Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 8601Soru

Bir fotosel lambanın katot yüzeyine önce ff frekanslı tek renkli XX ışık demeti, ardından saniyedeki foton sayısı XX ile aynı olan 2f2f frekanslı tek renkli YY ışık demeti ayrı ayrı gönderiliyor. Her iki durumda da devrede fotoelektrik akım oluştuğu gözleniyor.

Buna göre, YY ışık demetinin oluşturduğu akımın gerilime bağlı grafiğinde;

I. Maksimum akım şiddeti (ImaxI_{\text{max}})
II. Kesme potansiyel farkı (VkV_k)
III. Kopan fotoelektronların maksimum kinetik enerjisi (EkE_k)

niceliklerinden hangileri XX ışık demetininkine göre daha büyüktür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

II ve III
Işık frekansının artması foton enerjisini artırır. Sabit eşik enerjili katot metalinde bu durum kopan elektronların maksimum kinetik enerjisini ve dolayısıyla kesme potansiyelini artırır. Saniyedeki foton sayısı sabit olduğundan maksimum akım şiddeti değişmez. Dolayısıyla kesme potansiyeli ve maksimum kinetik enerji nicelikleri daha büyüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Işık demetlerinin foton enerjilerini frekanslarına göre karşılaştırmak.
X ışık demetinin foton enerjisi EX=hfE_X = hf iken Y ışık demetinin foton enerjisi EY=h2f=2hfE_Y = h \cdot 2f = 2hf olur. Bu durumda EY>EXE_Y > E_X ilişkisi elde edilir.
Planck hipotezine göre bir fotonun enerjisi frekans�� ile doğru orantılıdır (E=hfE = hf).
2
Einstein'ın fotoelektrik denklemini kullanarak maksimum kinetik enerji ve kesme potansiyelini analiz etmek.
Fotoelektrik denklemi Efoton=E0+EkE_{\text{foton}} = E_0 + E_k şeklindedir. Aynı metal katot kullanıldığı için eşik enerjisi (E0E_0) sabittir. Foton enerjisi büyük olan Y ışığı için kopan elektronların maksimum kinetik enerjisi (EkE_k) daha büyük olur. Kesme potansiyeli eVk=Eke \cdot V_k = E_k ilişkisine göre kinetik enerjiyle doğru orantılı olduğundan Y için kesme potansiyel farkı (VkV_k) da daha büyüktür. Bu nedenle II ve III. öncüller doğrudur.
Katottan kopan elektronların kinetik enerjisi ve kesme potansiyeli doğrudan gelen fotonun enerjisine bağlıdır.
3
Saniyedeki foton sayısını inceleyerek maksimum akım şiddetini (ImaxI_{\text{max}}) değerlendirmek.
Maksimum akım şiddeti (ImaxI_{\text{max}}), katottan saniyede kopan tüm fotoelektronların anoda ulaşmasıyla oluşur. Saniyede kopan elektron sayısı ise doğrudan katoda çarpan foton sayısı ile sınırlıdır. Soruda her iki ışık demetinin saniyedeki foton sayısının aynı olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla Y için maksimum akım şiddeti artmaz, X ile aynı kalır. Bu nedenle I. öncül yanlıştır.
Maksimum akım şiddeti ışığın frekansına değil, katoda saniyede çarpan foton sayısına (ışık şiddetine) bağlıdır.

Anahtar Kavram

Fotoelektrik olayda ışık frekansının foton enerjisine, kesme gerilimine ve akım şiddetine etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8602Soru

Belirli koşullarda, sabit hacimli iki ayrı kapta sırasıyla 127 C127\text{ }^\circ\text{C} sıcaklıkta ideal He\text{He} (4 g/mol4\text{ g/mol}) gazı ve 527 C527\text{ }^\circ\text{C} sıcaklıkta ideal O2\text{O}_2 (32 g/mol32\text{ g/mol}) gazı bulunmaktadır.

Buna göre, He\text{He} gazının ortalama difüzyon hızının, O2\text{O}_2 gazının ortalama difüzyon hızına oranı (ϑHeϑO2\frac{\vartheta_{\text{He}}}{\vartheta_{\text{O}_2}}) aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 22

Cevap

Gazların mutlak sıcaklıkları ve mol kütleleri kullanılarak hesaplanan difüzyon hızları oranı 2'dir.
Gazların difüzyon hızları mutlak sıcaklığın kareköküyle doğru, mol kütlesinin kareköküyle ters orantılıdır. Sıcaklıklar Kelvin birimine dönüştürüldüğünde sırasıyla 400 K400\text{ K} ve 800 K800\text{ K} değerleri elde edilir. Graham Difüzyon Yasası bağıntısı uygulandığında hızlar oranı 2 olarak hesaplanır.

Adım Adım Çözüm

1
Celsius sıcaklık değerlerini Kelvin birimine dönüştürmek.
THe=127+273=400 KT_{\text{He}} = 127 + 273 = 400\text{ K} ve TO2=527+273=800 KT_{\text{O}_2} = 527 + 273 = 800\text{ K} olarak bulunur.
Kinetik teori hesaplamalarında gazların mutlak sıcaklık değerleri kullanılmalıdır.
2
Graham Difüzyon Yasası formülünü kurmak.
ϑHeϑO2=THeTO2MO2MHe\frac{\vartheta_{\text{He}}}{\vartheta_{\text{O}_2}} = \sqrt{\frac{T_{\text{He}}}{T_{\text{O}_2}} \cdot \frac{M_{\text{O}_2}}{M_{\text{He}}}} formülü elde edilir.
Gazların dif��zyon hızları, mutlak sıcaklıklarının kareköküyle doğru, mol kütlelerinin kareköküyle ters orantılıdır.
3
Verilen değerleri formüle yerleştirip oranı hesaplamak.
ϑHeϑO2=400800324=128=4=2\frac{\vartheta_{\text{He}}}{\vartheta_{\text{O}_2}} = \sqrt{\frac{400}{800} \cdot \frac{32}{4}} = \sqrt{\frac{1}{2} \cdot 8} = \sqrt{4} = 2 olarak bulunur.
Matematiksel işlemleri tamamlayarak gazların difüzyon hızları oranını belirlemek.

Anahtar Kavram

Graham Difüzyon Yasası
Soru 8603Soru

Sokrates, bilginin insanda doğuştan var olduğunu ve sorgulama yoluyla açığa çıkarılabileceğini savunur. Bu amaçla uyguladığı diyalog yöntemi (Sokratik Yöntem) belirli aşamalardan oluşur. Buna göre, aşağıda karışık olarak verilen adımları Sokrates'in yönteminin başlangıcından sonucuna doğru mantıksal ve kronolojik bir sıra izleyecek şekilde sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sokratik yöntemin doğru sıralaması: muhatabın ilk tanımı yapması, ironi aşamasıyla bu tanımın çelişkilerinin gösterilmesi, aklı kullanarak ruhta saklı olan bilgilerin hatırlanmaya başlanması ve maiotik (doğurtma) aşamasıyla tümel hakikate ulaşılmasıdır.
Doğru sıralamada öncelikle muhatap kavram hakkında bir tanım ortaya koyar. Ardından Sokrates bu tanımın çelişkilerini göstererek kişiye bilgisizliğini fark ettirir (ironi). Yanlış kabullerinden kurtulan kişi aklını kullanarak ruhundaki bilgilere yönelir ve en sonunda sorular eşliğinde doğru bilgi zihninden doğurtulur (maiotik).

Adım Adım Çözüm

1
Diyaloğun başlangıç noktasını belirleme.
Diyaloğa katılan kişinin ele alınan kavram hakkında doğru olduğunu düşündüğü ilk tanımı/savı sunması adımı birinci sıraya yerleştirilir.
Sokratik yöntem her zaman muhatabın kendinden emin bir şekilde sunduğu bir iddia veya tanım ile başlar.
2
İroni (alay) aşamasını belirleme.
Sokrates'in sorularıyla ilk tanımın çelişkilerini göstererek muhatabına aslında hiçbir şey bilmediğini fark ettirmesi adımı ikinci sıraya yerleştirilir.
Sokrates, muhatabının doğru bilgiye ulaşabilmesi için öncelikle yanlış sanılarından arınması gerektiğine inanır; bu da ironi ile sağlanır.
3
Bilgi arayışı ve hatırlama sürecini belirleme.
Zihni yanlış sanılardan temizlenen kişinin, Sokrates'in yönlendirici sorularıyla ruhta uykuda olan bilgileri hatırlamaya başlaması adımı üçüncü sıraya yerleştirilir.
Yanlış bilgilerinden arınan insan, zihnindeki uykuda olan doğruları hatırlamaya hazır hale gelir.
4
Maiotik (doğurtma) aşaması ile nihai bilgiye ulaşmayı belirleme.
Sorgulama sürecinin sonunda, muhatabın kendi zihnindeki değişmez ve tümel hakikate ulaşması adımı dördüncü sıraya yerleştirilir.
Yöntemin amacı, Sokrates'in dışarıdan bilgi vermesi değil, muhatabın kendi zihnindeki doğruyu doğurmasını sağlamaktır.

Anahtar Kavram

Sokratik Yöntem (İroni ve Maiotik)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8604Soru

Doğu Afrika ülkesi Kenya’da yürütülen ekoturizm faaliyetleri kapsamında, vahşi yaşamı koruma alanlarını ziyaret eden yabancı turistlerden elde edilen gelirlerin bir kısmı yerel halkın eğitim ve sağlık hizmetlerinde kullanılmakta, ayrıca yerel halka rehberlik ve konaklama gibi hizmet kollarında yeni iş imkanları sunulmaktadır. Diğer yandan, milli parklardaki kontrolsüz safari turları toprak aşınmasına yol açmakta ve yaban hayatının doğal beslenme ve üreme döngüsünü bozmaktadır.

Bu parçada söz edilen turizm faaliyetlerinin etkileri dikkate alındığında, uluslararası turizmin küresel etkileriyle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Safari turları sırasında meydana gelen ekolojik tahribatın, doğrudan küresel ölçekli çevre sorunlarından kaynaklandığına

Cevap

Safari turları sırasında meydana gelen ekolojik tahribatın, doğrudan küresel ölçekli çevre sorunlarından kaynaklandığı yargısı yanlıştır ve bu yargıya ulaşılamaz.
Safari turları sonucunda meydana gelen toprak aşınması ve vahşi yaşamın bozulması gibi olumsuz durumlar, doğrudan yerel düzeydeki kontrolsüz turizm faaliyetlerinin bir sonucudur. Bu yerel ekolojik etkilerin, küresel ölçekli çevre sorunlarından kaynaklandığını öne sürmek bilimsel ve coğrafi olarak yanlıştır. Dolayısıyla bu yargıya ulaşılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki olumlu ekonomik ve sosyo-kültürel etkileri analiz etme
Turistlerden elde edilen gelirlerin eğitim ve sağlık hizmetlerine harcanması ile rehberlik/konaklama sektöründe iş imkanları yaratılması, turizmin yerel halkın yaşam standartlarını yükselttiğini ve doğrudan istihdam sağladığını doğrular.
Soruda verilen olumlu etkilerin hangi şıkları elediğini belirlemek.
2
Parçadaki ekolojik (çevresel) etkileri olumlu ve olumsuz yönleriyle inceleme
Vahşi yaşamı koruma alanlarının desteklenmesi olumlu ekolojik etkileri; safari turlarının toprak aşınması ve yaban hayatını bozması ise olumsuz ekolojik etkileri gösterir. Bu durum, turizmin doğal çevre üzerinde hem koruyucu hem de tahrip edici etkileri bir arada barındırdığını doğrular.
Çevresel etkilerin çift yönlü doğasını anlamak.
3
Parçadaki olumsuz çevresel etkilerin ölçeğini ve kaynağını değerlendirme
Safari araçlarının toprağı aşındırması ve yaban hayatına zarar vermesi tamamen yerel düzeydeki denetimsiz turizm aktivitelerinin doğrudan bir sonucudur. Bu durumun küresel ölçekli çevre sorunlarından kaynaklandığı söylenemez.
Yerel çevre tahribatını, küresel çevre sorunlarının bir sonucuymuş gibi gösteren hatalı yargıyı tespit etmek.

Anahtar Kavram

Uluslararası turizm faaliyetleri; ekonomik, sosyo-kültürel ve ekolojik alanlarda hem olumlu hem de olumsuz etkilere yol açabilir. Çevre üzerindeki olumsuz yerel etkiler (toprak aşınması vb.) doğrudan yerel turizm faaliyetlerinden kaynaklanır; küresel çevre sorunlarıyla karıştırılmamalıdır.
Soru 8605Soru

Dinî-tasavvufî Türk edebiyatında her nazım türü, kendine has bir içeriğe ve hitap tarzına sahiptir. Bu şiirler; şairin ilahi aşkı anlatma biçimine, tasavvufi öğretileri aktarma tarzına veya varoluş felsefesine göre sınıflandırılır.

Buna göre, aşağıda verilen şiir bentleri ile ait oldukları Tekke edebiyatı nazım t��rlerinin doğru eşleştirmesini yapınız.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Cihana gelmeden iz ü nişanım
Hakikat ilminde bir hece idim
Arş u kürs üstünde ulu mekanım
Hak ile hak idim bir gece idim
Bilmek istersen sen seni
Geç canından bul canı
İletme taşra yönünü
Kendi içinde ara bul
Yeri göğü ins ü cinni yarattın
Sen ey mimar başı eyvancı mısın
Ayı günü çarkı burcu var ettin
Ey mekan sahibi devrancı mısın
Güzel aşık cevrimizi
Çekemezsin demedim mi
Bu bir rıza lokmasıdır
Yiyemezsin demedim mi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleştirme şu şekildedir:
- 'Cihana gelmeden iz ü nişanım...' dörtlüğü -> Devriye
- 'Bilmek istersen sen seni...' dörtlüğü -> Nutuk
- 'Yeri göğü ins ü cinni yarattın...' dörtlüğü -> Şathiye
- 'Güzel aşık cevrimizi...' dörtlüğü -> Nefes
Doğru eşleştirmede: İlk dörtlükte yer alan ruhun dünyadan önceki varoluşuna dair ifadeler 'Devriye' türünü; ikinci dörtlükte yer alan nefs terbiyesine yönelik didaktik öğütler 'Nutuk' türünü; üçüncü dörtlükte yer alan yaratıcıyla teklifsiz söyleşi havası 'Şathiye' türünü; dördüncü dörtlükte yer alan Bektaşi geleneğine özgü lirik ve tasavvufi hitap ise 'Nefes' türünü karşılar.

Adım Adım Çözüm

1
İlk dörtlüğün ('Cihana gelmeden iz ü nişanım...') ana fikrini ve anahtar kelimelerini inceleyin.
Dörtl��kte ruhun bedenleşmeden önceki hâlinden, arşta Hak ile beraber olmasından bahsedildiği tespit edilir. Bu tema tasavvuftaki 'devir' (Allah'tan gelip Allah'a dönme) kuramıyla ilgilidir ve 'devriye' nazım türüne aittir.
Şiirlerin tematik içeriklerini belirleyerek doğru türle eşleştirmek.
2
İkinci dörtlüğü ('Bilmek istersen sen seni...') üslup ve hitap yönünden değerlendirin.
Dörtlükte doğrudan bir hitap ve öğreticilik (didaktik üslup) söz konusudur; kişiye nefsini bilmesi yönünde yol gösterilmektedir. Bu nitelikler mürşitlerin müridleri eğitmek için yazdığı 'nutuk' türüne uygundur.
Şiirin didaktik ve eğitici yönünü tespit edip türünü belirlemek.
3
Üçüncü dörtlüğün ('Yeri göğü ins ü cinni yarattın...') anlatım tarzını analiz edin.
Yaratıcıya hitaben mizahi, senli benli ve görünüşte alaycı fakat derinde tasavvufi anlamlar barındıran bir söylem olduğu görülür. Bu nitelikler 'şathiye' türünü tanımlar.
Şiirdeki teklifsiz söylemi ve şakacı üslubu analiz ederek şathiyeyi ayırt etmek.
4
Dördüncü dörtlüğü ('Güzel aşık cevrimizi...') Alevi-Bektaşi terimleri ve edası yönünden inceleyin.
Şiirde geçen 'rıza lokması' gibi kavramlar Alevi-Bektaşi tasavvuf anlayışını yansıtır ve törenlerde okunmaya uygun bir lirizme sahiptir. Bu özellikler 'nefes' nazım türüne aittir.
Kavramsal ipuçlarından yola çıkarak Alevi-Bektaşi tekke şiiri türü olan nefesi bulmak.

Anahtar Kavram

Tekke (Dinî-Tasavvufî) Edebiyatı Nazım Türleri ve İçerik Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8606Soru

Tanzimat II. Dönem Türk edebiyatı sanatçıları, edebi kimlikleri ve savundukları estetik görüşlerle Türk edebiyatının yönünü tayin etmişlerdir.

Buna göre, sol sütunda verilen Tanzimat II. Dönem sanatçılarını sağ sütunda verilen edebi anlayış ve yönelimleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Abdülhak Hamit Tarhan
Recaizade Mahmut Ekrem
Muallim Naci
Samipaşazade Sezai

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Abdülhak Hamit Tarhan - Düzensizlik, metafizik düşünce ve Şair-i Azam; Recaizade Mahmut Ekrem - 'Güzel olan her şey şiirin konusudur' görüşü ve Servet-i Fünun'a öncülük etme; Muallim Naci - Eski estetiği yeni bir solukla ve kusursuz Türkçe ile sürdürme; Samipaşazade Sezai - Realist hikaye ve Sergüzeşt romanı.
Eşleştirmede her sanatçı, kendisiyle özdeşleşen estetik ilke ve eserlerle doğru biçimde eşleştirilmiştir: Abdülhak Hamit Tarhan metafizik şiirleri ve Şair-i Azam unvanıyla; Recaizade Mahmut Ekrem şiirin konusunu genişleten teziyle; Muallim Naci geleneksel estetiği kusursuz Türkçe ile sürdürme gayretiyle; Samipaşazade Sezai ise realizmi ve cariyelik konusunu ele alan Sergüzeşt eseriyle eşleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Abdülhak Hamit Tarhan'ın edebi kimliğini ve lakabını belirleme.
Sanatçının 'Şair-i Azam' olarak anıldığı, kuralsızlığı ilke edindiği ve ölüm temalı metafizik şiirler yazdığı tespit edilir. Bu özellikler dördüncü ifadeyle eşleşir.
Eşleştirmenin ilk halkasını doğru kurarak seçenekleri daraltmak.
2
Recaizade Mahmut Ekrem'in şiir teorisini ve edebi etkilerini analiz etme.
Ekrem'in 'zerreden şemse kadar güzel olan her şeyin şiire konu olabileceği' ilkesini savunduğu ve Servet-i Fünun edebiyatının doğuşuna liderlik ettiği belirlenir. Bu özellikler üçüncü ifadeyle eşleşir.
Sanatçının Türk edebiyatı tarihindeki kuramsal ve yönlendirici rolünü saptamak.
3
Muallim Naci'nin edebi tavrını ve eski-yeni tartışmasındaki yerini değerlendirme.
Naci'nin eski şiir geleneğini büsbütün reddetmeden, Türkçenin dil kusursuzluğuyla yeni bir estetik yakalamaya çalıştığı anlaşılır. Bu özellikler birinci ifadeyle eşleşir.
Naci'nin salt 'eski' taraftarı değil, geleneğe yaslanan yenilikçi bir sanatçı olduğunu fark etmek.
4
Samipaşazade Sezai'nin realizm akımıyla ilişkisini ve eserlerindeki temayı saptama.
Sezai'nin realist öykücülüğün kurucularından olduğu ve Sergüzeşt'te cariyelik/esaret konusunu işlediği bulunur. Bu özellikler ikinci ifadeyle eşleşir.
Sanatçının edebiyatımıza kazandırdığı türsel ve tematik yenilikleri netleştirmek.

Anahtar Kavram

Tanzimat II. Dönem Sanatçılarının Estetik Görüşleri, Edebi Yönelimleri ve Eserleri
Soru 8607Soru

Aşağıda verilen şiir parçalarını, mısra sonlarında sergiledikleri ölçü, kafiye ve redif özellikleri yönünden sağdaki doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Cihânı kaplayıp gitmiş o rüzgârın hayâli
Gönülde sönmeyen her dem o aşkın melâli
Yeşil başlı gövel ördek
U��ar gider göle karşı
Eğrice boyun, ince bilek
Kızlar gider yola karşı
Kış geldi kapandı yollar
Yarim bana selam yollar
Yüce dağ başında parıldar ışık,
Gönül bir güzele ezelden âşık.
Yollar uzaklaştı, kafam karışık,

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol taraftaki şiir parçaları sırasıyla sağ taraftaki aruz ölçülü/zengin kafiyeli açıklama, 8'li hece ölçülü/yarım-tam kafiyeli açıklama, hece ölçülü/cinaslı kafiyeli açıklama ve 11'li hece ölçülü/redifsiz zengin (tunç) kafiyeli açıklama ile eşleşmektedir.
Eşleştirmede her şiir parçası, hece veya aruz ölçüsü özelliklerine, kafiye türlerine (zengin, tam, yarım, cinaslı, tunç) ve redif çeşitlerine göre doğru analiz edilerek eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci şiir parçasının ölçü, kafiye ve redif özelliklerini analiz edin.
Bu beyit 'Cihânı kaplayıp gitmiş o rüzgârın hayâli / Gönülde sönmeyen her dem o aşkın melâli' ��eklindedir. Beyit aruz ölçüsüyle yazılmıştır. 'hayâl-i' ve 'melâl-i' kelimelerindeki '-i' ekleri 3. tekil şahıs iyelik ekidir ve aynı görevde kullanıldıkları için ek halinde rediftir. Geriye kalan 'hayâl' ve 'melâl' kelimelerinde ise '-âl' sesleri ortaktır. Uzun ünlü 'â' iki ses değerinde kabul edildiğinden, toplamda 3 ses benzerliğiyle zengin kafiye oluşur.
Şiir parçasının ölçüsünü ve ahenk unsurlarını belirleyerek doğru tanım ile eşleştirmek.
2
İkinci şiir parçasının ölçü, kafiye ve redif özelliklerini analiz edin.
Dörtlük 'Yeşil başlı gövel ördek / Uçar gider göle karşı / Eğrice boyun, ince bilek / Kızlar gider yola karşı' şeklindedir. Hece sayıları sayıldığında 8'li hece ölçüsüyle yazıldığı görülür. 1 ve 3. dizelerdeki 'ördek' ve 'bilek' kelimelerinde '-ek' sesleri ortak olup 2 ses benzerliğiyle tam kafiyedir. 2 ve 4. dizelerdeki 'göle karşı' ve 'yola karşı' kısımlarında 'karşı' kelimeleri kelime halinde rediftir; '-e' ve '-a' yönelme hal ekleri ise ek halinde rediftir. Kelime köklerindeki 'göl' ve 'yol' sözcüklerinde ise '-l' sesi ortak olup tek ses benzerliğiyle yarım kafiyedir.
İkinci parçanın hem ek/kelime rediflerini hem de yarım/tam kafiye durumunu tespit edip doğru tanıma ulaşmak.
3
Üçüncü şiir parçasının ölçü, kafiye ve redif özelliklerini analiz edin.
İki mısradan oluşan parça 'Kış geldi kapandı yollar / Yarim bana selam yollar' şeklindedir. Hece sayıları 8'dir. Mısra sonlarındaki 'yollar' kelimelerinden ilki 'yol' isminin çoğul eki almış halidir (yol-lar); ikincisi ise 'yollamak' fiilinin geniş zaman çekimidir (yolla-r). Yazılışları aynı, anlam ve görevleri tamamen farklı olduğu için bu kelimeler arasında redif yoktur, doğrudan cinaslı kafiye oluştururlar.
Sesteş sözcüklerin oluşturduğu ahenk unsurunu (cinas) belirleyip doğru seçenekle eşleştirmek.
4
Dördüncü şiir parçasının ölçü, kafiye ve redif özelliklerini analiz edin.
Üç dizeden oluşan parça 'Yüce dağ başında parıldar ışık / Gönül bir güzele ezelden âşık / Yollar uzaklaştı, kafam karışık' şeklindedir. Hece sayıları sayıldığında 11'li hece ölçüsü olduğu görülür. Mısra sonlarındaki 'ışık', 'âşık' ve 'karışık' kelimelerinde ortak görevli herhangi bir ek bulunmadığından redif yoktur. Kelimelerdeki '-şık' sesleri 3 ses benzerliğiyle zengin kafiyedir. Ayrıca 'ışık' kelimesi 'karışık' kelimesinin içinde aynen yer aldığı için bu durum tunç kafiye örneğidir.
11'li hece ölçüsüyle yazılmış bu parçada redif olmadığını ve zengin (tunç) kafiye kullanıldığını görerek eşleştirmeyi tamamlamak.

Anahtar Kavram

Şiirde Ahenk Unsurları (Ölçü, Kafiye, Redif)
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 8608Soru

Edebî öğretici nesir türlerinin kendine has dil, üslup ve içerik yapılanmaları bulunmaktadır. Buna göre, sol sütunda verilen özgün metin kesitlerini sağ sütundaki öğretici metin türleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Edebiyat sosyolojisi alanında yapılan son araştırmalar, Tanzimat Dönemi gazetelerindeki tefrika romanların okur kitlesi üzerindeki etkisini nicel verilerle ortaya koymaktadır. 18601860 ile 18761876 yılları arasında yayımlanan Cerîde-i Havâdis ve Tercümân-ı Ahvâl gazetelerindeki okur mektupları incelendiğinde, edebî metinlerin toplumsal modernleşme sürecinde birer katalizör işlevi gördüğü saptanmıştır. Bu durum, öğretici ve sanatsal metinlerin toplumsal yapıdan bağımsız düşünülemeyeceğini kanıtlar niteliktedir.
Kendimle baş başa kaldığım o sessiz saatlerde, ruhumun kuytu köşelerine sığınırım. İnsan neden yazar? Belki de sadece kendi varlığını kendine ispat etmek, dünyadaki o geçici izini kalıcı kılmak için. Ben de bu satırları karalarken kimseye bir hakikati dikte etme niyetinde değilim. Sadece kendi iç sesimin yankılarını, kendi gerçeğimi arıyorum; çünkü insan en çok kendini sorguladıkça zenginle��ir.
Dün sabah metroda giderken herkesin elindeki akıllı telefonlara gömüldüğünü, yanındakinin yüzüne bile bakmadığın�� fark ettim. Toplum olarak nereye gidiyoruz dersiniz? Gündelik hayatın bu koşturmacasında insan ilişkilerimiz can çekişiyor. Belediye meclisinde alınan son kararla ulaşıma yapılan zamlar da cabası; sanki insanları daha da yalnızlaştırmak, evlerine hapsetmek istiyorlar. Bu gidişata acilen bir dur demek gerekmiyor mu?
��imdi siz bana soracaksınız, 'Yahu, bunca yıllık yazarız, hiç mi hayal kırıklığına uğramadınız?' diye. Uğramaz olur yum hiç, sevgili okurum! Sanatın o çileli yolunda öyle anlar gelir ki kalemi elinizden bırakıp kaçmak istersiniz. Ama gelin görün ki edebiyat bir kere kanınıza girdi mi ondan kurtulamazsınız. Siz de benim gibi düşünmüyor musunuz, yoksa yanılıyor muyum?

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci parça makale, ikinci parça deneme, üçüncü parça fıkra ve dördüncü parça söyleşi türüyle eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede birinci metin makale ile eşleşir çünkü bilimsel terimler, nesnel saptamalar ve kanıtlama kaygısı ön plandadır. İkinci metin deneme ile eşleşir çünkü yazar kendi benliği etrafında öznel sorgulamalar yapar. Üçüncü metin fıkra ile eşleşir çünkü günlük, güncel bir olay kanıtlama amacı gütmeden köşe yazısı samimiyetinde ele alınmıştır. Dördüncü metin söyleşi ile eşleşir çünkü okuyucuya doğrudan seslenilerek karşılıklı konuşma havası yaratılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci pasajdaki dil ve anlatım özelliklerinin incelenmesi.
Pasajda edebiyat sosyolojisi, nicel veriler, saptama gibi terimler kullanılmış ve nesnel, kanıtlayıcı bir anlatım benimsenmiştir. Bu özellikler makale türüne işaret eder.
Metnin yazılış amacının bilimsel bir gerçeği kanıtlamak olup olmadığını belirlemek.
2
İkinci pasajın incelenmesi.
Yazarın kendi iç dünyası, yazma nedeni üzerine kişisel ve özgürce düşüncelerini paylaştığı görülür. Kanıtlama amacı yoktur, 'ben' dili hakimdir. Bu nitelikler deneme türünün karakteristik özellikleridir.
Yazarın konuyu ele alırken takındığı kişisel tutumun sınırlarını belirlemek.
3
Üçüncü pasajın incelenmesi.
Metro yolculuğu, teknoloji kullanımı ve ulaşıma yapılan zam gibi güncel ve toplumsal olaylar ele alınmıştır. Derinlemesine kanıtlara girilmeden, gazete köşesi üslubuyla aktarılmıştır. Bu da fıkra (köşe yazısı) türünü gösterir.
Ele alınan konunun güncelliğini ve aktarım mecrasının (gazete/köşe yazısı) izlerini aramak.
4
Dördüncü pasajın incelenmesi.
Okuyucuya 'sevgili okurum', 'siz' şeklinde hitap edilmiş, soru-cevaplarla sohbet havası oluşturulmuştur. Bu üslup söyleşi (sohbet) türüne hastır.
Metinde okuyucu ile kurulan doğrudan iletişimin üslup üzerindeki etkisini tespit etmek.

Anahtar Kavram

Öğretici metin türlerinin (makale, deneme, fıkra, söyleşi) dil, üslup ve içerik özelliklerine göre ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 8609Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen şiir parçalarını, sağ sütunda yer alan uygun nazım biçimi ve nazım türü eşleştirmeleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif deyi
Deli gönül abdal olmuş
Gezer Elif Elif deyi
Yiğit olan yiğitliğin gizlemez
K��tüler kendini uzağa çekmez
Mert olanlar asla geriye dönmez
Düşman üstümüze gelse ne eyler
Gün doğdu şâh-ı âlem uyanmaz mı hâbdan
Kılmaz mı cilve hayme-i gerdûn-ı fâbdan
Gitti o deryâ-yı kerem kân-ı atâ
Gitti o âleme veren nûr-ı ziyâ
Bize kâfir demiş Müftî Efendi
Tutalım ben ana diyem müselmân
Vardıkta yarın rûz-ı cezâya
İkimiz de çıkarız anda yalan

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşmeler şu şekildedir: Karacaoğlan'ın dörtlüğü Semai-Güzelleme; Köroğlu'nun dörtlüğü Koşma-Koçaklama; Bâkî'nin beyitleri Terkibibent-Mersiye; Nef'î'nin dörtlüğü Kıta-Hicviye ile eşleşir.
Doğru eşleştirme şiirlerin hece/aruz ölçüleri ve konularının doğru analiz edilmesine dayanır. Karacaoğlan'ın şiiri 8'li hece ölçüsüyle güzelleme türünde bir semai; Köroğlu'nun şiiri 11'li hece ölçüsüyle koçaklama türünde bir koşma; Bâkî'nin şiiri ölüm konusunu işleyen terkibibent biçiminde bir mersiye; Nef'î'nin şiiri ise yergi içeren kıta biçiminde bir hicviyedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci dörtlüğün hece sayısını ve temasını belirleme.
Dörtlük 8'li hece ölçüsüyle yazılmıştır ve Elif adındaki sevgiliye duyulan lirik aşkı anlatmaktadır. Bu durum biçim olarak semaiyi, tür olarak güzellemeyi gösterir.
Halk edebiyatında 8'li hece ölçüsüyle yazılan lirik şiirlerin nazım biçimi semai, aşk ve güzellik konularını işleyen türü ise güzellemedir.
2
İkinci dörtlüğün hece sayısını ve temasını belirleme.
Dörtlük 11'li hece ölçüsüyle yazılmıştır ve kahramanlık, yiğitlik temasını işlemektedir. Bu durum biçim olarak koşmayı, tür olarak koçaklamayı gösterir.
11'li hece ölçüsü koşmanın genel biçimsel özelliğidir, kahramanlık konusu ise koçaklama türüne aittir.
3
Üçüncü beyitlerin dil, ölçü ve konusunu inceleme.
Aruz ölçüsüyle ve divan şiiri geleneğiyle yazılan bu parça, Kanuni Sultan Süleyman'ın vefatı üzerine yazılmış olup bentlerden oluşur. Dolayısıyla nazım biçimi terkibibent, türü ise mersiyedir.
Divan edebiyatında ölen kişilerin ardından duyulan acıyı işleyen nazım türü mersiye; bu türün en bilinen biçimi ise terkibibenttir.
4
Dördüncü şiirin yapısal ve tematik incelemesini yapma.
Şiir, divan edebiyatı ölçüsüyle (aruz) yazılmış, abcb şeklinde kafiyelenmiş iki beyitlik (dört satırlık) bir yapıya sahiptir. İçeriğinde ise dönemin müftüsüne yönelik bir yergi bulunmaktadır. Bu durum biçim olarak kıtayı, tür olarak hicviyeyi gösterir.
Divan edebiyatında kısa yergiler ve felsefi düşünceler genellikle kıta biçimiyle yazılır; yergi konulu şiirlerin türü ise hicviyedir.

Anahtar Kavram

Şiirlerin ölçü, uyak ve nazım birimi gibi şekilsel özelliklerine göre 'nazım biçimi'; işledikleri konuya göre ise 'nazım türü' olarak sınıflandırılması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8610Soru

Divân-ı Hikmet'in dil, üslup ve içerik özelliklerine dair aşağıdaki kavramları, karşılarında verilen doğru açıklamalar��yla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hikmet kavramı
Hakaniye Türkçesi
Didaktik yaklaşım
Hece ve aruz sentezi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hikmet kavramı Hoca Ahmed Yesevî'nin tasavvufi manzumeleriyle; Hakaniye Türkçesi Karahanlı dönemi dil hususiyetlerini yansıtan dil zeminiyle; Didaktik yaklaşım dinî-ahlaki konuları öğretmeyi hedefleyen anlatım tarzıyla; Hece ve aruz sentezi ise eserde hem dörtlüklerin/hece ölçüsünün hem de gazel/aruz yapısının bir arada kullanılmasıyla eşleşmektedir.
Divân-ı Hikmet'in dilinin Hakaniye Türkçesi olması, içeriğindeki didaktik yaklaşım, şiirlerinin genel adı olan hikmet kavramı ve biçimsel olarak hece ve aruz sentezini barındırması eserin karakteristik nitelikleridir. Yapılan eşleştirmeler bu temel özellikleri doğru tanımlarıyla buluşturmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hikmet kavramının edebiyatımızdaki yerini belirleme
Hikmet, Ahmed Yesevî'nin dinî-tasavvufi içerikli manzumelerine verilen addır, dolayısıyla bu kavram ilgili tanımla eşleştirilir.
Kavramın terim anlamını doğrudan saptamak için.
2
Eserin yazıldığı yazı dilini tespit etme
Divân-ı Hikmet, Karahanlı Türkçesi (Hakaniye lehçesi) ile yazılmıştır. Bu dil özelliği geçiş dönemi metinlerinin ortak niteliğidir.
Eserin dilsel kökenini doğru açıklamayla ilişkilendirmek için.
3
Metnin yazılış amacına yönelik üslup özelliğini inceleme
Eserde sanatsal kaygı güdülmeyip dinî kuralların ve tasavvuf ahlakının öğretilmesi hedeflendiği için bu didaktik yaklaşımdır.
Metnin öğretici yönünü ve sanatsal arka planını kavramak için.
4
Şiirlerin ölçü ve biçim özelliklerini değerlendirme
Divân-ı Hikmet hece ölçüsüyle dörtlükler halinde yazılsa da yer yer aruz vezni ve gazel biçimi de kullanılmıştır, bu da hece ve aruz sentezini gösterir.
Eserin ahenk ve biçim özelliklerinin çeşnisini belirlemek için.

Anahtar Kavram

Divân-ı Hikmet'in genel dil, üslup ve biçim özellikleri ile edebiyat tarihindeki önemi
Soru 8611Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen Divan edebiyatı beyitlerini, sağ sütundaki ait oldukları nazım türleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gün doğdu şâhım uyanmaz mı hâb-ı râhatdan / Belirdi subh-ı kıyâmet nişânı firkatden
Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni / Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni
Cihânı kıldı müşerref kudûm-ı pâk-i Resûl / Ne mutlu âleme kim geldi ol penâh-ı enâm
Bir eşek var idi zaîf ü nizâr / Yük elinden anınla zâr u fikâr

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci beyit Mersiye, ikinci beyit Münacat, üçüncü beyit Naat ve dördüncü beyit Hicviye ile eşleşmelidir.
Doğru eşleştirme yapıldığında; birinci beyit ölüm temasıyla mersiyeye, ikinci beyit Allah'a yakarışıyla münacata, üçüncü beyit Hz. Peygamber övgüsüyle naata ve dördüncü beyit ise alaycı yergi unsuru taşıyan Harnâme'den alındığı için hicviyeye karşılık gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci beyitteki anahtar kelimeleri ve temayı analiz etme
Beyitte geçen 'hâb-ı râhat' (ölüm uykusu) ve 'firkat' (ayrılık) kelimeleri ile şahın uyanmamasından bahsedilmesi, bu şiirin bir ölümün ardından yazılan mersiye olduğunu gösterir.
Beytin konusunu belirleyerek doğru türle eşleştirmek.
2
İkinci beyitteki hitap ve dua ifadelerini inceleme
Beytin 'Yâ Rab' seslenişiyle başlaması ve Allah'tan aşk belası dilemesi, doğrudan Allah'a yalvarış içeren bir münacat olduğunu ortaya koyar.
Yakarış ve dua konulu şiirlerin münacat başlığı altında toplandığını saptamak.
3
Üçüncü beyitteki dini şahsiyet referansını tespit etme
Beyitte geçen 'Resûl' (Hz. Muhammed) ve 'penâh-ı enâm' (insanlığın sığınağı) ifadeleri, bu şiirin Hz. Peygamber'i öven bir naat olduğunu gösterir.
Peygamber övgüsü içeren nazım türünü ayırt etmek.
4
Dördüncü beyitteki sembolik anlatımı ve eleştiriyi değerlendirme
Eşek figürü üzerinden çekilen eziyetin ve zayıflığın hikaye edilmesi, allegorik bir hiciv (hicviye) niteliği taşımaktadır.
Toplumsal veya bireysel aksaklıkları alaycı bir dille eleştiren türü belirlemek.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında beyitlerin işledikleri temalara (övgü, yergi, ölüm, yakarış vb.) göre nazım türlerine ayrılması
Soru 8612Soru

Türk edebiyatında öğretici metinlerin tarihsel gelişimi ve türsel özellikleri ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Deneme ile söyleşi (sohbet) türleri arasındaki en belirgin fark anlatıcının yönelimidir; denemede yazar doğrudan okuyucuyu karşısına alıp onunla konuşuyormuş gibi senli benli bir üslup benimserken söyleşide ise kendi kendisiyle konuşuyormuş gibi içten ve tek yönlü bir monolog tercih eder.

Cevap

Deneme ile söyleşi (sohbet) türleri arasındaki üslup farkının ters verilmesi sebebiyle denemede yazarın doğrudan okuyucuyla konuştuğunu söyleşide ise kendi kendisiyle konuştuğunu iddia eden yargı yanlıştır.
Doğru cevap olan seçenekte deneme ve söyleşi (sohbet) türlerinin anlatım özellikleri tam tersi şekilde verilmiştir. Denemede yazar 'kendi kendisiyle konuşuyormuş gibi' bir iç monolog (ben eksenli) yürütürken; söyleşi (sohbet) türünde ise okuyucuyu karşısına alarak 'senli benli' bir üslup kullanır, ona sorular sorup cevaplar verir.

Adım Adım Çözüm

1
Öğretici metinlerin tarihsel gelişimini ve Tanzimat Dönemi gazete çevresinde gelişen ilk örneklerini analiz etme.
Şinasi'nin ilk makale yazarı olduğu ve Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi'nin bu gelişimin başlangıcı olduğu bilgisi doğrulanır.
Tanzimat Dönemi öğretici metinlerinin kurucu niteliklerini belirlemek.
2
Servet-i Fünun Dönemi bağımsız yazarlarının öğretici metinlerdeki dil ve üslup özelliklerini değerlendirme.
Ahmet Rasim'in samimi ve gündelik bir dille fıkra ve sohbet türlerinde İstanbul hayatını anlattığı doğrulanır.
Servet-i Fünun bağımsızlarının edebiyatımızdaki yerini belirlemek.
3
Cumhuriyet Dönemi deneme yazarlarının üslup ve dil anlayışlarını inceleme.
Nurullah Ataç ve Suut Kemal Yetkin'in deneme türündeki öznel, kanıtlama amacı gütmeyen duru dilleri doğrulanır.
Cumhuriyet Dönemi deneme türünün kurucularının özelliklerini test etmek.
4
Deneme ve söyleşi (sohbet) türlerinin temel tanım ve üslup farklarını karşılaştırarak yanlış yargıyı tespit etme.
Deneme ve söyleşi türlerinin anlatım yönelimlerinin ters aktarıldığı fark edilir; yanlış olan yargı belirlenir.
İki öğretici metin türü arasındaki temel kavramsal sınırı ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Öğretici Metin Türlerinin (Deneme, Sohbet, Makale, Fıkra) Ayırt Edici Özellikleri ve Tarihsel Gelişimi
Soru 8613Soru

Âşık edebiyatı şairleri üzerine araştırma yapan bir öğrenci, hazırladığı sunumda şu bilgilere yer vermiştir:

* I. Şair: 1717. yüzyılda yaşamış; hem aruz hem de hece ölçüsüyle şiirler söylemiştir. İyi bir eğitim gördüğü, kâtip olduğu veya orduda görev aldığı şiirlerinden anlaşılmaktadır. Divan edebiyatı etkisinde yazdığı şiirlerinde dili ağır olsa da heceyle yazdığı koşma ve semailerinde sade, akıcı bir Türkçe kullanmıştır. Klasik Türk musikisinde kendi adıyla anılan bir ezgi/makam bulunmaktadır.
* II. Şair: 1919. yüzyılda Çukurova ve Toroslar bölgesinde yaşamış, sadece hece ölçüsünü kullanmıştır. Mensup olduğu Avşar boyunun göçebe hayatını sürdürme mücadelesini ve Osmanlı Devleti’nin iskân politikasına karşı duruşunu destansı, yiğitçe bir söyleyişle şiirlerine taşımıştır. Şiirlerinde divan edebiyatı etkisi ve aruz ölçüsü kesinlikle görülmez.

Bu sunumda özelliklerinden bahsedilen şairler aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gevherî - Dadaloğlu

Cevap

Gevherî - Dadaloğlu
Verilen özellikler incelendiğinde; aruz ve heceyi birlikte kullanmasıyla, kâtip/asker kökenli olmasıyla ve kendi adıyla anılan makamıyla öne çıkan 17. yüzyıl şairi Gevherî'dir. 19. yüzyılda sadece hece ölçüsüyle yazıp göçebe Avşar boylarının iskânına karşı mücadeleyi destansı dille dile getiren şair ise Dadaloğlu'dur. Dolayısıyla doğru eşleştirme Gevherî - Dadaloğlu şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci şairin özelliklerini analiz etme.
17. yüzyılda yaşayan, hem aruz hem heceyi kullanan ve kendi adıyla anılan makamı olan şair Gevherî'dir.
Gevherî klasik Türk musikisinde kendi adıyla anılan makama sahip yegane aşık edebiyatı şairlerindendir.
2
İkinci şairin özelliklerini analiz etme.
19. yüzyılda yaşayan, sadece hece kullanan ve Avşar iskânına karşı mücadeleyi destansı dille anlatan şair Dadaloğlu'dur.
Dadaloğlu Avşar Türkmenlerinin iskân politikasına direnişini koçaklama tarzında dile getiren en önemli 19. yüzyıl şairidir.
3
Seçenekleri karşılaştırarak doğru eşleştirmeyi bulma.
Gevherî ve Dadaloğlu ikilisinin bulunduğu seçenek doğru yanıttır.
Verilen bilgilerin her ikisiyle de eksiksiz eşleşen tek seçenek budur.

Anahtar Kavram

Âşık Edebiyatı Temsilcilerinin Edebî Şahsiyetleri ve Yüzyılları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8614Soru

T��rk halk edebiyatı bünyesinde yer alan halk anlatılarıyla ilgili yapılan bir çalışmada, efsane türünün diğer anlatılardan ayrılan yönleri ele alınmıştır.

Buna göre;
I. Anlatılan olayların ve kahramanların halkın muhayyilesinde bir inanç konusu olarak kabul görmesi,
II. Anonim nitelik taşıyıp sözlü gelenek içinde kuşaktan kuşağa aktarılması,
III. Belirli bir bölgeye, doğa olayına ya da bir adın türeyişine bağlı olarak ortaya çıkması

özelliklerinden hangileri, 'efsane' türünü 'masal' ve 'halk hikâyesi' gibi diğer halk anlatısı türlerinden ayıran yönlerdendir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Efsaneyi masal ve halk hikâyesinden ayıran özellikler I ve III numaralı öncüllerde verilen niteliklerdir.
Efsaneleri masal ve halk hikâyesinden ayıran en temel farklar, anlatılanların halk arasında gerçek bir inanç konusu olarak kabul edilmesi ve belirli bir bölge, doğa olayı ya da isim türeyişine (etiyolojik köken) dayanmasıdır. Bu nedenle I ve III numaralı öncüller doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Efsane, masal ve halk hikâyesi türlerinin genel niteliklerini hatırlamak.
Efsane halk arasında gerçek kabul edilir ve inanç konusudur; masal tamamen hayal ürünüdür; halk hikâyesi ise gerçekçi olaylar barındırır. Her üçü de anonimdir.
Anlatıların ortak ve farklı yönlerini belirleyerek öncülleri karşılaştırmak.
2
Öncülleri tek tek inceleyerek ayırt edici olup olmadıklarını değerlendirmek.
I. öncül (inanç konusu olması) ve III. öncül (belirli bir bölge veya adın türeyişine bağlı olması) sadece efsaneye özgüdür. II. öncül (anonimlik ve sözlü aktarım) ise masal ve halk hikâyesinde de ortaktır.
Soruda istenen 'ayıran yönler' ölçütüne uygun öncülleri seçmek.
3
Doğru öncüllerin yer aldığı seçeneği belirlemek.
I ve III numaralı özelliklerin birlikte yer aldığı seçenek doğru cevaptır.
Efsaneyi masal ve halk hikâyesinden ayıran özellikleri tam olarak tespit etmek.

Anahtar Kavram

Halk Anlatıları ve Nesir (Efsane, Masal, Halk Hikâyesi Farkları)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8615Soru

Verilen dizeleri içlerinde barındırdıkları en belirgin edebî sanatlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Marmara’da her yelken uçar gibi hafifken
Bizim gemi yavaşça uzaklaştı limandan
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
Hâk-i pâkine varam deyü süregitti revân
Serv-i ser-keş ki ayağını çekmez sudan
Gülmek ol gonce-dehene yaraşır
Ağlamak bu dil-i hazîne yaraşır

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Marmara'da uçan yelken dizesi mecazımürsel ile, gökyüzü ve taş dizesi tecahülüarif ile, servinin ayağını sudan çekmemesi dizesi hüsnütalil ile, gülmek ve ağlamak dizesi ise tezat sanatı ile eşleşmektedir.
Eşleştirme tamamen doğru yapılmıştır. Birinci dizede yelken (gemi yerine) mecazımürseldir; ikinci dizede taşın sertliğine şaşırma tecahülüariftir; üçüncü dizede servinin suda durması hüsnütalildir; dördüncü dizede gülmek ve ağlamak ise tezattır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk dizedeki mecazı incelemek
"Yelken" sözcüğüyle kastedilenin geminin kendisi olduğu tespit edilmiş ve mecazımürsel ile eşleştirilmiştir.
Benzetme amacı olmadan bir sözün başka bir söz yerine kullanılması ad aktarmasıdır.
2
İkinci dizedeki şairin tavrını incelemek
Şairin bilinen gerçekleri şaşkınlıkla karşılayıp bilmezlikten geldiği tespit edilmiş ve tecahülüarif ile eşleştirilmiştir.
Anlama derinlik katmak amacıyla bilinen bir durumu bilmezden gelme sanatı tecahülüariftir.
3
Üçüncü dizedeki neden-sonuç ilişkisini incelemek
Servi ağacının suda büyümesi gibi doğal bir durumun sevgiliye kavuşma isteğine bağlandığı tespit edilmiş ve hüsnütalil ile eşleştirilmiştir.
Doğal bir olayı güzel ve hayalî bir nedene bağlama sanatı hüsnütalildir.
4
Dördüncü dizedeki kavram çiftini incelemek
"Gülmek" ve "ağlamak" zıt kavramlarının kullanıldığı tespit edilmiş ve tezat ile eşleştirilmiştir.
Karşıt kavramların veya durumların bir arada kullanılması tezat sanatıdır.

Anahtar Kavram

Edebi Sanatlar (Söz Sanatları)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8616Soru

Bir şirkette proje yöneticisi olan Kaan, ne zaman üst yönetime sunum yapmak için toplantı odasına girse, sunum esnasında sert eleştirilerle ve suçlamalarla karşılaşmaktadır. Bir süre sonra Kaan, henüz sunum yapmaya başlamadan, sadece o toplantı odasının kapısından içeri adım attığında bile ellerinin titrediğini ve yoğun bir stres yaşadığını fark eder. Bu durumdan kurtulmak isteyen Kaan, sonraki haftalarda sunum günlerinde hastalık raporu alarak işe gitmemeye başlamıştır. Bu kaçınma davranışı, onun sert eleştirilerden uzak kalmasını sağlayarak rahatlamasına yol açmış ve zamanla sunum günlerinde rapor alma sıklığı artmıştır.

Buna göre, Kaan'ın toplantı odasına girdiğinde stres yaşaması ve sunum günlerinde rapor alma sıklığının artması durumları, sırasıyla aşağıdaki psikolojik süreçlerden hangileriyle açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klasik koşullanma (Koşullu tepki) - Olumsuz pekiştirme

Cevap

Klasik koşullanma (Koşullu tepki) - Olumsuz peki��tirme
Kaan'ın toplantı odasını gördüğünde stres yaşaması klasik koşullanma (koşullu tepki) ile açıklanır çünkü nötr bir uyarıcı olan oda, sert eleştirilerle (koşulsuz uyarıcı) eşleşerek koşullu uyarıcı hâline gelmiştir. Sunum günlerinde rapor alarak bu olumsuz durumdan kaçınması ve rahatlaması sonucunda rapor alma davranışının sıklığının artması ise edimsel koşullanmadaki olumsuz pekiştirme sürecidir; çünkü organizmayı rahatsız eden uyarıcı ortamdan çekilmiş ve hedef davranış kuvvetlendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kaan'ın toplantı odasına karşı gösterdiği stres tepkisini analiz etmek
Klasik koşullanma (Koşullu tepki)
Toplantı odası başlangıçta nötr bir uyarıcıyken, sert eleştirilere (koşulsuz uyarıcı) maruz kalma deneyimi sonrasında koşullu uyarıcı hâline gelmiştir. Kaan'ın odada gösterdiği stres ise öğrenilmiş bir koşullu tepkidir.
2
Kaan'ın sunum günlerinde rapor alması ve bu davranışın sıklığının artmasını analiz etmek
Olumsuz pekiştirme
Rapor alma davranışı, Kaan'ı stres verici ve hoş olmayan bir durum olan sert eleştirilerden kurtarmıştır (ortamdan istenmeyen uyarıcının çekilmesi). Bu kurtulma hissi davranışı pekiştirmiş ve rapor alma sıklığını artırmıştır.
3
Elde edilen analizleri seçeneklerle karşılaştırarak doğru yanıtı belirlemek
Klasik koşullanma (Koşullu tepki) ve Olumsuz pekiştirme süreçlerinin sırasıyla bir arada verildiği seçeneği seçmek
İlk durum klasik koşullanma kapsamında bir koşullu tepki, ikinci durum ise edimsel koşullanma kapsamında bir olumsuz pekiştirme sürecidir.

Anahtar Kavram

Klasik koşullanma ilkelerinden koşullu tepki ile edimsel koşullanma ilkelerinden olumsuz pekiştirme süreçlerinin günlük yaşam senaryoları üzerinden ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8617Soru

Aşağıda verilen İslamiyet öncesi Türk edebiyatına ait yazılı metinler ile bu metinlerin belirleyici özelliklerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tonyukuk Yazıtı
Kül Tigin Yazıtı
Sekiz Yükmek
Kalyanamkara ve Papamkara Hikâyesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tonyukuk Yazıtı - Yazarının kendisi olmasıyla öne çıkan Göktürk anıtı; Kül Tigin Yazıtı - Yollug Tigin tarafından söylev üslubuyla kaleme alınan Göktürk anıtı; Sekiz Yükmek - Budist felsefeyi ve beş duyu organını anlatan Uygur metni; Kalyanamkara ve Papamkara Hikâyesi - İyi ve kötü şehzadenin maceralarını konu alan Uygur eseri.
Doğru eşleştirmede; Tonyukuk Yazıtı vezirin kendisi tarafından sade bir üslupla yazılan anıta, Kül Tigin Yazıtı Yollug Tigin'in söylev dilindeki anıtına, Sekiz Yükmek beş duyu organını açıklayan Budist öğretiye, Kalyanamkara ve Papamkara ise iyi-kötü şehzade masalına karşılık gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Göktürk Dönemi yazıtlarının dil, üslup ve yazarlık özelliklerini incelemek.
Tonyukuk Yazıtı'nın bizzat vezir tarafından dikildiğini ve atasözleriyle yüklü sade bir anlatımı olduğunu; Kül Tigin Yazıtı'nın ise Yollug Tigin tarafından yazılıp söylev niteliği taşıdığını belirlemek.
Göktürk Yazıtları arasındaki yazar, diktirici ve üslup farklarını ayırt etmek amacıyla.
2
Budist Uygur metinlerinin konularını çözümlemek.
Sekiz Yükmek'in Budist inançları ve beş duyu organını anlattığını; Kalyanamkara ve Papamkara'nın ise iyi ve kötü iki şehzadeyi konu edinen bir çatik (Budist masalı) olduğunu saptamak.
Uygur Dönemi dinî ve din dışı/masal türü eserlerin içerik farklarını ortaya koymak amacıyla.
3
Belirlenen özellikleri metinlerle birebir eşleştirmek.
Tonyukuk Yazıtı'nın ikinci özellikle, Kül Tigin Yazıtı'nın üçüncü özellikle, Sekiz Yükmek'in birinci özellikle ve Kalyanamkara ve Papamkara Hikâyesi'nin ise dördüncü özellikle doğru eşleştiğini doğrulamak.
Doğru eşleştirme kombinasyonuna ulaşmak amacıyla.

Anahtar Kavram

Göktürk ve Uygur dönemlerine ait yazılı metinlerin dil, yazar, üslup ve içerik bakımından ayırt edici özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8618Soru

Milli Edebiyat Dönemi'nde yayın organları, hem edebi ve estetik anlayışın şekillenmesinde hem de dönemin kurtuluş reçetesi olarak sunulan fikir akımların��n kitlelere ulaştırılmasında öncü rol oynamıştır.

Aşağıda verilen yayın organları ile bu organların dönemin düşünce dünyasındaki işlevlerini ve ideolojik yönelimlerini belirten açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Genç Kalemler
Türk Yurdu
Yeni Mecmua
Dergâh

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Genç Kalemler dergisi Yeni Lisan ve dil tasfiyesiyle; Türk Yurdu dergisi Yusuf Akçura liderliğindeki kültürel ve sosyolojik Türkçülükle; Yeni Mecmua dergisi Ziya Gökalp'in sosyolojik ve bilimsel Türkçülük sistemleştirmesiyle; Dergâh dergisi ise Anadolu milliyetçiliği ve mistik estetikle eşleşmektedir.
Genç Kalemler, Yeni Lisan makalesi ile edebi/dilsel Türkçülüğü Selanik'te başlatmıştır. Türk Yurdu, Yusuf Akçura liderliğinde Türkçülüğün kültürel ve sosyolojik boyutlarını işleyen ilk cemiyet yayınıdır. Yeni Mecmua, Ziya Gökalp öncülüğünde Türkçülüğü bilimsel ve sosyolojik kuramlarla sistemleştirmiştir. Dergâh ise Anadolu milliyetçiliğini mistik ve estetik bir çizgiyle savunmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Genç Kalemler dergisinin yayın yeri ve temel amacını incelemek.
Dergini Selanik'te basıldığı ve Yeni Lisan hareketiyle edebi sadeleşmeyi savunduğu tespit edilir. Bu durum birinci açıklama ile örtüşür.
Edebi akımın dilsel kuramlarının hangi organla duyurulduğunu saptamak için.
2
Türk Yurdu dergisinin kurucusu ve misyonunu belirlemek.
Yusuf Akçura'nın yönetiminde Türkçülüğün kültürel ve kurumsal temellerini atan yayın olduğu belirlenir. Bu durum ikinci açıklama ile eşleşir.
Fikir akımının kurumsal ve cemiyet düzeyindeki ilk temsilcisini bulmak için.
3
Yeni Mecmua dergisinin yönetici kadrosunu ve içeriğini değerlendirmek.
Ziya Gökalp'in İstanbul'da çıkardığı, sosyoloji ve bilimsel makalelerle Türkçülüğü sistemleştiren yayın olduğu saptanır. Bu durum üçüncü açıklama ile eşleşir.
Türkçülüğün bilimselleşme sürecinin hangi dergi kanalıyla yürütüldüğünü bulmak için.
4
Dergâh dergisinin yayın dönemi ve edebi çizgisini analiz etmek.
Milli Mücadele yıllarında İstanbul'da çıkan, mistik ve Anadolu merkezli milliyetçilik anlayışına sahip Dergâh dergisi olduğu anlaşılır. Bu durum dördüncü açıklama ile eşleşir.
Cumhuriyet öncesi Anadolu milliyetçiliğinin mistik estetiğini yansıtan mecmuayı tespit etmek için.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi'nde fikir akımlarının yayın organları aracılığıyla yayılması ve sistemleştirilmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8619Soru

Aşağıda sol sütunda verilen edebi akım estetiğine ve poetik görüşlere dair açıklamaları, sağ sütunda verilen akım ve Türk/Batı edebiyatındaki temsilcileriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şiirde musiki her şeyden önce gelmelidir; melodiye önem verilmeli, kelimelerin açık anlamlarından ziyade ruhsal çağrışımları ön plana çıkarılarak dış dünya bir tül arkasından izlenir gibi yansıtılmalıdır.
Sanat sanat içindir ilkesiyle şiir, plastik bir güzellik taşımalı; ressam duyarlılığıyla nesnel tasvirler yapılmalı ve biçim kusursuzluğu bir kuyumcu titizliğiyle işlenmelidir.
Şiirde önemli olan kelimelerin sözlük anlamı değil, şiirsel ahenk ve telkindir. Şiir, anlaşılmak için değil, duyulmak için yazılan, musikiyle söz arasında fakat musikiye daha yakın bir dildir.
Şiirde tablo gibi tasvir yapma (pitoresk) eğilimi öne çıkar; dış dünya, şairin kişisel duygularından arındırılarak nesnel bir gözlemle, adeta bir resim çizilir gibi kelimelerle kurulur.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki estetik açıklamaların ve poetik görüşlerin, sağ sütundaki edebi akım ve temsilcilerle sırasıyla doğru eşleşmesi şöyledir: Şiirde musiki ve kapalılığı savunan Verlaine'in sembolizm akımıyla; biçim kusursuzluğunu ve plastik güzelliği savunan Gautier'nin parnasizm akımıyla; şiiri musikiye yakın telkin edici bir dil olarak gören Ahmet Haşim ile; nesnel tablo-şiir (pitoresk) anlayışı ise Tevfik Fikret ile eşleşmelidir.
Şiirde musiki ve kapalı anlatımı öne çıkaran sembolist ilkelerin Paul Verlaine ve Ahmet Haşim ile; biçimsel mükemmelliği ve nesnel betimlemeleri savunan parnasyen ilkelerin ise Théophile Gautier ve Tevfik Fikret ile ilişkilendirilmesi doğru bir edebi sınıflandırma sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci ifadenin çözümlenmesi
İfade musikiye, loşluğa ve çağrışıma odaklandığı için sembolizmin Batı'daki öncüsü Paul Verlaine ile eşleşir.
Sembolizmin musikiyi anlamın önüne koyan temel ilkesini kavramak.
2
İkinci ifadenin çözümlenmesi
Biçim kusursuzluğu, nesnellik ve 'kuyumcu titizliği' ifadeleri parnasizmin kurucusu Théophile Gautier ile eşleşir.
Parnasizmin sanatsal titizlik ve plastik güzellik ilkelerini belirlemek.
3
Üçüncü ifadenin çözümlenmesi
Anlaşılmak için değil duyulmak için yazılan ve musikiye yakın bir dil tanımı Ahmet Haşim'in şiir görüşünü temsil eder.
Ahmet Haşim'in saf şiir bildirgesindeki sembolist görüşleri tanımak.
4
Dördüncü ifadenin çözümlenmesi
Tablo gibi tasvir (pitoresk) anlayışının nesnel tasvirlerle şiire yansıması Tevfik Fikret ile eşleşir.
Tevfik Fikret'in Türk edebiyatındaki parnasyen etkilerini tespit etmek.

Anahtar Kavram

Parnasizm ve Sembolizm akımlarının Batı ve Türk edebiyatındaki kuramsal temelleri ve temsilcileri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8620Soru

İlk Türk devletlerindeki yönetim anlayışı ve teşkilatlanması ile ilgili aşağıda verilen kavramları, karşılarındaki doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kut İnancı
Kurultay
İkili Teşkilat
Töre

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kut İnancı - Devlet yönetme yetkisinin hükümdara Tanrı tarafından verildiğine inanılmasıdır; Kurultay - Devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı danışma meclisidir; İkili Teşkilat - Taht kavgalarını önlemek ve yönetimi kolaylaştırmak için ülkenin doğu ve batı olarak ikiye bölünerek yönetilmesidir; Töre - Sosyal hayatı ve devlet yönetimini düzenleyen yazısız hukuk kurallarıdır.
Eşleştirmede her kavram kendi tarihsel tanımıyla eşleşmektedir: Kut inancı egemenliğin Tanrı kaynaklı olmasıyla, kurultay yönetim meclisiyle, ikili teşkilat coğrafi bölünmeyle, töre ise yazısız hukukla ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların tanımlarını gözden geçirme
Kut, kurultay, ikili teşkilat ve töre kavramlarının siyasi, hukuki ve sosyal anlamları belirlenir.
Eşleştirmenin doğru yapılabilmesi için her bir kavramın tarihsel karşılığının netleştirilmesi gerekir.
2
Kavramları doğru açıklamalarıyla eşleştirme
Kut inancı Tanrı vergisi egemenlikle, kurultay meclisle, ikili teşkilat ülkenin bölünerek yönetilmesiyle, töre ise yazısız hukukla eşleştirilir.
Devlet yönetimi ve teşkilatlanması konularındaki kavramsal eşleşmeler tamamlanır.

Anahtar Kavram

İlk Türklerde devlet yönetimi, egemenliğin meşruiyet kaynağı (kut), kurultay (toy), ikili teşkilat ve hukuki yapı (töre) temellerine dayanır.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 431 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin