Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 901Soru

Modern dönemde, geleneksel dinlerin dogmatik kalıplarına ve din adına yapılan çatışmalara bir tepki olarak yükselen bir inanç biçimi; doğanın rasyonel yapısının ancak aklı temel alan bir ilk neden ile açıklanabileceğini savunur. Bu yaklaşıma göre Tanrı, evreni tasarlayan aşkın bir mimardır. Ancak Tanrı'nın bu aşkınlığı, O'nun evrene sürekli müdahale eden, mucizeler yaratan ve vahiyler gönderen bir 'kişisel ilah' olması fikrini dışlar. Zira her şeyi mükemmel düzenleyen bir gücün, kendi yasalarına sonradan müdahale etmesi tutarsızlık olarak görülür. Bu düşünce, aynı zamanda evrenin kendisini Tanrı olarak gören ve yaratıcı ile yaratılanı tek bir tözde birleştiren panteist öğretileri de reddeder.

Bu parçada özellikleri belirtilen ve vahye dayalı dinlerin kurumsal yapısını dışlayarak akla dayalı bir Tanrı inancını benimseyen yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Deizm

Cevap

Deizm
Doğru cevap Deizm seçeneğidir. Çünkü parçada, evreni tasarlayan aşkın bir ilk nedenin varlığının kabul edildiği ancak bu yaratıcının vahiy, kutsal kitap, peygamberlik ve mucizeler aracılığıyla evrene müdahale etmediğinin savunulduğu açıkça belirtilmiştir. Bu durum deizmin temel teolojik kabulleriyle birebir örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel felsefi iddiaları analiz etmek
Parçada evrenin rasyonel bir düzeni olduğu, bu düzenin aşkın bir yarat��cı ('ilk neden', 'aşkın bir mimar') tarafından kurulduğu, ancak bu yaratıcının vahiy göndermediği, mucizeler yaratmadığı ve evrene sonradan müdahale etmediği tespit edilir.
Soruda tanımlanan inanç yaklaşımının ana ilkelerini belirlemek için paragrafın çözümlenmesi gerekir.
2
Belirlenen ilkeleri seçeneklerdeki felsefi akımlarla karşılaştırmak
Yaratıcıyı kabul edip ilahi müdahaleyi (vahiy, mucize vb.) dışlayan akımın deizm olduğu belirlenir. Diğer akımların (Ateizm, Agnostisizm, Panteizm, Politeizm) bu kriterleri karşılamadığı görülür.
Seçeneklerdeki inanç akımlarının temel farklarını ortaya koyarak doğru eşleştirmeyi yapmak için gereklidir.
3
Doğru inanç yaklaşımını belirlemek
Tanımlanan niteliklerin tümünün deizm akımına ait olduğu doğrulanarak doğru yanıt tespit edilir.
Ulaşılan sonuçları doğrulayıp doğru seçeneği işaretlemek için son adımdır.

Anahtar Kavram

Deizm inancı ve özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 902Soru

Sözlü kültür ortamında doğup gelişen ve Kaşgarlı Mahmud'un derlemesiyle günümüze ulaşan şu dörtlük ele alınıyor:

*Öpkem kelip ogradım*
*Arslanlayu kökredim*
*Alplar başın togradım*
*Emdi meni kim tutar*

Bu dörtlükle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İçeriği ve üslubu göz önünde bulundurulduğunda bu dörtlük, İslamiyet sonrası Türk edebiyatında Divan edebiyatındaki mersiye, halk edebiyatındaki ağıt türüyle konu bakımından örtüşmektedir.

Cevap

Dörtlüğün konusu kahramanlık ve yiğitlik (epik) olduğu için İslamiyet sonrası karşılığı Divan edebiyatında mersiye, Halk edebiyatında ise ağıt olamaz; bu türler ölüm konusunu işleyen sagunun karşılığıdır.
Dörtlükte geçen 'öfkelenmek, aslan gibi kükremek, yiğitlerin başını kesmek' gibi ifadeler epik (kahramanlık/yiğitlik) bir temaya işaret eder. Bu tür şiirler İslamiyet öncesi dönemde 'koşuk' olarak adlandırılır. İslamiyet sonrasındaki karşılığı ise halk edebiyatında 'koçaklama'dır. Ölüm konusunu işleyen sagunun karşılığı divan edebiyatında mersiye, halk edebiyatında ise ağıttır. Dolayısıyla şiirin mersiye ve ağıtla örtüştüğünü savunan ifade yanlıştır ve söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Dörtlüğün hece sayısı ve kafiye örgüsü incelenir.
Dizelerin yedişer heceli olduğu ve 'aaab' şeklinde düz kafiye örgüsüne sahip olduğu görülür.
Şiirin biçimsel özelliklerinin doğruluğunu kontrol etmek için bu adım gereklidir.
2
Şiirin ana teması ve dil özellikleri kelime düzeyinde çözümlenir.
'Öpke' (öfke), 'arslan' ve 'alp' (kahraman) kelimelerinden hareketle şiirin epik (kahramanlık) bir temaya sahip olduğu belirlenir.
Şiirin nazım türünün koşuk olduğunu doğrulamak ve konusunu netleştirmek için bu adım gereklidir.
3
Sözlü dönem ürünleri ile İslamiyet sonrası edebiyat türleri karşılaştırılır.
Kahramanlık konulu koşukların halk edebiyatındaki karşılığı koçaklamadır; ağıt ve mersiye ise ölüm konulu sagunun karşılığıdır.
Yanlış olan önermeyi (söylenemez olan seçeneği) tespit etmek için bu adım gereklidir.

Anahtar Kavram

Sözlü dönem ürünleri ve bu ürünlerin İslamiyet sonrası dönemlerdeki edebi karşılıkları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 903Soru

İslam'da ibadetin mahiyeti, bireysel ve toplumsal amaçları ile yakından ilişkilidir. Aşağıda verilen kavramları, bu kavramların İslam'daki anlamlarını ve ibadetin amacına yönelik işlevlerini ifade eden açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gayetü'l-gayât (Nihai gaye)
Ubudiyet (Kulluk bilinci)
İhlas (Samimiyet)
Salih amel (Ahlaki yansıma)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gayetü'l-gayât kavramı kulun Rabb'ine minnettarlık sunarak O'nun rızasını hedeflediği en üst noktayı bildiren açıklamayla; ubudiyet kavramı hayatın her anında Yaratıcı'ya mutlak itaat bilincini taşıyan açıklamayla; ihlas kavramı ibadetleri dünyevi çıkarlardan ve riyadan arındırıp sadece Allah için yapma açıklamasıyla; salih amel kavramı ise ibadetlerin topluma faydalı eylemlere dönüşmesi açıklamasıyla eşleşmelidir.
Gayetü'l-gayât ibadetin en son ve en yüce amacı olan Allah rızasına ulaşmayı; ubudiyet hayatın tamamını kapsayan mutlak boyun eğmeyi; ihlas niyetin riyadan uzak ve sadece Allah için olmasını; salih amel ise ibadetlerin faydalı toplumsal davranışlara dönüşmesini ifade ettiği için doğru eşleşmeler sırasıyla bu şekildedir.

Adım Adım Çözüm

1
Gayetü'l-gayât kavramının kelime ve terim anlamını analiz ederek ibadetin nihai hedefi ile olan ilişkisini kurun.
Bu kavramın ibadetlerin odaklandığı en üst nokta ve Rabb'e minnettarlık açıklamasıyla örtüştüğü görülür.
Gayetü'l-gayât, ibadetlerin en genel ve nihai amacı olan Allah rızasını ve şükrünü ifade eder.
2
Ubudiyet kavramının süreklilik bildiren kulluk anlamını değerlendirip ritüelleri de kapsayan geniş yaşam şuurunu inceleyin.
Bu kavramın hayatın her anında Yaratıcı'nın gözetiminde mutlak itaat açıklamasıyla uyuştuğu saptanır.
Ubudiyet, anlık eylemlerin ötesinde kesintisiz bir teslimiyet ve itaat bilincidir.
3
İhlas kavramının niyet samimiyeti ve riyadan arınmışlık yönünü gözden geçirin.
Bu kavramın ibadetlerin sadece Allah'ın hoşnutluğu için yapılması ve riyadan uzak durulması açıklamasıyla eşleştiği belirlenir.
İhlas, niyetin arı duru olması ve amelin içine yabancı unsurların karıştırılmamasıdır.
4
Salih amel kavramının ibadetlerin ahlaki ve toplumsal hayattaki dışa vurumu olan yönünü analiz edin.
Bu kavramın ibadetlerin ahlaki disiplin yoluyla faydalı toplumsal eylemlere dönüşmesi açıklamasıyla eşleştiği görülür.
Salih amel, ibadetin bireydeki ahlaki dönüşümünün eylemsel ve yararlı biçimde ortaya konmasıdır.

Anahtar Kavram

İslam'da İbadet ve İbadetin Amacı
Soru 904Soru

Aşağıda din kurumunun toplumsal hayattaki bazı işlevleri ile bu işlevlerin sosyolojik açıklamaları verilmiştir. Soldaki işlevleri, sağdaki en uygun sosyolojik açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bütünleştirici İşlev
Düzenleyici (Kontrol) İşlevi
Anlam Kazandırıcı İşlev
Meşrulaştırma İşlevi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bütünleştirici İşlev - Toplumun ortak değerlerini ibadet ve törenler aracılığıyla canlı tutarak bireyler arasındaki aidiyet ve dayanışma duygularını kuvvetlendirmek; Düzenleyici (Kontrol) İşlevi - Günah, sevap, helal gibi dini yaptırımlarla toplumsal normları destekleyip bireysel sapmaları önleyerek asayişi korumak; Anlam Kazandırıcı İşlev - Ölüm, ağır hastalık veya afet gibi kriz anlarında insana teselli vererek varoluşsal boşluğa düşmesini engellemek; Meşrulaştırma İşlevi - Mevcut siyasi iktidarı veya toplumsal hiyerarşiyi ilahi bir iradeye dayandırarak sorgulanmaz hale getirmek.
Doğru eşleştirmede; bütünleştirici işlev dayanışma ve aidiyet ile; düzenleyici işlev dini yaptırımlar ve toplumsal normların korunması ile; anlam kazandırıcı işlev ölüm ve afet durumlarında teselli bulma ile; meşrulaştırma işlevi ise mevcut otoritenin veya hiyerarşinin kutsallık yoluyla onaylanması ile eşleşmektedir. Bu eşleştirmeler din kurumunun sosyolojik işlevlerinin temel tanımlarına tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Bütünleştirici işlevin sosyolojik tanımına odaklanılır. Bütünleşme, dayanışma ve ortak aidiyet kavramlarıyla ilişkili olduğundan, bu işlev ibadet ve törenlerin dayanışmayı artırmasını anlatan ifadeyle eşleştirilir.
Bütünleştirici İşlev ile dayanışmayı artırma açıklaması eşleşir.
Bütünleşmenin kelime anlamı ve sosyolojik tanımı toplumsal birliği sağlamaya yöneliktir.
2
Düzenleyici ve kontrol edici işleve bakılır. Toplumsal kontrol, bireylerin normlara uymasını sağlamak ve sapmaları denetlemektir. Bu nedenle, günah ve sevap gibi dini yaptırımlarla toplumsal normların korunmasını anlatan ifadeyle eşleştirilir.
Düzenleyici işlev ile normların korunması eşleşir.
Düzen ve kontrol, normlar ve yaptırımlar aracılığıyla gerçekleştirilir.
3
Anlam kazandırıcı işlev incelenir. İnsanın yaşamındaki acılara ve ölüme anlam bulma arayışı bu işlevin temelidir. Dolayısıyla ölüm ve afet gibi durumlarda teselli sağlama açıklamasıyla eşleşir.
Anlam kazandırıcı işlev ile kriz anlarında teselli bulma eşleşir.
Varoluşsal krizlere sunulan dini açıklamalar insana anlam duygusu verir.
4
Son olarak meşrulaştırma işlevi değerlendirilir. Meşrulaştırma, bir düzenin kabul edilebilir kılınmasıdır. Siyasi iktidarın veya hiyerarşisinin kutsal iradeye dayandırılması bu işlevle örtüşür.
Meşrulaştırma işlevi ile iktidarın sorgulanmaz kılınması eşleşir.
Siyasi ve toplumsal düzenin kutsal referanslarla onaylanması meşrulaştırma sürecidir.

Anahtar Kavram

Din Kurumunun Toplumsal İşlevleri
Soru 905Soru

Aşağıda sol sütunda sembolik mantık dilinde verilen önermeleri, doğruluk tablosu ile denetlendiklerinde gösterdikleri özelliklere göre sağ sütundaki uygun mantıksal nitelendirmelerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

p(qp)p \rightarrow (q \rightarrow p) önermesi
(pp)\sim (p \vee \sim p) önermesi
pq\sim p \wedge q önermesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki p(qp)p \rightarrow (q \rightarrow p) önermesi tüm satırlarda doğru (DD) değeri alarak geçerli ve tutarlı olan durumla; (pp)\sim (p \vee \sim p) önermesi tüm satırlarda yanlış (YY) değeri alarak tutarsız olan durumla; pq\sim p \wedge q önermesi ise bazı satırlarda doğru (DD), bazı satırlarda yanlış (YY) değeri alarak tutarlı ama geçersiz olan durumla eşleşir.
p(qp)p \rightarrow (q \rightarrow p) önermesi tablonun her satırında doğru (DD) değeri alarak geçerlilik ve tutarlılık şartını yerine getirir. (pp)\sim (p \vee \sim p) önermesi hiçbir satırda doğru (DD) alamayıp tüm satırlarda yanlış (YY) değerini alarak tutarsız olur. pq\sim p \wedge q önermesi ise tek bir satırda doğru (DD) ve diğer satırlarda yanlış (YY) değer alarak tutarlı ancak geçersiz olur.

Adım Adım Çözüm

1
p(qp)p \rightarrow (q \rightarrow p) önermesinin doğruluk tablosundaki değerlerini hesaplama.
Doğruluk tablosunda:

ppqqqpq \rightarrow pp(qp)p \rightarrow (q \rightarrow p)
DDDD
DYDD
YDYD
YYDD
Ana eklem olan koşul ekleminin tüm satırlarda doğru (DD) değerini aldığını ve bu nedenle önermenin hem tutarlı hem geçerli olduğunu doğrulamak.
2
(pp)\sim (p \vee \sim p) önermesinin doğruluk tablosundaki değerlerini hesaplama.
Doğruluk tablosunda:

ppp\sim pppp \vee \sim p(pp)\sim (p \vee \sim p)
DYDY
YDDY
Ana eklem olan değilleme ekleminin tüm satırlarda yanlış (YY) değerini aldığını ve bu nedenle önermenin tutarsız olduğunu doğrulamak.
3
pq\sim p \wedge q önermesinin doğruluk tablosundaki değerlerini hesaplama.
Doğruluk tablosunda:

ppqqp\sim ppq\sim p \wedge q
DDYY
DYYY
YDDD
YYDY
Ana eklem olan tümel evetleme ekleminin üçüncü satırda doğru (DD), diğer satırlarda yanlış (YY) değerini aldığını, böylece önermenin tutarlı ancak geçersiz olduğunu doğrulamak.

Anahtar Kavram

Doğruluk tablosu yöntemiyle önermelerin geçerlilik, tutarlılık ve tutarsızlık durumlarının belirlenmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 906Soru

Klasik mantıkta bir kavramın tanıtılması sürecinde uyulması gereken belirli kurallar vardır. Bu kurallar tanımlanan kavramın sınırlarının doğru çizilmesini ve mantıksal bir hataya düşülmemesini sağlar.

Buna göre, aşağıda verilen;

I. *Sağlık; hasta olmama durumudur.*
II. *Gül; kokulu bir bitkidir.*
III. *Ölçü; bir nesneyi ölçmekte kullanılan araçtır.*

tanımlarının klasik mantığ��n tanım koşulları açısından sırasıyla hangi kuralları ihlal ettiği söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanımın olumlu olması kuralı - Tanımın tam (câmi ve mâni) olması kuralı - Tanımda kısır döngü (devir) bulunmaması kuralı

Cevap

Tanımın olumlu olması kuralı - Tanımın tam (câmi ve mâni) olması kuralı - Tanımda kısır döngü (devir) bulunmaması kuralı
Doğru seçenek olan ifadede belirtildiği üzere; birinci tanım olumsuz bir ifade barındırdığı için olumlu olma kuralını, ikinci tanım gül dışındaki bitkileri de kapsayacak kadar geniş olduğu için câmi ve mâni olma kuralını, üçüncü tanım ise kavramı kendi kökünden türeyen bir kelimeyle açıkladığı için kısır döngü bulunmaması kuralını ihlal etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci tanımın analiz edilmesi
Birinci tanımdaki 'hasta olmama' ifadesinin olumsuz bir terim olduğu ve tanımın ne olduğunu açıklamak yerine ne olmadığını belirttiği görülür. Bu durum 'Tanım olumlu olmalıdır' kuralını ihlal eder.
Sağlık kavramının özü, başka bir kavramın olumsuzlanmasıyla açıklanmaya çalışılmıştır.
2
İkinci tanımın analiz edilmesi
İkinci tanımdaki 'kokulu bir bitki' ifadesinin gül dışındaki karanfil, fesleğen gibi diğer bitkileri de kapsadığı görülür. Tanımlayan, tanımlanandan daha geniş olduğu için tanım tam (câmi ve mâni) değildir.
Geçerli bir tanım, tanımlanan kavramın tüm bireylerini içine almalı (câmi) ve yabancı elemanları dışarıda bırakmalıdır (mâni).
3
Üçüncü tanımın analiz edilmesi
Üçüncü tanımdaki 'ölçü' kavramının yine kendisiyle aynı kökten gelen 'ölçmek' eylemiyle tanımlandığı görülür. Bu durum kısır döngüye (dairesellik/devir) yol açmıştır.
Bir kavramın tanımlanması için kendisinden türeyen ya da kendisini açıklamak için yine kendine ihtiyaç duyulan ifadeler kullanılmamalıdır.

Anahtar Kavram

Klasik Mantıkta Tanım Koşulları ve Kuralları
Soru 907Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen kavram çiftlerini, sağ sütundaki kavramlar arası ilişki tanımlarıyla doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

"Gül" ve "Çiçek" kavram çifti
"Mimar" ve "Kadın" kavram çifti
"Metal" ve "Tahta" kavram çifti
"İnsan" ve "Düşünen" kavram çifti

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

"Gül ve Çiçek" çifti "İki kavramdan sadece birinin, diğerinin bütün elemanlarını kaplamına almasıyla kurulan ilişki türü" ile; "Mimar ve Kadın" çifti "İki kavramdan her birinin, diğerinin bazı elemanlarını kaplamına almasıyla kurulan ilişki türü" ile; "Metal ve Tahta" çifti "İki kavramdan hiçbirinin, diğerinin hiçbir elemanını kaplamına almamasıyla kurulan ilişki türü" ile; "İnsan ve Düşünen" çifti ise "İki kavramdan her birinin, diğerinin bütün elemanlarını kaplamına almasıyla kurulan ilişki türü" ile eşleşmelidir.
Kavramlar arası ilişkilerde; "Gül ve Çiçek" çifti birinin diğerinin tamamını kapsaması nedeniyle tam girişimlikle; "Mimar ve Kadın" çifti karşılıklı kısmi örtüşme nedeniyle eksik girişimlikle; "Metal ve Tahta" çifti ortak eleman olmaması nedeniyle ayrıklıkla; "İnsan ve Düşünen" çifti ise karşılıklı tam örtüşme nedeniyle eşitlik ilişkisiyle eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
"Gül" ve "Çiçek" kavramlarının kaplam ilişkisi incelenir.
Gülün tüm elemanlarının çiçek olduğu, ancak çiçeğin sadece bazı elemanlarının gül olduğu görülür. Bu durum tam girişimlik ilişkisinin tanımıdır.
Kavramlardan birinin diğerinin bütün kaplamını içermesi ilişkisini tespit etmek için.
2
"Mimar" ve "Kadın" kavramlarının kaplam ilişkisi incelenir.
Bazı mimarların kadın, bazı kadınların ise mimar olduğu tespit edilir. Bu durum eksik girişimlik ilişkisinin tanımıdır.
İki kavramın karşılıklı olarak sadece bazı elemanlarda kesiştiğini tespit etmek için.
3
"Metal" ve "Tahta" kavramlarının kaplam ilişkisi incelenir.
Hiçbir metalin tahta olmadığı ve hiçbir tahtanın metal olmadığı görülür. Bu durum ayrıklık ilişkisinin tanımıdır.
Kavramların kaplamlarının tamamen bağımsız olduğunu belirlemek için.
4
"İnsan" ve "Düşünen" kavramlarının kaplam ilişkisi incelenir.
Mantıksal açıdan her insanın düşünen ve her düşünenin insan olduğu kabul edilir. Bu durum eşitlik ilişkisinin tanımıdır.
İki kavramın kaplamlarının birebir örtüştüğünü belirlemek için.

Anahtar Kavram

Kavramlar Arası İlişkiler (Eşitlik, Ayrıklık, Tam Girişimlik, Eksik Girişimlik)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 908Soru

Dede Korkut Hikâyeleri (Kitâb-ı Dedem Korkud Alâ Lisân-ı Tâife-i Oğuzân), Türk edebiyatında destan geleneğinden halk hikâyeciliğine geçişin en önemli ��rünü olarak kabul edilir. Bu eser, hem göçebe Oğuz hayatını hem de dönemin kültürel geçiş özelliklerini yansıtır.

Buna göre, Dede Korkut Hikâyeleri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hikâyelerin bilge kişisi olan Dede Korkut, bu anlatıların bizzat yazarı olup olaylarda aktif bir savaşçı olarak başrolde yer alan olağanüstü güçlere sahip bir kahramandır.

Cevap

Dede Korkut'un hikâyelerin yazarı ve aktif bir savaşçı başkişi olarak tanımlandığı ifade yanlıştır.
Dede Korkut Hikâyeleri anonim bir eserdir, yani yazarı belli değildir. Hikâyelere adını veren Dede Korkut ise eserin yazarı değil; olayların çözüldüğü anlarda ortaya çıkan, kopuz çalan, kahramanlara ad koyan ve hayır duası (yum) eden bilge bir şahsiyettir. Ayrıca hikâyelerde başrolde yer alan ve aktif olarak savaşan bir kahraman değildir. Bu nedenle bu ifade yanlıştır ve söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Dede Korkut Hikâyeleri'nin yazarlık durumunu incelemek.
Dede Korkut Hikâyeleri anonimdir, yazarı belli değildir. Dede Korkut eserin yazarı değil, hikâyelerin içindeki bilge bir anlatıcıdır.
Soruda yanlış olan bilginin tespit edilmesi istenmektedir.
2
Dede Korkut karakterinin hikâyelerdeki işlevini ve özelliklerini değerlendirmek.
Dede Korkut, olağanüstü güçleri olan savaşçı bir başkişi değil; boy boylayan, soy soylayan, kahramanlara ad veren ve kopuz çalıp dua eden aksakallı bir bilgedir.
Seçeneklerdeki ifadenin neden yanlış olduğunu detaylandırmak gerekir.

Anahtar Kavram

Dede Korkut Hikâyelerinin özellikleri ve Dede Korkut'un işlevi
Soru 909Soru

İslam, evrendeki her şeyin bir ölçü, düzen ve denge (mizan) içerisinde yarat��ldığını savunur. İnsanoğlu ise yeryüzünde halife kılınmış ve çevre ona koruyup gözetmesi gereken bir 'emanet' olarak verilmiştir. Kur'an-ı Kerim'de yer alan, *'Göğü Allah yükseltti ve mizanı (ölçüyü) O koydu. Sakın dengeyi (mizanı) bozmayın.'* (Rahmân suresi, 7-8. ayetler) ifadesi de bu sorumluluğa işaret etmektedir. Günümüzde karşılaştığımız küresel ısınma, çevre kirliliği ve ekolojik dengenin bozulması gibi sorunlar, insanın bu ilahi dengeye müdahalesinin ve emanet bilincinden uzaklaşmasının bir sonucudur.

Bu parçadan hareketle çevre sorunlarına yönelik İslam'ın ortaya koyduğu yaklaşım hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsan, yeryüzünün halifesi olduğundan tabiat üzerinde sınırsız ve mutlak bir tasarruf yetkisine sahiptir.

Cevap

İnsanın yeryüzünün halifesi olarak tabiat üzerinde sınırsız ve mutlak bir tasarruf yetkisine sahip olduğu yönündeki iddia.
İslam ahlak ve inanç sistemine göre yeryüzünde mutlak egemenlik ve mülkiyet yalnızca Allah'a aittir. İnsan doğanın sahibi değil, emanetçisidir. Halifelik makamı insana doğayı dilediği gibi yok etme veya üzerinde sınırsız tasarrufta bulunma yetkisi vermez, aksine koruma sorumluluğu yükler. Dolayısıyla insanın tabiat üzerinde sınırsız ve mutlak bir tasarruf yetkisine sahip olduğu söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen bilgilerin ve ayetin ana fikrinin analiz edilmesi.
Metinde evrenin bir mizan (denge) içinde yaratıldığı, insanın yeryüzünde halife olarak bir emanetçi olduğu ve mizanı bozmama uyarısının yapıldığı belirlenir.
Metnin ana fikrini ve İslam'ın çevreye bakışındaki temel kavramları netleştirmek.
2
Seçeneklerde yer alan ifadelerin parçada geçen kavramlar ve ayetin mesajı ile karşılaştırılması.
Ekolojik dengeyi korumanın, emanete sahip çıkmanın ve israftan kaçınmanın birer sorumluluk olduğu doğrulanırken; insanın tabiat üzerinde mutlak bir yetkisinin bulunduğu düşüncesinin bu ilkelerle çeliştiği tespit edilir.
Hangi ifadenin İslam'ın genel teolojik çerçevesi ve emanet bilinciyle uyuşmadığını bulmak.
3
İslam'ın mülkiyet ve tasarruf felsefesine göre söylenemeyecek olan seçeneğin belirlenmesi.
İslam'da mutlak mülkiyet ve tasarruf hakkının yalnızca Allah'a ait olduğu, insanın ise sadece bir emanetçi konumunda bulunmasından ötürü doğa üzerinde sınırsız tasarruf yetkisi iddia edemeyeceği netleştirilir.
Soru kökünde talep edilen 'söylenemez' yargısına kesin olarak ulaşmak.

Anahtar Kavram

İslam'ın çevre ahlakı, emanet bilinci ve mizan (ekolojik denge) kavramı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 910Soru

Hz. Muhammed'in (s.a.v.) peygamberlik görevleri ile ilgili araştırma yapan bir öğrenci, kaynaklarda şu örneklere ulaşmıştır:

I. Kur'an-ı Kerim'de yer alan 'orta namaz' (salât-ı vustâ) ifadesinin ikindi namazı olduğunu sahabeye açıklayarak kapalı bir kavramı anlaşılır kılması
II. Allah'tan vahiy yoluyla aldığı ilahi mesajları hiçbir eksiltme veya ekleme yapmaksızın insanlara ulaştırıp duyurması
III. Kur'an'da doğrudan helal veya haram olduğu belirtilmeyen evcil eşek etinin tüketilmesini yasaklayan bir kural koyması
IV. Ticaret yaparken son derece dürüst davranması ve verdiği sözü tutarak güvenilir bir şahsiyet olarak çevresine rehberlik etmesi

Buna göre, öğrencinin ulaştığı bu örnekler ile Hz. Peygamber'in görevleri (tebliğ, tebyin, teşri, temsil) aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I: Tebyin, II: Tebliğ, III: Teşri, IV: Temsil

Cevap

I: Tebyin, II: Tebliğ, III: Teşri, IV: Temsil
Hz. Peygamber'in 'orta namaz' ifadesini açıklaması kapalı bir hususu aydınlattığı için tebyin; ilahi mesajları eksiksiz ulaştırması tebliğ; Kur'an'da olmayan bir yasak koyması yeni bir hüküm getirdiği için teşri; dürüst davranarak rehberlik etmesi ise yaşantısıyla örnek olduğu için temsil göreviyle doğrudan ilişkilidir. Dolayısıyla doğru eşleştirme; I numaralı örneğin tebyin, II numaralı örneğin tebliğ, III numaralı örneğin teşri ve IV numaralı örneğin temsil şeklinde yapıldığı seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Örneklerin peygamberlik görevleri açısından analiz edilmesi
I numaralı örnekte kapalı bir Kur'an kavramının açıklanması (tebyin), II numaralı örnekte vahyin ulaştırılması (tebliğ), III numaralı örnekte yeni bir hüküm konulması (teşri) ve IV numaralı örnekte yaşantıyla örnek olunması (temsil) durumları belirlenir.
Her bir tarihsel örneğin Hz. Peygamber'in hangi rolüne karşılık geldiğini tanımlamak.
2
Kavramların doğru görev tanımlarıyla eşleştirilmesi
I -> Tebyin, II -> Tebliğ, III -> Teşri, IV -> Temsil eşleştirmesi elde edilir.
Tespit edilen durumların peygamberlik görevlerinin teorik tanımlarıyla örtüştürülmesi.
3
Eşleştirmenin seçenekler üzerinden kontrol edilmesi
Eşleştirmenin tam olarak sağlandığı seçeneğin belirlenmesi sağlanır.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in peygamberlik görevleri (tebliğ, tebyin, teşri, temsil) ve bunların pratik uygulamaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 911Soru

Kutadgu Bilig’de insanı mutluluğa ulaştıracak yollar; adalet, saadet (devlet), akıl ve akıbet (yaşamın sonu) kavramlarını temsil eden dört alegorik şahsiyetin karşılıklı konuşmaları ve münazaraları aracılığıyla aktarılır. Bu karakterlerden biri, dünyevi zevklerden uzaklaşarak zühd ve takva yolunu seçen, insanın bu dünyadaki sonunu ve ahireti temsil eden kişidir.

Buna göre, aşağıdakilerin hangisinde açıklamasıyla birlikte verilen beyit, bahsedilen bu karakterin temsil ettiği dünya görüşünü ve felsefesini yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnanma bu yalğan cihânka yava / Ölüm kelge tutgay özüngni efe (Bu yalan dünyaya inanıp kendini harcama; ölüm gelip seni kıskıvrak yakalayacaktır.)

Cevap

İnanma bu yalğan cihânka yava / Ölüm kelge tutgay özüngni efe beyiti, ölümün kaçınılmazlığını ve dünyevi bağlardan kopuşu vurgulayarak Odgurmış'ın temsil ettiği akıbet ve zühd anlayışını yansıtmaktadır.
Beyitte geçen ölümün kaçınılmazlığı ve dünyanın yalan oluşu vurgusu, dünyadan el etek çekip ahiret için yaşayan Odgurmış'ın temsil ettiği hayat felsefesiyle örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kutadgu Bilig'deki alegorik karakterleri ve temsil ettikleri kavramları belirleme.
Kün Togdı (Adalet/Kanun), Ay Togdı (Saadet/Devlet), Ögdülmiş (Akıl) ve Odgurmış (Akıbet/Kanaat) olarak eşleştirilir.
Soru kökünün bizden zühd, takva, ahiret ve dünyadan el çekme kavramlarıyla ilişkili olan Odgurmış karakterinin görüşlerini istediğini tespit etmek için.
2
Verilen beyitlerin anlamlarını ve temsil ettikleri temaları analiz etme.
Seçeneklerdeki diğer beyitler adalet, devlet yönetimi, saadet ve aklın önemini anlatırken, hedeflenen beyit ölümün kaçınılmazlığı ve dünyanın geçiciliği üzerinden ahirete hazırlığı öğütler.
Odgurmış'ın dünya görüşünü yansıtan beyiti diğerlerinden ayırt etmek için.
3
Doğru beyiti ve onun açıklamasını seçerek cevaba ulaşma.
İnanma bu yalğan cihânka yava / Ölüm kelge tutgay özüngni efe beyiti doğru seçenek olarak belirlenir.
Bu beyit doğrudan ölüm ve ahiret (akıbet) bilincini barındırdığı için.

Anahtar Kavram

Kutadgu Bilig'in alegorik yapısı ve Odgurmış karakterinin temsil ettiği zühd/akıbet kavramı
Soru 912Soru

Halk edebiyatının biçimsel özellikleri ve bu geleneğe ait kavramlar Türk edebiyatı tarihi açısından büyük önem taşımaktadır. Aşağıda verilen halk edebiyatı kavramlarını bu kavramların açıklamalarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Conk
Tapşırma
Yarım kafiye
Hece ölçüsü

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Conk kavramı aşıkların şiirlerini kaydettikleri defterlerle; tapşırma kavramı şairlerin son dörtlükte mahlaslarını kullanmalarıyla; yarım kafiye tek ses benzerliğine dayanan uyak türüyle; hece ölçüsü ise dizelerdeki hece sayılarının eşitliğine dayanan ritim unsuruyla e��leşmelidir.
Eşleştirmelerin tümü kavramların halk edebiyatındaki tanım ve işlevlerine dayanmaktadır. Conk defterleri şiirlerin toplandığı yerdir; tapşırma mahlas geleneğidir; yarım kafiye temel ahenk unsurudur; hece ölçüsü ise ritim biçimidir.

Adım Adım Çözüm

1
Conk kavramının tanımını belirleme
Aşıkların şiirlerini kaydettiği deri kaplı, aşağıdan yukarıya açılan defterlerin conk olduğunu belirleme
Halk edebiyatında yazılı tek kaynak niteliği taşıyan bu defterlerin adını doğru tanımlamak için
2
Tapşırma teriminin işlevini bulma
Tapşırmanın halk şairlerinin şiirlerinde mahlas kullanma geleneği olduğunu belirleme
Divan edebiyatındaki 'mahlas edinme/kullanma' kavramının halk edebiyatındaki karşılığını tespit etmek için
3
Yarım kafiye ve hece ölçüsü gibi teknik kavramları tanımlama
Yarım kafiyenin tek ses benzerliği, hece ölçüsünün ise milli hece eşitliği ritmi olduğunu eşleştirme
Halk şiirinin ahenk ve biçim özelliklerinin temel taşlarını ayırt etmek için

Anahtar Kavram

Halk Edebiyatının Genel Özellikleri ve Kavramları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 913Soru

İslam düşüncesinde ortaya çıkan tasavvufi yollar ve ekoller, kendilerine özgü kuralları, eğitim metotları ve ritüelleriyle birbirlerinden ayrışmaktadır.

Buna göre, tasavvufi ekoller ve özellikleri ile ilgili;

I. Kadiriyye ekolünde cehri (sesli) zikir yöntemi benimsenmişken, Nakşibendiyye ekolünde hafi (sessiz) zikir yöntemi öne çıkmaktadır.
II. Yeseviyye ekolü, Türkistan bölgesinde Hoca Ahmet Yesevi öncülüğünde kurulmuş olup ahlaki ilkeleri sade ve anlaşılır bir dille yaymayı amaçlamıştır.
III. Mevleviyye ekolünün en belirgin ritüeli olan 'semah', dede yönetiminde gerçekleştirilen 'cem' ibadetinin ayrılmaz bir parçasıdır.

bilgilerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II öncüllerini içeren seçenek doğrudur.
Kadiriyye ekolünde cehri (sesli) zikir, Nakşibendiyye ekolünde ise hafi (sessiz) zikir esastır. Yeseviyye ekolü Hoca Ahmet Yesevi tarafından Türkistan'da kurulmuş ve ahlaki ilkeleri sade bir dille yaymıştır. Dolayısıyla bu iki öncül doğrudur. Üçüncü öncüldeki cem ve semah ritüelleri Alevilik-Bektaşilik ekolüne aittir, Mevleviyye'de ise sema ritüeli bulunur. Bu sebeple doğru yanıt I ve II öncüllerini içeren seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerde yer alan tasavvufi kavramlar ve ekollerin özellikleri analiz edilir.
Kadiriyye ve Nakşibendiyye ekollerindeki zikir farkları (cehri ve hafi zikir) ile Yeseviyye'nin kurucusu ve yayılış coğrafyası (Türkistan ve sade Türkçe kullanımı) doğrulanır.
Ekollerin ayırt edici niteliklerini ve kurucularını tespit etmek için.
2
Üçüncü öncüldeki Mevleviyye ve ritüeller ilişkisi değerlendirilir.
Cem ve semah ritüellerinin Alevilik-Bektaşilik'e ait olduğu, Mevleviyye'nin ise sema ritüeline sahip olduğu belirlenir ve bu öncül elenir.
Kavramsal hataları ayıklayarak doğru seçeneğe ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Tasavvufi Yolların Ayırt Edici Özellikleri ve Ritüelleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 914Soru

Sosyolojik bir alan araştırmasında, sanayileşmiş bir metropole göç eden geleneksel bir topluluğun üyelerinin zaman içerisindeki davranışsal ve kültürel değişimleri üç farklı düzeyde gözlemlenmiştir:

I. Göç eden ilk kuşağın üyeleri, kendi mutfak ve müzik kültürlerini korurken, yeni yerleştikleri şehrin çalışma hayatına uyum sağlamak için bazı iş pratiklerini benimsemişlerdir. Aynı zamanda metropol sakinleri de bu göçmen grubun yemek kültüründen etkilenerek kendi beslenme alışkanlıklarına yeni ögeler eklemişlerdir.
II. Göçmen ailelerin metropolde doğan çocukları, aile içi ilişkilerde geleneksel değerleri korurken, okul ve arkadaş ortamında şehir hayatının dilini, kurallarını ve değer yargılarını farkında olmadan içselleştirerek büyümüşlerdir.
III. Üçüncü kuşağa gelindiğinde ise bireylerin büyük kısmının kendi kökenlerine ait anadili konuşamadığı, geleneksel ritüelleri tamamen terk ettiği ve kendilerini yalnızca metropol kültürünün bir parçası olarak tanımladıkları tespit edilmiştir.

Buna göre, gözlemlenen bu durumlar sırasıyla aşağıdaki kültürel süreçlerden hangisine örnek oluşturur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kültürleşme - Kültürleme - Asimilasyon

Cevap

Kültürleşme - Kültürleme - Asimilasyon
Birinci durumda göçmenlerin ve metropol sakinlerinin karşılıklı etkileşim içine girerek birbirlerinden kültürel ögeler alması 'kültürleşme' kavramıyla açıklanır. İkinci durumda göçmen çocuklarının okulda ve sosyal çevrede şehir kültürünü, dilini ve kurallarını içselleştirerek büyümeleri, yani bireyin toplumsallaşma sürecinde kültürel değerleri kazanması 'kültürleme' sürecidir. Üçüncü durumda ise üçüncü kuşağın kendi öz kültürünü tamamen unutup egemen kültür içerisinde erimesi 'asimilasyon' kavramına karşılık gelir. Dolayısıyla doğru sıralama 'Kültürleşme - Kültürleme - Asimilasyon' şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki göçmen grubu ile şehir sakinlerinin ilişkisini analiz etmek.
İki farklı kültürün karşılıklı etkileşimi sonucu her iki kültürün de değişime uğradığı görülmüştür. Bu durum 'kültürleşme' olarak tanımlanır.
Kültürleşme, farklı kültürlerin temas etmesiyle ortaya çıkan çift yönlü bir kültürel alışveriştir.
2
İkinci öncüldeki göçmen çocuklarının durumunu incelemek.
Çocukların aile içinde geleneksel değerleri öğrenirken, okul ve sosyal çevrede yeni toplumun kurallarını farkında olmadan içselleştirerek büyüdükleri saptanmıştır. Bireyin içine doğduğu veya katıldığı toplumun kültürel kalıplarını öğrenmesi 'kültürleme' sürecidir.
Kültürleme, bireyin kendi toplumunun kültürel değerlerini kazanarak o kültüre uyum sağlaması sürecidir.
3
Üçüncü öncüldeki son kuşağın kültürel yapısını değerlendirmek.
Üçüncü kuşağın kendi öz kültürünü tamamen unutup egemen kültür içerisinde eridiği ve kendilerini yalnızca metropol kültürünün bir parçası olarak tanımladıkları görülmüştür. Bu durum 'asimilasyon' olarak adlandırılır.
Asimilasyon, azınlık durumundaki bir kültürün egemen kültür içinde eriyerek kendi ayırt edici özelliklerini yitirmesi sürecidir.

Anahtar Kavram

Kültürel Kavramlar ve Süreçler
Soru 915Soru

Yahudilikte inanç esaslarının temelini Tanrı ile İsrailoğulları arasında yapılan 'Ahit' (sözleşme) oluşturur. Bu inanışa göre Tanrı, Hz. İbrahim ve onun soyundan gelenlerle özel bir anlaşma yapmış, onları diğer milletler arasından seçerek kendisi için özel bir halk kılmıştır. Karşılığında ise İsrailoğulları, Tanrı'nın emirlerine (Tevrat/Şeriat) tam bir bağlılık göstermekle yükümlüdür.

Bu metinden hareketle Yahudilikteki inanç esasları ve ahit kavramı ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Seçilmişlik inanışı, Yahudi halkına diğer milletlerin tabi olduğu ahlaki ve hukuki sorumluluklardan muaf olma ayrıcalığı kazandırır.

Cevap

Seçilmişlik inanışının Yahudilere ahlaki ve hukuki sorumluluklardan muaf olma ayrıcalığı kazandırdığı yönündeki ifade yanlıştır ve metinden çıkarılamaz.
Seçilmişlik inanışının Yahudi halkına ahlaki ve hukuki kurallardan muafiyet getirdiğini öne süren seçenek metinden çıkarılamaz. Yahudi teolojisinde seçilmişlik, bir üstünlük ya da yasalardan muafiyet hakkı değil; bilakis Tanrı'nın yasalarına uymak ve ahlaki sorumlulukları yerine getirmek adına üstlenilen daha ağır bir sorumluluktur.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünü ve verilen metni inceleyerek Yahudilikteki 'Ahit' ve 'Seçilmişlik' kavramlarının tanımlarını ve kapsamını belirlemek.
Yahudilikte ahitleşmenin Tanrı ile İsrailoğulları arasında karşılıklı sorumluluklar yükleyen bir anlaşma olduğu ve seçilmişliğin bu anlaşmanın bir gereği olarak Tanrı'ya bağlılık sorumluluğu getirdiği tespit edilir.
Metindeki önermeleri seçeneklerle karşılaştırmak için temel kavramsal çerçeveyi kurmak gerekmektedir.
2
Seçenekleri metin ve genel Yahudi teolojisi çerçevesinde analiz etmek.
Yahudi inancında seçilmişlik düşüncesinin bir imtiyaz veya kurallardan muafiyet değil, aksine şeriat hükümlerine uyma noktasında daha ağır sorumluluklar yüklediği anlaşılır. Bu nedenle seçilmişliğin bir muafiyet ayrıcalığı getirdiğini savunan seçenek yanlıştır.
Doğru seçeneği (metinden çıkarılamayacak olan yanlış yargıyı) belirlemek için her seçeneğin doğruluğunu denetlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Yahudilikte Ahit ve Seçilmiş Halk (Am Segula) İnancı
Soru 916Soru

İslam dininin temel kaynağı olan Kur'an-ı Kerim'de inanç, ibadet ve sosyal hayata dair bazı genel hükümler yer alır. Ancak bu hükümlerin birçoğunun uygulama biçimi ve detayları doğrudan belirtilmemiştir. Örneğin Mâide suresinin 38. ayetinde hırsızlık suçunun cezası genel bir ilke olarak konulmuş; fakat bu cezanın hangi miktardaki hırs��zlıklarda, çalınan malın koruma altında olup olmaması gibi hangi şartlarda ve elin tam olarak neresinden kesilerek uygulanacağı detaylandırılmamıştır. Hz. Muhammed (s.a.v.) ise hem sözlü açıklamaları hem de fiili uygulamalarıyla bu konudaki kapalılığı gidermiş ve hükmün uygulama sınırlarını netleştirmiştir.

Bu parçada bahsedilen durum, Hz. Muhammed’in aşağıdaki peygamberlik görevlerinden hangisiyle doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tebyin

Cevap

Tebyin
Parçada, Kur'an-ı Kerim'de genel bir ilke olarak yer alan hırsızlık cezasının ayrıntılarının Hz. Peygamber tarafından açıklanarak netleştirildiği belirtilmektedir. Kur'an'daki kapalı (mübhem) veya genel (mücmel) hükümleri açıklama, detaylandırma ve anlaşılır kılma görevi 'tebyin' kavramıyla ifade edilir. Bu nedenle tebyin kavramını içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen durum analiz edilir.
Metinde, Kur'an-ı Kerim'de genel bir hüküm olarak yer alan hırsızlık cezasının uygulama şartlarının ve sınırlarının doğrudan ayette bulunmadığı, bu kapalılığın Hz. Peygamber tarafından giderildiği ifade edilmektedir.
Sorunun hangi peygamberlik görevine odaklandığını bulmak için öncelikle metindeki temel problem ve çözüm tespit edilmelidir.
2
Peygamberlik görevlerinin tanımları karşılaştırılır.
Tebliğ duyurmak, tebyin açıklamak, teşri hüküm koymak, temsil ise örnek olmak anlamına gelir.
Seçeneklerdeki kavramların metinle uyuşup uyuşmadığını belirlemek için terimsel tanımlardan yararlanılır.
3
Metindeki faaliyet ile uygun kavram eşleştirilir.
Kur'an'daki genel (mücmel) ve kapalı (mübhem) ifadelerin açıklanması faaliyeti doğrudan tebyin görevi kapsamına girdiğinden doğru cevaba ulaşılır.
Hz. Peygamber'in ayetteki kapalılığı gidermesi ve sınırları netleştirmesi doğrudan tebyin kavramının tanımıyla örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Tebyin Görevi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 917Soru

İslam hukukunda yeni tıbbi gelişmeler ve biyoetik meseleler hakkında hüküm verilirken, Kur’an ve Sünnet’in genel ilkeleri ile makasıdü’ş-şerîa (dinin genel amaçları) göz önünde bulundurulur.

Buna göre;
I. Taşıyıcı anneliğin, eşler arasındaki nikah bağı dışındaki üçüncü bir şahsın üreme sürecine dahil edilmesi gerekçesiyle caiz görülmemesi \rightarrow Neslin korunması
II. Beyin ölümü gerçekleşmiş bir hastanın yaşam destek ünitesinden çekilerek hayatına son verilmesinin (aktif ötenazi) yasaklanması \rightarrow Canın korunması
III. Tedavi amaçlı organ naklinin, alıcının hayatını kurtarma veya organın işlevini geri kazandırma amacıyla caiz görülmesi \rightarrow Zaruret hâli
IV. İnsan klonlamasının, soy bağını ortadan kaldırması ve aile kurumunu tahrip etmesi gerekçesiyle yasaklanması \rightarrow Dinin korunması

eşleştirmelerinden hangileri İslam ahlak ve hukuku açısından doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

I, II ve III ifadesini içeren seçenek doğrudur.
Taşıyıcı annelik uygulaması neslin korunması (nesebin karışmaması), aktif ötenazi canın korunması (hayat hakkı ve intihar yasağı), organ nakli ise belirli şartlar altında zaruret ilkesi çerçevesinde değerlendirilir. Bu üç eşleştirme de İslam fıkhına ve biyoetik kararlarına uygundur. İnsan klonlamasının yasaklanması ise dinin korunması değil, neslin korunması ile ilgilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Taşıyıcı annelik uygulamasının dini ve hukuki gerekçesini analiz etme
Taşıyıcı annelik, nikah bağı dışındaki üçüncü kişilerin üreme sürecine katılması nedeniyle nesebin (soy bağının) karışmasına yol açar. Bu yüzden yasaklanması İslam'daki 'neslin korunması' ilkesiyle doğrudan örtüşür, dolayısıyla birinci öncül doğrudur.
Uygulamanın yasaklanma gerekçesi ile dinin korunmasını istediği temel değer arasındaki ilişkiyi tespit etmek.
2
Aktif ötenazi uygulamasının fıkhi gerekçesini inceleme
Aktif ötenazi, tıbbi müdahaleyle bir kişinin yaşamına kasıtlı olarak son verilmesidir. İslam'da hayatın kutsallığı esastır ve cana kıymak (intihar veya cinayet) haramdır. Bu durum 'canın korunması' ilkesine uygundur, dolayısıyla ikinci öncül doğrudur.
Ötenazi yasağının hangi makasıd ilkesine dayandığını doğrulamak.
3
Tedavi amaçlı organ naklinin caiz görülme ilkesini değerlendirme
Organ naklinde normal şartlarda insan bedeninin dokunulmazlığı esastır; ancak başka bir yolla tedavisi mümkün olmayan ve ölüm riski taşıyan hastalar için organ nakli 'zaruret' kapsamında değerlendirilerek caiz görülmüştür. Bu yüzden üçüncü öncül doğrudur.
Organ naklinin istisnai olarak caiz kılınma gerekçesini belirlemek.
4
Klonlama uygulamasının yasaklanma gerekçesini inceleme
İnsan klonlaması, fıtrata müdahale edilmesi ve soy bağının yok edilmesi gerekçesiyle yasaklanmıştır. Bu durum 'dinin korunması' değil, 'neslin (nesebin) korunması' ile ilgilidir. Bu yüzden dördüncü öncül yanlıştır.
Klonlama yasağının temel amacını saptayarak yanlış gerekçelendirmeyi ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Tıp ve biyoetik meselelerde dinin genel amaçları (makasıdü'ş-şerîa) ve fıkhi ilkelerin uygulanması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 918Soru

Klasik mantıkta iki kavram arasındaki ilişkiler belirlenirken bu kavramların kaplamları ve içlemleri arasındaki dengeler göz önünde bulundurulur. PP ve RR kavramları arasındaki ilişkiyi ifade eden şu önermelerin tamamının doğru olduğu tespit edilmiştir:

I. Bazı PP'ler RR'dir.
II. Bazı PP'ler RR değildir.
III. Bütün RR'ler PP'dir.

Buna göre, PP ve RR kavramları arasındaki ilişkiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kavramlar arasında tam girişimlik ilişkisi vardır ve PP kavramının kaplamı RR kavramından daha geniştir.

Cevap

Kavramlar arasında tam girişimlik ilişkisi vardır ve P kavramının kaplamı R kavramından daha geniştir.
Verilen önermeler incelendiğinde, 'Bütün R'ler P'dir' yargısı R kavramının tamamının P'nin kapsamında yer aldığını bildirir. 'Bazı P'ler R değildir' yargısı ise P kavramının R'den daha geniş olduğunu, R'nin dışındaki elemanları da barındırdığını doğrular. Bu durum klasik mantıkta tam girişimlik ilişkisini tanımlar ve P'nin kaplamının R'den geniş olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncülleri analiz ederek kavramların küme ilişkisini belirleme.
'Bütün R'ler P'dir' önermesi R kümesinin P kümesinin alt kümesi olduğunu (RPR \subset P) gösterir. 'Bazı P'ler R değildir' önermesi ise P kümesinde olup R kümesinde olmayan elemanların varlığını doğrular.
Kavramlar arasındaki kapsama ilişkisinin yönünü netleştirmek için.
2
Kavramlar arası ilişki türünü adlandırma.
Bir kavramın diğerinin tüm elemanlarını içine alması ve diğerinin ise onun sadece bir kısmını kapsama durumu klasik mantıkta 'tam girişimlik' (subordination) olarak adlandırılır.
Belirlenen küme ilişkisini mantık terminolojisiyle eşleştirmek için.
3
Kaplam ve içlem dengesini kontrol etme.
P kavramı daha geniş bir sınıfa karşılık geldiği için kaplamı daha geniştir. Kaplamı dar olan R kavramının ise içlemi daha fazladır.
Seçeneklerdeki içlem-kaplam iddialarını test edip doğru yargıya ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Tam Girişimlik ve İçlem-Kaplam İlişkisi
Soru 919Soru

İslamiyet öncesi Türk destanlarında vatan toprağının bütünlüğü ve mukaddesliği inancını sembolize eden mitolojik unsurlar önemli bir yer tutar. Bu anlatıların birinde, hükümdarın Çinli bir prensesle evlenmesi karşılığında kutsal kabul edilen bir kaya parçasının (Kutlu Dağ) yurt dışına çıkarılmasına izin verilmesiyle birlikte ülkenin bereketsizleştiği, nehirlerin kuruduğu ve nihayetinde topluluğun yurtlarını terk etmek zorunda kaldığı anlatılır.

Bu parçada sözü edilen mitolojik motifi barındıran destan ve bu destanın ait olduğu Türk topluluğu aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Göç Destanı - Uygurlar

Cevap

Göç Destanı - Uygurlar
Parçada tasvir edilen olay, Uygur hükümdarının Çinli prensesle evlenmesi karşılığında Çinlilere verilen kutsal kaya parçasının (Kutlu Dağ) ardından başlayan kuraklık, kıtlık ve göç olaylarını anlatan Göç Destanı'dır. Bu nedenle doğru cevap Göç Destanı ve Uygurlar olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ipuçlarını (Çinli prensesle evlilik, kutsal kabul edilen bir kaya parçasının verilmesi, kuraklık ve ardından yaşanan göç) analiz etmek.
Bu anlatılan olayların Uygur destanlarından biri olan Göç Destanı'na ait olduğu tespit edilir.
Türk destanlarında Kutlu Dağ veya Kutlu Kaya motifinin Çinlilere verilmesi sonucu yaşanan felaketler sadece Göç Destanı'nda yer alır.
2
Destanın ait olduğu Türk topluluğunu belirlemek.
Göç Destanı Uygurlara aittir.
Destanın tarihî arka planı ve yaratıcısı olan topluluk Uygurlardır.

Anahtar Kavram

İslamiyet öncesi Türk destanlarının içerik ve ait oldukları topluluk yönüyle eşleştirilmesi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 920Soru

Yüklemler mantığında çözümleyici çizelge (semantik tablo) yöntemiyle yapılan denetleme ve özelleme işlemlerine dair sol sütunda verilen durumları, sağ sütundaki en doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tikel özelleme (existential instantiation) işleminde ad sembolünün belirlenmesi
Tümel özelleme (universal instantiation) işleminde ad sembolünün belirlenmesi
Bir çözümleyici çizelge yolunda hem xFx\forall x Fx hem de xGx\exists x Gx önermesinin bulunması durumu
Bir çözümleyici çizelge dalının (yolunun) denetleme sırasında kapatılması (xx) durumu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tikel özelleme için yolda geçmeyen yeni bir ad sembolü seçilir; tümel özelleme için yolda geçmiş olan veya yeni bir ad sembolü seçilebilir; hem tümel hem tikel niceleyici içeren bir yolda öncelikle tikel özelleme (yeni ad gerektiren işlem) yapılır; bir yolun kapatılması ise o yolda çelişik iki önermenin (FaFa ve Fa\sim Fa) bulunmasıyla gerçekleşir.
Eşleştirme, yüklemler mantığındaki çözümleyici çizelge kurallarına tam uyum göstermektedir. Tikel özelleme yeni ad sembolü gerektirir. Tümel özelleme mevcut veya yeni ad sembolüyle yapılabilir. Her iki niceleyici de bulunduğunda öncelik tikel özellemededir. Dalın kapatılması ise dalda çelişik iki önermenin bulunması durumudur.

Adım Adım Çözüm

1
Tikel özelleme (existential instantiation) kuralının ad sembolü seçimi kuralını analiz etmek.
Tikel özellemede yolda daha önce kullanılmamış yeni bir ad sembolünün seçilmesi gerektiği belirlenir.
Tikel niceleyici, belirli bir nesneyi işaret etse de bu nesnenin kimliği önceden bilinemeyeceğinden mantıksal geçerlilik için yeni bir ad sembolü kullanılmalıdır.
2
Tümel özelleme (universal instantiation) kuralının ad sembolü seçimi kuralını analiz etmek.
Tümel özellemede yolda daha önce geçmiş olan herhangi bir ad sembolünün veya yeni bir sembolün seçilebileceği belirlenir.
Tümel niceleyici evrendeki tüm elemanları kapsadığından, denetlemenin ilerlemesi ve çelişkilerin ortaya çıkarılması adına mevcut ad sembolleriyle de özelleme yapılabilir.
3
Çözümleyici çizelgede tümel ve tikel niceleyicilerin bir arada bulunması durumundaki öncelik kuralını incelemek.
Öncelikle tikel özelleme işleminin yapılması, ardından elde edilen ad sembolünün tümel özellemede kullanılması gerektiği belirlenir.
Eğer önce tümel özelleme yapılırsa, ardından yapılacak tikel özelleme yeni bir ad sembolü almak zorundadır. Bu durum, iki önermenin aynı ad sembolü üzerinden ilişkilendirilmesini engelleyerek hatalı denetlemeye yol açar.
4
Yolun kapatılması koşulunu belirlemek.
Aynı yol üzerinde FaFa ve Fa\sim Fa gibi çelişik iki önerme elde edildiğinde yolun kapatılacağı belirlenir.
Bir mantıksal yolun tutarsız olduğunu göstermek, o yolda çelişki barındıran önermelerin birlikte bulunmasıyla mümkündür.

Anahtar Kavram

Yüklemler mantığında çözümleyici çizelge kuralları, tümel ve tikel özelleme öncelik sırası ve ad adımı kuralları.
Tahmini Süre:2m 30s
ÖncekiSayfa 46 / 437Sonraki