Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 8301Soru

Açık istiare; benzetme unsurlarından yalnızca "kendisine benzetilen"in kullanılmasıyla, yani benzeyen unsurun söylenmeyip sadece benzetilen unsurun cümle içinde yer almasıyla yapılan eğretilemedir.

Buna göre aşağıdaki dizelerin hangisinde açık istiare sanatı vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüce dağlar giyinmiş beyaz şalını / Bizim için hazırlamış soğuk yolunu

Cevap

Yüce dağlar giyinmiş beyaz şalını / Bizim için hazırlamış soğuk yolunu dizelerinde geçen beyaz şal ifadesiyle açık istiare yapılmıştır.
Doğru seçenekte yer alan 'beyaz şal' sözüyle 'kar' kastedilmiştir. Burada kar benzeyen, beyaz şal ise kendisine benzetilen unsurdur. Benzeyen (kar) kullanılmayıp sadece kendisine benzetilen (beyaz şal) kullanıldığı için açık istiare sanatı yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerdeki benzetme ilişkilerini ve unsurlarını tek tek analiz etmek.
Doğru cevap dışındaki seçeneklerin teşbih (benzetme) veya kapalı istiare içerdiği görülür.
Açık istiare bulabilmek için sadece kendisine benzetilen unsurun kullanıldığı dizeyi tespit etmek gerekir.
2
Doğru seçenekteki beyaz şal ifadesinin neyi karşıladığını bulmak.
Giyilen beyaz şal ifadesinin dağların üzerini kaplayan karı temsil ettiği belirlenir.
Dağların giydiği örtü kar olduğu için kar benzeyen, beyaz şal kendisine benzetilendir. Benzeyen (kar) söylenmediği için açık istiare gerçekleşmiştir.

Anahtar Kavram

Açık İstiare ve Teşbih Ayrımı
Soru 8302Soru

Bir felsefe öğretmeni mantık dersinde tahtaya şu akıl yürütmeyi yazar:

- Bütün sorgulayanlar filozoftur.
- Bütün filozoflar bilgedir.
- Bütün bilgeler erdemlidir.
- Bütün erdemliler mutludur.
- O hâlde bütün sorgulayanlar mutludur.

Öğretmen, bu akıl yürütmede birinci kıyasın sonucu olan 'Bütün sorgulayanlar bilgedir' ve ikinci kıyasın sonucu olan 'Bütün sorgulayanlar erdemlidir' önermelerinin gösterilmeyip atlandığını açıklar.

Buna göre, öğretmenin tahtaya yazdığı akıl yürütme aşağıdaki kıyas türlerinden hangisine örnektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sorit

Cevap

Sorit
Soruda verilen akıl yürütme, zincirleme kıyasın ara sonuçlarının ('Bütün sorgulayanlar bilgedir' ve 'Bütün sorgulayanlar erdemlidir') atlanmasıyla oluşturulmuş bir sorittir. Sorit kıyaslarda, birinin yüklemi diğerinin konusu olacak şekilde ilerleyen öncüllerin ardından doğrudan en baştaki özne ile en sondaki yüklemi bağlayan sonuç önermesine ulaşılır.

Adım Adım Çözüm

1
Akıl yürütmedeki öncüllerin birbiriyle ilişkisini inceleyin.
Öncüllerin terimlerinin bir zincir gibi birbirini takip ettiği (sorgulayan -> filozof -> bilge -> erdemli -> mutlu) ve birinci öncülün konusu ile son öncülün yükleminin sonuçta birleştirildiği görülür.
Kıyasın yapısal olarak zincirleme bir karaktere sahip olup olmadığını anlamak için.
2
Öncüller arasındaki ara sonuç önermelerinin yazılıp yazılmadığını kontrol edin.
'Bütün sorgulayanlar bilgedir' ve 'Bütün sorgulayanlar erdemlidir' gibi ara sonuçların çıkarımda yer almadığı, atlandığı tespit edilir.
Zincirleme kıyas ile sorit arasındaki en temel ayrım noktası ara sonuçların varlığıdır.
3
Mantıksal tanım eşleştirmesini yapın.
Klasik mantıkta, zincirleme kıyasta ara sonuçların çıkarılmasıyla yapılan kıyasa sorit adı verilir.
Bulgularımızı klasik mantık terimleriyle adlandırmak için.

Anahtar Kavram

Sorit Kıyas Türü
Soru 8303Soru

Aşağıda sol sütunda verilen beyitleri, sağ sütunda verilen Divan edebiyatı akım ve eğilimleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Pür-heves olma cihanın lezzet-i bî-hûdesine
Kâse-i zehri sunarlar adını sahbâ koyarak
Bir şûlesi var ki şem-i cânın
Fânûsuna sığmaz âsmânın
Meyhâne mukassî görünür taşradan ammâ
Bir başka ferahlık var içinde a canım
Kocadı sakalı ağardı Nazmî
Yine ol taze yâri arar ister

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci beyit Hikemi Tarz (Nâbî Ekolü), ikinci beyit Sebk-i Hindi Akımı, üçüncü beyit Mahallileşme Akımı ve dördüncü beyit Türk-i Basit Akımı ile eşleşmektedir.
Beyitler dil, üslup ve içerik yönünden incelendiğinde; birinci beyitteki ahlaki öğüt Hikemi Tarz ile, ikinci beyitteki kapalı ve soyut imgeler Sebk-i Hindi ile, üçüncü beyitteki günlük hitap ve yerel ögeler Mahallileşme Akımı ile, dördüncü beyitteki yalın Türkçe ise Türk-i Basit Akımı ile tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci beyitteki 'Pür-heves olma cihanın lezzet-i bî-hûdesine' (Dünyanın boş lezzetlerine heveslenme) ifadesini ve genel anlamını incelemek.
Beytin didaktik ve ahlaki bir öğüt içerdiği tespit edilir. Bu felsefi ve düşünsel yönelim Hikemi Tarz'a (Nâbî Ekolü) aittir.
Hikemi Tarz, şiirde duygu yerine düşünceyi ve ahlaki dersler vermeyi ön plana çıkarır.
2
İkinci beyitteki 'şem-i cân' (can mumu) ve 'fânûs-ı âsmân' (gökyüzü fanusu) gibi soyut, alışılmamış bağdaştırmaları değerlendirmek.
Yoğun hayal gücüne dayalı, anlamca kapalı ve imgesel bir dil kullanıldığı görülür. Bu özellikler bizi Sebk-i Hindi akımına ulaştırır.
Sebk-i Hindi akımı şairleri, şiirde anlaşılması güç, derin ve girift hayaller kurmayı amaçlarlar.
3
Üçüncü beyitte geçen 'meyhâne' mekânını ve 'a canım' hitabını analiz etmek.
Günlük yaşamdan somut bir unsur ile halk söyleyişine ait samimi bir ifadenin aruz ölçüsü içinde kullanıldığı görülür. Bu yaklaşım Mahallileşme Akımı ile eşleşir.
Mahallileşme Akımı, Divan şiirini soyut dünyadan çıkarıp yerel unsurlarla ve günlük dilin doğallığıyla buluşturmayı hedefler.
4
Dördüncü beyitte yer alan kelimelerin (kocadı, sakalı, ağardı, taze, arar, ister) kökenini ve yapısını kontrol etmek.
Beytin yabancı kelimelerden ve Arapça-Farsça dil kurallarından tamamen uzak, yalın ve sade bir Türkçe ile yazıldığı görülür. Bu dil bilinci Türk-i Basit akımını temsil eder.
Türk-i Basit akımı, Divan şiiri formu içinde Türkçe kelimeler ve halk dilindeki söyleyişlerle şiir yazma yönelimidir.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatı edebi akım ve eğilimlerinin dil, üslup ve tema özellikleri üzerinden ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8304Soru

Sanma ey hâce ki senden zer ü sîm isterler
Yevm-i lâ-yenfeu'da kalb-i selîm isterler

(Ey hoca! Sanma ki senden altın ve gümüş isterler; hiçbir şeyin fayda vermediği o hesap gününde sadece temiz bir kalp isterler.)

İçerik, üslup ve zihniyet özellikleri dikkate alındığında bu beyit; toplumsal aksaklıkları eleştiren, rindane ve bilgece tavrıyla tanınan ve bu tarzda kaleme aldığı terkibibendiyle Türk edebiyatında derin izler bırakarak Tanzimat Dönemi şairlerine dahi ilham veren 16. yüzyıl Divan sanatçısına aittir.

Buna göre, yukarıda özellikleri ve bir beyti verilen Divan şairi a��ağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bağdatlı Rûhî

Cevap

Bağdatlı Rûhî
Verilen beyit, dünyevi zenginlikler yerine manevi temizliğe değer verilmesi gerektiğini öğütleyen bilgece ve rindane bir yaklaşımla yazılmıştır. 16. yüzyıl Divan edebiyatında toplumsal aksaklıkları eleştiren, dünyayı ve insanları gözlemleyip rindane bir üslupla dile getiren ve yazdığı terkibibendiyle ün kazanan şair Bağdatlı Rûhî'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitteki anlam ve üslubun çözümlenmesi
Beyitte dünyalık maddi değerlerin (altın ve gümüşün) geçici olduğu, manevi temizliğin (kalb-i selim) ise asıl önemli değer olduğu vurgulanmaktadır. Bu durum dini-ahlaki, bilgece ve dünyayı önemsemeyen (rindane) bir zihniyeti göstermektedir.
Şairin zihniyet ve üslup özelliklerini belirlemek.
2
Sanatçının edebi kişiliği ve yüzyıl bilgisinin eşleştirilmesi
Parçada 16. yüzyılda yaşamış, toplumsal eleştirileri ve terkibibendiyle tanınmış bir şair aranmaktadır. Bağdatlı Rûhî, bu tanıma uyan en belirgin sanatçıdır.
Doğru şıkkı tespit etmek.

Anahtar Kavram

15. ve 16. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri ve Edebî Üslupları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8305Soru

Türkiye'deki maden işletmeleri ve metalürji tesislerinin kuruluş yerlerinin belirlenmesinde ham maddeye yakınlık, enerji kaynağına yakınlık, ulaşım kolaylığı ve pazarlama imkânları gibi co��rafi faktörler rol oynamaktadır. Buna göre, aşağıda verilen metalürji tesislerini, kuruluş yerlerinin belirlenmesindeki temel coğrafi gerekçelerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Samsun Bakır İzabe Tesisleri
Ereğli Demir-Çelik Fabrikası
Seydişehir Alüminyum Fabrikası
Elazığ Ferro Krom Fabrikası

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Samsun Bakır İzabe Tesisleri ulaşım kolaylığı ile, Ereğli Demir-Çelik Fabrikası enerji kaynağına yakınlık ile, Seydişehir Alüminyum Fabrikası hem ham maddeye hem enerji kaynağına yakınlık ile, Elazığ Ferro Krom Fabrikası ise doğrudan ham maddeye yakınlık gerekçesiyle eşleşmektedir.
Metalürji tesislerinin kuruluş yerleri incelendiğinde; Samsun Bakır İzabe Tesisleri liman ve demir yolu ulaşım kolaylığı gerekçesiyle, Ereğli Demir-Çelik Fabrikası taş kömürüne (enerji kaynağına) yakınlık gerekçesiyle, Seydişehir Alüminyum Fabrikası hem boksit madenine (ham madde) hem de Oymapınar Barajı'na (enerji) yakınlık gerekçesiyle, Elazığ Ferro Krom Fabrikası ise Guleman krom yataklarına (ham maddeye) yakınlık gerekçesiyle kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Tesislerin coğrafi konumlarını ve çevresindeki ham madde ile enerji kaynaklarını belirleme
Samsun ve Ereğli'de işlenen madenlerin yerel rezervi yoktur; Seydişehir ve Elazığ ise maden rezervlerinin bulunduğu alanlardadır.
Madenlerin çıkarıldığı yerler ile işlendiği yerlerin coğrafi analizini yapmak doğru gerekçeleri bulmanın ilk adımıdır.
2
Ereğli ve Samsun tesislerinin kuruluş faktörlerini ayırt etme
Ereğli tesisinin taş kömürüne (enerji kaynağı), Samsun tesisinin ise liman imkânlarına (ulaşım) bağlı olarak kurulduğu saptanır.
Bu iki ilde maden yatağı olmaması, kuruluş yerlerinin ham madde dışı faktörlerle (enerji ve ulaşım) açıklandığını kanıtlar.
3
Seydişehir ve Elazığ tesislerinin yerel kaynaklarla ilişkisini kurma
Seydişehir'de boksit (ham madde) ve Oymapınar Barajı (enerji), Elazığ'da ise Guleman krom yatakları (ham madde) ile eşleştirme yapılır.
Bu tesisler ham madde kaynağına yakınlık ilkesine göre kurulmuştur, Seydişehir'de ayrıca enerji kaynağı entegrasyonu da mevcuttur.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki maden işleme tesislerinin kuruluş yeri seçimini etkileyen coğrafi faktörler (ham madde, enerji kaynağı, ulaşım).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8306Soru

Tanzimat Dönemi I. Dönem gazeteciliğinin ve öğretici metinlerinin beyannamesi niteliğindeki Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi'nden alınan:

*"Değil mi ki bir milletin efkâr-ı umumiyesi o milletin derece-i kemaline delildir ve mademki bir gazete o efkârın lisanıdır; öyleyse gazete çıkarmak, vatan evladına karşı mukaddes bir borçtur."*

ifadesinden hareketle, Tanzimat Dönemi öğretici metinleri ve gazeteciliğiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. Dönem'de gazetecilik, I. Dönem'deki siyasi ve toplumsal işlevini aynen korumuş; yönetimle olan mücadelede muhalif kamuoyunun en aktif sesi olmaya devam etmiştir.

Cevap

II. Dönem'de gazeteciliğin I. Dönem'deki siyasi ve toplumsal işlevini aynen koruyarak muhalif kamuoyunun en aktif sesi olmaya devam ettiğini savunan seçenek
Tanzimat II. Dönemi'nde gazetecilik, I. Dönem'deki gibi toplumsal ve siyasi tartışmaların merkezinde yer alamamış, sansür ortamı nedeniyle muhalif kimliğini yitirerek bilimsel, sanatsal ve edebi konularla sınırlı kalmıştır. Dolayısıyla, gazeteciliğin muhalif kamuoyunun en aktif sesi olmaya devam ettiğini savunan yargı söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat I. ve II. Dönem gazetecilik anlayışlarının farklarını belirleyin.
Tanzimat I. Dönem'inde gazeteler halkı eğitme, yeni kavramları yayma ve siyasi/toplumsal muhalefet yapma işlevine sahipken, II. Dönem'de sansür ve siyasi baskı nedeniyle bu işlevler zayıflamış, gazeteler edebi ve bilimsel konulara yönelmiştir.
Soruda verilen öncül ve Tanzimat döneminin tarihsel koşulları arasındaki uyumsuzluğu tespit etmek.
2
Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi'nin ve diğer ilk gazetelerin önemini değerlendirin.
Tercüman-ı Ahval ilk özel gazetedir ve Şinasi'nin yazdığı mukaddime ilk Türkçe makale olup gazetenin toplumsal fayda (kamuoyunun sesi olma) amacını açıklar.
Diğer seçeneklerdeki bilgilerin tarihsel doğruluğunu kontrol etmek.
3
II. Dönem gazeteciliğine dair yargıyı inceleyin.
İkinci dönemde gazeteciliğin toplumsal ve muhalif mücadeleyi aynen koruduğu iddiası dönemin istibdat (baskı) koşullarıyla tamamen çelişmektedir. Dolayısıyla bu yargı söylenemez.
Doğru seçeneği kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Tanzimat I. ve II. Dönem gazetecilik ve öğretici metin anlayışlarının farkları
Soru 8307Soru

Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında bireyin iç dünyasını esas alan eserler ile millî-dinî zevk ve duyarlılığı yansıtan eserler tematik ve yapısal açıdan farklılık gösterir. Buna göre, sol sütundaki romanlar ile sağ sütundaki açıklamalar birebir eşleştirildiğinde doğru eşleştirme nasıl olmalıdır?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fatih-Harbiye
Köse Kadı
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Kilit

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Fatih-Harbiye romanı Doğu-Batı çatı��masını anlatan açıklamayla; Köse Kadı romanı Osmanlı serhad boylarındaki mücadeleleri ele alan açıklamayla; Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanı bürokratik kurum eleştirisi ve zaman kavramını işleyen açıklamayla; Kilit romanı ise Malazgirt Savaşı ve Anadolu'ya yerleşmeyi anlatan açıklamayla eşleşmektedir.
Cumhuriyet Dönemi Türk romanında bireyin iç dünyasını esas alan yazarlardan Peyami Safa ve Ahmet Hamdi Tanpınar ile millî-dinî zevk ve duyarlılığı sürdüren yazarlardan Bahaeddin Özkişi ve Mustafa Necati Sepetçioğlu'nun eserlerinin tematik özellikleri doğrultusunda doğru şekilde yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Fatih-Harbiye romanının konusunu ve yansıttığı eğilimi analiz etme.
Eser, Doğu-Batı çatışmasını Neriman karakterinin yaşadığı iç buhranlar üzerinden ele alır ve bireyin iç dünyasını esas alan anlayışa uygundur. Bu durum ilk eseri birinci açıklamayla eşleştirir.
Yazarın psikolojik derinlik ve semt çatışması üzerinden kurduğu izleği belirlemek.
2
Köse Kadı romanının konusunu ve yansıttığı eğilimi analiz etme.
Köse Kadı, Osmanlı'nın sınır boylarındaki mücadelelerini millî ve tarihî bir şuurla ele alır; bu yönüyle millî-dinî zevk ve duyarlılığı sürdüren eserlerdendir. Bu durum ikinci eseri ikinci açıklamayla eşleştirir.
Bahaeddin Özkişi'nin tarihî kurguya dayalı millî-dinî roman yaklaşımını tespit etmek.
3
Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanının konusunu ve yansıttığı eğilimi analiz etme.
Eser, Hayri İrdal ve Halit Ayarcı karakterleri vasıtasıyla zaman, bürokrasi ve Türk toplumunun modernleşme sancılarını ironik bir üslupla işler. Bu durum üçüncü eseri üçüncü açıklamayla eşleştirir.
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın bireyin iç dünyasını simgeler üzerinden yansıtma yöntemini belirlemek.
4
Kilit romanının konusunu ve yansıttığı eğilimi analiz etme.
Mustafa Necati Sepetçioğlu'nun bu nehir romanı Malazgirt Savaşı öncesi ve sonrasındaki Anadolu'nun yurt edinilme sürecini destansı bir tarih bilinciyle anlatır. Bu durum dördüncü eseri dördüncü açıklamayla eşleştirir.
Destansı tarihî romanların millî-dinî duyarlılık çerçevesindeki yerini kavramak.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Hikaye ve Romanında Milli-Dini Zevk ve Bireyin İç Dünyasını Esas Alanlar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8308Soru

Doğal kaynakların kullanımı ve bunların çevre üzerindeki etkileri göz önüne alındığında, verilen beşeri müdahaleler ile bu müdahalelerin yol açtığı baskın çevre sorunlarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fosil yakıtlara (özellikle linyit ve taş kömürüne) dayalı termik enerji üretiminin yoğunlaşması
Akarsu havzaları üzerinde akış rejimini kesintiye uğratan büyük baraj projelerinin hayata geçirilmesi
Yarı kurak bölgelerdeki tarım arazilerinde aşırı ve kontrolsüz yeraltı suyu çekiminin yapılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Fosil yakıtlara dayalı termik üretim asit yağışları ile, baraj projeleri alüvyon birikiminin kesintiye uğraması ve delta gerilemesi ile, yeraltı suyu çekimi ise obruk oluşumu ile eşleşmektedir.
Kömürle çalışan termik santrallerin atmosfere kükürt salarak asit yağmurlarına yol açtığı, akarsular üzerine kurulan barajların sediment akışını durdurarak delta ovalarında gerilemeye neden olduğu ve yeraltı sularının aşırı çekilmesinin obruk oluşumunu tetiklediği bilinmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kömür tüketiminin etkilerini analiz etmek.
Kömür yandığında havaya salınan kükürt bileşikleri asit yağmurları olarak geri döner ve bitki örtüsüne zarar verir.
Enerji üretiminde kullanılan fosil kaynakların atmosferik etkilerini tespit etmek.
2
Baraj setlerinin sediment taşınımına etkisini incelemek.
Baraj göllerinde biriken sediment kıyıya ulaşamaz, bu da kıyılarda birikim yerine aşınımı (erozyonu) tetikler.
Hidrolojik müdahalelerin kıyı ekosistemleri ve jeomorfolojisi üzerindeki etkisini açıklamak.
3
Yeraltı suyunun aşırı tüketiminin yer şekillerine etkisini belirlemek.
Boşalan akifer yataklarının üstündeki toprak tabakası çöker ve obruk adı verilen çukurlar oluşur.
Aşırı sulama faaliyetlerinin litosfer üzerindeki mekanik etkisini kavramak.

Anahtar Kavram

Doğal Kaynakların Kullanımı ve Çevre Etkileri
Soru 8309Soru

Aşağıda Türkiye'de yer alan bazı önemli turizm varlıkları ile bu varlıkların coğrafi özellikleri ve turizm potansiyelleri verilmiştir. Sol sütundaki turizm varlıklarını, sağ sütundaki uygun coğrafi özellikleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kaçkar Dağları
Pamukkale
Sümela Manastırı
Göbeklitepe

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kaçkar Dağları ile yayla/dağcılık turizmi potansiyeli yüksek olan alan; Pamukkale ile kalsiyum karbonatça zengin termal kaynakların oluşturduğu traverten alanı; Sümela Manastırı ile Trabzon'da kaya yamacına inşa edilmiş tarihi dini yapı; Göbeklitepe ile Şanlıurfa'daki neolitik döneme ait tapınak alanı eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede Kaçkar Dağları yüksek zirveleri ve alpin çayırlarıyla yayla turizmine; Pamukkale termal kaynakların oluşturduğu karstik birikim şekilleriyle sağlık turizmine; Sümela Manastırı Trabzon'da kaya yamacındaki inanç turizmi yapısına; Göbeklitepe ise Şanlıurfa'daki en eski neolitik tapınak alanına karşılık gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Doğu Karadeniz'deki dağlık kütlelerin sunduğu turizm olanaklarını analiz etme.
Kaçkar Dağları'nın yüksek zirveleri, alpin çayırları ve buzul aşınım şekilleri (sirk gölleri vb.) nedeniyle yayla turizmi ve dağcılık için en uygun alan olduğu belirlenir. Bu durum ilk açıklama ile eşleşir.
Yüksek dağlık alanların klimatolojik ve jeomorfolojik özelliklerini turizm türleriyle ilişkilendirmek.
2
Ege Bölgesi'ndeki fay hatlarına bağlı gelişen jeotermal kökenli turizm varlığını inceleme.
Denizli'de yer alan Pamukkale'nin, kalsiyum karbonat içeren sıcak suların yüzeye çıkıp buharlaşmasıyla travertenleri oluşturduğu ve termal/sağlık turizmine hizmet ettiği saptanır. Bu durum ikinci açıklama ile eşleşir.
Jeolojik yapıya bağlı oluşan karstik birikim şekilleri ile turizm potansiyeli arasındaki bağı kurmak.
3
Karadeniz Bölgesi'ndeki beşeri ve kültürel inanç turizm yapılarını belirleme.
Trabzon'un Maçka ilçesinde Karadağ eteklerinde sarp bir kayalığa oyularak yapılan tarihi ve dini yapının Sümela Manastırı olduğu anlaşılır. Bu durum üçüncü açıklama ile eşleşir.
Kültür ve inanç turizmi varlıklarının coğrafi konumunu doğru eşleştirmek.
4
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki prehistorik arkeolojik alanları değerlendirme.
Şanlıurfa sınırları içinde yer alan ve insanlık tarihinin bilinen en eski tapınak kompleksini barındıran arkeolojik sit alanının Göbeklitepe olduğu tespit edilir. Bu durum dördüncü açıklama ile eşleşir.
Dünya kültürel mirası kapsamındaki arkeolojik alanların tarihi ve coğrafi önemini kavramak.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin coğrafi özelliklerine (jeolojik yapı, yer şekilleri, iklim) bağlı olarak gelişen turizm çeşitleri ve bu çeşitlere ait sembol niteliğindeki doğal/kültürel turizm varlıklarının dağılışı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8310Soru

Servet-i Fünun Dönemi edebi eserlerinin tür, içerik ve nitelik bakımından doğru kavranıp kavranmadığını ölçmeyi amaçlayan bu etkinlikte; sol sütunda verilen yapıtları sağ sütundaki uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kâbus
Kavgalarım
Hac Yolunda
Hayat ve Kitaplar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kâbus eseri evlilik ve aile içi ilişkileri ele alan tiyatro açıklamasıyla; Kavgalarım eseri edebi polemikleri içeren eleştiri açıklamasıyla; Hac Yolunda eseri süslü bir dille yazılmış gezi yazısı açıklamasıyla; Hayat ve Kitaplar eseri ise nesnel eleştiri ve edebi portreler içeren açıklamayla eşleşmelidir.
Kâbus tiyatro türünde aile ilişkilerini inceler; Kavgalarım Hüseyin Cahit'in polemiklerini toplar; Hac Yolunda Cenap Şahabettin'in gezi yazısıdır; Hayat ve Kitaplar ise Ahmet Şuayip'in nesnel eleştiri eseridir. Bu eşleşmeler eserlerin tür ve içerik nitelikleriyle birebir örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tiyatro eserinin belirlenmesi
Kâbus eserinin Halit Ziya Uşaklıgil'e ait realist bir tiyatro eseri olduğu ve aile içi ilişkileri konu edindiği belirlenerek ilk açıklama ile eşleştirilir.
Servet-i Fünun tiyatrosunun temsil gücü zayıf olsa da Kâbus sahne tekniği açısından öne çıkan bir dramdır.
2
Edebi polemiklerin ve eleştiri kitabının belirlenmesi
Kavgalarım eserinin Hüseyin Cahit Yalçın'ın edebi kavgalarını ve Servet-i Fünun savunmasını içerdiği saptanarak ikinci açıklama ile eşleştirilir.
Dönemin en ses getiren eleştiri ve polemik kitabı Hüseyin Cahit'e aittir.
3
Gezi yazısı türündeki öğretici metnin saptanması
Hac Yolunda eserinin Cenap Şahabettin'in seyahat izlenimlerini içeren gezi yazısı olduğu saptanarak üçüncü açıklama ile eşleştirilir.
Cenap Şahabettin gezi yazısı türünde Servet-i Fünun'un en önemli temsilcisidir.
4
Nesnel eleştiri türündeki yapıtın bulunması
Hayat ve Kitaplar eserinin Ahmet Şuayip'in nesnel eleştiri yazılarını barındırdığı belirlenerek dördüncü açıklama ile eşleştirilir.
Ahmet Şuayip, Servet-i Fünun'da sadece eleştiri türüyle ilgilenen ve pozitivist yöntemleri kullanan tek sanatçıdır.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun Dönemi tiyatro, eleştiri ve öğretici metin türündeki canonical eserler ve bunların içerik/tür özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8311Soru

Türkiye'de 1930-1950 yılları arasında uygulanan devletçi ekonomi politikalarının en önemli mekânsal yansımalarından biri, sanayi yatırımlarının Anadolu'nun iç kesimlerine yayılarak bölgesel dengesizliklerin azaltılmaya çalışılmasıdır. Bu dönemde hazırlanan I. Beş Yıllık Sanayi Planı doğrultusunda kurulan fabrikaların yer seçiminde, ham maddeye yakınlık önemli bir ölçüt olarak kabul edilmiştir.

Buna göre, aşağıda verilen ve 1930-1950 döneminde kurulan sanayi tesislerinden hangisinin kuruluş yerinin belirlenmesinde ham maddeye yakınlık ilkesi etkili olmamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karabük Demir-Çelik Fabrikası

Cevap

Karabük Demir-Çelik Fabrikası
Karabük Demir-Çelik Fabrikası'nın yer seçiminde ham madde (demir cevheri) değil, demir-çelik sanayisinde yüksek ısı elde etmek için gerekli olan taş kömürü (enerji kaynağı) yataklarına yakınlık belirleyici olmuştur. Fabrikanın ham maddesi olan demir cevheri, Sivas'ın Divriği ilçesinden demir yolu ile taşınmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki dönem (1930-1950) ve coğrafi ölçüt (ham maddeye yakınlık) analiz edilir.
Bu dönemde uygulanan devletçi ekonomi politikaları doğrultusunda kurulan sanayi tesislerinin ham madde kaynakları ile ilişkisi incelenmelidir.
Soruda istenen ham maddeye yakınlık ölçütünün dışındaki yer seçimi faktörünü tespit etmek.
2
Seçeneklerde verilen fabrikaların kuruluş yerleri ve ham madde kaynakları karşılaştırılır.
Nazilli pamuk üretim alanında, Keçiborlu kükürt yataklarında, Turhal şeker pancarı ekim alanında, Ergani ise bakır yataklarında yer alır. Karabük'te ise demir madeni bulunmamaktadır; demir buraya Sivas Divriği'den taşınır.
Her bir tesisin coğrafi yer seçimi faktörünü belirlemek.
3
Karabük'ün yer seçimindeki temel faktör belirlenir.
Karabük'ün tercih edilmesinde Zonguldak'taki taş kömürü yataklarına (enerji kaynağı) yakınlık ve güvenlik faktörleri etkili olmuştur.
Enerji kaynağına yakınlık ilkesi doğrultusunda doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de sanayi tesislerinin yer seçiminde etkili olan faktörler (ham madde ve enerji kaynağı ilişkisi)
Soru 8312Soru

Aşağıda verilen ülkeleri, günümüzde uyguladıkları nüfus politikaları ve bu politikaların temel gerekçeleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İsveç
Bangladeş
Endonezya

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İsveç - Nüfus artış hızını yükseltmeyi hedefleyen politika; Bangladeş - Nüfus artış hızını düşürmeyi hedefleyen politika; Endonezya - Nüfusun niteliğini ve niceliğini iyileştirmeyi hedefleyen politika
İsveç yaşlanan nüfus ve iş gücü açığı nedeniyle nüfus artış hızını yükseltmeye çalışır; Bangladeş hızlı artışın kalkınmayı yavaşlatması sebebiyle nüfus artış hızını azaltmayı hedefler; Endonezya ise nüfusun eğitim ve sağlık kalitesini artırarak niteliğini iyileştirmeyi amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen ülkelerin gelişmişlik seviyelerini ve demografik yapılarını belirleyin.
İsveç gelişmiş bir sanayi ülkesidir; Bangladeş nüfus yoğunluğu çok yüksek ve hızlı artan gelişmekte olan bir ülkedir; Endonezya ise nüfusu kalabalık olan ve niteliksel gelişime odaklanan gelişmekte olan bir ülkedir.
Ülkelerin demografik sorunları ve ihtiyaçları, uyguladıkları politikaların temelini oluşturur.
2
Ülkelerin nüfus yapılarına uygun politikaları eşleştirin.
İsveç'in yaşlanan nüfus yapısı nedeniyle doğumları teşvik etmesi, Bangladeş'in aşırı nüfus artışını engellemek için aile planlamasına yönelmesi, Endonezya'nın ise eğitim ve sağlık yatırımlarıyla nüfusun niteliğini artırmayı hedeflemesi gerekir.
Eşleştirmenin doğruluğunu sağlamak için her ülkenin temel demografik hedefini belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Ülkelerin demografik özelliklerine göre uyguladıkları farklı nüfus politikaları (artırma, azaltma, nitelik ve nicelik yönünden iyileştirme)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8313Soru

Milli Mücadele Dönemi’nde Doğu Cephesi'nde Ermenistan ile imzalanan Gümrü Antlaşması ile Güney Cephesi'nde Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi bu iki antlaşmanın ortak özellikleri arasında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TBMM Hükümetinin askeri başarılarının diplomatik alandaki kazanımlara zemin hazırlamış olması

Cevap

TBMM Hükümetinin askeri başarıların��n diplomatik alandaki kazanımlara zemin hazırlamış olması
TBMM'nin askeri alanda kazandığı zaferler (Doğu'da Ermenilere karşı, Sakarya'da ise Yunanistan'a karşı kazanılan zaferler), sırasıyla Ermenistan ile Gümrü Antlaşması'nın ve Fransa ile Ankara Antlaşması'nın imzalanmasını sağlayarak diplomatik başarıların askeri zaferlerin sonucunda elde edildiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Doğu ve Güney cephelerindeki askeri mücadelelerin seyrini incelemek.
Doğu Cephesi'nde 15. Kolordu'nun Ermenilere karşı kazandığı askeri zafer ve Batı Cephesi'nde düzenli ordunun Sakarya Meydan Muharebesi'nde kazandığı zafer belirlenmiştir.
Antlaşmalardan önceki askeri süreçleri tespit etmek gerekir.
2
Askeri başarıların ardından gelen diplomatik adımları karşılaştırmak.
Ermenilere karşı kazanılan zafer sonrasında Gümrü Antlaşması, Sakarya Zaferi sonrasında ise Fransa ile Ankara Antlaşması imzalanmıştır.
Savaşların diplomatik sonuçlarla olan ilişkisini kurmak gerekir.
3
Seçenekleri analiz ederek ortak sonuca ulaşmak.
Her iki antlaşmanın da cephelerdeki askeri zaferler sayesinde elde edildiği görülür. Bu durum askeri başarıların diplomatik başarıları beraberinde getirdiğinin kanıtıdır.
Seçeneklerdeki ortak özelliğe ulaşmak ve doğru cevabı netleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Askeri zaferlerin diplomatik antlaşmalar üzerindeki belirleyici etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8314Soru

Aşağıda Bâkî’ye ait bir gazelin beyitleri karışık olarak verilmiştir:

I. Cihânı bî-vefâ gördükte çekildik kûşe-i sabra
Biz ol rind-i belâ-keş âlemin hayrânıyız cânâ

II. Süleymân-ı zamândır adl ile şimdi Bâkî
Der-i lutfunda biz de kem-terîn derbânıyız cânâ

III. Ezelden şâh-ı aşkın bende-i fermânıyız cânâ
Muhabbet mülkünün sultân-ı âlî-şânıyız cânâ

Bu beyitlerin anlamlı ve kurallı bir gazel oluşturacak şekilde baştan sona doğru sıralanışı aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Beyitlerin gazel oluşturacak şekilde doğru sıralanışı III - I - II şeklindedir.
Gazelin ilk beyti (matla) kendi arasında kafiyelidir (aa). III numaralı beyitte yer alan 'fermânıyız cânâ' ve 'âlî-şânıyız cânâ' ifadeleri bu kafiye düzenini gösterdiğinden ilk sıradadır. Gazelin son beytinde (makta) şairin mahlası bulunur; II numaralı beyitte 'Bâkî' mahlası geçtiğinden bu beyit sondadır. Gelişme beyti olan I numaralı beyit ise ortada yer alarak III - I - II sıralamasını oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Kafiye şemasını belirleme
III numaralı beytin mısra sonları (fermânıyız cânâ / âlî-şânıyız cânâ) kendi arasında kafiyeli olup 'aa' ��emasını oluşturur. I numaralı beyit 'ba', II numaralı beyit ise 'ca' kafiye düzenindedir.
Gazelin ilk beyti (matla) her zaman kendi arasında kafiyeli (aa) olmak zorundadır. Bu yüzden III numaralı beyit ilk sıraya yerleştirilir.
2
Mahlas beytini (makta) bulma
II numaralı beyitte şairin mahlası olan 'Bâkî' ifadesi yer almaktadır.
Gazellerde şairin mahlası son beyitte (makta) geçtiği için II numaralı beyit en sonda bulunmalıdır.
3
Orta beyti yerleştirip sıralamayı tamamlama
Geriye kalan I numaralı beyit, kafiye yapısı ve konu akışı gereği matla ile makta arasında yer alır.
İlk beyit III, son beyit II olduğuna göre doğru sıralama III - I - II şeklinde kurulur.

Anahtar Kavram

Gazel nazım şeklinin yapısal özellikleri, matla ve makta beyitlerinin tespiti ve kafiye örgüsü.
Soru 8315Soru

Aşağıda Servet-i Fünun edebiyatının oluşum süreci ve genel özellikleri ile ilgili bazı kavramlar ve açıklamaları verilmiştir. Buna göre, bu kavramların açıklamalarıyla doğru eşleştirilmesi nasıl olmalıdır?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kulak için kafiye
Dekadanlık
Hayal-hakikat çatışması
Serbest müstezat

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kulak için kafiye kavramı Hasan Asaf'ın şiiriyle başlayan ses uyumu açıklamasıyla; Dekadanlık kavramı Ahmet Mithat Efendi'nin aşırı kapalı dille ilgili eleştiri yazısıyla; Hayal-hakikat çatışması kavramı karamsarlık ve kaçış temalı açıklamayla; Serbest müstezat kavramı ise aruz kalıplarının kırılarak Fransız sembolist şiirine benzetildiği açıklamayla eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede her kavram kendi tarihsel veya edebi işlevine karşılık gelen açıklamayla eşleşmektedir. Kulak için kafiye ses uyumuyla, dekadanlık Ahmet Mithat Efendi'nin eleştirisiyle, hayal-hakikat çatışması karamsar kaçış temasıyla, serbest müstezat ise aruz kalıplarının esnetildiği biçimsel yenilikle doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak 'Kulak için kafiye' kavramının Servet-i Fünun'un oluşumundaki yerini tespit etmek.
Bu kavramın Hasan Asaf'ın şiirindeki kafiyeleniş üzerine başlayan tartışmayla (abes-muktebes tartışması) ve ses uyumunu esas alan görüşle eşleştiği belirlenir.
Servet-i Fünun şiirinin teorik altyapısını oluşturan en önemli unsur, göz için değil kulak için kafiyenin benimsenmesidir.
2
'Dekadanlık' teriminin edebi polemiklerdeki karşılığını analiz etmek.
Ahmet Mithat Efendi'nin Servet-i Fünun topluluğunu dili aşırı ağırlaştırdıkları ve anlaşılmaz kıldıkları gerekçesiyle suçladığı yazı ile eşleştiği saptanır.
Dekadanlık suçlaması, topluluğun bağımsız bir edebi ekol olarak kendi kimliğini savunmasında ve kamuoyuna duyurmasında hızlandırıcı bir tartışmadır.
3
'Hayal-hakikat çatışması' kavramının tematik boyutunu incelemek.
Siyasi baskı ve karamsarlık sebebiyle sanatçıların doğaya ya da uzak ülkelere kaçış arzularını yansıtan açıklamayla eşleştiği görülür.
Bu içe dönük ve melankolik yapı, Servet-i Fünun edebiyatının bireyselci sanat anlayışının en temel izleğidir.
4
'Serbest müstezat' kavramının biçimsel yeniliğini değerlendirmek.
Divan edebiyatı nazım şeklinin aruz kalıpları kırılarak Fransız sembolist şiirindeki serbest nazma uydurulması açıklamasıyla eşleştiği belirlenir.
Serbest müstezat, Servet-i Fünuncuların geleneksel biçimleri yıkarak batılı tarzda geliştirdikleri en karakteristik nazım şeklidir.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun Edebiyatı'nın Oluşumu ve Estetik Anlayışı
Soru 8316Soru

1909 yılında Hilal matbaasında toplanarak Türk edebiyatının ilk edebî beyannamesini yayımlayan ve kendilerini 'Fecr-i Âti' (Geleceğin Şafağı) olarak adlandıran topluluğun şiir anlayışı ve edebî ilkeleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şiirde realizmin bir uzantısı olan parnasizm akımının ilkelerini benimseyerek dış dünyayı nesnel gözlemlerle tasvir etmişler ve biçimsel kusursuzluğu ön planda tutmuşlardır.

Cevap

Fecr-i Âti şiir anlayışında parnasizm değil, sembolizm ve empresyonizm akımları egemendir. Bu nedenle dış dünyanın nesnel gözlemlerle tasvir edildiğini savunan ifade yanlıştır.
Fecr-i Âti şiir anlayışında parnasizm değil, sembolizm ve empresyonizm akımları egemendir. Bu doğrultuda tabiat nesnel bir gerçeklikle betimlenmez, aksine dış dünyanın şairde uyandırdığı loş, hüzünlü ve kapalı izlenimler yansıtılır. Bu nedenle parnasist gerçekçilik ve nesnellik içeren ifade Fecr-i Âti şiir anlayışıyla bağdaşmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Fecr-i Âti topluluğunun beyannamesi ve edebî ilkeleri göz önünde bulundurulur.
Topluluğun Servet-i Fünun'a tepki olarak doğduğu ancak dil, üslup ve tema bakımından benzer çizgide kaldığı belirlenir.
Topluluğun teorideki iddiaları ile pratikteki şiir anlayışı arasındaki ilişkiyi tespit etmek için bu adım gereklidir.
2
Fecr-i Âti şiirini etkileyen edebî akımlar değerlendirilir.
Fecr-i Âti şiirinin sembolizm ve empresyonizm akımlarının etkisi altında olduğu, parnasizmin nesnel gerçekçi yapısının bu anlayışla çeliştiği saptanır.
Şiir anlayışını şekillendiren temel akımları belirleyerek yanlış olan yargıyı bulmak için bu analiz yapılır.
3
Dizelerdeki biçimsel özellikler ve tema sınırları incelenir.
Aruz ölçüsü, serbest müstezat, anlam kapalılığı, musiki ve bireysel duyarlılık gibi unsurların doğruluğu teyit edilir.
Diğer seçeneklerin doğruluğunu kanıtlayıp yanlış seçeneği kesinleştirmek amacıyla bu inceleme yapılır.

Anahtar Kavram

Fecr-i Âti şiirinde sembolizm/empresyonizm etkisi, anlam kapalılığı, müzikalite ve 'sanat şahsi ve muhteremdir' ilkesi.
Soru 8317Soru

Divan şiirinde şairler, yüzyıllar boyunca farklı estetik anlayışlar ve üslup özellikleri çerçevesinde çeşitli edebî akım ve eğilimlerin etkisi altında kalmışlardır.

Buna göre, aşağıda verilen beyitlerden hangisi, şiiri salt bir duygu aracı olarak görmeyip onu hayata dair gözlemlerin, ahlaki öğütlerin ve bilgece düşüncelerin aktarıldığı öğretici bir zemin olarak kabul eden hikemî tarzın (Nâbî ekolü) temsilcisi olan bir şaire aittir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bağ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gamın da rüzgârın görmüşüz

Cevap

Bağ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz / Biz neşâtın da gamın da rüzgârın görmüşüz
Dünya bahçesinin hem sonbaharını hem ilkbaharını görmüşüz; biz neşenin de üzüntünün de rüzgarını tecrübe etmişiz anlamındaki beyit, 17. yüzyıl şairi Nâbî'ye aittir. Şair bu beyitte hayata dair tecrübesini ve olgun bilge tavrını ortaya koyarak hikemî (didaktik-felsefi) tarzın en tipik örneğini vermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki edebi akım olan hikemî tarzın (Nâbî ekolü) nitelikleri (bilgelik, hayat tecrübesi, öğreticilik, ahlaki bakış) analiz edilir.
Bu doğrultuda seçeneklerde felsefi ve didaktik yönü ağır basan bir beyit aranması gerektiği anlaşılır.
Hikemî tarz, divan şiirinde soyut aşk acılarından ziyade hayata dair tecrübeleri aktarmayı amaçlar.
2
Seçeneklerdeki beyitlerin anlamları ve ait oldukları edebi akımlar incelenir.
Dünya hayatının iniş çıkışlarını (hazan ve baharını) tecrübe ettiğini bilgece dile getiren beyit tespit edilir.
Her beyit, divan edebiyatındaki farklı bir estetik eğilimi (Mahallileşme, Sebk-i Hindi, Türk-i Basit, Tasavvuf) yansıttığından yanlış olanlar elenir.
3
Belirlenen beytin şairi olan Nâbî ile akım arasındaki bağ doğrulanır.
Bu bilgece ifadelerin hikemî tarzın kurucusu Nâbî'ye ait olduğu kesinleştirilir.
Nâbî, 17. yüzyılda bu tarzın en önemli temsilcisi olup beyit doğrudan onun üslubunu yansıtır.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatındaki Edebî Akımlar ve Hikemî Tarz
Soru 8318Soru

Türkiye’nin iktisat tarihi boyunca uygulanan ekonomi politikaları ve bu politikaların yönünü belirleyen önemli gelişmeler bulunmaktadır. Aşağıda verilen olayları en eskiden en yeniye do��ru kronolojik olarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İzmir İktisat Kongresi'nin toplanması (1923), Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulamaya konulması (1934), Devlet Planlama Teşkilatı'nın (DPT) kurulması (1960) ve 24 Ocak Kararları'nın ilan edilmesi (1980) şeklinde sıralanmalıdır.
Türkiye'nin iktisat tarihindeki bu önemli gelişmeler sırasıyla İzmir İktisat Kongresi (1923), Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı (1934), Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurulması (1960) ve 24 Ocak Kararları'nın alınması (1980) kronolojisine sahiptir. Bu sıralama Türkiye ekonomisinin liberal arayışlar, devletçilik, planlı dönem ve dışa açık serbest piyasa aşamalarını doğru şekilde yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk dönem politikalarını belirleyin.
İzmir İktisat Kongresi, Cumhuriyet'in ilanından hemen önce 1923 yılında toplanmış ve liberal eğilimli ilk dönem politikalarının temelini atmıştır.
Yeni kurulan devletin ekonomik bağımsızlığını sağlamak ve izlenecek yolu belirlemek amacıyla yapılan ilk büyük organizasyondur.
2
Devletçi döneme geçiş hamlesini bulun.
1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın etkisiyle 1930'larda devletçi politikalara geçilmiş ve bu kapsamda 1934 yılında Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı uygulanmıştır.
Özel sektörün sermaye yetersizliği nedeniyle sanayi yatırımlarının devlet eliyle yürütülmesi amaçlanmıştır.
3
Planlı kalkınma döneminin başlangıcını tespit edin.
1960 yılında Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) kurularak beş yıllık kalkınma planları dönemi başlamıştır.
Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı hızlandırmak için yatırımların koordineli ve planlı şekilde yönetilmesi hedeflenmiştir.
4
Dışa açık serbest piyasa ekonomisine geçişi belirleyin.
1980 yılında ilan edilen 24 Ocak Kararları ile ithal ikameci modelden ihracata dayalı, dışa açık serbest piyasa ekonomisine geçilmiştir.
Ülkedeki döviz darboğazını aşmak ve küresel ekonomiyle entegrasyonu sağlamak amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Türkiye ekonomisinde dönemler ve politika değişiklikleri
Soru 8319Soru

Şiirlerinde sosyal gerçekçi bir yaklaşımla toplumun değerlerini, sokak yaşamını ve yoksul insanların dramını dile getiren; aruz ölçüsünü Türkçeye başarıyla uygulayarak manzum hikaye türünün en önemli örneklerini veren ve tüm şiirlerini *Safahat* adı altında toplayan Millî Edebiyat Dönemi bağımsız sanatçısı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mehmet Âkif Ersoy

Cevap

Mehmet Âkif Ersoy
Mehmet Âkif Ersoy, Millî Edebiyat Dönemi'nin bağımsız sanatçılarından biri olup manzum hikayeleriyle toplum hayatını realizm akımının etkisiyle şiire taşımış, aruzu Türkçeye başarıyla uygulamış ve tüm şiirlerini Safahat başlığı altında yedi kitapta birleştirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru öncülünde verilen sanatçı özelliklerini (sosyal gerçekçi yaklaşım, aruz ölçüsünü Türkçeye başarıyla uygulama, manzum hikaye yazma ve tüm şiirlerini Safahat'ta toplama) analiz edin.
Bu özelliklerin tamamının Türk edebiyatında Mehmet Âkif Ersoy'a ait olduğu belirlenir.
Sanatçıyı ayırt eden en belirleyici ipuçları manzum hikaye tarzı ve Safahat adlı eseridir.
2
Seçeneklerdeki diğer sanatçıların bu özelliklerle uyuşup uyuşmadığını kontrol edin.
Yahya Kemal saf şiir ve neo-klasik yönüyle; Tevfik Fikret Servet-i Fünun dönemine ait olmasıyla; Ahmet Haşim Fecr-i Âti'deki sembolist tavrıyla; Ömer Seyfettin ise şair değil hikayeci olmasıyla elenir.
Doğru seçeneğin kesinleştirilmesi için diğer şairlerin elenmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi Bağımsız Sanatçısı Mehmet Âkif Ersoy'un edebî kişiliği ve eserleri
Tahmini Süre:45s
Soru 8320Soru

Kültürlerin doğduğu, şekillendiği ve çevreye yayıldığı coğrafi alana "kültür ocağı" denir. Kültürün şekillenmesinde coğrafi konum, iklim ve yer şekilleri gibi fiziki faktörler ile inançlar, yaşam tarzı ve komşu kültürlerle etkileşim gibi beşeri faktörler etkilidir. Kültürü oluşturan bu unsurlar maddi (somut) ve manevi (soyut) olmak üzere ikiye ayrılır.

Aşağıdaki tabloda bazı kültür bölgeleri, bu bölgelerin kültür ocaklarının coğrafi karakterleri ile bu coğrafyada şekillenen bazı maddi ve manevi kültür ögeleri verilmiştir:

Kültür BölgesiKültür Ocağının Coğrafi KarakteriMaddi (Somut) Kültür ÖgesiManevi (Soyut) Kültür Ögesi
I. Türk KültürüBozkır iklimi, geniş düzlüklerÇadır (otağ), at koşum takımlarıKonukseverlik, teşkilatçılık
II. Doğu KültürüMuson iklimi, verimli akarsu vadileriÇay, pirinç tarımı, ipekli dokumaKonfüçyüsçülük, geleneksel aile yapısı
III. Hint KültürüGanj ve Indus nehir çevreleri, sıcak-nemli iklimKast sistemi, reenkarnasyon inancıGeleneksel tapınak mimarisi, baharatlar
IV. Batı KültürüAkdeniz havzası ve Batı AvrupaDemokrasi anlayışı, hukuk kurallarıGotik mimari tarzı, sanayi ürünleri
V. İslam KültürüKurak Arap Yarımadası, vaha çevreleriKervansaraylar, hat ve tezhip sanatıTevhid inancı, yardımlaşma ve zekat

Buna göre, tablodaki sınıflandırmanın tamamen doğru olabilmesi için hangi numaralı kültür bölgelerine ait maddi ve manevi kültür ögelerinin kendi aralarında yer değiştirmesi gerekir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III ve IV

Cevap

III ve IV numaralı kültür bölgelerinde maddi ve manevi ögeler kendi aralarında yer değiştirmelidir.
Hint kültürü satırında verilen Kast sistemi ve reenkarnasyon inancı toplumsal yapı ve inanç sistemiyle ilgili olup soyut (manevi) kültür ögeleridir. Buna karşın geleneksel tapınak mimarisi ve baharatlar somut (maddi) kültür ögeleridir. Benzer şekilde Batı kültürü satırında yer alan demokrasi anlayışı ve hukuk kuralları düşünsel ve toplumsal düzenle ilgili soyut (manevi) ögeler iken gotik mimari tarzı ve sanayi ürünleri fiziki varlığı olan somut (maddi) ögelerdir. Dolayısıyla, tablonun tamamen doğru olabilmesi için üçüncü ve dördüncü satırlarda yer alan maddi ve manevi ögelerin kendi içlerinde yer değiştirmesi gerekmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür bölgelerinin maddi (somut) ve manevi (soyut) unsurlarını tanımlamak.
Maddi unsurlar coğrafi konum, toprak, su, iklim özellikleri, simgeler ve mimari eserler gibi fiziki/somut ögeleri kapsar. Manevi unsurlar ise dil, din, ahlak kuralları, yasalar, komşu kültürler ve dünya görüşü gibi soyut değerleri kapsar.
Sınıflandırmadaki hataları bulabilmek için maddi ve manevi kavramlarının sınırlarını çizmek gerekir.
2
Tablodaki her bir kültür bölgesinin maddi ve manevi sütunlarındaki ögeleri incelemek.
Türk, Doğu ve İslam kültürlerindeki somut (otağ, çay, kervansaray) ve soyut (konukseverlik, Konfüçyüsçülük, Tevhid inancı) ögelerin doğru sütunlarda yer aldığı görülür. Ancak Hint kültüründe Kast sistemi ve reenkarnasyon (manevi) ile tapınak mimarisi ve baharatlar (maddi) yer değiştirmiştir. Benzer şekilde Batı kültüründe demokrasi ve hukuk kuralları (manevi) ile gotik mimari ve sanayi ürünleri (maddi) yer değiştirmiştir.
Hangi kültür gruplarında kavramsal yer değiştirme hatası yapıldığını belirlemek amacıyla tüm satırlar kontrol edilir.
3
Hatalı olan satır numaralarını birleştirerek doğru seçeneği belirlemek.
Hatalı sınıflandırılan kültür bölgeleri üçüncü (Hint) ve dördüncü (Batı) bölgelerdir. Bu bölgelerin kendi içlerindeki maddi ve manevi sütun verileri yer değiştirirse hata giderilir.
Soruda istenen çözüme ulaşmak ve doğru seçeneği işaretlemek.

Anahtar Kavram

Kültür bölgelerinin oluşumu, maddi ve manevi ögelerinin sınıflandırılması ve coğrafi özellikleriyle ilişkisi.
ÖncekiSayfa 416 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin