Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 941Soru

Mustafa Kemal Atatürk'ün gerçekleştirdiği siyasi inkılaplar, millî egemenliğin tesisi ve devletin çağdaşlaşması doğrultusunda aşamalı bir stratejiyle yürütülmüştür. Bu kapsamda 1 Kasım 1922'de saltanat kaldırılmış, dini yetkileri de barındıran hilafet makamının varlığına ise bir süre daha dokunulmayarak 3 Mart 1924 tarihinde çıkarılan kanunla bu makam da lağvedilmiştir.

Tarihsel süreç ve inkılapların niteliği dikkate alındığında, halifeliğin kaldırılmasını saltanatın kaldırılmasından ay��ran en belirgin amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin kurumsal ve toplumsal yapıs��nda laikleşme sürecini en temel aşamaya taşıması

Cevap

Devletin kurumsal ve toplumsal yapısında laikleşme sürecini en temel aşamaya taşıması
Doğru yanıt, halifeliğin kaldırılmasının devlet düzenini ve toplumsal yapıyı laik esaslara oturtma ve çift başlılığı engelleme amacını vurgulamaktadır. Saltanatın kaldırılması ise doğrudan monarşiyi sonlandırıp ulusal egemenliği kurma amacı taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Saltanatın kaldırılmasının temel amacını analiz etme
Saltanatın kaldırılması, doğrudan monarşik yönetimi sonlandırarak millet egemenliğini hâkim kılmayı amaçlamıştır.
Soruda sorulan diğer inkılap olan halifeliğin kaldırılması ile karşılaştırma yapabilmek için ilk adımın amacını belirlemek gerekir.
2
Halifeliğin kaldırılmasının temel amacını ve getirdiği değişimi inceleme
Halifeliğin kaldırılması, devletin kurumsal ve toplumsal yapısında laikleşme sürecini en önemli aşamaya taşımıştır.
İki inkılap arasındaki temel amaç farkını tespit ederek doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Halifeliğin kaldırılmasının laikleşme ve rejim açısından önemi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 942Soru

Aşağıdaki beyitler 16. yüzyıl Divan edebiyatının önemli bir temsilcisine aittir:

*Aşk derdiyle hoşam el çek ilâcımdan tabîb*
*Kılma dermân kim helâkim zehri dermânındadır*

*Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır*
*Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı*

Bu beyitlerden ve bu beyitlerin şairinin edebî kişiliğinden yola çıkılarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şiirlerinde beşerî (dünyevi) zevkleri, somut aşkı ve eğlenceyi ön plana çıkaran 'rindane' gazelin temsilcisidir; bu yönüyle tasavvuf dışı, tamamen din dışı konuları işlemiştir.

Cevap

Şiirlerinde beşerî (dünyevi) zevkleri, somut aşkı ve eğlenceyi ön plana çıkaran 'rindane' gazelin temsilcisidir; bu yönüyle tasavvuf dışı, tamamen din dışı konuları işlemiştir.
Verilen beyitler 16. yüzyılın en büyük lirik şairi olan Fuzûlî'ye aittir. Şairin felsefesi aşk acısı çekmek ve bu acıyla olgunlaşmaktır. Dünyevi zevkleri, eğlenceyi ve somut aşkı tasavvuftan uzak bir biçimde işleyen rindane tarzın 16. yüzyıldaki temsilcisi ise Bâkî'dir. Dolayısıyla beşerî zevkleri ön plana çıkaran din dışı şair ifadesi Fuzûlî için söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen beyitlerdeki mahlası ve temayı inceleme
İkinci beyitte 'Fuzûlî' mahlası açıkça geçmektedir. Beyitlerde aşk acısı ve bu acıdan usanmama (âşıkane/rindane duyarlılık) teması işlenmiştir.
Sorunun hangi şaire ait olduğunu ve hangi edebi özellikleri yansıttığını belirlemek.
2
Seçeneklerdeki edebî özellikleri Fuzûlî'nin yaşamı, sanatı ve eserleri ile karşılaştırma
Şiirlerinde beşerî aşkı, dünyevi zevk ve eğlenceyi ön plana çıkaran, tasavvuftan uzak duran şair Bâkî'dir. Fuzûlî ise ilahi aşkı ve aşk acısını işler.
Şairin edebi kişiliğiyle örtüşmeyen yanlış yargıyı tespit etmek.

Anahtar Kavram

16. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairlerinden Fuzûlî ile Bâkî'nin Sanat Anlayışları ve Tarz Farkları
Soru 943Soru

İlk Türk devletlerinde hükümdarın egemenliğini Gök Tanrı'ya dayandırması esası olan kut anlayışı, hakanın otoritesini halk nezdinde pekiştirmiştir. Ancak kutun kan bağıyla hanedanın tüm erkek üyelerine geçmesi ve töre gereği ülkenin hanedan üyelerinin ortak malı sayılması, tahta kimin geçeceği konusunda kesin bir kuralın oluşmasını engellemiştir.

Buna göre, kut anlayışının siyasi sonuçlarıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hükümdarın otoritesine meşruiyet kazandırırken, taht mücadelelerini kolaylaştırarak devletlerin siyasi ömrünü kısaltmıştır.

Cevap

Hükümdarın otoritesine meşruiyet kazandırırken, taht mücadelelerini kolaylaştırarak devletlerin siyasi ömrünü kısaltmıştır.
Kut anlayışı hükümdarın yönetimini Tanrısal bir kaynaktan alarak halkın gözündeki meşruiyetini artırsa da, kutun kan yoluyla tüm hanedan erkeklerine geçmesi verasette belirsizlik yaratmış, taht mücadelelerini tetikleyerek devletlerin bölünmesini ve ömürlerinin kısaltmasını beraberinde getirmiştir. Bu nedenle kut inancının siyasi etkisi iki yönlüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Kut inancının olumlu etkisini belirleme
Yönetme yetkisinin Gök Tanrı tarafından hükümdara verildiğine inanılması, halkın hükümdarın emirlerine uymasını ve onun otoritesini meşru kabul etmesini sağlamıştır.
Paragraftaki hükümdarın otoritesinin pekişmesi ifadesini anlamlandırmak için.
2
Kut inancının ve veraset sisteminin olumsuz etkisini belirleme
Kut yetkisinin kan bağıyla hanedanın tüm erkek üyelerine geçmesi ve ülkenin hanedanın ortak malı sayılması, tahta çıkışta belirli bir kural olmamasına (veraset belirsizliği) ve sürekli taht kavgalarına yol açmıştır.
Paragraftaki tahta geçişteki kuralsızlığın siyasi yansımasını analiz etmek için.
3
İki durumu sentezleyerek doğru seçeneği tespit etme
Kut inancının hem otoriteyi pekiştirici hem de siyasi istikrarı bozucu çift yönlü siyasi etkisi olduğu sonucuna ulaşılır.
Soruda istenen siyasi sonuç çıkarımını yapmak için.

Anahtar Kavram

İlk Türk devletlerinde kut anlayışının veraset sistemine ve devletin siyasi istikrarına etkisi
Soru 944Soru

Tanzimat Dönemi’nde basının ve öğretici metinlerin gelişiminde sadece İstanbul’da çıkarılan resmî, yarı resmî veya özel gazeteler değil; iktidarla yaşanan fikir ayrılıkları nedeniyle Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde neşredilen yayınlar da etkili olmuştur. Yeni Osmanlılar (Jön Türkler) tarafından yurt dışında çıkarılan bu gazeteler, sansür baskısından uzak olmanın verdiği özgürlükle vatan, hürriyet, adalet ve meşrutiyet gibi kavramları Türk basın tarihinde ilk kez bu denli doğrudan ve muhalif bir üslupla ele almıştır.

Buna göre, parçada sözü edilen gazetecilik faaliyeti ve dönemin edebi yönelimleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi baskılardan uzak olan bu gazetelerde, edebi derinliği sağlamak amacıyla Tanzimat II. Döneminin bireysel ve süslü dil anlayışına uygun makaleler yayımlanmıştır.

Cevap

Siyasi baskılardan uzak olan bu gazetelerde, edebi derinliği sağlamak amacıyla Tanzimat II. Döneminin bireysel ve süslü dil anlayışına uygun makaleler yayımlanmıştır.
Yurt dışında çıkarılan gazeteler (Hürriyet, Muhbir vb.) Tanzimat I. Dönem sanatçıları tarafından siyasi fikirleri savunmak ve toplumu aydınlatmak amacıyla yayımlanmıştır. Bu sebeple bu gazetelerde 'sanat sanat içindir' ilkesine bağlı, bireysel ve süslü bir dil anlayışının benimsenmesi mümkün değildir. Tam aksine, geniş halk kitlelerine ulaşabilmek amacıyla Tanzimat I. Döneminin sadeleşme eğilimli ve toplumsal faydayı gözeten dil anlayışı tercih edilmiştir. Dolayısıyla edebi derinliği sağlamak adına Tanzimat II. Döneminin bireysel ve süslü dil anlayışına uygun makaleler yayımlandığı yönündeki iddia yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada bahsedilen yurt dışı gazetecilik faaliyetinin (Hürriyet, Muhbir vb.) hangi edebi anlayışa ve döneme ait olduğunu saptamak.
Bu gazeteler Tanzimat I. Dönemi sanatçıları (Namık Kemal, Ziya Paşa, Ali Suavi) tarafından çıkarılmış olup toplumsal fayda amacı taşır.
Yurt dışındaki yayınların edebi ve siyasi kimliğini doğru konumlandırmak analizin temelidir.
2
Tanzimat I. Dönem ile II. Dönem öğretici metinlerinin dil ve sanat anlayışı farklarını karşılaştırmak.
Tanzimat I. Dönemi 'sanat toplum içindir' anlayışıyla sade ve halka yönelik bir dili savunurken; II. Dönem sansürün de etkisiyle 'sanat sanat içindir' anlayışına kaymış, bireysel konuları ağır ve süslü bir dille işlemiştir.
Seçeneklerde sunulan iddiaların edebi gerçeklikle örtüşüp örtüşmediğini belirlemek gerekir.
3
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu parçadan hareketle kontrol etmek.
Avrupa'da neşredilen gazetelerde edebi derinlik için II. Dönem'in süslü ve bireysel dil anlayışının benimsendiği iddiası yanlıştır. Bu yayınlar tamamen toplumsal/siyasi amaçlıdır ve I. Dönem dil anlayışını yansıtır.
Hatalı olan seçeneği tespit ederek doğru cevaba ulaşmak amaçlanır.

Anahtar Kavram

Tanzimat I. Dönem yurt dışı gazeteciliği ile öğretici metinlerin dil ve amaç bakımından özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 945Soru

Afet yönetimi; afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması amacıyla afet öncesi, sırası ve sonrasında yapılması gereken çalışmaların planlanması ve yönlendirilmesi sürecidir. Bu süreçte alınacak önlemlerin belirlenmesinde afetin kökeni (jeolojik, jeomorfolojik, klimatolojik vb.) ve yönetim aşaması (zarar azaltma, hazırlık, müdahale, iyileştirme) büyük önem taşır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi klimatolojik kökenli bir afetin yol açacağı olumsuzlukları önlemek veya azaltmak amacıyla afet öncesinde gerçekleştirilen zarar azaltma (önleme) çalışmalarına örnek gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarımsal kuraklık tehlikesine karşı su tüketimi az olan bitki türlerinin tercih edilmesi ve damlama sulama yönteminin yaygınlaştırılması

Cevap

Tarımsal kuraklık tehlikesine karşı su tüketimi az olan bitki türlerinin tercih edilmesi ve damlama sulama yönteminin yaygınlaştırılması
Doğru cevap, tarımsal kuraklık tehlikesine karşı su tüketimi az olan bitki türlerinin tercih edilmesini ve damlama sulama yönteminin yaygınlaştırılmasını belirten seçenektir. Kuraklık, klimatolojik kökenli, yavaş gelişen bir doğal afettir. Afet öncesinde tarım havzalarında su kullanımını optimize edecek bu tür yapısal ve planlama odaklı önlemler, afetin olumsuz etkilerini önlemeye ve riskleri azaltmaya yönelik uzun vadeli 'zarar azaltma' (önleme) çalışmalarının en belirgin örneklerindendir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki afetlerin kökenlerini (jeolojik/jeomorfolojik ve klimatolojik) sınıflandırmak.
Deprem jeolojik; heyelan jeomorfolojik; kuraklık, fırtına/hortum ve sel/taşkın ise klimatolojik kökenli afetlerdir.
Klimatolojik kökenli afeti ayırt edebilmek amacıyla bu sınıflandırma yapılır.
2
Klimatolojik kökenli afetlere yönelik önlemleri afet yönetim süreçlerine (zarar azaltma, hazırlık, müdahale, iyileştirme) göre analiz etmek.
Fırtına/hortum önlemi hazırlık; sel/taşkın önlemi iyileştirme; kuraklık önlemi ise zarar azaltma aşamasına uygundur.
Zarar azaltma aşaması afet öncesinde uzun vadeli ve risk azaltıcı önlemleri kapsar.
3
Doğru seçeneği belirlemek.
Tarımsal kuraklığa karşı su tasarrufu sağlayan sistemlerin kurulması hem klimatolojik kökenlidir hem de zarar azaltma aşamasındadır.
Soruda istenen her iki koşulu (klimatolojik köken ve zarar azaltma aşaması) aynı anda sağlayan seçenek budur.

Anahtar Kavram

Doğal afetlerin kökenlerine göre sınıflandırılması ve bütünleşik afet yönetimi aşamalarının analizi
Soru 946Soru

Tanzimat Dönemi Türk edebiyatı; bir yandan Batı medeniyeti ve edebiyatının etkisiyle yeni tür, kavram ve estetik değerleri benimsemeye çalışırken diğer yandan da köklü bir geleneğe sahip olan Divan edebiyatı alışkanlıklarını sürdürmüştür. Bu durum, dönemin sanatçıları ve eserleri üzerinde derin bir eski-yeni çatışmasına ve ikiliğe (düalizm) yol açmıştır.

Buna göre, Tanzimat edebiyatının oluşum süreci ve genel özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu dönemde görülen söz konusu ikilik veya geçiş dönemi durumlarını örnekleyen gelişmelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klasik divan edebiyatı mazmunlarının tamamen terk edilerek şiirde b��tünüyle Batılı imge ve tasvir dünyasına geçilmesi

Cevap

Klasik divan edebiyatı mazmunlarının tamamen terk edilerek şiirde bütünüyle Batılı imge ve tasvir dünyasına geçilmesi seçeneği
Tanzimat edebiyatı bir geçiş dönemi edebiyatıdır ve eski ile yeninin bir arada yaşadığı düalist (ikici) bir yapıya sahiptir. Bu dönemde Divan edebiyatı geleneği, biçim özellikleri ve mazmunları tamamen ortadan kalkmamıştır. Sanatçılar yeni fikirleri eski formlarla sunmaya devam etmişlerdir. Dolayısıyla klasik divan edebiyatı mazmunlarının tamamen terk edilerek bütünüyle Batılı bir imge dünyasına geçildiği bilgisi yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat edebiyatının oluşum koşullarını ve genel karakterini oluşturan eski-yeni ikiliği kavramını analiz edin.
Tanzimat döneminin, Batılılaşma sancıları ile köklü Osmanlı edebiyatı geleneğinin iç içe geçtiği bir geçiş dönemi olduğu belirlenir.
Soruda istenen 'ikilik veya geçiş dönemi özelliklerinden biri olmayanı' bulmak için bu tarihsel bağlam şarttır.
2
Seçeneklerde verilen edebi gelişmeleri ve özellikleri bu eski-yeni çatışması açısından tek tek değerlendirin.
Yeni kavramların eski nazım biçimleriyle sunulması, dilde sadeleşme fikrine rağmen ağır dilin sürmesi, Ziya Paşa'nın kararsızlığı ve romanlarda meddah tekniğinin bulunması gibi durumların tamamının birer geçiş/ikilik özelliği olduğu doğrulanır.
Çeldiricilerin doğruluğunu test ederek geriye kalan yanlış yargıyı saptamak hedeflenir.
3
Divan edebiyatı mazmunlarının tamamen terk edilip edilmediğini ve Batılı imge dünyasına geçişin zamanlamasını inceleyin.
Divan mazmunlarının tamamen terk edilmediği, Batılı imge dünyasına tam geçişin ancak Servet-i Fünun döneminde gerçekleştiği saptanır.
Tanzimat'ın genel özelliklerine aykırı olan yanlış bilgi belirlenerek doğru cevaba ulaşılır.

Anahtar Kavram

Tanzimat Edebiyatında Eski-Yeni İkiliği (Düalizm)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 947Soru

Aşağıda verilen doğal kaynak kullanım faaliyetleri ile bu faaliyetlerin doğrudan neden olduğu çevre sorunlarını uygun şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında Fırat ve Dicle nehirleri üzerinde barajlar inşa edilerek sulu tarımın yaygınlaştırılması
Amazon Havzası'nda kereste üretimi ve yeni tarım alanları açmak amacıyla geniş orman alanlarının tahrip edilmesi
Basra Körfezi çevresindeki petrol sahalarından deniz yoluyla yapılan taşımacılık sırasında kaza ve sızıntıların yaşanması
Batı Avustralya'da metalik madenlerin çıkarılması amacıyla açık ocak işletmeciliği yönteminin uygulanması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Güneydoğu Anadolu Projesi'ndeki sulu tarım faaliyeti toprakta tuzlanmaya ve verimsizleşmeye; Amazon Havzası'ndaki orman tahribatı karbon yutaklarının azalmasına ve habitat kaybına; Basra Körfezi'ndeki petrol sızıntıları deniz yüzeyinin kaplanarak su ekosistemlerinin zarar görmesine; Batı Avustralya'daki açık ocak madenciliği ise topografik yapının bozularak dev çukurların oluşmasına neden olmaktadır.
Doğal kaynakların kullanımı ile çevre etkileri doğru şekilde eşleştirildiğinde; GAP'taki tarımsal sulama taban suyunun yükselip toprakta tuzlanma yapmasıyla, Amazonlardaki ormansızlaşma karbon yutaklarının azalması ve biyoçeşitlilik kaybıyla, petrol sızıntıları deniz yüzeyinin kaplanarak su ekosistemine zarar vermesiyle, açık ocak madenciliği ise üst toprak sıyrılarak dev çukurların oluşması ve topografyanın bozulmasıyla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında baraj yapımı ve sulu tarım faaliyetini analiz edin.
Yarı kurak bölgelerde kontrolsüz sulama, taban suyunun yükselmesine ve buharlaşma sonucu toprakta tuzlanmaya (çoraklaşmaya) sebep olur. Bu durum ilk eşleşmeyi oluşturur.
Tarımda sulama yöntemlerinin çevre üzerindeki doğrudan etkisini saptamak için.
2
Amazon Havzası'ndaki orman tahribatının küresel ve yerel ekolojik etkilerini değerlendirin.
Geniş orman alanlarının yok edilmesi, karbon emilimini azaltarak küresel ısınmayı hızlandırır ve çok sayıda canlı türünün yaşam alanını yok eder. Bu durum ikinci eşleşmeyi verir.
Bitki örtüsünün tahribatının atmosfer ve biyosfer üzerindeki etkilerini anlamak için.
3
Deniz yoluyla yapılan petrol taşımacılığındaki sızıntıların sucul ekosistemlere etkisini inceleyin.
Petrolün su yüzeyini kaplaması, ışık ve oksijen geçirgenliğini engelleyerek deniz canlılarının yaşamını tehlikeye atar. Bu durum üçüncü eşleşmeyi sağlar.
Fosil yakıt taşımacılığının hidrosfer üzerindeki olumsuz etkilerini belirlemek için.
4
Açık ocak madenciliğinin litosfer ve topografya üzerindeki etkilerini analiz edin.
Maden çıkarma işlemi sırasında arazinin üst kısmındaki örtünün kaldırılması, geride dev çukurlar bırakarak topografyayı ve arazi yapısını kalıcı olarak bozar. Bu durum dördüncü eşleşmeyi tamamlar.
Madencilik faaliyetlerinin yer şekilleri ve toprak örtüsü üzerindeki tahribatını belirlemek için.

Anahtar Kavram

Doğal kaynakların türüne, kullanım biçimine ve coğrafi özelliklere bağlı olarak çevre üzerinde farklı türde ve boyutta olumsuz etkileri bulunmaktadır. Sürdürülebilir planlama yapılmadığında bu etkiler ekolojik yıkımlara yol açar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 948Soru

Aşağıdaki numaralanmış roman parçalarını, bu parçalarda baskın olarak kullanılan anlatım teknikleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. Ahmet, onun kendisine karşı beslediği bu ani soğukluğun sebebini bir türlü anlayamıyordu. İçinde hem derin bir kırgınlık hem de cevabını bulamadığı soruların yarattığı amansız bir öfke vardı. Kendi kendine dürüst olmaya çalıştı; belki de suç ortağı olduğu o eski hatayı itiraf etmenin zamanı çoktan gelmişti ama gururu buna engel oluyordu.
II. Saat kaç? Beş olmalı. Hayır, yedi. Duvardaki saat durmuş zaten. Hep durur. Babamın cebinden çıkardığı o koca köstekli saat... Nereye gitti o sarı zincir? Sarı, sonbahar demek. Yapraklar dökülüyor. Üşüyorum. Sobayı yakmalı. Ama odun kalmadı ki. Gitmek lazım. Nereye? Bilmiyorum. Trendeki o adam da nereye gittiğini bilmiyordu herhalde. Şapkası ne komikti.
III. Siz şimdi bu satırları okurken Selim’in odasında yalnız başına ağladığını sanıyorsunuz. Oysa ben, yazarınız olarak, onu şu anda masamın başında oturmuş, bir sonraki bölümde ne yapacağını düşünürken izliyorum. Hatta belki de bu hikayeyi burada bitirip onu tamamen özgür bırakmalıyım.
IV. Bu akşam onunla konuşmalıyım. Her şeyi açıkça anlatıp bu belirsizliğe bir son vermeliyim artık. Günlerdir içimi kemiren bu şüpheyle yaşamak beni mahvediyor. Yüzüne bakıp 'Sana inanmıyorum,' diyebilir miyim acaba? Evet, demeliyim. Korkunun ecele faydası yok.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirmenin doğru biçimi şu şekildedir: Üçüncü şahıs anlatıcının karakterin iç çatışmalarını tahlil ettiği metin (I) 'İç Çözümleme' (right_4) ile; çağrışımsal ve mantık dışı bir düşünce akışına sahip metin (II) 'Bilinç Akışı' (right_2) ile; yazarın kurmaca yapıyı ve yazma eylemini metnin içine taşıdığı metin (III) 'Üstkurmaca' (right_1) ile; kahramanın zihnindeki düzenli konuşmaları birinci şahısla yansıtan metin (IV) ise 'İç Monolog' (right_3) tekniğiyle eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede her metnin dil bilgisel yapısı, anlatıcının konumu ve mantıksal kurgusu temel alınmıştır. Üçüncü şahıs anlatıcının tahlil yaptığı metin iç çözümleme; dil bilgisi kurallarının göz ardı edilip çağrışımların düzensizce aktığı metin bilinç akışı; yazarın kurmaca süreci okuyucuyla paylaştığı metin üstkurmaca; ve karakterin kendi zihnindeki düzenli iç konuşması ise iç monologdur.

Adım Adım Çözüm

1
Metinlerin anlatıcı ve bakış açısını belirleyiniz.
I. metin üçüncü şahıs (ilahi bakış açısı) ile, II, III ve IV. metinler ise doğrudan karakterin zihni veya yazarın müdahalesi (birinci şahıs veya yazar-anlatıcı) ile kurulmuştur.
Anlatıcının konumu, iç çözümleme ile iç monolog ve bilinç akışı arasındaki en temel farklardan biridir.
2
I. metni inceleyerek uygun tekniği belirleyiniz.
I. metin 'İç Çözümleme' tekniğiyle eşleşir.
Anlatıcı, Ahmet'in zihnindeki gurur, öfke ve kırgınlık gibi içsel süreçleri dışarıdan bir gözlemci olarak analiz edip açıklamaktadır.
3
II. metni inceleyerek uygun tekniği belirleyiniz.
II. metin 'Bilinç Akışı' tekniğiyle eşleşir.
Karakterin zihnindeki düşünceler zamansal ve mantıksal bir sıra gözetmeksizin, serbest çağrışımlar (saat, sarı zincir, sonbahar, tren vb.) halinde kuralsızca akmaktadır.
4
III. metni inceleyerek uygun tekniği belirleyiniz.
III. metin 'Üstkurmaca' tekniğiyle eşleşir.
Yazar, okura doğrudan seslenerek karakterin ve anlatılanların kendisi tarafından kurgulandığını belirtmekte ve kurmaca illüzyonu yıkmaktadır.
5
IV. metni inceleyerek uygun tekniği belirleyiniz.
IV. metin 'İç Monolog' tekniğiyle eşleşir.
Kahraman, zihnindeki konuşmaları dil bilgisel açıdan düzenli, mantıklı ve takip edilebilir bir biçimde kendi kendine dile getirmektedir.

Anahtar Kavram

Anlatmaya Bağlı Metinlerde Yapı Unsurları ve Anlatım Teknikleri
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 949Soru

Aşağıda sol sütunda Tekke (Dinî-Tasavvufî) edebiyatı şairlerine ait şiirlerden alınan bentler, sağ sütunda ise Tekke edebiyatı nazım türleri karışık olarak verilmiştir. Bu bentleri ait oldukları nazım türleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

On sekiz bin âlem halk olmadan biz
Hak ile ezelî yoldaş idik biz
Nüzul ettik katre katre dünyaya
Yine o deryaya döneceğiz biz
Yeri göğü arşı kürsü yarattın
Sen ey mimar başı eyvancı mısın
Günü geceyi güneşi yarattın
Sen ey dükkancı ya bezirgan mısın
Tarikata giren canın
Mürşidine teslim gerek
Hakk’ı bulan âşıkların
Gönlü dolu irfan gerek
Hünkâr Hacı Bektaş Ali yârımız
On iki imama kurban canımız
Ehl-i beyt yolunda aktı kanımız
Aşk ile çağıran canlar merhaba

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk bent Devriye, ikinci bent Şathiye, üçüncü bent Nutuk, dördüncü bent ise Nefes nazım türü ile eşleşmektedir.
Verilen bentler tasavvufi temaları ve üslupları açısından analiz edildiğinde; ruhun ezelden gelip dünyaya inmesini ve tekrar ilahi kaynağa dönmesini anlatan birinci bent devriye; Yaratıcı ile samimi ve şakacı bir üslupla konuşan ikinci bent şathiye; tarikata giren kişiye adabı öğreten didaktik üçüncü bent nutuk; ve Bektaşi kültürünün ögelerini (Hacı Bektaş, On İki İmam) barındıran dördüncü bent ise nefes olarak doğru bir şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci bendin teması ve kavramsal çerçevesi incelenir.
Bentte geçen 'nüzul' (inme) ve 'deryaya döneceğiz' (asla rücu etme) ifadelerinin tasavvuftaki devir kuramını doğrudan yansıttığı görülür. Bu doğrultuda birinci bent devriye nazım türü ile eşleştirilir.
Şiirdeki anahtar kelimeler ve kozmik döngü teması bu nazım türünün en tipik göstergesidir.
2
İkinci bendin üslup ve hitap tarzı çözümlenir.
Bentte Allah'a yönelik 'mimar başı', 'dükkancı', 'bezirgan' gibi sıra dışı nitelemeler kullanılarak şakacı ve alaycı bir dil tercih edildiği tespit edilir. Bu üslup şathiye nazım türüne aittir.
İnançları ve ilahi kavramları alaycı bir dille sorguluyor gibi görünüp derin anlamlar barındırma şathiyenin temel ayırt edici özelliğidir.
3
Üçüncü bendin didaktik işlevi değerlendirilir.
Bentte 'tarikata giren', 'mürşidine teslim', 'edep erkan' gibi doğrudan tasavvufi yol gösterici ifadeler yer almaktadır. Müritleri eğitme amacı taşıdığı için bu bent nutuk ile eşleştirilir.
Tarikata yeni girenlere yol göstermek ve kuralları öğretmek amacıyla yazılan didaktik şiirler nutuk olarak adlandırılır.
4
Dördüncü bendin teolojik ve kültürel referansları belirlenir.
Bentte 'Hacı Bektaş', 'Ali', 'On iki imam' ve 'Ehl-i beyt' gibi doğrudan Bektaşi-Alevi tasavvuf anlayışına ait semboller kullanılmıştır. Bu doğrultuda bu bent nefes nazım türü ile eşleştirilir.
Bektaşi törenlerinde saz eşliğinde okunan ve bu inanç dünyasını yansıtan şiirler nefes türünün kapsamına girer.

Anahtar Kavram

Tekke (Dinî-Tasavvufî) Edebiyatı Nazım Türleri ve Ayırt Edici Temaları
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 950Soru

Kimyasal özellikler ve periyodik eğilimler dikkate alındığında, solda verilen periyodik özellik tanımlarını sağda verilen ilgili elementlerin periyodik sistemdeki konumları ve sınıflandırmaları ile doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Temel haldeki nötr bir atomunun gaz fazında bir elektron kazanması sırasındaki entalpi değişimi (elektron ilgisi, ΔHe\Delta H_e) en negatif (en ekzotermik) olan element
Kimyasal bağ elektronlarını kendine çekme eğilimi (elektronegatifliği) en yüksek olan ve tüm bileşiklerinde yalnızca 1-1 yükseltgenme basamağı alan element
Elektron dizilimi tam dolu orbitallerle sonlanan, elektron ilgisi endotermik olan ve elektronegatiflik değeri Pauling ölçeğinde tanımlanmayan element
Bulunduğu periyotta iyonlaşma enerjisi en düşük olan, metalik karakteri en yüksek olan ve standart koşullardaki oksit bileşiğinin bazik karakteri en kuvvetli olan element

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Elektron ilgisi en negatif element Klor (3. periyot 17. grup), elektronegatifliği en yüksek element Flor (2. periyot 17. grup), elektron ilgisi endotermik ve elektronegatifliği tanımlanmayan element Argon (3. periyot 18. grup), metalik aktifliği en yüksek element ise Potasyum (4. periyot 1. grup) olarak eşleşir.
Doğru eşleştirmede; elektron ilgisi en yüksek (en negatif) olan element klor (17Cl_{17}\text{Cl}) olup 3. periyot 17. grup halojenidir. Elektronegatifliği en yüksek element flor (9F_{9}\text{F}) olup 2. periyot 17. grup halojenidir. Soygaz olan argon (18Ar_{18}\text{Ar}) 3. periyot 18. grupta yer alır ve elektron ilgisi endotermik olup elektronegatifliği tanımlanmamıştır. Alkali metal olan potasyum (19K_{19}\text{K}) 4. periyot 1. grupta yer alır, metalik karakteri en yüksek olup oksidi kuvvetli bazik özellik gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Elektron ilgisi kavramını ve klor-flor istisnasını analiz etmek.
Genel trend olarak elektron ilgisi sağa ve yukarı artsa da, 7A grubundaki flor (9F_{9}\text{F}) yerine klorun (17Cl_{17}\text{Cl}) elektron ilgisi en negatiftir. Klor, periyodik sistemde 3. periyot 17. gruptadır.
Flor atomunun yarıçapı çok küçük olduğundan elektron yoğunluğu yüksektir ve gelen elektron ile mevcut elektronlar arasındaki itme kuvveti fazladır. Klor ise daha büyük yarıçapa sahip olduğundan bu itme azdır ve elektron ilgisi daha ekzotermiktir.
2
Elektronegatiflik kavramını ve en yüksek olan elementi belirlemek.
Elektronegatifliği en yüksek olan element flordur (9F_{9}\text{F}). Elektronegatiflik değeri 4,04,0'tür ve sadece 1-1 yükseltgenme basamağı alır. Flor 2. periyot 17. gruptadır.
Flor en elektronegatif elementtir ve elektronegatifliği en yüksek gruptaki en küçük yarıçaplı halojendir.
3
Soygazların periyodik özelliklerini değerlendirmek.
Argon (18Ar_{18}\text{Ar}) 3. periyot 18. grupta bulunan bir soygazdır. Kararlı oktet yapısındadır. Elektron ilgisi endotermiktir ve bağ yapmadığı için elektronegatifliği tanımlanmamıştır.
Soygazlar kararlı elektron dizilimine sahip olduklarından elektron almaya karşı isteksizdirler (elektron ilgileri endotermiktir) ve kimyasal bağ oluşturmadıklarından elektronegatiflik değerleri yoktur.
4
Metalik karakter ve baziklik özelliklerini analiz etmek.
Potasyum (19K_{19}\text{K}) 4. periyot 1. grupta yer alan bir alkali metaldir. Aynı periyottaki halojenlerden veya diğer ametallerden çok daha düşük iyonlaşma enerjisine ve en yüksek metalik karaktere sahiptir. Oksit bileşiği (K2O\text{K}_2\text{O}) kuvvetli baziktir.
Periyodik tabloda sola ve aşağıya doğru gidildikçe elektron verme kolaylığı (metalik karakter) artar, metal oksitlerin sulu çözeltilerinin bazikliği de buna paralel olarak artar.

Anahtar Kavram

Periyodik özelliklerden elektron ilgisi, elektronegatiflik ve metalik/ametalik karakter eğilimleri ile bu eğilimlerdeki istisnalar (klor-flor elektron ilgisi istisnası ve soygazlar).
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 951Soru

Aşağıda, Osmanlı Devleti'nin son döneminde imzalanan bazı antlaşmalar ile bu antlaşmaların doğurduğu diplomatik, siyasi veya toplumsal sonuçlar karışık olarak verilmiştir. Bu antlaşmaları en uygun sonuçlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

1878 Berlin Antlaşması
1912 Uşi Antlaşması
1913 Londra Antlaşması
1913 İstanbul Antlaşması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Berlin Antlaşması ile Ermeni Sorunu'nun uluslararası boyut kazanması ve İngiltere'nin toprak bütünlüğünü koruma politikasından vazgeçmesi; Uşi Antlaşması ile Kuzey Afrika'daki son toprak kaybı ve On İki Ada'nın geçici olarak İtalya'ya bırakılması; Londra Antlaşması ile Birinci Balkan Savaşı sonunda Doğu Trakya'nın kaybedilmesi; İstanbul Antlaşması ile Edirne'nin geri alınması ve Bulgaristan'daki Türk azınlığın haklarının güvenceye alınması eşleşmelidir.
Berlin Antlaşması ile İngiltere'nin Osmanlı bütünlüğünü korumaktan vazgeçtiği tescillenmiş ve Ermeni Sorunu uluslararası hale gelmiştir. Uşi Antlaşması ile Osmanlı Kuzey Afrika'daki son toprağını kaybetmiş ve adalarda geçici İtalyan yönetimi başlamıştır. Londra Antlaşması Birinci Balkan Savaşı'nı bitirerek Doğu Trakya ve Edirne'nin elden çıkmasına yol açmıştır. İstanbul Antlaşması ise İkinci Balkan Savaşı sonrası Edirne'yi geri getirmiş ve Bulgaristan Türklerinin haklarını güvenceye almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Berlin Antlaşması'nın analizi
İngiltere'nin Kıbrıs karşılığında izlediği tarafsızlık/bölüşüm politikası ve Ermeni Sorunu'nun ilk kez uluslararası antlaşmaya (61. madde) yansıması tespit edilir.
Berlin Antlaşması'nın Osmanlı'nın dağılma sürecindeki diplomatik ve azınlık politikası boyutunu belirlemek.
2
Uşi Antlaşması'nın analizi
Trablusgarp ve Bingazi'nin kaybedilmesiyle Kuzey Afrika'daki son toprağın elden çıktığı ve Balkan Savaşları tehdidiyle On İki Ada'nın İtalya'ya geçici devredildiği saptanır.
İtalya ile yapılan savaşın askeri ve coğrafi sonuçlarını ortaya koymak.
3
Londra Antlaşması'nın analizi
Birinci Balkan Savaşı'nı bitiren bu antlaşmayla Midye-Enez çizgisinin batısının (Edirne dahil) kaybedildiği ve Osmanlıcılık fikrinin ağır darbe aldığı belirlenir.
Balkan hezimetinin getirdiği toprak kayıplarını ve fikir akımları üzerindeki etkisini değerlendirmek.
4
İstanbul Antlaşması'nın analizi
İkinci Balkan Savaşı sonrası Edirne ve Kırklareli'nin kurtarıldığı, Bulgaristan'da kalan Türklerin dini ve kültürel haklarının (Başmüftülük vb.) düzenlendiği anlaşılır.
Balkan Savaşları sonrasındaki sınır ve azınlık düzenlemelerini analiz etmek.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin dağılma sürecindeki diplomatik mücadeleler, toprak kayıpları ve azınlık hakları politikaları.
Soru 952Soru

Aşağıdaki sol sütunda 17. ve 18. yüzyıl Divan edebiyatına yön veren şairler, sağ sütunda ise bu şairlerin edebi üsluplarını ve sanat anlayışlarını en belirgin şekilde yansıtan beyitleri verilmiştir. Bu şairleri, kendilerine ait olan beyitlerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Nâbî
Nedim
Nef'î
Şeyh Galip

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Nâbî'nin 'Bağ-ı dehrin...' beyitiyle, Nedim'in 'İzn alıp...' beyitiyle, Nef'î'nin 'Tûtî-i mucize-gûyem...' beyitiyle, Şeyh Galip'in ise 'Hoşça bak zâtına...' beyitiyle eşleştirilmesi gerekir.
Şairlerin sanat anlayışları beyitlerindeki temalar ve üslup özellikleri ile doğrudan uyuşmaktadır. Nâbî öğretici (hikemi) yönüyle yaşam tecrübesi sunan beyitle, Nedim Lale Devri eğlencelerini yansıtan Sa'dâbâd beyitiyle, Nef'î fahriye niteliğindeki iddialı kaside beyitiyle, Şeyh Galip ise insanı evrenin özü sayan tasavvufi beyitle eşleşmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen beyitlerdeki anahtar kelimeleri ve üslup özelliklerini inceleyin.
İlk beyitte geçen 'bağ-ı dehr' (dünya bahçesi) ve yaşam tecrübesi hikemi tarzı; ikinci beyitteki 'Sa'dâbâd' mahallileşmeyi; üçüncü beyitteki iddialı 'tûtî-i mucize-gû' ifadesi kaside/fahriye tarzını; dördüncü beyitteki 'zübde-i âlem' (evrenin özü) ise tasavvufi/derin hayalleri işaret eder.
Şairlerin edebi yönelimlerini beyitlerden çıkarabilmek için ipuçlarını belirlemek gerekir.
2
Elde edilen üslup özelliklerini 17. ve 18. yüzyıl şairleriyle ilişkilendirin.
Hikemi tarzın kurucusu Nâbî birinci beyitle; mahallileşme ve neşeli Lale Devri havasıyla Nedim ikinci beyitle; kendine güveni ve övgüsüyle bilinen kaside şairi Nef'î üçüncü beyitle; Sebk-i Hindi ve tasavvuf temsilcisi Şeyh Galip ise dördüncü beyitle eşleşir.
Her şairin sanat anlayışı ile şiirlerin içeriksel ve biçimsel özellikleri örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

17. ve 18. Yüzyıl Divan Şairlerinin Sanat Anlayışı ve Beyit Analizi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 953Soru

Aşağıda verilen edebi metin kesitlerini, bu kesitlerde ağırlıklı olarak kullanılan anlatım teknikleriyle doğru ��ekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

"Masadaki eski saat, büyükbabasının öldüğü günü hatırlattı ona. O gün, henüz yedi yaşındayken, konağın bahçesindeki ceviz ağacının altında oturmuş, içeriden gelen ağlama seslerini dinlemişti. Annesi elinden tutup onu odaya götürdüğünde yatakta yatan o hareketsiz bedeni ilk kez görmüştü."
"Trenin düdüğü gecenin karanlığında bir kez daha acı acı öttü. Her istasyonda, her yol ayrımında kulaklarında çınlayan bu ses, onun kaçtığı geçmişin ve bitmek bilmeyen yalnızlığın habercisiydi. Yol boyunca ne zaman gözlerini kapasa, o demir tekerleklerin tıkırtısı ve bu tiz düdük sesi zihnini tırmalıyordu."
"Kürşat, anlatılanları dinlerken içten içe büyük bir öfke duyuyor ama bunu dışarıya yansıtmamak için kendini zor tutuyordu. Yıllardır biriktirdiği bu kırgınlığın şimdi önemsiz bir ayrıntı gibi geçiştirilmesi onu derinden yaralamıştı. Kendini suçlu hissetmekle haklı olmak arasında gidip gelen ruh hâli, yüzündeki gergin çizgilerden de okunabiliyordu."
"Şemsiye nerede kalmıştı acaba yine yağmur yağıyor o günkü gibi mavi olanı mı alsaydım yok saat kaç oldu gecikeceğim işe dün akşamki adam neden öyle baktı ki bana her neyse yoldaki su birikintisine basmasam bari ayaklarım sırılsıklam olacak."

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci kesit geriye dönüş, ikinci kesit leitmotif, üçüncü kesit iç çözümleme, dördüncü kesit ise bilinç akışı tekniğiyle eşleşmelidir.
Metin kesitleri incelendiğinde; çocukluk anısına yapılan dönüşün geriye dönüş, tren düdüğünün yinelenen simgesel yapısının leitmotif, üçüncü şahıs anlatıcının kahramanın iç dünyasını çözümlemesinin iç çözümleme ve kuralsız, çağrışımlı zihinsel akışın bilinç akışı tekniklerine tam olarak uyduğu görülmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk metin kesitinin zaman yapısını incelemek.
Metinde karakterin yedi yaşındaki çocukluk anısına gidildiği görülür.
Anlatıda şimdiki zamandan geçmişe gidilmesi geriye dönüş tekniğini belirlememizi sağlar.
2
İkinci metin kesitindeki tekrarlanan motifleri aramak.
Tren düdüğü sesinin kahramanın yalnızlığını simgeleyecek şekilde sürekli tekrarlandığı belirlenir.
Metin boyunca yinelenerek temayı destekleyen bu tür simgesel ögeler leitmotif olarak adlandırılır.
3
Üçüncü metin kesitinde anlatıcının kahramanın zihnine yaklaşımını değerlendirmek.
Üçüncü şahıs anlatıcının, Kürşat'ın iç dünyasındaki öfkeyi ve çelişkileri tahlil ettiği görülür.
Kahramanın iç dünyasının dışarıdan bir gözlemci veya hâkim anlatıcı tarafından çözümlenerek anlatılması iç çözümleme tekniğidir.
4
Dördüncü metin kesitinin dil bilgisel ve mantıksal yapısını kontrol etmek.
Noktalama işaretlerinin kullanılmadığı, çağrışıma dayalı, dağınık bir iç konuşma akışı tespit edilir.
Zihinden geçen düşüncelerin dil bilgisi ve mantık süzgecinden geçirilmeksizin doğrudan verilmesi bilinç akışı tekniğidir.

Anahtar Kavram

Anlatmaya bağlı metinlerde kahramanların iç dünyalarını, geçmişlerini veya zihinsel süreçlerini aktarmak için kullanılan anlatım teknikleri (geriye dönüş, leitmotif, iç çözümleme, bilinç akışı).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 954Soru

Türkiye’de Cumhuriyet’in ilanından günümüze kadar uygulanan nüfus politikaları ve TÜİK’in geleceğe yönelik hazırladığı nüfus projeksiyonları birlikte değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TÜİK projeksiyonlarında öngörülen yaşlı nüfus oranındaki belirgin artış ve çocuk nüfus oranındaki düşüş, Türkiye'nin 1923-1965 yılları arasında uyguladığı nüfus artış hızını azaltmaya yönelik politikaların uzun vadeli bir sonucu olup günümüzde de bu politikaların kararlılıkla sürdürüldüğünü gösterir.

Cevap

TÜİK projeksiyonlarında öngörülen yaşlı nüfus oranındaki belirgin artış ve çocuk nüfus oranındaki düşüşün, Türkiye'nin 1923-1965 yılları arasında uyguladığı nüfus artış hızını azaltmaya yönelik politikaların uzun vadeli bir sonucu olduğunu öne süren yargı söylenemez.
Doğru cevap, Türkiye'nin 1923-1965 yılları arasında nüfus artış hızını azaltmaya değil, tam aksine artırmaya yönelik politikalar uyguladığı gerçeğine dayanır. Ayrıca, günümüzde yaşlanan nüfus yapısını dengelemek adına doğurganlığı artırıcı politikalar teşvik edilmektedir; azaltıcı politikalar sürdürülmemektedir. Bu nedenle bu yargı söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyet'in kuruluşundan günümüze kadar uygulanan nüfus politikası dönemlerinin amaçlarını ve özelliklerini belirlemek.
1923-1965 döneminin nüfusu artırıcı (pronatalist), 1965-1980 döneminin ise nüfus artış hızını azaltıcı (antinatalist) politikalara sahip olduğu saptanır.
Seçeneklerdeki tarihsel dönem bilgilerinin doğruluğunu test etmek.
2
Günümüzdeki nüfus politikası yönelimlerini ve TÜİK nüfus projeksiyonlarının temel verilerini analiz etmek.
Günümüzde Türkiye'nin nüfusunun yaşlanma eğiliminde olduğu, çocuk oranının düştüğü ve bu doğrultuda doğurganlığı teşvik edici politikaların uygulandığı belirlenir.
Mevcut demografik durum ile gelecek projeksiyonlarının uyumunu incelemek.
3
Seçenekleri analiz ederek yanlış olan ifadeyi saptamak.
1923-1965 döneminde azaltıcı nüfus politikası uygulandığını iddia eden seçeneğin yanlış olduğu saptanır.
Soru kökündeki söylenemez ifadesine göre doğru cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Nüfus Politikaları Dönemleri ve Nüfus Projeksiyonları
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 955Soru

Türk edebiyatının Batılılaşma evresinde, Tanzimat'ın ikinci kuşağında yer alan temsilciler şiir, tiyatro ve anlatı türlerinde yapısal ve kuramsal yeniliklere imza atmışlardır. Bu doğrultuda, verilen sanatçılar ile onların Türk edebiyatına kazandırdıkları yenilikçi edebi özellikleri ve yaklaşımları eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Recaizade Mahmut Ekrem
Abdülhak Hamit Tarhan
Muallim Naci
Samipaşazade Sezai

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Recaizade Mahmut Ekrem ile şiir konusunu genişleten ve kulak için kafiyeyi savunan ifade; Abdülhak Hamit Tarhan ile metafizik ürperti ve ölüm temalarını getiren Şair-i Azam nitelemesi; Muallim Naci ile eski şiir estetiğini tamamen reddetmeden göz için kafiyeyi savunan ifade; Samipaşazade Sezai ile ise Küçük Şeyler eseri üzerinden Batılı anlamda ilk kısa hikaye niteliği eşleşmelidir.
Tanzimat II. Dönem sanatçılarının edebi özellikleri ve getirdikleri yenilikler doğru eşleştirilmiştir. Recaizade Mahmut Ekrem şiirde 'kulak için kafiye' ve geniş konu yelpazesini savunmuş; Abdülhak Hamit Tarhan metafizik konulara yönelerek kuralları yıkmış; Muallim Naci gelenekle bağı koparmadan 'göz için kafiye'yi müdafaa etmiş; Samipaşazade Sezai ise Küçük Şeyler ile realizmi hikayede uygulamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sanatçıların edebi görüşlerini ve teorik yaklaşımlarını analiz edin.
Recaizade Mahmut Ekrem'in 'kulak için kafiye' ve şiir konusunu 'güzel olan her şey' olarak belirleme ilkeleri ile Muallim Naci'nin 'göz için kafiye' ve ölçülü yenilik savunuculuğu tespit edilir.
Tartışmalı ve teorik görüşler, Tanzimat II. Dönem şiir anlayışını belirleyen en temel ayrım noktalarıdır.
2
Sanatçıların Türk şiirine ve nesrine getirdikleri tematik ve türsel yenilikleri değerlendirin.
Abdülhak Hamit Tarhan'ın metafizik temaları ve ölüm konusunu şiire taşıdığı, Samipaşazade Sezai'nin ise Küçük Şeyler eseri ile Batılı anlamda kısa öykünün temelini attığı görülür.
Türsel ve tematik yenilikler sanatçıların belirgin edebi kimliklerini oluşturur.
3
Elde edilen edebi kimlikleri sanatçı isimleriyle birebir eşleştirerek kontrol edin.
Recaizade Mahmut Ekrem - kulak için kafiye/şiirin konusunu genişletme; Abdülhak Hamit Tarhan - metafizik ürperti/Şair-i Azam; Muallim Naci - göz için kafiye/eskiyi tümüyle reddetmeme; Samipaşazade Sezai - Küçük Şeyler/Batılı kısa hikaye eşleşmesi tam olarak doğrulanır.
Tüm sanatçı-özellik eşleşmelerinin hatasız olduğundan emin olunarak doğru sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Tanzimat II. Dönem sanatçılarının edebi özellikleri, eserleri ve estetik görüşleri
Soru 956Soru

Aşağıda sol sütunda Divan edebiyatı şairlerine ait beyitler, sağ sütunda ise bu beyitlerin içeriklerine göre ait olduğu nazım türleri verilmiştir. Beyitleri ilgili oldukları nazım türleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hâk-i pâkine yetem der ömrlerdir muttasıl
Başını taştan taşa urup gezer âvâre su
Nâ-gehân bir bâd-ı sar-sar esdi ol bâğ-ı hüsne
Soldu gül, döküldü yaprak, bitti ömr-i nâzenîn
Tûtî-i mu‘cize-gûyem ne desem lâf değil
Çerh ile söyleşemem âyinesi sâf değil

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşmeler şu şekildedir: Peygamberi öven ve ona duyulan özlemi dile getiren 'Hâk-i pâkine yetem der...' beyti Naat ile; ölüm temalı ve ömrün bitişini anlatan 'Nâ-gehân bir bâd-ı sar-sar...' beyti Mersiye ile; şairin kendi yeteneğini övdüğü 'Tûtî-i mu‘cize-gûyem...' beyti ise Fahriye ile eşleşmektedir.
Eşleşmeler beyitlerin anahtar kelimeleri ve tematik özellikleri incelenerek doğru yapılmıştır. Birinci beyit peygamber övgüsü içeren bir naat; ikinci beyit ölüm ve yok oluşu anlatan bir mersiye; üçüncü beyit ise şairin kendi yeteneğini övdüğü bir fahriyedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk beyitte geçen 'Hâk-i pâk' ve 'su' imgesinin Hz. Muhammed'in ayağının bastığı toprağa ulaşma çabasını analiz etmek.
Beytin peygamberi övmek ve ona duyulan özlemi dile getirmek amacıyla yazıldığı, dolayısıyla nazım türünün Naat olduğu belirlenir.
Naat, Hz. Muhammed'i övmek amacıyla yazılan dinî-edebî nazım türüdür.
2
İkinci beyitteki 'soldu gül, döküldü yaprak, bitti ömr-i nâzenîn' ifadelerini ve ölüm çağrışımlarını incelemek.
Beytin bir ölümün ardından duyulan üzüntüyü simgelediği, dolayısıyla nazım türünün Mersiye olduğu saptanır.
Mersiye, ölen bir kişinin ardından duyulan acıyı ve onun erdemlerini anlatan nazım türüdür.
3
Üçüncü beyitteki 'Tûtî-i mu‘cize-gûyem' ve 'ne desem lâf değil' gibi şairin kendi söz ustalığını dile getirdiği ifadeleri değerlendirmek.
Şairin kendisini ve sanatını övdüğü, dolayısıyla nazım türünün Fahriye olduğu saptanır.
Fahriye, divan şairlerinin kendi şiir yeteneklerini ve sanatsal güçlerini övmek amacıyla yazdıkları bölümlerdir.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatı Nazım Türleri ve Konuları
Soru 957Soru

Aşağıda Türkiye'nin farklı fiziki coğrafya özelliklerine sahip yörelerindeki afet risk durumları verilmiştir. Bu yöreleri, olası afet zararlarını en aza indirmek amacıyla öncelikle uygulanması gereken en uygun korunma ve önleme yöntemleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Doğu Karadeniz'de dik yamaçlar üzerinde yer alan, kalın ayrışmış killi örtüye sahip ve yıl boyunca yüksek yağış alan havzalar
Doğu Anadolu'da yüksek dağlık alanların rüzgaraltı yamaçlarında yer alan, kış boyunca yoğun kar yağışı alan dik vadiler
Ege Bölgesi'ndeki çöküntü ovalarında yer alan, yüksek yer altı su seviyesine sahip alüvyal dolgulu gevşek zeminler
İç Anadolu'da yıllık yağış miktarının çok düşük olduğu, fiziksel ufalanmanın şiddetli gerçekleştiği nadas tarım alanları

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğu Karadeniz'deki killi yamaçlar heyelan önlemi olan drenaj kanalları ve şev eğiminin azaltılmasıyla; Doğu Anadolu'daki kar yağışlı dik vadiler çığ önlemi olan kar perdeleri ve çitleriyle; Ege'deki alüvyal zeminler zemin sıvılaşması ve deprem önlemi olan mikrobölgeleme, zemin güçlendirmesi ve kazık temellerle; İç Anadolu'nun kurak nadas alanları ise rüzgar erozyonu önlemi olan nöbetleşe ekim, rüzgar kıran ağaçlar ve anız korumasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede; Doğu Karadeniz'deki killi ve dik yamaçlar heyelan riski nedeniyle drenaj ve şev kontrolüyle; Doğu Anadolu'daki kar birikimi olan dik vadiler çığ riskine karşı kar perdeleriyle; Ege'deki alüvyal ovalar deprem ve zemin sıvılaşması riski nedeniyle mikrobölgeleme ve kazık temellerle; İç Anadolu'nun kurak alanları ise rüzgar erozyonuna karşı nöbetleşe ekim ve rüzgar kıran ağaçlandırmalarla eşleştirilmiştir. Bu eşleştirmeler coğrafi bölgelerin fiziki özellikleri ile afet korunma yöntemlerinin doğasına tam uyum sağlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Doğu Karadeniz yöresindeki fiziksel koşulları analiz etme
Yüksek eğim, aşırı yağış ve killi tabaka bir araya geldiğinde heyelan riski oluşur. Bu riske karşı yamaçtaki suyun drenaj tünelleri ve kanallarıyla tahliye edilmesi ve şev dengesinin korunması gerektiği belirlenir.
Killi toprakların suya doygun hale gelerek kaymasını engellemenin en temel yolu suyu uzaklaştırmaktır.
2
Doğu Anadolu yöresindeki fiziksel koşulları analiz etme
Yoğun kar yağışı, dik yamaçlar ve rüzgarın biriktirdiği kar tabakaları çığ riskini doğurur. Bu riske karşı kar çitleri, kar perdeleri ve bitki örtüsünün korunması gerektiği saptanır.
Kar örtüsünün yerçekimi etkisiyle yamaç aşağı kaymasını fiziksel engellerle durdurmak ve yamacı sabitlemek gerekir.
3
Ege çöküntü ovalarındaki koşulları analiz etme
Gevşek alüvyal dolgular ve yüksek yer altı suyu seviyesi, deprem esnasında zemin sıvılaşmasına yol açar. Bu zeminlerde derin kazık temeller ve zemin enjeksiyonu gibi mühendislik önlemlerinin zorunlu olduğu belirlenir.
Deprem dalgalarının gevşek zeminlerdeki yıkıcı etkisini hafifletmek ancak zemin iyileştirmesi ve sağlam temellerle mümkündür.
4
İç Anadolu kurak düzlüklerindeki koşulları analiz etme
Kuraklık, cılız bitki örtüsü ve rüzgarın etkisiyle rüzgar erozyonu meydana gelir. Buna karşı nöbetleşe ekim, rüzgarı kesen ağaçlandırma ve anızın korunması yöntemleri eşleştirilir.
Toprağın üst tabakasını süpüren rüzgarın hızını kesmek ve toprağı bitki örtüsüyle korumak temel amaçtır.

Anahtar Kavram

Farklı coğrafi özelliklere sahip alanlarda oluşan doğal afet türlerinin dağılışı ile bu afetlerin zararlarını en aza indirmeye yönelik arazi kullanım planlaması ve korunma yolları.
Soru 958Soru

Tekke (dinî-tasavvufî) Türk edebiyatında tasavvufi düşüncenin farklı boyutlarını işleyen, kendilerine has konu ve üslup özelliklerine sahip nazım türleri geliştirilmiştir.

Buna göre, sol tarafta verilen tasavvufi şiir dörtlüklerini sağ taraftaki ait oldukları nazım türleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tarikata girenlerin
İkrarı iman olmalı
Mürşidine teslim olan
Gönlünde güman olmalı
Çıktım erik dalına
Anda yedim üzümü
Bostan ıssı kakıdı
Der ne yersin kozumu
Cihan var olmadan ketm-i ademde
Hakk ile birlikte yekdaş idim ben
Yaratıldı devr-i âlem bu demde
Bunun için geldim dünyaya yine
Biz ulu bir kervanız yoldan kalmayız
Ehl-i Beyt’e candan bağlıyız kopmayız
İmam Cafer mezhebinden dönmeyiz
Ali’ye teslimiz, kurbanıyız biz

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tarikata giriş kurallarını anlatan birinci dörtlük nutukla; erik dalından meyve yeme gibi mecazi ve sembolik ifadeler barındıran ikinci dörtlük şathiyeyle; ruhun evrendeki yolculuğunu ve yaratılış sürecini konu edinen üçüncü dörtlük devriyeyle; Ehl-i Beyt ve Hz. Ali sevgisini barındıran dördüncü dörtlük ise nefesle eşleşmelidir.
Tarikata girenlerin uyması gereken kuralları ve mürşide bağlılığı didaktik şekilde anlatan parça nutuk türüyle; erik dalında üzüm yemek gibi sembolik ve ilk bakışta mantıksız görünen parça şathiye türüyle; ruhun ezeli varoluşunu ve dünya döngüsünü işleyen parça devriye türüyle; Ehl-i Beyt ve Hz. Ali bağlılığını dile getiren Bektaşi şiiri ise nefes türüyle doğru şekilde eşleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci dörtlüğün konusunu ve üslubunu incelemek.
Dörtlükte tarikata girenlerin mürşide teslim olması gerektiği didaktik bir dille anlatılmaktadır.
Bu özellikler, yeni başlayanlara adabı öğreten nutuk türünü işaret eder.
2
İkinci dörtlüğün konusunu ve üslubunu incelemek.
Erik dalında üzüm yemek gibi mantık dışı görünen sembolik ve şakacı bir anlatım bulunmaktadır.
Tasavvufta bu tarz derin sembolik anlamlar taşıyan şiirlere şathiye denir.
3
Üçüncü dörtlüğün konusunu ve üslubunu incelemek.
Cihan var olmadan önce yaratıcıyla bir olmak ve dünyaya gelip devri tamamlamak anlatılmaktadır.
Ruhun mutlak varlıktan gelip tekrar ona dönmesini anlatan tür devriyedir.
4
Dördüncü dörtlüğün konusunu ve üslubunu incelemek.
İmam Cafer, Ehl-i Beyt ve Hz. Ali gibi Bektaşilik unsurları saz şairi edasıyla işlenmiştir.
Bektaşi törenlerinde söylenen tasavvufi şiirler nefes olarak adlandırılır.

Anahtar Kavram

Tekke (Dinî-Tasavvufî) Edebiyatı Nazım Türleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 959Soru

Önce tevhit et dili temiz eyle
Sırrını sakla özünü düz eyle
Mürşide teslim ol sözü az eyle
Tarikata giren can böyle olur

Bu dörtlük ve ait olduğu nazım türüyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnançlardan alaycı bir üslupla bahseder gibi görünerek tasavvuf ilkelerini açıklayan ve törenlerde saz eşliğinde çalınmak üzere bestelenen bir şathiye örneğidir.

Cevap

İnançlardan alaycı bir üslupla bahseder gibi görünerek tasavvuf ilkelerini açıklayan ve törenlerde saz eşliğinde çalınmak üzere bestelenen bir şathiye örneğidir.
Verilen dörtlük, tarikata yeni giren dervişlere yol göstermek ve tarikat kurallarını öğretmek amacıyla yazılmış didaktik bir şiir olan 'nutuk' türüne örnektir. Seçeneklerde belirtilen, inançlarla alay eder gibi bir üsluba sahip olma özelliği 'şathiye' türüne; törenlerde saz eşliğinde bestelenerek söylenme özelliği ise genellikle 'nefes' türüne aittir. Bu nedenle bu ifade dörtlük ve ait olduğu tür için söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Dörtlüğün içeriğini ve hitap tarzını analiz etmek.
Dörtlükte tarikata yeni giren birine yönelik 'mürşide teslim ol', 'sırrını sakla' gibi doğrudan öğütler verilmektedir. Bu didaktik içerik, şiirin bir 'nutuk' olduğunu gösterir.
Şiirin konusunu belirlemek, onun hangi Tekke edebiyatı nazım türüne ait olduğunu bulmanın ilk adımıdır.
2
Şiirin biçimsel özelliklerini (ölçü, kafiye ve redif) incelemek.
Dizeler sayıldığında 11'li hece ölçüsüyle yazıldığı görülür. İlk üç dizede 'temiz eyle', 'düz eyle', 'az eyle' sözcüklerinde 'eyle' kısımları görevdaş olduğu için rediftir. Geriye kalan 'temiz', 'düz', 'az' kelimelerinde ise tek ortak ses 'z' harfi olduğundan yarım kafiye mevcuttur.
Seçeneklerde yer alan biçimsel analizin doğruluğunu teyit etmek için ahenk unsurları incelenmelidir.
3
Yanlış olan seçeneği tespit etmek.
İnançlarla alay eder gibi görünme özelliği 'şathiye' türüne, saz eşliğinde törenlerde söylenme özelliği ise 'nefes' veya 'deme' türüne aittir. Verilen dörtlük bir 'nutuk' olduğu için bu yargı dörtlükle uyuşmamaktadır.
Dörtlüğün türü olan nutuk ile şathiye ve nefes türlerinin ayırt edici özelliklerini karşılaştırarak hatalı önermeyi bulmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Tekke (Dinî-Tasavvufî) Edebiyatı Nazım Türleri ve Özellikleri
Soru 960Soru

Aşağıda 19. ve 20. yüzyıl Batı edebiyatında öne çıkan bazı sanatçılar ile bu sanatçıların edebi yönelimlerini ve temsil gücü yüksek eserlerini içeren açıklamalar verilmiştir.

Buna göre, sol sütunda yer alan sanatçıları sağ sütundaki uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Honoré de Balzac
Anton Çehov
Edgar Allan Poe
Knut Hamsun

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Honoré de Balzac, realizm akımı kapsamında Goriot Baba adlı eserle; Anton Çehov, durum hikayeciliğiyle Martı adlı oyunla; Edgar Allan Poe, gotik/gizem unsurları ve ilk modern polisiye olan Morgue Sokağı Cinayeti ile; Knut Hamsun ise bireyin iç dünyasındaki yabancılaşmayı işleyen Açlık romanı ile eşleşir.
Sanatçıların edebi yönelimleri ve en bilinen eserleri incelendiğinde; Honoré de Balzac'ın realist yaklaşımı ve Goriot Baba eseriyle, Anton Çehov'un durum hikayeciliği ve Martı eseriyle, Edgar Allan Poe'nun polisiye türünün temeli olan Morgue Sokağı Cinayeti eseriyle ve Knut Hamsun'un psikolojik tahliller barındıran Açlık eseriyle eşleştiği açıkça görülür.

Adım Adım Çözüm

1
İlk yazar olan Honoré de Balzac incelenir.
Gözlem yeteneği ve realist betimlemeleriyle bilinen yazarın Goriot Baba adlı eseriyle realist külliyatta yer aldığı tespit edilir ve ilk açıklama ile eşleştirilir.
Balzac'ın realizm akımındaki öncü rolü ve eser bilgisi doğrulanmalıdır.
2
İkinci yazar olan Anton Çehov incelenir.
Durum hikayeciliğinin kurucusu olduğu, Martı ve Vanya Dayı gibi önemli oyunlara imza attığı belirlenerek ikinci açıklama ile eşleştirilir.
Çehov'un edebiyattaki türsel yenilikleri ve tiyatro eserleri tanımlanmalıdır.
3
Üçüncü yazar olan Edgar Allan Poe incelenir.
Gotik edebiyat ve gizem unsurları ile Morgue Sokağı Cinayeti adlı ilk modern polisiye eseri yazdığı belirlenerek üçüncü açıklama ile eşleştirilir.
Poe'nun polisiye türünün kurucusu olma özelliği ve gotik tarzı ayırt edilmelidir.
4
Dördüncü yazar olan Knut Hamsun incelenir.
Açlık romanıyla tanınan, modernizm ve varoluşçuluk üzerinde etkili olan yazar dördüncü açıklama ile eşleştirilir.
Hamsun'un psikolojik tahlilleri ve en ünlü yapıtı olan Açlık romanı doğrulanmalıdır.

Anahtar Kavram

19. ve 20. Yüzyıl Batı Edebiyatı Sanatçı-Eser ve Akım Eşleştirmesi
ÖncekiSayfa 48 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin