Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 8621Soru

Selçuklu Dönemi kroniklerinde yer alan bir metinde şu ifadeler geçmektedir:

'Sultan Melikşah, devletin gelir ve gider dengesini korumak, üreticiden öşür vergisini hasat zamanında tam ve düzenli tahsil etmek amacıyla Ömer Hayyam başkanlığındaki heyete güneş yılı esaslı yeni bir takvim hazırlatmıştır. Bu takvimin yürürlüğe girmesiyle, sosyal ve dinsel hayatta kullanılan ay yılı esaslı Hicri takvimin mevsimlerle uyuşmamasından kaynaklanan mali aksamalar giderilmiştir. Böylece devlet hazinesinin yıpranması önlenmiş ve hükümdarın tebaası üzerindeki adaleti pekişmiştir.'

Bu metin ve içeriği dikkate alındığında, aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metinde Celali Takvimi'nin hazırlanma gerekçesi ekonomik temellere dayandırılmış olup, yazarın devlet otoritesini ve toplumsal faydayı ön plana çıkaran üslubu öğretici (pragmatik) tarih yazıcılığına örnektir.

Cevap

Celali Takvimi'nin hazırlanma gerekçesinin ekonomik temellere dayandığını belirten ve metnin faydacı/devlet otoritesini öne çıkaran üslubunu öğretici (pragmatik) tarih yazıcılığı ile ilişkilendiren değerlendirme doğrudur.
Metinde Celali Takvimi'nin 'gelir ve gider dengesini korumak, vergiyi hasat zamanında toplamak' gibi ekonomik gerekçelerle hazırlandığı açıkça ifade edilmiştir. Ayrıca yazarın 'devlet hazinesinin yıpranmasının önlenmesi' ve 'hükümdarın adaletinin pekişmesi' gibi devletin yararını ve gücünü öne çıkaran faydacı üslubu, topluma ders vermeyi ve devlet otoritesini desteklemeyi amaçlayan öğretici (pragmatik) tarih yazıcılığı ekolünün en temel özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen takvimlerin özelliklerini ve kullanım amaçlarını analiz edin.
Celali Takvimi'nin tarımsal hasat ve vergi toplama zamanını (mali amaçlar) düzenlemek için güneş yılı esasına göre, Hicri Takvim'in ise dini ve sosyal hayatta ay yılı esasına göre kullanıldığı tespit edilmiştir.
Hükümdarın neden iki farklı takvimi bir arada kullanmak zorunda kaldığını anlamak için.
2
Metnin üslubunu ve tarih yazıcılığı ekollerindeki karşılığını değerlendirin.
Metinde devletin ekonomik çıkarlarının korunması, hazinenin yıpranmaması ve hükümdarın tebaası üzerindeki adaletinin pekişmesi gibi devlete ve topluma fayda sağlayan unsurların vurgulandığı görülmüştür. Bu durum öğretici (pragmatik) tarih yazıcılığı tarzıyla örtüşmektedir.
Yazarın amacını ve metnin yazılış karakterini belirlemek için.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru değerlendirmeyi belirleyin ve çeldiricilerdeki tarihsel/metodolojik hataları tespit edin.
Celali Takvimi'nin hazırlanma gerekçesinin ekonomik olması ve üslubun pragmatik tarih yazıcılığına örnek teşkil etmesi yönündeki değerlendirmenin doğru olduğu, diğer seçeneklerin ise anakronizm veya tarih öncesi dönemde yazı kullanımı gibi hatalar barındırdığı görülmüştür.
Doğru şıkka ulaşmak ve çeldiricilerin neden yanlış olduğunu bilimsel olarak gerekçelendirmek için.

Anahtar Kavram

Tarih boyunca kullanılan takvim sistemlerinin özellikleri ile tarih yazıcılığı ekollerinin niteliklerinin analiz edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8622Soru

Hukuk, toplumsal ilişkileri düzenleyen ve devlet gücüyle desteklenen yazılı kurallar bütününü ve bu kuralların biçimsel geçerliliğini ele alır. Sosyoloji ise yasal düzenlemelerin hangi toplumsal ihtiyaçlardan doğduğunu, uygulamada nasıl karşılık bulduğunu ve ne tür toplumsal değişimlere yol açtığını araştırır. Örneğin; yeni yürürlüğe giren bir çevre kanununun maddelerini ve anayasal uygunluğunu incelemek hukukun konusuyken; bu kanunun farklı toplumsal kesimlerdeki çevre duyarlılığına etkisini, sanayi bölgelerindeki toplumsal hareketliliğe yansımalarını ve toplumun adalet algısındaki yerini araştırmak sosyolojinin konusudur.

Buna göre, sosyoloji ile hukuk arasındaki ilişkiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyoloji, hukuk kurallarının biçimsel yapısından ziyade toplumsal kökenlerini, pratik uygulamalarını ve bu uygulamaların yarattığı toplumsal sonuçları inceler.

Cevap

Sosyoloji, hukuk kurallarının biçimsel yapısından ziyade toplumsal kökenlerini, pratik uygulamalarını ve bu uygulamaların yarattığı toplumsal sonuçları inceler.
Doğru yanıt, sosyolojinin hukuk bilimiyle olan ilişkisindeki ayırt edici yönü ifade etmektedir. Parçada belirtildiği üzere, hukuk kuralların kendisiyle ilgilenirken sosyoloji bu kuralların toplumsal hayattaki yansımalarını, kökenlerini ve işlevlerini konu edinir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen hukuk ve sosyoloji ayrımını analiz etme
Hukukun yazılı kuralları ve biçimsel geçerliliği, sosyolojinin ise bu kuralların toplumsal nedenlerini ve sonuçlarını ele aldığı görülür.
İki bilim dalının ortak bir konuya (hukuk kurallarına) yaklaşımlarındaki farkı belirlemek.
2
Çevre kanunu örneği üzerinden çıkarım yapma
Kanunun maddeleri hukukçuların; kanunun adalet algısına ve toplumsal hareketliliğe etkisi ise sosyologların inceleme alanıdır.
Teorik bilgiyi somut araştırma örneğiyle eşleştirmek.
3
Seçenekleri değerlendirerek doğru yargıya ulaşma
Sosyolojinin hukuk kurallarının biçimsel yapısından çok, toplumsal kökenleri ve uygulama sonuçlarıyla ilgilendiği yargısına varılır.
Sosyolojinin hukukla olan ilişkisindeki temel amacını doğrulamak.

Anahtar Kavram

Sosyolojinin hukuk bilimiyle ilişkisi ve toplumsal olayları olgusal olarak incelemesi.
Tahmini Süre:1m 50s
Soru 8623Soru

Aşağıda sol sütunda verilen Türk devlet ve topluluklarını, sağ sütunda verilen kendilerine ait en belirgin tarihi özellikleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Türgişler
İtil Bulgarları
Peçenekler
Kıpçaklar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türgişler - Kendi adına para bastırma ve Emevi mücadelesi; İtil Bulgarları - Almış Han dönemi İslamiyet kabulü; Peçenekler - Malazgirt Savaşı taraf değişimi; Kıpçaklar - Deşt-i Kıpçak, Igor Destanı ve Codex Cumanicus.
Türgişler kendi adına para bastırmaları ve Emevi mücadeleleriyle; İtil Bulgarları Almış Han döneminde İslamiyet'i kabul etmeleriyle; Peçenekler devlet kuramayıp Malazgirt'te taraf değiştirmeleriyle; Kıpçaklar ise Ruslarla mücadeleleri ve Codex Cumanicus adlı sözlükleriyle örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Türgişler topluluğunun ayırt edici siyasi ve ekonomik faaliyetlerini analiz etmek.
Türgişler, Baga Tarkan adına basılan ilk Türk parası ve Emevilere karşı verdikleri mücadeleyle bilinir. Bu durum birinci açıklama ile doğrudan eşleşir.
Türgişlerin Orta Asya'daki siyasi rolleri ve para bastırmaları en belirgin özellikleridir.
2
İtil Bulgarlarının dini ve kültürel gelişimlerini incelemek.
İtil Bulgarları, Abbasi halifesinden yardım isteyerek Almış Han döneminde İslamiyet'i resmen kabul etmişlerdir. Bu durum ikinci açıklama ile örtüşür.
İtil Bulgarlarının Doğu Avrupa'daki varlığı ve İslamiyet'i kabul etmesi tarihi kimliklerinin temelini oluşturur.
3
Peçeneklerin teşkilatlanma yapısı ile askeri tercihlerini değerlendirmek.
Peçenekler devlet kuramamış, Bizans ordusunda görev almış ve Malazgirt Savaşı'nda Selçuklu safına geçmişlerdir. Bu durum üçüncü açıklama ile eşleşir.
Peçeneklerin Malazgirt'teki taraf değiştirme eylemi Türk tarihindeki en önemli kırılma noktalarından biridir.
4
Kıpçakların coğrafi yerleşimi ile edebi miraslarını değerlendirmek.
Kıpçaklar, Deşt-i Kıpçak bölgesinde yaşamış, İgor Destanı'na ve Codex Cumanicus sözlüğüne konu olmuşlardır. Bu durum dördüncü açıklama ile eşleşir.
Kıpçakların dil ve kültür birikimi ile Ruslarla ilişkileri belirleyici özellikleridir.

Anahtar Kavram

Orta Çağ Türk dünyasında kurulan diğer Türk devlet ve topluluklarının siyasi, askeri, dini ve kültürel gelişimleri.
Soru 8624Soru

İslam tarihi araştırmalarında Dört Halife Dönemi, devlet başkanı olacak kişilerin şura meclisinde yapılan istişareler ve toplumun ileri gelenlerinin biatı ile belirlenmesi nedeniyle "Cumhuriyet Devri" olarak da adlandırılmıştır.

Buna göre, bu dönemin "Cumhuriyet Devri" olarak nitelendirilmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Halifelerin, şura meclisi ve biat gibi seçim benzeri yöntemlerle belirlenmesi

Cevap

Halifelerin, şura meclisi ve biat gibi seçim benzeri yöntemlerle belirlenmesi
Dört Halife Dönemi'nin "Cumhuriyet Devri" olarak adlandırılmasının temel nedeni, halifelerin soya dayalı bir veraset sistemiyle (saltanatla) değil; şura meclisinde yapılan istişareler ve biat gibi seçim benzeri yöntemlerle belirlenmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram analizi yapılması
"Cumhuriyet Devri" ifadesinin yönetim şekli olarak seçim ve ortak karar mekanizmalarına dayalı bir sistemi işaret ettiği tespit edilir.
Soruda geçen nitelemenin temel nedenini belirlemek için siyasi yapının incelenmesi gerekir.
2
Dönemin siyasi özelliklerinin değerlendirilmesi
Dört Halife Dönemi'nde halifelerin belirlenmesinde şura (danışma kurulu) ve biat (halkın veya ileri gelenlerin onayı) gibi yöntemlerin kullanıldığı görülür.
Halifelerin seçim benzeri yöntemlerle iş başına geldiğini teyit etmek amaçlanır.
3
Seçeneklerin elenmesi ve doğru yargıya ulaşılması
Saltanat, laiklik, ikta ve bağımsız eyalet gibi kavramların bu nitelemeyle ilgisiz veya yanlış olduğu elenerek seçimle iş başına gelme seçeneğine ulaşılır.
Doğru seçeneği belirlemek için diğer seçeneklerin neden yanlış olduğu analiz edilir.

Anahtar Kavram

Dört Halife Dönemi'nde halifelerin şura ve seçim benzeri usullerle belirlenmesi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 8625Soru

Aşağıdaki sol sütunda Cumhuriyet Dönemi toplumcu gerçekçi romanlarında ele alınan bazı sosyo-ekonomik çatışma konuları ve olay örgüleri, sağ sütunda ise bu konuların odak noktası olan eserler ve yazarları verilmiştir. Sol sütundaki açıklamalarla sağ sütundaki eser-yazar eşleştirmesini doğru şekilde yapınız.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Yarı sömürgeleşme sürecindeki Osmanlı toplumunda, dış pazardan gelen ucuz ithal malların yerli dokuma sanayisini yok etmesini ve bu ekonomik çöküşün Bolu-Gerede yöresindeki esnaf ve köylülerin ayaklanmasına yol açmasını anlatan eser.
Toprağın işlenmesinde hayati öneme sahip olan su kaynaklarının paylaşımı sorununu merkeze alarak, köylülerin su hakkı mücadelesini, kendi aralarındaki çatışmaları ve doğayla olan savaşımlarını konu edinen eser.
Taşra eşrafı ile yerel bürokrasinin çıkar ortaklığına dayalı yozlaşmış yapısını, kasaba hayatının boğucu ahlak anlayışını ve bu sömürü düzenine karşı bir gencin başkaldırısını ve trajik sonunu işleyen eser.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Doğu Anadolu coğrafyasındaki feodal ilişkileri, ağalık ve şeyhlik düzeninin köylüler üzerindeki baskısını, törelerin kıskacındaki bir kadının mücadelesiyle birlikte masalsı ve destansı bir dille aktaran eser.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci tanım Çıkrıklar Durunca - Sadri Ertem eseriyle, ikinci tanım Yarbükü - Talip Apaydın eseriyle, üçüncü tanım Kuyucaklı Yusuf - Sabahattin Ali eseriyle ve dördüncü tanım Cemo - Kemal Bilbaşar eseriyle eşleşir.
Verilen açıklamaların her biri, Türk edebiyatında toplumcu gerçekçi çizginin önemli temsilcilerinin sosyo-ekonomik çatışmaları işledikleri başyapıtlarıyla tam olarak örtüşmektedir: Dokuma tezgahlarının çöküşü Çıkrıklar Durunca ile, su paylaşımı Yarbükü ile, taşra ve bürokrasi yozlaşması Kuyucaklı Yusuf ile, feodal düzen ve ağalık/şeyhlik baskısı ise Cemo ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı Devleti'nin son dönemindeki sanayileşme sancılarını ve dokuma tezgahlarının kapanmasını konu alan ilk tanımı analiz etmek.
Bu tanım, Sadri Ertem'in Avrupa'dan gelen ucuz malların el tezgahlarını yok etmesini işleyen Çıkrıklar Durunca adlı eseriyle eşleşir.
Çıkrıklar Durunca eseri, Osmanlı'nın son dönemindeki yarı sömürgeleşme sürecini ve esnaf ayaklanmalarını konu alır.
2
Toprağın sulanması ve su hakkı üzerinden gelişen köylü çatışmalarını ele alan ikinci tanımı değerlendirmek.
Bu tanım, Talip Apaydın'ın köydeki su kavgalarını ve mülkiyet çatışmalarını işleyen Yarbükü adlı eseriyle eşleşir.
Talip Apaydın, Yarbükü romanında köylülerin su paylaşım mücadelesini ve doğayla olan savaşını gerçekçi bir dille aktarır.
3
Taşra hayatındaki yozlaşmayı, bürokrasi ve eşraf ilişkilerini bir başkaldırı hikayesiyle sunan üçüncü tanımı incelemek.
Bu tanım, Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf adlı eseriyle eşleşir.
Kuyucaklı Yusuf, kasaba hayatının adaletsizliğini ve yozlaşmış bürokratik düzeni Yusuf karakteri üzerinden eleştirel bir dille yansıtır.
4
Doğu Anadolu coğrafyasındaki feodal ilişkileri, ağalık ve şeyhlik baskısını masalsı bir dille ve kadın kahraman üzerinden ele alan dördüncü tanımı analiz etmek.
Bu tanım, Kemal Bilbaşar'ın Cemo adlı eseriyle eşleşir.
Kemal Bilbaşar, Cemo romanında Doğu Anadolu'daki feodal sömürü çarkını, töreleri ve ağalık sistemini masalsı-destansı bir dille betimler.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Hikaye ve Romanında Toplumcu Gerçekçi Eserler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8626Soru

Osmanlı Devleti'nin klasik döneminde eyalet yönetimi ile tımar sisteminin askeri, mali ve hukuki işleyişine dair bazı kavramlar aşağıda verilmiştir.

Buna göre, sol sütunda yer alan kavramları sağ sütunda verilen doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Cebelü
Kılıç Hakkı
Çiftbozan
İltizam

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Cebelü kavramı dirlik sahiplerinin beslemek zorunda olduğu zırhlı eyalet askerleriyle; Kılıç Hakkı kavramı dirlik gelirinin asker besleme yükümlülüğü dışındaki temel geçim payıyla; Çiftbozan kavramı toprağı boş bırakan reayadan alınan cezai vergiyle; İltizam kavramı ise salyaneli eyaletlerin vergi gelirlerinin açık artırmayla kiralanması usulüyle eşleşir.
Eşleşmeler, Osmanlı klasik dönemi taşra teşkilatındaki temel mali, askeri ve idari terimlerin işlevlerini doğru bir biçimde ilişkilendirmektedir. Cebelü eyalet ordusunun temel atlı askerini, Kılıç Hakkı dirlik sahibinin en temel geçim kaynağını, Çiftbozan üretimin sürekliliğini koruma amaçlı cezai yaptırımı, İltizam ise nakit ihtiyacını karşılamaya yönelik vergi kiralama yöntemini temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki 'Cebelü' teriminin askeri tanımını inceleyiniz.
Cebelü, tımar ve zeamet sahiplerinin yetiştirmekle yükümlü olduğu atlı askerlerdir.
Bu terim dirlik sahiplerinin beslemek ve savaşa götürmek zorunda olduğu zırhlı eyalet askerlerini açıklayan ifade ile eşleşir.
2
Sol sütundaki 'Kılıç Hakkı' terimini toprak sistemi çerçevesinde değerlendiriniz.
Kılıç hakkı, dirlik sahibinin cebelü yetiştirme yükümlülüğü dışında kalan ve kendi şahsi geçimi için ayırdığı asgari gelir dilimidir.
Bu durum, dirlik gelirinin asker besleme dışındaki temel geçim payı açıklamasıyla örtüşür.
3
Sol sütundaki 'Çiftbozan' teriminin iktisadi ve hukuki amacını analiz ediniz.
Çiftbozan, toprağını mazeretsiz boş bırakarak tarımsal üretimin aksamasına yol açan reayadan alınan cezai bir vergidir.
Bu bilgi doğrultusunda, tarımsal üretimi durduran köylüden alınan cezai vergi açıklamasıyla eşleşme sağlanır.
4
Sol sütundaki 'İltizam' teriminin eyalet yönetimindeki mali rolünü belirleyiniz.
İltizam, tımarın uygulanmadığı salyaneli eyaletlerde devletin nakit ihtiyacını karşılamak üzere vergileri mültezimler aracılığıyla peşin toplama usulüdür.
Dolayısıyla vergi gelirlerinin açık artırma yoluyla kiralanması açıklamasıyla eşleşir.

Anahtar Kavram

Osmanlı taşra teşkilatında eyalet yönetimi biçimleri, tımar sisteminin askeri-ekonomik işleyişi ve vergi toplama yöntemleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8627Soru

Mezopotamya medeniyetleri, insanlık tarihinin siyasi, hukuki ve kültürel gelişimine yön vermiş birçok önemli aşamadan geçmiştir. Aşağıda bu coğrafyada ve çevresinde gerçekleşen bazı tarihsel gelişmeler verilmiştir. Bu gelişmelerin geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sümerlerin çivi yazısını icat etmesi, Akadların ilk merkezi imparatorluğu kurması, Asurlu tüccarların yazıyı Anadolu'ya taşıması ve Babil Kralı Hammurabi'nin kanunlarını ilan etmesi sıralaması doğrudur.
Kronolojik gelişim incelendiğinde; ilk olarak Sümerler MÖ 3200 civarında çivi yazısını icat etmiş, ardından MÖ 2350 civarında Akadlar ilk merkezi imparatorluğu kurmuş, MÖ 1950 civarında Asurlular yazıyı Anadolu'ya taşımış ve en son MÖ 1760 civarında Babil Kralı Hammurabi kendi kanunlarını ilan etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Yazının icadı ile tarihi devirlerin başlangıcını tespit etmek.
Sümerlerin çivi yazısını icat etmesi (MÖ 3200 civarı) en eski tarihsel gelişme olarak ilk sıraya yerleştirilir.
Yazı, Mezopotamya'da diğer tüm siyasi ve hukuki kayıtların tutulmasına zemin hazırlayan ilk temel gelişmedir.
2
Mezopotamya'daki ilk merkezi imparatorluğun kuruluşunu belirlemek.
Akadların Mezopotamya'da ilk imparatorlu��u kurması (MÖ 2350 civarı) ikinci sıraya yerleştirilir.
Akadlar, Sümer şehir devletlerinin ardından bölgedeki dağınık siyasi yapıyı birleştirerek ilk merkezi devleti kurmuştur.
3
Yazının Mezopotamya dışına yayılma sürecini analiz etmek.
Asurlu tüccarların Kültepe tabletleriyle yazıyı Anadolu'ya taşıması (MÖ 1950 civarı) üçüncü sıraya yerleştirilir.
Asur Ticaret Kolonileri Çağı, Mezopotamya'daki kültürel birikimin Anadolu'ya aktarılmasını sağlayan sonraki aşamadır.
4
Babil dönemindeki hukuki ve siyasi kurumsallaşmayı değerlendirmek.
Hammurabi Kanunları'nın ve mutlak monarşi anlayışının ilan edilmesi (MÖ 1760 civarı) son sıraya yerleştirilir.
Babil Devleti'nin merkeziyetçi idari yapısı ve gelişmiş kanunları, Mezopotamya medeniyetinin ulaştığı en olgun aşamalardan biridir.

Anahtar Kavram

Mezopotamya Medeniyetlerinin kronolojik gelişimi, kültürel etkileşimleri ve insanlık tarihine katkıları.

Alternatif Yöntem

Sıralama yaparken medeniyetlerin tarih sahnesine çıkış sırasına (Sümer - Akad - Asur - Babil) dikkat ederek de doğru sıralamaya ulaşılabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8628Soru

Kırım Savaşı öncesinde Rusya'nın olağanüstü elçisi Prens Menşikov aracılığıyla Osmanlı Devleti'ne sunduğu notada; Osmanlı topraklarında yaşayan Ortodoks tebaanın himaye hakkının Rusya'ya verilmesi ve kutsal yerler konusunda Rus kilisesine yeni ayrıcalıklar tanınması talep edilmiştir. Osmanlı hükümeti ise bu talepleri bağımsızlık ve egemenlik haklarına aykırı bularak kesin bir dille reddetmiştir.

Buna göre Rusya'nın, savaş öncesinde Osmanlı Devleti'ne sunduğu bu taleplerle doğrudan aşa��ıdakilerden hangisini amaçladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'nin iç işlerine müdahale etmek için yasal ve diplomatik bir dayanak elde etmeyi

Cevap

Osmanlı Devleti'nin iç işlerine müdahale etmek için yasal ve diplomatik bir dayanak elde etmeyi
Ortodoks tebaanın himaye hakkının Rusya'ya verilmesi talebi, Osmanlı egemenliğini doğrudan tehdit eden bir durumdur. Bu hak elde edildiğinde Rusya, Osmanlı tebaasının haklarını koruma bahanesiyle devletin iç işlerine sürekli ve yasal olarak müdahale etme şansı bulacaktır. Osmanlı Devleti bu sebeple talepleri bağımsızlığına aykırı görerek reddetmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Rusya elçisi Menşikov'un Kırım Savaşı öncesinde Osmanlı Devleti'ne ilettiği taleplerin niteliği incelenir.
Rusya'nın Osmanlı sınırları içerisindeki Ortodoks tebaayı himaye etme ve kutsal yerler konusunda ayrıcalık talep ettiği saptanır.
Taleplerin siyasi ve hukuki sonuçlarını doğru anlamak için.
2
Bu taleplerin kabul edilmesinin Osmanlı egemenliği üzerindeki etkisi değerlendirilir.
Osmanlı tebaası olan bir grubun himayesinin dış bir devlete verilmesinin, o devletin Osmanlı iç işlerine resmi ve sürekli müdahalesine zemin hazırlayacağı sonucuna ulaşılır.
Soruda istenen temel amaca ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Kırım Savaşı öncesi Rusya'nın istekleri ve Osmanlı egemenlik hakları
Soru 8629Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen divan edebiyatı nazım şekillerini, sağ sütundaki en belirleyici özellikleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tuyuğ
Şarkı
Terbi
Murabba

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tuyuğ - Divan şiirine Türklerin kazandırdığı tek dörtlükten oluşan şekil; Şarkı - Bestelenmek üzere yazılan, meyan ve nakaratı bulunan tür; Terbi - Gazelin beyitlerinin üzerine ikişer dize eklenerek oluşturulan bent yapısı; Murabba - Dörder dizelik bentlerden oluşan ve ilk bendi aaaa şeklinde kafiyelenen tür.
Verilen nazım şekillerinin ayırt edici özellikleri doğru biçimde eşleştirilmiştir: Türklerin divan edebiyatına kazandırdığı ve tek aruz kalıbıyla yazılan tek dörtlük tuyuğdur. Bestelenmek üzere yazılan, meyan ve nakarat barındıran nazım şekli şarkıdır. Gazel beyitlerinin üzerine aynı kafiye ve ölçüde iki dize eklenmesiyle elde edilen dörtlük yapısı terbiyi tanımlar. Dörder dizelik bentlerden oluşan ve ilk bendi aaaa şeklinde kafiyelenen genel biçim ise murabbadır.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki Tuyuğ nazım şeklinin yapısal ve kökensel özelliklerini taramak.
Tuyuğ biçiminin Türklerin divan şiirine kazandırd��ğı ve aruzun yalnızca 'fâilâtün fâilâtün fâilün' kalıbıyla yazılan tek dörtlükten ibaret bir nazım şekli olduğu bilgisine ulaşılır.
Tuyuğ ve rubai tek dörtlük olmaları yönüyle benzeşse de köken ve aruz kalıbı sınırlılığı tuyuğ şeklini ayırt eder.
2
Şarkı nazım şeklinin bestelenme amacı ve bent yapısı ögelerini analiz etmek.
Şarkı biçiminin bestelenmek amacıyla yazıldığı, meyan ve nakarat gibi kavramları barındırdığı saptanır.
Meyan ve nakarat bölümleri, şarkıyı diğer dörtlüklerle kurulan nazım şekillerinden ayıran en temel teknik terimlerdir.
3
Terbi kelimesinin etimolojik ve yapısal anlamını divan şiiri bent kurma yöntemleriyle ilişkilendirmek.
Arapça kökenli 'r-b-a' kökünden gelen terbi teriminin 'dörtleme' anlamına geldiği ve bir gazelin beyitlerinin üzerine ikişer dize eklenerek oluşturulduğu görülür.
Gazel beytine (iki dize) iki dize eklenerek toplam dört dize elde edildiği için bu işleme terbi adı verilir.
4
Murabba nazım şeklinin genel bent ve kafiye yapısını incelemek.
Murabbanın dörder dizelik genel bent yapısına sahip olduğu ve ilk bendinin aaaa şeklinde kafiyelendiği saptanır.
Murabba, şarkı gibi bestelenme zorunluluğu taşımayan ve meyan/nakarat içermeyen genel bir dörtlük yapısıdır.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında dörtlük ve bentlerle kurulan nazım şekillerinin ayırt edici yapısal ve içeriksel özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8630Soru

Osmanlı Klasik Dönemi'nde Divan-ı Hümayun üyeleri, yüklendikleri idari ve hukuki sorumluluklar doğrultusunda devlet teşkilatındaki çeşitli resmi kayıtların tutulmasından ve belgelerin tanzim edilmesinden sorumluydu.

Aşağıda verilen Divan-ı Hümayun üyelerini, kendi yetki alanlarında bulunan resmi işlem veya belgelerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Nişancı
Kazasker
Defterdar
Sadrazam

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Nişancı'nın tahrir işlemleri ve tuğra çekilmesiyle; Kazasker'in kadı-müderris atama kayıtlarını içeren ruznamçesiyle; Defterdar'ın Hazine-i Amire bütçe kayıtlarıyla; Sadrazam'ın ise padişah vekili sıfatıyla çıkardığı buyruldu emirleriyle eşleşmesi gerekir.
Divan-ı Hümayun üyelerinin görev ve sorumluluk eşleşmesi şu şekildedir: Nişancı, arazilerin kaydedildiği tahrir kayıtlarını tutar ve belgelere padişahın tuğrasını çeker. Kazasker, şer'i ve hukuki kararların yanı sıra atadığı kadı ve müderrislerin kayıtlarını kendi ruznamçe defterinde tutar. Defterdar, devletin bütçesini hazırlar ve Hazine-i Amire kayıtlarını denetler. Sadrazam ise padişahın mutlak vekili olarak buyruldu adı verilen resmi emirleri çıkarır.

Adım Adım Çözüm

1
Nişancı'nın klasik dönem devlet teşkilatındaki bürokratik işlevini analiz etmek.
Nişancı'nın yazışmalar, tuğra çekme ve toprakların dirlik sistemine kaydı (tahrir) işlemlerinden sorumlu olduğu belirlenir.
Toprak kayıtlarının tescili ve örfi yazıların onaylanması doğrudan bu makamın yetkisindedir.
2
Kazasker'in hukuki ve idari yetki sınırlarını tespit etmek.
Kazasker'in ilmiye sınıfını temsil ederek kadı ve müderris atamalarını yürüttüğü ve bu atamaları ruznamçesine kaydettiği anlaşılır.
Yargı ve eğitim bürokrasisinin kayıtları Kazasker ruznamçesinde tutulur.
3
Defterdar'ın mali yönetimdeki görev tanımını belirlemek.
Defterdar'ın bütçe yapmak, maliye kayıtlarını tutmak ve Hazine-i Amire akçe dengesini padişah adına korumakla yükümlü olduğu görülür.
Devletin hazine ve genel bütçe işleri Defterdar'ın gözetiminde yürütülür.
4
Sadrazam'ın mutlak vekillik yetkisi kapsamındaki belge düzenleme usulünü incelemek.
Sadrazam'ın padişah adına işleri yürütürken çıkardığı yazılı emirlere 'buyruldu' denildiği saptanır.
Sadrazam, yürütmenin en üst merci olarak kendi mührü ve iradesi doğrultusunda buyruldu çıkarabilir.

Anahtar Kavram

Divan-ı Hümayun üyelerinin yetki sınırları, sorumlulukları ve tanzim ettikleri resmi belgeler.
Soru 8631Soru

İlk Çağ Anadolu medeniyetlerinden İyonlar; Efes, Milet, İzmir ve Foça gibi bağımsız şehir devletleri (polis) şeklinde örgütlenmişlerdir. Önceleri krallarla yönetilen bu kentlerde zamanla soyluların ve zengin tüccarların yönetimdeki etkisi artmıştır. Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında koloniler kurarak deniz ticaretiyle uğraşan İyonlar; Mezopotamya ve Mısır medeniyetleri ile yakın ilişkiler kurmu��lar, onların matematik ve astronomi alanındaki birikimlerini Batı Anadolu'ya taşımışlardır. Bu ortamda Tales ilk kez doğa olaylarını mitolojik unsurlarla değil, akılsal nedenlerle açıklamaya çalışarak felsefe ve bilimin temellerini atmıştır.

Bu bilgilere göre, İyonya'da özgür düşünce ve bilimsel faaliyetlerin gelişmesinde aşağıdakilerden hangisinin katkısı olduğu savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülke genelinde merkeziyetçi ve teokratik bir mutlakiyet rejiminin kurulması

Cevap

Ülke genelinde merkeziyetçi ve teokratik bir mutlakiyet rejiminin kurulması
Ülke genelinde merkeziyetçi ve teokratik bir mutlakiyet rejiminin kurulması seçeneği doğru cevaptır. Çünkü İyonya'da hiçbir zaman tek bir merkezi krallık kurulmamıştır. Ayrıca, bu tür merkeziyetçi ve dine dayalı mutlak rejimler dogmatik düşünceyi besler ve özgür düşünce ortamını yok eder. Dolayısıyla böyle bir yapının kurulmuş olması, İyonya'daki özgür bilimsel ortama katkı sağlayan bir durum olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafta verilen İyon medeniyetine ait siyasi (şehir devletleri, oligarşik yapı), ekonomik (deniz ticareti, kolonicilik) ve kültürel (Tales'in rasyonel yaklaşımı) özellikler analiz edilir.
İyonya'da merkezi otoritenin bulunmadığı, dış dünyaya açık ve akılcı bir yapının varlığı tespit edilir.
Soruda özgür düşünce ortamını destekleyen unsurların doğru analiz edilmesi için öncül verilerin ayrıştırılması gerekir.
2
Özgür düşünce ve bilimsel çalışmaların doğası gereği dogmatik baskılardan uzak, çok sesli ve etkileşime açık ortamlarda gelişebileceği bilgisiyle seçenekler karşılaştırılır.
Seçeneklerdeki şehir devletleri yapısının, ticaretin ve akılcı yaklaşımların bu süreci doğrudan desteklediği görülür.
Tarihsel neden-sonuç ilişkisinin kurulması hedeflenir.
3
Merkeziyetçi ve teokratik bir mutlakiyet yapısının yönetim özellikleri değerlendirilir.
Bu tür yönetimlerin İyonya'da hiç kurulmadı��ı ve kurulması halinde özgür düşünceyi desteklemek yerine tamamen kısıtlayacağı sonucuna ulaşılır.
Yanlış olan seçeneğin elenerek doğru cevabın netleştirilmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

İyon Medeniyeti'nde özgür düşünce ortamı ve siyasi yapı ilişkisi
Soru 8632Soru

Aşağıda verilen varlık felsefesi (ontoloji) yaklaşımlarını ve varlığa dair temel kabullerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bilim Açısından Varlık
Felsefe Açısından Varlık
Düalist Varlık Görüşü
Fenomenolojik Varlık Görüşü

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bilim Açısından Varlık ifadesi varlığı ön kabul olarak alıp parçalara bölen tanım ile; Felsefe Açısından Varlık ifadesi varlığı sorgulayıp bütünsel ele alan tanım ile; Düalist Varlık Görüşü ifadesi iki farklı tözü (madde ve zihin) savunan tanım ile; Fenomenolojik Varlık Görüşü ifadesi ise paranteze alma yöntemiyle öze ulaşmayı amaçlayan tanım ile eşleşir.
Varlık felsefesinde bilimin ve felsefenin varlığa yaklaşımları temelde birbirinden ayrılır. Bilim varlığı sorgusuz kabul ederek parçacı bir yöntem izlerken, felsefe varlığın özünü ve varlığını tartışmaya açarak bütünsel bir bakış açısı sunar. Ayrıca ontolojideki düalizm iki tözlü (zihin ve madde), fenomenoloji ise paranteze alma yöntemiyle özsel bir varlık açıklaması getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Bilim ve felsefenin varlığa yaklaşım farkını ayırt edin.
Bilim varlığın varlığını ön kabul olarak alıp olgusal ve parçacı incelerken; felsefe varlığın kendisini problem edinip bütüncül inceler. Bu doğrultuda birinci sol öge birinci sağ ögeyle, ikinci sol öge ise ikinci sağ ögeyle eşleşir.
Bilimin ontolojik sorgulama yapmadığını, felsefenin ise en temelde bu sorgulamayı başlattığını anlamak için bu adım gereklidir.
2
Düalist (ikici) varlık görüşünün niteliklerini inceleyin.
Düalizm, varlığın kökeninde iki ayrı tözün (madde ve ruh/zihin) bulunduğunu savunur. Bu durum üçüncü sol ögenin üçüncü sağ ögeyle eşleşmesini sağlar.
Descartes'ın kartezyen düalizminin tözsel ayrımını belirlemek için bu adım gereklidir.
3
Fenomenolojik yaklaşımın temel metodolojisini belirleyin.
Fenomenoloji, özsel varlığa ulaşmak için 'paranteze alma' (epokhe) yöntemini kullanır. Bu da dördüncü sol ögenin dördüncü sağ ögeyle eşleşmesine yol açar.
Husserl'in fenomenolojisindeki öz kavrayışını ve yöntemini çözümlemek amacıyla bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Varlık Felsefesinin Temel Yaklaşımları ve Bilim-Felsefe İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8633Soru

Toplumsal yapıyı oluşturan manevi unsurların başında bireylerin toplum içindeki konumları ve bu konumlara bağlı olarak kendilerinden beklenen davranışlar gelir.

Buna göre, sosyolojide bireyin toplum içerisindeki konumunu ifade eden kavram ile bu konumun gereği olarak sergilemesi gereken davranış kalıplarını tanımlayan kavram sırasıyla aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Statü - Rol

Cevap

Statü - Rol
Sosyolojide toplumsal yapının manevi unsurları arasında yer alan 'statü', bireyin toplum içindeki pozisyonunu veya konumunu ifade eder. Bu konumun gereği olarak bireyden beklenen davranış kalıpları ise 'rol' olarak tanımlanır. Dolayısıyla sırasıyla doğru eşleştirme 'Statü - Rol' olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Toplumsal yapı unsurlarından olan bireysel konumu tanımlayan kavram belirlenir.
Sosyolojide bireyin toplumdaki pozisyonu veya konumu 'statü' kavramıyla açıklanır.
Toplumsal yapıda her bireyin öğretmen, anne, doktor gibi belirli bir yeri vardır.
2
Bu konuma bağlı olarak toplumun bireyden beklediği davranışları tanımlayan kavram belirlenir.
Bireyin statüsüne uygun olarak sergilemesi gereken davranış beklentileri 'rol' (toplumsal rol) olarak adlandırılır.
Örneğin, öğretmen statüsündeki birinden ders anlatması beklenir ve bu onun rolüdür.
3
Bulunan kavramlar soru kökündeki sıraya göre eşleştirilir.
Sırasıyla 'Statü' ve 'Rol' kavramları doğru eşleşmeyi sağlar.
Soru kökünde önce konum (statü), ardından davranış kalıpları (rol) sorulmuştur.

Anahtar Kavram

Toplumsal Yapının Manevi Unsurları (Statü ve Rol)
Soru 8634Soru

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde "Milli Edebiyat zevkini ve anlayışını sürdürenler", halk şiiri geleneklerinden faydalanarak Anadolu insanını, yurt sevgisini, millî değerleri ve memleket gerçeklerini sade bir dille ve hece ölçüsüyle işlemişlerdir.

Buna göre, aşağıdaki dizelerden hangisinin "Milli Edebiyat zevkini ve anlayışını sürdüren" şiir anlayışıyla yazıldığı söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;

Cevap

Zaman ve rüya gibi soyut temaları işleyen 'Ne içindeyim zamanın / Ne de büsbütün dışında' dizeleri, saf şiir anlayışına aittir ve Milli Edebiyat zevkini sürdüren şiir anlayışıyla yazılmamıştır.
Zaman, rüya ve bilinçaltı gibi soyut temaları ön plana çıkaran 'Ne içindeyim zamanın / Ne de büsbütün dışında' dizeleri, Ahmet Hamdi Tanpınar'a ait olup estetik mükemmelliği ve bireysel duyarlılığı amaçlayan saf (öz) şiir anlayışına uygundur. Bu şiir anlayışında memleketçilik, milliyetçilik ve toplumsal sorunlar yer almaz.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyet Dönemi şiir anlayışlarının temel özelliklerini belirlemek.
Milli Edebiyat zevkini sürdürenlerin Anadolu, memleket sevgisi ve millî konuları; Saf Şiir anlayışının ise estetik kaygıyı, rüya, zaman ve soyut kavramları işlediği belirlenir.
Verilen dizeleri doğru şiir anlayışıyla eşleştirebilmek için akımların belirleyici özelliklerini bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki dizeleri tematik ve dilsel açıdan incelemek.
Çoban, vatan, köy ve bayrak gibi memleketçi ve millî temaların işlendiği dizeler Milli Edebiyat zevkini sürdüren şiir anlayışına aitken; zaman ve rüya gibi soyut kavramların işlendiği dizelerin bu grupta yer almadığı görülür.
Dizelerin içeriksel analizi, hangi akımın zihniyetini yansıttığını ortaya çıkarır.
3
Doğru şairi ve şiir anlayışını eşleştirerek doğru seçeneği belirlemek.
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın 'Ne içindeyim zamanın' dizeleri, hece ölçüsüyle yazılsa da bireysel ve estetik ağırlıklı saf şiir anlayışını yansıttığı için doğru cevap olarak belirlenir.
Soru kökündeki söylenemez ifadesini karşılayan seçeneği bulmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Şiir Eğilimleri ve Tematik Farklılıklar
Soru 8635Soru

Osmanlı Devleti'nde XIX. yüzyılda gerçekleştirilen modernleşme hamleleri, devletin merkezî otoritesini taşrada yeniden tesis etmeyi ve idari yapıyı rasyonelleştirmeyi amaçlamıştır. Bu doğrultuda II. Mahmud Dönemi'nde klasik dönem kurumları tasfiye edilerek yerlerine Batı tarzı bürokratik yapılar kurulmuştur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi II. Mahmud Dönemi'nde merkezî otoriteyi güçlendirmek ve taşradaki denetimi artırmak amacıyla gerçekleştirilen idari ve askeri reformlar arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşra yönetimini eyalet, sancak, kaza ve köy şeklinde hiyerarşik olarak yeniden düzenleyen Vilayet Nizamnamesi'nin yayımlanması

Cevap

Taşra yönetimini eyalet, sancak, kaza ve köy şeklinde hiyerarşik olarak yeniden düzenleyen Vilayet Nizamnamesi'nin yayımlanması
Taşra idari yapısını vilayet, sancak, kaza ve köy şeklinde kademelendiren Vilayet Nizamnamesi 1864 yılında (Sultan Abdülaziz Dönemi'nde) yayımlanmıştır. Bu düzenleme II. Mahmud Dönemi'nden (1808-1839) çok sonra, Tanzimat Dönemi'nde hayata geçirildiği için II. Mahmud reformları arasında gösterilemez.

Adım Adım Çözüm

1
II. Mahmud Dönemi'nde taşrada merkeziyetçiliği güçlendirmek amacıyla yapılan reformlar analiz edilir.
Mürur Tezkeresi (iç pasaport), Redif Birlikleri (eyalet yedek ordusu), Muhtarlık teşkilatı (yerel denetim) ve tımar sisteminin kaldırılarak memurların maaşa bağlanması gibi adımların tamamının II. Mahmud Dönemi'ne (1808-1839) ait olduğu belirlenir.
Soru kökündeki seçeneklerden hangilerinin II. Mahmud Dönemi reformu olduğunu saptamak için.
2
Vilayet Nizamnamesi'nin hangi dönemde ve ne amaçla çıkarıldığı incelenir.
Vilayet Nizamnamesi'nin 1864 yılında, Tanzimat Dönemi padişahlarından Sultan Abdülaziz döneminde yay��mlandığı ve eyalet sistemini Fransa modeline göre vilayet, sancak, kaza, nahiye ve köy şeklinde yeniden yapılandırdığı tespit edilir.
Seçenekler arasındaki kronolojik ve dönemsel farkı ortaya koymak için.
3
Elde edilen veriler doğrultusunda II. Mahmud Dönemi'ne ait olmayan seçenek belirlenir.
Vilayet Nizamnamesi'nin yayımlanması seçeneğinin Tanzimat Dönemi'ne ait olduğu ve II. Mahmud dönemi reformu olmadığı kesinleştirilir.
Doğru cevaba ulaşmak için.

Anahtar Kavram

II. Mahmud Dönemi Merkezileşme Politikası ve Taşra Teşkilatı Reformları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8636Soru

Milli Mücadele Dönemi Batı Cephesi'nde gerçekleştirilen askerî mücadeleler, gerek ulusal alanda meclisin otoritesinin güçlenmesine gerekse uluslararası alanda diplomatik gelişmelerin yaşanmasına zemin hazırlamıştır.

Aşağıda verilen Batı Cephesi muharebelerini, bu muharebelerin doğrudan sonucu olarak yaşanan gelişmelerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. İnönü Muharebesi
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri
Sakarya Meydan Muharebesi
Büyük Taarruz

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

I. İnönü Muharebesi - Moskova Antlaşması ve Londra Konferansı; Kütahya-Eskişehir Muharebeleri - Ordunun Sakarya'nın doğusuna çekilmesi ve Başkomutanlık Kanunu; Sakarya Meydan Muharebesi - Ankara ve Kars antlaşmaları; Büyük Taarruz - Mudanya Ateşkes Antlaşması ve Doğu Trakya'nın kurtarılması
Eşleştirme, Batı Cephesi'ndeki her muharebenin kendine has iç ve dış siyasi/diplomatik sonuçlarını temel almaktadır. I. İnönü zaferi Moskova Antlaşması ve Londra Konferansı'na; Kütahya-Eskişehir yenilgisi Sakarya'nın doğusuna çekilmeye ve Başkomutanlık yetkisine; Sakarya Zaferi Kars ve Ankara antlaşmalarına; Büyük Taarruz ise Mudanya Ateşkesi'ne yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
I. İnönü Muharebesi'nin sonuçlarını analiz etmek
Bu zafer sonrasında iç politikada Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ve İstiklal Marşı kabul edilmiş, dış politikada ise Londra Konferansı düzenlenmiş ve Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması imzalanmıştır.
Savaşın hem ulusal hem de uluslararası diplomatik sonuçlarını belirlemek.
2
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nin sonuçlarını analiz etmek
Bu muharebe düzenli ordunun Batı Cephesi'ndeki tek yenilgisidir. Savaş sonrasında ordu Sakarya'nın doğusuna çekilmiş, yasama ve yürütme yetkilerini kendisinde toplayan Başkomutanlık Kanunu ile Mustafa Kemal Paşa tam yetkilendirilmiştir.
Yenilginin ordu ve meclis üzerindeki etkilerini anlamak.
3
Sakarya Meydan Muharebesi'nin sonuçlarını analiz etmek
Sakarya Zaferi'nden sonra İtilaf Devletleri ile ilişkiler değişmiş; Kafkas Cumhuriyetleri ile Kars Antlaşması imzalanarak doğu sınırı kesinleşmiş, Fransa ile Ankara Antlaşması imzalanarak Güney Cephesi kapatılmıştır.
Savaşın güney sınırları ve doğu sınırları üzerindeki etkisini belirlemek.
4
Büyük Taarruz'un sonuçlarını analiz etmek
Askerî safhayı sonlandıran bu büyük zafer, Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasını sağlamış ve diplomatik yollarla Doğu Trakya, İstanbul ve Boğazlar kurtarılmıştır.
Milli Mücadele'nin askerî safhasının bitişini ve diplomatik kazanımları tespit etmek.

Anahtar Kavram

Batı Cephesi Savaşları'nın askerî ve diplomatik sonuçları arasındaki neden-sonuç ilişkileri
Soru 8637Soru

Osmanlı Devleti'nde anayasal düzene geçiş, parlamenter yönetim tecrübesi ve bu süreçte yaşanan siyasi gelişmeler dikkate alındığında, aşağıda verilen olayların kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı: İlk olarak Genç Osmanlılar'ın çalışmalarıyla Kanun-i Esasi ilan edilmiş (1876), ardından II. Abdülhamid 93 Harbi'ni gerekçe göstererek meclisi kapatmış (1878), daha sonra Reval Görüşmeleri ve İttihat ve Terakki'nin baskısıyla II. Meşrutiyet ilan edilerek meclis yeniden açılmış (1908) ve son olarak 31 Mart Vakası sonrasında Kanun-i Esasi'de yapılan değişikliklerle padişahın yetkileri sınırlandırılarak hükümet meclise karşı sorumlu kılınmıştır (1909).
Sıralama kronolojik olarak 1876 yılında Kanun-i Esasi'nin ilanı, 1878 yılında meclisin kapatılması, 1908 yılında II. Meşrutiyet'in ilanı ve 1909 yılında yapılan demokratik anayasa değişiklikleri şeklinde gerçekleşmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk anayasal geli��meyi tespit etme
Genç Osmanlılar'ın çabalarıyla 1876 yılında Kanun-i Esasi ilan edilmiştir.
Anayasal düzene geçişin başlangıcı olan bu olay kronolojinin ilk adımını oluşturur.
2
Meclisin ilk kez kapatıldığı tarihi belirleme
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) gerekçe gösterilerek 1878 yılında parlamentonun tatil edilmesi.
Bu gelişme ile meşrutiyet rejimine ve anayasal uygulamalara geçici olarak ara verilmiştir.
3
II. Meşrutiyet'in ilanı sürecini kronolojiye yerleştirme
Reval Görüşmeleri'nin yarattığı dış baskı ve İttihatçı subayların ayaklanması sonucu 1908 yılında II. Meşrutiyet'in ilan edilmesi.
Bu olay anayasanın tekrar yürürlüğe girmesini ve meclisin yeniden açılmasını sağlamıştır.
4
Anayasa üzerindeki en demokratik düzenlemenin tarihini belirleme
31 Mart Vakası'nın bastırılmasından sonra 1909 yılında Kanun-i Esasi'de yapılan köklü değişiklikler.
Bu değişiklikler II. Meşrutiyet'in ilanından sonra gerçekleşen ve padişahın yetkilerini meclis lehine kısıtlayan son hukuki adımdır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde anayasal süreçlerin kronolojik gelişimi ile padişah ve parlamento arasındaki yetki dengesinin değişimi.
Soru 8638Soru

Cumhuriyet Dönemi öğretici metinleri alanında kaleme alınmış eserlerin özelliklerini yansıtan aşağıdaki açıklamaları, karşılarında verilen eser isimleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Falih Rıfkı Atay'ın Brezilya gezisini, oradaki gözlemlerini ve izlenimlerini aktardığı, edebiyatımızın Cumhuriyet Dönemi'ndeki ilk önemli gezi kitaplarından biri olan eseri
Cemil Meriç'in Doğu-Batı sentezi, Türk aydınının kimlik bunalımı ve entelektüel duruşunu sosyolojik bir perspektifle incelediği, deneme ve günlük niteliği taşıyan başyapıtı
Nurullah Ataç'ın söyleşi havasından uzak, doğrudan okura hitap eden mektuplarla edebiyat, dil ve sanat sorunlarını tartıştığı deneme türündeki eseri
Şevket Rado'nun gençlere yaşama sevinci aşılamak, hayata olumlu bakmayı öğretmek amacıyla yazdığı, radyo konuşmalarından derlenen sohbet türündeki eseri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirmeler sırasıyla şu şekildedir: Falih Rıfkı Atay'ın Brezilya seyahatini anlatan eser Deniz Aşırı; Cemil Meriç'in Türk aydınının durumunu sosyolojik açıdan ele alan eseri Bu Ülke; Nurullah Ataç'ın mektup biçimindeki deneme kitabı Okuruma Mektuplar; Şevket Rado'nun radyo sohbetlerini içeren eseri ise Eşref Saat ile eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede: Brezilya seyahatini anlatan Deniz Aşırı eseri Falih Rıfkı Atay ile; Doğu-Batı sentezi ve aydın yabancılaşmasını konu alan Bu Ülke eseri Cemil Meriç ile; mektup tarzındaki denemelerden oluşan Okuruma Mektuplar eseri Nurullah Ataç ile; radyo konuşmalarından derlenen Eşref Saat eseri ise Şevket Rado ile doğru bir biçimde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk açıklamadaki yazar ve seyahat rotası ipucunu değerlendirme.
Falih Rıfkı Atay'ın Brezilya gezisini konu edinen eserin Deniz Aşırı olduğu tespit edilir.
Yazarın Cumhuriyet'in ilk yıllarında yaptığı seyahatleri anlattığı gezi kitaplarından biri Deniz Aşırı'dır.
2
İkinci açıklamada geçen sosyolojik derinlik ve aydın yabancılaşması temalarını inceleme.
Bu özelliklerin ve tanımın Cemil Meriç'in meşhur eseri Bu Ülke ile örtüştüğü belirlenir.
Bu Ülke, yazarın düşünce dünyasını ve Türk entelektüelinin durumunu en iyi özetleyen deneme/inceleme kitabıdır.
3
Üçüncü açıklamadaki mektup biçimli deneme ve yazar ismine odaklanma.
Nurullah Ataç'ın dil ve sanat meselelerini mektup formunda tartıştığı eserin Okuruma Mektuplar olduğu anlaşılır.
Eserin adı ve türsel niteliği doğrudan bu eşleşmeyi doğrular.
4
Dördüncü açıklamadaki sohbet türü ve radyo sohbeti bağlamını analiz etme.
Şevket Rado'nun sohbet yazılarından oluşan Eşref Saat adlı eserle eşleştiği netleşir.
Eşref Saat, yazarın geniş kitlelere ulaştığı ve tatlı dilli sohbet üslubunu yansıtan en popüler eseridir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Öğretici Metinleri (Gezi yazısı, deneme, sohbet, anı ve yazarlarının eserleri)
Soru 8639Soru

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde Garip Akımı (I. Yeni) temsilcileri ile Garip dışında yeniliği sürdüren şairler, şiir anlayışları ve dil/üslup tercihleriyle birbirinden ayrılırlar. Aşağıda verilen şairleri, şiirlerindeki temel yönelimleri ve biçimsel özellikleri içeren tanımlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Orhan Veli Kanık
Fazıl Hüsnü Dağlarca
Behçet Necatigil
Cahit Külebi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şairler ve özellikleri şu şekilde eşleşmektedir: Orhan Veli Kanık sıradan insanı ve şairanelik karşıtlığını içeren tanım ile; Fazıl Hüsnü Dağlarca bağımsız, kozmik ve destansı temaları i��eren tanım ile; Behçet Necatigil ev, aile ve çevre odaklı hüzünlü duyarlılığı içeren tanım ile; Cahit Külebi ise modern halk ozanı duyarlılığını içeren lirik Anadolu tanımı ile eşleşir.
Doğru eşleştirmede Orhan Veli şairanelik karşıtlığı ve ironi ile; Fazıl Hüsnü Dağlarca hiçbir akıma bağlanmadan destansı/kozmik yönelimle; Behçet Necatigil kent insanının yaşamını ev-aile-çevre ekseninde vermesiyle; Cahit Külebi ise Anadolu duyarlılığını modern bir halk ozanı edasıyla lirik tarzda işlemesiyle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sanatçıların edebi eğilimlerinin ve edebi kimliklerinin belirlenmesi.
Orhan Veli Kanık'ın Garip akımının öncüsü olduğu; Fazıl Hüsnü Dağlarca, Behçet Necatigil ve Cahit Külebi'nin ise Cumhuriyet Dönemi'nde Garip dışında yeniliği bağımsız tarzda sürdüren şairler olduğu tespit edilir.
Eşleştirmeyi doğru temellere oturtmak için şairlerin edebi yönelimlerini gruplandırmak gerekir.
2
Tanımlardaki belirleyici anahtar kelimelerin şairlerin poetikaları ile ilişkilendirilmesi.
İroni ve sıradan insan kavramı Orhan Veli'ye; destansı ve kozmik temalar Dağlarca'ya; ev-aile-çevre ekseni Necatigil'ye; lirik modern halk ozanı ifadesi Külebi'ye yönlendirilir.
Her şairin Türk edebiyatındaki özgün tematik ve biçimsel imzaları eşleştirmenin doğrulanmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Garip Akımı (I. Yeni) ile Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şairlerin Poetik ve Tematik Ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8640Soru

Aşağıdaki sol sütunda yer alan edebi alıntı ve ilkeleri, sağ sütunda verilen realizm ve natüralizm akımlarına ait kavramsal karşılıklarıyla nasıl eşleştirirsiniz?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

"Roman, büyük bir yolun üzerinde gezdirilen bir aynadır. O ayna bazen göklerin maviliğini, bazen de yolun çamurunu yansıtır."
"Toplum ve insan, laboratuvardaki birer deney nesnesidir; romancı da olayları ve karakterleri bilimsel bir gözlemci titizliğiyle inceleyen araştırmacıdır."
"Bir insanın ahlaki ve fiziki yapısı, atalarından devraldığı kalıtımsal özelliklerin ve yetiştiği sosyal çevrenin kaçınılmaz bir sonucudur."
"Sanatçı, dış dünyayı tasvir ederken şahsi duygularını, inançlarını ve yorumlarını tamamen bir kenara bırakarak adeta bir fotoğrafçı nesnelliği sergilemelidir."

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki edebi ifadeler ile sağ sütundaki realizm ve natüralizm kavramları sırasıyla şu şekilde eşleşir: ayna benzetmesi realizmin yansıtma ilkesiyle; laboratuvar ve bilimsel araştırmacı ifadesi natüralizmin deneysel yöntemiyle; kalıt��m ve çevre vurgusu natüralizmin soyaçekim ve determinizm ilkeleriyle; şahsi duyguların elenmesi ise realizmin objektif tasvir anlayışıyla eşleşmektedir.
Sol sütundaki ifadelerin her biri kendi akımının kurucu manifestolarına ve ilkelerine karşılık gelmektedir. Ayna benzetmesi realizmin yansıtma yönünü; laboratuvar analojisi natüralizmin deneysel yapısını; soyaçekim ve çevre etkisi determinizmi; yazarın tarafsızlığı ise pozitivist nesnelliği ifade etmektedir. Eşleştirmeler bu felsefi ve edebi temeller üzerine kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci alıntıdaki ayna metaforunu inceleyiniz.
Bu alıntı Stendhal'e ait olup realizmin hayatı olduğu gibi yansıtma ilkesini anlatır. Dolayısıyla realizmin yansıtma ve tarafsızlık anlayışıyla eşleşir.
Ayna benzetmesi realizmin en temel ve klasikleşmiş edebi düsturlarından biridir.
2
İkinci alıntıdaki laboratuvar ve bilimsel gözlemci kavramlarını değerlendiriniz.
Natüralizmde yazarın bir bilim insanı gibi davranıp toplumu laboratuvar olarak görmesi esastır. Bu ifade natüralizmin deneysel yöntemiyle eşleşir.
Deneysel roman kavramı Emile Zola tarafından ortaya konmuş ve bilimin sanata uygulanmasını savunmuştur.
3
Üçüncü alıntıdaki soyaçekim, kalıtım ve çevre etkilerini analiz ediniz.
İnsanın genetik mirası (soyaçekim) ve yetiştiği çevrenin kaderini belirlediği tezi natüralizmin felsefi temelini oluşturur. Bu ilke natüralizmin soyaçekim ve determinizm ilkeleriyle eşleşir.
Determinizmin insana uyarlanması naturalizmin en ayırt edici özelliğidir.
4
Dördüncü alıntıdaki yazarın kişisel duygularını gizlemesi ve nesnellik vurgusunu inceleyiniz.
Yazarın gözlemlerine kişiselliği karıştırmaması realizmin pozitivist bilime dayalı objektif tasvir ilkesidir. Bu ilke realizmin objektif tasviriyle eşleşir.
Realizmde yazar, romantiklerin aksine kendi iç dünyasını ve duygularını esere yansıtmaktan kaçınır.

Anahtar Kavram

Realizm ve Natüralizm akımlarının temel felsefi, sanatsal ilkeleri ve aralarındaki kavramsal ayrımlar
ÖncekiSayfa 432 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin