Göğüs Hastalıkları

453 questions

Question 161Question

Toplumda gelişen pnömoni tanısıyla amoksisilin-klavulanat tedavisi başlanan 55 yaşındaki erkek hasta, tedavinin 10. gününde polikliniğe başvuruyor. Hastanın ateşi düşmüş olmasına rağmen halsizlik, gece terlemesi ve öksürük şikayetlerinin devam ettiği öğreniliyor. Çekilen kontrol akciğer grafisinde sağ üst zonda, içerisinde hava-sıvı seviyesi içermeyen kavitasyon ve çevresel infiltrasyon izleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akciğer Tüberkülozu - Balgamda aside dirençli basil (ARB) ve kültür incelemesi

Answer

Akciğer Tüberkülozu - Balgamda aside dirençli basil (ARB) ve kültür incelemesi
Hastada tipik bakteriyel pnömoni tedavisine yanıtsızlık, anayasal semptomların (gece terlemesi) devam etmesi ve radyolojik olarak tüberkülozun en sık tuttuğu bölge olan sağ üst zonda kavite saptanması mevcuttur. Bu tablo 'yavaş çözülen pnömoni' ayırıcı tanısında tüberkülozu en üst sıraya taşır. Yapılması gereken ilk işlem, kesin tanı için balgamda ARB ve kültür tetkikidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Antibiyotik tedavisine rağmen düzelmeyen semptomlar (gece terlemesi, halsizlik) ve sağ üst zon tutulumu var.
Toplumda gelişen pnömoni tedavisinde 'yavaş iyileşme' veya 'tedavi başarısızlığı' durumlarında tüberküloz akla gelmelidir.
2
Radyolojik bulguyu yorumla
Sağ üst zonda kavitasyon.
Üst lob tutulumu ve kavite varlığı, reaktivasyon tüberkülozu için en tipik radyolojik bulgudur. Hava-sıvı seviyesi olmaması abseyi daha az olası kılar.
3
En uygun yaklaşımı belirle
Tüberküloz araştırması (ARB ve kültür).
Tanıyı kesinleştirmek ve bulaştırıcılığı belirlemek için mikrobiyolojik inceleme şarttır.

Key Concept

Yavaş çözülen pnömoni ve üst zon kavitesi varlığında tüberküloz ayırıcı tanısı

Hints

1
Hastanın semptomları (gece terlemesi) ve radyolojik bulgunun yeri (üst zon) spesifik bir enfeksiyonu işaret ediyor.
2
Standart antibiyotik tedavisine 10-14 gün yanıt alınamaması, etkenin bakteriyel olmayabileceğini düşündürmelidir.
3
Kaviteli lezyonlarda ülkemiz koşullarında ilk ekarte edilmesi gereken hastalık tüberküloz, ilk test ise balgam incelemesidir.

Practice More

Tüberküloz tedavisinde kullanılan ilaçların majör yan etkilerini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 162Question

52 yaşında kadın hasta, bir haftadır devam eden nefes darlığı ve sağ yan ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ akciğer bazalinde matite ve solunum seslerinde azalma saptanıyor. Çekilen akciğer grafisinde sağda plevral efüzyon izleniyor. Yapılan torasentez analizinde plevra sıvısı protein değeri 4,24,2 g/dL, eş zamanlı serum protein değeri ise 6,06,0 g/dL olarak saptanıyor.

Buna göre, plevral efüzyonun Light kriterlerine göre sınıflandırması ve en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Eksuda - Parapnömonik efüzyon

Answer

Plevral sıvının eksuda olarak sınıflandırılması ve en olası nedenin parapnömonik efüzyon olması
Hastanın plevra sıvısı protein / serum protein oranı 0,70,7 olarak hesaplanmıştır. Light kriterlerine göre bu oranın 0,50,5 üzerinde olması sıvının kesinlikle eksuda olduğunu gösterir. Seçenekler arasında parapnömonik efüzyonlar klasik eksuda nedenlerinden biridir. Yan ağrısı (plevritik karakterde) ve nefes darlığı gibi semptomlar da inflamatuar plevral süreçlerle (pnömoni, malignite vb.) uyumludur.

Step-by-Step Solution

1
Plevra sıvısı protein / serum protein oranını hesaplayın.
4,2/6,0=0,74,2 / 6,0 = 0,7 değerine ulaşılır.
Light kriterlerinden ilki olan protein oranı, sıvının niteliğini belirlemede temel basamaktır.
2
Elde edilen oranı Light kriterleri eşik değeriyle (0,50,5) karşılaştırın.
0,7>0,50,7 > 0,5 olduğu için sıvı 'eksuda' olarak tanımlanır.
Protein oranının 0,5'ten büyük olması plevral yüzeylerdeki inflamasyon veya artmış geçirgenliği (eksuda) gösterir.
3
Seçeneklerdeki hastalıkları plevral sıvı vasfına göre değerlendirin.
Parapnömonik efüzyonlar eksuda iken; kalp yetmezliği, siroz ve nefrotik sendrom transuda nedenidir.
Doğru klinik korelasyon için plevral sıvının biyokimyasal niteliği ile altta yatan hastalık eşleştirilmelidir.

Key Concept

Light kriterlerine göre plevra/serum protein oranının >0,5>0,5 olması sıvının eksuda olduğunu kanıtlar.
Question 163Question

4242 yaşında kadın hasta, 22 gün önce geçirdiği jeneralize tonik klonik nöbet esnasında gelişen aspirasyon şüphesi sonrası giderek artan nefes darlığı ve öksürük şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde bilateral yaygın raller saptanırken, juguler venöz dolgunluk ve S3S_3 odağı saptanmıyor. Akciğer grafisinde bilateral yaygın alveolar infiltratlar izleniyor. Mekanik ventilatörde %60\%60 FiO2FiO_2 ve 8 cmH2O8\text{ cmH}_2\text{O} PEEPPEEP desteği altında yapılan kan gazı analizinde PaO2:54 mmHgPaO_2: 54\text{ mmHg} ölçülüyor. Ekokardiyografisinde sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %60\%60 (normal) olarak saptanıyor.

Berlin kriterlerine göre bu hastanın klinik tablosu için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: P/FP/F oranının 90 mmHg90\text{ mmHg} olması nedeniyle 'Ağır (Severe) ARDS' olarak sınıflandırılır.

Answer

P/FP/F oranının 90 mmHg90\text{ mmHg} olması nedeniyle 'Ağır (Severe) ARDS' olarak sınıflandırılması doğrudur.
Hastanın P/FP/F oranı (54/0.6054 / 0.60) 90 mmHg90\text{ mmHg} olarak hesaplanmıştır. Berlin kriterlerine göre PEEP5 cmH2OPEEP \geq 5\text{ cmH}_2\text{O} desteği altında P/FP/F oranının 100100’ün altında olması 'Ağır ARDS' tanısı koydurur. Vaka; akut başlangıç (22 gün), bilateral radyolojik infiltratlar ve normal sol ventrikül fonksiyonları ile Berlin kriterlerini tam olarak karşılamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
P/FP/F oranını hesapla.
PaO2/FiO2=54/0.60=90 mmHgPaO_2 / FiO_2 = 54 / 0.60 = 90\text{ mmHg}.
ARDS şiddetini belirlemek için parsiyel oksijen basıncının inspire edilen oksijen fraksiyonuna oranı kullanılır.
2
Berlin kriterlerine göre şiddet sınıflandırmasını uygula.
P/F100P/F \leq 100 olduğu için 'Ağır' kategorisindedir.
Berlin kriterleri: Hafif (200300200-300), Orta (100200100-200), Ağır (100\leq 100) şeklindedir.
3
Diğer tanı kriterlerini (akut başlangıç, radyoloji, ödem kaynağı) kontrol et.
Tüm kriterler (2 gün içinde başlama, bilateral infiltratlar, non-kardiyojenik doğrulama) karşılanmaktadır.
ARDS tanısı için sadece P/FP/F yetmez, klinik ve radyolojik uyum şarttır.

Key Concept

Berlin ARDS Tanı Kriterleri ve Şiddet Sınıflandırması

Practice More

ARDS yönetiminde mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış düşük tidal volüm (6 mL/kg6\text{ mL/kg}) ve prone pozisyonu kriterlerini gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 164Question

4545 yaşında erkek hasta; son 33 aydır devam eden öksürük, kilo kaybı ve akşamüstü yükselen ateş şikayetleriyle başvuruyor. Akciğer grafisinde sağ üst lobda kavitasyonlu infiltrasyon izleniyor. Balgam yaymasında aside dirençli basiller (ARB) pozitif bulunuyor. Bu hastanın yönetimi ve tüberküloz tedavisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tedaviye yanıtın izlenmesinde ve bulaştırıcılığın sona erdiğinin değerlendirilmesinde en güvenilir yöntem balgam yayması ve kültürünün takibidir.

Answer

Tedaviye yanıtın takibinde ve bulaştırıcılığın değerlendirilmesinde en güvenilir yöntem balgam yayması ve kültürünün takibidir.
Tüberküloz tedavisinin gidişatını belirlemede en değerli yöntem balgamın bakteriyolojik olarak incelenmesidir. Tedavinin 22. ayı sonunda balgam yaymasının negatifleşmesi (konversiyon), tedavinin başarısı ve bulaştırıcılığın azalması açısından kritik öneme sahiptir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik ve radyolojik bulgularını değerlendir.
Kavitasyonel akciğer tüberkülozu ön tanısı konur.
Üst lob tutulumu ve kavitasyon, aktif akciğer tüberkülozunun klasik radyolojik bulgusudur.
2
Bakteriyolojik sonuçları yorumla.
ARB pozitifliği ile tanı kesinleşir.
Balgam yaymasında ARB pozitifliği, bulaştırıcılığı yüksek aktif hastalığı gösterir.
3
Tedavi izlem parametrelerini belirle.
Bakteriyolojik konversiyonun (yayma ve kültür negatifliği) takibi kararlaştırılır.
Tüberkülozda iyileşmenin altın standardı mikrobiyolojik temizlenmedir; radyoloji yanıltıcı olabilir.

Key Concept

Tüberküloz tedavisinde bakteriyolojik takip, radyolojik takipten daha üstün ve güvenilirdir.

Hints

1
Tüberkülozda tedavi başarısını belirlemek için akciğer filmi mi yoksa balgam örneği mi daha objektiftir?

Practice More

Tüberküloz ilaçlarının diğer yan etkilerini (örneğin rifampisinin vücut sıvılarını turuncuya boyaması veya pirazinamidin hiperürisemi yapması) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 165Question

3535 yaşında erkek hasta, egzersiz sonrası ve soğuk havada tetiklenen nefes darlığı ile göğüste sıkışma hissi şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde ekspiryumda hafif hışıltı duyuluyor. Hastanın solunum fonksiyon testinde (SFT) FEV1/FVC\text{FEV}_1/\text{FVC} oranı %68\%68 olarak ölçülüyor. Bronkodilatör (salbutamol) inhalasyonu sonrasında yapılan ölçümde FEV1\text{FEV}_1 değerinde %15\%15 (450450 mL) artış saptanıyor.

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bronşiyal astım

Answer

Bronşiyal astım tanısı, hastanın klinik öyküsü, obstrüktif SFT patermi ve bronkodilatör sonrası saptanan belirgin reversibilite ile konulur.
Hastada saptanan FEV1/FVC\text{FEV}_1/\text{FVC} oranının %70\%70'in altında olması obstrüktif bir süreci gösterir. Bronkodilatör sonrası FEV1\text{FEV}_1 değerinde saptanan %15\%15 ve 450450 mL'lik artış, GINA kılavuzlarına göre 'pozitif reversibilite' kriterlerini (%12\%12 ve 200200 mL üzeri) fazlasıyla karşılar. Bu bulgular, egzersiz ve soğuk ile tetiklenen klinik öyküyle birleştiğinde tipik bir bronşiyal astım tablosunu ortaya koyar.

Step-by-Step Solution

1
FEV1/FVC\text{FEV}_1/\text{FVC} oranını değerlendir.
Oran %68\%68 (<%70< \%70) olduğu için hastada obstrüktif patern mevcuttur.
Obstrüktif akciğer hastalıklarının temel SFT kriteri bu oranın %70\%70'in altında olmasıdır.
2
Bronkodilatör yanıtını (reversibilite) kontrol et.
FEV1\text{FEV}_1 artışı %15\%15 ve 450450 mL olarak saptanmıştır.
FEV1\text{FEV}_1 değerinde bazal değere göre %12\%12 ve 200200 mL'den fazla artış 'anlamlı reversibilite' olarak kabul edilir.
3
Klinik tablo ile SFT bulgularını birleştir.
Genç yaş, tetikleyicilerle gelen ataklar ve tam reversibilite astımı işaret eder.
Astım, değişken ve genellikle tam geri dönüşlü hava yolu obstrüksiyonu ile karakterizedir.

Key Concept

Astım tanısında en önemli SFT bulgusu obstrüktif patern ile birlikte saptanan anlamlı bronkodilatör reversibilitesidir.
Estimated Time:45s
Question 166Question

3434 yaşında kadın hasta, aniden başlayan nefes darlığı, sağ tarafta batıcı yan ağrısı ve bir kez olan hemoptizi şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde iki yıldır oral kontraseptif kullanımı dışında özellik saptanmıyor. Fizik muayenesinde; kan basıncı 120/80120/80 mmHg, nabız 9494/dakika, ateş 37.2C37.2^\circ C, solunum sayısı 2424/dakika olarak ölçülüyor. Akciğer oskültasyonu doğal olup bacaklarda ödem saptanmıyor.

Bu hasta için modifiye Wells skorlamasına göre tanısal algoritmada bir sonraki en uygun adım hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: D-dimer ölçümü

Answer

D-dimer ölçümü yapılması en uygun adımdır.
Doğru yanıt olan seçenek, Wells skorlamasına göre 'PE olası değil' (skor 4\leq 4) kategorisinde yer alan hastalarda izlenmesi gereken standart yolu temsil eder. Bu hastada nabzın 100100 altı olması (00 puan), DVT bulgusu olmaması (00 puan) ve cerrahi öyküsünün bulunmaması nedeniyle puanı sadece klinik şüphe (33) ve hemoptizi (11) oluşturur; toplamda 44 puan alan hastada negatif bir D-dimer testi tanıyı güvenle dışlar.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın modifiye Wells skorunu hesapla.
Puanlama: Alternatif tanının daha az olası olması (+3.0) ve Hemoptizi (+1.0). Toplam Skor = 4.04.0.
Tanısal algoritmada risk kategorisini belirlemek için standart skorlama gereklidir.
2
Skora göre risk kategorisini belirle.
Wells skoru 4\leq 4 olduğu için hasta 'Pulmoner Emboli (PE) olası değil' grubundadır.
İki basamaklı Wells modelinde eşik değer 4'tür.
3
Risk kategorisine göre uygun testi seç.
PE olası değil grubunda yüksek duyarlılıklı D-dimer testi istenmelidir.
D-dimer testi, düşük-orta riskli hastalarda hastalığı dışlamak için en maliyet-etkin ve güvenilir yöntemdir.

Key Concept

Pulmoner emboli tanısal algoritmasında Wells skoru 4\leq 4 ise önce D-dimer, >4> 4 ise direkt BTPA istenir.
Question 167Question

6868 yaşında erkek hasta, 5050 paket-yıl sigara içme öyküsü ve giderek artan efor dispnesi şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde göğüs ön-arka çapında artış (fıçı göğüs), ekspiryumda belirgin uzama ve her iki akciğer bazalinde solunum seslerinde azalma saptanıyor. Hastanın yapılan solunum fonksiyon testi ve akciğer volüm ölçüm sonuçları aşağıda sunulmuştur:

ParametreSonuçBeklenen Değer
FEV1/FVCFEV_1/FVC%48\%48>%75>\%75
FEV1FEV_1%42\%42>%80>\%80
TLCTLC (Helyum Dilüsyonu)4.84.8 L6.26.2 L
TLCTLC (Vücut Pletismografisi)8.58.5 L6.26.2 L

Bu test sonuçlarına göre, Total Akciğer Kapasitesi (TLCTLC) ölçümünde iki farklı yöntem arasında gözlenen bu belirgin farkın en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ağır hava hapsi (air trapping) ve hava yolları ile komünike olmayan hava sahalarının varlığı

Answer

İki ölçüm yöntemi arasındaki farkın temel nedeni, amfizemli hastalarda görülen ve hava yollarıyla bağlantısı kesilmiş olan hava hapsidir (air trapping).
Vücut pletismografisi, Boyle Yasası prensibiyle (P×V=sabitP \times V = \text{sabit}) çalışır ve göğüs kafesi içindeki sıkışabilen tüm gaz hacmini ölçer. Helyum dilüsyonu gibi gaz dilüsyon yöntemleri ise sadece hastanın nefes alıp vermesiyle helyum gazının ulaşabildiği (komünike olan) hava sahalarını ölçebilir. Ağır KOAH veya amfizem hastalarında, hava yollarının erken kapanması veya bül oluşumu nedeniyle gazın ulaşamadığı ciddi miktarda 'hava hapsi' mevcuttur. Bu durum, pletismografi ile ölçülen Total Akciğer Kapasitesinin (TLCTLC), helyum dilüsyonu ile ölçülenden çok daha yüksek çıkmasına neden olur.

Step-by-Step Solution

1
FEV1/FVCFEV_1/FVC ve FEV1FEV_1 değerlerini değerlendir.
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının %48\%48 olması (beklenen %75\%75), hastada belirgin bir obstrüktif patern olduğunu gösterir.
Obstrüktif akciğer hastalıklarında hava yolu direnci arttığı için ekspiratuar akım hızları azalır.
2
Farklı yöntemlerle ölçülen TLCTLC değerlerini karşılaştır.
Vücut pletismografisi ile ölçülen TLCTLC (8.58.5 L), helyum dilüsyonu ile ölçülenden (4.84.8 L) çok daha yüksektir.
Helyum dilüsyonu yöntemi sadece ağızla komünike olan (iletişimde olan) gaz hacmini ölçebilir.
3
Yöntem farkının klinik anlamını belirle.
İki yöntem arasındaki farkın büyüklüğü, hastada hava yollarıyla iletişimi kesilmiş (non-komünike) geniş hava sahaları ve hava hapsi olduğunu kanıtlar.
Vücut pletismografisi Boyle Yasası'nı kullanarak toraks içindeki tüm gaz hacmini (TGVTGV) ölçer.

Key Concept

Hava hapsi olan (amfizem, büllöz hastalık) hastalarda, vücut pletismografisi ile ölçülen akciğer volümleri, gaz dilüsyon yöntemleri (helyum veya azot) ile ölçülenlerden anlamlı derecede daha yüksektir.

Practice More

Büllöz amfizemi olan bir hastada difüzyon kapasitesinin (DLCODLCO) nasıl etkilendiğini ve DLCO/VADLCO/VA oranının önemini inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 168Question

42 yaşında erkek hastaya aktif akciğer tüberkülozu tanısı konularak izoniazid, rifampisin, pirazinamid ve etambutol kombinasyonundan oluşan standart tedavi başlanıyor. Tedavinin birinci haftasında kontrole gelen hasta; idrarının, terinin ve gözyaşının turuncu-kırmızı renge boyandığını fark ettiğini belirterek endişesini dile getiriyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası antitüberküloz ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Rifampisin

Answer

Vücut sıvılarında (idrar, ter, gözyaşı) turuncu-kırmızı renk değişikliğine neden olan ilaç rifampisindir.
Doğru seçenek olan rifampisin, tüberküloz tedavisinde kullanılan güçlü bir bakterisid ilaçtır. Moleküler yapısı gereği turuncu-kırmızı renklidir ve vücuttan atılırken idrar, ter, tükürük ve gözyaşı gibi tüm vücut sıvılarını bu renge boyar. Bu durum klinik olarak zararsızdır, ancak hastaların tedaviye uyumunun bozulmaması ve kontakt lens kullananlarda lenslerin kalıcı olarak boyanabileceği konusunda önceden bilgilendirilmesi gerekir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın tarif ettiği spesifik yan etkiyi (sekresyonların turuncu-kırmızı renk alması) tanımla.
Bu bulgu tüberküloz tedavisinde kullanılan ilaçlardan birine özgü bir 'discoloration' (renk değişikliği) yan etkisidir.
Tanısal yaklaşım için ilacın fizikokimyasal özelliklerini ve metabolizmasını hatırlamak gerekir.
2
Birinci basamak antitüberküloz ilaçların (HRZE) karakteristik yan etkilerini karşılaştır.
Rifampisin, yapısı gereği kırmızımsı bir moleküldür ve idrar, gözyaşı, ter gibi vücut sıvılarını boyar.
Diğer ilaçların (İzoniazid, Pirazinamid, Etambutol) böyle bir yan etkisi bulunmamaktadır.

Key Concept

Rifampisin'in vücut sıvılarını turuncu-kırmızı renge boyama özelliği.

Hints

1
Bu yan etki zararsızdır ancak hastalar için korkutucu olabilir.
2
İlacın kendisi doğal olarak kırmızımsı bir renge sahiptir.

Practice More

Etambutol'ün görme testleri ile takibi ve İzoniazid ile birlikte B6 vitamini verilmesinin nedenlerini gözden geçirin.
Estimated Time:45s
Question 169Question

7272 yaşında erkek hasta, sağ kalça protezi operasyonundan 1010 gün sonra gelişen ani başlangıçlı nefes darlığı ve sağ yan ağrısı şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede kan basıncı 135/85135/85 mmHg, nabız 106106/dakika, solunum sayısı 2626/dakika ve oda havasında SpO2SpO_2 %90\%90 olarak ölçülüyor. Yapılan bilgisayarlı tomografi pulmoner anjiyografi (BTPA) sonucunda sağ ana pulmoner arterde trombüs saptanıyor. Hastanın tıbbi öyküsünde 22 hafta önce geçirilmiş, multipl transfüzyon gerektiren ve cerrahi girişimle durdurulabilen majör gastrointestinal sistem kanaması olduğu belirtiliyor.

Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Vena kava inferior filtresi yerleştirilmesi

Answer

Antikoagülasyonun kontrendike olduğu pulmoner emboli hastalarında vena kava inferior filtresi yerleştirilmesi en uygun yaklaşımdır.
Vena kava inferior filtresi, akut pulmoner emboli tanısı alan ancak aktif kanama, yakın zamanda geçirilmiş majör kanama veya cerrahi girişim gibi nedenlerle antikoagülan tedavinin mutlak kontrendike olduğu durumlarda endikedir. Bu hastada 22 hafta önce multipl transfüzyon gerektiren bir kanama öyküsü olması, heparin veya diğer antikoagülanların kullanımını engeller.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik değerlendirme yapılması
BTPA ile sağ ana pulmoner arterde trombüs saptanarak akut pulmoner emboli tanısı kesinleşmiştir.
Tedavi planı için tanının netleştirilmesi gerekir.
2
Risk ve kontrendikasyon analizi yapılması
Hastanın 22 hafta önce geçirilmiş majör gastrointestinal kanama öyküsü, antikoagülan tedavi için mutlak kontrendikasyon oluşturmaktadır.
Standart tedavi olan antikoagülasyonun güvenli olup olmadığını belirlemek kritiktir.
3
Alternatif tedavi yönteminin seçilmesi
Antikoagülasyonun yapılamadığı akut venöz tromboemboli (VTE) olgularında vena kava inferior filtresi endikasyonu doğmaktadır.
Tekrarlayan embolilerin önlenmesi ve hastanın korunması amacıyla mekanik bariyer gereklidir.

Key Concept

Akut pulmoner emboli yönetiminde antikoagülasyon kontrendikasyonları ve vena kava inferior filtresi endikasyonları.

Practice More

Pulmoner embolide risk sınıflaması (PESI skoru) ve masif/submasif ayrımını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 170Question

5858 yaşında kadın hasta, 1010 yıldır romatoid artrit (RARA) tanısıyla takip edilmektedir. Son 11 haftadır artan nefes darlığı ve sağ yan ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede sağ akciğer bazalinde matite ve solunum seslerinde azalma saptanıyor. Yapılan torasentezde plevral sıvının görünümü bulanık ve sarı-yeşil renktedir. Sıvı analiz sonuçları şu şekildedir:

- Glikoz: 1515 mg/dL (Eş zamanlı kan glikozu: 9595 mg/dL)
- pHpH: 7.007.00
- LDH: 14501450 U/L (Serum LDH: 320320 U/L)
- Protein: 4.54.5 g/dL (Serum protein: 6.86.8 g/dL)
- Sitopatoloji: Granüler nekrotik materyal ve uzamış (elongated) makrofajlar

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Romatoid plöriz

Answer

Hastanın klinik tablosu ve plevral sıvıdaki spesifik biyokimyasal ve sitolojik bulgular ışığında en olası tanı Romatoid plörizdir.
Romatoid artrit hastalarında gelişen plevral efüzyon (Romatoid plöriz), tipik olarak eksuda karakterindedir ve belirgin olarak düşük glikoz (<30<30 mg/dL), düşük pHpH (<7.20<7.20) ve çok yüksek LDH (>1000>1000 U/L) değerleri ile karakterizedir. Sitopatolojik olarak granüler nekrotik debriler ve 'uzamış makrofajlar' (elongated macrophages) tanıyı destekleyen spesifik bulgulardır.

Step-by-Step Solution

1
Light kriterlerini uygula
Plevral sıvı/Serum Protein oranı 4.5/6.8=0.664.5/6.8 = 0.66 (>0.5>0.5).
Sıvının eksuda karakterinde olduğunu doğrulamak için ilk adımdır.
2
Biyokimyasal parametreleri (Glikoz, pH, LDH) değerlendir
Glikoz 1515 mg/dL (aşırı düşük), pHpH 7.007.00 (asidik), LDH 14501450 U/L (belirgin yüksek).
Aşırı düşük glikoz ve yüksek LDH, romatoid artrit, ampiyem ve malignite ayırıcı tanısında kritiktir.
3
Klinik öykü ve sitopatoloji ile birleştir
RA öyküsü + granüler nekrotik materyal ve uzamış makrofajlar.
Bu sitolojik bulgular romatoid plöriz için patognomoniktir.

Key Concept

Romatoid plörizde plevral sıvı bulguları: Glikoz < 30 mg/dL, pH < 7.20, LDH > 1000 U/L ve karakteristik sitopatoloji.
Estimated Time:2m 0s
Question 171Question

6565 yaşında erkek hasta; son 33 aydır giderek artan nefes darlığı, sağ yan ağrısı ve 1010 kgkg zayıflama şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde 3030 yıl boyunca tersanede çalıştığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde sağda akciğer bazalinden itibaren skapula üstüne kadar ekspansiyon kaybı, perküsyonda matite ve solunum seslerinde azalma saptanıyor. Toraks BT'de sağda masif plevral efüzyon ile birlikte plevrada yer yer nodüler karakterde kalınlaşmalar izleniyor. Yapılan torasentezde sıvı eksüda karakterinde (Protein:4.2Protein: 4.2 g/dLg/dL, LDH:520LDH: 520 U/LU/L) olup, gönderilen iki ayrı sıvı sitolojisi malignite yönünden negatif olarak raporlanıyor. Bu hastada kesin tanı için bir sonraki en uygun basamak hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Torakoskopik (VATS) plevra biyopsisi

Answer

Kesin tanı için torakoskopik (VATS) plevra biyopsisi yapılmalıdır.
Asbest maruziyeti öyküsü, plevritik ağrı ve BT'de nodüler plevral kalınlaşması olan bir hastada öncelikle malign mezotelyoma düşünülmelidir. Mezotelyomada plevral sıvı sitolojisinin duyarlılığı düşüktür (%30(\%30 civarı )). Kapalı plevra biyopsisi de yama tarzı tutulum nedeniyle yetersiz kalabilir. Bu nedenle, hem plevranın doğrudan gözlenmesine hem de şüpheli alanlardan yeterli büyüklükte biyopsi alınmasına olanak sağlayan torakoskopik (VATS) biyopsi, kesin tanı için en uygun basamaktır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve anamnez verilerini değerlendir.
Tersane işçisi olması asbest maruziyetini, kilo kaybı ve yan ağrısı ise maligniteyi (özellikle mezotelyoma) düşündürür.
Mezotelyoma için asbest maruziyeti en önemli risk faktörüdür.
2
Radyolojik ve biyokimyasal bulguları analiz et.
Sıvının eksüda karakterinde olması ve BT'deki nodüler plevral kalınlaşma malignite şüphesini destekler.
Nodüler kalınlaşma, plevral metastaz veya primer plevra tümörleri için tipiktir.
3
Tanısal testlerin verimliliğini karşılaştır.
İki kez negatif gelen sitoloji sonrası, mezotelyoma tanısı için daha invaziv ama yüksek verimli bir yöntem gereklidir.
Mezotelyomada sitoloji yetersizdir; invazyonun gösterilmesi ve immünhistokimyasal inceleme için geniş doku örneği şarttır.

Key Concept

Malign Mezotelyoma Tanı Stratejisi

Practice More

Mezotelyoma tanısında kullanılan immünhistokimyasal belirteçleri (Kalretinin, WT-1, Sitokeratin 5/6) gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 172Question

4242 yaşında kadın hasta, yaklaşık 66 ay önce geçirdiği total tiroidektomi operasyonu sonrası giderek artan efor dispnesi ve soluk alıp verirken duyulan "hırıltı" şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede hem inspiratuar hem de ekspiratuar fazda belirgin stridor saptanıyor. Yapılan solunum fonksiyon testinde (SFT) FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı %82\%82, FEV1FEV_1 beklenenin %75\%75'i olarak ölçülüyor. Akım-volüm halkası incelendiğinde, hem inspiratuar hem de ekspiratuar akım kollarının belirgin şekilde düzleştiği (plato çizdiği) gözleniyor. Bu klinik ve laboratuvar bulguları ışığında, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sabit üst havayolu obstrüksiyonu (Trakeal stenoz)

Answer

Sabit üst havayolu obstrüksiyonu (Trakeal stenoz)
Doğru yanıt olan sabit üst havayolu obstrüksiyonu seçeneği, hastadaki hem inspiratuar hem de ekspiratuar stridor varlığı ve SFT'deki çift fazlı plato görünümü ile tam uyumludur. Trakeal stenoz gibi sabit darlıklarda, havayolu çapı transmural basınç değişikliklerinden etkilenmez ve her iki fazda da akım kısıtlanır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik öyküsünü ve fizik muayene bulgularını değerlendirin.
Post-operatif dönemde gelişen çift fazlı (inspiratuar ve ekspiratuar) stridor, üst havayolunda mekanik bir darlık olduğunu düşündürür.
Stridor, ekstratorasik veya büyük intratorasik havayollarının obstrüksiyonu için tipik bir fizik muayene bulgusudur.
2
Solunum fonksiyon testi parametrelerini ve akım-volüm halkasını analiz edin.
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının korunmuş olması tipik obstrüktif akciğer hastalıklarını (KOAH/Astım) dışlarken, her iki koldaki düzleşme akımın fiziksel bir engel tarafından sınırlandığını gösterir.
Sabit obstrüksiyonlarda, havayolu çapı solunum fazlarından bağımsız olarak daralmıştır, bu da akım-volüm halkasında karakteristik plato görünümüne yol açar.
3
Ayırıcı tanı yaparak en uygun seçeneği belirleyin.
Trakeal stenoz, tiroidektomi veya uzun süreli entübasyon sonrası görülebilen ve sabit obstrüksiyon yapan klasik bir tablodur.
Değişken obstrüksiyonlar sadece tek bir fazda düzleşme yaparken, sabit obstrüksiyonlar hem inspiratuar hem de ekspiratuar fazı etkiler.

Key Concept

Akım-volüm halkasında hem inspiratuar hem de ekspiratuar kolların düzleşmesi (plato çizmesi) 'Sabit Üst Havayolu Obstrüksiyonu' tanısı için ayırt edicidir.

Practice More

Vokal kord disfonksiyonu ile bronşiyal astım arasındaki akım-volüm halkası farklarını inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 173Question

6565 yaşında erkek hasta, 5050 paket-yıl sigara öyküsü mevcut olup son 22 aydır ilerleyen nefes darlığı ve kanlı balgam şikayeti ile başvuruyor. Yapılan toraks BT incelemesinde sağ akciğer üst lobda 4.5 cm4.5 \text{ cm} çapında kitle ve sol paratrakeal bölgede 2 cm2 \text{ cm} çapında lenfadenopati (LAP) saptanıyor. Yapılan EBUS-TBİA (Endobronşiyal USG eşliğinde transbronşiyal iğne aspirasyonu) ile sol paratrakeal lenf nodundan alınan biyopsi adenokarsinom metastazı olarak raporlanıyor. Uzak organ metastazı saptanmayan bu hasta için en uygun klinik evreleme ve yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Evre IIIB - Eş zamanlı kemoradyoterapi

Answer

Hastanın klinik evresinin IIIB olduğu ve yönetim stratejisinin eş zamanlı kemoradyoterapi olması gerektiğini belirten seçenek doğrudur.
Doğru yanıt olan seçenek, hastanın hem anatomik evresini (T2bN3M0 -> IIIB) hem de bu evreye uygun olan küratif amaçlı eş zamanlı kemoradyoterapi yaklaşımını doğru şekilde eşleştirmiştir. N3 tutulumu (bu vakada sol paratrakeal nodül), primer tümör sağda olduğu için kontralateral tutulumdur ve cerrahiyi engeller.

Step-by-Step Solution

1
Primer tümörün T evresini belirle.
4.5 cm4.5 \text{ cm} kitle T2b (4 cm < T ≤ 5 cm) olarak sınıflanır.
TNM 8. edisyona göre boyut bazlı evreleme kuralıdır.
2
Lenf nodu tutulumunun N evresini belirle.
Sağ akciğerdeki primer tümör için sol (karşı taraf) paratrakeal lenf nodu tutulumu N3 olarak sınıflanır.
Kontralateral mediastinal, kontralateral hiler veya supraklaviküler tutulumlar N3'tür.
3
T, N ve M verilerini birleştirerek genel evreyi bul.
T2b, N3, M0 bulguları hastayı Evre IIIB grubuna sokar.
N3 tutulumu olan T1-T2 tümörler Evre IIIB kapsamında yer alır.
4
Evreye göre operabilite ve tedavi kararını ver.
N3 tutulumu cerrahi kontrendikasyonudur; standart tedavi kemoradyoterapidir.
NSCLC (Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri) yönetiminde N3 hastalar inoperabl kabul edilir.

Key Concept

Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde (NSCLC) N3 (karşı taraf mediastinal/hiler veya supraklaviküler) lenf nodu tutulumu, hastayı Evre IIIB yapar ve bu cerrahi rezeksiyon için kesin bir kontrendikasyondur.

Practice More

N2 ve N3 lenf nodu istasyonlarının ayrımını ve mediastinal lenf nodu haritasını tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:2m 30s
Question 174Question

6060 yaşında kadın hasta, rutin kontrol amacıyla çekilen akciğer grafisinde saptanan bir nodül nedeniyle değerlendiriliyor. Yaşamı boyunca hiç sigara kullanmadığı öğrenilen hastanın toraks BT incelemesinde sol akciğer periferinde 3 cm3 \text{ cm} çapında, spiküle konturlu bir kitle izleniyor. Yapılan transtorasik iğne biyopsisi malignite ile uyumlu geliyor.

Bu klinik tabloda en olası histolojik tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Adenokarsinom

Answer

Adenokarsinom
Adenokarsinom, günümüzde akciğer kanserlerinin en sık görülen histolojik tipidir. Özellikle sigara içmeyen bireylerde, kadınlarda ve akciğerin periferik kesimlerinde yerleşen kitlelerde ilk sırada akla gelmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın demografik verilerini ve sigara öyküsünü değerlendiriniz.
Hasta hiç sigara içmemiş bir kadındır.
Sigara içmeyenlerde ve kadınlarda görülen akciğer kanserlerinin epidemiyolojik özellikleri tanıda yol göstericidir.
2
Kitlenin akciğerdeki yerleşim yerini analiz ediniz.
Kitle akciğerin periferik (dış) kesiminde yerleşmiştir.
Histolojik tiplerin akciğerdeki anatomik yerleşimi (santral vs periferik) ayırıcı tanıda kritiktir.
3
Epidemiyolojik verilerle radyolojik bulguları birleştirerek en olası tanıyı belirleyiniz.
Tanı Adenokarsinom olarak belirlenir.
Adenokarsinom, sigara içmeyenlerde en sık görülen ve tipik olarak periferik yerleşim gösteren akciğer kanseri tipidir.

Key Concept

Akciğer kanseri histolojik tiplerinin epidemiyolojik ve anatomik özellikleri
Estimated Time:45s
Question 175Question

62 yaşında, 45 paket/yıl45\text{ paket/yıl} sigara öyküsü olan erkek hastanın hiler yerleşimli kitlesinden yapılan biyopsi sonucu beklenirken; laboratuvar tetkiklerinde serum kalsiyum düzeyinin 12.8 mg/dL12.8\text{ mg/dL} olduğu ve bu durumun paratiroid hormon ilişkili protein (PTHrPPTHrP) artışına bağlı geliştiği saptanıyor. Bu klinik tablo dikkate alındığında, hastada en olası histolojik tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yassı hücreli (skuamöz) karsinom

Answer

Yassı hücreli (skuamöz) karsinom
Yassı hücreli (skuamöz) karsinom, santral yerleşimli olması ve paratiroid hormon ilişkili protein (PTHrPPTHrP) salgılayarak hiperkalsemiye neden olmasıyla bilinen klasik bir tümör tipidir.

Step-by-Step Solution

1
Laboratuvar bulgularındaki hiperkalseminin nedenini analiz et.
Hiperkalsemi PTHrPPTHrP (paratiroid hormon ilişkili protein) artışına bağlıdır.
Bu durum, maligniteye bağlı gelişen humoral hiperkalseminin en sık nedenidir.
2
Akciğer kanseri histolojik tipleri ile paraneoplastik sendromlar arasındaki ilişkiyi kur.
PTHrPPTHrP üretimi en sık yassı hücreli (skuamöz) karsinomda görülür.
Yassı hücreli karsinom, skuamöz diferansiyasyon gösteren ve hiler yerleşimi seven bir tümördür.
3
Vaka verileriyle (yaş, sigara, hiler kitle) sonucu doğrula.
Tüm veriler yassı hücreli karsinom tanısını desteklemektedir.
Sigara içen erkeklerde santral yerleşimli kitle ve hiperkalsemi klasik bir vaka sunumudur.

Key Concept

Akciğerin yassı hücreli karsinomu, paratiroid hormon ilişkili protein (PTHrP) salgılayarak 'Humoral Malignite Hiperkalsemisi' tablosuna en sık neden olan akciğer kanseri tipidir.
Estimated Time:45s
Question 176Question

Özgeçmişinde tip 2 diyabet öyküsü bulunan 5858 yaşındaki kadın hasta, iki gündür devam eden yüksek ateş, titreme ve öksürük şikâyetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde bilinci açık ve koopere; kan basıncı 125/75125/75 mmHg, nabız 92/dak92/dak, solunum sayısı 22/dak22/dak ve vücut ısısı 38.8C38.8^\circ C olarak ölçülüyor. Akciğer oskültasyonunda sol alt alanda tüp sufl ve raller saptanıyor. Akciğer grafisinde sol alt lobda lober konsolidasyon izleniyor. Laboratuvar incelemesinde kan üre azotu (BUN) 1616 mg/dL bulunuyor.

Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ayaktan tedavi; moksifloksasin

Answer

Diyabeti olan ve CURB-65 skoru 0 saptanan bu hastada en uygun yaklaşım ayaktan moksifloksasin tedavisidir.
Hastanın CURB-65 parametreleri incelendiğinde (Konfüzyon: yok, Üre: 1616 mg/dL, Solunum sayısı: 22/dak22/dak, Kan basıncı: 125/75125/75 mmHg, Yaş: 5858) toplam skorun 00 olduğu görülür. Bu skor, hastanın ayaktan tedavi edilebileceğini gösterir. Ancak hastanın diyabetik olması, onu Türk Toraks Derneği rehberine göre 'Grup 1B' (Eşlik eden hastalığı olan ayaktan hastalar) kategorisine sokar. Bu grupta tek başına beta-laktam kullanımı yerine moksifloksasin veya levofloksasin gibi solunumsal kinolonlar ya da beta-laktam+makrolid kombinasyonları ilk seçenek olarak önerilmektedir.

Step-by-Step Solution

1
CURB-65 skorunu hesapla
Skor: 0 (Bilinç açık: 0, Üre < 19: 0, Solunum < 30: 0, Kan Basıncı > 90/60: 0, Yaş < 65: 0)
Yatış endikasyonunu belirlemek için ilk adım klinik şiddet skorlamasıdır.
2
Yatış kararını ver
Ayaktan tedavi
CURB-65 skoru 0 olan hastalar düşük riskli kabul edilir ve ayaktan tedavi edilebilir.
3
Eşlik eden hastalık varlığını değerlendir
Risk faktörü mevcut (Diyabet)
Eşlik eden hastalıklar (DM, KBY, Kalp yetmezliği vb.) antibiyotik seçimini değiştirir.
4
Antibiyotik rejimini seç
Solunumsal kinolon veya Beta-laktam + Makrolid
Eşlik eden hastalığı olan Grup 1B hastalarında tek başına amoksisilin yerine moksifloksasin gibi geniş spektrumlu seçenekler tercih edilmelidir.

Key Concept

Toplumda gelişen pnömonilerde yatış kararı CURB-65 skoru ile verilir; ancak tedavi seçimi hastanın eşlik eden hastalıklarına göre modifiye edilir.

Practice More

CURB-65 skoru 2 olan bir hastada yatış yeri ve ampirik tedavi seçeneklerini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 177Question

52 yaşında erkek hasta, son 1 yıldır giderek artan efor dispnesi ve çabuk yorulma şikayetleri ile başvuruyor. Öyküsünde 3 yıl önce geçirilmiş ve 6 ay tedavi edilmiş derin ven trombozu (DVT) bulunduğu öğreniliyor. Fizik muayenede P2 sert duyuluyor ve sağ ventrikül aktivitesi artmış bulunuyor.

Yapılan tetkiklerde;
- Transtorasik Ekokardiyografi: Sağ ventrikül genişlemiş, sistolik fonksiyonları azalmış, sPAB: 75 mmHg.
- Solunum Fonksiyon Testi: Normal.
- Ventilasyon/Perfüzyon (V/Q) Sintigrafisi: Ventilasyonun normal olduğu alanlarda çok sayıda segmental perfüzyon defekti izleniyor.
- Sağ Kalp Kateterizasyonu: Ortalama Pulmoner Arter Basıncı (mPAB): 55 mmHg, Pulmoner Arter Kama Basıncı (PAKB): 10 mmHg, Pulmoner Vasküler Direnç: 900 din.sn.cm⁻⁵.

Bu hasta için en uygun ve küratif potansiyeli olan tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Pulmoner endarterektomi

Answer

Pulmoner endarterektomi
Hastada sağ kalp kateterizasyonu ile prekapiller pulmoner hipertansiyon doğrulanmış ve V/Q sintigrafisindeki segmental perfüzyon defektleri ile etyolojinin Kronik Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon (KTEPH - WHO Grup 4) olduğu gösterilmiştir. DVT öyküsü de bunu desteklemektedir. KTEPH, pulmoner hipertansiyon grupları arasında cerrahi ile tam kür sağlanabilen tek gruptur ve 'Pulmoner Endarterektomi (PEA)' operasyonu, cerrahiye uygun (erişilebilir trombüs) tüm hastalarda altın standart tedavidir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu ve öyküsünü değerlendir.
Geçirilmiş DVT öyküsü ve ilerleyici nefes darlığı olan hastada Pulmoner Hipertansiyon (PH) bulguları mevcut.
DVT öyküsü tromboembolik kökeni düşündürmelidir.
2
Tanısal testleri yorumlayarak PH grubunu belirle.
RHC bulguları prekapiller PH (mPAB > 20, PAKB ≤ 15) ile uyumlu. V/Q sintigrafisindeki 'mismatch' (havalanan ama kanlanmayan) defektler Kronik Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon (KTEPH - WHO Grup 4) için tipiktir.
V/Q sintigrafisi KTEPH ile İdiyopatik PAH (Grup 1) ayrımında en önemli testtir; İPAH'ta V/Q normal veya benekli olabilir ama segmental defekt beklenmez.
3
Belirlenen grup için en uygun tedavi seçeneğini sapt.
KTEPH (Grup 4) tanısı konulan ve cerrahiye uygun (operable) hastalarda seçkin ve potansiyel olarak küratif tedavi Pulmoner Endarterektomi (PEA) ameliyatıdır.
Medikal tedaviler (Riociguat vb.) inoperable hastalarda veya cerrahi sonrası dirençli olgularda kullanılır.

Key Concept

Kronik Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon (KTEPH - WHO Grup 4) tanısında V/Q sintigrafisi anahtar role sahiptir ve bu hastalığın küratif tedavisi Pulmoner Endarterektomidir.

Hints

1
Hastanın öyküsündeki DVT ve sintigrafideki 'segmental defektler' size hangi spesifik pulmoner hipertansiyon grubunu düşündürüyor?
2
Bu hastalık (KTEPH), tüm pulmoner hipertansiyon türleri arasında 'tamamen iyileşme' şansı olan nadir bir durumdur.
3
Tıkanıklık mekanik bir pıhtı (fibrotik trombüs) olduğuna göre, ilaçla damarı gevşetmek mi yoksa pıhtıyı çıkarmak mı daha kesin çözüm olur?

Practice More

İnoperable KTEPH hastalarında kullanılan ve sGC stimülatörü olan ilacın mekanizmasını çalışınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 178Question

2828 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır belirginleşen egzersiz dispnesi ve çabuk yorulma şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde pulmoner odakta sertleşmiş P2P_2 sesi ve triküspit odakta pansistolik üfürüm saptanıyor. Yapılan ileri incelemelerde sol kalp hastalığı, parankimal akciğer hastalığı ve kronik tromboembolik süreçler dışlanıyor. Sağ kalp kateterizasyonunda; ortalama pulmoner arter basıncı 4242 mmHg, pulmoner arter uç basıncı (PAWP) 1212 mmHg ve kalp debisi 4.24.2 L/dk ölçülüyor. Akut vazoreaktivite testi sırasında ortalama pulmoner arter basıncının 1212 mmHg düşerek 3030 mmHg'ye gerilediği ve kalp debisinin sabit kaldığı gözleniyor.

Bu hasta için en uygun başlangıç tedavisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Diltiazem

Answer

Vazoreaktivite testi pozitif olan bu hastada en uygun başlangıç tedavisi kalsiyum kanal blokeri olan diltiazemdir.
Hastada saptanan pre-kapiller pulmoner hipertansiyon (mPAB > 2020 mmHg, PAWP 15\leq 15 mmHg) ve eşlik eden hastalıkların dışlanması Grup 1 Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon tanısını koydurur. Akut vazoreaktivite testinde mPAB'ın 1010 mmHg'den fazla azalarak 4040 mmHg'nin altına inmesi ve kalp debisinin korunması 'pozitif yanıt' olarak kabul edilir. Bu özel hasta grubunda diltiazem gibi kalsiyum kanal blokerleri ilk basamak tedavidir.

Step-by-Step Solution

1
Hemodinamik verilerin değerlendirilmesi
Ortalama pulmoner arter basıncı (mPAB) 4242 mmHg (> 2020 mmHg) ve PAWP 1212 mmHg (< 1515 mmHg) olması, pre-kapiller pulmoner hipertansiyonu doğrular.
Sol kalp hastalığı ve akciğer hastalıkları dışlandığı için hasta Grup 1 (PAH) kategorisindedir.
2
Vazoreaktivite testi sonuçlarının analizi
mPAB'da en az 1010 mmHg düşüş olması (1212 mmHg düşmüş) ve son mPAB değerinin 40\leq 40 mmHg olması (3030 mmHg'ye düşmüş) testin pozitif olduğunu gösterir.
Pozitif yanıt kriterleri: Kalp debisi azalmadan mPAB'da 10\geq 10 mmHg düşüş ve mutlak değerin 40\leq 40 mmHg olmasıdır.
3
Tedavi seçimi
Vazoreaktivite testi pozitif olan hastalarda kalsiyum kanal blokerleri (nifedipin, diltiazem veya amlodipin) başlanır.
Bu hastalar uzun dönemde kalsiyum kanal blokerlerine mükemmel yanıt verirler.

Key Concept

Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon'da (Grup 1) vazoreaktivite testi pozitifliği kriterleri ve tedavi yönetimi.
Question 179Question

4242 yaşında erkek hasta, aşırı alkol alımı sonrası gelişen şiddetli kusma epizodlarını takiben ani başlayan sol taraflı plevritik göğüs ağrısı ve dispne şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede ateş 38.2C38.2^\circ C, nabız 115115/dk, kan basıncı 100/60100/60 mmHg saptanıyor. Sol hemitoraksta matite ve solunum seslerinde azalma mevcut. Akciğer grafisinde sol plevral efüzyon ve pnömomediastinum izleniyor. Yapılan torasentezde plevral sıvının biyokimyasal analizi şu şekildedir:

* Plevral sıvı proteini: 5.25.2 g/dL (Serum: 7.07.0 g/dL)
* Plevral sıvı LDH: 940940 U/L (Serum: 300300 U/L)
* Plevral sıvı pH: 5.95.9
* Plevral sıvı amilazı: 24002400 U/L

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Özofagus rüptürü (Boerhaave sendromu)

Answer

Özofagus rüptürü (Boerhaave sendromu)
Klinik tabloda yer alan şiddetli kusma sonrası ani göğüs ağrısı (Mackler triadı: kusma, göğüs ağrısı, subkutan amfizem/pnömomediastinum) özofagus rüptürünü düşündürür. Plevral sıvı analizinde amilazın çok yüksek olması (>160>160 U/L veya sıvı/serum >1>1) pankreatit, özofagus rüptürü ve malignite ayırıcı tanısına sokar. Özofagus rüptüründe plevral sıvı amilazı tükürük kaynaklıdır ve mide içeriğinin plevral boşluğa sızması veya bakteriyel enfeksiyon nedeniyle pH tipik olarak 6.06.0'ın altındadır.

Step-by-Step Solution

1
Light kriterlerini uygula.
Sıvı/Serum Protein: 5.2/7.0=0.745.2/7.0 = 0.74 (>0.5>0.5); Sıvı/Serum LDH: 940/300=3.13940/300 = 3.13 (>0.6>0.6).
Plevral sıvının eksüda karakterinde olduğunu doğrulamak için.
2
Plevral sıvı pH ve amilaz değerlerini değerlendir.
pH 5.95.9 (belirgin asidoz) ve Amilaz 24002400 U/L (belirgin yükseklik).
Yüksek amilazlı eksüdalar arasında (pankreatit, özofagus rüptürü, malignite) ayırıcı tanı yapmak için.
3
Klinik bulgularla (kusma öyküsü, pnömomediastinum) biyokimyayı birleştir.
Pnömomediastinum ve asidik yüksek amilazlı sıvı Boerhaave sendromuna işaret eder.
Özofagus rüptüründe plevral aralığa mide asidi ve tükürük kökenli amilaz geçtiği için bu tablo oluşur.

Key Concept

Plevral sıvıda yüksek amilaz ve aşırı düşük pH (<6.0<6.0) varlığında, özellikle kusma öyküsü ve pnömomediastinum eşlik ediyorsa ilk düşünülmesi gereken tanı özofagus rüptürüdür.
Estimated Time:2m 0s
Question 180Question

Uzun süredir ağır sigara kullanım öyküsü olan 60 yaşındaki erkek hasta, son bir haftadır belirginleşen halsizlik, iştahsızlık ve kafa karışıklığı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde patolojik bulgu saptanmayan hastanın laboratuvar incelemesinde serum sodyum düzeyi 122 mEq/L122\text{ mEq/L} (N: 135145 mEq/L135-145\text{ mEq/L}) olarak bulunuyor. Çekilen akciğer grafisinde sağ hiler bölgede santral yerleşimli bir kitle izlenen bu hastada en olası histopatolojik tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Küçük hücreli karsinom

Answer

Küçük hücreli karsinom
Hastadaki derin hiponatremi (Na<135 mEq/LNa < 135\text{ mEq/L}) ve santral kitle bulguları, ektopik olarak antidiüretik hormon (ADH) salgılanmasına bağlı gelişen Uygunsuz ADH Sendromu'na (SIADH) işaret eder. Bu tablo, akciğer maligniteleri arasında en sık ve en tipik olarak küçük hücreli karsinomda izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz edin.
Hastada santral yerleşimli akciğer kitlesi ve derin hiponatremi (122 mEq/L122\text{ mEq/L}) saptanmıştır.
Bu tablo, akciğer kanserlerinde görülen paraneoplastik bir durum olan Uygunsuz ADH Sendromu'nu (SIADH) düşündürür.
2
Tümör tipi ile paraneoplastik sendrom arasındaki ilişkiyi kurun.
SIADH, en karakteristik olarak küçük hücreli akciğer kanserinde (KHAK) görülür.
Küçük hücreli karsinom nöroendokrin kökenli bir tümördür ve hormon salgılama potansiyeli yüksektir.

Key Concept

Küçük hücreli akciğer karsinomu (KHAK) ve Uygunsuz ADH Sendromu (SIADH) birlikteliği.
Estimated Time:45s
PreviousPage 9 / 23Next
Göğüs Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 9 | Examkin