Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 8321Soru

Aşağıdaki sol sütunda 15. ve 16. yüzyıl Divan edebiyatına mensup şairler, sağ sütunda ise bu şairlerin edebî kişiliklerine ve eserlerine dair belirleyici özellikler verilmiştir. Sol sütundaki şairleri sağ sütundaki doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ahmet Paşa
Zâtî
Hayâlî
Şeyhî

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ahmet Paşa ile Kerem Kasidesi açıklaması; Zât�� ile Şem ü Pervâne yazarı açıklaması; Hayâlî ile Hayâlî-i Cihân açıklaması; Şeyhî ile Harnâme yazarı açıklaması eşleşir.
Verilen şairlerin dönemleri, edebî tarzları ve eserleri dikkate alındığında; Ahmet Paşa Fatih dönemi ve Kerem Kasidesi ile, Zâtî genç sanatçılara yol gösteren hocalığı ve Şem ü Pervâne mesnevisi ile, Hayâlî dervişane üslubu ve Hayâlî-i Cihân sanıyla, Şeyhî ise hekimliği ve hiciv eseri Harnâme ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki şairlerin biyografilerini ve eserlerini gözden geçirin.
Ahmet Paşa (15. yy) Kerem Kasidesi ile; Zâtî (16. yy) Şem ü Pervâne ve hocalığı ile; Hayâlî (16. yy) dervişane tarzı ve Hayâlî-i Cihân mahlasıyla; Şeyhî (15. yy) hekimliği ve Harnâme eseriyle bilinir.
Şairlerin yüzyıllarını ve en belirgin ayırt edici özelliklerini tespit etmek doğru eşleştirmeyi yapmayı sağlar.
2
Sağ sütundaki açıklamaları analiz ederek şairlerle birebir eşleştirin.
Ahmet Paşa Fatih dönemi ve kasideleri içeren ilk maddeyle, Zâtî genç şairleri yetiştiren ikinci maddeyle, Hayâlî dervişane özellikler taşıyan üçüncü maddeyle, Şeyhî ise Harnâme'yi içeren son maddeyle eşleşir.
Eser-şair ve biyografi-şair eşleşmeleri tamamlanarak doğru sonuç elde edilir.

Anahtar Kavram

15. ve 16. Yüzyıl Divan Şairlerinin Hayatları ve Eserleri
Soru 8322Soru

Aşağıda verilen çevre sorunlarını, bu sorunların ortaya çıkış nedenleri ve etki alanlarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Küresel İklim Değişikliği
��trofikasyon
Asit Yağmurları
Fotokimyasal Sis

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Küresel İklim Değişikliği - sera gazlarının yer radyasyonunu tutarak yerkürenin ısınması; Ötrofikasyon - sularda azot ve fosfor artışı ile alg çoğalması ve oksijen tükenmesi; Asit Yağmurları - kükürt dioksit (SO2SO_2) ve azot oksit (NOxNO_x) gazlarının yağışlarla birleşerek yeryüzüne inmesi; Fotokimyasal Sis - egzoz gazlarının güneş ışığı altında reaksiyona girerek kentsel kirlilik oluşturması eşleştirmeleri doğrudur.
Doğru eşleştirmeler, çevre sorunlarının ortaya çıkış nedenleri ve etki ölçekleri (küresel, bölgesel, yerel) temel alınarak yapılmıştır. Küresel İklim Değişikliği küresel boyutta sera etkisiyle; Ötrofikasyon su ekosistemlerinde yerel/bölgesel oksijen tükenmesiyle; Asit Yağmurları kükürt ve azot bileşiklerinin bölgesel asit birikimiyle; Fotokimyasal Sis ise kentsel egzoz gazlarının güneş ışığıyla tepkimesi sonucu yerel hava kirliliğiyle doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Küresel İklim Değişikliği kavramının tanımını arayınız.
Sera gazlarının birikimi ve küresel ölçekteki etki sağ tarafta belirtilen küresel çevre sorunu tanımıyla örtüşmektedir.
Küresel çevre sorunları geniş bir coğrafi etki alanına sahiptir.
2
Ötrofikasyon terimini analiz ediniz.
Bu süreç, su kaynaklarında azot ve fosfor artışına bağlı alg patlamasını ve buna bağlı oksijen tükenmesini ifade ettiğinden su kirliliği tanımıyla eşleşmektedir.
Ötrofikasyon su kaynaklarındaki yerel bir kirlilik problemidir.
3
Asit Yağmurları sürecini inceleyiniz.
Fosil yakıtların yanmasıyla atmosfere salınan kükürt dioksit (SO2SO_2) ve azot oksit (NOxNO_x) gazlarının su buharı ile birleşerek yeryüzüne asidik yağışlar olarak inmesi tanımıyla eşleşmektedir.
Asit yağmurları sanayi bölgelerini ve yakın çevresini etkileyen bölgesel bir sorundur.
4
Fotokimyasal Sis kavramını değerlendiriniz.
Egzoz gazları ve güneş ışığının reaksiyona girmesiyle kentlerde oluşan hava kirliliği tanımıyla eşleşmektedir.
Fotokimyasal sis kentsel yerleşmelerde ortaya çıkan yerel bir hava kirliliğidir.

Anahtar Kavram

Küresel ve yerel çevre sorunlarının nedenleri, süreçleri ve etki ölçekleri arasındaki farklar.
Soru 8323Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen dizeleri, sağ sütunda yer alan ve bu dizelerde öne çıkan edebî sanatlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? / Gömelim gel seni tarihe desem, sığmazsın.
Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib / Kılma derman kim helakim zehri dermanındadır
Ufukta bir dakika görünce bu güzel atı / İçimde ürperen bir yaprak oldu hayatı
Gökyüzünün başı ucunda her gece / Bulutlar saçlarını çözüp ağlar bizim için

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci dize Mübalağa, ikinci dize Tezat, üçüncü dize Teşbih, dördüncü dize ise Teşhis sanatı ile eşleşmektedir.
Verilen dizelerdeki söz sanatlarının doğru eşleştirilmesi şu şekildedir: Birinci dizede tarihe sığmama durumuyla abartma (mübalağa) yapılmıştır. İkinci dizede dert ile derman ve zehir kelimeleriyle karşıtlık (tezat) sanatı kurulmuştur. Üçüncü dizede hayat ürperen bir yaprağa benzetilerek teşbih yapılmıştır. Dördüncü dizede ise bulutların saçını çözüp ağlaması insanlaştırılmıştır (teşhis).

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki dizelerdeki anlam olaylarını ve belirgin edebi sanatları incelemek.
Birinci dizede şair mezarın tarihe sığmayacağını söyleyerek abartma yapmıştır. İkinci dizede dert, zehir ve derman karşıt kavramlardır. Üçüncü dizede hayat doğrudan yaprağa benzetilmiştir. Dördüncü dizede bulutların ağlaması kişileştirmedir.
Her bir dizenin edebî ve anlamsal özelliklerini doğru saptamak.
2
Elde edilen sonuçları sağ sütundaki edebi sanat terimleriyle eşleştirmek.
Birinci dize Mübalağa ile, ikinci dize Tezat ile, üçüncü dize Teşbih ile, dördüncü dize Teşhis ile doğru şekilde eşleştirilir.
Eşleştirme işlemini tamamlayarak nihai sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Edebi Sanatlar (Söz Sanatları)
Soru 8324Soru

Yeni Türk Devleti'nin kuruluş sürecinde milli egemenliği pekiştirmek ve devlet yönetimini çağdaşlaştırmak amacıyla siyasi alanda pek çok inkılap gerçekleştirilmiştir.

Buna göre, aşağıda verilen siyasi alandaki inkılapların kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama; Osmanlı saltanatının kaldırılması (1 Kasım 1922), Ankara'nın başkent ilan edilmesi (13 Ekim 1923), Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924) ve Türk kadınlarına milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi (5 Aralık 1934) şeklinde olmalıdır.
Doğru kronolojik sıralama; Osmanlı saltanatının kaldırılması (1 Kasım 1922) ile başlar, Ankara'nın başkent yapılması (13 Ekim 1923) ve Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924) ile devam eder, Türk kadınlarına milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi (5 Aralık 1934) ile son bulur.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen siyasi inkılapların gerçekleşme tarihlerini tespit etmek.
Saltanatın kaldırılması 1 Kasım 1922, Ankara'nın başkent olması 13 Ekim 1923, Halifeliğin kaldırılması 3 Mart 1924, kadınların milletvekili seçme/seçilme hakkı ise 5 Aralık 1934 tarihlerindedir.
Kronolojik sıralamayı doğru yapabilmek için her bir siyasi gelişmenin tarihsel sürecini bilmek gerekir.
2
Tarihsel sıralamayı en eskiden en yeniye doğru yapmak.
İlk olarak 1922 yılında saltanat kaldırılmış, ardından Ekim 1923'te Ankara başkent olmuş, Mart 1924'te halifelik kaldırılmış ve son olarak 1934'te kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.
İnkılapların yapılış süreci, milli egemenlik ve laikleşme adımlarının aşamalı bir şekilde hayata geçirilmesi mantığına dayanmaktadır.

Anahtar Kavram

Siyasi alanda yapılan inkılapların kronolojik sırası ve aşamalılığı
Soru 8325Soru

Türklerin tarih boyunca astronomi bilimiyle ilgilenmeleri, dini ve ekonomik ihtiyaçları doğrultusunda farklı zaman taksim yöntemlerini benimsediklerini göstermektedir.

Bu çerçevede Türk devletlerinin benimsediği aşağıdaki takvimsel gelişmeleri, geçmişten günümüze doğru kronolojik olarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama: İlk olarak İslam öncesi dönemdeki On İki Hayvanlı Türk Takvimi'nin kullanılması, ardından İslamiyet'in kabulüyle Hicri Takvim'e geçilmesi, Selçuklular döneminde Celali Takvimi'nin hazırlanması ve son olarak Osmanlı döneminde Rumi Takvim'in mali amaçlarla kabul edilmesi şeklindedir.
Gelişmelerin kronolojik sıralaması Türk devletlerinin kültürel ve dini dönüşümleri ile paralellik gösterir: İslamiyet öncesi dönemde On İki Hayvanlı Türk Takvimi, İslamiyet'in kabulüyle Hicri Takvim, Büyük Selçuklu döneminde Celali Takvimi ve Osmanlı döneminde Rumi Takvim kullanılmaya başlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İslamiyet öncesi döneme ait ilk takvimsel gelişmeyi tespit etmek.
Doğa olaylarına göre her yıla bir hayvan adı verilen sistemin (On İki Hayvanlı Türk Takvimi) en eski gelişme olduğu belirlenir.
Bu takvim, Türklerin bilinen en eski ve İslamiyet öncesi dönemde kullandığı tek sistemdir.
2
Türklerin İslam dünyasına girmesiyle yaşanan takvim değişimini belirlemek.
Ay yılı esaslı sistemin (Hicri Takvim) ikinci sıraya yerleştirilmesi gerektiği saptanır.
Türklerin 10. yüzyıldan itibaren İslamiyet'i kabul etmesiyle birlikte sosyal ve dini hayat Hicri takvime göre düzenlenmiştir.
3
Selçuklu ve Osmanlı dönemlerindeki güneş yılı esaslı takvimleri karşılaştırmak.
Melikşah döneminde hazırlanan sistemin (Celali Takvimi), Osmanlı'daki mali takvimden (Rumi Takvim) daha önce yürürlüğe girdiği belirlenir.
Celali Takvimi 11. yüzyılda (1079), Osmanlı Rumi Takvimi ise çok daha sonraki yüzyıllarda (mali amaçlı olarak 17. yüzyıl ve sonrasında) kullanılmaya başlanmıştır.

Anahtar Kavram

Türk devletlerinin tarih boyunca kullandığı takvimlerin kronolojik sırası ve kullanım amaçları.

Alternatif Yöntem

Türk devletlerinin tarihsel gelişim sırasını (İslamiyet öncesi Türk devletleri -> Karahanlılar -> Büyük Selçuklular -> Osmanlı Devleti) takip ederek takvimlerin kullanım dönemlerini kolayca eşleştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8326Soru

Kaside nazım şeklinin yapısal ve içerik özellikleri dikkate alındığında, a��ağıdaki beyitlerden hangisi şairin kendi edebi dehasını ve şairlik gücünü ön plana çıkardığı 'fahriye' bölümünden alınmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tûtî-i mucize-gûyem ne desem lâf değil
Çarh ile söyleşemem ayinesi sâf değil

Cevap

Şairin kendi edebi dehasını ve şairlik gücünü övdüğü fahriye bölümüne ait olan beyit 'Tûtî-i mucize-gûyem ne desem lâf değil / Çarh ile söyleşemem ayinesi sâf değil' şeklindedir.
Kaside nazım şeklinin bölümlerinden olan fahriye, şairin kendi edebi yeteneğini, dil ustalığını ve şiirdeki gücünü övdüğü kısımdır. 'Tûtî-i mucize-gûyem ne desem lâf değil / Çarh ile söyleşemem ayinesi sâf değil' beytinde şair (Nef'î), kendisini olağanüstü sözler söyleyen bir papağana benzeterek şairlik kudretini dile getirdiği için bu beyit doğrudan fahriye bölümünden alınmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kaside nazım şeklinin bölümlerinin (nesib, girizgâh, medhiye, fahriye, tegazzül, dua) içerik ve yapısal özelliklerini belirlemek.
Kaside bölümlerinin konuları belirlenir. Fahriye bölümünün şairin kendi edebi gücünü, şairliğini ve yeteneğini övdüğü bölüm olduğu saptanır.
Soruda istenen fahriye bölümünün ayırt edici niteliğini tespit etmek.
2
Seçeneklerde verilen beyitlerin anlamlarını ve hangi kaside bölümüne ait olduklarını incelemek.
Beyitlerin konularına göre tasnifi yapılır:
- Bahar mevsiminin canlılığının anlatıldığı beyit 'nesib' (giriş) bölümüne aittir.
- Konu değişikliği yapılarak padişah övgüsüne geçileceğini belirten beyit 'girizgâh' bölümüne aittir.
- Padişahın/sadrazamın adaletinin övüldüğü beyit 'medhiye' bölümüne aittir.
- Şairin kendisini mucizeler söyleyen bir papağan olarak tanımlayıp zamanın feleğine meydan okuduğu beyit 'fahriye' bölümüne aittir.
- Padişahın devleti ve ömrü için iyi dileklerde bulunulan beyit ise 'dua' bölümüne aittir.
Her bir beytin işlediği temayı belirleyerek doğru sınıflandırmayı yapmak.
3
Fahriye bölümünün tanımıyla örtüşen beyti doğru cevap olarak seçmek.
Şairin kendi şairlik yeteneğini övdüğü beyit doğru cevap olarak belirlenir.
Kaside bölümlerinin işlevleri doğrultusunda çözüme ulaşmak.

Anahtar Kavram

Kaside Nazım Şeklinin Bölümleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8327Soru

Zamanın ötesinde, rüya ile uyanıklık arasında salınan bir boşlukta yürüyordu. Geçmişin mermer havuzlarda biriken suları gibi durgun ve asil hatıraları, İstanbul'un eski semtlerindeki loş sokakların köşelerinden fısıld��yordu ona. Ne tamamen doğulu bir geçmişe ait hissedebiliyordu kendini ne de bütünüyle batılı bir şimdiki zamana. Müzik, mimari ve estetik; ruhunun parçalanmışlığını tedavi eden yegâne ilaçtı. O, saniyelerin ardı sıra akan kronolojik zamanın değil, Bergsoncu bir kavrayışla ruhun derinliklerinde genişleyen o bütünsel 'an'ın peşindeydi.

Bu parçada dile getirilen içsel yönelimler, estetik kaygılar ve zaman algısı aşağıdaki yazarların hangisinin roman dünyasıyla doğrudan örtüşmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ahmet Hamdi Tanpınar

Cevap

Ahmet Hamdi Tanpınar
Parçada vurgulanan rüya, Bergsoncu bütünsel zaman algısı (süre/an), mimari ve musiki gibi estetik değerler ile Doğu-Batı arasındaki içsel bölünmüşlük, Cumhuriyet Dönemi'nde bireyin iç dünyasını esas alan roman anlayışının ve özellikle Ahmet Hamdi Tanpınar'ın eserlerinin en karakteristik özellikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde yer alan anahtar kelimeleri ve temaları belirleme.
Parçada geçen 'rüya', 'Bergsoncu bütünsel an', 'müzik', 'mimari', 'estetik' ve 'Doğu-Batı sentezi' kavramları tespit edilir.
Metnin hangi edebi anlayışa ait olduğunu saptamak için bu kavramlar belirleyicidir.
2
Belirlenen temaları Cumhuriyet Dönemi edebi eğilimleri ve yazarları ile ilişkilendirme.
Sözü edilen özellikler, Cumhuriyet Dönemi'nde bireyin iç dünyasını esas alan edebi anlayışın ve özellikle Ahmet Hamdi Tanpınar'ın roman dünyasının temelini oluşturur.
Yazarların özgün edebi kimliklerini karşılaştırarak doğru sonuca ulaşmak için.
3
Diğer seçeneklerdeki yazarların edebi anlayışlarını kontrol ederek elemeyi doğrulama.
Kemal Tahir, Orhan Kemal, Fakir Baykurt ve Sadri Ertem toplumcu gerçekçi yazarlar olup toplumsal, ekonomik ve sınıfsal çatışmaları işlerler; dolayısıyla metindeki psikolojik-estetik odakla uyuşmazlar.
Çeldiricilerin yanlışlığından emin olmak için.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi'nde bireyin iç dünyasını esas alan romanların özellikleri ve Ahmet Hamdi Tanpınar'ın sanat dünyası (rüya, zaman, estetik).
Soru 8328Soru

Çevre sorunları, oluştukları alanın genişliğine ve etkiledikleri nüfusun büyüklüğüne göre küresel veya yerel/bölgesel ölçekli olarak sınıflandırılabilir. Küresel çevre sorunları tüm dünyayı etkileyen ve uluslararası iş birliği gerektiren nitelikteyken, yerel çevre sorunları belirli bir bölgeyle sınırlıdır ancak zamanla küresel sorunlara zemin hazırlayabilir.

Buna göre, çevre sorunları ve özellikleri ile ilgili;

I. Termik santrallerde linyit yerine doğal gaz kullanılması karbon yutağı hacmini artırarak küresel ısınmayı yavaşlatır.
II. Asit yağmurları, ozon tabakasının seyrelmesi ve küresel iklim değişimi etki alanı sınır tanımayan küresel çevre sorunlarıdır.
III. Sulak alanların korunması ve bu alanlardaki biyoçeşitliliğin sürdürülebilirliği amacıyla yürütülen faaliyetler Kyoto Protokolü kapsamında yasal zorunluluğa bağlanmıştır.
IV. Katı atıklar, toprak kirliliği ve gürültü kirliliği, oluştukları yakın çevrede hissedilmelerinden dolayı yerel çevre sorunları sınıfında değerlendirilir.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve IV

Cevap

Asit yağmurları, ozon tabakasının seyrelmesi ve küresel iklim değişimi küresel çevre sorunlarıyken; katı atıklar, toprak ve gürültü kirliliği yerel çevre sorunlarıdır. Dolayısıyla doğru yargılar ikinci ve dördüncü öncülleri içeren seçenektir.
Küresel çevre sorunları sınır tanımayan ve geniş ölçekte etkili olan (asit yağmurları, ozon tabakasının seyrelmesi gibi) sorunlarken; yerel sorunlar (katı atıklar, toprak ve gürültü kirliliği) oluştukları yakın çevreyi etkiler. Bu sebeple ikinci ve dördüncü öncülleri içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki karbon yutağı kavramını analiz edin.
Termik santrallerde linyit yerine doğal gaz kullanılması karbon salınım hızını azaltsa da karbon yutağı kapasitesini artırmaz; karbon yutakları (ormanlar, okyanuslar vb.) atmosferden karbon emen sistemlerdir. Bu nedenle birinci öncül yanlıştır.
Karbon döngüsündeki kaynak (salınım) ve yutak (tüketim/depolama) mekanizmaları arasındaki farkın ayırt edilmesi gerekir.
2
İkinci öncüldeki çevre sorunlarının etki alanını değerlendirin.
Asit yağmurları, ozon tabakasının seyrelmesi ve küresel iklim değişimi ülke sınırlarını aşarak tüm dünyayı etkileyen küresel çevre sorunlarıdır. İkinci öncül doğrudur.
Çevre sorunlarının küresel ölçekli etki mekanizmalarının doğrulanması gerekir.
3
Üçüncü öncüldeki uluslararası sözleşme ve kapsam eşleşmesini kontrol edin.
Sulak alanların korunması Kyoto Protokolü ile değil, Ramsar Sözleşmesi ile yasal çerçeveye kavuşturulmuştur. Kyoto Protokolü ise sera gazı azaltımını hedefler. Üçüncü öncül yanlıştır.
Çevre sözleşmelerinin amaç ve kapsamlarının doğru bilinmesi gerekir.
4
Dördüncü öncüldeki yerel çevre sorunlarını sınıflandırın.
Katı atıklar, toprak kirliliği ve gürültü kirliliği öncelikle oluştukları dar çevrede etki gösterdiklerinden yerel çevre sorunlarıdır. Dördüncü öncül doğrudur.
Yerel/bölgesel ve küresel çevre sorunlarının mekansal sınırlarının ayırt edilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Küresel ve yerel çevre sorunlarının etki alanları, karbon döngüsünün kaynak/yutak özellikleri ve küresel çevre anlaşmalarının kapsamları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8329Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde Doğu ve Güney cephelerinde rol oynayan önemli şahsiyetler ile cephelerin seyrini etkileyen askeri ve diplomatik gelişmeleri doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kazım Karabekir
Sütçü İmam
Şahin Bey
Gümrü Antlaşması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kazım Karabekir - Doğu Cephesi Komutanı olarak görev yapmıştır; Sütçü İmam - Maraş direnişini başlatan ilk kurşunu atmıştır; Şahin Bey - Antep savunmasında Kuvayı Milliye lideridir; Gümrü Antlaşması - Ermenistan ile imzalanan ilk diplomatik antlaşmadır.
Eşleştirme, Milli Mücadele Dönemi'nde Doğu Cephesi'nde düzenli ordunun başında Kazım Karabekir'in yer alması ve bu cepheyi kapatan Gümrü Antlaşması'nın imzalanması ile Güney Cephesi'ndeki yerel Kuvayı Milliye direnişinin sembolleri olan Sütçü İmam (Maraş) ve Şahin Bey (Antep) bilgilerini tam ve doğru olarak ilişkilendirmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kazım Karabekir'in rolünü belirleme
Doğu Cephesi Komutanı olarak atanması ve 15. Kolordu ile Ermenilere karşı kazandığı zafer tespit edilmiştir.
Milli Mücadele'de Doğu Cephesi'ndeki düzenli ordunun başında Kazım Karabekir bulunmaktadır.
2
Sütçü İmam'ın tarihi olayla ilişkisini kurma
Maraş'ta Fransız ve işbirlikçi Ermenilere karşı ilk kurşunu atarak sivil direnişi başlatması tespit edilmiştir.
Sütçü İmam, Güney Cephesi'ndeki Maraş savunmasının sembol ismidir.
3
Şahin Bey'in askeri faaliyetini analiz etme
Kilis-Antep yolunu kapatarak Fransızlara karşı Antep savunmasını koordine etmesi tespit edilmiştir.
Şahin Bey, Antep bölgesindeki Kuvayı Milliye direnişinin önde gelen liderlerindendir.
4
Gümrü Antlaşması'nın siyasi önemini saptama
Ermenistan ile imzalanan antlaşmanın TBMM'nin ilk diplomatik zaferi olduğu tespit edilmiştir.
Doğu Cephesi'ndeki askeri başarıyı taçlandıran siyasi vesika Gümrü Antlaşması'dır.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi Doğu ve Güney Cepheleri'ndeki askeri liderler, yerel kahramanlar ve diplomatik sonuçlar
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8330Soru

Orta Asya'da 1960'lı yıllara kadar dünyanın en büyük dördüncü gölü olan Aral Gölü, bu tarihten itibaren kendisini besleyen Amuderya ve Siriderya nehir sularının pamuk tarımı sulaması amacıyla aşırı ve plansız şekilde kullanılması sonucu neredeyse tamamen kurumuş ve günümüzde büyük ölçüde 'Aralkum Ç��lü' adını almıştır. Gölün kurumasıyla ortaya çıkan tuzlu ve tozlu rüzgarlar çevre bölgelerdeki tarım alanlarını verimsizleştirmiş ve geniş çaplı solunum yolu hastalıklarına yol a��mıştır. Bu çevre felaketi ve sonuçları dikkate alındığında, doğal kaynakların kullanımı ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğal kaynakların yenilenebilme kapasitesi ve ekolojik sınırlar aşılacak şekilde kullanılması, zincirleme çevre sorunlarına yol açar.

Cevap

Doğal kaynakların yenilenebilme kapasitesi ve ekolojik sınırlar aşılacak şekilde kullanılması, zincirleme çevre sorunlarına yol açar.
Doğal kaynakların aşırı ve plansız kullanımı, ekosistemin kendini yenileme hızını aşarak çevre felaketlerine ve zincirleme olumsuz etkilere yol açar. Aral Gölü örneğinde, nehir sularının aşırı tüketilmesi gölün kurumasına, bu durum da iklimin değişmesine, tarım alanlarının verimsizleşmesine ve sağlık sorunlarına neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Aral Gölü'nün kuruma nedenini ve nehir sularının tarımdaki aşırı kullanımını analiz etmek.
Gölü besleyen kaynakların kapasitesinin üzerinde ve kontrolsüz tüketildiği belirlenir.
Sorunun kökenindeki beşeri müdahalenin niteliğini saptamak.
2
Gölün kurumasının ortaya çıkardığı ekolojik ve insani sonuçları değerlendirmek.
Tuz fırtınaları, tarım alanlarının verimsizleşmesi ve solunum yolu hastalıkları gibi zincirleme etkiler saptanır.
Çevre sorununun etki boyutunu ve diğer sistemlerle ilişkisini anlamak.
3
Bulguları doğal kaynak kullanımı ilkeleriyle karşılaştırarak doğru genel yargıya ulaşmak.
Doğal kaynakların yenilenebilme sınırlarını aşan tüketimin zincirleme çevre felaketlerine yol açtığı sonucuna varılır.
Sürdürülebilir kaynak yönetimi ilkesini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Sürdürülebilir Doğal Kaynak Kullanımı ve Çevre İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8331Soru

Tanzimat Dönemi öğretici metinlerinin ve yeni edebî türlerin gelişiminde gazeteler adeta birer okul vazifesi görmüştür. Aşağıda sol sütunda verilen Tanzimat Dönemi gazetelerini, sağ sütundaki kendilerine ait ayırt edici özellikleriyle doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tercüman-ı Ahval
Tasvir-i Efkâr
Hürriyet
Diyojen

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tercüman-ı Ahval ile Şinasi ve Agâh Efendi'nin çıkardığı ilk özel Türkçe gazete tanımı; Tasvir-i Efkâr ile Şinasi'nin tek başına çıkardığı ve kamuoyu kavramına yer veren gazete tanımı; Hürriyet ile Namık Kemal ve Ziya Paşa'nın Londra'da çıkardığı muhalif gazete tanımı; Diyojen ile Teodor Kasap'ın çıkardığı ilk mizah gazetesi tanımı eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; Tercüman-ı Ahval ilk özel Türkçe gazete, Tasvir-i Efkâr Şinasi'nin tek başına çıkardığı edebî/sosyal içerikli gazete, Hürriyet Namık Kemal ve Ziya Paşa'nın Londra'daki muhalif yayını, Diyojen ise ilk mizahi gazete olarak doğru bir şekilde tanımlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk özel Türkçe gazete olma niteliğini ve kurucularını incelemek.
Tercüman-ı Ahval gazetesi, Şinasi ve Agâh Efendi tarafından 1860'ta çıkarılmıştır ve ilk özel Türkçe gazetedir.
Tanzimat Dönemi'nin gazetecilik alanındaki ilk kurumsal adımını tespit etmek.
2
Edebî niteliğiyle ve kamuoyu oluşturma çabasıyla öne çıkan yayını incelemek.
Tasvir-i Efkâr gazetesi, Şinasi'nin 1862'de tek başına çıkardığı, edebî ve sosyal meselelere yoğunlaşan gazetedir.
Şinasi'nin bireysel yayıncılık faaliyetinin niteliğini ayırt etmek.
3
Yurt dışında çıkarılan muhalif gazete kimliğini analiz etmek.
Hürriyet gazetesi, Namık Kemal ve Ziya Paşa tarafından 1868'de Londra'da çıkarılan muhalif yayın organıdır.
Tanzimat aydınlarının sürgündeki/yurt dışındaki gazetecilik faaliyetlerini belirlemek.
4
İlk mizahi gazete unvanını taşıyan yayını tespit etmek.
Diyojen gazetesi, Teodor Kasap tarafından çıkarılan edebiyatımızın ilk mizah gazetesidir.
Mizah gazeteciliğinin başlangıcını belirlemek.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi Gazeteciliği ve Gazetelerin Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8332Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen edebi açıklamaları, sağ sütundaki doğru eser adlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Toplumun yoksul kesimlerini ve sokak hayatını realizm etkisiyle yansıtan manzum hikâyelerin yer aldığı Mehmet Âkif Ersoy eseri
Yahya Kemal Beyatlı'nın aruz ölçüsü dışına çıkarak yalnızca hece ölçüsüyle kaleme aldığı tek şiiri
Yahya Kemal Beyatlı'nın neo-klasik bir anlayışla ve aruzla yazdığı modern şiirlerini topladığı başyapıtı
Mehmet Âkif Ersoy'un idealindeki vatansever Türk gençliğini simgeleyen kahraman üzerinden kurguladığı Safahat bölümü

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Toplumun yoksul kesimlerini yansıtan manzum hikâyelerin yer aldığı eser Safahat; hece ölçüsüyle yazılan tek şiir Ok; neo-klasik şiirlerin toplandığı eser Kendi Gök Kubbemiz; vatansever Türk gençliğini simgeleyen bölüm ise Asım ile eşleşmelidir.
Verilen tanımlar ve eser özellikleri sırasıyla Safahat, Ok, Kendi Gök Kubbemiz ve Asım ile tam olarak eşleşmektedir. Bu eşleştirme, iki şairin en belirgin edebi özelliklerini ve eserlerini yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Mehmet Âkif Ersoy'un genel eseri ve realizm özellikleri incelenir.
Realizm akımıyla yazılan manzum hikâyelerin toplandığı ana eserin Safahat olduğu tespit edilir.
Mehmet Âkif'in şiir anlayışını ve toplumcu yönünü yansıtan temel kitap Safahat'tır.
2
Yahya Kemal Beyatlı'nın hece ölçüsü kullandığı tek eseri belirlenir.
Tüm şiirlerini aruzla yazan Yahya Kemal'in sadece Ok şiirinde heceyi kullandığı belirlenir.
Şairin hece vezni karşısındaki tutumu ve istisnası Türk edebiyatı tarihi açısından önemlidir.
3
Yahya Kemal'in neo-klasik anlayışla yazdığı şiir kitabı incelenir.
Aruzla yazdığı modern şiirlerin yer aldığı eserin Kendi Gök Kubbemiz olduğu tespit edilir.
Sanatçının neo-klasik kimliğinin ve İstanbul sevgisinin yansıdığı temel eser budur.
4
Mehmet Âkif'in ideal gençlik kurgusu analiz edilir.
Safahat'ın altıncı bölümünün ve bu bölümdeki idealize edilen karakterin Asım olduğu belirlenir.
Asım karakteri, yazarın Türk gençliğine sunduğu ahlak ve bilim sentezinin sembolüdür.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi bağımsız sanatçıları Mehmet Âkif Ersoy ve Yahya Kemal Beyatlı'nın temel eserleri ve edebî yönleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8333Soru

1909 yılında bir araya gelerek Türk edebiyatının ilk edebî beyannamesini yayımlayan ve "sanat şahsi ve muhteremdir" ilkesini savunan topluluk; şiirde estetik mükemmelliği, sembolizmi, akşam ve melal gibi bireysel temaları, musikiyle beslenen kapalı bir anlatımı benimsemiştir.

Buna göre, aşağıdaki dizelerin hangisi bu topluluğun şiir anlayışını doğrudan yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akşam, yine akşam, yine akşam,
Göllerde bu dem bir kamış olsam!
Yorgun gözümün halkalarında
Güller gibi fecr oldu nümayan...

Cevap

Akşam, fecr, kamış gibi sembolist imgeleri barındıran ve musikiyle yüklü olan dizelerin yer aldığı seçenek doğru cevaptır.
Fecr-i Âti şiiri, sembolizmin etkisiyle şekillenmiş; akşam, melal, yalnızlık, gece, fecr, göl ve kamış gibi anahtar kavramlar etrafında örülmüştür. Musiki ve anlam kapalılığı bu şiir anlayışının en belirgin niteliklerindendir. Akşam, fecr ve kamış imgelerini barındıran dizeler, topluluğun en önemli temsilcisi olan Ahmet Haşim'e ait olup grubun estetik ve tematik şiir ilkelerini tam anlamıyla yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Fecr-i Âti şiir anlayışının genel nitelikleri (sembolizm, bireysel temalar, musiki ve kapalı anlatım) belirlenir.
Fecr-i Âti şiirinin kapalı, simgesel, melankolik ve musiki yönü ağır basan yapısı ortaya konur.
Dizelerin hangi anlayışa ait oldu��unu belirlemek için karşılaştırma ölçütü oluşturulur.
2
Seçeneklerde verilen dizelerin tema, dil ve üslup özellikleri çöz��mlenir.
Tanzimat, Millî Edebiyat ve Garip şiirlerine ait örnekler elenerek; akşam, fecr, kamış gibi simgeleri barındıran dizeler tespit edilir.
Doğru şiir anlayışının hangi seçenekte temsil edildiğini bulmak amaçlanır.
3
Fecr-i Âti şiir anlayışıyla doğrudan örtüşen dize grubu doğru cevap olarak işaretlenir.
Ahmet Haşim'in sembolist ve musiki odaklı Fecr-i Âti şiir anlayışını yansıtan dizelerin yer aldığı seçenek belirlenir.
Sorunun nihai çözümü tamamlanır.

Anahtar Kavram

Fecr-i Âti Şiirinin Estetik ve Tematik Özellikleri
Soru 8334Soru

Osmanlı Devleti'nde klasik dönemden itibaren kullanılan Hicri takvimin yanı sıra, XVII. yüzyıldan itibaren mali işlemlerin yürütülmesinde Rumi takvim de kullanılmaya başlanmıştır. Ancak bu iki takvimin bir arada kullanılması, zamanla devlet bütçesinde 'sıvış yılı' adı verilen bütçe açıklarının ve idari karışıkl��kların ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Bu karışıklıkların ortaya çıkmasındaki temel etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hicri takvimin ay yılı, Rumi takvimin ise güneş yılı esasına dayanmasından kaynaklanan süre farkı

Cevap

Hicri takvimin ay yılı, Rumi takvimin ise güneş yılı esasına dayanmasından kaynaklanan süre farkı
Hicri takvim ay yılı esasına (354 gün), Rumi takvim ise güneş yılı esasına (365 gün) dayanır. İki takvim arasındaki 11 günlük fark, her 33 yılda bir 1 yıllık fark oluşmasına yol açar. Bu durum bütçe yılı (Rumi) ile vergi toplama döneminin (Hicri) kaymasına ve bütçe açıklarına (sıvış yılı) sebep olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Hicri ve Rumi takvimlerin temel yapısal farklarını belirleme.
Hicri takvim ay yılı, Rumi takvim ise güneş yılı esaslıdır.
Takvimlerin farklı yıl uzunluklarına sahip olması süre uyuşmazlığının temel nedenidir.
2
Mali yıl ile dini takvimin çakışma durumunu inceleme.
Ay yılı (354 gün) ile güneş yılı (365 gün) arasında her yıl yaklaşık 11 günlük bir fark ortaya çıkar.
Süre farkının zamanla birikerek bütçe hesaplarında açık oluşturduğunu saptamak gerekir.
3
Sıvış yılı kavramının bu farkla ilişkisini kurma.
Her 33 yılda bir ortaya çıkan 1 yıllık fark, sıvış yılı olarak adlandırılır ve bütçede idari/mali karışıklıklara yol açar.
Doğru cevabın süre farkından kaynaklanan bu uyuşmazlık olduğunu teyit etmek için bu ilişki kurulmalıdır.

Anahtar Kavram

Zamanın Taksimi ve Türklerin Kullandığı Takvimler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8335Soru

Türkiye’de 1950–1960 yılları arasında uygulanan ekonomi politikaları, liberal ilkelerin ön plana çıktığı, tarımda makineleşmenin ve karayolu taşımacılığının hız kazandığı bir süreci kapsamaktadır.

Bu dönemde uygulanan ekonomi politikalarının mekânsal ve sosyoekonomik sonuçlarıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet eliyle planlı sanayileşmeyi hedefleyen Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı uygulamaya konulmuştur.

Cevap

Devlet eliyle planlı sanayileşmeyi hedefleyen Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulamaya konulması
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulamaya konulması ifadesi yanlıştır çünkü bu plan 1930-1950 devletçilik dönemi içerisinde, 1934 yılında yürürlüğe girmiştir. 1950-1960 Demokrat Parti dönemi ise daha çok serbest piyasa ekonomisi, tarımda makineleşme ve karayolu yatırımları ile karakterize edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin belirlenmesi
Soruda 1950–1960 yılları arasındaki ekonomi politikaları ve mekânsal sonuçları sorulmaktadır.
Soruyu doğru analiz etmek için hedeflenen tarih aralığının sınırlarını çizmek gerekir.
2
Seçeneklerin analiz edilmesi
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı 1934 yılında uygulamaya konulmuştur. Bu durum 1930–1950 arasındaki devletçilik dönemiyle ilişkilidir.
Tarihsel kronolojideki uyumsuzluğu bularak yanlış olan seçeneği tespit etmek gerekir.
3
Doğru seçeneğin doğrulanması
Diğer tüm seçenekler (tarımda makineleşme, karayolu yatırımları, kırdan kente göç, DSİ'nin kurulması) 1950–1960 dönemine ait gelişmelerdir.
Çeldiricilerin elenerek cevabın kesinleştirilmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de 1950–1960 dönemi ekonomi politikaları ve coğrafi etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8336Soru

Tanzimat Dönemi Türk edebiyatının oluşum süreci, gazetenin işlevi, dil tartışmaları ve Batılılaşma hareketinin edebi yansımaları dikkate alındığında, sol sütunda verilen kavramları sağ sütunda verilen doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Dilde sadeleşme beyanı
Gazetenin edebiyata ve topluma etkisi
Klasisizm ve Romantizm akımlarının etkisi
Nazım biçimleri ve tema ilişkisi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dilde sadeleşme beyanı - teoride kalıp uygulanamama; Gazetenin etkisi - yeni kavramların ulaştırılması ve türlerin tanıtılması; Akımların etkisi - akılcı ve duygusal sentez; Nazım biçimleri ve tema - eski biçimlerde yeni toplumsal kavramlar.
Doğru eşleştirmede kavramlar ve tarihsel olgular bire bir örtüşmektedir. Dilde sadeleşme beyanı teoride kalarak tam uygulanamamış; gazete yeni edebi türleri ve hürriyet gibi siyasi kavramları topluma yaymış; edebi akımlardan klasisizm ve romantizm akıl ile duyguyu harmanlayarak toplumsal fayda amacıyla eserlerde kullanılmış; nazım biçimlerinde ise divan edebiyatı biçimleri korunurken içerik modern kavramlarla yenilenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dilde sadeleşme ve uygulama arasındaki farkı analiz edin.
Tanzimat'ta dilde sadeleşme fikri savunulmuş ancak divan şiiri estetiğinden kopulamadığı için bu hedef teoride kalmıştır. Bu durum birinci kavramı ikinci açıklamayla eşleştirir.
Tanzimat edebiyatının oluşumundaki en belirgin çelişkilerden biri dilde sadeleşme vaadi ile edebi eserlerin ağır dili arasındaki uçurumdur.
2
Gazetenin Tanzimat dönemindeki toplumsal ve edebi rolünü değerlendirin.
Gazete, Tanzimat döneminde sadece haber ulaştırma aracı değil, aynı zamanda yeni edebi türleri halka tanıtan ve hak, adalet, hürriyet gibi siyasi kavramları yayan temel kültürel vasıta olmuştur. Bu durum ikinci kavramı birinci açıklamayla eşleştirir.
Tercümân-ı Ahvâl ve Tasvîr-i Efkâr gibi gazeteler Tanzimat edebiyatının oluşum merkezleridir.
3
Dönem şiirindeki biçim ve içerik ilişkisini inceleyin.
Tanzimat şiirinde yeni kavramlar divan edebiyatı biçimleri olan kaside ve gazel vasıtasıyla sunulmuştur. Bu durum dördüncü kavramı üçüncü açıklamayla eşleştirir.
Tanzimat şiirinin yapısal olarak eski, içerik olarak yeni olduğu gerçeği edebiyat tarihi araştırmalarında temel bir tespittir.
4
Edebi akımların Tanzimat yazarları üzerindeki etkisini belirleyin.
Klasisizm akıl ve ahlak boyutuyla (tiyatroda ve çevirilerde), romantizm ise hürriyet, vatan ve duygu coşkusuyla toplumsal faydayı sağlamak amacıyla kullanılmıştır. Bu durum üçüncü kavramı dördüncü açıklamayla eşleştirir.
Şinasi'nin klasisizmden, Namık Kemal'in romantizmden etkilenmesi genel özelliklerin akım yansımasını gösterir.

Anahtar Kavram

Tanzimat edebiyatının doğuşu, Batı etkisindeki yenilikler, dil tartışmaları, eski-yeni çatışması ve edebi akımların genel nitelikleri.
Soru 8337Soru

Gül gülse dâim ağlasa bülbül aceb değül
Zîrâ kimine ağla demişler kimine gül

Bâkî’ye ait bu beyit ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Benzetme unsurlarından yalnızca kendisine benzetilenin kullanılmasıyla dizelerde açık istiare sanatına yer verilmiştir.

Cevap

Benzetme unsurlarından yalnızca kendisine benzetilenin kullanılmasıyla dizelerde açık istiare sanatına yer verilmiştir.
Beyitte açık istiare sanatına yer verildiği iddiası yanlıştır. Güle gülmek, bülbüle ağlamak gibi insani özellikler yüklenerek kişileştirme (teşhis) yapılmıştır. Teşhis sanatının olduğu yerde aynı zamanda kapalı istiare bulunur, çünkü benzeyen (gül, bülbül) belirtilmiş ancak kendisine benzetilen (insan) söylenmeyip onun özellikleri verilmiştir. Bu nedenle açık istiare yapıldığı ifadesi beyit hakkında söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitteki söz sanatlarını ve kelime ilişkilerini belirleme.
Beyitte 'gül' ve 'bülbül'ün kişileştirildiği (teşhis), 'gülmek' ve 'ağlamak' zıtlığının kullanıldığı (tezat), 'gül' kelimesinin sesteş kullanıldığı (cinas) ve aralarındaki uyumun vurgulandığı (tenasüp) tespit edilir.
Söz söylenişindeki edebi incelikleri ortaya çıkarmak için beyitteki tüm kelime düzeyindeki sanatlar analiz edilmelidir.
2
İstiare türlerinin tanımını beyit üzerindeki uygulamayla karşılaştırma.
Kişileştirilen gül ve bülbül benzeyen ögelerdir; kendilerine benzetilen insan ise söylenmemiştir. Bu durum açık istiare değil, kapalı istiare oluşturur.
İstiare türlerini (açık ve kapalı) ayırt ederek seçenekteki yargının doğruluğunu denetlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Edebi sanatların (cinas, tezat, teşhis, tenasüp, istiare) beyit üzerinde tespit edilmesi ve istiare türlerinin (açık ve kapalı) ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8338Soru

Dört Halife Dönemi'nde İslam Devleti'nin s��nırlarının hızla genişlemesi, idari, askeri ve dini alanlarda kurumsallaşma adımlarının atılmasını zorunlu kılmıştır.

Buna göre, aşağıda verilen halife dönemleri ile bu dönemlerde gerçekleştirilen kurumsal ve askeri gelişmeleri doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hz. Ebubekir Dönemi
Hz. Ömer Dönemi
Hz. Osman Dönemi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hz. Ebubekir Dönemi Kur'an-ı Kerim'in ilk kez kitap (mushaf) hâline getirilmesiyle; Hz. Ömer Dönemi ülkenin eyaletlere ayrılıp adli teşkilatın (kadılık makamının) kurulmasıyla; Hz. Osman Dönemi ise ilk İslam donanmasının oluşturularak Kıbrıs'ın fethedilmesiyle eşleşmektedir.
Hz. Ebubekir Dönemi'nde Kur'an-ı Kerim mushaf hâline getirilmiş, Hz. Ömer Dönemi'nde ülke eyaletlere bölünerek adli teşkilat (kadılık) oluşturulmuş, Hz. Osman Dönemi'nde ise ilk İslam donanması kurularak Kıbrıs adası fethedilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Hz. Ebubekir Dönemi'ndeki en önemli gelişmeyi belirlemek.
Hz. Ebubekir Dönemi'nde Kur'an-ı Kerim'in kitap haline getirilmesi sağlandı.
Yemame Savaşı gibi iç karışıklıklarda hafızların şehit olması, Kur'an ayetlerinin korunması ihtiyacını doğurmuştur.
2
Hz. Ömer Dönemi'ndeki teşkilatlanma çalışmalarını incelemek.
Hz. Ömer Dönemi'nde eyaletlerin oluşturulması ve kadıların tayin edilmesi sağlandı.
Sınırların çok hızlı genişlemesi nedeniyle merkezi otoritenin ve adil yargılamanın sürdürülebilmesi hedeflenmiştir.
3
Hz. Osman Dönemi'nin denizcilik ve askeri alanındaki ilkini saptamak.
Hz. Osman Dönemi'nde ilk İslam donanması kuruldu ve Kıbrıs fethedildi.
Denizlerde de Bizans gücüne karşı hakimiyet kurulması ve Akdeniz ticaret yollarının güvenliğinin sağlanması amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Dört Halife Dönemi Kurumsallaşma ve Askeri Gelişmeler
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8339Soru

Yeni Türk Devleti’nde gerçekleştirilen inkılaplar amaçları bakımından incelendiğinde; devletin yönetim şeklini netleştirmeye ve millî egemenliği kurumsallaştırmaya yönelik adımlar ile devletin ve toplumsal yapının laikleştirilmesini amaçlayan adımlar arasında belirgin bir ayrım olduğu görülür.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi doğrudan laikleşme ve din işlerinin devlet işlerinden ayrılması amacından ziyade, millî egemenliği pekiştirme ve devletin rejim tartışmalarını sonlandırma hedefiyle gerçekleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyetin ilan edilmesi

Cevap

Cumhuriyetin ilan edilmesi
Cumhuriyetin ilan edilmesi; yeni kurulan devletin adını netleştirmiş, rejim tartışmalarını sona erdirmiş, devlet başkanlığı sorununu çözmüş ve millî egemenlik ilkesini kurumsal bir zemine oturtmuştur. Bu yönüyle doğrudan laikleşme amacından ziyade, millî egemenliği pekiştirme ve devlet teşkilatlanmasını tamamlama gayesi taşır.

Adım Adım Çözüm

1
İnkılapların temel amaçlarının analiz edilmesi
Halifeliğin kaldırılması, Şeriye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması, Şeyhülislamlık makamının lağvedilmesi ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu gibi inkılapların devletin ve toplumsal yapının laikleştirilmesi amacıyla yapıldığı belirlenir.
İnkılapların hangi ilke ve amaca (laiklik veya cumhuriyetçilik/millî egemenlik) hizmet ettiğinin doğru sınıflandırılması gerekir.
2
Devletin yönetim biçimini ve rejim krizini çözen inkılabın saptanması
Cumhuriyetin ilanı ile yeni devletin adı konmuş, yönetim şekli netleşmiş ve devlet başkanlığı sorunu çözülerek millî egemenlik kurumsal bir yapıya kavuşturulmuştur.
Soruda istenen rejim tartışmalarını sonlandırma ve millî egemenliği pekiştirme hedefine doğrudan uyan inkılabın bulunması gerekir.

Anahtar Kavram

Siyasi Alanda Yapılan İnkılaplar ve Amaçları
Soru 8340Soru

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,
Bir dakika araba yerinden kımıldadı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...

Faruk Nafiz Çamlıbel'in ünlü *Han Duvarları* adlı şiirinden alınan bu dizeler ve yazıldığı dönem göz önünde bulundurulduğunda, aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mehmet Âkif Ersoy'un öncülük etti��i, halkın günlük yaşayışını ve sosyal dertlerini aktarmayı amaçlayan manzum hikâye türünün dil ve anlatım özelliklerini taşır.

Cevap

Dizelerin Mehmet Âkif Ersoy'un manzum hikâye türünün dil ve anlatım özelliklerini taşıdığını belirten yargı söylenemez.
Verilen dizeler Faruk Nafiz Çamlıbel'in memleketçi şiir anlayışının öncü eseri olan 'Han Duvarları' şiirine aittir. Bu şiir hece ölçüsüyle yazılmış olup, Anadolu coğrafyasını lirik ve realist bir dille anlatır. Mehmet Âkif Ersoy ise şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmış ve toplumsal sorunları ele alan manzum hikâyeler ortaya koymuştur. Dolayısıyla bu dizelerin Mehmet Âkif'in manzum hikâye tarzını yansıttığı yönündeki ifade söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen şiir dizelerini dil, üslup ve biçim açısından incelemek.
Dizelerin sade bir dille yazıldığı, hece ölçüsüyle kaleme alındığı ve Anadolu yollarındaki izlenimleri anlattığı tespit edilir.
Şiirin ait olduğu dönemi ve temsil ettiği şiir anlayışını belirlemek için ilk analiz adımını gerçekleştirmek gerekir.
2
Şiirin yazarını ve ait olduğu edebî hareketi belirlemek.
Bu dizelerin Faruk Nafiz Çamlıbel'in 'Han Duvarları' şiirine ait olduğu ve Milli Edebiyat Dönemi'ndeki 'sade dil ve hece vezniyle yazılan memleketçi şiir' anlayışını temsil ettiği saptanır.
Edebî dönem ve şair özelliklerinin eşleştirilmesi, seçeneklerin doğruluğunu kontrol etmek için gereklidir.
3
Seçeneklerdeki yargıları bu tespitler doğrultusunda değerlendirmek.
Seçeneklerde belirtilen sade Türkçe kullanımı (Yeni Lisan), hece ölçüsü ve memleketçi şiir özellikleri şiirle uyuşurken; Mehmet Âkif Ersoy'un aruzla yazılan ve sosyal dertleri işleyen manzum hikâye üslubuyla uyuşmadığı görülür.
Doğru seçeneğe (söylenemeyecek olan yargıya) ulaşmak amacıyla her bir seçeneğin doğruluğunu test etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi'ndeki farklı şiir anlayışlarının (memleketçi şiir, saf şiir, manzum hikâye) dil, biçim ve tema özelliklerinin ayırt edilmesi.
ÖncekiSayfa 417 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin