Felsefe Tarihi
85 soru
18. yüzyıl felsefesinde Immanuel Kant, bilginin kaynağına yönelik tartışmalarda rasyonalizm (akılcılık) ve empirizm (deneycilik) akımlarını uzlaştırmaya çalışmıştır. Kant, bilginin oluşum sürecini açıklarken "Görüsüz kavramlar boş, kavramsız görüler kördür." ifadesini kullanmıştır.
Buna göre Kant'ın bilgi problemi konusundaki temel görüşü aşağıdakilerden hangisidir?
Platon'un Devlet adlı eserinde geçen ünlü 'Mağara Benzetmesi'nde, bireyin yanılsamalardan (gölgelerden) kurtularak hakikate (İyi ideasına) ulaşma sürecini temsil eden aşağıdaki aşamaları, en alt kavrayış düzeyinden (mağaranın içinden) en üst kavrayış düzeyine (mağaranın dışına) doğru sıralayınız.
Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin
Parmenides'in "Varlık vardır ve yokluk yoktur; dolayısıyla değişim duyusal bir yanılsamadan ibarettir." tezi, antik doğa felsefesinde büyük bir çıkmaz yaratmıştır. Bu çıkmazı aşmak isteyen Leukipport ve Demokritos, Parmenides'in "yokluk yoktur" kabulüne karşı çıkarak "boşluk" (kenon) kavramını ortaya atmışlardır. Onlara göre varlık; bölünemez nitelikteki "atomlar" (doluluk) ve bu atomların hareket etmesine imkân tanıyan "boşluk"tan oluşur. Böylelikle hem Parmenides'in değişmez varlık ilkesi atom düzeyinde korunmuş hem de evrendeki hareket ve çokluk açıklanabilmiştir.
Bu parçadan hareketle, Demokritos'un arkhe ve değişim problemini açıklarken Parmenides'in ontolojisine getirdiği temel yenilik aşağıdakilerden hangisidir?
Aristoteles'e göre ahlaki erdemler doğuştan hazır olarak verilmez; erdem, doğru eylemleri alışkanlık hâline getirmekle kazanılan bir karakter özelliğidir. Bu bağlamda erdemli olmak, iki aşırı uç arasındaki dengede yani 'altın orta'da bulunmaktır. Örneğin cesaret erdemi, korkaklık (eksiklik) ile delice atılganlık (aşırılık) arasındaki dengeli duruştur. İnsan, aklını kullanarak eylemlerinde aşırılıklardan kaçındığı ve ortayı bulduğu ölçüde erdemli ve mutlu bir yaşama ulaşabilir.
Bu parçadan hareketle Aristoteles'in ahlak felsefesiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Aşağıda verilen çağdaş felsefe akımları ile bu akımların kurucu tezlerini doğru bir şekilde eşleştirmek için sol sütundaki akımları sağ sütundaki ifadelerle nasıl eşleştirirsiniz?
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Platon'un *Gorgias* diyaloğunda sofist Callicles şöyle der: 'Bence yasaları koyanlar zayıf ve çoğunlukta olan insanlardır. Kendileri ve çıkarları için yasalar yapar, övgü ve yergileri buna göre belirlerler. Güçlü olanların kendilerinden daha fazla pay almasını engellemek için, başkalarından üstün olmanın çirkin ve haksızlık olduğunu söylerler. Oysa doğa bize gösteriyor ki güçlü olanın zayıf olana, yetenekli olanın yeteneksiz olana üstün gelmesi adaletin ta kendisidir.'
Bu parçadan hareketle Callicles'in yasa ve adalet anlayışı hakkında aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılabilir?
MÖ 6. yüzyıl - MS 2. yüzyıl felsefesinde insan, ahlak ve toplumsal düzen konuları filozoflar tarafından farklı biçimlerde temellendirilmiştir. Sol sütunda verilen filozof veya felsefe okullarını, sağ sütundaki insan ve toplum görüşleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Sokrates, ahlak felsefesinin merkezine bilgiyi koyarak 'Kendini bil' sözüyle insanın kendi üzerine düşünmesini ve neyi bilip neyi bilmediğinin farkına varmasını amaçlar. Ona göre ahlaki eylemin amacı mutluluktur ve bu mutluluğa ancak erdemli bir yaşamla ulaşılabilir. Erdem ise özü itibarıyla bilgidir; doğru bilgiye sahip olan insan kötülük yapmaz, çünkü kötülük sadece bilgisizlikten (cehaletten) kaynaklanır.
Buna göre Sokrates'in ahlak görüşüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Aristoteles’in *Metafizik* adlı eserinin girişinde ele aldığı, insanda bilginin ve bilmenin ortaya çıkışındaki bilişsel aşamalar aşağıda karışık olarak verilmiştir.
Buna göre, duyusal algıdan başlayıp ilk nedenlerin kuramsal bilgisine (bilgeliğe) uzanan bu bilişsel süreçleri basitten karmaşığa (en alt basamaktan en üst basamağa) doğru sıralayınız.
Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin
Sofistler yasa (nomos) ile doğa (physis) arasında aşılmaz bir ayrım yaparak devletin ve toplumsal kuralların, insanların kendi çıkarlarını korumak adına sonradan uzlaşarak oluşturdukları yapay sözleşmelere dayandığını savunmuşlardır. Buna karşın Aristoteles, *Politika* adlı eserinde insanın doğası gereği toplumsal bir canlı (zoon politikon) olduğunu ve devletin de bu doğal gelişimin en üst, kendi kendine yeten (autarkeia) aşaması olduğunu ileri sürer. Ona göre aile ve köy gibi küçük topluluklar insanın yalnızca biyolojik ve gündelik ihtiyaçlarını karşılayabilirken, insan ancak devletin adaletle yönetilen ahlaki ortamında tam anlamıyla bir 'insan' olabilir ve iyi yaşama (eudaimonia) ulaşabilir.
Bu parçadan yola çıkılarak Aristoteles’in insan ve devlet anlayışına ilişkin aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Platon'un Devlet adlı eserinde sunduğu 'Bölünmüş Çizgi Analojisi'ne göre, insan zihni duyulur dünyadan (sanı/doksa) düşünülür dünyaya (bilgi/episteme) doğru yükselirken belirli bilgi aşamalarından geçer. Buna göre, aşağıda karışık olarak verilen bilgi aşamalarını en düşük (gölgeler dünyası) bilgi düzeyinden en yüksek (idealar dünyası) bilgi düzeyine doğru sıralayınız.
Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin
Protagoras'a göre, rüzgâr üşüyen için soğuk, üşümeyen için ise soğuk değildir. Dolayısıyla hiçbir şey kendiliğinden ne sıcak ne de soğuktur; her şey yalnızca onu algılayan özneye göre bir nitelik kazanır. Bu rölativist (göreli) yaklaşım ahlaki değerler ve yasalar için de geçerlidir. Sokrates ise bu görüşe karşı çıkarak ahlakın kişilerin anlık algılarına ya da çıkarlarına indirgenemeyeceğini, her insan için geçerli olan ortak ahlaki doğruların bulunduğunu savunur. Bunun yolu da kavramların tümel tanımlarına ulaşmaktır.
Buna göre Sokrates'in, Sofistlerin bilgi ve ahlak anlayışına karşı çıkışının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
MÖ 6. Yüzyıl - MS 2. Yüzyıl felsefesinde insan, ahlak ve toplum konuları filozoflar taraf��ndan farklı açılardan ele alınmıştır. Aşağıda sol sütunda bu dönem filozoflarının öne sürdüğü bazı temel kavramsal yaklaşımlar, sağ sütunda ise bu yaklaşımların açıklamaları yer almaktadır. Sol sütundaki yaklaşımları sağ sütundaki doğru açıklamaları ile eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
MÖ 6. yüzyıl - MS 2. yüzyıl felsefesinde insan, ahlak ve toplumsal yaşama dair geliştirilen düşünceler filozoflar ve felsefe okulları arasında önemli farklılıklar göstermektedir.
Aşağıda verilen filozof ve düşünce okullarını, karşılarında yer alan ahlak ve siyaset anlayışlarına dair temel görüşleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aristoteles, *Nikomakhos'a Etik* adlı eserinde hocası Platon'un ahlak kuramının temelini oluşturan 'İyi İdeası'na şu eleştiriyi yöneltir: 'Eğer her şey için ortak, tek ve kendi başına var olan bir iyi varsa, bu iyi ya insan tarafından eylemlerle gerçekleştirilebilir ya da elde edilebilir bir şey olmalıdır. Oysa Platon'un iddia ettiği aşkın İyi İdeası, insanın pratik yaşamında eylemleriyle ulaşabileceği bir iyi değildir. Tıpkı bir hekimin hastasını tedavi ederken soyut ve genel bir iyi kavramını değil, doğrudan o hastanın sağlığını hedeflemesi gibi, ahlakın amacı da insanın dünyadaki somut eylemleriyle gerçekleştirebileceği pratik iyiyi bulmaktır.'
Buna göre Aristoteles'in ahlak anlayışını, Platon'un ahlak anlayışından ayıran temel fark aşağıdakilerden hangisidir?
Aristoteles'e göre bir heykelin varlığa gelmesi için hem tuncun (madde) hem de heykele verilen şeklin (form) bir arada bulunması gerekir. Tunç, heykel olma potansiyeline sahiptir; sanatçı ona formu kazandırdığında bu potansiyel aktüel hale gelir. Ona göre formlar, Platon'un savunduğu gibi nesneler dünyasından ayrı, aşkın bir İdealar evreninde değil; duyulur dünyadaki nesnelerin bizzat içinde, onlara özünü veren bir ilke olarak yer alır.
Aristoteles'in bu parçada dile getirdiği madde-form ilişkisine yönelik görüşleri, onun Platon'un varlık anlayışından hangi temel açıdan ayrıldığını gösterir?
Hristiyan felsefesinin tarihsel gelişimi incelendiğinde, erken dönem (Patristik) ile olgunluk dönemi (Skolastik) arasında akıl-inanç ilişkisinin kurgulanışı ve felsefenin yöntemi bakımından önemli farklar olduğu görülür. Erken dönem Kilise Babaları (Patristik), Hristiyanlığa yönelik dış saldırılara karşı inancı savunmak (apoloji) amacıyla Platon ve Yeni-Platonculuk'tan yararlanmış, aklı inancın anlaşılması için ikincil bir araç olarak konumlandırmışlardır. Skolastik dönemde ise özellikle Hristiyanlığın kurumsallaşması ve okul eğitiminin yaygınlaşmasıyla birlikte, Aristoteles mantığı temel alınarak inancın rasyonel olarak temellendirilmesi ve sistematikleştirilmesi hedeflenmiş, akıl ve inanç kendi sınırları içinde çalışan iki ayrı bilgi alanı olarak ele alınmıştır. Buna göre, Patristik ve Skolastik felsefenin akıl ve inanca yaklaşımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Platon, *Devlet* diyaloğunda toplumun ortaya çıkışını şu sözlerle açıklar: 'Bir devletin kurulmasının nedeni, hiçbirimizin kendi kendine yetmemesi ve pek çok şeye ihtiyaç duymasıdır. İnsanlar bir ihtiyacını karşılamak için birini, başka bir ihtiyacı için bir diğerini yanına alır; böylece çok sayıda ihtiyaç içindeki insan ortak bir yaşam alanında toplanır. İşte bu ortak yaşama biz devlet adını veririz.' Aristoteles de benzer şekilde insanın doğası gereği toplumsal bir canlı olduğunu ve tek başına yetersiz kaldığını vurgular.
Buna göre Klasik Dönem felsefesinin (Sokrates, Platon, Aristoteles) devlet anlayışıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi savunulabilir?
Aşağıdaki sol sütunda verilen Hristiyan felsefesi düşünürlerini ve yakla��ımlarını, sağ sütunda yer alan felsefi açıklamalarla doğru biçimde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Sokrates, bilginin insanda doğuştan var olduğunu ve sorgulama yoluyla açığa çıkarılabileceğini savunur. Bu amaçla uyguladığı diyalog yöntemi (Sokratik Yöntem) belirli aşamalardan oluşur. Buna göre, aşağıda karışık olarak verilen adımları Sokrates'in yönteminin başlangıcından sonucuna doğru mantıksal ve kronolojik bir sıra izleyecek şekilde sıralayınız.
Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin