Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 2081Soru

Bir sanat galerisindeki retrospektif sergiyi gezen bir düşünür, felsefe tarihini bir tuvale benzetir: 'Bu tuvalde, geçmiş ressamların fırça darbeleri yeni katmanların altında kaybolup gitmez; aksine, sonraki her sanatçı kendi boyasını bu eski darbelerin üzerine ve onların yarattığı dokuyu bozmadan ekler. Çağdaş bir felsefi tartışmayı incelerken de antik çağın izlerini görmemiz bu yüzdendir. Yeni fikirler, eski soruların zemininde yükselerek düşünce dünyasını zenginleştiren katmanlar oluşturur.'

Buna göre, parçada tasvir edilen felsefe tarihinin yapısı, felsefi düşüncenin aşağıdaki özelliklerinden hangisiyle doğrudan ilişkilendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yığılımlı (kümülatif) olması

Cevap

Yığılımlı (kümülatif) olması
Parçada felsefe tarihinin yeni fikirlerin eski soruların ve fırça darbelerinin zemininde yükselerek katmanlar oluşturduğu, eski fikirlerin kaybolmayıp yeni katmanların altında varlığını sürdürdüğü belirtilmektedir. Felsefede önceki dönemlerde üretilen düşüncelerin yok sayılmayıp, üzerine eklenerek ve zenginleşerek devam etmesi felsefi düşüncenin 'yığılımlı (kümülatif) olma' özelliğini ifade eder. Dolayısıyla bu özelliği taşıyan seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ana fikri ve felsefe tarihi benzetmesini analiz etme.
Metinde felsefedeki yeni fikirlerin geçmişteki fikirleri yok etmediği, onların üzerine eklenerek katmanlaştığı ve dü��ünce dünyasını zenginleştirdiği ifade edilmektedir.
Soru kökündeki felsefi özelliğin tespiti için öncelikle metindeki temel savın belirlenmesi gerekir.
2
Metinde tespit edilen 'birikerek ilerleme/katmanlaşma' durumunu felsefi düşüncenin ayırt edici özellikleriyle eşleştirme.
Düşüncelerin birbirini yok etmeden üst üste eklenmesi, felsefenin 'yığılımlı (kümülatif) olma' özelliğiyle eşleşir.
Doğru felsefi kavramı bulmak için metindeki durumun kavramsal karşılığı aranmalıdır.
3
Seçenekleri inceleyerek yanlış kavramları ve yanılgıları eleme.
Dogmatiklik, mutlak bilgelik ve pratik fayda gibi seçeneklerin parçadaki 'katmanlaşarak birikme' vurgusuyla uyuşmadığı ve felsefenin doğasına aykırı yanılgılar içerdiği görülür. Yığılımlı olma özelliğini taşıyan seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Çeldiricilerin hangi kavramsal hatalara dayandığını analiz ederek doğru cevabı kesinleştirmek için bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Yığılımlı (Kümülatif) Olma Özelliği
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2082Soru

Bir bölgede yetiştirilecek tarım ürünlerinin çeşitliliğinin belirlenmesi ve kurulacak hidroelektrik santrallerinin baraj kapasitelerinin planlanması çalışmalarında, meteoroloji istasyonlarından elde edilen günlük hava durumu raporları yerine, o bölgenin uzun yıllar boyunca kaydedilen iklim verilerinin temel alınması bilimsel açıdan doğru bir yaklaşım mıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Uzun vadeli tarımsal planlamalar ve baraj kapasitesi tasarımı gibi faaliyetlerde, anlık veya günlük hava olayları yerine geniş zaman dilimini kapsayan iklim verilerinin kullanılması bilimsel olarak doğrudur.
Tarım ve enerji yatırımları uzun vadeli iklim koşullarına dayanır; hava durumu anlık ve değişken olduğundan bu planlamalarda temel alınamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Hava durumu ile iklim arasındaki farkları analiz edin.
Hava durumu belirli bir yerde kısa süreli atmosfer koşullarını ifade ederken, iklim geniş bir alanda uzun yıllar boyunca (en az 30-35 yıl) gözlenen hava durumlarının ortalamasıdır.
Soruda geçen günlük raporlar ile uzun yıllara ait verilerin hangi coğrafi kavramlara karşılık geldiğini netleştirmek gerekir.
2
Tarımsal ürün seçimi ve baraj kapasitesi planlamasının niteliğini değerlendirin.
Her iki faaliyet de uzun vadeli yatırımlar ve coğrafi uyum gerektirir. Kısa süreli hava dalgalanmalarına göre değil, bölgenin kararlı iklim koşullarına göre şekillenmelidir.
İlgili insan faaliyetlerinin hava durumu ile mi yoksa iklim ile mi doğrudan ilişkili olduğunu belirlemek çözüm için zorunludur.

Anahtar Kavram

Hava durumu kısa süreli atmosfer olaylarını incelerken, iklim uzun süreli ve geniş alanlardaki atmosfer koşullarının ortalamasını inceler.
Soru 2083Soru

Aşağıda verilen soru örneklerini, taşıdıkları niteliklere ve yöneldikleri hedeflere göre en uygun soru türü/özelliği ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Evrensel bir ahlak yasasının varlığından ve bu yasanın insanın özgür iradesi üzerindeki bağlayıcılığ��ndan söz edilebilir mi?
İnsanların kendilerini özgür hissettikleri anlarda beyindeki dopamin ve serotonin hormonlarının salgılanma miktarları nasıl değişir?
Yoğun bir iş gününün ardından kendimi özgür ve dinlenmiş hissetmek için bu akşam hangi filmi izlemeliyim?
İnsanın özgür iradesini sorgularken kullandığı aklın ve düşünme yetisinin sınırlarının ne olduğunu yine akıl yoluyla belirlemesi mümkün müdür?

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekildedir: Ahlak yasası ve özgürlük sorusu felsefi soruyla; hormon salgıları sorusu bilimsel soruyla; akşam izlenecek film sorusu gündelik soruyla; aklın sınırlarını sorgulayan soru ise refleksif soruyla eşleşir.
Doğru eşleştirme; her sorunun kendi niteliğine (kavramsal derinlik, olgusallık, pratiklik veya kendi üzerine dönme) uygun olarak doğru kategorilerle eşlenmesiyle elde edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruların yöneldiği konuları ve amaçlarını analiz edin.
Sorulardan birinin olgusal dünyaya, birinin kavramsal temellere, birinin pratik yaşama, diğerinin ise düşünmenin kendisine odaklandığı belirlenir.
Soruların niteliksel farklarını ayırt etmek için öncelikle yönelimlerini saptamak gerekir.
2
Ölçülebilir ve denenebilir olgular içeren soruyu ayırt edin.
Hormon seviyeleri ve fizyolojik verileri sorgulayan soru bilimsel soru kategorisine dahil edilir.
Bilimsel soruların temel ayırt edici özelliği olgusal, deneysel ve ölçülebilir olmalarıdır.
3
Pratik fayda ve anlık çözüm arayan soruyu sınıflandırın.
Akşam izlenecek film tercihi gibi soru gündelik soru kategorisiyle eşleştirilir.
Gündelik sorular yaşamı kolaylaştırma, pratik çözümler bulma ve kişisel beğenilere dayanma amacı taşır.
4
Kavramsal derinlik taşıyan ve kendi üzerine dönen felsefi soruları birbirinden ayırt edin.
Evrensel ahlak yasasına yönelik soru genel felsefi soruyla, aklın kendi kendini sorgulamasına yönelik soru ise felsefi düşüncenin 'refleksif' olma özelliğiyle eşleştirilir.
Felsefi sorular kavramsal temellere yönelirken, refleksif sorular düşüncenin kendi üzerine dönerek kendisini konu edinmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Felsefi Soruların Nitelikleri ve Diğer Sorulardan Farkı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2084Soru

Birey, kendi hayatının yegane sahibi ve karar vericisidir. Ahlaki kararlarını alırken ne toplumsal baskılar ne de devletin otoritesi onun iradesine müdahale etmelidir. Ahlaki sorumluluk, ancak ve ancak bireyin hiçbir dışsal otoritenin dayatması olmadan, kendi seçimlerini yapabildiği geniş bir serbestlik ortamında anlam kazanır. Bu nedenle, devletin bireysel eylemlere ve tercihlere müdahalesi en aza indirgenmelidir.

Bu parçada savunulan görüşler, ahlaki eylemde özgürlük problemiyle ilgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisiyle ilişkilendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Libertaryenizm

Cevap

Libertaryenizm
Parçada bireyin ahlaki kararlarında devletin ve toplumsal otoritelerin müdahalesinden uzak olması gerektiği, yani bireysel özgürlüğün en üst düzeyde tutulması gerektiği savunulmaktadır. Bu görüş, bireyin eylem alanına yönelik dışsal müdahalelerin sınırlandırılmasını temel alan libertaryenizm (özgürlükçülük) yaklaşımı ile doğrudan örtüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel vurguyu analiz etmek.
Parçada, bireyin kendi kararlarını vermesi gerektiği, toplumsal ve siyasal otoritelerin (devletin) bu kararlara müdahale etmemesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Soruda sorulan yaklaşımı belirleyebilmek için metnin ana düşüncesini ortaya koymak gerekir.
2
Seçeneklerde sunulan felsefi yaklaşımların tanımlarını karşılaştırmak.
Determinizm özgürlüğü reddeder; fatalizm kaderciliktir; otodeterminizm ahlaki özerkliktir; indeterminizm metafiziksel nedensizliktir; libertaryenizm ise devletin ve otoritenin müdahalesinin sınırlandırılmasını savunan özgürlükçülüktür.
Metindeki düşüncenin hangi kavramla eşleştiğini bulmak için kavramsal tanımları karşılaştırmak gerekir.
3
Metin ile kavramları eşleştirmek ve doğru seçeneği belirlemek.
Metinde geçen 'devletin otoritesinin müdahale etmemesi' ve 'bireysel serbestlik alanı' ifadeleri doğrudan libertaryenizm tanımına uymaktadır.
Doğru felsefi yaklaşımı kesinleştirip cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Ahlaki Eylemde Özgürlük Yaklaşımları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2085Soru

Felsefe tarihi boyunca filozoflar, dış dünyadaki çokluğu tek bir ortak ilkeye indirgeme ya da bu çokluğu birden fazla kurucu unsurla açıklama arasında gidip gelmişlerdir. Örneğin Thales, her şeyin kökeninde 'su' olduğunu öne sürerek varlığın niceliği bakımından monist (tekçi) bir tavır sergilemiştir. Descartes, ruh ve beden gibi birbirine indirgenemeyen iki ayrı tözün varlığını savunarak düalist (ikici) bir model kurmuştur. Empedokles ise doğayı oluşturan kurucu unsurları toprak, hava, ateş ve su olmak üzere dört öğeye çıkartarak plüralist (çokçu) bir yaklaşımla varlığı açıklamaya çalışmıştır. Bu filozofların temel çabası, var olanların çeşitliliğini niceliksel bir temel üzerine oturtmaktır. Buna göre, filozofların varlığın niceliğine (sayısına) yönelik yaklaşımlarıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evrendeki çeşitliliği ve oluşu açıklama çabası, tözün sayısal olarak kaç tane kabul edildiğine bağlı olarak farklı ontolojik modellerin doğmasını sağlamıştır.

Cevap

Evrendeki çeşitliliği ve oluşu açıklama çabası, tözün sayısal olarak kaç tane kabul edildiğine bağlı olarak farklı ontolojik modellerin doğmasını sağlamıştır.
Doğru yanıt, tözün sayısına ilişkin kabullerin farklı ontolojik açıklama modelleri ürettiğini belirten seçenektir. Parçada Thales'in tek tözle (monizm), Descartes'ın iki tözle (düalizm) ve Empedokles'in dört temel öğeyle (plüralizm) varlığı açıklama çabaları doğrudan buna örnek teşkil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki filozofların (Thales, Descartes, Empedokles) varlığa dair açıklamalarındaki sayısal kabulleri belirleme.
Thales tek tözü (monizm), Descartes iki tözü (düalizm), Empedokles ise dört tözü (plüralizm) temele almaktadır.
Filozofların niceliksel (sayısal) yaklaşımlarının tespit edilmesi analizin ilk adımıdır.
2
Bu niceliksel kabullerin felsefi sistemlerdeki işlevini analiz etme.
Tözün sayısı konusundaki her kabulün (bir, iki veya daha çok), evrendeki oluşumu, değişimi ve çeşitliliği açıklamak amacıyla kurulan farklı birer ontolojik model oluşturduğu görülür.
Niceliksel tercihin, filozofların kurduğu sistemlerin niteliğini nasıl yapılandırdığını anlamak gerekir.
3
Seçenekleri bu analiz doğrultusunda değerlendirip hatalı kavramsal çıkarımları eleme.
Tözün sayısal kabulünün farklı ontolojik modeller doğurduğunu belirten ifadenin parçadaki felsefi yaklaşımlarla tam olarak örtüştüğü, diğer seçeneklerin ise kavramsal yanılgılar barındırdığı saptanır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için yanlış kavramsal çıkarımların ayıklanması gerekir.

Anahtar Kavram

Varlığın Niceliği Sorunu (Monizm, Düalizm, Plüralizm)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2086Soru

Aşağıda verilen bölge türlerini, sınırlarının değişim hızına göre en hızlı değişenden en yavaş değişene doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sınırları en hızlı değişen bölge türü siyasi bölgedir. Ardından beşerî ve ekonomik bölgeler gelir. Sınırları en yavaş değişen ise fiziki bölgelerdir. Dolayısıyla doğru sıralama: Siyasi Bölge, Beşerî ve Ekonomik Bölge ve Fiziki Bölge şeklindedir.
Siyasi bölge sınırları (Avrupa Birliği gibi) üye ülkelerin kararlarıyla aniden değişebilir. Beşerî ve ekonomik bölgeler (sanayi bölgesi gibi) insan faaliyetlerinin değişmesiyle orta vadede değişir. Fiziki bölgeler (iklim bölgesi gibi) ise doğal etmenlere bağlı olduğundan sınırları son derece yavaş ve uzun sürede değişir. Bu nedenle doğru sıralama siyasi, beşerî/ekonomik ve fiziki bölge şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Bölgelerin türlerini ve sınırlarını belirleyen temel kriterleri sınıflandırın.
Avrupa Birliği siyasi/idari, Sanayi Bölgesi beşerî/ekonomik, Akdeniz İklim Bölgesi ise fiziki (doğal) bölgedir.
Değişim hızını belirlemek için öncelikle bölgenin fiziki mi, beşerî mi yoksa siyasi mi olduğunu belirlemek gerekir.
2
Bölgelerin sınırlarının zamana bağlı değişim hızlarını karşılaştırın.
Siyasi sınırlar kararlar ve anlaşmalarla aniden değişebilir. Beşerî/ekonomik sınırlar insan faaliyetleriyle yıllar içinde değişir. Doğal sınırlar ise iklim ve jeolojik süreçlere bağlı olduğundan binlerce yıl sürer.
Bölge sınırlarının değişebilirliği kuralına göre beşerî bölgeler fiziki bölgelere göre daha hızlı değişir.
3
En hızlı değişenden en yavaş değişene doğru sıralamayı oluşturun.
Siyasi Bölge (Avrupa Birliği) -> Beşerî/Ekonomik Bölge (Sanayi Bölgesi) -> Fiziki Bölge (Akdeniz İklim Bölgesi) sıralaması elde edilir.
Soruda en hızlı değişen bölgeden en yavaş değişene doğru bir sıralama talep edilmiştir.

Anahtar Kavram

Bölge sınırlarının değişim hızı bölgeyi oluşturan kriterlerin (fiziki, beşerî, siyasi) türüne göre farklılık gösterir.
Soru 2087Soru

Bilim felsefesinde bilimselliğin sınırlar��nı belirleme ve yöntemsel geçerlilik tartışmalarında doğrulanabilirlik ile yanlışlanabilirlik ilkeleri kritik roller üstlenmiştir. Aşağıda bu iki ilkeye ve bunlara dayanan bilimsel yöntem anlayışlarına dair açıklamalar ile ilgili kavramsal yaklaşımlar verilmiştir. Sol sütundaki açıklamaları sağ sütundaki en uygun kavramsal yaklaşım ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir teorinin bilimsel nitelik taşıyabilmesi için deneysel olarak hangi olası gözlem veya olgu karşısında geçersiz kılınabileceğinin önceden belirlenmiş olması gerekir.
Bilimsel bir önermenin anlamlı ve bilimsel değeri, onun olgusal dünyada duyu deneyimleri ve gözlemler yoluyla doğrudan ya da dolaylı olarak tasdik edilmesine bağlıdır.
Bilim, gözlemlenen tekil durumlardan hareketle genel yasalara ulaşılması ve bu yasaların olgusal kanıtlar biriktirilerek pekiştirilmesi süreci olarak ilerler.
Bilimsel kuramlar mutlak doğrular değil; hiçbir zaman kesin olarak kanıtlanamayan, ancak çürütme girişimlerinden başarıyla çıkarak geçici olarak kabul gören varsayımlardır.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleşmeler şu şekildedir: Birinci ifade yanlışlanabilirlik sınır çizme ölçütüyle, ikinci ifade doğrulanabilirlik anlamlılık ölçütüyle, üçüncü ifade doğrulanabilirliğe eşlik eden tümevarımcı yöntemle ve dördüncü ifade ise yanlışlanabilirliğe eşlik eden sınamacı (tümdengelimci) bilim yöntemiyle eşleşir.
Sol sütundaki ifadeler sırasıyla; kuramın çürütülebilme sınırını (yanlışlanabilirlik ölçütü), duyu deneyimleriyle tasdik edilme şartını (doğrulanabilirlik anlamlılık ölçütü), gözlemlerle genel yasalara ulaşıp onları pekiştirmeyi (tümevarımcı bilim yöntemi) ve teorilerin elenmekten kurtulan geçici varsayımlar olduğunu (sınamacı tümdengelim yöntemi) doğru bir şekilde karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci ifadenin anahtar kavramlarını analiz etmek
Geçersiz kılınabilirlik ve sınır çizme kavramlarının yanlışlanabilirlik ilkesine ait olduğu belirlenir.
Popper, bilim ile bilim-dışı (özellikle metafizik) ayrımını yapmak için kuramların yanlışlanabilir (çürütülebilir) olması gerektiğini savunur.
2
İkinci ifadenin temel iddiasını değerlendirmek
Duyusal deneyim ve tasdik kavramlarının doğrulanabilirlik ilkesine karşılık geldiği tespit edilir.
Mantıkçı pozitivistler, duyu verileriyle doğrulanabilen önermeleri anlamlı ve bilimsel kabul eder.
3
Üçüncü ifadedeki yöntemsel yaklaşımı belirlemek
Tekil durumlardan genel yasalara ulaşma ve kanıt biriktirme sürecinin tümevarımcı doğrulama yöntemi olduğu saptanır.
Klasik pozitivist bilim anlayışı, gözlemlerin birikmesiyle teorilerin doğrulanma olasılığının arttığı tümevarımsal yöntemi kullanır.
4
Dördüncü ifadedeki geçici kabul ve tahmin vurgusunu analiz etmek
Bu yaklaşımın yanlışlanabilirlik ilkesinin önerdiği sınamacı ve tümdengelimci bilim yöntemi olduğu belirlenir.
Popper'a göre hiçbir yasa kesin olarak doğrulanamaz; tümdengelimsel olarak test edilen varsayımlar yanlışlanmadığı sürece geçici olarak kabul edilir.

Anahtar Kavram

Doğrulanabilirlik ve yanlışlanabilirlik ilkelerinin bilimsellik ölçütü ve bilimsel yöntem (tümevarım - tümdengelimsel sınama) açısından farkları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2088Soru

Aşağıda sol sütunda felsefenin toplumsal işlevleri, sağ sütunda ise bu işlevlerin toplumsal yaşamdaki somut yansımaları verilmiştir. Sol sütundaki her bir işlevi, sağ sütundaki uygun yansımayla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Farklılıklara saygı duyma ve hoşgörü kültürü geliştirme
Bilimsel araştırmaların önünü açma ve sorgulayıcı bakış açısı yayma
Toplumsal gelecek vizyonu oluşturma ve ortak hedefler belirleme

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Farklılıklara saygı duyma ve hoşgörü kültürü geliştirme işlevi, farklı dünya görüşlerine sahip insanların barış içinde bir arada yaşamasıyla; bilimsel araştırmaların önünü açma işlevi, dogmatik olmayan sorgulayıcı bilimsel çalışmaların gelişmesiyle; toplumsal gelecek vizyonu oluşturma işlevi ise toplumun adalet ve özgürlük etrafında bir gelecek ideali tasarlamasıyla eşleşir.
Felsefenin toplumsal işlevleri ile bunların toplumsal yaşamdaki yansımaları anlamca doğrudan ilişkilidir. Farklılıklara hoşgörü demokratik bir kamuoyunu, sorgulayıcı bakış açısı bilimsel ilerlemeyi, gelecek vizyonu ise ortak toplumsal idealleri beraberinde getirir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak, farklılıklara saygı duyma ve hoşgörü kültürü geliştirme işlevi ele alınır.
Bu işlev, toplumda farklı görüşlere sahip bireylerin bir arada huzurla yaşayabilmesiyle doğrudan ilgilidir. Bu nedenle farklı dünya görüşlerine sahip bireylerin barış içinde bir arada yaşayabildiği demokratik bir kamuoyunun kurulması ifadesiyle eşleştirilir.
Hoşgörü ve saygı kavramları toplumsal birliktelik ve demokrasi ortamıyla doğrudan örtüşmektedir.
2
İkinci olarak, bilimsel araştırmaların önünü açma ve sorgulayıcı bakış açısı yayma işlevi incelenir.
Bu işlev, önyargılardan arınarak dogmatik olmayan sorgulayıcı bilimsel çalışmaların gelişmesi ifadesiyle eşleştirilir.
Felsefi sorgulama ve rasyonel düşünce, dogmatik engelleri aşarak bilimsel ilerlemenin temelini oluşturur.
3
Son olarak, toplumsal gelecek vizyonu oluşturma ve ortak hedefler belirleme işlevi değerlendirilir.
Bu işlev, toplumun adalet ve özgürlük gibi evrensel değerler etrafında ortak bir gelecek ideali tasarlaması ifadesiyle eşleştirilir.
Gelecek vizyonu ve ortak hedefler, toplumsal değerler üzerinden yapılan ideal gelecek tasarımlarıyla ilgilidir.

Anahtar Kavram

Felsefenin toplumsal işlevleri ve önemi
Soru 2089Soru

Türkiye'deki köy altı yerleşmelerinin ortaya çıkmasında coğrafi şartlar, ekonomik faaliyetler ve arazi yapısı belirleyici olmuştur. Aşağıda verilen köy altı yerleşmesi tanımlarını ilgili oldukları yerleşme tipleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Geniş tarım alanları içinde yer alan, bir veya birkaç ev ile bunların eklentilerinden (ahır, samanlık vb.) oluşan ve mülkiyeti genellikle tek bir kişiye ya da aileye ait olan kalıcı köy altı yerleşmesidir.
Genellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde engebeli arazilerde kurulan, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin bir arada yürütüldüğü, idari olarak bir köye bağlı olan kalıcı yerleşmedir.
Toroslar başta olmak üzere Akdeniz ve Ege'nin dağlık alanlarında g��çebe hayvancılıkla uğraşan ailelerin çadırlardan oluşturduğu geçici yerleşmelerdir.
Batı Karadeniz'in engebeli ve ormanlık alanlarında tarım arazilerinin yetersiz ve dağınık olmasına bağlı olarak birkaç mahalle biriminin tek bir muhtarlık altında birleşmesiyle oluşan kalıcı yerleşmelerdir.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Geniş tarım arazileri ve tek aile mülkiyeti ile tanımlanan yerleşme çiftlik; Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da tarım ve hayvancılık yapılan kalıcı köy altı birimi mezra; Toroslar'daki göçebe hayvancılığa dayalı çadır birimi oba; Batı Karadeniz'deki dağınık mahallelerin birleşimi ise divan yerleşmesiyle eşleşir.
Doğru eşleştirmede; geniş tarım toprakları ve tek kişiye/aileye ait mülkiyet yapısıyla tanımlanan yerleşme çiftlik; Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da engebeli arazilerdeki tarım ve hayvancılık yapılan kalıcı birime mezra; Toroslar'da göçebe hayvancılık yapan yörüklerin çadırlarından oluşan geçici birime oba; Batı Karadeniz'de dağınık mahallelerin birleşmesiyle oluşan kalıcı birime ise divan karşılık gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Geniş tarım alanları ve tek şahıs mülkiyeti vurgulanan yerleşme tanımını analiz etmek.
Bu özelliklerin çiftlik yerleşmesine ait olduğu belirlenir.
Çiftlikler, tarımsal üretimin ön planda olduğu, geniş düzlüklerde yaygın olan kalıcı köy altı yerleşmeleridir.
2
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun engebeli kesimlerindeki tarım ve hayvancılık yapılan kalıcı köy altı yerleşme özelliklerini incelemek.
Bu yerleşmenin mezra olduğu tespit edilir.
Mezralar, ailelerin geçimini sağlamak üzere tarım ve hayvancılık yaptığı, idari olarak bir köye bağlı kalıcı yerleşim alanlarıdır.
3
Toroslar'da hayvancılık yapan ailelerin çadırlardan oluşturduğu geçici yerleşmeyi tanımlamak.
Bu geçici yerleşmenin oba olduğu saptanır.
Oba yerleşmeleri, hayvancılık faaliyetlerinin mevsimlik karakterine bağlı olarak kurulan geçici köy altı yerleşmelerindendir.
4
Batı Karadeniz'de dağınık mahallelerin birleşmesiyle oluşan kalıcı yapıyı analiz etmek.
Bu yerleşmenin divan olduğu belirlenir.
Divan yerleşmeleri, Karadeniz coğrafyasında tarım alanlarının parçalı olması sebebiyle kurulan mahallelerin tek muhtarlık altında birleşmesiyle oluşan kalıcı yerleşmelerdir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Köy Altı Yerleşme Tipleri ve Geçici-Kalıcı Yerleşme Ayrımı
Soru 2090Soru

Spinoza'ya göre Tanrı ve doğa aynı özün farklı görünümleridir ve evrende her şey mutlak bir zorunlulukla gerçekleşir. İnsan, kendi kişisel arzularını bir kenara bırakıp bu evrensel ve zorunlu doğa yasalarına uyum sağladığı ölçüde ahlaklı ve bilge bir yaşama ulaşebilir.

Buna göre Spinoza, evrensel ahlak yasasının nesnel temelini aşağıdakilerden hangisinde görmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğa ve Tanr�� birliğinin sunduğu evrensel ve zorunlu düzende

Cevap

Doğa ve Tanrı birliğinin sunduğu evrensel ve zorunlu düzende
Doğa ve Tanrı birliğinin sunduğu evrensel ve zorunlu düzende seçeneği doğrudur, çünkü Spinoza ahlakı insanın kendi kişisel isteklerini aşarak doğanın (Tanrı'nın) mutlak ve zorunlu yasalarına göre yaşamasıyla açıklar. Bu temel, insan öznelliğinden bağımsız ve nesneldir.

Adım Adım Çözüm

1
Spinoza'nın panteist (Tanrı-doğa birliği) felsefesini ve ahlak anlayışındaki temel belirleyici unsurları saptamak.
Düşünürün ahlakı doğanın zorunlu yasalarına ve bu düzene uyum sağlamaya dayandırdığı belirlenir.
Evrensel ahlak yasasının nesnel dayanağını tespit etmek.
2
Bulunan ahlaki dayanağın hangi seçenekte doğru ifade edildiğini belirlemek.
Doğa ve Tanrı birliğinin sunduğu düzenin nesnel temel olarak öne çıktığı görülür.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Spinoza'nın panteist ahlak anlayışında evrensel ahlak yasasının nesnel temeli
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2091Soru

Harita çizimlerinde bozulmaların temel nedeni Dünya'nın küresel şeklidir ve bu bozulmalar projeksiyon yöntemleri kullanılarak en aza indirilmeye çalışılır.

Buna göre, 364236^\circ - 42^\circ Kuzey paralelleri arasında yer alan Türkiye'nin haritası çizilirken bozulmayı en aza indirmek için tercih edilmesi gereken projeksiyon yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konik projeksiyon

Cevap

Türkiye orta kuşakta yer aldığı için harita çizimlerinde bozulmayı en aza indiren yöntem konik projeksiyondur.
Konik projeksiyon yöntemi, koninin küreye orta kuşak enlemlerinde teğet olmasından dolayı bu enlemlerdeki bozulma oranını en aza indirir. Türkiye 364236^\circ - 42^\circ Kuzey paralelleri arasında, yani orta kuşakta yer aldığı için harita çizimlerinde bozulmayı en aza indirmek amacıyla konik projeksiyon tercih edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin enlem değerlerini inceleyerek bulunduğu coğrafi kuşağı belirlemek.
Türkiye, 364236^\circ - 42^\circ Kuzey paralelleri arasında yer alması nedeniyle orta kuşaktadır.
Projeksiyon yöntemlerinin seçiminde bölgelerin Ekvator'a ve kutuplara göre konumu (enlem derecesi) belirleyici faktördür.
2
Orta kuşak enlemleri için en az bozulma sağlayan projeksiyon yöntemini seçmek.
Orta kuşak için en uygun projeksiyon yöntemi konik projeksiyondur.
Konik projeksiyon, orta kuşak çevresini en az hata ve bozulma ile düzleme aktaran yöntemdir.

Anahtar Kavram

Projeksiyon yöntemlerinin enlemlere göre dağılışı ve Türkiye'nin konik projeksiyon bölgesi olması
Tahmini Süre:45s
Soru 2092Soru

Millî Mücadele’nin Batı Cephesi’nde düzenli ordunun Yunan taarruzlarına karşı verdiği mücadeleler hem iç politikada hem de dış politikada önemli gelişmelere zemin hazırlamıştır. Bir tarih öğretmeni, askerî gelişmeler ile bu gelişmelerin siyasi sonuçlarını ve niteliklerini göstermek amacıyla tahtaya aşağıdaki tabloyu çizmiştir:

Askerî GelişmeSonuç / GelişmeNitelik
I. İnönü MuharebesiMoskova Antlaşması’nın imzalanmasıUluslararası
I. İnönü MuharebesiTeşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun kabulüUlusal
II. İnönü Muharebesiİtalya'nın Anadolu’dan çekilmeye başlamasıUluslararası
Kütahya-Eskişehir MuharebeleriBaşkomutanlık Kanunu’nun çıkarılmasıUlusal
Kütahya-Eskişehir MuharebeleriAnkara Antlaşması’nın imzalanmasıUluslararası

Tarih öğretmeninin hazırladığı tablonun tamamen doğru olabilmesi için hangi satırdaki eşleştirmenin tablodan çıkarılması ya da değiştirilmesi gerekir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kütahya-Eskişehir Muharebeleri - Ankara Antla��ması’nın imzalanması - Uluslararası

Cevap

Kütahya-Eskişehir Muharebeleri - Ankara Antlaşması’nın imzalanması - Uluslararası
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri’nde Türk ordusunun yenilgi alması üzerine Fransa, TBMM ile yürüttüğü barış görüşmelerini askıya almıştır. TBMM ile Fransa arasındaki savaşı sonlandıran ve Hatay hariç bugünkü Suriye sınırını çizen Ankara Antlaşması, Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasından sonra, 20 Ekim 1921’de imzalanmıştır. Dolayısıyla Kütahya-Eskişehir Savaşları ile Ankara Antlaşması arasında doğrudan bir neden-sonuç bağı yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
Tabloda verilen askerî gelişmeler ile bu gelişmelerin ardından yaşanan siyasi sonuçlar arasındaki neden-sonuç ilişkisini ve tarihsel sırayı karşılaştırmak.
I. ve II. İnönü Muharebeleri ile Kütahya-Eskişehir Savaşlarının tarihsel sonuçları doğrulanır.
Yanlış eşleştirmeyi tespit etmek için her bir askeri olayın sonucunu kronolojik olarak analiz etmek gerekir.
2
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nin ardından yaşanan diplomatik ve siyasi süreci incelemek.
Kütahya-Eskişehir yenilgisi sonrasında Fransa ile süren görüşmelerin durduğu, Fransa ile kesin barış antlaşması olan Ankara Antlaşması'nın ancak Sakarya Meydan Muharebesi sonrasında imzalandığı tespit edilir.
Tabloda Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sonrasında Ankara Antlaşması'nın imzalandığı belirtilmiştir; bu bilginin tarihsel doğruluğu test edilir.
3
Elde edilen sonuçlara göre tablonun doğruluğunu bozan seçeneği belirlemek.
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri - Ankara Antlaşması eşleştirmesinin kronolojik ve tarihsel olarak yanlış olduğu kesinleşir.
Ankara Antlaşması Sakarya Savaşı'nın zaferle sonuçlanmasından sonra imzalandığı için bu eşleştirme yanlıştır.

Anahtar Kavram

Batı Cephesi Savaşlarının askeri sonuçlarının iç ve dış politikadaki yansımaları ile kronolojik ilişkisi
Soru 2093Soru

Bir tarım uzmanı, İç Anadolu Bölgesi'nde yeni bir tarım ürünü yetiştirmeyi planlayan yatırımcılar için bir rapor hazırlamaktadır. Raporda şu maddeler yer almaktadır:

I. Bölgede ilkbahar aylarında görülen don olayları, meyve ağaçlarının çiçek açma döneminde ciddi risk oluşturmaktadır.
II. Geçen hafta sonu meydana gelen aşırı sıcaklar, ekili alanlarda lokal kurumalara neden olmuştur.
III. Son 40 yıllık rasat verilerine göre yaz aylarındaki buharlaşma şiddeti oldukça yüksektir.
IV. Yarın öğle saatlerinde beklenen sağanak yağış nedeniyle ilaçlama faaliyetlerinin ertelenmesi önerilmektedir.

Rapordaki bu maddelerden hangileri, bölgenin 'iklim' özelliklerini yansıttığı için uzun vadeli tarımsal planlamalarda temel veri olarak kullanılmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

İlkbahar aylarında görülen don olayları ve son 40 yıllık rasat verilerine dayanan yaz buharlaşması bölgenin uzun vadeli iklim özelliklerini yansıttığı için doğru yanıt I ve III öncüllerini içeren seçenektir.
Tarımsal yatırımlar gibi uzun vadeli planlamalarda bölgenin genel iklim özellikleri temel veri olarak kullanılır. İlkbahar aylarında görülen don olayları (I) ve son 40 yıllık rasat verilerine dayanan yaz buharlaşması (III) bölgenin uzun yıllar boyunca tekrarlayan klimatolojik karakterini yansıtır. Geçen hafta sonu yaşanan aşırı sıcaklar ile yarınki sağanak yağış tahmini ise anlık hava durumuna örnek olup kısa vadeli operasyonlarda önem taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen maddelerin kapsadığı zaman dilimlerini hava durumu ve iklim kavramları açısından analiz etmek.
I ve III numaralı maddelerin uzun yılları kapsayan genel atmosfer karakterini; II ve IV numaralı maddelerin ise gün veya hafta gibi kısa süreli anlık hava olaylarını ifade ettiğini belirlemek.
Hava durumu dar bir alanda kısa sürede değişebilen atmosfer olaylarını, iklim ise geniş bir alanda uzun yıllar boyunca (en az 30-40 yıl) değişmeyen ortalama hava koşullarını ifade eder.
2
Tarımsal planlama açısından hangi maddelerin uzun vadeli veri niteliği taşıdığını belirlemek.
Uzun vadeli tarımsal yatırımlarda anlık hava durumları (II ve IV) yerine kalıcı ve genel iklim özelliklerinin (I ve III) temel veri olarak kullanılması gerektiğini saptamak.
Tarımsal ürün seçimi ve yatırım kararları gibi uzun vadeli planlamalar, kısa vadeli hava değişimlerine değil, bölgenin genel iklim karakterine göre şekillenir.

Anahtar Kavram

Hava durumu ile iklim arasındaki süre, ölçek ve çalışma alanı farkları
Soru 2094Soru

Nietzsche’ye göre geleneksel ahlak, zayıf insanların güçlüleri dizginlemek amacıyla uydurduğu bir aldatmacadır. 'Sürü ahlakı' olarak nitelendirdiği bu hazır şablonlar, yaşamı olumlayan ve insanı kendi değerlerini yaratmaya çağıran 'efendi ahlakı'nın önünü keser. İnsanın yapması gereken, kendisine dayatılan bu dışsal kuralları reddederek kendi değer biçme gücünü eline almasıdır. Çünkü insan üzerinde önceden belirlenmiş aşkın ya da rasyonel hiçbir ahlaki yasa yoktur; ahlak ancak bireyin kendi özgür istencini ortaya koyma sürecidir.

Bu parçadan hareketle Nietzsche’nin ahlak görüşüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireyden ve onun özgür istencinden bağımsız, tüm insanlar için geçerli genelgeçer bir ahlak yasası inşa edilemez.

Cevap

Bireyden ve onun özgür istencinden bağımsız, tüm insanlar için geçerli genelgeçer bir ahlak yasası inşa edilemez.
Parçada Nietzsche'nin insanın kendi değerlerini yaratması gerektiği, rasyonel ya da aşkın hiçbir hazır şablonun/yasanın bulunmadığı ve ahlakın bireysel istencin bir ürünü olduğu belirtilmektedir. Bu doğrultuda, bireyden ve onun özgür istencinden bağımsız, herkes için geçerli genelgeçer bir ahlak yasasının inşa edilemeyeceği savunulabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel savı belirleme
Nietzsche'nin geleneksel ahlakı (sürü ahlakını) zayıfların uydurduğu bir araç olarak gördüğü ve bireyin kendi değerlerini kendisinin yaratması gerektiğini savunduğu belirlenmiştir.
Paragrafın ana fikrini anlayarak seçeneklerle karşılaştırma yapabilmek için bu adım gereklidir.
2
Evrensel yasa reddinin gerekçesini analiz etme
Aşkın ya da rasyonel hiçbir evrensel ahlaki yasanın bulunmadığı, ahlakın yalnızca bireysel istence dayandığı sonucuna ulaşılmıştır.
Filozofun evrensel ahlak yasasını reddetme mantığını kavramak için bu adım gereklidir.
3
Seçenekleri analiz etme ve doğru seçeneği belirleme
Bireyin özgür istencinden bağımsız, genelgeçer bir yasanın kurulamayacağını belirten seçeneğin paragraftaki görüşle birebir örtüştüğü görülmüştür.
Yanlış felsefi akımlara ait çeldiricileri eleyerek doğru yargıya ulaşmak için bu adım gereklidir.

Anahtar Kavram

Nihilizm ve Egzistansiyalizm bağlamında evrensel ahlak yasasının reddi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2095Soru

Bir ülkede yürürlükte olan hukuk kuralları (yasallık), siyasal iktidarın kararlarına biçimsel bir geçerlilik kazandırabilir. Ancak bu kurallar, toplumun ortak iradesiyle kurduğu etik-politik uzlaşıya dayanmadığında, vatandaşlar için yalnızca dışsal bir zorlama olarak kalır. Gerçek bir siyasal düzen, emirlerin sadece 'yasal' olduğu için değil, aynı zamanda yönetilenler tarafından içselleştirilmiş bir 'haklılık' inancıyla kabul edildiği oranda istikrar kazanır. Dolayısıyla, iktidarın gücü fiziksel yaptırımdan veya yazılı normlardan değil; bu normların kaynağındaki ahlaki ve toplumsal kabul edilebilirlikten beslenir.

Bu parçadan hareketle, siyasal iktidarın varlığını sürdürebilmesinin koşulu aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yasallık düzeyindeki bir yönetimin, toplumsal rıza ve haklılık inancına dayanan meşruiyet ile desteklenmesi.

Cevap

Yasallık düzeyindeki bir yönetimin, toplumsal rıza ve haklılık inancına dayanan meşruiyet ile desteklenmesi
Parçada siyasal iktidarın gücünün yalnızca yazılı kurallara (yasallığa) dayanmasının toplumsal itaat için yeterli olmadığı; asıl istikrarın ve kalıcılığın yönetilenlerin zihnindeki 'haklılık' inancı ve toplumsal rıza (meşruiyet) ile mümkün olduğu vurgulanmaktadır. Dolayısıyla, yasallık düzeyindeki bir yönetimin meşruiyet ile desteklenmesi gerektiği ifadesi parçayı tam olarak açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel kavramsal karşıtlığı belirlemek
Metinde 'yasallık' (biçimsel kurallara uygunluk) ile 'haklılık inancı' (toplumsal kabul) karşı karşıya getirilmiştir.
İktidarın gücünün iki farklı boyutunun ayırt edilmesi analizin ilk adımıdır.
2
İtaatin kalıcılık koşulunu tespit etmek
Sadece yasal kuralların (dışsal zorlama) itaat sağlamaya yetmediği, yönetilenlerin içsel kabulünün gerektiği bulunmuştur.
Paragraftaki ana düşüncenin hangi toplumsal/siyasal ihtiyaca işaret ettiğini anlamak gerekir.
3
Kavramları siyaset felsefesi terminolojisiyle eşleştirmek
Yönetilenlerin 'haklılık inancı' ve 'toplumsal rızası' siyaset felsefesinde 'meşruiyet' kavramına karşılık gelir.
Metindeki felsefi analizi akademik terminolojiye dökmek doğru seçeneğe ulaşmayı sağlar.
4
Doğru yargıyı seçenekler arasından seçip çeldiricileri elemek
Yasallığın meşruiyetle desteklenmesi gerektiğini ifade eden seçenek belirlenmiştir.
Soru kökünün bizden istediği felsefi açıklamaya ulaşmak için tüm çeldiricilerin elenmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Siyasal iktidarın meşruiyet ve yasallık ilişkisi
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 2096Soru

Büyük iklim tiplerinin sıcaklık özellikleri üzerinde enlem, karasallık ve nemlilik gibi faktörler etkilidir. Buna bağlı olarak iklim tiplerinin yıllık sıcaklık farkları belirgin değişiklikler gösterir.

Buna göre, aşağıda verilen iklim tiplerini yıllık sıcaklık farkı en az olandan en fazla olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Yıllık sıcaklık farkı en az olandan en fazla olana doğru sıralama: Ekvatoral İklim, Akdeniz İklimi ve Sert Karasal İklim şeklindedir.
Doğru sıralama yıllık sıcaklık farkı en az olandan en fazla olana doğru sırasıyla; Ekvatoral İklim (nemlilik ve güneş ışınlarının geliş açısının kararlılığı nedeniyle en az), Akdeniz İklimi (orta kuşak denizel etki) ve Sert Karasal İklim (şiddetli karasallık ve enlem etkisi nedeniyle en fazla) şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İklim tiplerinin nemlilik ve güneş ışınlarının geliş açısı özelliklerini belirlemek.
Ekvatoral iklimde yüksek nem ve dik açı nedeniyle sıcaklık farkı çok azdır. Akdeniz iklimi orta kuşakta denizel etkiyle ılımandır. Sert karasal iklim ise şiddetli karasallık nedeniyle aşırı sıcaklık farklarına sahiptir.
Sıcaklık farklarını etkileyen temel coğrafi faktörleri analiz etmek sıralamanın ilk adımıdır.
2
Belirlenen sıcaklık farkı değerlerine göre sıralama yapmak.
En az sıcaklık farkı Ekvatoral iklimde (2-3 °C), ardından Akdeniz ikliminde (15-18 °C) ve en fazla sıcaklık farkı ise Sert Karasal iklimdedir (30 °C üzeri).
İklimlerin sıcaklık değerlerini karşılaştırarak doğru sıralamayı oluşturmak.

Anahtar Kavram

Büyük İklim Tiplerinin Yıllık Sıcaklık Farkı Özellikleri
Soru 2097Soru

"Haz, mutlu bir yaşamın başlangıcı ve amacıdır. Her seçiş ve kaçınışımızı ona dayandırırız; çünkü bizim için ilk ve doğuştan gelen iyi odur. Ancak her haz seçilmeye değer olmadığı gibi, her acıdan da kaçınılması gerekmez. Önemli olan, akıllıca bir ölçüp tartma (kalkülasyon) ile uzun vadede ruhsal dinginliği (ataraxia) ve bedensel acısızlığı (aponia) sağlayacak eylemlere yönelmektir. Bu nedenle ahlaki eylemin değeri, anlık hazların peşinde kontrolsüzce koşmakta değil, bilgeliğin rehberliğinde acıdan uzaklaşmaktadır."

Bu parçadan hareketle ahlaki eylemin amacı ve niteliği hakkında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ahlaki eylemin amacı hazza yönelmek olmakla birlikte, bu haz anlık bedensel doyumlar değil; akıl süzgecinden geçmiş, acıdan uzak bir ruhsal dinginliktir.

Cevap

Ahlaki eylemin amacı hazza yönelmek olmakla birlikte, bu haz anlık bedensel doyumlar değil; akıl süzgecinden geçmiş, acıdan uzak bir ruhsal dinginliktir.
Parçada belirtilen ahlaki eylem anlayışı, Epiküros'un hazcılığına (hedonizm) dayanmaktadır. Epiküros'a göre haz hayatın nihai amacıdır; fakat bu haz, anlık bedensel doyumların peşinde koşmak değil, aklın süzgecinden geçirilerek acıdan kaçınma ve ruhsal dinginliğe (ataraksiya) ulaşma çabasıdır. Doğru yanıt bunu tam olarak ifade etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel kavramları ve iddiaları analiz etme
Parça, hazzı yaşamın amacı olarak görmecektedir ancak bunun anlık hazlardan ziyade akılcı bir ölçme ve tartma süreciyle ulaşılan ruhsal dinginlik (ataraxia) ve acısızlık (aponia) olduğunu vurgulamaktadır.
Metnin ana fikrini ve felsefi arka planını doğru belirlemek için ilk adımdır.
2
Seçeneklerde sunulan felsefi yaklaşımları karşılaştırma
Metnin Epiküros'un rasyonel hazcılık (hedonizm) görüşüne dayandığı, buna karşılık diğer seçeneklerin Kant'ın ödev ahlakı, Bentham/Mill'in toplumsal faydacılığı, Sokrates'in rasyonalist ahlakı ve determinizm gibi farklı görüşleri içerdiği saptanır.
Çeldiricileri elemek ve doğru akımı ayırt etmek için gereklidir.
3
Doğru yargıyı tespit etme
Hazzın anlık doyumlar yerine akıl süzgecinden geçmiş ruhsal dinginlik olarak tanımlandığı yargısının parçadaki ana düşünceyle doğrudan uyuştuğu görülür.
Parçanın nihai sonucunu ve felsefi çıkarımını netleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Epiküros'un hazcılık (hedonizm) yaklaşımı çerçevesinde ahlaki eylemin amacı olarak ruhsal dinginlik (ataraxia) ve akılcı haz hesabı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2098Soru

Doğal (fiziki) şekilsel bölgelerin sınırları beşerî ve ekonomik bölgelere kıyasla çok daha yavaş değişir ve bu sınırlar siyasi sınırlar gibi keskin olmayıp kademeli (geçişli) bir özellik gösterir.

Buna göre, aşa��ıdaki bölge türlerinden hangisinin sınırlarının diğerlerine göre çok daha yavaş değişmesi ve sınırlarında kademeli bir geçiş özelliği görülmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güneydoğu Asya muson iklim bölgesi

Cevap

Güneydoğu Asya muson iklim bölgesi
Doğal (fiziki) şekilsel bölgelerden biri olan iklim bölgelerinin sınırları, beşerî ve ekonomik bölgelere kıyasla çok daha uzun sürede değişir. İklim elemanları ve bitki örtüsünün coğrafi dağılışı keskin çizgilerle son bulmadığı için, bu sınırların geçiş alanları kademelidir. Güneydoğu Asya muson iklim bölgesi bu özellikleri tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Doğal ve beşerî bölgeler ayırt edilir.
Seçeneklerdeki iklim bölgesi doğal (fiziki) bölge iken ticaret, proje, turizm ve nüfus bölgeleri beşerî ve ekonomik bölgelerdir.
Doğal ve beşerî bölgelerin sınır özellikleri ile değişim hızları temelden farklılık gösterir.
2
Bölgelerin sınırlarının değişim hızları karşılaştırılır.
İklim gibi fiziki özelliklerin değişmesi jeolojik ve klimatolojik uzun süreçlere bağlı olduğundan sınırları son derece kararlıdır ve yavaş değişir. Beşerî unsurlar ise insan faaliyetleri nedeniyle hızlı değişir.
Soruda istenen 'yavaş değişen' bölge kriterini doğrulamak.
3
Sınırların geçiş türleri analiz edilir.
Doğal bölgelerin sınırları kademeli (geçişli) bir yapıdadır; örneğin muson iklim bölgesinden başka bir iklim bölgesine geçiş aniden değil, kademeli olur. Beşerî/siyasi bölgelerde ise sınırlar nettir.
Doğal bölgelerin sınır geçiş özelliğini kontrol etmek.

Anahtar Kavram

Doğal (fiziki) şekilsel bölgelerin sınırları beşerî bölgelere göre çok daha yavaş değişir ve sınır geçişleri kademelidir.
Soru 2099Soru

Aşağıdaki sol sütunda farklı hava kütlelerinin hareket durumları, sağ sütunda ise bu hareketlerin sonucunda meydana gelen nem ve yağış koşullarındaki değişimler verilmiştir. Sol sütundaki her bir hava kütlesi hareketini, sağ sütundaki en uygun nem ve yağış değişimi açıklamasıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Deniz üzerinden gelen nemli bir hava kütlesinin, kıyı çizgisine paralel uzanan yüksek bir dağ sırası boyunca yükselmesi
Dağ zirvesini aşarak diğer yamaç boyunca aşağıya doğru hızlı bir şekilde süzülen kuru bir hava kütlesi
Sıcak deniz yüzeyinden nem kazanmış ılık bir hava kütlesinin, kış mevsiminde karla kaplı soğuk bir kara üzerine doğru ilerlemesi
Güneş ışınlarının etkisiyle ısınan nemli havanın dikey yönde hızla yükselerek atmosferin üst katmanlarına doğru hareket etmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekildedir: Dağ yamacı boyunca yükselen hava kütlesi orografik yağışlarla (Sol 1 - Sağ 3), zirveyi aşarak alçalan hava fön etkisiyle bağıl nemin düşmesiyle (Sol 2 - Sağ 4), soğuk zemin üzerine yatay hareket eden hava sis oluşumuyla (Sol 3 - Sağ 2) ve dikey yönde yükselen hava konveksiyonel yağışlarla (Sol 4 - Sağ 1) eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmeler, hava kütlelerinin hareket biçimlerinin sıcaklık üzerindeki etkisine dayanır. Dağ yamacı boyunca yükselen hava soğuyarak orografik yağış bırakır; yamaçtan aşağı inen hava fön etkisiyle ısınır ve bağıl nemi düşer; soğuk zemin üzerine hareket eden ılık hava alttan soğuyarak sis oluşturur; dikey yükselen sıcak hava ise yükselim yağışlarına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Hava kütlelerinin hareket yönü ve karşılaştığı zemin özelliklerine göre sıcaklık değişimlerini belirlemek.
Dağ yamacı boyunca yükselen (Sol 1) ve dikey yükselen (Sol 4) hava kütleleri soğur. Dağdan aşağı inen (Sol 2) hava ısınır. Soğuk zemin ��zerine hareket eden (Sol 3) hava alttan soğur.
Sıcaklık değişimi, havanın nem taşıma kapasitesini belirleyen en temel fiziksel faktördür.
2
Sıcaklık değişimlerinin maksimum nem kapasitesi ve bağıl nem üzerindeki etkisini analiz etmek.
Soğuyan hava kütlelerinde maksimum nem azalır ve bağıl nem doyma noktasına yaklaşır. Isınan hava kütlesinde ise maksimum nem artar ve bağıl nem düşer.
Sıcaklık ile maksimum nem doğru orantılıyken, bağıl nem maksimum nem ile ters orantılıdır.
3
Her bir hava hareketinin oluşturacağı yoğuşma veya yağış türünü eşleştirmek.
Yükselen nemli hava orografik yağışa (Sol 1 - Sağ 3); alçalan hava fön rüzgarına (Sol 2 - Sağ 4); soğuk zemine çarpan hava sise (Sol 3 - Sağ 2); dikey yükselen hava ise konveksiyonel yağışa (Sol 4 - Sağ 1) dönüşür.
Nem ve sıcaklık koşullarındaki değişimler, havanın yoğuşma biçimini ve yağış oluşum mekanizmasını doğrudan belirler.

Anahtar Kavram

Hava kütlelerinin dikey veya yatay hareketlerine bağlı olarak sıcaklıklarının değişmesi, buna paralel olarak maksimum nem kapasitesi ve bağıl nem oranlarının değişmesiyle farklı yağış/yoğuşma türlerinin oluşması.
Soru 2100Soru

Yüksek dağlık bir alanda, buzulun doğduğu kaynak bölgesinden (zirveden) başlayarak eriyip sonlandığı dağ eteğine doğru hareket ettiği düşünüldüğünde, bu süreçte etkili olan aşınım ve birikim şekillerinin yukarıdan aşağıya doğru karşılaşılma sırasını düzenleyiniz.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Zirveden aşağıya doğru sıralama: sirk çanaklarının gelişmesi, hörgüç kayaların oluşması, moren setlerinin oluşması ve sander düzlüklerinin oluşması şeklindedir.
Buzul yer şekilleri zirveden aşağıya doğru sırasıyla buzulun doğduğu sirk çanakları, vadi yatağındaki hörgüç kayalar, erime sınırında biriken morenler ve erime sularının yaydığı sander düzlükleri şeklinde sıralanır.

Adım Adım Çözüm

1
Buzulun doğuş ve kaynak alanının tespit edilmesi
Zirvelerdeki kalıcı kar sınırının üzerinde buzul birikimiyle sirk çanakları ilk aşamada oluşur.
S��recin başladığı en yüksek seviyedeki kaynak alanı temsil eder.
2
Buzulun aşağıya doğru hareketi sırasındaki aşındırma izlerinin belirlenmesi
Eğim doğrultusunda hareket eden buzul, vadisindeki sert kayaçları aşındırıp pürüzsüzleştirerek hörgüç kayaları oluşturur.
Hareket halindeki buzulun vadi yatağı boyunca yaptığı aşındırma faaliyetidir.
3
Buzulun gücünün bittiği erime noktasındaki birikimin incelenmesi
Buzulun sıcaklık artışıyla eridiği uç kısımda taşıma kapasitesi sıfırlanır ve moren yığınları oluşur.
Buzulun doğrudan taşıyıp biriktirdiği malzemelerin sınırını belirler.
4
Buzul dışı akarsu biriktirme bölgesinin analiz edilmesi
Buzuldan çıkan erime suları, morenleri daha da aşağılara taşıyarak dağ eteğinde geniş sander düzlükleri halinde biriktirir.
Buzul sınırının ötesindeki akarsu biriktirme alanına karşılık gelmesidir.

Anahtar Kavram

Buzul topoğrafyasında yer şekillerinin zirveden eteğe doğru mekansal dağılışı ve oluşum aşamaları
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 105 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin