Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 8661Soru

Hristiyan felsefesi tarihi boyunca 'inanç' ile 'akıl' arasındaki ilişki farklı şekillerde kurgulanmıştır. Erken dönem Kilise Babaları, felsefeyi inancın savunulması (apoloji) için bir araç olarak görürken; daha sonraki yüzyıllarda manastır ve ��niversitelerin kurulmasıyla birlikte inanç esaslarının mantıksal olarak açıklanması, kanıtlanması ve öğretilmesi öncelik kazanmıştır.

Bu parçada sözü edilen iki tarihsel dönemin (Patristik ve Skolastik) özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Patristik dönemde Hristiyanlık öğretilerinin savunulması (apoloji) ön plandayken, Skolastik dönemde bu öğretilerin mantıksal olarak sistematikleştirilmesi ve okullarda öğretilmesi amaçlanmıştır.

Cevap

Patristik dönemde Hristiyanlık öğretilerinin savunulması (apoloji) ön plandayken, Skolastik dönemde bu öğretilerin mantıksal olarak sistematikleştirilmesi ve okullarda öğretilmesi amaçlanmıştır.
Doğru yanıt olan ifade, iki dönemin temel amaç ve kurumsal yapısını doğru şekilde karşılaştırmaktadır. Erken dönem olan Patristik felsefede öncelikli amaç yeni dini dış saldırılara karşı savunmak (apoloji) iken, Skolastik felsefede inanç ilkelerini rasyonel bir biçimde açıklamak, sistemleştirmek ve üniversitelerde öğretmek hedeflenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen 'inancın savunulması (apoloji)' ve 'manastır ile üniversitelerin kurulmasıyla inanç esaslarının öğretilmesi' ifadeleri analiz edilir.
Bu iki ifadenin Hristiyan felsefesinin sırasıyla erken dönemi olan Patristik felsefe ve olgunluk dönemi olan Skolastik felsefeye karşılık geldiği belirlenir.
Tarihsel dönemlerin ayırt edici niteliklerini tespit etmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki ifadeler bu iki dönemin (Patristik ve Skolastik) gerçek felsefi ve kurumsal özellikleri ile karşılaştırılır.
Patristik dönemde savunmanın (apoloji), Skolastik dönemde ise sistematik felsefe ve eğitim kurumlarının ön planda olduğu gerçeğiyle örtüşen doğru yargı saptanır.
Soruda istenen doğru karşılaştırmayı bulmak için.

Anahtar Kavram

Patristik ve Skolastik felsefenin ayırt edici özellikleri
Soru 8662Soru

Uluslararası turizm faaliyetleri; gerçekleştirildiği bölgelerde ekonomik, ekolojik, sosyo-kültürel ve politik alanlarda olumlu ya da olumsuz çeşitli etkilere yol açmaktadır.

Buna göre, sol sütunda verilen turizm uygulaması örneklerini sağ sütundaki en uygun küresel etki boyutu ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Karayip ada ülkelerinde turizm gelirlerinin büyük kısmının yabancı otel zincirleri ve ithal tüketim malları nedeniyle ülke dışına çıkması
Akdeniz kıyı kuşağında aşırı turizm baskısıyla yeraltı su seviyesinin düşmesi ve kıyı kumul ekosistemlerinin tahrip olması
Uzak Doğu'da yerel halkın geleneksel dans ve törenlerinin turistlerin ilgisini çekmek amacıyla özgünlüğünü kaybederek ticari şovlara dönüştürülmesi
Farklı siyasi rejimlere sahip komşu ülkeler arasında sınır geçişlerinin kolaylaştırılmasıyla karşılıklı turist ziyaretlerinin artması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Karayip ada ülkelerindeki gelir sızıntısı ekonomik boyutla; Akdeniz kıyılarındaki su ve ekosistem tahribatı ekolojik boyutla; Uzak Doğu'daki geleneksel ögelerin şovlara dönüşmesi sosyo-kültürel boyutla; komşu ülkeler arasındaki turizm yakınlaşması ise politik boyutla eşleşmektedir.
Karayip ada ülkelerindeki turizm gelirlerinin dışa aktarılması ekonomik sızıntıyı temsil eder. Akdeniz kıyılarında doğal kaynakların tüketilmesi doğal çevreye etkiyi (ekolojik) gösterir. Uzak Doğu'da kültürel ögelerin ticarileşmesi sosyo-kültürel etkiyi anlatır. Komşu ülkeler arasındaki turizm odaklı yumuşama ise politik etkiyi yansıtır. Bu nedenle eşleştirmeler sırasıyla bu kavramlarla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Karayip ada ülkelerindeki durumu analiz etmek.
Çok uluslu otel zincirlerinin kazançları yurt dışına transfer etmesi ve turistlerin tüketimi için dışarıdan mal ithal edilmesi durumu turizm coğrafyasında 'ekonomik sızıntı' (leakage) olarak adlandırılır. Bu durum doğrudan ekonomik boyut ile eşleşir.
Turizmin ekonomik etkilerinin her zaman yerel kalkınmaya tam katkı sağlamadığını, gelirlerin dışarı sızabileceğini anlamak amacıyla analiz edilir.
2
Akdeniz kıyı kuşağındaki durumu analiz etmek.
Su kaynaklarının aşırı kullanımı ve kıyı kumul ekosistemlerinin tahribatı, doğal çevreye doğrudan verilen zararları gösterir. Bu durum ekolojik boyut ile eşleşir.
Kitle turizminin doğal çevre üzerindeki baskısını (ekolojik boyut) ayırt edebilmek amacıyla analiz edilir.
3
Uzak Doğu'daki durumu analiz etmek.
Yerel dans ve törenlerin özgünlüğünü yitirip turistler için ticari birer ürüne dönüşmesi 'kültürel metalaşma'dır. Bu durum sosyo-kültürel boyut ile eşleşir.
Turizmin yerel kültürler üzerindeki dönüştürücü ve ticarileştirici etkilerini (sosyo-kültürel boyut) belirlemek amacıyla analiz edilir.
4
Komşu ülkeler arasındaki durumu analiz etmek.
Farklı siyasi rejimlerdeki ülkelerin sınır geçişlerini kolaylaştırması ve turizm yoluyla ön yargıları kırması uluslararası ilişkileri geliştirir. Bu durum politik boyut ile eşleşir.
Turizmin dünya barışı ve diplomatik ilişkiler üzerindeki yapıcı etkisini (politik boyut) kavramak amacıyla analiz edilir.

Anahtar Kavram

Uluslararası turizmin küresel ölçekteki ekonomik, ekolojik, sosyo-kültürel ve politik etki boyutları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8663Soru

Hristiyan düşünür Anselmus, Tanrı'yı "kendisinden daha yücesi tasarlanamayan bir varlık" olarak tanımlar ve bu tanımdan hareketle O'nun hem zihinde hem de zihnin dışındaki gerçeklikte var olması gerektiğini savunur. Çağdaşı keşiş Gaunilo ise bu akıl yürütmeye "Kayıp Ada" örneğiyle karşı çıkar: Zihnimizde her açıdan kusursuz, "kendisinden daha mükemmeli düşünülemeyen bir ada" hayal edebiliriz. Anselmus’un mantığını izlersek, bu adanın sadece zihnimizde kalmayıp dış dünyada da var olması gerekir; çünkü var olmasaydı, gerçekte var olan herhangi bir ada ondan daha mükemmel olurdu. Gaunilo’ya göre bu sonuç saçmadır ve zihinsel bir tasarımdan nesnel bir varoluş çıkarılamaz.

Buna göre Gaunilo'nun eleştirisi, Anselmus'un Tanrı'nın varlığına yönelik argümanının öncelikle hangi yönünü hedef almaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zihinsel düzeydeki mantıksal tutarlılığı (doğruluk) temel alan bir tanımdan yola çıkılarak, zihin dışı nesnel bir varoluşun (gerçeklik) zorunlu olarak türetilmesini

Cevap

Zihinsel düzeydeki mantıksal tutarlılığı (doğruluk) temel alan bir tanımdan yola çıkılarak, zihin dışı nesnel bir varoluşun (gerçeklik) zorunlu olarak türetilmesinin eleştirilmesi
Doğru seçenek, Gaunilo'nun eleştirisinin özünü yansıtmaktadır. Anselmus'un ontolojik kanıtı, Tanrı kavramının zihinsel tanımından (doğruluk/tutarlılık) hareketle O'nun dış dünyada fiilen var olması gerektiği (gerçeklik) çıkarımına dayanır. Gaunilo ise kusursuz bir adanın zihindeki tanımının onun dış dünyada var olmasını gerektirmeyeceğini savunarak, kavramsal tanımlardan nesnel varoluş türetilmesini eleştirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Anselmus'un ontolojik argümanının temel dayanağını belirleme
Anselmus'un zihindeki 'en yetkin varlık' tanımından yola çıkarak bu varlığın dış dünyada da fiilen var olması gerektiğini (gerçeklik) savunduğu belirlenmiştir.
Argümanın yapısını anlamak, ona yöneltilen eleştirinin hedef noktalarını saptamak için gereklidir.
2
Gaunilo'nun 'Kayıp Ada' eleştirisini analiz etme
Gaunilo'nun, zihinde tasarlanan 'en mükemmel ada' kavramının dış dünyada nesnel olarak bulunmasını zorunlu kılmadığını iddia ettiği görülmüştür.
Anselmus'un mantığının absürt sonuçlara yol açabileceğini gösteren benzetmeyi çözümlemek için bu adım gereklidir.
3
Eleştirinin epistemolojik/ontolojik temelini saptama ve doğru seçeneğe ulaşma
Eleştirinin, zihinsel doğruluk (tanım ve tutarlılık) ile nesnel gerçeklik (dış dünyadaki varoluş) arasındaki geçişin mantıksal olarak geçersiz olduğuna dayandığı tespit edilmiştir.
Seçenekler arasından Gaunilo'nun eleştirisinin felsefi özünü en iyi açıklayan yargıyı bulmak için bu değerlendirme yapılır.

Anahtar Kavram

Ontolojik Kanıt ve Eleştirisi (Anselmus ve Gaunilo Tartışması)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8664Soru

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda açtığı taarruz cepheleri olan Kafkas ve Kanal cephelerinin hedefleri arasında;

I. kaybedilen toprakları geri kazanma düşüncesi,
II. İngiltere'nin sömürge bağlantılarını koparma amacı,
III. sınır dışındaki müttefiklere askeri yardım ulaştırma isteği

durumlarından hangileri ortak bir amaçtır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız I

Cevap

Yalnız I
Kaybedilen toprakları geri kazanma düşüncesi her iki taarruz cephesi için de ortak hedeftir. Kafkas Cephesi'nde 1878 Berlin Antlaşması ile kaybedilen Kars, Ardahan ve Batum'un; Kanal Cephesi'nde ise 1882'de İngilizlerce işgal edilen Mısır'ın geri alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle kaybedilen toprakları geri kazanma düşüncesi ortak amaçtır.

Adım Adım Çözüm

1
Kafkas Cephesi'nin hedeflerini incelemek
Cephenin Rus işgalindeki Kars, Ardahan ve Batum'u geri almak ve Orta Asya Türk dünyası ile birleşmek (Turancılık) amacıyla açıldığı saptanır.
Kafkas Cephesi'nin amaçlarını belirlemek.
2
Kanal Cephesi'nin hedeflerini incelemek
Cephenin İngiliz işgalindeki Mısır'ı geri almak ve İngiltere'nin sömürge yollarını kesmek amacıyla açıldığı saptanır.
Kanal Cephesi'nin amaçlarını belirlemek.
3
Öncülleri karşılaştırıp ortak olanı bulmak
Kaybedilen toprakları geri kazanma düşüncesinin (Kars, Ardahan, Batum ve Mısır) her iki cephe için de ortak olduğu, sömürge yollarını kesmenin yalnızca Kanal Cephesi'ne ait olduğu, müttefiklere yardım ulaştırmanın ise yardım cephelerine ait olduğu saptanır.
Ortak hedefleri belirleyip doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Osmanlı Devleti Taarruz Cephelerinin Ortak ve Farklı Amaçları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8665Soru

Modern ulaşım sistemlerindeki gelişmeler, özellikle soğutma tertibatlı araçların (frigorifik taşımacılık) yaygınlaşması, bozulabilir gıda maddelerinin uzak mesafelere bozulmadan taşınabilmesini sağlamıştır. Bu durum, üretim, dağıtım ve tüketim süreçleri arasındaki etkileşimin en belirgin örneklerinden biridir.

Buna göre, dağıtım koşullarında yaşanan bu gelişmenin üretim ve tüketim üzerindeki doğrudan etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bozulabilir gıda maddelerinin pazar alanının genişlemesiyle tüketiminin ve buna bağlı olarak tarımsal üretim miktarının artması

Cevap

Bozulabilir gıda maddelerinin pazar alanının genişlemesiyle tüketiminin ve buna bağlı olarak tarımsal üretim miktarının artması
Bozulabilir gıda maddelerinin pazar alanının genişlemesiyle tüketiminin ve buna bağlı olarak tarımsal üretim miktarının artması yönündeki seçenek doğrudur. Çünkü soğutmalı taşıma sistemleri (frigorifik taşımacılık), dağıtım sürecini kolaylaştırarak ürünlerin bozulmadan uzak mesafelerdeki tüketicilere ulaşmasını sağlar. Tüketimin artması da üretimi doğrudan tetikler.

Adım Adım Çözüm

1
Ulaşım teknolojisinde yaşanan gelişmelerin (soğutmalı taşımacılık) ekonomik faaliyetlerden hangisine dahil olduğunu belirleme.
Soğutmalı taşımacılık, üretilen malların tüketiciye ulaşt��rılmasını sağlayan bir dağıtım unsurudur.
Sorudaki gelişmenin hangi süreci doğrudan etkilediğini anlamak için ekonomik sınıflandırma yapılmalıdır.
2
Dağıtımda yaşanan bu kolaylığın tüketim süreci üzerindeki etkisini analiz etme.
Ürünlerin bozulmadan uzak pazarlara taşınabilmesi, tüketim alanını genişletir ve tüketimi artırır.
Üretim, dağıtım ve tüketim arasındaki etkileşim zincirinin ikinci halkasını kurmak gerekir.
3
Tüketimdeki artışın üretim süreci üzerindeki geri bildirim etkisini değerlendirme.
Tüketim (talep) arttıkça, bu talebi karşılamak için üretim miktarı da artar.
Üretim ve tüketim arasındaki karşılıklı etkileşimi tamamlayarak doğru sonuca ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Dağıtım koşullarındaki iyileşmelerin tüketim alanını genişleterek üretimi artırması ve süreçler arasındaki karşılıklı etkileşim.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 8666Soru

Yeryüzünde biyoçeşitliliğin dağılışı; fiziki faktörler, paleocoğrafya ve beşerî faktörler tarafından şekillendirilmektedir.

Buna göre, sol sütunda verilen biyoçeşitliliği etkileyen örnek durumlar ile sağ sütunda verilen coğrafi faktörleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Toros Dağları'nın denize bakan güney yamaçlarında nemli ve sıcak iklime uyum sağlamış türler yaygınken, iç kesimlere bakan kuzey yamaçlarında soğuğa ve kuraklığa dayanıklı canlıların yer alması
Pleistosen buzul dönemlerinde küresel sıcaklıkların düşmesi ve buzul oluşumuyla deniz seviyesinin alçalması sonucu Bering Boğazı'nın kara köprüsüne dönüşerek Asya ile Kuzey Amerika arasında canlı göçüne olanak sağlaması
Mısır'da Süveyş Kanalı'nın açılmasıyla Akdeniz ile Kızıldeniz arasındaki coğrafi engelin kalkması ve Akdeniz'e doğru tropikal deniz canlılarının göç ederek yerli türlerle rekabete girmesi
Ekvatoral bölgedeki laterit toprakların aşırı yıkanma nedeniyle besin maddeleri yönünden fakir ve asidik yapıda olması, bu alanda özel adaptasyon geliştirmiş bitki ve mikroorganizmaların yaygınlaşmasını sağlaması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Toros Dağları'ndaki yamaçlar arası biyoçeşitlilik farkı 'Yer Şekilleri' ile; Bering Boğazı'nın buzul döneminde kara köprüsü olması 'Paleocoğrafya' ile; Süveyş Kanalı'nın açılması sonucu tür göçleri 'Beşerî Faktörler' ile; laterit toprakların yıkanmışlığının türleri belirlemesi 'Toprak Özellikleri' ile eşleşir.
Doğru eşleştirmede: dağ yamaçlarındaki canlı dağılış farklılığı yer şekillerine; Bering Boğazı'nın buzul çağında kara köprüsü olması paleocoğrafyaya; Süveyş Kanalı'nın insan eliyle açılması beşerî faktörlere; laterit toprağın yapısı ise toprak faktörüne karşılık gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk durumu inceleme: Toros Dağları'nın kuzey ve güney yamaçlarında nem ve sıcaklığa bağlı biyoçeşitlilik farkı.
Bu durum yükselti ve bakı faktörlerine bağlı olduğundan, 'Yer Şekilleri' fiziki unsuruyla eşleşir.
Yer şekillerinin uzanış doğrultusu ve bakı özellikleri kısa mesafelerde iklim koşullarını değiştirerek biyoçeşitliliği etkiler.
2
İkinci durumu inceleme: Pleistosen buzul döneminde Bering Boğazı'nın kara haline gelip canlı göçüne imkan tanıması.
Bu durum geçmiş jeolojik dönemlerdeki iklimsel ve deniz seviyesi değişimlerini gösterdiği için 'Paleocoğrafya' ile eşleşir.
Kıtaların kayması ve jeolojik dönemlerdeki büyük iklim değişimleri paleocoğrafya başlığı altında incelenir.
3
Üçüncü durumu inceleme: Süveyş Kanalı'nın açılması ve Kızıldeniz'den Akdeniz'e tür göçleri.
Kanal açılması insan yapımı bir faaliyet olduğundan, 'Beşerî Faktörler' ile eşleşir.
İnsanların su yolları açması veya barajlar inşa etmesi biyoçeşitliliği etkileyen en önemli beşerî faktörlerdendir.
4
Dördüncü durumu inceleme: Laterit toprakların yıkanmışlığına bağlı olarak adapte olan canlıların yaygınlaşması.
Bu durum toprağın fiziksel ve kimyasal yapısıyla ilişkili olduğu için 'Toprak Özellikleri' fiziki faktörüyle eşleşir.
Toprağın sıkılığı, mineralleri, pH değeri gibi özellikleri doğrudan üzerinde yaşayan flora ve faunayı kontrol eder.

Anahtar Kavram

Biyoçeşitliliği etkileyen fiziki (yer şekilleri, toprak) ve beşerî faktörler ile paleocoğrafyanın (jeolojik geçmişteki iklim/kıta hareketleri) örnek olaylar üzerinden ayırt edilmesi.
Soru 8667Soru

Soğuk Savaş Dönemi'nde kurulan Doğu ve Batı bloklarının örgütsel yapıları ile Türkiye'nin bu süreçte dış politikada dahil olduğu veya öncülük ettiği bölgesel güvenlik ittifaklarının özellikleri tarihsel süreç içinde büyük bir önem taşımaktadır.

Buna göre, sol sütunda verilen uluslararası oluşum/belgeler ile sağ sütundaki açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Truman Doktrini
Kominform
Balkan Paktı (1953)
Bağdat Paktı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Truman Doktrini - Türkiye ve Yunanistan'a yönelik ABD askeri/ekonomik yardım belgesi; Kominform - Doğu Bloku siyasi/ideolojik eş güdüm örgütü ve Yugoslavya'nın ihracı; Balkan Paktı (1953) - Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasındaki kısa ömürlü bölgesel pakt; Bağdat Paktı - Irak'ın çekilmesiyle Ankara'ya taşınan ve CENTO adını alan Orta Doğu güvenlik örgütü.
Doğru eşleştirmeler yapıldığında; Truman Doktrini, Türkiye ve Yunanistan'a yönelik askeri-ekonomik yardımı başlatan ABD belgesiyle; Kominform, Marshall Planı'na karşı kurulan siyasi koordinasyon örgütü ve Yugoslavya'nın ihracıyla; Balkan Paktı (1953), Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasındaki kısa ömürlü ittifakla; Bağdat Paktı ise Irak'ın ayrılmasıyla CENTO adını alan Orta Doğu güvenlik örgütüyle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki 'Truman Doktrini' terimini inceleyerek amacını belirlemek.
Truman Doktrini'nin, Akdeniz ve Boğazlar çevresindeki Sovyet baskısına karşı Türkiye ve Yunanistan'a yapılacak askeri/ekonomik yardımları kapsadığı tespit edilir ve bu açıklama sağ sütundaki ilgili maddeyle eşleştirilir.
Çevreleme politikasının ilk resmi belgesi olan Truman Doktrini doğrudan Türkiye ve Yunanistan odaklıdır.
2
Sol sütundaki 'Kominform' örgütünün işlevini ve Doğu Bloku içindeki konumunu analiz etmek.
Kominform'un Doğu Bloku komünist partileri arasında siyasi koordinasyon sağladığı ve Yugoslavya'nın bu bürodan ihraç edildiği bilgisiyle sağ sütundaki birinci açıklama eşleştirilir.
Kominform, Sovyet ideolojik liderliğini pekiştirmek amacıyla kurulmuştur ve Yugoslavya'nın ihracı bu örgütün en bilinen tarihsel olayıdır.
3
Sol sütundaki 'Balkan Paktı (1953)' oluşumunun üyelerini ve akıbetini değerlendirmek.
Balkan Paktı'nın Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında imzalandığı, ancak Kıbrıs Sorunu ve Yugoslavya'nın Sovyetler ile yumuşama politikası nedeniyle işlevsiz kaldığı bilgisiyle sağ sütundaki dördüncü açıklama eşleştirilir.
1953 Balkan Paktı, Balkan Antantı (1934) ile karıştırılmamalıdır; Soğuk Savaş dönemi savunma ittifakıdır.
4
Sol sütundaki 'Bağdat Paktı' örgütünün gelişim seyrini ve dönüşümünü incelemek.
Irak'ın pakttan ayrılmasıyla örgütün merkezinin Ankara'ya taşınması ve CENTO adını alması bilgisi doğrultusunda sağ sütundaki ikinci açıklama ile eşleştirme tamamlanır.
Irak'taki 1958 darbesi, Bağdat Paktı'nın yapısını ve adını kökten değiştirerek CENTO'ya dönüştürmüştür.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi'nde Doğu-Batı Bloklarının Yapısı ve Türkiye'nin Dış Politika İttifakları
Soru 8668Soru

Aşağıda biyoçeşitliliğin yeryüzündeki dağılışını etkileyen bazı ekolojik durumlar ve bu durumların ortaya çıkmasında rol oynayan temel faktörler verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki durumlar ile sağ sütundaki temel faktörleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Enlem derecesinin artmasına bağlı olarak güneş ışınlarının geliş açısının daralmasıyla birlikte bitki örtüsünün geniş yapraklı, karışık ve iğne yapraklı ormanlar şeklinde kuşaklar oluşturması.
Dağlık alanlarda yükselti ve eğim şartlarının kısa mesafede değişmesine bağlı olarak nem ve sıcaklık değerlerinin farklılaşmasıyla bitki ve hayvan türlerinin çeşitlilik göstermesi.
Kalsiyum karbonat bakımından zengin kireç taşlarının yaygın olduğu arazilerde, su tutma kapasitesinin düşüklüğü nedeniyle kurakçıl bitki türlerinin ekosisteme hâkim olması.
Endüstriyel üretim süreçlerinde atmosfere salınan gazların asit yağmurlarına yol açarak ormanlık alanlardaki canlı türlerinin yaşam döngüsünü olumsuz etkilemesi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Enlem derecesinin artmasıyla ormanların kuşaklar oluşturması 'İklim Faktörü' ile; yükselti ve eğime bağlı kısa mesafedeki değişimler 'Yer Şekilleri Faktörü' ile; kalsiyum karbonatlı kireç taşı arazilerindeki bitki örtüsü 'Toprak Faktörü' ile; endüstriyel üretim kaynaklı asit yağmurları ise 'Beşerî Faktörler' ile eşleşir.
Güneş ışınlarının geliş açısına bağlı bitki kuşakları iklimle; yükselti ve eğim gibi morfolojik unsurlar yer şekilleriyle; kireç taşı ve toprak geçirgenliği toprak özellikleriyle; sanayi ve çevre kirliliği gibi durumlar ise beşerî faaliyetlerle doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci ifadedeki 'enlem' ve 'güneş ışınlarının geliş açısı' gibi kavramların hangi temel coğrafi unsuru temsil ettiğini belirleyiniz.
Bu kavramlar sıcaklık kuşaklarını ve dolayısıyla iklim faktörünü ifade eder. Bu nedenle ilk ifade İklim Faktörü ile eşleşir.
Sıcaklık ve yağış gibi unsurlar iklimin temel bileşenleridir ve canlı dağılışını enlem derecelerine göre doğrudan sınırlandırırlar.
2
İkinci ifadedeki 'dağlık alanlar', 'yükselti' ve 'eğim' şartlarının biyoçeşitliliğe etkisini analiz ediniz.
Bu özellikler yer şekillerini tanımlar. Bu nedenle ikinci ifade Yer Şekilleri Faktörü ile eşleşir.
Yükselti ve eğim, kısa mesafelerde mikroklimalar yaratarak biyoçeşitliliğin yerel düzeyde zenginleşmesini sağlar.
3
Üçüncü ifadedeki 'kalsiyum karbonat', 'kireç taşı' ve 'su tutma kapasitesi' gibi fizikokimyasal özellikleri değerlendiriniz.
Bu özellikler toprağın ve ana kayanın fiziksel/kimyasal yapısını gösterir. Bu nedenle üçüncü ifade Toprak Faktörü ile eşleşir.
Toprağın mineral içeriği, geçirgenliği ve nemliliği, o toprak üzerinde tutunabilecek bitki türlerini doğrudan belirler.
4
Dördüncü ifadedeki 'endüstriyel üretim' ve 'asit yağmurları' etkisini canlılar açısından yorumlayınız.
Sanayi faaliyetleri insan kökenli olduğundan bu durum beşerî faktörleri temsil eder. Bu nedenle dördüncü ifade Beşerî Faktörler ile eşleşir.
İnsanların sanayi, tarım ve yerleşme gibi faaliyetleri ekosistemlerin doğal dengesini bozarak biyoçeşitliliği doğrudan veya dolaylı olarak etkiler.

Anahtar Kavram

Biyoçeşitliliğin dağılışını etkileyen fiziki ve beşerî faktörlerin sınıflandırılması ve ekolojik etkileri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8669Soru

Aşağıdaki tabloda, Türkiye'nin 19601960 ve 20252025 yıllarındaki nüfus yaş gruplarının toplam nüfus içindeki oranları verilmiştir:

Yıl0140-14 Yaş Grubu Oranı (\%)156415-64 Yaş Grubu Oranı (\%)65+65+ Yaş Grubu Oranı (\%)
1960196041241{}255355{}3353{}5
2025202521421{}468268{}210410{}4

Bu verilere göre, Türkiye'nin demografik yapısında meydana gelen değişim ve bu değişimin nüfus politikalarına etkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genç nüfus oranının gerilemesi ve yaşlı nüfus oranının belirgin şekilde artması, Türkiye'nin son dönemde nüfus artış hızını yükseltmeyi teşvik eden politikalara yönelmesinde belirleyici olmuştur.

Cevap

Genç nüfus oranının gerilemesi ve yaşlı nüfus oranının belirgin şekilde artması, Türkiye'nin son dönemde nüfus artış hızını yükseltmeyi teşvik eden politikalara yönelmesinde belirleyici olmuştur.
Doğru cevap, genç nüfus oranının gerilemesi ve yaşlı nüfus oranının belirgin şekilde artmasının Türkiye'yi son dönemde nüfus artış hızını yükseltmeyi teşvik eden politikalara yöneltmesidir. Tablo verilerine bakıldığında genç nüfusun yarı yarıya azaldığı, yaşlı nüfusun ise yaklaşık üç katına çıktığı görülmektedir. Bu süreç, nüfusun yaşlanma eğiliminde olduğunu gösterir. Türkiye, iş gücü potansiyelini korumak ve dinamik yapıyı kaybetmemek amacıyla özellikle 20052005 sonrasında nüfus artış hızını artırmaya yönelik politikalara yönelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tabloda verilen 19601960 ve 20252025 yıllarına ait yaş grupları oranları karşılaştırılır.
19601960'dan 20252025'e genç nüfus oranının %412\%41{}2'den %214\%21{}4'e gerilediği, yaşlı nüfus oranının ise %35\%3{}5'ten %104\%10{}4'e yükseldiği görülür.
Ülkedeki demografik değişimin yönünü tespit etmek.
2
Nüfusun yaşlanmasının ve doğum oranlarının azalmasının uzun vadeli sosyo-ekonomik etkileri analiz edilir.
Genç ve dinamik nüfus oranının azalması gelecekte iş gücü yetersizliğine ve yaşlı nüfusa yönelik sosyal güvenlik harcamalarının artmasına neden olur.
Demografik değişimin doğurduğu riskleri ve politika ihtiyaçlarını belirlemek.
3
Bu risklere karşı Türkiye'nin uyguladığı güncel nüfus politikası yönelimi ile ilişki kurulur.
Türkiye, yaşlanan nüfus yapısını dengelemek ve dinamizmi korumak için son dönemde nüfus artış hızını yükseltmeyi amaçlayan politikalara geçiş yapmıştır.
Tablodaki değişim ile uygulanan güncel politikaların gerekçesini eşleştirmek.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Nüfus Politikaları ve Demografik Değişimi
Soru 8670Soru

Karbon döngüsü sürecinde, karbon elementinin farklı doğal ve beşerî süreçlerle doğadaki küreler (litosfer, atmosfer, hidrosfer ve biyosfer) arasında yer değiştirmesi veya depolanması gerçekleşir. Aşağıda verilen karbon döngüsü süreçlerini, bu süreçlerin karbon dengesi üzerindeki temel etkileriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fotosentez yoluyla glikoz üretilmesi
Fosil yakıtların sanayi ve ulaşımda yakılması
Deniz canlılarının kabuk ve iskelet oluşturması
Kireç taşlarının (kalker) kimyasal olarak ayrışması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Fotosentez yoluyla glikoz üretilmesi ile atmosferdeki karbondioksitin organik besin yapısına katılarak biyosferde depolanması; fosil yakıtların sanayi ve ulaşımda yakılması ile litosferde milyonlarca yıldır saklanan karbonun beşerî faaliyetlerle atmosfere salınması; deniz canlılarının kabuk ve iskelet oluşturması ile hidrosferdeki çözünmüş karbonun organik faaliyetlerle katılaşarak deniz tabanında birikmesi; kireç taşlarının (kalker) kimyasal olarak ayrışması ile litosferdeki karbonun çözünme yoluyla hidrosfere veya atmosfere serbest bırakılması eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; fotosentezin atmosferdeki karbonu azaltarak biyosferde depoladığı, fosil yakıt yanmasının litosferdeki karbonu atmosfere saldığı, deniz canlılarının kabuk yapımının hidrosferdeki karbonu deniz tabanında depoladığı ve kireç taşlarının çözünmesinin litosferdeki karbonu serbest bıraktığı bilgileri birbiriyle uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Fotosentez sürecinin karbon döngüsündeki rolünü belirleme
Fotosentez atmosferden CO2CO_2 tüketerek bunu glikoz gibi organik bileşiklere dönüştürür. Bu süreç atmosferden biyosfere karbon geçişini temsil eder.
Fotosentezin atmosferdeki karbonu azaltan (depolayan) bir süreç olduğunu kavramak.
2
Fosil yakıt kullanımının etkisini analiz etme
Fosil yakıtlar yeraltında (litosferde) depolanmış karbondur. Yakılmalarıyla bu karbon atmosfere CO2CO_2 olarak salınır.
Yeraltındaki karbon depolarının yanma yoluyla atmosfere geri kazandırıldığını anlamak.
3
Deniz canlılarının kabuk oluşum sürecini değerlendirme
Deniz canlıları kabuk yapmak için sudaki karbonu kullanır ve öldüklerinde bu kabuklar deniz tabanında (hidrosfer/litosfer sınırı) tortullanır.
Deniz canlılarının kabuk oluşumunun karbonu sudan çekip katılaştıran bir depolama süreci olduğunu belirlemek.
4
Kireç taşlarının ayrışması olayını inceleme
Kireç taşları litosferdeki katı karbondur. Kimyasal çözünme ile karbon hidrosfere veya atmosfere serbest bırakılır.
Kayaç ayrışmasının karbon salınımına yol açan jeolojik bir süreç olduğunu fark etmek.

Anahtar Kavram

Karbon döngüsündeki karbon kaynakları (salınım/üretim) ile karbon yutaklarının (tüketim/depolama) tespiti ve karbonun farklı küreler arasındaki dolaşımı.
Soru 8671Soru

Türkiye'de yürütülen hayvancılık faaliyetlerinin coğrafi koşulları, uygulanış yöntemleri ve dağılış özelliklerine göre aşağıdaki tanımları ilgili oldukları hayvancılık türleri/yöntemleri ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kuzeydoğu Anadolu'nun yaz yağışlarıyla yeşeren gür çayırlarında yaygın olan, et ve süt veriminde iklim koşullarına bağl�� dalgalanmaların yüksek olduğu geleneksel faaliyet yöntemi.
Tüketici nüfusun yoğun olduğu Marmara ve Ege gibi bölgelerde yoğunlaşan, iklim ve bitki örtüsünden bağımsız olarak kapalı alanlarda yüksek verimle gerçekleştirilen modern faaliyet yöntemi.
Akdeniz ve Teke-Taşeli platoları çevresinde yaygın olan, yeni filizlenen ağaç sürgünlerini yiyerek orman örtüsüne zarar verdiği için otlatılması devlet kontrolünde sınırlandırılan faaliyet türü.
Bitki florasının zengin olduğu Muğla, Ordu ve Kars gibi yörelerde yoğunlaşan, çiçeklenme dönemindeki iklim koşullarından doğrudan etkilenen ve gezginci olarak da yapılabilen faaliyet türü.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci tanım Mera (ekstansif) hayvancılığıyla, ikinci tanım Besi ve ahır (entansif) hayvancılığıyla, üçüncü tanım Kıl keçisi yetiştiriciliğiyle, dördüncü tanım ise Arıcılık faaliyetiyle eşleşmektedir.
Verilen coğrafi ve yöntemsel özellikler incelendiğinde; iklime bağımlı üretim dalgalanması mera hayvancılığıyla, tüketim merkezleri çevresindeki modern kapalı alan üretimi besi ve ahır hayvancılığıyla, Akdeniz'in dağlık bölgelerinde ormana zarar vermesi nedeniyle kontrol altında tutulan tür kıl keçisiyle ve bitki örtüsü çeşitliliğine bağlı gezginci faaliyet arıcılıkla tam olarak eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kuzeydoğu Anadolu'nun çayırlarına bağlı ve iklim duyarlılığı yüksek geleneksel faaliyetin tespiti.
Bu özelliklerin mera hayvancılığı ile eşleştiği belirlenir.
Mera hayvancılığında hayvanlar açık otlaklarda otlatıldığı için yağış rejimi üretimi doğrudan etkiler.
2
Tüketim merkezleri çevresinde, kapalı alanlarda yürütülen ve iklimden bağımsız modern faaliyetin tespiti.
Bu özelliklerin besi ve ahır hayvancılığı ile eşleştiği belirlenir.
Besi hayvancılığında yapay yemleme ve ahır koşulları nedeniyle doğal çevre faktörlerinin etkisi minimize edilmiştir.
3
Akdeniz'in engebeli arazilerinde ormanlara zarar verdiği için sınırlandırılan türün belirlenmesi.
Bu özelliklerin kıl keçisi yetiştiriciliği ile eşleştiği belirlenir.
Kıl keçileri ormanlık alanlardaki genç ağaç sürgünlerini yiyerek ekosisteme ve ağaçlandırma çalışmalarına zarar verir.
4
Zengin bitki örtüsüne bağımlı, Muğla, Ordu ve Kars gibi yerlerde gezginci yapılan faaliyetin tespiti.
Bu özelliklerin arıcılık ile eşleştiği belirlenir.
Arıcılık doğrudan bitkilerin çiçek açma dönemlerine ve bal veren flora zenginliğine bağlıdır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de hayvancılık faaliyetlerinin coğrafi dağılışını ve verimliliğini etkileyen faktörler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8672Soru

Türkiye'de maden yataklarının işletilmesinde ve ekonomik değerinin belirlenmesinde çeşitli coğrafi kavramlar kullanılmaktadır. Bir maden şirketinin laboratuvarında çalışan bir uzman, ocaktan çıkarılan taş ve toprakla karışık ham maden içerisindeki temiz (saf) metal oranını belirlemek için ölçümler yapmaktadır. Buna göre, uzmanın belirlemek için ölçüm yaptığı bu saf metal oranını ifade eden coğrafi kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tenör

Cevap

Tenör
Maden ocaklarından çıkarılan taşlı ve topraklı ham maden (tüvenan) içindeki net, saf metal oranına coğrafyada tenör denir. Dolayısıyla uzmanın ölçüm yaptığı kavram tenördür.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki senaryoyu ve ölçülen unsuru incelemek
Uzmanın, ham maden içindeki saf (temiz) metal oranını belirlemeye çalıştığı tespit edilir.
Maden işletmesinde kullanılan doğru teknik terimi seçebilmek için tanımı netleştirmek gerekir.
2
Coğrafya-2 müfredatındaki madencilik terimlerini karşılaştırmak
Saf metal oranının 'tenör', toplam maden miktarının 'rezerv' ve işlem görmemiş ham madenin ise 'tüvenan' olarak adlandırıldığı hatırlanır.
Kavramlar arasındaki farkı belirleyerek doğru terimi bulmak için.

Anahtar Kavram

Maden işletmeciliğinde kullanılan temel kavramlar (Rezerv, Tenör, Tüvenan)
Soru 8673Soru

I. Dünya Savaşı'nın en kritik safhalarından biri olan Çanakkale Cephesi'nde gerçekleştirilen askeri harekatlar ile bu harekatların temel özellikleri ve stratejik sonuçları aşağıda karışık olarak verilmiştir.

Buna göre, sol tarafta verilen askeri gelişmeleri, sağ tarafta yer alan doğru tarihi açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Karanlık Liman Harekâtı
Conkbayırı Savunması
18 Mart Boğaz Savaşı
Seddülbahir Çıkarması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Karanlık Liman Harekâtı kıyıya paralel dökülen engellerle zırhlıların batırılmasını sağlayan deniz harekâtıyla; Conkbayırı Savunması işgal güçlerinin stratejik tepeleri ele geçirmesinin önlendiği kırılma noktasıyla; 18 Mart Boğaz Savaşı deniz yoluyla ulaşma hedefini sonlandıran savunma zaferiyle; Seddülbahir Çıkarması ise Gelibolu Yarımadası'nın en güney ucuna yapılan çıkarma harekâtıyla eşleşir.
Karanlık Liman Harekâtı Boğaz'a mayın döşenmesini, Conkbayırı Savunması Mustafa Kemal'in askeri öngörüsünü, 18 Mart Boğaz Savaşı deniz zaferini, Seddülbahir Çıkarması ise yarımadanın güney ucundaki kara muharebesini ifade ettiği için eşleştirmeler bu doğrultuda yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Karanlık Liman Harekâtı'nın mahiyetini analiz etmek.
Bu harekatın Nusret Mayın Gemisi'nin Boğaz'a döşediği mayınlarla İtilaf zırhlılarını etkisiz hale getirme faaliyeti olduğu belirlenir ve birinci tanım ile eşleştirilir.
Tarihsel kronolojide Nusret'in mayın döşediği mevkii Karanlık Liman olarak adlandırılır.
2
Conkbayırı Savunması'nın askeri liderini ve önemini tespit etmek.
Mustafa Kemal'in askeri öngörüsüyle öne çıktığı Conkbayırı, kara muharebelerindeki kilit savunma noktası olarak ikinci tanım ile eşleştirilir.
Mustafa Kemal'in 'Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum' tarihi emri Conkbayırı civarındaki muharebelerde verilmiştir.
3
18 Mart Boğaz Savaşı'nın sonucunu değerlendirmek.
İtilaf Devletleri'nin deniz yoluyla geçiş umudunu bitiren deniz zaferi olarak üçüncü tanım ile eşleştirilir.
18 Mart zaferinden sonra İtilaf güçleri denizden geçemeyeceklerini anlayıp kara çıkarmasına karar vermişlerdir.
4
Seddülbahir Çıkarması'nın coğrafi yerini ve önemli şahsiyetlerini belirlemek.
Gelibolu Yarımadası'nın güney ucuna yapılan ve Yahya Çavuş'un kahramanlığıyla bilinen çıkarma olarak dördüncü tanım ile eşleştirilir.
Seddülbahir ve Kumkale, kara savaşlarının ilk günü açılan güney cephesini oluşturur.

Anahtar Kavram

Çanakkale Cephesi'ndeki kritik askeri operasyonlar, liderler ve bu gelişmelerin tarihsel nitelikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8674Soru

Bir bölgede iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanların yaygın olduğu, podzol toprakların görüldüğü; samur, vizon, vaşak ve sığın gibi hayvanların yaşadığı gözlemlenmiştir. Bu bölge ile benzer soğuk iklim koşullarına sahip enlemlerde yer almasına rağmen, toprak yapısının yılın büyük bölümünde donmuş halde bulunduğu (permafrost) ve ağaçsı bitkilerin yetişemediği karasal biyom aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tundra biyomu

Cevap

Tundra biyomu
Doğru seçenek olan Tundra biyomu, yüksek enlemlerde Tayga biyomuna komşu olan soğuk bir kuşakta yer alır. Bu biyomda toprak yılın büyük bölümünde donmuş halde (permafrost) bulunur ve yaz aylarındaki sıcaklık artışıyla çözünerek bataklıklara dönüşür. Ağaç büyümesine izin vermeyen bu zorlu koşullarda sadece likenler, yosunlar ve kısa boylu otlar yaşayabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki ilk açıklamada yer alan özellikleri belirlemek.
İğne yapraklı ağaçlar, podzol topraklar ve samur, vaşak, sığın gibi hayvanlar Tayga (İğne yapraklı orman) biyomuna aittir.
Soruda kıyaslama yapılan ilk bölgenin biyom türünü doğru tespit etmek için.
2
Soru kökünün ikinci kısmında istenen biyom özelliklerini analiz etmek.
Tayga biyomu ile benzer soğuk iklim kuşağında yer alan, ancak toprağı permafrost (donmuş) olan ve ağaç formunun bulunmadığı biyom Tundra biyomudur.
Bizden istenen hedef karasal biyomu bulmak için.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru biyom ile eşleştirmek.
Tundra biyomunun yer aldığı seçenek doğru yanıt olarak belirlenir.
Açıklanan özellikleri tam olarak karşılayan biyomu seçmek için.

Anahtar Kavram

Karasal Biyomların Coğrafi Dağılışı ve Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8675Soru

Aşağıda Türkiye'de çıkarılan bazı madenler ile bu madenlerin coğrafi özellikleri ve kullanım alanlarına dair açıklamalar verilmiştir. Sol sütundaki madenleri, sağ sütundaki uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Krom
Barit
Boksit
Fosfat

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Krom madeni Elazığ (Guleman) ve ferrokrom açıklamasıyla, Barit madeni Antalya (Alanya-Gazipaşa) ve sondaj çamuru açıklamasıyla, Boksit madeni Konya (Seydişehir) ve alüminyum açıklamasıyla, Fosfat madeni ise Mardin (Mazıdağı) ve gübre sanayisi açıklamasıyla eşleşmektedir.
Türkiye'deki madenlerin çıkarım alanları ve kullanım amaçları eşleştirildiğinde; krom paslanmaz çelik üretimi için Elazığ'a, barit sondaj çamuru için Antalya'ya, boksit alüminyum üretimi için Konya Seydişehir'e ve fosfat ise gübre sanayisi için Mardin Mazıdağı'na karşılık gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Krom madeninin Türkiye'deki çıkarım yerleri ile kullanım alanlarını analiz etmek.
Krom, Elazığ (Guleman) çevresinde çıkarılır ve Antalya ile Elazığ ferrokrom tesislerinde işlenerek paslanmaz çelik sanayisinde kullanılır.
Madenlerin coğrafi dağılımı ile sanayi kollarını doğru eşleştirmek için hammadde ve işleme merkezlerini ilişkilendirmek gerekir.
2
Barit madeninin kullanım alanını ve çıkarım alanını belirlemek.
Barit, sondaj çamuru yoğunlaştırma işleminde kullanılır ve Antalya (Alanya-Gazipaşa) çevresinde yaygın olarak çıkarılır.
Baritin yüksek yoğunluklu yapısının petrol arama faaliyetlerindeki önemini anlamak eşleştirmeyi kolaylaştırır.
3
Boksit madeninin hammaddesi olduğu metali ve bu metalin işlendiği tesisi belirlemek.
Alüminyumun hammaddesi olan boksit, Konya Seydişehir'de çıkarılır ve işlenir.
Uçak ve otomotiv sanayisindeki hafif metal ihtiyacının boksit ile karşılandığını bilmek gerekir.
4
Fosfat madeninin Türkiye'deki ana yataklarını ve tarımsal kullanımını tespit etmek.
Fosfat, gübre sanayisinde hammadde olup Mardin Mazıdağı yataklarında bulunur.
Tarımda kimyasal gübre üretiminde kullanılan en önemli mineralin fosfat olduğunu hatırlamak gerekir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de madenlerin çıkarıldıkları yerler, işlendikleri sanayi tesisleri ve kullanım alanları arasındaki coğrafi ilişkiler.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8676Soru

İbn Rüşd'e göre, dinî hükümler (şeriat) ile felsefi sorgulama (hikmet) arasında özsel bir karşıtlık bulunması imkânsızdır. Zira felsefe, var olanları akli yöntemlerle inceleyip onların arkasındaki sanatı ve Yaratıcı’yı kavramayı amaçlar. Şeriat ise insanları varlıklar üzerinde düşünmeye ve ibret almaya davet eder. Bu bakımdan din ile felsefe, aynı gerçeğe yönelen iki ayrı kulvardır. Eğer kutsal metnin zahiri (görünür/lafzi) manası, aklın kesin kanıtlarla ulaştığı sonuçlarla çelişir gibi görünürse, burada yapılması gereken şey, metnin dil kuralları çerçevesinde akla uygun bir şekilde tevil (yorum) edilmesidir. Çünkü hakikat, hakikate aykırı olamaz; aksine onunla uyuşur ve ona tanıklık eder.

Bu parçadan hareketle İbn Rüşd'ün akıl-inanç ilişkisine dair yaklaşımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi ileri sürülebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Felsefe (hikmet) ile din (şeriat) aynı hakikate yönelir; dolayısıyla akıl ile vahiy arasında özsel bir çatışma olamaz ve görünürdeki uyumsuzluklar tevil yoluyla giderilmelidir.

Cevap

Felsefe (hikmet) ile din (şeriat) aynı hakikate yönelir; dolayısıyla akıl ile vahiy arasında özsel bir çatışma olamaz ve görünürdeki uyumsuzluklar tevil yoluyla giderilmelidir.
İbn Rüşd felsefe (hikmet) ve dinin (şeriat) aynı kaynaktan beslendiğini ve hakikatin hakikate zıt olamayacağını savunarak, akıl ve vahiy arasında özsel bir çelişki olmadığını öne sürer. Görünürdeki uyumsuzlukların ise dil kurallarına uygun tevil (yorum) yöntemiyle çözülmesi gerektiğini belirtir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada yer alan İbn Rüşd'ün din (şeriat) ve felsefe (hikmet) tanımlarını ve bunların amaçlarını analiz edin.
Din ve felsefenin aynı gerçeğe yöneldiği, felsefenin Yaratıcı'yı akıl yoluyla tanıma çabası olduğu ve dinin de aklı kullanmaya teşvik ettiği saptanır.
Yazarın iki alan arasındaki ilişkiyi nasıl temellendirdiğini anlamak.
2
Akıl ile kutsal metnin zahiri (lafzi) anlamı arasında oluşabilecek çelişkilerin çözüm yolunu belirleyin.
Böyle durumlarda kutsal metnin dil kuralları çerçevesinde akla uygun şekilde 'tevil' (yorum) edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılır.
İbn Rüşd'ün akıl-inanç uzlaşısındaki temel yöntemini (tevil) kavramak.
3
Parçanın ana fikri olan 'hakikat hakikate aykırı olamaz' ilkesini seçeneklerle eşleştirerek doğru seçeneği saptayın.
Din ile felsefenin çatışmayıp aksine birbirini doğruladığı yargısının doğru cevap olduğu belirlenir.
Seçenekler arasından parçadaki temel düşünceyi eksiksiz yansıtan yargıyı bulmak.

Anahtar Kavram

İslam felsefesinde akıl-inanç ilişkisi ve İbn Rüşd'ün uzlaşı felsefesi (tevil yöntemi).
Soru 8677Soru

Psikoloji tarihinde insan zihninin ve davranışlarının yapısı incelenirken felsefi kökenlerden sıklıkla faydalanılmıştır. Örneğin; John Locke'un zihni doğuştan boş bir levhaya (tabula rasa) benzeten ve her türlü bilginin çevreyle etkileşim sonucu deneyimle kazanıldığını öne süren görüşü bir psikoloji ekolünün temelini oluştururken; Immanuel Kant’ın zihnin dış dünyadan gelen verileri aktif bir şekilde işleyen, algılayan, hatırlayan ve anlamlandıran seçici bir yapıya sahip olduğunu savunan görüşü ise bilginin zihinsel süreçler aracılığıyla kazanıldığını öne süren diğer yaklaşımın gelişimini etkilemiştir.

Bu parçada felsefi temelleri ve insanı ele alış biçimleri verilen psikoloji yaklaşımları aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak belirtilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Davranışçı yaklaşım - Bilişsel yaklaşım

Cevap

Davranışçı yaklaşım - Bilişsel yaklaşım
John Locke'un zihni boş bir levha olarak görerek çevreyle şekillendiğini savunması davranışçı yaklaşıma; Immanuel Kant'ın zihnin duyusal verileri aktif olarak işleyen bir yapısı olduğunu savunması ise bilişsel yaklaşıma temel oluşturur. Dolayısıyla doğru sıralama davranışçı ve bilişsel yaklaşımları içeren seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ilk felsefi temeli analiz etme
John Locke'un 'tabula rasa' (boş levha) ve çevre etkisiyle davranış edinimi tezi belirlenir.
Deneyimi ve çevresel etkileri merkeze alan bu felsefe, sadece dışsal uyarıcı-tepki ve gözlenebilir davranışlara odaklanan davranışçı yaklaşımla örtüşmektedir.
2
Parçadaki ikinci felsefi temeli analiz etme
Immanuel Kant'ın zihnin dış dünyadaki verileri aktif olarak işlediği ve anlamlandırdığı tezi belirlenir.
Bu tez, bilginin edinilmesinde algı, bellek, düşünme gibi içsel/zihinsel süreçleri inceleyen bilişsel yaklaşımla uyuşmaktadır.
3
Belirlenen iki yaklaşımı sırasıyla birleştirerek doğru seçeneği tespit etme
Sıralama 'Davranışçı yaklaşım - Bilişsel yaklaşım' olarak bulunur.
Parçadaki sıraya uygun olan doğru eşleştirme davranışçı ve bilişsel yaklaşımlardır.

Anahtar Kavram

Psikolojide Ekoller ve Yaklaşımlar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8678Soru

Aşağıda verilen üretim, dağıtım ve tüketim etkileşimine dair örnek durumlar ile bu durumları açıklayan coğrafi ifadeleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Brezilya'da yaşanan don olayları nedeniyle kahve rekoltesinin düşmesi sonucu, dünya genelinde kahve fiyatlarının artması ve tüketicilerin çay tüketimine yönelmesi
Soğuk zincir taşımacılığı teknolojisindeki gelişmeler sayesinde, Ekvatoral bölgede yetiştirilen muzun kutup dairelerine yakın İskandinav ülkelerinde yıl boyu taze olarak satılabilmesi
Kuş gribi salg��nı iddialarının ardından tüketicilerin tavuk eti almayı bırakması üzerine, entegre tavuk çiftliklerinin üretim kapasitelerini düşürmesi ve bazı tesislerin kapanması
Orta Doğu'daki zengin petrol yataklarından çıkarılan ham petrolün, dev tankerler ve boru hatlarıyla sanayileşmiş Batı Avrupa ülkelerindeki rafinerilere taşınarak işlenmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Brezilya'daki kahve rekoltesi kaybı üretim-tüketim; soğuk zincir taşımacılığı dağıtım-tüketim; kuş gribi nedeniyle tüketim azalması tüketim-üretim; ham petrolün taşınması ise üretim-dağıtım ilişkisiyle eşleşir.
Doğru eşleştirmede: Kahve rekoltesinin don nedeniyle düşmesi ve bunun çay tüketimine yönlendirmesi üretim \rightarrow tüketim ilişkisini; soğuk zincir taşımacılığı ile muzun taşınması dağıtım \rightarrow tüketim ilişkisini; kuş gribi korkusuyla tavuk eti tüketiminin durup çiftliklerin üretimi azaltması tüketim \rightarrow üretim ilişkisini; petrolün çıkarılıp boru hatlarıyla rafinerilere taşınması ise hammadde üretimi ile dağıtım ilişkisini yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Brezilya'daki don olayının kahve arzına ve çay tüketimine etkisini incelemek.
Don olayı üretimi azaltmış, bu durum fiyat artışına ve tüketimin başka bir ürüne kaymasına yol açmıştır.
Üretimdeki aksamaların tüketim alışkanlıklarını nasıl değiştirdiğini belirlemek için.
2
Soğuk zincir taşımacılığının muz tüketim alanını genişletmesini analiz etmek.
Taşımacılık teknolojisi uzak mesafelere ürün ulaştırarak tüketim sınırlarını genişletmiştir.
Dağıtım olanaklarının tüketici pazarını nasıl büyüttüğünü anlamak için.
3
Kuş gribi kaynaklı tüketim düşüşünün tavuk çiftliklerinin üretimi azaltmasına etkisini belirlemek.
Talebin azalması üreticiyi kapasite düşürmeye zorlamıştır.
Tüketici kararlarının üretim miktarı üzerindeki doğrudan etkisini ortaya koymak için.
4
Ham petrolün taşınarak rafinerilerde işlenmesinin üretim-dağıtım ilişkisindeki rolünü ortaya koymak.
Hammadde bölgesinden üretim/işleme tesisine taşıma faaliyeti dağıtımı zorunlu kılmıştır.
Hammadde üretimi ile sanayi üretimi arasındaki dağıtım köprüsünü analiz etmek için.

Anahtar Kavram

Üretim, dağıtım ve tüketim süreçlerinin karşılıklı etkileşimi ve ekonomik faaliyetler üzerindeki etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8679Soru

Türkiye'nin jeopolitik konumu; küresel enerji koridorları, uluslararası ticari örgütler ve stratejik su yolları üzerinde belirleyici bir role sahiptir. Aşağıda verilen jeopolitik konum unsurlarını, bu unsurların bölgesel ve küresel ölçekteki doğru karşılıklarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hazar Havzası petrolünün Gürcistan üzerinden Akdeniz'e ulaştırılarak dünya pazarlarına sunulmasını sağlayan ve Türkiye'nin enerji köprüsü konumunu güçlendiren sıvı yakıt boru hattı.
Karadeniz'e kıyısı olan ülkelerin dünya ticaretine ve açık denizlere açılabilmesi için tek alternatifsiz doğal geçiş g��zergahını oluşturan jeostratejik su yolları.
Karadeniz havzasındaki ülkelerin ekonomik ve ticari potansiyellerini birleştirerek bölgede kalıcı barış ve istikrar ortamı oluşturmak amacıyla kurulan bölgesel iş birliği örgütü.
Azerbaycan'ın Şah Deniz sahasından çıkarılan doğal gazı Türkiye sınırları üzerinden Avrupa ülkelerine taşıyan ve kıtanın enerji arz güvenliğinde kilit rol oynayan proje.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı, Hazar petrolünü Akdeniz'e taşıyan hat olarak; İstanbul ve Çanakkale Boğazları, Karadeniz'i açık denizlere bağlayan tek doğal su yolu olarak; Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ), Türkiye öncülüğünde kurulan bölgesel örgüt olarak; Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) ise Azerbaycan doğal gazını Türkiye üzerinden Avrupa sınırına taşıyan proje olarak eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; Hazar petrolünü Akdeniz limanlarına taşıyan boru hattı Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC), Karadeniz'i açık denizlere bağlayan tek doğal su yolu İstanbul ve Çanakkale Boğazları, bölge ekonomilerini entegre etmek amacıyla Türkiye öncülüğünde kurulan yapı Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) ve Hazar doğal gazını Avrupa'ya ulaştıran ana omurga projesi ise Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) olarak belirtilmektedir. Bu unsurlar Türkiye'nin jeopolitik konumunun bölgesel ve küresel yansımalarını tam olarak doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Enerji taşımacılığına yönelik boru hatlarının taşınan kaynak türüne göre ayrıştırılması.
Hazar petrolünü Akdeniz'e ulaştıran projenin Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı, doğal gaz taşıyan projenin ise Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) olduğu belirlenir.
Hazar Havzası'ndaki sıvı yakıt (petrol) taşımacılığı ile gaz yakıt (doğal gaz) taşımacılığının jeopolitik etkileri ve hat isimleri farklıdır.
2
Stratejik doğal su yollarının jeopolitik işlevinin analiz edilmesi.
Karadeniz ülkelerinin açık denizlere tek çıkış kapısı olan doğal su yollarının İstanbul ve Çanakkale Boğazları olduğu saptanır.
Boğazlar, Karadeniz'e kıyısı olan ülkeler için küresel ulaşıma açılan alternatifsiz birer geçiş koridorudur.
3
Türkiye öncülüğünde kurulan bölgesel örgütün tespit edilmesi.
Karadeniz havzasında ekonomik iş birliği, barış ve istikrar amacıyla kurulan örgütün Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) olduğu bulunur.
Türkiye'nin kurucu ve öncü rol üstlendiği bu bölgesel örgüt, jeopolitik nüfuzunu ve bölgesel liderliğini pekiştiren kurumsal bir araçtır.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Jeopolitik Konumunun Boru Hatları, Boğazlar ve Bölgesel Örgütler Üzerindeki Küresel/Bölgesel Etkileri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8680Soru

Varlık felsefesinde (ontoloji) varlığın var olup olmadığı ve neyden oluştuğuna dair farklı felsefi akımlar bulunmaktadır. Aşağıdaki felsefi akımları, savundukları temel açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Nihilizm
Materyalizm
İdealizm
Düalizm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Nihilizm kavramı 'Varlık diye bir şeyin gerçekte var olmadığını veya bilinemeyeceğini iddia eden görüş' ile; Materyalizm kavramı 'Varlığın ilk ve en temel ögesinin madde olduğunu, zihinsel süreçlerin de maddeden türediğini savunan görüş' ile; İdealizm kavramı 'Varlığın özünün madde dışı, ruhsal veya düşünsel bir ilkeye dayandığını ileri süren görüş' ile; Düalizm kavramı ise 'Varlığın temelinde hem zihinsel (düşünce) hem de fiziksel (madde) iki ayrı tözün bulunduğunu savunan görüş' ile eşleşmektedir.
Nihilizm hiççilik olarak varlığın olmadığını, materyalizm maddecilik olarak tözün madde olduğunu, idealizm düşüncecilik olarak tözün düşünce olduğunu ve düalizm ikicilik olarak tözlerin hem madde hem ruh olduğunu savunur. Eşleşen ifadeler bu tanımları tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Nihilizm kavramının sözcük anlamı ve felsefi tanımı incelenir.
Nihilizm 'hiççilik' demektir ve varlığın var olmadığını savunur. Bu tanım, varlığın olmadığını belirten ifadeyle eşleştirilir.
Temel kavramların felsefi tanımlarını belirleyerek eşleştirmeyi başlatmak.
2
Materyalizm kavramının tanımı incelenir.
Materyalizm 'maddecilik' demektir ve varlığın özünü madde ile açıklar. Bu tanım, temel ögenin madde olduğunu belirten ifadeyle eşleştirilir.
Varlık felsefesinde maddeyi temel alan yaklaşımı tespit etmek.
3
İdealizm kavramının tanımı incelenir.
İdealizm 'düşüncecilik' veya 'fikircilik' demektir. Bu tanım, varlığın özünün düşünsel bir ilkeye dayandığını belirten ifadeyle eşleştirilir.
Materyalizmin karşıtı olan ve zihni temel alan yaklaşımı bulmak.
4
Düalizm kavramının tanımı incelenir.
Düalizm 'ikicilik' demektir ve varlığı hem madde hem ruh olarak iki tözle açıklar. Bu tanım, iki ayrı tözün varlığını savunan ifadeyle eşleştirilir.
Tekçi (monist) yaklaşımlardan farklı olarak ikili yapıyı kabul eden görüşü belirlemek.

Anahtar Kavram

Varlık Felsefesinin Temel Akımları
ÖncekiSayfa 434 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin