Divan Edebiyatı
303 soru
Divan edebiyatında beyit esasına dayalı olarak kurulan nazım şekillerinin yapısal, kafiye ve tematik özelliklerini araştıran bir öğrenci, farklı eserlerden şu üç beyti seçmiştir:
I.
*Görüp Mecnûn'u ol bî-çâre vü zâr*
*Dedi: Ey derd-i aşka mübtelâ yâr*
II.
*Süzme çeşmün gelmesün m��jgân müjgân üstüne*
*Urma zahm-ı sîneme peykân peykân üstüne*
III.
*İlm kesbiyle pâye-i rif'at*
*Bir acâyib belâ imiş ancak*
Buna göre, incelenen beyitlerle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
Aşağıda sol sütunda verilen 15. ve 16. yüzyıl divan şairlerini, sağ sütundaki en belirgin edebî özellikleri ve eserleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
13. ve 14. yüzyıllarda Anadolu sahasında gelişen Türk edebiyatının kurucu şairleri hakkında araştırma yapan bir akademisyen, hazırladığı çalışma raporuna şu notları kaydetmiştir:
* X Şairi: 14. yüzyılın başlarında kaleme aldığı, ahlaki ve tasavvufi ögeler barındıran on bablık hacimli Türkçe mesnevisiyle bilinir. Eserinin çeşitli bölümlerinde Türkçenin edebi bir dil olarak değer görmemesinden yakınmış ve Türkçenin sanatsal gücün�� ortaya koymayı amaçlamıştır.
* Y Şairi: Germiyanoğulları sarayında yetişip daha sonra Osmanlı şehzadelerinin himayesine girmiş; tıp, astronomi ve din ilimlerindeki birikimiyle tanınmıştır. Divan şiiri geleneğinde aruzun Türkçeye uygulanmasında kurucu rol oynamış ve Makedonyalı hükümdarın hayatın�� konu alan epik-alegorik mesnevisiyle şöhret kazanmıştır.
* Z Şairi: Kırşehir'de yaşamış ve bölgedeki kültürel hayata yön vermiştir. Feridüddin Attar'ın kuşların tasavvufi yolculuğunu anlatan sembolik eserini Türkçeye serbestçe aktarmış; bu çeviriye *Kelile ve Dimne* ile *Kâbusnâme* gibi kaynaklardan aldığı çeşitli kıssaları ve kendi özgün hikâyelerini de katarak esere telif niteliği kazandırmıştır.
Bu raporda özellikleri ve eserleri açıklanan şairler (X, Y, Z) sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
Divan edebiyatı nazım şekillerinin yapısal, kafiye ve tematik özelliklerini inceleyen bir araştırmacı, farklı yazma eserlerden şu üç beyiti seçmiştir:
I.
*Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi*
*Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi*
II.
*Leylî dedi ey cefâ-yı devrân*
*Hicrân oduna yakıldı bu cân*
III.
*Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkıt ne bilür*
*Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç sâat*
Bu beyitlerin yapısal, tematik ve kafiye özellikleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Bir edebiyat tarihçisi, 15. ve 16. yüzyıl Divan edebiyatı şairleri üzerine yaptığı çalışmada iki şairin üslup özelliklerini karşılaştırmak için şu örnek beyitleri vermiştir:
I. Beyit:
*Çıkalı göklere âhım şereri döne döne*
*Yandı kandîl-i sipihrin ciğeri döne döne*
II. Beyit:
*Minnet Hudâ'ya devlet-i dünyâ fenâ bulur*
*Bâkî kalır sahîfe-i âlemde adımız*
Edebiyat tarihçisi bu beyitlerin sahipleri hakkında şu tespitlerde bulunur:
- I. beytin şairi; şiirlerinde divan edebiyatının kalıplaşmış mazmunlarının dışına çıkmaya çalışmış, Türkçenin deyim ve atasözü varlığını aruz veznine başarıyla uygulayarak mahallîleşme yöneliminin ilk olgun örneklerini vermiştir.
- II. beytin şairi ise döneminin saray çevresinde büyük itibar görmüş; hayata rintçe yakla��mış, tasavvufa şiirlerinde yer vermeyerek dünyevi zevkleri ve beşerî sevgiyi ön plana çıkarmıştır.
Buna göre, edebiyat tarihçisinin hakkında değerlendirme yaptığı şairler ve eserleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Aşağıda Divan edebiyatı nesir türlerinden alınmış iki farklı metin verilmiştir:
I. Metin:
"İlahi, kabul senden, ret senden... İlahi, hidayet senden, inayet senden... İlahi, senin keremin çok, bizim günahımız çok... Günahımız bizi yandırır, keremin bizi andırır."
II. Metin:
"Ey oğul! Bilgil ve agâh ol ki dünya malı azizdir, onu hor tutma ve yerinde harcamaktan çekinme. Lakin mal kazanacağım diye hırs ateşiyle kendini yakma. Her işinde insafı elden bırakma."
Bu metinler ve temsilcileriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Divan edebiyatında beyit esasına dayalı olarak kurulan nazım şekillerinin kendilerine has yapısal (kafiye düzeni, mahlas kullanımı) ve tematik (olay anlatımı, lirik duygu, dua) özellikleri bulunmaktadır.
Aşağıda sol sütunda verilen beyitleri, sağ sütundaki ait oldukları nazım şekilleri ve beyit özellikleri ile doğru bir şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Âsitânın bekleyen kem-ter gedâlardan biridir
Belâ-yı hicr ile yansın dil-i nâ-şâdına baksın
Yük elinden çekip cefâ v�� hesâr
Âkıbet toprak olur cism-i şerîfin bî-güman
Eşleşmeler
Aşağıda sol sütunda edebî özellikleri ve yüzyılları verilen şairler ile sağ sütundaki şair-eser eşleştirmelerini doğru biçimde birleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıda verilen beyitleri, temsil ettikleri Divan edebiyatı edebî akımlarıyla eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Rişte-i nâle-i murğ-ı dil-i sad-pâreyiz
Biz neşâtın da gamın da rüzgârın görmüşüz
Gülelim oynayalım kâm alalım dünyâdan
Benzer o kaşları yayın gözüne
Eşleşmeler
Divan edebiyatında şairlerin sanat anlayışları, dili kullanma biçimleri, ele aldıkları temalar ve dönemlerinin dil özellikleri şiirlerinin üslubunu belirler. Örneğin; Azeri Türkçesinin ses ve kelime özelliklerini lirik ve tasavvufi bir acıyla birleştiren şair ile dünyevi aşkı ve zevki İstanbul Türkçesinin pürüzsüzlüğüyle dile getiren şairin üslubu birbirinden belirgin şekilde ayrılır. Aynı şekilde, atasözü ve deyimleri şiire dâhil ederek yerlileşmenin ilk kıvılcımlarını yakan şair ile yüksek bir teknikle nazireler yazıp saray çevresinin diliyle şiir söyleyen şairin üslupları da farklıdır.
Buna göre, aşağıda verilen beyitlerden hangisinin üslup/içerik özelliklerinden hareketle ait olduğu şairle eşleştirilmesi yanlıştır?
"Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denlü tutuşan odlara kılmaz çâre su"
Açıklama: "od" ve "denlü" gibi Azeri Türkçesi dil özelliklerini içermesi ve derin bir aşk ızdırabını konu alması bakımından 16. yüzyılın büyük lirik şairi Fuzûlî’ye aittir.
"Fermân-ı aşka cân ile var inkıyâdımız
Hükm-i kazâya zerre kadar yok inâdımız"
Açıklama: Rindane edayı, kadere rıza gösterme ve teslimiyet anlayışını İstanbul Türkçesinin temiz, pürüzsüz söyleyişiyle dile getirmesi bakımından 16. yüzyılın "Sultânu'ş-Şuarâ"sı Bâkî’ye aittir.
"Derdime vâkıf değil yârân beni bîmâr sanır
Hâlimi arz eylesem her kimseye dildâr sanır"
Açıklama: Şiirde yerlileşme eğiliminin öncüsü olarak Türkçe deyimsel söyleyişlere yer vermesi bakımından 15. yüzyıl şairi Necâtî’ye aittir.
"Güneş gibi yüzün devrinde kadrin bilmeyip şâhım
Gözümden döktüğüm yaşlar yerinde la'l ü mercândır"
Açıklama: Fatih Sultan Mehmet döneminde saray çevresinde yetişen, yüksek bir teknik ve aruz hâkimiyetiyle şiirler yazan 15. yüzyıl şairi Ahmet Paşa’ya aittir.
"Gör zâhidi kim sâhib-i irşâd olayım der
Dün mektebe vardı bugün üstâd olayım der"
Açıklama: 15. yüzyılın tasavvufi hicivleriyle tanınan şairi Şeyhî’ye aittir; şairin Harname adlı ��nlü yergi mesnevisindeki alegorik anlatım tarzıyla birebir örtüşmektedir.
Aşağıda sol sütunda Divan edebiyatında dörtlük ve bentlerle kurulan bazı nazım şekilleri, sağ sütunda ise bu nazım şekillerinin ayırt edici yapısal veya içeriksel özellikleri karışık olarak verilmiştir. Bu nazım şekillerini ilgili özellikleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Hakk’a şükür koçlarun devrân��dur
Cümle âlem bu demün hayrânıdur
Kıl kılıçtan keskin ü incedür yol
Er olanlarun bu yol meydânıdur
Biçimsel ve içerik özellikleri dikkate alındığında bu şiirle ilgili;
I. Türklerin divan edebiyatına kazandırdığı, aruzun yalnızca "fâilâtün fâilâtün fâilün" kalıbıyla yazılan "tuyuğ" nazım şeklinin ��zelliklerini taşımaktadır.
II. Fars edebiyatından Türk edebiyatına geçen ve aruzun kendine özgü yirmi dört farklı kalıbıyla yazılabilen "rubai" nazım şeklinin yapısal özelliklerini yansıtmaktadır.
III. İslamiyet öncesi Türk edebiyatında ölen kişilerin ardından duyulan acıyı dile getiren "sagu" nazım şeklinin divan edebiyatındaki yapısal ve tematik karşılığıdır.
IV. Tek dörtlükten oluşan, mahlas barındırmayan ve üslup özellikleri dikkate alındığında 14. yüzyıl şairi Kadı Burhaneddin'e ait olan bu şiir, Azeri Türkçesinin dil özelliklerini yansıtmaktadır.
yargılarından hangileri doğrudur?
Aşağıda Divan edebiyatı nazım şekillerinden alınmış üç farklı beyit verilmiştir:
I.
*Esti nesîm-i nev-bahâr açıldı güller subh-dem*
*Açsın bizim de gönlümüz sâkî meded sun câm-ı Cem*
II.
*Kamu bîmârına cânân devâ-yı derd eder ihsân*
*Niçün kılmaz bana dermân beni bîmâr sanmaz mı*
III.
*Bir eşek var idi zaîf ü nizâr*
*Yük elinden anın katı zâr*
Bu beyitlerin yapısal ve tematik özellikleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Edebiyat öğretmeni, derste öğrencilerine Divan edebiyatında şairlerin yalnızca dinî, tasavvufî ya da toplumsal konulara yönelmediklerini; aynı zamanda kendi sanatsal güçlerini de abartılı bir biçimde överek dile getirdiklerini belirtmiştir. Bu tür şiirlerde şairlerin, söz söyleme becerilerini peygamber mucizeleriyle kıyaslayacak kadar ileri götürebildiklerini ifade etmiş ve tahtaya bir beyit yazmıştır.
Buna göre öğretmen, tahtaya aşağıdaki beyitlerden hangisini yazmış olursa söz ettiği "fahriye" türünü örneklendirmiş olur?
Nefes urdukça ihyâ eylerem mevtâ-yı ma'nâyı
Kim biridir kâin��t u biri zât-ı Kibriyâ
Ki senin şânına nâzil oldu Levlâke levlâk
Ecel celâlîleri aldı Mustafa Han'ı
Ki her bir kûşesi olmuştur bir dârü'l-harem
Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı
Fuzûlî'ye ait bu beyit, kafiye düzeni (aa) dikkate alındığında bir gazelin hangi bölümünü oluşturmaktadır?
18. yüzyılda yaşamış, Lale Devri'nin eğlence ve zevk anlayışını şiirlerine yansıtmış olan şairdir. Divan şiirinin geleneksel soyut dünyasından uzaklaşarak somut ve gerçekçi bir yaklaşımla İstanbul'un mesire yerlerini, özellikle Sadabad eğlencelerini anlatmıştır. Mahallileşme akımının en önemli temsilcisi kabul edilen şair, aynı zamanda şarkı nazım şeklinin de en başarılı örneklerini vermiştir.
Bu parçada söz edilen Divan şairi aşağıdakilerden hangisidir?
Yâ Rab hemîşe lutfunı kıl reh-nümâ bana
Gösterme ol tarîki ki varmaz sana bana
Fuzûlî’ye ait bu beyit, konusu ve şairin üslubu dikkate alındığında aşağıdaki Divan edebiyatı nazım türlerinden hangisine örnek oluşturur?
Divan edebiyatında beyit esasına dayalı olarak kurulan nazım şekillerinin yapısal ve içeriksel özellikleri üzerine çalışan bir öğrenci, araştırmasında şu tespitleri yapmıştır:
I. Matla ve makta beyti bulunmayan, genellikle iki beyitten oluşan, felsefi düşünceler veya hiciv gibi konuların işlendiği ve kafiye düzeni şeklinde olan nazım şeklidir.
II. Bir uzun dizeye bir kısa dize eklenerek oluşturulan, eklenen bu kısa dizelere 'ziyade' adı verilen nazım şeklidir.
III. Beyit sınırı bulunmayan, her beytin kendi arasında kafiyeli () olduğu ve olay anlatımına dayalı uzun hikayelerin yazımında tercih edilen nazım şeklidir.
Buna göre, özellikleri verilen bu nazım şekilleri sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak gösterilmiştir?
Gün doğdu şâh-ı âlem uyanmaz mı hâbdan
Kılmaz mı cilve hayme-i gerdûn-cenâbdan
Bâkî’nin ünlü bir eserinden alınan bu beyit, tematik özellikleri dikkate alındığında aşağıdaki Divan edebiyatı nazım türlerinden hangisine örnek oluşturur?
18. yüzyılda yaşamış olan şair, Klasik Türk şiirinin son büyük temsilcilerinden biri olarak kabul edilir. Şiirlerinde Sebk-i Hindi akımının sembolik, kapalı ve imgeci anlatımını zirveye taşımıştır. Mevlevi kültürünün derin tasavvufi düşüncesiyle yoğrulmuş olan sanatçı; soyut kavramları somutlaştırarak anlatmada, alışılmamış bağdaştırmalara yer vermede oldukça başarılıdır. Aşkın tasavvufi mertebelerini alegorik bir yolculuk üzerinden anlattığı ünlü mesnevisi, edebiyatımızın bu türdeki en olgun eserlerindendir.
Bu parçada edebi şahsiyeti ve alegorik mesnevisi hakkında bilgi verilen şair ile eseri aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir?