Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 961Soru

İki Savaş Arası Dönem'de (1919-1939) totaliter rejimlerin iktidara geldiği Almanya ve İtalya, uluslararası düzeni kendi lehlerine değiştirmek amacıyla benzer dış politika stratejileri izlemişlerdir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu iki devletin söz konusu dönemdeki ortak yayılmacı ve saldırgan politikalarından biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Versailles (Versay) Antlaşması'nın getirdiği askeri kısıtlamaları tek taraflı olarak geçersiz sayıp ordularını büyütmeleri

Cevap

Versailles (Versay) Antlaşması'nın getirdiği askeri kısıtlamaları tek taraflı olarak geçersiz sayıp ordularını büyütmeleri
Versailles Antlaşması I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Almanya ile imzalanmış ve ağır askeri kısıtlamalar getirmiştir. Hitler liderliğindeki Nazi Almanyası bu kısıtlamaları tek taraflı olarak reddetmiştir. İtalya ise I. Dünya Savaşı'ndan galip çıkan devletlerden biri olduğu için Versailles Antlaşması'na tabi olmamış ve bu antlaşmanın getirdiği askeri sınırlamaları ihlal etme gibi bir durum yaşamamıştır. Dolayısıyla bu durum iki devlet için ortak bir özellik değildir.

Adım Adım Çözüm

1
İki Savaş Arası Dönem'de İtalya ve Almanya'da iktidara gelen totaliter rejimlerin dış politika hedefleri ve ortak eylemleri incelenir.
Her iki devletin de Milletler Cemiyeti'nden çekildiği, İspanya İç Savaşı'nda milliyetçileri desteklediği, Anti-Komintern Paktı'nda birleştiği ve yayılmacı işgaller gerçekleştirdiği görülür.
Totaliter rejimlerin revizyonist (statükoyu değiştirme yanlısı) politikalarının ortak noktalarını belirlemek için.
2
I. Dünya Savaşı'nın sonuçları ve bu iki devletin savaş sonrasındaki statüleri karşılaştırılır.
Almanya savaştan yenik çıkmış ve Versailles (Versay) Antlaşması ile askeri kısıtlamalara maruz kalmıştır; İtalya ise savaştan galip çıkmış ve böyle bir antlaşma kısıtlamasına tabi tutulmamıştır.
Versailles Antlaşması'nın askeri kısıtlamalarını reddetmenin yalnızca Almanya'ya özgü bir eylem olduğunu tespit etmek için.

Anahtar Kavram

İki Savaş Arası Dönemde Totaliter Rejimlerin Dış Politika ve Yayılmacılık Stratejileri
Soru 962Soru

Doğal afetlerin olumsuz etkilerini en aza indirmek için uygulanan koruma ve önleme çalışmaları, afetin türüne ve gerçekleştiği coğrafi ortamın özelliklerine göre değişiklik gösterir.

Aşağıda verilen doğal afet durumları ile bu afetlerin etkilerini azaltmaya yönelik en uygun korunma ve önleme yöntemlerini eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Doğu Karadeniz'in dik yamaçlarında, killi zemin yapısı ve aşırı yağışlar sonucu meydana gelen kütle hareketleri.
Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer alan yerleşim alanlarında meydana gelen tektonik sarsıntılar.
Doğu Anadolu'nun yüksek ve engebeli kesimlerinde, biriken kalın kar kütlelerinin yer çekimi etkisiyle yamaç aşağı hareket etmesi.
İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'nun kurak bölgelerinde, bitki örtüsünün tahrip edilmesiyle toprağın rüzgar tarafından taşınması.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğu Karadeniz'deki kütle hareketleri (heyelan) yamaç eğiminin azaltılması, drenaj kanalları ve istinat duvarları yapılmasıyla; Kuzey Anadolu Fay Hattı'ndaki depremler sismik izolatör kullanımı ve zayıf zeminlerin imara kapatılmasıyla; Doğu Anadolu'daki çığ riski ormanların korunması, çığ bariyerleri ve tüneller inşa edilmesiyle; İç ve Güneydoğu Anadolu'daki rüzgar erozyonu ise nöbetleşe ekim ve rüzgar perdeleri oluşturulmasıyla eşleşmektedir.
Doğal afetlerin oluştukları coğrafi koşullara göre korunma yöntemleri belirlenir. Kütle hareketleri (heyelan) için yamaç dengesini koruyucu drenaj, taraçalandırma ve istinat duvarı önlemleri alınmalıdır. Deprem riski için aktif fay hatlarında yapılaşmanın sınırlandırılması ve sismik izolatör kullanılması gerekir. Çığ riski için dik yamaçlarda çığ bariyerleri, tüneller yapılmalı ve ormanlar korunmalıdır. Rüzgar erozyonu için ise nöbetleşe ekim, nadasın azaltılması ve rüzgar perdeleri kurulmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk durum olan kütle hareketlerinin (heyelan) nedenleri ve korunma yollarını analiz etme.
Heyelanların önlenmesinde yamaç dengesini korumak, suyu uzaklaştırmak (drenaj) ve istinat duvarı örmek temel yöntemlerdir. Bu durum ikinci korunma yöntemi ile eşleşir.
Heyelan, yer çekimi ve aşırı su birikimi ile killi tabakanın kayması sonucu oluştuğundan, suyun drenajı ve eğimin azaltılması doğrudan çözümdür.
2
İkinci durum olan fay hatlarındaki sarsıntıların (deprem) zararlarını önleme yollarını belirleme.
Deprem zararlarını azaltmada en etkili yöntem sismik standartlara uygun bina tasarımı ve fay yasalarıdır. Bu durum birinci korunma yöntemi ile eşleşir.
Tektonik depremler engellenemez ancak binaların sismik izolatörlerle dayanıklı hale getirilmesi ve aktif fay hatlarından uzak yerleşim yerlerinin seçilmesi can kaybını önler.
3
Üçüncü durum olan çığ düşmesi olayına karşı alınabilecek önlemleri inceleme.
Çığ tehlikesine karşı çığ bariyerleri, çığ tünelleri ve bitki örtüsünün korunması gereklidir. Bu durum dördüncü korunma yöntemi ile eşleşir.
Çığın hareket yolu üzerindeki yamaç eğimini kontrol etmek ve ulaşım yollarını tünellerle korumak çığ riskini azaltır.
4
Dördüncü durum olan rüzgar erozyonunu önleyici tarımsal ve fiziki tedbirleri tespit etme.
Rüzgar erozyonuna karşı nöbetleşe ekim yapmak, nadası azaltmak ve rüzgar perdeleri kurmak gerekmektedir. Bu durum üçüncü korunma yöntemi ile eşleşir.
Toprağın bitki örtüsünden yoksun kalmasını engellemek ve rüzgarın hızını kırmak erozyonun temel korunma yöntemidir.

Anahtar Kavram

Doğal Afetlerin Coğrafi Dağılışı ve Alınabilecek Korunma Yolları
Soru 963Soru

I.
Havada bulut yok bu ne dumandır
Mahlede ölüm yok bu ne şivandır
Şu Yemen elleri ne de yamandır

II.
Ano yemendir gülü çemendir
Giden gelmiyor acep nedendir

Yukarıda bent (I) ve kavuştak (II) bölümlerine yer verilen şiirle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bent ve kavuştak bölümlerinden oluşan bu şiir, âşık edebiyatının en karakteristik nazım biçimlerinden olan ve 8'li hece ölç��süyle söylenen semai ile aynı ölçü kalıbına sahiptir.

Cevap

Bent ve kavuştak bölümlerinden oluşan bu şiirin, 8'li hece ölçüsüyle söylenen semai ile aynı ölçü kalıbına sahip olduğu ifadesi yanlıştır.
Şiirin hece sayıları sayıldığında 11'li hece ölçüsüyle yazıldığı görülmektedir. Semai nazım biçimi ise daima 8'li hece ölçüsüyle söylenir. Bu nedenle şiirin semai ile aynı hece ölçüsü kalıbına sahip olduğunu belirten ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen şiirin dizelerindeki hece sayılarını sayarak hece ölçüsünü belirlemek.
Şiirin tüm dizelerinin 11'li hece ölçüsüyle yazıldığı görülür.
Şiirin biçimsel özelliklerini ve ölçü kalıbını ortaya çıkarmak.
2
Şiirin yapısal bölümlerini (bent ve kavuştak) ve uyak düzenini incelemek.
Birinci bölümün bent (aaa), ikinci bölümün ise nakarat niteliğindeki kavuştak (bb) olduğu ve kendi içlerinde uyaklandığı saptanır.
Şiirin türkü nazım biçimine ait olduğunu ve yapısal doğruluğunu teyit etmek.
3
Türkülerin hece ölçüsünü, âşık edebiyatı nazım biçimlerinden semainin ölçü özellikleri ile karşılaştırmak.
Semai nazım biçiminin 8'li hece ölçüsüyle söylenmesi gerektiği, oysa bu şiirin 11'li hece ölçüsüyle yazıldığı belirlenir. Bu durum iki nazım şeklinin aynı hece kalıbına sahip olmadığını gösterir.
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu denetleyerek söylenemeyecek olan yargıyı bulmak.

Anahtar Kavram

Anonim Halk Edebiyatı Nazım Biçimlerinden Türkünün Yapısal ve Ölçü Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 964Soru

Kloroplastın stroma sıvısında gerçekleşen ışıktan bağımsız reaksiyonlar (Calvin döngüsü), ışığa bağımlı tepkimelerde üretilen kimyasal enerjinin organik besinlerin yapısındaki kimyasal bağ enerjisine dönüştürüldüğü aşamadır. Buna göre, Calvin döngüsünde gerçekleşen reaksiyonlar ve bu döngüde görev alan moleküllerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Döngüde CO2CO_2 tespitiyle oluşan kararsız bileşiğin parçalanması sonucu üretilen 3-fosfogliseratın (PGA), gliseraldehit 3-fosfata (PGAL) indirgenmesi sürecinde hem ışığa bağımlı reaksiyonlardan gelen ATP harcanır hem de NADPH molekülleri yükseltgenir.

Cevap

Döngüde CO2 tespitiyle oluşan kararsız bileşiğin parçalanması sonucu üretilen 3-fosfogliseratın (PGA), gliseraldehit 3-fosfata (PGAL) indirgenmesi sürecinde hem ışı��a bağımlı reaksiyonlardan gelen ATP harcanır hem de NADPH molekülleri yükseltgenir.
Işıktan bağımsız reaksiyonların indirgenme evresinde, 3-fosfogliserat (PGA) moleküllerinin gliseraldehit 3-fosfata (PGAL) dönüşümü sırasında ışığa bağımlı tepkimelerden gelen ATP molekülleri harcanır ve NADPH molekülleri elektron ve protonlarını vererek yükseltgenir.

Adım Adım Çözüm

1
Calvin döngüsünün evrelerini ve bu evrelerde gerçekleşen temel olayları belirleyin.
Calvin döngüsü; karbon tespiti, indirgenme ve RuBP'nin yenilenmesi olmak üzere üç ana evreden oluşur.
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu aşama aşama analiz edebilmek için döngünün genel şemasını kavramak gerekir.
2
Karbon tespiti ve Rubisko enziminin çalışmasını değerlendirin.
Rubisko enzimi karbondioksiti RuBP'ye bağlar ve kararsız 6 karbonlu bileşik oluşur. Bu işlem için ATP harcanmaz.
Karbon tespiti reaksiyonunun ATP gerektirdiğine dair yanlış bilgiyi elemek için fiksasyon mekanizmasını bilmek gerekir.
3
İndirgenme evresindeki madde dönüşümlerini ve kullanılan enerji/koenzim kaynaklarını inceleyin.
Oluşan 3-karbonlu PGA molekülleri, önce ATP harcanarak aktifleştirilir, ardından NADPH'ın yükseltgenmesiyle PGAL'e indirgenir. Bu süreçte hem ATP tüketilir hem de NADPH elektron vererek yükseltgenir.
Doğru seçeneği belirlemek için indirgenme evresinde gerçekleşen kimyasal olayların girdilerini ve çıktılarının durumunu doğrulamak gerekir.
4
Kloroplasttaki madde döngüsünü ve hidroliz reaksiyonlarının özelliklerini gözden geçirin.
Açığa çıkan ADP ve NADP+ kloroplast içinde granalara geri döner. Kloroplast içindeki nişasta hidrolizinde ATP harcanmaz. Laktik asit fermantasyonunda CO2 çıkışı olmaz.
Çeldirici seçeneklerin neden yanlış olduğunu bilimsel gerekçeleriyle ortaya koymak için metabolik yolları ve enerji ilişkilerini analiz etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Calvin döngüsündeki indirgenme basamağında ATP tüketimi ile NADPH'ın yükseltgenmesi ve moleküllerin kloroplast içi döngüsü.
Soru 965Soru

Türkiye'nin bölgesel kalkınma projelerinden Doğu Anadolu Projesi (DAP) ve Konya Ovası Projesi (KOP), bölgelerin coğrafi koşulları ve kalkınma potansiyelleri doğrultusunda farklı stratejik hedeflere sahiptir.

Buna göre, sol sütunda verilen proje uygulamalarını sağ sütundaki temel kalkınma hedefleri ve gerekçeleriyle do��ru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mavi Tünel vasıtasıyla Göksu Havzası'ndaki suların Bağbaşı Barajı'nda toplanarak Konya Kapalı Havzası'na aktarılması
Tarımsal işletmelerin ölçeklerinin büyütülmesi, mera alanlarının ıslah edilmesi ve yem bitkisi üretim alanlarının genişletilmesi
Havzadaki yeraltı su kaynaklarının kontrolsüz kullanımını önlemek amacıyla modern sulama sistemlerine geçilmesi ve nadas tarımının sınırlandırılması
Bölgedeki kış turizmi alanlarının çeşitlendirilmesi, sınır kapılarına erişimin kolaylaştırılması ve lojistik merkezlerin kurulması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleştirme şu şekildedir:
- Mavi Tünel vasıtasıyla suların Konya Havzası'na aktarılması -> KOP kapsamında çöken akiferlerin korunması ve obruk oluşumunun azaltılması
- Tarımsal işletmelerin büyütülmesi ve mera ıslahı -> DAP kapsamında büyükbaş hayvancılığın modern ticari sektöre dönüştürülmesi
- Yeraltı su kaynaklarının korunması ve modern sulama -> KOP bünyesinde su yetersizliği yönetiminin sağlanması ve nadasın sınırlandırılması
- Kış turizmi, sınır kapıları ve lojistik merkezler -> DAP sınırları dahilinde engebeli yer şekillerine rağmen dış pazarlarla entegrasyonun sağlanması
Doğru eşleştirmede; Mavi Tünel'in yeraltı suyu/akifer koruma hedefiyle (KOP), mera ıslahının büyükbaş hayvancılığın modernizasyonu hedefiyle (DAP), modern sulama sistemlerinin kuraklık risk yönetimiyle (KOP) ve kış turizmi/lojistik altyapısının ise sınır ticaretini geliştirme hedefiyle (DAP) eşleşmesi coğrafi ve ekonomik analiz ilkelerine tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
KOP bünyesindeki su transferi projelerinin (Mavi Tünel) ekolojik gerekçelerini analiz etmek.
Mavi Tünel ile Konya Ovası'na su aktarılmasının ana nedeni, aşırı yeraltı suyu tüketiminden kaynaklanan obruk oluşumu ve akifer çökmesi gibi çevre sorunlarını engellemektir. Bu durum birinci ifadeyi birinci hedefle eşleştirir.
KOP bölgesindeki su açığı, sulu tarım talebi nedeniyle yeraltı sularının aşırı çekilmesine yol açmakta, bu da jeolojik çöküntülere neden olmaktadır.
2
DAP bölgesinin iklim ve yer şekilleri özelliklerine göre ekonomik faaliyet odaklarını belirlemek.
Doğu Anadolu'nun yüksek, engebeli yapısı ve sert karasal iklimi nedeniyle en uygun faaliyet büyükbaş hayvancılıktır. Mera ıslahı ve yem bitkisi üretimi doğrudan hayvancılık verimini artırmaya yöneliktir. Bu durum ikinci ifadeyi ikinci hedefle eşleştirir.
Bölgede tarım alanlarının sınırlı ve kış süresinin uzun olması, meralara dayalı hayvancılığın iyileştirilmesini zorunlu kılar.
3
Konya Havzası'ndaki tarımsal sulama yöntemleri ve su tasarrufu politikalarını incelemek.
Yeraltı sularının kontrolsüz tüketimini engellemek için damla ve yağmurlama sulama yöntemlerine geçilmesi, nadas alanlarının azaltılarak su ihtiyacı az olan sanayi bitkilerinin yetiştirilmesi hedeflenir. Bu durum üçüncü ifadeyi üçüncü hedefle eşleştirir.
KOP'un temel amacı, bölgedeki sınırlı su kaynaklarını rasyonel kullanarak tarımsal üretimi sürdürülebilir kılmaktır.
4
Doğu Anadolu'nun jeopolitik konumu ve ulaşım kısıtlamalarının kalkınma hedefleri üzerindeki etkisini değerlendirmek.
DAP kapsamındaki ulaşım, kış turizmi ve sınır kapılarına yönelik lojistik altyapı çalışmaları, engebeli yer şekillerinin yarattığı izolasyonu kırmak ve komşu ülkelerle (Kafkasya ve Orta Asya) ticareti geliştirmek içindir. Bu durum dördüncü ifadeyi dördüncü hedefle eşleştirir.
Bölgesel entegrasyon ve dış ticaret olanaklarının artırılması, DAP'ın sosyo-ekonomik hedefleri arasındadır.

Anahtar Kavram

Bölgesel Kalkınma Projelerinin Coğrafi Koşullarla İlişkisi (DAP ve KOP)
Soru 966Soru

1856 Paris Antlaşması'nda Osmanlı Devleti'nin ilan ettiği Islahat Fermanı'na atıfta bulunulmuş, ancak bu durumun Avrupalı devletlere Osmanlı Devleti'nin iç işlerine müdahale hakkı vermeyeceği özellikle belirtilmiştir.

Buna rağmen, Islahat Fermanı'nın uluslararası bir antlaşma metninde yer almasının Osmanlı Devleti açısından doğurduğu temel sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrupalı devletlerin gayrimüslim haklarını gerekçe göstererek Osmanlı iç işlerine karışmasına zemin hazırlaması

Cevap

Avrupalı devletlerin gayrimüslim haklarını gerekçe göstererek Osmanlı iç işlerine karışmasına zemin hazırlaması
Doğru yanıt, fermanın uluslararası bir antlaşmada yer almasının getirdiği hukuki ve siyasi sonuçla ilgilidir. Islahat Fermanı her ne kadar iç işlere müdahaleyi engellemek amacıyla Paris Antlaşması'na eklenmiş olsa da fermanın uluslararası bir metinde zikredilmesi, Avrupalı devletlerin gayrimüslim haklarını koruma gerekçesiyle Osmanlı iç işlerine müdahale etmesinin önünü açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşma maddesi ile fermanın ilişkisini analiz etme
Paris Antlaşması'nda Islahat Fermanı'na yer verilmesi, fermanın uluslararası bir taahhüt haline gelmesine neden olmuştur.
Fermanın uluslararası bir belgede geçmesi, Avrupalı devletlere denetim hakkı vermese bile diplomatik müdahale kozu sağlamıştır.
2
Osmanlı Devleti üzerindeki uzun vadeli siyasi sonucu belirleme
Avrupalı devletlerin gayrimüslimlerin durumunu bahane ederek Osmanlı iç işlerine sürekli müdahale etmesi gerçekleşmiştir.
Kağıt üzerinde müdahale edilmeyeceği yazılsa da fermanın varlığı, Osmanlı egemenliğini kısıtlayan bir denetim mekanizmasına dönüşmüştür.

Anahtar Kavram

Islahat Fermanı'nın Paris Antlaşması'na yansıması ve Osmanlı egemenlik hakları üzerindeki etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 967Soru

Aşağıdaki cümlede boş bırakılan yerleri uygun sayılarla doldurunuz.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Pozitif terimli bir (an)(a_n) geometrik dizisinde a3=2a_3 = 2 ve a9=128a_9 = 128 olduğuna göre, bu dizinin ortak çarpanı ve dizinin altıncı terimi a6a_6 değeri olur.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ortak çarpan 2, altıncı terim 16'dır.
Verilen geometrik dizide a3=2a_3 = 2 ve a9=128a_9 = 128 değerleri kullanılarak a9=a3r6a_9 = a_3 \cdot r^6 eşitliğinden r6=64r^6 = 64 ve pozitif terimlilik şartından r=2r = 2 elde edilir. Altıncı terim olan a6a_6 ise a3a_3 ile a9a_9 terimlerine eşit uzaklıkta bulunduğundan geometrik ortalama özelliğinden a6=2128=16a_6 = \sqrt{2 \cdot 128} = 16 olarak hesaplanır.

Adım Adım Çözüm

1
Dizinin terimleri arasındaki ilişkiden ortak çarpan (r) belirlenir.
a9=a3r6128=2r6r6=64r=2a_9 = a_3 \cdot r^6 \Rightarrow 128 = 2 \cdot r^6 \Rightarrow r^6 = 64 \Rightarrow r = 2 bulunur.
Geometrik dizilerde ardışık terimler arasındaki oran sabit olup an=akrnka_n = a_k \cdot r^{n-k} ilişkisi geçerlidir. Dizinin tüm terimlerinin pozitif olduğu belirtildiğinden ortak çarpan pozitif seçilir (r=2r = 2).
2
Dizinin altıncı terimi (a6a_6) hesaplanır.
a6=a3r3=223=16a_6 = a_3 \cdot r^3 = 2 \cdot 2^3 = 16 veya terimlerin simetrik konumda bulunmasından hareketle a6=a3a9=2128=16a_6 = \sqrt{a_3 \cdot a_9} = \sqrt{2 \cdot 128} = 16 bulunur.
Bir geometrik dizide herhangi bir terim, kendisine eşit uzaklıktaki terimlerin geometrik ortalamasına eşittir (a62=a3a9a_6^2 = a_3 \cdot a_9).

Anahtar Kavram

Geometrik dizide terimler arasındaki ortak çarpan ilişkisi ve indisleri toplamı eşit olan terimlerin çarpım özelliklerinin uygulanması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 968Soru

Kelam ilminde İslam inanç esaslarının yapısı, kaynağı ve insan zihniyle olan ilişkisi sistemli bir biçimde ele alınır. Bu çerçevede inanç esaslarının, onu diğer dogmatik ve beşerî sistemlerden ayıran temel yapısal özellikleri bulunmaktadır. Buna göre, sol sütunda belirtilen İslam inanç esaslarının temel niteliklerini, sağ sütundaki bu niteliklere kaynaklık eden ayet mealleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İtikadın tecezzi kabul etmezliği
İmanda ikrahın geçersizliği
Aklî delillendirme ve tefekkür odaklılık

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki 'İtikadın tecezzi kabul etmezliği' özelliği Bakara suresinin 85. ayetiyle, 'İmanda ikrahın geçersizliği' özelliği Kehf suresinin 29. ayetiyle, 'Aklî delillendirme ve tefekkür odaklılık' özelliği ise Âl-i İmrân suresinin 190. ayetiyle eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; inanç esaslarının bölünmez bir bütün olması ilkesi (tecezzi kabul etmezlik), vahyin bir kısmına inanıp bir kısmını reddetmeyi kınayan ayetle; imanda zorlamanın olmaması ilkesi (ikrahın geçersizliği), dileyenin iman edip dileyenin inkâr edebileceğini belirten irade hürriyeti vurgusuyla; dinin akla ve düşünmeye dayanması ilkesi (aklî delillendirme) ise evrendeki yaratılış delillerinin selim akıl sahipleri için ibretler sunduğunu bildiren ayetle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İtikadın tecezzi kabul etmezliği kavramının anlamını belirleme
Bu kavram, inanç esaslarının bölünmez bir bütün olduğunu, iman konularının tamamına inanılması gerektiğini ifade eder.
Kavramın tanımı doğru yapılarak ilgili ayetle kurulacak anlamsal bağın temeli oluşturulur.
2
Tecezzi kabul etmezlik ilkesine uygun olan ayeti tespit etme
Bakara suresi 85. ayette geçen 'Kitab'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?' ifadesi, bölünmezlik ilkesinin ihlal edilmesine yönelik ilahî bir uyarıdır. Bu nedenle birinci kavram ikinci ayetle eşleşir.
Metin analizi yoluyla kavram ile ayet arasındaki doğrudan anlam ilişkisi doğrulanır.
3
İmanda ikrahın geçersizliği kavramını inceleme ve eşleştirme
İkrah, zorlama ve baskı anlamına gelir. Kehf suresi 29. ayette geçen 'dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin' ifadesi irade hürriyetini ve zorlamanın olmadığını gösterir. Bu nedenle ikinci kavram üçüncü ayetle eşleşir.
Dinî sorumluluğun ön şartı olan irade özgürlüğünün ayetteki karşılığı saptanır.
4
Aklî delillendirme ve tefekkür odaklılık özelliğini değerlendirme
Bu özellik dinin akla hitap ettiğini ve evrenden hareketle akıl yürütmeyi gerektirdiğini belirtir. Âl-i İmrân suresi 190. ayetteki 'selim akıl sahipleri için deliller vardır' ifadesi bu özelliği doğrudan destekler. Böylece üçüncü kavram birinci ayetle eşleşir.
Evrenin yaratılışındaki delillerin akıl yoluyla kavranması ilkesinin ayetle bağlantısı kurulur.

Anahtar Kavram

İslam inanç esaslarının özellikleri (tecezzi kabul etmezlik, hür irade, akıl ve tefekkürle uyum)
Soru 969Soru

Aşağ��da üç farklı şiir parçası verilmiştir:

I. Şiir
*Almadan*
*Kokula da almadan*
*Bir kerecik yüzün görsem*
*Canım tatlı almadan*

II. Şiir
*Derdim var dağlar gibi*
*Söylemem eller gibi*
*Gözlerimin yaşını*
*Dökerim seller gibi*
*Ağla ey dertli gönlüm*
*Hallerin haller gibi*

III. Şiir
*Yüce dağdan esen yeller*
*Yârimden haber mi söyler*
*Gözüm yollarda kalmıştır*
*Böyle geçmiş hep geceler*

Bu şiirlerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III. şiir; dörtlük nazım birimi, aaba kafiye düzeni ve dize sonlarındaki ses benzerlikleriyle anonim halk edebiyatının en yaygın nazım şekli olan düz maniye örnektir.

Cevap

Üçüncü şiirin düz mani olduğunu belirten seçenek yanlıştır. Çünkü bu şiir sekizli (88'li) hece ölçüsüyle yazılmıştır, oysa maniler yedişer (77'şer) heceden oluşmak zorundadır.
Üçüncü şiirin düz mani olduğunu iddia eden seçenek yanlıştır. Çünkü bu şiir incelendiğinde her dizesinin sekiz (88) heceli olduğu görülür. Anonim halk şiirinde maniler yalnızca yedişer (77'şer) hecelik kalıplarla oluşturulabilir. Dolayısıyla bu parça bir mani örneği olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen şiirlerin hece sayılarını ve dize yapılarını analiz etmek
Birinci şiir 37773-7-7-7 hece yapısına sahipken, ikinci şiir 66 dizeden oluşup her dizesi 77 hecelidir. Üçüncü şiir ise 44 dizeden oluşup her dizesi 88 hecelidir.
Mani nazım biçiminin ayırt edici en önemli yapısal özellikleri hece sayısı ve dize sayısıdır.
2
Şiirlerin kafiye şemalarını ve türlerini belirlemek
Birinci şiir aaba kafiyeli ve ilk dizesi eksik olduğundan 'kesik (cinaslı) mani'dir. İkinci şiir aabaca kafiyeli ve altı dize olduğundan 'artık (yedekli) mani'dir. Üçüncü şiir ise aaba kafiyelidir ancak sekizli hecedir.
Kafiye şeması ve dize sayısı maninin alt türlerini (düz, kesik, yedekli) belirlemede kullanılır.
3
Üçüncü şiirin mani olup olamayacağını değerlendirmek
Üçüncü şiir sekizli (88'li) hece ölçüsüyle yazıldığı için mani olamaz. Maniler geleneksel olarak sadece yedi heceli (77'li) kalıpla söylenir.
Anonim halk edebiyatında mani nazım biçiminin temel hece ölçüsü kalıbı 77'lidir. 88'li hece ölçüsü genellikle semai nazım biçiminde kullanılır.

Anahtar Kavram

Mani nazım biçimi türleri ve yapısal özellikleri (özellikle 7'li hece ölçüsü kuralı)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 970Soru

1838 yılında İngiltere ile imzalanan Balta Limanı Ticaret Antlaşması'yla iç gümrük vergilerinin kaldırılması ve yabancı malların Osmanlı pazarına düşük gümrük vergileriyle serbestçe girmesi, yerli üreticileri derinden etkilemiştir.

Bu durumun, Osmanlı Devleti'nin geleneksel esnaf teşkilatı (loncalar) üzerindeki etkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geleneksel üretim yapısının çökmesiyle birlikte loncaların hammadde kontrolü ve dükkan açma izni (gedik) üzerindeki denetim gücünü kaybetmesi

Cevap

Geleneksel üretim yapısının çökmesiyle birlikte loncaların hammadde kontrolü ve dükkan açma izni (gedik) üzerindeki denetim gücünü kaybetmesi
Geleneksel üretim yapısının çökmesiyle birlikte loncaların hammadde kontrolü ve dükkan açma izni (gedik) üzerindeki denetim gücünü kaybetmesi yönündeki ifade doğrudur. Çünkü Balta Limanı Ticaret Antlaşması ile iç gümrüklerin kaldırılması ve yabancı tüccarların serbestçe hammadde satın alabilmesi, yerli esnafın hammadde bulmasını zorlaştırmış ve Avrupa'dan gelen ucuz fabrikasyon ürünler karşısında lonca sistemi rekabet gücünü yitirerek çözülmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Balta Limanı Ticaret Antlaşması'nın (1838) getirdiği serbest ticaret koşullarını ve iç gümrüklerin kaldırılmasını analiz etmek.
Yabancı tüccarların iç ticarette yerli tüccarlardan daha avantajlı konuma gelmesi ve hammaddeyi doğrudan ihraç edebilmesi sağlanmıştır.
Osmanlı pazarındaki geleneksel dengelerin ve hammadde akışının yabancılar lehine nasıl değiştiğini belirlemek.
2
Avrupa'dan gelen ucuz fabrikasyon malların Osmanlı iç pazarındaki etkisini değerlendirmek.
El tezgahlarında üretim yapan yerli esnafın, endüstriyel ucuz mallarla rekabet edemeyerek üretimini durdurmak zorunda kalması gerçekleşmiştir.
Geleneksel esnaf örgütlenmesi olan loncaların iktisadi temelinin neden sarsıldığını açıklamak.
3
Lonca teşkilatına bağlı gedik (dükkan açma ruhsatı) sisteminin bu süreçteki durumunu saptamak.
Üretim dengesinin bozulması ve lonca tekellerinin kırılması sonucu, dükkan açma ruhsatı (gedik) üzerindeki lonca denetiminin fiilen işlevsizleştiği görülmüştür.
Antlaşmanın lonca yapısı üzerindeki doğrudan ve kalıcı etkisini ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Balta Limanı Ticaret Antlaşması'nın Osmanlı yerli sanayisi ve lonca teşkilatı üzerindeki yıkıcı etkileri
Soru 971Soru

II. Mahmud Dönemi’nde İstanbul’a yönelik kontrolsüz göçleri engellemek, asayişi sağlamak ve taşrada merkezî otoriteyi güçlendirmek amacıyla yurt içi seyahatlerde 'mürur tezkeresi' (geçiş belgesi) alma zorunluluğu getirilmiş ve mahallelerde muhtarlık teşkilatı kurulmuştur.

Bu düzenlemelerin doğrudan aşağıdakilerden hangisini gerçekleştirmeye yönelik olduğu savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkezî idarenin denetim ve kontrol mekanizmasını en küçük yerleşim birimlerine kadar yaymak

Cevap

Merkezî idarenin denetim ve kontrol mekanizmasını en küçük yerleşim birimlerine kadar yaymak
Merkezî idarenin denetim ve kontrol mekanizmasını en küçük yerleşim birimlerine kadar yaymak ifadesinin yer aldığı seçenek doğrudur. Çünkü II. Mahmud Dönemi'nde taşrada güvenliği tesis etmek, kontrolsüz göç hareketlerini önlemek ve vergi mükelleflerini tespit etmek amacıyla mahalle ve köylerde muhtarlıklar kurulmuş, mürur tezkeresiyle de iç göç denetim altına alınmıştır. Bu durum merkezî otoritenin gücünü doğrudan yerel birimlere ulaştırmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen II. Mahmud dönemi reformlarını (mürur tezkeresi ve muhtarlık teşkilatı) analiz etmek.
Mürur tezkeresinin yurt içi seyahatleri denetlemek, muhtarlık teşkilatının ise mahalle ve köylerde asayiş ile nüfus hareketlerini kontrol etmek için kurulduğunu belirlemek.
Reformların hangi idari ve sosyal amaca hizmet ettiğini anlamak.
2
Bu düzenlemelerin ortak amacını ve Osmanlı devlet yapısına etkisini değerlendirmek.
Bu uygulamaların taşradaki yerel güçleri (ayanları) zayıflatıp devletin en küçük idari birimlere kadar nüfuz etmesini sağladığını görmek.
II. Mahmud Dönemi'nin genel karakteri olan merkezî otoritenin güçlendirilmesi ilkesiyle bağlantı kurmak.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru yargıya ulaşmak ve çeldiricileri elemek.
Muhtarlık teşkilatı ve seyahat belgesi zorunluluğunun merkezî denetimi tabana (en küçük yerleşim birimlerine) yaymayı amaçladığı sonucuna ulaşmak.
Doğru seçeneği belirleyip yanlış seçeneklerin neden yanlış olduğunu kavramsal, zamansal ve kronolojik açılardan doğrulamak.

Anahtar Kavram

II. Mahmud Dönemi Merkezîleşme Reformları (Muhtarlık Teşkilatı ve Mürur Tezkeresi)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 972Soru

Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'nde, I. Murad Dönemi'ne kadar geleneksel Türk devlet töresine uygun olarak 'ülke hanedanın ortak malıdır' anlayışı uygulanmıştır. Ancak I. Murad, bu kuralı değiştirerek ülke topraklarının 'padişah ve oğullarının ortak malı' olduğunu ilan etmiştir.

Bu veraset değişikliğinin temel amacı ve sonuçları göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taht üzerinde hak iddia edebilecek kişi sayısını sınırlandırarak taht kavgalarını azaltmak ve merkezi otoriteyi korumak hedeflenmiştir.

Cevap

Taht üzerinde hak iddia edebilecek kişi sayısını sınırlandırarak taht kavgalarını azaltmak ve merkezi otoriteyi korumak hedeflenmiştir.
I. Murad'ın veraset kurallarında yaptığı düzenleme, tahta çıkma hakkını hanedanın bütün erkek üyelerinden (amcalar, yeğenler vb.) alarak yalnızca padişah ve erkek çocuklarıyla sınırlandırmıştır. Bu durum, taht kavgalarının kapsamını daraltmış ve devletin parçalanma tehlikesini azaltarak merkezi otoriteyi korumayı amaçlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Veraset sistemindeki değişikliğin kapsamını analiz etmek.
I. Murad'ın getirdiği düzenlemeyle taht hakkının 'bütün hanedan üyeleri' yerine yalnızca 'padişah ve oğulları' ile sınırlandırıldığı belirlenir.
Sistemdeki değişikliğin hanedan içi veraset yapısına etkisini tespit etmek amacıyla yapılır.
2
Değişikliğin siyasi amacını ve merkezi otoriteyle ilişkisini yorumlamak.
Taht üzerinde hak iddia edebilecek kişi sayısı azaldığı için taht kavgalarının kapsamının daraldığı ve devletin bölünme tehlikesinin azaldığı görülür.
Veraset düzenlemesinin merkeziyetçi devlet yapısının inşasına katkısını anlamak için gereklidir.
3
Çeldirici seçeneklerdeki kavramsal hataları ayıklamak.
Seçeneklerde sunulan kut inancının kaldırılması, istimalet politikası, feodal beylerin engellenmesi ve ulus egemenliği gibi ifadelerin tarihsel gerçeklikle veya bu olayla uyuşmadığı tespit edilir.
Hatalı çıkarımları eleyerek doğru sonuca ulaşmak için yapılır.

Anahtar Kavram

Kuruluş Dönemi Veraset Değişikliği ve Merkezi Otorite
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 973Soru

I. Şiir
*Ne içindeyim zamanın,*
*Ne de büsbütün dışında;*
*Yekpare, geniş bir anın*
*Parçalanmaz akışında.*

II. Şiir
*Akıyordu su*
*gösterip aynasında söğüt ağaçlarını.*
*Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını!*
*Yanan yalın kılıçları çarparak suya*
*koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere!*

III. Şiir
*Baş süzülür, kollar kalkar yavaşça,*
*Bir zeybek oyunu başlar yamaçta.*
*Efe yurdu bu topraklar, bu dağlar,*
*Yiğitlerin destanıyla ses verir çağlar.*

Cumhuriyet Dönemi şiir anlayışlarını temsil eden yukarıdaki şiirler ve bu şiirlerin ait olduğu edebi eğilimlerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. şiirde, dilin ideolojik ve toplumsal işlevinden sıyrılarak estetik bir duyarlık oluşturması hedeflenmiş; ancak şiiri bir biçim sanatı olarak gören bu anlayışta ahenk, ölçü ve kafiye gibi unsurlar önemsiz kabul edilmiştir.

Cevap

İlk şiirin temsil ettiği saf şiir anlayışında ahenk ve biçim endişesinin önemsiz olduğunu iddia eden yargı yanlıştır; çünkü saf şiirde biçimsel kusursuzluk ve ahenk en temel önceliktir.
Saf (öz) şiir şairleri (örneğin Ahmet Hamdi Tanpınar) şiirde biçimsel mükemmelliğe, kelime seçimine, iç kafiye ve ritme son derece önem verirler. Bu nedenle ilk şiirin biçim ve ahenk ögelerini önemsiz gördüğünü öne süren seçenek edebi gerçeklerle uyuşmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci metnin tematik ve yapısal özelliklerini analiz etmek.
Birinci metin, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın 'Ne İçindeyim Zamanın' şiiri olup saf şiir anlayışını yansıtmaktadır. Bu anlayışta biçim kusursuzluğu ve ahenk son derece önemlidir.
Şiirin ait olduğu edebi eğilimin ahenk unsurlarına verdiği önemi belirlemek için.
2
İkinci metnin tematik ve yapısal özelliklerini analiz etmek.
İkinci metin, Nâzım Hikmet'in 'Salkımsöğüt' şiirinden alınmış olup serbest nazım özellikleri ve ideolojik coşku barındıran toplumcu gerçekçi şiir anlayışını yansıtır.
Toplumcu gerçekçi şiirin biçimsel serbestliğini ve işlevini saptamak için.
3
Üçüncü metnin tematik ve yapısal özelliklerini analiz etmek.
Üçüncü metin, millî ögeleri (zeybek, efe vb.) sade bir dil ve hece ölçüsüyle işleyen Millî Edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren memleketçi şiire örnektir.
Memleketçi şiirin konu ve ahenk özelliklerini belirlemek için.
4
Seçenekleri analiz ederek yanlış olan yargıyı (söylenemeyecek olanı) tespit etmek.
Birinci metnin temsil ettiği saf şiir anlayışında ahenk ve biçim unsurlarının önemsiz olduğunu iddia eden seçeneğin yanlış olduğu belirlenir.
Saf şiirin en belirgin özelliklerinden birinin biçim endişesi ve ahenk hassasiyeti olduğunu ortaya koymak için.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirindeki farklı eğilimlerin (Saf Şiir, Toplumcu Şiir, Millî Edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren şiir) estetik, yapısal ve tematik farkları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 974Soru

Şiirde realizm olarak nitelendirilen parnasizm; biçimsel kusursuzluğu, nesnel tasvirleri ve kelimelerle adeta bir tablo çizmeyi esas alır. Buna karşılık sembolizm; şiirde müzikaliteyi, anlam kapalılığını ve dış dünyanın şairin ruhunda bıraktığı izlenimleri yansıtmayı amaçlar.

Bu açıklamalardan hareketle, aşağıdakilerin hangisinde parnasizm ve sembolizm akımlarının özellikleri veya temsilcileriyle ilgili bir bilgi yanlışı vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ahmet Haşim'in dış dünyayı nesnel bir gözlemle ve şekilsel kusursuzlukla yansıtarak parnasizmin; Tevfik Fikret'in ise şiirde musikiyi ve anlam kapalılığını savunarak sembolizmin temsilcisi olması

Cevap

Ahmet Haşim'in dış dünyayı nesnel bir gözlemle ve şekilsel kusursuzlukla yansıtarak parnasizmin; Tevfik Fikret'in ise şiirde musikiyi ve anlam kapalılığını savunarak sembolizmin temsilcisi olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Ahmet Haşim'in parnasyen, Tevfik Fikret'in ise sembolist olduğunu iddia eden ifade yanlıştır. Edebiyat tarihi bilgilerine göre Ahmet Haşim Türk edebiyatında sembolizmin kuramsal düzeydeki en önemli temsilcisidir ve 'Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar' adlı yazısında şiirde musikiyi ve anlam kapalılığını savunmuştur. Tevfik Fikret ise parnasizmin Türk edebiyatındaki en önemli kurucularındandır; şiirlerinde biçim kusursuzluğunu ve tablo gibi tasvirleri (tablo altı şiir yazma) ön planda tutmuştur. Dolayısıyla bu iki sanatçının edebi yönelimleri tamamen ters verilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncelikle parnasizm ve sembolizm akımlarının temel niteliklerini ve dünya ile Türk edebiyatındaki önemli temsilcilerini gözden geçirmek.
Parnasizmin biçim mükemmelliğine, nesnelliğe ve kelimelerle resim yapmaya önem verdiği; sembolizmin ise musikiye, anlam kapalılığına ve öznelliğe dayandığı belirlenir. Batı'da Gautier ve Coppée'nin parnasist, Baudelaire ve Verlaine'in sembolist olduğu; Türk edebiyatında Fikret ve Kemal'in parnasyen, Haşim'in ise sembolist çizgiye yakın durduğu hatırlanır.
Seçeneklerde verilen bilgilerin doğruluğunu bu temel ölçütlere göre denetlemek.
2
Seçenekleri tek tek inceleyerek akımların özellikleri ve sanatçı eşleştirmelerindeki tutarlılığı kontrol etmek.
Ahmet Haşim'in dış dünyayı nesnel yansıttığı ve parnasyen olduğu, Tevfik Fikret'in ise sembolist olduğu iddiasının edebiyat tarihi gerçekleriyle tamamen çeliştiği tespit edilir. Haşim sembolist (saf şiirci), Fikret ise parnasyendir.
Seçenekler arasında yer alan bilgi hatasını bularak doğru seçeneği belirlemek.

Anahtar Kavram

Parnasizm ve Sembolizm Akımlarının Temsilcileri ve Temel Farkları
Soru 975Soru

Uygur Devleti'nin kültürel, siyasi ve mimari yapısına ait aşağıda verilen kavramları, bu kavramlara ait doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Maniheizm
Bögü Kağan
Karabalgasun Yazıtı
Ordubalık

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Uygur Devleti'ne ait kavramların doğru eşleştirmesi şu şekildedir: Maniheizm inancı yerleşik yaşama geçişi hızlandıran dinî gelişmeyle, Bögü Kağan bu dini kabul eden hükümdarla, Karabalgasun Yazıtı dönemin gelişmelerini anlatan kitabeyle, Ordubalık ise Ötüken'den sonra kurulan plânlı başkentle eşleşir.
Verilen kavramlar açıklamalarıyla doğru eşleştirilmiştir: Maniheizm inancı yerleşik yaşama geçişi hızlandıran dinî gelişmeyle, Bögü Kağan bu dini kabul eden hükümdarla, Karabalgasun Yazıtı dönemin gelişmelerini anlatan kitabeyle, Ordubalık ise kurulan yeni planlı başkentle eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Maniheizm terimini incelemek.
Maniheizm, yerleşik yaşama geçişi hızlandıran dinî inanç açıklamasıyla eşleşir.
Uygurlar Maniheizm dininin getirdiği kurallar (et yememe vb.) nedeniyle yerleşik hayata geçmiş ve tarım yapmışlardır.
2
Bögü Kağan terimini incelemek.
Bögü Kağan, Mani dinini devletin resmî dini hâline getiren hükümdar açıklamasıyla eşleşir.
762 yılındaki Lo-yang seferi sonrasında Mani rahiplerini ülkesine getiren ve din değişikliğini gerçekleştiren kağandır.
3
Karabalgasun Yazıtı terimini incelemek.
Karabalgasun Yazıtı, Maniheizm'in kabulünü ve tarihî gelişmeleri anlatan kitabe açıklamasıyla eşleşir.
Uygurların din değişikliği ve siyasi olayları hakkında Türkçe, Çince ve Sogdca dillerinde bilgi veren temel yazılı kaynaktır.
4
Ordubalık terimini incelemek.
Ordubalık, Ötüken'den sonra kurulan ilk plânlı şehir açıklamasıyla eşleşir.
Uygurların yerleşik yaşama geçmelerinin bir göstergesi olarak kurdukları korunaklı ve plânlı yeni başkenttir.

Anahtar Kavram

Uygur Devleti'nin kültür, din, mimari ve yazılı eser alanındaki temel özellikleri.
Soru 976Soru

Hitit Kralı Telipinu, taht kavgalarını önlemek amacıyla kendi adıyla anılan fermanında tahta geçiş kurallarını kesin bir sıraya bağlamış; ayrıca kralın, hanedan üyelerini keyfî olarak cezalandırmasını yasaklayarak bu konudaki yargı yetkisini Pankuş adı verilen soylular meclisine devretmiştir.

Bu reformların yapıldığı dönem göz önünde bulundurulduğunda, Telipinu Fermanı ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kralın tüm yetkilerini halkın seçtiği temsilcilerden oluşan bir meclise devretmesiyle Anadolu'da ilk demokratik yönetim modelini kurmuştur.

Cevap

Kralın tüm yetkilerini halkın seçtiği temsilcilerden oluşan bir meclise devretmesiyle Anadolu'da ilk demokratik yönetim modelini kurmuştur.
Telipinu Fermanı ile krallık sistemi son bulmamış ve Pankuş Meclisi de halk tarafından seçilen demokratik bir kurum olmamıştır; aksine soylulardan oluşan aristokratik bir meclistir. Dolayısıyla bu fermanla demokratik bir cumhuriyet modeline geçildiği iddiası tarihsel açıdan yanlıştır ve bu nedenle doğru yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Fermandaki veraset ve yetki sınırlandırmasıyla ilgili verilen ifadeleri analiz etmek.
Fermanın taht kavgalarını önleme amacı güttüğü ve kralın yetkilerini (yargı) kısıtladığı anlaşılır.
Sorudaki seçeneklerin doğruluk derecesini belirlemek için öncelikle fermanın getirdiği değişiklikleri tespit etmek gerekir.
2
Pankuş Meclisinin yapısını ve niteliğini değerlendirmek.
Pankuş Meclisinin halk tarafından seçilen demokratik bir kurum değil, soylulardan oluşan aristokratik bir meclis olduğu belirlenir.
İlk Çağ Anadolu medeniyetlerindeki yönetim biçimlerinin sınıfsal yapısını doğru analiz etmek için gereklidir.
3
Anakronizm ve kavramsal hataları belirleyerek yanlış olan yargıyı seçmek.
İlk Çağ Hitit Devleti'nde modern anlamda halk egemenliğine dayalı demokratik bir cumhuriyet modeline geçildiği iddiasının yanlış olduğu saptanır.
Tarihsel olayları kendi döneminin şartlarına göre değerlendirme ve anakronizm yanılgısına düşmeme becerisini göstermek için bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Hitit Devleti Yönetim Yapısı ve Telipinu Fermanı'nın Hukuki Niteliği
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 977Soru

Fatih Sultan Mehmet Dönemi'nde divan toplantılarına padişahın başkanlık etmesi usulüne son verilerek bu görev sadrazama devredilmiş, padişahlar ise toplantıları salonun üst kısmında yer alan ve 'Kasr-ı Adl' adı verilen kafesli bir pencere arkasından takip etmeye başlamışlardır.

Bu uygulamanın Osmanlı devlet yönetimi ve Divan-ı Hümayun'un kurumsal yapısı üzerindeki temel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan'ın doğrudan karar alan bir kurul olmaktan ziyade nihai kararı padişaha ait olan bir danışma organı kimliği kazanması

Cevap

Divan'ın doğrudan karar alan bir kurul olmaktan ziyade nihai kararı padişaha ait olan bir danışma organı kimliği kazanması
Padişahın divan başkanlığını sadrazama bırakıp kendisinin Kasr-ı Adl arkasından izlemesi, Divan'da alınan kararların padişahın onayına sunulması zorunluluğunu doğurmuştur. Bu durum, Divan'ın son karar mercii olma özelliğini zayıflatmış ve kurulun padişaha bağlı bir danışma organı haline gelmesine yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Fatih Sultan Mehmet Dönemi öncesindeki Divan başkanlığı uygulamasını analiz etme.
Fatih öncesinde padişahlar Divan toplantılarına doğrudan başkanlık ediyordu ve alınan kararlar anında yürürlüğe giriyordu.
Bu dönemde Divan doğrudan karar alma özelliğine sahipti.
2
Başkanlığın sadrazama devredilmesi ve Kasr-ı Adl uygulamasının getirilmesini yorumlama.
Padişah toplantıları doğrudan yönetmeyip kafes arkasından takip etmeye başladı ve sadrazamın sunduğu kararları onaylayan makam haline geldi.
Bu durum Divan'ı kararların tartışılıp padişahın onayına sunulduğu bir danışma kuruluna dönüştürmüştür.

Anahtar Kavram

Fatih Dönemi kurumsal reformları ve Divan-ı Hümayun'un danışma organına dönüşmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 978Soru

Bir edebiyat eleştirmeninin günlüğünden alınan:

*“Bu kitapta memleket coğrafyası, Anadolu insanının samimi yaşayışı, hece ölçüsünün pürüzsüz ve akıcı kullanımıyla birleşmiş. Şair; ne imgenin karanlık labirentlerinde kayboluyor ne de sloganik bir söylemle şiiri ideolojinin emrine veriyor. Onun dizelerinde memleket sevgisi ve sıla hasreti, millî bir duyarlılıkla dile getiriliyor.”*

notları, aşağıdaki şiir anlayışlarından hangisini ve bu anlayışın temsilcisini işaret etmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Millî Edebiyat zevkini sürdüren şiir - Kemalettin Kamu

Cevap

Eleştirmenin notlarında bahsedilen şiir anlayışı Millî Edebiyat zevkini sürdüren şiir, şair ise Kemalettin Kamu'dur.
Metinde bahsedilen sade dil, hece ölçüsü, memleket sevgisi ve sıla hasreti gibi özellikler Millî Edebiyat zevkini sürdüren şiir anlayışına aittir. Kemalettin Kamu, bu şiir anlayışının en önemli temsilcilerinden biri olup edebiyatımızda 'Gurbet Şairi' olarak anılmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen biçimsel ve içeriksel ipuçlarını analiz etmek.
Metinde geçen 'memleket coğrafyası, Anadolu insanının samimi yaşayışı, hece ölçüsü, sıla hasreti, millî duyarlılık' gibi kavramların Millî Edebiyat zevkini sürdüren şiir anlayışının yapı taşları olduğu belirlenir.
Bu unsurlar doğrudan doğruya Millî Edebiyat döneminin estetik mirasından beslenen şiir tarzını işaret eder.
2
Metindeki olumsuzlama ifadelerinden yola çıkarak diğer şiir yönelimlerini elemek.
'Ne imgenin karanlık labirentlerinde kayboluyor' ifadesi imgeci olan Saf Şiir anlayışını, 'ne de sloganik bir söylemle şiiri ideolojinin emrine veriyor' ifadesi ise Toplumcu Gerçekçi şiiri eler.
Böylece geriye sadece Millî Edebiyat zevkini sürdüren şiir anlayışı kalır.
3
Kalan şiir anlayışını temsilcisi ile eşleştirmek.
Seçenekler incelendiğinde Millî Edebiyat zevkini sürdüren şiir anlayışına mensup olan ve özellikle 'gurbet, sıla hasreti' temalarıyla öne çıkan şairin Kemalettin Kamu olduğu saptanır.
Ahmet Hamdi Tanpınar ve Necip Fazıl saf şiir; Rıfat Ilgaz ve Ceyhun Atuf Kansu ise toplumcu gerçekçi şiir anlayışına mensuptur.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirindeki yönelimlerin biçim, dil ve içerik özellikleri üzerinden ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 979Soru

Aşağıda sol sütunda verilen Mezopotamya medeniyetlerini, sağ sütunda bu medeniyetlerin tarihsel gelişim sürecine ve insanlık mirasına katkılarını gösteren özellikleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sümerler
Akadlar
Babiller
Asurlar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sümerler ile tapınak gözlemleri ve şehir devletleri örgütlenmesini içeren tanım; Akadlar ile ilk düzenli ordu ve imparatorluğu içeren tanım; Babiller ile mutlak monarşi ve kısas kanunlarını içeren tanım; Asurlar ile ticaret kolonileri ve yazının Anadolu'ya taşınmasını içeren tanım eşleşir.
Eşleştirmede Sümerler ziggurat, ay yılı takvimi ve şehir devletleriyle; Akadlar ilk düzenli ordu ve ilk imparatorlukla; Babiller gücünü ordudan alan mutlak monarşi ve Hammurabi Kanunları ile; Asurlar ise Karum ticaret merkezleri ve çivi yazısının Anadolu'ya taşınması ile doğru biçimde ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Sümerlerin kültürel, bilimsel ve siyasi yapılarına dair veriler incelenir.
Sümerlerin ziggurat yapımı, ay takvimi icadı ve site örgütlenmesiyle eşleştiği saptanır.
Bu unsurlar Sümer uygarlığının karakteristik özellikleridir.
2
Akadların Mezopotamya tarihindeki askeri ve siyasi dönüm noktaları değerlendirilir.
Tarihteki ilk düzenli ordu ve ilk imparatorluk yapısının Akadlar tarafından kurulduğu tespit edilir.
Sargon önderliğinde kurulan bu yapı Mezopotamya'daki ilk büyük merkezi otoritedir.
3
Babillerin siyasi otorite ve hukuk alanındaki gelişmeleri analiz edilir.
Gücünü dinden değil ordudan alan laik/dünyevi mutlak monarşi yapısının ve kısas esaslı yasaların Babillere ait olduğu belirlenir.
Kral Hammurabi rahip-kral geleneğini sonlandırıp askeri ve dünyevi iktidarı pekiştirmiştir.
4
Asurların ticari ağları ve kültürel etkileşimdeki rolleri incelenir.
Karum adı verilen ticaret kolonileriyle çivi yazısını Kültepe üzerinden Anadolu'ya taşıyan devletin Asurlar olduğu anlaşılır.
Asurlu tüccarların ticari faaliyetleri Anadolu'nun tarih öncesi devirlerden tarihi devirlere geçişini sağlamıştır.

Anahtar Kavram

Mezopotamya Medeniyetlerinin Kendine Özgü Tarihsel Nitelikleri ve Katkıları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 980Soru

"Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında, 'Rabbim! Beni geri gönder; ta ki boşa geçirdiğim dünyada salih amel işleyeyim' der. Hayır! Onun söylediği bu söz, boş laftan ibarettir. Onların arkalarında ise yeniden diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır." (Mü'minûn suresi, 99-100. ayetler)

Bu ayetler ve İslam'ın inanç esasları dikkate alındığında, reenkarnasyon ve tenasüh iddiaları hakkında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İslam inancına göre dünya hayatı tek seferlik bir imtihan sürecidir; ölümle birlikte imtihan son bulur ve ruhlar dünyaya geri dönmeksizin kıyamet gününe kadar berzah aleminde bekletilir.

Cevap

İslam inancına göre dünya hayatı tek seferlik bir imtihan sürecidir; ölümle birlikte imtihan son bulur ve ruhlar dünyaya geri dönmeksizin kıyamet gününe kadar berzah aleminde bekletilir.
İslam inancına göre dünya hayatı tekrarsız bir imtihan alanıdır. Mü'minûn suresi 99-100. ayetlerinde de vurgulandığı üzere, ölen bir kimsenin salih amel işlemek üzere dünyaya geri dönme isteği reddedilmiş ve ruhların yeniden diriltilecekleri güne kadar berzah aleminde kalacakları bildirilmiştir. Bu doğrultuda, ruhların başka bedenlerde dünyaya tekrar döneceğini (reenkarnasyon/tenasüh) savunan iddialar İslam'ın ahiret, berzah ve imtihan anlayışıyla kesin olarak çelişmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Mü'minûn suresi 99-100. ayetlerindeki ana mesajı belirlemek.
Ayet, ölüm anında dünyaya dönüp iyi ameller yapmak isteyenlerin talebinin reddedildiğini ve dirilişe kadar berzah aleminde kalınacağını belirtmektedir.
Ayetin doğrudan neyi reddettiğini ve ahiret inancının hangi aşamasını (berzah) vurguladığını anlamak için.
2
Ayetin mesajını reenkarnasyon/tenasüh iddialarıyla karşılaştırmak.
Reenkarnasyonda ruhların dünyaya sürekli geri döndüğü iddiası varken, ayet dünyaya geri dönüşün kesinlikle imkansız olduğunu ve berzah engelinin bulunduğunu açıklar.
Reenkarnasyon inancı ile İslam'ın ölüm sonrası hayat anlayışı arasındaki temel teolojik uyuşmazlığı tespit etmek için.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru yargıya ulaşmak.
Dünyanın tek seferlik bir imtihan alanı olduğu ve ruhların berzahta bekletileceği yönündeki ifadenin ayetle tam uyumlu doğru cevap olduğu belirlenir.
Yanlış iddiaları eleyip ayetin ve İslam akidesinin özünü yansıtan seçeneği bulmak için.

Anahtar Kavram

İslam'ın Ahiret İnancı ve Reenkarnasyon/Tenasüh Reddiyatı
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 49 / 437Sonraki