Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 2101Soru

İnsanın hazır düşünce kalıplarını, toplumsal kabulleri ve kendisine sunulan 'doğruları' sorgulamadan benimsemesi, onun kendi yaşamının öznesi olmasını engeller. Bir limana sığınmış gemi gibi, dışarıdan gelen rüzgarlara göre yön alan birey, rüzgarın kaynağını ve nereye gittiğini sormaz. Felsefe ise bireye bu sığınağın dışına çıkma cesareti verir. Ona sadece 'Ne biliyorsun?' diye sormaz, aynı zamanda 'Bildiğin şeyin ne kadarından sorumlusun ve bu bilgiyle kendi yaşamını nasıl inşa ediyorsun?' sorusunu yöneltir. Bu sorgulama süreci bireyi, başkalarının çizdiği sınırların ötesine taşıyarak kendi kararlarının ve varoluşunun bilincine ulaştırır.

Bu parçadan hareketle felsefenin bireye sağladığı temel katkı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireyin hazır şablonlardan kurtulup kendi kararlarını verebilen özerk bir özne olmasına katkı sağlaması

Cevap

Bireyin hazır şablonlardan kurtulup kendi kararlarını verebilen özerk bir özne olmasına katkı sağlaması
Felsefe, bireye toplumsal ve hazır kalıpları sorgulama gücü vererek kendi kararlarını verebilen, yani özerk bir özne olabilme yetisi kazandırır. Parçadaki 'kendi kararlarının ve varoluşunun bilincine ulaştırır' ifadesi felsefenin bu otonomik işlevini doğrudan ortaya koymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ana fikri ve felsefenin bireye yönelik sorgulamasını analiz edin.
Parçada, felsefenin bireye kendi yaşamını inşa etme sorumluluğunu hatırlattığı ve onu başkalarının sınırlarından kurtardığı görülmektedir.
Bireysel işlevin paragraftaki vurgusunu tespit etmek gerekir.
2
Bireysel işlevlerle ilişkili temel kavramı belirleyin.
Kendi kararlarını alabilme ve hazır düşüncelerden sıyrılma eylemleri felsefenin 'özerklik' (otonomi) işlevine karşılık gelir.
Seçeneklerde felsefenin otonomi/özerklik katkısını aramak doğru sonuca götürecektir.
3
Seçenekleri karşılaştırarak çeldiricileri eleyin.
Pratik fayda, dogmatik mutlaklık ve her şeyi bilme iddialarını taşıyan seçenekler elenerek doğru seçenek doğrulanır.
Hatalı felsefe algılarından arınmış en uygun seçeneği belirlemek için eleme yapılır.

Anahtar Kavram

Felsefenin bireye kendi yaşamını yönlendirme gücü ve özerklik kazandırması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2102Soru

Büyük iklim tiplerinden biri olan Akdeniz ikliminde, yaz aylarında sıcaklığın belirgin şekilde artmasına rağmen yağış miktarının oldukça düştüğü ve kurak bir dönemin yaşandığı görülür. Havadaki su buharı miktarının (mutlak nem) değişmediği kabul edildiğinde;

Akdeniz iklim bölgesinde yaz aylarında yağış oluşmamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sıcaklık artışına bağlı olarak havanın genleşmesi ve bağıl nemin düşmesi

Cevap

Sıcaklık artışına bağlı olarak havanın genleşmesi ve bağıl nemin düşmesi
Sıcaklık arttıkça havanın hacmi genişler ve dolayısıyla maksimum nem (havanın nem taşıma kapasitesi) artar. Havadaki mevcut su buharı (mutlak nem) sabit olduğundan, kapasitenin artması havanın doluluk oranını yani bağıl nemini düşürür. Bu durum yağış ihtimalini azaltarak kuraklığa yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Sıcaklık ile havanın nem taşıma kapasitesi (maksimum nem) arasındaki ilişkiyi belirleme
Sıcaklık arttıkça hava molekülleri genleşir ve havanın hacmi büyür. Bu durum, havanın nem taşıma kapasitesinin (maksimum nem) artmasına neden olur.
Sıcaklık ile maksimum nem doğru orantılıdır.
2
Sabit mutlak nem durumunda bağıl nemin nasıl değişeceğini hesaplama
Bağıl nem = (Mutlak Nem / Maksimum Nem) x 100 formülüne göre, payda (maksimum nem) büyürken pay (mutlak nem) sabit kaldığı için bağıl nem oranı azalır.
Bağıl nem ile sıcaklık ters orantılı bir ilişki gösterir.
3
Bağıl nemin azalmasının yağış oluşumu üzerindeki etkisini yorumlama
Bağıl nem oranı azaldıkça hava doyma noktasından uzaklaşır. Bu durum nem açığını büyüterek yağış oluşma ihtimalini ortadan kaldırır ve yaz kuraklığına neden olur.
Yağışın oluşabilmesi için bağıl nemin %100'e ulaşıp aşması gerekir.

Anahtar Kavram

Akdeniz İkliminde Sıcaklık ve Nem İlişkisi
Soru 2103Soru

Haritaların amacına uygun olarak kullanılabilmesi ve doğru yorumlanabilmesi için bazı temel elemanları barındırması gerekir. Aşağıda verilen harita elemanlarını, bu elemanların harita üzerindeki işlevleri veya eksikliklerinde ortaya çıkacak sonuçlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Çizgi Ölçek
Coğrafi Koordinat Ağı
Lejant
Yön Oku

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Çizgi Ölçek -> Fotokopi veya dijital yöntemlerle boyutu değiştirilen bir haritada ölçümlerin doğruluğunu korumasını sağlar; Coğrafi Koordinat Ağı -> Bölgenin yer aldığı yarım küreyi, sıcaklık kuşağını ve yerel saat özelliklerini belirlemeyi sağlar; Lejant -> Harita üzerinde kullanılan özel işaretlerin, renklerin ve sembollerin ne anlama geldiğini gösterir; Yön Oku -> Üzerinde meridyen ve paralellerin çizilmediği haritalarda yönlerin hatasız belirlenmesini sağlar.
Çizgi ölçek haritayla orantılı büyüyüp küçüldüğü için harita boyutunun değiştirilmesi durumunda doğruluğunu yitirmez. Coğrafi koordinat ağı enlem ve boylam değerleriyle matematik konumu, yarım küreyi ve yerel saat durumunu belirler. Lejant haritadaki sembolleri tanımlar. Yön oku ise koordinat ağı bulunmayan haritalarda yön bulmayı sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Çizgi ölçeğin fotokopi veya boyut değiştirme işlemlerindeki davranışını analiz etmek.
Çizgi ölçeğin haritayla aynı oranda değişmesi nedeniyle ölçüm doğruluğunu koruduğu tespit edilir.
Çizgi ölçeğin boyutu fiziksel olarak değiştiği için kesir ölçek gibi hata vermez.
2
Coğrafi koordinat ağının mutlak konum ve yerel saat üzerindeki etkilerini belirlemek.
Koordinat ağının enlem/boylam dereceleri vasıtasıyla yarım küre ve yerel saat tespiti sağladığı belirlenir.
Paraleller yarım küreyi ve sıcaklık kuşaklarını, meridyenler ise yerel saat farklarını verir.
3
Lejantın haritadaki sembol ve renkleri açıklama işlevini incelemek.
Lejantın harita üzerindeki özel işaretlerin ne anlama geldiğini açıklayan rehber olduğu saptanır.
Haritadaki sembollerin ve renk tonlarının anlam kazanabilmesi lejantın varlığına bağlıdır.
4
Yön okunun koordinat çizgileri bulunmayan haritalardaki yön tayini işlevini değerlendirmek.
Yön okunun paralel ve meridyen çizgileri yokken kuzey yönünü göstererek haritayı yönlendirdiği anlaşılır.
Koordinat çizgileri bulunmayan bir haritada yön okunun bulunmaması yön karmaşasına yol açar.

Anahtar Kavram

Haritanın Elemanları ve İşlevleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2104Soru

Fatma Teyze, komşusunun tavsiyesi üzerine diz ağrılarına iyi geleceğini düşünerek ağrıyan yerine lahana yaprağı sarmış ve ağrısının hafiflediğini görmüştür. Fatma Teyze'nin bu yolla elde ettiği bilgi; kişisel tecrübelere dayanan, sistemsiz, yöntemsiz ve günlük yaşamı kolaylaştırmayı amaçlayan pratik bir niteliğe sahiptir.

Buna göre, Fatma Teyze'nin edindiği bu bilgi aşağıdaki bilgi türlerinden hangisine örnektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gündelik bilgi

Cevap

Gündelik bilgi
Doğru yanıt gündelik bilgidir. Gündelik bilgi; insanların günlük yaşamlarında karşılaştıkları sorunları çözmek amacıyla deneme-yanılma, gözlem ve kişisel tecrübeler sonucunda elde ettikleri, bilimsel veya felsefi bir sistemliliğe sahip olmayan, yaşamı kolaylaştıran pratik bilgilerdir. Fatma Teyze'nin diz ağrısına lahana sarması tam olarak bu tanıma uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki bilginin özelliklerini belirlemek
Fatma Teyze'nin diz ağrısını geçirmek için lahana yaprağı sarması; kişisel tecrübelere, komşu tavsiyesine (deneme-yanılma) dayanan, yöntemsiz ve pratik amaçlı bir bilgidir.
Verilen durumdaki bilginin elde ediliş yöntemini ve amacını saptamak bizi doğru bilgi türüne ulaştırır.
2
Elde edilen özellikleri bilgi türleriyle karşılaştırmak
Bu niteliklerin, gündelik yaşamı kolaylaştırmayı hedefleyen ve sistemsiz olan 'gündelik bilgi' tanımı ile birebir eşleştiği görülmüştür.
Her bilgi türünün kendine özgü ediniliş amacı ve yöntemi vardır; gündelik bilgi doğrudan yaşam tecrübesine ve faydaya dayanır.

Anahtar Kavram

Gündelik bilginin özellikleri ve diğer bilgi türlerinden farkları
Tahmini Süre:45s
Soru 2105Soru

Bir masanın üzerinde duran pirinç anahtarı inceleyen araştırmacı; onun hangi madenden üretildiğini, hangi kilide ait olduğunu ya da maddi değerini düşünmeyi bırakır. Nesneye dair pratik yararları, fiziksel özellikleri ve ön kabulleri askıya alarak bilincin bu nesneye yönelik saf deneyimine odaklanır. Böylece anahtar, dış dünyadaki sıradan bir cisim olmaktan çıkıp bilincin yöneldiği ve tüm yüklerinden arındırılmış yalın bir 'öz' haline gelir.

Bu parçada sözü edilen araştırmacının anahtara karşı takındığı tavır ve ulaşmak istediği hedef, Edmund Husserl'in fenomenoloji felsefesindeki hangi kavramla doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paranteze alma

Cevap

Paranteze alma
Doğru cevap paranteze almadır. Parçada araştırmacının nesnenin fiziksel özelliklerini, maddesini ve pratik faydalarını bir kenara bırakıp yargılarını askıya alarak bilincin yöneldiği öze odaklanması, fenomenolojik yöntemin temel adımı olan paranteze almayı doğrudan örneklendirmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Araştırmacının nesnenin fiziksel özelliklerini ve kullanım değerini devre dışı bırakma eylemini analiz etmek.
Araştırmacının nesne hakkındaki tüm ön yargı ve bilgileri askıya aldığı görülür.
Fenomenolojik yöntemin ilk ve en temel adımı olan askıya alma (paranteze alma) sürecini belirlemek.
2
Araştırmacının nihai olarak ulaşmak istediği 'öz' kavramının felsefi karşılığını tespit etmek.
Bu çabanın Husserl felsefesinde 'öze ulaşma' ve fenomenolojik indirgeme ile ilişkili olduğu belirlenir.
Paranteze almanın amacının nesnenin özünü kavramak olduğunu doğrulamak.
3
Belirlenen yöntem ve kavramı seçeneklerle karşılaştırmak.
Bu yöntemsel adımın paranteze alma kavramı olduğu kesinleşir.
Seçenekler arasından doğru kavramı belirlemek.

Anahtar Kavram

Fenomenoloji ve Paranteze Alma (Epoché)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2106Soru

Filozofların felsefe yaparken sergiledikleri bazı zihinsel tavırlar ve bu tavırların felsefi düşüncenin hangi ayırt edici özelliğine karşılık geldiği aşağıda verilmiştir. Bu tavırları, ilgili oldukları felsefi düşünce özellikleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir düşünürün ahlak üzerine geliştirdiği tezlerin, bilgi felsefesinde savunduğu temel kabullerle mantıksal bir tezat oluşturmamasına özen göstermesi.
Bir filozofun dış dünyaya dair geliştirdiği kuramları incelerken, bu kuramları üreten kendi zihninin ve bilincinin sınırlarını da sorgulama nesnesi haline getirmesi.
Yeni Çağ'da ortaya konan devlet teorilerinin, Antik Yunan'dan beri süregelen siyasi tartışmaların birikiminden beslenerek ortak düşünce mirasına eklemlenmesi.
Bir düşünürün varlık, bilgi ve değer alanındaki görüşlerini rastgele değil, belirli bir yöntemle birbirini destekleyecek şekilde örülmüş bütünsel bir yapı olarak sunması.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşmeler şu şekildedir: Ahlak tezlerinin temel kabullerle çelişmemesi 'Tutarlılık' ile; zihnin kendi sınırlarını sorgulaması 'Refleksiflik' ile; devlet teorilerinin geçmiş birikime eklemlenmesi 'Kümülatiflik' ile; görüşlerin bütünsel bir yapıda sunulması ise 'Sistemlilik' özelliği ile eşleşir.
Felsefi düşüncenin ayırt edici özelliklerinin doğru eşleştirilmesinde mantıksal tutarlılık, düşüncenin kendi üzerine yönelmesi (refleksiflik), tarihsel birikim (kümülatiflik) ve bütünsel düzen (sistemlilik) kavramlarının doğru analizi belirleyicidir.

Adım Adım Çözüm

1
Mantıksal çelişmezlik durumunu inceleme
Bu durum, düşüncelerin kendi içindeki uyumunu ifade eden 'Tutarlılık' özelliği ile eşleşir.
Tutarlılık, felsefi sistemin kendi içinde çelişkili önermeler barındırmaması ilkesidir.
2
Düşüncenin kendi üzerine dönmesini inceleme
Bu durum, düşünce üzerine düşünme anlamına gelen 'Refleksiflik' özelliği ile eşleşir.
Refleksiflik, felsefi bilginin kendine yönelmesi, zihnin kendi ürettiği bilgi ve yöntemleri sorgulamasıdır.
3
Düşünsel birikimi ve tarihsel eklemlenmeyi inceleme
Bu durum, felsefi bilginin yığılarak birikmesini ifade eden 'Kümülatiflik' özelliği ile eşleşir.
Kümülatiflik, felsefi soruların ve yanıtların tarihsel süreçte ortak bir birikim oluşturmasıdır.
4
Bütünsel yapıyı ve düzeni inceleme
Bu durum, organize ve yapılandırılmış olma anlamına gelen 'Sistemlilik' özelliği ile eşleşir.
Sistemlilik, felsefi düşüncelerin düzenli ve bir bütün oluşturacak şekilde organize edilmesidir.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Ayırt Edici Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2107Soru

Evrende durağan ve kendi içine kapalı tek bir töz bulma arayışı, gerçeğin dinamik yapısını gözden kaçırır. Çünkü varlık, olmuş bitmiş bir yapı değil; sürekli bir yapma, yaratma ve yenilenme sürecidir. Bu süreçte her şey birbiriyle bağlantılı bir akış halinde var olur ve değişir. Dolayısıyla gerçeği anlamak, donmuş nesneleri sınıflandırmak değil, bu kesintisiz akıştaki ilişkiler ağını ve dönüşümü kavramaktır.

Bu parçada dile getirilen görüşler, varlık felsefesinin aşağıdaki yaklaşımlarından hangisinin temel iddialarıyla örtüşmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varlığı sürekli bir akış, yenilenme ve ilişkisellik içeren dinamik bir süreç olarak tanımlayan oluşçu yaklaşım

Cevap

Varlığı sürekli bir akış, yenilenme ve ilişkisellik içeren dinamik bir süreç olarak tanımlayan oluşçu yaklaşım
Doğru seçenek olan oluşçu yaklaşım, evrende durağan, kalıcı ve değişmeyen bir özün bulunmadığını; var olan her şeyin sürekli bir akış, değişim ve gelişim halinde olduğunu savunur. Parçada geçen 'varlığın durağan ve kendi içine kapalı bir töz olmadığı', 'sürekli bir yapma, yaratma ve yenilenme süreci olduğu' yönündeki açıklamalar bu görüşün doğrudan ifadesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel iddiayı belirleme
Parçada varlığın durağan bir töz olmadığı, aksine sürekli bir yapma, yaratma ve yenilenme süreci (oluş) olduğu belirtilmiştir.
Sorunun kökünü doğru analiz etmek ve doğru felsefi akımı seçmek için öncelikle parçanın ana fikrini saptamak gerekir.
2
Seçeneklerdeki felsefi yaklaşımların analiz edilmesi
Materyalizm maddeyi, idealizm değişmez düşünsel özleri, nihilizm varlığın yokluğunu, pozitivizm ise olgusallığı temel alır. Oluşçuluk ise varlığı süreç ve akış olarak tanımlar.
Seçeneklerin parçada tanımlanan süreç felsefesiyle uyuşup uyuşmadığını test etmek için her akımın temel varsayımları karşılaştırılır.
3
Doğru felsefi akımla eşleştirme yapılması
Parçadaki 'kesintisiz akış', 'sürekli yapma ve yaratma' ifadeleriyle, oluşçu yaklaşımın 'oluş' ve 'proses' vurgusu eşleşmektedir.
Çıkarımları birleştirerek doğru seçeneğe ulaşmak amacıyla son değerlendirme yapılır.

Anahtar Kavram

Varlığın oluş olarak ele alınması (Herakleitos ve Whitehead'in süreç felsefesi)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2108Soru

Bilim ve felsefe varlığı farklı yöntem ve bakış açılarıyla ele alır. Aşağıda sol sütunda yer alan bilim ve felsefenin varlığa yaklaşım biçimlerini, sağ sütundaki uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bilimin varlığı olgu olarak kabul etmesi
Felsefenin varlığı bütüncül olarak ele alması
Bilimin varlığı parçalara ayırarak incelemesi
Felsefenin varlığa refleksif ve şüpheci yaklaşması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşmeler şu ��ekildedir: Bilimin varlığı olgu olarak kabul etmesi - Varlığın yalnızca deney ve gözlem konusu olabilen, somut ve ölçülebilir yönlerini gerçek kabul edip incelemesi; Felsefenin varlığı bütüncül olarak ele alması - Varlığı genel, tümel ve hiçbir sınırı olmadan, tüm boyutları ve ilişkileriyle bir bütün hâlinde anlamlandırmaya çalışması; Bilimin varlığı parçalara ayırarak incelemesi - Varlığı fiziksel, kimyasal ya da canlılık gibi alt dallara bölerek kendi sınırları içinde mikro düzeyde araştırması; Felsefenin varlığa refleksif ve şüpheci yaklaşması - Varlığın ardındaki ilk nedenleri, özü ve anlamı sorgularken düşüncenin kendi üzerine yönelmesiyle kesin kabullerden kaçınması.
Eşleşmeler, bilim ve felsefenin varlığa yaklaşımlarındaki temel metodolojik ve epistemolojik farklara dayanmaktadır. Bilim olgusal ve parçacı iken, felsefe tümel, sorgulayıcı ve refleksiftir.

Adım Adım Çözüm

1
Bilimin varlığı olgu olarak ele almasının ne anlama geldiğini belirleme.
Bilim için varlık olgusal, yani deneye ve gözleme konu olabilen somut bir gerçekliktir.
Bilimin inceleme alanını doğrulanabilir somut gerçeklikle sınırladığını anlamak için bu adım gereklidir.
2
Felsefenin varlığı bütüncül ele alması ile bilimin parçalara ayırması arasındaki farkı ayırt etme.
Felsefe varlığı tümel bir bakış açısıyla sınırlamadan incelerken, bilim kendi alanlarına bölerek (fiziksel, biyolojik vb.) inceler.
Felsefi ve bilimsel metodoloji arasındaki kapsam farkını ortaya koymak için.
3
Felsefenin refleksif ve şüpheci yapısının varlık anlayışına etkisini tespit etme.
Felsefe, varlığı kesin kabullerle (dogmatik) ele almaz; daima sorgular ve düşünce üzerine düşünce üretir (refleksiftir).
Felsefenin sorgulayıcı doğasının varlık konusundaki işlevini belirlemek için.

Anahtar Kavram

Bilim ve felsefenin varlığı ele alış yöntemleri ve temel nitelikleri arasındaki farklar.
Soru 2109Soru

Dünya, kendi ekseni etrafındaki günlük dönüşünü batıdan doğuya doğru 2424 saatte tamamlar. Bu hareketin hızına çizgisel hız denir ve Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe çizgisel hız azalır. Buna karşın, ardışık iki meridyen arasındaki yerel saat farkı Dünya'nın her yerinde 44 dakikadır.

2121 Mart ekinoks gününde, 4040^\circ Kuzey enlemi ve 3535^\circ Doğu boylamında yer alan Ankara'da yerel saat 12:0012:00 iken, Ankara ile aynı enlemde bulunan ve yerel saati Ankara'dan 8080 dakika daha ileri olan K merkezinde yerel saat 13:2013:20'dir.

Buna göre, K merkezi ve Dünya'nın hareket özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: K merkezinde ekinoks tarihinde gündüz süresi Ankara'dan daha uzundur.

Cevap

K merkezinde ekinoks tarihinde gündüz süresi Ankara'dan daha uzundur.
Doğru cevap olan 'K merkezinde ekinoks tarihinde gündüz süresi Ankara'dan daha uzundur.' ifadesi yanlıştır çünkü 2121 Mart ekinoks tarihinde Dünya'nın her yerinde gece ve gündüz süreleri birbirine eşittir (1212 saat gece, 1212 saat gündüz). Bu nedenle aynı enlemde veya farklı boylamda yer alan hiçbir merkezde gündüz süresi diğerinden daha uzun olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezler arasındaki boylam farkını hesaplamak.
Ankara ile K merkezi arasındaki boylam farkı 2020^\circ olarak bulunur.
Ardışık iki meridyen arasındaki yerel saat farkı Dünya'nın her yerinde 44 dakikadır. 80 dakika/4 dakika=2080 \text{ dakika} / 4 \text{ dakika} = 20^\circ boylam farkı elde edilir.
2
K merkezinin coğrafi boylamını belirlemek.
K merkezinin boylamı 5555^\circ Doğu olarak bulunur.
K merkezinde saat Ankara'dan daha ileri (13:2013:20) olduğu için K merkezi Ankara'nın doğusundadır. Ankara'nın boylamına fark eklenir: 35 Dog˘u+20=55 Dog˘u35^\circ \text{ Doğu} + 20^\circ = 55^\circ \text{ Doğu}.
3
Ekinoks tarihindeki gece-gündüz süre ilişkisini değerlendirmek.
K merkezindeki gündüz süresi Ankara ile aynı olup 1212 saattir.
2121 Mart ekinoks gününde tüm Dünya genelinde gece ve gündüz süreleri eşit (1212 saat) olduğundan, K merkezinde gündüz süresinin Ankara'dan daha uzun olduğu ifadesi coğrafi olarak yanlıştır.

Anahtar Kavram

Dünya'nın günlük hareketi ve sonuçları ile ekinoks dönemlerinde gece-gündüz süre eşitliği ilişkisi
Soru 2110Soru

Kıyı tiplerinin oluşumu ve yeryüzündeki coğrafi dağılışı üzerinde mutlak (matematik) ve göreceli (özel) konum özellikleri doğrudan belirleyicidir. Bazı kıyı tipleri yalnızca belirli enlem derecelerinde veya iklim kuşaklarında oluşabilirken, bazıları ise okyanuslara kıyı olma veya gelgit genliği gibi özel coğrafi şartlara bağlıdır. Buna göre, Türkiye kıyılarında fiyort ve skyer tipi kıyıların görülmemesi ile haliçli (estuar) ve watt tipi kıyıların görülmemesinin temel nedenleri sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mutlak konum (enlem etkisi) — Göreceli konum (okyanusa kıyısının olmaması)

Cevap

Mutlak konum (enlem etkisi) — Göreceli konum (okyanusa kıyısının olmaması)
Doğru yanıt, Türkiye'nin orta kuşakta bulunması nedeniyle fiyort ve skyer kıyılarının (mutlak konum/enlem etkisi) görülmediğini; iç deniz özelliği taşıması ve okyanusa kıyısı olmaması nedeniyle de haliç ve watt kıyılarının (göreceli konum) görülmediğini belirten seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Fiyort ve skyer tipi kıyıların oluşum koşullarının belirlenmesi.
Bu kıyı tipleri, buzul aşındırma ve biriktirme şekillerinin deniz seviyesi altında kalmasıyla oluşur. Dolayısıyla yalnızca kutup kuşağına yakın yüksek enlemlerde görülür.
Türkiye'nin orta kuşakta (ılıman kuşak) yer alması nedeniyle buzullar deniz seviyesine kadar inememiştir. Bu durum mutlak konum (enlem etkisi) ile açıklanır.
2
Haliçli ve watt tipi kıyıların oluşum koşullarının belirlenmesi.
Bu kıyı tipleri, okyanus kıyılarında belirgin olan güçlü gelgit (medcezir) hareketlerine bağlı olarak akarsu ağızlarında ve kıyı düzlüklerinde şekillenir.
Türkiye'nin okyanuslara kıyısının olmaması ve iç denizlerle çevrili olması gelgit genliğini yetersiz kılar. Bu durum ülkenin göreceli (özel) konumuyla açıklanır.
3
Elde edilen analizlerin sırasıyla eşleştirilmesi.
İlk durum mutlak konum (enlem etkisi), ikinci durum ise göreceli konum (okyanusa kıyısının olmaması / iç deniz özelliği) olarak sıralanır.
Soruda sırasıyla istendiği için doğru sıralamaya sahip seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

Kıyı tiplerinin dağılışında mutlak ve göreceli konum etkileri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2111Soru

Bölge sınırlarının belirlenmesi, sınırların zamanla değişebilirliği ve farklı bölge türlerinin birbiriyle çakışma durumları dikkate alındığında, sol tarafta verilen beşerî şekilsel ve fiziki bölge özelliklerini sağ taraftaki sınır dinamiği açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Siyasi ve askeri bölgelerin sınır yapısı
Fiziki bölgelerin beşerî bölgelere kıyasla sınır değişimi
Yoğun nüfuslu bölgeler ile sanayi bölgelerinin mekânsal ilişkisi
Ekonomik şekilsel bölgelerin sınır esnekliği

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Siyasi ve askeri bölgelerin sınır yapısı idari sınırlarla çakışır ve resmi kararlarla anında değişebilir; fiziki bölgelerin sınır değişimi doğal faktörlere bağlı olduğundan çok uzun sürer; yoğun nüfuslu bölgeler ile sanayi bölgelerinin sınırları büyük oranda örtüşür; ekonomik şekilsel bölgelerin sınırları beşerî faktörlerle görece hızlı değişebilir.
Siyasi bölgelerin sınırları idari nitelik taşıdığı için keskindir ve resmi kararlarla anında değişebilir. Fiziki bölgelerin sınırları doğal faktörlere bağlı olduğundan değişimi çok uzun zaman alır. Sanayi ve nüfus yoğunluğu birbirini çeken beşerî etmenler olduğundan sınırları çakışır. Ekonomik bölgelerin sınırları ise fiziki bölgelere kıyasla beşerî müdahalelerle görece hızlı değişir.

Adım Adım Çözüm

1
Siyasi ve askeri bölgelerin sınır dinamikleri analiz edilir.
Bu bölgelerin resmi/idari sınırları takip ettiği ve siyasi kararlarla (örneğin bir ülkenin bir örgüte üye olması veya ayrılmasıyla) bir günde değişebildiği tespit edilerek ilgili açıklama ile eşleştirilir.
Siyasi kararların beşerî sınırlar üzerindeki doğrudan ve hızlı etkisini belirlemek.
2
Fiziki bölgelerin sınır değişim süreci beşerî bölgelerle karşılaştırılır.
Doğal süreçlere bağlı fiziki bölgelerin sınırlarının değişmesinin çok uzun zaman aldığı ve kademeli olduğu belirlenerek ilgili açıklama ile eşleştirilir.
Fiziki unsurlar ile beşerî unsurların zamansal değişim farkını ayırt etmek.
3
Yoğun nüfuslu bölgeler ile sanayi bölgelerinin mekânsal örtüşme ilişkisi incelenir.
Ekonomik faaliyetlerin nüfus çekim gücü nedeniyle bu iki beşerî bölgenin coğrafi sınırlarının büyük ölçüde çakıştığı belirlenerek ilgili açıklama ile eşleştirilir.
Beşerî faaliyetlerin coğrafi dağılıştaki karşılıklı etkileşimini çözümlemek.
4
Ekonomik şekilsel bölgelerin sınır esnekliği değerlendirilir.
Tarım, maden veya sanayi bölgelerinin sınırlarının beşerî yatırımlar, teknoloji veya kaynak tükenmesiyle görece hızlı değişebildiği belirlenerek ilgili açıklama ile eşleştirilir.
Beşerî/ekonomik dinamiklerin bölge sınırlarını fiziki bölgelerden daha hızlı dönüştürdüğünü kavramak.

Anahtar Kavram

Beşerî şekilsel bölgelerin sınır özellikleri, çakışma durumları ve fiziki bölgelerden farkları
Soru 2112Soru

Bir coğrafya öğretmeni, doğal şekilsel bölgelerin belirlenmesinde yer şekilleri, iklim ve bitki örtüsü gibi fiziki faktörlerin rol oynadığını; bu bölgelerin sınırlarının beşerî bölge sınırlarına göre çok daha uzun sürede değiştiğini ve doğal bölge sınırlarının genellikle kademeli bir geçiş özelliği gösterdiğini belirtmiştir. Öğretmen, bu konuyu pekiştirmek amacıyla Türkiye dilsiz haritası üzerinde beş farklı bölgeyi numaralandırarak işaretlemiştir.

Buna göre, haritada numaralandırılan alanlardaki doğal şekilsel bölge özellikleri ve sınır değişimleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teke Yarımadası'nda (II) karstik yap�� ve engebeli yer şekillerine bağlı olarak oluşturulan doğal şekilsel bölge sınırları ile seyrek nüfuslu beşerî bölge sınırları büyük oranda örtüşür ve bu doğal sınırların kısa sürede değişmesi beklenmez.

Cevap

Teke Yarımadası'nda karstik yapı ve engebeli yer şekillerine bağlı olarak oluşturulan doğal şekilsel bölge sınırları ile seyrek nüfuslu beşerî bölge sınırları büyük oranda örtüşür ve bu doğal sınırların kısa sürede değişmesi beklenmez.
Doğal şekilsel bölgeler yer şekilleri, iklim ve bitki örtüsü gibi fiziki özelliklere göre belirlenir. Bu bölgelerin sınırları yer şekillerine dayandığı zaman (örneğin dağlık, karstik bölge) sınırların değişmesi jeolojik süreçler gerektirdiğinden son derece yavaştır ve kolay kolay değişmez. Teke Yarımadası'ndaki karstik ve engebeli yer şekilleri, beşerî faaliyetleri (tarım, yerleşme, ulaşım vb.) kısıtlayarak bu alanın aynı zamanda seyrek nüfuslu bir beşerî bölge olmasına neden olmuştur. Dolayısıyla bu iki bölgenin sınırları büyük oranda çakışır.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada numaralandırılmış alanların fiziki coğrafya özelliklerini belirleme.
I numaralı alan Ergene Havzası (sade yer şekilleri, bozkır), II numaralı alan Teke Yarımadası (dağlık-karstik yer şekilleri, maki), III numaralı alan Tuz Gölü güneyi (düz, kurak bozkır), IV numaralı alan Doğu Karadeniz kıyı kuşağı (dağlık-engebeli, nemli orman), V numaralı alan Hakkâri Yöresi (yüksek dağlık, alpin çayır) olarak tespit edilir.
Soruyu çözmek için öncelikle haritada işaretli alanların yer şekilleri, iklim ve bitki örtüsü özelliklerini belirlemek gerekir.
2
Doğal şekilsel bölgeler ile beşerî bölge sınırlarının ilişkisini ve sınırların değişim hızını inceleme.
Teke Yarımadası'nda karstik yapı ve engebeli dağlık yer şekilleri (doğal bölge) tarım ve ulaşımı zorlaştırdığı için nüfusun seyrek olmasına (beşerî bölge) yol açmıştır. Bu durum iki bölge sınırının örtüşmesini sağlar. Yer şekillerine dayalı doğal sınırların değişimi binlerce yıl sürdüğünden kısa sürede değişmesi imkânsızdır.
Doğal bölge sınırlarının beşerî sınırlara kıyasla çok yavaş değiştiği ve aralarındaki neden-sonuç ilişkisinin doğruluğu test edilir.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru yargıya ulaşma.
Teke Yarımadası ile ilgili verilen bilginin coğrafya ilkelerine ve bölge kavramı kurallarına tam olarak uyduğu, diğer seçeneklerin ise kavramsal ve mantıksal hatalar barındırdığı görülür. Doğru cevaba ulaşılır.
Seçeneklerin her birindeki coğrafi iddiaların geçerliliği denetlenir.

Anahtar Kavram

Doğal şekilsel bölgelerin fiziki özelliklere göre belirlenmesi, sınırlarının kademeli değişmesi ve bu sınırların beşerî bölgelere kıyasla son derece yavaş değişmesi.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 2113Soru

Dünya'nın küresel yüzeyinin düzleme aktarılması sırasında meydana gelen bozulmaları tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. Ancak haritanın kullanım amacına göre belirli alanlerin veya özelliklerin (alan, şekil, uzunluk) korunması hedeflenir. Bir kartograf, hazırlayacağı üç farklı harita için şu kararları almıştır:

* I. Harita: Ekvator'un kuzeyinde yer alan ve paralellerinin derecesi kuzeye doğru artan 364236^\circ - 42^\circ enlem kuşağındaki Türkiye'nin, tarım alanlarının dağılışını göstermek amacıyla alan koruyan bir konik projeksiyon kullanacaktır.
* II. Harita: Ekvator çizgisi üzerinde yer alan Amazon Havzası'ndaki nehir ağlarının yönünü ve şeklini en doğru biçimde göstermek amacıyla açı koruyan bir silindirik projeksiyon kullanacaktır.
* III. Harita: Güney Kutup Noktası (9090^\circ Güney) merkezli dar bir araştırma sahasının haritasını çizmek amacıyla düzlem projeksiyon kullanacaktır.

Bu kartografik tercihler ve projeksiyon özellikleri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dünya'n��n küresel yüzeyinin düzleme aktarılmasındaki geometrik zorunluluklar nedeniyle bozulmalar kaçınılmazdır; tercih edilen projeksiyonlar yalnızca teğet geçtikleri alanlar ve yakın çevresindeki hataları en aza indirir.

Cevap

Dünya'nın küresel yüzeyinin düzleme aktarılmasındaki geometrik zorunluluklar nedeniyle bozulmalar kaçınılmazdır; tercih edilen projeksiyonlar yalnızca teğet geçtikleri alanlar ve yakın çevresindeki hataları en aza indirir.
Dünya'nın küresel yüzeyinin düzleme aktarılmasındaki geometrik zorunluluklar nedeniyle bozulmalar kaçınılmazdır; tercih edilen projeksiyonlar yalnızca teğet geçtikleri alanlar ve yakın çevresindeki hataları en aza indirir. Kartografın Ekvator için silindirik, orta kuşak için konik, kutuplar için düzlem projeksiyon seçmesi teğet yerlerdeki bozulmayı en aza indiren en doğru yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Dünya'nın şeklinden kaynaklanan bozulma nedenlerinin belirlenmesi.
Üç boyutlu küresel yüzey, yırtılma, katlanma veya esneme olmadan iki boyutlu düzleme aktarılamaz. Bu durum harita çizimlerinde alan, açı (şekil) ve uzunluk bozulmalarını kaçınılmaz kılar.
Bozulmaların temel kaynağının geometrik bir zorunluluk olduğunu ve tamamen ortadan kaldırılamayacağını anlamak.
2
Projeksiyon yöntemlerinin kullanım alanları ile coğrafi koordinatların eşleştirilmesi.
Ekvator çevresi için silindirik, orta kuşak için konik, kutup çevresi için düzlem projeksiyon seçimi doğrudur. Bu projeksiyonlar teğet geçtikleri bölgelerde (teğet çemberi veya noktası) sıfır bozulmaya yakın sonuçlar verirken, uzaklaştıkça bozulma artar.
Kartografın yaptığı tercihlerin coğrafi konuma uygunluğunu ve teğet noktalarındaki hata payının en az olduğunu doğrulamak.
3
Çeldirici önermelerin elenmesi.
Ölçek değişimi bozulma oranını etkilemez. Enlem derecelerinin kuzeye doğru artması Kuzey Yarım Küre'yi gösterir. Projeksiyon seçimi yerşekillerine (göreceli konum) değil, enleme (mutlak konum) bağlıdır. Dünya küre de olsa harita bozulması gerçekleşirdi.
Yanlış seçeneklerin elenerek tek ve kesin doğru cevaba ulaşılması.

Anahtar Kavram

Projeksiyon yöntemlerinin temel özellikleri, kullanım amaçları ve Dünya'nın küresel şeklinden kaynaklanan harita bozulmaları.
Soru 2114Soru

Aşağıda verilen filozofları, evrensel ahlak yasasını nesnel temelde açıklarken kullandıkları temel yaklaşımlarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Platon
Immanuel Kant
Baruch Spinoza

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Platon, ahlak yasasını 'İyi İdeası' ile; Immanuel Kant, 'ödev' ve 'koşulsuz buyruk' kavramıyla; Baruch Spinoza ise doğanın nesnel yasalarına uyum sağlamakla eşleşir.
Filozofların ahlaki görüşleri nesnel temellere dayanır: Platon aşkın İyi İdeası'nı, Kant akla dayalı ödev bilincini, Spinoza ise panteist doğa yasalarını evrensel ahlakın nesnel kaynağı olarak görür.

Adım Adım Çözüm

1
Platon'un ahlak felsefesindeki temel kavramını belirleme.
Platon, evrensel ahlak yasasını rasyonel bir temele ve idealar kuramına dayandırarak 'İyi İdeası' ile ilişkilendirir.
Platon'a göre en yüksek iyiye ulaşmak ahlaki eylemin amacıdır ve bu nesnel bir gerçeklik olan İyi İdeası'na yönelmekle mümkündür.
2
Immanuel Kant'ın nesnel ahlak anlayışını inceleme.
Kant, evrensel ahlak yasasını öznel duygulardan arındırarak herkes için geçerli olan 'ödev' bilinci ve 'koşulsuz buyruk' ile temellendirir.
Kant'ın ödev ahlakında ahlaki eylem, hiçbir koşula veya kişisel çıkara bağlı olmaksızın sadece ödev olduğu için yapılmalıdır.
3
Baruch Spinoza'nın doğa ve ahlak anlayışını ilişkilendirme.
Spinoza, evrendeki determinist yapıyı ve panteist doğa-Tanrı özdeşliğini vurgulayarak ahlakı doğa yasalarına uyum sağlamakla açıklar.
Spinoza'ya göre insan, doğanın zorunlu yasalarına ve Tanrı'nın bilgisine ulaştığı ölçüde ahlaki ve özgür bir yaşama kavuşur.

Anahtar Kavram

Evrensel Ahlak Yasasını Nesnel Temelde Kabul Edenler
Soru 2115Soru

Aşağıda ölçekleri verilen haritaları, ayrıntıyı gösterme gücü en fazla olandan en az olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama ayrıntıyı gösterme gücü en fazla olandan en az olana doğru sırasıyla: 125.000\frac{1}{25.000} ölçekli harita, 1250.000\frac{1}{250.000} ölçekli harita ve 12.500.000\frac{1}{2.500.000} ölçekli harita şeklindedir.
Doğru sıralama büyük ölçekliden küçük ölçekliye doğrudur. Paydası en küçük olan 125.000\frac{1}{25.000} ölçekli harita en fazla ayrıntıyı gösterirken, paydası en büyük olan 12.500.000\frac{1}{2.500.000} ölçekli harita en az ayrıntıyı göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Haritaların ölçek paydalarını karşılaştırın.
Paydalar sırasıyla 25.00025.000, 250.000250.000 ve 2.500.0002.500.000'dir.
Ölçek paydasındaki sayı ile ölçeğin gerçek büyüklüğü ters orantılıdır.
2
Ölçeklerin büyüklük ilişkisini belirleyin.
125.000>1250.000>12.500.000\frac{1}{25.000} > \frac{1}{250.000} > \frac{1}{2.500.000}
Paydası küçük olan ölçek daha büyüktür.
3
Ölçek büyüklüğü ile ayrıntıyı gösterme gücü arasındaki ilişkiyi kurarak sıralayın.
Büyük ölçekli harita en fazla ayrıntıyı gösterirken, küçük ölçekli harita en az ayrıntıyı gösterir. Bu nedenle sıralama en büyük ölçekliden en küçük ölçekliye doğru yani 125.000\frac{1}{25.000}, 1250.000\frac{1}{250.000} ve 12.500.000\frac{1}{2.500.000} olmalıdır.
Haritanın ölçeği büyüdükçe ayrıntıyı gösterme gücü artar.

Anahtar Kavram

Ölçek paydası büyüdükçe ölçek küçülür, ayrıntıyı gösterme gücü azalır ve hata oranı artar.
Soru 2116Soru

Ahlak felsefesinde bireyin eylemlerinde ne ölçüde özgür olduğu sorusuna verilen cevaplar farklı yaklaşımları ortaya çıkarmıştır. Aşağıdaki sol sütunda bu yaklaşımlara ait temel argümanlar, sağ sütunda ise felsefi yaklaşımların isimleri yer almaktadır. Sol sütundaki argümanları sağ sütundaki doğru yaklaşımlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İnsanın eylemleri ve kararları; genetik yapısı, aldığı eğitim ve toplumsal çevre gibi kendisi dışındaki etkenler tarafından belirlenir. Bu nedenle birey eylemlerinde özgür değildir.
Ahlaki eylemler hiçbir neden-sonuç zincirine bağlı değildir. İrade, kararlarını alırken tamamen serbesttir ve herhangi bir belirleyiciden bağımsız olarak kendi seçimlerini yapar.
İnsan doğuştan tamamen özgür ya da tamamen tutsak değildir. Kişi akli ve ahlaki kapasitesini geliştirdiği, kendi kararlarını kendi aklıyla verebildiği ölçüde özgürleşir.
İnsanın hayatındaki tüm olaylar ve eylemler, önceden aşkın bir güç tarafından belirlenmiştir. İnsanın bu kaderi değiştirme veya onun dışına çıkma gücü yoktur.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci argümanın determinizm, ikinci argümanın indeterminizm, üçüncü argümanın otodeterminizm ve dördüncü argümanın fatalizm ile eşleşmesi gerekir.
Sol sütundaki ifadelerin sırasıyla determinizm, indeterminizm, otodeterminizm ve fatalizm kavramlarıyla eşleştirilmesi ahlak felsefesindeki özgürlük yaklaşımlarının temel tanımlarına uygun olarak yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki birinci ifade analiz edilir.
İfadenin insanın kararlarının çevresel ve genetik etkenlerle belirlendiğini savunduğu tespit edilir.
Bu görüş ahlak felsefesinde gerekircilik anlamına gelen determinizm kavramına karşılık gelir.
2
Sol sütundaki ikinci ifade analiz edilir.
Eylemlerin hiçbir dış etkenle sınırlandırılmadığı ve iradenin tamamen serbest olduğu tespit edilir.
Bu görüş ahlaki eylemde nedensizliği savunan indeterminizm kavramını temsil eder.
3
Sol sütundaki üçüncü ifade analiz edilir.
Özgürlüğün kişinin aklını ve kişiliğini geliştirmesine bağlı olarak kazanılan bir özerklik derecesi olduğu tespit edilir.
İnsanın kendi kendini aklıyla belirlemesi fikri otodeterminizm kavramına karşılık gelir.
4
Sol sütundaki dördüncü ifade analiz edilir.
Eylemlerin doğaüstü bir güç (kader) tarafından önceden belirlendiği ve değiştirilemeyeceği savunulduğu tespit edilir.
Bu kaderci yaklaşım felsefede fatalizm olarak adlandırılır.

Anahtar Kavram

Ahlaki Eylemde Özgürlük Problemi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2117Soru

Aşağıdaki tabloda A ve B istasyonlarına ait yükselti ve sıcaklık bilgileri verilmiştir:

İstasyonYükselti (m)Gerçek Sıcaklık (°C)İndirgenmiş Sıcaklık (°C)
A6006001515Hesaplanacak
B16001600Hesaplanacak2121

Buna göre, A istasyonunun deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklığı ile B istasyonunun gerçek sıcaklığı arasındaki fark kaç C^\circ\text{C}'dir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 5

Cevap

A istasyonunun indirgenmiş sıcaklığı (18C18^\circ\text{C}) ile B istasyonunun gerçek sıcaklığı (13C13^\circ\text{C}) arasındaki fark 5C5^\circ\text{C}'dir.
A istasyonunun deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklığı 18C18^\circ\text{C} (15+315 + 3), B istasyonunun gerçek sıcaklığı ise 13C13^\circ\text{C} (21821 - 8) olarak hesaplanır. Bu iki değer arasındaki fark 5C5^\circ\text{C} (181318 - 13) olur.

Adım Adım Çözüm

1
A istasyonunun deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklığının hesaplanması
18C18^\circ\text{C}
Her 200 m200\text{ m} yükseldikçe sıcaklık 1C1^\circ\text{C} azalır. Deniz seviyesine inildikçe sıcaklık artacağı için 600 m600\text{ m} yükselti farkına karşılık gelen 3C3^\circ\text{C} (600/200600 / 200) sıcaklık farkı gerçek sıcaklığa eklenir: 15+3=18C15 + 3 = 18^\circ\text{C}.
2
B istasyonunun gerçek sıcaklığının hesaplanması
13C13^\circ\text{C}
B istasyonunun yükseltisi 1600 m1600\text{ m} olup, bu yükseklik 8C8^\circ\text{C} (1600/2001600 / 200) sıcaklık farkı yaratır. Yükseldikçe sıcaklık azalacağından gerçek sıcaklık değeri, deniz seviyesindeki indirgenmiş sıcaklıktan bu fark kadar çıkarılarak bulunur: 218=13C21 - 8 = 13^\circ\text{C}.
3
Elde edilen iki sıcaklık değeri arasındaki farkın bulunması
5C5^\circ\text{C}
A istasyonunun indirgenmiş sıcaklığı olan 18C18^\circ\text{C}'den B istasyonunun gerçek sıcaklığı olan 13C13^\circ\text{C} çıkarılır: 1813=5C18 - 13 = 5^\circ\text{C}.

Anahtar Kavram

Yükselti ile sıcaklık arasındaki ilişki ve deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklık hesaplaması.
Soru 2118Soru

Aşağıda verilen büyük iklim tipleri ile bu iklim tiplerinin karakteristik bitki örtüsü özelliklerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Akdeniz İklimi
Ekvatoral İklim
Sert Karasal İklim
Tundra İklimi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Akdeniz İklimi yaz kuraklığına dayanıklı bodur ağaç ve çalılıklarla; Ekvatoral İklim her mevsimi sıcak ve yağışlı geçen gür ormanlarla; Sert Karasal İklim iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlarla; Tundra İklimi ise donmuş toprağın çözülmesiyle ortaya çıkan liken ve yosunlarla eşleşir.
Büyük iklim tiplerinin sıcaklık ve yağış rejimleri, üzerlerinde gelişen karakteristik bitki topluluklarını doğrudan belirler. Akdeniz iklimi maki ile, Ekvatoral iklim yağmur ormanları ile, sert karasal iklim tayga ormanları ile, tundra iklimi ise tundra bitki örtüsüyle eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Akdeniz ikliminin özelliklerini ve bitki örtüsünü analiz etmek.
Akdeniz iklimi yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçen bir rejime sahiptir. Bu rejime uyum sağlayan karakteristik bitki örtüsü makidir (bodur ağaç ve çalılıklar). Bu durum ikinci açıklama ile eşleşir.
İlk iklim tipinin karakteristik bitki örtüsünü belirlemek için.
2
Ekvatoral iklimin özelliklerini ve bitki örtüsünü analiz etmek.
Ekvatoral iklim her mevsim sıcak ve bol yağışlıdır. Bu sürekli nemli ve sıcak ortamda her dem yeşil kalan geniş yapraklı yağmur ormanları yetişir. Bu durum ilk açıklama ile eşleşir.
İkinci iklim tipinin karakteristik bitki örtüsünü belirlemek için.
3
Sert karasal iklimin özelliklerini ve bitki örtüsünü analiz etmek.
Sert karasal iklimde kışlar çok soğuk geçer ve yazlar serindir. Bu iklimin nemli yüksek enlem alanlarında soğuğa dayanıklı iğne yapraklı ormanlar (tayga) yaygındır. Bu durum üçüncü açıklama ile eşleşir.
Üçüncü iklim tipinin karakteristik bitki örtüsünü belirlemek için.
4
Tundra ikliminin özelliklerini ve bitki örtüsünü analiz etmek.
Tundra ikliminde sıcaklıklar yılın büyük bölümünde sıfır derecenin altındadır ve toprak donmuştur. Yazın sıcaklığın hafifçe artmasıyla çözünen bataklık alanlarda liken ve yosunlar oluşur. Bu durum dördüncü açıklama ile eşleşir.
Son iklim tipinin karakteristik bitki örtüsünü belirlemek için.

Anahtar Kavram

Büyük iklim tiplerinin iklim özellikleri ile bitki örtüsü ilişkisi
Soru 2119Soru

Millî Mücadele Dönemi'nde Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz süreçlerinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama şu şekilde olmalıdır: Mustafa Kemal Paşa'nın Sakarya Savaşı'ndaki tarihi emri, Sakarya sonrasındaki Ankara Antlaşması, Büyük Taarruz öncesi başkomutanlık yetkisinin süresiz uzatılması ve son olarak askerî safhayı bitiren Mudanya Ateşkes Antlaşması.
Doğru kronolojik sıralama, askeri mücadelelerin gelişimi ve bunları takip eden diplomatik adımların neden-sonuç bağına dayanır. Sakarya Meydan Muharebesi'ndeki topyekün savunma emri (Ağustos 1921) muharebe esnasındadır. Sakarya'nın zaferle bitmesiyle Fransa ile Ankara Antlaşması (Ekim 1921) yapılmıştır. Ordunun taarruz gücüne ulaşması için yapılan hazırlıkların sonunda başkomutanlık süresiz uzatılmış (Temmuz 1922) ve nihayetinde Büyük Taarruz zaferiyle Mudanya Ateşkesi (Ekim 1922) imzalanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sakarya Meydan Muharebesi sırasındaki askerî gelişmeyi belirlemek.
Mustafa Kemal Paşa'nın Sakarya Savaşı'ndaki 'sathı müdafaa' emri (Ağustos 1921) ilk sıradadır.
Bu emir muharebenin en kritik aşamasında taktiksel değişimi sağlamış olup kronolojik olarak en eski olaydır.
2
Sakarya Savaşı'nın diplomatik sonuçlarını incelemek.
Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması (Ekim 1921) ikinci sıradadır.
Savaşın kazanılmasının ardından imzalanan bu antlaşma, Sakarya Muharebesi'nden sonraki diplomatik süreci temsil eder.
3
Büyük Taarruz hazırlık safhasındaki gelişmeyi saptamak.
Mustafa Kemal Paşa'nın başkomutanlık yetkisinin süresiz uzatılması (Temmuz 1922) üçüncü sıradadır.
Taarruz hazırlıkları yaklaşık bir yıl sürmüş ve saldırıdan kısa süre önce yetki süresiz hâle getirilmiştir.
4
Millî Mücadele'nin askerî safhasını sonlandıran antlaşmayı belirlemek.
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması (Ekim 1922) son sıradadır.
Büyük Taarruz zaferi neticesinde imzalanan bu ateşkes, tüm askerî mücadeleyi sonlandıran son aşamadır.

Anahtar Kavram

Millî Mücadele Dönemi Batı Cephesi'ndeki askerî ve siyasi gelişmelerin kronolojisi ve neden-sonuç ilişkileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2120Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen bilgi örneklerini, sağ sütundaki ait oldukları bilgi türleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir tarım işçisinin, gökyüzündeki bulutların rengine ve havadaki nem oranının hissiyatına dayanarak o gün yağmur yağacağını öngörmesi.
Bir zanaatkârın, metallerin esneme özelliklerinden yararlanarak dayanıklı tarım aletleri tasarlayıp üretmesi.
Bir sanatçının, tuval üzerine yağlı boya kullanarak doğadaki nesneleri kendi duygusal süzgecinden geçirip özgün bir kompozisyonla yansıtması.
Bir filozofun, ahlaki eylemlerin temelini sorgularken zihnin kavramsal yapısını kendi üzerine yönelerek tutarlı biçimde temellendirmesi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Pratik tecrübeye dayalı yağmur öngörüsü gündelik bilgiyle; tarım aletleri üretimi teknik bilgiyle; özgün kompozisyon yaratımı sanat bilgiyle; refleksif zihinsel temellendirme ise felsefi bilgiyle eşleşmektedir.
Verilen durumlarda; yağmur tahmini gündelik bilgiyle, tarım aletleri yapımı teknik bilgiyle, özgün sanatsal üretim sanat bilgisiyle ve refleksif ahlak sorgulaması felsefi bilgiyle örtüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki birinci öncülün analiz edilmesi.
Gözlem ve kişisel tecrübe içeren sistemsiz öngörü Gündelik Bilgi kapsamına girer.
Gündelik bilgi, yaşam tecrübelerine ve duyu algılarına dayanan, yöntemsiz bilgidir.
2
Sol sütundaki ikinci öncülün analiz edilmesi.
Maddi nesneleri biçimlendirerek araç-gereç üretme etkinliği Teknik Bilgi sınıfına girer.
Teknik bilgi, insan hayatını kolaylaştırmak amacıyla araç-gereç üretme ve pratik beceriyle ilgilidir.
3
Sol sütundaki üçüncü öncülün analiz edilmesi.
Özgünlük, güzellik ve yaratıcılık barındıran duygusal ifade Sanat Bilgisi sınıfına girer.
Sanat bilgi, sanatçının sezgisel ve yaratıcı gücüyle estetik kaygıyı yansıtmasıdır.
4
Sol sütundaki dördüncü öncülün analiz edilmesi.
Refleksif düşünceye ve rasyonel temellendirmeye dayalı sorgulama Felsefi Bilgi sınıfına girer.
Felsefi bilgi, rasyonel, sistemli ve kendi üzerine düşünen (refleksif) bir yapıya sahiptir.

Anahtar Kavram

Bilgi türlerinin temel özellikleri ve örnek olaylarla eşleştirilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 106 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin