça-Farsça kelimelerle yazılmıştır. Dolayısıyla, teorideki sade dil ve hece ölçüsü hedeflerinin bu şiirde başarıyla hayata geçirildiği söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Şiirin biçimsel özelliklerini incelemek.
Şiirin aruz ölçüsüyle ve Divan edebiyatına ait terkib-i bent nazım biçimiyle yazıldığı görülür.
Şiirin geleneksel biçimsel yapısını ortaya koymak.
2
Şiirin temasını ve edebi dönemle ilişkisini analiz etmek.
Şiirde makam elde etmek için dürüst insanları karalamak gibi toplumsal yozlaşma konuları eleştirilmektedir. Bu içerik Tanzimat I. Dönem 'sanat toplum içindir' ilkesine uygundur.
Şiirin içerik ve dönem özelliklerini belirlemek.
3
Dilde sadeleşme ve ölçü teorisinin uygulanabilirliğini değerlendirmek.
Bentte aruz ölçüsü kullanılmış ve 'siâyet, tezyîf, tahkîr' gibi yabancı sözcüklere yer verilmiştir. Bu durum teoride savunulan sadeleşme ve hece ölçüsü fikirlerinin bu şiirde uygulanamadığını gösterir.
Seçeneklerde sunulan iddiaları edebi gerçeklerle karşılaştırıp yanlış olan yargıyı saptamak.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi şiirinde eski-yeni ikiliği, biçim-içerik tezatlığı ve teori-uygulama farklılığı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7998Soru

Klasik Türk edebiyatı üzerine çalışan bir araştırmacının, XVII. ve XVIII. yüzyıl divan şairleri ve eserleri hakkında hazırladığı çalışma notlarında şu tespitler yer almaktadır:

* Alegorik bir aşk yolculuğunun anlatıldığı Hüsn ü Aşk adlı ünlü mesnevinin yazarı olan bu şair, Sebk-i Hindî akımının edebiyatımızdaki en güçlü temsilcilerindendir.
* İstanbul’un günlük yaşamını, mesire alanlarını ve özellikle Lale Devri eğlencelerini şiirlerine yansıtan bu şair; şarkı nazım şeklinin divan edebiyatındaki en önemli ismi olup Mahallileşme akımının öncüsüdür.
* Şiiri sadece estetik bir kaygı aracı olarak görmeyip toplumsal aksaklıkları düzeltme aracı kılan bu şair; oğlu Ebulhayr için yazdığı Hayriyye ve ahlaki öğütler içeren Hayrabad adlı mesnevileriyle hikemî tarzın edebiyatımızdaki kurucusu kabul edilir.

Bu çalışma notlarında özellikleri ve eserleri belirtilen divan şairleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şeyh Galip - Nedim - Nâbî

Cevap

Şeyh Galip - Nedim - Nâbî
Araştırmacının notlarındaki ilk şair, Sebk-i Hindî akımının en büyük temsilcilerinden olan ve Hüsn ü Aşk mesnevisini yazan Şeyh Galip'tir. İkinci şair, Lale Devri eğlencelerini yansıtan, şarkılarıyla tanınan ve Mahallileşme akımının öncüsü olan Nedim'dir. Üçüncü şair ise didaktik ve hikemî şiirin kurucusu kabul edilen, Hayriyye ve Hayrabad mesnevilerinin sahibi Nâbî'dir. Dolayısıyla doğru sıralama 'Şeyh Galip - Nedim - Nâbî' şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Alegorik aşk yolculuğunun anlatıldığı Hüsn ü Aşk mesnevisinin yazarını belirlemek.
Bu eserin yazarı XVIII. yüzyıl şairi Şeyh Galip'tir.
Sebk-i Hindî akımının en büyük temsilcisi olan şair, bu eserle rüştünü ispat etmiştir.
2
Lale Devri eğlencelerini anlatan ve şarkı nazım şekliyle özdeşleşen Mahallileşme öncüsü şairi belirlemek.
Bu şair XVIII. yüzyılın ünlü ismi Nedim'dir.
Nedim, İstanbul Türkçesini şiire kazandırmış ve şarkı nazım şeklinin en önemli örneklerini vermiştir.
3
Hayriyye ve Hayrabad adlı mesnevilerin sahibi olan hikemî tarzın kurucusunu belirlemek.
Bu şair XVII. yüzyıl şairi Nâbî'dir.
Nâbî, didaktik şiir anlayışısıyla toplum aksaklıklarını eleştirmiş ve oğluna öğütler içeren bu eserleri kaleme almıştır.
4
Elde edilen şairleri sırasıyla birleştirmek.
Şeyh Galip - Nedim - Nâbî sırası elde edilir.
Bulunan şairlerin sırası bu şekilde eşleşmektedir.

Anahtar Kavram

17. ve 18. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairlerinin Edebi Şahsiyetleri ve Eserleri
Soru 7999Soru

Gök cisimleri evreninde (EE) tanımlanan Y(x)Y(x): 'xx yıldızdır.', I(x)I(x): 'xx ışık sa��ar.' ve G(x)G(x): 'xx gezegendir.' yüklemleri çerçevesinde, 'Işık saçan bazı gök cisimleri gezegen değildir veya hiçbir yıldız gezegen değildir.' önermesinin yüklemler mantığındaki doğru sembolik ifadesi x(I(x)G(x))x(Y(x)G(x))\exists x (I(x) \rightarrow \sim G(x)) \vee \forall x (Y(x) \wedge \sim G(x)) şeklindedir.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

Verilen sembolleştirme ifadesi yanlıştır. Doğru sembolleştirme x(I(x)G(x))x(Y(x)G(x))\exists x (I(x) \wedge \sim G(x)) \vee \forall x (Y(x) \rightarrow \sim G(x)) biçiminde olmalıdır.
Verilen ifade yanlıştır. Çünkü yüklemler mantığındaki sembolleştirme kuralları uyarınca, tikel niceleyici (\exists) içeren önermelerde tümel evetleme (\wedge), tümel niceleyici (\forall) içeren önermelerde ise koşul (\rightarrow) eklemi ana bağlaç olmalıdır. Sorudaki sembolleştirmede ise bu kurallar tersine çevrilerek hata yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk bileşen olan 'Işık saçan bazı gök cisimleri gezegen değildir' önermesini inceleyin.
Bu önerme tikel bir önermedir. 'Bazı' ifadesinden ötürü tikel niceleyici (x\exists x) kullanılmalıdır. Tikel niceleme yaparken 'ışık saçan' (I(x)I(x)) ve 'gezegen olmayan' (G(x)\sim G(x)) yüklemleri tümel evetleme eklemi (\wedge) ile bağlanarak x(I(x)G(x))\exists x (I(x) \wedge \sim G(x)) elde edilir.
Tikel niceleme altındaki koşul eklemi mantıksal olarak istenmeyen durumları da doğru kabul edeceğinden hatalıdır.
2
İkinci bileşen olan 'hiçbir yıldız gezegen değildir' önermesini inceleyin.
Bu önerme tümel olumsuz bir önermedir. 'Hiçbir' ifadesinden ötürü tümel niceleyici (x\forall x) kullanılmalıdır. Tümel niceleme yaparken 'yıldız' (Y(x)Y(x)) ve 'gezegen olmayan' (G(x)\sim G(x)) yüklemleri koşul eklemi (\rightarrow) ile bağlanarak x(Y(x)G(x))\forall x (Y(x) \rightarrow \sim G(x)) elde edilir.
Tümel niceleyici altında tümel evetleme ekleminin kullanılması, evrendeki her nesnenin hem yıldız hem de gezegen dışı olmasını gerektireceği için yanlıştır.
3
Bileşenleri aradaki 'veya' (\vee) eklemi ile birleştirerek verilen formülle kıyaslayın.
Elde edilen doğru formül x(I(x)G(x))x(Y(x)G(x))\exists x (I(x) \wedge \sim G(x)) \vee \forall x (Y(x) \rightarrow \sim G(x)) şeklindedir. Verilen iddiadaki formül ise tikel niceleyiciyle koşul eklemini, tümel niceleyiciyle de tümel evetleme eklemini yanlış bir biçimde bir araya getirdiği için yanlıştır.
Soruda sunulan sembolleştirmenin doğruluğunu denetlemek ve yanlışlığı açıkça ortaya koymak için iki formül karşılaştırılır.

Anahtar Kavram

Yüklemler mantığında tikel niceleyicinin (\exists) tümel evetleme eklemi (\wedge) ile, tümel niceleyicinin (\forall) ise koşul eklemi (\rightarrow) ile sembolleştirilmesi kuralı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8000Soru

Tarım teknolojilerindeki gelişmeler ve sanayileşme süreçleri, toplumsal yapıda kaçınılmaz farklılaşmalara yol açar. Sosyoloji bilimi, bu farklılaşmaları iyi ya da kötü şeklinde nitelendirmeden, toplumsal kurumların ve ilişkilerin yapısındaki nesnel dönüşümler olarak ele alır. Buna karşın, toplumun daha gelişmiş, arzulanan ve olumlu bir hedefe doğru yöneldiğini savunan öznel yaklaşımlar da mevcuttur. Bu parçada sosyolojinin nesnel bir biçimde ele aldığı durum ile öznel yaklaşımların değer yüklü olarak tanımladığı kavram sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal değişme - Toplumsal ilerleme

Cevap

Toplumsal değişme - Toplumsal ilerleme
Doğru cevap olan toplumsal değişme ve toplumsal ilerleme kavramları parçadaki tanımlamalara tam olarak uymaktadır. Sosyolojinin değer yargısından bağımsız olarak ele aldığı, toplumsal yapıda zamanla meydana gelen farklılaşmalar toplumsal değişme olarak adlandırılır. Buna karşılık, değişmenin olumlu, arzulanan bir hedefe doğru gerçekleştiğini belirten değer yüklü kavram ise toplumsal ilerlemedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen sosyolojinin nesnel olarak ele aldığı olguyu tespit etmek.
Sosyolojinin değer yargısı kullanmadan toplumsal yapıda gözlemlediği nesnel dönüşümlerin 'toplumsal değişme' kavramına karşılık geldiği belirlenir.
Sosyoloji biliminin nötr, değer dışı yaklaşımı toplumsal değişmeyi sadece bir durum tespiti olarak inceler.
2
Parçada geçen öznel ve değer yüklü olumlu yönelimi tespit etmek.
Toplumun daha iyiye, arzulanan bir yöne doğru ilerlediğini savunan değer yüklü kavramın 'toplumsal ilerleme' olduğu belirlenir.
Toplumsal ilerleme, değişmenin yönünün olumlu bir yönde olduğunu kabul eden ve içinde değer yargısı barındıran öznel bir kavramdır.

Anahtar Kavram

Toplumsal değişme (nesnel, değer dışı) ile toplumsal ilerleme (öznel, değer yüklü) arasındaki farkın analiz edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 400 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin