Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 2061Soru

İnsanın yaşam yolculuğu, daha önceden çizilmiş ve sınırları kesin bir biçimde belirlenmiş bir patikada yürümeye benzer. Bu patikada ne zaman durulacağı, hangi yöne dönüleceği ya da hangi engellerle karşılaşılacağı aşkın bir irade tarafından çok önceden planlanmıştır. İnsanın kendi kararlarıyla bu gidişata yön verdiğini sanması, sadece bir yanılsamadan ibarettir; çünkü nihai yazgı hiçbir şekilde değiştirilemez.

Bu parçadaki benzetme ve açıklamalar, ahlak felsefesinin ��zgürlük tartışmasındaki hangi yaklaşımın temel tezini desteklemektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fatalizm (Kadercilik)

Cevap

Fatalizm (Kadercilik)
Doğru cevap Fatalizm (Kadercilik) olarak adlandırılan yaklaşımdır. Metinde insan eylemlerinin aşkın bir irade tarafından önceden planlandığı ve bu yazgının değiştirilemeyeceği belirtilmiştir. Bu durum, insan eylemlerinin doğaüstü bir güç tarafından önceden belirlendiğini savunan fatalizm ile doğrudan uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki anahtar kavramları ve benzetmeleri analiz etmek.
Metinde geçen 'daha önceden çizilmiş patika', 'aşkın bir irade tarafından planlanmış' ve 'yazgı hiçbir şekilde değiştirilemez' ifadeleri belirlenmiştir.
Soruda sorulan felsefi yaklaşımı tespit etmek için metnin ana fikrini ve ipuçlarını ortaya çıkarmak gerekir.
2
Belirlenen anahtar kavramları ahlak felsefesindeki özgürlük yaklaşımları ile karşılaştırmak.
Doğaüstü bir güç veya aşkın bir irade tarafından önceden belirlenmiş değiştirilemez yazgı (kader) fikrinin 'Fatalizm' (Kadercilik) akımına ait olduğu görülür.
Her özgürlük yaklaşımının kendine has bir belirlenim kaynağı ve özgürlük tanımı vardır; bu tanımlar arasından doğru olanı seçmek gerekir.
3
Seçenekleri değerlendirerek doğru seçeneği belirlemek.
Fatalizm seçeneği doğru cevap olarak belirlenirken, determinizm, otodeterminizm, indeterminizm ve liberteryanizm seçenekleri elenir.
Diğer seçenekler doğaüstü bir yazgıyı değil; nedenselliği, özgürlüğü ya da bireysel özerkliği temel aldığı için elenmelidir.

Anahtar Kavram

Ahlaki Eylemde Özgürlük Problemi ve Fatalizm (Kadercilik)
Soru 2062Soru

Hava durumu, belirli bir yerde kısa süre içinde etkili olan değişken atmosfer koşullarını ifade ederken; iklim, oldukça geniş bir alanda uzun yıllar boyunca (en az 304030-40 yıl) kaydedilen hava durumlarının ortalama özelliklerini ve bunların uç değerlerini kapsar. Bu iki kavramın özellikleri ve etki alanları birbirinden farklıdır.

Buna göre, aşağıdaki coğrafi durumların hangisinde iklim özelliklerinin etkisi diğerlerine göre daha belirgin ve uzun sürelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konya Ovası'nda yıllık ortalama yağış miktarının 350 mm350\text{ mm} civarında olmasına bağlı olarak kurakçıl tarım yöntemlerinin tercih edilmesi

Cevap

Konya Ovası'nda yıllık ortalama yağış miktarının 350 mm350\text{ mm} civarında olmasına bağlı olarak kurakçıl tarım yöntemlerinin tercih edilmesi
Konya Ovası'nda yıllık ortalama yağış miktarının 350 mm350\text{ mm} civarında olması durumu, çok uzun yıllar boyunca toplanan meteorolojik verilerin ortalamasını (iklimi) yansıtır ve bu durum tarımsal faaliyetlerde kurakçıl ürünlerin tercih edilmesi gibi uzun vadeli beşeri kararları etkiler. Bu nedenle bu durum doğrudan iklim özelliklerinin etkisine örnektir.

Adım Adım Çözüm

1
Hava durumu ile iklim kavramlarının tanımını ve temel farklarını (süre ve alan) ayırt edin.
Hava durumu kısa süreli ve dar alanlı atmosfer olaylarını, iklim ise uzun süreli (en az 304030-40 yıl) ve geniş alanlı atmosfer olaylarının ortalamasını ifade eder.
Soruda bizden iklim özelliklerinin etkisinin arandığı seçeneği bulmamız istenmektedir.
2
Seçeneklerde verilen durumların sürekliliğini ve zaman dilimlerini inceleyin.
Fırtına, bir haftalık yağış, sabah sisi ve birkaç günlük sıcaklık artışı kısa vadeli hava durumlarıdır. Konya'daki yıllık ortalama yağış ise uzun vadeli bir iklim ortalamasıdır.
İklim ve hava durumu olaylarının zaman ölçeğini karşılaştırarak doğru seçeneğe ulaşmak gerekir.

Anahtar Kavram

Hava durumu ile iklim arasındaki süre, ölçek ve değişkenlik farkları.
Soru 2063Soru

Aşağıda verilen soru örneklerini, taşıdıkları niteliklere göre en uygun soru türüyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Suyun deniz seviyesinde (1 atm1\text{ atm} basınç altında) kaynama sıcaklığı kaç derecedir?
Bir eylemin ahlaki açıdan 'iyi' olarak nitelendirilmesini sağlayan temel ölçüt nedir?
Kütüphaneye gitmek için en hızlı toplu taşıma rotası hangisidir?

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Suyun kaynama sıcaklığı sorusu Bilimsel Soru ile, ahlaki iyi ölçütü sorusu Felsefi Soru ile, kütüphaneye giden rota sorusu ise Gündelik Soru ile eşleşir.
Doğru eşleştirmede olgusal ve ölçülebilir olan suyun kaynama sıcaklığı sorusu bilimsel soruyla; ahlaki değerlerin özünü sorgulayan iyi kavramı felsefi soruyla; gündelik yaşamdaki ulaşım ihtiyacını çözmeye çalışan rota sorusu ise gündelik soruyla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen soruların yöneldiği konuları ve amaçlarını analiz edin.
Sorulardan biri fiziksel bir olguya (suya), diğeri soyut ahlaki bir kavrama (iyiye), üçüncüsü ise günlük pratik bir ihtiyaca (rotaya) yöneliktir.
Soruların hangi alana hitap ettiğini belirlemek, doğru sınıflandırma yapabilmek için ilk temel adımdır.
2
Felsefi, bilimsel ve gündelik soruların niteliksel farklarını uygulayın.
Bilimsel sorular olgusal ve nesneldir; felsefi sorular kavramsal ve refleksiftir; gündelik sorular ise pratik ve durumsaldır.
Her sorunun kendi doğasına uygun yöntemsel ve amaçsal niteliğini tespit etmek gerekir.
3
Eşleştirmeleri gerçekleştirin.
Kaynama sıcaklığı sorusu bilimsel soruyla, iyi kavramının ölçütü sorusu felsefi soruyla, rota sorusu ise gündelik soruyla eşleşir.
Belirlenen nitelikler doğrultusunda her soru kendi kategorisine yerleştirilir.

Anahtar Kavram

Felsefi Soruların Nitelikleri ve Diğer Sorulardan Farkı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2064Soru

Bir coğrafya öğretmeni, harita bilgisini pekiştirmek amacıyla öğrencilerden haritanın elemanları ile bu elemanların temel işlevlerini eşleştirmelerini istemiştir. Aşağıdaki sol sütunda verilen harita elemanlarını, sağ sütundaki işlevleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Harita Ölçeği
Lejant (Harita Anahtarı)
Yön Oku
Coğrafi Koordinat Sistemi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Harita Ölçeği -> Harita üzerindeki küçültme oranını göstererek uzunluk ve alan hesaplamalarında kullanılan unsurdur; Lejant (Harita Anahtarı) -> Haritadaki özel işaretlerin, sembollerin ve renk tonlarının ne anlama geldiğini açıklayan bölümdür; Yön Oku -> Paralel ve meridyen çizgilerinin bulunmadığı haritalarda coğrafi yönlerin belirlenmesini sağlayan işarettir; Coğrafi Koordinat Sistemi -> Dünya üzerindeki bir noktanın mutlak konumunun tespit edilmesinde ve yerel saat farklarının bulunmasında kullanılan kılavuz çizgilerdir.
Doğru eşleştirmede; harita ölçeği küçültme oranı ve hesaplamalarla, lejant sembollerin ve renklerin açıklamalarıyla, yön oku koordinat çizgileri olmayan haritalardaki yön bulmayla ve coğrafi koordinat sistemi mutlak konum ile yerel saat hesaplamalarıyla ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Harita ölçeğinin tanımını arama
Ölçeğin küçültme oranı olduğu ve uzunluk/alan hesaplarında kullanıldığı bilgisine ulaşılarak birinci işlevle eşleştirilir.
Haritalar yeryüzünü belirli bir oranda küçülterek gösterir; bu küçültme oranına ölçek denir.
2
Lejant elemanının işlevini tespit etme
Lejantın haritadaki sembol ve renklerin anlamlarını açıklayan harita anahtarı olduğu bilgisiyle ikinci işlev eşleştirilir.
Haritanın okunabilmesi ve doğru yorumlanabilmesi için lejant bölümüne ihtiyaç duyulur.
3
Yön okunun kullanım amacını belirleme
Koordinat çizgileri bulunmayan haritalarda yön belirlemeyi sağladığı bilgisiyle üçüncü işlev eşleştirilir.
Koordinat sistemi olan haritalarda paralel ve meridyenler yön gösterir; ancak bu çizgiler yoksa yönün anlaşılması için yön okuna ihtiyaç vardır.
4
Coğrafi koordinat sisteminin amacını değerlendirme
Mutlak konum tespiti ve yerel saat farklarının hesaplanması işleviyle dördüncü eleman eşleştirilir.
Paraleller mutlak konum enlemini, meridyenler ise boylamı belirleyerek yerel saat hesaplamalarını mümkün kılar.

Anahtar Kavram

Haritanın elemanları (başlık, ölçek, yön oku, koordinat sistemi, lejant) ve bunların harita okumadaki temel işlevleri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2065Soru

Batı Cephesi'ndeki askerî gelişmelerin siyasi ve toplumsal sonuçlarıyla ilişkisini kurmak isteyen bir tarih araştırmacısının aşağıdaki askerî gelişmeleri bu gelişmelerin sonucunda ortaya çıkan siyasi/toplumsal durumlar ile eşleştirmesi gerekmektedir.

Buna göre, sol sütunda yer alan askerî gelişmeler ile sağ sütunda yer alan siyasi ve toplumsal sonuçların doğru eşleştirmesi nasıl olmalıdır?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. ��nönü Savaşı'nın Batı Cephesi'nde zaferle sonuçlanması
II. İnönü Savaşı'nda Yunan taarruzunun başarıyla durdurulması
Kütahya-Eskişehir Savaşları'nda düzenli ordunun Sakarya'nın doğusuna çekilmesi
Başkomutanlık Kanunu'nun kabul edilmesinin ardından Tekalif-i Millîye Emirleri'nin yayımlanması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

I. İnönü Savaşı'nın kazanılması İtilaf Devletleri'nin Sevr Antlaşması'nı hafifleterek kabul ettirmek amacıyla Londra Konferansı'nı toplaması ile; II. İnönü Savaşı'nda Yunan taarruzunun durdurulması Fransa'nın Zonguldak'tan askerlerini çekmesi ve İtalya'nın Anadolu'yu tahliye sürecini başlatması ile; Kütahya-Eskişehir Savaşları'nda ordunun Sakarya'nın doğusuna çekilmesi TBMM'de hükümet merkezinin Kayseri'ye taşınması tartışmalarının yaşanması ile; Tekalif-i Millîye Emirleri'nin yayımlanması ise Millî Mücadele'de topyekûn seferberlik sürecinin başlatılarak ordunun lojistik ihtiyaçlarının halktan karşılanması ile eşleşir.
Doğru eşleştirmede: I. İnönü Savaşı zaferi İtilaf Devletleri'nin Londra Konferansı'nı düzenlemesiyle; II. İnönü Savaşı zaferi Fransa'nın Zonguldak'ı boşaltması ve İtalya'nın çekilmeye başlamasıyla; Kütahya-Eskişehir Savaşları'ndaki geri çekilme mecliste Kayseri'ye taşınma tartışmalarının çıkmasıyla; Tekalif-i Millîye Emirleri ise ordunun ihtiyaçlarının halktan karşılandığı topyekûn seferberlikle ilişkilendirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
I. İnönü Savaşı'nın uluslararası diplomatik yansımasını analiz etmek
I. İnönü Savaşı'nın kazanılması TBMM'nin askerî gücünü kanıtlamış ve İtilaf Devletleri'ni Sevr'i yumuşatarak kabul ettirmek amacıyla Londra Konferansı'nı düzenlemeye sevk etmiştir.
Askerî başarıların uluslararası diplomatik gelişmelere zemin hazırlama ilişkisini kavramak.
2
II. İnönü Savaşı'nın İtilaf Devletleri üzerindeki etkisini incelemek
II. İnönü Savaşı'nın kazanılmasıyla İtilaf bloku arasındaki çatlaklar derinleşmiş, İtalya Anadolu'yu boşaltmaya başlarken Fransa da TBMM ile anlaşma zemini arayarak Zonguldak'tan askerlerini çekmiştir.
İtilaf Devletleri arasındaki görüş ayrılıklarının somut askerî sonuçlarla ilişkisini belirlemek.
3
Kütahya-Eskişehir Savaşları'nın iç politikadaki yansımalarını değerlendirmek
Kütahya-Eskişehir yenilgisi üzerine ordunun Sakarya'nın doğusuna çekilmesi TBMM'de büyük bir sarsıntıya yol açmış, meclisin Kayseri'ye taşınması fikri tartışılmış ve düzenli orduya yönelik eleştiriler artmıştır.
Cephedeki başarısızlıkların iç siyasete ve TBMM'deki güç dengelerine olan etkisini analiz etmek.
4
Tekalif-i Millîye Emirleri'nin niteliğini ve amacını belirlemek
Başkomutanlık yetkisini alan Mustafa Kemal Paşa, ordunun donatım eksikliklerini gidermek için Tekalif-i Millîye Emirleri'ni yayımlayarak halkın desteğiyle topyekûn seferberlik başlatmıştır.
Ulusun maddi ve manevi tüm kaynaklarıyla savaşa katılımının sağlanması sürecini anlamak.

Anahtar Kavram

Millî Mücadele Dönemi Batı Cephesi Savaşlarının askerî, diplomatik ve iç siyasi yansımaları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2066Soru

Türkiye'nin bazı yıllardaki nüfus artış hızları aşağıdaki tabloda verilmiştir:

YılNüfus Artış Hızı ()
194510,510,5
195527,827,8
198524,924,9
20231,11,1

Yalnızca bu tablodaki verilere göre, Türkiye nüfusuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1985 yılındaki toplam nüfus miktarı, 1955 yılındaki toplam nüfus miktarından fazladır.

Cevap

1985 yılındaki toplam nüfus miktarı, 1955 yılındaki toplam nüfus miktarından fazladır.
Verilen tablodaki tüm yıllarda nüfus artış hızı pozitif değerdedir. Pozitif nüfus artış hızı, ülkeye her yıl yeni bireylerin eklendiğini ve toplam nüfusun sürekli arttığını gösterir. Dolayısıyla 1955 yılından 1985 yılına gelindiğinde nüfus artış hızı düşmüş olsa bile (27,827,8'den 24,924,9'a), nüfus artmaya devam ettiği için 1985 yılındaki toplam nüfus miktarı 1955 yılındakine göre kesinlikle daha fazladır.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki nüfus artış hızı değerlerinin işaretlerini ve sıfıra göre durumunu kontrol etme.
Tabloda verilen tüm yıllardaki (1945, 1955, 1985, 2023) nüfus artış hızları pozifittir (10,510,5, 27,827,8, 24,924,9, 1,11,1 değerleri sıfırdan büyüktür).
Nüfus artış hızının pozitif olması, o dönemlerde ülkeye sürekli olarak yeni nüfus eklendiğini ve nüfusun artmaya devam ettiğini gösterir.
2
Nüfus artış hızı ile toplam nüfus arasındaki ilişkiyi analiz etme.
Nüfus artış hızı azalsa bile (örneğin 1955'ten 1985'e geçerken 27,827,8'den 24,924,9'a düşmesi), hız sıfırın altına düşmediği sürece toplam nüfus sürekli olarak artmaya devam eder.
Artış hızının düşmesi nüfusun azaldığı anlamına gelmez, sadece nüfusun bir önceki döneme göre daha yavaş arttığını ifade eder.
3
Seçenekleri karşılaştırarak kesin doğru olan yargıyı belirleme.
1955'ten 1985'e kadar nüfus sürekli arttığı için, 1985 yılındaki toplam nüfusun 1955 yılındaki nüfustan daha fazla olduğu sonucuna ulaşılır.
Artış hızı pozitif kaldığı sürece sonraki yıllardaki toplam nüfus daima önceki yıllardan fazladır.

Anahtar Kavram

Nüfus artış hızı ile toplam nüfus miktarı arasındaki ilişki
Soru 2067Soru

Yapay Zeka Mühendisi: "Yapay sinir ağlarındaki katman sayısını artırarak ve veri kümesini genişleterek modelin dil işleme ve örüntü tanıma yeteneğini insan beyninin nöronal kapasitesine eşitleyebilir miyiz?"

Filozof: "Bu sorunuz, nicel olarak ölçülebilen ve teknik yöntemlerle yanıtlanabilecek olgusal bir konudur. Ancak asıl sormamız gereken, bir sistemin insan zihninin tüm işlevlerini kusursuz şekilde simüle etmesinin, o sistemin gerçekten hissedebilen, anlayan ve kendisinin farkında olan bir 'benliğe' sahip olduğunu kanıtlamaya yetip yetmeyeceğidir."

Bu diyalogdan yola çıkılarak felsefi soruların nitelikleri hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Felsefi sorular, olgusal ve pratik olanın ötesine geçerek kavramların özüne, anlam çerçevesine ve temellendirilmesine yöneliktir.

Cevap

Felsefi sorular, olgusal ve pratik olanın ötesine geçerek kavramların özüne, anlam çerçevesine ve temellendirilmesine yöneliktir.
Doğru seçenek felsefi soruların olgusal sınırları aşarak kavramların özüne ve anlamına odaklandığını belirtmektedir. Diyalogda filozofun yapay zekanın teknik performansı yerine bilinç ve benliğin ne anlama geldiğini sorgulaması bu niteliği doğrular. Felsefi sorular, bilimsel soruların aksine deney ve gözlemle doğrudan cevaplanamayacak olan kavramsal ve sorgulayıcı bir yapıya sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Diyalogdaki iki farklı sorunun yapısını ve odakland��ğı noktaları analiz edin.
Mühendisin sorusu yapay zekanın veri işleme ve nöronal kapasitesi gibi ölçülebilir, deneysel (olgusal) bir konuyu ele alırken; filozofun sorusu bilincin, benliğin ve anlamın doğasını sorgulamaktadır.
Bilimsel/teknik sorular ile felsefi sorular arasındaki niteliksel ayrımı netleştirmek.
2
Filozofun yönelttiği sorunun felsefi niteliğini belirleyin.
Filozof, sadece olguların simüle edilmesini değil, bu simülasyonun arkasındaki özsel gerçekliği (benlik, hissetme, bilinç) sorgulamaktadır. Bu durum felsefi soruların öze yönelik ve kavramsal olma özelliğini doğrular.
Filozofun sorusunun felsefi soruların hangi ayırt edici özelliğini karşıladığını bulmak.
3
Seçenekleri analiz ederek felsefi soruların bu niteliğini en doğru açıklayan ifadeyi seçin.
Olgusal ve pratik sınırların dışına çıkıp kavramların özüne ve anlamına yönelmeyi ifade eden seçenek doğru cevaptır.
Felsefi soruların niteliklerine dair doğru kavrayışa ulaşmak.

Anahtar Kavram

Felsefi soruların kavramsal, sorgulayıcı ve öze yönelik olması; olgusal ve bilimsel sorulardan farkı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2068Soru

Bir eylemin ahlaki değerini belirleyen şey, dışarıdan dikte edilen kurallar ya da eylemin sonucunda elde edilecek çıkarlar değildir. İnsan, karşılaştığı ahlaki bir durumda kendi içine yönelmeli ve iç sesini dinlemelidir. Çünkü insanı doğrudan iyiye yönlendiren şey, aklın sınırlarını aşan ve içsel bir kılavuz niteliği taşıyan sezgidir. Kendi sezgisine uyan kişi, aynı zamanda herkes için de iyi olanı yapmış olur.

Bu parçada açıklanan ahlaki görüş, aşağıdaki filozoflardan hangisinin yaklaşımıyla doğrudan uyuşmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Henri Bergson

Cevap

Henri Bergson'un sezgicilik (entüisyonizm) yaklaşımı, insanın kendi iç sesini ve sezgisini takip ederek evrensel ahlak yasasına ulaşabileceğini savunur.
Parçada ahlaki eylemin temelinin 'sezgi' ve 'iç ses' olduğu, bireyin kendi sezgisine uyarak evrensel iyiye ulaşacağı savunulmaktadır. Bu görüş, evrensel ahlak yasasını öznel temelde (sezgiyle) kabul eden Henri Bergson'un entüisyonist ahlak anlayışına tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki anahtar kavramları analiz etme.
Parçada 'iç ses', 'aklı aşan içsel kılavuz' ve 'sezgi' kavramlarının ahlaki eylemin temeli olarak vurgulandığı belirlenir.
Sorunun hangi ahlak felsefesi yaklaşımına ve filozofa ait olduğunu bulmak için metindeki ipuçlarını belirlemek gerekir.
2
Anahtar kavramları ahlak felsefesindeki filozofların görüşleriyle eşleştirme.
Ahlaki eylemin ve evrensel ahlak yasasının temeline 'sezgi'yi (entüisyonizm) koyan filozofun Henri Bergson olduğu tespit edilir.
Öznel temelde evrensel ahlak yasasını kabul edenlerden sezgici yaklaşımı temsil eden filozof belirlenerek doğru seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

Evrensel ahlak yasasını öznel temelde kabul eden Bergson'un sezgicilik (entüisyonizm) görüşü.
Soru 2069Soru

Dünya, kendi ekseni etrafındaki günlük dönüşünü batıdan doğuya doğru 2424 saatte tamamlar. Bu dönüş yönünün bir sonucu olarak doğudaki merkezlerde güneş batıdakilere göre daha erken doğar ve yerel saat daha ileridir. Buna göre, aşağıda boylam dereceleri verilen merkezleri, aynı anda yerel saati en ileri olandan en geri olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Verilen merkezlerin yerel saatlerinin en ileri olandan en geri olana doğru sıralanışı sırasıyla 4545^\circ Doğu, 1515^\circ Doğu, 1010^\circ Batı ve 3030^\circ Batı boylamlarındaki merkezler şeklindedir.
Dünya'nın günlük dönüş yönü nedeniyle doğudaki boylamlarda yerel saat daha ileridir. Bu nedenle sıralama en doğudan en batıya doğru 4545^\circ Doğu, 1515^\circ Doğu, 1010^\circ Batı ve 3030^\circ Batı şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Dünya'nın dönüş yönü ve yerel saat ilişkisini belirlemek.
Dünya batıdan doğuya doğru döndüğü için doğudaki merkezlerin yerel saati batıdakilerden her zaman daha ileridir.
Güneş doğuda daha erken tepe noktasına ulaşır ve batar.
2
Boylam derecelerini doğudan batıya doğru konumlandırmak.
Sıralama en doğudan en batıya doğru şu şekildedir: 4545^\circ Doğu > 1515^\circ Doğu > 1010^\circ Batı > 3030^\circ Batı.
Dereceler doğuya gittikçe doğu boylamlarında büyür, batıya gittikçe batı boylamlarında büyür.
3
Yerel saatlerin ileri olma durumuna göre merkezleri sıralamak.
Yerel saati en ileri olan en doğudaki merkez (4545^\circ Doğu), en geri olan ise en batıdaki merkezdir (3030^\circ Batı).
Boylam derecelerinin doğu-batı konumu yerel saat sıralamasını doğrudan belirler.

Anahtar Kavram

Dünya'nın günlük dönüş yönünün (batıdan doğuya) yerel saat üzerindeki etkisi.

Alternatif Yöntem

Merkezlerin başlangıç meridyenine (00^\circ) göre konumları bir sayı doğrusu gibi düşünülebilir. Sayı doğrusunda en sağda yer alanın (en doğuda olanın) yerel saati en ileridir, en solda yer alanın (en batıda olanın) ise en geridir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2070Soru

Bir edebiyat eleştirmeni ile bir filozof arasındaki söyleşide şu konuşma geçer:

Eleştirmen: Felsefenin gündelik hayatın somut sorunlarına anında çözümler sunmasını, insanlığa doğrudan pratik reçeteler vermesini bekliyoruz. Ancak eserlerinizde bu tür pratik faydaları pek göremiyoruz.

Filozof: Felsefe, pratik bir sorun çözme aracı değildir. Bizim işimiz doğrudan fayda üretmek değil; zihnimizin ürettiği bilgileri, kavramları ve hatta felsefi iddiaların kendisini yeniden masaya yatırmak, yani düşünme eyleminin kendisi üzerine tekrar düşünmektir. Felsefi etkinlik, kendi ürettiği düşüncelere yönelen bir bakıştır.

Bu parçada filozofun felsefeye dair yaptığı açıklama, felsefi düşüncenin aşağıdaki ayırt edici özelliklerinden hangisini doğrudan vurgulamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Refleksiflik

Cevap

Refleksiflik
Parçada filozofun felsefi etkinliği 'zihnimizin ürettiği bilgileri, kavramları ve hatta felsefi iddiaların kendisini yeniden masaya yatırmak, yani düşünme eyleminin kendisi üzerine tekrar düşünmektir' şeklinde tanımlaması felsefi düşüncenin 'refleksiflik' (düşünce üzerine düşünme, kendi içine dönme) özelliğini doğrudan vurgular.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki eleştirmen ve filozofun diyalogunu çözümlemek.
Eleştirmenin felsefeden pratik fayda beklediğini, filozofun ise bu beklentiyi reddederek felsefenin kendi içine dönük yapısına dikkat çektiğini tespit etmek.
Soru kökünün yönlendirdiği temel kavramsal vurguyu belirlemek.
2
Filozofun 'düşünme eyleminin kendisi üzerine tekrar düşünmek' ifadesinin felsefi düşünce özelliklerindeki karşılığını bulmak.
Düşüncenin kendi üzerine dönmesi, bilgi üzerine bilgi üretilmesi durumunun felsefe terminolojisinde 'refleksiflik' olarak adlandırıldığını saptamak.
Vurgulanan ayırt edici özelliği doğru kavramla eşleştirmek.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Refleksif Olma Özelliği
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2071Soru

Spinoza’ya göre evrendeki her varlık, kendi varlığını koruma ve sürdürme yönünde içsel bir çabaya (conatus) sahiptir. İnsan için ahlaki eylemin nihai amacı, bu çabayı aklın rehberliğinde gerçekleştirerek edilgen duygulardan (tutkulardan) arınmak ve doğanın zorunlu yasalarının bilgisine ulaşmaktır. Bu bilgiye ulaşan insan, doğanın (yani Tanrı'nın) bir parçası olduğunun bilincine varır ve en yüksek mutluluk olan entelektüel Tanrı sevgisine ulaşır.

Buna göre, Spinoza’nın ahlak anlayışında ahlaki eylemin amacı ve bu amaca ulaşma koşuluyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ahlaki eylemin nihai amacı, doğanın zorunlu düzeninin bilgisiyle tutkuların edilgenliğinden kurtulup akla dayalı bir özgürlüğe ulaşmaktır.

Cevap

Ahlaki eylemin nihai amacının doğanın zorunlu düzeninin bilgisiyle tutkuların edilgenliğinden kurtulup akla dayalı bir özgürlüğe ulaşmak olduğunu savunan seçenektir.
Doğru seçenek, Spinoza'nın ahlak anlayışındaki nihai amaç olan özgürleşmeyi ve doğanın zorunlu yasalarının bilgisini doğru şekilde ilişkilendirmektedir. Spinoza'ya göre ahlaki eylemin amacı, conatus'u (varlığını sürdürme çabasını) akıl temelinde yürüterek tutkuların edilgenliğinden kurtulmak, doğanın/Tanrı'nın zorunlu rasyonel düzenini kavramak ve bu sayede özgürlüğe ve en yüksek mutluluk olan entelektüel Tanrı sevgisine ulaşmaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel iddiayı ve Spinoza'nın 'conatus' ile akıl arasındaki ilişkiyi analiz etmek.
Spinoza'ya göre ahlaki eylemin temelinde varlığını sürdürme çabasının (conatus) akıl rehberliğinde yönetilmesi yatar.
Filozofun ahlak görüşünün çıkış noktasını doğru belirlemek için bu temel ilişkiyi kavramak gerekir.
2
Pasajda belirtilen edilgen duygulardan arınma ve doğanın zorunlu yasalarını bilme durumunu incelemek.
Doğanın yasalarını bilmek insanı edilgenlikten (tutkuların esaretinden) etkinliğe geçirir, bu da özgürleşmeyi sağlar.
Ahlaki eylemin nihai amacına giden yolu ve bunun sonucunda elde edilen durumu açıklığa kavuşturmak.
3
En yüksek mutluluk olan entelektüel Tanrı/doğa sevgisini ve bunun ahlaki eylemin amacıyla ilişkisini sentezlemek.
Nihai amaç, insanın doğanın rasyonel bütünlüğünü kavrayarak akla dayalı bir özgürlüğe ve dinginliğe kavuşmasıdır.
Metindeki ifadeleri birleştirerek Spinoza'nın ahlaki eylemin amacı konusundaki özgün sentezine ulaşmak.
4
Seçenekleri analiz ederek parçadaki çıkarımla örtüşen doğru seçeneği belirlemek ve çeldiricileri elemek.
Doğanın zorunlu düzeninin bilgisine ulaşmanın tutkulardan arınma ve akla dayalı özgürleşme getirdiği yargısının doğru olduğu görülür.
Çözümü tamamlamak ve doğru yargıya ulaşmak.

Anahtar Kavram

Spinoza'nın rasyonel-panteist ahlak kuramında ahlaki eylemin amacı, 'conatus'un akılla yönetilmesi ve doğanın rasyonel zorunluluğunun bilincine varılarak tutkulardan arınmak, böylece en yüksek mutluluk olan entelektüel Tanrı sevgisine ve gerçek özgürlüğe ulaşmaktır.
Soru 2072Soru

Varlık felsefesinde nihilizm ve realizm, varlığın insan zihninden bağımsız bir gerçekliğe sahip olup olmadığı sorusuna zıt yanıtlar sunar. Realizm, dış dünyanın varlığını kabul ederken algılama biçimlerine göre çeşitli kollara ayrılır; nihilizm ise varlığın gerçekliğini metafiziksel veya epistemolojik gerekçelerle reddeder.

Buna göre, sol sütunda verilen felsefi açıklamaları sağ sütundaki doğru ontolojik yaklaşımlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Duyuların dış dünyadaki nesneleri doğrudan ve olduğu gibi yansıttığını, nesnelerin zihnimizden bağımsız olarak tam da algılandığı biçimiyle var olduğunu savunur.
Evrenin başlangıcındaki temel ilkenin (Tao) şekilsiz, isimlendirilemez ve duyularla kavranamaz olduğunu; bu nedenle varlığın özünde duyusal anlamda bir hiçliğe dayandığını ileri sürer.
Dış dünyada zihinden bağımsız nesnelerin varlığını kabul etmekle birlikte, duyusal verilerin bizi yanıltabileceğini ve nesneleri doğrudan değil, zihindeki temsiller vasıtasıyla dolaylı olarak bildiğimizi savunur.
Ontolojik, epistemolojik ve dilsel düzeyde üçlü bir inkâr geliştirerek; varlığın olmadığını, olsa bile bilinemeyeceğini, bilinse dahi başkalarına aktarılamayacağını iddia eder.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Duyuların doğrudan yansımasını savunan görüş naif realizmle; evrenin ilkesini duyusal hiçlik olarak gören yaklaşım Taoist ontolojiyle; zihinsel temsillerle dolaylı algıyı savunan görüş eleştirel realizmle; varlığın inkârına dayalı üçlü argüman ise Gorgias'ın nihilist teziyle eşleşir.
Dış dünyanın duyularla doğrudan algılandığını savunan görüş naif realizm; evrenin ilkesini duyusal hiçlik olarak gören görüş Taoizm; zihinsel temsillerle dolaylı algıyı savunan görüş eleştirel realizm; varlığı kökten inkâr eden üçlü argüman ise Gorgias'ın nihilizmidir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki ilk tanımı (duyuların nesneleri doğrudan ve olduğu gibi yansıttığını savunan görüş) analiz etmek.
Bu tanım, dış dünyadaki nesneleri aracı olmadan algıladığımızı iddia eden naif realizm (kaba gerçekçilik) ile eşleşir.
Naif realizm, duyusal algımızın nesneleri çarpıtmadan doğrudan yans��ttığını savunur.
2
İkinci tanımı (evrenin ilkesi olan Tao'nun duyusal anlamda bir hiçlik/yokluk olmasını savunan görüş) analiz etmek.
Bu tanım, evrenin temelindeki ilkeyi (Tao) duyusal anlamda hiçlik olarak niteleyen Taoist ontoloji ile eşleşir.
Taoizm'e göre somut, duyusal varlıklar aldatıcıdır ve gerçek varlık tanımlanamaz bir hiçlik olan Tao'dur.
3
Üçüncü tanımı (dış dünyanın varlığını kabul edip zihinsel temsillerle dolaylı bilindiğini savunan görüş) analiz etmek.
Bu tanım, duyuların doğrudan değil dolaylı bilgi sunduğunu savunan eleştirel (kritik) realizm ile eşleşir.
Eleştirel realizm, realizm sınırları içinde kalarak duyu verilerinin bizi yanıltabileceğini ve nesnelerin zihinsel temsillerle bilindiğini ileri sürer.
4
Dördüncü tanımı (varlığın olmadığını, bilinemeyeceğini ve aktarılamayacağını savunan üçlü tez) analiz etmek.
Bu tanım, ilkçağ nihilizminin kurucularından Gorgias'ın nihilist tezi ile eşleşir.
Gorgias'ın ontolojik ve epistemolojik hiççiliği, bu meşhur üçlü önerme üzerine kuruludur.

Anahtar Kavram

Varlığın Varlığı: Nihilizm ve Realizm
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2073Soru

İnsan, içine doğduğu toplumun hazır düşüncelerini, inançlarını ve değer yargılarını sorgulamadan kabul etme eğilimindedir. Felsefe ise bireye, kendisine sunulan bu kabulleri doğrudan benimsemek yerine, 'Neden?' ve 'Nasıl?' sorularını sorarak kendi aklıyla değerlendirme fırsatı sunar. Böylece birey, başkalarının doğrularıyla yaşamak yerine kendi kararlarını verebilen bağımsız bir zihne kavuşur.

Buna göre, parçada felsefenin aşağıdaki bireysel işlevlerinden hangisi vurgulanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireyin önyargılardan arınarak kendi özgür düşüncesini oluşturması

Cevap

Bireyin önyargılardan arınarak kendi özgür düşüncesini oluşturması
Parçada vurgulanan temel düşünce, bireyin toplumun kendisine hazır olarak sunduğu inanç ve değer yargılarını sorgulamadan kabul etmesi yerine, sorgulayarak kendi aklıyla değerlendirmesi ve bağımsız bir zihne kavuşmasıdır. Bu durum, bireyin önyargılardan arınarak kendi özgür düşüncesini oluşturmasını ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki ana düşünceyi ve anahtar kelimeleri tespit etme.
Parçada bireyin hazır kabulleri sorgulamadan benimsemesi yerine sorgulayarak kendi kararlarını almasından ve bağımsız bir zihne kavuşmasından bahsedilmektedir.
Soruda vurgulanan bireysel işlevi belirlemek için metindeki yönlendirmeyi anlamak gerekir.
2
Seçenekleri felsefenin bireysel işlevleri çerçevesinde değerlendirme.
Hazır kabullere karşı çıkıp kendi aklıyla sorgulama yapmak, önyargılardan arınmayı ve özgür düşünceyi geliştirmeyi ifade eden seçenekle eşleşir.
Doğru seçeneğin metindeki 'bağımsız zihin' ve 'sorgulayarak karar verme' ifadelerini doğrudan karşıladığını doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Felsefenin bireyin bağımsız ve özgür düşünmesine, önyargılardan arınmasına olan katkısı.
Soru 2074Soru

Bir botanikçi ormanda daha önce karşılaşmadığı bir çiçeği incelerken, onun biyolojik sınıflandırmasını, tıbbi faydalarını ya da piyasa değerini düşünmez. O an için zihnini çiçeğe dair geçmiş tüm teorik bilgilerden ve ön kabullerden arındırarak yalnızca bilincinin doğrudan çiçeğe yönelmesine izin verir. Botanikçi için bu çiçek, tüm dışsal ilişkilerinden sıyrılarak bilincin dolaysız bir nesnesi haline gelir. Böylece bilincin nesnesiyle kurduğu bu saf yönelim sayesinde çiçeğin değişmez anlam yapısı açığa çıkar.

Bu parçada betimlenen durum, Edmund Husserl'in felsefesinde bilginin kaynağı ve sınırlarına yönelik aşağıdaki görüşlerden hangisini destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilincin, tüm ön kabullerden arındırılarak nesneye doğrudan yönelmesiyle fenomenlerin özsel bilgisine ulaşılır.

Cevap

Bilincin, tüm ön kabullerden arındırılarak nesneye doğrudan yönelmesiyle fenomenlerin özsel bilgisine ulaşılır.
Doğru olan yargı, bilincin nesnelere yönelik tüm ön kabulleri ve yargıları bir kenara bırakarak doğrudan nesnenin kendisine yönelmesiyle o nesnenin özüne ait bilgiye ulaşılacağını savunan görüştür. Parçada botanikçinin çiçeğe yaklaşırken yaptığı teorik bilgileri askıya alma ve doğrudan yönelme eylemi, Husserl'in fenomenolojik bilgi yöntemini mükemmel şekilde örneklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki botanikçinin çiçeği incelerken kullandığı yöntemi analiz etmek.
Botanikçinin çiçeğe dair tüm teorik tanımları, faydacı bakış açılarını ve ön kabulleri devre dışı bıraktığı (paranteze aldığı) ve bilincini doğrudan nesneye yönelttiği tespit edilir.
Bu süreç, fenomenolojinin kurucusu Edmund Husserl'in 'paranteze alma' (epoché) ve 'yönelimsel bilinç' (intentionality) kavramlarına karşılık gelir.
2
Seçeneklerde verilen epistemolojik savları incelemek ve parçayla karşılaştırmak.
Doğru seçenekte yer alan yargının fenomenolojik yöntemin amacını (özsel bilgiye ulaşmak) tam olarak açıkladığı görülür. Diğer seçeneklerin ise empirizm, rasyonalizm veya şüpheciliğe ait olduğu ya da fenomenolojiyi yanlış yorumladığı belirlenir.
Fenomenoloji, nesnelerin özünün ancak bilincin doğrudan nesneye yönelip onun hakkındaki tüm ön kabulleri askıya almasıyla kavranabileceğini savunur.

Anahtar Kavram

Fenomenoloji (Özbilim) ve Yönelimsel Bilinç
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2075Soru

Eylemlerimizin ahlaki değerini tayin eden yegane ölçüt, onların yarattığı toplam faydadır. Buradaki fayda kavramı, bireysel menfaatlerin dar kalıplarına sıkıştırılmış bir çıkar arayışı değil, eylemden doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenen tüm insanların ortak refahı ve mutluluğudur. Ahlaki bir fail, karar alırken kendi yararı ile toplumun yararı arasında tarafsız bir hakem gibi davranmalı, eylemlerinin nihai amacı olarak 'en çok sayıda insan için en yüksek düzeyde mutluluğu' hedeflemelidir. Dolayısıyla bir eylem, sadece failine haz kazandırdığı için değil, bütüne sağladığı olumlu katkı oranında ahlaki bir nitelik kazanır.

Bu parçada açıklanan ahlaki eylemin amacı ve değer ölçütleri, aşağıdaki filozoflardan hangisinin ahlak anlayışı ile örtüşmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: John Stuart Mill

Cevap

John Stuart Mill'in faydacı (utilitarist) ahlak anlayışı
Parçada savunulan ahlaki eylemin amacı, bireysel hazların ötesine geçerek en çok sayıda insanın ortak mutluluğunu ve faydasını maksimize etmektir. Bu yaklaşım, ahlak felsefesinde 'Utilitarizm' (faydacılık) olarak adlandırılır ve bu görüşün en önemli temsilcisi John Stuart Mill'dir. Dolayısıyla parçadaki görüşler John Stuart Mill'in ahlak anlayışıyla örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen 'eylemlerin ahlaki değerini yarattığı toplam faydanın belirlemesi' ve 'en çok sayıda insan için en yüksek düzeyde mutluluk' ifadelerini analiz etme.
Bu ifadelerin ahlak felsefesindeki utilitarizm (faydacılık) akımına işaret ettiğinin belirlenmesi.
Soruda verilen ahlaki eylemin amacı ve değer ölçütünü doğru felsefi akımla eşleştirmek için.
2
Utilitarizm akımının en önemli temsilcilerini hatırlama ve seçeneklerdeki filozoflarla karşılaştırma.
Jeremy Bentham ve John Stuart Mill'in utilitarist ahlak kuramının kurucuları olduğunun saptanması.
Doğru seçeneğe ulaşmak için akımın temsilcisi olan filozofu belirlemek gerekir.
3
Seçeneklerde yer alan diğer filozofların (Kant, Epikuros, Aristoteles, Spinoza) ahlaki eylemin amacına yönelik görüşlerini eleme yöntemiyle inceleme.
Diğer filozofların ödev, haz, erdem/mutluluk ve doğaya uyum gibi farklı amaçları savunduğunun ve parçadaki faydacı görüşle uyuşmadığının belirlenmesi.
Çeldiricilerin neden yanlış olduğunu kesinleştirerek doğru cevabı doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Ahlaki eylemin amacı olarak toplumsal fayda (Utilitarizm)
Soru 2076Soru

21 Aralık tarihinde araştırma yapmak amacıyla Zonguldak'tan hareket ederek Şanlıurfa'ya ulaşan bir coğrafya grubu, ulaştıkları yerde Zonguldak'a göre bazı değişimler gözlemlemiştir.

Bu araştırmacıların ulaştıkları yerde gözlemlediği;
I. çizgisel dönüş hızının daha fazla olması,
II. öğle vakti güneş ışınlarının düşme açısının daha büyük olması,
III. gün içinde yerel saatin daha ileri olması,
IV. karasall��k şiddetine bağlı olarak yıllık sıcaklık farkının daha fazla olması

durumlarından hangileri yalnızca Türkiye'nin mutlak (matematik) konumuyla açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

I, II ve III öncüllerini içeren seçenek doğrudur. Çizgisel dönüş hızı, güneş ışınlarının düşme açısı ve yerel saat doğrudan enlem ve boylam değerleriyle (mutlak konumla) açıklanırken, karasallık ve yıllık sıcaklık farkı denizellik-karasallık gibi göreceli konum faktörlerine bağlıdır.
Doğru seçenekte belirtilen çizgisel hızın artması (enlem etkisi), güneş ışınlarının düşme açısının büyümesi (enlem etkisi) ve yerel saatin ileri olması (boylam etkisi) durumları yalnızca matematiksel konum verileriyle doğrudan hesaplanan ve değişmeyen durumlardır. Bu nedenle yalnızca mutlak konumun birer sonucudurlar.

Adım Adım Çözüm

1
Şehirlerin coğrafi koordinatlarını ve birbirlerine göre konumların�� belirleme.
Zonguldak daha kuzeyde ve batıda yer alırken, Şanlıurfa daha güneyde ve doğuda yer alır.
Gözlemlenen değişimlerin enlem ve boylam ilişkisini kurabilmek için yön tayini yapılması gerekir.
2
Enlem farkına bağlı olarak çizgisel hız ve güneş açısı değişimlerini analiz etme.
Güneye (Şanlıurfa'ya) gidildiğinde Ekvator'a yaklaşıldığı için çizgisel dönüş hızı artar; 21 Aralık'ta güneş ışınlarının dik geldiği Güney Yarım Küre'ye yaklaşıldığı için öğle vakti düşme açısı büyür.
Bu iki durum doğrudan enlem derecesinin yani mutlak konumun bir sonucudur.
3
Boylam farkına bağlı olarak yerel saat değişimini analiz etme.
Doğuya (Şanlıurfa'ya) gidildiğinde yerel saatin daha ileri olduğu gözlemlenir.
Dünya'nın batıdan doğuya doğru dönmesi nedeniyle doğudaki noktaların yerel saati her zaman daha ileridir, bu durum boylam derecesine (mutlak konuma) bağlıdır.
4
Sıcaklık ve iklim özelliklerindeki değişimin kökenini ayırt etme.
Şanlıurfa'da karasallığa bağlı olarak yıllık sıcaklık farkının fazla olması göreceli (özel) konumla ilgilidir.
Denizellik ve karasallık özellikleri enlem veya boylamla açıklanamaz; karaların ve denizlerin dağılışı ile yükselti gibi göreceli konum şartlarına bağlıdır.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Mutlak Konumu ve Sonuçları (Enlem ve Boylam Etkileri ile Göreceli Konum Ayrımı)
Soru 2077Soru

Sıcaklığı artan bir hava kütlesinin, bünyesindeki su buharı miktarı (mutlak nem) sabit kalmak şartıyla, maksimum nem kapasitesi ve bağıl nem oranında meydana gelecek değişim aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maksimum nem artar, bağıl nem azalır.

Cevap

Maksimum nem artar, bağıl nem azalır.
Doğru olan seçenekte ifade edildiği gibi, sıcaklığın artması havanın genişlemesine ve maksimum nem kapasitesinin artmasına yol açar. Mutlak nem yani mevcut su buharı miktarı sabit kaldığı için, genişleyen hava kütlesinin neme doyma oranı (bağıl nem) azalır.

Adım Adım Çözüm

1
Sıcaklık ile maksimum nem arasındaki ilişkiyi analiz etme.
Sıcaklık arttıkça havanın hacmi genişlediği için nem taşıma kapasitesi (maksimum nem) artar.
Maksimum nem ile sıcaklık doğru orantılıdır.
2
Mutlak nem sabitken bağıl nemdeki değişimi hesaplama.
Bağıl nem formülü (Mutlak Nem / Maksimum Nem) * 100 olduğundan, payda (maksimum nem) büyüdükçe oran (bağıl nem) küçülür.
Maksimum nemin artması, havanın nem doygunluğundan uzaklaşmasına yani bağıl nemin düşmesine neden olur.

Anahtar Kavram

Sıcaklık arttıkça havanın nem taşıma kapasitesi (maksimum nem) artar, mutlak nem sabitken bu durum bağıl nemin azalmasına yol açar.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2078Soru

Evrensel ahlak yasasının varlığını kabul etmekle birlikte, bu yasanın kaynağını dışsal ve nesnel bir otoritede değil, insanın kendi öznel yapısında (duygu, sezgi veya fayda arayışında) bulan filozoflar vardır. Bu düşünürler, ahlak yasasının temelinin öznel olduğunu savunurlar.

Buna göre, sol sütunda verilen filozofları sağ sütunda yer alan ahlaki yaklaşımlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Henri Bergson
Jeremy Bentham
John Stuart Mill

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Henri Bergson sezgi ve iç ses vurgusuyla doğrudan eyleme açıklamasıyla; Jeremy Bentham niceliksel hazza dayalı en fazla sayıda insana en büyük mutluluk ilkesiyle; John Stuart Mill ise hazların niteliksel ayrımlarını öne çıkaran fayda anlayışıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede Henri Bergson'un sezgi temelli yaklaşımı, Jeremy Bentham'ın niceliksel faydacılığı ve John Stuart Mill'in niteliksel faydacılığı doğru biçimde bir araya getirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Henri Bergson'un ahlak felsefesindeki temel kavramını belirlemek.
Bergson'un sezgicilik (entüisyonizm) akımı çerçevesinde ahlakı insanın iç sesine ve sezgilerine dayandırdığı görülür.
Filozofu doğru ahlaki açıklamayla eşleştirmek.
2
Jeremy Bentham'ın faydacılık yaklaşımının temel ayırt edici özelliğini tespit etmek.
Bentham'ın ahlakı çoğunluğun niceliksel hazzı ve faydası üzerine kurduğu anlaşılır.
Faydacılığın niceliksel boyutunu Bentham ile eşleştirmek.
3
John Stuart Mill'in fayda anlayışını Bentham'dan ayıran yönü bulmak.
Mill'in fayda ilkesini savunurken hazların niteliksel (zihinsel hazların üstünlüğü) yönüne vurgu yaptığı görülür.
Niteliksel faydacılık açıklamasını Mill ile eşleştirmek.

Anahtar Kavram

Evrensel ahlak yasasını öznel temelde kabul edenlerin (Bergson, Bentham, Mill) görüşleri
Soru 2079Soru

Aşağıdaki tabloda, aynı gün içerisinde Türkiye'nin farklı coğrafi bölgelerinde yer alan beş farklı merkeze ait sıcaklık ve mutlak nem değerleri verilmiştir:

MerkezSıcaklık (C^\circ\text{C})Mutlak Nem (g/m3\text{g/m}^3)
K (Doğu Karadeniz Kıyısı)10108,28,2
L (İç Anadolu Platosu)10103,53,5
M (Güneydoğu Anadolu)25256,06,0
N (Akdeniz Kıyısı)202013,513,5
P (Doğu Anadolu Platosu)5-52,82,8

Buna g��re, merkezlerin nem ve sıcaklık özellikleri dikkate alındığında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: P merkezinde sıcaklığın düşük olması maksimum nem kapasitesini sınırlandırdığı için, mutlak nem miktarı L merkezinden az olmasına rağmen bağıl nem oranı L merkezinden daha yüksektir.

Cevap

P merkezinde sıcaklığın düşük olması maksimum nem kapasitesini sınırlandırdığı için, mutlak nem miktarı L merkezinden az olmasına rağmen bağıl nem oranı L merkezinden daha yüksektir.
P merkezinin sıcaklığı 5C-5^\circ\text{C} olup hava kütlesinin nem taşıma kapasitesi (maksimum nem) çok küçüktür. Bu nedenle havada bulunan 2,8 g/m32,8\text{ g/m}^3 oranındaki az miktardaki mutlak nem bile havayı doyma noktasına yaklaştırarak bağıl nem oranını yaklaşık %82\%82'ye ulaştırmıştır. Buna karşılık sıcaklığı 10C10^\circ\text{C} olan L merkezinde nem taşıma kapasitesi daha yüksek olduğundan, 3,5 g/m33,5\text{ g/m}^3 mutlak nem bulunmasına rağmen bağıl nem oranı yaklaşık %37\%37 seviyesinde kalmıştır. Bu durum, mutlak nemi daha az olan soğuk bir merkezin, mutlak nemi daha fazla olan ılık bir merkeze göre daha yüksek bağıl neme sahip olabileceğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Sıcaklık ve maksimum nem kapasitesi arasındaki ilişkiyi kurma.
Sıcaklık ile maksimum nem (havanın nem taşıma kapasitesi) doğru orantılıdır. Sıcaklık azaldıkça maksimum nem azalır. Tabloda en soğuk merkez 5C-5^\circ\text{C} ile P, en sıcak merkez ise 25C25^\circ\text{C} ile M merkezidir.
Bağıl nem ve nem açığı hesaplamaları için öncelikle sıcaklığa bağlı olarak değişen maksimum nem kapasitelerinin yorumlanması gerekir.
2
İstasyonların bağıl nem oranlarını mutlak nem ve sıcaklık ilişkisine göre değerlendirme.
P merkezinde sıcaklık çok düşük (5C-5^\circ\text{C}) olduğundan maksimum nem kapasitesi oldukça düşüktür (yaklaşık 3,4 g/m33,4\text{ g/m}^3). Mutlak nemi 2,8 g/m32,8\text{ g/m}^3 olduğu için bağıl nemi yaklaşık %82.4\%82.4'tür. L merkezinde ise sıcaklık 10C10^\circ\text{C} olup maksimum nem kapasitesi yaklaşık 9,4 g/m39,4\text{ g/m}^3'tür. Mutlak nemi 3,5 g/m33,5\text{ g/m}^3 olduğundan bağıl nemi yaklaşık %37.2\%37.2 civarındadır.
Mutlak nem miktarı tek başına bağıl nemi belirlemez; sıcaklığın belirlediği maksimum nem kapasitesiyle olan oranı (bağıl nem) bulunmalıdır.
3
Elde edilen sonuçlar doğrultusunda seçenekleri analiz ederek doğru yargıyı belirleme.
P merkezinin mutlak nemi (2,8 g/m32,8\text{ g/m}^3) L merkezinden (3,5 g/m33,5\text{ g/m}^3) daha az olmasına rağmen, P'deki bağıl nem oranı (%82.4\%82.4), L'deki bağıl nem oranından (%37.2\%37.2) belirgin şekilde daha yüksektir.
Düşük sıcaklıkların maksimum nem kapasitesini daraltarak bağıl nemi artırdığı ilkesini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Bağıl nem oranı, mutlak nemin maksimum nem kapasitesine oranıdır. Sıcaklık azaldıkça maksimum nem kapasitesi daralır, bu durum mutlak nem sabit veya az olsa bile bağıl nem oranını (yağış ihtimalini) artırır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2080Soru

Descartes, varlığı açıklarken birbirine indirgenemeyen iki temel tözün varlığını ileri sürer: düşünen töz (ruh) ve yer kaplayan töz (madde). Ona göre varlık, bu iki tözün bir araya gelmesiyle oluşur.

Descartes'ın bu düşüncesiyle savunduğu, varlığın niceliğine ilişkin felsefi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düalizm

Cevap

Düalizm
Varlığın niceliği tartışmasında, varlığı açıklayan töz sayısının iki olduğunu ileri süren yaklaşım düalizmdir (ikicilik). Descartes da ruh (düşünce) ve madde (yer kaplama) olmak üzere birbirine indirgenemeyen iki töz kabul ettiği için düalist felsefenin en önemli temsilcisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen filozofun varlık görüşündeki töz sayısını belirlemek.
Metinde Descartes'ın varlığı açıklarken 'düşünen töz' ve 'yer kaplayan töz' olmak üzere birbirine indirgenemeyen iki temel tözün varlığını savunduğu belirtilmiştir.
Descartes'ın ontolojik nicelik sınıflandırmasındaki yerini belirleyebilmek için öncelikle kabul ettiği töz sayısını bulmamız gerekir.
2
İki tözün varlığını kabul eden felsefi kavramı tespit etmek.
Felsefe tarihinde varlığın niceliği (sayısı) bağlamında iki temel ilke kabul eden görüşe 'düalizm' (ikicilik) adı verilir.
Tek tözü kabul eden monizm, ikiden çok tözü kabul eden plüralizm olduğundan, iki tözü savunan görüşün düalizm olduğu sonucuna ulaşılır.

Anahtar Kavram

Varlığı açıklarken iki farklı tözü temel alan düalizm (ikicilik) yaklaşımı.
ÖncekiSayfa 104 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin