Endokrinoloji

539 questions

Question 1Question

66 yaşında kız çocuk; son 11 yıldır yaşıtlarından hızlı büyüme, akne gelişimi ve pubik kıllanma şikayetleri ile polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde klitoromegali saptanıyor ve kan basıncı 145/95145/95 mmHg (yaş ve cinsiyete göre >95.>95. persantil) olarak ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde serum potasyum düzeyi 3.03.0 mEq/L saptanırken; 1111-deoksikortizol ve dehidroepiandrosteron sülfat (DHEA-S) düzeylerinin belirgin yüksek olduğu görülüyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 11β11\beta-hidroksilaz eksikliği

Answer

Androjen fazlalığı (virilizasyon) ile birlikte mineralokortikoid fazlalığının (hipertansiyon ve hipokalemi) görüldüğü enzim eksikliği 11β11\beta-hidroksilaz eksikliğidir.
Hastadaki virilizasyon bulguları (klitoromegali, pubik kıllanma) androjen fazlalığını; hipertansiyon ve hipokalemi ise mineralokortikoid etkisini göstermektedir. 11β11\beta-hidroksilaz enzim eksikliğinde, kortizol sentezi yapılamaz ve ACTH artar. Bu durum, blokajın öncesindeki 1111-deoksikortizol ve 1111-deoksikortikosteron (DOC) miktarını artırır. DOC, zayıf bir mineralokortikoid olmasına rağmen yüksek miktarlarda sodyum tutulumuna, potasyum atılımına ve hipertansiyona neden olur. Aynı zamanda kolesterol androjen yolağına kaydığı için virilizasyon gerçekleşir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Hızlı büyüme, akne, pubik kıllanma ve klitoromegali varlığı androjen fazlalığını (virilizasyon) gösterir.
Konjenital adrenal hiperplazilerin (KAH) ayırıcı tanısında ilk adım androjen durumunu belirlemektir.
2
Hemodinamik ve elektrolit durumunun değerlendirilmesi
Hipertansiyon ve hipokalemi (K:3.0K: 3.0), bir mineralokortikoid etkisinin olduğunu kanıtlar.
KAH'larda mineralokortikoid fazlalığı genellikle enzim blokajı öncesi biriken öncül maddelerden kaynaklanır.
3
Enzim blokajının lokalizasyonu
11β11\beta-hidroksilaz eksikliği sonucunda 1111-deoksikortikosteron (DOC) birikir; DOC mineralokortikoid reseptörlerini uyararak hipertansiyona yol açar.
Androjen yüksekliği ile hipertansiyonun birlikte görüldüğü tek klasik KAH formu budur (17α17\alpha-hidroksilazda androjen düşüktür, 2121-hidroksilazda kan basıncı düşüktür).

Key Concept

Konjenital Adrenal Hiperplazide Enzim Eksikliklerinin Ayırıcı Tanısı

Practice More

Adrenal steroidogenez yolundaki enzim blokajlarının (21, 11 ve 17) androjen ve kan basıncı üzerindeki zıt etkilerini içeren bir tabloyu incelemek konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:2m 0s
Question 2Question

5252 yaşında kadın hasta; yaklaşık 11 yıldır romatoid artrit tanısıyla 1010 mg/gün prednizolon tedavisi almaktadır. İlacını 44 gün önce kendi isteğiyle kesen hastada; belirgin halsizlik, iştahsızlık, bulantı ve yaygın karın ağrısı gelişiyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 85/5585/55 mmHg, nabız 108108/dakika saptanıyor; deri ve mukoza rengi doğal izleniyor. Bu hastadaki klinik tablo ve beklenen laboratuvar bulguları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Kronik ACTH eksikliğine bağlı sürrenal korteks atrofiye uğradığı için ACTH uyarı testine yanıt azalmıştır.

Answer

Kronik sürrenal korteks atrofisi nedeniyle ACTH uyarı testine yetersiz yanıt alınması
Hastada uzun süreli glukokortikoid kullanımına bağlı hipotalamo-hipofizer-adrenal (HPA) aks baskılanmıştır. Bu durum sürrenal bezlerde atrofiye neden olur. Akut steroid kesilmesinde gelişen sekonder sürrenal yetmezlikte, bezler atrofik olduğu için dışarıdan verilen ACTH'ye (stimülasyon testi) kortizol yanıtı yetersiz kalır. Bu, sekonder yetmezliğin kronikleştiğini gösteren önemli bir laboratuvar bulgusudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öyküden etiyolojik tanının konulması
Uzun süreli yüksek doz steroid kullanımının aniden kesilmesi, sekonder sürrenal yetmezliğe (iyatrojenik) işaret eder.
Hipotansiyon ve karın ağrısı gibi akut belirtiler steroid çekilmesine bağlı sürrenal krizi düşündürür.
2
Primer ve sekonder yetmezlik ayrımının yapılması
Hastada hiperpigmentasyonun olmaması ve potasyumun normal kalması mineralokortikoidlerin korunduğunu, dolayısıyla tablonun sekonder olduğunu gösterir.
Sekonder yetmezlikte ACTH düşüktür ve aldosteron (RAAS kontrollü olduğu için) genellikle etkilenmez.
3
Tanısal test mekanizmasının değerlendirilmesi
Kronik olarak uyarılmayan sürrenal bez atrofiye uğrar; bu nedenle ekzojen ACTH verilse bile kortizol sentezi yeterli düzeye çıkamaz.
ACTH uyarı testi (Cosyntropin testi), bezin fonksiyonel kapasitesini ölçer.

Key Concept

Sekonder Sürrenal Yetmezlik (Steroid Kesilmesine Bağlı)

Alternative Method

Primer ve sekonder ayrımı için 'hiperpigmentasyon' ve 'potasyum düzeyi' en hızlı klinik ayırıcılardır.
Estimated Time:1m 30s
Question 3Question

Metabolik sendrom tanısında yaygın olarak kullanılan NCEPNCEP ATPATP IIIIII (20012001) kriterlerine göre, aşağıdakilerden hangisi tanısal bileşenlerden biri ve bu bileşen için belirlenen eşik değer doğru olarak verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Trigliserid düzeyinin 150\geq 150 mg/dLmg/dL olması

Answer

Trigliserid düzeyinin 150 mg/dL ve üzerinde olması, NCEP ATP III kriterlerine göre metabolik sendrom tanısı için belirlenen beş kriterden biridir.
NCEP ATP III (2001) kılavuzuna göre, trigliserid düzeyinin 150150 mg/dLmg/dL ve üzerinde olması veya hipertrigliseridemi için tedavi alınıyor olması metabolik sendromun temel bileşenlerinden biridir.

Step-by-Step Solution

1
NCEP ATP III metabolik sendrom kriterlerini hatırla.
Kriterler: Bel çevresi (E > 102, K > 88 cm), Trigliserid (≥ 150 mg/dL), HDL (E < 40, K < 50 mg/dL), Kan Basıncı (≥ 130/85 mmHg), Açlık Şekeri (≥ 110 mg/dL).
Tanı koymak için bu beş kriterden en az üçünün varlığı gereklidir.
2
Seçeneklerdeki değerleri bu kriterlerle karşılaştır.
Trigliserid değeri (150 mg/dL) kriterle tam örtüşmektedir.
Diğer seçeneklerdeki değerler ya başka hastalıkların tanı sınırı (diyabet) ya da farklı bir kılavuzun (IDF) değeridir.

Key Concept

NCEP ATP III Metabolik Sendrom Tanı Kriterleri

Practice More

IDF ve NCEP ATP III kriterleri arasındaki temel fark olan 'zorunlu bel çevresi' kriterini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 4Question

2626 yaşında erkek hasta, rutin sağlık taramasında saptanan kan şekeri yüksekliği nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın poliüri, polidipsi veya kilo kaybı gibi semptomları bulunmamaktadır. Fizik muayenesinde vücut kitle indeksi (VKİ) 23kg/m223 kg/m^2 olarak hesaplanıyor. Soygeçmişinde babasının 2222, babaannesinin ise 2525 yaşında diyabet tanısı aldığı ve her ikisinin de uzun süredir düşük doz oral antidiyabetiklerle (sülfonilüre) iyi glisemik kontrol sağladıkları öğreniliyor. Laboratuvar tetkiklerinde; açlık plazma glukozu 142mg/dL142 mg/dL, HbA1cHbA1c %6.96.9, CC-peptid düzeyi normal sınırlarda saptanıyor. Anti-GAD ve anti-adacık antikorları negatiftir. İdrar analizinde, kan şekeri düzeyiyle orantısız derecede belirgin glukozüri saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: HNF1A-MODY (MODY 3)

Answer

HNF1A mutasyonuna bağlı gelişen MODY 3, hastanın klinik ve laboratuvar bulgularıyla en uyumlu tanıdır.
HNF1A mutasyonu (MODY 3), en sık görülen monogenik diyabet formudur. Hastada görülen erken başlangıç yaşı, obezite olmaması, üç nesil boyunca devam eden (otozomal dominant) diyabet öyküsü ve negatif otoantikorlar tipik MODY tablosudur. HNF1A-MODY'de, sülfonilürelere aşırı duyarlılık ve renal glukoz eşiğinin düşmesine bağlı olarak hafif hiperglisemilerde bile görülen belirgin glukozüri, tanıyı diğer formlardan ayıran en önemli klinik ipuçlarıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu ve aile öyküsünü analiz et.
Hastanın genç yaşta olması (<25<25), zayıf olması (VKI˙:23kg/m2VKİ: 23 kg/m^2) ve üç kuşaktır devam eden diyabet öyküsü otozomal dominant bir geçişi işaret eder.
MODY (Maturity Onset Diabetes of the Young) tanısı için güçlü aile öyküsü ve erken başlangıç anahtar kriterlerdir.
2
Otoimmünite ve insülin rezervini değerlendir.
Negatif antikorlar (Anti-GAD, ICA) ve normal CC-peptid düzeyi, Tip 1 DM ve LADA tanılarının dışlanmasını sağlar.
MODY, insülin sekresyonunda genetik defekt olan non-otoimmün bir tablodur.
3
Spesifik laboratuvar bulgularını yorumla.
Kan şekeri 142mg/dL142 mg/dL iken saptanan belirgin glukozüri, renal glukoz eşiğinin düşük olduğunu gösterir.
HNF1AHNF1A mutasyonları, proksimal tübüllerdeki glukoz transportunu (SGLT-2) bozarak düşük glisemik düzeylerde bile glukozüriye yol açar; bu bulgu MODY 3 için karakteristiktir.

Key Concept

HNF1A-MODY (MODY 3) tanısı ve ayırıcı özellikleri.

Alternative Method

MODY alt tiplerini ayırmak için glukozüri varlığına ve sülfonilüre yanıtına odaklanılabilir. GCK mutasyonlarında glukozüri nadirdir, HNF1A/HNF4A mutasyonlarında ise sülfonilüre duyarlılığı ve glukozüri karakteristiktir.
Estimated Time:2m 0s
Question 5Question

Obezite polikliniğinde değerlendirilen 4242 yaşındaki kadın hastanın fizik muayene ve laboratuvar bulguları şu şekildedir:

* Bel çevresi: 8686 cmcm
* Kan basıncı: 125/82125/82 mmHgmmHg (Antihipertansif tedavi altında)
* Trigliserid: 145145 mg/dLmg/dL (Fibrat kullanımı mevcut)
* Açlık plazma glukozu: 112112 mg/dLmg/dL
* HDL-kolesterol: 5252 mg/dLmg/dL
* Vücut kitle indeksi (VKI): 3434 kg/m2kg/m^2

Özgeçmişinde kronik bel ağrısı nedeniyle oksikodon kullanımı ve gençlik döneminde bulimia nervoza nedeniyle tedavi öyküsü saptanan bu hasta için NCEP ATP III kriterlerine göre tanısal durum ve farmakolojik obezite tedavisinde mutlak kontrendike olan ilaç eşleştirmesi aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Metabolik sendrom mevcut; Naltrekson/Bupropion

Answer

Metabolik sendrom mevcut; Naltrekson/Bupropion
Hastada NCEP ATP III kriterlerinden üçü (kan basıncı kontrolü için ilaç kullanımı, hipertrigliseridemi için fibrat kullanımı ve açlık kan şekeri 100\geq 100 mg/dLmg/dL) mevcuttur, bu nedenle metabolik sendrom tanısı alır. Obezite tedavisinde kullanılan Naltrekson/Bupropion kombinasyonu, hastanın kronik opioid (oksikodon) kullanımı nedeniyle Naltrekson bileşeni, geçmişteki bulimia nervoza öyküsü nedeniyle ise Bupropion bileşeni (nöbet riski) açısından mutlak kontrendikedir.

Step-by-Step Solution

1
NCEP ATP III Metabolik Sendrom kriterlerini sayınız.
Bel çevresi (8686 cm, sınır >88>88) ve HDL (5252, sınır <50<50) kriterleri karşılamaz. Ancak kan basıncı ilacı, fibrat ilacı (TG için) ve açlık glukozu (>100>100 mg/dL) kriterleri ile toplam 3 kriter mevcuttur.
NCEP ATP III'e göre 5 kriterden en az 3'ünün varlığı (ilaç kullanımı dahil) tanı koydurur.
2
Hastanın özgeçmişindeki kontrendikasyonları analiz ediniz.
Oksikodon (opioid) kullanımı Naltrekson için, Bulimia nervoza öyküsü ise Bupropion için mutlak kontrendikasyondur.
Naltrekson bir opioid antagonistidir; Bupropion ise yeme bozukluğu olanlarda nöbet eşiğini ciddi oranda düşürür.

Key Concept

NCEP ATP III Tanı Kriterleri ve Obezite Farmakoterapisi Kontrendikasyonları
Estimated Time:2m 30s
Question 6Question

Primer hiperparatiroidizm tanısıyla paratiroidektomi uygulanan 54 yaşında erkek hasta, cerrahiden 36 saat sonra ellerde ve dudak çevresinde uyuşma (parestezi) şikayeti ve fizik muayenede Chvostek pozitifliği ile değerlendiriliyor. Hastanın ameliyat öncesi dönemde yaygın kemik ağrıları tariflediği ve laboratuvar tetkiklerinde serum alkalen fosfataz (ALP) düzeyinin 650 U/L (N: 40-129) olduğu not ediliyor.

Hastanın postoperatif laboratuvar sonuçları şöyledir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum7.0 mg/dL8.5 - 10.5 mg/dL
Serum Fosfor1.8 mg/dL2.5 - 4.5 mg/dL
Kreatinin1.0 mg/dL0.7 - 1.2 mg/dL
Magnezyum1.9 mg/dL1.7 - 2.2 mg/dL

Buna göre, bu hastada gelişen tabloyu en iyi açıklayan tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Aç kemik sendromu

Answer

Aç kemik sendromu
Doğru cevap olan seçenek, 'Aç Kemik Sendromu'dur. Primer hiperparatiroidizmde uzun süre yüksek PTH etkisiyle artmış kemik yıkımı (rezorpsiyon) görülür. Cerrahi ile PTH aniden düştüğünde, kemiklerde aşırı ve hızlı bir mineralizasyon (yapım) süreci başlar. Bu süreçte kemik dokusu kandan yoğun bir şekilde kalsiyum ve fosfor çeker. Sonuç olarak serumda hem kalsiyum hem de fosfor düzeyleri düşer. Hastadaki yüksek preoperatif Alkalen Fosfataz (ALP) düzeyi, kemik devrinin yüksek olduğunu ve bu sendrom için risk taşıdığını gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik senaryosunu analiz et
Primer hiperparatiroidizm nedeniyle cerrahi geçiren, preoperatif dönemde kemik tutulumu bulguları (yüksek ALP, kemik ağrısı) olan bir hastada postoperatif 36. saatte hipokalsemi semptomları (parestezi, Chvostek) gelişmiş.
Postoperatif komplikasyonları değerlendirmek için risk faktörlerini belirlemek gerekir.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla
Hipokalsemi (7.0 mg/dL) ve Hipofosfatemi (1.8 mg/dL) mevcut. Magnezyum normal.
Ayırıcı tanı için kalsiyum ve fosforun yönü kritiktir.
3
Tanıları karşılaştır ve ele
İyatrojenik hipoparatiroidizmde PTH eksikliğine bağlı renal fosfor atılımı azalacağı için 'Fosfor Yüksekliği' (Hiperfosfatemi) beklenirdi. Ancak bu hastada fosfor düşüktür. Hem kalsiyumun hem de fosforun düşük olduğu, özellikle yüksek kemik devri olan hastalarda cerrahi sonrası görülen tablo 'Aç Kemik Sendromu'dur.
Aç kemik sendromu ile hipoparatiroidizm arasındaki en temel laboratuvar farkı fosfor düzeyidir.

Key Concept

Paratiroidektomi sonrası gelişen hipokalseminin ayırıcı tanısında, serum fosfor düzeyi kilit rol oynar: Fosfor yüksekse hipoparatiroidizm, fosfor düşükse aç kemik sendromu düşünülmelidir.
Question 7Question

4242 yaşında erkek hasta, kilo verememe şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde boyu 170170 cm, vücut ağırlığı 105105 kg ve bel çevresi 101101 cm olarak ölçülüyor. Hastanın tıbbi öyküsünde orta dereceli Obstrüktif Uyku Apne Sendromu (OUAS) tanısı mevcut olup, son 11 yıldır denediği profesyonel yaşam tarzı değişikliklerine rağmen anlamlı bir kilo kaybı sağlayamadığı öğreniliyor.

Laboratuvar bulguları şu şekildedir:
- Açlık plazma glukozu: 106106 mg/dL
- Trigliserid: 148148 mg/dL
- HDL kolesterol: 4242 mg/dL
- Kan basıncı: 134/86134/86 mmHg

Bu hastanın metabolik durumu ve en uygun tedavi yaklaşımı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: IDF kriterlerine göre metabolik sendrom tanısı alır; bariatrik cerrahi endikasyonu mevcuttur.

Answer

IDF kriterlerine göre metabolik sendrom tanısı alır; bariatrik cerrahi endikasyonu mevcuttur.
Hastanın bel çevresi (101101 cm) IDF'nin erkekler için belirlediği zorunlu sınır olan 9494 cm'yi karşılamaktadır. Buna ek olarak kan basıncı (134/86134/86 mmHg) ve açlık kan şekeri (106106 mg/dL) IDF'nin belirlediği diğer sınırları geçtiği için hasta IDF kriterlerine göre 'Metabolik Sendrom' tanısı alır. Ayrıca VKİ değerinin 36,336,3 kg/m2kg/m^2 olması ve hastada Obstrüktif Uyku Apne Sendromu gibi ciddi bir obezite komplikasyonunun bulunması, 11 yıllık başarısız yaşam tarzı değişikliği sonrasında bariatrik cerrahiyi en uygun seçenek haline getirir.

Step-by-Step Solution

1
Vücut Kitle İndeksi (VKİ) hesaplanması.
VKI˙=105/(1,702)36,3VKİ = 105 / (1,70^2) \approx 36,3 kg/m2kg/m^2.
Obezite sınıflandırması ve cerrahi endikasyonu için temel parametredir.
2
NCEP ATP III kriterlerinin değerlendirilmesi.
Bel çevresi (101<102101 < 102 cm), Trigliserid (148<150148 < 150 mg/dL), HDL (42>4042 > 40 mg/dL), Glukoz (106<110106 < 110 mg/dL). Sadece Kan Basıncı (134/86130/85134/86 \geq 130/85 mmHg) kriteri (+)'dir. Tanı için 3/53/5 kriter gereklidir.
Metabolik sendrom tanısını dışlamak için NCEP kriterleri kontrol edilir.
3
IDF kriterlerinin değerlendirilmesi.
Zorunlu kriter Bel çevresi (10194101 \geq 94 cm) (+). Ek olarak Kan Basıncı (134/86134/86 mmHg) ve Glukoz (106100106 \geq 100 mg/dL) (+)'dir. 22 ek kriter sağlandığı için tanı konur.
IDF kriterleri özellikle bel çevresi ve glukoz sınırlarında daha hassastır.
4
Bariatrik cerrahi endikasyonunun belirlenmesi.
VKİ 35\geq 35 kg/m2kg/m^2 + OUAS + başarısız medikal tedavi \rightarrow Cerrahi endikedir.
Güncel kılavuzlara göre cerrahi sınırı belirlenir.

Key Concept

Metabolik sendrom tanısında IDF ve NCEP ATP III kriterleri arasındaki temel farklar (özellikle bel çevresinin zorunluluğu ve eşik değerler) ile bariatrik cerrahi endikasyon sınırları.

Practice More

Bariatrik cerrahi sonrası gelişebilecek vitamin eksiklikleri ve malabsorpsiyon komplikasyonlarını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 8Question

3131 yaşındaki kadın hasta, son birkaç aydır belirginleşen günde 66-77 litre idrar çıkarma ve aşırı su içme şikayetleriyle başvuruyor. Hastaya yapılan su kısıtlama testinde, plazma osmolalitesi 302302 mOsm/kg'a ulaştığında idrar osmolalitesi 415415 mOsm/kg olarak ölçülüyor. Bu aşamada uygulanan desmopressin (dDAVP) sonrası idrar osmolalitesinde anlamlı bir artış (%5\%5) saptanmıyor. Bu laboratuvar bulguları ile primer polidipsi ve parsiyel santral diabetes insipidus ayrımı net olarak yapılamıyor.

Bu hastada kesin tanıyı koymak için başvurulması gereken en duyarlı ve özgül tanısal yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hipertonik salin infüzyonu ile indüklenen kopeptin ölçümü

Answer

Hipertonik salin infüzyonu ile indüklenen kopeptin ölçümü, primer polidipsi ile parsiyel santral diabetes insipidus ayrımında en güvenilir yöntemdir.
Doğru seçenek olan kopeptin ölçümü, son yıllarda poliüri-polidipsi sendromlarının ayırıcı tanısında su kısıtlama testinin yetersiz kaldığı 'gri bölge' vakalarında altın standart haline gelmiştir. Hipertonik salin infüzyonu ile plazma sodyumu yükseltilerek hipofiz uyarılır; eğer kopeptin düzeyi düşük kalırsa (<3.8<3.8 pmol/L) santral diabetes insipidus, yüksek saptanırsa primer polidipsi tanısı doğrulanır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın bazal laboratuvar ve su kısıtlama testi verilerini değerlendir.
Plazma osmolalitesi 302302 mOsm/kg (yüksek), idrar osmolalitesi 415415 mOsm/kg (kısmen konsantre) ve desmopressine yanıt yok.
Uluslararası kılavuzlara göre idrar osmolalitesinin 300300-800800 mOsm/kg arasında kaldığı durumlar 'gri bölge' olarak adlandırılır ve primer polidipsi ile parsiyel santral DI karışabilir.
2
Ayırıcı tanı için daha duyarlı bir biyobelirteç ve uyarı testi seç.
ADH yerine kopeptin ölçümü ve ozmotik uyarı için hipertonik salin infüzyonu planlanır.
ADH'nin ölçümü teknik olarak zordur; kopeptin ise ADH'nin prekürsöründen sentezlenen stabil bir moleküldür.
3
Test sonuçlarını yorumla.
Salin infüzyonu sonrası plazma sodyumu >150>150 mEq/L olduğunda ölçülen kopeptin <3.8<3.8 pmol/L ise santral DI, >3.8>3.8 pmol/L ise primer polidipsi tanısı konur.
Santral DI'da ADH (ve dolayısıyla kopeptin) üretimi yetersizdir; primer polidipside ise üretim sağlamdır ancak aşırı su alımıyla baskılanmıştır.

Key Concept

Poliüri/Polidipsi ayırıcı tanısında Kopeptin kullanımı

Practice More

Nefrojenik diabetes insipidusun ayırıcı tanısında kopeptin düzeylerinin çok yüksek (>20>20 pmol/L) saptanması beklenen bir bulgudur.
Estimated Time:2m 0s
Question 9Question

3434 yaşında kadın hasta; halsizlik, kabızlık ve tekrarlayan böbrek taşı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde serum kalsiyum düzeyi 11.411.4 mg/dL (N:8.510.5N: 8.5-10.5), parathormon (PTH) düzeyi ise 140140 pg/mL (N:1065N: 10-65) bulunuyor. Fizik muayenesinde gövdesinde çok sayıda ağrısız yumuşak doku kitlesi (lipom) ve yüzünde küçük papüler lezyonlar (anjiyofibromlar) saptanıyor. Bu hastada aşağıdaki klinik tablolardan hangisinin eşlik etme olasılığı en yüksektir?

Show answer & explanation

Answer: Pankreatik gastrinoma

Answer

Verilen klinik bulgular ışığında hastada eşlik etme olasılığı en yüksek olan tablo pankreatik gastrinomadır.
Hastada saptanan primer hiperparatiroidizm (yüksek kalsiyum ve PTH) ile birlikte lipom ve fasiyal anjiyofibromların varlığı, Multiple Endokrin Neoplazi Tip 1 (MEN 1) sendromu için tipiktir. MEN 1 sendromunun klasik '3P' triadını Paratiroid, Pitüiter (hipofiz) ve Pankreatik tümörler oluşturur. Seçenekler arasında yer alan pankreatik gastrinoma, MEN 1 sendromunun en sık görülen fonksiyonel pankreatik nöroendokrin tümörüdür.

Step-by-Step Solution

1
Laboratuvar verilerini yorumla
Yüksek kalsiyum ve yüksek PTH düzeyi primer hiperparatiroidizmi doğrular.
Hastanın semptomlarının (taş, kabızlık) temelindeki metabolik bozukluğu belirlemek için.
2
Fizik muayene bulguları ile sendromik ilişkiyi kur
Lipomlar ve fasiyal anjiyofibromlar, primer hiperparatiroidizm ile birleştiğinde MEN 1 (Wermer Sendromu) tanısını destekler.
MEN 1 sadece endokrin bezleri değil, deri ve yumuşak doku lezyonlarını da kapsar.
3
MEN 1 triadını hatırla ve seçenekleri değerlendir
MEN 1 triadını paratiroid, hipofiz ve pankreas tümörleri oluşturur.
Eşlik edebilecek diğer ana komponentleri belirlemek için.

Key Concept

MEN 1 (Wermer Sendromu) triadını paratiroid adenomu, pankreatik nöroendokrin tümörler ve hipofiz adenomları oluşturur (3P kuralı). Ayrıca lipom ve anjiyofibrom gibi deri bulguları tanıya yardımcıdır.

Practice More

MEN 1 sendromunda pankreatik tümörlerin en sık duodenumda yerleştiğini ve genellikle multipl olduğunu unutmayın.
Estimated Time:1m 15s
Question 10Question

Dislipidemi tedavisinde düşük yoğunluklu lipoprotein reseptörlerinin (LDLRLDLR) yıkımını önleyerek yüzey ekspresyonunu artırmak amacıyla kullanılan alirokumab ve inklisiran ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Alirokumab hücre dışı dolaşımdaki PCSK9 proteinini sekestre ederek LDLR yıkımını engellerken; inklisiran hepatosit içinde RISC (RNA-indüklenmiş susturma kompleksi) aracılığıyla PCSK9 mRNA'sının parçalanmasını sağlayarak sentezi durdurur.

Answer

Alirokumab hücre dışındaki PCSK9'a bağlanan bir antikor iken, inklisiran hücre içinde mRNA düzeyinde sentezi engelleyen bir siRNA'dır.
Alirokumab ve evolocumab gibi monoklonal antikorlar, plazmada serbest halde bulunan PCSK9 proteinine bağlanarak onun LDL reseptörlerine (LDLR) bağlanmasını engeller. Böylece LDLR'lerin lizozomal yıkımı durur ve yüzeydeki reseptör sayısı artar. İnklisiran ise siRNA yapısındadır ve hepatosit içinde RISC (RNA-induced silencing complex) sistemini kullanarak PCSK9 mRNA'sını parçalar, böylece proteinin sentezini henüz hücre içindeyken durdurur.

Step-by-Step Solution

1
İlaçların temel yapılarını tanımla.
Alirokumab monoklonal antikor (mAb), inklisiran küçük interferans RNA'dır (siRNA).
Mekanizma farkını anlamak için moleküler yapıyı bilmek gerekir.
2
PCSK9 üzerindeki etki yerlerini belirle.
Alirokumab hücre dışı (plazma) PCSK9'a bağlanır; inklisiran hepatosit içinde mRNA'yı parçalar.
mAb'lar proteinlerin kendisine bağlanırken, siRNA'lar sentez aşamasını hedef alır.
3
LDL reseptörü (LDLR) bağımlılığını değerlendir.
Her iki ilaç da LDLR sayısını artırarak çalışır, bu yüzden LDLR yoksa (null mutasyon) etkisizdirler.
Klinik endikasyon sınırlarını belirlemek için reseptör varlığı kritiktir.
4
Klinik uygulama sıklığını karşılaştır.
Alirokumab ~2 haftada bir, inklisiran ise başlangıç dozlarından sonra 6 ayda bir uygulanır.
siRNA'nın RISC kompleksi içindeki uzun süreli etkisi doz aralığını belirler.

Key Concept

PCSK9 inhibisyonunda monoklonal antikorlar ile siRNA teknolojisi arasındaki farmakokinetik ve farmakodinamik farklar.
Question 11Question

4242 yaşında kadın hasta, rutin sağlık kontrolü sırasında saptanan kalsiyum yüksekliği nedeniyle endokrinoloji polikliniğine başvuruyor. Hastanın bilinen ek hastalığı veya ilaç kullanım öyküsü bulunmuyor. Fizik muayenesi tamamen normal olan hastanın laboratuvar tetkik sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralık
Serum Kalsiyum11.211.2 mg/dL8.510.58.5-10.5
Serum Albumin4.04.0 g/dL3.55.03.5-5.0
Serum Fosfor2.62.6 mg/dL2.54.52.5-4.5
Serum PTH5454 pg/mL106510-65
Serum Kreatinin0.80.8 mg/dL0.61.10.6-1.1
24 saatlik idrar kalsiyumu7575 mg/gün100300100-300
24 saatlik idrar kreatinini10001000 mg/gün6001500600-1500

Bu tabloya göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi

Answer

Ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi (FHH), hiperkalsemiye rağmen PTH'nın baskılanmadığı ve idrar kalsiyum atılımının düşük olduğu otozomal dominant bir tablodur.
Hastada hiperkalsemi ile birlikte baskılanmamış (uygunsuz normal) PTH düzeyi mevcuttur. Bu durum PTH'ya duyarlı kalsiyum algılayan reseptörlerdeki (CaSR) bir mutasyona bağlı olan Ailesel Hipokalsiürik Hiperkalsemi'yi (FHH) düşündürür. Tanıyı kesinleştiren bulgu, kalsiyumun böbrekten geri emiliminin artması nedeniyle idrar kalsiyumunun düşük olması ve kalsiyum/kreatinin klirens oranının 0.010.01'in altında olmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Kalsiyum ve PTH düzeylerini değerlendir.
Serum kalsiyumu yüksek (11.211.2 mg/dL) ancak PTH düzeyi baskılanmamış (5454 pg/mL - uygunsuz normal).
Bu kombinasyon PTH bağımlı hiperkalsemi süreçlerini (Primer HPT veya FHH) düşündürür.
2
Kalsiyum / Kreatinin Klirens Oranını (CCCR) hesapla.
CCCR=I˙drar Ca×Serum CrSerum Ca×I˙drar Cr=75×0.811.2×1000=60112000.0053\text{CCCR} = \frac{\text{İdrar Ca} \times \text{Serum Cr}}{\text{Serum Ca} \times \text{İdrar Cr}} = \frac{75 \times 0.8}{11.2 \times 1000} = \frac{60}{11200} \approx 0.0053
Primer hiperparatiroidizm ile FHH ayırıcı tanısında altın standart hesaplamadır.
3
Hesaplanan oranı yorumla.
Oran 0.010.01'in altında bulundu.
CCCR <0.01< 0.01 olması Ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi (FHH) tanısını doğrular; Primer HPT'de bu oran genellikle >0.02> 0.02'dir.

Key Concept

Hiperkalsemili bir hastada PTH baskılanmamışsa (normal veya yüksekse), ayırıcı tanıda 24 saatlik idrarda kalsiyum ve CCCR hesaplaması yapılarak FHH dışlanmalıdır.

Practice More

FHH tedavisiz izlenen selim bir durumdur; Primer HPT ise cerrahi veya medikal tedavi gerektirebilir. Bu nedenle ayırıcı tanı gereksiz cerrahileri önlemek için kritiktir.

Alternative Method

Hesaplama yapmadan, 24 saatlik idrar kalsiyumunun 100100 mg/gün altında olması (hipokalsiüri) ve PTH'nın baskılanmaması hiperkalsemik bir hastada doğrudan FHH lehinedir.
Estimated Time:2m 0s
Question 12Question

66 yaşında erkek çocuk; bebeklikten itibaren ağlarken gözyaşı dökmemesi (alakrimaalakrima) ve kronik kabızlık şikayetleri nedeniyle getiriliyor. Fizik muayenesinde dilde ve konjonktivada küçük nodüler lezyonlar, belirgin dudak kalınlaşması ve marfanoidmarfanoid vücut yapısı saptanıyor. Bu hastada tanısal süreçte ve izlemde aşağıdakilerden hangisinin saptanması en az olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Serum kalsiyum ve PTHPTH yüksekliği

Answer

Serum kalsiyum ve PTH yüksekliği (Primer Hiperparatiroidizm)
Verilen klinik vaka (alakrima, dilde nöromlar, marfanoid yapı, kabızlık) MEN2B sendromuna işaret etmektedir. MEN2B; medüller tiroid karsinomu, feokromositoma ve fenotipik özellikleri (nöromlar, marfanoid yapı) içerir. Ancak MEN1 ve MEN2A'nın aksine, MEN2B'de primer hiperparatiroidizm (kalsiyum ve PTH yüksekliği) görülmesi beklenmez.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Alakrima (gözyaşı yokluğu), mukozal nöromlar (dilde nodüller), marfanoid yapı ve kronik kabızlık birlikteliği saptandı.
Bu klinik tablo MEN2B (Wagenmann-Froboese sendromu) için tipiktir.
2
Sendrom bileşenlerinin hatırlanması
MEN2B bileşenleri: Medüller tiroid karsinomu, feokromositoma, mukozal nöromlar, marfanoid habitus ve intestinal ganglionöromatozistir.
Ayırıcı tanı için sendromun karakteristik özelliklerini belirlemek gerekir.
3
MEN2A ile karşılaştırma
Paratiroid adenomu veya hiperplazisi MEN2A'da görülürken, MEN2B'de görülmez.
İki sendrom arasındaki en temel farklardan biri paratiroid tutulumunun varlığıdır.

Key Concept

MEN2B sendromu; medüller tiroid karsinomu, feokromositoma ve mukozal nöromlar/marfanoid yapı ile karakterizedir ve paratiroid tutulumu içermez.

Practice More

MEN2A ve MEN2B arasındaki fenotipik ve genetik farkları bir tablo üzerinden tekrar ediniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 13Question

3232 yaşında kadın hastanın boyun muayenesinde saptanan nodülün biyopsisi "medüller tiroid karsinomu" ile uyumlu gelmiştir. Hastanın öyküsünde zaman zaman olan çarpıntı, terleme ve şiddetli baş ağrısı atakları mevcuttur. Kan basıncı 170/110170/110 mmHgmmHg ölçülmüştür. Bu hastada tiroid cerrahisi öncesinde öncelikle ekarte edilmesi gereken durum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Feokromositoma

Answer

Hastada öncelikle feokromositoma ekarte edilmelidir.
Medüller tiroid karsinomu saptanan ve paroksismal hipertansiyon şikayetleri olan bir hastada MEN Tip 2 sendromu akla gelmelidir. Feokromositoma, cerrahi stres sırasında katekolamin fırtınasına ve ölümcül hipertansif krizlere yol açabileceği için her türlü cerrahi girişimden (tiroid cerrahisi dahil) önce mutlaka tanınmalı ve tedavi edilmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları birleştir.
Medüller tiroid karsinomu + paroksismal hipertansiyon/çarpıntı = MEN 2 (Multiple Endokrin Neoplazi Tip 2) sendromu.
Hastanın hem tiroid hem de adrenal medulla kaynaklı olabilecek semptomları mevcuttur.
2
Cerrahi risk analizi yap.
Feokromositoma varlığında yapılacak herhangi bir cerrahi girişim, katekolamin deşarjına ve ölümcül hipertansif krize yol açabilir.
Cerrahi stres ve anestezi, adrenal tümörden kontrolsüz salınımı tetikler.
3
Tedavi önceliğini belirle.
Önce feokromositoma tanısı doğrulanmalı, alfa-blokaj sağlanmalı ve feokromositoma cerrahisi (adrenalektomi) tiroid cerrahisinden önce yapılmalıdır.
Hayati risk taşıyan komplikasyonları önlemek için standart tıbbi yaklaşım budur.

Key Concept

MEN 2 sendromu tanısı alan hastalarda feokromositoma, cerrahi mortalite riski nedeniyle tiroid cerrahisinden önce tedavi edilmelidir.
Estimated Time:1m 30s
Question 14Question

Abdominal obezitesi olan 48 yaşında erkek hasta, kardiyovasküler risk değerlendirmesi için polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde bilinen bir kronik hastalık öyküsü bulunmuyor.

Fizik muayenede:
* Kan Basıncı: 138/88 mmHg
* Vücut Kitle İndeksi: 31 kg/m²

Laboratuvar sonuçları:
* Açlık Plazma Glukozu: 118 mg/dL
* Trigliserid: 210 mg/dL
* HDL Kolesterol: 32 mg/dL
* LDL Kolesterol: 145 mg/dL
* TSH: 5.8 mIU/L, sT4: Normal

Bu hastanın klinik durumu ve yönetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en uygundur?

Show answer & explanation

Answer: Hastada Metabolik Sendrom mevcuttur ve öncelikli tedavi yaklaşımı yoğun yaşam tarzı değişikliğidir

Answer

Hastada Metabolik Sendrom mevcuttur ve öncelikli tedavi yaklaşımı yoğun yaşam tarzı değişikliğidir
Bu hasta, NCEP-ATP III ve IDF kriterlerine göre Metabolik Sendrom tanısı almaktadır. Trigliserid yüksekliği (>150), HDL düşüklüğü (erkekte <40), Kan basıncı yüksekliği (≥130/85) ve Açlık glukozu yüksekliği (≥100) mevcuttur. Metabolik sendromun tedavisinde en önemli ve ilk basamak, %5-10 kilo kaybını hedefleyen diyet ve egzersiz programıdır (yaşam tarzı değişikliği).

Step-by-Step Solution

1
Metabolik Sendrom kriterlerini kontrol et
Hasta şu kriterleri karşılamaktadır: 1. Hipertrigliseridemi (210 > 150), 2. Düşük HDL (32 < 40), 3. Kan Basıncı (138/88 ≥ 130/85), 4. Yüksek AKŞ (118 ≥ 100).
Tanı için 5 kriterden en az 3'ünün olması yeterlidir; hastada 4 (abdominal obezite ile 5) kriter mevcuttur.
2
Glukoz metabolizmasını değerlendir
AKŞ 118 mg/dL 'Bozulmuş Açlık Glukozu' (Prediyabet) aralığındadır. Diyabet tanısı (≥126 mg/dL) değildir.
Diyabet tanı kriterleri ile prediyabet kriterlerinin ayrımı tedavi yaklaşımını belirler.
3
Tedavi planını belirle
Metabolik sendromun temel tedavisi, altta yatan insülin direncini kırmaya yönelik kalori kısıtlaması ve egzersizdir.
İlaç tedavileri (antihipertansif veya antidiyabetik) yaşam tarzı değişikliği yetersiz kaldığında veya risk çok yüksekse eklenir.

Key Concept

Metabolik Sendrom Tanı Kriterleri ve Prediyabet Yönetimi

Hints

1
Hastanın laboratuvar değerlerini diyabet ve hipertansiyon tanı sınırları ile karşılaştırın.
2
Diyabet tanısı için açlık şekeri en az 126 mg/dL, OGTT 2. saat değeri en az 200 mg/dL olmalıdır.
3
Hasta prediyabetik sınırlardadır ve metabolik sendromu vardır. Metabolik sendromun temel tedavisi ilaçtan önce kilo kaybıdır.

Practice More

Prediyabetik hastalarda metformin başlama endikasyonlarını (BKİ >35, yaş <60, GDM öyküsü) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 15Question

2424 yaşında erkek hasta; son bir yıl içerisinde gelişen gövdesel obezite, hipertansiyon ve ekstremitelerde kas güçsüzlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde dudaklarda ve konjonktivada multipl lentigolar (pigmentli maküller) saptanıyor. Öyküsünde 33 yıl önce sol atriyumdan miksoma eksizyonu yapıldığı öğreniliyor. Laboratuvar incelemesinde; gece yarısı tükürük kortizolü yüksek, plazma ACTHACTH düzeyi <5< 5 pg/mL (baskılanmış) ve bazal 2424 saatlik idrar serbest kortizolü (I˙SKİSK) normalin üst sınırının 33 katı bulunuyor. Bilateral sürrenal BTBT incelemesinde her iki adrenal bez normal boyutlarda izleniyor ancak dikkatli bakıldığında bez yapısında milimetrik, düşük dansiteli nodüler alanlar fark ediliyor. Bu hastada tanıyı doğrulamak amacıyla yapılan 66 günlük Liddle testi (22 gün bazal, 22 gün 22 mg/gün deksametazon, 22 gün 88 mg/gün deksametazon) sonucunda aşağıdakilerden hangisinin görülmesi beklenir?

Show answer & explanation

Answer: İdrar serbest kortizol düzeyinde bazale göre paradoksal artış

Answer

İdrar serbest kortizol düzeyinde bazale göre paradoksal artış görülmesi beklenir.
Vakada sunulan lentigolar ve kardiyak miksoma öyküsü, hastada bir germ-line mutasyon sonucu gelişen 'Carney Kompleksi' olduğunu gösterir. Bu kompleksin adrenal bileşeni olan Primer Pigmente Nodüler Adrenal Hastalık (PPNAD), ACTH-bağımsız Cushing sendromuna yol açar. PPNAD'ın en karakteristik biyokimyasal özelliği, standart 66 günlük Liddle testinin (özellikle yüksek doz deksametazon günlerinde) 2424 saatlik idrar serbest kortizolünde bazale göre bir azalma yerine 'paradoksal bir artış' oluşturmasıdır. Bu durum, nodüllerdeki glukokortikoid reseptör ekspresyonundaki artışla ilişkilendirilmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Cushing sendromu bulguları (obezite, stria, hipertansiyon) mevcut.
Tanı sürecini başlatmak için semptomların doğrulanması gerekir.
2
Laboratuvar verilerini analiz et.
Düşük ACTH ve yüksek kortizol düzeyi, ACTH-bağımsız (primer adrenal) Cushing sendromuna işaret eder.
Primer ve sekonder nedenleri ayırt etmek için ACTH düzeyine bakılır.
3
Ek bulguları (lentigolar, miksoma öyküsü) birleştir.
Hastada Carney Kompleksi (Carney Complex) mevcuttur.
Ekstramamaryal bulgular spesifik sendromları tanımlamaya yardımcı olur.
4
Carney Kompleksi'nin adrenal bileşenini belirle.
Carney Kompleksi'ndeki adrenal patoloji Primer Pigmente Nodüler Adrenal Hastalık'tır (PPNAD).
Sendromik ilişkileri bilmek spesifik tanı testi yanıtlarını tahmin etmeyi sağlar.
5
PPNAD'a özgü test yanıtını hatırla.
Liddle testinde (özellikle yüksek dozda) paradoksal idrar serbest kortizol artışı görülür.
PPNAD, glukokortikoid reseptör up-regülasyonu nedeniyle deksametazona paradoksal yanıt verir.

Key Concept

PPNAD ve Carney Kompleksi'nde Liddle testi paradoksal yanıtı

Practice More

Carney Kompleksi ile ilişkili PRKAR1A gen mutasyonunu ve ilişkili diğer tümörleri (sertoli hücreli testis tümörü, tiroid adenomu) inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 16Question

3434 yaşında kadın hasta; yaklaşık 33 aydır devam eden çarpıntı, ellerde ince titreme, aşırı terleme ve 66 kg kilo kaybı şikayetleriyle iç hastalıkları polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde tiroid bezi normal boyutlarda saptanıyor, palpasyonla hassasiyet alınmıyor ve nodül saptanmıyor. Hastanın laboratuvar ve görüntüleme bulguları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
TSH0.010.01 mIU/LmIU/L0.44.00.4 - 4.0
Serbest T43.43.4 ng/dLng/dL0.81.80.8 - 1.8
Serbest T39.89.8 pg/mLpg/mL2.34.22.3 - 4.2
Tiroid I131I^{131} Tutulumu (2424 saatlik)%0.8\%0.8%1030\%10 - 30
Serum Tiroglobulin580580 ng/mLng/mL3.5403.5 - 40

Hastanın yapılan pelvik ultrasonografisinde sağ over lojunda 6×46 \times 4 cmcm boyutlarında, içerisinde saç ve yağ dokusu ile uyumlu ekojeniteler barındıran kompleks kitle izleniyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Struma ovarii

Answer

Struma ovarii
Düşük radyoaktif iyot tutulumu saptanan tirotoksikoz olgularında ayırıcı tanıda; tiroiditler, iyot yüklenmesi (Jod-Basedow), dışarıdan hormon alımı (factitious) ve ektopik üretim (struma ovarii) yer alır. Hastada serum tiroglobulin düzeyinin yüksek olması, hormonun vücuttaki bir tiroid dokusundan (endojen) kaynaklandığını kanıtlayarak dışarıdan alımı dışlar. Pelvik ultrasonografide saptanan, içerisinde saç ve yağ gibi teratom elemanları barındıran kitle ile tirotoksikoz birlikteliği, germ hücreli bir tümör olan teratomun içinde fonksiyonel tiroid dokusu bulunması durumu olan struma ovarii tanısını kesinleştirir.

Step-by-Step Solution

1
Tirotoksikozun doğrulanması
Düşük TSH ve yüksek serbest T4/T3 değerleri ile hastada aşikar tirotoksikoz mevcuttur.
Klinik semptomların biyokimyasal temelini belirlemek için ilk adımdır.
2
Radyoaktif iyot tutulumunun (RAIU) değerlendirilmesi
Boyun bölgesindeki %0.8\%0.8 tutulum, tiroid bezinin aşırı hormon sentezlemediğini (Graves veya toksik nodül olmadığını) gösterir.
Düşük tutulumlu tirotoksikoz nedenlerini (tiroidit, iyot yükü, ektopik üretim, yapay alım) ayırt etmek için gereklidir.
3
Serum tiroglobulin düzeyinin analizi
Yüksek tiroglobulin (580580 ng/mLng/mL), vücutta endojen bir tiroid dokusu (tiroidit veya ektopik odak) olduğunu gösterir, dışarıdan hormon alımını dışlar.
Yapay tirotoksikozda tiroglobulin sentezi baskılandığı için bu ayrım kritiktir.
4
Görüntüleme bulgularının klinik ile birleştirilmesi
Pelvik bölgedeki kompleks kitle (teratom bulguları) ve sistemik tirotoksikoz tablosu birleştiğinde tanı konur.
Ektopik tiroid dokusunun kaynağını belirlemek için fizik muayene ve radyoloji verileri kullanılır.

Key Concept

Düşük radyoaktif iyot tutulumu ve yüksek serum tiroglobulin düzeyi ile seyreden tirotoksikozlarda, ektopik tiroid dokusu (Struma Ovarii) mutlaka dışlanmalıdır.
Question 17Question

26 yaşında, gebeliğinin 24. haftasında olan ve bilinen bir sistemik hastalığı bulunmayan kadın hastaya, Gestasyonel Diyabetes Mellitus (GDM) taraması amacıyla tek basamaklı 75 gramlık oral glukoz tolerans testi (OGTT) uygulanıyor. Yapılan ölçümlerde plazma glukoz değerleri şu şekilde saptanıyor:

Ölçüm ZamanıPlazma Glukozu
Açlık88 mg/dL88 \text{ mg/dL}
1. saat184 mg/dL184 \text{ mg/dL}
2. saat142 mg/dL142 \text{ mg/dL}

Bu sonuçlara göre hastanın tanısı için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hastaya gestasyonel diyabetes mellitus (GDM) tanısı konulmalıdır.

Answer

Hastaya gestasyonel diyabetes mellitus (GDM) tanısı konulmalıdır.
Güncel ADA ve IADPSG rehberlerine göre, gebeliğin 24-28. haftalarında yapılan tek basamaklı 75 gramlık OGTT'de; açlık 92 mg/dL\geq 92 \text{ mg/dL}, 1. saat 180 mg/dL\geq 180 \text{ mg/dL} veya 2. saat 153 mg/dL\geq 153 \text{ mg/dL} değerlerinden herhangi birinin saptanması gestasyonel diyabetes mellitus (GDM) tanısı için yeterlidir. Bu vakada 1. saat değeri (184 mg/dL184 \text{ mg/dL}) eşik değerin üzerinde olduğu için tanı kesinleşir.

Step-by-Step Solution

1
Gebelik haftasını ve uygulanan test tipini belirleyin.
Hasta 24. haftadadır ve tek basamaklı 75 gramlık OGTT uygulanmıştır.
GDM taraması genellikle 24-28. haftalar arasında yapılır ve test tipi eşik değerleri belirler.
2
Ölçülen değerleri IADPSG/ADA eşik değerleri ile karşılaştırın.
Açlık (88<92 mg/dL88 < 92 \text{ mg/dL}), 1. saat (184>180 mg/dL184 > 180 \text{ mg/dL}), 2. saat (142<153 mg/dL142 < 153 \text{ mg/dL}).
75 gramlık OGTT için eşik değerler Açlık: 92, 1. saat: 180, 2. saat: 153 mg/dL'dir.
3
Tanı kriterini uygulayın.
Bir adet yüksek değer (184 mg/dL184 \text{ mg/dL}) saptandığı için GDM tanısı konur.
Tek basamaklı yöntemde üç değerden herhangi birinin eşik değeri karşılaması tanı için yeterlidir.

Key Concept

Gestasyonel Diyabetes Mellitus (GDM) tanısında 75 gramlık tek basamaklı OGTT eşik değerleri ve tanı mantığı.
Estimated Time:1m 30s
Question 18Question

2626 yaşında kadın hasta, son 33 aydır devam eden galaktore ve adet görememe (sekonder amenore) şikayeti ile başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum prolaktin düzeyi 85 ng/mL85 \text{ ng/mL} (N: 5255-25) olarak saptanıyor. Hipofiz MRG incelemesinde adenohipofiz sol kanadında 4 mm4 \text{ mm} boyutunda, çevre dokuya göre kontrastlanması az olan mikroadenom ile uyumlu görünüm izleniyor. Hastanın özgeçmişinden yaklaşık 11 aydır dispeptik yakınmaları nedeniyle metoklopramid kullandığı öğreniliyor.

Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Metoklopramid kullanımına ara verildikten 72 saat sonra prolaktin ölçümünün tekrarlanması

Answer

Metoklopramid kullanımına ara verildikten 72 saat sonra prolaktin ölçümünün tekrarlanması
Metoklopramid, güçlü bir dopamin reseptör antagonistidir ve dopaminin prolaktin üzerindeki baskılayıcı etkisini kaldırarak serum prolaktin düzeyini genellikle 100 ng/mL100 \text{ ng/mL}'nin altındaki değerlere yükseltebilir. Hipofizdeki 4 mm4 \text{ mm}'lik lezyon, bu düzeydeki bir prolaktin yüksekliği ile tam uyumlu olmayabileceği gibi, toplumda sık görülen bir 'insidentaloma' (rastlantısal kitle) da olabilir. Bu nedenle, ilaca bağlı hiperprolaktinemi olasılığını dışlamak için ilaca ara verildikten 33 gün sonra testin tekrarlanması en doğru yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Hiperprolaktinemi ve MRI bulgusunu değerlendir
Hafif hiperprolaktinemi (85 ng/mL85 \text{ ng/mL}) ve bir mikroadenom (4 mm4 \text{ mm}) mevcut.
Tanısal süreci başlatmak için mevcut veriler analiz edilir.
2
İlaç öyküsünü sorgula ve potansiyel etkisini belirle
Metoklopramid kullanımı saptandı; bu ilaç dopamin antagonisti olduğu için hiperprolaktinemi yapabilir.
Sekonder nedenlerin dışlanması, hipofiz insidentalomaları ile gerçek adenomların ayrımı için kritiktir.
3
Tanısal doğrulama için uygun süreyi bekle
İlaç kesildikten 33 gün (7272 saat) sonra prolaktin düzeyi normale dönerse primer neden ilaçtır.
Dopamin antagonistlerinin etkisi ilaç kesildikten sonra kısa sürede ortadan kalkar.

Key Concept

İlaca bağlı hiperprolaktinemi ve hipofiz insidentaloması ayrımı

Practice More

Makroprolaktinemi (big-big prolaktin) durumunun laboratuvar ve klinik ayrımını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 19Question

2828 yaşında kadın hasta, doğumdan 33 ay sonra başlayan ve giderek şiddetlenen baş ağrısı, görme bozukluğu ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Öyküsünden doğum sonrasında süt gelmediği ve adet görmediği öğreniliyor. Fizik muayenede bitemporal hemianopsi tespit ediliyor. Hipofiz MRG'de hipofiz bezinde simetrik büyüme, sella tabanında erozyon olmaması ve hipofiz sapında belirgin kalınlaşma izleniyor. Laboratuvar sonuçları şöyledir:

- Prolaktin: 3838 ng/mL (N: 5255-25)
- TSH: 0.10.1 mIU/L (N: 0.440.4-4)
- serbest T4T_4: 0.60.6 ng/dL (N: 0.81.80.8-1.8)
- Sabah kortizolü: 2.52.5 μ\mu g/dL (N: 5235-23)

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Lenfositik hipofizit

Answer

Lenfositik hipofizit
Lenfositik hipofizit, tipik olarak peripartum dönemde görülen otoimmün bir hastalıktır. Hipofiz bezinde simetrik büyüme, yoğun kontrast tutulumu ve özellikle hipofiz sapında kalınlaşma radyolojik olarak en önemli ipuçlarıdır. Klinik olarak panhipopituitarizm ve kitle etkisine bağlı semptomlar görülür.

Step-by-Step Solution

1
Klinik sunumu değerlendir
Postpartum 33. ayda ortaya çıkan panhipopituitarizm ve kitle etkisi (baş ağrısı, hemianopsi).
Bu zamanlama ve bulgular öncelikle peripartum hipofiz hastalıklarını düşündürür.
2
Görüntüleme bulgularını analiz et
Simetrik büyüme, sağlam sella tabanı ve sap kalınlaşması.
Bu bulgular adenomdan ziyade inflamatuar bir süreci (hipofizit) işaret eder.
3
Laboratuvar verilerini yorumla
Sekonder adrenal yetmezlik, sekonder hipotiroidi ve hafif prolaktin yüksekliği (sap etkisi).
Hormon eksiklikleri hipofizdeki harabiyetin derecesini gösterir.
4
Ayırıcı tanı yap
Sheehan (atrofi beklenir) ve Adenom (asimetrik büyüme, sap kalınlaşması nadir) elenir.
Lenfositik hipofizit tüm klinik ve radyolojik verilerle en uyumlu tanıdır.

Key Concept

Lenfositik hipofizit, peripartum dönemde (gebelik son trimester veya postpartum ilk aylar) ortaya çıkan otoimmün bir inflamasyondur ve kitle etkisi ile panhipopituitarizme neden olur.

Practice More

Lenfositik hipofizit ile Sheehan sendromu arasındaki radyolojik farkları tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 20Question

Postpartum şiddetli kanama öyküsü olan 3434 yaşında kadın hasta; halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı ve düşük kan basıncı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan biyokimyasal ve hormonal incelemeler sonucunda sekonder adrenal yetmezlik tanısı konularak hastaya intravenöz hidrokortizon replasmanı başlanıyor. Tedavinin 3636. saatinde hastada aniden başlayan günlük 88 litreye ulaşan idrar çıkışı ve şiddetli susama hissi gelişiyor.

Laboratuvar Bulguları (Hidrokortizon sonrası):
- Serum Sodyum: 148148 mEq/LmEq/L
- Serum Ozmolalitesi: 310310 mOsm/kgmOsm/kg
- İdrar Ozmolalitesi: 105105 mOsm/kgmOsm/kg

Bu klinik tablonun altında yatan temel fizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Glukokortikoid eksikliğinin ortadan kalkmasıyla vazopressin üzerindeki tonik inhibisyonun azalması ve bozulan renal serbest su atılım kapasitesinin düzelmesi sonucu maskelenmiş diabetes insipidusun belirginleşmesi

Answer

Glukokortikoid eksikliğinin ortadan kalkmasıyla vazopressin üzerindeki tonik inhibisyonun azalması ve bozulan renal serbest su atılım kapasitesinin düzelmesi sonucu maskelenmiş diabetes insipidusun belirginleşmesi
Sekonder adrenal yetmezliği olan hastalarda glukokortikoid eksikliği, iki mekanizma ile Diabetes İnsipidus (DI) kliniğini maskeler: 1) ADH salınımı üzerindeki tonik inhibisyonun kalkması sonucu uygunsuz ADH artışı, 2) Renal proksimal tübüllerde serbest su klirensinin bozulması. Hidrokortizon replasmanı yapıldığında, ADH üzerindeki bu baskı kalkar ve böbreğin dilüsyon kapasitesi düzelir. Altta yatan Sheehan sendromu gibi panhipopituitarizm durumlarında, nörohipofiz hasarı da varsa, steroid tedavisi sonrası DI tablosu aniden belirginleşir (poliüri ve hipernatremik dehidratasyon).

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik ve laboratuvar verilerini analiz et.
Sekonder adrenal yetmezlik için steroid alan hastada akut gelişen poliüri, hipernatrem (148148 mEq/LmEq/L) ve düşük idrar ozmolalitesi (105105 mOsm/kgmOsm/kg) saptandı.
Bu bulgular Diabetes İnsipidus (DI) tablosunu doğrular.
2
Kortizol ve ADH arasındaki fizyolojik etkileşimi değerlendir.
Kortizol eksikliği ADH salınımını artırır ve renal tübüllerde serbest suyun atılmasını engeller (dilüsyon kapasitesini bozar).
Kortizol eksikliği DI kliniğini maskeler çünkü suyun dışarı atılmasına izin vermez.
3
Steroid replasmanının etkisini açıkla.
Steroid verildiğinde ADH üzerindeki baskı kalkar ve böbreğin serbest su atma yeteneği geri döner.
Eğer hastada altta yatan bir vazopressin eksikliği (Santral DI) varsa, bu tedavi sonrası hızla poliüri ortaya çıkar.

Key Concept

Unmasking of Diabetes Insipidus by Glucocorticoid Replacement

Alternative Method

Bu durumu anlamak için şu kuralı hatırla: 'Kortizol yoksa su atılamaz (dilüsyon yapılamaz)'. Bu nedenle kortizol verildiğinde su atılmaya başlanır ve eğer ADH yoksa (DI), bu atılım kontrolsüz poliüriye dönüşür.
Estimated Time:2m 0s
Page 1 / 27Next
Endokrinoloji Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin