Felsefe Tarihi

85 soru

Soru 41Soru

Aşağıdaki parçada boş bırakılan yerleri İslam felsefesinin temel kavram ve teorilerine uygun olarak doldurunuz.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Fârâbî, Yeni Platoncu felsefeden esinlenerek oluşturduğu kozmolojik sisteminde, Birden (Zorunlu Varlık) çokluğun nasıl meydana geldiğini açıklamak için teorisini ortaya koymuştur. Bu hiyerarşik varlık oluşumunda, ay alt�� âlemin formlarını veren ve insan aklının potansiyel durumdan fiilî duruma geçmesini sağlayan son kozmik akıl ise olarak adlandırılır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Parçadaki boşluklara sırasıyla 'sudûr' ve 'faal akıl' kavramları gelmelidir.
Fârâbî'nin kozmolojisinde ilk varlıktan taşarak diğer varlıkların oluşması 'sudûr' (emanasyon) kavramıyla ifade edilir. Bu varoluş zincirinin son halkası olup ay altı âlemi yöneten ve insana bilme yetisini kazandıran akıl ise 'faal akıl'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada Fârâbî'nin kozmolojik sistemine atıf yapılan ilk boşluğu analiz edin.
İlk boşlukta 'Birden çokluğun taşarak var olması' süreci kastedilmektedir, bu da 'sudûr' teorisidir.
Sudûr teorisi, Fârâbî ve İbn Sînâ gibi İslam meşşailerinin varlık hiyerarşisini açıklamakta kullandığı temel kuramdır.
2
Ay altı âleme form veren ve insan aklını kuvveden fiile çıkaran son aklı belirleyin.
Bu işlevi yerine getiren kozmik akıl 'faal akıl' olarak adlandırılır.
Faal akıl, insan aklına formları kazandırarak bilginin oluşmasını sağlayan dışsal etkendir.

Anahtar Kavram

Fârâbî'nin Varlık ve Bilgi Anlayışı (Sudûr Teorisi ve Faal Akıl)
Soru 42Soru

Skolastik düşünce, evreni Tanrı’nın iradesinin sürekli müdahale ettiği, her varlığın kendi doğal amacına (telos) doğru hareket ettiği hiyerarşik ve niteliksel bir düzen olarak tasarlıyordu. Bu düzende bilgi, ilahi otoriteye ve bu otoritenin onayladığı Aristotelesçi kozmolojiye tabiydi. 15-17. yüzyıl felsefesinde ise doğa, ereksel açıklamalardan arındırılarak niceliksel ve mekanik yasalara göre işleyen devasa bir makineye benzetildi. Descartes, bu mekanik evren tasarımını kartezyen düalizmle felsefi bir temele kavuşturdu: Maddeyi sadece yer kaplama niteliğine indirgeyerek aşkın müdahalelerden ve teolojik kabullerden temizledi, onu matematiksel fiziğin konusu yaptı; düşünen özneyi ise bu mekanik do��anın dışına yerleştirerek bilginin yegane kurucusu ve kesinlik merkezi kıldı.

Buna göre 15-17. yüzyıl felsefesinin ve yeni bilimsel yöntemin ortaya koyduğu bilgi anlayışı hakkında;

I. Doğruluk ve kesinliğin ölçütü, aşkın ilkelerden ve otoritelerden alınarak düşünen öznenin zihinsel apaçıklığına (cogito) devredilmiştir.
II. Doğanın ereksel nedenlerden arındırılması, onu ancak duyusal deneyim ve gözleme dayalı tümevarımsal genellemelerle kavranabilecek olgusal bir alana indirgemiştir.
III. Zihin ve madde arasında yapılan kartezyen ayrım, fiziksel dünyayı ilahi müdahalelerden bağımsız, rasyonel ve öngörülebilir mekanik bir düzende açıklamanın zeminini hazırlamıştır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Doğruluk ve kesinliğin ölçütünün düşünen öznenin zihinsel apaçıklığına devredildiğini ve kartezyen ayrımın fiziksel dünyayı mekanik bir düzende açıklamanın zeminini hazırladığını savunan yargıların birlikte yer aldığı ifadedir.
Doğruluk ve kesinliğin ölçütünün düşünen öznenin zihinsel apaçıklığına devredildiğini savunan birinci öncül ile kartezyen zihin-madde ayrımının fiziksel dünyayı mekanik yasalarla öngörülebilir kıldığını savunan üçüncü öncül doğrudur. Metin, öznenin bilgi kurucu rolünü ve doğanın mekanikleşerek matematiksel fiziğin konusu haline geldiğini açıkça belirtmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki skolastik bilgi anlayışı ile 15-17. yüzyıl felsefesinin bilgi anlayışını karşılaştırınız.
Skolastik dönemde bilgi aşkın ilkelere ve otoritelere dayanırken, yeni dönemde kesinlik ölçütünün özneye (cogito) geçtiği belirlenmiştir. Bu durum birinci öncülün doğru olduğunu gösterir.
Soruda istenen modern felsefenin getirdiği temel epistemolojik değişimi saptamak.
2
Descartes'ın doğa tasarımı ve bilimsel yönteme yaklaşımını rasyonalizm-empirizm bağlamında analiz ediniz.
Kartezyen doğa tasarımı matematiksel fiziğe dayanır; doğanın yalnızca duyusal deneyim ve tümevarımsal yöntemle kavranabileceğini iddia etmek empirist bir indirgemedir ve rasyonalist kartezyen felsefeyle çelişir. Bu durum ikinci öncülün yanlış olduğunu kanıtlar.
Doğanın mekanikleştirilmesi ile yöntemsel araçlar arasındaki bağı doğru kurarak yanılgıları ayıklamak.
3
Kartezyen düalizmin (zihin-madde ayrımının) ontolojik ve bilimsel sonuçlarını değerlendiriniz.
Zihnin maddeden ayrılması (düalizm), maddeyi (res extensa) niteliksel ve teolojik amaçlardan temizleyerek onu mekanik yasalarla öngörülebilir kılmıştır. Bu durum üçüncü öncülün doğru olduğunu gösterir.
Düalizmin doğa bilimlerine sağladığı kuramsal bağımsızlığı tespit etmek.
4
Elde edilen sonuçları birleştirerek doğru seçeneği belirleyiniz.
Birinci ve üçüncü öncüllerin doğru, ikinci öncülün ise yanlış olduğu saptanarak doğru cevaba ulaşılır.
Akıl yürütme adımlarını nihai sonuca bağlamak.

Anahtar Kavram

Kartezyen düalizmin ve cogito ilkesinin skolastik düşünceden kopuşu sağlaması ve modern bilimin mekanik doğa tasarımına zemin hazırlaması.
Soru 43Soru

18. ve 19. yüzyıl felsefesinde aydınlanma düşüncesi; bilgi problemi, varlığın yapısı ve birey-devlet ilişkisi üzerine köklü tartışmaları beraberinde getirmiştir. Dönemin filozofları, bu tartışmalara yön veren özgün kavramlar ve kuramlar geliştirmişlerdir.

Buna göre, sol sütunda verilen 18-19. yüzyıl felsefesine ait kavramsal yaklaşımları, sağ sütundaki açıklamalarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kant'ın Transandantal Epistemolojisi
Hegel'in Spekülatif İdealizmi
Locke'un Duyumcu Epistemolojisi
Rousseau'nun Siyaset Felsefesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kant'ın Transandantal Epistemolojisi zihnin deney verilerini a priori kategorilerle işlemesini savunan açıklamayla; Hegel'in Spekülatif İdealizmi diyalektik süreçle Geist'ın kendini gerçekleştirmesini ele alan açıklamayla; Locke'un Duyumcu Epistemolojisi nesnelerin birincil ve ikincil niteliklerini ayıran açıklamayla; Rousseau'nun Siyaset Felsefesi ise genel iradeye tabi olma üzerinden devlet-birey ilişkisini açıklayan ifadeyle eşleşmelidir.
Doğru eşleştirme; Kant'ın transandantal epistemolojisini zihnin a priori formları ile deney verilerini sentezlemesine, Hegel'in spekülatif idealizmini Geist'ın diyalektik gelişimine, Locke'un duyumculuğunu birincil ve ikincil nitelik ayrımına, Rousseau'nun siyaset felsefesini ise genel irade kavramına dayandıran açıklamalardır.

Adım Adım Çözüm

1
Kant'ın epistemolojisindeki 'transandantal' ve kurucu zihin vurgusu analiz edilir.
Duyusal verilerin zihnin a priori (deney öncesi) form ve kategorileri ile sentezlendiğini belirten açıklama (right_kant) ile Kant eşleştirilir.
Kant'ın kritisizm akımı, a priori zihinsel yapılar ile a posteriori deneysel verilerin sentezinden oluşur.
2
Hegel'in varlık ve bilgi felsefesinin temelini oluşturan mutlak akıl (Geist) ve diyalektik süreç incelenir.
Tinin (Geist) tez-antitez-sentez süreçleri üzerinden kendi öz-bilincine ulaştığını iddia eden açıklama (right_hegel) ile Hegel eşleştirilir.
Hegel'in spekülatif idealizminde gerçeklik, diyalektik olarak gelişen mutlak zihindir (Geist).
3
Locke'un empirizm temelli duyumcu yaklaşımı ve nitelikler ayrımı incelenir.
Nesnelerin birincil (nesnel) ve ikincil (öznel/duyusal) niteliklerini ayırarak bilginin kaynağını deneyime dayandıran açıklama (right_locke) ile Locke eşleştirilir.
Locke, insan zihninin doğuştan boş olduğunu ve bilginin dış dünyadaki niteliklerin zihindeki yansımasıyla oluştuğunu savunur.
4
Rousseau'nun birey-devlet ilişkisine dair toplumsal sözleşme modeli ele alınır.
Bireysel çıkarların üstünde yer alan ve kamusal ortak aklı temsil eden 'genel iradeye' itaat yoluyla özgürleşmeyi açıklayan ifade (right_rousseau) ile Rousseau eşleştirilir.
Rousseau'nun siyaset teorisinde genel irade (volonté générale), toplumsal sözleşmenin meşruiyet zeminidir.

Anahtar Kavram

18. Yüzyıl - 19. Yüzyıl Felsefesinin Temel Epistemolojik ve Siyasi Yaklaşımları
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 44Soru

20. yüzyıl felsefesinin en etkili yönelimlerinden fenomenoloji, varoluşçuluk ve mantıkçı pozitivizm, geleneksel metafiziğin 'kendinde gerçeklik' anlayışına köklü itirazlar sunarlar. Edmund Husserl’in fenomenolojisinde dış dünyaya dair doğal tavrın paranteze alınması (epokhe), dünyayı yok saymak değil, bilincin yönelimsel yapısında nesnenin anlam olarak nasıl kurulduğunu açığa çıkarmaktır. Jean-Paul Sartre’ın varoluşçu ontolojisinde ise insan, anlamdan yoksun ve kendi başına var olan 'kendinde-varlık' (dünya) karşısında kendi özünü özgür seçimleriyle var eden 'kendisi-için-varlık'tır (bilinç). Rudolf Carnap ise gerçeklik iddialarını tamamen dilsel çerçevelerin sınırları içine çeker ve bu çerçevelerin dışındaki bir kendinde gerçeklik sorgulamasını bilişsel olarak anlamsız bulur. Bu parçadaki açıklamalardan yola çıkıldığında; üç akımın 'dünya, nesne ve anlam' ilişkisine yaklaşımları hakkında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Husserl ve Sartre için dünya ve nesneler ancak insan bilincinin yönelimi veya eylemiyle bir anlam kazanırken, Carnap için nesnelere dair anlamlı konuşabilmenin sınırı olgusal doğrulama ve mantıksal çözümlemeyle çizilir.

Cevap

Husserl ve Sartre için dünya ve nesneler ancak insan bilincinin yönelimi veya eylemiyle bir anlam kazanırken, Carnap için nesnelere dair anlamlı konuşabilmenin sınırı olgusal doğrulama ve mantıksal çözümlemeyle çizilir.
Husserl ve Sartre, dünya ve nesnelerin anlamını insan bilincine ve eylemine bağlarlar (Husserl'de yönelimsellik yoluyla nesnenin anlamının kurulması, Sartre'da ise anlamdan yoksun kendinde-varlığın insan eylemi ve özgür seçimleriyle anlamlandırılması). Carnap ve mantıkçı pozitivizm ise anlamı tamamen olgusal doğrulama ve dilin mantıksal analiziyle sınırlandırarak bu sınırların dışındaki iddiaları anlamsız bulur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen Husserl'in epokhe ve yönelimsellik kavramlarının çözümlenmesi.
Husserl için dış dünyanın bilincin yönelimsel yapısında bir anlam olarak kurulduğu, yani anlamın kaynağının yönelimsel bilinç olduğu saptanır.
Fenomenolojinin dünya ve anlam ilişkisini belirlemek için.
2
Parçada geçen Sartre'ın kendinde-varlık ve kendisi-için-varlık kavramlarının çözümlenmesi.
Sartre için anlamdan yoksun dış dünyanın (kendinde-varlık), insanın (kendisi-için-varlık) özgür seçimleri ve eylemleriyle anlam kazandığı saptanır.
Varoluşçuluğun nesneye ve dünyaya yaklaşımını belirlemek için.
3
Parçada geçen Carnap'ın dilsel çerçeve ve anlamsızlık kavramlarının çözümlenmesi.
Carnap için nesnelere dair anlamlı konuşabilmenin çerçevenin içindeki olgusal doğrulama ve mantıksal analize dayandığı, dışsal metafizik sorgulamaların anlamsız olduğu saptanır.
Mantıkçı pozitivizmin anlam kriterini belirlemek için.
4
Üç akımın elde edilen sonuçlarının karşılaştırılması.
Husserl ve Sartre'ın nesne ve dünyayı bilincin/eylemin kurucu gücüne bağladığı, Carnap'ın ise anlamı olgusal/mantıksal doğrulama sınırlarında tanımladığı sonucuna ulaşılır.
Seçenekler arasından doğru değerlendirmeyi tespit etmek için.

Anahtar Kavram

20. yüzyıl çağdaş felsefe akımlarının gerçeklik, dünya ve anlam sorununu ele alış biçimleri.
Soru 45Soru

Evrende sürekli bir akış, değişim ve oluş olduğunu; bu değişimin arkasında ise her şeyi dönüştüren ve kendisi de sürekli hareket halinde olan dinamik bir gücün bulunduğunu savunan doğa filozofu, ilk neden (arkhe) olarak ateşi belirlemiştir.

Bu parçada bahsedilen ilk neden görüşü aşağıdaki doğa filozoflarından hangisine aittir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Herakleitos

Cevap

Herakleitos
Parçada vurgulanan oluş, sürekli değişim (akış) felsefesi ve ilk neden olarak 'ateş' kavramı doğrudan Herakleitos'un felsefesine aittir. Herakleitos'a göre evren durağan değildir ve arkhe ateştir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki anahtar kavramları analiz etme
Parçada 'sürekli akış', 'değişim', 'oluş' ve arkhe olarak 'ateş' kavramları öne çıkmaktadır.
Soruda sorulan filozofun kim olduğunu belirlemek için felsefi sisteminin temel kavramlarını tespit etmek gerekir.
2
Anahtar kavramları doğa filozoflarının arkhe görüşleriyle eşleştirme
İlk neden (arkhe) olarak ateşi ve evrendeki oluş/değişim sürecini savunan filozof Herakleitos'tur.
Filozofların arkhe tanımlarını karşılaştırarak doğru seçeneğe ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Doğa filozoflarının ilk neden (arkhe) arayışları ve Herakleitos'un ateş/değişim kuramı
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 46Soru

Miletli Thales, evrendeki çokluğun gerisinde yatan birliği bulmaya çalışmış ve "Her şeyin ilk nedeni (arkhe) nedir?" sorusuna doğadan hareketle akılsal bir yanıt vermiştir. Thales'e göre arkhe; canlılığı besleyen, nemli yapısıyla her şeye hayat veren ve farklı formlara girebilen temel bir unsurdur.

Buna göre, Thales'in evrenin ilk nedeni (arkhe) olarak kabul ettiği unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evrendeki tüm canlılığın kaynağı olan su

Cevap

Evrendeki tüm canlılığın kaynağı olan su
Thales, felsefe tarihinde ilk neden (arkhe) problemini ortaya atan ilk filozoftur. Evrenin ana maddesinin ne olduğunu sorgulamış ve gözlemlerinden yola çıkarak nemli yapısıyla her şeye hayat veren suyun ilk neden olduğunu savunmuştur. Bu nedenle evrendeki tüm canlılığın kaynağı olan su ifadesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki anahtar ipuçlarını analiz etme
Paragrafta ilk nedenin (arkhe) nemli yapısıyla canlılığı beslediği, hayat verdiği ve farklı formlara girebildiği belirtilmektedir.
Soruda Thales'in arkhe görüşünün temel nitelikleri açıklanmaktadır.
2
Filozof ve arkhe eşleştirmesini yapma
İlk filozof Thales'in doğa gözlemlerine dayanarak belirlediği ilk neden su (hydor) maddesidir.
Thales, suyun hayati önemini ve farklı formlara (buz, buhar, su) girebilmesini gözlemleyerek onu arkhe ilan etmiştir.

Anahtar Kavram

Doğa filozoflarının ilk neden (arkhe) arayışı ve Thales'in su (hydor) tasarımı
Soru 47Soru

MÖ 6. yüzyıl - MS 2. yüzyıl felsefesinde doğa felsefesinden sonra gelen dönemde insan, toplum, ahlak ve bilgi konuları merkeze alınmıştır. Aşağıda verilen filozof ve filozof gruplarını, savundukları temel felsefi yaklaşımlarla doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sokrates
Platon
Aristoteles
Sofistler

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sokrates zihindeki bilgileri doğurtma yöntemiyle, Platon idealar kuramıyla, Aristoteles altın orta ilkesiyle, Sofistler ise bilginin göreceliği yaklaşımıyla eşleşmelidir.
Sokrates'in doğuştan gelen bilgileri açığa çıkarma yöntemiyle, Platon'un idealar teorisiyle, Aristoteles'in altın orta yaklaşımıyla ve Sofistlerin görecelilik anlayışıyla eşleştirilmesi rasyonalist ve klasik Yunan felsefesinin temel öğretilerine tam olarak uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Sofistlerin bilgi anlayışını incelemek
Sofistlerin bilgi teorisinde herkes için ortak bir doğru bulunmadığı, bilginin göreceli (rölatif) olduğu fikri öne çıkar. Bu görüş, mutlak doğrunun imkansızlığını belirten ifadeyle eşleşir.
Görecelik kavramı doğrudan Sofistler ile özdeşleşmiştir.
2
Sokrates'in bilgi yöntemini belirlemek
Sokrates, bilgilerin doğuştan ruhumuzda saklı olduğunu düşünür. Diyalog ve soru-cevap yoluyla (maieutik / doğurtma) bu bilgilerin hatırlatılmasını savunur.
Sokratik yöntemin bilgi doğurtma yönünün eşleştirilmesi gerekir.
3
Platon'un ontolojik ve epistemolojik sistemini analiz etmek
Platon, gerçek varlığın ve gerçek bilginin duyular dünyasında değil, idealar dünyasında olduğunu söyler.
İdealar Kuramı, Platon felsefesinin en temel sütunudur.
4
Aristoteles'in ahlak felsefesindeki temel kavramı saptamak
Aristoteles, erdemli yaşamı aşırılıklardan uzak durup dengede kalmak, yani 'altın orta'yı bulmak şeklinde tanımlar.
Altın orta ilkesi doğrudan Aristoteles'in etik görüşünü temsil eder.

Anahtar Kavram

İlk Çağ Felsefesinde Filozoflar ve Temel Öğretileri
Soru 48Soru

Sokrates’e göre felsefenin görevi insana yeni bir şey öğretmek değil, onun zihninde zaten var olan doğruları açığa çıkarmaktır. O, bu yöntemi annesinin ebelik mesleğine benzeterek "doğurtma" (mayotik) olarak adlandırır. Buna göre Sokrates'in bilgi anlayışı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğru bilgi insan zihninde doğuştan mevcuttur.

Cevap

Doğru bilgi insan zihninde doğuştan mevcuttur.
Sokrates, rasyonalist felsefenin temsilcisi olarak bilginin insan ruhunda doğuştan hazır bulunduğunu (apriori) savunur. Ona göre öğretmen sadece uygun sorularla bu bilgileri doğurtan bir ebedir. Bu nedenle doğru bilgi insan zihninde doğuştan mevcuttur ifadesi Sokrates'in görüşünü tam olarak açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki Sokrates'in bilgi anlayışına dair ana fikri belirleme
Sokrates'in felsefenin amacını yeni bir şey öğretmek değil, zihinde zaten var olan doğruları hatırlatmak olarak gördüğü tespit edilir.
Sokrates'in ebelik yöntemi (mayotik) bilginin doğuştan ruhta saklı olduğu varsayımına dayanır.
2
Bu felsefi yaklaşımın hangi bilgi felsefesi akımına denk geldiğini değerlendirme
Doğuştan bilgi öğretisini savunan rasyonalist (akılcı) bilgi anlayışına ulaşılır.
Zihinde doğuştan var olan bilgilerin hatırlanması fikri rasyonalizmin temel ilkesidir.

Anahtar Kavram

Sokrates'in Rasyonalist Bilgi Anlayışı ve Mayotik Yöntemi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 49Soru

Sokrates'in insan zihninde doğuştan var olduğunu savunduğu bilgileri açığa çıkarmak amacıyla kullandığı diyalog yönteminin aşamalarının doğru ve kronolojik olarak sıralanabilmesi için aşağıdaki ifadeleri ilk adımdan son adıma doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sokratik yöntemin adımları kronolojik olarak; konuşmanın bilgisizlik beyanıyla başlatılıp ilk tanımların alınması, ardından ironi (alay) aşamasıyla bu tanımlardaki çelişkilerin ortaya konulması ve son olarak mayotik (doğurtma) aşamasıyla zihindeki doğuştan var olan bilginin açığa çıkarılması sırasını izler.
Sokratik yöntem mantıksal ve pedagojik olarak üç temel adımdan oluşur: Bilgisizlik beyanıyla konunun açılması, ardından ironi aşamasıyla yanlış sanıların çelişkiler yoluyla çürütülmesi ve en son olarak mayotik aşamasıyla temizlenen zihinden doğru bilgilerin soru-cevap yardımıyla doğurtulmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Sokratik diyaloğun başlangıç noktasının tespiti
Sokrates konuşmaya konu hakkında hiçbir şey bilmediğini söyleyerek başlar ve muhatabının görüşlerini sunmasına izin verir.
Tartışmanın başlayabilmesi ve muhatabın zihnindeki ilk fikirlerin açığa çıkması için bu adım zorunludur.
2
İroni (alay) evresinin belirlenmesi
Sokrates'in sorularıyla muhatabın tanımlarındaki mantıksal boşlukları ve çelişkileri ortaya çıkarması sağlanır.
Doğru bilgiye ulaşmanın ön koşulu, zihnin yanlış sanılardan ve ön yargılardan arındırılmasıdır.
3
Mayotik (doğurtma) evresinin belirlenmesi
Ön yargılardan kurtulan muhatabın, Sokrates'in rehberliğinde kendi zihnindeki doğruları keşfetmesi gerçekleşir.
Rasyonalist temele dayanan bu yöntemde amaç yeni bir bilgi öğretmek değil, ruhta zaten mevcut olanı hatırlatmaktır.

Anahtar Kavram

Sokratik Yöntem (İroni ve Mayotik)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 50Soru

Hristiyan felsefesi, tarihsel süreç içinde Patristik ve Skolastik olmak üzere iki ana döneme ayrılır. Erken dönem olan Patristik felsefede Kilise Babaları, Hristiyanlık öğretisine yönelik eleştirilere karşı savunma yapmayı ön planda tutmuşlardır. Buna karşın Skolastik felsefe döneminde, dinin dogmaları manastır ve üniversite gibi eğitim kurumlarında akılcı yöntemlerle temellendirilerek sistematik bir öğreti hâline getirilmiştir.

Buna göre, Patristik ve Skolastik dönemlerin temel farkı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Patristik felsefe inancı savunma ve koruma amacını taşırken, Skolastik felsefe inanç konularını eğitim kurumlarında akıl yoluyla sistemleştirmeyi hedeflemiştir.

Cevap

Patristik felsefenin inancı savunma ve koruma amacını taşırken, Skolastik felsefenin inanç konularını eğitim kurumlarında akıl yoluyla sistemleştirmeyi hedeflemesi
Metinde açıklandığı üzere, Patristik felsefe Hristiyanlığı savunmayı ve yaymayı (apoloji) amaçlayan erken dönem felsefesidir. Skolastik felsefe ise okul felsefesi olarak adlandırılır ve inancın öğretilerini manastır ve üniversitelerde akılla sistemleştirmeyi amaçlar. Doğru cevap bu iki işlevsel ve kurumsal farkı net olarak ortaya koymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen bilgilere dayanarak Patristik ve Skolastik dönemlerin temel ayırt edici özelliklerini tespit etmek.
Patristik dönemin inancı savunma (apoloji) odaklı olduğu, Skolastik dönemin ise manastır ve üniversitelerde inancı akılla sistemleştirme amacı taşıdığı belirlenmiştir.
İki dönem arasındaki temel farkı ortaya koyabilmek için öncelikle metindeki tanımlamaları karşılaştırmak gerekir.
2
Tespit edilen bu farkı tam ve doğru olarak yansıtan seçeneği belirlemek.
Patristik felsefenin inancı savunma ve koruma amacına, Skolastik felsefenin ise eğitim kurumlarında inanç konularını akıl yoluyla sistemleştirme amacına odaklandığını belirten seçenek doğru yanıt olarak bulunmuştur.
Diğer seçeneklerde dönemlerin özellikleri ya birbirine karıştırılmış ya da tarihsel olarak yanlış verilmiştir.

Anahtar Kavram

Patristik ve Skolastik Felsefe Farkı
Soru 51Soru

Doğa felsefesinde ilk neden (arkhe) arayışı, evrenin temel kurucu öğesini belirleme çabasını ifade eder. Bu süreçte bir filozof, ilk nedenin doğadaki somut, nitelikleri belirli ve sınırlı bir madde (örneğin su veya ateş) olamayacağını savunmuştur. Ona göre, eğer arkhe belirli özelliklere sahip somut bir madde olsaydı, bu madde kendi karşıtı olan diğer unsurları zamanla yok eder ve evrendeki düzeni sonlandırırdı. Bu yüzden her şeyin kökeninde yer alan ilk ilke; niteliksel olarak belirlenemez, niceliksel olarak ise sınırsız ve sonsuz olmalıdır.

Bu parçada açıklaması verilen ilk neden (arkhe) görüşü ve bu görüşü savunan filozof aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Apeiron - Anaksimandros

Cevap

Apeiron - Anaksimandros
Parçada savunulan görüş, ilk nedenin somut ve sınırlı bir madde olamayacağı, aksi takdirde karşıt güçlerin birbirini yok edip evrendeki düzeni bozacağı düşüncesine dayanır. Bu doğrultuda ilk nedenin niceliksel olarak sınırsız ve niteliksel olarak belirsiz olması gerektiğini savunarak felsefe tarihine 'Apeiron' kavramını kazandıran düşünür Anaksimandros'tur. Bu nedenle doğru eşleşme 'Apeiron - Anaksimandros' ifadesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki ilk neden (arkhe) tanımını analiz etmek
İlk nedenin somut ve belirli bir madde olamayacağı, niteliksel olarak belirlenemez, niceliksel olarak ise sınırsız ve sonsuz olması gerektiği belirlenmiştir.
Soruda sorulan arkhe kavramının özelliklerini metinden tespit etmek için.
2
Söz konusu özellikleri karşılayan felsefi kavramı bulmak
Belirlenemez, sınırsız ve sonsuz olan bu kavramın 'Apeiron' olduğu saptanmıştır.
Metindeki kavramsal açıklamayı felsefe tarihindeki terimsel karşılığıyla eşleştirmek için.
3
Bu kavramı felsefe tarihine kazandıran düşünürü tespit etmek ve eşleştirmek
Apeiron kavramını arkhe olarak öne süren doğa filozofunun Anaksimandros olduğu belirlenmiştir. Dolayısıyla doğru eşleşme 'Apeiron - Anaksimandros' şeklindedir.
Doğru filozof-arkhe eşleştirmesini tamamlamak için.

Anahtar Kavram

Anaksimandros'un 'Apeiron' (sınırsız/belirsiz olan) kavramı ve somut arkhe modellerine getirdiği eleştiri
Soru 52Soru

Aşağıda sol sütunda verilen İslam felsefesi kavramlarını, sağ sütunda verilen doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hudûs Kanıtı
Sudûr Teorisi
Tevil

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hudûs Kanıtı evrenin sonradan meydana geldiğini savunan açıklamayla; Sudûr Teorisi varlığın Tanrı'dan taşarak çıktığını savunan açıklamayla; Tevil ise kutsal metinlerin akıl ilkelerine dayanarak yorumlanması açıklamasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede Hudûs kanıtı sonradan yaratılma ilkesiyle, Sudûr varlığın taşması fikriyle, Tevil ise dini metinlerin aklın süzgecinden geçirilerek yorumlanması yöntemiyle ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Hudûs kavramının tanımı ve amacı incelenir.
Hudûs sonradan meydana gelme demektir; bu kavram evrenin sonradan yaratıldığını ve bir yaratıcı gerektirdiğini belirten açıklamayla eşleşir.
Hudûs kelimesinin felsefi anlamını tespit etmek.
2
Sudûr kavramının felsefi kökeni ve anlamı incelenir.
Sudûr taşma anlamına gelir ve evrenin Tanrı'dan taşarak çıktığını öne süren teoriyle eşleşir.
Sudûr teriminin kozmolojik tanımını belirlemek.
3
Tevil kavramının epistemolojik ve yöntemsel boyutu incelenir.
Tevil akılcı bir yorumlama yöntemidir ve kutsal metinlerin zahiri anlamının ötesine geçme açıklamasıyla eşleşir.
Tevil teriminin metin analizindeki rolünü belirlemek.

Anahtar Kavram

İslam felsefesindeki yaratılış ve bilgi problemleri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 53Soru

İlk felsefe tarihinde arkhe problemi, yalnızca 'Evrenin ana maddesi nedir?' sorusuyla sınırlı kalmamı��; aynı zamanda 'Bu ana madde, evrendeki çokluğu ve değişimi nasıl meydana getirmektedir?' sorusunu da beraberinde getirmiştir. Thales ve Anaksimenes gibi filozoflar tek bir arkhe ve bu arkhenin kendi içsel dönüşümüyle evreni açıklamaya çalışırken, daha sonraki süreçte bazı filozoflar hem arkhe sayısını artırmış hem de değişimi açıklamak için maddeye dışarıdan etki eden hareket ettirici kuvvetler tasarlamışlardır.

Bu parçada belirtilen, değişimi açıklamak amacıyla maddi ögelerin yanı sıra 'sevgi' ve 'nefret' gibi birle��tirici ve ayırıcı dışsal kuvvetleri felsefe sistemine dahil eden doğa filozofu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Empedokles

Cevap

Evrenin oluşumunu açıklamak için dört ana elementi (toprak, su, hava, ateş) ve bunları hareket ettiren dışsal kuvvetleri (sevgi ve nefret) kullanan filozof Empedokles'tir.
Empedokles, kendinden önceki doğa filozoflarının tek bir arkhe arayışına karşı çıkarak dört temel elementi (toprak, su, hava, ateş) başlangıç ilkesi olarak kabul etmiştir. Bu elementlerin durağan olduğunu belirterek, onların birleşip ayrışarak nesneleri oluşturmasını sağlayan hareket ettirici güçlerin 'sevgi' (birleşme) ve 'nefret' (ayrışma) olduğunu savunmuştur. Bu nedenle paragrafta açıklanan görüşler Empedokles'e aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki ipuçlarını belirlemek.
Değişimi açıklamak için birden fazla maddi ögenin (çoğulculuk) kabul edildiği ve bu ögelerin 'sevgi' ve 'nefret' gibi dışsal kuvvetlerle birleşip ayrıştığı bilgisi tespit edilmiştir.
Soruda sorulan filozofun ayırt edici görüşlerini saptamak için paragraftaki felsefi sistem tasvirini analiz etmek gerekir.
2
Doğa filozoflarının arkhe ve değişim açıklamalarını karşılaştırmak.
Dört temel elementin yanı sıra sevgi (birleştirici güç) ve nefret (ayırıcı güç) ilkelerini kullanan filozofun Empedokles olduğu sonucuna varılır.
Her filozofun arkhe açıklaması ve değişimi temellendirme biçimi kendine özgüdür ve bu ayırt edici unsurlar doğru cevaba götürür.

Anahtar Kavram

Empedokles'in dört element kuramı ile sevgi ve nefret ilkesi
Soru 54Soru

İslam felsefesinde Yaratıcı'nın varlığını ispatlamak amacıyla geliştirilen kanıtlardan biri de evrenin sonradan yaratılmış olduğu fikrine dayanır. Bu görüşe göre, sonradan meydana gelen (hadis) her varlığın kendisinden önce var olan ve onu var eden bir başlatıc��ya (muhdis) ihtiyacı vardır. Evren de sonradan meydana geldiğine göre, onu var eden sonsuz bir yaratıcı olmalıdır.

Parçada açıklaması verilen ve evrenin sonradan yaratılmış olma özelliğinden hareketle Yaratıcı'nın varlığını temellendiren bu kanıt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hudûs kanıtı

Cevap

Hudûs kanıtı
Hudûs kanıtı, kelamcılar ve bazı İslam filozofları tarafından savunulan, evrenin zaman içinde sonradan meydana geldiğini (hadis) ve sonradan meydana gelen her şeyin mutlaka bir var ediciye (muhdis) ihtiyaç duyduğunu savunan argümandır. Metinde geçen tanımlama doğrudan bu kanıta karşılık gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel anahtar kavramları tespit etme
Metinde geçen 'sonradan meydana gelen (hadis)' ve 'onu var eden bir başlatıcı (muhdis)' kavramları belirlenmiştir.
Soruda sorulan kanıtın hangi felsefi kavrama dayandığını bulmak için metindeki ipuçları analiz edilmelidir.
2
Tespit edilen kavramları İslam felsefesinin Yaratıcı'nın varlığına ilişkin kanıtlarıyla eşleştirme
'Hadis' ve 'muhdis' kavramlarının köken aldığı 'hudûs' (sonradan yaratılma/meydana gelme) kavramı ve buna dayalı kanıt belirlenmiştir.
İslam felsefesinde sonradan yaratılanların bir yaratıcıya muhtaç olduğunu savunan argüman doğrudan hudûs kanıtıdır.

Anahtar Kavram

İslam felsefesinde Yaratıcı'nın varlığına ilişkin kanıtlardan hudûs kanıtı
Tahmini Süre:45s
Soru 55Soru

Milet Okulu'nun son temsilcisi olan Anaksimenes, hocası Anaksimandros'un "sınırsız olan" (apeiron) tasarımını fazla soyut bularak arkheyi daha somut ve dinamik bir yapıda belirlemek istemiştir. Ona göre arkhe olan "hava" (pneuma), ruhumuzun bizi ayakta tutması gibi, tüm evreni de kuşatıp ayakta tutar. Hava; gevşeyip seyrekleştiğinde ate��e, yoğunlaştığında ise sırasıyla rüzgara, buluta, suya, toprağa ve nihayetinde taşa dönüşür.

Bu parçadan hareketle Anaksimenes'in doğa felsefesiyle ilgili aşa��ıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evrendeki niteliksel çeşitliliğin gerisinde, tek bir ilk nedenin niceliksel değişimlerinin bulunduğunu kabul etmiştir.

Cevap

Evrendeki niteliksel çeşitliliğin gerisinde, tek bir ilk nedenin niceliksel değişimlerinin bulunduğunu kabul etmiştir.
Anaksimenes, evrendeki tüm çeşitliliği tek bir ilk neden olan havanın niceliksel değişimleriyle açıklar. Havanın seyrekleşmesi (gevşemesi) veya yoğunlaşması (sıkışması), onun farklı niteliklere (ateş, su, toprak) bürünmesini sağlar. Bu durum, nitel çeşitliliğin nicel değişimlere indirgenerek açıklandığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki Anaksimenes'in arkhe açıklaması ve değişim mekanizması çözümlenir.
Anaksimenes'in ilk neden olarak havayı seçtiği ve bu havanın seyrekleşme ile yoğunlaşma süreçleri vasıtasıyla diğer tüm maddelere (ateş, rüzgar, su, toprak, taş) dönüştüğünü savunduğu görülür.
Filozofun arkheye dayalı varlık açıklamasındaki temel mekanizmayı belirlemek amacıyla bu adım uygulanır.
2
Seyrekleşme ve yoğunlaşma süreçlerinin felsefi anlamı yorumlanır.
Yoğunluk derecelerindeki azalış veya artış niceliksel (sayısal/ölçülebilir) bir değişimi temsil ederken; bu değişim sonucunda ortaya çıkan farklı maddeler (su, taş, ateş) niteliksel çeşitliliği gösterir.
Anaksimenes'in fiziksel dönüşüm açıklamasının ontolojik arka planındaki nitelik-nicelik ilişkisini kavramak için bu adım gerçekleştirilir.

Anahtar Kavram

Anaksimenes'in Arkhe Görüşü ve Yoğunlaşma-Seyrekleşme Kuramı
Soru 56Soru

15-17. yüzyıl felsefesinin en önemli temsilcilerinden biri olan Descartes, felsefesinde kesin ve sarsılmaz bir temel bulmak amacıyla her şeyden şüphe ederek işe başlar. Ancak onun bu şüphesi, bilginin imkânsız olduğunu savunan Septiklerin (Şüpheciler) aksine bir son değil, doğruya ulaşmak için geçici bir araçtır.

Buna göre, Descartes’ın felsefesinde kullandığı şüphe yönteminin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şüpheyi bir yöntem olarak kullanarak kesin ve sarsılmaz bilgilere ulaşmak

Cevap

Şüpheyi bir yöntem olarak kullanarak kesin ve sarsılmaz bilgilere ulaşmak
Descartes'ın şüphesi metodiktir (yöntemseldir). Şüpheyi, akıl yoluyla ulaşılabilecek apaçık, kesin ve sarsılmaz doğruları bulana kadar zihnini her türlü dogmadan ve yanlış inançtan temizlemek amacıyla bir araç olarak kullanır. Bu nedenle şüpheyi bir yöntem olarak kullanarak kesin ve sarsılmaz bilgilere ulaşmak ifadesi Descartes'ın şüphe anlayışının temel amacını doğru olarak yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel vurguyu analiz etmek
Descartes'ın şüpheyi Septikler gibi nihai bir son olarak değil, geçici bir araç olarak doğruya ulaşmak için kullandığı tespit edilir.
Kartezyen şüphe yönteminin metodik (yöntemsel) karakterini kavramak için bu tespit gereklidir.
2
Seçenekleri bu yöntem ve amaç doğrultusunda değerlendirmek
Şüpheyi bir araç yaparak sarsılmaz ve kesin doğrulara ulaşmayı hedefleyen ifadenin doğru cevap olduğu belirlenir.
Seçeneklerdeki diğer dönem felsefelerine veya yaklaşımlara ait çeldiricileri eleyerek doğru sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Kartezyen Şüphe (Metodik Şüphe)
Soru 57Soru

İlk felsefe tarihinde arkhe problemini ele alan ilk filozoflar genellikle doğadaki değişimi ve çeşitliliği su, hava, ateş gibi somut, duyusal ve maddi unsurlarla açıklamaya çalışmışlardır. Buna karşın Pythagoras ve takipçileri, evrendeki düzeni, müzikteki tınıların uyumunu ve gök cisimlerinin hareketlerindeki düzenliliğin ancak matematiksel oranlarla açıklanabileceğini savunmuşlardır. Onlara göre arkhe, duyusal dünyanın ötesinde yer alan, evrene düzen ve uyum veren soyut bir ilke olan 'sayı'dır.

Buna göre Pythagorasçıların arkhe yaklaşımını, kendilerinden önceki Miletli doğa filozoflarının yaklaşımından ayıran temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arkheyi somut ve duyusal bir töz yerine soyut ve matematiksel bir ilke olarak temellendirmeleri

Cevap

Pythagorasçıların arkhe yaklaşımını diğer Miletli doğa filozoflarından ayıran temel fark, ilk nedeni somut ve duyusal bir madde yerine soyut ve matematiksel bir ilke (sayı) olarak temellendirmeleridir.
Pythagorasçılar, Thales'in suyu veya Anaksimenes'in havayı ilk neden olarak görmesinden farklı olarak, evrendeki düzeni soyut ve matematiksel bir ilke olan 'sayı' ile açıklamışlardır. Bu durum onları maddi tözleri temel alan Miletli filozoflardan ayıran en temel farktır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki bilgileri analiz etme
Miletli filozofların arkheyi su, hava, ateş gibi somut ve maddi unsurlarla açıkladığı, Pythagorasçıların ise sayı ve matematiksel oranlar gibi soyut kavramlarla temellendirdiği belirlenir.
Filozofların arkheye yönelik yaklaşımlarındaki ontolojik ve yöntemsel farkı tespit etmek için.
2
Seçenekleri değerlendirme
Doğru seçeneğin soyut-somut ayrımına odaklandığı, diğer seçeneklerin ise sırasıyla Anaksimandros, Parmenides, Empedokles ve Demokritos'a ait arkhe görüşlerini yansıttığı tespit edilir.
Çeldiricileri eleyerek doğru sonuca ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Pythagorasçıların arkhe olarak 'sayı'yı temele alması ve bunun maddi/somut arkhe tasarımlarından yöntemsel farkı
Soru 58Soru

Francis Bacon'a göre geleneksel felsefe ve bilim anlayışı, yeni doğrular keşfetmek yerine mevcut ön kabulleri temellendirmeye çalışmıştır. Ona göre doğanın işleyişini kavramak ve insanlığın gelişimini sağlamak için yapılması gereken; otoritelere körü körüne inanmayı bırakıp doğayı doğrudan gözlemlemek, deneyler yapmak ve elde edilen tekil olgulardan hareketle genel yasalara ulaşmaktır. Buna göre, parçada Francis Bacon'ın önerdiği ve modern bilimin gelişiminde önemli rol oynayan yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tümevarım

Cevap

Tümevarım
Metinde geçen "tekil olgulardan hareketle genel yasalara ulaşmak" ifadesi doğrudan tümevarım (endüksiyon) yöntemini tanımlamaktadır. Francis Bacon, doğayı bilmenin yolunun gözlem ve deneyden geçtiğini savunarak modern bilimsel yöntemin temelini oluşturan tümevarımı önermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki anahtar ifadeleri belirleme
"Tekil olgulardan hareketle genel yasalara ulaşmak" ve "doğayı doğrudan gözlemlemek, deneyler yapmak" ifadeleri tespit edilir.
Bacon'ın önerdiği yöntemin niteliğini anlamak için metindeki yöntemsel ipuçları aranır.
2
Felsefi terimlerle eşleştirme yapma
Tekil olaylardan genel kurallara giden akıl yürütme biçiminin "tümevarım" olduğu belirlenir.
Tespit edilen yöntemsel özellikler felsefe tarihindeki kavramsal karşılığıyla eşleştirilir.

Anahtar Kavram

15-17. Yüzyıl felsefesinde bilimsel yöntem arayışı ve Francis Bacon'ın tümevarım yöntemi.
Tahmini Süre:50s
Soru 59Soru

18. yüzyıl - 19. yüzyıl felsefesinde öne çıkan aşağıdaki filozofları, bilgi ve varlık problemlerine yönelik geliştirdikleri temel görüşlerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

John Locke
Immanuel Kant
G. W. F. Hegel

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

John Locke ile zihnin boş bir levha olduğunu ve bilginin deneyimle kazanıldığını savunan empirist yaklaşım; Immanuel Kant ile bilginin hem deney hem de zihinsel kategorilerle oluştuğunu savunan kritisizm yaklaşımı; G. W. F. Hegel ile varlığın gelişimini diyalektik yöntemle açıklayan idealist sistem eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede John Locke, empirizm ve tabula rasa görüşüyle; Immanuel Kant, akıl ve deneyin sentezini oluşturan kritisizmle; G. W. F. Hegel ise tez-antitez-sentez süreçlerini içeren diyalektik idealizmle doğru şekilde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
John Locke'un epistemolojideki temel görüşünü tespit edin.
Locke, insan zihninin doğuştan boş bir levha (tabula rasa) olduğunu savunur ve empirizmle doğrudan ilişkilendirilir. Bu durum, zihnin boş bir levha olduğunu belirten empirist açıklamayla eşleşir.
Locke'un bilgi kaynağına dair temel kuramını doğrulamak.
2
Immanuel Kant'ın rasyonalizm ve empirizm tartışmalarına yönelik çözümünü inceleyin.
Kant, bilginin kurulabilmesi için hem deneyim verilerine hem de aklın formlarına (kategorilere) ihtiyaç olduğunu savunarak kritisizmi geliştirmiştir. Bu durum, kritisizm açıklamasıyla eşleşir.
Kant'ın bilgi felsefesindeki sentezci rolünü belirlemek.
3
G. W. F. Hegel'in varlık ve bilgi sistemini analiz edin.
Hegel, Geist'ın (akıl/ruh) tez-antitez-sentez süreçlerinden geçerek açınımını diyalektik yöntemle açıklar. Bu durum, diyalektik idealist açıklamayla eşleşir.
Hegel'in diyalektik sürecini doğrulamak.

Anahtar Kavram

18-19. Yüzyıl Felsefesinde Bilgi Problemi (Empirizm, Kritisizm ve Diyalektik İdealizm)
Soru 60Soru

Parmenides'in "Varlık vardır, yokluk yoktur; var olmayan şey düşünülemez de var olamaz da" tezi, kendisinden sonra gelen doğa filozoflarını büyük bir çıkmaza sürüklemiştir. Çünkü bu teze göre hareket ve değişimin açıklanabilmesi için "yokluk" veya "boşluk" kavramının kabul edilmesi gerekir ki bu da mantıksal bir çelişkidir. Demokritos, bu ontolojik çıkmazı aşmak amacıyla arkhe tasavvurunda yeni bir boyut açmıştır. O, Parmenides'in "varlık" ilkesini bölünemez ve değişmez olan "atomlar" ile korurken, değişimi ve hareketi mümkün kılmak adına "boşluk" (kenon) kavramını da bir varlık ilkesi olarak felsefesine dahil etmiştir.

Buna göre Demokritos’un arkhe anlayışının, Parmenides’in varlık öğretisindeki çıkmazı aşmadaki rolü aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bölünemez ve değişmez nitelikteki atomların yanı sıra boşluğu da kurucu bir unsur olarak kabul ederek, hem varlığın kalıcılığını savunmuş hem de hareket ve değişimi mantıksal bir temele oturtmuştur.

Cevap

Bölünemez ve değişmez nitelikteki atomların yanı sıra boşluğu da kurucu bir unsur olarak kabul ederek, hem varlığın kalıcılığını savunmuş hem de hareket ve değişimi mantıksal bir temele oturtmuştur.
Doğru yanıt, Demokritos'un bölünemez atomlar ile boşluğu bir arada kabul ederek değişimi temellendirdiğini açıklayan seçenektir. Parmenides varlığın birliğini ve bölünemezliğini savunup boşluğu (yokluğu) reddederek değişimi imkansız görmüştür. Demokritos ise Parmenides'in varlık tasarımını çoklu atomlar şeklinde çoğaltmış ve aralarındaki boşluğu (yokluğu) kabul ederek hareket ve değişimi rasyonel bir biçimde açıklığa kavuşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki Parmenides'in çıkmazını analiz etmek
Parmenides'e göre varlık tektir, değişmezdir ve boşluk (yokluk) var olamaz. Dolayısıyla hareket ve değişim mantıken imkansızdır.
Demokritos'un hangi soruna karşı tez geliştirdiğini belirlemek.
2
Demokritos'un arkheye getirdiği yeniliği değerlendirmek
Demokritos, bölünemez parçacıklar olan 'atomları' (varlık) ve bunların hareket ettiği 'boşluğu' (yokluk/kenon) birlikte kabul etmiştir.
Çözümün ontolojik yapısını kavramak.
3
Çözümün Parmenides'in çıkmazını nasıl aştığını belirlemek
Atomların değişmezliği ile 'varlığın korunumu' ilkesi sağlanmış; boşluğun kabulüyle de atomların yer değiştirmesi, yani hareket ve değişim açıklanabilmiştir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için iki filozofun görüşlerini sentezlemek.

Anahtar Kavram

Demokritos'un atomcu arkhe anlayışı ve Parmenides'in varlık felsefesine getirdiği çözüm
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 3 / 5Sonraki
Felsefe Tarihi Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) — Sayfa 3 | Examkin